Diyabet Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Tıp Bilimleri > Hastalıklar
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 29-10-2007   #11 (mesaj-linki)
KENCISii - avatarı
Cvp: Diyabet



Sessiz Bir Hastalık



Tip 2 diyabet kanda sürekli yüksek düzeyde şeker (glikoz) olduğunda meydana gelen bir hastalıktır. Dünyada tahmini 140 milyon insan diyabet hastasıdır ve tahminler, bu rakamın, 2025 yılı itibariyle 300 milyona ulaşacağını ileri sürmektedir. Daha da şaşırtıcı olan şey bu insanların üçte birinin hasta olduklarını bilmemeleridir.

Bunun birkaç nedeni vardır. İlk olarak, çoğu insan tip 2 diyabet için risk altında olup olmadığını bilmemektedir. İkinci olarak, tip 2 diyabet olan pek çok hasta asemptomatiktir - yani hasta olmalarına ve hastalığın ilerliyor olma olasılığına rağmen, gözle görülür belirtiler göstermezler. Üçüncü olarak, diyabet belirtilerinin yanlış yorumlanması da sık görülen bir durumdur. Örneğin, aşırı susuzluk, sık idrara çıkma, halsizlik, kilo kaybı ve hatta bulanık görme gibi rahatsızlıklar tedrici olarak ortaya çıkar ve yaşlanmaya yorulabilir; ancak bunlar aslında tip 2 diyabet hastalığının ilerleyişinin klasik belirtileridir.
Kimler diyabet olur?

Tip 2 diyabet güçlü bir genetik bağlantıya sahiptir - "aile içinde dolaşma" eğilimindedir. Tip 2 diyabet genellikle aşırı kilolu veya obez ve 45 yaşın üstündeki insanlar üzerinde etkili olur - ancak, gençler arasında da gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bazı diğer tip 2 diyabet risk faktörleri şunlardır:
  • Ailede geçmişte diyabetin görülmesi
  • Düzenli egzersiz yapılmaması
  • Geçmişte hamilelik sırasında meydana gelen bir diyabet şekli olan gestasyonel diyabetin görülmüş olması
  • Dört kilonun üzerinde bir çocuk dünyaya getirilmesi
  • Etnik köken: Afrikalı-Amerikalılar, Latinolar, Yerli Amerikanlar, Asya ve Pasifik Adalarından gelenler
Şeker ve insülinin diyabetteki rolü

Vücudumuz yediğimiz gıdaların çoğunu şekere dönüştürür. Şeker vücudumuzun yapması gereken işleri yapmak için gerek duyduğu enerjiyi sağlar. Pankreas tarafından üretilen insülin bir sinyal göndererek vücut hücrelerine kandan gelen şekerin girişine izin vermesini söyler. Hücrelere giren şeker vücudumuz için gereken enerjiyi temin eder. Tip 2 diyabet hastalığında, vücudumuz şekeri gereken şekilde kullanamaz.
Tip 2 diyabet hastalığı ya vücut yeterli insülin salgılayamadığında ya da hücreler her zaman insülini "dinlemeyip" yeterli şeker girişine izin vermediğinde gelişir. Buna "insülin direnci" denir. Her iki durumda da, kanda gerekenden fazla şeker kalır. Kontrol edilmediğinde, kanda çok fazla şeker bulunması diyabet ve ilgili diğer komplikasyonların oluşmasına yol açabilir.
Tip 1 ve tip 2 diyabetlerin tespit edilmesi

Diyabetli 10 hastadan yaklaşık 1'inde, pankreas insülin salgılamayı tamamen bırakmıştır. Bu tip 1 diyabettir. Hiç insülin olmaması, vücudun hücrelerine şeker girişine izin vermesini söyleyecek hiçbir mesajın gönderilmemesi anlamına gelir. Bu durumda, şeker kanın içinde birikerek çoğalır. Tip 1 diyabetin tek tedavi yolu günlük insülin alınmasıdır. Tip 1 diyabet genellikle erken dönemde çocuklarda, ergenlerde ve genç yetişkinlerde ortaya çıkar.
10 diyabetli hastadan geri kalan 9'u pek çok nedenden dolayı meydana gelebilen tip 2 diyabet hastalığına sahiptir. En yaygın sebeplerden biri insülin direncidir. Aslına bakılacak olursa, tip 2 diyabeti olan hastaların %90'ı insüline dirençlidir. Tip 2 diyabeti olan hastalar doğal insülinlerini üretmeye devam eder, fakat vücutları bu insülini uygun bir şekilde kullanmaz. Bu ise vücut hücrelerinin, insülinin gönderdiği ve şeker girişine izin vermelerini istediği mesajları her zaman "dinlemediği" anlamına gelir. Bu durumda şekerin hücrelere girişi zorlaşır ve sonuçta şeker sağlıksız bir şekilde kanda birikip çoğalmaya başlar. Tip 2 diyabet güçlü bir genetik bağlantıya sahiptir - yani "aile içinde dolaşma" eğilimindedir. En sık olarak, 45 yaşın üzerindeki yetişkinlerde görülür.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 01-12-2007   #12 (mesaj-linki)
Sedef 21 - avatarı
Cvp: Diyabet


İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinen aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alışkanlık yapmaz. İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olanı yaptığımızı hatırlamamız bu fikre alışmamızı kolaylaştırabilir.

İnsülin Nedir?

İnsülinin görevini anlayabilmek için öncelikle vücudumuzun, fonksiyonlarını yerine getirmesi için gerekli olan enerjiyi nasıl sağladığını kısaca bilmemiz gerekir.

Yediğimiz besinler sindirime uğradıktan sonra vücudumuzda bulunan enzimler sayesinde şekere parçalanır. Şeker (gukoz) kan akımı ile vücudun tüm bölümlerine taşınır. Vücudumuzun ana besin kaynağı olan şeker, enerji sağlayabilmek için kandan vücut hücrelerinin (kas hücreleri, yağ hücreleri ve karaciğer hücreleri) içine girmelidir.

İnsülin, vücudumuzda midenin altında ve arka tarafında bulunan pankreas adındaki organın, beta hücrelerinden salgılanan bir hormondur. Kandaki şekerin kandan ayrılarak hücre içine girmesini sağlar. Böylelikle kandaki şeker düzeyi de yükselmemiş olur.

Diabetli olmayan bir insanda her gıda alımı sonrası, pankreas alınan besinlerin enerji haline dönüşmesini sağlamak için insülin üretir. Bu demektir ki tüm insanlar insüline bağımlıdır.

Diabetlilerde ise, pankreas yeterli miktarda insülini üretmez veya üretilen insülin hedef hücreler (kas, yağ ve karaciğer hücreleri) tarafından kullanılmaz. Bu durumda vücudumuz için hayati öneme sahip olan insülini dışarıdan vücudumuza sağlamamız gerekmektedir.

İnsülin şu an için, hap ya da tablet şeklinde kullanılamamaktadır. İnsülin bir enjektörle cilt altına enjekte edilmek üzere sıvı halde bulunmaktadır.

İnsülin enjeksiyonu, halk arasında bilinen aksine, sigara ve alkol gibi bağımlılık ve alışkanlık yapmaz. İnsülinin hayat kurtaran bir ilaç olduğunu ve aslında kendimize enjeksiyon yapmakla daha sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olanı yaptığımızı hatırlamamız bu fikre alışmamızı kolaylaştırabilir.

İnsülin Tedavisinin Amaçları Nelerdir?

İnsülin tedavisinin amaçı;

  • Kan şekerini normale getirmek
  • Komplikasyonları önlemek
  • Önlenemeyecek düzeyde komplikasyonlar oluşmuşsa ilerlemeyi durdurmak
  • Çocuklar için büyüme ve gelişmenin normal sınırlar içinde gitmesini sağlamak
  • Hamilelik ve gebelikle ilgili komplikasyonları önlemektir.
İnsülin Tedavi Şemasına göre Uygulama Yöntemleri

Günde bir kez insulin enjeksiyonu: Kan şekeri kontrolü ağızdan şeker düşürücü haplarla istenilen düzeyde sağlanamayan yaşlı, sosyal sorunları olan, yalnız yaşayan, hareket kısıtlılığı olan Tip 2 Diabetlilere önerilen en basit insülin uygulaması yöntemidir.

Günde iki kez insulin enjeksiyonu: Genellikle tek dozun yeterli olmadığı durumlarda Tip 2 Diabetlilere önerilen insülin tedavisidir, sabah ve akşam saatlerinde yaklaşık 12 saat aralıkla olmak üzere günde 2 doz insülin uygulaması yapılır.

Günde 3 veya 4 kez insulin enjeksiyonu: Günümüzde en iyi insülini yerine koyma yöntemi olarak önerilmektedir. Gebe olan Diabetliler, Tip 1 Diabetliler, günlük yaşamı yemek ve aktivite yönünden yoğun ve düzensiz olanlar için en uygun yöntemdir. Bu yöntemle çok iyi bir kan şekeri kontrolü sağlanabilir.

Sürekli subkutan insülin infüzyonu (İnsülin pompa tedavisi) : İnsülin pompası aracılığı ile bazal ve bolus insülin uygulanır. Bolus insülin öğünle alınan karbonhidratların kullanılmasını sağlayarak tokluk kan şekeri yükselmelerini önler. Bazal insülin ise 24 saat boyunca gerek öğün aralarında gerek ise gece boyu kan şekeri kontrolünün sağlanmasından sorumludur. Günde 4 veya daha fazla kez insulin uygulamasının yapılması (Yoğun insulin tedavisi) karbonhidrat sayımı yöntemi ile öğün planlamasının yapılmasını gerektirir.


İnsülin Tedavisinin Yan Etkileri Var mıdır?

İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekeri düşmesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50 ml/dl'nin altına düştüğü zaman hipoglisemi görülür.

  • doktorunuza danışmadan insülin dozunda değişiklik yaparsanız,
  • öğün atlarsanız
  • Öğünde almanız gereken miktarlardan daha az miktarda karbonhidrat içeren besin tüketirseniz
  • Diğer günlere kıyasla daha fazla hareketliyseniz veya egzersiz yaparsanız hipoglisemi yaşabilirsiniz.
Hipoglisemi belirtileri ;

  • terleme,
  • titreme,
  • dikkat dağılması,
  • baş dönmesi,
  • şuur bulanıklığı,
  • bulanık görme,
  • uykudan uyanamamadır.
Hipoglisemi evinizden uzakta, yolculukta veya herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle Diabet kimlik kartınızı mutlaka yanınızda taşıyınız.

Hipoglisemi belirtileri hissedince, her zaman yanınızda, işyerinizde, kullandığınız arabada kesme şeker, toz şeker, meyve suyu, limonata gibi basit karbonhidrat içeren bir besin bulundurunuz.

Aile bireylerinin, arkadaşlarınızın ve yardımcılarınızın hipoglisemi belirtilerinin neler olduğunu ve nasıl tedavi edildiğini öğrenmeleri, sizin için hayati önem taşımaktadır.

Son Düzenleyen Pasakli_Prenses; 25-12-2008 @ 00:49.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 11-12-2007   #13 (mesaj-linki)
Demir YumruK
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Diyabet

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Diyabet veya şeker hastalığı, vücudun kandaki şeker oranını düzgün bir şekilde kontrol edememesiyle karakterize olmuş bir hastalıktır. Vücudun kandaki şeker oranını kontrol edememesi, kandaki şeker düzeyininin çok yükselmesine (hiperglisemi) neden olabilir. Kronik bir hastalık olan diyabet vücudun insülin hormonunu yeteri kadar üretememesi veya üretmesine rağmen kullanamaması sonucu gerçekleşebilir. Buna göre diyabet ikiye ayrılır; tip I ve tip II.
Tip-1 diyabetin belirtileri
  • Diyabetin bu tipi yaşlandıkca ve aşırı kilo
  • Aşırı susuzluk ve fazla idrar
  • Aşırı yorgunluk ve bitkinlik
  • Bulantı ve iç bayılmaları
  • İştahsızlık
  • Fazla miktarda idrar yapma
  • Ani kilo kaybı
  • Cinsel isteksizlik
Tip-2 diyabetin belirtileri
  • Sık idrara çıkma,
  • Ağız kuruluğu,
  • Çok su içme,
  • Açlık hissi,
  • Cilt yaralarının geç iyileşmesi,
  • Kuru ve kaşıntılı bir cilt,
  • Sık sık infeksiyon gelişmesi,
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-11-2008   #14 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Diyabet

Diyabet tedavisinde yeni yaklaşım!


14 Kasım Dünya Diyabet Günü her yıl olduğu gibi bu yıl da tüm dünyada diyabet (şeker) hastalığı ve tedavi süreçlerini daha geniş çaplı olarak gündeme getiriyor. AstraZeneca ve Bristol-Myers Squibb firmalarının işbirliği ile geliştirilen yeni bir ilaç, Tip 2 diyabet hastaları için yeni bir tedavi seçeneği sunacak.

Dünya Sağlık Örgütü’nün salgın hastalık ilan ettiği diyabet (şeker hastalığı), günümüz hareketsiz yaşam koşullarının da etkisiyle giderek daha çok toplum sağlığını etkiliyor.

*2006 IDF (International Diabetes Federation) rakamlarına göre dünyada 230 milyon diyabet hastası bulunuyor. Bu sayıya her yıl 7 milyon hasta ekleniyor. 2025’te 350 milyon kişinin diyabet hastası olacağını öngören IDF’ye göre diyabet komplikasyonları nedeni ile her yıl 3,8 milyon kişinin hayatını kaybetmektedir.

**Türkiye’de ise diyabet sıklığı % 7.2 olarak hesaplanıyor. Her 3 diyabetliden biri diyabetinin farkında değil.

Tip 2 Diyabet

Tip 2 diyabet pankreasın yeterli miktarda insülin salgılayamaması veya salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılmaması nedeniyle kan şekerinin yükselmesi durumudur.
Diyabet vakalarının % 90’ını ise Tip 2 diyabet oluşturuyor. Ancak çok sayıda Tip 2 diyabet hastası hali hazırdaki tedavi yöntemleriyle yeterince kontrol altında tutulamıyor. Uzmanlar bu kronik hastalığa karşı verilen mücadelede tedaviye yönelik yeni seçenekler araştırmaya devam ediyor.

14 Kasım Dünya Diyabet Gününde, diyabet hastalığının tedavisine yönelik yeni bir yaklaşım gündeme geldi. AstraZeneca ve Bristol-Myers Squibb firmaları, Tip 2 diyabetin tedavisine yönelik ilaç geliştirmek güçlerini birleştirdiler. İki büyük firmanın diyabet için güçbirliği, tüm dünyada Tip 2 diyabetin tedavisine yönelik yeni bir vizyon sunacak. Çok yakında hastaların hizmetine sunulması beklenen yeni ilaç diyabet tedavisini kolaylaştıracak ve hastaların hayat standartlarını yükseltecek. Yeni geliştirilen ilacın Tip 2 diyabetin tedavisinde yepyeni bir dönem başlatacağına inanılıyor.

Siz de risk altında olabilirsiniz!

Ailede geçmişte diyabetin görülmesi, düzenli egzersiz yapılmaması, fazla kilolar, ve geçmişte hamilelik sırasında meydana gelen bir diyabet şekli olan gestasyonel diyabetin görülmüş olması diyabetin risk faktörleri arasında yer alıyor.
Diyabet, küresel ölümlerin dördüncü önemli nedeni. Tüm diyabetli kişilerin bir çoğu sağlık durumlarının farkında değil, bu da eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülmesi gerektiği anlamına gerektiriyor. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde ağırlık kazanan bu çalışmalar tüm dünyada çeşitli etkinliklerle yürütülüyor .

Diyabet ve obezite hakkında

Şeker hastalığı (diyabet), vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamamasına bağlı olarak gelişen ve ömür boyu süren bir hastalık. İnsülin hormonu, şeker, karbonhidratlar ve diğer besinlerin insan vücununda günlük hayatı devam ettirmek için gerekli olan enerjiye dönüştürülmesini sağlıyor. Diyabete neden olan etkenler araştırılmaya devam etmekle beraber genetik faktörlerin yanında obezite ve hareketsizlik gibi çevresel faktörlerin hastalığın gelişmesinde rolü bulunuyor. Özellikle de obezite, birçok kronik hastalık ve engelin yanında, Tip 2 diyabetin oluşmasının da baş sorumlularından biri. Obezite ve Tip 2 diyabet, bugün dünya genelinde en hızlı yayılan olan sağlık problemleri arasında gösteriliyor.

****Dünyada 1 milyar yetişkin ve 150 milyon çocuk aşırı kilolu, bunlar arasından 200 ile 500 milyonu ise tıbben obez.

Diyabet, körlük, inme, kalp ve damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi tüm vücudu etkileyen ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor.


Kaynaklar:

* International Diabetes Federation, World Diabetes Day
** TURDEP(Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalışması Sonuçları)
*** Türkiye Diyabet Vakfı, Diyabet Vakfı
**** WHO (World Health Organization)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-11-2008   #15 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Diyabet

Bu teste dikkat!


HbA1c, diyabet hastaları için glisemik kontrolü gösteren bir ölçü birimidir. Son 2 - 3 ay içindeki ortalama kan şekeri düzeyini verir. Diyabet hastalarının düzenli aralıklarla HbA1c değerini ölçtürmeleri çok önemlidir


HbA1c, diyabet hastaları için glisemik kontrolü gösteren bir ölçü birimidir. Kırmızı kan hücrelerinde glukozun bağlı olduğu hemoglobin yüzdesini ifade eder. Hemoglobin kırmızı kan hücrelerinde oksijeni bağlar ve taşınmasını sağlar. Test, 120 gün yaşayan ve daha sonra dalakta parçalanan kırmızı kan hücrelerine dayalıdır.

Kısacası HbA1c son 2 -3 ay içindeki ortalama kan glukozu (kan şekeri) düzeyini verir.




Diyabet hastalarının düzenli aralarla (3 -4 ayda bir) HbA1c değerini ölçtürmeleri tüm yılı takip etmiş olmak açısından önemlidir. Çocukluktan ergenliğe geçiş döneminde ise büyüme hormonu salgılandığından bu dönemde kan glukoz düzeyleri ve iyi bir HbA1c değerini elde etmek daha zordur. HbA1c düzeyinin çok düşük olması durumunda, ortalama kan glukozu düzeyiniz çok düşük olacaktır ve hipoglisemi riski artacaktır dikkatli olun.
HbA1c değerinde yüzde 1’lik azalma ile;

* Mikrovasüler komplikasyonlar (retinopati, nefropati, nörapati) yüzde 37 azalıyor.
Diyabet hastalarında iyi bir glisemik kontrol sağlanamaz ise ortaya çıkan bu problemlerden Nöropati’de el ve ayaklarda çorap veya eldiven tarzında yanma, uyuşma olur. Diyabetik retinopati de vitreus kanaması sonucu retina dekolmanı ve körlük meydana gelebilir. Diyabetik nefropati de ise çeşitli evrelerden sonra böbrek yetmezliği (üremi) meydana gelir.

* Diyabete bağlı ölümler yüzde 21 azalıyor.

* Miyokard enfarktüsü yüzde 14 azalıyor.

Diyet veya diyabetik gıdalar nasıl yenilmeli?

Diyabetli olan bireyler diyet veya diyabetik gıdalar konusunda bilinçlenmeli ve mutlaka etiket okuma alışkanlığına sahip olmalı.
Üzerinde ‘diyet veya diyabet için uygundur’ yazılı bir yiyecek herkes için uygun olmayabilir. Örneğin diyet bisküvi içinde şeker yoktur fakat un, yağ ve kalori içermektedir, bu nedenle istediğiniz kadar yiyemezsiniz.

Ancak öğün içinde bazı yiyeceklerle değişim yaparak kullanabilirsiniz. Bu konuyu mutlaka beslenme uzmanınızla görüşün ve içindeki karbonhidrat miktarına göre günlük diyet içinde nasıl kullanacağınızı öğrenin.

Dışarıdan satın almak yerine kendinizde Aspartam ve/veya Asesülfam K içeren tatlandırıcıların toz formu ile reçel, kek, pasta, komposto, muhallebi aşüre hazırlayabilirsiniz.

Kimler diyabet riski taşır?

Fazla kilolu iseniz
Yakın akrabalarınızda Tip 2 diyabetli olan varsa
Tansiyon yüksekliğiniz var ise
HDL kolesterol veya trigliserit düzeyleriniz normal değil ise
4 kilo üzerinde çocuk doğurmuş iseniz veya gebelikte çıkan bir diyabetiniz varsa daha genç yaşlarda ve daha sık test yaptırmalısınız.

Alkollü içki içilebilir mi?

Diyabet eğitimi çok iyi olanlar ve iyi glisemi kontrolü sağlayan bireyler alkollü içki içmek isterlerse 1 kadeh şarap veya 1 bardak alkolsüz bira veya fazlaca sulandırılmış viski veya rakı içebilirler. Kilo vermesi gereken tip 2 diyabetlilere, nöropati komplikasyonu oluşmuş diyabetlilere, hipoglisemileri sık olan diyabetlilere, kan trigliserid ve kolesterol düzeyi yüksek olan diyabetlilere alkollü içki içmeleri genelde önerilmez.

Aç karnına alınan alkol ciddi hipoglisemilere yol açar, bu nedenle diyabetlilerin aç karnına alkol almamaları gerekir.




MİLLİYET
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-12-2008   #16 (mesaj-linki)
HerHangiBiri - avatarı
Cvp: Diyabet

Biyolojik saat ve diyabet riski arasında bağlantı





Biyolojik saat ve şeker hastalığına yakalanma riski arasında bağlantı olduğu saptandı.

Fransa'nın Lille kentindeki Pasteur Enstitüsü'nden Philippe Froguel'in, Londra'daki İmparatorluk Koleji'nden Danimarkalı ve Finlandiyalı bilim adamlarıyla yaptığı araştırma, vücudun biyolojik saatini düzenleyen melatonin hormonunun bağlandığı, alıcı MT2'yi üreten gendeki anormalliklerin kandaki şeker oranını yükselttiğini ve tip 2 diyabete yakalanma riskini yüzde 20'ye kadar arttırtığını gösterdi.

Anormalliklerin aşırı kiloya da neden olabileceğini belirten Froguel, ''kötü uykunun, fazla kilo alımına davetiye çıkardığını, hatta hastaların şeker hastalığının ortaya çıkmasından önce çöktüğünü'' ifade etti.

Bilim adamları, melatonin'in rolüyle ilgili araştırma sonucunun şeker hastalığı ve depresyon arasındaki bağlantıya da ışık tuttuğunu, araştırmanın bu kronik hastalıklara yakalananların daha iyi tedavi edilebilmesine katkıda bulunabileceğini belirtti.

23 bin kişinin katıldığı araştırma, "Nature Genetics" dergisinde yayımlandı.

Hormon salgılarının 24 saatlik ritmler halinde düzenlenmesi, "biyolojik saat" olarak adlandırılıyor. Herhangi bir nedenden ötürü bu döngüde düzensizlik olması da biyolojik saatin şaşırmasına yol açıyor. Melatonin hormonu ise biyoritmi belirliyor ya da etkiliyor. Hormon, kişiden kişiye değişse de, yaklaşık olarak 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanıyor.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-08-2009   #17 (mesaj-linki)
reyan - avatarı
Cvp: Diyabet

Diyabette Ağız Sağlığı

Kontrolsüz diyabet; kan şekerini yükselten, damarsal ve sinirsel değişiklikler nedeniyle kalp, böbrek ve göz gibi organlarda hasara yol açan bir hastalık olarak nitelendiriliyor.
Vücudun genel sağlık durumunu etkileyebilen diyabette, ağız sağlığı da olumsuz etkileniyor. Diş Hekimi Doç. Dr. Özen Doğan Onur’un verdiği bilgilere göre; kontrolsüz diyabette tükürük yüksek seviyede şeker içerdiğinden, diş çürüğüne sıkça rastlanıyor. Kontrol altındaki diyabette ise şeker içeren gıda alımı kısıtlandığında tükürükteki şeker seviyesi düşüyor ve çürümeler azalıyor.
İltihaplı diş etleri
Diş etleri sağlığı da diyabetik kontrol ile çok sıkı ilişki halinde. Yüksek kan şekeri seviyesinin kan damarlarında kalınlaşmaya ve tıkanmaya neden olduğu, bilinen bir gerçek. Bu bozukluklar, kan damarlarının oksijen taşıma ve metabolizma artıklarını uzaklaştırma faaliyetlerini zayıflatarak, dokuların beslenmesini olumsuz yönde etkiliyor. Bu durum, diş etlerinin iltihaplanmaya karşı direncini düşürüyor. İltihaplı dişetleri ile diyabeti kontrol altına almak güçleşiyor.

Dişler sallanmaya başlıyor
Bazı bakteriler, şeker olan ortamda daha hızlı gelişiyor. Bu nedenledir ki, tükürüğün yüksek seviyelerde şeker içerdiği hastalarda diş eti iltihapları şiddetleniyor. İltihap, kan şeker seviyelerini yükselten önemli bir etken. Diş etlerinde iltihap engellenemediğinde, olduğu yerde sınırlı kalmıyor, dişlerin etrafındaki alveol kemiğini de yavaş yavaş eriterek dişlerin sallanmasına, diş eti iltihabının şiddetlenmesine, çiğneme sırasında ağrılara ve sonunda dişlerin kaybına yol açıyor. Bu süreç yaşanırken hasta, ağrı ve dişlerde sallanmanın yanı sıra, diş etlerinde kanama ve ağızda kötü koku hissediyor. Bu süreçten kurtulmak için; diyabet kontrol altına alınmalı ve iyi bir ağız bakımı sağlanmalıdır. Ağız sağlığı deyince:
- Çürüksüz dişler
- Sağlıklı diş etleri
- Dişler etrafında yeterli alveol kemiği desteği
- Sağlıklı ağız mukozası (ağız boşluğunda her yeri kaplayan yumuşak dokular)
- Yeterli ve kaliteli tükürük akla gelmelidir.

Ağız ve diş bakımı nasıl uygulanmalı?
Tüm bireyler, sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce olmak üzere günde en az 2 kez yumuşak bir diş fırçasıyla küçük dairesel hareketler eşliğinde dişlerini 3′er dakika fırçalamalı. Dişler fırçalandıktan sonra diş ipi ile dişlerin araları temizlenmeli ve işlem sonrası ağız su ile çalkalanmalı. Diş ipi, dişler arasına yerleştirilirken diş etine fazla bastırılmamalı. Eğer daha önce hiç diş ipi kullanılmadıysa, kullanımdan sonraki ilk günlerde diş etlerinde ağrı hissedilebiliyor. Ne bu ağrı, ne de diş etlerinde kanama, hastayı diş fırçalamaktan ve diş ipi kullanmaktan alıkoymamalıdır. Hastalar, ağızlarında diyabete bağlı daha başka problemler de yaşayabiliyor. Diyabetli hastalar, tükürüklerindeki şeker nedeniyle ağızda mantar enfeksiyonlarına açıktır. Bu sorunun en basit şekli, dudakların birleşim yerinde çatlak ve kızarıklar halinde kendisini belli ediyor. Sigara kullanımı ve takılıp çıkartılabilen protezlerin bütün gün ağızda taşınması, mantar gelişimini daha da hızlandırabiliyor. Ağızda mantar enfeksiyonunun tedavisinde ilaçlardan faydalanılıyor, sigara kullanımı durduruluyor. Protezlerin temizliğine dikkat ediliyor, geceleri de çıkartılması yoluna gidiliyor.

Diş hekimine gitmeden önce…
Diyabetli hastalar diş hekimine gitmeden bir gün önce mutlaka açlık kan şekeri seviyelerini ölçtürmeli ve bu bilgiyi diş hekimine bildirmeli. Kan şekeri seviyeleriyle ilgili sorulara da doğru yanıtlar vermeli. Unutmayalım ki, kontrolsüz diyabette ve yüksek kan şekeri seviyesinde yara iyileşmesi gecikiyor, iltihaplanmalar şiddetleniyor. Herhangi bir cerrahi müdahaleden önce hastanın kan şekeri seviyesinin 180 mg/dl’nin altında olması isteniyor. Kan şeker seviyesinin 180 mg/dl’nin üzerinde olduğu hastalarda ancak acil enfeksiyon müdahalesi yapılıyor. Çünkü enfeksiyon, kan şekerini daha da yükseltiyor. Bunun dışındaki diğer tüm tedaviler kan şekeri seviyesi düşürülene kadar erteleniyor.

En uygunu sabah saatleri
Diyabetli hastalara diş müdahalesi için en uygun zaman kahvaltıdan sonraki sabah saatleridir. Yapılan tedavi, hastanın beslenme düzenini ve ilaç kullanım saatlerini aksatmamalı. Bazı geniş cerrahi müdahalelerde, hastanın hekimi ile görüşülerek hem beslenmede hem de ilaçların dozunda değişiklik yapılabiliyor. Sağlıklı bir ağız elde edebilmek için hem hastanın hem de hekimin emeğine ihtiyaç var. Kontrollü beslenme, düzenli ilaç kullanımı, ihmal edilmeyen ağız temizliği ve diş hekimi kontrolleriyle, ağız sağlığını korumak ve kendi dişlerimiz ile yaşamak daha kolay ve keyifli olacaktır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
diyabet
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Diyabet Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Diyabet Nedenli Sinir Hasarı PembeSeker Hastalıklar 0 28-10-2008 09:41