Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 18 Ağustos 2017  Gösterim: 65.557  Cevap: 7

Rüzgâr ve Rüzgâr Çeşitleri

Kısaca
Atmosferin yeryüzüne yakın kesimlerinde oluşan hava akımı. Rüzgârları oluşturan hava hareketleri yatay ya da yataya çok yakındır.
19 Ekim 2007 03:40       Mesaj #1
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Rüzgâr


Rüzgâr, hareket halindeki hava kütlesidir. Rüzgârlar nereden estiklerine bakılarak ad­landırılır: Örneğin güneyden esen rüzgâra güney rüzgârı, kuzeyden esen rüzgâra kuzey rüzgârı denir.
Rüzgâr oluşumuna yol açan başlıca etmen atmosferin değişik bölgeleri arasındaki basınç farklarıdır. Genel olarak hava yüksek basınçlı bölgelerden alçak basınçlı bölgelere doğru akmaya eğilimlidir, ama aynı basınçtaki nok­taların izobar ya da eşbasınç eğrisi denen çizgilerle birleştirilmiş olduğu büyük ölçekli haritalarda akış yönü genellikle izobar doğ­rultusundadır. Kuzey ya­rıkürede sırtınızı rüzgârın estiği yöne dönerse­niz, alçak basınç alanı sol yanınızda, yüksek basınç alanı ise sağ yanınızda kalır. Güney yarıküre için bunun tam tersi geçerlidir. Bu olgunun nedeni, Dünya'nın kendi ekseni çev­resinde dönmesidir; Dünya'nın dönme hare­keti, hava kütlelerinin siklon ve antisiklon denen sarmal biçimler almasına yol açar.
Sponsorlu Bağlantılar
Geniş bir alanın üzerinde herhangi bir atmosfer basıncı farkı olmasa bile, görece küçük alanlar üzerinde konveksiyon denen bir sürecin sonunda basınç farkı oluşabilir. Dünya yüzeyinde ısınan hava genleşir (şişer), genleşince de daha geniş bir alana yayılır, ama havanın miktarı değiş­meden daha büyük bir hacmi kaplaması sonucunda bu kez de yoğunluğu azalır. Böyle­ce hava yükselmeye ve atmosferin üst kesim­lerine doğru akmaya başlar. Karaların gündüz boyunca Güneş'in etkisiyle ısınması havanın yükselmesine ve ondan boşalan yere denizle­rin üzerinden esen havanın dolmasına yol açar (deniz meltemi). Geceleri karalar denizler­den daha çabuk soğur, bunun sonucunda rüz­gârlar karalardan denizlere doğru eser. Yazları Asya kıtasının ısınması havanın kıtanın merkezine doğru akmasına neden olur ve böylece muson denen rüzgârlar oluşur. Öte yandan, ekvator bölgesin­deki hava da ekvatorun kuzey ve güneyindeki bölgelerden daha sıcaktır; bu nedenle ekvator üzerindeki hava yükselir ye ondan boşalan yere, kuzey ve güneyden gelen soğuk hava akar. Dünyanın çeşitli bölgelerinde görülen alize rüzgârları da bu yolla oluşur. Ekvatorun tam üzerinde hava ağır ağır yükseldiğinden bu hat üzerinde, "durgunluk alanları" olarak adlandırılan bir sakin hava kuşağı oluşur.

Dağ Rüzgârları


Rüzgâr oluşumuna yol açan bir başka etmen de dağlar ve tepelerdir. Bulutsuz gecelerde yüksek bölgelerdeki hava soğur ve aşağıdaki daha sıcak hava kütlelerine oranla daha ağır bir duruma gelerek alçak kesimlere doğru akma eğilimi gösterir. Bu tür rüzgârlara katabatik rüzgâr denir; bu rüzgârlar bazen vadilerde şiddetli don olaylarına neden olur.
Bazı Akdeniz ülkelerinde bu tür kış rüzgârla­rına bora, tramontana ya da mistral gibi adlar verilir.
Sıradağların ya da tepelerin bir başka etkisi daha vardır. Bir dağın yamacından yukarı doğru yükselen bir hava kütlesi soğur ve içerdiği nemin büyük bölümü yoğunlaşarak yağmur ya da kar biçiminde yağışa dönüşür. Böylece nem yükünü boşaltan hava kütlesi dağın öbür yakasına ulaştığında artık iyice kurudur ve burada alçalmaya başlar, alçaldık-ça da ısınır. Dağın rüzgâr altı yamacında (bir dağın rüzgâr altı tarafı, esen rüzgâra bakma­yan arka kesimidir) aşağı doğru esen bu kuru rüzgâra fon denir. Alplerde fön rüzgârları genellikle güneyden eser ve çoğunlukla kuzey yamaçlarındaki karları eritir. Kayalık Dağların doğu kesiminden esen fön rüzgârları şinuk olarak adlandırılır. Sahra Çölü'nden gelip Akdeniz'in Avrupa kıyıları boyunca esen sıcak rüzgârlara ise sirokko denir; bu rüzgâr Afrika'nın sıcak yaylalarından alçala­rak geldiği için fön tipindedir. Güney İtalya' da kuru bir rüzgâr olarak esen sirokko, daha kuzeyde Akdeniz'den topladığı nem nedeniy­le çoğunlukla yağış yüklüdür. Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde esen çöl kökenli benzer sıcak ve kuru rüzgârlara da sam yeli denir.

Beaufort Ölçeği


Rüzgârların şiddeti, Beufort ölçeğinden ya­rarlanılarak tahmin edilir. Bu ölçeği İngiliz amiral Sir Francis Beaufort (1774-1857) savaş gemilerinde kullanılması amacıyla geliştirmiş­tir. Son yıllarda olağanüstü derecede güçlü rüzgârlar da tabloya alınmış ve bunlar 13'ten 17'ye kadar numaralandırılmıştır. Bu ölçekte­ki Beaufort sayısı ve ortalama rüzgâr hızı uluslararası değerlerdir; ama rüzgârların adı ve tanımlanan belirtileri ülkeden ülkeye deği­şebilir.
Hareket halindeki bir hava kütlesi, yere sürtündüğü yerlerde yavaşlar ve bu nedenle yüzeye yakın kesimlerde rüzgâr daha yavaş eser. Rüzgârın hızı yerden 10 metre yüksekte ölçülür. Denizin yüzeyi yere oranla daha düzgün olduğundan, deniz­lerin üzerinde rüzgâr hızı karalardaki gibi yük­sekliğe bağlı olarak hızla artmaz. Rüzgâr hızının yükseklikle birlikte artması, yerden yaklaşık 500 metre yükseğe kadar sürer.
Beaufort Skalası
Ad:  Bofor Skalası.PNG
Gösterim: 20
Boyut:  30.4 KB


Fırtına

Fırtına, hızla hareket etmekte olan bir hava kütlesinin neden olduğu şiddetli bir hava akımıdır. Fırtına, doğanın her gün Güneş'ten gelen büyük miktarlardaki enerjiyi dengele­mek ve çevreye düzenli biçimde dağıtmak için başvurduğu yöntemlerden biri olarak kabul edilebilir. Bu enerji Dünya'ya, özellikle de ekvator çevresine ısı biçiminde ulaşır ve atmosferdeki hava dolaşımıyla bütün yerkü­reye dağılır. Isınan havanın bir bölümü ku­tuplara, soğuk havanın bir bölümü de ekvato­ra taşınır.
Fırtına kuzey yarıkürede, ekvatordan ge­lip kuzeye doğru hareket etmekte olan bir hava kütlesinin kutup bölgesinden güneye doğru ilerlemekte olan soğuk ve kuru bir hava kütlesiyle karşılaşması durumunda oluşur. Bu iki tip hava kütlesi birbirine karışmaz. Karşı­laştıktan yerde aralarında belirgin bir ara yüzey oluşur; bu ara yüzeye cephe denir. Hava kütlesi hareket etmeyi sürdürdükçe, daha hafif olan sıcak hava kütlesi yükselir ve soğuk hava kütlesinin üzerine çıkar. Yukarı doğru harekete zorla­nan sıcak ve nemli hava kütlesi genleşerek soğur, içerdiği nem yoğunlaşır ve böylece bulutlar oluşur. Bu süreç devam ettikçe bulut damlacıkları büyür ve sonunda yağmur haline gelerek yere dökülür. Güney yarıkürede de fırtınalar aynı biçimde oluşur; kuzeydekinden başlıca farkı sıcak havanın ekvatordan güneye, Antarktika'ya doğru akmasıdır.
Bu olaylar olurken fırtınanın merkezinde atmosfer basıncı düşmeye ve rüzgâr bu alçak basınç bölgesinin çevresinde dönerek esmeye başlar; esinti kuzey yarıkürede saatin ters yönünde, güney yarıkürede ise saat yönündedir.
Böylece kuzey yarıkürede sıcak ve nemli hava fırtına merkezinin doğu yakasından ku­zeye doğru hareket ederken, soğuk hava da merkezin batı yakasından güneye doğru akar. Bu hava dolanımı iki, üç gün sürer ve fırtına büyüyerek bir kıtanın yarısını kaplayacak bir boyuta ulaşabilir. Bu durumda fırtına kasırga­ya dönüşmüş demektir.
Giderek kasırgaya dönüşen siklon tipi fırtı­naların yanı sıra, yerçekiminin etkisiyle olu­şan fırtınamsı rüzgârlar da vardır. Bu tür rüz­gârlarda soğuk hava kütlesi, tıpkı Grönland'da olduğu gibi yükseklerden aşağı doğru iner. Antarktika'da da bu biçimde oluşan sert kar fırtınalarına ve tipilere rastlanır. Antarktika kıtası geniş ve yüksek bir yayladır. Soğuk ha­va yayladan kıtayı çevreleyen soğuk denizlere doğru, insanın dayanamayacağı kadar güçlü rüzgârlar biçiminde akar.
Gene bu bölgede, Antarktika'nın kenar bölümünden geçen 40° güney enlemi boyunca uzanan ve "kükreyen kırklar" olarak adlandı­rılan kesintisiz bir fırtına kuşağı vardır. Bu rüzgârlar Yeni Zelanda'nın güneyinden Gü­ney Amerika'daki Horn Burnu'na ve oradan da Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu açıklarına kadar uzanarak okyanusu boydan boya aşar.
İtalya ve Yugoslavya'nın Adriya Denizi'ne bakan kesimlerinde kuzeydoğudan esen çok güçlü ve soğuk rüzgârlardan oluşan fırtınalara bora denir. Çoğunlukla kış aylarında doğudan gelen soğuk hava kütlelerinin dağları aştıktan sonra çok hızlı alçalması sonucunda oluşan boraların hızı bazen saatte 100 kilometreye ulaşır. Boraların insanları fırlattığı, araçları devirdiği görülmüştür. Avrupa'nın başka bö­lümlerinde, Karadeniz kıyılarında, SSCB'nin kutup bölgesine yakın kesimlerinde görülen benzer fırtınalar da aynı adla anılır.
Öte yandan, sağanak yağmurlara, tipilere, ani darbeli rüzgârlar biçiminde gelişen boran­lara, şiddetli kum esintilerine de fırtına dendi­ği olur. Ama bu yanlış bir kullanımdır. Fırtına meteorolojide, Beaufort ölçeğinde 9, 10 ve 11 sayılı rüzgârlara verilen addır. Şiddetli siklon fırtınaları kasırga ölçeğindedir. Aynı biçimde oluşan, ama daha zayıf rüzgâr burgaçları olan hortumlar ise fırtına ölçeğinde kalır.

Hortum


Hortum, yere doğru incelerek uzanan, huni biçimli karanlık bir bulut gibi görünür. Hor­tum aslında fırıldak gibi dönerek yükselen bir hava burgacıdır ve hava yükselirken denizle­rin üzerinden su kütlesini ya da karalann üzerinden ağaçlan, toprağı sürükleyip yukarı doğru taşır. İki tip hortum vardır: Karaların üzerinde başlayan hortumlara tornado denir; ikinci tip hortumlar ise denizlerin üzerinde, yüzeyin düzensiz biçimde ısınması sonucunda oluşur.
Tornado tipi hortumlar büyük hasarlara ve can kaybına neden olabilir. Tornadolar sıcak ve soğuk hava kütlelerinin atmosferde karşılaşması sonucunda oluşur. Meksika Körfezi'nden kuzeye doğru ilerleyen sıcak ve nemli tropik hava, kuzeyden gelen kuru havayla ABD'nin güney ve doğu kesimlerinde karşıla­şabilir. Bu hava kütlelerinin yönlerinin ve hızlarının farklı oluşu, hızla yükselen bir hava burgacına yol açar ve böylece tornado oluşur. Tornadoların yere değen kesimleri son dere­ce şiddetli bir biçimde döner ve izlediği yo­lun üzerindeki binalara, sanki bir patlama olmuşçasına zarar verir, ağaçları köklerinden burarak söker ve bazen otomobilleri bile yerinden kaldırır. En şiddetli tornadolar ABD'nin orta bölgelerinde oluşur. Burada tornadolar çoğunlukla kuzeydoğuya doğru, saatte 15 ile 80 km arasında değişen bir hız­la ilerler. Tornadoların korkunç gürültüsü 40 km ileriden duyulabilir. Avustralya'da da genellikle yaz aylarında, boranlarla birlikte tornadolar oluşur. 18 Mart 1825'te bir grup tornado ABD'nin orta-batı kesimlerinde 689 kişinin ölümüne yol açmıştı. ABD'de ve Batı Hint Adaları'nda harikan olarak adlandırılan siklon fırtınaları da hortum biçimindedir, ama çok güçlü olduklarından kasırga ölçeğinde kabul edilirler.
Kuzeyden ve güneyden gelen farklı hava kütleleri denizin üzerinde karşılaşabilir ya da bir tornado kayarak denize ulaşabilir. Bu durumda denizin üzerinde döner bir su sütu­nu biçiminde bir hortum oluşur. Denizin üzerindeki hortumlar ender olarak hasara yol açar, çünkü bunlar genellikle daha yavaş hareket eder. Denizlerin üzerinde hortumlar hava açıkken oluşur; böylece motorlu tekne­ler hortumu görüp yöreden kaçabilirler. De­nizlerdeki hortumun, yüzeye yakın bir hava kütlesinin çevresindeki havadan daha çok ısı­nıp yükselmesiyle ortaya çıktığı sanılmakta­dır. Bu yükselen hava kümülonimbus denen türden bir yağmur bulutunun tam altına rastlamışsa bir hortum oluşabilir. Bulut tabanı bir koni biçimini alır ve bu koninin sivri ucu deni­ze doğru iner. Bu ucun altına gelen kesimde deniz kamçılanır ve bir serpinti bulutu oluşur.
Yağmur bulutunun aşağı doğru inen ucu bu serpinti bulutunun içine dalar ve aynı anda, bir su sütunu biçiminde yükselen hortum gö­rülür. Bu hortumların pek çoğu yaklaşık 5 ya da 10 metre çapındadır ve 60 ile 120 metre arasında yükselebilir; ama çok daha büyük çaplı ve daha yüksek hortumlar da görül­müştür.

Kasırga


Kasırga, genellikle sakin bir merkezin çevre­sinde dönen çok şiddetli rüzgârlardan oluşan bir tropik siklon fırtınasıdır. Bu tür kasırgala­ra ABD ve Batı Hint Adaları'nda harikan, Asya'nın doğu ve güneydoğu bölgelerinde tayfun, Bengal Körfezi ile Umman Denizi'nde ise siklon denir. Bütün bu kasırga türleri daha ılıman enlemlerde oluşan alçak basınç alanlarına benzemekle birlikte, onlardan çok daha şiddetlidir. Kasırgalar, hava basıncının merkezde çok düşük olduğu ve dışarıya doğru hızla arttığı atmosfer bölgeleridir.
Rüzgârlar içeriye, alçak basınç alanına doğ­ru eser, ama Dünya'nın dönüşü nedeniyle merkeze doğrudan ulaşmayıp sarmal biçimde dönerek yaklaşır. Kuzey yarıkürede sarmalın dönme yönü saat ibresinin tersi, güney yarı­kürede ise saat ibresi yönündedir.
Kasırga, yan yatmış dev bir tekerleğe ben­zetilebilir; bu tekerleğin kalınlığı 1.000 metre­den daha fazla, genişliği ise 80 ile 500 km ara­sındadır. Tekerleğin iç boşluğunun, yani ka­sırganın çevresinde döndüğü sakin merkezin çapı kilometrelerce uzunlukta olabilir. Kasır­ga bir yandan hızla dönerken, bir yandan da Dünya'nın yüzeyinde saatte 15-30 kilometre­lik bir hızla ilerler; ilerlerken genellikle kavis­li bir yol izler.
Kasırga yaklaşırken rüzgâr hızı artar ve kısa sürede saatte 160 kilometreye ya da daha yük­sek bir hıza ulaşır, bu arada denizde dev kö­püklü dalgalar oluşur. Gökyüzü mor bulutlar­la kaplanarak kararır, yağmur sulan neredey­se yatay olarak rüzgârla savrulur; rüzgârın se­si, gök gürlemesi dışındaki bütün sesleri bo­ğar. Karada evler yıkılabilir, ağaçlar köklerin­den sökülür ve ekinler büyük zarar görür; sel­ler büyük zarara yol açabilir.
Batı Hint Adaları'nda oluşan kasırgalar ba­zen ABD kıyılarına, özellikle de Florida'ya ulaşarak büyük hasarlara yol açar. Kasırgalar karada ve denizde çok yıkıcı olduğundan, bunların oluşumları sürekli olarak izlenir. İzledikleri yolun haritası çıkarılır, olası yönleri ve şiddetleri önceden belirlenir ve meteorolo­ji istasyonları aracılığıyla halk uyarılır.

MsXLabs.org & Temel Britannica

Bakınız.>> Lodos Nedir ?


Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Ağustos 2017 13:18 Sebep: link yenilendi


Misafir
20 Kasım 2007 12:11       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

Rüzgâr Nedir?


Atmosfer basıncı farklarından ve yer kürenin değişik bölgeleri arasındaki sıcaklık farklarından kaynaklanan hava hareketidir. Havanın hareket etmesine kara ve hava sıcaklığındaki değişmeler neden olur.Sıcaklık farkları, yüksek, alçak basınç alanlarının doğmasına yol açar.Sıcak bölgelerde alçak basınç, soğuk bölgelerde yüksek basınç alanları oluşur.Bu iki bölge arasında basınç farkının oluşması sonucu hava yer değiştirerek yüksek bölgelerinden alçak basınç bölgelerine doğru hareket eder. Havanın bu hareketinin adı olan rüzgârın hızı, havanın hareket hızına bağlıdır. Bu hız saniyede metre ve saatte kilometre olarak açıklanır. Bir yerde, rüzgârın hızlı esmesi, hava olaylarının şiddetli bir biçimde geliştiğini gösterir. Hızla esen rüzgârın yıkıcı etkisi bu başlangıçtan ileri gelir.1m/sn hızla esen rüzgârın 1 metrekarelik bir yüzeyde yaptığı basınç 0,0756 kg.dır. Hızı anometre ile ölçülür. Hızını tahmin edebilmek içinse botor ölçeği (Beaffort scale) kullanılır. Rüzgâr hızları haritalarda knot ölçülerine göre eşpız izotaş eğrileri ile gösterilir. Yönü ve hızı çoğu zaman birlikte gösterilir. Bir bölgenin belirli bir süre içinde aldığı rüzgâr ve onun şiddetini göstermek için, istasyonu gösteren küçük bir dairenin çevresine her yöndeki rüzgâr, okun boyu esiş sayısına, kanatçıkların sayısı da rüzgâr şiddetine göre alınmak yoluyla çizilir.

Bu tip diyagramların çeşitleri vardır ve bunlara rüzgârgülü diyagramları denir. Belirli bir yöndeki rüzgârların ortalama hızları ile o rüzgârların esiş sürelerinin çarpılmasına ortalama rüzgâr hızı bulunur. Bunlardan da rüzgâr sürekliliği ve rüzgârın akım çizgileri belirlenir. Rüzgârların yönleri zaman zaman değişir. Bu değişmeler hava koşullları bakımından önemli etkiler yapar. Bu nedenle hangi yönde ne kadar estiği önemlidir. Eşiş sıklığına o rüzgârın frekansı denir. Frekans adı gecen rüzgârın esme süresi yada sayısının belirli zaman ölçülerine göre (gün, ay, yıl) yüzde oranı ile belirtilir. Rüzgâr sürekliliği ise belirli sürelerde belirli rüzgârların estiğini göstermek iç in kullanılır. Rüzgârlar yüksek başıçlarda esmelere göre onları harakete geçiren kuvvetin yönü eş basınç (izobar) eğrilerine diktir. Bu kuvvete bara motrek gradyan denir. Barometrik garadyanın etkisi altında kalan rüzgârlara da barostofik ya da gostrofik rüzgârları adı verilir.

Dünyada, dönen bir küre olduğu için rüzgârlar eşişleri sırasında Kuzey yarı kürede sağa Güney yarı sola saparlar. rüzgârları saptıran bu güce koriyolis etkisi denir.

Rüzgârlar yere yaklaştıkça sürtünme etkisiyle hızları azalır. Buna bağlı olarak koriyolis etkisi zayıflar. Bu rüzgârlara yarı sapmış rüzgârları adı verilir. Sapma olayı siklon alanındaki alçalıcı hava hareketlerinin burgaç durumunu olmasına neden olur. Bu nedenle alçak basınç alanlarının haritasında çevreden merkeze doğru yaklaşan havada kuzey yarı kürede saat göstergesinin tersine güney yarı kürede saat göstergesinin hareketine uygun bir dönüş, yüksek basınç alanlarının haritasında cevreden merkeze doğru uzaklaşan havada, Kuzey yarı kürede saat göstergesi hareketine uygun güney yarı kürede gösterge hareketinin tersine bir dönüş görülür. Siklon ve anti siklonlardaki bu dönüş hareketi genellikle gözle görülmez. Çünkü havanın hareketinin çapı yüzlerce km’dir. Ancak küçük ölçülü siklonlarda torna dolar ve hortumlarda görülür.

Rüzgârın yere yüzüne sürtünmesini hızı azaltır ve sapma azaldığından sürtünme yoluyla yönü de değişir. Rüzgârların yeryüzünde yavaş, 500-600 m yükseklerde daha hızlı esmesinin nedeni yükseklerde sürtünme yoluyla rüzgârın hızının azalmasından meydana gelir. Rüzgârın bulunulan yere doğru geldiği yere rüzgârın yönü denir. Bu yön coğrafi yönlerle kuzey, batı rüzgârı vb biçiminde belirtilir. Türkiye’de rüzgâr yönleri dört grupta toplanır v harfle ifade edilir. Bunlar; s güney (kıble) e doğu, n kuzey (yıldız) ve batı olarak belirtilir. Ara yönler ise se keşişleme, ne poyraz, nw karayel ve lodostur. Rüzgâr yönleri genellikle pusuluların ana ve ara bölümleri olan 16 yön boyunca açıklanır. Rüzgârın yönü, rüzgârgülü ile belirtilir. Rüzgâr, genel olarak adlandırıldığı gibi yerel adlarda alırlar. Bunlar genelde denizcilikte kullanılır. Karadeniz’de kuzeyden esen rüzgârlar yıldız, Ege Denizi’nden esenler etezyen adını alır. Rüzgârlar kendilerini oluşturan hava kütlelerinin özelliklerine göre sıcağı ya da soğuğu getiriler. Karadan denize doğru esen rüzgârlar dalgalar oluşturur. Özellikle yönleri açık denizden karaya doğru esen rüzgârlar fırtınayı oluşturur. Hava alanlarında rüzgâr yönlerini belirlemek için rüzgâr torbaları kullanılır. İki uçu delik bir kumaş borudan oluşan bu torbalar rasat amacından çok uçuş yapan pilotlara rüzgârın yönünü gösterir.

Atmosferi canlandıran hava hareketleri bütünü büyük çaplı olarak ele alırsa düzenli bir görünün sergilerler. Yeryüzündeki meteoroloji istasyonların her birinin yerine atmosfer basıncının ortalama değerini koyarak elde edilen eş basınç eğrileri haritaları bir ekvator alçak basınçlar kuşağıyla bir birinden ayrılan iki tropikal yüksek basınçlar kuşağının varlığını ve kutup bölgelerinde hiç değilse aşağı katmanlarda oldukça yüksek basınçların bulunduğunu ortaya koyarlar. Orta enlemlerde 45 60 derece bileşeni batıdan güney batıya olan rüzgârlar görünür, bular kutup bölgelerinden gelen kuzey doğu rüzgârlarıyla karşılaşınca bu bölgede tedirginlikler meydana getirir. Bu tedirginlikler basınç alandaki değişikliklerle birlikte görülür, böylece rüzgârların düzeni de altüst olduğundan atmosferdeki dolaşın şeması da bozulur. Buna karşılık musonlar, büyük ana karalarda belli aralıklarla gelişen etki merkezinden kaynaklanırlar. Anakaradan yazın denizden gelen nemli bir rüzgâr kışın karadan gelen kuru bir rüzgâr eser.

Hava basıncının yere küre üstünde gerçek dağılımı ve da oluşumu, geçici rüzgârların oluşumuna neden olur. Yeryüzünün tüm ülkelerin de az çok belirli özellikleri bulunan yerel rüzgârlar eser örneğin Akdeniz’de oluşan alçak basınç alanlarından dolayı kuzey Afrika kıyılarında batıdan doğuya esen sıcak ve cok kurak bir güney rüzgârı olan sriko; yine sıcak ve kurun rüzgâr olan bu tür bir alçak basınç alanın Nil deltasına gelmesine ya da orada ulaşmasıyla esen hamsin riode la platanın batısında yel çevrimine benzer. Şşiddetli bir rüzgâr olan pam pero Yunan takımadalarında yazları esen mevsimlik ya da yıllık rüzgârlar Adriya Denizi’nde ya da Karadeniz’de kış mevsiminde esen bir rüzgâr olan bora vb. Orta Avrupa’da kuzey Alplerin İsviçre ve Avusturya’daki vadilerinde çok iyi bilinen föhn rüzgârı da özellikle belirtilmesi bir rüzgârdır. Bu gerçekten bir rüzgârın sıra dağda her dik eşişinde ortaya çıkan olaydır. İç Anadolu’da Karapınar yöresindeki pek ibce volkanik kumların ve küllerin bulunduğu çıplak yerlerde de rüzgârın etkisi görünmüş, bunların kenarlarındaki yerlerde kaplamakta olduğu anlaşılmış buralarda son 15-20 yoldan beri ağaçlandırma yapılarak rüzgârın bu etkileri kısmen olsun önlenmiştir.

Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Ağustos 2017 12:58
TUZCUAY
20 Kasım 2009 21:06       Mesaj #3
TUZCUAY - avatarı
Ziyaretçi

Rüzgâr,

Atmosferdeki havanın dünya yüzeyine yakın, doğal yatay hareketleridir.Hava hareketlerinin temel prensibi, mevcut atmosfer basıncının bölgeler arasında değişmesidir. Rüzgâr,alçak basınçla yüksek basınç bölgesi arasında yer değiştiren hava akımıdır, daima yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru hareket eder. İki bölge arasındaki basınç farkı ne kadar büyük olursa, hava akım hızı o kadar fazla olur. Rüzgâr sahip olduğu hıza göre fırtına, hortum gibi isimler alır.

Rüzgârın yönü, rüzgâr gülü, hızı ise anemometre ile ölçülür. Anemometre; pervanenin dönüş hızı ile rüzgâr hızını gösteren basit ölçü aletidir. Yükseklerdeki rüzgârlar, balonlar yardımı ile ölçülmektedir. Yükselme hızı bilinen balonlar belli yüksekliğe gelince rüzgâr hızı ile yol almaya başlar. Trigonometrik hesaplarla balonun birim zamanda kat ettiği yoldan hızı bulunur.Daha hassas ölçümler için balon ya radarla takip edilir veya balona bir telsiz vericisi monte edilir.

Okyanuslardaki akımların ve dalgaların meydana gelmesinde büyük rolü olan rüzgârlar, kara şekillerinin değişmesine de neden olur. Özellikle çöllerde kimi tepeler devamlı değişir. Rüzgârların bitki sporlarını sağa sola taşıyarak çiçeklerin döllenmesini sağlaması bitki neslinin devamı açısından çok önemlidir. Yel değirmeni ve yelkenli gemilerde gücünden yararlanılan rüzgâr orman yangınlarında olumsuz etki yaparak yangının büyümesine neden olur.

TÜRKİYEDE ESEN BAŞLICA RÜZGARLAR



1 . KARAYEL : K uzeybatı yönünden esen rüzgarlara verilen addır. Geçici siklonların ülkemize sokulduğu kış mevsimlerinde görülür. Siklonların soğuk cephesinin geçişini izler. Genellikle sıcakların düşmesine ve kar yağışına neden olur .

2 . KEŞİŞLEME : İstanbul yöresinde güney doğudan esen, halk dilinde ve denizcilerin verdiği addır . Uludağın eski adı olan keşiş dağının yönüne göre adlandırılmıştır . Gündoğusu ve kıble arasında 135 dereceden esmektedir .

3 . KIBLE : Güneyden Esen Ilık Hava Getiren Rüzgardır .

4 . LODOS : Güneybatıdan esen rüzgarlara verilen addır . Gezici siklonların ülkemize daha çok sokulduğu kış mevsiminde çok görülür bu siklonların sıcak cephesinin geçişini izler . Sıcakların yükselmesine neden olur .

5 . POYRAZ : Ülkemizde özellikle kış mevsiminde daha sık görülür . Bu mevsimde ülkemiz üzerine rusya ve sibirya üzerinden kutupsal havayı getirir . Sıcaklığın belirgin olarak düşmesine sebep olur . Yaz mevsiminde aşırı yüksek basınç alanından basra üzerindeki alçak basınç alanına doğru ilerleyen deniz üstü hava kütlelerinin ege ve türkiye üzerinde sapmaya uğrayarak kuzey doğudan esen poyraza dönüşür . Bu mevsimde serinletici etkisi vardır .

6 . YILDIZ : Kuzeyden Esen Soğuk Hava Taşıyan Rüzgar Çeşididir .

7 . GÜN DOĞUSU – GÜN BATISI : Doğudan Ve Batıdan Esen Rüzgar Çeşitidir

RÜZGAR HIZININ TAHMİN EDİLMESİ :
Rüzgar hızının ölçülebilmesi için rüzgar hızı ölçere ( wınd speedometer ) ihtiyaç vardır .rüzgar ölçer olmadığı zaman % 100 garantisi olmamasına rağmen uygulanan bazı yöntemlerle ve gözlemlerle rüzgar sürati tahmin edilebilir ve gerekli önlemler alınabilir .

RÜZGARLARIN ŞİDDETLERİNE GÖRE ALDIKLARI ADLAR DERECESİ ADI HIZI SN / MT. ETKİSİ
0 sakin 0 - 2 hissedilmez .
1 çok hafif 1 - 2 hissedilmez .
2 esinti 2 - 4 yaprakları kımıldatır .
3 hafif meltem 4 - 6 yaprakları kımıldatır .
4 meltem 6 - 8 ince dalları sallar .
5 sert meltem 8 - 10 ince dalları sallar .
6 rüzgar 10 -12 kalın dalları sallar
7 fırtınalı rüzgar 12 -14 kalın dalları sallar .
8 hafif bora 14 -16 körpe ağaç göv.sallar
9 bora 16 –20 körpe ağaç göv. sallar .
10 şidetli bora 20 –25 dalları kırar .
11 fırtına 25 –30 dalları .
12 tayfun (kasırga) 30 ve yukarı ağaçları söker .

kf4lqh

3515pco
Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Ağustos 2017 13:19 Sebep: moderatör eki
5 Ağustos 2012 16:35       Mesaj #4
Mira - avatarı
VIP VIP Üye

Rüzgar


MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Yer değiştiren hava. Yer değiştiren hava kütlesi genellikle bir doğrultuda ve yere hemen hemen yataydır. Rüzgârın eğimi birkaç dereceyi geçmez. Doğrultusu geldiği yönle gösterilir; sözgelimi, kuzeyden esen rüzgâra "kuzey rüzgârı" denir. Çeşitli ülke ya da yörelerde rüzgâr yönleri ayrı adlarla anılır. Marmara Bölgesi için rüzgâr adları şöyledir: Kuzey-yıldız, kuzeydoğu-poyraz, kuzeybatı-karayel, doğu-gündoğusu, güneydoğu-keşişleme, güney-kıble, güneybatı-lodos, batı-günbatısı. Rüzgârın oluşmasının esas nedeni, hava kütleleri arasındaki sıcaklık farklarıdır. Çevresindeki hava kütlesine göre daha soğuk olan hava kütlesi "yüksek basınç" alanını, daha sıcak olan hava kütlesi de "alçak basınç" alanını oluşturur. Kuzey yarıkürede yüksek basınç alanı çevresinde hava saat ibreleri yönünde, alçak basınç alanı çevresinde ise saat ibrelerinin ters yönünde döner. Yüksek basınçtaki hava kütlesi dönerek alçak basıncı doldurmaya çalışır ve bu sırada rüzgâr oluşur. Basınç farklarının büyümesi, rüzgârın hızını artırır. Yüksek basınç alanının merkezine yaklaştıkça hızı azalırken, alçak basınç merkezine doğru hızı artar. Rüzgâr hızı anemometre denilen aletle ölçülür. Yerküre üzerinde mevsimlere göre süreklilik gösteren ve belirli adlar alan rüzgârlar da vardır.

Ekvator bölgesinde havanın sürekli sıcak olması, bu bölgelerde sürekli alçak basınç doğurur; ısınıp yükselen hava, tropikler (dönenceler) yöresinde yeryüzüne doğru inerek bu bölgelerde sürekli yüksek basınç alanı oluşturur. Dönencelerden ekvatora doğru sürekli esen rüzgârlara "alize" denir. Kuzey yarıkürede alizenin doğrultusu kuzeydoğu-güneybatı, güney yarıkürede güneydoğu-kuzeybatıdır. Ekvatordan dönencelere doğru yüksekten akan rüzgâra da "üst alize" adı verilir. Yeryüzündeki diğer önemli rüzgârlar, kıtalarla okyanusların mevsimlik ısı farklarının büyüklüğünden oluşan "muson" rüzgârlarıdır. Kışın karalardan okyanuslara, yazın okyanuslardan karalara doğru eser. Musonun esas etkili olduğu bölge, 10°-50° enlemler arasında kalan Asya bölgesidir. Yine bölgelere göre özel adlar alan rüzgârlardan bazıları şunlardır: İsviçre ve Tirol vadilerinde dağlardan inen sıcak, kuru şiddetli rüzgâr "föhn"; Cezayir, Tunus ve Sicilya'da görülen çok sıcak ve kuru rüzgâr "sirocco"; Mısır ve Libya kıyılarında görülen çok sıcak ve kuru rüzgâr "hamsin"; Fransa'da güneyden esen kuru, soğuk, şiddetli rüzgâr "mistral"; Dalmaçya kıyılarında esen soğuk, şiddetli rüzgâr "bora"; Romanya'da kuzeydoğudan esen soğuk, şiddetli rüzgâr "krivetz".
Son düzenleyen _Yağmur_; 17 Ağustos 2017 12:57
17 Ağustos 2017 12:47       Mesaj #5
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Rüzgâr


Atmosferin yeryüzüne yakın kesimlerinde oluşan hava akımı. Rüzgârları oluşturan hava hareketleri yatay ya da yataya çok yakındır. Bazı durumlarda havanın dik ya da dike çok yakın bir biçimde yer değiştirdiği olursa da bu her zaman rastlanmayan çok özel bir durumdur. Hava akımlarının hepsi rüzgâr olarak adlandırılmaz. Hava kütleleri de bir hava akımıdır, ama hava kütlesinin hareketinde binlerce kilometrelik mesafeler söz konusudur. Oysa rüzgâr, bir hava kütlesi içinde yer alan ve daha kısa mesafedeki hava akımıdır.

Ad:  rüzgar çeşitleri.jpg
Gösterim: 26
Boyut:  12.4 KB
Rüzgârların oluşmasına neden olan başlıca etken, yerkürede ve atmosferde oluşan sıcaklık farklarıdır. Eğer Yer’in ve atmosferin sıcaklığı her tarafta aynı olsaydı iki nokta arasında hava hareketi oluşmayacak, yani rüzgârlar ortaya çıkmayacaktı. Sıcaklık farkları, basınç farklarına yol açar, bu da rüzgârın oluşmasına neden olur. Rüzgârlar yüksek basınçlı kesimlerden alçak basınçlı kesimlere doğru eser. Bu esişte rüzgârın yönü izobar (eşbasınç) eğrilerine diktir. Ama rüzgârların yönü, çeşitli etkilerle sapmalara uğrar. Yer’in kendi ekseni çevresinde dönmesi, üzerinde hareket eden cisimlerin, bu arada rüzgârların, Kuzey Yarıküre’ de hareket yönünün sağma, Güney Yarıküre’de ise sola doğru sapmasına yol açar (bak. Coriolis kuvveti). Bunun dışında merkezkaç kuvveti de rüzgârlann yönünü etkiler. Rüzgâr yönü üzerinde etkili olan bir başka etmen de sürtünmedir. Rüzgâr yüzeye yaklaştıkça sürtünme etkisiyle giderek yavaşlar, buna bağlı olarak Coriolis kuvveti azalır.

Rüzgârlar, hava akımının ölçeğine ve etkiledikleri bölgenin büyüklüğüne bağlı olarak, genel dolanım rüzgârları ve yerel rüzgârlar biçiminde başlıca iki grupta sınıflandırılır. Büyük rüzgâr sistemlerine neden olan atmosferin genel atmosfer dolanımı, Ekvator ile kutuplar arasındaki sıcaklık farkı ve bunun neden olduğu basınç farkından kaynaklanır. Yer yuvarlak olduğu için, Yer’e dik gelen Güneş ışınlarının etkisiyle Ekvator çevresi daha çok ısınır. Buna karşılık kutupların çevresinde aşırı derecede bir soğuma vardır. Bu olayın sonucunda Ekvator çevresindeki sıcak hava yükselerek bir alçak basınç merkezi, kutuplarda soğuyarak alçalan hava ise bir yüksek basınç merkezi oluşturur. Yer dönmüyor olsaydı ve üzerinde kara ve denizler bulunmasaydı, kutuplardaki bu yüksek basınç ile Ekvator üstündeki alçak basınç arasında düz uzanımlı hava akımlan oluşacaktı. Ama yukarıda verilen etmenlerin etkisiyle, daha farklı bir hava akımları düzeni ortaya çıkar. Bu farklı görünümlerden biri, Ekvator alçak basınç merkezi ile kutuplardaki yüksek basınç merkezi arasında oluşan astropik yüksek basınç kuşağı ile kutup çemberi çevresinde oluşan kutupaltı alçak basınç kuşağıdır. Alize rüzgârları, bu astropik yüksek basınç kuşağından Ekvator’daki alçak basınç merkezine doğru, Kuzey Yarıküre’de kuzeydoğudan, Güney Yanküre’de ise güneydoğudan eser. Alizeler özellikle okyanuslar üzerinde daha sürekli ve daha belirgindir. Bu durum, tarih boyunca yelkenli gemiler için elverişli seyir koşullan hazırlamıştır. Büyük rüzgâr sistemlerinden biri olan batı rüzgârları ise astropik yüksek basınç kuşağı ile kutupaltı alçak basınç kuşağı arasında oluşur. Sürekli rüzgârlardan olan batı rüzgârlan, kara parçaları nedeniyle kesintiye uğrar. Bu nedenle karaların daha az bulunduğu Güney Yanküre’de batı rüzgârlan Kuzey Yarıküre’ye oranla daha belirgin ve daha süreklidir. Yelkenliler döneminde gemileri Ümit Burnundan Avustralya’ya oradan da Güney Amerika’ ya kolaylıkla götüren bu rüzgârlar olmuştur.

Ad:  rüzgar çeşitleri-2.jpg
Gösterim: 26
Boyut:  41.8 KB
Yeryüzünde bu büyük basınç merkezlerinin dışında, daha dar alanları ilgilendiren bir dizi yüksek ve alçak basınç alanları vardır. Bu alanlardaki yerel basınç koşullan sonucunda oluşan rüzgârlara yerel rüzgârlar denir. Bu tür rüzgârlann hızı ve şiddeti ile sıcaklığının artması ya da azalması üzerinde yüzey şekillerinin de önemli etkisi vardır. Yerel rüzgârlar, sıcak ve soğuk yerel rüzgârlar olmak üzere iki gruba aynhr. Sıcak yerel rüzgârlarınn en tanınmış olanlan Alpler’in kuzey yamaçlarında ve eteklerinde etkili olan fön, Büyük Sahra’nın kuzeyinden Cezayir, Tunus, Ispanya ve İtalya kıyılarına doğru esen siroko (bak. Akdeniz) ile Mısır ve Libya’da çöllerden kıyılara doğru esen hamsindir. Soğuk yerel rüzgârlann en tanınmış olanlan ise, Fransa’da kuzeybatıdan eserek Rhöne Vadisinde şiddetlenen mistral, Adriya Denizinin Dalmaçya kıyılarına kuzeydoğudan esen bora; Romanya’da kuzeydoğudan Aşağı Tuna ovalarına doğru esen krivetz'dir.

Muson rüzgârları gibi bazı rüzgârlar, deniz ile kara arasındaki mevsimlik ısı farklarından, meltemler ise günlük ısı farklarından kaynaklanır.

Rüzgârın yönü, rüzgâr fırıldağı olarak adlandırılan oklu bir aygıtla saptanır, hızı ise anemometre yardımıyla ölçülür. Rüzgâr yönlerinin bazı yerel adları da vardır. Marmara havzasında kuzeyden esen rüzgâra yıldız, kuzeydoğudan esene poyraz, doğudan esene doğu ya da gündoğusu, güneydoğudan esene keşişleme (Uludağ’ın eski adı olan Keşiş Dağından), güneyden esene kıble, güneybatıdan esene lodos, batıdan esene de batı ya da günbatısı denir. Bu rüzgâr yönü adlan, önce Marmara havzası denizcilerinin dilinde oluşmuş, sonralan ise tüm Türkiye’de kullanılmaya başlamıştır.

MsXLabs.org & Ana Britannica
Son düzenleyen _Yağmur_; 18 Ağustos 2017 15:06
17 Ağustos 2017 13:40       Mesaj #6
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Lodos

Ad:  lodos.gif
Gösterim: 28
Boyut:  939.3 KB

Türkiye’de güneybatı yönünden esen sıcak rüzgâr. Gezici siklonların Türkiye’yi etkilediği kış aylarında daha şiddetli ve sık olarak eser.

Yunanca “güney” anlamına gelen “notos” sözcüğünden türetilmiş olan lodos, geniş anlamda, “lodosa bakan pencere” ve “lodosa bakan kıyı” örneklerinde olduğu gibi güney yönünü tanımlayan bir yöq adı olarak da kullanılır. Halk arasında güneyden esen rüzgârların tümüne birden lodos denir. Oysa güneydoğudan esen rüzgârın adı keşişleme, güneyden esenin adı ise kıbledir.

Doğu Akdeniz’deki gezici siklonlara bağlı olan güney rüzgârları, kara içleri ile çöllerden doğarak kara üzerinde estiklerinde kurak ve sıcaktır. Aynı rüzgârlar denizlerde doğar ya da deniz üzerinden geçerse sıcak ve nemli olarak eser. Lodosun Anadolu kıyılarındaki başlıca özelliği, havayı ılıklaştırması ve yağmur getirmesidir. Kıyıda yağış bıraktığı zamanlarda, Anadolu içlerine sıcak ve kuru bir rüzgâr olarak sokulur. Anadolu’daki dağların kuzey eteklerinde kuru olarak esmesinin nedenlerinden biri de, kuzey yamaçtan inerken ısınarak kuraklaşması ve böylece fön niteliğini kazanmasıdır. İç Anadolu’da bu tip rüzgârlar “kabayel” adıyla anılır. Karapınar çevresinde volkanik kumları savuran ve küçük çapta yerel kum fırtınalarına neden olan aynı nitelikteki rüzgârlara da “dağıl” denir.

Lodos, özellikle Marmara Bölgesi’nde ve daha çok İstanbul yöresinde iklimin tanıtıcı bir öğesidir. İnsanların fizyolojik, hatta psikolojik yapılarını, ayrıca bitkileri etkilediğinden, halk arasında sağlam bir hava sayılmaz. Kışın havayı ısıttıktan sonra birdenbire yerini soğuklara bıraktığından, organizmanın direncini azaltarak hastalıklara yol açtığı ileri sürülür. Lodosun baş ağrısı yaptığı da bilinir. İstanbullular şiddetli ve sürekli lodos fırtınalarından sonra tutulan balıklara “lodos balığı” der ve bu balıkları yemek istemez. Lodosun bir başka etkisi İstanbul’un Marmara kıyılarında deniz sularının 1 m kadar yükselmesini sağlayan ses olayına yol açmasıdır.

Lodos kışın hava sıcaklığını olağandışı biçimde yükseltir. Örneğin, Göztepe Meteoroloji İstasyonu’nda yapılan gözlemlerde hava sıcaklığının 28 Şubat 1958’de 23,4°C’ye, 14 Şubat 1977’de de 24°C’ye çıktığı saptanmıştır. Yazın seyrek ve az şiddetli olarak esen lodosu bir durgunluk izler. Bu dönemde Marmara Bölgesi’ne yerleşen nemle yüklü, saydamlığı azalmış, ağır ve dayanılması güç hava da yüksek sıcaklıklara neden olur.

Lodos eserken, hava önceleri açıktır; hava basıncı gittikçe düşer. Sonra hava bulutlanır, bu sırada kuzeybatıya doğru esmekte olan rüzgâr birden yön değiştirerek kuzeydoğuya doğru esmeye başlar. Hemen ardından şiddetli yağmurlar görülür. Bu olay İstanbullular arasında “lodosun gözü yaşlıdır” deyişinin yerleşmesine yol açmıştır. Yağmurdan sonra Marmara’nın kuzey kıyılarında denizi altüst eden ve boğazda orkö- za (bak. İstanbul Boğazı) yol açan lodos diner. “Yağmur lodosu dindirir” deyişi, bir sonuç olan yağmurun neden olarak algılanması biçimindeki yanılsamadan doğmuştur.

Lodosun çok estiği kışlarda, bitkilerin erkenden çiçeklenmesi ve yapraklanması gibi bazı olağandışı olaylar gözlenir.

MsXLabs.org & Ana Britannica
18 Ağustos 2017 15:22       Mesaj #7
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Rüzgâr

Ad:  rüzgar nedir.jpg
Gösterim: 14
Boyut:  41.8 KB

Atmosferdeki havanın dünya yüzeyine yakın, doğal yatay hareketleridir.

Hava hareketlerinin temel prensibi, mevcut Atmosfer basıncının bölgeler arasında değişmesidir. Rüzgâr, alçak basınçla yüksek Basınç bölgesi arasında yer değiştiren Hava akımıdır, daima yüksek basınç alanından alçak basınç alanına doğru hareket eder. İki bölge arasındaki basınç farkı ne kadar büyük olursa, hava akım hızı o kadar fazla olur. Rüzgâr sahip olduğu hıza göre fırtına, hortum gibi isimler alır.

Rüzgârın yönü rüzgâr gülü, hızı ise Anemometre ile ölçülür. Anemometre, pervanenin dönüş hızı ile rüzgâr hızını gösteren basit ölçü aletidir. Yükseklerdeki rüzgârlar, balonlar yardımı ile ölçülmektedir. Yükselme hızı bilinen balonlar, belli yüksekliğe gelince rüzgâr hızı ile yol almaya başlar. Trigonometrik hesaplarla balonun birim zamanda kat ettiği yoldan, hızı bulunur. Daha hassas ölçümler için balon ya radarla takip edilir veya balona bir telsiz vericisi monte edilir.

Okyanuslardaki akımların ve dalgaların meydana gelmesinde büyük rolü olan rüzgârlar, kara şekillerinin değişmesine de sebep olur. Bilhassa çöllerde kimi tepeler devamlı değişir. Rüzgârların Bitki sporlarını sağa sola taşıyarak çiçeklerin döllenmesini sağlaması bitki neslinin devamı açısından çok mühimdir. Yeldeğirmeni ve yelkenli gemilerde gücünden yararlanılan rüzgâr, orman yangınlarında olumsuz etki yaparak yangının büyümesine neden olur..

Sebepleri
  • Yüksek basınç alanından, alçak basınç alanına akarken Dünyanın dönüşü
  • Yüzey sürtünmeleri
  • Yerel ısı yayılması
  • Başka atmosferik hadiseler
  • Toprağın topografik yapısı
  • Rüzgâr, alçak (siklon) ve yüksek (antisiklon) alanlarda farklı özellikler taşır.
  • Siklon içerisinde;
  • Basınç radyal olarak içe,
  • Doğru santrifüj kuvvetler dışa doğru,
  • Coriolis kuvvet dışa doğru etki eder.
  • Antisiklon içerisinde;
  • Basınç değişmesi radyal olarak dışa doğru,
  • Santrifüj kuvvet dışa doğru,
  • Coriolis kuvvet içe doğru etki eder.
Bütün bunların etkisi sonucunda rüzgâr eşit basınç noktalarında yoluna devam eder. Bu hatların çizilmesiyle meteoroloji haritaları elde edilir. Yüzey sürtünmeleri rüzgârın yönünü alçak basınç yönüne doğru çevirir. Denizlerde bu Açı 20°, karalarda ise 30° ile 45° arasında değişir.

Atmosferin alt tabakalarında meydana gelen rüzgârlar, yerin ısı ve Mekanik özelliklerinden dolayı türbülans oluşturur. Türbülans yapmadan basınç alanları arasında dolaşan rüzgârlara, meyilli rüzgârlar denir. Eğer karadan denize doğru hafif meyilli eserse logaritmik olarak alçalan bir spiral hat çizerek ilerler. Kuzey yarımkürede bu spiralin dönüş yönü Saat ibresi yönündedir. Atmosferin üst tabakalarında rüzgâr hızı saatte 400 km'ye kadar çıkabilir.

Rüzgar Çeşitleri


Rüzgarlar başlıca üç gruba ayrılır:
  1. Sürekli rüzgarlar
  2. Devirli (mevsimlik) rüzgarlar
  3. Yerel rüzgarlar

1. Sürekli Rüzgarlar


Yıl boyunca aynı yönde esen rüzgarlardır. Diğer bir deyişle daimi yüksek basınç alanlarından daimi alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgarlardır. Sürekli rüzgarlar; alizeler, batı rüzgarları ve kutup rüzgarları olmak üzere üçe ayrılır.

Sürekli Rüzgarların Özellikleri
  • Sürekli aynı yönde eserler.
  • Dünyanın günlük hareketinin etkisiyle hareket ettikleri yönün kuzey yarımkürede sağına, güney yarımkürede solna saparlar.
  • Estikleri bölgeleriniklimini etkilerler.
a) Alizeler
30° kuzey ve 30° güney paralelleri çevresindeki dinamik yüksek basınç kuşağından ekvatordaki alçak basınç kuşağına doğru yıl boyunca esen rüzgarlardır. Dünyanın günlük hareketine bağlı olarak kuzey yarımkürede kuzeydoğudan, güney yarımkürede güneydoğudan eserler. Alizeler, tropikal kuşaktaki karaların doğu kıyılarına yağış bırakır. Sıcak kuşaktaki okyanus akıntılarının oluşmasında ve yönlerinde etkilidir.

b) Batı Rüzgarları
30° enlemlerindeki dinamik alçak basınç kuşaklarından 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç kuşaklarına doğru esen rüzgarlardır. Dünyanın ekseni etrafındaki hareketinin etkisiyle kuzey yarımkürede güneybatıdan, güney yarımkürede kuzeybatıdan eserler. Orta kuşak karalarının batı kıyılarına bol yağış bırakırlar. 60° enlemlerinde kutup rüzgarları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar. Orta kuşaktaki okyanus akıntılarını ve yönlerini etkilerler.

c) Kutup Rüzgarları
Kutuplardaki termik yüksek basınç alanlarından 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

2. Mevsimlik Devirli Rüzgarlar (Musonlar)


Birbirine komşu olan büyük kara parçaları ile okyanusların yıl içerisindeki farklı oranda ısınma ve soğumalarına bağlı olarak oluşan basınç alanları arasında eserler.

a) Yaz Musonu
Yaz mevsiminde çabuk ısınan Asya içlerinde alçak basınç alanı oluşur. Geç ısınan Hint okyanusu ise yüksek basınç alanı halindedir. Bu nedenle yaz musonları denizden karaya doğru eser. Mayıs-Ekim ayları arasında etkili olurlar. Yaz musonları deniz ve okyanuslardan kaynaklandıkları için bol nem taşır ve etkili olduğu yerlere bol yağış bırakırlar.

b) Kış Musonu
Kış mevsiminde Asya’nın iç kısımları çok soğur ve burada güçlü bir yüksek basınç alanı oluşur. Güneyindeki Hint Okyanusu ile güneydoğusundaki Büyük Okyanus ise geç soğudukları için birer alçak basınç alanı halindedir. Bu basınç farklılığı, kış mevsiminde Asya içlerinden Hint ve Büyük Okyanus’a doğru esen rüzgarların oluşmasına neden olur. Bunlara kış musonları adı verilir.

Kış musonları karadan geldikleri için soğuk ve kurudurlar. Bu nedenle yağış getirmezler. Ancak okyanusu geçerken nem aldıkları için Asya’nın güneydoğusundaki adalara yağış bırakırlar.

Görüldüğü Yerler
  • Güney Asya ile Hint Okyanusu arasında
  • Kuzey Amerika ile Meksika Körfezi arasında
  • Batı Afrika ile Gine Körfezi arasında
  • Doğu Afrika ile Hint okyanusu arasında
  • Doğu Asya ile Büyük Okyanus’a bağlı denizler arasında

3. Yerel Rüzgarlar

Ad:  rüzgar.gif
Gösterim: 12
Boyut:  1.65 MB

Bunların bir kısmı, genel hava dolaşımına bağlı rüzgarların yerel olarak bazı değişikliklere uğramasıyla oluşur. Bazıları da tamamen yöresel basınç farkları sonucunda oluşurlar.

a) Meltemler (Günlük Devirli Rüzgarlar)
Birbirine yakın iki ayrı özellikteki alanın, gün içerisinde farklı derecede ısınıp soğumasına bağlı olarak oluşur ve gece ile gündüz arasında yön değiştirir.

Kara ve Deniz Meltemleri
Gündüz, karalar daha fazla ısınarak alçak basınç alanı oluşur. Denizler ise daha serin olduğu için yüksek basınç alanıdır. Bunun sonucunda denizden karaya doğru serin bir rüzgar eser. Buna deniz meltemi denir. Deniz melteminin ege kıyılarındaki adı İmbat’tır. Deniz meltemi yağış getirmez. Gece ise, karalar daha fazla soğur ve yüksek basınç alanı oluşur. Denizler daha sıcaktır ve basınç azdır. Bunun sonucunda da, karadan denize doğru rüzgar eser. Bu rüzgarlara kara meltemi denir.

Dağ ve Vadi Meltemleri
Yanyana bulunan bağlarla alçak düzlüklerin gün içinde farklı ısınma ve soğumalarına bağlı oalrak oluşur. Gündüz, dağ yamaçları vadilerden daha çok ısındığı için basınç azdır. Bu nedenle rüzgar, vadiden yamaç yukarı eser. Bu rüzgara vadi meltemi denir. Gece ise yamaçlar vadilere oranla fazla soğuduğu için rüzgar dağdan vadiye doğru eser. Bu rüzgara dağ veya yamaç meltemi denir.

b) Sıcak Yerel Rüzgarlar
Bunlar geldikleri yerlere göre sıcak olan rüzgarlardır.

Fön (Föhn) Rüzgarı
Bu rüzgar yamaç boyunca yükselen hava kütlesinin bir dağı aşarak diğer yamaçta alçalmasıyla oluşur. Yükselen hava her 100m’de 0,5°C soğur. Oysa dağın diğer yamacında alçalmaya başlayınca her 100m’de 1°C ısınır. Bunun nedeni kuru havanın alçalırken sürtünmenin de etkisiyle daha çok ısınmasıdır. İşte bu hava akımına fön rüzgarı denir. En tipik biçimiyle İsviçre Alpleri’nin kuzey yamaçlarında etkili olan Föhn rüzgarı Türkiye’de Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nda etkilidir.

Etkili Olduğu Yerlerde
  • Sıcaklığı ve buharlaşmayı artırır.
  • Bitkilerin olgunlaşma ve hasat süresini kısaltır.
  • Havanın nem açığını artırır.
  • Yağış oluşumunu engeller.
  • Kar erimelerine neden olur.
  • Bağıl nemi azaltır.
  • Havanın nem taşıma kapasitesini artırır.
Sirokko
Büyük Sahra’dan kaynaklanan Cezayir ve Tunus üzerinden Akdeniz’e doğru esen sıcak ve kuru bir rüzgardır. Akdeniz’i geçerken nem alarak İspanya, Fransa ve İtalya’nın güney kıyılarına yağış bırakır.

Hamsin
Afrika’nın kuzeyindeki kara içlerinden Libya ve Mısır’ın kıyıya yakın bölgelerine doğru eser. Sıcak, kuru ve bunaltıcıdır.

Samyeli (Keşişleme)
Türkiye’nin güney bölgelerinde esen sıcak bir rüzgardır. Sıcak, kuru ve bunaltıcıdır. Özellikle yaz aylarında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde buharlaşmayı aşırı derecede artırarak kuraklığa neden olur.

c) Soğuk Yerel Rüzgarlar

Bora
Dalmaçya kıyılarında, Dinar Alpleri’nden Adriya Denizi’ne doğru esen soğuk ve kuru rüzgarlardır. Hızları fazladır.

Mistral
Fransa’nın Rhone vadisini izleyerek Akdeniz’e doğru esen soğuk ve kuru rüzgardır.

Krivetz
Romanya’da aşağı Tuna ovasından Karadeniz’e doğru esen soğuk ve kuru rüzgardır.

Tropikal rüzgarlar


Sıcak kuşakta yer alan bölgelerde birdenbire oluşan basınç farklarının etkisi ile meydana gelmektedir. Tropikal rüzgarların yüksek hıza sahip olmaları hakim olduğu bölgelerde ilgili rüzgardan kaynaklı sorunların oluşmasına neden olur. Bu rüzgarların en korkulan etkisi hortum oluşmasıdır. Tropikal rüzgarlar etkisiyle oluşan hortumların birçok yerleşim yerini katlederek yaşam kayıplarının olmasına neden olduğu biliniyor.
Rüzgar nedir ve rüzgar çeşitleri nelerdir konusunda sizlere aktaracağımız bilgiler bu şekilde. Sizlerde bir rüzgar gözlemcisiyseniz rüzgarlar hakkında bildiklerinizi yorum yaparak bizlerle paylaşabilirsiniz. Rüzgar yönleri ve isimleri makalemize göz atarak rüzgarlar hakkında daha fazla bilgiye de ulaşmanız mümkün.

Sebepleri
  • Yüksek basınç alanından, alçak basınç alanına akarken:
  • Dünyanın dönüşü
  • Yüzey sürtünmeleri
  • Yerel ısı yayılması
  • Başka atmosferik hadiseler
  • Toprağın topografik yapısı
  • Rüzgar, alçak (siklon) ve yüksek (antisiklon) alanlarda farklı özellikler taşır.
  • Siklon içerisinde;
  • Basınç radyal olarak içe,
  • Doğru santrifüj kuvvetler dışa doğru,
  • Coriolis kuvvet dışa doğru etki eder.
  • Antisiklon içerisinde;
  • Basınç değişmesi radyal olarak dışa doğru,
  • Santrifüj kuvvet dışa doğru,
  • Coriolis kuvvet içe doğru etki eder.
Bütün bunların etkisi sonucunda rüzgar eşit basınç noktalarında yoluna devam eder. Bu hatların çizilmesiyle meteoroloji haritaları elde edilir. Yüzey sürtünmeleri rüzgarın yönünü alçak basınç yönüne doğru çevirir. Denizlerde bu Açı 20°, karalarda ise 30° ile 45° arasında değişir. Atmosferin alt tabakalarında meydana gelen rüzgarlar, yerin ısı ve mekanik özelliklerinden dolayı türbülans oluşturur.

Türbülans yapmadan basınç alanları arasında dolaşan rüzgarlara, meyilli rüzgarlar denir. Eğer karadan denize doğru hafif meyilli eserse logaritmik olarak alçalan bir spiral hat çizerek ilerler. Kuzey yarımkürede bu spiralin dönüş yönü saat ibresi yönündedir. Atmosferin üst tabakalarında rüzgar hızı saatte 400 km'ye kadar çıkabilir.
MsXLabs.org
-derlemedir.
18 Ağustos 2017 15:29       Mesaj #8
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam



Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç