Sosyal Antropoloji Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Bilim
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 16-01-2007   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Sosyal Antropoloji



Sosyal Antropoloji

İnsanın fiziksel varlığı yanında, toplumsal ve düşünsel varlığı da sözkonusudur. "İnsanbilim" başlığıyla yola çıkan antropoloji, insanın bu konumuyla da ilgilenmekte ve bu alandaki çalışmaları, antropolojinin "Sosyal Antropoloji" dalı yürütmektedir. Sosyal Antropoloji alanındaki araştırmalar, diğer sosyal bilimlerle etkileşim ve işbirliği içindedir. Sosyoloji, psikoloji, etnoğrafya ve felsefe ile sosyal antropoloji ortak paydaları olan "insan"da buluşmaktadırlar.
Sosyal antropoloji çalışma konularından dolayı kimi zaman kültürel antropoloji diye de adlandırılmaktadır. Çünkü çok genel bir söyleyişle, sosyal antropoloji, insanın doğal ve toplumsal çevresiyle olan etkileşimini ve bu etkileşim sonucunda ortaya koyduğu ürünleri yani insan topluluklarının "kültür"lerini inceleme konusu seçmiştir. Kültür, çok farklı tanımları yapılabilen bir kavramdır ancak bir insan topluluğunun bireylerinin düşünce, inanç ve yaşama biçimleri, yaptıkları aletler ve davranış biçimleri çoğunlukla kültürün göstergeleri olarak kabul edilmektedir. Bir toplulukta, bireylerin ölmelerine karşın kültür sürer gider. Diğer yandan da değer yargıları ve anlayışlar değiştikçe, kültür de değişime uğrar ve bu süreç böylece sürer gider. Bugün aynı ülkede yaşayan bizler kültürümüzü varederken, dünya üzerindeki diğer insan toplulukları da bizimkinden çok ayrı olabilen kendi kültürlerini bizimle aynı anda yaşamaktadırlar.
Günümüzden çok önceleri, tarihöncesi devirlerde yaşamış toplulukların yarattığı "Tarihöncesi kültürler"e gelinirse; bu çok uzun dönemi tanımamıza yardım edebilecek yazılı belgeler yoktur. Elimizdeki temel bilgi kaynakları, sadece, insanların yaptıkları aletler, yaşadıkları ve ölülerini gömdükleri yerlerde bulunan her türlü kalıntıdır. Bunlar da ancak büyük bir bütünün çok küçük parçalarıdır. Buna rağmen bugün, bu çok gizemli ve uzun öykünün, insanın varoluş öyküsünün genel hatlarını çizebilmek mümkün olmaktadır.
İnsanımsı diye adlandırılan türlerin bıraktığı en eski kalıntılar, çok basit aletlerdir. Tarihöncesinde taş alet yapımında olasılıkla üç önemli aşama vardır. İlki, elde olanın yalnızca kullanılmasıdır ve belki de bu aşamayı çok eskiden insan ve gerçek maymunların ortak ataları yaşamışlardı. Kenya'da bulunan bir Ramapithecus fosilinin yanında ele geçen ucu kırılmış çakıl taşı, 14 milyon yıl önce maymunumsu bir yaratığın, bu ilk aşamayı temsil eden aleti kullanmış olabileceğini gösteriyor.
İkinci aşama olan biçimlendirme yani gerektiğinde rastgele alet yapabilmektir. Büyük bir olasılıkla çok uzun sürmeyen ve ilk aşamayla kısmen çağdaş olarak ortaya çıkan bu aşamaya ilişkin kalıntılar 3 ile 2 milyon yıl önceye tarihlenmektedir.
Üçüncü aşama tekbiçimcilik (standardizasyon) dönemidir. Bu dönemde insansılar belli bir iş için belli bir tür alet yapma alışkanlığı edindiler. 2 milyon yıl öncesinde başladığı düşünülen ve Homo Habilis türü ile denk düşen evrim basamağında, birkaç farklı yerde birden birbirine çok benzer alet yapma alışkanlıkları saptanmıştır. İnsanımsıdan Homo Sapiens Sapiens yani modern, günümüz insanına ulaşana kadarki çizgide bu eğilim sürmüş ve birbirinden bağımsız insan toplulukları tarafından farklı yerlerde, çoğu kez de farklı zaman dilimlerinde olmak üzere, aynı iş için aynı tür alet yapım alışkanlığı paleoantropologlar tarafından saptanmıştır. Ayrı bir aşamayı temsil eden her bir alet yapım geleneği ayrı bir isimle adlandırılmaktadır (Olduvai, Acheul, Mouster ve diğerleri).
En eski taş aletler, bir ana taş parçadan başka bir taş ya da tahta parçası ile küçük parçalar (yongalar) kopartma ve daha sonra bu yongaların kenarlarını yine taş parçaları ile düzeltme ya da keskinleştirme tekniğine dayanır. Bu aletleri bitki kökü kazımak ya da hayvan postu temizlemek gibi işlerde kullanan insanlar, zamanla, aletleri geliştikçe toplayıcılığın yanında avcılığa geçmişler ve buzulların izin verdiği ölçüde bol av hayvanı bulabilecekleri yerlerde kamplar kurmaya başlamışlardır. Bir sonraki aşamada yine taştan el baltaları, kazıyıcılar ve dilgilerin yanında hayvan kemiklerinden ve çakmaktaşından benzer aletler de yeralır. Ayrıca insanlar açıkhavanın yanında mağaralarda da yaşamaya başlamışlardır. Avrupa'da İspanya ve Fransa'da incelenen bazı "Eski Taş Devri" (Paleolitik Dönem) mağaralarında tabana gömülü insan iskeletleri bulunmuştur. Bu da insanı insan yapan kimi geleneklerin en eski örneklerinden birini oluşturmaktadır.
En eski taş aletler Afrika'da ele geçmişken, daha gelişkin olanlarına Afrika'nın yanısıra Çin'de, Java Adası'nda ve Avrupa'da da rastlanmıştır. Tüm "Eski Taş Devri" (Paleolitik Dönem) boyunca dört kez tekrarlanan buzul ve buzularası devrelerin getirdiği iklim koşulları ve gittikçe artan insan nüfusun yarattığı toplayacak ya da avlayacak besin kaynağı kıtlığı insanları göç etmeye ve belki de daha önce yerleşilmemiş yeni bölgelerde yaşamaya zorlamış olmalıdır. Homo Erectus aşamasına varan bu hareketli insan artık iğneler, süs ve giyim eşyaları da kullanıyordu.
"Eski Taş Devri" (Paleolitik Dönem)'in günümüze en yakın olan son döneminde (Üst Paleolitik) insanlar, biraz daha önceki zamanlarda başlamış olan ölü gömme ve av başarısını artırma ayinlerini geliştirerek sürdürdüler. Bu ayinlere M.Ö. 30.000 yıllarında, Avrupa'da ilk örneklerine rastlanan kadın figürinleri eşlik etmeye başladı. Taş, fildişinden yontulan ya da balçıktan yapılan, cinsel özellikleri ısrarla vurgulanan (iri kalçalar, büyük göğüsler) küçük kadın heykelleri din oluşumunun ilk işaretleri sayılabilir ve kadının üremeyle ilgili işlevinden dolayı avdaki verimi artırmak için kullandıkları söylenebilir. Ayrıca, bu dönem insanları mağara duvarlarına, kaya yüzeylerine, avladıkları hayvanların resimlerini çizdiler, kazıdılar; bunun avlarını artıracağını düşündüler.
"Eski Taş Devri" (Paleolitik Dönem)in sonlarında son buzullar erimeye başladı ve ormanları, tundraları istila etti. Bu durumda hem av hayvanı sürüleri hem insanlar dağlık mağaraları bırakıp deniz ve nehir kıyılarına, ormanlar içindeki açıklık alanlara dağıldılar. Paleolitik dönemden hemen sonra yer alan bu döneme "Orta Taş Devri" (Mezolitik Dönem) denir ancak; kimi bilimciler bunu da çok kısa süren bir geçiş dönemi olduğu için Paleolitik Döneme dahil ederler. Daha sonra bu dönem yerini "Yeni Taş Devri" (Neolitik Dönem)'e bırakır. Bu dönemde doğal olarak yetişen besinler yeterli olmayınca insanlar kendileri besin yetiştirmeye ve bunun gerektirdiği yerleşik yaşam biçimine geçtiler. Böylece toplumsal yaşam ve günümüz uygarlığına doğru hızlı bir gelişim başlamıştır.

Kaynak: genbilim.com
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 06-02-2007   #2 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Sosyal Antropoloji

Sosyal Antropoloji
Antropolojinin alt dallarından bir tanesi de yirminci yüzyılda gelişen Sosyal Antropoloji’dir. Avrupa’da özellikle İngiltere’de 1908 - 1910 yılları arasında gelişen Sosyal Antropoloji; insan davranışlarının karşılaştırmalı incelenmesi olarak tanımlanabilir. Araştırmalarında toplumsal yapıya ağırlık veren; toplumsal kurumların ve formların sistematik ve karşılaştırmalı araştırmalarını yapan sosyal antropoloji Radcliffe Bronw ve Bronislaw Malinowski tarafından kurulmuş ve geliştirilmiş olup difüzyonizme ve evrimci kurama bir tepki olarak doğmuş; kısmen Durkheim sosyolojisini izlemiş kısmende sosyolojideki yapısal fonsiyonalist görüşün öncüsü olmuştur. (Örnek 1971:212) Bu terim Birleşik Amerika’da bazen etnoloji sözcüğünün yerine kullanılırsa da genellikle insan davranışlarına yaklaşımın bir boyutunu oluşturur. Ayrıca belirli problemlerin kültür, toplum ve kişilikle ilgili yönünü de inceler.(Saran, 1993:22, 23) “Kültür Antropolojisinin toplumsal olguyu inceyen bölümü ise Sosyal Antropoloji olarak adlandırılır. Toplumsal olgu denildiğinde genellikle şunlar kastedilir: Sosyal örgütlenme, evlilik adetleri ve örfleri, adetler ve ahlaksal amaçlar, folklor, inanç sistemi, din, dil ve dille düşüncenin ilişkileri vb.” (Saran, 1996:143) Bu dal önceleri ilkel toplumları ele alırdı. Bugün yaşayan kültürleri de inceler. (Tezcan, 1996:3) Sosyal antropolojinin inceleme sahası sosyal davranışlar ve sosyal gruplarda organizasyon ve kültür üniversalleridir ve sosyal antropoloji kültürün teşekkülüne ve değişimine hakim olan kanunları arayacaktır. (Saran, 1971:16) “Sosyal antropologlar diğer konulardan çok, insan toplumlarının sosyal organizasyonunu tayin eden evlilik ve akrabalık ile ilgilenmişlerdir.” (Kırımlı, 1998:2)
Sosyal Antropoloji Bölümümüzdeki çalışmaları görebilmek için üye olmanız gerekmektedir.

Sosyal Antropoloji Bölümümüzün altında
  • Alan Araştırmaları
  • Etnografik Belgemeler
başlıkları altında yapılmış çalışmaları bulacaksınız.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
En popüler 5 etiket
Bu Konunun Etiketleri
afrikada avlanan insanlar, antropoloji, paleolitik dönem, paleolitik dönemde nüfus, sosyal antropoloji,
Sosyal Antropoloji Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Fiziksel Antropoloji ressam91 Sosyoloji 0 25-10-2008 23:01
Arkeolojik Antropoloji ressam91 Sosyoloji 0 25-10-2008 22:59
Antropoloji Blue Blood Sosyoloji 4 22-10-2008 22:32
Sosyal Politika ve Avrupa Sosyal Fonu Bia Sosyoloji 0 30-05-2008 01:53
Sosyal Çalışmacı (Sosyal Hizmet Uzmanı) YaKaMoZcuk Meslekler 0 30-08-2007 11:27