Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Türk Dünyası :: > Diğer Türk Toplulukları
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 27-02-2006   #1 (mesaj-linki)
Dış Türkler: Türkiye Dışındaki Türk Boy ve Kavimleri

ÇERKEZLERİN 21 MAYIS 1864’DE Kİ BÜYÜK SÜRGÜNÜ

Çerkeslerin sürülme sebebi

Ekonomik, dini, siyasi ve kültürel sebepler yanında tarih boyunca en çok karşılaşılan göç sebebi savaşlar olmuştur. Kafkasya'dan Anadolu'ya kitleler halinde akan nüfus hareketinin de -siyasi ve dini boyutu da olmakla beraber- en mühim sebebi iki asır devam eden Rus savaşlarının Çerkesler aleyhine mağlubiyetle sonuçlanmasıdır.




Sürgünün acı yüzü

Osmanlı Devleti'nin tehcir ve iskân politikası

Osmanlı Devleti'nin Kafkasya ile ilk temaslarını kurduğu 17. Asırdan itibaren ferdi göçler başlamıştı. Büyük göçten önce Osmanlı ordusunda görev almış yüzlerce subay ve bir kısmı vezirlik yapmış 300 paşa vardı. Osmanlı Devleti Kafkasya'yı hakimiyeti altına almak için bu üst düzey insanlardan yararlanmıştır

Kuruluşundan beri iç problemlerini çözmede tehcir ve iskân metoduna sıkça başvuran Osmanlı Devleti, 9 Mayıs 1857'de tehcir kanununu çıkarmıştır. Bu arada Rus Çarıyla gizlice ittifak etmiştir... Göçenlerin mal, can ve hürriyetleri, sair tüm hakları sultanın garantisi altında idi. Her tür vergiden muaf olarak arazi verilmesi vaat edilmişti. Anadolu'ya yerleşenler 12 yıl askerlikten muaf tutulmuştu.

Rusya'nın iskâna müdahalesi

Yurdundan zulüm ve kanla sürdüğü milyonlarca insanı gittiği yerde de rahat bırakmayan Rusya, onların nerelerde iskân edileceğine de müdahale etmiştir. Rusya'nın 2 Mart 1878'de Osmanlı Devleti ile imzaladığı anlaşmada, Rus hududuna yakın yerlerde iskân edilen Çerkeslerin iç bölgelere götürülmesi hususu üzerinde durulmuştur (Berzec, 126). Nitekim öyle de yapılmış, 150.000 Çerkes bu sefer de Rumeli'den Anadolu'ya göçürülmüştür.

Çerkes diyasporası

Çerkeslerin Kafkasya dışında en yoğun yaşadığı yerler, başta Türkiye olmak üzere, Suriye, Ürdün, Filistin, Mısır, Yugoslavya, bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika gibi çok farklı ülkelerden oluşmaktadır. Varna'da halen dört Çerkes köyü vardır ve özel kıyafetlerini ve dillerini muhafaza etmektedirler. Trablusgarp'a 1000 aile gönderilmiş olduğu arşiv belgeleri ile sabittir. Irak, Endonezya gibi hiç tahmin edilmeyecek ülkelerde dahi Çerkes varlığına rastlanmaktadır. Mısır'da üç asırdan fazla hüküm süren Çerkes Memlükleri ayrı bir bahis konusudur.


Son Düzenleyen NoRanynn; 21-09-2006 @ 13:33.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 27-02-2006   #2 (mesaj-linki)
Çerkezler Kimdir ?

Çerkezlerin ana vatanı Kuzey Kafkasya olup 1864de Rus yayılımcılığına karşı verdikleri mücadelede uğradıkları
yenilgiden sonra Kafkasya'dan sürgün yoluyla Anadolu’ya gelmişlerdir.

Kuzey Kafkasya denildiğinde Kafkas dağlarının kuzey yamaçları ile Kuban nehileri akla gelir.
Kafkasya 2 nehir arasındaki bu boşluğu dolduran dağ silsilesidir.En yüksek zirveleri Elburuz ve Kozbek ile Ağrı dağıdır. Kafkas dağları arasında 4geçit mevcuttur.

Kafkasya vatanı güzel olup, toprağı verimli ve bereketlidir. kafkaslar bu nedenle maddi ve manevi ihtiyaçlarını kolaylıkla vatanlarından temin etmektedir.Aynı zamanda Kafkasyanın coğrafi konumu Kafkasları harici tecavüzden korumuştur.

Kafkasya’nın bu coğrafik yapısı Kafkasların dışarıya ve farklı kültürlere kapalı yaşamasına neden olmuştur.
Bütün Kafkas Kafkasya’nın coğrafi yapısını üzerinde taşımaktadır ki; Bu nedenle Kafkaslılar tarihlerinin ve vatanlarının kendilerine kazandırdıkları karekteristik vasıfları temsil etmek ve yaşatmak hususunda gösterdikleri sadakatle bütün milletlerin dikkatini çekmiştir.

Çerkeslerin ne zaman Kafkasya'ya geldikleri tam olarak bilinememekle birlikte eldeki bulgular Çerkeslerin tarihinin MÖ 6000 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir. Çerkeslerin Avrupa'da yaşamış vahşi kavimlerle ilgileri olmadığı gibi, Asya'dan gelen Moğollarla da bir ilgileri yoktur. Kafkasya'nin en güzel ve en mükemmel giysili, soylu bir ulustur. Eski zamanlardan beri Kafkasya'yı işgal eden devletlere bağlı olmak zorunda kalan Çerkesler büyük bir devlet kuramamışlardır. Ancak hiçbir ulusun yönetiminde de kendi dil ve kültürlerini kaybetmemişlerdir.

Bugün Kafkasya’dan ve Kuzey Kafkasya'dan göçen; dil ile beraber bir ortak kültürü paylaşan halkların hepsi için ÇERKEZ (adıge) kelimesi kullanılır.

Çerkez kelimesi Kafkasya'da yaşayan Adıge, Abzah, Ubıh, halklarının ortak adıdır.

Son Düzenleyen Misafir; 27-02-2006 @ 13:11.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 27-02-2006   #3 (mesaj-linki)
Çerkez Kızları Ve Delikanlıları

Çerkes Kızları

Çerkes kızlarının sosyal durumu hiç bir ulusun kızlarına benzemez. Doğuda kızlar kapalı, örtülü ve hapis, batıda güvensiz bir özgürlüğe sahip. Çerkes kızları ise tam bir gelecek ve özgürlüğün sahibidir.




Kızlar ailenin en nazlı bir bireyidir. Peder çouklarından yanlız kızlarına yumuşak davranır. Anne bütün şevkat ve dikkatini ona yöneltir. Kardeşleri taparcasına severler. Aile içinden hiç biri bu aziz konuğun gönlünü kırmaz. Kız annesinin bir görev arkadaşıdır. Ona her konuda yardım eder. Dikiş tümüyle kıza aittir. Hatta kızı olmayan komşuların dikişlerinede yardım eder. İplik eğirmek, şayak dokumak kızın görevlerindendir. Aile bireylerinin elbiselerinin temiz olması, yırtık bulunmaması, konuk ve oturma odalarının yılda birkaç kez badana edilmiş olması, konuk odası yatak ve takımlarının temiz bulunması, kızın ününü ve değerini artırır. Çünkü Çerkesler; kızların değerini güzelliğiyle değil ev kadını olabilmek için gösterdiği yetenekle değerlendirdikleri için kızlar tembel ve beceriksiz, havai olmamaya, son derece aktif ve temizliğe uymaya zorunludurlar. Köylü yaşamı yaşayan ve genellikle zengin olmayan Çerkesler'in yalın ve rahat küçük evlerinde görülen ve ruhu okşayan temizlik ve özen, kadınların yoktan var ettikleri gönül çekici düzenlerle ve güzelleştirmelerde herhalde takdire değer.Yüksek bir terbiye ruhunun orada hakim olduğunu gösterir.



ÇERKES DELİKANLILARI

Delikanlı deyimi Çerkesler'de ergenlik çağı gelmiş genç anlamında kullanılmaz. Çünkü Çerkes çocukları on yaşını geçince artık delikanlı sayılır. Kendilerinden mertlik özellikleri beklenir ve istenir. Bunu sağlama konusunda Çerkes görgü yöntemleri rekabet kabul etmez.


Delikanlı arsız değildir. Ancak acizlik bilmez. Uyuşuk ve sessiz yaşamı sevmez. Sonsuz özgürlük diyarı olan bir yerde doğup büyüdüğünü çok iyi bilir. Hareketli ve atak bir ortam içinde canlı ve hareketli olmak gerektiğini bilir. Bundan dolayı ortama uymaya çaba gösterir. Söz kendisine düştüğü zaman oldukça rahat konuşur sorununu dile getirir. Özellikle toplantılarda güzel söz söylemek, Çerkeslerce çok onurlu bir özellik sayıldığı için, o gibi yerlerde sıkılmak, kekelemek, beceriksiz davranmak delikanlı için büyük bir özür ve ayıp sayılır

Adighe delikanlısı korku bilmez. Yürek, akıl, irade onun için esas olduğu gibi cesareti cahilce değil akıllıca yapmak ister. Bundan dolayı Çerkesler; “cesurdan korkma o, cesaretini haklı işlerde mücadelede gösterir” derler. Delikanlıların medeni cesaret konusundaki Mr. Bell’in önceden anlatılan sözleri de dikkate değer. “Onlarda korku büyük bir kusur sayılır.”








Çerkes delikanlılarının kahraman yetişmesindeki etkenlerden biri de şiirleridir. Onlarda cinsellik duygularına seslenen şiirler yoktur. Dans müzikleri dışında bütün şiirleri yiğitliğe, iyiliklere ilişkin taşlama ile ağıtlardır.


EVLİLİK

Çerkesler başka uluslardan kız almaya ve başka uluslara kız vermeye fazla sıcak bakmazlar.


Çerkeslerin evlenme geleneklerinde "Yeplıxi kaşe, depleyi yet" yani "Aşağı bak al, yukarı bak ver" kuralı esastır. Bu erkeğin kadın sayesinde değil, kadının erkek sayesinde refah görmesi anlamına gelir. Erkeğin makam ve servetçe daha altta olan kızları eş seçmesini öngören bu kural, Çerkeslerin kızlarına değer verme konusunda ne kadar duyarlı olduklarının göstergesi sayılır.

Eş Seçme Hakkı


Çerkes kız ve delikanlıları serbest hareket ettikleri için eş seçiminde fazla zorluk çekmezler.





Her kız çevre yerleşim yerlerindeki bütün delikanlıları tanır. Sürekli olarak düğün ve toplantılarda delikanlıları görme ve konuşma fırsatı bulabilirler. Bu toplantılarda birbirlerini beğenen gençler daha fazla konuşmaya çalışırlar ve evlenme niyetlerini açığa vururlar.


KAŞENLİK



Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de "kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.


Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda "thamate" adı verilen bir kişi bulunur

Kim Kimle Kaşen Olabilir?

Aynı sülaleden olan kişiler kaşen olamazlar. Akrabalık derecesi ne kadar uzak olursa olsun yasaktır. Aynı köyden kişilerin kaşen olmaları hoş karşılanmaz. Bu kural günümüzde biraz yumuşamıştır. Artık aynı sülaleden olmamak koşuluyla kaşenliğe fazla tepki duyulmamaktadır. Muhabbet toplantılarında kızlar ve erkekler karşılıklı otururlar.



EVLENDİKTEN SONRA

Evlendikten sonra aksine katıdır. Asla kayınpederinle konuşamaz, sırtını dönüp kapıdan çıkamaz, ayak ayak üstüne atamazsın. Sana söz verilmedikçe sesini duymazlar, büyüklerin odasında oturamazsın, çocuğunu büyüklerinin yanında sevemezsin. Ancak büyükler çekilir, kendi odanda normal aile mutluluğunu yaşarsın. Buna karşılık da o sana söz vermedikçe konuşamadığın kayınpederin seni anormal derecede kayırır ve kollar.



Son Düzenleyen GusinapsE; 10-04-2006 @ 20:33.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 27-02-2006   #4 (mesaj-linki)
Çerkezlerde Yaşam

ÇERKEZLERDE SOSYAL HAYAT

Çerkezlerin en çok önem verdiği konulardan biri dilleri olup çerkezceyi daha çok yaşlılar kullanır. Yeni nesil daha çok anlamakta ama konuşamamaktadır çocuklar çerkezceyi yazılı olrak değil , küçük yaştan itibaren duyarak öğrenirler. Bir ailede çerkezce ne kadar çok konuşulursa çocuklar okadar çok öğrenir.
Çerkezce özellikle düğün ve cenazedelerde daha çok kullanılır.

Çocuklar çerkez öfr ve adetlerine göre yetiştirilir son derece dikkatli ve geleneksel aile terbiyesinden geçerler ve ilke olarak büyüklere saygıyı , yardım severlik, cömertlik misafir perverlik gig unsurlarla bezenmiş ahlaki yapı unsurları dahilinde eğitilirler.
Evliliklerde evlenilicek kişinin çerkez olması tercih edilir.Bunu nedenleri altında gelenek ve göreneklerinin farklı olması, kültürlerinin devam etmesini istemeleri yatar.
Akraba evlilikleri kesinlikle yasaktır. aynı sülaleden kesinlikle kız alıp veilmez.
Evlenme gelenekleri çerkezlerin en az değişime uğramış bir parçasıdır.
Düğün ve eylencelerde geleneksel çalgıları olan mızrak veya akardion eğlenirler. Düğünler erkek tarafında daha coşkulu yapılmaktadır.Düğünler en az bir hafta sürer.Çevredeki çerkez köyleri düğünlere davet edilir.

Oyunlarda kızlar ve erkekler karşılıklı sıralanırlar. Oyun mekanında bulunanlar yaş ve misafirlik derecesine göre sıralanırlar. Erkekler sıradaki yerlerine göre piste çıkarlar ve karşıda beyendiği genç kızın önüne dans ederek gelir. Bir dizini yere koyarak çömelir. Bu sözel olmayan bir dansa davet biçimidir. Eğer kızda oynamak isterse oynayarak piste yönelir. Ayakta karşılıklı sırada bekleyen kız ve erkekler alkışla tempo tutarak oyunun coşkusunu arttırırlar.
Oyunlar sırasında uyulması gereken kurallar vardır sigara içmek, oturmak, yüksek sesle gülmek, sakız çiğnemek ve izin almadan oynan yeri terketmek gibi davranışlar saygısızlık olarak algılanır.
Başlıca çerkez dansları Çeçen, wig , Kafe, Leperuş, Apsuvadır. Çerkez kültüründe eğlence önemli bir yer tutar. Eğlenmek için sadece düğün beklenmez. Köye misafir bir genç geldiğinde gençler bir araya gelir misafirin onura sohbetli, müzikli, danslı toplantılar yaparlar. Düğün ve eylencelerde yapılan bu toplantıya zexes(zehes) denir. Ve bu toplantılar geç saatlerde başlar ve sabaha kadar sürer toplantıda bir thamate bulunur. Thamate tdüğünü organize eden gelenek ve görenekleri iyi bilen kişidir. Toplantılarda gençlerin iletişim kurmasını sağlayan oyunlar oynanır :eşinden memnunmusun bir üç beş gibi.

Başlık almak çerkez geleneklerinde vardır. Ama buna toprak bastı denir. Eğer damat kızı başka bir çerkez köyünden aldıysa o köyün gençleri damattan toprak bastı parası alır.

Gelinler kocasının ailesindeki aile büyüklerine gelinlik yapar. Ailedeki kayınvalide, kayıpeder, görümce yada uzaktan aile büyüklerine gelinlik yapar. gelinlik yapmak : büyüklerin yanında konuşmamak, oturmamak başkalarından bahsederken bile aile büyüklerinin isimlerini kullanmamak biçimindeki davranışları içerir. Bu geleneğin önceki kuşaklarda eşlerden birinin ölümüne kadar sürdüğü bilinir. gelinlik etmeye bazı aile büyüklerinin geline değerli şeyler hediye etmesiyle son verilir.

Çerkezlerde yaşlılara saygı son derece önemlidir. Yaşlılara ve büyüklere son derece saygılı davranılmaktadır. Herhangi bir yaşlı uzaktan bile geçse ayağa kalkılır. Yaşlılara saygıda yanında oturmak, konuşmamak , yiyp içmemek de vardır.Örneğin yeni evlenen bir eş aile büyüklerinin yanında eşiyle bir arada görünmezler ve birbirleriyle konuşmazlar.Gerekmedikçe kayın pederinin yanında çocuklarıyla ilgilenmezler.
Yaşlılar bilgi ve deneyimli kişilerdir; Çerkezlerde yaşlılara bu yüzden çok değer verir çok büyük bi saygı gösterir.

Çerkezlik özgün bir kültürdür. Ve bu yüzden çerkezler şu lafı söler hep ÇERKEZ OLUNMAZ ÇERKEZ DOĞULUR!!!!!!

Son Düzenleyen GusinapsE; 10-04-2006 @ 20:33.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 27-02-2006   #5 (mesaj-linki)
Türkiye’nin Kosova politikası: Nâmevcut, mütereddit, temkinli?

Can Karpat, AIA Türkiye ve Balkan Masası

Türklerle Arnavutlar arasında kuvvetli tarihi ve duygusal bağlar vardır. Türklerle Sırplar arasındaki düşmanlık ise tarihte iyi bilinir. Oysa öyle görünüyor ki bugünlerde Ankara dış politikayı duygulardan ayırmayı tercih ediyor. Osmanlı mirası ile Avrupa perspektifi arasında sıkışan Türkiye, Kosova’nın nihai statüsü konusunda son derece temkinli bir politika izliyor.



Turkish Foreign Minister Abdullah Gul meets Ibrahim Rugova in Pristina, October 2005


“Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1244 sayılı kararının tam olarak uygulanmasını desteklemektedir. Türkiye; Kosova’daki KFOR, UNMIK ve AGİT’e askeri birlik, sivil polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova’nın güvenliğine ve istikrarına katkıda bulunmaktadır. Bölgeyle yüzyıllardan gelen tarihi ve kültürel bağları bulunan Türkiye, Kosova’daki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bu bağlamda Türkiye, Türk azınlığın kazanılmış haklarının korunmasına ve Kosova’daki siyasi ve idari teşkilatlarda adil ve eşit bir şekilde temsil edilmelerine büyük önem atfetmektedir”.


Türk Dışişleri Bakanlığı Internet sayfasında yayınlanan Türkiye’nin Kosova ile olan ilişkilerinin bu kısa özeti, Türkiye’nin Kosova’nın nihai statüsü konusundaki gerçek tutumu hakkında çok şey söylemiyor. Ancak bu son derece diplomatik dil, Türkiye’nin bu konudaki kendi endişeleri hakkında çok şey söylüyor.
Türkiye’nin endişeleri Rusya’nınkilerle örtüşüyor. Türkiye gibi Rusya’nın da Slavların hamisi sıfatıyla Balkanlarda uzun bir geçmişi bulunuyor. Bu bakımdan Moskova, Kosova’nın bağımsızlığının Rusya’nın Çeçen sorunu için tehlikeli bir emsal oluşturması yönündeki kendi kaygıları bir yana, aynı zamanda bir Slav davası olan Sırp davasını savunurken kendi kendisiyle çelişkiye düşmüyor.
Buna karşılık Balkanlardaki Osmanlı mirasını yani Türk, Müslüman Slav ve Müslüman Arnavutların varlığını savunması beklenen Türkiye, Kosova için “Sırbistan sınırları içerisinde güçlü bir özerklik” fikrini savunurken kendi kendisiyle çelişkiye düşmüş gözüküyor. Bilhassa Türklerle Arnavutlar arasında tarihten gelen güçlü kültürel ve duygusal bağlar hatırlanacak olursa...


Türkiye’deki Arnavut diasporası


Kosova Arnavutları ve genel olarak Arnavutlar Osmanlı İmparatorluğunun millet-i sadıkasıydı. Padişahların muhafızları, cesaret ve sadakatlerinden dolayı daima Arnavutlar arasından seçilirdi. Anlatılana göre ancak Kosova’da bulunan Firzovik (Verisovic/Ferisaj) kasabasındaki Arnavut isyanının haberini alınca II. Abdülhamit en sonunda teslim olmuş ve 1908’de II. Meşrutiyeti ilan etmişti. Padişah, Arnavutların ayaklanmasını son nokta olarak almıştı.
Türk-Arnavut ilişkilerinin tarihi eskidir. Anadolu topraklarında Arnavut varlığı XV. yüzyıla dek uzanır. Balkanlarda Osmanlı hakimiyetinin bittiği 1913 tarihinden itibaren konjektürel krizleri takiben Arnavutluk, Makedonya ve Kosova’dan çok sayıda Arnavut Türkiye’ye göç etmiştir. Türkiye’deki Arnavut diasporasının en büyük özelliği, bu insanların Türk çoğunlukla hiçbir vakit siyasi ya da sosyal bir sorun yaşamamış olmasıdır. Farklı dil ailelerinden olmalarına rağmen Arnavutça ve Türkçe arasındaki şaşırtıcı kelime benzerlikleri, ikinci ve üçüncü kuşak Arnavutların Türk toplumuna asimilasyonunu kolaylaştırmıştır.
Bugün sadece İstanbul’da on dört adet Arnavut ve Kosovalı Arnavut derneği bulunmaktadır. Bunların yanı sıra İzmir, Bursa, Adapazarı ve Adana’da başka dernekler mevcuttur. Tüm bu dernekler sadece sosyal ve kültürel faaliyetler yürütmektedir. Tek istisna, 1994’te siyasi amaçlarla kurulan Kosovalılar Derneğidir. Derneğin başkan yardımcısına göre amaçları, “TBMM’nin ve hükümetin Kosova politikasını takip etmek”. Bu bağlamda dernek; Türk milletvekilleri, bakanlar ve yetkililerle görüşmeler yapmakta, Kosova sorunu ile ilgili makale ve özel dosyalar hazırlamaktadır.

1994’te Kosova Cumhuriyeti Türkiye Temsilciliği (KCTT) kuruldu. Temsilciliğin misyonu, Arnavut diasporası ile Ibrahim Rugova’nın Kosova Demokratik Ligine yakın siyasi çevreler arasındaki irtibatı sağlamaktı.
Şubat 1998 sonu itibariyle KCTT’nin tahminlerine göre 3000 Kosovalı Arnavut sığınmacı Türkiye’ye geldi. 1999 Martı sonunda NATO askeri müdahalesinin başlamasıyla birlikte Türkiye, Kosova’dan 20.000 kadar mülteci kabul etti. Kosova Kurtuluş Ordusundan (UÇK) 60 kadar ağır yaralı askerin tedavisinin İstanbul’da özel hastanelerde yapıldığı biliniyor. Bu dönemde Türkiye’deki Arnavut diasporası; Türk basın-yayın kurumları, yetkililer ve kamuoyu nezdinde lobi oluşturmak gibi yoğun siyasi faaliyetlerde bulunmuştu. Bilhassa NATO müdahalesi arifesinde 1998 ve 1999 Martında İstanbul’da gösteriler düzenlenmişti.

Kosova savaşı sona erdiğinde bu mülteciler geri döndüler. Ancak bugün hemen hemen her Kosovalı Arnavut ailenin Türkiye’de bir akrabası olduğu tahmin edilmektedir.


Kosova nihai statüsü: Geçmişi ve geleceği arasında sıkışan Türkiye


Türkiye, dış ilişkilerinde 1923’ten beri sadık bir biçimde “aktif tarafsızlık politikası” izlemektedir. Bu politika II. Dünya Savaşı sırasında olduğu gibi kimi zaman işe yaramış; kimi zaman ise işe yaramamıştır. Bu politikanın esası, herhangi bir anlaşmazlıkta ilgili bütün tarafları dengede tutmak ve ortalama bir uzlaşma formülü ortaya atmaktır.

Kosova çatışması başladığı sıralarda da Türkiye, çözümün diplomatik yollarla bulunması için büyük çaba sarfetmiş, ikili ve çok taraflı görüşmelerde bulunmuştu. Diplomasinin sorunu çözemeyeceği görüldüğünde ise Türkiye, NATO’nun askeri müdahalesine havadan destek vermiştir. Türkiye ayrıca müdahale sonrası Kosova’ya yerleşen UNMIK ve KFOR birliklerine de katkıda bulunmuştur. 1999 itibariyle Prizren’e bir Kosova Türk Tabur Görev Kuvveti Komutanlığı konuşlanmıştır.



Turkish soldiers in Kosovo


Bu tarihten beri Türkiye, Kosova için, bölgenin 1974-1989 tarihleri arasında elde etmiş olduğu özerklikten daha geniş bir özerklik fikrini savunmaktadır. Bu formül ile Kosovalı Türklerin ve diğer Arnavut olmayan azınlıkların hakları eşit ölçüde güvenceye alınabilecektir. O tarihte Türkiye’nin temel politikası, Kosova Türklerinin kazanılmış haklarını korumaktı.
Bununla birlikte 2001’de Türkiye Kosova politikasını hafifçe değiştirdi. Müdahaleyi takiben Türkiye yukarıda belirtildiği üzere Kosovalı Türklere odaklanmış bir politika takip etmekle yetinmişti. Oysa bu durum, Türkiye ile Osmanlı zamanından kalma tarihi ve duygusal bağları olan Kosova Arnavutlarının tepkisine yol açmıştı. Böylece 2001’den sonra Türkiye bölge polikasına etnik Arnavutları da dahil etti. Ankara ve Priştina, kültür ve çevre konularında işbirliği anlaşmaları imzaladı.



Sultan Murat I tomb in Kosovo


Buna göre, Türkiye Kosova’da I. Murat Türbesi gibi Osmanlı eserlerinin restorasyonuna katkıda bulundu. Kosova İslam Birliği ve Diyanet İşleri arasında, bölgeye en uygun dini teşkilatı görüşmek üzere bir köprü kuruldu. Bunların yanı sıra Kosova’da tedavileri yapılamayan hastalar, İstanbul ve Ankara’daki hastanelere yatırıldı. Türk Sağlık Bakanlığı, Kosovalı doktorlar için kalp hastalıkları ve kanser üzerine eğitici seminerler düzenledi.

Buna karşın UNMIK pasaportlarını bir hayli geç tanıyan Türkiye, UNMIK plakalı arabalar konusunda halen tereddütlü. Bu durum Türkiye’nin, Kosova politikasını planlarken, Kosova’nın hukuken hala Sırbistan-Karadağ’ın bir parçası olduğu gerçeğini hesaba kattığını gösteriyor.

Türkiye’nin olası bir bağımsızlık konusundaki endişeleri üç bölümde özetlenebilir.
Her şeyden önce Türkiye’nin, Kürt ayrılıkçı terör örgütü PKK’ya karşı yıllardan beri süren bir “güneydoğu sorunu” bulunmaktadır. Bir federal devlet çerçevesinde federe bir devletin bir diğerinin toprak bütünlüğüne zarar vermemesi gerektiği varsayılır. Bu açıdan yabancı bir müdahale, Milosevic yönetimindeki Sırbistan’ın Kosova’nın özerk statüsünü ihlal etmesi bakımından mantıklı kılınabilir; zira bu durum, bölgedeki barış ve istikrar ortamını tehdit ediyordu. NATO müdahalesi sırasında Ankara bu şekilde bir mantık yürütmüş olabilir. Ancak bugün eğer Kosova’ya bağımsızlık verilirse bu, yeni kurulmuş demokratik Sırbistan-Karadağ devletinin toprak bütünlüğüne zarar verecektir. Bu yüzden Ankara haklı olarak böyle bir bağımsızlığın kendi akut güneydoğu sorunu açısından tehlikeli bir emsal teşkil etmesinden endişe duymaktadır.

11 Haziran 1999’da European Bureau’dan Alan Freeman, Johns Hopkins Üniversitesinde sosyolog ve New York merkezli bir lobi grubu olan Human Rights Watch’un danışmanı olan James Ron’un şu ifadelerine yer verdi: “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin çok gergin olmasına rağmen Türkler, Sırpların uğradığı net yaptırımlardan yakayı kurtardılar. Oysa sicilleri aynı. Eğer Kosova’ya müdahale ettiyseniz, Türkiye’ye de etmelisiniz. Yoksa çifte standart davranmış olursunuz. [...] ancak [Türkler] bundan kurtuldular; zira Türkiye NATO’nun önemli bir üyesi”.
Bu iki sorun arasındaki benzerlik ve farklılıkları tespit etmek bu makalenin amacı değil. Ancak Sırp-Arnavut ilişkilerinin geçmişi ile Türk-Kürt ilişkilerinin geçmişi arasındaki tarihi ve sosyolojik farklılıklar açıktır. Bilhassa eski Federal Yugoslav Devletinin aksine, 1923 Lozan Antlaşması ve 1982 Anayasasında belirtildiği üzere Türkiye daima üniter bir devlet olmuştur.

Kosova konusu ile Kürt konusu arasında bu şekilde hızlı paralelikler kurulması Ankara’nın uluslararası platformlarda tartışmak isteyeceği son şeydir. Bu yüzden Türkiye, toprakları üzerinde ayrılıkçı hareketlerle mücadele eden Rusya ve Çin ile beraber devletlerin toprak bütünlüğünün dokunulmazlığı ilkesini savunmaktadır.
İkinci nokta, Kosova’nın bağımsızlığını savunmak Sırbistan-Karadağ’ın düşmanlığını kazanmak demek olacaktır. Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye, üyeliğinin önünde bir Slav-Ortodoks bloğunun oluşmasına neden olmak istememektedir. Ankara, “Belgrad faktörü”nü hesaba katmak zorundadır. Sonuçta Türkiye, Osmanlı tecrübesinden Kosova’nın bir yanda Sırplar diğer yanda Arnavutlar için ne demek olduğunu çok iyi bilmektedir.


The Battle of Kosovo of 1389


Prens-Piskopos Njegos’un Sırp epik şiirinin en ünlü örneği olan ve konusunu 1389 Kosova Savaşından alan “Dağların Çelengi” ile büyüyen Sırplar, Kosova bağımsız olursa büyük infial duyabilirler. Bu infialin daha sonradan nelere yol açacağı ise önceden tahmin edilemez. Illyrialılardan gelen Arnavutlar ise bölgeye Sırplardan çok önce geldiklerini iddia etmektedirler. Böylece aktif tarafsızlık politikasına sadık kalan Türkiye, ortalama bir çözüm önermektedir: Sırbistan sınırları içerisinde geniş özerklik ve etkili bir adem-i merkeziyetçilik. Adem-i merkeziyetçilik, Kosova’nın bağımsızlığı ile 1974-1989 dönemi Arnavut asimilasyon baskısının geri gelmesinden endişe duyan Kosovalı Türklerin siyasi ve sosyal konumunu da sağlamlaştıracaktır.

Son olarak Türkiye’nin Balkanlardaki en yakın iki müttefiki Makedonya ve Arnavutluk’tur. Türkiye’nin bu iki ülke ile askeri ilişkileri bulunmaktadır. Kuzeyinde büyük bir Arnavut azınlık bulunan Makedonya, Kosova’nın olası bağımsızlığından bu bağımsızlığın Balkanlarda “Büyük Arnavutluk” projesini alevlendirmesi açısından büyük endişe duymaktadır. Arnavutluk ise tam tersine bu projeyi hayata geçirmek isteyebilir. Makedonya ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerin gerginleşmesi, Türk diplomasisini zor durumda bırakacaktır.

Sonuç olarak, geçmişi (Balkanlarda Osmanlı mirasından gelen tarihi ve duygusal sorumluluk) ile geleceği (Avrupa Birliği üyeliği) arasında kalan Türkiye, Kosova’nın nihai statüsü konusunda son derece temkinli bir politika takip etmektedir.

Son Düzenleyen Misafir; 27-02-2006 @ 13:34.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
arnavut kızları, dış türkler, ilk türk boyu, tarihte boy, türkiye dışındaki türkler, türklerin yaşadığı yerler, çerkez kızları, çerkezlerin ana vatanı, çerkezlerin anavatanı, çerkezlerin geçmişi,
Dış Türkler: Türkiye Dışındaki Türk Boy ve Kavimleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Avrupa Fatihi Aslanlar (Galatasaray) ByKatip Galatasaray 644 5 Saat Önce 14:39
Türk Destanları kompetankedi Edebiyat 22 17-07-2008 18:35
Türk Dilleri Ailesi virtuecat Edebiyat 2 14-12-2007 20:49
Yabancı Ülkelerin Ders Kitaplarında Türkiye Aleyhinde Neler Var? RoxBury Satırlarla Türkiye 0 08-09-2007 22:25
Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) virtuecat Otomobiller - Arabalar 0 08-04-2007 04:04
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 19:50Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.32516503 saniyede (79.69% PHP - 20.31% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR