Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Azerbaycan Tarihi

Bu konu Azerbaycan forumunda tuOneLa tarafından 10 Kasım 2006 (12:45) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
30903 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 31 Ağustos 2012 (17:46) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.73  |  Oy Veren: 11      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 10 Kasım 2006, 12:45

Azerbaycan Tarihi

#1 (link)
tuOneLa
Ziyaretçi
tuOneLa - avatarı
Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates'in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir.

Atropetes Krallığından sonra bölgeye sırasıyla Selevkoslular, Ermeniler, Romalılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Türklerin buraya esaslı yerleşmeleri M.S. 4. ve 5. asırlarda olmuştur. Daha sonra Sasani Hükümdarı Nuşirevan bölgeye İranlıları yerleştirme politikasını takip etmiştir. Yedinci asırdan itibaren büyümeye başlayan İslam devleti Azerbaycan'ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643'te bölge tamamen Müslümanların hakimiyeti altına geçmesiyle tamamlandı.

Daha sonra Abbasiler burayı Türk emirler vasıtasıyla idare ettiler. Abbasi Devletinin yıkılmasıyla, bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdular. Yedinci asırdan itibaren Selçuklu Akıncıları Azerbaycan'a girdiler. Fakat burada kesin bir hakimiyet tesis edemediler.

1015-1016'dan sonra buraya Oğuz boyları yerleşmeye başladı. 1043 senesinde Tuğrul Bey, amcası ve amcaoğlunu buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir netice alınamadı. Azerbaycan'ın kesin Selçuklu hakimiyeti altına girmesi Sultan Alparslan devrinde olmuştur.

Azerbaycan, 12. ve 13. asırlar arasında Atabegler ve Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1320'de girmeye başladı. Cengiz'in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz'in ölümünden sonra Azerbaycan Cuci milletinin istilasına uğradı. Onlardan sonra İranlıların hakimiyetine giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletinin hakimiyetine girdi.

On altıncı asrın ilk yarısına kadar bu istilalar devam etti. Azerbaycan'a ilk Osmanlı seferi ise 16. asırdan itibaren başladı. Yavuz Sultan Selim Han Safevilerle olan savaşları esnasında, 1514'te Tebriz'i aldıysa da, şehir tekrar Safevilerin eline geçti. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman Han Tebriz'i aldı ve ertesi sene bütün Azerbaycan'ı fethetti. 1555'te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde tekrar Osmanlıların eline geçti.

1539'dan sonra Azerbaycan'da muhtelif hanlıklar kuruldu. Bunlarda kargaşalık; 19. asra kadar devam etti. Bu asırda bazı kalkınma hareketleri başladıysa da, sonuçları ancak 20. asrın başlarında görüldü. Nihayet, 28 Nisan 1920'de kızılordunun istilası ile Sovyet rejimi ilan edildi. Azerbaycan bugünkü statüye gelene kadar, Gürcüler-Ermeniler ile birlikte Kafkasya federasyonu şeklinde idare edildi.

5 Aralık 1936'da topraklarının bir kısmı Ermenilere bir kısmı da Gürcülere verildi. Böylece Kafkasya'da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya'ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu.

Komünistlerin istilası sırasında, milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslamiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı yapılan başkaldırmalar başladı. Ancak bunlar her defasında çok kanlı olarak kızılordu tarafından bastırıldı. Komünistlere karşı 56 şiddetli isyan olmuştur.

1989'da Rusya'da başlayan Glasnost ve Prestroika politikası ile Kuzey Azerbaycan'da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu. 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı.

Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991'de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunları diğer Türk devletleri takip etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ yüzünden çıkan savaş devam etmektedir. 1992 ortalarında yapılan seçimleri kazanan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey devlet başkanı oldu.
Etiketler:
  • azerbaycan in tarihi
  • azerbaycan ne zaman kuruldu
  • azerbaycan tarihcesi
  • azerbaycan tarihi
  • azerbaycanin tarihi
Benzer Konular:
Rapor Et
Reklam
Eski 8 Nisan 2008, 09:28

Azerbaycan Tarihi

#2 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
AZERBAYCAN
Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates'in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir.

Atropetes Krallığından sonra bölgeye sırasıyla Selevkoslular, Ermeniler, Romalılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Türklerin buraya esaslı yerleşmeleri M.S. 4. ve 5. asırlarda olmuştur. Daha sonra Sasani Hükümdarı Nuşirevan bölgeye İranlıları yerleştirme politikasını takip etmiştir. Yedinci asırdan itibaren büyümeye başlayan İslam devleti Azerbaycan'ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643'te bölge tamamen Müslümanların hakimiyeti altına geçmesiyle tamamlandı.

Daha sonra Abbasiler burayı Türk emirler vasıtasıyla idare ettiler. Abbasi Devletinin yıkılmasıyla, bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdular. Yedinci asırdan itibaren Selçuklu Akıncıları Azerbaycan'a girdiler. Fakat burada kesin bir hakimiyet tesis edemediler.

1015-1016'dan sonra buraya Oğuz boyları yerleşmeye başladı. 1043 senesinde Tuğrul Bey, amcası ve amcaoğlunu buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir netice alınamadı. Azerbaycan'ın kesin Selçuklu hakimiyeti altına girmesi Sultan Alparslan devrinde olmuştur.

Azerbaycan, 12. ve 13. asırlar arasında Atabegler ve Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1320'de girmeye başladı. Cengiz'in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz'in ölümünden sonra Azerbaycan Cuci milletinin istilasına uğradı. Onlardan sonra İranlıların hakimiyetine giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletinin hakimiyetine girdi.

On altıncı asrın ilk yarısına kadar bu istilalar devam etti. Azerbaycan'a ilk Osmanlı seferi ise 16. asırdan itibaren başladı. Yavuz Sultan Selim Han Safevilerle olan savaşları esnasında, 1514'te Tebriz'i aldıysa da, şehir tekrar Safevilerin eline geçti. 1534'te Kanuni Sultan Süleyman Han Tebriz'i aldı ve ertesi sene bütün Azerbaycan'ı fethetti. 1555'te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde tekrar Osmanlıların eline geçti.

1539'dan sonra Azerbaycan'da muhtelif hanlıklar kuruldu. Bunlarda kargaşalık; 19. asra kadar devam etti. Bu asırda bazı kalkınma hareketleri başladıysa da, sonuçları ancak 20. asrın başlarında görüldü. Nihayet, 28 Nisan 1920'de kızılordunun istilası ile Sovyet rejimi ilan edildi. Azerbaycan bugünkü statüye gelene kadar, Gürcüler-Ermeniler ile birlikte Kafkasya federasyonu şeklinde idare edildi.

5 Aralık 1936'da topraklarının bir kısmı Ermenilere bir kısmı da Gürcülere verildi. Böylece Kafkasya'da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya'ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu.

Komünistlerin istilası sırasında, milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslamiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı yapılan başkaldırmalar başladı. Ancak bunlar her defasında çok kanlı olarak kızılordu tarafından bastırıldı. Komünistlere karşı 56 şiddetli isyan olmuştur.

1989'da Rusya'da başlayan Glasnost ve Prestroika politikası ile Kuzey Azerbaycan'da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu. 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı.

Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991'de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunları diğer Türk devletleri takip etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ yüzünden çıkan savaş devam etmektedir. 1992 ortalarında yapılan seçimleri kazanan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey devlet başkanı oldu.
Rapor Et
Eski 21 Mayıs 2008, 01:02

AZERBAYCAN' IN TARİHÎ ARKAPLANI

#3 (link)
Hi-LaL
Ziyaretçi
Hi-LaL - avatarı
AZERBAYCAN' IN TARİHÎ ARKAPLANI

Azerbaycan tarihi, iktidar merkezlerinin kesişme alanında bulunan diğer ülkelerin tarihleriyle benzerlik gösterir. Hareketli bir coğrafya üzerinde bulunan ülkenin tarihi, bir iktidar mücadelesi ve savaşlar tarihidir. Bugünün Azerbaycan’ının sosyo-politik durumunu anlayabilmek, ancak Azerbaycan topraklarının sahne olduğu çatışmaları, bölünmüşlüğü anlamakla mümkündür. Azerbaycan’ın bu özel jeopolitik durumu, bilhassa 17. yüzyıldan sonra Osmanlı Devleti, İran ve Rusya arasındaki nüfuz mücadelesinin sonuçları, ülkenin modern dönemde karşı karşıya kaldığı sorunları kavramamızda yardımcı olacaktır.

Azerbaycan’da kurulan ilk devlet, M.Ö. 800 yılında Urartular tarafından son verildiği bilinen Manna Krallığı’dır. Azerbaycan toprakları daha sonra sırasıyla Medlerin ve Pers İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Daha sonra bölgede kurulan Atropatene Krallığı’nın bugün Azerbaycan’a ismini veren krallık olduğu düşünülmektedir. İslam’ın yayılmasından önce bölge, Büyük İskender tarafından işgal edilmiş, İran’da Sasanilerden önce iktidara gelen Parthlar tarafından yönetilmiş, ardından Sasaniler tarafından ele geçirilmiştir. Antropatene Krallığı’nın başkenti Gazaka’ya bir mabet yaptıran Sasaniler, burayı Zerdüştiliğin önemli merkezlerinden biri haline getirmişlerdir. Zaman zaman kısa bağımsızlık dönemlerine sahne olan bu işgaller süreci, Azerbaycan’ın zengin kaynaklarının sonucu olan jeostratejik önemini gözler önüne sermektedir.

Bugünkü Azerbaycan topraklarında 4. ve 10. yüzyıllar arasında Hristiyanlık, Mazdeism ve İslam olmak üzere üç din hüküm sürmüştür. Hristiyanlık ve Mazdeism zaman içerisinde bölgede hakimiyetini kaybetmiş ve İslamiyet’in hakimiyeti kalıcı olmuştur. 6. ve 7. yüzyıllarda Bizans ve Sasani İmparatorlukları Azerbaycan toprakları üzerinde defalarca savaşmışlardır. Azerbaycan’ın fethi, 642’de Hz. Ömer döneminde gerçekleştirilmiştir. Bizans İmparatoru Herakleios, Arap fethine uzun bir süre direnmiş, fakat Bizans İmparatorluğu’na karşı bölgeyi ele geçirmenin önemini bilen Arap kuvvetleri, mücadelede ısrarcı davranmıştır. Azerbaycan, Emeviler döneminde fetihlerde üs olarak kullanılmıştır. İslamiyet’in beraberinde getirdiği canlı şehir hayatı ve ticaret bölgede etkisini göstermiştir. Fakat Abbasilerin zayıflamasıyla bölgede mahalli hanedanlıklar kurulmuştur.




Bu dönemden sonra, bölgeyi yakıp yıkan Moğol istilasına kadar bölgede Selçuklu Türklerinin hakimiyetini görmekteyiz. Aslında Türklerin bugünkü Azerbaycan topraklarına yerleşmesi, 5. ve 7. yüzyıllar arasında gerçekleşmiştir. Gelen ilk Türk boyu olan Sakalar (İskitler), uzun süre bölgede yaşamıştır. Ancak 10. ve 11. yüzyıllarda Türkler, bölgede hakim etnik grubu oluşturmaya başlamışlardır. Başlangıçta zorunlu olarak kuzeydeki kurak bölgelerden göç ederek bölgeye yerleşen Oğuzlar, Azerbaycan’daki yerel hanlıkların iktidarına bir tehdit oluşturmamış; bölgenin şehir hayatından dışlanmış şekilde kırsal kesimlerde yaşayan Türk boyları ile bütünleşmişlerdir. Ancak Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1020’lerde bugünkü İran topraklarının, 1054’te ise Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmının hakimiyetini ele geçirmiştir. Tuğrul Bey’den sonra başa geçen Alparslan ise Azerbaycan topraklarının tamamını Selçuklu egemenliği altına almıştır.

Selçuklu iktidarı ile birlikte Azerbaycan’da siyasal iktidar Türklerin eline geçmiş ve Türkler hakim etnik grup olmuşlardır. Lakin Selçuklular döneminde devlet, eğitim ve edebiyat dili olarak ne Türkçe, ne Arapça kullanılmış, bunun yerine Farsça tercih edilmiştir. Fars edebiyatı gelişme göstermiş, bazı Selçuklu sultanları Farsça şiirler kaleme almışlardır.

Anadolu ve Mezopotamya ile birlikte Azerbaycan’ı da istila eden Moğollar, 1222 ve 1231 yıllarında bölgeye iki sefer düzenlemişlerdir. Ancak Azerbaycan, istilaya maruz kalan diğer bölgelere nazaran daha az zarar görmüş ve bölgenin Moğol İmparatorluğu’na dahil olma süreci 1250’de başlamıştır. Bunun bir sebebi, Moğol hükümdarı Hülagü’nün, güçlerini büyük ölçüde Mezopotamya’ya ve Abbasilere yöneltmesidir. Moğollar ilk dönemlerde Arapça ve Farsça’yı yasaklayarak yerine Moğolca ve Uygur Türkçesi’ni koymuşlardır. İlhanlılar döneminde Moğollar, İslamiyet’i kabul etmiş ve bu dönemde Farsça tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Moğolların Azerbaycan’daki iktidarı Timur’un ölümüyle birlikte sona ermiştir. Moğol istilası topluma zarar vermiş, halkı yokluk içerisinde bırakmıştır. Bununla birlikte bazı direniş hareketleri ortaya çıkmış, bölgede gizli de olsa dervişlerin öncülüğünde tasavvuf hareketleri canlanmıştır. Bölge daha sonra Harzemşahlar ve Timurluların hakimiyetine girmiştir. Celaleddin Harzemşah 1225’te Tebriz’i ele geçirmiş, şehir bu dönemde dünyanın en gözde ilim, sanat ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Moğolların ardından bölgede önce Karakoyunlu (1380–1468), sonra da Akkoyunlu (1340–1514) idaresi görülmüştür. İki devletin bölge üzerindeki mücadelesi 18 yıl sürmüş, 1453’te bugünkü Azerbaycan topraklarını kendi aralarında paylaşmışlardır. Anlaşma sonucunda bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları Akkoyunluların idaresinde kalmıştır. 16. yüzyılın başında Akkoyunluların yıkılmasıyla Azerbaycan toprakları Safevilerin eline geçmiştir. Safevilerin Şiiliği devlet mezhebi ilan etmeleriyle bu mezhep Azerbaycan topraklarında da yayılmıştır. Böylece Şiilik, Azeriler için birincil kimlik haline gelmiştir. Safeviler döneminde tarım ve komşu ülkelerle ticari ilişkiler gelişmiş, Moğol istilasının bıraktığı yıkım büyük ölçüde telafi edilmiştir. Safevi hükümdarı Şah İsmail’in Tebriz’i başkent yapması ile şehir zenginleşmiştir.

Fakat 15. yüzyılın sonlarında Safeviler ile Osmanlı İmparatorluğu arasında başlayan savaşlar halkın refahında yeniden gerilemeye yol açtı. Bu savaşlar aralıklarla yaklaşık 150 yıl devam etti ve Azerbaycan toprakları kimi zaman Osmanlı, kimi zaman Safevi idaresine girdi. Şii-Sünni mücadelesinin en yoğun olduğu dönemde, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i Çaldıran’da yenilgiye uğratarak Tebriz ve Güney Azerbaycan’ı Osmanlı topraklarına kattı. Kısa bir süre sonra tekrar Safevilerin idaresine giren bölge, Kanuni döneminde yeniden Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Kanuni’nin 1534 yılında gerçekleştirdiği Irakeyn Seferi ile Azerbaycan’ın tamamı Osmanlı Devleti idaresi altına girmiştir. Ancak Şirvan, Dağıstan ve Tiflis hanlıklarının Safevilere karşı isyan etmeleri ve Osmanlı Devleti’nden yardım istemeleri üzerine Osmanlı-Safevi mücadelesi yeniden başlamıştır. Azerbaycan’da Osmanlı yönetimi tam olarak kurulamadığından ve Osmanlı Devleti iç meseleleriyle fazlaca meşgul olduğundan, bölgedeki Osmanlı hakimiyeti kesintiye uğramış ve bölge zaman zaman Safevilerin yönetimine geçmiştir. Bununla birlikte Safevi Devleti Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödemek şartıyla elindeki topraklarda hakimiyetini devam ettirmiştir. IV. Murat döneminde Osmanlı’nın Azerbaycan’ı tekrar ele geçirmek gibi bir girişimi olduysa da, bölgeyi Safevi idaresinden geri almak mümkün olmamıştır. Bu dönemde bölge toprakları üzerinde Safeviler, Osmanlılar ve Rusya birbirleriyle daimi bir mücadele içinde olmuşlardır.

Safeviler ve Osmanlılar arasındaki mücadele ve bu mücadelenin beraberinde getirdiği Şii-Sünni ayrımı, Azeri toplumsal yapısı üzerinde belirleyici rol oynadı. Rus egemenliği öncesinde bölgede görülen bu etki iledir ki, 20. yüzyıl başına kadar İslam, toplumsal kimliği belirleyici unsur olmuş, halkın grup kimliğini belirleyici temel unsur, etnisiteye ya da dile dayalı farklılıkların önem taşımadığı ümmet birliği olarak ortaya çıkmıştır.




1747’de Safevi hükümdarı Nadir Şah’ın ölümü ile Azerbaycan’da Safevi hakimiyeti sona ermiştir. Bundan sonraki 50 yıl boyunca Azerbaycan siyasi çekişme ve iç savaşlara sahne olmuştur, zira birbirinden bağımsız farklı hanedanlıklar bölge topraklarını paylaşma konusunda mücadele etmiştir. Kuzey Azerbaycan’da Karabağ, Şeki, Gence, Bakü, Derbend, Kuba, Nahcıvan, Taliş ve Revan hanlıkları ile güneyde Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Makü ve Meraga hanlıkları bu dönemde kurulmuştur. Bu hanlıklardan hiçbiri Azerileri bir çatı altında toplama gücüne sahip olamamış ve dolayısıyla Azeriler kendilerini yöneten dış güçlere boyun eğmek mecburiyetinde kalmışlardır.

Rusya’nın Kafkasya’daki işgalleri 18. yüzyılda başlamış, dünyadaki sömürgecilik faaliyetlerine paralel olarak 19. yüzyılda hız kazanmıştır. Güney Kafkasya’da bulunan Azerbaycan da bu faaliyetlerden nasibini almıştır. Azerbaycan’a ilk Rus akını Safeviler yönetimi döneminde 1735’te gerçekleşti. II. Katerina döneminde (1768–1796) Rusların güneye doğru ilerlemesi devam etti. Katerina döneminin ardından Azerbaycan hanlıkları zaman zaman Rus ordularına saldırdılar. Ancak Ruslar, 1805’te Gence Hanlığı ile yaptıkları savaştan sonra bölgeyi ele geçirdiler. İşgal sırasında Gence halkı katledildi, camiler kiliseye çevrildi. Ruslar 1806’da da Derbend ve Kuba hanlıklarını topraklarına kattı. Özellikle Gence ve Bakü hanlıkları, Rus işgaline karşı direnmişlerdir. 1803–1813 Rus-İran savaşlarının sonunda imzalanan Gülistan Anlaşması ile Gence, Şeki, Bakü, Derbend, Kuba ve Taliş hanlıkları Rusya’ya, Güney Azerbaycan hanlıkları ise İran hakimiyetine bırakıldı. Ruslar İran ordusunu yenerek Tebriz’i ele geçirince, iki ülke arasında Türkmençay Antlaşması (1828) yapıldı. Bu anlaşma ile Azerbaycan toprakları, Aras nehri ve Taliş dağları sınır olmak üzere Çarlık Rusyası ile İran arasında paylaşılmış oldu. Revan ve Nahçıvan hanlıkları Rusya’ya bırakıldı, Hazar denizi de Rus egemenliğine geçti. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet ve İngiliz askerleri güney Azerbaycan’ı işgal etmiş ve Sovyetlerin desteğiyle 1945’te Muhtar Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edilmiş olsa da, İran 1946’da bölgeyi tekrar ele geçirdi ve cumhuriyetin varlığına son verdi.

İran’da yaşayan Azerilerin sayısı, bugün Azerbaycan Cumhuriyeti olarak adlandırdığımız topraklarda yaşayan Azerilerin sayısından fazladır. Bu nedenle pek çok Azeri tarafından kuzeybatı İran, bugün hâlâ Güney Azerbaycan olarak da adlandırılmaktadır. İran nüfusunun %40’ını Azeriler oluşturmaktadır ki, bu da dünya Azerbaycanlılarının %75’ine karşılık gelmektedir. Azerilerin çoğunluğunun bugünkü İran topraklarında yaşaması ve Azerbaycan’ın Türkmençay Antlaşması ile ikiye bölünmesi, Azerbaycan halkı açısından bölünmüş bir toprak üzerinde yaşayan bölünmüş bir halk sonucunu doğurmuştur. Kuzey ve Güney Azerbaycan arasındaki farklılık sadece coğrafi bir bölünmüşlük değildir. Azerbaycan halkı, Avrupa ile Asya, İslam ve Hristiyanlık, Rusya ve Ortadoğu, Türkler ve İranlılar, Şii ve Sünni İslam arasındaki çekişmelere dayalı bir bölünmüşlük yaşamıştır.




Rus işgali ve idaresi döneminde Azerbaycan halkının yaşadığı değişim ve dönüşüm, Azerbaycan tarihi ve bugünkü halkın kimliği açısından büyük önem arz etmektedir. 19. yüzyılda Rusya, bütün Kafkasya ile birlikte Azerbaycan’da da sömürgecilik faaliyetlerinde bulunmuş, eş zamanlı olarak dünyada da yaygınlaşmaya başlayan fikir akımları aydınlar üzerinde etkisini göstermeye başlamıştır. Bilhassa Panislamizm, Pantürkizm ve Rus aydınlarının ihtilalci görüşleri, Azeri aydınları üzerinde etkili olmuştur. Bu nedenle 20. yüzyıl başları Azeri toplumunda, özellikle aydın kesim arasında değişim rüzgarlarının estiği ve yeni arayışların ortaya çıktığı bir dönem olarak nitelendirilebilir.

Rusya’da esmeye başlayan meşrutiyet rüzgarı ve demokrasi talepleri sonucunda 1905 yılında Çarlık Rusyası’nın meşrutiyet ilan etmek zorunda kalması ve Rusya’da Duma Meclisi’nin kurulması üzerine Azeriler de bazı toplumsal hakları talep etmeye başlamışlardır. Bu dönemde sosyal ve siyasi düşüncede ilerlemeler olmuş, gazeteler kurulmuş, basın yoluyla kamuoyu oluşmaya başlamıştır. Ermeni ihtilalcilerin Azerbaycan topraklarını hedef almaya başlaması ile ülkede nefsi müdafaa bilinci oluşmuş, siyasi birleşmeye yönelik olarak çeşitli parti ve cemiyetler kurulmaya başlamıştır. İlk olarak 1904’te, Bakü’de kurulmuş olan Rus Sosyal Demokrat Partisi’nin Bakü komisyonuna bağlı olarak çalışan Himmet Partisi kurulmuştur. 1905 yılında Bakü’de sonradan Dıfai Partisi olarak anılan gizli Fedai Cemiyeti, ardından da bütün Rusya vatandaşları arasında hukuki eşitlik ve kültür sahasında gelişme isteğiyle Rusya Müslümanları İttifakı kurulmuştur. Ancak Rus Çarı, 1907’de Duma’yı feshederek baskı politikalarına geri dönmüş, Müslümanların ortak din etrafında birleşmesini önlemeye yönelik politikalar uygulamaya başlamıştır.

Azerbaycan ulusal hareketi, iki partinin programında birincil hedef olarak karşımıza çıkmaktadır: Himmet Partisi ve 1911 yılında kurulan Musavat Partisi. Musavat Partisi, kuruluşunda milliyetçilik, istiklalcilik, halkçılık, cumhuriyetçilik gibi ilkeleri benimsemiştir. Partinin lideri Mehmet Emin Re-sulzade Rusya Müslümanlarına hitap eden bir yazısında, “Bağımsız milletler olarak var olmak isteyen milli toplumların, her şeyden önce kendilerini bilmeleri, belirli fikirler ve gayeler etrafında birleşmeleri gerektiğini, bu güç ve inançtan yoksun toplumların kimseye söz dinletemeyeceğini” belirtmiştir. Bu fikirlerin etkisiyledir ki parti, 1917’de Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla Bakü’nün Kızıl Ordu tarafından işgaliyle Sovyet yönetimine girmesi arasında geçen iki yıllık sürede Azerbaycan’ın bağımsızlığını elde etmesinde temel rolü oynamıştır.


Rusya’da 1917’de gerçekleşen Bolşevik Devrimi ile birlikte Kafkas halklarının özgürlük hareketlerinde yeniden bir canlanma görüldü. Bu hareketler bir temelden yoksun değildi, zira Bolşevikler yayımladıkları ihtilal beyannamesinde herkesin eşit şartlarda olacağını belirtmiş, şu ifadelerde Kafkasya ve Orta Asya halklarına umut vaat etmişlerdir: “Rusya Müslümanları, Volga boylarının, Kırım’ın Tatarları, Sibirya’nın ve Türkistan’ın Kırgızları ve Sartları, Kafkas ötesi Türkleri, Tatarlar ve Azeriler, Kafkasların Çeçenleri ve Dağıstanlılar, Rus Çarlarının zalimleri tarafından camileri, minberleri yıkılmış, dinleri, adetleri çiğnenmiş olanlar, biz sizlere hitap ediyoruz… Bundan böyle sizin akide ve adetleriniz, milli ve medeni bütün müesseselerinizin hür ve her türlü taarruzdan masun olduğu ilan olunuyor. Yani milli hayatınızı hür ve mümanaatsız olarak tesis ediniz. Sizin buna hakkınız vardır…” Bolşeviklerin bağımsızlık taleplerine karşı olumsuz tepkileri ve yönetimleri döneminde Azeriler de dahil olmak üzere halkların karşılaştığı baskı ve kısıtlamalar bu sözlerin gerçekliğinin olmadığını ortaya çıkardı. Ancak bu sözlere dayanarak bağımsızlık arzuları canlanan Kafkas halkları, devrimin ilk yıllarında bağımsızlık yolunda adımlar atmaya başladılar. 1–11 Mayıs 1917’de Moskova’da Rusya Müslümanları Kongresi toplandı. Mehmet Emin Resulzade, kongrede her milletin kendi kaderini tayin hakkını hararetle savundu ve bu büyük kabul gördü. Azerilerin Ermeni ve Gürcülerle bir araya gelerek oluşturdukları Seym Meclisi, Nisan 1918’de Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etti. Ancak bu cumhuriyet iki ayda dağıldı. Musavat Partisi içerisinde Resulzade başkanlığında oluşturulmuş olan Müslüman grubu, Azerbaycan Milli Şurası ismini alarak 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Yeni cumhuriyetin hükümeti, 4 Haziran 1918’de Osmanlı Devleti ile Batum’da bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma gereğince ülkenin iç ve dış güvenliğini sağlamak amacıyla Osmanlı kuvvetleri bölgeye geldi ve Rusların elindeki Bakü’yü 15 Eylül 1918’de ele geçirdi. Mondoros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı kuvvetlerinin çekilmesi ile Bakü İngilizler tarafından ele geçirildi ve yeraltı ve petrol kaynakları İngilizler tarafından kullanıldı.

Self-determinasyona dair verdikleri sözleri unutan Bolşevikler, Kızıl Ordu’yu göndererek 27 Nisan 1920’de Azerbaycan’ı işgal ettiler ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ne son verdiler. 28 Nisan 1920’de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Böylece Azerbaycan için Sovyetler Birliği dönemi başladı.

Sovyetler Birliği dönemi, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak Azerbaycan üzerinde derin etkiler bıraktı. Sovyetler döneminde Azerbaycan, SSCB’nin sosyo-ekonomik sistemine hızla entegre edildi. Moskova’dan yönlendirilen sanayileşme ve kültürel devrimle toplum hayatı dönüşüme uğradı. Ruslar zaten 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Azerbaycan’ı Rus ekonomisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmişlerdir. Ülke, bilhassa zengin petrol rezervleri ile dikkat çekmektedir. Bölge, 1880’lerde dahi dünya petrollerinin %50’sini üretmekteydi. Sovyetler Birliği döneminde de 1920’lerden 40’lara kadar, SSCB’de çıkarılan petrolün %50-60’lık bir kısmı Azerbaycan’da çıkarılmaktaydı. Sovyetler Birliği 70 yıllık yönetimi süresince Azerbaycan’ın kaynaklarından, verimli topraklarından azami düzeyde faydalanmıştır. Özellikle oluşturduğu 100 farklı üretim sektörüyle sanayileşme potansiyelini kullanmıştır. Bu sayede Azerbaycan’da ticaret ve ulaşım sektörleri de gelişme göstermiştir.

Bu dönemde eğitim ve kültür hayatı da merkezî olarak Moskova’dan yönetilmiş, tüm toplum Sovyet yönetiminin istediği doğrultuda şekillendirilmiştir. Eğitime verilen önem dolayısıyla okuma yazma oranı %100’e çıkmış, sektörlerin planlandığı gibi işleyebilmesi için pek çok kalifiye eleman yetiştirilmiştir. Ancak eğitimin içeriği Sovyetleştirme politikasını destekleyecek şekilde hazırlanmıştır. 1939’da resmi olarak Kiril alfabesine geçilmiş, böylece yeni neslin geçmişiyle ve Türkiye’yle olan bağları koparılmıştır. Kiril alfabesi, Ruslaştırmanın önemli bir aracı olmuştur. Daha önce resmi olarak Türkî adı verilen dilin adı, Kiril alfabesine geçilmesiyle birlikte Azerbaycan dili olarak değiştirilmiştir.

Sovyet yönetimi yalnızca Pantürkizm’e karşı değil, Panislamizm’e karşı da resmi baskı ve propaganda yürütmüştür. Dinî faaliyetler yasaklanmış, cami ve medreseler kapatılmıştır. Özellikle 1930 ve 40’larda din adamlarına yönelik yoğun bir tahliye ve baskı süreci yaşanmıştır. Ruslaştırma politikalarına karşı çıkan aydınlar 1933–1937 yılları arasında ya sürgüne gönderilmiş ya da öldürülmüştür. Eğitim kurumlarında ateizm empoze edilmiş, yetişkinler de ateizmi empoze eden kurslara tabi tutulmuşlardır. İslam’a yönelik baskılar İran İslam devriminden sonra daha da artmıştır.

Sovyetler Birliği Mikail Gorbaçov’un 1985’te ülkenin başına geçerek başlattığı açıklık (glasnost) ve yeniden yapılanma (perestroika) politikalarıyla çöküş sürecine girmiş; buna paralel olarak Azerbaycan’da da Komünist Partisi’ne muhalif teşkilatlar kurulmaya başlanmıştır. Böyle bir ortamda, Temmuz 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi (AHC) kurulmuştur. Moskova’da 1991’de gerçekleşen darbenin ardından Azerbaycan’a 1918–1920 yılları arasında sahip olduğu bağımsızlık statüsü verilmiştir. 1992’de gerçekleşen seçimlerle Azerbaycan komünist dönemi geride bırakmıştır.
Rapor Et
Eski 21 Mayıs 2008, 17:59

Azerbaycan Tarihi

#4 (link)
MsXLabs Üyesi
The Unique - avatarı
M.Ö. 6'ıncı asırdan itibaren 'ülke' olarak jeopolitik konumu itibarıyla çeşitli devletlerin hakimiyetinde kalmış olan Azerbaycan, bu ismi de Türklerin bölgeye gelip yerleşmesiyle almıştır.Türkler, Azerbaycan'a M.S. 4 ve 5'inci yüzyıllarda yerleştiler. 643'te Müslüman Arapların hakimiyetine geçen Azerbaycan, Abbasiler döneminde Türk emirler vasıtasıyla idare edildi. Selçuklu akıcılar'ı 7'nci asırdan itibaren Azerbaycan'a girdi.
Fakat Oğuz boyları 1015-1016'dan sonra Azerbaycan'a yerleşmeye başladı. Bölge, Sultan Alparslan döneminde selçuklu hakimiyetine girerken, 12 ve 13'üncü yüzyıllarda Atabegler ve Harezmşahların eline geçti. Azarbaycan 1320'de başlayan ve kısa süren Moğol hakimiyetinden sonra Cuciler'in istilasına uğradı. İran ve Altınordu Devleti'nin hüküm sürdüğü Azerbaycan, 1534'te Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Ancak bölgede 19'uncu yüzyıla kadar çeşitli hanlıklar kuruldu ve istikrar sağlanamadı.

Çarlık Rusyası'nın yıkılmasıyla Azerbaycan Türkleri, Mehmet Emin Resulzade önderliğinde, 28 Mayıs 1918'de Milli Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kurdular. Fakat bu Cumuriyet, Kızılordunun 27 Nisan 1920'de Azerbaycan'ı işgaliyle ortadan kalktı. Sovyetler Birliği, 1936'da Azerbaycan topraklarının bir bölümünü Gürcistan ve Ermenistan'a vererek, bölgede kendisine bağlı 3 cumhuriyet kurdurdu. Azerbaycan'ın istiklali için, Sovyetler Birliği döneminde başlatılan 56 isyan, çok kanlı şekilde bastırıldı.

Sovyetlerin dağılma sürecine girmesiyle 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, tekrar Kızılordu'nun istilasına uğradı. Ancak Azerbaycan, Ağustos 1991'de Letonya, Estonya ve Litvanya ile bağımsızlığını ilan etmeyi başardı.
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 30 Eylül 2010 @ 15:12. Sebep: Kırık Link
Rapor Et
Eski 22 Mayıs 2008, 18:11

Azerbaycan Tarihi

#5 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Fiziki Yapı

Azerbaycan'ın topraklarının % 40'ında fazla bölümü verimli ovalardan meydana gelir. Bu alanların yarıdan fazlası 400-1500 m yüksekliktedir. Topraklarının kuzeyi yer yer 3000 metreyi aşan Kafkas Dağları ile kaplıdır. Bu dağlar aynı zamanda ülkenin kuzey sınırını meydana getirir. Azerbaycan topraklarının en yüksek noktası Banardüz Tepesidir (4480 m). Güneybatı kesiminde ise Küçük Kafkaslar yer alır.

Hazar denizine ulaşan Kızılören, Urmiye Gölüne uulaşan Acıçay ve Cıgatu gibi akarsular, dağlık kütleleri derin vadilerle yararak bölgeye çarpıcı bir görünüş kazandırmıştır. Güneybatıda 1566 m yükseklikte yer alan Urmiye Gölü, Küçük Kafkas Dağları arasında kalır. Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Azerbaycan sınırları içinde kalır.

İklim

Azerbaycan'ın, kuzeyindeki Kafkas Dağlarının rüzgarlarını kesmesi sebebiyle ılık bir iklimi vardır. Ilık iklim güneybatıda Lankeran bölgesine kadar devam eder. Güneyde ise sert yayla iklimi görülür. Yağmurlar genellikle ilkbaharda yağar.

Tabii Kaynaklar

Azerbaycan topraklarında yer alan dağların hepsinin yamaçları kayın, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır. Güneyi ise bozkır görünümündedir.

Ormanlık bölgelerde Kafkas geyiği, karaca, Avrupa vizonu, kırkeçisi, yabandomuzu, keklik, orman tavuğu, vaşak, ayı, pars gibi hayvanlara çok bol rastlanır. Ayrıca Flamingo, kuğu, pelikan, şahin, balıkçıl gibi çok çeşitli kuş türleri kışlarının ılıman olması sebebiyle Hazar Denizi kıyılarında konaklarlar.

Nüfus ve Sosyal Hayat

Azerbaycan'da yaşayan 7.145.000 nüfusun % 78.1'ini Azeriler, % 7.9'unu Ermeniler % 7.9'unu Ruslar, % 6.1'ini ise diğer karışık ırklar meydana getirmektedir. Başkent Bakü'nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayt ve Mingeçaur'dur. Azerbaycan'da yaşayan Müslümanların % 70'i şiidir. Rusya'nın esaretinden kurtulan Azerbaycan'da kapatılan camiler 1990 senesinden sonra hızla ibadete açık hale getirildi. Bakü'de dört yıllık bir İslam Akademisi kuruldu.

Azerbaycan'ın eğitim düzeyi çok yüksektir. Önde gelen kültür ve eğitim merkezi olan Bakü'de bir üniversite ile sekiz yüksek öğretim kurumu vardır.

Ekonomi

Topraklarının % 7'si tarıma elverişli olan Azerbaycan'ın ekonomisi petrole dayalıdır. Dünyanın belli başlı petrol üreticisi ülkeler arasında yer alır. Petrol kuyularının büyük kısmı Apşeron Yarımadasında toplanmıştır. Çıkarılan petrol borularla işlenmek üzere Bakü yakınlarındaki Çernagorod'a nakledilir. Ayrıca Bakü 890 kilometrelik bir boru hattı ile Batum'a bağlanır. Petrolden sonra en önemli gelir kaynağı doğal gazdır.

Büyük bir çeşitlilik gösteren Azerbaycan sanayisinin temelini enerji, imalat ve kimya sanayi meydana getirir. Gübre, tarım ilaçları, yakıt, sanayi yağları, sun'i kauçuk ve plastik sanayii gelişmiştir.

Dışarıya ihraç ettiği en önemli ürünlerden biri de petrol arama ve çıkartma makinalarıdır. Termik santrallerden elde ettiği elektriğin bir kısmını satar.

Önemli sanayi merkezleri Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron'da toplanmıştır. Sungait kimya ve demir-çelik sanayiinin merkezidir. Şirvan'da ise tarıma dayalı sanayi gelişmiş olup, çok sayıda çırçır fabrikalarıyla pamukçuluğun merkezi durumundadır.

Dünyaca meşhur ve Rus havyarı olarak ün kazanmış olan mersin balığı havyarı sadece Azerbaycan'da üretilir. Elde edilen ürünün büyük kısmı ihraç edilir.
Rapor Et
Eski 15 Ekim 2009, 01:27

Azerbaycan Tarihi

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
evet egitim duzeyi cok yuksektir istediginiz universiteyi para vererek hic gitmeden bitirebilirsiniz, evet yuzde 70 si sia ve yuzde 90 turk dusmanidir, dusunme yetegini tamamen kaybetmiz ne yaptigini kendide bilmeyen , bir millet hline gelmistir, uc milyon ermeniye topraklarinin yuzde 25 sini satmis , savastan kacmis, simdide turkiyeye sinirlar niye aciliyor diye artislik yapan bir acayip bir enteresan millettir. rus kominist parti lideri jirinovski nin haydar aliye dedigi soz aslinda herseyi anlatiyor, senin 7 milyon koyunun var.
Rapor Et
Eski 17 Kasım 2009, 17:19

Azerbaycan Tarihi

#7 (link)
TUZCUAY
Ziyaretçi
TUZCUAY - avatarı
Tarihi


Azerbaycan'da Kuruçay kültürü adı ile tanınmış ilk insan meskeni, Yeni Taş Çağı'na uzanan Azıh Mağarası'nda belirtilmiştir

Eski zamanlardan Ortaçağ'a kadar, Azerbaycan terimi coğrafi olarak bugünkü İran'ın bir bölgesi olan Azerbaycan için kullanmaktaydı. Günümüzde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bulunduğu yer ise Albanya veya Aran olarak tanınan bölgenin bir parçasıydı.

Kesin olmayan iddialara göre, Türklerin Azerbaycan'ı kendilerine yurt edinilmesi M.Ö. ki çağlara kadar iner. M.Ö. VII. yy da Türk kavimlerine mensup topluluklar Azerbaycan'a Kafkasların kuzeyinden Derbend yoluyla gelip yerleşmişlerdir. Bu sebeple Derbend‘e Türk kapısı denmiştir.

Selçuklular'ın Azerbaycan'da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Bu dönemide Oğuzların göçlerinin sonucu Azerbaycan'ın Türkleştirilme ve İslamlaştırılma süreci hızlanmıştır. 1136'da İldenizliler tarafından Tebriz'de kurulan atabeyliğin egemenliğine girmiştir. Moğol istilalarından sonra İlhanlılar'ın egemenliğine girmiş ve bir süre Altın Orda'nın hakimiyetinde kalmıştır. 14. yüzyılda Karakoyunlular ve Akkoyunlular'ın egemenliklerine girmiştir.

I. İsmail'in Kızılbaş ordusu Azerbaycan seferini gerçekleştirip 1500'de Cabani Meydan Muharebesi'nde Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Tebriz'e girip Safevi Devleti'ni kurmuştur. Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir. Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. Zand Hanedanı'nın yıkılışı ile Kaçar Hanedanı'nın kuruluşu sırasında burada Bakü, Kuba, Şeki, Gence, Karabağ, Revan, Nahcivan,Derbent, Serab, Lenkeran, Şeki, Şamahı, Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Maku, Marağa ve Karadağ gibi de facto bağımsızhanlıklar belirmiştir. 1804–1813 Rus-İran Savaşları'nın ardından 1813 yılında bu hanlıkların büyük bir kısmı Rusya İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Türkmençay Antlaşması ile İran, Rusya'nın Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığıve Taliş Hanlığı'nın güney bölümü üzerindeki hakimiyetini tanımıştır.

1828'de Rusya İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. 1918 - 1920'de Kafkasya Kurultayı'nı toplamış ve 28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu'da ilk cumhuriyet olmuştur Ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne katılmıştır. 30 Ağustos 1991'de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.

Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştu. Bu düşüncenin önde gelenler Hüseynzade Ali Turan, Ahmet Ağaoğlu, Alimerdan Topçubaşov idi.
Rapor Et
Eski 30 Eylül 2010, 15:29

Azerbeycan Tarihi

#8 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Azerbaycan yani "odlar/ates ülkesi" tipki Anadolu gibi çok eski devirlerden itibaren Türk akinlarina sahne olmus ancak, bölgenin Türklesmesi 11.nci yüzyildaki Selçuklu çagi Oguz-Türkmen yerlesmeleriyle gerçeklesmistir. Mogol ve Timur idaresinden sonra bölgede Karakoyunlu ve Akkoyunlular Türkmenleri hâkimiyet kurmustur.

Daha sonra kurulan Safevi Devleti ile Osmanlilar arasinda sürekli mücadelelere sahne olan Azerbaycan, Nadir Sah'in ölümünden sonra (1747) küçük hanliklara bölünmüstür. Bölgede güçlenen Ruslar, önce Azerbaycan'in iç islerine karismaya basladilar. Ardindan Kuzey Azerbaycan'da yarim asir kadar birbirleri ile mücadele eden hanliklari, birebir hâkimiyetlerine almislardir. Böylece 1805'de Gence Hanligi (Ziyadogullari), 1806'da Kuba ve Bakü Hanliklari, 1815'te Seki Hanligi (Haci Çelebi ogullari) ve 1822'de Karabag Hanligi (Cevansir Beyleri) Ruslar tarafindan ele geçirildi. Rus ilerleyisi karsisinda harekete geçen, Iranlilar, Ruslara pespese yenilerek Gülistan ve ardindan 1828 Türkmençay Andlasmasi'ni imzalamak zorunda kaldilar. Bu anlasmayla Azerbaycan, Aras sinir olmak üzere kuzey ve güney diye fiilen bölünmüs, Kuzey Azerbaycan'i Ruslar isgal ederken, Güney Azerbaycan Iran'da kalmistir. Güney Azerbaycan'da Hoy ve Tebriz'de Dünbüllü Hanlari, Erdebil'de Seyhler gibi hanliklar hüküm sürdüler.

Bolsevik Ihtilâli üzerine Rus ordularinin Kafkaslardan çekilmesi ardindan Azerbaycan Türkleri, 28 Mayis 1918'de bagimsizliklarini ilân ettiler. Bunda Nuri Pasa komutasindaki bir Osmanli birliginin Bakü'ye girmesi etkili olmustur.

Ilk bagimsiz Azerbaycan Cumhuriyeti, 27 Nisan 1920 yilindaki kanli Kizil Ordu isgaline kadar yasamistir. Sovyetler döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1991 yilinda ise bu devlet Azerbaycan Cumhuriyeti olarak bagimsiz bir Türk devleti hâline geldi.

MsXLabs.org & Osmanlı Tarihi
Rapor Et
Eski 31 Ağustos 2012, 17:46

Cvp: Azerbaycan Tarihi

#9 (link)
Özel Üye-VIP
_AERYU_ - avatarı
Tarihi

Eski zamanlardan Ortaçağ'a kadar, Azerbaycan terimi coğrafi olarak bugün İran'ın bir bölgesi olan Azerbaycan için kullanmaktaydı. Günümüzde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bulunduğu yer ise Albanya veya Aran olarak tanınan bölgenin bir parçasıydı.
Selçuklular'ın Azerbaycan'da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Bu dönemide Oğuzların göçlerinin sonucu Azerbaycan'ın Türkleştirilme ve İslamlaştırılma süreci hızlanmıştır. 1136'da İldenizliler tarafından Tebriz'de kurulan atabeyliğin egemenliğine girmiştir. Moğol istilalarından sonra İlhanlılar'ın egemenliğine girmiş ve bir süre Altın Orda'nın hakimiyetinde kalmıştır. 14. yüzyılda Karakoyunlular ve Akkoyunlular'ın egemenliklerine girmiştir.
I. İsmail'in Kızılbaş ordusu Azerbaycan Seferini gerçekleştirip 1500'de Cabani Meydan Muharebesi'de Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Tebriz'e girip Safeviler Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir. Daha sonra da Afşarlar, ZendlerKaçarlar tarafından yönetilmiştir. Zand Hanedanı'nın yıkılışı ile Kaçar Hanedanı'nın kuruluşu sırasında burada Şirvan, Bakü, Kuba, Şeki, Gence, Karabağ, Revan, Nahcivan, Derbent, Serab, Lenkeran, Şeki, Şamahı, Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Maku, Marağa ve Karadağ gibi de facto hanlıklar belirmiştir. 1804–1813 Rus-İran Savaşları'nın ardından 1813 yılında bu hanlıkların büyük bir kısmı Rusya İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Türkmençay AntlaşmasıRevan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Taliş Hanlığı'nın güney bölümü üzerindeki hakimiyetini tanımıştır. kurmuştur. ve bağımsız ile İran, Rusya'nın
1828'de Rusya İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. 1918 - 1920'de Kafkasya Kurultayı'nı toplamış ve 28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu'da ilk cumhuriyet olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne katılmıştır. 30 Eylül 1991'de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.


Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştur. Bu düşüncenin önde gelenler Hüseynzade Ali Turan, Ahmet Ağaoğlu, Alimerdan Topçubaşov idi.


Kaynak:
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.388 saniyede (86.19% PHP - 13.81% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 04:28
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi