Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Rüzgar ve Rüzgar Çeşitleri

Bu konu Çevre Bilimleri forumunda Blue Blood tarafından 20 Kasım 2007 (12:11) tarihinde açılmıştır.
62845 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 5 Ağustos 2012 (16:35) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 20 Kasım 2007, 12:11

Rüzgar ve Rüzgar Çeşitleri

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Rüzgâr Nedir?

Atmosfer basıncı farklarından ve yer kürenin değişik bölgeleri arasındaki sıcaklık farklarından kaynaklanan hava hareketidir. Havanın hareket etmesine kara ve hava sıcaklığındaki değişmeler neden olur.Sıcaklık farkları, yüksek, alçak basınç alanlarının doğmasına yol açar.Sıcak bölgelerde alçak basınç, soğuk bölgelerde yüksek basınç alanları oluşur.Bu iki bölge arasında basınç farkının oluşması sonucu hava yer değiştirerek yüksek bölgelerinden alçak basınç bölgelerine doğru hareket eder. Havanın bu hareketinin adı olan rüzgârın hızı, havanın hareket hızına bağlıdır. Bu hız saniyede metre ve saatte kilometre olarak açıklanır. Bir yerde, rüzgârın hızlı esmesi, hava olaylarının şiddetli bir biçimde geliştiğini gösterir. Hızla esen rüzgârın yıkıcı etkisi bu başlangıçtan ileri gelir.1m/sn hızla esen rüzgârın 1 metrekarelik bir yüzeyde yaptığı basınç 0,0756 kg.dır. Hızı anometre ile ölçülür. Hızını tahmin edebilmek içinse botor ölçeği (Beaffort scale) kullanılır. Rüzgâr hızları haritalarda knot ölçülerine göre eşpız izotaş eğrileri ile gösterilir. Yönü ve hızı çoğu zaman birlikte gösterilir. Bir bölgenin belirli bir süre içinde aldığı rüzgâr ve onun şiddetini göstermek için, istasyonu gösteren küçük bir dairenin çevresine her yöndeki rüzgâr, okun boyu esiş sayısına, kanatçıkların sayısı da rüzgâr şiddetine göre alınmak yoluyla çizilir.
Bu tip diyagramların çeşitleri vardır ve bunlara rüzgârgülü diyagramları denir. Belirli bir yöndeki rüzgârların ortalama hızları ile o rüzgârların esiş sürelerinin çarpılmasına ortalama rüzgâr hızı bulunur. Bunlardan da rüzgâr sürekliliği ve rüzgârın akım çizgileri belirlenir. Rüzgârların yönleri zaman zaman değişir. Bu değişmeler hava koşullları bakımından önemli etkiler yapar. Bu nedenle hangi yönde ne kadar estiği önemlidir. Eşiş sıklığına o rüzgârın frekansı denir. Frekans adı gecen rüzgârın esme süresi yada sayısının belirli zaman ölçülerine göre (gün, ay, yıl) yüzde oranı ile belirtilir. Rüzgâr sürekliliği ise belirli sürelerde belirli rüzgârların estiğini göstermek iç in kullanılır. Rüzgârlar yüksek başıçlarda esmelere göre onları harakete geçiren kuvvetin yönü eş basınç (izobar) eğrilerine diktir. Bu kuvvete bara motrek gradyan denir. Barometrik garadyanın etkisi altında kalan rüzgârlara da barostofik ya da gostrofik rüzgârları adı verilir.
Dünyada, dönen bir küre olduğu için rüzgârlar eşişleri sırasında Kuzey yarı kürede sağa Güney yarı sola saparlar. rüzgârları saptıran bu güce koriyolis etkisi denir.
Rüzgârlar yere yaklaştıkça sürtünme etkisiyle hızları azalır. Buna bağlı olarak koriyolis etkisi zayıflar. Bu rüzgârlara yarı sapmış rüzgârları adı verilir. Sapma olayı siklon alanındaki alçalıcı hava hareketlerinin burgaç durumunu olmasına neden olur. Bu nedenle alçak basınç alanlarının haritasında çevreden merkeze doğru yaklaşan havada kuzey yarı kürede saat göstergesinin tersine güney yarı kürede saat göstergesinin hareketine uygun bir dönüş, yüksek basınç alanlarının haritasında cevreden merkeze doğru uzaklaşan havada, Kuzey yarı kürede saat göstergesi hareketine uygun güney yarı kürede gösterge hareketinin tersine bir dönüş görülür. Siklon ve anti siklonlardaki bu dönüş hareketi genellikle gözle görülmez. Çünkü havanın hareketinin çapı yüzlerce km’dir. Ancak küçük ölçülü siklonlarda torna dolar ve hortumlarda görülür.
Rüzgârın yere yüzüne sürtünmesini hızı azaltır ve sapma azaldığından sürtünme yoluyla yönü de değişir. Rüzgârların yeryüzünde yavaş, 500-600 m yükseklerde daha hızlı esmesinin nedeni yükseklerde sürtünme yoluyla rüzgârın hızının azalmasından meydana gelir. Rüzgârın bulunulan yere doğru geldiği yere rüzgârın yönü denir. Bu yön coğrafi yönlerle kuzey, batı rüzgârı vb biçiminde belirtilir. Türkiye’de rüzgâr yönleri dört grupta toplanır v harfle ifade edilir. Bunlar; s güney (kıble) e doğu, n kuzey (yıldız) ve batı olarak belirtilir. Ara yönler ise se keşişleme, ne poyraz, nw karayel ve lodostur. Rüzgâr yönleri genellikle pusuluların ana ve ara bölümleri olan 16 yön boyunca açıklanır. Rüzgârın yönü, rüzgârgülü ile belirtilir. Rüzgâr, genel olarak adlandırıldığı gibi yerel adlarda alırlar. Bunlar genelde denizcilikte kullanılır. Karadeniz’de kuzeyden esen rüzgârlar yıldız, Ege Denizi’nden esenler etezyen adını alır. Rüzgârlar kendilerini oluşturan hava kütlelerinin özelliklerine göre sıcağı ya da soğuğu getiriler. Karadan denize doğru esen rüzgârlar dalgalar oluşturur. Özellikle yönleri açık denizden karaya doğru esen rüzgârlar fırtınayı oluşturur. Hava alanlarında rüzgâr yönlerini belirlemek için rüzgâr torbaları kullanılır. İki uçu delik bir kumaş borudan oluşan bu torbalar rasat amacından çok uçuş yapan pilotlara rüzgârın yönünü gösterir.
Atmosferi canlandıran hava hareketleri bütünü büyük çaplı olarak ele alırsa düzenli bir görünün sergilerler. Yeryüzündeki meteoroloji istasyonların her birinin yerine atmosfer basıncının ortalama değerini koyarak elde edilen eş basınç eğrileri haritaları bir ekvator alçak basınçlar kuşağıyla bir birinden ayrılan iki tropikal yüksek basınçlar kuşağının varlığını ve kutup bölgelerinde hiç değilse aşağı katmanlarda oldukça yüksek basınçların bulunduğunu ortaya koyarlar. Orta enlemlerde 45 60 derece bileşeni batıdan güney batıya olan rüzgârlar görünür, bular kutup bölgelerinden gelen kuzey doğu rüzgârlarıyla karşılaşınca bu bölgede tedirginlikler meydana getirir. Bu tedirginlikler basınç alandaki değişikliklerle birlikte görülür, böylece rüzgârların düzeni de altüst olduğundan atmosferdeki dolaşın şeması da bozulur. Buna karşılık musonlar, büyük ana karalarda belli aralıklarla gelişen etki merkezinden kaynaklanırlar. Anakaradan yazın denizden gelen nemli bir rüzgâr kışın karadan gelen kuru bir rüzgâr eser.
Hava basıncının yere küre üstünde gerçek dağılımı ve da oluşumu, geçici rüzgârların oluşumuna neden olur. Yeryüzünün tüm ülkelerin de az çok belirli özellikleri bulunan yerel rüzgârlar eser örneğin Akdeniz’de oluşan alçak basınç alanlarından dolayı kuzey Afrika kıyılarında batıdan doğuya esen sıcak ve cok kurak bir güney rüzgârı olan sriko; yine sıcak ve kurun rüzgâr olan bu tür bir alçak basınç alanın Nil deltasına gelmesine ya da orada ulaşmasıyla esen hamsin riode la platanın batısında yel çevrimine benzer. Şşiddetli bir rüzgâr olan pam pero Yunan takımadalarında yazları esen mevsimlik ya da yıllık rüzgârlar Adriya Denizi’nde ya da Karadeniz’de kış mevsiminde esen bir rüzgâr olan bora vb. Orta Avrupa’da kuzey Alplerin İsviçre ve Avusturya’daki vadilerinde çok iyi bilinen föhn rüzgârı da özellikle belirtilmesi bir rüzgârdır. Bu gerçekten bir rüzgârın sıra dağda her dik eşişinde ortaya çıkan olaydır. İç Anadolu’da Karapınar yöresindeki pek ibce volkanik kumların ve küllerin bulunduğu çıplak yerlerde de rüzgârın etkisi görünmüş, bunların kenarlarındaki yerlerde kaplamakta olduğu anlaşılmış buralarda son 15-20 yoldan beri ağaçlandırma yapılarak rüzgârın bu etkileri kısmen olsun önlenmiştir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 11 Eylül 2009, 03:40

Rüzgar ve Rüzgar Çeşitleri

#2 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Rüzgâr
MsXLabs.org & Temel Britannica

Rüzgâr, hareket halindeki hava kütlesidir. Rüzgârlar nereden estiklerine bakılarak ad­landırılır: Örneğin güneyden esen rüzgâra güney rüzgârı, kuzeyden esen rüzgâra kuzey rüzgârı denir.
Rüzgâr oluşumuna yol açan başlıca etmen atmosferin değişik bölgeleri arasındaki basınç farklarıdır. Genel olarak hava yüksek basınçlı bölgelerden alçak basınçlı bölgelere doğru akmaya eğilimlidir, ama aynı basınçtaki nok­taların izobar ya da eşbasınç eğrisi denen çizgilerle birleştirilmiş olduğu büyük ölçekli haritalarda akış yönü genellikle izobar doğ­rultusundadır. Kuzey ya­rıkürede sırtınızı rüzgârın estiği yöne dönerse­niz, alçak basınç alanı sol yanınızda, yüksek basınç alanı ise sağ yanınızda kalır. Güney yarıküre için bunun tam tersi geçerlidir. Bu olgunun nedeni, Dünya'nın kendi ekseni çev­resinde dönmesidir; Dünya'nın dönme hare­keti, hava kütlelerinin siklon ve antisiklon denen sarmal biçimler almasına yol açar.
Geniş bir alanın üzerinde herhangi bir atmosfer basıncı farkı olmasa bile, görece küçük alanlar üzerinde konveksiyon denen bir sürecin sonunda basınç farkı oluşabilir. Dünya yüzeyinde ısınan hava genleşir (şişer), genleşince de daha geniş bir alana yayılır, ama havanın miktarı değiş­meden daha büyük bir hacmi kaplaması sonucunda bu kez de yoğunluğu azalır. Böyle­ce hava yükselmeye ve atmosferin üst kesim­lerine doğru akmaya başlar. Karaların gündüz boyunca Güneş'in etkisiyle ısınması havanın yükselmesine ve ondan boşalan yere denizle­rin üzerinden esen havanın dolmasına yol açar (deniz meltemi). Geceleri karalar denizler­den daha çabuk soğur, bunun sonucunda rüz­gârlar karalardan denizlere doğru eser. Yazları Asya kıtasının ısınması havanın kıtanın merkezine doğru akmasına neden olur ve böylece muson denen rüzgârlar oluşur. Öte yandan, ekvator bölgesin­deki hava da ekvatorun kuzey ve güneyindeki bölgelerden daha sıcaktır; bu nedenle ekvator üzerindeki hava yükselir ye ondan boşalan yere, kuzey ve güneyden gelen soğuk hava akar. Dünyanın çeşitli bölgelerinde görülen alize rüzgârları da bu yolla oluşur. Ekvatorun tam üzerinde hava ağır ağır yükseldiğinden bu hat üzerinde, "durgunluk alanları" olarak adlandırılan bir sakin hava kuşağı oluşur.

Dağ Rüzgârları
Rüzgâr oluşumuna yol açan bir başka etmen de dağlar ve tepelerdir. Bulutsuz gecelerde yüksek bölgelerdeki hava soğur ve aşağıdaki daha sıcak hava kütlelerine oranla daha ağır bir duruma gelerek alçak kesimlere doğru akma eğilimi gösterir. Bu tür rüzgârlara katabatik rüzgâr denir; bu rüzgârlar bazen vadilerde şiddetli don olaylarına neden olur.
Bazı Akdeniz ülkelerinde bu tür kış rüzgârla­rına bora, tramontana ya da mistral gibi adlar verilir.
Sıradağların ya da tepelerin bir başka etkisi daha vardır. Bir dağın yamacından yukarı doğru yükselen bir hava kütlesi soğur ve içerdiği nemin büyük bölümü yoğunlaşarak yağmur ya da kar biçiminde yağışa dönüşür. Böylece nem yükünü boşaltan hava kütlesi dağın öbür yakasına ulaştığında artık iyice kurudur ve burada alçalmaya başlar, alçaldık-ça da ısınır. Dağın rüzgâr altı yamacında (bir dağın rüzgâr altı tarafı, esen rüzgâra bakma­yan arka kesimidir) aşağı doğru esen bu kuru rüzgâra fon denir. Alplerde fön rüzgârları genellikle güneyden eser ve çoğunlukla kuzey yamaçlarındaki karları eritir. Kayalık Dağların doğu kesiminden esen fön rüzgârları şinuk olarak adlandırılır. Sahra Çölü'nden gelip Akdeniz'in Avrupa kıyıları boyunca esen sıcak rüzgârlara ise sirokko denir; bu rüzgâr Afrika'nın sıcak yaylalarından alçala­rak geldiği için fön tipindedir. Güney İtalya' da kuru bir rüzgâr olarak esen sirokko, daha kuzeyde Akdeniz'den topladığı nem nedeniy­le çoğunlukla yağış yüklüdür. Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde esen çöl kökenli benzer sıcak ve kuru rüzgârlara da sam yeli denir.

Beaufort Ölçeği
Rüzgârların şiddeti, Beufort ölçeğinden ya­rarlanılarak tahmin edilir. Bu ölçeği İngiliz amiral Sir Francis Beaufort (1774-1857) savaş gemilerinde kullanılması amacıyla geliştirmiş­tir. Son yıllarda olağanüstü derecede güçlü rüzgârlar da tabloya alınmış ve bunlar 13'ten 17'ye kadar numaralandırılmıştır. Bu ölçekte­ki Beaufort sayısı ve ortalama rüzgâr hızı uluslararası değerlerdir; ama rüzgârların adı ve tanımlanan belirtileri ülkeden ülkeye deği­şebilir.
Hareket halindeki bir hava kütlesi, yere sürtündüğü yerlerde yavaşlar ve bu nedenle yüzeye yakın kesimlerde rüzgâr daha yavaş eser. Rüzgârın hızı yerden 10 metre yüksekte ölçülür. Denizin yüzeyi yere oranla daha düzgün olduğundan, deniz­lerin üzerinde rüzgâr hızı karalardaki gibi yük­sekliğe bağlı olarak hızla artmaz. Rüzgâr hızının yükseklikle birlikte artması, yerden yaklaşık 500 metre yükseğe kadar sürer.
Beaufort Skalası
skala


Fırtına
Fırtına, hızla hareket etmekte olan bir hava kütlesinin neden olduğu şiddetli bir hava akımıdır. Fırtına, doğanın her gün Güneş'ten gelen büyük miktarlardaki enerjiyi dengele­mek ve çevreye düzenli biçimde dağıtmak için başvurduğu yöntemlerden biri olarak kabul edilebilir. Bu enerji Dünya'ya, özellikle de ekvator çevresine ısı biçiminde ulaşır ve atmosferdeki hava dolaşımıyla bütün yerkü­reye dağılır. Isınan havanın bir bölümü ku­tuplara, soğuk havanın bir bölümü de ekvato­ra taşınır.
Fırtına kuzey yarıkürede, ekvatordan ge­lip kuzeye doğru hareket etmekte olan bir hava kütlesinin kutup bölgesinden güneye doğru ilerlemekte olan soğuk ve kuru bir hava kütlesiyle karşılaşması durumunda oluşur. Bu iki tip hava kütlesi birbirine karışmaz. Karşı­laştıktan yerde aralarında belirgin bir ara yüzey oluşur; bu ara yüzeye cephe denir. Hava kütlesi hareket etmeyi sürdürdükçe, daha hafif olan sıcak hava kütlesi yükselir ve soğuk hava kütlesinin üzerine çıkar. Yukarı doğru harekete zorla­nan sıcak ve nemli hava kütlesi genleşerek soğur, içerdiği nem yoğunlaşır ve böylece bulutlar oluşur. Bu süreç devam ettikçe bulut damlacıkları büyür ve sonunda yağmur haline gelerek yere dökülür. Güney yarıkürede de fırtınalar aynı biçimde oluşur; kuzeydekinden başlıca farkı sıcak havanın ekvatordan güneye, Antarktika'ya doğru akmasıdır.
Bu olaylar olurken fırtınanın merkezinde atmosfer basıncı düşmeye ve rüzgâr bu alçak basınç bölgesinin çevresinde dönerek esmeye başlar; esinti kuzey yarıkürede saatin ters yönünde, güney yarıkürede ise saat yönündedir.
Böylece kuzey yarıkürede sıcak ve nemli hava fırtına merkezinin doğu yakasından ku­zeye doğru hareket ederken, soğuk hava da merkezin batı yakasından güneye doğru akar. Bu hava dolanımı iki, üç gün sürer ve fırtına büyüyerek bir kıtanın yarısını kaplayacak bir boyuta ulaşabilir. Bu durumda fırtına kasırga­ya dönüşmüş demektir.
Giderek kasırgaya dönüşen siklon tipi fırtı­naların yanı sıra, yerçekiminin etkisiyle olu­şan fırtınamsı rüzgârlar da vardır. Bu tür rüz­gârlarda soğuk hava kütlesi, tıpkı Grönland'da olduğu gibi yükseklerden aşağı doğru iner. Antarktika'da da bu biçimde oluşan sert kar fırtınalarına ve tipilere rastlanır. Antarktika kıtası geniş ve yüksek bir yayladır. Soğuk ha­va yayladan kıtayı çevreleyen soğuk denizlere doğru, insanın dayanamayacağı kadar güçlü rüzgârlar biçiminde akar.
Gene bu bölgede, Antarktika'nın kenar bölümünden geçen 40° güney enlemi boyunca uzanan ve "kükreyen kırklar" olarak adlandı­rılan kesintisiz bir fırtına kuşağı vardır. Bu rüzgârlar Yeni Zelanda'nın güneyinden Gü­ney Amerika'daki Horn Burnu'na ve oradan da Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu açıklarına kadar uzanarak okyanusu boydan boya aşar.
İtalya ve Yugoslavya'nın Adriya Denizi'ne bakan kesimlerinde kuzeydoğudan esen çok güçlü ve soğuk rüzgârlardan oluşan fırtınalara bora denir. Çoğunlukla kış aylarında doğudan gelen soğuk hava kütlelerinin dağları aştıktan sonra çok hızlı alçalması sonucunda oluşan boraların hızı bazen saatte 100 kilometreye ulaşır. Boraların insanları fırlattığı, araçları devirdiği görülmüştür. Avrupa'nın başka bö­lümlerinde, Karadeniz kıyılarında, SSCB'nin kutup bölgesine yakın kesimlerinde görülen benzer fırtınalar da aynı adla anılır.
Öte yandan, sağanak yağmurlara, tipilere, ani darbeli rüzgârlar biçiminde gelişen boran­lara, şiddetli kum esintilerine de fırtına dendi­ği olur. Ama bu yanlış bir kullanımdır. Fırtına meteorolojide, Beaufort ölçeğinde 9, 10 ve 11 sayılı rüzgârlara verilen addır. Şiddetli siklon fırtınaları kasırga ölçeğindedir. Aynı biçimde oluşan, ama daha zayıf rüzgâr burgaçları olan hortumlar ise fırtına ölçeğinde kalır.

Hortum
Hortum, yere doğru incelerek uzanan, huni biçimli karanlık bir bulut gibi görünür. Hor­tum aslında fırıldak gibi dönerek yükselen bir hava burgacıdır ve hava yükselirken denizle­rin üzerinden su kütlesini ya da karalann üzerinden ağaçlan, toprağı sürükleyip yukarı doğru taşır. İki tip hortum vardır: Karaların üzerinde başlayan hortumlara tornado denir; ikinci tip hortumlar ise denizlerin üzerinde, yüzeyin düzensiz biçimde ısınması sonucunda oluşur.
Tornado tipi hortumlar büyük hasarlara ve can kaybına neden olabilir. Tornadolar sıcak ve soğuk hava kütlelerinin atmosferde karşılaşması sonucunda oluşur. Meksika Körfezi'nden kuzeye doğru ilerleyen sıcak ve nemli tropik hava, kuzeyden gelen kuru havayla ABD'nin güney ve doğu kesimlerinde karşıla­şabilir. Bu hava kütlelerinin yönlerinin ve hızlarının farklı oluşu, hızla yükselen bir hava burgacına yol açar ve böylece tornado oluşur. Tornadoların yere değen kesimleri son dere­ce şiddetli bir biçimde döner ve izlediği yo­lun üzerindeki binalara, sanki bir patlama olmuşçasına zarar verir, ağaçları köklerinden burarak söker ve bazen otomobilleri bile yerinden kaldırır. En şiddetli tornadolar ABD'nin orta bölgelerinde oluşur. Burada tornadolar çoğunlukla kuzeydoğuya doğru, saatte 15 ile 80 km arasında değişen bir hız­la ilerler. Tornadoların korkunç gürültüsü 40 km ileriden duyulabilir. Avustralya'da da genellikle yaz aylarında, boranlarla birlikte tornadolar oluşur. 18 Mart 1825'te bir grup tornado ABD'nin orta-batı kesimlerinde 689 kişinin ölümüne yol açmıştı. ABD'de ve Batı Hint Adaları'nda harikan olarak adlandırılan siklon fırtınaları da hortum biçimindedir, ama çok güçlü olduklarından kasırga ölçeğinde kabul edilirler.
Kuzeyden ve güneyden gelen farklı hava kütleleri denizin üzerinde karşılaşabilir ya da bir tornado kayarak denize ulaşabilir. Bu durumda denizin üzerinde döner bir su sütu­nu biçiminde bir hortum oluşur. Denizin üzerindeki hortumlar ender olarak hasara yol açar, çünkü bunlar genellikle daha yavaş hareket eder. Denizlerin üzerinde hortumlar hava açıkken oluşur; böylece motorlu tekne­ler hortumu görüp yöreden kaçabilirler. De­nizlerdeki hortumun, yüzeye yakın bir hava kütlesinin çevresindeki havadan daha çok ısı­nıp yükselmesiyle ortaya çıktığı sanılmakta­dır. Bu yükselen hava kümülonimbus denen türden bir yağmur bulutunun tam altına rastlamışsa bir hortum oluşabilir. Bulut tabanı bir koni biçimini alır ve bu koninin sivri ucu deni­ze doğru iner. Bu ucun altına gelen kesimde deniz kamçılanır ve bir serpinti bulutu oluşur.
Yağmur bulutunun aşağı doğru inen ucu bu serpinti bulutunun içine dalar ve aynı anda, bir su sütunu biçiminde yükselen hortum gö­rülür. Bu hortumların pek çoğu yaklaşık 5 ya da 10 metre çapındadır ve 60 ile 120 metre arasında yükselebilir; ama çok daha büyük çaplı ve daha yüksek hortumlar da görül­müştür.

Kasırga
Kasırga, genellikle sakin bir merkezin çevre­sinde dönen çok şiddetli rüzgârlardan oluşan bir tropik siklon fırtınasıdır. Bu tür kasırgala­ra ABD ve Batı Hint Adaları'nda harikan, Asya'nın doğu ve güneydoğu bölgelerinde tayfun, Bengal Körfezi ile Umman Denizi'nde ise siklon denir. Bütün bu kasırga türleri daha ılıman enlemlerde oluşan alçak basınç alanlarına benzemekle birlikte, onlardan çok daha şiddetlidir. Kasırgalar, hava basıncının merkezde çok düşük olduğu ve dışarıya doğru hızla arttığı atmosfer bölgeleridir.
Rüzgârlar içeriye, alçak basınç alanına doğ­ru eser, ama Dünya'nın dönüşü nedeniyle merkeze doğrudan ulaşmayıp sarmal biçimde dönerek yaklaşır. Kuzey yarıkürede sarmalın dönme yönü saat ibresinin tersi, güney yarı­kürede ise saat ibresi yönündedir.
Kasırga, yan yatmış dev bir tekerleğe ben­zetilebilir; bu tekerleğin kalınlığı 1.000 metre­den daha fazla, genişliği ise 80 ile 500 km ara­sındadır. Tekerleğin iç boşluğunun, yani ka­sırganın çevresinde döndüğü sakin merkezin çapı kilometrelerce uzunlukta olabilir. Kasır­ga bir yandan hızla dönerken, bir yandan da Dünya'nın yüzeyinde saatte 15-30 kilometre­lik bir hızla ilerler; ilerlerken genellikle kavis­li bir yol izler.
Kasırga yaklaşırken rüzgâr hızı artar ve kısa sürede saatte 160 kilometreye ya da daha yük­sek bir hıza ulaşır, bu arada denizde dev kö­püklü dalgalar oluşur. Gökyüzü mor bulutlar­la kaplanarak kararır, yağmur sulan neredey­se yatay olarak rüzgârla savrulur; rüzgârın se­si, gök gürlemesi dışındaki bütün sesleri bo­ğar. Karada evler yıkılabilir, ağaçlar köklerin­den sökülür ve ekinler büyük zarar görür; sel­ler büyük zarara yol açabilir.
Batı Hint Adaları'nda oluşan kasırgalar ba­zen ABD kıyılarına, özellikle de Florida'ya ulaşarak büyük hasarlara yol açar. Kasırgalar karada ve denizde çok yıkıcı olduğundan, bunların oluşumları sürekli olarak izlenir. İzledikleri yolun haritası çıkarılır, olası yönleri ve şiddetleri önceden belirlenir ve meteorolo­ji istasyonları aracılığıyla halk uyarılır.

ruzgar
Rapor Et
Eski 20 Kasım 2009, 21:06

Rüzgar Yönleri

#3 (link)
TUZCUAY
Ziyaretçi
TUZCUAY - avatarı
Denizcilikte Rüzgârlar estigi yönlere gore isim alirlar ;

1 Yıldız
2 Poyraz
3 Gündoğusu
4 Keşişleme
5 Kıble
6 Lodos
7 Günbatısı
8 Karayel

Yildiz
Kuzeyden güneye esen ve soğuk hava taşıyan rüzgârdir.


Poyraz
Gundogusu ile Yildiz arasindan 45 dereceden esen ruzgardir.
Türkiye'de özellikle kıŠ mevsiminde daha sık görülür.
Bu mevsimde Rusya ve Sibirya üzerinden kutupsal havayı getirir. SıcaklıĄ?n belirgin olarak düŭesine sebep olur. Yaz mevsiminde ań?rı yüksek basınç alanından basra üzerindeki alçak basınç alanına doIJu ilerleyen deniz üstü hava kütlelerinin Ege ve Türkiye üzerinde sapmaya uIJayarak kuzeydoĵdan esen poyraza dönüŃ?r. Bu mevsimde serinletici etkisi vardır.Soğukluk getirdiĩ için halk içinde "bakır sattıran rüzgar" olarak bilinir.


Gündoğusu
Doğudan , ve 90 dereceden esen rüzgarlardır.


Keşişleme
İstanbul yöresinde güneydoğudan esen rüzgâra denizcilerin verdiĩ addır. Uludağ;ın eski adı olan KEŞİŞGAĞI nın yönüne göre adlandırılmıştır. Gündoğusu ve kıble arasında 135 dereceden esmektedir .


Kıble
Güneyden 180 dereceden esen ve ılık hava getiren rüzgârdır.


Lodos
Kible ile gunbatisi arasindan ,Güneybatıdan 225 dereceden esen rüzgârlara verilen isimdir.
Gezici siklonların ülkemize daha çok sokulduĵ kıŠmevsiminde çok görülür ve siklonların sıcak cephesinin geçiũni izler. Sıcaklıkların yükselmesine neden olur.


Günbatısı
Batıdan , 270 dereceden esen rüzgâr turudur.


Karayel
Gunbatisi ile Yildiz arasindaki istikametten ,Kuzeybatı yönünden 315 dereceden genelde soguk esen rüzgârlara verilen isimdir..
Geçici siklonların ülkemize sokulduğu kış mevsimlerinde görülür.
Siklonların soğuk cephesinin geçişini izler. Genellikle sıcaklıkların düşmesine ve kar yağışına neden olur .

kf4lqh

3515pco
Son Düzenleyen ahmed; 8 Aralık 2009 @ 18:14.
Rapor Et
Eski 5 Ağustos 2012, 16:35

Cvp: Rüzgar ve Rüzgar Çeşitleri

#4 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
Rüzgar
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Yer değiştiren hava. Yer değiştiren hava kütlesi genellikle bir doğrultuda ve yere hemen hemen yataydır. Rüzgârın eğimi birkaç dereceyi geçmez. Doğrultusu geldiği yönle gösterilir; sözgelimi, kuzeyden esen rüzgâra "kuzey rüzgârı" denir. Çeşitli ülke ya da yörelerde rüzgâr yönleri ayrı adlarla anılır. Marmara Bölgesi için rüzgâr adları şöyledir: Kuzey-yıldız, kuzeydoğu-poyraz, kuzeybatı-karayel, doğu-gündoğusu, güneydoğu-keşişleme, güney-kıble, güneybatı-lodos, batı-günbatısı. Rüzgârın oluşmasının esas nedeni, hava kütleleri arasındaki sıcaklık farklarıdır. Çevresindeki hava kütlesine göre daha soğuk olan hava kütlesi "yüksek basınç" alanını, daha sıcak olan hava kütlesi de "alçak basınç" alanını oluşturur. Kuzey yarıkürede yüksek basınç alanı çevresinde hava saat ibreleri yönünde, alçak basınç alanı çevresinde ise saat ibrelerinin ters yönünde döner. Yüksek basınçtaki hava kütlesi dönerek alçak basıncı doldurmaya çalışır ve bu sırada rüzgâr oluşur. Basınç farklarının büyümesi, rüzgârın hızını artırır. Yüksek basınç alanının merkezine yaklaştıkça hızı azalırken, alçak basınç merkezine doğru hızı artar. Rüzgâr hızı anemometre denilen aletle ölçülür. Yerküre üzerinde mevsimlere göre süreklilik gösteren ve belirli adlar alan rüzgârlar da vardır.

Ekvator bölgesinde havanın sürekli sıcak olması, bu bölgelerde sürekli alçak basınç doğurur; ısınıp yükselen hava, tropikler (dönenceler) yöresinde yeryüzüne doğru inerek bu bölgelerde sürekli yüksek basınç alanı oluşturur. Dönencelerden ekvatora doğru sürekli esen rüzgârlara "alize" denir. Kuzey yarıkürede alizenin doğrultusu kuzeydoğu-güneybatı, güney yarıkürede güneydoğu-kuzeybatıdır. Ekvatordan dönencelere doğru yüksekten akan rüzgâra da "üst alize" adı verilir. Yeryüzündeki diğer önemli rüzgârlar, kıtalarla okyanusların mevsimlik ısı farklarının büyüklüğünden oluşan "muson" rüzgârlarıdır. Kışın karalardan okyanuslara, yazın okyanuslardan karalara doğru eser. Musonun esas etkili olduğu bölge, 10°-50° enlemler arasında kalan Asya bölgesidir. Yine bölgelere göre özel adlar alan rüzgârlardan bazıları şunlardır: İsviçre ve Tirol vadilerinde dağlardan inen sıcak, kuru şiddetli rüzgâr "föhn"; Cezayir, Tunus ve Sicilya'da görülen çok sıcak ve kuru rüzgâr "sirocco"; Mısır ve Libya kıyılarında görülen çok sıcak ve kuru rüzgâr "hamsin"; Fransa'da güneyden esen kuru, soğuk, şiddetli rüzgâr "mistral"; Dalmaçya kıyılarında esen soğuk, şiddetli rüzgâr "bora"; Romanya'da kuzeydoğudan esen soğuk, şiddetli rüzgâr "krivetz".
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.308 saniyede (83.73% PHP - 16.27% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 19:27
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi