Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Uzay Gemisi Resimleri

Bu konu Fotoğraflar Gezegeni forumunda Dangerousspy tarafından 23 Haziran 2007 (12:44) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
330207 kez görüntülenmiş, 281 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Ekim 2014 (12:12) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.11  |  Oy Veren: 9      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 25 Haziran 2007, 19:22

Uzay Gemisi Resimleri

#11 (link)
Sedef 21
Ziyaretçi
Sedef 21 - avatarı
raumschiff2
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 12:27

Uzay Gemisi Resimleri

#12 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı

spaceship

Son Düzenleyen _VICTORY_; 10 Nisan 2013 @ 12:36. Sebep: Kırık link silindi
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 14:40

Uzay Gemisi Resimleri

#13 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı
Arkadaşlar Uzay gemilerinin ilerde (hangi tarih olduğu kesin belirlenemez belki yarın belki yarından da yakın) yaşamımıza gireceği kesin bir sonuçtur. İnsanlar bu gün ışık hızı diye isimlendirilen ve Albert Einstein teorik olarak bulmuş olduğu bir limit hıza erişme hayalini güdüyor ve sanırım adım adım da yaklaşıyorlar. Yapmış olduğum araştırmalar sonucu şu bilgileri toparladım ve kendimcede bişeyler ilave ettim

UZAYDA YOLCULUK HAKKINDA:Bugün için gerçek anlamda yakın yıldızlar ve galaksiler arasında bir şehirden diğerine yol almak kadar hızlı yolculukları düşlüyorsak ışık hızı bariyerini dolayısıyla bizi ve hız limitlerimizi sınırlayan/belirleyen zaman ve boyut faktörünü aşacak uzay araçlarına ihtiyacımız olacaktır. Bu anlayış içerisinde derin uzay yolculukları konusunda ciddi adımlar atmaktan söz edeceksek bir üstuzay yolculuğunu düşünmüş olmamız gerekir.
eaomegalg2
''Üst uzay'' yolculuğu derin uzayın keşfini düşünen her uzay uygarlığının eninde sonunda varacağı bir bilimsel anlayış noktasıdır. Ve her gelişmiş uygarlık bu sorunun üstesinden gelmiş olmalıdır . Çünkü bu, evrene açılmak ve insan uygarlığımızın devamını sağlamak açısında kaçınılmaz olarak halledilmesi gereken bir proplemdir.Üst uzay bizim toplumumuz için hala büyük bir sırdır.Ve henüz Albert Einstein üstadın genel görecelik ve yüzyılın kuantum fiziği ufkunda beliren kurt delikleri kuramları çerçevesinde anlaşılmaya çalışılan bu gerçek henüz tam olarak kabül görmüş ve anlaşılmış değildir.


Sözde bazı kişiler dünya dışından geldikleri varsayılan UFO 'ların içlerindeki dış uzaylılarla iletişim kurduklarını iddia etmektedirler.Bu iletişimler sonucu alınan üst uzay yolculuğuna ait sözde bilğiler bilimsel anlayışın ufukları içerisinde ne kadarda asılsız iddialar olarak görülselerde ana fikir olarak bu anlatımların gerçeğin çokta dışında fikirler olmadığını kendi adıma söyleyebilirim. Bu UFO temascılarından biri olan Edvart Billy Meier' ın Semjaseadında bir dünya dışı varlıktan aldığını iddia ettiği bilgiler ve Türkiye'de yaşayan ve kendisiylede bizzat tanışıp görüştüğüm sayın Ömer Sami Ayçiçek beyin Agarta uygarlığı denen bir uzay uygarlıgıyla medyumsal bir ilişki sonucu semiyunisimli varlıktan aldığı bilgiler son derece ilğinç :
cetin1 flip
Semjase : ['' Uzay yolculuklarımız sizin düşündüğünüz gibi değil. Örneğin bizler uzay aracında aynen gezegenimizdeki zaman kavramını muhafaza edebiliyoruz. pleiades yıldızını terk ettikten tam yedi saat sonra dünyaya ulaştık. (pleiades takım yıldızı dünyadan 430 milyon ışık yılı uzaklıktadır) Yolculuğumuzun uzun sürmesi ise ,önce normal hızla uçmamız gerektiği içindir. Ancak sistemimizden çıktıktan sonra , süper hızla harekete geçebiliyoruz. Güneş sistemine yaklaşmadan önce yeniden normal hıza geçiyoruz. Bu konuda daha fazla bilği vermem imkansız . Çünkü o zaman sizin bilim adamlarınız ''sıfır zaman propulsyon sistemi '' ni ortaya çıkarabilirler. Ama insanoğlu henüz uzayın derinliklerine gitmek için hazır değil. Herşey zamanında olacaktır. Ama uzaya açılmak istiyorsanız yeni bir yol bulmalısınız. Bügünkü araçlarınızı geliştirmekle bu iş imkansız. Sizler sınırları zorlayıp aya gittiniz. Ancak bugünkü yöntemlerle hiçbir zaman hiçbir şekilde uzayın derinliklerine ulaşmanız mümkün olmayacak. Bunun için çok özel propulsyon sistemleri (sevk- itici güç sistemleri ) olan , uzay araçlarına ihtiyacınız var. En önemliside zaman ve yer kavramlarını yok edecek ve '' sıfır zaman'a ulaşacak '' bir propulsyon sistemi bulmanız gerek. Bu şekilde saniyede trilyonlarca ışık yılı seyahat etmek mümkün olur. ''] Aşağıda bu pleiades' li uzay uygarlığına ait uzay araçlarının şekilleri görülmektedir:
Image195

semiyun:[Üst uzay yolculuğu denen bu kavram elde edilmeden, bu yolculuğa olanak tanıyan bu teknolojik seviyeye ulaşılmadan kainatların keşfi konusu ciddi bir konu olmaktan uzaklaşır, yani hayal olarak kalır, pratiğe, gerçeğe hiç bir zaman ( uygarlıklar için söylüyorum) dönüşemez. Kainatların ( derin uzayın) gerçekten keşfi, tanımlaması arzu ediliyorsa uygarlıkların bir üstboyut içinde ilerleyebilecek, çalışabilecek uzay gemileri yapmaya ihtiyaçları vardır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi uygarlıkların büyük bölümü fiziki kainat içinde belirli sürate ulaşabilirler ama ondan öteye, daha öteye gitmek, daha yüksek bir sürate ulaşmak (ışık hızının üstünde bir hıza erişmek) gerekirse mutlaka bir üst boyuttan (4. ,5. ve bunu daha da arttırabiliriz ama o çok farklı bir hali ihtiva eder) yararlanmak zorundadırlar ki, burada da büyük bir medeni sıçrama yapmak zarureti vardır.Bizim asıl sürat kavramına karşı yaklaşımımız gemilerimizin vibrasyonel seviyesini yükseltmekle elde edilen bir haldir. Geminin üç boyutlu aleme uygun vibrasyonel seviyesini yükselterek onu bir anda ortadan kaldırıp bir başka boyutun içine sokmak gerekir ki, ona 4. boyut demek nispeten daha uygun olur. Çünkü doğrudan doğruya üç ile dört arasında bir geçiş yoktur. O da nüanslar halinde kendini ortaya koyar. İşte vibrasyonel seviyeyi yükselterek bu nüanslar halindeki gittikçe yükselen boyutlar, alemler içine girerek kainatta mesafe gibi gözüken ya da sonsuz uzaklıkları ihtiva eden halleri çok kısa sürede almak mümkündür.

Eğer uygarlık olarak bir üst boyutun imkanlarından yararlanmak durumunu elde etmiş iseniz, uzay aracınızın vibrasyonel seviyesini yükselterek o boyuta geçer ve o boyut üzerinde çok kısa bir zaman süreci içinde yolculuk yaparak tekrar vibrasyonel seviyenizi düşürdüğünüzde mevcut kainatın içindeki çok uzak bir gezegene çok kısa sürede seyahat etme imkanına sahip olursunuz.Yalnız bu çok ileri bir aşamayı gerektirmektedir. Bizler yolculuklarımızı çok uzun bir zamanda beri bu yöntem ile yapmaktayız.]
Bir başka uzaylı varlık ise şöyle diyor; ''Şunu bilmeniz önemli: Her madde, atomundan molekül bağlarına kadar uzay-zamandan oluşur; yani yoğunlaşmış uzay-zamandır. Uzay/zaman'a uçuş yönüne doğru huni şeklinde biçim veririz. Bunun sonucu oluşan büyük yerçekimi potansiyeli uzay gemilerimizi ışık hızından daha üstün bir hızla emer ve arkasından sürükler. Bu neredeyse, önüne bir sopanın ucunda havuç uzatılan bir eşeğin, onun arkasından koşmasına benzer. Diğer bir anlatışla: uzay-zamanın yapısını yönlendiririz.''

Bilinen en ünlü UFO temasçılarından George Adamski' nin ise uzaylılarla yakın temas sonucu aldığı bilgilerde son derece ilginçtir. Bu temaslardan birinde ''uzaylı varlık'' Adamski 'nin iddiasına göre şöyle demiştir; ''...Bizim gemilerimizden söz etmek gerekirse ki, siz onlara -uçan Tabak- dersiniz, sizin kendi uçaklarınız için kullandığınız terim gereği, onlar da uçmaktadırlar. Fakat, biz sizin anladığınız anlamda uçmayız. Biz atmosferi uçuşun mekanik vasıtası olarak kullanmaktan çoktan vazgeçmiş bulunmaktayız. Siz bu uçuşu-Gravitasyonel Asılma- tarzında ifade edebilirsiniz. Bu yüzden araçlarımız atmosferik sürtünme ve dirençle karşılaşmazlar. Yine aynı sebeblerle bizim araçlarımız, sizin havacılarınız ile bilim adamlarınızın akıllarının alamayacağı seri ve ani yön değiştirmeler yapabilir ve o esrarengiz yüksek hızlarla hareket edebilirler.''

wpe2
Bu temas iddialarından biride Dr. Daniel Fry 'a aittir. Dr. Fry'a verilen bilgi ; [..Bizim uzay gemilerimizi görenler, hızlarından bahsederlerken, dinleyenler tarafından inanılmayan konulardan biri de budur işte. Sizin en bilgili bilim adamlarınızdan bazılarının, şu kanıda olduklarını duymuş bulunmaktayız : Beden sahibi olarak hiçbir insan, başka bir dünyadan da olsa, bu akselerasyona dayanamaz. Bizi sükutu hayale uğratan dünyasal kanılardan biri de budur. Orta derecede bir bilgi seviyesi olan, herhangi bir kimsenin bile, böyle bir görüşü hemen düzeltmesi gerekirdi. Bunun cevabı basit olarak şöyledir: Gemiye hız veren güç, doğal olarak gravitasyon alanı niteliğinde bir şeydir.Bu güç, sadece aracın atomlarını etkilemekle kalmayıp, içinde bulunan pilot ve yolcuları da aynı decede tesiri altında tutar. Sizin uçaklarınızda ise durum tamamıyla farklıdır. Sizin jet yada pervaneleriniz var, bunlar yardımıyla aracınızın bir tarafında bir itme gücü elde etmektesiniz. Bu lokal itme, aracınıza bir hız sağlamakta, fakat içindeki insanlara değil! İçindeki insanlar, altlarındaki koltuk hareket ettiği için, dolaylı bir yoldan hareket kazanırlar. Dolayısıyla siz, bir hız hissetmektesiniz. Bizim tek akselerasyon(hızlanma) limitimiz, kullandığımız alanın limitidir.] Ve uzaylı varlık uzay gemilerinin çalışma prensibini basitçe şöyle izah eder: [...Araca ait genel alanın merkezi aracın gravitasyon alanınkine benzerdir. Eğer genel alanın merkezi, aracın gravitasyon merkezine(kütleçekimsel merkezine) uyarsa, bundan doğacak tek sonuç, aracın kütlesinin yukarı doğru hareketi olacaktır. Genel gravitasyon merkeziyle, alanın merkezi uyuşmadığı zamanlarda, araç o merkeze doğru bir hız kazanacaktır. Bu alanı oluşturan sistem, aracın bir kısmı olduğundan herhangi bir kesiklik olamadan, genel çekim merkezi aracın gravitasyon alan merkezinin az ilerisinde olan bir alan yaratacaktır. Ve bu alan oluşturulduğu sürece, araçta bir akselarasyon ( o yönde bir hızlanma etkisi) görülecektir. Şöyle bir benzetme, anlayışı kolaylaşatıracaktır : Bir at arabasında oturuyorsunuz. Uzunca bir sopanın ucuna bir tutam taze ot bağlamışsınız. Bu ot demetini atın burnundan az ileride tutuyorsunuz. At otu yemek için uzandığında arkasındaki arabayı da sürükleyecektir. Fakat siz, sopa ve ucundaki ot demeti hep birlikte hareket edeceklerinden, at hiç bir zaman ot demetine yetişemeyecek, bu şekilde devamlı devamlı hareket sağlanmış olacaktır... Aracı yavaşlatmak ya da durdurmak için negatif akselarasyon yaratmak üzere sistemin alanı, genel gravitasyon merkezinin hemen gerisine kaydırılır.] Dikkatimi çeken nokta gerek bilimsel verilere ve kendi entellektüel çalışmalarıma ve gerekse sözde spekülatif UFO teknolojisi konularına dair açıklamalara baktığımda aslında aklın ve bilimin ışığında ışık hızı ve üstü hızlara ulaşacak bir sistemin ön görülen tablosu ortaya çıkmaktadır. Ben isterdimki akademik bilim çevrelerince en azından ülkemizde bu konularda özel bir araştırma fonu oluşturulsun ve konu araştırılsın. Ama görülüyor ki askeriye dahil tüm Türk havacılık kurumları bile henüz F-16 savaş uçaklarının teknolojisini anlayabilmekten ve geliştirmeye çalışmaktan öte bir düşünceye sahip değil. Yıldızlar arası yolculuk ise Türk ulusu için hala bir düş olamaktan öteye geçmiyor.
earthforceone1Image493
Uzayda yolculuk konusunda ve özellikle derin uzayın keşfini ciddi anlamda düşünen insanlık uzay-zaman levhasına doğrudan etki ederek kendisini uzay-zamanın kafes çizğileri boyunca kaydırabilecek -elektromanyetik sevk- yöntemlerini geliştirmek zorundadır.Bunun için öncelikle Birleşik Alan Kuramı' nın tam olarak anlaşılması lazım.Albert Einstein bu konuya bir vurgu yaparak şunu der :'' Gravitasyon alanı ile elektromanyetik alanı tek bir yapı halinde birleştirmeyi başardığımız taktirde, bu, muhakkak ki, ileriye doğru atılmış büyük bir adım olacaktır.''Eğer ışıktan hızlı yolculukların arkasındaki fizik ilkeler bilinmek isteniyorsa ''KUANTUM-ELEKTRODİNAMİĞİ'' bu yolculukta anahtar kuramlardan biridir. Işığın yapısı tam olarak anlaşılmadıkça aslında bir 'üstuzay yolculuğu' olan'zaman yolculuğu'nun kendiside hiçbir zaman anlaşılamayacaktır.
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 15:08

Uzay Gemisi Resimleri

#14 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı
ZAMAN'IN GİZEMLİ YAPISI :Zaman , iki hareket arasındaki süredir. Hareket ve maddenin nesnel hali zamanla belirir. Zamanın olmadığı yerde , nesnellikte yoktur! Bu nedenle zaman cismin kesinlikle belirleyici faktörüdür. Hareketin hızı zamanın da hızıdır. Görelilik ve kuantum varsayımlarına göre zaman ile uzay birbirleriyle doğrudan ilişkili ve bağlantılıdır. Zaten zaman ile uzay birlikte anlamlıdır. Biri olmadan diğerinin olması mümkün değildir. Bunu şöyle özetleyelim : elektrik yükünün çevresindeki elektrik alanı , o elektrik yükünün bir bağlantısıdır. Tıpkı bunun gibi geometri ile kinamatik 'den oluşan eğri yada düz uzay-zaman metrik alanı da özdeğin (maddenin) bir bağlantısıdır. Elektrik yükü olmadıkca, elektrik alanı nasıl olmaz ise ; maddesiz bir '' metrik alan'', eş anlamıyla '' uzay-zaman '' da varolamaz. uzayla zaman, düşünsel tasarımlar değil , maddesel nesnenin içinde bulunan nesnel zaman-uzay madde somutluğundan oluşmuş bir bütündür. Böylece uzayın boyutları kadar zaman boyutunun kendiside uzay boyutlarının bir devamı niteliğinde bir nesnel uzam boyutu olarak varolmaktadır. Madde özünde ışıma kuatlarından oluşma bir yapıdır. Bu ışıma kuantları kendilerini özde zamansal bir varoluş olarak ,bir frekans olarak bir zaman yapısı olarak ortaya koyarlar. Zaten Birleşik Alanlar Teoreminin özündeki ana fikir 'de ışık kuantları düzeyinde elektrik alanı - manyetik alanı ve gravitasyon alanlarını tek bir alan yapısı altında formüllemekten başka bir şey değildir. Bu ise elektro-gravitasyon alanı denebilecek yeni bir alan anlayışını öngörecektir. Eğer elektrik- manyetik ve gravitik alanlar içerisinden zaman kayması -boyut değişimi hadiselerini açıklayabilirsek bir Birleşik Alan Kuramı anlayışına sahibiz demektir.

wormholsZaten kendi evrenimizin boyutları içerisinde zaman fenomeninide içerisine alacak bir Birleşik Alan Kuramı sonucunda üst boyutlara geçebilmek ve başka zaman yada uzay noktalarına geçit verebilecek fizik dinamiklerindede değişmeler yaratabilecek bilgiye sahip olmuş oluruz.Zaman yolculuğunun mümkün olması için klasik anlamda lineer olarak düşündüğümüz sürekli /kesintisiz bir zaman çizğisi anlayışı yerine, zaman çizğisini oluşturan her bir noktasal AN ' ın birbiri ardına sıralanmasından oluşmuş kesikli bir zaman çizğisi anlayışını kabül etmeliyiz. Yani zaman akışı sürekli bir akış değil kesikli /titreşimli bir akıştır. Her bir AN bir dalga vuruşunu ifade eder. Aslında zaman ' ın fizik yapısıyla ışık enerjisinin fizik yapısı arasında doğrudan benzer bir ilişki vardır. Bu gibi zaman akımının kendiside hem dört boyutlu bir bakış açısında kendi içinde kesiksiz bir bütünlüktür. Hemde üçboyutlu bir bakış açısı içerisinde parçacıklı / kesikli bir akıştır. Bu durum ışıgın bir parçacık akımımı yoksa sürekli bir dalga akımımı olduğu sorusuyla benzer bir tartışma sorusudur. Hatta aynı meselenin bir diğer şeklidir desekte yanlış olmaz. çünkü zaman akımı ışık enerjisiyle fiziksel ve matematiksel bir bağa sahiptir. Hareket, zaman ve mekan içinde tanımlanır. Zaman ise mekanı (uzayda bir noktayı) temsil eden enerji dalgasının dördüncü boyut çizğisi boyunca yer alan önceki ve sonraki salınım değerlerinin bir toplamıdır.Geçmiş - gelecek ve şimdi olmak üzere üç zaman dalgası vardır.Bu üç zaman dalgası bir dördüncü boyut uzayında yanyana gelirler. Üç boyutlu uzayda ise farklı zaman boyutları iç-içe geçmiş yada üs-üste binmiş frekanslar manzumesi olarak algılanır. Zamanın bir çok tanımı vardır. Peki ZAMAN 'ın bir alt sınırı, yani elemanter bir zaman varmı dır? Enerjiyi kuantlaştırabildiğimize göre evrendeki sinyallerin maksimum bir hızı olduğuna göre bu gayet mantıklı bir sorudur. En kısa zaman var mıdır? sorusu, sinyallerin yayılma hızının sınırlı oluşu yüzünden, en kısa mesafenin var olup olmadığı sorusuyla aynı şeydir. En kısa zamana en yüksek frekans tekabül ettiğinden, en kısa zaman sorusu, aynı zamanda enerji kuantumu için bir tavan değeri olası gerekir. Ve bu en yüksek frekans değeri ışık hızında titreşen bir foton noktasını temsil eder.Ve foton lineer hız olarak(ışık hızı) zamanın akış hızıyla eşdeş bir hıza sahiptir eğer bir foton hız frekansı olarak yaklaşık 12,3 x 10 * üzeri 22 Hz / sn 'lik bir titreşim hızına erişir ve bu frekansın ötesine geçerse bizim boyutumuzu terk eder. Yani bir üst boyuta bir üst hız frekansı denen başka bir zaman akış hızı içerisine girer. Işığa ait dalga boyunun kısalmasıyla ışığın frekansıyla doğru orantılı olan enerji değeri de büyür.

Kısaca dalga uzunluğunun giderek kısalması ile enerji değeride giderek yükselir. Ve ışığın en yüksek titreşim hızı olan ışık hızına karşılık gelen yüksek frekans düzeyinde ışık vibrasyonları en yüksek hızda titreşirler ve en yüksek enerji değerine ulaşırlar. Ve bu enerji düzeyi bizim boyutumuzun kuantum enerji düzeyini simgeler. Bu enerji duvarının bir frekans sıçraması ile aşılması ile bir başka kuantum enerji düzeyini ifade eden bir üst boyutun kuantum enerji havuzuna yani üst evrene geçmiş oluruz. Nasıl 'ki enerjinin kendi içerisinde frekanslar şeklinde kuantum enerji fazları şeklinde geçişler varsa boyutsal düzlemler arasında da enerji yasalarına dayalı bir geçişten bahsedebiliriz. Ve bu yeni boyutta en kısa zamanın genişliği bizim boyutumuzun iki katıdır.Bir foton yada ışık dalgası ışığın hız duvarını üç boyutlu uzayda lineer bir yayılma hızıyla geçemez. Ama bir dördüncü boyut doğrultusunda açılım gösteren ışığın iç titreşim hızı sayesinde yerinde titreşimler şeklinde bir hızlanmayla ışık titreşimleri kendi yayılma hızını(ışık hızını) aşarak bir üst uzaya sıçrayabilir.Böylece üçboyutlu küresel bir enerji havuzu oluştururcasına yayılan ışık dalgası bir dördüncü boyuta doğru saparak ortadan kaybolur. Ve bir foton bu hızı aşarsa kendini geçmiş ve geleceğe doğru yayarak zamanda sıçramalar yapar.

wormholettEinstein 'ın fotoelektrik kuramıyla ışığın dalga ve parçacık ikilemi planck' ın frekans ( f ) kavramıyla birleştirilmiştir.Maxwel 'in ışığın dalga kuramıyla Planck'ın ışığın parçacık anlayışı birleşerek ortaya tek bir ışık anlayışı çıkmıştır. Işık sonuçta kesikli bir ''parçacık'' akıntısı değil yine ona yakın bir tanımla kesikli bir ''dalga paketleri'' demetinden oluşan bir enerji akımıdır. Bilim adamları bu anlayışta parçacık ve dalga tanımlarını birleştirmişlerdir.Bu anlamda uzay alanı bir kesikli bir kuantum enerji vakumu yada köpüğü olarak ele alınmıştır. Peki ama uzaya bağlı zaman matriksini nasıl kuantumlayabiliriz? Bunun anahtarı ışığa atfedilen benzer bir tanımla verilebilir. Zaten bu anlamda yerçekimsel uzay-zaman eğriliğinide kuantumlanmış uzay alanı eğriliği cinsinden ifade edebilirsek zaman yolculuğuna ait tam bilgi elde edebiliriz.Aslında zaman yolcululuğunun tam bir anlayışı ''Alan-parçacık-yerçekimi kuantum vakumu- sıfır nokta enerjisi-elektrik ve manyetik alanların dalga yapısı ve uzay-zamanın eğriliği anlayışlarının tek bir alansal matriks altında toplanıp anlaşılmasıyla '' net bir görüntüye kavuşacaktır.Buna evrenin ''Birleşik Alan Teorisi'' de denebilir.Eğer ileride farklı boyutlar ve parapsikolojik fenomenlerde bu kuram dahiline alınırsa insanın evrene bakış açısı dahil yaşam biçimi, kültürü, sosyal örgütlenmesi sosyal kurum ve kuruluşlarında da bir değişim ve yeni bir dünya düzenin ortaya çıkması kaçınılmazdır.Eğer atomik yapıya daha da derinlemesine girecek olursak fizikçilerin kuantum alanı dedikleri noktaya ulaşırız. Eğer bu kuantum alanının dahada derinlerine inersek köpüksü uzay-zaman çizğilerine ve onun daha da altında bir düzeye inersek insandaki bilincin daha farklı bir düzeyi olan evrensel bilinç dokusuna ulaşırız.Kuantum alanının gerçek realitesi salt bilinçtir. Ve tüm fiziksel olgular bu en derin düzeydeki salt bilincin(kozmik bilincin) parçacıklar, atomlar ve moleküller şeklinde beliren yansıyan aynı şeyin çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir.Eğer insan beyninin ve zihninin uzay-zamanın sonsuz boyutlarıyla olan karmaşık bağlantısı keşfedilebilirse insan metafizik bir varlık olarak evrendeki yerini olabilecek en derin düzeyde sorgulayacaktır.Böylelikle insan sadece sınırlı bir fizik ve psikolojiden ibaret bir varlık olarak değil metafiziksel ve parapsişik bir varlık olarak kendini algılayacaktır. Bu dinsel bir önermeden çok insanın en derin felsefi bir boyutta kendini anlaması hadisesidir.
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 17:01

Uzay Gemisi Resimleri

#15 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı
Image386 frame280
Son Düzenleyen Celsus; 19 Ekim 2007 @ 02:01.
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 17:44

Uzay Gemisi Resimleri

#16 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı
Konuyu fazlaca dağıtmadan zaman yolculuğunun bilimsel anlatımına devam edelim.
Newton' un yerçekimi kanunu uzun yıllar boyunca insanların aklını karıştırmış, bir cismin uzaklardaki başka bir cisme kuvvet uygulayabilmesi bir çok kişiye anlaşılması zor bir olay olarak görülmüştü. Problemi Albert Einstein genel görecelik kuramıyla çözdü ve bu kuvvete yerel bir açıklama getirdi. Herhangi bir kütle, içinde bulunduğu uzayın eğrilmesine neden olur, vebu eğrilme de zamanla kütlenin çevresine yayılır. Uzaydaki bu eğrilmeyi hisseden diğer cisimler de sanki kendilerine bir kuvvet uygulanmış gibi hareket ederler.
kuantumkuantum
Rapor Et
Eski 26 Haziran 2007, 23:47

Uzay Gemisi Resimleri

#17 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı

spaceship
Son Düzenleyen _VICTORY_; 10 Nisan 2013 @ 12:37. Sebep: Kırık link silindi
Rapor Et
Eski 27 Haziran 2007, 08:23

Uzay Gemisi Resimleri

#18 (link)
NiliM
Ziyaretçi
NiliM - avatarı
Uzay Gemileri

xxxxxxxxxxdx6
Rapor Et
Eski 28 Haziran 2007, 13:11

Uzay Gemisi Resimleri

#19 (link)
Dangerousspy
Ziyaretçi
Dangerousspy - avatarı
spaceship
Son Düzenleyen sudeniz; 15 Ağustos 2007 @ 10:43.
Rapor Et
Eski 28 Haziran 2007, 19:35

Uzay Gemisi Resimleri

#20 (link)
NiliM
Ziyaretçi
NiliM - avatarı
Uzay Gemileri

xxxxxxxxxxrw3
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Uzay Gemisi Resimleri Konusuna Benzer Konular
Gönderen: ahmetseydi Forum: Fotoğraflar Gezegeni
Cevap: 273
Son Mesaj: 17 Eylül 2014 23:35
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 12
Son Mesaj: 22 Mart 2014 21:39
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 21 Ocak 2011 23:21
Gönderen: Blue Blood Forum: Uzay Bilimleri
Cevap: 0
Son Mesaj: 24 Şubat 2010 09:14
Gönderen: bali Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 27 Ekim 2009 16:22
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.144 saniyede (67.77% PHP - 32.23% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 01:52
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi