Arama

Medya Haber - Sayfa 4

Güncelleme: 13 Ekim 2017 Gösterim: 570.504 Cevap: 1.864
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
5 Nisan 2006       Mesaj #31
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
silah Edremit Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan huzur operasyonunda 17 yaşındaki bir çocuğun üzerinden iki tabanca çıktı. Son zamanlarda ilçede yaşanan asayiş olaylarının ardından polis, ilçe merkezi ve Akçay beldesinde düzenlediği operasyonda haklarında ihbar bulunan kişiler üzerinde ve araçlarında aramalar yaptı. Aramalar sırasında 17 yaşındaki A.K.'nin üzerinde iki adet ruhsatsız tabanca çıktı. Emniyet güçleri tarafından alınan mahkeme kararıyla daha önceden silah taşıdıkları tespit edilen iki grubun üyelerinin adreslerine de operasyon düzenlendi. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen ve değişik noktalarda eşzamanlı yapılan baskınlar 35 dakika sürdü. Baskınlarda 8 adet çeşitli çap ve markalarda tabanca, biri kısa namlulu olmak üzere toplam 4 adet tüfek ve 8 adet 6136 sayılı kanuna muhalefet kapsamına giren bıçak ile baskınların gerçekleştiği mekânlardaki masaların altına atılmış 30 adet bıçak ele geçirildi.
Sponsorlu Bağlantılar
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
6 Nisan 2006       Mesaj #32
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Geride bıraktığımız mart ayı İspanya için çok önemli gelişmelere sahne oldu. 22 Mart günü Sosyalist lider Jose Luis Rodriguez Zapatero başkanlığındaki İspanya hükümeti ile Sosyalist lider Pasqual Maragall başkanlığındaki Katalunya hükümetinin anlaştıkları açıklandı.

Sponsorlu Bağlantılar
Anlaşma uyarınca Katalanlar kendilerine “millet” denmesi hakkını ve özerkliklerini genişleten yetkiler elde ettiler. Aynı 22 Mart günü, 1959’dan bu yana İspanya ve Fransa’daki Baskları birleştirecek bağımsız bir devletin kuruluşu için mücadele eden ETA (Euskadi Ta Askatasuna / Bask Yurdu ve Özgürlüğü) örgütü, 24 Mart’tan itibaren kalıcı ateşkes ilan ettiğini duyurdu. ETA’nın açıklamasından kısa süre sonra Bask bölgesinin başbakanı, Bask Milliyetçi Partisi lideri Juan Jose Ibarettxe, terör döneminin artık geride kaldığını, “Bask halkının geleceğini barış ve özgürlük içinde tayin etmesine izin verilmesi zamanının geldiğini” söyledi. İspanya’nın geniş özerkliğe sahip tarihi bölgeleri Katalunya ve Bask Ülkesi ile ilgili bu gelişmeler “İspanya dağılıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Bu soruyu yanıtlayabilmek için İspanya’nın yakın tarihine kısaca göz atmamız gerekiyor.
Cumhuriyetçi sol ile monarşi yanlısı sağ arasındaki iç savaşı (1936-39) ikinciler kazandı. İspanya 1975’te ölümüne kadar General Francisco Franco diktatörlüğü altında kaldı. Bu dönemde tamamen merkeziyetçi bir yönetim kuruldu; geçmişte geniş özerkliğe sahip Katalan, Bask ve Galiçya bölgelerinin dillerini konuşmaları dahi yasaklandı. 1977 yılında yapılan seçimlerle demokrasiye geçildi. Sağ ve sol bütün siyasi akımlar yanında Katalunya, Bask Ülkesi ve Galiçya temsilcilerinin, demokratikleşmeye destek veren Kral Juan Carlos’un nezaretinde yürüttükleri uzun müzakerelerden sonra üzerinde anlaştıkları anayasa 1978’de referandumla kabul edildi. İspanya’yı “Milliyetlerden ve bölgelerden oluşan” bir “Millet” olarak tanımlayan anayasa ile ülke farklı ölçülerde özerkliğe sahip ve zamanla Madrid ile yapacağı müzakereler yoluyla özerklik alanını genişletebilecek 17 bölgeye ayırdı. En geniş özerklik tarihi bölgeler Katalunya, Bask Ülkesi ve Galiçya’ya tanındı. Kendi bayrak, parlamento ve hükümetlerine sahip olan bu bölgeler, eğitim, sağlık, yerel yargı ve polis hizmetleri alanında özyönetime sahip oldular. Bölgeler arasında gelişmişlik farkını gidermek için bir “Bölgelerarası Tazmin Fonu” kuruldu. Bu fonun yükünü fiilen görece zengin bölgeler olan tarihi bölgeler yüklendi. Anayasa, İspanyol ordusu içindeki Franco geleneğine bağlı subayların tepkisini çekti. 1981’deki darbe girişimi, ordunun büyük bölümünün Kral’a bağlı kalması sonucu bastırıldı. 1982’de NATO’ya, 1986’da AB’ye, 2001’de Avrupa Para Birliği’ne giren İspanya, bugün Avrupa’nın en özgür ve en zengin ülkelerinden biri. AB’nin beşinci büyük ekonomisi olan İspanya’da kişi başına düşen milli gelir 1960’larda 500 dolar düzeyindeyken, bugün 26 bin dolara yaklaşıyor.
Günümüz İspanyası’nda en önemli siyasi sorunlarından biri, Katalan ve Bask bölgelerinin özerkliklerini genişletme mücadelesi. 2004 seçimlerinden birinci parti olarak çıkan; fakat parlamentoda çoğunluk sağlayamayan Zapatero liderliğindeki Sosyalistler, kurdukları azınlık hükümetine özerkliğin genişletilmesi vaadiyle Katalan partilerinin desteğini sağladı. Geçen eylül ayında başkenti Barcelona olan 7 milyon nüfuslu Katalunya parlamentosu ezici bir çoğunlukla, özerkliği genişleten tasarıyı kabul ederek onay için İspanya Parlamentosu’na gönderdi. Tasarı özellikle milliyetçi ve muhafazakar İspanyolların büyük tepkisini çekti. Ordu Komutanı General Jose Mena Aguado, komutasındaki subaylara yaptığı bir konuşmada, “ülkenin birliğinin tehlikeye düşmesi halinde” anayasanın askerlere müdahale hakkı verdiğini söyledi. Bunun üzerine tutuklandı ve ordudan çıkarıldı. Katalunya ve Bask bölgelerindeki gelişmeler İspanya’yı dağılmaya mı götürüyor? İspanya’dan çıkarılabilecek dersler nelerdir? Bu soruları gelecek yazıda yanıtlamaya çalışacağım...

GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
6 Nisan 2006       Mesaj #33
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Irak’ta şiddet sürüyor

Medya HaberIrak’ta şiddet sürüyor. Bomba yüklü bir araç, Necef’in kuzeyinde bulunan Selam Vadisi Mezarlığı yakınlarında infilak etti. Saldırının düzenlendiği yer, Şiiler için kutsal olan Hazreti Ali Türbesi’ne 300 metre mesafede. En az 15 kiºinin öldüğü, 30 kişinin de yaralandığı saldırının ardından kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Polis ve Şii güvenlik güçleri tarafında sıkı korunan Necef kentinde bu tür saldırıların nadir düzenlediğine dikkat çekilirken, Şiilerin bu tür saldırıları büyük bir kışkırtma olarak değerlendirdikleri belirtiliyor.
Sabah saatlerinde Başkent Bağdat’ın batısındaki Felluce’de bir askeri kontrol noktasına düzenlenen saldırıda da 7 kişi hayatını kaybetmişti.


Şırnak'ta uyus salgını


Medya HaberŞırnak’ın Cizre ilçesinde yaklaşık 15 bin öğrenci uyuz oldu. Salgın nedeniyle ilköğretim okulları tatil edildi.
Bugüne kadar ilçedeki yaklaşık 30 bin öğrencinin yarısında uyuz hastalığının görüldüğünü söyleyen yetkililer, tatil edilen okulları deterjanlı su ile yıkayarak dezenfekte işlemine başladı. İlçede sokaklarda da ilaçlama yapılıyor.
Cizre’deki uyuz salgınının ilçede iki haftadır şebeke suyunun akmamasının yolaçtığı bildiriliyor. Uyuzun salgın boyutuna ulaşmasında eczanelerde yeterince uyuz ilacı bulunmamasının da etkili olduğu öğrenildi


Bild: Esas suçlu Almanlar


Medya HaberAlman Bild gazetesi, ülkede yoğun şekilde sürdürülen uyum tartışmalarına yer verdiği haberinde, Berlin'de yaşayan yabancıların görüşlerini aktardı.
''Esas suçlu Almanlar'' başlığıyla verilen haberde, 63 yaşındaki Muzaffer adında bir Türkün, ''Almanlar arasında hala yabancılardan nefret ediliyor. Politika da yabancı düşmanı. Medya tek yönlü yayınlar yapıyor'' dediği ifade edildi.
Seçil adlı 27 yaşındaki bir Türk kadını da ''Almanlar suçlu. Bu kadar fazla yabancıyı, şehirlerde eşit şekilde dağıtmalıydılar'' dedi.
Perihan isimli 33 yaşındaki bir Türk kadını, Alman yasalarının din düşmanı olduğunu savunurken, Hüseyin adlı diğer bir Türk ise Almanların ülkeye çok sayıda yabancı gelmesine izin vererek hata yaptığını söyledi.
Turan adında 33 yaşındaki bir Türk de Almanya'ya ilk gelen yabancılara Almanca kursları verilmediğine ve bu kişilerin sadece çalıştırıldığına dikkati çekti.
Marina adında 27 yaşındaki bir Rus kadını da Almanların soğuk olduğunu ve hiçbir duygusallık göstermediğini belirterek, ''Sadece maddiyatı düşünüyorlar'' dedi.
Berlin'de 17 Eylül'de yapılacak eyalet meclisi seçimlerinde Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) adına başbakan adayı olan Savunma Bakanlığı Müsteşarı Friedbert Pflüger ise gazeteye yaptığı açıklamada, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Sol Parti'den oluşan Berlin eyalet hükümetinin çok kültürlülük hayalleriyle uyum ve eğitim politikalarını ihmal ettiğini savundu.
Pflüger, 4 yaşındaki tüm yabancı çocuklarına Almanca testi mecburiyeti getirilmesini, okullarda şiddet uygulayan öğrencilere karşı polisin devreye sokulmasını ve sürekli şiddete başvuran öğrencilerin gözaltına alınmasını istedi.
Pflüger, Berlin eyaletinde başbakan olması halinde Almanca bilmeyen hiçbir yabancı çocuğunun okul eğitimi alamayacağını kaydetti.
Öte yandan Berlin'de görev yapan yaklaşık 200 öğretmen, bir toplantı yaparak, aşırı şiddet olaylarından şikayetçi olan ''Rütli Hauptschule'' okulundaki öğretmenlere destek verdi.
Toplantıda konuşan bir öğretmen, bazı Arap öğrencilerin 14 kardeşi bulunduğunu, kendileriyle bir sorun ortaya çıktığında tüm kardeşleri karşılarında bulduklarını ve hakarete uğradıklarını söyledi.
Öğretmenler, sorunları Berlin eyaleti Eğitim Bakanlığı'na ilettiklerini, ancak bugüne kadar yapıcı önlemler alınmadığını belirttiler.

GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
7 Nisan 2006       Mesaj #34
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
İnternet hızı 10 katına çıkacak

Medya HaberAkdeniz kablo ağı pazarının ''yüzde 86'sına sahip olan'' İtalyan şirketi MedNautilus Telekomünikasyon'un, deniz altı fiber optik kabloları ile Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayacağı bildirildi.
MedNautilus Telekomünikasyon'dan yapılan açıklamada, şirketin Telekomünikasyon Kurumu'ndan Altyapı İşletmeciliği Hizmeti Lisansı alarak, alternatif deniz altı fiber optik kablo ağı ile Türkiye'yi dünya telekomünikasyon ağına bağlayan ilk özel teşebbüs olmaya hak kazandığı belirtildi.
MedNautilus Üst Yöneticisi (CEO) Avi Rozenfeld, pazarın serbestleşmesiyle MedNautilus olarak, doğrudan sermaye yatırımı şeklinde ilk üç yıl için 35 milyon dolara yakın bir yatırım yapmayı planladıklarını belirterek, bu yatırımlarla Türkiye'nin mevcut yurtdışı internet hızının 10 katına çıkacağını aktardı.
Önümüzdeki yıllarda bu yatırımın katlanarak büyüyeceğini vurgulayan Rozenfeld, MedNautilus'un pazara girmesiyle Türkiye'de yurtdışı kiralık devre ve yurtdışı internet bağlantı ücretlerinin ve son kullanıcı internet fiyatlarının düşeceğini ifade etti.
Rozenfeld, kapasitenin artmasının yanı sıra Türkiye'nin mevcut yurtdışı bağlantılarına ilave yedek bir fiber optik kablo ağı da oluşturulacağını vurguladı.

BİR UÇTAN BİR UCA TEK OPERATÖR
İstanbul'dan Marmara ve Ege Denizi'ne çekilecek kablonun, MedNautilus'un İtalya ve İsrail ağına bağlanacağını belirten Avi Rozenfeld, şunları kaydetti:
''Böylece, dünyanın tüm büyük şehirlerinde bağlantı noktası bulunan MedNautilus, bu noktalara uçtan uca tek bir operatörle transmisyon (kiralık devre) hizmeti ve IP İnternet bağlantısı hizmeti de verebilecek. Türkiye'nin bu şebekeye eklenmesi, 2005'te 367 Gbps'lik bir trafik taşıyan MedNautilus'a, başlangıçta 60 Gbps'lik bir ilave kapasite getirecek.''

GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
8 Nisan 2006       Mesaj #35
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Şehit Kanı yerde kalmaz

Medya HaberŞırnak'ta 3 gün önce 5 askeri şehit eden terör örgütü PKK üyesi 6 terörist, silahlarıyla birlikte ölü ele geçirildi.
Alınan bilgiye göre, 4 Nisan'da Silopi İlçesi Küpeli Dağı bölgesinde 5 askeri pusuya düşürerek şehit eden terör örgütü PKK üyelerinin yakalanması için Jandarma Komutanlığı ekipleri, bölgedeki operasyonlarını genişletti.
Operasyon kapsamında, güvenlik güçlerinin Küpeli Dağı bölgesinden 2 kilometre uzaklıktaki Yeşilkayalıklar mevkiinde bir grup teröristle sıcak temas sağlaması üzerine bölgeye hava destekli takviye komando birlikleri ile taarruz helikopterleri sevkedildi.
Çıkan çatışmada, 8 kişi olduğu belirlenen teröristlerden 6'sı silahlarıyla birlikte ölü ele geçirildi, 2 terörist ise gece karanlığından yararlanarak kaçtı.
Kaçan teröristlerin yakalanması için bölgedeki operasyonlara devam edildiği bildirildi.



Ordu’da canlı bomba paniği


Medya HaberOrdu’da bir kuran kursunun tuvaletinde meydana gelen patlamada 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Ölenin patlamaya neden olan kadın canlı bomba olduğu belirlendi. Diyarbakır’da da meydana gelen patlamada 1’i çocuk, 3 kişi yaralandı.
Ordu Müftülüğü Yeni Mahalle Kız Kuran Kursu tuvaletinde akşam saatlerinde patlama meydana geldi. Gelen bilgilere göre iki kadın, yetkililerden kuran kursu tuvaletinin anahtarını istedi.
Bu kişiler içeriye girdikten kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Olayda bir kadın öldü.
Emniyet kayankalrı ölen kişinin canlı bomba olduğunu ve üzerindeki patlayıcıyı ayarlamaya çalışırken patlattığını bildiriyor.
Canlı bombanın yanında bulunan diğer kadın da yaralandı. Yaralı kadın hastaneye kaldırılırken, teröristlerin camide şehit polisler için okutulacak mevlitte eylem yapmaya hazırlandığı öğrenildi. Patlamanın, bomba düzeneği kurulurken meydana geldiğinin tahmin edildiği bildirildi.


DİYARBAKIR’DA PATLAMA
Diyarbakır’ın Seyrantepe mevkiinde akşam saatlerinde meydana gelen patlamada da 1’i çocuk, 3 kişi yaralandı.
Elazığ Caddesi’ndeki Kolordu Kavşağı yakınlarında saat 17.45’te bir patlama meydana geldi.
Güvenlik personelini taşıyan servis araçlarının da kullandığı yolda meydana gelen patlamada, Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü’ne ait bir otomobil hasar gördü.
Patlamada, otomobil sürücüsü Abdülkadir Bozbey, Mehmet Mustafa Karakaş ve yoldan geçen 11 yaşındaki Sedat Özmen yaralandı.
Yaralılar hastaneye kaldırılırken patlamayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yetkililer, patlamaya zaman ayarlı bir bombanın yolaçmış olabileceğini söylüyor
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
10 Nisan 2006       Mesaj #36
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Dünya küçüldükçe hastalıkların yayılma hızı artıyor. Kuş gribi daha çabuk yayıldığı gibi, terör de daha çabuk, işgal de daha çabuk, demokrat kılıflı totalitarizm de daha çabuk yayılıyor. Artık sadece dışarıdan gelen hastalıklara karşı korunmak yetmez, kendi hastalıklarımızın yayılmasına engel olmak sorumluluğumuz da var. Fişleme hastalığı karantinası gereken bir viral hastalıktır. Bulaşmak için illa da temas gerekmez. Savaşmak için de bulaşmışlığı beklemek hamakattır.

Fişleme, toplumsal yozlaşmaya yapılmış bir çağrıdır. Birilerinin birilerini bir sebeple fişliyor olduğu bilgisi fişletme arzusunu ve fişletiliyor olabileceği paranoyasını birlikte uyarır. Doğu’nun Batı’ya, bakkalın kasaba, imamın öğretmene güveni kalmaz. İnanmayan, Doğu Almanya’nın ‘fişleri’ açıldığı zaman birbirini fişletmiş olduğu ortaya çıkan karı-kocanın, ana babanın, can dostlarının hikayesini okusun! Veya dönsün Gogol’leri, Tolstoy’ları, Dostoyevsky’leri ortaya çıkaran Çarlık Rusyası’nın fişleme kültürünün yıkılış tarihini incelesin. Yetinmezse Stalinist dönemin sürgün hikayelerini, Hitler Almanya’sının soyu kırmadan önce kurgulayan kafa yapısını görsün. Tarihtir derse şimdinin Beyaz Rusya’sına, Latin Amerika’sına, Saddam Irak’ına baksın.
Fişleme, Alice’in Harikalar Diyarı’nda gördüğü biteviye gülen tavşanın gülmesi gibidir. Zamanla bedeni yok olduğu halde gülüşü devam eden o korkunç tavşan gibi, ölüp gidersiniz de bir yerlerde fişinizin kaldığından haberiniz bile olmaz. Oysa bu dünyada kalacak olan adımızdır. Bedenlerimiz şişlense, dehrin çürütücülüğü karşısında bütün şiş yaraları yok olur. Ama isimlerimiz fişlenirse, an olur ki ismimiz kaybolur, fişimiz kalır.
Fişleme insanın dinginliğine, devinimine, hayat potansiyeline karşı yapılmış hakaretlerin en ağırıdır. İnsan açık bir uzaydır. İnsan için ‘budur’ demek, ‘bu kadardır’ demektir. Oysa insan ‘buraya kadarmış’ diyene kadar ‘bu kadarmış’ denilemeyecek bir hazinedir. Hesap defterleri ölmeden açılmaz. Ölmemişler için ‘hesap defteri’ tutanlar insanı epistemolojik olarak öldüren etik katillerdir. Hayat insanı bilinemez kılar. Yaşayan her ruh haykırır: Ne olur beni bildiğini iddia etme! Ne olur beni o veya bu kelimenin sınırına hapsetme! Ne olur kategorize etme beni! Ne olur tüketme hayat enerjimi! Çünkü bir ben vardır bende benden içeru...
Bilmenin bilineni tamamen pasifleştiren bu türü bilmekten çok bellemektir. Bellemenin iki anlamı akrabadır. Biri bilgiye hükmetme anlamında oryantalizm tecavüzü, öteki bedene tecavüz anlamında ‘oryantal’ tahakküm.
Elbette milletin huzur ve refahından sorumlu olanlar istihbari faaliyette bulunurlar. Elbette bu huzuru hedef aldığından endişe edilen şahıs ve kurumlar hakkında belgeler ve bilgiler el değiştirir, arşivlenir, sınıflandırılır ve gereğinde yok edilir. Ama bu faaliyetler suç unsuru içermeyen, içerme ihtimali bulunmayan vasıflara kadar indirgenemez. Bu anlamda ‘nurculuk’ fişlemesi ne kadar anlamsızsa, ‘eyyamcılık’ fişlemesi de o kadar anlamsız ve zalimanedir. Bunların doğru gözlemler olup olmadığı meselesi zaten tartışılamaz. Çünkü bu gözlemin yapılmış olması yanlıştır. Fişlemenin doğru yapılmış olması, yapılmış olmasının yanlışlığını azaltmaz.
Fişleme, muhatabı hayatı anlatan cümlelerin öznesi olmaktan çıkarıp, nesne olmaya itmek demektir. Oysa insan nesne olamaz. Eylemin bilme, bilenin insan, bilinenin yine insan olduğu durumlarda dahi bilinen insan nesne değil, ikincil öznedir. Bilinen insanı nesneliğe iten, ya kendini ‘üstinsan’ görmekte (Özellikle Nietzsche’nin tabirini kullanıyorum), ya da ötekini insanlık dışı bellemektedir. Bilinen insanın ikincil özne olduğu gerçek hayat şartlarında bilen insan bilir ki, bildiği insan da kendini bilmektedir. Bilme ve bilinmenin birlikte yaşandığı bu karşılıklı bilişim durumu hayattır. Bilinmeden bilme arzusu ilahlık taslayan hayat-üstü bir gizemli güç arayışının, bilmeden bilinme arzusu da bedenini satanların kârıdır. Zalim ‘ya bendensin ya ondan’ dese zulmünü ikiye katlar. Mazlumun dilinde aynı söz adalete yapılmış çağrıdır. Susmak zulme göz yummaksa eğer, işte konuşuyorum: ‘Beni de fişleyin!’ Vatanımın doğusu fişlenip batısı fişlenmiyorsa ben doğuluyum! Fişleyin! Bıyıklısı fişlenip, bıyıksızı fişlenmiyorsa, ben biraz sakal fazlasıyla bıyıklıyım, fişleyin! Vicdan haritamda bulabildiğim bir tek ‘-cilik’im var. Beni de onunla fişleyin.
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
10 Nisan 2006       Mesaj #37
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
İsrail Filistin'i 'düşman' ilan etti

Medya Haberİsrail, Hamas hükümetiyle tüm bağlarını kopardı. Başbakan Ehud Olmert kabinesi, Filistin yönetimini 'düşman' ilan etti.
İsrail ordusu bu kararın ardından, Batı Şeria'daki Eriha'da bulunan bir irtibat bürosundaki Filistinli polisleri bürodan atma kararı aldı.

İsrail ordu sözcüsü, dün verilen talimatın bugün, yerel saatle 12.00 itibarıyla işlerlik kazanacağını belirtti.

Kararın, Hamas egemenliğindeki Filistin Yönetimi ile her türlü irtibatı kesmek isteyen siyasi kadrolar tarafından alındığını ifade eden sözcü, ''ancak insani vakaları çözüme kavuşturmak amacıyla minimum düzeyde bir koordinasyon olacak'' ifadesini kullandı.

Eriha'daki irtibat bürosu, Vered Eriha Yahudi yerleşim biriminin girişinde bulunuyor.

Operasyonlara hız verilecek

Karar uyarınca, Filistinli militanlara yönelik operasyonlara da hız verilecek. İsrail ordusu, bunun ilk işaretlerini geçtiğimiz haftadan bu yana veriyor.

Filistin topraklarından atılan roketleri bahane gösteren İsrail ordusu, geçtiğimiz hafta perşembe gününden bu yana en az 750 top attı.

Top ateşinde, aralarında sivillerin de bulunduğu 14 Filistinli öldü. Saldırılardan sorumlu tutulan İslami Cihad Örgütü ise çok sayıda Filistinlinin ölmesi nedeniyle saldırıları bir haftalığına durdurduğunu açıkladı.

Filistin'de 25 Ocak'ta yapılan seçimlerin galibi Hamas, yeni hükümeti kurmuştu.

2008'e kadar Batı Şeria sınırı çizilecek

Yediot Ahronot gazetesi de Ehud Olmert'in, 2008 yılı kasım ayına kadar Batı Şeria sınırını çizmeyi planladığını yazdı.

Gazete, daha önce 2010 yılını son mühlet gösteren Olmert'in, sınır planının ABD Başkanı George Bush 2009 yılı başında görevinden ayrılmadan önce tamamlanmış olmasını istediğini yazdı.

Ehud Olmert, 28 martta yapılan parlamento seçimlerinden önce ''İsrail'in Batı Şeria ile sınırı, bugünkünden çok farklı olacak'' açıklamasını yapmıştı.

İsrail radyosuna açıklama yapan bir başka yetkili ise, Kadima'nın nisan ayı sonuna kadar yeni bir koalisyon hükümeti kurma çalışmalarını tamamlamayı umduğunu belirtti.


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
11 Nisan 2006       Mesaj #38
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
mektup Mayınlı saldırıda şehit düşen Yarbay’dan geriye, acılı eş ve iki yetimin yanı sıra ilginç bir mektup kaldı. 12 saat içinde askeriyenin ihtiyaç duyduğu mayın telsizlerini alan işadamına Yarbay’ın yazdığı mektup yürekleri dağladı: Vatan için canımızı seve seve veririz.
Elazığ İl Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Yarbay Alim Yılmaz, 43 yaşında terörün hain tuzağına düştü. Arıcak ilçesinde teröristlerin yola döşediği mayın onu hayattan kopardı. Geride iki yetim ve acılı bir eş kaldı. Son olay Yarbay’ın mayınla ilk buluşması değildi. 14 Ağustos 2005'te Elazığ eski Valisi Kadir Koçdemir'e yönelik mayınlı saldırıdan kıl payı kurtulmuştu. Yarbay, daha önce de mayınlarla ilgili çalışmalar yapıyordu. Mehmetçiğin mayınlı saldırılara hedef olduğunu görünce bu konuda çareler aramaya başlamıştı. Mayınların yerlerini tespit eden telsizlere ihtiyaç olduğunu düşünüyordu. Durumu son saldırıdan yaralı olarak kurtulan Elazığ İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Ergülmez'e açtı. Ergülmez de kendisini arayan bir işadamına konuyu iletti. İşadamı 12 saat içinde ihtiyaç duyulan 3 telsizi satın alırken, Alim Yılmaz bu hız karşısında çok etkilendi ve işadamına duygu dolu bir mektup yazdı. Yarbay, 4 Ağustos 2005 tarihli mektubunda, “Tüm gayretlerimiz, analarından emanet aldığımız Mehmetçiklerimizi burunları dahi kanamadan bölücü terör örgütleri ile mücadeleden sonra yine sağ salim analarına teslim etmek için.” dedi. Düşüncelerini ifade etmekte zorlandığını söylerken ekledi: “Bu kutsal mücadelede sizin gibi insanların olduğunu bilmek inanın beni çok duygulandırdı. Giydiğim üniformadan, yaptığım görevden daha bir haz alır oldum. Size layık olmak için daha çok çalışacağımızdan, gerekirse bu uğurda canımızı seve seve vereceğimizden şüpheniz olmasın.”
Şehit Yarbay’ın mektup gönderdiği işadamı, terör örgütünün hedefi olmamak için isminin açıklanmasını istemiyor. Mektubu gösterirken gözyaşlarına hakim olamıyor, boğazında kelimeler düğümleniyor. Duygularını ancak şu sözlerle ifade edebiliyor: “Bu vatan için canlarını korkusuzca feda etmekten çekinmeyen bu kahramanlara borcumuzu ödeyemeyiz. Bakın ben üç cihaz bağışta bulundum diye böyle bir mektup yazmış, oysa onlar bizler için canını veriyor. Ben onun gönderdiği mektubu çerçeveletmiştim. Şehit olduğu haberini aldığımda adeta içime bir kor düştü. Mekanı cennet olur inşallah.” İşadamı, olayın hemen ardından yaralı Albay Ali Ergülmez’i de defalarca aramış. ‘Geçmiş olsun’ dileklerini iletmiş. Elazığ’da şehit düşen Elazığ Jandarma Alay Komutan Yardımcısı Yarbay Alim Yılmaz’ın işadamına yazdığı mektubun tarihi 4 Ağustos 2005. Bu mektuptan on gün sonra 14 Ağustos 2005’te Yarbay Yılmaz, Elazığ eski Valisi Kadir Koçdemir’le birlikte mayınlı saldırıya uğramıştı. Yılmaz, Vali Koçdemir’in makam arabasının yaklaşık 100 metre önünde koruma görevi yapıyordu. Yılmaz bu olaydan sonra yakın arkadaşlarına, "O olayda kıl payı kurtulduk. Elazığ Valisi Kadir Koçdemir'in yüz metre önünde koruma yapıyorduk. Patlama ile birlikte Land Rover'ımız adeta havalandı." dediği ifade edilmişti. Mayın tarama cihazları Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğun olarak kullanıyor. Söz konusu cihazlar gerek karadan gerekse helikopterden çevrede bulunan mayınları havaya uçuruyor.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
11 Nisan 2006       Mesaj #39
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
helikopter Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ait bir helikopterin İstanbul'dan Ankara'ya dönüşü sırasında İzmit'in Uzunçiftlik beldesi Akmeşe köyü yakınlarında düşmesi sonucu dört subay şehit oldu.
Subayların Kara Hava Pilot Yüzbaşı Ulaş Türk (Tekirdağ), Kara Hava Pilot Teğmen Fatih Dabak (Mersin), Kara Hava Pilot Teğmen Turgut Çiçek (Ankara) ve öğrenci Pilot Teğmen Serdar Karanlık (Ankara) olduğu açıklandı. Helikopterin gövdesinin çatısına düştüğü Taurus Pen fabrikasında da iki işçi yaralandı. Yaralılar Kocaeli Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınırken fabrikanın cuma gününden beri grevde olduğu, bu yüzden muhtemel bir facianın eşiğinden dönüldüğü belirtildi.
İstanbul'da bir tatbikata katılan Ankara Güvercinlik Uçuş Eğitim Komutanlığı'na ait UH-1 tipi helikopter, geri dönüş yolunda İzmit Cengiz Topel Deniz Hava Üssü'nde yakıt ikmali yaptıktan sonra tekrar havalandı. Görgü tanıklarının ifadelerine göre askerî helikopter havalandıktan kısa bir süre sonra Uzunçiftlik beldesi Akmeşe köyü yakınlarında havadayken infilak etti. 3 parçaya ayrılan helikopterin pervanesinin yakınlardaki Trakya Birlik, gövdesinin Taurus Pen, kuyruğundan bir parçanın da Çelik Halat fabrikasına düştüğü belirlendi. Helikopterin gövdesinin düştüğü fabrikada çalışan İsmet Alyörük ve İsmail Kalaycı isimli işçilerin yaralandığı ve tedavileri için Kocaeli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldığı öğrenildi. Kocaeli Valisi Erdal Ata, Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile olay yerine gelerek bilgi aldı. Kazanın duyulmasının ardından askerî kurtarma ekipleri ve itfaiye hemen bölgeye intikal etti. Çevrede geniş güvenlik önlemleri alınırken, basın mensuplarının kaza mahalline girmesine izin verilmedi. Askerî savcı kaza ile ilgili inceleme başlattı. İzmit'te UH-1 tipi helikopter Türkiye'de sabıkalı bir geçmişe sahip. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘emektar' vasıflı UH-1 tipi helikopterinden biri de bir ay önce Erzincan'da düşmüş ve 4'ü subay beş kişi şehit olmuştu. 2002 yılıda ise Bandırma 6. Ana Jet Üssü'ne bağlı UH - 1 tipi bir helikopter eğitim alanına inişe geçtiği sırada düşmüş, iki üsteğmenle dört astsubay yaralanmıştı. 1999'da Darıca'dan İstanbul'a malzeme götüren UH-1 tipi askerî helikopter, Bayramoğlu açıklarında denize düşmüştü.


Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
12 Nisan 2006       Mesaj #40
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Kocaeli’nin Uzunçiftlik beldesinde önceki gün meydana gelen helikopter kazasında şehit olan Kara Pilot Yüzbaşı Ulaş Türk, Kara Pilot Teğmenler Serkan Karanlık, Fatih Kaban ve Turgut Çiçek için Kara Havacılık Komutanlığı’nda cenaze töreni düzenlendi. Törene, şehit pilotların aileleri, komutanları ve yakınlarının yanı sıra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile çok sayıda asker katıldı. Şehit pilotların biyografilerinin okunmasının ardından Albay Osman Delikanlı, duygulu bir konuşma yaptı. 4 pilotun, şahadet mertebesine ulaştığını kaydeden Albay Delikanlı, “Acımız çok büyüktür. Onları, milletimizin ve vatanın bölünmez bütünlüğü için yürekleriyle, bilekleriyle, düşünceleriyle yılmadan savaşmış ve bu uğurda canlarını bağışlamış, yine bu toprağın bağrından çıkmış şehitlerimizin yanlarına uğurluyoruz.” dedi. Konuşmanın ardından, Kara Pilot Yüzbaşı Ulaş Türk’ün cenazesi Çorlu’ya, Teğmen Fatih Kaban’ın cenazesi Mersin’e, Teğmen Turgut Çiçek’in cenazesi ise toprağa verilmek üzere Kırşehir’e gönderildi. Tören sırasında zaman zaman gözyaşlarına hakim olamayan şehit pilotların yakınlarını, bakanlar ile TSK mensuplarının teskin ettiği gözlendi.


Ulaş Türk ve Arkadaşlarına Allah'tan Rahmet Ailelerine Sabrı Cemil Niyaz Ederim. Mekanınız Cennet Olsun Komutanlarım. Msn Cry

Gazetede Ulaş Yüzbaşının Adını Okurken İnş. Değildir Dedim
Resmini Görünce Şaşırdım.Allah Bir Daha Böyle Acılar Yaşatmasın Bİzlere


Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

28 Ekim 2016 / ThinkerBeLL İletişim Bilimleri
20 Ekim 2015 / Finn and Jake Genel Mesajlar
24 Ekim 2008 / CrasHofCinneT Bilgisayar
18 Kasım 2010 / ThinkerBeLL X-Sözlük
21 Şubat 2010 / ThinkerBeLL Bilim ww
Etiketler: Medya Haber