Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Güncel Konular
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 17-01-2006   #6 (mesaj-linki)
İran’a saldırı medeniyetler savaşına dönüşebilir

Ortadoğu’da tehlikeli bir oyun oynanıyor, bu oyunu durdurmak için acilen diplomatik adımlar atılmazsa her an yıkıcı bir bölgesel savaşın patlak vermesine yol açılabilir.


İsrail’in, kısmen kendisinin saldıracağı tehdidinde (veya blöfünde) bulunarak kısmen de Washington’daki güçlerini kullanarak ABD hükûmetine İran’ın nükleer programına karşı tutumunu sertleştirmesi yönünde baskı yapmak suretiyle Birleşik Devletler’i İran’ın nükleer tesislerine saldırmaya zorladığını gösteren belirtilerin sayısı artmaktadır. Bu alametler arasında sayabileceğimiz bir husus, aralarında (şu an hasta yatmakta olan) Şaron, Savunma Bakanı Shaul Mofaz, Genelkurmay Başkanı Daniel Halutz’un da bulunduğu İsrailli askeri ve siyasi liderlerin kamuoyuna yaptıkları dramatik açıklamalardır ki, bunların tamamı sonuçta İsrail’in güvenliği açısından İran’ın kabul edilemez bir tehdit oluşturduğu ve bu sorunun diplomatik yollardan çözümünün mümkün olmadığını ifade etmektedir. İlk planda yaptırım uygulanması çağrısında bulunmaktadırlar ki, bunun Tahran’ın nükleer emellerini dizginleme konusunda kesinlikle etkisi olmayacaktır; bunu takiben de hava saldırıları yapılması istenmektedir. Asgari hedef İran’ın nükleer tesislerinin tahrip edilmesi olacaktır ki, Irak’ın nükleer programına karşı İsrail’in 1981’de o dönemde Irak’ın programının özünü teşkil eden Osirak reaktörüne karşı gerçekleştirdiği hava saldırısının elde ettiği neticeye denk bir sonuca ulaşılması düşünülmektedir. Saldırı görünürde amacını gerçekleştirdi, uluslararası tepkiler İsrail üzerinde fazla zarara yol açmadığı gibi bölgesel açıdan da ciddi bir tepki oluşmadı.

İsrail’in müdahalesi zor; çünkü...
Öyleyse, 2006’da bu sefer İran’ın nükleer tesislerine karşı yapılacak benzer bir saldırıdan niçin bu kadar endişe duyulduğu sorulabilir. İran’ın programını sürdüreceğine dair işaretler mevcuttur ve en azından önümüzdeki yıllarda nükleer silahları geliştirip geliştiremeyeceği konusunda ihtimalleri açık tutmaya çalışacaktır. İran’ın nükleer çalışmalarını barışçı amaçlarla gerçekleştirme taahhüdü, özellikle İsrail, Hindistan ve Pakistan gibi nükleer silaha sahip ülkelerin tamamının, nükleer silah üretme niyetleri olduğunu hep inkar ettikleri ve bugün bile İsrail’in cephaneliğinde, bölgedeki herhangi bir hedefi vurmak için bolca bulunan füzenin yanında, en azından 100 ve bir ihtimalle 400’e yakın nükleer savaş başlığının bulunduğu genel olarak bilindiği halde İsrail’in sahip olduğu bu silahları resmi olarak kabul etmediği hatırlanacak olursa, pek de güven telkin etmemektedir. Bu anlamda, diğer şeyler değişmediği takdirde, İran’ın da gelecekte, 2008’den önce mümkün olmasa bile muhtemelen 2015’e kadar nükleer silahlara sahip olabilmesi kesinlikle kuvvetli bir ihtimaldir, ve bu tarihte bile sahip olacağı silahların mahiyeti ve miktarı saldırı amaçlı kullanımını pek de mümkün kılacak seviyede olmayacaktır. Tabiidir ki, İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinecad’ın aşırı derecede kışkırtıcı ve provokatif beyanları, muhtemel güvenlik tehlikelerine ve tahkir edilmeye karşı aşırı tepki veren İsrail’inkinden daha az olsa bile, herhangi bir devletin güvenlik endişelerini harekete geçirecek mahiyettedir.
Irak başarısızlığına örtü mü?

İsrail’in muhtemel tehditlere karşı 1967 ve 1982’deki savaşları, daha George W. Bush böyle bir fikri bile duymadan çok önce başlattığı ve pek çok hadisede kendi tercih ettiği zamanda ve metotlarla düşmanlarını imha etmek veya cezalandırmak için sınır ihlali yaptığı unutulmamalıdır. Öyleyse, Ahmedinecad, Nazi soykırımının hayal ürünü olduğu ve İsrail’in bölgede yeri olmadığı, Avrupa’da bir yerlere yerleştirilmesi gerektiği konusunda ısrarcı olursa, İsrail’i hafife alıyor gibi görülecek ve İsrail’in anlamsız bir şekilde ve pervasızca askerî karşılık vermesine yol açacaktır. Fakat İsrail, kendi güvenliği konu olunca maliyetleri dikkatli bir şekilde hesaplamaya meyillidir ve makul bir değerlendirme, bu dönemde İsrail’in İran’a karşı bir hava saldırısı gerçekleştirmesinin riskini almaya değmeyeceği sonucuna ulaştıracaktır.

Her şeyden önce, tehdidin gerçek olması zoraki ve uzak bir ihtimaldir. İkincisi, İsrail büyük bir caydırıcı güce sahiptir, İran’ın ileride yapacağı herhangi bir saldırının ülkeye bir faydası olmayacağı gibi kitlesel bir intihar derecesine ulaşacaktır. Üçüncüsü, 1981’de Osirak’ta yapılan saldırılardan farklı olarak, İran’ın nükleer tesisleri farklı yerlere yayıldığı gibi, korunaklı bir şekilde ve yeraltına tesis edilmiştir. Dördüncüsü, halihazırda İran bir saldırıya uğradığında yıkıcı bir misilleme yapacak imkanlara, özellikle de İsrail’deki hedeflere kolaylıkla ulaşabilecek özellikteki Şahab-3 füzelerine sahiptir. Beşincisi, İran, Irak’taki duruma müdahale etme, Filistin topraklarındaki İsrail karşıtı direniş güçlerine verdiği desteği artırma gibi bölgesel ve belki de muhtemelen bir dünya savaşına götürebilecek başka seçeneklere de sahiptir. Altıncısı, İsrail’in İran’a yapacağı bir saldırı bölgedeki İslâmi eğilimleri güçlendireceği gibi İsrail’e karşı güçlü bir şekilde mukabelede bulunulması için Arap hükûmetleri üzerinde yoğun bir baskıya da yol açacaktır.
İsraillilerin, politikalarının göründüğünden farklı olması gerektiğini gösteren bu risklerin farkında olduklarını varsayabiliriz. Gerçek çabaları, Washington’ın diplomatik olarak ve daha sonra askerî olarak başı çekmesini sağlamak, İsrail’in ABD Kongresi ve Bush yönetimindeki inanılmaz etkisini kullanarak ABD’yi önümüzdeki aylarda İran’a karşı bir askerî saldırıya ikna etmek olabilir. Yahudi lobisinin Telaviv’den gelen talimatlar doğrultusunda koro halinde tiz bir şekilde seslendirdiği İran’a karşı katı bir tutum takınılması çağrısı açıktan açığa gerçekleştiği gibi, İsrail tarafından teşvik edilmenin yanında, farklı bir politika izleyerek dikkatleri Irak’ta gözden düşmüş olan başarısızlıktan başka bir yöne çekmek isteyen Bush/Cheney liderliğindeki hükûmet üyeleri arasında İsrail’in tazyiklerini memnuniyetle karşılayanlar bile bulunabilir. Baba Bush’un 1991’deki Körfez Savaşı’nda, yanında yer alması için İsrail’e rüşvet vererek BM himayesinde Kuveyt’i yeniden bağımsızlığına kavuştururken aynı zamanda da İsrail’in bir numaralı güvenlik tehdidini de ortadan kaldırdığı hatırlanmalıdır. İsrail’in iç siyaseti ile ilgili bir başka ihtimal daha bulunmaktadır. Özellikle Ahmedinecad’ın tahrik edici ifadelerini de kullanarak büyüyen bir İran tehdidi görüntüsü vermek suretiyle, dikkatleri artan fakirlik, işsizlik ve İsrailliler arasında büyüyen gelir ve servet eşitsizliğinin yol açtığı derinleşen bir sosyal krizden başka tarafa çevirerek Şaron ve Netanyahu’ya yardımcı olmak.
Türkiye ateşin içine düşebilir

İsrail’de martta yapılması planlanan ulusal seçimler öncesinde açıkçası, İsraillileri güvenlik konusuyla meşgul ederek ülke içindeki sıkıntıları unutturmak suretiyle güvenlik ve dış politika konularındaki dayanıklılığını ispat etmiş bir liderin seçilmesi yönünde bir istek uyandırılmaya çalışılmaktadır. Bütün bu gelişmeler Türkiye’yi de endişelendirmektedir. Geçtiğimiz haftalarda muhtemel askerî müdahalede Türkiye’nin işbirliği ihtimalini araştırmak için Amerikalı üst düzey yöneticilerin Ankara’yı ziyaret ettiğine dair bilgiler mevcuttur. Kapalı kapılar ardında Türkiye’nin Irak ve belki de İran’daki PKK üsleri ve kamplarını ortadan kaldırabilmesi için elini güçlendirecek hususların da içinde yer aldığı birtakım pazarlıkların yapılmış olması muhtemeldir. Elbette ki, İran’a yapılacak bir saldırı, özellikle Türkiye işbirliği yapacak olursa bazı belirsiz tehlikeler ortaya çıkaracaktır, aynı zamanda muhtemelen Türkiye’nin İslam dünyası ile ilişkilerini geliştirmesinde ciddi bir engel oluşturacaktır. Bazı açılardan, bölgedeki ülkelerle olan kültürel ve coğrafi yakınlıkla mukayese edildiğinde Türkiye’nin Birleşik Devletler’in stratejik ortaklığına öncelik vermesi yönünde net bir kararı ihtiva edecektir. Aynı şekilde, muhtemelen Avrupa’nın çoğunluğunu düşmanlığa sevk ederek Türkiye’nin önümüzdeki on yılda Avrupa Birliği’ne girme şansını daha da azaltacaktır. Aynı şekilde, Türkiye’nin İran’a karşı bir saldırıda işbirliği yapması, bölgede zaten mevcut olan istikrarsızlığı artırarak sekülerizm karşıtı dinî ve siyasi aşırılıkları cesaretlendirecek ve savaşın kapsamını ve acımasızlığını bütün Ortadoğu’ya yayacaktır.

Sonuç olarak, İran’a karşı askerî harekât ihtimali, bu noktada korkutucudur. Belirsizlikler büyüktür ve gerçek bir medeniyetler savaşına yol açabilecek bir dizi reaksiyona sebep olabilecektir. Bunun da ötesinde, bu derece yüksek riskli bir müdahaleyi meşru kılacak derecede ciddi bir İran tehdidi de söz konusu değildir. Bu durumda bir saldırı savaşı başlatmak, zaten savunmasız olan Irak’taki tek taraflı istila ve işgalle ciddi anlamda tahribata uğramış olan Birleşmiş Milletler ile uluslararası hukuku daha da zayıflatacaktır. Aklı başında, ılımlı liderlerin artmasını veya İsrail ve Birleşik Devletler’deki iç siyasetin yönlendirdiği bu savaşa dönük propagandanın, Ahmedinecad’ın sorumsuz duruşuna bağlı bir kredibiliteyle ortaya çıkan bir blöf olmasını umalım.
Ortada daha geniş konular da bulunmaktadır. Acaba Ortadoğu veya aynı nedenle dünya, nükleer ırkçılığı normal mi kabul etmeli, yani seçilmiş bir grup devletin nükleer silahlara sahip olma hakkı bulunurken bu tür bir silahlanma arayışındaki diğer ülkelere askerî müdahaleyi hak eden “yaramaz devletler” olarak mı muamele edilmelidir? Özellikle İsrail, geniş ölçüde sahip olduğu nükleer silah tekeline dayalı bölgesel hakimiyetini devam ettirmek için hiçbir bölgesel gücün nükleer silaha sahip olmaması konusunda kararlı bir tutum sergiler görünmektedir. Bu açıdan, İsrail açısından hikayenin aslı, dikkatleri gerçek endişelerden uzaklaştırarak gelecekteki muhtemel bir savunma zaafından sakınmak üzerine kurgulanmıştır. Bütün bunlardan sonra, İran önümüzdeki birkaç yılda bir nükleer silah edinecek olsa bile, onun bu imkanı şüphesiz İsrail’in nükleer hakimiyetini sürdürmek için atacağı ilave adımların yanında gölgede kalacaktır. Bu şartlarda, İran tam olarak sindirilemese bile kesinlikle vazgeçirilecektir, her şeye rağmen nihayette Tahran’ın vazgeçmeye karar verebilmesinin nedenlerinden biri olabilecek husus silahsızlanma seçeneğidir. İsrail için daha can sıkıcı olan şey, İran’ın İsrail’i tehdit etmek için değil, İsrail’in bölgede savaş çıkarma seçeneğini elinde tutmasını sona erdirmek için birkaç nükleer savaş başlığı edinmeye karar vermesi ihtimalidir.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 22-01-2006   #7 (mesaj-linki)
Yılın genç bilim adamı:YÖK ve TÜBİTAK beni bir kez bile aramadı

''Dünyada Yılının Genç Bilim Adamı'' seçilen Dr. Ahmet Yıldız (26) kendisini YÖK ve TÜBİTAK yetkililerinin bir kez bile aramadığını söyledi.İnsan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü ortaya çıkaran buluşu nedeniyle, Amerikan bilim dergisi Science tarafından, ''Dünyada 2005 Yılının Genç Bilim Adamı'' seçilen Dr. Ahmet Yıldız (26) Türkiye'deki bilimsel araştırma olanaklarının yetersiz olması nedeniyle yurt dışına gitmek zorunda kaldığını söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü'nden mezun olduktan sonra, kazandığı bursla ABD'ye giderek, California Üniversitesi'nde, ''insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğü' konusunda doktora tezi hazırlayan Yıldız, yaptığı çalışmayla, hem doktor unvanı aldı, hem de Science tarafından ''Dünyada 2005 yılının en genç bilim adamı'' seçildi.
Sakarya'da Arifiye Beldesi'nde emekli bir ailenin çocuğu olan Dr. Yıldız'ın başarısı, bayram tatili dolayısıyla eşiyle birlikte geldiği memleketinde de sevinçle karşılandı.
Dr. Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki bilimsel olanakların yetersizliği nedeniyle yurtdışında eğitim gördüğünü söyledi. Dr. Yıldız, ''Yapacağım araştırmalar için burada imkanlar yeterli olursa, tabi ki ülkemde çalışmak isterim. Ancak bu başarıma rağmen Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK ) ve Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu'ndan (TÜBİTAK) bir kez bile aranmadım'' dedi.

-''BULUŞ, HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR...''
Bilimsel buluşuyla insan hücresindeki motor proteinlerinin nasıl yürüdüğünü ortaya çıkaran ve çalışmasının felç, alzheimer, kanser, sağırlık ve körlük gibi hastalıkların tedavisi için hayati önem taşıdığını kaydeden Dr. Yıldız, şöyle konuştu:
''Buluşum bu alanda çalışan insanları meşgul eden bir konuydu. Fakat teknik yetersizlikten dolayı bulunamıyordu. Teknik yetersizliği şöyle anlatabilirim; bu proteinler hücrenin içinde metrenin milyarda bir boyu kadar adım atıyorlar. Günümüzde metrenin milyarda bir boyunu ölçecek teknik imkan sayısı bir ya da ikidir. Bu teknikler bizim çalışmalarımıza uygun değildi.
Proteinlerin hücrede yürüdüğünü biliyorduk. Ancak iki ayaklı olan bu proteinlerin nasıl yürüdüğünü, nasıl adım attıklarını bilmiyorduk. Biz de yeni bir teknik geliştirerek bir bacağına bir boya sürdük, diğer bacağına farklı bir renkte boya sürdük. Proteinin ayaklarının birbirini geçerek, aynı insanlardaki gibi arkadaki ayak öne geçecek şekilde, birbiri ardına adımlar atarak yürüdüğünü gördük. Bilim dünyasında bunu izleyen ilk grup olduk. İşin ilginç yanı bu kadar küçük boyalarla bu kadar büyük iyi çözünürlük elde etmemizdi. Metrenin milyarda biri kadar çözünürlük elde ettik. Bu buluşum da bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.''

-''TÜRKİYE'DE BEYİN GÖÇÜ DAHA FAZLA YAŞANIYOR''
Türkiye'deki bilimsel olanakların yetersiz olduğunu ifade eden Dr. Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ama imkanların yeterli olduğuna inandığım an döneceğim. Beyin göçü bazı ülkelerde de yaşanmaktadır, ancak Türkiye'de daha fazla yaşanıyor. Türkiye dokuz nesildir beyin göçünü geri getirememiş. En azından bundan sonra beyin göçünün yüzde 40'ı geriye getirilebilmeli. Ayrıca oradaki teknolojiyi kendisine geri getirmiş olacak. Yaptığım araştırmayı buradaki imkanlarla sonuçlandıramazdım.
Üniversitelerimiz bu tekniğe sahip olmadıkları için öğrenciler yurtdışını tercih ediyorlar. Son iki yıldır üniversitelerde araştırmalar için diğer yıllara oranla çok yüksek bütçeler ayrılmaya başlandı. Olumlu gelişmeler var. Yapacağım araştırmalar için burada da imkanlar yeterli olursa tabi ki ülkemde yapmak isterim. Ancak bu başarıma rağmen YÖK ve TÜBİTAK'tan beni bir kez bile aramadılar.''

-''FELÇLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR''-
Proteinlerle ilgili çalışmalarını sürdüreceğini ifade eden Dr. Yıldız, ''Bu çalışmam bittikten sonra felç üzerine çalışmalar yapmak istiyorum. Bazı proteinler felce sebep oluyor. Örnek olarak felç olmuş bir solucanla çalışarak, 'onu tekrar nasıl yürütebilirim, felçten nasıl kurtarabilirim'i araştıracağım'' diye konuştu.
Şu anda ''Dainin'' proteini ile ilgili çalışma yaptığını, bu proteinin çok büyük olduğu için, biyokimyacılar tarafından incelenemediğini belirten Dr. Yıldız, bu proteinin hücre bölünmesinde çok önem taşıdığını ve hücre bölünmesinin de doğrudan kanser hastalığıyla ilgisi olduğunu söyledi.

-''DÜZENLİ BİR İNSAN DEĞİLİM''...
İstanbul Fen Lisesi'ni bitirdikten sonra fizikçi olmaya karar verdiğini ve 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü'nü kazandığını kaydeden Dr. Yıldız, 2001 yılında üniversiteyi bittirdikten sonra master yapmak için özel burs kazanarak ABD'ye gittiğini söyledi.
Başarısının tesadüf olmadığını, yüksek motivasyonla çalışmasının başarıyı getirdiğini vurgulayan Dr. Yıldız, şöyle dedi:
''Düzenli bir insan değilim. Ders çalışırken motivasyonum çok yüksekti. Lisede o kadar kendimi derse vermiştim ki dış etkenlerden kendimi soyutlayabiliyordum. Mesela Türkiye'de hiç cep telefonu kullanmadım. Zararlı olduğunu düşündüğüm için hem de insanı meşgul eden bir cihaz olduğu için kullanmadım. Cep telefonlarının öğrencilerin motivasyonunu dağıttığını onları boş yere oyaladığını düşünüyorum.'' Proteinlerle ilgili çalışmasını İllinois Üniversitesi Paul Selvin Laboratuvarı'nda yaptığını söyleyen Dr. Yıldız, 18 Şubat'ta Nobel ödüllü bilim adamlarının da katılacağı törende, buluşundan dolayı 25 bin dolarla ödüllendirileceğini belirtti.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 03-03-2006   #8 (mesaj-linki)
Medya HABER

2 Mart 2006 Nusaybin'de izinsiz gösteri: 10 yaralı



Mardin'in Nusaybin ilçesinde, Dargeçit'teki operasyonda öldürülen Suriye uyruklu teröristlerin cenazesini karşılayan grubun polise taşlı saldırıda bulunması üzerine çıkan olaylarda 5'i polis, 10 kişi yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, Mardin'in Dargeçit ilçesine bağlı Belen köyü Yanılmaz deresi bölgesinde düzenlenen operasyonda ölü ele geçirilen ve aileleri tarafından tespit edilerek Diyarbakır Devlet Hastanesi morgundan alınan teröristlerden Suriye uyruklu Fevzi Hesko ile Halıd Şeh Ali'nin cenazeleri Suriye'ye götürülmek üzere Nusaybin'e getirildi.
Sakarya Caddesi'nde cenazeleri karşılayan bir grup, terör örgütü PKK lehine sloganlar atarak, yürüyüş yapmak istedi. Güvenlik güçlerinin, yürüyüşün yasal olmadığını belirterek, gruptakilerin dağılmalarını istedi.
Bunun üzerine gruptakilerin güvenlik güçlerini taşlaması üzerine çıkan olaylarda 5'i polis, 10 kişi yaralandı.
Yaralılar, Nusaybin Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Yetkililer, çıkan olayda bazı kişilerin gözaltına alındığını ve ara sokaklara kaçarak eylem yapmak isteyen küçük grupların dağılması için çalışmaların devam ettiğini kaydettiler


İstanbul'da 30 ton kaçak mazot ele geçirildi

A.A

Büyükçekmece ve Fatih'te düzenlenen operasyonlarda, 30 ton kaçak mazot ele geçirildi.

İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, durumundan şüphelenilen İbrahim S. yönetimindeki 16 BP 707 plakalı kamyon, TEM Otoyolu Büyükçekmece mevkiinde durduruldu.

Kamyonda yapılan incelemelerde, kasasına yerleştirilen bir tankın içinde 25 ton kaçak mazot ele geçirildi.
Bu arada, Fatih Vatan Caddesi üzerinde durdurulan Levent Ç. yönetimindeki 34 UG 0472 plakalı kamyondaki bidonlar içinde de 5 ton kaçak mazot bulundu.

Kamyon şoförleri İbrahim S. ve Levent Ç. gözaltına alınarak, haklarında gerekli yasal işlemlere başlandı.

Kurtulmuş'u seçin AKP'den 30 vekil gelsin

ANKA

Necmettin Erbakan’ı, cezaevine girmekten kurtaracak yasal düzenlemenin ardından Saadet Partisi’nin kongre hazırlıkları hız kazandı.

Necmettin Erbakan’ı cezaevinden kurtaran yasal düzenlemenin ardından Saadet Partisi’nde (SP) kongre hazırlıklarına hız verildi. SP’de Nisan ayının ilk haftasında kongrenin gerçekleşmesine yönelik çalışmalar artırıldı. İl ve ilçe kongreleri bu doğrultuda devam ederken, AKP ile ilgili gelişmeler, izlemeye alındı.

"DEĞİŞMEYEN EMANETÇİ"

Necmettin Erbakan, "değişmeyen emanetçi" olarak Recai Kutan’ın yeniden seçilmesi için harekete geçti. Ancak bir dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu gibi partinin il başkanlığını yürüten Numan Kurtulmuş’un adaylığı parti içinde seslendirilmeye başlandı.

Numan Kurtulmuş bir süredir Erbakan ile görüşerek tek aday olarak kongreye gitmek istediği ancak Erbakan’ın, Kurtulmuş’un adaylığına sıcak bakmadığı belirtiliyor.

Bu arada SP kulislerinde CHP’den gelen "Numan Kurtulmuş’u seçerseniz en az 30 AKP milletvekili size gelecek" haberleri harekete neden oldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Numan Kurtulmuş ile ilgili gelişmeler üzerine, "Hiçbir AKP’li Hoca’nın partisine karışmasın" mesajı iletti.

Ağca'nın avukatı: Ağca tahliye edilebilir

A.A

Mehmet Ali Ağca'nın avukatı Mustafa Demirbağ, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Ağca'ya gazeteci Abdi İpekçi cinayeti ve 2 ayrı gasp suçundan verilen cezaların içtimasına ilişkin Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004'te verdiği kararı bozmasının, “müvekkilinin lehine olduğunu” söyledi.

Demirbağ, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin kararıyla, 20 Ocak 2006 günü Kartal İnfaz Savcılığı'nca hazırlanan ve Ağca'nın 18 Ocak 2010 tarihinde tahliye edilmesini belirten müddetnamenin değişeceği görüşünü dile getirdi.

Mustafa Demirbağ, bu karardan sonra Kartal İnfaz Savcılığı'nın, Ağca'nın Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2 ayrı gasp, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Abdi İpekçi cinayeti cezaları ile İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Papa suikastıyla ilgili “yeniden hüküm verilmesine yer olmadığına” dair kararlarını içtima ederek, yeni bir müddetname hazırlayacağını kaydetti.

Demirbağ, “Ağca hakkındaki infaz, belirlenen yeni cezalar üzerinden yapılacak. Yeni müddetname de bunlar esas alınarak düzenlenecek. Bu duruma göre yeni hazırlanacak müddetnameyle Ağca'nın derhal tahliye edilmesi söz konusu olabilir” dedi.

Ağca dosyası üzerindeki tüm tartışmaların, İtalya'da yattığı yaklaşık 20 yıllık sürenin infazda sayılıp sayılmayacağı konusu üzerine kurulduğunu kaydeden Demirbağ, Yargıtay'ın bozma ilamının da bu çerçevede olduğunu söyledi.
Demirbağ, “Eğer İtalya'daki ceza sayılırsa, Türkiye'de hangi suçtan ne kadar ceza alırsa alsın hiçbir anlam ifade etmeyecek. Ama sayılmazsa bu tartışmalar devam eder” diye konuştu.

Ağca'nın İtalya'da yatmış olduğu sürenin içtima edilmesiyle ilgili geçen ay içinde Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurduklarını hatırlatan Demirbağ, bu mahkeme karar vermeden yeni müddetnamenin hazırlanmasının doğru olmadığını savundu.

Demirbağ, yeni müddetnamenin hazırlanmasının 1-2 ay zaman alabileceğini ifade etti.

ADALET BAKANI HAKKINDAKİ SUÇ DUYURUSU

Mustafa Demirbağ, Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesi sonrasında Adalet Bakanı Cemil Çiçek hakkında “tarafsız tutum izlemediği, görevi kötüye kullandığı” iddiasıyla yaptıkları suç duyurusunun, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlikle sonuçlandırıldığını kaydetti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takipsizlik gerekçesi olarak, Anayasa'nın 100. ve TBMM içtüzüğünün 107. maddesini gösterdiğini ifade eden Demirbağ, “Gerekçede, 'Başbakan ve bakanlar hakkındaki soruşturma yetkisi TBMM'ye ait olup, başsavcılığımızın bu kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yetkisi bulunmadığından mevcut anayasal sistem nedeniyle Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek hakkında soruşturma açılmasına gerek olmadığı' belirtiliyor” dedi.

Demirbağ, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararıyla ilgili itirazda bulunacaklarını bildirdi.


Türkiye Yalçın Küçük'e 6 bin 450 euro ödeyecek

A.A

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen Yalçın Küçük davasında "dostane çözüm"ü tercih etti. Bu çerçevede, Ankara, Küçük’e 6 bin 450 euro (10 bin 70 YTL) ödeyecek.

1999 yılında bölücülük propagandası yaptığı gerekçesiyle Ankara DGM tarafından üç yıl dokuz ay hapis cezası çarptırılan Yalçın Küçük’ün ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği gerçekesiyle 2000 yılında AİHM’ye yaptığı başvuru üzerine açılan davada "dostane çözüm"e varıldı.

Türkiye’nin "dostane çözüm" yöntemi çerçevesinde Yalçın Küçük’e 6 bin 450 euroyu ödemeyi kabul etmesi üzerine dava düşürüldü.



İki aile arasında bıçaklı kavga: 1 ölü

A.A

Altındağ'da iki aile arasında çıkan tartışmada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Babür Caddesi'ndeki bir apartmanda oturan ve daha önceden aralarında husumet bulunduğu öğrenilen iki aile arasında tartışma çıktı. Ailelerden birinin taşınması sırasında komşu Hanefi K. ile eşya taşıyan Serkan ve Kenan T. arasında tartışma başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Hanefi K, bıçakla Serkan ve Kenan T'ye saldırdı.

Aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan Serkan T, kaldırıldığı Ankara Hastanesi'nde hayatını kaybederken, Kenan T. ise tedavi sırasında hastaneden kaçtı. Hanefi K. de ifadesi alınmak üzere Altındağ İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Olayın ardından Babür Caddesi ve Ankara Hastanesi acil servis önünde çevik kuvvet polisi önlem alırken, Serkan T'nin ölüm haberini alan bazı yakınlarının hastane önünde fenalık geçirdiği görüldü.

Bu arada, olayı araştırmak üzere olay yerinde bulunan bir polis memuru, telsiz anonsundan çalıntı olduğunu öğrendiği bir otomobilin olay yerinden geçtiğini fark etti. Takibe alınan otomobil durdurularak, kimliği öğrenilemeyen sürücüsü gözaltına alındı.

Silivri'de kuş gribi görüldü

İsmail GÜÇLÜ/İSTANBUL, (DHA)

Silivri'nin Celaliye Beldesi'nde bir evin bahçesinde tavuk leşinden alınan örnekte kuş gribi görüldü. Celaliye Belde Belediye Başkanı Bilge, “Kuş gribinin kesinleşmesi üzerine beldedeki kanatlı hayvanlar itlaf edildi” dedi.

Silivri’nin Celaliye Beldesi'nde Cemil Mar’a ait evin bahçesinde telef olan tavuk nedeniyle 3 kilometrelik alanda karantina uygulaması başlatıldı. Celaliye Belde Belediye Başkanı Rıdvan Yavuz Bilge, ihbarın kendilerine salı günü geldiğini belirterek, “Bunun üzerine tavuktan örnek alındı. Yapılan incelemede alınan örnek pozitif çıktı. Kuş gribinin kesinleşmesi üzerine beldedeki bütün kanatlı hayvanlar toplatıldı. Toplam 3 bine yakın kanatlı hayvan itlaf edildi, Karantina uygulaması devam ediyor. Tavuğun bulunduğu evdeki bir çocuk hastaneye kontrole götürüldü. Herhangi bir hastalığa rastlanmadı” dedi.

Celaliye beldesi sakinleri karantina uygulaması üzerine evlerindeki tavukları görevlilere teslim etti.


Askeri savcı el koydu

ANKA

Küre operasyonunda gözaltına alınan Kasım Zengin askeri savcıya verdiği ifadede "Özel Kuvvetlere bağlı görevimizi yaptık" dedi. Zanlıların arşivinde tüm askeri psikolojik harekat dökümanlarına rastlanırken skandala adı karışan üç polis şefi hakkında soruşturma açıldı.


Küre Operasyonu’nda yakalananların soruşturmasında yeni aşamaya gelindi, çete lideri olduğu iddia edilen Kasım Zengin askeri savcı tarafından sorgulandı. ANKA’nın edindiği bilgiye göre, askeri savcılık, zanlı Kasım Zengin ile Mustafa Aksoy’a savcılık devlete ait sır kapsamındaki belgelere sahip olmak ve çoğalmaktan soruşturma başlattı.
Zanlılarda Ankara Emniyeti’nin yaptığı operasyonda tutuklanan Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı Nuri Bozkır’dan aldıkları öğrenilen üç doküman CD’si bulunmuştu. Binlerce yazılı dökümanın bulunduğu CD’lere ilişkin inceleme yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, belgelerin "devlet sırrı" kapsamında olduğunu belirleyerek, Zengin ve Köroğlu Güvenlik Şirketi’nin sahibi Aksoy hakkında dava açıldı.
ARŞİV DEĞİL SANKİ KÜTÜPHANE
Zanlıların elinde Türkiye’nin Irak’taki tüm operasyonlarından, ülke içindeki askeri kuvvetlerin yaptığı psikolojik harekat ve yapılanmalara ilişkin 2000-2006 yılları arasındaki tüm dökümanların bulunduğu öğrenildi. Bu arada ifadesinde Yüzbaşı Bozkır’a bağlı olarak faaliyet gösterdiğini ve emirler çerçevesinde hareket ettiğini iddia eden, çete lideri Kasım Zengin de bugün tutuklu bulunduğu cezaevinden alınarak Askeri Savcılık tarafından sorgulandı.
Zengin’in Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği ifadeyi tekrarladığı ve "Çok yüksek makamlardaki askeri yetkililerin emirleri çerçevesinde görev yaptığını, Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı çalıştığını, toplumsal hareketleri incelediği, raporladığı ve yönlendirdiğini" söylediği öğrenildi.
POLİSLERE DE BULAŞTI
Geyşan Sauna’nın sahibi Zeliha Tüfekçi’nin ifadesinde suçladığı 3 polis amirine soruşturma açıldı. Tüfekçi’nin dolaylı yollarla çıkar sağladıklarını iddia ettiği eski Ankara Emniyeti Asayiş Müdür Yardımcısı Turgay Karabulak, Ahlak Büro Amiri Mahmut Çetin ve Yardımcısı Akın Güneri hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Biri emniyet müdürü 3 polis amiri önümüzdeki günlerde sauna sahibinin iddiaları çerçevesinde sorgulanacak.


Memur affı haftaya kaldı

Saffet KORKMAZ/ANKARA

Türban nedeniyle verilen disiplin cezalarını da kapsayan memur disiplin cezalarının affına ilişkin tasarının görüşülmesi, "Anayasanın aradığı 330 oy bulunamayabilir" endişesiyle haftaya ertelendi.

Tasarının, bu hafta Genel Kurul'da ele alınması bekleniyordu. Tasarı, 23 Nisan 1999 ile 14 Şubat 2005 tarihleri arasında verilen disiplin cezalarının affını öngörüyor. CHP, 14 Şubat 2005 yerine, yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan disiplin cezalarının affedilmesi için bir önerge hazırladı. Önerge iktidara da iletildi ve AKP'nin buna sıcak baktığı bildirildi.

Maltepe 60 kamerayla izlenecek

A.A

İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yer alan ve 575 kameradan oluşan Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu'nun (MOBESE) bir benzeri, Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde de oluşturuldu.

Maltepe İlçe Emniyet Müdürü Tuğrul Pek'in öncülüğünde ve hayırsever işadamlarının yardımlarıyla kurulan sistem kapsamında, Maltepe'nin ana cadde, önemli merkez ve kavşaklarına 60 kamera yerleştirildi. Bu kameralardan elde edilen görüntüler, çeşitli semtlerdeki 5 ayrı polis noktasında 24 saat izlemeye alındı.

Bu sistem sayesinde, 550 bin nüfuslu ilçede olası trafik kazaları, cinayet, yaralama, kapkaç, hırsızlık, gasp ve benzeri olaylara anında müdahale edilebilecek hale gelindi.

Sistem sayesinde son bir haftada 31 adet ruhsatsız tabanca ve 3 bıçak ele geçiren polis, bu suç aletlerini taşıyan 34 kişi ile çeşitli suçlardan aranan 101 kişiyi yakaladı.

Ayrıca, korsan CD ve DVD ile kitap satışı yapan 14 kişi hakkında yasal işlem yapan polis, bu kişilerle birlikte 32 bin adet korsan ürün ele geçirdi.


Kredi kartı borçlularına destek

A.A.

Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER), Banka ve Kredi Kartları Yasası'ndan yararlanmak isteyen kredi kartı borçlularına destek olmak amacıyla ücretsiz online ihtarnameleri web sitesinde kullanıma sundu.

TÜ-MER Genel Başkan Yardımcısı ve Hukuk Komitesi Başkanı Avukat Faruk Hançer, yaptığı yazılı açıklamada, 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun dün itibariyle Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğine işaret etti.

Bu yasanın, kredi kartı borcundan dolayı temerrüde düşen veya icraya verilen tüketiciler için getirdiği geçici 4. maddesi gereğince, borçların yapılandırılarak 18 taksite bölünmesi için 60 günlük başvuru süresinin dün başladığını kaydeden Hançer, TÜ-MER'in söz konusu yasa maddesinden yararlanmak isteyen kredi kartı mağduru tüketiciler için iki ayrı “online ihtarname” programı hazırlayarak merkezin www.tumer.org adresinde kredi kartı mağdurlarının kullanımına sunduğunu belirtti.

Açıklamaya göre, kredi kartı mağduru tüketiciler, durumlarına uygun olan programı seçerek formdaki yönlendirmeler doğrultusunda gerekli bilgileri doldurduktan sonra “Yazdır” butonuna bastıklarında, ihtarnameleri ilave uğraşa gerek kalmaksızın hazır olacak. Tüketicilere ise ihtarnameleri imzalayıp muhatabına, (banka veya banka avukatı) noter, elden teslim veya iadeli taahhütlü posta yolu ile ulaştırmaları kalacak.

İhtarnamelerini elden teslim edecek olan tüketiciler, ihtarnamelerden iki tane yazdırıp bir nüshasını bankaya veya avukatına verecekler. Kendisinde kalacak diğer nüsha üzerine ise “alındı” notu ile birlikte, tarih ve kaşe bastırıp imzalatmaları gerekiyor.

ÖDEME PLANINA DİKKAT UYARISI

Avukat Faruk Hançer, kendisine dönem sonu borcunun ödenmesi için ihtar çekilmiş, haklarında icra takibi başlatılmış veya 31 Ocak 2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kredi kartı borçlularının bu yasadan yararlanacaklarına işaret ederek, şöyle dedi: “Geçmişte yaşanan sıkıntıların tekrar etmemesi için yasadan faydalanmak isteyen tüketicilerin başvuru neticesinde düzenlenecek olan ödeme planını mutlaka kontrol etmelerini ve çok dikkatli davranmalarını, yasanın dışında farklı bir ödeme planını kabul etmemelerini, ayrıca imzaladıkları ödeme planının bir suretini almaları konusunda uyarıyoruz.”
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 03-03-2006   #9 (mesaj-linki)
Cvp: Medya HABER

Gerçek katil kim
Annesini ve dört kardeşini öldürdükten sonra afla serbest kalan katil, yine katliam yaptı. MİT’i bir şey sanırdık
Şemdinli Komisyonu'na bilgi veremeyen MİT'e CHP'den sert eleştiri: Kof bir kurummuş. Çocuğunun katili oldu
Aynı aileden 1'i çocuk 3 kişiyi öldüren ve ölen çocuğun babası olduğu belirlenen kişi, müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Müthiş itiraf
Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Svoboda: "Gül kapalı kapılar arkasında bana dedi ki..." Gül, haberi yalanladıBabam da beni sattı
Ünlü oryantal Asena, "Babam da beni sattı. Zaten benim ne annem, ne de babam var" dedi. En pahalısı 420 bin YTL
Yeni modellerin yer aldığı Cenevre Otomobil Fuarı'nın en pahalı arabası 420 bin YTL'lik Mercedes oldu. Anelka'lı Fransa mağlup
2006 Dünya Kupası'na hazırlanan Fransa, konuk ettiği Slovakya'ya 2-1 yenildi. A Milliler'in Ümit'i var: 2-2Koca dehşeti
Ankara Dikmen'de ayrı yaşadığı karısıyla tartışan koca evi ateşe verdi. Yanan çift, 6. kattan düşerek can verdi. Kadın yolla
Kadın pazarladığı iddia edilen kadının telefon görüşmelerindeki ilginç diyaloglar. Karnaval bitti, anısı kaldı
Brezilya'nın Rio kentinde yine coşkulu ve renkli bir karnaval yaşandı. İşte objektiflere takılanlar. Eurovision şarkısı açıklanıyor
Sibel Tüzün'ün Eurovision'da Türkiye'yi temsil edeceği parça 4 Mart'ta açıklanıyor. İşte ayın güzeli Pamela
Hürriyet'in ayın güzeli anketinde Pamela David birinci oldu. İşte David'in çarpıcı fotoğrafları. GÜNDEM Nusaybin'de izinsiz gösteri: 10 yaralı İstanbul'da 30 ton kaçak mazot CHP'den SP'ye: Kurtulmuş'u seçin Maltepe 60 kamerayla izlenecek Memur affı haftaya kaldı Atatürk’ün havuzunu yaptırdıEKONOMİ Kredi kartı borçlularına destek Doğalgaz zammına tüketici tepkisi Tekstilde KDV indirimi müjdesi Cepte vergi düşecek Döviz rezervinde yeni rekor Avrupa Merkez Bankası faiz yükselttiDÜNYA Siyanürle zehirlendiler ABD’den Karadeniz girişimi Bush'un ziyaretini protesto: 4 ölü Papa’dan ekümenlik girişimi mi CIA soruşturmasına destek yok 116 baş kesen militan yakalandıSPOR Kayserispor-F.Bahçe maçı Demirlek'in G.Saray'ı zirvede bırakacağız Fatih Terim: Yeni bir nesil geliyor Del Bosque Real Madrid yolunda Atlanta uzatmada kazandı: 113-111 Futbol-Sen kuruluyor

Son Düzenleyen Misafir; 03-03-2006 @ 06:43.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 03-03-2006   #10 (mesaj-linki)
Cvp: Medya HABER

HER YERDE VARIZ




Eyfel Kulesi´nin en üst katında, balkonu çevreleyen korkuluklarin üzerinde,"Gülü bir gün, Felek´i her gün, gülü solana kadar, Felek´i ölene kadar seveceğim" yazıyormuş.
• Notre Dame Kilisesi´ndeki kulenin en tepesinde, doğu tarafina bakan duvarda koca koca harflerle "T.C. EMİNE" yazısı varmış.

• Avustralya´daki ünlü Bonde plajını çevreleyen duvarın biryerinde, devasa harflerle, "Nuray ara beni kuşum" yazıyormuş.

• İsviçre´nin Basel kentindeki en büyük kilisenin duvarında "İbrahim Tatlıses tek tek" yazıyormuş.

• Suudi Arabistan, Medine garındaki istasyonun duvarında,
"Tekrar gelecegiz" yazıyormuş. Altinda da, "Osmanlı" imzası varmış.

• Malum, Londra´nin Greenwich kentinden 0 (sıfır) meridyeni geçer. Temsili olarak duvara metalden bir çizgi çekilidir. Tam o çizgininyanında, duvarda, "Burayı da gördüm ya,artık ölsem de gam yemem! "yazıyormuş.

• Meksika´daki Maya tapınaklarında, en büyük piramitin bir
odasının duvarına, "Ne mutlu Türküm diyene!" yazısı kazınmış...
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
24 saat açık kız msnleri, 24 saat açık olan kız msnleri, her gün açık kız msnleri, her gün açık olan kız msnleri, hergün açık olan kız msnleri, şu anda açık kız msn si, şu anda açık kız msnleri, şu anda açık olan kız msn si, şu anda açık olan kız msnleri, şu anda msn si açık olan kızlar,
Medya Haber Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Peygamberimizin Geleceğe Dair Verdiği Haberler asla_asla_deme Hz. Muhammed 5 3 Hafta Önce 16:12
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hakkında ThinkerBeLL Hz. Muhammed 144 26-08-2008 21:54
Adnan Oktar (Adnan Oktar Kimdir? - Adnan Oktar Hakkında) Mystic@L Edebiyat tr 3 30-01-2008 15:07
İslam Tarihi - Kureyşin Düşmanlığı ve İşkence thedoctor_611 Müslümanlık/İslamiyet 0 07-06-2007 18:19
İslam Tarihi - Ayrılık Gününe Doğru thedoctor_611 Müslümanlık/İslamiyet 0 07-06-2007 16:24
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 19:17Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.23366308 saniyede (57.20% PHP - 42.80% MySQL) 9 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR