
GÜNÜN DUASI
Ey Güzeller Güzeli Allahım!
Bu günümü, bu haftamı, bu ayımı, ömrümü hayırlı eyle. Bize ve nesillerime uzun hayırlı ve sıhhatli bir ömür ver. Geçmiş devirlerde peygamberlere, alimlere nasıl hayırlı işler yaptırdıysan bizlere de öyle hayırlı işler yaptır. Meleklerin dillerine destan olacak hayırlı işler.
Senin büyüklüğün kadar lütuf, ikram ve ihsanların da büyüktür. Bizim küçüklüğümüze değil, Senin büyüklüğüne yakışır bir şekilde Senden lütuf ve ikramlarını bekliyoruz. Sen Zül Celali Velikram’sın. Sana her an edilmiş ve edilecek bütün hamdü senalar adedince hamdü senalar olsun.
SEN BENiM iSTANBUL'UM OLURMUSUN ?????
08-08-2009 14:24 KIRLANGIC tarafından yazıldı

TIKLAYIN
YouTube - dj koray - seni seviyorum anla (ercan demirel)
İçimdeki gölge koşuyor. Hecelere bölünüyor nefesi. Lakin duyamıyorum. Yüreğimin sürgünlüğüne azad olacak kelamları yokmuş dilinde meğer. Ses telleri ürkmüş hayalimden. Cesaretsizliği giydirmiş koca bedene. Oysa
Siyah elbiseli bir adam, siyahi bir gecede, siyahi lafızlarımdan ümit sızdırmak istemişti. Kendine, hayata, bana; yolcusuz, yolsuz kaptana dair…
Hafızamdaki gölge dedim. Benimde gölgem var dedi. Siyah dedim; kokmuyorum dedi. Beyin tarlamın dikenleri dedim; bilemeyiz dedi. Bir hayatta kocamadan bilemeyiz…
Siyahî bir pusuda gözlerimi aradı. Başımı öne eğdim. Ne hecelenen nefesi kanadı dikenlerimden. Ne elvedam hoşçakala vardı. Gitme dedi sadece gitme!
Gittim…
Zira inanmıyordum; içimdeki mahzunluğu kim giderebilirdi; çömeldiğim duvara kim el uzatmaya cesaret eder; yorgun dizlerimin bağını kim çözerdi? Uyuklayan kelamlarımdan aşkı sızdırdığımı kim anlardı? Gölgenin ve siyahın ellerine verilmesini kim aşk diye anlardı? Ve hüznümün aşktan gayrı olmadığını hangi yürek fark ederdi?
Biliyordum yine bir an düşecekti zamanın bağrına. Başı endişe, heyecan sonu hüzün olacaktı dakikaların. Benden ne dolunay olurdu gecene; ne yarımın olurdum. Benden bir bütün olmazdı. Ellerine alsan ufalanırım. Kırıklığım varlığına anlamdan gayrisini getirmezdi. Kalbim acının mahpusluğunda parsellere bölünmüş. Gurbet kokar sonra her yanım. Gitme dedin. Gittim…
Nerden başladım sefere nerde son buldu kilometre taşları bilemedim. Zira her yer sen kokuyordu. Rüzgâr seni söylüyordu. Martılar gagalarından sana ait kelamları döküyordu kafatasıma. Minik parmaklı kızın gözleri sana bakıyordu. Balıkçılar sen oluyordu… İstanbul sen… Haliç sen… Her an sen oluyordu. Saat on iki ellerin, saat üç gözlerin, saat yedi sen oluyordu. Zaman akmıyordu. Geceler karanlıklarda hayalîni giyiyordu. Hayat sana doğru gelirken ben delice kaçıyordum. Anlıyordum, ne senden gitmiştim; ne de sen ardımda kalmıştın.
Lâkin hâl böyleyken, her yanı bir sükût kapladı. Kuru yaprağın dalını terk edişinden daha sessiz. Artan sonu gelmeyen gidişlerime dair gibi sessizlik. Siyah karıncanın kör gecede yürüyüşünden daha ürkek bir sükût…
Nerde kaldı siyah gece?
Nerde kaldı titrek nefesin?
Şimdi sen nerdesin?
Gidişlere meftun gelişlere fukara bir yalnızlık bozması kaldı yine avuçlarımda. Siyahî gecenin gölgeleri paylaşıyor şimdilerde hayallerimin mülkünü. Deli eden sükûnet giderek artıyor. Ve gece yalnızlıktan gayrisini damlatmıyor artık avuçlarıma…
Toplam Yorum 6
Yorumlar
-
08-08-2009 23:03 limancı tarafından yazıldı
-
09-08-2009 00:47 KIRLANGIC tarafından yazıldı
-
09-08-2009 14:15 manisalı tarafından yazıldı
-
10-08-2009 13:04 Eylül76 tarafından yazıldı
-
11-08-2009 07:10 MaviMelek tarafından yazıldı
-
14-09-2009 17:41 BlueNighT tarafından yazıldı
Toplam Trackback 0




