Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 28 Mayıs 2017  Gösterim: 34.530  Cevap: 11

Azerbaycan ve Azerbaycan Tarihi

tuOneLa
10 Kasım 2006 12:45       Mesaj #1
tuOneLa - avatarı
Ziyaretçi

Azerbaycan

Ad:  1.JPG
Gösterim: 115
Boyut:  47.8 KB

resmi adı AZERBAYCAN CUMHURİYETİ, Asya’nın güneybatısında ülke. Kafkaslar’ın güney yamaçlarında yer alan üç devletten (öbürleri Ermenistan ve Gürcistan’dır) en doğuda olanıdır. Güneyinde İran Azerbaycanı, doğusunda Hazar Denizi, batısında Ermenistan, kuzeyinde Gürcistan ve Rusya bulunur. Yüzölçümü 86.600 km2, nüfusu (1991 tah.) 7.136.600’dür. Başkenti, eski bir yerleşme ve Hazar Denizi kıyısındaki en önemli liman kenti olan Bakû’dur. Nahçıvan ile Dağlık Karabağ da Azerbaycan sınırlan içinde yer alır.

Sponsorlu Bağlantılar

Doğal yapı


Azerbaycan’ın yüzey şekilleri büyük çeşitlilik gösterir. Topraklarının yüzde 40’mdan fazlası düzlüklerden oluşur ve yaklaşık yarısının yüksekliği 400-1.500 m arasında değişir. Yüksekliği 1.500 m’yi aşan alanlar toplam yüzölçümünün yüzde 10’unu biraz geçer.

En yüksek doruklar ülkenin kuzey sınırını oluşturan Büyük Kafkaslar’ın üzerinde yer alır. Akarsuların açtığı derin boğazlarla parçalanmış görkemli sırtlar ve yükseltiler bu bölgeye olağanüstü bir doğal güzellik kazandırmıştır. Güneybatıdaki Küçük Kaf- kaslar ülkedeki ikinci önemli dağ sistemini oluşturur. Bu sistem Şahdağ, Muratdağ ve Zangezur Sıradağları ile Karabağ Yaylasını kapsar. Deniz düzeyinden 1.566 m yükseklikteki, güzel manzaralı Gyoygyol Gölü buradadır. Azerbaycan’ın güney sınırını Taliş Dağlan oluşturur; bu dağlann en yüksek noktası Kyumyurkyoy’dur. Adını ülkedeki en önemli akarsu ile onun kolundan alan Kura-Araş Düzlüğü Şirvan, Mil ve Mugan ovalarını kapsar.

Dağların yamaçları kayın, meşe ve çam ormanlarıyla kaplıdır. Hayvan türleri arasında geyik, karaca, yaban domuzu, ayı, vaşak, Avrasya bizonu, elik ve pars sayılabilir. Çil keklik ve ormantavuğu en sık rastlanan kuş türleridir. Kur a-Ar as Düzlüğünde bozkırlara ve yarı çöl ortamına özgü bitkiler yetişir. Azerbaycan’ın büyük bölümü gri ve tuzlu topraklarla kaplıdır; yüksek kesimlerde ise kestane rengi topraklar ağırlıktadır. Kura ve Araş ırmakları arasındaki kanal ağı düzlüklerin sulanmasını sağlar.

Azerbaycan’ın orta ve doğu kesiminde kurak bir astropik iklim hüküm sürer. Ülkenin bu kesiminde kışlar ılık ve uzun (4-5 ay), yazlar ise sıcak geçer. Ortalama sıcaklık 27°C, kaydedilmiş en yüksek sıcaklık ise 43°C’dir. Nemli bir astropik iklimin hüküm sürdüğü güneydoğu bölgeleri ise Azerbaycan’ın en çok yağış alan kesimidir. Bu bölgede ortalama yağış miktarı 1.200-1.400 mm arasında değişir; bu miktarın büyük bölümü soğuk geçen yaz aylarında düşer. Nahçıvan’da yüksekliği 700-1.000 m arasında değişen kesimlerde kurak bir kara iklimi hüküm sürer. Azerbaycan’ın dağlık kesimleri fazla soğuk değildir. Buna karşılık, yüksekliği 3.000 m’yi aşan yerlerde tundra iklimi görülür. Bu bölgeler yılın 3-4 ayı karlarla kaplıdır.

Nüfus


Azerbaycan nüfusunun dörtte üçünü oluşturan Azeriler, 11. yüzyıldaki Oğuz-Selçuk göçleri sırasında bölgeye gelen Türklerle eskiden beri bölgede yaşayan İranlIların ve öteki halkların etnik bir karışımıdır. Nahçıvan’da yaşayanların hemen hepsi Azeridir. Buna karşılık Dağlık Karabağ’da nüfusun yaklaşık yüzde 75’ini Ermeniler oluşturur. En büyük azınlık grubu Ruslardır. Toplam nüfusun yarıdan fazlası kentlerde yaşar.

Ekonomi


Azerbaycan gelişmiş bir sanayi ve tarım ülkesidir. Son yıllarda ağır sanayiye daha çok önem verilmesiyle geleneksel petrol ve doğal gaz sanayileri büyük ölçüde gelişmiştir. Bu arada makine sanayisi, hafif sanayi ve gıda işleme de önem kazanmaktadır.
20. yüzyıla dünyanın başlıca petrol üreticisi olarak giren Azerbaycan, petrol arıtma sanayisinin doğum yeri olarak kabul edilir. 1901’de toplam dünya petrol üretimi içinde yüzde 50 olan payı sonraki yıllarda azalmakla birlikte önemini korumuştur. Azerbaycan’ın petrol ve doğal gaz dışındaki doğal kaynakları iyot bromürlü sular, kurşun, çinko, demir, bakır cevheri, nefelin siyenit, tuz, kireç ve mermerdir. Sanayinin gerek duyduğu elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 90’ı termik santrallardan karşılanır.
Ad:  6.JPG
Gösterim: 29
Boyut:  14.0 KB

Büyük bir çeşitlilik gösteren sanayinin temelini enerji, imalat ve kimya gibi ağır sanayi dalları oluşturur. Yapay gübre, tarım ilaçları, kauçuk, makine yağı, plastik ve metalürji sanayileri de gelişmiştik. Ülkede aynca elektrikli makinelerle petrol ve doğal gaz sanayilerinde kullanılan makine ve donanımlar üretilir. Bu makine ve donanımların bir bölümü ihraç edilir. Başlıca hafif sanayi ürünleri pamuklu ve yünlü dokuma, ayakkabı ve ev eşyalandır. Gıda işleme fabrikaları Azerbaycan’ın her yerine yayılmıştır. Bir başka ekonomik etkinlik de balıkçılıktır. Hazar Denizinde avlanan mer- sinbalığı yumurtasından dünyaca ünlü havyar elde edilir.

Azerbaycan topraklannm yalnızca yüzde 7’si tarıma elverişlidir. En önemli tarımsal ürün tahıldır; pamuk ikinci sırada yer alır. Yetiştirilen üzümün büyük bölümü şarap üretiminde kullanılır. Ülkede ayrıca çeşitli sebze ve meyvelerle ceviz ve fındık yetiştirilir. Bazı bölgelerde ipekböcekçiliği yapılır. Hayvancılık fazla gelişmemiştir.

Azerbaycan’ın ekonomik bakımdan en gelişmiş ve en kalabalık bölgesi Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron’dur. Önemli sanayi merkezlerinin çoğu, doğal kaynaklar bakımından çok zengin olan bu bölgede toplanmıştır. Orta Asya’yı Kafkasya’ya bağlayan yollar buradan geçer. Apşeron bölgesindeki başlıca kentler, bir petrol sanayisi merkezi olan Bakû ile bir demir-çelik ve metalürji sanayisi merkezi olan Sumgait’tir. Güneydeki Lenkoran bölgesi zengin bir doğal bitki örtüsüne sahiptir. Bu bölgede çay, üzüm, pirinç, tütün ve turunçgillerle çeşitli sebzeler yetiştirilir. Lenkoran’da yaşayan İran kökenli Talişler hah ve kilimleriyle ünlüdür. Şirvan Azerbaycan’ın tanm ve sanayi bakımından en gelişmiş bölgelerinden biridir. Şirvan Ovasının ortasında yer alan bu bölge şaraplarıyla tanınır.

Kura Irmağının güneyindeki Mugano-Salyanı bir pamuk üretim merkezidir. Bu bölgede birçok çırçır fabrikası kurulmuştur. Apşeron’un kuzeyindeki Kuba-Haçmaz bölgesinde koyun beslenir, tahıl ve sebze yetiştirilir. Güneybatıdaki Dağlık Karabağ’da koyun ve domuz yetiştiriciliği önem taşır. Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan sınırında yer alan Gence- Kazak bölgesinde gıda, makine, metalürji ve kimya sanayileri gelişmiştir. Şeki-Zakatalı bölgesi cumhuriyetin başlıca ceviz ve fındık üreticisidir.
Azerbaycan’daki ırmakların çoğu ulaşıma elverişli olmadığından yük taşımacılığı daha çok demiryoluyla yapılır. Ülkedeki demiryollarının oldukça büyük bir bölümünde elektrikli trenler işler. Bakû ile Türkmenistan’ın Krasnovodsk kenti arasında feribot seferleri düzenlenir. Azerbaycan’da ayrıca çeşitli bölgeleri birbirine bağlayan gelişmiş bir karayolu ağı vardır.
Yönetsel ve toplumsal koşullar. Azerbaycan, SSCB’nin 1991 sonunda dağılmasına değin birliği oluşturan cumhuriyetlerden biriydi. O dönemde en yüksek yönetim organı Yüksek Sovyet’ti. Yüksek Sovyet’in kendi içinden seçtiği Prezidyum bu kurulun etkinlikleri arasında eşgüdüm sağlardı. Üyeleri gene Yüksek Sovyet tarafından seçilen Bakanlar Kurulu ise yürütmeden sorumluydu. Siyasal yaşam Azerbaycan Komünist Partisi’nin denetimindeydi.

1980’lerin sonlarında SSCB’nin öteki cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan’da da reform talepleri ve ayrılıkçı eğilimler güç kazandı. 1989’da komünist yönetime karşı yürütülen muhalefete önderlik eden, Ebulfeyz Elçibey başkanlığındaki Azerbaycan Halk Cephesi oluşturuldu. 1990’da ilk serbest genel seçimler yapıldı. Bu seçimlerin sonunda Ayaz Muttalibov işbaşına geldi. Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, aynı yılın sonunda Rusya’nın önderliğinde kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na katıldı. 1992’nin ortalarında Azerbaycan’ın yönetim yapısının nasıl bir değişim göstereceği konusundaki belirsizlikler sürmekteydi.

Azerbaycan’da okuryazarlık oranı çok yüksektir. 1988’de ülkedeki 18 yükseköğretim lçurumunda 110 bini aşkın öğrenci öğrenim görüyordu. Ülkedeki en büyük yükseköğretim kurumu Azerbaycan Petrol ve Kimya Enstitüsü’dür. Bu okula bağlı altı fakülteye devam eden öğrenci sayısı 16 binin üzerindedir. 1945’te kurulan Azerbaycan Bilimler Akademisi sibernetik, fizik, kimya teknolojisi, petrokimya ve genetik alanındaki araştırmalar arasında eşgüdüm sağlar.

Kültürel yaşam


Azerbaycan’ın köklü bir kültür birikimi vardır. Ortaçağ Azeri bilginlerinin en ünlüleri matematik ve felsefe üzerine sayısız yapıtlar yazan Ebu’l-Hasan Bahmanyar (11. yy) ve astronomiyle ilgili bir kitabı bulunan Ebu’l-Hasan Şirvani’dir (11-12. yy). Ortaçağ şairlerinden Genceli Nizami Mahzen-i Esrâr, Hüsrev ü Şirin ve Leyla vü Mecnun gibi mesnevilerini kapsayan Hamse'siyle tanınır.

Müzikte, âşık geleneği bugün de çok canlıdır. Azeri âşıkları, kopuz adlı sazın eşliğinde doğaçtan türkü söylerler. “Makam” olarak adlandırılan güfteli ve güftesiz besteler halk arasında çok yaygındır. Ülkede II. Dünya Savaşı’ndan bu yana çeşitli tiyatrolar, kültürel etkinlik gösteren kulüpler, müze ve kütüphaneler kurulmuştur. Opera ve bale de yaygın ilgi görür. Üzeyr Abdülhüseyin Hacıbekov ve Kara Karayev gibi Azeri besteciler uluslararası üne kavuşmuştur.

Özel yayınevlerinin bulunmadığı Azerbaycan’da hükümet tarafından Azerice, Rusça ve başka dillerde çeşitli dergi, kitap ve gazeteler yayımlanır. En yüksek tirajı olan dergiler, her ikisi de Rusça yayımlanan Literaturny Azerbaidzhan (Azerbaycan Edebiyatı) ve Azerbaidzhanskoye neftyano- ye khozyaistvo (Azerbaycan Petrol Ekonomisi) ile Azerice yayımlanan Azerbaijan Gadini'dir (Azerbaycan Kadını). Bakû’da çeşitli radyo istasyonları ile bir televizyon ve bir film stüdyosu vardır.
Ad:  25.JPG
Gösterim: 85
Boyut:  75.0 KB

Tarih


Halkları aynı kökenden gelen Kafkas Azerbaycanı ile komşusu îran Azerbaycanı 11. yüzyıldan 1723’e değin ve 1735-1813 arasındaki İran yönetimi sırasında bir bütün oluşturmuştur.

Romahlarca Albania, Araplarca ise Aran olarak bilinen Azerbaycan’ı 642’de Müslüman Adaplar fethetti. 9. yüzyılda bu topraklarda yaşayan İranlılann yerini Türkler aldı. Arap yönetimi altında kurulan Şirvan, Aran ve Mugan gibi hanlıklar Arap egemenliğinin çöküşüyle birlikte zayıflamaya başladı. Moğol egemenliği (1236-1498) ve Safevi hanedanı sırasında, başta Şirvan olmak üzere bu hanlıkların bazıları eski güçlerine yeniden kavuştu.

18. yüzyılda askeri bakımdan güçlenen Rusya, topraklarını Osmanlı Devleti ile İran’ın aleyhine genişletmeye koyuldu. Uzun savaşlar sonucunda Gülistan Antlaşması (1813) ile Derbent, Bakû, Şirvan, Şeki (Nuha), Gence ve Lenkoran hanlıklarını, Türkmençay Antlaşması (1828) ile de Nahçıvan’ı ve Taliş’in güney bölümünü aldı. Bu tarihten sonra Azerbaycan, bugün de geçerli olan sınır boyunca, Rusya ile İran arasında bölündü. Çarlık Rusyası döneminde bölge, Bakû ve YelizavetpoFdaki valilerce yönetildi.

1905 Devrimi’nin ardından Azerbaycan’da siyasal ortam canlandı. 1911’de Müsavat (Eşitlik) Partisi kuruldu. 1917 Şubat Devrimi ve Kafkasya’daki Osmanlı ordusunun varlığı, Müsavat Partisi ile Osmanlılar arasında bir ittifak kurulmasına yol açtı. Bu arada Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’dan oluşacak bir Transkafkasya Federasyonu kurulması yönünde adımlar atıldıysa da, etnik ve dinsel uyuşmazlıklar bu girişimin sonuçsuz kalmasına neden oldu. Mayıs 1918’de Gence başkent olmak üzere bağımsız bir Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu; daha sonra Bolşeviklerin denetimindeki Bakû, Osmanlı ordusunun yardımıyla ele geçirilerek başkent yapıldı. Ağustos 1918’de Bakû’yu işgal eden, ama Osmanlıların gelmesi üzerine geri çekilen küçük bir İngiliz birliği savaş sonrasında yeniden Bakû’ya girdi ve kenti boşalttığı Ağustos 1919’a değin cumhuriyeti denetim altında tuttu. Yeni cumhuriyet İtilaf Devletleri’nce 15 Ocak 1920’de fiilen tanındı. Nisan 1920’de Kızıl Ordu Azerbaycan’ı işgal etti ve hükümet Bolşevik yönetime teslim oldu. Aynı ay kurulan Azerbaycan SSC, 1922’de Transkafkasya SFSC’ye katıldı; 5 Aralık 1936’da da SSCB’nin bir cumhuriyeti haline geldi.

Ermenilerin çoğunlukta olduğu Dağlık Karabağ’ın Şubat 1988’de Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a bağlanma kararı alması iki cumhuriyet arasında gerginliklere ve kanlı çatışmalara yol açtı. Sovyet yönetimi Dağlık Karabağ’ın bu talebini reddederek bölgeye asker gönderdi ve olayları kanlı bir biçimde bastırdı.

Azerbaycan 23 Eylül 1989’da egemenliğini, 30 Ağustos 1991’de de bağımsızlığını ilan etti. 1991’de cumhurbaşkanlığına seçilen Azerbaycan Halk Cephesi önderi Ebulfeyz Elçibey 1993’te bir darbeyle görevinden uzaklaştırıldı. Yerine Haydar Aliyev seçildi. Ermenistan’dan destek alan Dağlık Karabağ Ermenilerinin saldırılan sonucunda ülkenin güneybatı kesimi Ermeni işgali altına girdi. Azerbaycan Eylül 1993’te Bağımsız Devletler Topluluğu’na katıldı.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:17


we come one
26 Aralık 2007 07:58       Mesaj #2
we come one - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  2.JPG
Gösterim: 58
Boyut:  30.7 KB

Genel İstatistiki Bilgiler


Ülke:
Azerbaycan Cumhuriyeti
yerel adı: Azerbaycan Respublikası
Eski Adı: Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkenti: Bakü (Bakı)
İdari Bölümleri: 59 il, 11 şehir, 1 bağımsız cumhuriyet; Abşeron, Ağcabedi, Ağdam, Ağdaş, Ağstafa, Ağsu, Ali Bayramlı, Astara, Baki, Balakan, Berde, Beylaqan, Bilasuvar, Cebrayil, Celilabad, Daşkesen, Deveci, Füzuli, Gedebey, Gence, Goranboy, Göyçay, Hacıgabul, İmişli, İsmayilli, Kelbecer, Kürdemir, Laçın, Lenkeran, Lenkeran, Lerik, Masallı, Mingeçevir, Naftalan, Naxçivan Bağımsız Cumhuriyeti, Neftçala, Oğuz, Gabala, Gakh, Gazakh, Gobustan, Guba, Gubadlı, Gusar, Saatlı, Sabirabad, Şeki, Salyan, Şamakhı, Şemkir, Samukh, Siyazan, Sumgayıt, Şuşa, Tartar, Tovuz, Ucar, Khaçmaz, Khankandi, Khanlar, Khızı, Khocalı, Khocavend, Yardımlı, Yevlakh, Zengilan, Zagatala, Zerdab
Bağımsızlık Günü: 30 Ağustos 1991
Milli Bayramları: Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin Kuruluş Günü, 28 Mayıs (1918)
Anayasası: 12 Kasım 1995
Hukuk Sistemi: Uygar hukuk sistemi temel alınmıştır.
Üye Olduğu Uluslararası Örgüt ve Kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)
İdari bölümler: 59 il, 11 şehir, 1 bağımsız cumhuriyet; Abşeron, Ağcabedi, Ağdam, Ağdaş, Ağstafa, Ağsu, Ali Bayramlı, Astara, Baki, Balakan, Berde, Beylaqan, Bilasuvar, Cebrayil, Celilabad, Daşkesen, Deveci, Füzuli, Gedebey, Gence, Goranboy, Göyçay, Hacıgabul, İmişli, İsmayilli, Kelbecer, Kürdemir, Laçın, Lenkeran, Lenkeran, Lerik, Masallı, Mingeçevir, Naftalan, Naxçivan Bağımsız Cumhuriyeti, Neftçala, Oğuz, Gabala, Gakh, Gazakh, Gobustan, Guba, Gubadlı, Gusar, Saatlı, Sabirabad, Şeki, Salyan, Şamakhı, Şemkir, Samukh, Siyazan, Sumgayıt, Şuşa, Tartar, Tovuz, Ucar, Khaçmaz, Khankandi, Khanlar, Khızı, Khocalı, Khocavend, Yardımlı, Yevlakh, Zengilan, Zagatala, Zerdab
Konum: Güneybatı Asya'da, Hazar Denizi'nin kıyısında, İran ve Rusya arasında bir bölgede yer almaktadır.
Coğrafi konumu: 40 30 Kuzey derecesi, 47 30 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Güneybatı Asya
Yüzölçümü: Toplam: 86,600 km²
kara: 86,100 km²
su: 500 km²
Sınırları: toplam: 2,013 km
Sınır komşuları: Ermenistan (Azerbaycan sınırı) 566 km, Ermenistan (Nahçıvan sınırı ) 221 km, Gürcistan 322 km, İran (Azerbaycan sınırı) 432 km, İran (Nahçıvan sınırı) 179 km, Rusya 284 km, Türkiye 9 km
Sahil şeridi: 825 km
İklim: Dünyadaki mevcut 11 iklim tipinden 9'unun hüküm sürdüğü Azerbaycan'da iklim oldukça çeşitlidir. Azerbaycan'da iklim başlıca 3 etki altındadır: Büyük Kafkas dağlarının kuzeyinden gelen soğuk hava kütlelerinin etkisi; Küçük Kafkas dağlarının güneyinden gelen sıcak hava akımlarının etkisi; 825 km.lik sahil şeridiyle bölgenin yanı başında bulunan Hazar Denizi'nin bölge iklimi üzerindeki etkisi. Bölgenin en rutubetli ve yağış alan yeri Talu dağları ile Lenkeran ovalığı (1600-1800mm), en kurak bölgesi ise Abşeron yarımadasının güneybatı kısmıdır.
Arazi yapısı: Orta yükseklikte bir ülke olan Azerbaycan'ın ortalama yüksekliği 657 m.dir. Ülkelerin en yüksek dağları olan Bazar düzü ve Tufandağ'in zirveleri 4197-4489 metreye ulaşmaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hazar Denizi 28 m; en yüksek noktası: Bazar düzü dağı 4,485 m
Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir yatakları, metaller, alüminyum
Toprakları:
  • Tarıma elverişli: %18
  • sürekli ekilen: %5
  • otlaklar: %25
  • ormanlık arazi: %11
  • diğer: %41 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 10,000 km² (1993 verileri)
Doğal afetler: kuraklıklar; bazı deniz seviyesine yakın topraklarda su baskınları
Akarsuları: 371.000 km².lik bir alanı kapsayan ve 75000 m³.lük bir hacme sahip olan Hazar Gölü ülkenin sınırlarının bulunduğu tek denizdir. Volga, Ural, Kür, Aras, Terek, Samur, Sulak gibi birçok nehrin sularını döktüğü bu göle hacmi büyük olduğu için Deniz de denilmektedir. Hazar'ın kuzeyden güneye ortalama uzunluğu 1200 km, eni ise ortalama 300 km. dir. Denizin ortalama derinliği 180 m en derin yeri 1020 m, en sığ yeri ise 5 m. civarındadır.
Nüfus: 7,771,092 (Temmuz 2001 verileri)
Yaş yapısı:
  • 0-14 yaş: %28.95 (erkek 1,146,315; bayan 1,103,393)
  • 15-64 yaş: %63.93 (erkek 2,415,678; bayan 2,552,759)
  • 65 yaş ve üsleri:%7.12 (erkek 219,549; bayan 333,398) (2001 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.32 (2001 verileri)
Mülteci oranı: -5.67 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Cinsiyet oranı:
  • doğumlarda: 1.05 erkek/kadın
  • 15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın
  • 15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın
  • 65 yaş ve üzeri: 0.66 erkek/kadın
toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2001 verileri)
Bebek ölüm oranı: 83.08 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi:
  • toplam nüfus: 62.96 yıl
  • erkeklerde: 58.65 yıl
  • kadınlarda: 67.49 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
Ulus: Azeri
Nüfusun etnik dağılımı: Azeri %90, Dağıstanlı %3.2, Rusya %2.5, diğer %4.3
Dinler: Müslümanlar %96, Ortodoks %2.5, diğer %1.8
Dil: Azeri %91, Rusya %3, diğer %6
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri
toplam nüfus: %97
erkek: %99
kadın: %96 (1989 verileri)
Ekonomiye genel bakış: Azerbaycan'ın ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılık,sanayi , doğal kaynaklar, enerji ve dış ticaret oluşturmaktadır. Elverişli iklim koşulları, çeşitli tarım ürünlerinin yetişmesine imkan sağlamıştır. Hayvancılık tarımdan sonra önemli bir faaliyettir. Ülkede 1992 yılı itibariyle 1.7 milyon baş sığır, 5 milyon baş koyun mevcuttur. Kür ve Araz nehirleri üzerinde ve Kür Nehrinin Hazar Denizine döküldüğü alanlarda balıkçılık yapılmaktadır. Sovyetler döneminde merkezi planlama stratejileri çerçevesinde, Azerbaycan tarım ülkesi olmaya zorlanmış ve kendi sanayisini kurması engellenmiştir. Mevcut sanayi tesislerinin çoğu da eski teknolojiyi kullanmakta olup, verimlilikten düşüktür. Son yıllarda bu sıkıntını giderilmesi için Azerbaycan devleti bir takım tedbirler almıştır.
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.8 (2000 verileri)
İş gücü: 2.9 milyon (1997)
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım ve ormancılık %32, endüstri %15, hizmet %53 (1997)
İşsizlik oranı: %20 (1999 verileri)
Bütçe: gelirler: 777 milyon $; giderler: 995 milyon $
Endüstri: Petrol ve doğal gaz, petrol ürünleri, çelik, demir yatakları, çimento, kimyasallar, petrokimyasallar, tekstil
Endüstrinin büyüme oranı: %6.9 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 16.378 milyar kWh (1999)
Elektrik üretimi için kaynaklar:
  • Fosil yakıtlar: %86.46
  • hidro: %13.54
  • nükleer: %0
  • diğer: %0 (1999)
Elektrik tüketimi: 15.432 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 600 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 800 milyon kWh (1999)
Tarım ve hayvancılık ürünleri: Pamuk, tahıl, pirinç, üzüm, meyveler, sebzeler, çay, tütün, büyükbaş hayvancılık, domuz, koyun, keçi
Ad:  5.JPG
Gösterim: 55
Boyut:  89.0 KB

İhracat tutarı: 1.9 milyar $ (2000 verileri)
İhracat ürünleri: Petrol ve gaz %75, makineler, pamuk, gıda ürünleri
İhracat ortakları: İtalya, Türkiye, Rusya, Gürcistan, İran
İthalat tutarı: 1.4 milyar $ (2000 verileri)
İthalat ürünleri: Makine ve araç - gereçler, gıda ürünleri, metaller, kimyasallar
İthalat ortakları: Rusya, Türkiye, Ukrayna, İran
Dış borç tutarı: 1 milyar $ (2000)
Para birimi: Azerbaycan Manatı (AZM)
Para birimi kodu: AZM
Mali yıl: Takvim yılı

Fiziki Yapı
Azerbaycan'ın topraklarının % 40'ında fazla bölümü verimli ovalardan meydana gelir. Bu alanların yarıdan fazlası 400-1500 m yüksekliktedir. Topraklarının kuzeyi yer yer 3000 metreyi aşan Kafkas Dağları ile kaplıdır. Bu dağlar aynı zamanda ülkenin kuzey sınırını meydana getirir. Azerbaycan topraklarının en yüksek noktası Banardüz Tepesidir (4480 m). Güneybatı kesiminde ise Küçük Kafkaslar yer alır.
Hazar denizine ulaşan Kızılören, Urmiye Gölüne uulaşan Acıçay ve Cıgatu gibi akarsular, dağlık kütleleri derin vadilerle yararak bölgeye çarpıcı bir görünüş kazandırmıştır. Güneybatıda 1566 m yükseklikte yer alan Urmiye Gölü, Küçük Kafkas Dağları arasında kalır. Dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizinin bir bölümü Azerbaycan sınırları içinde kalır.

İklim
Azerbaycan'ın, kuzeyindeki Kafkas Dağlarının rüzgarlarını kesmesi sebebiyle ılık bir iklimi vardır. Ilık iklim güneybatıda Lankeran bölgesine kadar devam eder. Güneyde ise sert yayla iklimi görülür. Yağmurlar genellikle ilkbaharda yağar.

Tabii Kaynaklar
Azerbaycan topraklarında yer alan dağların hepsinin yamaçları kayın, meşe ve çam ormanları ile kaplıdır. Güneyi ise bozkır görünümündedir.
Ormanlık bölgelerde Kafkas geyiği, karaca, Avrupa vizonu, kırkeçisi, yabandomuzu, keklik, orman tavuğu, vaşak, ayı, pars gibi hayvanlara çok bol rastlanır. Ayrıca Flamingo, kuğu, pelikan, şahin, balıkçıl gibi çok çeşitli kuş türleri kışlarının ılıman olması sebebiyle Hazar Denizi kıyılarında konaklarlar.

Nüfus ve Sosyal Hayat
Azerbaycan'da yaşayan 7.145.000 nüfusun % 78.1'ini Azeriler, % 7.9'unu Ermeniler % 7.9'unu Ruslar, % 6.1'ini ise diğer karışık ırklar meydana getirmektedir. Başkent Bakü'nün dışında önemli şehirleri Gence, Lenkeran, Sumgayt ve Mingeçaur'dur. Azerbaycan'da yaşayan Müslümanların % 70'i şiidir. Rusya'nın esaretinden kurtulan Azerbaycan'da kapatılan camiler 1990 senesinden sonra hızla ibadete açık hale getirildi. Bakü'de dört yıllık bir İslam Akademisi kuruldu.
Azerbaycan'ın eğitim düzeyi çok yüksektir. Önde gelen kültür ve eğitim merkezi olan Bakü'de bir üniversite ile sekiz yüksek öğretim kurumu vardır.

Ekonomi
Topraklarının % 7'si tarıma elverişli olan Azerbaycan'ın ekonomisi petrole dayalıdır. Dünyanın belli başlı petrol üreticisi ülkeler arasında yer alır. Petrol kuyularının büyük kısmı Apşeron Yarımadasında toplanmıştır. Çıkarılan petrol borularla işlenmek üzere Bakü yakınlarındaki Çernagorod'a nakledilir. Ayrıca Bakü 890 kilometrelik bir boru hattı ile Batum'a bağlanır. Petrolden sonra en önemli gelir kaynağı doğal gazdır.
Büyük bir çeşitlilik gösteren Azerbaycan sanayisinin temelini enerji, imalat ve kimya sanayi meydana getirir. Gübre, tarım ilaçları, yakıt, sanayi yağları, sun'i kauçuk ve plastik sanayii gelişmiştir.
Dışarıya ihraç ettiği en önemli ürünlerden biri de petrol arama ve çıkartma makinalarıdır. Termik santrallerden elde ettiği elektriğin bir kısmını satar.
Önemli sanayi merkezleri Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron'da toplanmıştır. Sungait kimya ve demir-çelik sanayiinin merkezidir. Şirvan'da ise tarıma dayalı sanayi gelişmiş olup, çok sayıda çırçır fabrikalarıyla pamukçuluğun merkezi durumundadır.
Dünyaca meşhur ve Rus havyarı olarak ün kazanmış olan mersin balığı havyarı sadece Azerbaycan'da üretilir. Elde edilen ürünün büyük kısmı ihraç edilir.
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:18
nünü
8 Nisan 2008 09:28       Mesaj #3
nünü - avatarı
Ziyaretçi
Azerbaycan
resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti (Azerice: Azərbaycan Respublikası, /ˈɑz.æˌɾ.bɑj.dʒɑn ˈɾes.pˌub.lika.sɯ/), Güney Kafkasya'da bulunan bir Türk devleti. Kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Gürcistan, batıda Ermenistan, güneyde İran ve batıda (Azerbaycan'a bağlı olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti üzerinden) Türkiye ile komşudur. Doğu sınırını Hazar Denizi çizmektedir. Hem Avrupa hem Asya'da toprağı bulunan Azerbaycan, bir Türk halkı olan Azerilerin yoğun şekilde yaşadığı ikinci ülke konumundadır. Ülkenin başkenti Bakü'dür.

Müslüman dünyasındaki ilk demokratik ve laik devlet olan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918 yılında kurulmuş; fakat 1920'de Sovyetler Birliği topraklarına katılmıştı. Azerbaycan 1991'de bağımsızlığını tekrar kazandı. Azerbaycan, (Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup Türk Konseyi ve TÜRKSOY'un üyesidir. 158 ülkeyle diplomatik ilişkisi ve 38 uluslararası kuruluşa üyeliği vardır.
Ad:  17.jpg
Gösterim: 54
Boyut:  42.9 KB

Etimoloji
Azerbaycan sözcüğünün kökeni konusunda birçok değişik görüş bulunmaktadır. Bunların arasında önde gelen görüşler şunlardır:
Eski Asların adından kaynaklanır ve “Aser yurdu”, “Aserler yurdu” demektir.
Azer, Eski Türkçe'de "yüksek" veya "zenginlerin oturduğu yer" olarak geçer.
Ahameniş İmparatorluğu'nda Midya bölgesine valilik yapmış ve imparatorluğun Büyük İskender tarafından fethinden sonra görevine devam etmiş Atropat'ın adından kaynaklanır. Atropat'ın adına istinaden bu bölgeye Atropatena adı verilmiştir ve Azerbaycan'ın adı buradan kaynaklanmıştır.
Diğer bir görüşe göre ise o bölgede büyük bir devlet kurmuş olan ve Hazar Gölü'ne de adını veren Hazar'ların adından kaynaklanmaktadır.

Tarihçe
Azerbaycan'da Kuruçay kültürü adı ile tanınmış ilk insan meskeni, Yeni Taş Çağı'na uzanan Azıh Mağarası'nda belirtilmiştir.
Türklerin Azerbaycan'ı kendilerine yurt edinmesi milattan önceki çağlara kadar iner.M.Ö. yedinci yüzyılda Türk kavimlerine mensup topluluklar Azerbaycan'a Kafkasların kuzeyinden Derbend yoluyla gelip yerleşmişlerdir. Bu sebeple Derbend'e Türk kapısı denmiştir.
Selçukluların Azerbaycan'da görülmeleri ise 1015-1021 yılları arasındadır. Bu dönemde Oğuzların göçleri ile birlikte Azerbaycan'ın Türkleşme ve İslamlaşma süreci hızlanmıştır. Bölge 1136'da İldenizliler tarafından Tebriz'de kurulan atabeyliğin egemenliğine girmiştir. Moğol istilalarından sonra İlhanlıların egemenliğine girmiş ve bir süre Altın Orda'nın hakimiyetinde kalmıştır. 14. yüzyılda Karakoyunlular ve Akkoyunluların egemenliklerine girmiştir.

I. İsmail'in Kızılbaş ordusu Azerbaycan seferini gerçekleştirip 1500'de Cabani Meydan Muharebesi'nde Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Tebriz'e girip Safevi Devleti'ni kurmuştur.Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir. Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. Zand Hanedanı'nın yıkılışı ile Kaçar Hanedanı'nın kuruluşu sırasında burada Bakü, Kuba, Şeki, Gence, Karabağ, Revan, Nahcivan,Derbent, Serab, Lenkeran, Şeki, Şamahı, Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Maku, Marağa ve Karadağ gibi de facto bağımsız hanlıklar belirmiştir. 1804–1813 Rus-İran Savaşları'nın ardından 1813 yılında bu hanlıkların büyük bir kısmı Rusya İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Türkmençay Antlaşması ile İran, Rusya'nın Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Taliş Hanlığı'nın güney bölümü üzerindeki hakimiyetini tanımıştır.

1828'de Rusya İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiştir. 1918-1920'de Kafkasya Kurultayı'nı toplamış ve 28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu'da ilk cumhuriyet olmuştur. Ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sosyalist Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne katılmıştır. 30 Ağustos 1991'de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.

Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştur Bu düşüncenin önde gelenleri Hüseynzade Ali Turan, Ahmet Ağaoğlu, Alimerdan Topçubaşov idi.

Azerbaycan Cumhuriyeti
Sovyetler Birliği'nin son döneminde Ermenistan SSC’nin Azerbaycan SSC’ye Dağlık Karabağ'da hak iddia etmesi etnik çatışmalara yol açtı ve bu karmaşık koşullar altında 18 Ekim 1991'de Azerbaycan bağımsızlığını ilan etti. Bu dönemde iktidarda olan Azerbaycan Komünist Parti Genel Sekreteri Ayaz Mutallibov, bağımsiz cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı oldu, ancak Mart 1992'de Dağlık Karabağ'daki Hocalı Katliamı’ndan sonra istifa vermeye zorlandı. Şuşa ve Laçın şehirlerinin Ermeni silahlı kuvvetlerince işgalinden sonra yaşanan derin bir istikrarsızlık sürecinden sonra 7 Haziran 1992'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Azerbaycan Halk Cephesi'nin lideri Ebulfez Elçibey kazandı. Bu dönemde Ermeniler ve Azeriler arasında şiddetlenen savaş sırasında Kelbecer rayonu işgal oldu. Haziran 1993’te Gence şehrinde Süret Hüseynov liderliğinde silahlı isyan çıktı ve Elçibey yardım için Haydar Aliyev’i Nahçıvan’dan Bakü’ye davet etti. Fakat Haydar Aliyev'in Bakü'ye gelince Süret Hüseynov'u desteklemesi ve göstericilerin Bakü’ye yürümesi üzerine, halktan umduğu desteği alamayan Elçibey, doğum yeri olan Nahçivan’ın Keleki köyüne gitmiştir. Bu gelişmeler üzerine, Cumhurbaşkanlığı yetkileri Haydar Aliyev’e devredilir. Ülkedeki siyasi istikrarsızlıktan yararlanan Ermeni silahlı kuvvetleri Azerbaycan'ın Ağdam, Cebrayıl, Füzuli, Kubadlı, Zengilan rayonlarını işgal etti. Ağustos 1993’te referandum ile Elçibey'in görevi resmen geri alındı ve Ekim ayındaki seçimlerde Haydar Aliyev %99 oyla Cumhurbaşkanı seçildi. Ermeni-Azeri savaşı 1994'te Rusya'nın dayattığı ateşkesle sona erdi.

Daha sonra Haydar Aliyev Süret Hüseynov'dan desteğini çekecek ve vatana ihanetten yargılanan Hüseynov müeebete mahkûm olacaktır. 10 yıl hapis yattıktan sonra İlham Aliyev tarafından 2005 yılında Hüseynov'un cezası affedilmiştir.

Ulus çoğunluğunu Türk halkı olan Azeriler oluşturuyor. Azerilerin son 50 yıl da arttığını göstermektedir ve diğer etnik grupların sayı ve oran olarak azaldığını göstermektedir.

Rusların sayısında son 30 yılda bir düşüş vardır. 1979 yılında 475,300 ve 1989 yılında 330.000 civarında olan Rus nüfusunun sayısı 1999 yılında 141.700 seviyelerine kadar gerilemiştir. Özellikle 20 Ocak 1990 Olayından (Qara Yanvar; "Kara Ocak") sonra Rusların göçü yoğunlaşmıştır.

Ermeniler özellikle Dağlık Karabağ Savaşı yüzünden ya ayrılmıştır veya kaçmıştır. Daha Dağlık Karabağ yüzünden oluşan gergilik ve savaştan önce de 1979 yılında 475,500 civarında olan Ermeni nüfusunun sayısı 1989 yılına gelindiğinde 390.500 seviyelerine kadar gerilemişti. Ermeni nüfusunun sayısı 1999 yılında 120.700 seviyelerine kadar gerilemiştir ve Ermeniler tarafından işgal edilmiş Dağlık Karabağ'da yaşayanları kapsar. Artık Azerbaycan'da Dağlık Karabağ dışında hemen hemen hiç Ermeni kalmamıştır.

Toplam nüfus büyüme oranı %0,89'dur.
Yaş grubu - Toplam nüfustaki payı
0-14 - 33.0
15-29 - 28.9
30-44 - 17.7
45-59 - 12.0
60 + - 8.4

Azerbaycan nüfusunun %54 e yakın kısmı kentlerde, %46 ya yakın kısmı da köylerde yaşamaktadır. Şehirleşme hızı son dönemlerde oldukça yavaş seyretmekte olup, kentlere fazla hızlı olmasa bile göç almakta, ancak kırsal kesimde nüfus artışı daha yüksek olduğu için denge sürmektedir.
Toplam nüfusun %60 a yakın kısmı 30 yaşın altındadır.

Dağlık Karabağ
Yüzölçümü: 4.388 km²
Nüfusu: 187.769 (1989 nüfus sayımı; 145.403 kişi Türk + 40.316 kişi Ermeni + 2050 kişi diğer milletler olmakla )
De jure olarak Azerbaycan'ın toprağı sayılan Dağlık Karabağ, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen de facto Dağlık Karabağ Cumhuriyeti tarafından yönetmektedir. Yaklaşık 1.000.000 Azerbaycanlı bölgeden göç ettirilmiştir. Bu nedenle Dağlık Karabağ'da artık hemen hemen hiç Azerbaycanlı yaşayamamaktadır.
Ad:  3.JPG
Gösterim: 22
Boyut:  36.7 KB

Din
14. yüzyıldan kalma Keykubad Camisi
Azerbaycan Cumhuriyeti laik devlettir. Halkın %96'sı Müslüman (%85'i Şii Caferi), %3-4'ü Hıristiyandır (çoğunluğu Rus Ortodoks Kilisesi, Gürcü Ortodoks Kilisesi ve Malakan). Çok küçük bir bölümü ise Yahudidir Fakat Azerbaycan'da dinsel bağlılık nominal olduğu için, pratikteki taraftar oranları çok daha düşüktür.

Azerbaycan'da nüfusun büyük bir bölümünü oluşturan Azerbaycan Türkleri, Müslümandırlar. Ancak yaklaşık 70 yıllık komünist yönetim tarafından yapılan yoğun ateizm propagandası ile İran İslam Cumhuriyeti'nden kaynaklanan köktendinci İslami propagandaya karşı oluşan tepki sebebiyle, dinsel yönelişler, İslami bir nitelik kazanmaktan ziyade bir kültürel renk biçiminde bulunmaktadır. Ancak bu, radikal köktendinci hareketlerin Azerbaycan'da bulunmadığı anlamına gelmemektedir.

Cumhurbaşkanları
Şimdiki Cumhurbaşkanı İlham Aliyev
Ayaz Mutallibov - 1991-1992
Ebulfez Elçibey - 1992-1993
Haydar Aliyev - 1993-1998, 1998-2003
İlham Aliyev - 2003-2008, 2008-2013

Siyasal ve sosyal yapılanmalar

Azerbaycan'da 53 parti adını kaydettirmiştir.(2008)[50]
Faaliyetini sürdüren partilerin bazıları:
Yeni Azerbaycan Partisi (İktidâr)
Müsavat Partisi
Azerbaycan Halk Cephesi Partisi
Yeşiller Partisi
Demokratik Islahatlar Partisi
Ümit Partisi
Azerbaycan Komünist Partisi (1993)

Tarım ve Hayvancılık
Azerbaycan'ın yüzde 7'si tarıma elverişli topraklara sahiptir. Bu tarım topraklarının büyük bölümü de Kura ve Aras nehirleri çevresindedir ve ülkede, tarım büyük ölçüde sulamaya dayanmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler tahıl, meyve, pamuk, çay, tütün ve üzümdür. Ayrıca, dut ağacından yılda 5.000 ton ipek kozası elde edilmektedir.

Azerbaycan tarımında ve ekonomisinde hayvancılığın da önemli yeri bulunmaktadır. En son verilere göre Azerbaycan'da 1,5 milyon sığır, 5 milyon koyun, 30 milyon kümes hayvanı bulunmaktadır. Arıcılık gelişmiştir.

Müzik
Yaklaşık 1.000 yıllık geçmişi olan Azerbaycan müziği ritmik ve farklı melodiler üretmiş, müziğinin konularını Azeri halkının yaşantıları ve karşılaştıkları sosyal olaylarından konu almıştır. Azeri dili çoğunlukla, Türk, Arapça ve daha çok Farsça kökenli sözcüklerden etkinlendiğinden yapılan geleneksel Azeri müziklerde de Kafkas,Orta Asya ve İran ağırlıklı etkileri göze çarpmaktadır. Geleneksel Azeri müziklerinde çalgı olarak tar ,kemençe , ut, bağlama, balaban, zurna, kaval , nağara, garmon , tütek, tef ve davul kullanılmaktadır. Ayrıca davul, garmon (küçük akordeon), tutek (düdük flüt), daf (davullar) ve nagara çalgılarıda melodilerde sıkça kullanılabilen enstrümanlardandır.

Almanya 'nın Düsseldorf kentinde düzenlenen 2011 Eurovision Şarkı Yarışması 'nda sahne performanslarıyla Eldar ve Nigar.
Azerbaycan 2011 yılında Eurovision Şarkı Yarışması 'nda ülkeyi temsilen yarışan Eldar ve Nigar'ın seslendirdiği Running Scared adlı şarkıyla birinci olmuştur. Ülkenin ayrıca, Reşid Behbudov, Müslüm Magomayev gibi tanınmış Azeri sanatçıları da vardır.vs gıbı seylere kulture sahıbdır.
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:19
Hi-LaL
21 Mayıs 2008 01:02       Mesaj #4
Hi-LaL - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  10.JPG
Gösterim: 22
Boyut:  52.2 KB

AZERBAYCAN' IN TARİHÎ ARKAPLANI


Azerbaycan tarihi, iktidar merkezlerinin kesişme alanında bulunan diğer ülkelerin tarihleriyle benzerlik gösterir. Hareketli bir coğrafya üzerinde bulunan ülkenin tarihi, bir iktidar mücadelesi ve savaşlar tarihidir. Bugünün Azerbaycan’ının sosyo-politik durumunu anlayabilmek, ancak Azerbaycan topraklarının sahne olduğu çatışmaları, bölünmüşlüğü anlamakla mümkündür. Azerbaycan’ın bu özel jeopolitik durumu, bilhassa 17. yüzyıldan sonra Osmanlı Devleti, İran ve Rusya arasındaki nüfuz mücadelesinin sonuçları, ülkenin modern dönemde karşı karşıya kaldığı sorunları kavramamızda yardımcı olacaktır.

Azerbaycan’da kurulan ilk devlet, M.Ö. 800 yılında Urartular tarafından son verildiği bilinen Manna Krallığı’dır. Azerbaycan toprakları daha sonra sırasıyla Medlerin ve Pers İmparatorluğu’nun eline geçmiştir. Daha sonra bölgede kurulan Atropatene Krallığı’nın bugün Azerbaycan’a ismini veren krallık olduğu düşünülmektedir. İslam’ın yayılmasından önce bölge, Büyük İskender tarafından işgal edilmiş, İran’da Sasanilerden önce iktidara gelen Parthlar tarafından yönetilmiş, ardından Sasaniler tarafından ele geçirilmiştir. Antropatene Krallığı’nın başkenti Gazaka’ya bir mabet yaptıran Sasaniler, burayı Zerdüştiliğin önemli merkezlerinden biri haline getirmişlerdir. Zaman zaman kısa bağımsızlık dönemlerine sahne olan bu işgaller süreci, Azerbaycan’ın zengin kaynaklarının sonucu olan jeostratejik önemini gözler önüne sermektedir.

Bugünkü Azerbaycan topraklarında 4. ve 10. yüzyıllar arasında Hristiyanlık, Mazdeism ve İslam olmak üzere üç din hüküm sürmüştür. Hristiyanlık ve Mazdeism zaman içerisinde bölgede hakimiyetini kaybetmiş ve İslamiyet’in hakimiyeti kalıcı olmuştur. 6. ve 7. yüzyıllarda Bizans ve Sasani İmparatorlukları Azerbaycan toprakları üzerinde defalarca savaşmışlardır. Azerbaycan’ın fethi, 642’de Hz. Ömer döneminde gerçekleştirilmiştir. Bizans İmparatoru Herakleios, Arap fethine uzun bir süre direnmiş, fakat Bizans İmparatorluğu’na karşı bölgeyi ele geçirmenin önemini bilen Arap kuvvetleri, mücadelede ısrarcı davranmıştır. Azerbaycan, Emeviler döneminde fetihlerde üs olarak kullanılmıştır. İslamiyet’in beraberinde getirdiği canlı şehir hayatı ve ticaret bölgede etkisini göstermiştir. Fakat Abbasilerin zayıflamasıyla bölgede mahalli hanedanlıklar kurulmuştur.

Bu dönemden sonra, bölgeyi yakıp yıkan Moğol istilasına kadar bölgede Selçuklu Türklerinin hakimiyetini görmekteyiz. Aslında Türklerin bugünkü Azerbaycan topraklarına yerleşmesi, 5. ve 7. yüzyıllar arasında gerçekleşmiştir. Gelen ilk Türk boyu olan Sakalar (İskitler), uzun süre bölgede yaşamıştır. Ancak 10. ve 11. yüzyıllarda Türkler, bölgede hakim etnik grubu oluşturmaya başlamışlardır. Başlangıçta zorunlu olarak kuzeydeki kurak bölgelerden göç ederek bölgeye yerleşen Oğuzlar, Azerbaycan’daki yerel hanlıkların iktidarına bir tehdit oluşturmamış; bölgenin şehir hayatından dışlanmış şekilde kırsal kesimlerde yaşayan Türk boyları ile bütünleşmişlerdir. Ancak Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1020’lerde bugünkü İran topraklarının, 1054’te ise Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmının hakimiyetini ele geçirmiştir. Tuğrul Bey’den sonra başa geçen Alparslan ise Azerbaycan topraklarının tamamını Selçuklu egemenliği altına almıştır.

Selçuklu iktidarı ile birlikte Azerbaycan’da siyasal iktidar Türklerin eline geçmiş ve Türkler hakim etnik grup olmuşlardır. Lakin Selçuklular döneminde devlet, eğitim ve edebiyat dili olarak ne Türkçe, ne Arapça kullanılmış, bunun yerine Farsça tercih edilmiştir. Fars edebiyatı gelişme göstermiş, bazı Selçuklu sultanları Farsça şiirler kaleme almışlardır.

Anadolu ve Mezopotamya ile birlikte Azerbaycan’ı da istila eden Moğollar, 1222 ve 1231 yıllarında bölgeye iki sefer düzenlemişlerdir. Ancak Azerbaycan, istilaya maruz kalan diğer bölgelere nazaran daha az zarar görmüş ve bölgenin Moğol İmparatorluğu’na dahil olma süreci 1250’de başlamıştır. Bunun bir sebebi, Moğol hükümdarı Hülagü’nün, güçlerini büyük ölçüde Mezopotamya’ya ve Abbasilere yöneltmesidir. Moğollar ilk dönemlerde Arapça ve Farsça’yı yasaklayarak yerine Moğolca ve Uygur Türkçesi’ni koymuşlardır. İlhanlılar döneminde Moğollar, İslamiyet’i kabul etmiş ve bu dönemde Farsça tekrar kullanılmaya başlanmıştır. Moğolların Azerbaycan’daki iktidarı Timur’un ölümüyle birlikte sona ermiştir. Moğol istilası topluma zarar vermiş, halkı yokluk içerisinde bırakmıştır. Bununla birlikte bazı direniş hareketleri ortaya çıkmış, bölgede gizli de olsa dervişlerin öncülüğünde tasavvuf hareketleri canlanmıştır. Bölge daha sonra Harzemşahlar ve Timurluların hakimiyetine girmiştir. Celaleddin Harzemşah 1225’te Tebriz’i ele geçirmiş, şehir bu dönemde dünyanın en gözde ilim, sanat ve ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Moğolların ardından bölgede önce Karakoyunlu (1380–1468), sonra da Akkoyunlu (1340–1514) idaresi görülmüştür. İki devletin bölge üzerindeki mücadelesi 18 yıl sürmüş, 1453’te bugünkü Azerbaycan topraklarını kendi aralarında paylaşmışlardır. Anlaşma sonucunda bugünkü Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları Akkoyunluların idaresinde kalmıştır. 16. yüzyılın başında Akkoyunluların yıkılmasıyla Azerbaycan toprakları Safevilerin eline geçmiştir. Safevilerin Şiiliği devlet mezhebi ilan etmeleriyle bu mezhep Azerbaycan topraklarında da yayılmıştır. Böylece Şiilik, Azeriler için birincil kimlik haline gelmiştir. Safeviler döneminde tarım ve komşu ülkelerle ticari ilişkiler gelişmiş, Moğol istilasının bıraktığı yıkım büyük ölçüde telafi edilmiştir. Safevi hükümdarı Şah İsmail’in Tebriz’i başkent yapması ile şehir zenginleşmiştir.

Fakat 15. yüzyılın sonlarında Safeviler ile Osmanlı İmparatorluğu arasında başlayan savaşlar halkın refahında yeniden gerilemeye yol açtı. Bu savaşlar aralıklarla yaklaşık 150 yıl devam etti ve Azerbaycan toprakları kimi zaman Osmanlı, kimi zaman Safevi idaresine girdi. Şii-Sünni mücadelesinin en yoğun olduğu dönemde, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Şah İsmail’i Çaldıran’da yenilgiye uğratarak Tebriz ve Güney Azerbaycan’ı Osmanlı topraklarına kattı. Kısa bir süre sonra tekrar Safevilerin idaresine giren bölge, Kanuni döneminde yeniden Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. Kanuni’nin 1534 yılında gerçekleştirdiği Irakeyn Seferi ile Azerbaycan’ın tamamı Osmanlı Devleti idaresi altına girmiştir. Ancak Şirvan, Dağıstan ve Tiflis hanlıklarının Safevilere karşı isyan etmeleri ve Osmanlı Devleti’nden yardım istemeleri üzerine Osmanlı-Safevi mücadelesi yeniden başlamıştır. Azerbaycan’da Osmanlı yönetimi tam olarak kurulamadığından ve Osmanlı Devleti iç meseleleriyle fazlaca meşgul olduğundan, bölgedeki Osmanlı hakimiyeti kesintiye uğramış ve bölge zaman zaman Safevilerin yönetimine geçmiştir. Bununla birlikte Safevi Devleti Osmanlı Devleti’ne yıllık vergi ödemek şartıyla elindeki topraklarda hakimiyetini devam ettirmiştir. IV. Murat döneminde Osmanlı’nın Azerbaycan’ı tekrar ele geçirmek gibi bir girişimi olduysa da, bölgeyi Safevi idaresinden geri almak mümkün olmamıştır. Bu dönemde bölge toprakları üzerinde Safeviler, Osmanlılar ve Rusya birbirleriyle daimi bir mücadele içinde olmuşlardır.

Safeviler ve Osmanlılar arasındaki mücadele ve bu mücadelenin beraberinde getirdiği Şii-Sünni ayrımı, Azeri toplumsal yapısı üzerinde belirleyici rol oynadı. Rus egemenliği öncesinde bölgede görülen bu etki iledir ki, 20. yüzyıl başına kadar İslam, toplumsal kimliği belirleyici unsur olmuş, halkın grup kimliğini belirleyici temel unsur, etnisiteye ya da dile dayalı farklılıkların önem taşımadığı ümmet birliği olarak ortaya çıkmıştır.

1747’de Safevi hükümdarı Nadir Şah’ın ölümü ile Azerbaycan’da Safevi hakimiyeti sona ermiştir. Bundan sonraki 50 yıl boyunca Azerbaycan siyasi çekişme ve iç savaşlara sahne olmuştur, zira birbirinden bağımsız farklı hanedanlıklar bölge topraklarını paylaşma konusunda mücadele etmiştir. Kuzey Azerbaycan’da Karabağ, Şeki, Gence, Bakü, Derbend, Kuba, Nahcıvan, Taliş ve Revan hanlıkları ile güneyde Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Makü ve Meraga hanlıkları bu dönemde kurulmuştur. Bu hanlıklardan hiçbiri Azerileri bir çatı altında toplama gücüne sahip olamamış ve dolayısıyla Azeriler kendilerini yöneten dış güçlere boyun eğmek mecburiyetinde kalmışlardır.

Rusya’nın Kafkasya’daki işgalleri 18. yüzyılda başlamış, dünyadaki sömürgecilik faaliyetlerine paralel olarak 19. yüzyılda hız kazanmıştır. Güney Kafkasya’da bulunan Azerbaycan da bu faaliyetlerden nasibini almıştır. Azerbaycan’a ilk Rus akını Safeviler yönetimi döneminde 1735’te gerçekleşti. II. Katerina döneminde (1768–1796) Rusların güneye doğru ilerlemesi devam etti. Katerina döneminin ardından Azerbaycan hanlıkları zaman zaman Rus ordularına saldırdılar. Ancak Ruslar, 1805’te Gence Hanlığı ile yaptıkları savaştan sonra bölgeyi ele geçirdiler. İşgal sırasında Gence halkı katledildi, camiler kiliseye çevrildi. Ruslar 1806’da da Derbend ve Kuba hanlıklarını topraklarına kattı. Özellikle Gence ve Bakü hanlıkları, Rus işgaline karşı direnmişlerdir. 1803–1813 Rus-İran savaşlarının sonunda imzalanan Gülistan Anlaşması ile Gence, Şeki, Bakü, Derbend, Kuba ve Taliş hanlıkları Rusya’ya, Güney Azerbaycan hanlıkları ise İran hakimiyetine bırakıldı. Ruslar İran ordusunu yenerek Tebriz’i ele geçirince, iki ülke arasında Türkmençay Antlaşması (1828) yapıldı. Bu anlaşma ile Azerbaycan toprakları, Aras nehri ve Taliş dağları sınır olmak üzere Çarlık Rusyası ile İran arasında paylaşılmış oldu. Revan ve Nahçıvan hanlıkları Rusya’ya bırakıldı, Hazar denizi de Rus egemenliğine geçti. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet ve İngiliz askerleri güney Azerbaycan’ı işgal etmiş ve Sovyetlerin desteğiyle 1945’te Muhtar Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edilmiş olsa da, İran 1946’da bölgeyi tekrar ele geçirdi ve cumhuriyetin varlığına son verdi.
Ad:  11.jpg
Gösterim: 22
Boyut:  35.1 KB

İran’da yaşayan Azerilerin sayısı, bugün Azerbaycan Cumhuriyeti olarak adlandırdığımız topraklarda yaşayan Azerilerin sayısından fazladır. Bu nedenle pek çok Azeri tarafından kuzeybatı İran, bugün hâlâ Güney Azerbaycan olarak da adlandırılmaktadır. İran nüfusunun %40’ını Azeriler oluşturmaktadır ki, bu da dünya Azerbaycanlılarının %75’ine karşılık gelmektedir. Azerilerin çoğunluğunun bugünkü İran topraklarında yaşaması ve Azerbaycan’ın Türkmençay Antlaşması ile ikiye bölünmesi, Azerbaycan halkı açısından bölünmüş bir toprak üzerinde yaşayan bölünmüş bir halk sonucunu doğurmuştur. Kuzey ve Güney Azerbaycan arasındaki farklılık sadece coğrafi bir bölünmüşlük değildir. Azerbaycan halkı, Avrupa ile Asya, İslam ve Hristiyanlık, Rusya ve Ortadoğu, Türkler ve İranlılar, Şii ve Sünni İslam arasındaki çekişmelere dayalı bir bölünmüşlük yaşamıştır.

Rus işgali ve idaresi döneminde Azerbaycan halkının yaşadığı değişim ve dönüşüm, Azerbaycan tarihi ve bugünkü halkın kimliği açısından büyük önem arz etmektedir. 19. yüzyılda Rusya, bütün Kafkasya ile birlikte Azerbaycan’da da sömürgecilik faaliyetlerinde bulunmuş, eş zamanlı olarak dünyada da yaygınlaşmaya başlayan fikir akımları aydınlar üzerinde etkisini göstermeye başlamıştır. Bilhassa Panislamizm, Pantürkizm ve Rus aydınlarının ihtilalci görüşleri, Azeri aydınları üzerinde etkili olmuştur. Bu nedenle 20. yüzyıl başları Azeri toplumunda, özellikle aydın kesim arasında değişim rüzgarlarının estiği ve yeni arayışların ortaya çıktığı bir dönem olarak nitelendirilebilir.

Rusya’da esmeye başlayan meşrutiyet rüzgarı ve demokrasi talepleri sonucunda 1905 yılında Çarlık Rusyası’nın meşrutiyet ilan etmek zorunda kalması ve Rusya’da Duma Meclisi’nin kurulması üzerine Azeriler de bazı toplumsal hakları talep etmeye başlamışlardır. Bu dönemde sosyal ve siyasi düşüncede ilerlemeler olmuş, gazeteler kurulmuş, basın yoluyla kamuoyu oluşmaya başlamıştır. Ermeni ihtilalcilerin Azerbaycan topraklarını hedef almaya başlaması ile ülkede nefsi müdafaa bilinci oluşmuş, siyasi birleşmeye yönelik olarak çeşitli parti ve cemiyetler kurulmaya başlamıştır. İlk olarak 1904’te, Bakü’de kurulmuş olan Rus Sosyal Demokrat Partisi’nin Bakü komisyonuna bağlı olarak çalışan Himmet Partisi kurulmuştur. 1905 yılında Bakü’de sonradan Dıfai Partisi olarak anılan gizli Fedai Cemiyeti, ardından da bütün Rusya vatandaşları arasında hukuki eşitlik ve kültür sahasında gelişme isteğiyle Rusya Müslümanları İttifakı kurulmuştur. Ancak Rus Çarı, 1907’de Duma’yı feshederek baskı politikalarına geri dönmüş, Müslümanların ortak din etrafında birleşmesini önlemeye yönelik politikalar uygulamaya başlamıştır.
Ad:  4.JPG
Gösterim: 21
Boyut:  38.9 KB

Azerbaycan ulusal hareketi, iki partinin programında birincil hedef olarak karşımıza çıkmaktadır: Himmet Partisi ve 1911 yılında kurulan Musavat Partisi. Musavat Partisi, kuruluşunda milliyetçilik, istiklalcilik, halkçılık, cumhuriyetçilik gibi ilkeleri benimsemiştir. Partinin lideri Mehmet Emin Re-sulzade Rusya Müslümanlarına hitap eden bir yazısında, “Bağımsız milletler olarak var olmak isteyen milli toplumların, her şeyden önce kendilerini bilmeleri, belirli fikirler ve gayeler etrafında birleşmeleri gerektiğini, bu güç ve inançtan yoksun toplumların kimseye söz dinletemeyeceğini” belirtmiştir. Bu fikirlerin etkisiyledir ki parti, 1917’de Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla Bakü’nün Kızıl Ordu tarafından işgaliyle Sovyet yönetimine girmesi arasında geçen iki yıllık sürede Azerbaycan’ın bağımsızlığını elde etmesinde temel rolü oynamıştır.

Rusya’da 1917’de gerçekleşen Bolşevik Devrimi ile birlikte Kafkas halklarının özgürlük hareketlerinde yeniden bir canlanma görüldü. Bu hareketler bir temelden yoksun değildi, zira Bolşevikler yayımladıkları ihtilal beyannamesinde herkesin eşit şartlarda olacağını belirtmiş, şu ifadelerde Kafkasya ve Orta Asya halklarına umut vaat etmişlerdir: “Rusya Müslümanları, Volga boylarının, Kırım’ın Tatarları, Sibirya’nın ve Türkistan’ın Kırgızları ve Sartları, Kafkas ötesi Türkleri, Tatarlar ve Azeriler, Kafkasların Çeçenleri ve Dağıstanlılar, Rus Çarlarının zalimleri tarafından camileri, minberleri yıkılmış, dinleri, adetleri çiğnenmiş olanlar, biz sizlere hitap ediyoruz… Bundan böyle sizin akide ve adetleriniz, milli ve medeni bütün müesseselerinizin hür ve her türlü taarruzdan masun olduğu ilan olunuyor. Yani milli hayatınızı hür ve mümanaatsız olarak tesis ediniz. Sizin buna hakkınız vardır…” Bolşeviklerin bağımsızlık taleplerine karşı olumsuz tepkileri ve yönetimleri döneminde Azeriler de dahil olmak üzere halkların karşılaştığı baskı ve kısıtlamalar bu sözlerin gerçekliğinin olmadığını ortaya çıkardı. Ancak bu sözlere dayanarak bağımsızlık arzuları canlanan Kafkas halkları, devrimin ilk yıllarında bağımsızlık yolunda adımlar atmaya başladılar. 1–11 Mayıs 1917’de Moskova’da Rusya Müslümanları Kongresi toplandı. Mehmet Emin Resulzade, kongrede her milletin kendi kaderini tayin hakkını hararetle savundu ve bu büyük kabul gördü. Azerilerin Ermeni ve Gürcülerle bir araya gelerek oluşturdukları Seym Meclisi, Nisan 1918’de Güney Kafkasya Federal Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etti. Ancak bu cumhuriyet iki ayda dağıldı. Musavat Partisi içerisinde Resulzade başkanlığında oluşturulmuş olan Müslüman grubu, Azerbaycan Milli Şurası ismini alarak 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Yeni cumhuriyetin hükümeti, 4 Haziran 1918’de Osmanlı Devleti ile Batum’da bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma gereğince ülkenin iç ve dış güvenliğini sağlamak amacıyla Osmanlı kuvvetleri bölgeye geldi ve Rusların elindeki Bakü’yü 15 Eylül 1918’de ele geçirdi. Mondoros Mütarekesi’nin ardından Osmanlı kuvvetlerinin çekilmesi ile Bakü İngilizler tarafından ele geçirildi ve yeraltı ve petrol kaynakları İngilizler tarafından kullanıldı.

Self-determinasyona dair verdikleri sözleri unutan Bolşevikler, Kızıl Ordu’yu göndererek 27 Nisan 1920’de Azerbaycan’ı işgal ettiler ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ne son verdiler. 28 Nisan 1920’de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Böylece Azerbaycan için Sovyetler Birliği dönemi başladı.

Sovyetler Birliği dönemi, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak Azerbaycan üzerinde derin etkiler bıraktı. Sovyetler döneminde Azerbaycan, SSCB’nin sosyo-ekonomik sistemine hızla entegre edildi. Moskova’dan yönlendirilen sanayileşme ve kültürel devrimle toplum hayatı dönüşüme uğradı. Ruslar zaten 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Azerbaycan’ı Rus ekonomisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmişlerdir. Ülke, bilhassa zengin petrol rezervleri ile dikkat çekmektedir. Bölge, 1880’lerde dahi dünya petrollerinin %50’sini üretmekteydi. Sovyetler Birliği döneminde de 1920’lerden 40’lara kadar, SSCB’de çıkarılan petrolün %50-60’lık bir kısmı Azerbaycan’da çıkarılmaktaydı. Sovyetler Birliği 70 yıllık yönetimi süresince Azerbaycan’ın kaynaklarından, verimli topraklarından azami düzeyde faydalanmıştır. Özellikle oluşturduğu 100 farklı üretim sektörüyle sanayileşme potansiyelini kullanmıştır. Bu sayede Azerbaycan’da ticaret ve ulaşım sektörleri de gelişme göstermiştir.

Bu dönemde eğitim ve kültür hayatı da merkezî olarak Moskova’dan yönetilmiş, tüm toplum Sovyet yönetiminin istediği doğrultuda şekillendirilmiştir. Eğitime verilen önem dolayısıyla okuma yazma oranı %100’e çıkmış, sektörlerin planlandığı gibi işleyebilmesi için pek çok kalifiye eleman yetiştirilmiştir. Ancak eğitimin içeriği Sovyetleştirme politikasını destekleyecek şekilde hazırlanmıştır. 1939’da resmi olarak Kiril alfabesine geçilmiş, böylece yeni neslin geçmişiyle ve Türkiye’yle olan bağları koparılmıştır. Kiril alfabesi, Ruslaştırmanın önemli bir aracı olmuştur. Daha önce resmi olarak Türkî adı verilen dilin adı, Kiril alfabesine geçilmesiyle birlikte Azerbaycan dili olarak değiştirilmiştir.

Sovyet yönetimi yalnızca Pantürkizm’e karşı değil, Panislamizm’e karşı da resmi baskı ve propaganda yürütmüştür. Dinî faaliyetler yasaklanmış, cami ve medreseler kapatılmıştır. Özellikle 1930 ve 40’larda din adamlarına yönelik yoğun bir tahliye ve baskı süreci yaşanmıştır. Ruslaştırma politikalarına karşı çıkan aydınlar 1933–1937 yılları arasında ya sürgüne gönderilmiş ya da öldürülmüştür. Eğitim kurumlarında ateizm empoze edilmiş, yetişkinler de ateizmi empoze eden kurslara tabi tutulmuşlardır. İslam’a yönelik baskılar İran İslam devriminden sonra daha da artmıştır.

Sovyetler Birliği Mikail Gorbaçov’un 1985’te ülkenin başına geçerek başlattığı açıklık (glasnost) ve yeniden yapılanma (perestroika) politikalarıyla çöküş sürecine girmiş; buna paralel olarak Azerbaycan’da da Komünist Partisi’ne muhalif teşkilatlar kurulmaya başlanmıştır. Böyle bir ortamda, Temmuz 1989’da Azerbaycan Halk Cephesi (AHC) kurulmuştur. Moskova’da 1991’de gerçekleşen darbenin ardından Azerbaycan’a 1918–1920 yılları arasında sahip olduğu bağımsızlık statüsü verilmiştir. 1992’de gerçekleşen seçimlerle Azerbaycan komünist dönemi geride bırakmıştır.
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:28
21 Mayıs 2008 17:59       Mesaj #5
The Unique - avatarı
Üye
Azerbaycan
Asya'nın güneybatı kesiminde ülke.

Güneyde İran, doğuda Hazar Denizi, batıda Ermenistan, kuzeybatıda Gürcistan ve kuzeyde Rusya ile çevrilidir. Ermenistan'ın ötesinde Türkiye sınırında yer alan Nahçıvan'ı ve Ermenistan'la anlaşmazlık konusu olan Dağlık Karabağ'ı da kapsar. Yüzölçümü 86.600 km2, nüfusu 7.650.00'dir.

Başkenti Hazar Denizi kıyısındaki en önemli liman kenti olan Bakû'dur. Topraklarının yüzde 40'ından fazlası düzlüklerden oluşur. Yüksekliği 1.500 metreyi aşan alanlar toplam yüzölçümün yüzde 10'unu biraz geçer. Kuzey sınırı boyunca uzanan Büyük Kafkaslar'da başta Bazardüzü (4.466 m), Şahdağ ve Tufan olmak üzere ülkenin en yüksek dorukları yer alır. Güneybatıdaki Küçük Kafkaslar, 3.900 metreye kadar ulaşan doruklarıyla ülkedeki birinci önemli dağ sistemini oluşturur. Ülkenin güneydoğu kesimini Talış Dağları ile Hazar kıyısı boyunca uzanan Lenkeran Düzlüğü kaplar. Adını ülkedeki en önemli akarsu ile onun kolundan alan Kura-Aras Düzlüğü, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru ülkenin iç kesimi boyunca uzanarak Şirvan, Mil ve Mugan ovalarını kapsar. Azerbaycan'ın orta ve doğu kesiminde kurak bir astropik iklim görülür; kışlar ılık ve uzun (4-5 ay), yazlar ise sıcak geçer. Nemli bir astropik iklimin hüküm sürdüğü güneydoğu kesimi ise en çok yağış alan bölgedir. Nahçıvan'da yüksekliği 700-1.000 metre arasında değişen kesimlerde kurak bir kara iklimi hüküm sürer. Dağların yamaçları kayın, meşe ve çam ormanlarıyla kaplıdır. Hayvan türleri arasında geyik, karaca, yaban domuzu, ayı, vaşak, Avrasya bizonu, elik ve pars sayılabilir.
Ad:  22.jpg
Gösterim: 17
Boyut:  39.5 KB

Azerbaycan'ın büyük bölümü gri ve tuzlu topraklarla kaplıdır; yüksek kesimlerde ise kestane rengi topraklar ağırlıktadır. Kura ve Aras ırmakları arasındaki kanal ağı, düzlüklerin sulanmasını sağlar. Azerbaycan nüfusunun onda dokuzunu oluşturan Azerîler, köken olarak 11. yüzyıldaki Oğuz-Selçuk göçleri sırasında bölgeye gelen Türklerle eskiden beri bölgede yaşayan İranlıların ve öteki halkların etnik karışımına dayanır. Büyük çoğunlukla Şiî olan Azerîlerin konuştuğu Azerîce, Türk dillerinin güneybatı koluna girer. Rusça da yaygın olarak konuşulur. Başta İran olmak üzere komşu ülkelerde yaşayan Azerîlerin sayısı 13 milyonu bulur. Nahçıvan'da yaşayanların hemen hepsi Azerîdir. Buna karşılık Dağlık Karabağ'da nüfusun büyük bölümünü Ermeniler oluşturur. Ülkedeki öteki büyük azınlık grupları Lezgiler ve Ruslardır. Toplam nüfusun ancak yüzde 53'ü kentlerde yaşar. Hazar Denizi'nin batı kıyısındaki Apşeron, en yoğun nüfuslu bölgedir. İç kesimdeki düzlükler, dağ etekleri ve kırsal Lenkeran bölgesi de yoğun yerleşim alanlarıdır.

Azerbaycan, gelişmiş bir sanayi ve tarım ülkesidir. Son yıllarda ağır sanayiye daha çok önem verilmesiyle geleneksel petrol ve doğal gaz sanayileri büyük ölçüde gelişmiştir. Bu arada makine sanayii, hafif sanayi ve gıda işleme de önem kazanmaktadır. 20. yüzyıla dünyanın başlıca petrol üreticisi olarak giren Azerbaycan, petrol arıtma sanayiinin başlangıç yeri olarak kabul edilir. Azerbaycan'ın petrol ve doğal gaz dışındaki doğal kaynakları iyot bromürlü sular, kurşun, çinko, demir, bakır cevheri, nefelin siyenit, tuz, kireç ve mermerdir. Elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 90'ı termik santrallardan karşılanır. Sanayinin temelini enerji, imalat ve kimya gibi ağır sanayi dalları oluşturur. Yapay gübre, tarım ilâçları, kauçuk, makine yağı, plastik ve metalurji sanayileri de gelişmiştir. Ülkede ayrıca elektrikli makineler ile petrol ve doğal gaz sanayilerinde kullanılan makine ve donanımlar üretilir. Başlıca hafif sanayi ürünleri pamuklu ve yünlü dokuma, ayakkabı ve ev eşyalarıdır. Bir başka ekonomik etkinlik de balıkçılıktır. Hazar Denizinde avlanan mersinbalığı yumurtasından dünyaca ünlü havyar elde edilir. En önemli tarımsal ürün tahıldır; pamuk ikinci sırada yer alır. Yetiştirilen üzümün büyük bölümü şarap üretiminde kullanılır. Hayvancılık fazla gelişmemiştir. Azerbaycan'ın ekonomik bakımdan en gelişmiş ve en kalabalık bölgesi Hazar Denizi kıyısındaki Apşeron'dur. Azerbaycan'ın ticaret yaptığı ülkelerin başında Türkiye, İran, Rusya, Türkmenistan ve İngiltere gelir. İhraç ettiği mallar arasında petrol, doğal gaz, petrol ürünleri, pamuk, makine ve donanım, meyve ve sebze ile metaller sayılabilir. En önemli ithalât kalemlerini ise başta et ve süt olmak üzere gıda ürünleri, makine ve donanım, kimyasal maddeler ve metaller oluşturur.

Yük taşımacılığı daha çok demiryoluyla yapılır. Ayrıca çeşitli bölgeleri birbirine bağlayan gelişmiş bir karayolu ağı vardır. Azerbaycan, SSCB'nin 1991 sonunda dağılmasına değin birliği oluşturan cumhuriyetlerden biriydi. Azerbaycan'ın 1995'te kabul edilen yeni anayasası, başkanlık sistemine dayalı bir yönetim biçimini öngörür. Yasama yetkisini 125 üyeli Millî Meclis kullanır. En büyük siyasal partiler Yeni Azerbaycan Partisi, Azerbaycan Halk Partisi ve Millî İstiklal Partisi'dir. Eğitim, bütün kademelerde parasızdır ve sekiz yıllık ilköğrenim zorunludur. Okur-yazar oranı yüzde 95 düzeyindedir (1995). Her ikisi Bakû'da olan Azerbaycan Devlet Üniversitesi (1919) ve Azerbaycan Politeknik Enstitüsü (1950) en önemli yükseköğrenim kurumlarıdır. Azerbaycan'ın köklü bir kültür birikimi vardır. Orta Çağ Azerî bilginlerinin en ünlülerinden matematik ve felsefe üzerine sayısız yapıtlar yazan Ebu'l-Hasan Bahmanyar (11. yy) ve astronomiyle ilgili bir kitabı bulunan Ebu'l-Hasan Şirvani'dir (11-12. yy) Orta Çağ şairlerinden Genceli Nizami, "Mahzen-i Esrâr", "Hüsrevü Şirin" ve "Leylavü Mecnun" gibi mesnevilerini kapsayan "Hamse"siyle tanınır. Hükümetin 1992'de aldığı kararla Kiril alfabesi yerine Lâtin alfabesi benimsenmiştir. Bakû'da çeşitli radyo istasyonları ile bir televizyon ve bir film stüdyosu vardır.

Yüzyıllar boyu büyük göçlerin kavşak noktasını oluşturan Azerbaycan, Araplarla Hazar Türklerinin çekişme alanı oldu. 11. yüzyıldan sonra Türk egemenliğine girdi. 19. yüzyılın başlarında Azerîler, komşuları Ruslar, Gürcüler ve Ermenilerle uzun ve kanlı savaşlar yapmak zorunda kaldılar. İran, bugünkü ülke topraklarını Rusya'ya bırakmak zorunda kaldı (1828). 1917 Devrimi'nde Azerbaycan; Ermenistan ve Gürcistan ile birlikte karşı tavır aldı ve bağımsızlığını duyurduysa da (28Mayıs 1918) Kızıl Ordu tarafından SSCB topraklarına katıldı (1920), federe cumhuriyete dönüştürüldü (1936). SSCB'de izlenen glastnost ve perestroyka politikalarının ardından Azerîlerle Ermeniler arasındaki çekişme doruk noktasına tırmanınca Kızıl Ordu olayları yatıştırmak amacıyla Azerbaycan'a girdi (Ocak 1990) ve kanlı bir biçimde duruma el koydu. Ancak SSCB'de yaşanan parçalanmanın ardından bağımsızlık duyuruldu (1 Eylül 1991), karar, Türkiye'nin yanı sıra birçok ülkece kabul edildi. Azerbaycan'ın da aralarında bulunduğu 11 eski SSCB cumhuriyeti, Almatı'da toplanarak SSCB yerine Bağımsız Devletler Topluluğu'nu oluşturdular (21 Aralık 1991).

Bağımsızlık sonrasında Ermenilerin Dağlık karabağ'ı ele geçirmek için giriştikleri saldırılar Azerbaycan Millî Ordusu'nun direnişiyle karşılaştı. Çarpışmalar 1992 ve 1993 boyunca sürüp gitti. Savaş sırasında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey kazandı (7 Haziran 1992). Gence'de patlak veren ayaklanmada Elçibey geri plâna çekilince Meclis başkanlığına getirilen Haydar Aliyev, cumhurbaşkanının da yetkilerini üstlendi, ayaklanmacı önder Suret Hüseyinov da başbakan ve başkomutanlığa getirildi (Haziran 1993). Halkoylamasıyla Elçibey görevinden uzaklaştırıldı (Ağustos 1993). Meclis'in kararıyla ülkenin BDT'ye üye olması kabul edildi (Eylül 1993). Dağlık Karabağ'daki savaş devam ederken askerî harekât başarısızlığa uğradı ve çarpışmalarda 10 bin kadar Azerî öldürüldü. BDT'nin bölgeye bir barış gücü göndermesinden sonra, Ağustos 1994'te ateşkes kararı alındı. Fakat, çatışmaların durmasına karşın, soruna kesin bir siyasal çözüm bulunamadı. Aliyev'in yönetimindeki Yeni Azerbaycan Partisi, Kasım 1995'teki ilk genel seçimlerde Millî Meclis'te çoğunluğu elde etti. Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Türkiye'yle kurulan yakın ilişkiler, Hazar petrollerinin Türkiye üzerinden taşınması projesiyle daha da güçlendi.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:22
HipHopRocK
27 Mart 2009 20:33       Mesaj #6
HipHopRocK - avatarı
Ziyaretçi

Azerbaycan'ın Posta Tarihi ve Posta Pulları


Genel Bilgi
Azerbaycan ulusu komplike ve zengin tarihe sahiptir. Buna rağmen elverişli coğrafik konumu ve bölge tabii kaynakları daima güçlü komşularını baştan çıkartmıştır. 1813 ve 1828 yılları süresinde Rusya ve İran arasında imzalanan antlaşmaya göre Azerbaycan’ın güney toprakları İran’a eklenmiştir. Her şeye rağmen 28 Mayıs, 1918’ de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti Ekim 1999 tarihinde bağımsız bir ülke olarak posta pullarını basmaya başladı. Bu dönemde 4 sanat hilesi ile düzenlenmiş 10 sanat pulu basıldı. Pullar insana ait emekçi ve aktivite ve mimarlığa ait anıtları gösteriyordu. 28 Mayıs, 1920 tarihinde Sovyetler Birliği, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’ni Devirdi ve Azerbaycan’da Sovyet otoritesini inşa etti. Aralık 1920 tarihinden, Nisan 1921 tarihine kadar Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti posta pulları posta sirkülasyonuna kondu. Bunlar 15 pul olup farklı değerde ve deliksizdi. Bu dönemde ayrıca ek olarak yardım amaçlı iki posta pulu basıldı. Ekim 1921 den Eylül 1923 e posta tarifesi değişti ve yeni değerler yukarıda bahsi geçen pullara farklı yollarla basıldı. 12 Mart, 1922 tarihinden itibaren Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (Azerbaycan SSR), Trans Kafkasya SR ile birleşti ve bu pullar 1923 yılı sonuna kadar kullanımda kaldı.

Posta ödemeleri için Cumhuriyet topraklarında bu dönemden 1991 yılına kadar USSR posta pullarına müracaat edildi. Orada göze çarpan kişilere, mimarlık ve Azerbaycan’ın bölgesine ait hayvanlara adanmış hemen hemen 60 kadar pul yayımlandı.
Posta pulları devletin bağımsızlık simgesinden biridir ve onların basımı devletçiliğin ve cumhuriyetin etkilerinin genişlemesine hizmet eder.

18 Ekim, 1991 tarihinde bağısızlığın tekrar elde edilmesinden sonra Azerbaycan Cumhuriyeti, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Bakanlığı yardımıyla Azermarka şirketi 1992 yılından günümüze kadar 563 orijinal parsel ve 100 konu, 9 hava zarfı ve 1 posta kart ile posta işareti olarak basıldı.

Ad:  1.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  22.6 KB
Bağımsız Azerbaycan'ın ilk posta pulu

Hazar Denizi Sanatçı Y. Artsimenev ((Mikhel| II)) ‘Tarih’ ve ‘posta pulları’ Azerbaycan’da dönemlere devletlerin posta sistemleri ile ilgili olarak bölünür olan Azerbaycan oluşan idi ve İran, Rus İmparatorluğu, Sovyetler Birliği, bağımsız bir tüzel kişilere, başlangıç XX. Yüzyıl ve bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti (ile eski 1922).
Ad:  2.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  179.4 KBAd:  4.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  148.9 KB
Ad:  3.jpg
Gösterim: 20
Boyut:  71.0 KB
Ad:  5.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  95.3 KB
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 00:33
22 Mayıs 2009 10:48       Mesaj #7
ahmetseydi - avatarı
SMD Je Taime
Özellikle Azebaycan'da üniversite eğitimi alacak gençler ve velilerinin çeşitli zamanlarda yönelttiği sorulara genel bir cevap olmak üzere kısaca bazı açıklamalar yapmak istiyorum:
Ad:  7.jpg
Gösterim: 16
Boyut:  30.1 KB

Azerbaycan'a Nasıl Gidebilirim?
Bakü'ye en kolay ulaşım yöntemi Ankara, İstanbul ve Antalya'dan uçakladır. THY'nin hergün İstanbul-Bakü seferi vardır. Yazları bu sefer bazen günde iki defadır, THY web sitesinden incelemek lazım. THY'nin en büyük dezavantajı Bakü'ye Azerbaycan saatiyle gece 04.00 gibi inmesidir. Bir de Azerbaycan Havayolları (AZAL) ile kıyaslanınca nispeten pahalıdır. AZAL iyi bir havayolu şirketidir.Uçakları Boeing ve Airbuslardan oluşur. Ankara'dan haftada iki gün uçuş olduğunu da unutmayın. AZAL Türk saatiyle öğleyin 12.30-13.00 gibi İstanbul'dan kalkar, Azerbaycan saatiyle 17.00'de Bakü'de olur. Biletler 200-300 USD arasında değişebilir.

Özellikle uçağı pahalı bulanlar için Azerbaycan'a Karayoluyla Gürcistan ve İran üzerinden gitmek mümkündür. İstanbul'dan Bakü'ye Gürcistan üzerinden otobüsler var. Öte yandan karayolunda öğrencilerin büyük kısmı İran yoluyla gelmeyi tercih ederler. Bunun için öncelikle bulunduğunuz şehirden Iğdır'a gelmeniz gerekir. Iğdır'dan Nahcıvan'a geçip uçakla Bakü'ye ulaşmak mümkün olmakla birlikte Azeri vatandaşı olmayanlar için uçak ucuz değildir. Dolayısıyla zaten pahalı olduğu için uçağı tercih etmeyen bir öğrenci doğal olarak İran-Tebriz üzerinden Azerbaycan sınırında Astana şehrine ulaşır. Bu aradaki yol kiralık taksiyle geçilir. Bir taksinin Azerbaycan sınırına ulaşması pazarlığa göre 60-100 dolara mal olabilir. 2-3 kişinin bir arada seyahat etmesi maliyetleri düşürecektir. İran-Azerbaycan sınırından geçtikten sonra yine bir taksi kiralanarak 3-4 saatte Bakü'ye ulaşırsınız. Burada da taksi maliyeti 50 USD civarındadır.

Azerbaycan'a gelirken önceden durumunuza göre vizenizi Türkiye'de almanız, özellikle öğrenci iseniz Bakü'ye girişte size bazı kolaylıklar sağlayabilir. Uçakla girişte havaalında 10 USD karşılığı 2 aylık vizeyi Bakü'de de alabilirsiniz. Karayoluyla geleceklerin vize işini muhtemel zorluklara karşı Türkiye'de halletmesi önerilir.

Azerbaycan ucuz bir ülke midir?
Azerbaycan'ın taşra bölgesi nispeten ucuzdur ama Bakü şehri için yanılgıya düşmemek gerekir. Bakü'de hayatın muadil bir Türkiye şehrinden farkı yoktur. Öğrencilerin 2-3 kişi bir arada kirada kalması kira maliyetini düşürmekle birlikte, hayat Ankara, İstanbul ayarına yakın düzeyde pahalıdır. Özellikle Anadolu'nun küçük şehirlerinden ilk defa Bakü'ye gelenler büyük şehre adapte olmakta zorluk çekerler. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi şehirlerde yaşayanların Bakü'ye adapte olması çok kolaydır.

Bakü dışında Gence'deki üniversitelerde okuyacaklar maddi açıdan daha şanslıdır. Gence ucuz ve güzel bir şehirdir. Gence'ye Bakü'den uçak, tren veya otobüzle gidebilirsiniz. 20 Yanvardaki avtovağzal(otogar)dan sürekli otobüs bulabilirsiniz. (Otogar yakın zamanda yeni yerine taşınacak, Sumqayıt yolunda). Hergün direk Gence treni yanında haftada 3 gün uçak vardır.

Azerbaycan'da Ne Kadar Parayla Geçinebilirim?
Bu sorunun cevabı aslında Azerbaycan'da ne iş yapacağınızla ilgili. Bir öğrenci ya da başka amaçla orada bulunan bekar bir şahıs 2-3 arkadaşıyla 200 dolar kirayı paylaşıyor ve yemek işini evde hallediyorsa, veya yemek dahil bir yurtta kalıyorsa çok para harcamasi için bir sebep yok. 300-400 dolara çok rahat geçinir. Elbette öğrencilerin ekstra para harcaması için bir sürü sebep var, yalnız bir evde yaşıyorsa, yemekleri dışarıda yiyorsa, geceleri diskoya vs. gidiyorsa, içki içip eğleniyorsa ayda 1500 dolar da yetmeyebilir.

2-3 çocuklu bir aile halinde Bakü'de bulunacaksanız kira dahil 800-1000 USD ile rahat geçinirsiniz. Daha önce de belirttiğim gibi, burada maliyetin esas bölümünü tutan ev kirasıdır. Şehir merkezinde iyi bir ev 400-500 doları bulabilir. 1-2 odalı ortahallisi en az 300-350 dolardır. Taşraya doğru çıktığınızda 150-200 dolara da ev bulabilirsiniz. Bunun dışında yeme içme, ulaşım çok pahalı değildir, normal Türkiye'dekine yakındır.

Azerbaycan Parası Manat ile ilgili bilgi verir misiniz?
Azerbaycan para birimi Manattır. 2006 yılı başından itibaren 2007 yılına kadar geçerli olacak eski Manatın yerine yeni Azeri Manatı kullanılmaya başlanmıştır. Ancak piyasada çokca eski manat göreceksiniz, eski manatların halk arasında isimleri vardır ve alışverişte bu isimler kullanılır. 3-4 ay bu kavramlar kullanılacağına göre kısaca bilgi vermekte yarar görüyorum.

Azerbaycan paralarının isimleri paranın üzerindeki resme göre verilmiştir. Mesela eski 500 Manat üzerindeki Nizami Gencevi resmi sebebiyle Nizami, 1000 Manat eskiden mevcut olan Mehmet Emin Resulzade'nin resmi sebebiyle "Memmet", 10000 Manat ise Şirvanşahlar Sarayı resmi sebebiyle "Şirvan" olarak adlandırılır. Yeni 1 Manat 5000 eski manata eşittir. Yani eski 1 Şirvan (10.000 Manat) Yeni 2 Manattır (5000X2).
Ad:  23.jpg
Gösterim: 16
Boyut:  33.8 KB

Azerbaycan'da döviz olarak Dolar yaygındır. Yalnız alışverişlerde (büyük meblağlar dışında) dolar geçmez, buna dikkat edin. Çok sayıda döviz büfesi vardır, dolayısıyla paranızı bozdurabilirsiniz, endişe etmeniz gerekmez. YTL, Euro gibi paralar da bu büfelerde bozulur ama değeri biraz düşük olabilir.

Bakü Güvenli Bir Şehir midir?
Evet. Hatta kanunlara riayet ettikten sonra Türkiye'nin büyükşehirlerine göre çok daha güvenli ve huzurlu bir şehirdir. Elbette Anadolu'nun küçük bir şehriyle 3-4 milyonluk koca bir başkenti kıyaslama hatasına düşmemek gerekir. Sonuçta Bakü büyük bir şehir. Ama genel anlamda hırsızlık, soygun vs. yok denecek kadar azdır. Kapkaç hiç yoktur.

Yalnız Azerbaycan kanunlarına uymazsanız, mesela lüzumsuz yere kavga edip başınızı derde sokarsanız hukuki açıdan kurtulabilmek için bazı dolambaçlı yollara girmeniz, masraf etmeniz gerekebilir. Dolayısıyla, ortalama bir öğrenci ya da çalışan için Azerbaycan Türkiye'ye göre daha güvenli bir şehirdir. Ortalama bir serseri için ise Türkiye'den nispeten daha problemlidir.

Azerbaycan'da Rüşvet Yaygın deniyor, endişe etmeli miyim?
Hayır. Azerbaycan'da yasalara uygun hareket ettikten sonra rüşvet sizi rahatsız edecek bir problem değildir. Pasaportunuz, vizeniz, Türkiye'den gelirken getirmeniz gereken evraklarınız tam ise hiç problem yaşamazsınız. Önceden de belirttiğim gibi, evraklarınızda problem varsa probleminizin çözümünde işin yokuşla sürülmesi, rüşvet istenmesi gibi durumlarla karşılaşabilirsiniz. Mesela, bir yıl Azerbaycan'da kalacaksanız oturum belgesi almanız gerekebilir, normalde bu belgeyi bağlı olduğunuz kurum sizin adınıza alır ama bazen işlerin hızlanması için 2-10 Dolar arası bir rüşvet ödenmesi söz konusu olabilir. Yine de rüşvet işinin çok abartılıp korkunç bir karabasana dönüştürülmesi yanlış olur. Mesela bir yıllık süre zarfında ben hiç alenen rüşvet istemiyle karşılaşmadım. Öte yandan ticaret amaçlı Bakü'ye geliyorsanız, daha önce bu amaçla gelmiş olanlardan, ATIB ve TUSIAB gibi kuruluşlardan detaylar sormanızda yarar vardır.

Peki Öğrenim Kurumlarındaki Rüşvet?

Bu da yaygın bir duyumdur ve maalesef nispeten doğruluk payı vardır. Azerbaycan'da (2-3 istisna dışında) tüm eğitim kurumlarında öğrencilerin ders geçebilmek için hocalara veya okul idaresine rüşvet verdiği söylentisi hakimdir. Bu konuda şunu söyleyebilirim, Hazar Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi, Türk Dünyası İşletme Fakültesi vs. dışındaki Azeri okullarında derece derece öğrencilerden para alınarak ders geçirilmesi ihtimali göz önüne alınmalıdır. Elbette Bakü'deki köklü üniversitelerde bunlar büyük ölçüde duyumlar ve öğrencilerin abartılı rivayetlerinden ibarettir. Ancak benim de şahsi bazı duyumlarım olmuştu.

Sadece şunu söyleyebilirim, başarılı bir öğrenci iseniz bu sizi ilgilendiren bir konu değildir. Eğer derslere çalışırsanız, kimse sizden rüşvet istemez. Ama başarısız olmuşsanız, karşınızdaki hocaların meşrebine göre para ödeyerek dersi geçme teklifiyle karşılaşabilirsiniz. Tembel ve aymaz öğrencilerin bu sistemi beslediği de düşünülebilir. Ancak, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi, Bakü Devlet Üniversitesi, Diller Üniversitesi, Neft Akademisi, Güzel Sanatlar Okulu gibi köklü ve göz önündeki okullarda rüşvete karşı idarelerin aleni bir mücadele başlatmış olduğunu biliyorum. Buralarda rüşvete meyilli bazı eski hocalar olmakla birlikte, Azerbaycan'ın dış dünyaya açılması ve şeffaflık talepleriyle birlikte zaman içinde rüşvetin tamamen ortadan kalkacağını ileri sürebiliriz.

Kısaca, okuma niyetiyle Bakü'ye gelen azimli ve aklı başında bir öğrenci için üniversitelerde rüşvet meselesi çok önemli bir konu değildir. Ana-babaların endişeye kapılmasına gerek yok. Tabii bazı öğrencilerin "ailelerden uzak keyiflerine bakma isteği" biraz farklı bir durum, onlar için çalışıp çabalamadan parayla diploma sahibi olma ihitmali cazip gelebilir, ama bu kafadakiler başka sebeplerle zaten başarısız olacaklardır.

Azerbaycan'ın günlük hayatı, gelenekleri Türkiye'ye benzer mi?
Hem hayır, hem evet. Komşuluk, canayakınlık gibi özellikler özellikle Bakü dışındaki şehir ve köylerde bizimkinin neredeyse aynısıdır. Bakü'de ise tipik bir büyükşehir özelliği olarak insanlar daha kendi işiyle meşgul havadadır. Bizim İstanbul'da veya irice bir şehrimizde komşusu ölse adamın haberi olmamasına yakın bir durum vardır. Yine de yaşadığım evde komşum ve ev sahibimle çok iyi ilişkilerim vardı. Kısaca, Türkiye'deki şehir hayatıyla Bakü'deki hayat arasında bir fark olmamakla birlikte genel anlamda gelenekler bayağı farklılaşmıştır.

Çay içme alışkanlığınız varsa Azerilerde bunu biraz farklı şekilde de olsa bulursunuz. Onlar da çok çay içer ama genelde çayın yanında reçel, çikolata, gofret vs.den oluşan bir sofra kurulur. Bu tür meclislerde yemekten önce çay içilir. Tabii çaya şeker atılmaz, yanındaki tatlılarla içilir. Bir de çay bizdeki gibi demlenmez. Yine de adapte olması zor değil.

Azerbaycan Rus Kültüründen Etkilenmiş midir?
Büyük ölçüde evet. Ama son zamanlarda Türk televizyonlarının yoğun izlenmesi, AB ve Batı dünyası ile ilişkilerin gelişmesi gibi sebeplerle Rus etkisinin önemini kaybetmeye başlamasından söz etmek mümkün. Global dünyada kültürler birbirine yakınlaşıyor, Azerbaycan'da da bu gerçek kolayca izlenebiliyor.

Azerilerle kolayca anlaşabilir miyim?

Teorik olarak evet, ama uygulamada ilk günlerde belli başlı 20-30 kelime ve kalıbı öğrenene kadar zorlanırsınız. Mesela bir şeyin fiyatını soramazsınız, ekmek, para, yoğurt gibi temel kelimeleri kullanamadığınız için sıkıntı çekebilirsiniz. Bu kelimelerin Azeri Türkçesindeki karşılığına adapte olduktan sonra günlük hayatta anlaşmada problem yoktur. Tabii okullarda eğitim alabilmek için Azeri Türkçesi veya Rusça hazırlık okumanız gerekir.

Genelde soru eki "mi" kullanılmaz. G'nin biraz kalını Q, Bizdeki şapkalı A'ya benzeyen Ters E ve H-K arası bir ses olan X Türkiye Türkçesinden farklı olarak Azerbaycan'da kullanılır. "Olmak" mastarı yaygın kullanılır. Mesela "girebilir miyim" yerine "girmek olar?" (girmek olur mu anlamında) denir.

Temel bazı kelime ve cümleler:
Ekmek: Çörek
Yoğurt: Gatık
Domates: Pamidor
Salatalık: Hıyar
Anahtar: Açar
Para: Pul
Konuşmak: Danışmak (Yahşı danışır: İyi konuşur)
Bulmak: Tapmak
Anlamak: Başa düşmek
Anladın mı: Başa düştün?, Anladım: Başa düştüm vs.
İyi: Yahşı, Kötü: Pis (Bizdeki pis anlamında değil, doğrudan kötü anlamındadır)
Doğru: Düz (Doğru konuş: Düz Danış)
Günaydın: Sabahınız heyr
Selam: Salam
Allahaısmarladık: Sağol, Helelik, Salamatla
İzninizle kendimi tanıtayım: İcaze verin özümü tagdim edim
Nasılsınız: Necesiniz?
Teşekkürler, iyiyim: Sağol, yahşıyam.
Bunun fiyatı nedir: Bu neçeyedir?
Durun, burada ineceğim: Sakhlayın, düşen var.
Ne zaman?: Ne vakht (vaxt)
Saat Kaç: Saat neçedir?
Saat 3'ü 10 geçiyor: Saat 4'e 10 işleyip
Lütfen, rica ederim: Hahiş edirem
Dövizi nerede bozdurabilirim: Valyutayı harada deyişebilerem?
Sabah erken bekliyorum: Seher tezden gözlüyrem
Bu kelime ve kalıplara kısa sürede adapte olursunuz ama yine de önden bilgi sahibi olduğunuz takdirde rahat edersiniz.

Yemekler konusunda ne önerirsiniz?
Ailece gidenler yemekleri kendi pişireceği için pek bir problem olmaz, pazarlar ve marketler tıka basa ithal gıda maddesi doludur. Neptün Market ve Ramstore'larda bolca Türk malı da bulursunuz. Gerçi ben Ramstore'u pek tavsiye etmem Türk malı diye aynı malı 2-3 kat pahalı almak mümkündür. Bazıları bunu güven meselesi yapabilir ama bence boş bir avuntu. Tavuk, et ve et ürünlerini bahsettiğim marketlerden almanızı tavsiye ederim, bunun dışında normal günlük erzakınızı, pirinç, yoğurt, ekmek vs. canınızın istediği yerden, tercihan en yakın bakkalınızdan temin edebilirsiniz.

Haram olduğu endişesiyle et yemeyenler olabilir, kısaca onlara da ipucu vereyim. Evet, Azerbaycan'da bir miktar hristiyan nüfus yanında Rus döneminin etkisiyle dinle ilgisiz bir kesim olduğu için az da olsa domuz eti mevcuttur. (Domuzun bir türüne Gaban denir, bu isimle de karşılaşabilirsiniz). Ancak domuz eti satan yerlerde genelde bu yazıyla veya resimle belirtilir. Daha çok dana (mal) eti yaygındır. Azerbaycan'da hayvanlar boğazlanarak kesildiği için bir problem yoktur. Et konusunda daha da hassas olanlara Ramstore ve Neptün dışında Gençlik civarında Buta Market ve Nizami Metrosu civarındaki Kasap Azizi öneririm.

Bakü'de istemediğiniz kadar Türk kebapçısı, lokantası mevcut olduğundan ne yeriz filan diye düşünmenize gerek yok. Fiyatlar da Türkiye ile aynıdır. Azeri lokantalarında ise kebaplar dışında birkaç tür çorba içebilirsiniz. Alışabilirseniz Şeki pitisi de yenebilir. Çorbaları bol etli ve sebzeli, doyurucudur.

Pazar yerleri bizdeki açık semt pazarlarının aynısıdır. Yalnız bunlar daimidir. Sebze ve meyveleri buralardan alabilirsiniz. Kapalı pazarları bazı yerlerde açık et de satıldığı için pek hijyenik değildir ama pek de problem etmeye değmez. Çok titiz, hijyene düşkün iseniz, biraz fazla ödeyerek bolca mevcut olan manavlardan alışveriş edersiniz.

Çeşitli internet site ve forumlarında Azerbaycan ve Bakü hakkında olumsuz yazılar var, ne dersiniz?
Bu yazıların bir kısmını ben de gördüm, Bakü'de iken durmadan şikayetlenen, sızlanan, işlerin asla olumlu tarafına bakmayan Türklere de bizzat şahit oldum. Bunlara kulak asmamak lazım. Neticede Azerbaycan Türkiye'ye kıyasla biraz daha kuralların oturmadığı bir ülke. Fukaralık, gelir dağılım dengesizliği de mevcut. Ülkede nisbi bir karmaşıklık var ve bu havadan yararlanmak isteyen memur, esnaf vs. olabiliyor. Daha önceki yazılarda da söylediğim gibi bu özellikler Türkiye'de de fazlasıyla var ve ne amaçla gittiğini bilen için hiçbir şeyden çekinmeye gerek yoktur.
Ad:  9.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  73.2 KB

Elbette bunu söylerken cennete gidiyorsunuz demiyorum ama "esnaf bizi kazıklıyor" türü laflara da itibar etmeyin. İsterseniz Türkiye'de herhangi bir şehirde gurbette okuyan öğrencilerin internette yazdıklarına bakın orada da falanca şehirde ev kiralarını öğrenciler için yükseltiyorlar, filanca şehrin esnafı öğrenci, yabancı olduğumuz için bizi kazıklıyor gibi laflar duyarsınız. Neticede bunun Azerbaycan, Türkiye vs. ile bir ilgisi yok. Sonuçta biri diğerinden biraz daha gelişmiş iki azgelişmiş ülkeden bahsediyoruz.

Esnafın sizi kazıklamaya çalıştığını düşünüyorsanız çok basit bir şey yapın, kazıklanmayın. Bir sürü market var, herşeyin fiyatı üzerinde yazıyor. Bir şey almadan bir iki dükkan dolaşıverin. Ev tutacağınızda da bilen eski arkadaşlarınıza, hocalarınıza, okul idarenize filan sorun. Ev sahibiyle açık konuşun. Ederinin çok üzerinde bir fiyat söylemişse zaten siz vazgeçme eğilimi gösterirseniz düşecektir. Fakat ben genelde piyasa fiyatıyla üç aşağı beş yukarı fark edeceğine inanmıyorum. Sonuçta hiçkimse ahmak değil, düşünüp taşınıp öyle karar veriyoruz.

Siz karşınızdaki Azeri vatandaşa olumlu, tepeden bakmayarak, onu potansiyel bir üçkağıtçı görmeden yaklaşırsanız o da size olumlu yaklaşacaktır. Siz sağda solda işittiğiniz yarısı yalan laflarla Azerilere genellemeci önyargılarla yaklaşırsanız karşılığını aynı şekilde alırsınız. Benim maalesef Bakü'de sıkça karşılaştığım bir durum ortalama bazı Türk vatandaşlarının Azerilere tepeden bakar bir tavır takınmaları, Azerbaycan ve Bakü'nün çok geri kalmış bir yer olduğu vs. değerlendirmeler yapmalarıydı. Duyan da bu şahısların Anadolunun ortalama bir kasaba, ilçesi yahut İstanbul gibi trafik belasından muzdarip, pahalı, kalabalık, karmakarışık bir şehrinden değil Lüksemburg'dan geldiğini zannedecek.

Kısaca, bu forumlarda bahsedilen olumsuz olaylar münferit bazı problemlerdir ve dünyanın hangi ülkesine gitseniz karşılaşmanız mümkündür. Öte yandan bize göre daha kötü bir altyapı ve hijyen eksikliği olduğunu belirtmek gerekir. Ancak yakın zamanda yeniden gittiğimde bu konularda da ilerleme olduğunu fark etti.
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:29
30 Eylül 2010 15:29       Mesaj #8
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  12.jpg
Gösterim: 16
Boyut:  17.5 KB
Azerbaycan
yani "odlar/ates ülkesi" tipki Anadolu gibi çok eski devirlerden itibaren Türk akinlarina sahne olmus ancak, bölgenin Türklesmesi 11.nci yüzyildaki Selçuklu çagi Oguz-Türkmen yerlesmeleriyle gerçeklesmistir. Mogol ve Timur idaresinden sonra bölgede Karakoyunlu ve Akkoyunlular Türkmenleri hâkimiyet kurmustur.

Daha sonra kurulan Safevi Devleti ile Osmanlilar arasinda sürekli mücadelelere sahne olan Azerbaycan, Nadir Sah'in ölümünden sonra (1747) küçük hanliklara bölünmüstür. Bölgede güçlenen Ruslar, önce Azerbaycan'in iç islerine karismaya basladilar. Ardindan Kuzey Azerbaycan'da yarim asir kadar birbirleri ile mücadele eden hanliklari, birebir hâkimiyetlerine almislardir. Böylece 1805'de Gence Hanligi (Ziyadogullari), 1806'da Kuba ve Bakü Hanliklari, 1815'te Seki Hanligi (Haci Çelebi ogullari) ve 1822'de Karabag Hanligi (Cevansir Beyleri) Ruslar tarafindan ele geçirildi. Rus ilerleyisi karsisinda harekete geçen, Iranlilar, Ruslara pespese yenilerek Gülistan ve ardindan 1828 Türkmençay Andlasmasi'ni imzalamak zorunda kaldilar. Bu anlasmayla Azerbaycan, Aras sinir olmak üzere kuzey ve güney diye fiilen bölünmüs, Kuzey Azerbaycan'i Ruslar isgal ederken, Güney Azerbaycan Iran'da kalmistir. Güney Azerbaycan'da Hoy ve Tebriz'de Dünbüllü Hanlari, Erdebil'de Seyhler gibi hanliklar hüküm sürdüler.

Bolsevik Ihtilâli üzerine Rus ordularinin Kafkaslardan çekilmesi ardindan Azerbaycan Türkleri, 28 Mayis 1918'de bagimsizliklarini ilân ettiler. Bunda Nuri Pasa komutasindaki bir Osmanli birliginin Bakü'ye girmesi etkili olmustur.

Ilk bagimsiz Azerbaycan Cumhuriyeti, 27 Nisan 1920 yilindaki kanli Kizil Ordu isgaline kadar yasamistir. Sovyetler döneminde Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. 1991 yilinda ise bu devlet Azerbaycan Cumhuriyeti olarak bagimsiz bir Türk devleti hâline geldi.
MsXLabs.org & Osmanlı Tarihi
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:24
_AERYU_
31 Ağustos 2012 16:47       Mesaj #9
_AERYU_ - avatarı
Ziyaretçi


Eurostar Azerbaycan Üniversiteleri Türkiye Başvuru Merkezi sadece İstanbul'dadır.Türkiye'nin diğer şehirlerinde şubesi bulunmamaktadır.2012-2013 Öğretim yılı Azerbaycan üniversiteleri kayıtlar devam ediyor, üniversitenin şartlarını kabul eden öğrenciler ön kayıt yaptırarak sandalyelerini garantileyebiliyorlar. Yeni bölüm: İşitme engelliler bölümümüz açılmıştır.
Azerbaycan Üniversitelerine ön kayıt için Pasaport fotokopisi, İkametgah, Sabıka kaydı, Kimlik fotokopisi, 8 adet Arka fon beyaz 4x5 boyutunda Fotograf hazırlamanız gereklidir, diğer Diploma,transkript,sağlık raporu gibi belgelerin teslimi için öğrencilerimize bildirim yapılacaktır. Bu işlem kesin kayıt düşünenler içindir. Kontenjanlar dahilinde yerinizi alabilir garantileyebilirsiniz. Üniversitelerde Kontenjan acılırsa şartlar dahilinde öğrenci alınımı yapılacaktır. Her bölüme yaklaşık %10 türk öğrenci yerleşmektedir. Örnek olarak 300 kişilik bölümde 30 öğrenci alınmaktadır. Lise diplomasına sahip olanlar direk kayıt yaptırabilir, beklemelerine gerek yoktur, ÖSS belgelerini daha sonra teslim edebilirler.

Eurostar Azerbaycan Üniversiteleri Türkiye Başvuru Merkezi sadece İstanbul'dadır.
Türkiye'nin diğer şehirlerinde şubesi bulunmamaktadır.
Yeni Öğretim yılı Azerbaycan üniversiteleri kayıtlar devam ediyor, üniversitenin şartlarını kabul eden öğrenciler
ön kayıt yaptırarak sandalyelerini garantileyebiliyorlar.
Azerbaycan Üniversitelerine ön kayıt için Pasaport fotokopisi, İkametgah, Sabıka kaydı, Kimlik fotokopisi, 8 adet Arka fon beyaz 4x5 boyutunda Fotograf hazırlamanız gereklidir, diğer Diploma,transkript,sağlık raporu gibi belgelerin teslimi için öğrencilerimize bildirim yapılacaktır. Bu işlem kesin kayıt düşünenler içindir. Kontenjanlar dahilinde yerinizi alabilir garantileyebilirsiniz. Üniversitelerde Kontenjan acılırsa şartlar dahilinde öğrenci alınımı yapılacaktır. Her bölüme yaklaşık %10 türk öğrenci yerleşmektedir. Örnek olarak 300 kişilik bölümde 30 öğrenci alınmaktadır. Lise diplomasına sahip olanlar direk kayıt yaptırabilir, beklemelerine gerek yoktur, ÖSS belgelerini daha sonra teslim edebilirler.

Fizik tedavi ve Rehabitasyon bölümü ve Psikoloji, Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, hukuk, kapışılıyor kontenjanı dolduruyor geç kalmayın fazla tutulan bölümlerdir. Fizik Tedavi bölümü mezunu aranıyor, dolgun maaş ve ev araba veriyoruz diyenler kariyer programı uygulayan firmalar denklik aramayan kurumlardan fizik tedavi uzmanları aranıyor teklifler yağıyor. Mezun olanları merkezimize bekliyoruz.

Öss'den spor - sanat okuyacaklar 145 puan ve üzeri diğerleri en az 165 okuyacakları alan puanı almaları üniversitelerin 185 puan ve üzeri şartları bulunmaktadır. Bu puanların altında kalanlara denklik işlemleri Azerbaycan'da öğrenci dosyaları açıldığı taktirde verilmektedir. ÖSS Puanları 1 yıl için geçerli, SAT1 puanları 2 yıl gecerlidir. Bir diğer yıl kayıt olmaya kalkıştığınızda yine ÖSS'de baraj puanı almalısınız. Azerbaycanda ÖSS olmadan da üniversitelerin şartlı kabulü bulunmaktadır. Korsan firmalara kanmayın madur olursunuz. Azerbaycan Eğitim Merkezi güvencesinde işlemleriniz yapılmaktadır.

Türkiye'de Tek Yetkili Azerbaycan Üniversiteleri Başvuru Merkezi EuroStar Azerbaycan Egitim Merkezi'dir. Türkiye'de Eurostar Azerbaycan Üniversitelerine Kayıt Merkezi İstanbul'dadır. En önemli karar 5 -7 yılınızı gecireceğiniz geleceğiniz için emin adım atın. Azerbaycan'a gitmeye kalkmadan bir düşünün yol üçreti, kaç gün kalacağınız belli değil, otel üçreti, taksi üçreti, ceviri masrafları ve kabul edilecekmisiniz ki bu masrafları yapasınız ve birde yanınızda ailenizden bir kişi size refakat edecekse + Sizin Türk olduğunuzu anlıyacaklar ve taksiciler otelciler, ev kiralıyacaksanız kira üçretleri 2-3 misli fazladan cebinize yansıyacaktır.+ Okul başalma zamanı tekrar gitmeniz gerekicek Ayrıca kıymetli zamanınızı bunlarla uğraşmanıza gerek kalmadan
1.şekil:
Türkiye'den Resmi başvurunuzu yapabilirsiniz.
2. Şekil:
İsterseniz ev bulma rehber eşliğinde gruplar halinde gidiş özel araçlarla havaalanından karşılama yerleştirme işlemleriniz hiç sorun olmadan üniversiteye yerleşmenizle bitecektir. İstenirse aileden refakat edebilirler, grubumuza katılabilir daha az maliyetle ek üçret ödeyerek hizmetlerden yararlanabilirsiniz.
Azerbaycan'da Lisans tamamlama program gruplarımız oluşmaktadır. 2011-30 Nisan'dan 20 Ağustos'a Kadar gruplarınızın oluşması için ön kaydınızı yaptırmanız gerekiyor. Doktora ne Master Kayıtları en az 4-6 ay önceden Azerbaycan Eğitim Merkezi'ne yapılması gerekiyor. Doktora programların kayıtları devam ediyor.Eylülün İlk haftası eğitim için gidiliyor.
Ön kayıt için Pasaport fotokopisi, İkametgah, Sabıka kaydı, Kimlik fotokopisi, 4 adet Arka fon beyaz 4x5 boyutunda Fotograf hazırlamanız gereklidir, diğer belge teslimi öğrencilerimize bildirim yapılacaktır. Bu işlem kesin kayıt düşünenler içindir. Kontenjanlar dahilinde yerinizi alabilir garantileyebilirsiniz.
Azerbaycan Bakü'de üniversitemizde 4 yıllık fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü açılmıştır. Kontenjan dahilinde kayıtlarımız sürmektedir.
Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 00:39
eku123
31 Ağustos 2012 21:46       Mesaj #10
eku123 - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  16.jpg
Gösterim: 16
Boyut:  26.9 KB
Kasım 1995’te gerçekleştirilen referandumla kabul edilerek yürürlüğe girmiş olan Azerbaycan anayasası, güçler ayrılığı ilkesini benimsemişse de pratikte yürütmenin ciddi bir ağırlığı vardır. Ülkede mevcut olan başkanlık sistemi içerisinde yasama ve yargı, cumhurbaşkanına karşı sorumlu durumdadır. Yürütme, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanlığı idaresi, başbakan ve hükümetten oluşur.

Cumhurbaşkanı beş yıllık bir süre için seçilir. Bir kişinin ancak iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabileceğini öngören anayasa maddesi Mart 2009’da gerçekleştirilmiş olan bir referandumla kaldırılmıştır. Bu durum, iki seçimden başarıyla çıkmış olan İlham Aliyev’in bundan sonra uzun bir süre görevde kalması için gerekli koşulların oluşmuş olduğu şeklinde yorumlara yol açmaktadır. Aynı zamanda silahlı kuvvetlerin başkomutanı olan cumhurbaşkanı, 1997 yılından kurulmuş olan Güvenlik Konseyi’ne de başkanlık eder. Hükümetin başında ise cumhurbaşkanı tarafından atanan başbakan olup, başbakan ile birlikte tüm bakanlar da doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. Azerbaycan’da yasama organı, tek meclisli parlamentodur. 125 milletvekilinin yer aldığı Milli Meclis’e vekiller 5 yıllık dönemler için seçilirler. Vekillerin dörtte üçü doğrudan seçmenler tarafından seçilir, geriye kalan kısım ise parti listesi sistemine göre belirlenir. Mevcut durumda mecliste tek bir partinin büyük bir çoğunluğu olmasından dolayı, hükümetin kanun yapma sürecinde parlamentodan ciddi bir muhalefetle karşılaştığı söylenemez.

Yargı organı, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme, Ekonomi Mahkemesi ve daha alt kademelerdeki genel ve uzmanlık mahkemelerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinde olduğu gibi yargının devletin en zayıf kanadı olduğunu ve yürütme ile yasamaya 6 karşı gerçek anlamda bir bağımsızlığı olmadığını söylemek mümkündür. Yargıçların cumhurbaşkanının tavsiyesi üzerine meclis tarafından atanıyor olması bu durumun en güzel göstergesidir. Azerbaycan’da yerel yönetim, icra komiteleri ve bunlara bağlı olarak çalışan belediye konseyleri tarafından yürütülmektedir. İcra komitelerinin başkan ve üyeleri cumhurbaşkanı tarafından atanır; belediye konseylerinin üyeleri ise beş yılda bir yapılan yerel seçimlerle göreve gelirler. Bununla birlikte maddi kaynakların ve mevzuatın yetersizliği nedeniyle belediye konseylerinin fazla bir yetkisi olmadığı görülmektedir.

AZERBAYCAN HÜKÜMETİ
Cumhurbaşkanı: İlham Aliyev ( Ekim 2008’de ikinci 5 yıllık dönem için seçilmiştir)
Başbakan: Artur Rasizade (4 Kasım 2003’ten beri görevdedir)
Başbakan Yardımcıları: Yagub Eyyubov (Başbakan Birinci Yrd.), Elçin Efendiyev, Abid Şerifov
Dışişleri Bakanı: Elmar Mammadyarov Ulaştırma Bakanı: Ziya Memmedov
Ekonomik Kalkınma Bak.: Şahin Mustafayev Vergiler Bakanı: Fazıl Mamedov
Maliye Bakanı: Samir Şerifov
İçişleri Bakanı: Ramil Usubov
Sanayi ve Enerji Bakanı: Natiq Aliyev
Savunma Bakanı: Yaver Camalov
Adalet Bakanı: Fikret Mamedov
Tarım Bakanı: İsmet Abasov
Rabıta ve Enformasyon Tekn. Bakanı: Ali Abbasov
Afet İşleri Bakanı: Kemaleddin Haydarov
Kültür ve Turizm Bakanı: Ebulfez Garayev
Eğitim Bakanı: Misir Mardanov
Çevre ve Tabii Kay. Bakanı: Hüseyngulu Bağırov
Sağlık Bakanı: Oktay Şiraliyev
Çalışma ve Sos.Güv. Bak.: Fizuli Alekperov
Ulusal Güvenlik Bakanı: Eldar Mahmudov
Gençlik ve Spor Bakanı: Azad Rahimov

Siyasi Partiler

Azerbaycan’da mevcut olan, güçlerin cumhurbaşkanında toplandığı siyasi sistem, siyasi partilerin konumunu zayıflatmaktadır ve dolayısıyla karar verme ve politika yapımı süreçlerinde siyasi partilerin önemli bir rolü olmamaktadır. 1992 yılında Haydar Aliyev’in destekçileri tarafından kurulmuş olan Yeni Azerbaycan Partisi (Yeni Azərbaycan Partiyası) ülkedeki en büyük siyasi oluşumdur ve yürütmedeki tüm pozisyonları elinde tuttuğu gibi mecliste de büyük bir çoğunluğa sahiptir.

Azerbaycan’daki son genel seçimler Kasım 2010’da yapılmıştır. Buna göre 125 sandalyenin 71’ini Yeni Azerbaycan Partisi kazanırken, muhalefet partileri sadece 12 sandalye kazanabilmiş, 42 sandalye ise bağımsız adaylara gitmiştir. Bu rakamlardan bağımsız adayların daha yüksek bir temsiliyet oranına sahip oldukları ve muhalif partilere nazaran daha şanslı oldukları görülse de gerçekte bağımsız adaylardan çoğunun hükümete yakın kişiler olduğu da bilinmektedir.
Ad:  14.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  66.7 KB

Azerbaycan’daki muhalefet partileri oldukça zayıf ve marjinalize olmuş durumdadır. Birçok siyaset bilimci, bu durumun sebebinin sadece hükümetin baskısı olmadığını, parti liderlerinin hükümete muhalefet yapmaktansa kendi kişisel çıkarlarına öncelik verdiklerini bildirmektedir. Bununla birlikte parti içi bölünmeler ve kutuplaşmalar da muhalefet partilerinin etkinliğini azaltan unsurlardır. 2005 yılındaki genel seçimlerde muhalifler ilk kez bir güçbirliğine gitmişler ve Yeni Azerbaycan Partisi’ne karşı Özgürlük (Azadlyg) bloğunu oluşturmuşlardır. Ancak seçimlerden beklenen sonuçlar alınmayınca bu güçbirliği de pek uzun ömürlü olmamıştır. Azerbaycan’daki muhalefet partilerinin başlıcaları şunlardır:
  • Eşitlik Partisi (Müsavat Partiyası)
  • Azerbaycan Halk Cephesi (Azərbaycan Xalq Cəbhəsi Partiyası)
  • Azerbaycan Demokrat Partisi (Azərbaycan Demokrat Partiyası)
  • Anavatan Partisi (Ana Vatan Partiyası)
  • Vatandaş Birliği Partisi (Vətəndaş Həmrəyliyi Partiyası)
Başlıca Siyasetçiler
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev. Bir önceki cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in oğlu olan İlham Aliyev. Ekim 2003’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri görevdedir. Cumhurbaşkanlığına seçilmeden önce Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) başkan yardımcısı olan Aliyev, aynı zamanda Yeni Azerbaycan Partisi’nin de genel başkan yardımcılığını yapmıştır. Moskova’da uluslararası ilişkiler eğitimi almış olan Aliyev, son derece iyi seviyede İngilizce bilmektedir ve SOCAR’da görev yaptığı dönem boyunca Azerbaycan’a sermaye getiren yabancı yatırımcılarla yakın ilişkiler kurmuştur.

Ekim 2008’deki seçimleri de kazanarak ikinci dönemine başlayan Aliyev’in, anayasanın bir kişinin iki dönemden fazla cumhurbaşkanlığı yapmasını engelleyen maddesinin kaldırılmış olması nedeniyle, ilerleyen dönemlerde de cumhurbaşkanlığına aday olması beklenmektedir.

Başbakan Artur Rasizade. Rasizade, Haydar Aliyev döneminde, 1996 yılında Başbakan olmuştur. 4 Ağustos 2003’te sağlık sorunları nedeniyle istifa eden Rasizade yerini Haydar Aliyev’in oğlu İlham Aliyev’e bırakmıştır. Aliyev’in Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra ise Artur Rasizade, 4 Kasım 2003 itibariyle tekrar Başbakan olmuştur ve halen bu görevi sürdürmektedir. Ramiz Mehdiyev. Cumhurbaşkanlığı idaresinin genel sekreterliğini yürüten Mehdiyev, cumhurbaşkanlığını Haydar Aliyev’den oğlu İlham Aliyev’e devredilmesi sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde Azerbaycan bürokrasisi üzerinde etkisini büyük ölçüde artıran Mehdiyev, halen bu konumunu sürdürmektedir.

Kemaleddin Heydarov. 1995 ile 2006 yılları arasında Devlet Gümrük Komisyonu’nun başkanlığını yürütmüş olan Heydarov, bu dönemde ülke ekonomisi üzerinde oldukça büyük bir etki sahibi olmuştur. 2004-2005 yıllarında dönemim İktisadi Kalkınma Bakanı Ferhad Aliyev ile olan siyasi mücadelesi, ülke gündemine damgasını vurmuştur. Kasım 2005’teki seçimlerde kendisinidestekleyen birçok yandaşının parlamentoya girmesini sağlamış olan Heydarov, daha sonra Aliyev tarafından görevinden alınarak Acil Durumlar Bakanlığı’na getirilmiştir. Bu yeni konum, Heydarov’a eskisi kadar ekonomik kaynaklar üzerinde kontrol imkânı sağlamasa da Heydarov’un ülke siyaseti üzerindeki etkisi devam etmektedir.

Yakın Gelecekten Beklentiler

2009 yılında yapılan anayasa değişikliği, cumhurbaşkanlarının görev yapabilecekleri dönem sayısı üzerindeki kısıtlamaları kaldırmış ve dolayısıyla halen ikinci döneminde olan İlham Aliyev’in 2013 yılında gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tekrar adaylığını koyabilmesinin önü açılmıştır. Bununla birlikte Aliyev’in kendisinin aday olması kadar, eşi Mihriban Aliyeva ya da yakın çevresinden başka bir isme cumhurbaşkanlığının yolunu açması da ihtimaller arasındadır. Yeni Azerbaycan Partisi’nin 2008’deki seçimlerden sonra büyük bir süratle 2009 yılındaki anayasa değişikliği referandumuna gitmiş olması, Aliyev’e karşı siyasi seçkinler arasında yeni bir rakibin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik bir hareket olarak
değerlendirilmektedir.

Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik krizin Azerbaycan’ı etkilemeye devam etmesi durumunda Aliyev’in işi bir hayli zorlaşacaktır. Petrol gelirlerinin hızla azalması Aliyev’in destek sağladığı patronaj ağlarını zayıflatacaktır. Ekonominin yavaşlaması ile siyasi mücadelelerin kızışması, politika yapım süreçlerinin kesintiye uğraması ve dolayısıyla daha istikrarsız bir siyasi ortamın meydana gelmesi muhtemeldir. Buna paralel olarak ekonominin yavaşlaması ile birlikte halkın Aliyev yönetiminden memnunsuzluğu artabilir ve siyaset içerisinden belirli kesimler bundan fayda sağlamak isteyebilirler. Özellikle sanayi kentlerinde artan işsizliğin sosyal rahatsızlıkları tetikleme potansiyeli oldukça büyüktür. Bununla birlikte ekonomik krizin olumsuz etkileri ülke üzerinde ne kadar az olursa, 2013 seçimlerine doğru yaklaşılırken Aliyev’in gücünü koruması da o kadar rahat olacaktır.

Dış İlişkiler
Azerbaycan’ın dış siyasetindeki temel ilke, bir tarafta Rusya ve diğer bölgesel komşuları ve Azerbaycan’ın dış siyasetindeki temel ilke, bir tarafta Rusya ve diğer bölgesel komşuları ve diğer tarafta ABD ve Avrupa Birliği arasında dengeli bir politika izleyerek bağımsızlığını korumaktır. Ancak uygulamada tarihsel ve ekonomik sebeplerden dolayı Rusya ile olan ilişkilerin Azerbaycan’ın dış siyasetinde ağırlıklı bir konuma sahip olduğu görülmektedir.

Azerbaycan’ın dış ilişkilerinde ekonomi faktörü ve özellikle de tabii kaynaklar önemli bir rol oynamaktadır. Ülkenin sahip olduğu geniş ve büyük ölçüde henüz el değmemiş petrol ve doğalgaz rezervleri dış ülkelerin büyük ilgisini çekmektedir. Bu nedenle Batı ülkelerinden birçok büyük enerji firması Azerbaycan’da yatırım yapmaya başlamış ve 2006 yılında Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın hizmete girmesiyle bu sektör ciddi şekilde ivme kazanmıştır. ABD ve Avrupa tarafından desteklenmekte olan söz konusu boru hattı, ilgili ülkelerin Ortadoğu petrollerine ve Rus taşıma hatlarına bağımlılıklarını azaltmaları için bir fırsat olarak görülmektedir. Benzer şekilde 11 milyar dolarlık Nabucco projesi de Batı tarafından desteklenmektedir. Petrol ve doğalgaz kaynaklarına erişim Azerbaycan’ın Kazakistan, Türkmenistan ve İran gibi Hazar Denizi’ne kıyısı olan diğer ülkelerle ilişkilerini de etkilemektedir ve bu çerçevede Hazar Denizi’nin paylaşımı ile ilgili anlaşmazlıklar bahsi geçen ülkelerin dış siyaset gündeminde sürekli olarak ilk sıralarda yer almaktadır.
Ad:  8.jpg
Gösterim: 17
Boyut:  98.1 KB

Batı ile İlişkiler
Sosyalist sistemden piyasa ekonomisine geçmekte olan tüm ülkeler gibi Azerbaycan da Batı ile olan ilişkilerine özel bir önem atfetmektedir. Bu ilişkilerin temelini ise daha önce de belirtildiği gibi Azerbaycan’ın sahip olduğu petrol ve doğalgaz rezervleri oluşturmaktadır. Birçok ülkeden enerji şirketi Hazar Denizi’ndeki projelerde yer 10almakta, Azerbaycan hükümeti de çıkartılan petrol ve doğalgazın Batı piyasalarına taşınması için yeni boru hattı projelerini etkin bir şekilde desteklemektedir. Enerji sektörünün yanı sıra, küresel terörle mücadele ve İran konusu, Azerbaycan’ın ABD ile olan ilişkilerini şekillendiren faktörlerdir. Azerbaycan, gerek Afganistan’a doğru olan uçuş hattı üzerinde olması, gerekse İran’a yakınlığı nedeniyle ABD açısından stratejik öneme sahiptir. Bununla birlikte, Azerbaycan hükümetinin İran’a karşı olası bir ABD müdahalesine sıcak bakmadığı görülmektedir. Bunun sebebi, Azerbaycan için İran’ın önemli bir ticaret hattı olması ve İran’da etnik olarak Azeri kökenine sahip milyonlarca insanın yaşıyor olmasıdır.

Azerbaycan’ın AB ile olan ilişkilerine bakıldığında ise tüm AB içerisinde İngiltere’nin farklı bir konuma sahip olduğu görülmektedir. Bu durumun başlıca sebebi Azerbaycan’daki en büyük yatırımcılardan birisinin İngiltere kökenli enerji firması BP olmasıdır. Ülkenin diğer AB üyeleri olan ilişkileri de benzer şekilde ekonomik faydalar etrafında şekillenmektedir. 2004 yılında Azerbaycan, AB’nin yakın çevresiyle ilişkilerini kuvvetlendirmeye yönelik olan Avrupa Komşuluk Politikası’na dâhil edilmiştir. Taraflar bu çerçevede 2006 yılında siyasi ve ekonomik reformları içeren bir eylem planı üzerinde anlaşmışlar ve AB, 2008 yılında Bakü’de bir temsilcilik açmıştır. Bununla birlikte Azerbaycan’ın insan hakları konusundaki düşük performansı ülkenin AB kurumları ile daha derin bir bütünleşme içerisine girmesine mani olmaktadır.

Rusya ile İlişkiler
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından ve Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonraki dönemde Azerbaycan’ın Türkiye ile yakınlaşması ve Rusya’nın da Dağlık Karabağ meselesinde Ermenistan’a destek vermesi nedeniyle iki ülke arasında gerginlik yaşanmıştır. Ancak 1990’lı yılların sonlarından itibaren tekrar bir yakınlaşma süreci başlamıştır. Cumhurbaşkanı
İlham Aliyev’in Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile olan yakın şahsi ilişkileri, ülkeler arasındaki ilişkileri olumlu yönde etkileyen bir faktörse de Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın tamamlanarak hizmete girmesi, Rusya’nın Azerbaycan üzerindeki etkisini azaltmış, bir sonraki yıl da Rusya’nın Azerbaycan’a ihraç ettiği doğalgazın fiyatı üzerindeki anlaşmazlık iki ülke arasında sıkıntılı bir dönem yaşanmasına sebep olmuştur.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Rusya ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler karşılıklı ekonomik fayda ilkesi doğrultusunda güçlü bir şekilde sürdürülmekte, Rus firmaları Azerbaycan’da yatırım yapmaya aratan bir ilgi göstermekte ve ülkeler arasındaki kuvvetli ilişkiler, askeri alana da yansımaktadır. Bununla birlikte Rusya’nın, Azerbaycan’ın ABD güdümüne girmesinden endişe ettiğini söylemek de yerinde olacaktır. Azerbaycan yönetimi, Washington ile Moskova arasında bir denge politikası sürdürmekte ve bu durum Azerbaycan’ı her ne kadar zaman zaman güç bir konumda bıraksa da uzun vadede çıkarlarını azamiye çıkartmasını sağlamaktadır.

Türkiye ile İlişkiler
Azerbaycan, Türkiye ile arasında daima kuvvetli ilişkiler söz konusu olmuş ve her iki ülkenin liderleri de bu ilişkileri “Bir millet, iki devlet” sloganı ile nitelendirmişlerdir. Türkiye, Azerbaycan’a bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruma ve sahip olduğu tabii kaynakların sunduğu ekonomik potansiyeli etkin bir şekilde hayata geçirme konusunda sürekli olarak destek
vermiştir. Bununla birlikte, birçok uluslararası ilişkiler uzmanı tarafından Haydar Aliyev zamanında daha kuvvetli olan ilişkilerin İlham Aliyev zamanında bir nebze de olsa zayıfladığı ifade edilmektedir. Buna sebep olarak İlham Aliyev’in Rusya’ya yakınlığı gösterilirken, son dönemlerde Türkiye ile Ermenistan arasındaki resmi ilişkilerde bir normalleşme sürecine girilmesi,
Azerbaycan’da bir tepki uyandırmış ve Dağlık Karabağ konusunda önemli bir avantajın yitirileceği endişelerini uyandırmıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin halen oldukça kuvvetli bir seviyede olduğunu söylemek mümkündür.

Ticari ve Ekonomik Nitelikli Anlaşmalar
Ticaret, Ekonomik ve Teknik İşbirliği Anlaşması (01.11.1992 - Ankara)
Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması (09.02.1994 -Ankara)
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (09.02.1995 - Ankara)
Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı Protokolleri:
o KEK I. Dönem(26.02.1997, Ankara)
o KEK II. Dönem (30.03.2001, Bakü)
o KEK III. Dönem (14.04.2005, Ankara)
o KEK IV. Dönem (28.07.2006, Bakü)
o KEK V. Dönem (11.04.2008, Ankara)
o KEK VI. Dönem (22.01.2011, Bakü)

Hazar’a Kıyıdaş Ülkeler ile İlişkiler
Azerbaycan’ın Hazar Denizi kıyısındaki ülkelerle olan ilişkileri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Bu bölgede Azerbaycan’ın en yakın ilişkiler içerisinde olduğu ülkenin Kazakistan olduğu söylenebilir. Bu iki ülke gerek Hazar Denizi’nin paylaşımı, genel olarak ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi konusunda benzer görüşlere sahiptir. Kazakistan hâlihazırda çıkartmakta olduğu petrolün bir kısmını gemilerle Bakü’ye aktarmakta ve buradan söz konusu petrol Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Bakü-Supsa hatlarına verilmektedir. Ekim 2009’da Kazakistan’ın Kazmunaigaz firması ile SOCAR arasında Kaşagan yataklarından çıkartılan Kazak petrollerinin 2012 yılından itibaren Azerbaycan boru hatları üzerinden ihraç edilmesine yönelik bir anlaşma imzalanmıştır.

Azerbaycan’ın Türkmenistan ile olan ilişkileri, Türkmenistan’da Saparmurat Niyazov’un cumhurbaşkanlığı döneminde her iki
ülkenin Hazar Denizi üzerindeki iddialarının çakışması nedeniyle son derece zayıf bir düzeyde seyretmiştir. Ancak bu durum
Niyazov’un ölümünden sonra Gurbanguli Berdimuhamedov’un cumhurbaşkanı olması ile değişmeye başlamıştır. 2008 yılının
Mayıs ayında Azerbaycan ve Türkmenistan arasında 12 yıldan sonra ilk kez cumhurbaşkanları seviyesinde bir zirve
düzenlenmiş ve yedi yıldan sonra ilk kez Türkmenistan, Bakü’ye bir büyükelçi göndermiştir. Ne var ki, Temmuz 2009’da Türkmenistan’ın Hazar Denizi’nin paylaşımı ile ilgili olarak uluslararası tahkime gideceğini açıklaması yeniden bir gerginliğe yol açmıştır. Uzmanlara göre Türkmenistan ile Azerbaycan arasında anlaşmaya varılamaması, Nabucco hattının verimini olumsuz yönde etkileyecek ve dolayısıyla Rusya’ya avantaj sağlayacaktır.

Azerbaycan’ın İran ile olan ilişkilerini tanımlayan başlıca unsurlar, İran’daki etnik Azeri nüfusu, Bakü’nün ABD ile olan yakın ilişkileri, İran’ın Ermenistan’a vermekte olduğu destek ve ülkelerin Hazar Denizi’ndeki enerji kaynaklarının paylaşımı konusundaki farklı görüşleridir. Hazar Denizi konusunda Azerbaycan, Hazar Denizi’nin her ülkenin sahip olduğu kıyı şeridine doğru orantılı olarak paylaşılması gerektiğini savunurken İran buna karşı çıkmakta ve denize sahili olan 5 ülke arasında yüzde 20’şerlik eşit bir paylaşım olması gerektiğini ileri sürmektedir. Diğer yandan, ABD’nin İran’a karşı olarak Azerbaycan’da asker konuşlandırmayı talep etmesi durumunda Azerbaycan ile İran arasındaki ilişkilerin sıkıntıya gireceği düşünülmekteyse de bu olasılık en azından şu anda düşük gözükmektedir. Mayıs 2005’te Azerbaycan ile İran arasında imzalanan saldırmazlık anlaşmasında taraflar, üçüncü tarafların kendi topraklarını bir diğerine karşı üs olarak kullanmalarına izin vermeyeceklerini taahhüt etmişlerdir. Belirli konulardaki farklı görüşlerine ve aralarında tam anlamıyla güven olmamasına rağmen, Azerbaycan ile İran’ın ortak ekonomik faydalar doğrultusunda işbirliklerini artırdıkları görülmektedir.

Dağlık Karabağ Sorunu
Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ bölgesinden kaynaklanan sorun, ülkenin dış ilişkilerini bütünüyle etkilemektedir. Azerbaycan sınırları içerisinde kalan ancak nüfusunun çoğunluğu etnik olarak Ermeni olan Dağlık Karabağ, 1991 yılında Ermenistan’ın desteğiyle bağımsızlığını ilan etmiş, ancak hiçbir ülke tarafından tanınmadığı gibi Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir savaşa neden olmuş ve 1994 yılındaki ateşkese kadar bu savaş 35 bin kişinin hayatına mal olmuştur. Her iki tarafın da Dağlık Karabağ üzerinde hak iddia etmesi nedeniyle bir çözüme ulaşılamamakta, ancak bununla birlikte son dönemlerde taraflar arasında ciddi boyutlarda sıcak çatışma yaşanmamaktadır. Önümüzdeki dönemde üçüncü tarafların arabuluculuğuyla sürdürülen müzakerelerin devam etmesi beklenmekte ve bu çerçevede Ermenistan ile Türkiye arasındaki
ilişkilerin normalleşme sürecine girmesinin Dağlık Karabağ sorunun çözümü konusunda fayda sağlayacağı tahmin edilmektedir.
Ad:  13.jpg
Gösterim: 17
Boyut:  37.8 KB

Yakın Gelecekten Beklentiler
Mevcut uluslararası konjonktür, Azerbaycan’ın dengeli dış politikasının sürdürülebilirliğini tehdit eder niteliktedir. Ağustos 2008’de Rusya ile Gürcistan arasında yaşanan çatışmalar, Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşma ve Batı’nın Azerbaycan’ın sahip olduğu enerji kaynaklarına olan ve giderek artan ilgisi, Azerbaycan’ın dış ilişkilerinde dengeyi korumasını zorlaştıran unsurlardır. Bugüne kadar Azerbaycan hükümeti, Batı ile güçlü enerji ve güvenlik bağları sürdürülürken Rusya ile de askeri ve ekonomik ilişkilerin sıkı tutulmasını öngören temkinli bir diplomasiyi tercih etmişlerdir. Ancak artık bir yandan Batı’nın yeni enerji projeleri için baskısı artmakta, diğer yandan da Rusya kendi çıkarları doğrultusunda Azerbaycan’a bu teklifleri reddetmesi için baskı uygulamaktadır.

Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik bir sürece girilmesi Türkiye ile Azerbaycan arasında bir soğukluk yaratmıştır. Bununla birlikte başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk yetkililer Dağlık Karabağ sorununda çözüm olmadan Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde normalleşme olmayacağını taahhüt etmektedirler. Türkiye’nin Ermenistan konusunda ABD ve Avrupa Birliği’nin baskısı altında olduğu bir dönemde bu konu Türkiye ile Azerbaycan arasında bir sıkıntı yaratmaya devam edecektir.

Rusya, Azeri doğalgazının tamamını satın almak istemekte ve Azerbaycan hükümeti de giderek bu öneriye daha sıcak bakmaktadır. Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde AB destekli Nabucco projesi ticari açıdan anlamsız bir hale gelecektir. Azerbaycan’ın Rusya ile enerji konusunda işbirliğini sıkı bir şekilde devam ettirmesi ve bunun karşılığında Dağlık Karabağ konusunda Rusya’nın daha fazla desteğini talep etmesi muhtemeldir. İki ülke arasında Haziran 2009’da imzalanmış olan doğalgaz anlaşması da bu yönde hareket edildiğine dair bir somut bir işarettir.

Temel Ekonomik Yapı
Azerbaycan ekonomisi, devletin halen ciddi bir ağırlığa sahip olduğu, planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçiş sürecinde olan bir yapıya sahiptir. Ülkenin ekonomik açıdan en büyük zenginlikleri, sahip olduğu büyük petrol ve doğalgaz yatakları, tarıma elverişli toprakları ve SSCB döneminden miras kalan büyük sanayi tesisleri ile sanayi altyapısıdır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ciddi bir küçülme yaşamış olan Azerbaycan ekonomisine Ermenistan ile çıkan savaş ağır bir darbe vurmuştur. Bağımsızlığın ilan edildiği 1991 yılından 1995 yılına kadar olan sürede yüzde 60’lık bir küçülme yaşayan Azerbaycan ekonomisinde Sovyetler Birliği dönemindeki pazarlarını ve devlet teşviklerini kaybetmiş olan plastik, kimyasallar ve imalat gibi birçok sektör yok olma seviyesine gelmiştir. Diğer yandan tarım sektörünün ülke ekonomisindeki ağırlığı hızlı bir düşüş eğilimine girmiştir.

İlerleyen yıllarda ise enerji sektöründeki büyüme sayesinde Azerbaycan ekonomisi yükselişe geçmiştir. Halen petrol ve doğalgaz sektörleri ülkedeki ekonomik büyümenin motoru olduğu gibi, yabancı sermayenin büyük bir kısmı bu sektörlere gelmekte, ihracatın yüzde 90’ını bu sektörler gerçekleştirmekte, kamu gelirlerinin büyük bir kısmı bu sektörlerden kaynaklanmakta ve döviz rezervlerindeki artış da yine bu sektörler vasıtasıyla sağlanmaktadır. Son yıllarda küresel piyasalarda petrol ve doğalgaz piyasalarında fiyatların yükselmiş olması Azerbaycan’a büyük fayda sağlamıştır. Ancak madalyonun öbür yüzüne bakıldığında tek bir sektöre aşırı derecede bağımlı olmanın Azerbaycan ekonomisini küresel piyasalardaki fiyat dalgalanmalarına karşı kırılgan hale getirdiği görülmektedir. Bu duruma karşı bir önlem olarak Azerbaycan hükümeti enerji dışındaki sektörlerin geliştirilmesine ve ekonomik yapının çeşitlendirilmesine öncelik vermektedir.

Petrol üretiminin devlet kontrolünde olması, ekonomide kamu payının oldukça büyük olduğu anlamına gelmektedir. Petrol gelirleri doğrudan ya da Azerbaycan Devlet Petrol Fonu aracılığıyla devlete aktarılmakta ve burada biriken fonlar, kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi, savunma harcamaları, sosyal güvenlik ödemeleri, özel sektörle yapılan sözleşmeler ve kamu yatırım projeleri için kullanılmaktadır. Son dönemlerde Azerbaycan’ın mali politikaları tamamıyla petrol sektöründeki büyüme ile desteklenmiştir ve bu çerçevede altyapının geliştirilmesi, kamu maaşlarının ve sosyal güvenlik ödemelerinin artırılması, sağlık ve eğitim alanlarına yatırım yapılması gibi hedefler doğrultusunda daha fazla kaynak ayrılmaktadır.

Bununla birlikte petrol gelirlerinden kaynaklanan büyüme, beraberinde bir takım riskleri de getirmektedir. Örneğin ülkeye büyük miktarda döviz girişi nedeniyle pazar arzında bir artış ve güçlü bir kredi büyümesi söz konusu olmuş; bu durum 2008 yılına kadar Azerbaycan’ın enflasyonist baskılar altında kalmasına yol açmıştır.

Bununla birlikte reel efektif döviz kurları üzerinde yukarıya doğru bir baskı oluşmakta olup bu durum petrol dışı sektörlerin küresel anlamda rekabet güçlerine sekte vurmakta ve bu nedenle ekonominin petrol sektörüne olan bağımlılığının kırılması güçleşmektedir. Petrol fiyatlarında ciddi anlamda düşüşler olması durumunda ise Azerbaycan, kamu harcamalarını karşılayamama tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır ve böyle bir durumda sosyal rahatsızlıkların da ortaya çıkması muhtemeldir. Kısacası, Azerbaycan ekonomisinin kısa ve orta vadedeki seyri, büyük ölçüde küresel piyasalardaki petrol fiyatlarının hareketlerine bağlıdır.

Son düzenleyen Safi; 28 Mayıs 2017 03:30



Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç