Abbasiler Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Tarih > Medeniyetler Tarihi
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 06-04-2007   #1 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)
Abbasiler



Abbasiler
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Alm. Abbasiden, Fr. Les Abbasides, İng. Abbasides. Peygamber efendimizin amcası hazret-i Abbas’ın soyundan gelen ve Emevilerin yerini alan halifeler sülalesi. Bu hanedana ilk atalarına nisbetle “Haşimiler” de denilmektedir.
Abbasilerin iktidara gelmesi, Emevi idaresinden memnun olmayan grupların lider kadrolarının yoğun propagandası ve bunların etrafında toplanan büyük bir kitlenin faaliyeti neticesinde mümkün olmuştur. Gerçekten de Emevi hanedanından İkinci Velid’in halifelikten hal’ edilmesiyle aile arasında iç mücadele ortaya çıkmış ve yıllardan beri Emevilerin hakim olduğu Suriye ikiye bölünmüştü. Neticede bu ihtilaf çok büyüdü ve son Emevi Halifesi İkinci Mervan, Dımaşk’ı terk ederek kendisine hilafet merkezi olarak Harran’ı seçti.
Emeviler arasındaki iç mücadeleler sırasında Abbasi Hanedanından Ali bin Abdullah’ın oğlu Muhammed, Humeyme’de gizli olarak halifeliğin kendi ailesine geçmesi düşüncesi ile faaliyetlerde bulunuyordu. Bu arada cemiyeti arasına sızmış olan muhaliflerini ortadan kaldırdı. Onun tesbit ettiği prensiplere göre bu hareket başarıya ulaştığında Ehl-i beytten her kim halife seçilirse ona razı olunacaktı.
Muhammed bin Ali’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu İbrahim çok teşkilatçı ve iyi bir idareciydi. Emevilere karşı çıkış hareketini yürütmesi için Ebu Müslim’i kendi tarafına çekerek Horasan’a gönderdi. Ebu Müslim’in Horasan’a giderek hareketin idaresini ele alması, Abbasiler için bir dönüm noktası olmuştur. Nitekim bölgedeki elverişli durumdan faydalanan Ebu Müslim, kısa zamanda Horasan’ı Emevi tarafdarlarından temizledi. Ebu Müslim bundan sonra Rey’e yöneldi. Karşısına çıkan Emevi kuvvetlerini yendi. Nihavend’i ele geçirerek Irak’a yaklaştı.
Doğuda bu olaylar olurken Halife İkinci Mervan, İbrahim’i tutuklatarak Harran’da hapsettirdi. Vefatına kadar burada hapis hayatı yaşayan İbrahim, yerine kardeşi Ebü’l-Abbas’ı tayin ettiğini bildirmişti.
Ebü’l-Abbas Abdullah bin Muhammed yakınlarını da yanına alarak kendi tarafına geçmiş olan Kufe şehrine gitti. Horasanlılar, 28 Kasım 749 Cuma günü Kufe Camiinde Ebü’l-Abbas’a biat ettiler. Ebü’l- Abbas halife olarak okuduğu ilk hutbede hakimiyet hakkının Abbasilere aid olduğunu çeşitli delillerle izah etmeye çalıştı. Ebü’l-Abbas bundan sonra şiilerin çoğunlukta bulunduğu Kufe şehrinde durmayı kendisi için tehlikeli bularak karargahını Hammam-A’yen’e nakletti. Bu sırada Ebü’l-Abbas’ın, Abbasi hilafetinin kuruluşunda büyük rolü olan Ebu Seleme el-Hallal ile arası açıldı. Ancak Ebu Müslim’in yardımıyla onu da ortadan kaldıran Ebü’l-Abbas böylece hakimiyeti tamamen ele geçirdi.
Bu sırada, Halife İkinci Mervan, Suriye ve el-Cezire Araplarından topladığı büyük bir ordu ile harekete geçmişti. Ebü’l-Abbas’ın amcası Abdullah bin Ali, bu orduyu büyük Zap Irmağı kenarında karşıladı. 16 Ocak 750 tarihinde başlayan savaş, aralıksız on gün devam etti. Bu sırada Mervan’ın birlikleri arasında anlaşmazlık ve kumandanlar arasında ihtilafların çıkması üzerine Abdullah savaşı kazandı. Bu zafer, Suriye kapılarını Abbasilere açtı. Başta Dımaşk olmak üzere o havalideki bütün kaleler birer birer Abbasi ordusuna teslim oldu. Nitekim savaş sonunda Harran’a çekilen Halife Mervan burada da tutunamıyacağını anlayarak, Dımaşk’a oradan da Ürdün'deki Ebüfutrus'a kaçtı. Ancak onu takib eden birlikler, Yukarı Mısır’da Busir adı verilen yerde yetişerek kendisini çevirdiler. Halife Mervan ümitsizce girdiği mücadele sırasında öldürüldü (Ağustos 750). Aynı yılın sonlarında Vasıt’ta Emevi hanedanından İbn-i Hubeyre de teslim olunca, Emevi hilafeti tarihe karıştı. Ancak Emevilerden Abdurrahman bin Muaviye, İspanya’ya geçerek Endülüs Emevi Devletini kurdu.
Ağustos 750 tarihinde Mervan’ın öldürülmesi üzerine Ebü’l-Abbas es-Saffah’ın halifeliği, Endülüs hariç, bütün İslam ülkelerinde kabul edilerek kesinleşti. Eski Enbar şehrini imar eden Es-Saffah, burayı devletinin hilafet merkezi yaptı. Halife Saffah dört yıl süren hilafeti boyunca, ülke içinde çıkan isyanlarla uğraştı. Nitekim onun hilafetini tanımak istemeyen Kuzey Afrika’da Berberiler, Basra ve çevresinde Hariciler, Fars’ta Bessam bin İbrahim, Sind’de Mansur bin Cumhur ve Maveraünnehr’de Ziyad bin Salih isyan etmişlerdi. Ancak Ebü’l-Abbas bu isyanların hepsini bastırarak oğlu Mansur’a iç problemlerini halletmiş sağlam bir devlet bıraktı. (754).
Hazret-i Abbas’ın torununun torunu olan halife Ebü’l-Abbas yumuşak huylu, ağır başlı, haya ve iyilik sahibi bir insan idi. Verdiği sözü mutlaka ve zamanında yerine getirirdi. Cömertliği dillere destan olup, bu hali dolayısıyla kendisine “Saffah” lakabı verilmiştir.
Hilafet makamında dört sene dokuz ay kaldıktan sonra vefat eden Halife Ebü’l-Abbas es-Saffah’ın ölümü ile yerine oğlu Mansur geçti (Haziran 754). Heybet, cesaret, ileri görüşlülük bakımından Abbasi halifelerinin en seçkinlerinden olan Mansur, henüz Saffah’ın hayatta olduğu dönemde bile onun güçlü bir desteği ve yardımcısıydı. Halife Mansur ilk olarak Bağdat şehrini kurarak başkent yaptı. Bazı halifeler, Samarra ve başka merkezlerde ikamet etmelerine rağmen, Bağdat asıl merkez olarak nihayete kadar devam etti. Bu arada yaptığı muharebeler ve kazandığı zaferlerle nüfuz ve itibarı devamlı artan Ebu Müslim gün geçtikçe halifeye olan bağlılığını azaltıyordu. Halife gönderdiği nasihat yollu mektupların bir işe yaramadığını görünce, Ebu Müslim’i öldürttü. Ebu Müslim’in öldürülmesi üzerine, bilhassa nüfuzunun kuvvetli olduğu Horasan ve başka yerlerde çeşitli isyanlar görüldü ise de hepsi bastırıldı.
Halife Mansur 775 senesinde hac etmek üzere giderken yolda hastalanarak vefat etti. Mansur, vakar ve güzel ahlak sahibi idi. Halka karşı gayet yumuşak ve hoşgörülü olmasına karşılık, devlete karşı hareket edenleri asla affetmezdi.
Mansur’un ölümünden sonra oğlu Mehdi halife oldu. O zamana kadar kuruluş dönemini geçirmiş olan devlet onun zamanında kuvvetlendi. Hazine zenginleşti ve halkın hayat seviyesi yükseldi. Devleti içerisinde ıslahatlarda bulundu. Fevkalade yargı işlerine bakmak için bizzat mahkeme kurduran ilk Abbasi halifesidir. Yolcuların barınması ve korunması için Mekke yolu üzerinde konaklama mahalleri yapılmasını emretti. Bunlardan mevcud olanlarını iyileştirdi, kullanılır hale getirdi. Bağdad ile diğer İslam beldeleri arasındaki posta işlerini düzene koydu. Ayrıca veziri Abdullah’a bütün valilere gönderilmek üzere, vergi veren kimselere haksızlık etmemeleri için talimatname yazdırdı.
Halife Mehdi döneminde Bizans’a karşı başarılı seferler düzenlendi. Bu arada Merv şehrinde ortaya çıkan ve ilahlık taslayan El-Mukanna’nın başlattığı isyan bastırıldı.
Mehdi’nin 785 yılında vefatı ile yerine oğlu Hadi halife oldu. Hadi; uyanık, gayretli, cömert, büyük işler yapmaya kabiliyetli, kuvvetli, tuttuğunu koparan cesur bir zattı. Ancak saltanat müddeti çok kısa sürüp 786 yılında vefat etti ve yerine kardeşi Harun Reşid halife seçildi.
Halife Harun Reşid dönemi (786-809), Abbasilerin en parlak zamanı oldu. O, Yahya bin Halid el-Bermeki’yi tam yetkiyle vezirliğe getirdi. Yahya, iki oğluyla birlikte devleti bir hükümdar gibi yönetti. Çıkan ayaklanmaları bastırdı. Bizans’a karşı olan seferlere büyük ehemmiyet veren Harun Reşid, bunlardan bazılarına bizzat kendisi de katılmıştır. 790 yılında Mısır’dan Kıbrıs üzerine yürüyen İslam donanması, Antalya açıklarında karşısına çıkan Bizans donanmasının büyük bölümünü batırmış ve donanma komutanlarını esir etmiştir. 797 yılında bizzat sefere çıkan Harun Reşid, Ankara’ya kadar ilerledi. Ancak İmparatoriçe İrene’nin isteği ve yıllık vergi vermelerini kabul ile sulh yapıldı. Fakat Nikeforos’un imparator olmasından sonra Bizans, antlaşmayı fesh etti. Bunun üzerine Halife, ikinci Bizans seferine çıktı. Kendisi Heraklea (Ereğli) Kalesi üzerine yürürken bazı komutanlarını da diğer kaleler üzerine gönderdi. İmparator Nikeforos, Halife’nin karşısına çıktı ise de, tutunamadı ve sulh istedi. Halife kış mevsiminin gelmesi üzerine imparatorla, yıllık haraç göndermesi şartıyla antlaşma yaptı.
Ancak sözünde durmayan imparator, ertesi sene Abbasilerin elindeki Tarsus üzerine büyük bir ordu gönderdi ve Tarsus işgal edildi. Huduttaki Bizans kaleleri sağlamlaştırıldı. Bu olaylar üzerine güçlü bir ordu ile Bizans üzerine üçüncü seferine çıkan Harun Reşid Ereğli, Tuvana ve daha bir çok kaleleri fethetti. Tuvana’da bir cami inşa ettirdi. Bu arada Balkanlarda da Bulgarlar tarafından sıkıştırılan İmparator, Halife’nin yaptığı fetihleri kabul etmek, tahkim ettirdiği kaleleri yıktırmak ve haraç vermek şartıyla yeni bir sulh yapmaya mecbur oldu (806).
Harun Reşid, devletin idari teşkilatında bazı değişiklikler yaptı. Vilayetleri küçülterek daha kolay idare edilir bir hale getirdi. Merkez teşkilatında bazı divanlar kurarak bunları vezire bağladı. Daha önce valilere bağlı kadıları müstakil hale getirdi. Ancak onlara merkezdeki baş kadıya (kadı-ül kudat) hesap verme mecburiyetini koydu. Bu dönemde başkadı, İmam-ı Azam hazretlerinin talebesi İmam-ı Yusuf rahmetullahi aleyh idi.
Harun Reşid, ilim ve sanata çok ehemmiyet veriyordu. Zamanında Bağdat, dünyanın en meşhur ve en muhteşem şehirlerinden biri haline geldi. Halifenin sarayında ilim ve fikir adamları, sanatkarlar toplanır ve onun huzurunda münazara ederlerdi. Halife onları maddi ve manevi bakımdan desteklerdi.
Harun Reşid, Horasan’da isyan çıkaran Rafi bin Leys’i ortadan kaldırmak üzere ordusunun başında giderken yolda hastalandı. Yerine oğlu Me’mun’u veliahd tayin ettiğini bildirdikten sonra, 24 Mart 809 tarihinde kırk dört yaşındayken vefat etti.

Abbasiler Emevi hanedanından sonra iş başına geçerek İslam dünyasının halifeliğini elinde tutan hanedandır.

Tarihçesi
Muhammed'in vefatından (632) sonra, İslam dünyasını Hulefa-yı Raşidin denilen dört halife ve ardından da Emeviler (661-750) yönetti. Emeviler, Ali’nin öldürülmesiyle yönetimi ele geçirmişlerdi. Emevilerin iktidardan düşüşleri de aynı biçimde kanlı oldu. Muhammed'in amcası Abbas Bin Abdülmuttalip'ın soyundan gelen Abbasiler, Emevi yönetimine karşı ayaklanarak 750'de halifeliği ve iktidarı ele geçirdiler. Bu tarihten başlayarak Abbasiler 1258'e kadar İslam dünyasının büyük bölümüne egemen oldular.

İlk Abbasi halifesi Ebu'l-Abbas’tı. 754'te oğlu Mansur onun yerine geçti. Bu iki halife döneminde orduda Türk ve İran kökenliler önemli görevler üstlendiler. Mansur, 762’de Bağdat kentini kurdurarak başkenti Şam’dan buraya taşıdı. Abbasi Devleti Mansur'un torunu Harun Reşid döneminde en geniş sınırlarına ulaştı. Harun Reşid, Binbir Gece Masalları’na konu olan görkemli saltanatını Bermeki ailesine borçluydu. Bu aileden Yahya Bermeki ve iki oğlu, vezir olarak Abbasi Devleti’ni 17 yıl boyunca fiilen yönettiler.

300px-Harun-Charlemagne.jpg
Harun Reşid'in Şarlman'ın elçilerini kabul etmesi

Harun Reşid’in oğulları Emin (809-813), Memun (813-833) ve Mutasım (833-842) babalarının politikalarını sürdürdüler. Annesi Türk olan Mutasım, Türklerden özel bir askeri güç kurmuştur, Türk unsurları yönetimde önemli görevlere getirmiştir. Daha sonra bu askeri gücün Bağdat’taki varlığı bazı huzursuzluklara neden olduğundan Samarra adıyla yeni bir kent kurdurarak devlet merkezini oraya taşıdı. 838 yılında Bizans üzerine bir sefer düzenleyen Mutasım, sınırları İznik kentinin yakınlarına kadar ilerletmiştir.

Yerine geçen oğlu Vâsık döneminde Türk emirleri askeri işlerin yanı sıra yönetsel konularda daha etkili oldular. Vâsık'ın ölümünden sonra Abbasi Devleti parçalanma sürecine girdi. Abbasi toprakları üzerinde Samaniler, Karahanlılar, Fatımiler, Tolunoğulları ve Hamdaniler gibi bağımsız devletler kuruldu.

İran'da hüküm süren Büveyhiler, 945'te Bağdat'a egemen oldular. Bundan sonra Abbasi halifeleri Büveyhilerin izniyle başta kalabildiler. Halife Kâim'in (1031-1075) çağrısı üzerine Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Tuğrul, 1031 yılında Büveyhileri Bağdat'tan çıkardı ve Abbasilere yeniden saygınlık kazandırdı.

Ne var ki Abbasiler eski askarı güçlerine ulaşamadılar ve Mustazhir dönemindeki Haçlı Seferleri karşı başarılı olamadılar. Büyük Selçuklu Devleti'nin parçalanmasıyla birlikte Abbasiler yeniden gücünü yitirdi. Cengiz Han'ın torunu Hulagu'nun yönetimindeki İlhanlılar 1258'de Bağdat'ı yakıp yıktılar, Halife Mustasım'ı ve yakaladıkları hanedan üyelerini öldürdüler. Böylece 508 yıllık Abbasi Devleti son buldu.

Halife Zâhir'in oğlu Ahmed Mısır'a kaçtı ve orada Memluk Sultanı Baybars’ın koruması altında halife ilan edildi (1261). Mısır Abbasi halifeliği, siyasal ve askeri yetkiden yoksun, yalnız dinsel otoritesi olan bir kurumdu. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim 1517'de Mısır topraklarına girerek, halifenin yetkileri ile Kutsal Emanetler’i devraldı ve Mısır Abbasi halifeliğine son verdi.

300px-Abbasids_Dynasty_750_-_1258_(AD).PNG
750-1258 arasında Abbasiler

Devlet yönetimi
Abbasilerde devlet örgütlenmesi, "Divan" adı verilen ve değişik alanlarda görevler üstlenen resmi kurullara dayanıyordu. Devlet maliyesinin ana gelir kaynağı ise toprak vergisiydi. Halktan toplanan zekât da önemli bir gelir kaynağıydı. Vergi gelirlerinin büyük bölümü orduya ve bayındırlık işlerine ayrılırdı. Halife Ömer döneminde kurulan divanı geliştirdiler. Divanı, devlet yönetiminde en etkili kurum haline getirdiler.Devlet ve memleket sorunları, önce divanda görüşülerek divanın önerdiği çözümleri uygularlardı.

Abbasi Sanatı
İslam dininin sanata getirdiği en büyük yenilik cami mimarisidir. İslamlıkta her sınıf halkın ayrım gözetilmeden ön saflarda namaz kılabilmesi safların geniş tutulması istediği uyandırmış, bu nedenle kiliselerin aksine camilerde enine mekan tercih edilmiştir. Plan formunun ihtiyaçtan doğması gibi, mihrap, minber, minare türünden mimari ögeler de İslamlığın gelişmesine paralel olarak zamanla ihtiyaçtan doğmuşlardır.

Abbasilerden önceki İslam şehirciliği konusundaki bilgilerimiz çok kısıtlıdır. Bu konuda bilinen ilk örnek, 762-765 yıllarında Abbasi halifesi Mansur’un kurdurduğu Bağdad şehridir. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre ilk Bağdad şehiri daire planlıydı ve iç içe iki sur duvarı dıştan bir hendekle çevrelenmişti. Şehrin dört kapısına bulundukları yöndeki komşu şehirlerin adı verilmişti. Haç planlı saray ve yanındaki cami şehrin merkezinde yer alıyordu. 766 yılında yapılan Bağdad Ulu Camii kerpic duvarlı, ahşap sütunlu ve düz damlı basit bir yapıydı. Halife Harun Reşid, 808’de yapıyı planını değiştirtmeden tuğla duvarlı olarak yeniden yaptırmıştır. Bağdat 892’de Abbasilerin başkenti olunca, artan nüfus nedeniyle camiye aynı planda ikinci bir bölüm eklenmiştir. Ancak, Bağdad şehrinin bu dönem yapılarından günümüze, ilk camiye ait basit bir mihraptan başka hiçbir şey gelmemiştir.

Abbasi şehirleri arasında Samarra’nın ayrı bir önemi vardır. Abbasilerden sonra hiç oturulmadığından üzerinde başka dönem ve kültürün izine rastlanmadığı için Abbasi şehirciliğini en katıksız biçimde yansıtır. Samarra, Dicle kenarında Bağdad’ın yakınındadır. Bağdad’ın dairesel ve düzenli planı burada yerini araziye uydurulmuş, uzun bir plana bırakmıştır. Dicle kıvrımlarına paralel olarak uzanan şehrin büyük bölümü kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Buluntular, Abbasi cami, saray, türbe ve ev mimarisi ile zengin süsleme sanatı hakkında bilgi vermektedir. Samarra, 836 yılında Halife Mutasım tarafından abbasi hizmetindeki Türk birlikleri için “ordugah şehri” olarak kurdurulmuş, 883 yılında terkedilmiştir.

Samara Ulu Camii, öteki adıyla Mütevekkiliye Camii, İslam dünyasının en büyük cami yapılarından biridir. 150.000 kişi burada bir arada namaz kılabiliyordu. Basit mimarisi, ilk İslam cami planının anıtsal ölçüler içinde tekrarından ibarettir. Yapımında tuğla ve kerpic kullanılan caminin ilginç bir minaresi vardır. Kare tabana oturan dev boyutlu bu anıtsal minareye geniş bir rampa ile çıkılır. Bu minare formu, yine Samarra’da Ebu Dulaf Camii’nde tekrarlanmış ve bir daha kullanılmamıştır.

Samarra’ın ikinci büyük camii olan Ebu Dulaf Camii, 860 yılında yapılmıştır. Kalıntılar daha gelişmiş bir mimarinin varlığını ortaya koymaktadır. Harem bölümü, kemerli duvarlarla birbirinden ayrılan neflerden oluşmuş ve üzeri düz bir çatıyla örtülmüştü.

Samarra’nın saray ve evlerinde kullanılan çeşitli süsleme arasında mermer tozu ve alçı karışımıyla yapılan “ıtuk” kabartmalar önemli bir yer tutar. Bu kabartmalarda iki farklı teknik kullanılmıştır: Dik kesim ve eğri kesim. Dik kesimde motifler yaş sıva üzerine dikine olarak oyulmakta, böylece ışık-gölge kesin çizgilerle birbirinden ayrılarak kuvvetli bir kontrast etkisi sağlanmaktadır. Eğik kesimde ise daha yumuşak bir plastik etki söz konusudur. Eğik kesim, Türklerin İslam sanatına belki de ilk katkısıdır. Bu teknik daha önceleri Orta Asya sanatında Türkler tarafından kullanılmıştır. Dik kesimde daha natüralist, eğik kesimde ise daha stilize bir üslup görülür.

Abbasi halifeleri
  • Ebu'l-Abbas 750-754
  • Mansur 754-775
  • Mehdi 775-785
  • Hadi 785-786
  • Harun Reşid 786-809
  • Emin 809-813
  • Memun 813-833
  • Mutasım 833-842
  • Vâsık 842-847
  • Mütevekkil 847-861
  • Muntasır 861-862
  • Mustain 862-866
  • Mutez 866-869
  • Muhtedi 869-870
  • Mutemid 870-892
  • Mutezid 892-902
  • Muktefi 902-908
  • Muktedir 908-932
  • Kahir 932-934
  • Razi 934-940
  • Mutteki 940-944
  • Mustekfi 944-946
  • Muti 946-974
  • Taî 974-991
  • Kadir 991-1031
  • Kâim 1031-1075
  • Muktedi 1075-1094
  • Mustazhir 1094-1118
  • Musterşid 1118-1135
  • Reşid 1135-1136
  • Muktefi 1136-1160
  • Müstencid 1160-1170
  • Mustazi 1170-1180
  • Nâsır 1180-1225
  • Zâhir 1225-1226
  • Mustansır 1226-1242
  • Mustasım 1242-1258
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-07-2007   #2 (mesaj-linki)
RuYa - avatarı
Cvp: Abbasiler

Abbasi Hükümdarları (ABBASİLER DÖNEMİ)

Ebu’l Abbas Dönemi


Abbasi Devleti, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın torunlarından Ebu’l Abbas tarafından 750 tarihinde kuruldu.
Abbasi hükümdarları, Emeviler gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar.
Ebu’l Musa, Haşimiye şehrini devlet merkezi yaptı, iç karışıklıklarla uğraştı, kanlı bir şekilde siyasi birliği sağladı.

UYARI : Ebu’l Abbas, siyasi birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden “Seffah” (kan dökücü) lakabını almıştır.


Ebu Cafer El- Mansur Dönemi


Ebu Cafer El-Mansur, 754 yılında halife oldu.
754 yılında Abbasi Devleti’nin başkenti Bağdat’a taşındı.
751 yılında Çinlilerle Talas savaşı yapıldı.
Bu dönemde kültür hareketleri oldukça ilerledi.


Harun Reşit Dönemi


Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti’nin başına geçti.
Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu.

UYARI : Binbir Gece Masalları’nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit’tir. Binbir Gece Masalları’nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır.

Anadolu’ya akınlar yapıldı, İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı.
Bu dönemde de iç isyanlar sürdü.


Me’mun Dönemi


Harun Reşit’in ölümü üzerine yerine oğlu Emin geçti.
Kısa süre sonra yerine Harun Reşit’in diğer oğlu Me’mun geçti.
Mu’tezile Mezhebi bu dönemde ortaya çıktı.
Bu dönemde Antik Çağ Yunan eserleri Arapça’ya çevrildi.

UYARI : Arap-İslam Devleti kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm’den) en çok bu dönemde etkilenmiştir.


Mu’tasım Dönemi


Me’mun’un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu’tasım halife oldu.
Bizans sınırlarında “Avasım” denilen Türk ordugahları kurdurdu.

UYARI : Avasım kentlerinin oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını kırmaktır.

Mu’tasım’ın ölümü üzerine merkez otorite zayıfladı.

UYARI : Türkler’in sınır boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir’ül Ümera görevi verilerek merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını engellemekti.

Devlete bağlı Tavaif-i Mülk’ler bağımsızlıklarını ilan etti.


Abbasi Devleti’nin yıkılışı


Abbasi Devleti’nin Yıkılma Nedenleri
Abbasi Devleti, Mu’tasım’ın ölümü ile zayıfladı ve Moğollar’ın Bağdat’ı istilası ile yıkıldı.
Selçukluların yıkılması ile koruyucuları ortadan kalktı.
Şiilerin ve Emevilerin olumsuz çalışmalarından zarar gördü.
Zayıflama döneminde fetihlerin durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı.
Moğol Hükümdarı Hülagu’nun Bağdat’ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-09-2007   #3 (mesaj-linki)
YellowCanary
Avatarı Yok (No Avatar)
Abbasiler « Medeniyetler Tarihi

Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın soyundan gelen Ebul Abbas’ın kurduğu halife hanedanı (750-1258).

Emeviler halifeliği, Hz. Muhammed'in amcaoğlu ve damadı, dördüncü halife Ali'den zor ve hile kullanarak almışlar, bununla da yetinmeyerek peygamber ailesine karşı kanlı bir siyaset gütmüşlerdi. Bu yüzden Emevilere karşı düşmanlık artmış, özellikle Hicaz, Irak ve İran'da büyük hoşnutsuzluklar baş göstermişti. Abbasoğulları bu düşmanlıktan yararlanarak, halifeliğin peygamber ailesinden en lâyık olana geri verilmesi gerektiği yolunda propagandaya giriştiler.

Emevilerin, özellikle çoğunluğu Türk olan bölgelerde (Horasan, Toharistan, Sogd) uyguladıkları vergi soygunculuğu ve Arap olmayanları aşağı görme siyaseti bu propagandayı daha da güçlendirdi. Horasanlı Ebu Müslim adında bir Türk, Emevilere karşı ilk ayaklanmayı başlattı. Önceden Türklerin Müslüman olanları ile olmayanlarını barıştırmış ve bunları İranlı Şiilerle birleştirerek güçlü bir birlik hazırlamış olan Ebu Müslim, Arap ordularını yenerek Emevi saltanatına son verdi.

Peygamber sülâlesinden Ebul Abbas Seffah halifeliğe getirildi (750). İlk Abbasi halifesi olan Ebul Abbas, Emevileri acımadan yok ettiği için kendisine kan dökücü anlamına gelen el-Seffah adı verildi.

BERMEKOĞULLARI

Abbasiler ilk dokuz halife zamanında (özellikle Harun Reşit [786809] ve Memun [813833]) bütün İslâm dünyasını kapsayan (Endülüs hariç) bir egemenlik kurdular. Ancak Anadolu'ya ve Akdeniz Bölgesi'ne hiç bir zaman egemen olamadılar.

Türkler ve İranlılar tarafından iktidara getirilen Abbasiler, Araplara güvenemediklerinden yönetim işlerinde Türklerden ve İranlılardan yararlandılar. Yeni devletin maliye ve yönetim işleri, özellikle Toharistanlı Bermekoğullarınca düzenlendi. Bağdat bu dönemde kuruldu ve başkent oldu (762); kısa sürede saraylar, resmi kurumlar ve askeri kışlalarla donatıldı.

Daha sonra gelen halifeler döneminde Abbasi egemenliği zayıfladı, İslâm İmparatorluğu'nda bağımsız hükümetlerin sayısı çoğaldı (Samanoğulları, Karahanlılar, Büveyhoğulları, Fatımiler v.d.). Kuruluştan 150 yıl sonra, Bağdat'ın egemenliği sadece Irak ve İran bölgelerinde geçerliydi. Zamanla Abbasi halifelerinin yalnız manevi değeri kaldı. Büveyhoğulları 945'te Bağdat'ı ele geçirdiler, siyasi çıkarlarını düşünerek, Abbasi hanedanını yıkmadılar, ama onların elinde halife unvanından başka bir yetki de bırakmadılar.

1055'te Selçuklular, Bağdat'ı ele geçirerek Büveyhoğulları Devleti'ne son verdiler, ama yine halifeleri hoş tuttular. Moğol istilâsı ile Abbasi hanedanı kesin olarak son buldu. Hulâgu, Bağdat'ı alarak son Abbasi halifesi Mustasım'ı öldürdü (1258). Öldürülmekten kurtulup kaçan Abbasoğullarından biri, Mısır'da Memlûklere sığınarak orada halife oldu.

Abbasiler döneminde İslam’ın Arap ve İran kesimi büyük ölçüde birliğe kavuştu. Halifelik Arap özelliğini kaybederek, Sasani Krallığı'nın kurumlarını, saray geleneklerini ve uygarlık zenginliğini edindi.



Samarra'da (Irak) Cafer El-Mütevekkil Camii'nin kalıntıları. Irak Abbasileri sanatının belirgin örneklerinden olan bu cami,

«ziggurat» (çok katlı kule) biçimi tuğla minaresiyle ünlüdür.



Abbasiler döneminde İslam İmparatorluğu.

ABBASİ SANATI

Abbasiler dönemi İslâm İmparatorluğu’nun en parlak dönemidir; öyle ki, bu dönemde hemen her bölge bağımsız bir sanat merkezi durumundadır. Bu dönemde edebiyat (özellikle şiir), bilim, fen, müzik, kısaca bütün güzel sanatlar büyük bir gelişme gösterdi. Yunan, Süryani, Fars ve Sanskrit dillerinde yazılmış bilim, fen ve felsefe kitapları Arapça’ya çevrildi. IX. yüzyılda halifelerin oturmuş olduğu Samarra'da bulunan kalıntılar, Abbasi sanatının başlıca özelliklerini yansıtan belgelerdir.



Kayrevan Camii (Tunus) kubbeleriyle dikkati çeker. Mimber ve mihrabın yarım kubbesi oymatik ağacındandır; mermer levhalar kakma çinilerle bezenmiştir. Temeli 670 yılında atılan cami, XI. yy.a kadar birçok kere onarılmıştır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 20-07-2008   #4 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Abbasiler

ABBASİLER

Hz. Muhammed'in ölümünden sonra (632), peygamberin vekili olacak halife­nin seçimi, İslam dinini benimseyen Arap kabileler arasında büyük karışıklıklara yol açmıştı. Bütün kabileler kendi soylarından birisinin halife olmasını istedikleri için, bu karışıklıklar ve çatışmalar her halifenin seçi­minde yeniden yaşanıyordu. Nitekim, üçüncü halife Hz. Osman'ı destekleyen Emeviler, kendi soylarından gelen bu halifenin öldürül­mesi üzerine halifeliğe getirilen Hz. Ali'yi benimsememişler ve 661'de Hz. Ali'nin öldü­rülmesinden sonra Müslüman Arap topluluk­lar üstünde egemenlik kurmuşlardı. Yaklaşık yüz yıl sonra, Hz. Muhammed'in amcası Abbas'ın adıyla anılan Abbasi ailesi ve yandaşla­rı bu kez Emeviler'e karşı ayaklanarak 750'de halifeliği ve iktidarı ele geçirdiler. Böylece, Abbasiler adıyla 1258'e kadar süren bir İslam devleti kurdular. İlk Abbasi halifesi olan Ebu'l-Abbas ve 754'te başa geçen oğlu Mansur dönemlerinde orduda Türk ve İran kökenlilere yer verilme­ye başlandı. Mansur, Hz. Ali'nin yandaşları­nın yoğun olduğu Küfe'den uzaklaşmak için yeni bir başkent yapımına girişti. Akarsuların birbiriyle kesiştiği yerde kurulan ve Bağdat adı verilen bu kentin yapımı, 100.000 işçinin çalışmasıyla dört yılda tamamlandı. Mansur' un torunu Harun Reşid döneminde devlet en geniş sınırlarına ulaştı. Harun Reşid 786'da halife olunca Bermeki ailesinden Yahya'yı sınırsız yetkilerle vezir yaptı. Yahya Bermeki ve iki oğlu 17 yıl boyunca Abbasiler'in halifeden sonraki en önemli devlet adamları oldular. Geceleri kılık değiştirerek halkın şikâyetle­rini dinlemesi, görkemli yaşama ve gösterişe düşkün olduğu halde dindarlığı elden bırak­maması, ordunun başına geçerek savaşlara katılması Harun Reşid'in ününü yaygınlaştırdı. Onun döneminde Bizans'a başarılı akınlar düzenlendi. Harun Reşid'in oğullan Emin ve Memun da bu başanyı sürdürdüler. Annesi Türk soyundan gelen Mutasım, 833'te halife olunca kendisine Türkler'den özel bir askeri güç kurdu; aynca Türk emirle­rine önemli görevler verdi. Bu askeri güçlerin Bağdat'ta bulunması tedirginlik yarattığı için, Samarra adıyla yeni bir kent kurdurarak devlet merkezini oraya taşıdı. Mutasım, 838'de Bizans'a büyük bir sefer düzenleyerek İznik önlerine kadar ilerledi. 842'de halife olan oğlu Vâsık döneminde Türk emirlerinin gücü daha da arttı ve yetkileri askeri alandan yönetsel alana taştı. Vâsık'ın ölümünden son­ra gerileme dönemi başladı. Abbasi toprakları üzerinde Samaniler, Karahanlılar, Fatımiler, Tolunoğullan ve Hamdaniler gibi bağım­sız devletler kuruldu. İran'da egemenlik kuran Büveyhiler, Hz. Muhammed'in kızı gelinleri olduğu için hali­felikte hak iddia ediyorlardı. Nitekim 945'te Bağdat'a girdiler ve Muti'nin halifeliği döne­minde Abbasiler üzerinde tam bir egemenlik kurdular. Hatta bir ara Bağdat'ta basılan paraların üzerinde halifenin değil Büveyhi sultanının adı bulunuyordu. Sonradan Abba-siler'i egemenliği altına alan iki büyük devlet de, 978'de gene Abbasiler'in eski toprakları üzerinde kurulan Gazneliler ile aynı yıllarda temeli atılan Büyük Selçuklu Devleti'dir
Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul'un, 1031'de halife olan Kâim'in gizli çağrısı üzeri­ne ordusuyla gelerek Büveyhiler'i Bağdat'tan çıkarmasından sonra Abbasiler Irak, Ahvaz ve Fars'ta yeniden güçlenmeye başladılar. Selçuklular'ın desteklediği halifelik kurumu da eski saygınlığına kavuştu. Ne var ki Abba­siler, Mustazhir döneminde Haçlı Seferleri'ne karşı başanlı olamadılar; bütün savunma Selçuklular'a ve onlardan sonra kurulan Türk devletlerine kaldı. Büyük Selçuklu Devleti'nin parçalanmasıyla birlikte yeniden gü­cünü yitiren halifelik, Nasır döneminde kısa bir süre için canlandı. Ama Cengiz Han'ın to­runu Hulagu'nun yönetimindeki Moğollar'ın 1258'de Bağdat'ı yakıp yıkması ve Halife Mustasım'ı öldürmesiyle Abbasi Devleti son buldu. Halife Zâhir'in Mısır'a kaçan oğlu, Mem­lûk sultanının koruyuculuğunda halife ilan edildi. Artık halifelik siyasal ve askeri yetkisi bulunmayan, ancak başka bir devletin toprak­larında barınabilen bir kurum durumuna gel­mişti. 1517'de Mısır topraklanna giren Os­manlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim'in hali­fenin yetkilerini ve kutsal emanetleri devral­ması, halifeliğin Mısır'da 250 yıl kadar süren varlığına da son vermiş oldu. Abbasiler zamanında halifeler dinsel gücü olan bir hükümdar niteliği kazandılar. Halife­lerin elinde toplanan bu ikili güç, merkezi devlet örgütüyle birlikte güçlü bir yapı oluş­turdu. Devlet işleri, "Divan" adı verilen ve değişik alanlarda görevlendirilen resmi örgüt­lerce yürütülüyordu. Kent yaşamının gelişmiş olmasına karşılık, halifelik maliyesinin temeli toprak vergisine dayanıyordu. Bunun dışında, dinsel gerekçe­lerle halktan toplanan zekât da önemli bir gelir kaynağıydı. Vergi gelirinin büyük bir bölümü orduya ayrılırdı. Ayrıca halifenin de kişisel bir hazinesi vardı. Bu kişisel hazinenin kapsamına giren topraklann geliri devlet ge­lirlerinden ayrı tutulurdu. 508 yıllık Abbasi dönemi İslam uygarlığının en parlak dönemlerinden biridir. Bayındırlığa büyük önem veren Abbasiler, 38.000 m2'lik bir alana kurulmuş Samarra Camisi başta ol­mak üzere, Mşatta Sarayı, özellikle de Ku­düs'teki Kubbetü's-Sahra ile Mescid-i Aksa gibi büyük yapıtlar bıraktılar. Ülkenin birçok yerine kervansaraylar yapıldı; demircilik, bakırcılık, camcılık gibi sanatlar geliştirildi. Ha­run Reşid ve oğlu Memun zamanında, Bağdat kenti bir bilim ve kültür merkezi oldu. Mate­matik, astronomi, tıp ve botanik alanlarında önemli çalışmalar yapıldı. Süryanice, Farsça, Yunanca ve Sanskrit dilinden Arapça'ya çok sayıda yapıt çevrildi. Bunlar arasında Aristo'nun felsefe yazıları, Öklit'in geometri kitabı, Galenos'un tıp kitabı ile Kelile ve Dimne öyküleri de vardır. Bağdat'ta kurulan zengin uzmanlık kütüphaneleri ile gözlemev­leri, birçok bilim adamının Abbasiler'in hiz­metine girmesinde etkili oldu. Farabi, İbn Si­na, Biruni, Yusuf Has Hacib, Firdevsi ve Taberi gibi bilim ve kültür adamları Abbasi ül­kesinde yetiştiler.
abbasi_halifeleri.PNG
Temel Britannica
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 05-01-2009   #5 (mesaj-linki)
alex41
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Abbasiler

paylaşımın çok güzel çok sağol
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 06-03-2009   #6 (mesaj-linki)
SEDEPH - avatarı
Cvp: Abbasiler

ABBASİLER (750–1228)


Abbasi Devleti Ebu’l Abbas Abdullah tarafından kuruldu.

Son Emevi hükümdarı II.Mervan kaçtığı Mısır’da yakalanarak öldürüldü.

Dönemi iç karışıklıkları bastırmakla geçmiştir.

UYARI : Ebu'l Abbas, siyasi birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden "Seffah" (kan dökücü) lakabını almıştır.

UYARI : 751 yılında Çinlilerle Talas savaşı yapıldı.

Halife Mansur (754–775):

1. Bağdat şehri kuruldu ve burası hilafet merkezi Haşimiye’den Bağdat’a taşındı.

2. Abbasi orduları Kafkasya ve Maveraünnehir’de Türklerle savaşılmış, Hindistan’a kadar uzanan seferler yapılmıştır.

3. Bizans ile mücadele devam etmiş, Anadolu içlerine kadar akınlar yapılmıştır.

4. Kültür alanında eski Yunan ve Helen eserleri Arapça’ya tercüme edilmiştir.


YÜKSELİŞ DÖNEMİ

Harun Reşid (786–809):

1. Abbasiler en güçlü dönemini halife Harun Reşid (786–809) döneminde yaşamıştır.

2. Uzun dönem vezirlik yaparak güç ve otoritesinin artırarak Abbasi halifeliğini tehdit eden İranlı Bermekî ailesinin hâkimiyetine son verilmiştir.

3. Bu dönemde Bizans’a karşı büyük mücadeleler verilmiştir. Ankara’ya kadar gelinmiştir. Bizans barış isteyince 806 yılında barış yapılmış ve Bizans vergiye bağlanmıştır. Bizans’a karşı Frank İmparatoru Şarlman ile iyi ilişkiler kurmuştur.Bu ittifak En­dülüs Emevi devletini sarstı.

4. Bilim, kültür ve sanatta büyük gelişmeler gerçekleştirilmiştir.

5. İlk defa medrese öğretimi altında çağdaş eğitimi başlattı.

6. Hıristiyanların Kudüs'ü serbestçe ziyaret etmelerine izin verdi. (Nedeni Hıristiyanların Endülüs Emevi devletiyle Abbasi devletine karşı birleşmesini önlemek için.)

UYARI : Binbir Gece Masalları'nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit'tir. Binbir Gece Masalları'nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır.


Me’mun Dönemi

1. 816 yılında başlayan Babek isyanı uzun mücadeleler sonucu güçlükle bastırabilmiştir. (Babek Zerdüşt dinine benzeyen bir mezhep oluşturmuştu).

2. Abbasi orduları Anadolu’ya girerek Ulukışla’ya kadar ilerlemişlerdir.

3. Türklerin İslam devletindeki etkinliği de yavaş yavaş artmaya başladı. Türkler arasında İslam Dini hızla yayılmaya başladı.

4. Emevilerin aksine Abbasilerin Türklere hoşgörü ile yaklaşmaları, ayrımcılık yapmamaları, Türk-Arap ilişkilerin düzeltmiş ve İslam Dini Türkler arasında yayılmaya başlamıştır.

5. Tercüme faaliyetleri için Bağdat’ta Beytü’l-Hikme kuruldu. Yabancı bilim adamları Bağdat'a davet edildi. İslam Rönesans'ı başlatıldı.

Pek Yunanca eser tercüme edildi.


Halife Mutasım Dönemi

1. Babek isyanı devam etmiş e nihayet Tük komutanı Afşin tarafındab Babek öldürülmüş ve bu isyan tamamen sona ermiştir.

2. Türklerin İslam Devletindeki etkinliği daha da arttı. Türklerden ordular oluşturulmaya başlandı.

3. Türk ordusu için Bağdat'ın 50 km kuzeyinde Samerra şehri kuruldu.

4. Türkler için Bizans sınırlarına Avasım denilen ordu kentler kuruldu. Türklerin Araplarla evlenmesi yasaklandı (savaşçı özelliklerini yitirmemeleri için).

5. Bilimde, teknikte büyük ilerlemeler oldu.


Emirül Umera (Tevaiful Muluk)Dönemi Abbasi Devleti’nin Zayıflaması ve Yıkılışı

Halife Mutasım’ın ölümünden (842) sonra başa geçen halifeler arasında üstün yetenekli kimselerin olmayışı merkezi otoriteyi büyük ölçüde sarsmıştır. Bunun sonucunda Abbasi Devleti’nin çeşitli bölgelerinde birçok devlet ortaya çıkmıştır. Bunlar, çeşitli bölgelere EMİRÜL UMERA (TEVA'İF-UL MULUK) adı altında vali olarak gönderilen kişilerin devletin zayıflamasından yararlanarak dini bakımdan halifeye bağlı kalmakla beraber, siyasi bakımdan tamamen bağımsızdılar.

Abbasi Devleti’nin yerine kurulan bu devletlerin isimleri ve kuruldukları yerler şunlardır: Tolunoğulları (Mısır, İhşitler (Mısır), İdrisoğulları (Fas), Aglebiler (Tunus, Cezayir) ,Fatımiler (Mısır), Tahiroğulları (İran, Horasan), Safariler(İran’ın Sistan bölgesi-Maveraünnehir), Samanoğulları (Horasan, Maverünnehir ), Büveyhoğulları (İran).

945 yılında Bağdat’ı ele geçiren Büveyhoğulları Abbasi halifeliğin kontrollerine aldılar.1055 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey Bağdat’a gelerek Halife’yi Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Abbasiler kısa bir süre Irak ve çevresine hakim olmuşlardır. Büyük Selçuklu Devleti yıkılınca Abbasiler de en önemli destekçilerini kaybettiler.

1258 yılında Moğol Hükümdarı Hülagu Han Bağdat’ı ele geçirip son Abbasi halifesi Mu’tasım’ı öldürterek Abbasilere son verdi.

Moğolların elinden kurtulan Abbasi ailesine mensup kişiler Mısır’a kaçtılar ve orada Memlukların egemenliğinde halifeliklerini devam ettirdiler. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Mısır’ı alınca halifelik Türklere geçmiş oldu. Abbasi halifeliği de tamamen sona erdi.

ABBASİLERİN YIKILIŞ NEDENLERİ

1) Emirul Ümeraların faaliyetleri,

2) İç isyanlar,

3) Abbasi Halifelerin Emevi Halifeleri kadar iyi yetişmemiş olması,

4) Abbasilerin devlet adamlarını kullanmadaki beceriksizliği ,

5) Din âlimlerine ve Hz. Ali soyundan gelenlere iyi davranmamaları

6) Fetihlerin durması

7) Selçukluların yıkılması ile koruyucularının ortadan kalkması.

ABBASİLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

1) Abbasiler Arap olmayan uluslara hoşgörüyle yaklaşmış ve İslâmiyet’in daha fazla yayılmasını sağlamışlardır.

2) Bu dönemde Emevilere göre bilim – kültür alanında daha çok gelişme gözlenmiştir.

3) Türkler ilk kez bu dönemde İslâmiyet’i kitleler halinde benimsemişlerdir.

4) Abbasilerin denizciliğe önem vermemeleri ticari ve askeri alanda gelişmelerini engellemiştir.

5) Başkentleri Bağdat’dır

6) İslam bu dönemde Arap toplumu dışında da yayılmıştır

7) Emevi devleti Arap devleti özelliğini taşırken, Abbasiler bir İslam devleti özelliğine sahiptir.

8) Bilim, kültür ve felsefe çalışmaları yaptılar

9) İlk tercüme hareketleri ve kütüphaneler bu dönemde kuruldu. Müslümanlar öğrendikleri bu bilgilere yenilerini ekleyerek daha da geliştirdiler.

10) Türkler kitleler halinde İslam’a bu dönemde girdiler

11) Abbasiler de İstanbul’u kuşatmış fakat başarılı olamamışlardır. (782’de Mehdi döneminde)



EMEVİ VE ABBASİ DÖNEMLERİ ARASINDAKİ FARKLAR

1. Emevi Devleti Arap milliyetçiliği politikası izledi. Abbasiler ise Arap olmayanlara da hoşgörü ile davrandılar. Önce İranlı sonra Türk memur ve askerler Abbasi Devleti hizmetinde görev yaptılar.

2. Abbasiler merkezlerini Bağdat'a taşıdılar. Sasani devlet teşkilatını örnek aldılar. Vezirlik kurumunu oluşturdular. Vezir, halifeden sonra en yetkili kişi oldu.

3. Abbasiler, emir-ül ümeralık kurumunu kurdular. Emir-ül ümera, başkomutan durumundaydı.

4. Abbasilerde saray teşkilatı genişledi. Refahın artmasıyla birlikte lüks arttı.

5. Emevi halifeleri Emiru’l-Mü’minin, Abbasi halifeleri ise İmamu’l-Müslimin unvanını kullandılar.

ABBASİ DEVLETİNDE TÜRK ETKİNLİĞİ

Abbasi Devleti Emevilerin takip ettiği Arap ırkçılığına dayanan siyaseti terk ederek Müslüman halka eşit davranmıştır. Abbasilerin bu tavrı Türklerim İslamiyet’e girmelerini hızlandırmıştır.

1) Türklere ilk görev veren Abbasi halifesi Mansur’dur.

2) Harun Reşit saray muhafızlarını Türklerden oluşturmuştur.

3) Halife Me’mun ve Mutasım döneminde ise devlet içerisinde Türklerin rolü oldukça artmıştır.

4) Mu’tasım zamanında Abbasi ordusunda çoğunluk Türklerin eline geçmiş, Türkler için Bağdat yakınlarında Samerra şehrini kurdurmuştur.

5) Abbasiler Bizans sınırı boyunca kurdukları AVASIM ŞEHİRLERİNE (Tarsus, Adana, Antakya, Maraş, Malatya, Diyarbakır) Türkleri yerleştirmişlerdir. Bizans ile savaşlarda önemli rol oynamışlardır.

6) Mısır, Suriye ve devletin doğu illerinde vali olarak görev yapmışlardır. Devlet merkezinde vezir ve haciplik gibi görevler üstlenmişlerdir.

7) Tuğrul Bey 1055 I.Bağdat Seferi ile Abbasi halifesini Şii Büveyhoğulları’nın baskısından kurtarmışlardır.

Alıntıdır
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
abbasiler
abbasilerde bilim,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler