| | #1 (mesaj-linki) | |
| Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed FATİH SULTAN MEHMED 1451 - 1481 Babası : İkinci Murad Annesi : Huma Hatun Doğumu : 29 Mart 1432 Ölümü : 3 Mayıs 1481 Saltanatı : 1451 - 1481 Devlet Sınırları : 2.214.000 km ![]() FATİH SULTAN MEHMED HAYATI Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi. 20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi. İSTANBUL'UN FETHİ Fatih Sultan Mehmed padişah olduktan sonra ilk iş olarak, devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Fatih Sultan Mehmed, büyük gayesini gerçekleştirmek için, Macarlara, Sırplara ve Bizanslılara karşı yumuşak davranıyordu. Amacı Haçlıların birleşmesini önlemek, onları tahrik etmemek ve zaman kazanmaktı. Bin yıllık tarihinin sonuna gelmiş olan Bizans küçüle küçüle sadece İstanbul şehrinin sınırları içinde hüküm süren bir devlet durumuna düşmüştü. Ancak buna rağmen Bizans'ın varlığı, Balkanlar'daki Türk hakimiyeti açısından tehlikeli oluyordu. Bizans İmparatorları, Anadolu'daki çeşitli siyasi güçleri de Osmanlı aleyhine kışkırtmaktan geri kalmıyorlardı. Hatta zaman zaman Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht kavgalarına karışıp devletin iç düzenini bozuyorlardı. YAPILAN HAZIRLIKLAR İstanbul'un Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti altında girmesi, ticari ve kültürel yönden önemli bir avantajın daha ele geçirilmesi demekti. Boğazlar tam anlamıyla kontrol altına alınacak ve bu sayede Karadeniz ticaret yolları ele geçirilmiş olacaktı. Karamanoğulları meselesini çözen Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Devrin mühendislerinden Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne'de top dökümü işiyle görevlendirildi. "Şahi" adı verilen bu topların yanında, tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerin üretilmesi (havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı. Yaptırılan bu büyük toplar İstanbul'un fethedilmesinde önemli rol oynadı. Yıldırım Bayezid'in İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına, Rumeli Hisarı (Boğazkesen) inşa edildi. Bu sayede Boğazlar'ın kontrolü sağlanacak, deniz yoluyla gelebilecek yardımlara karşı tedbir alınmış olacaktı. 400 parçadan oluşan bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasındaki bir Osmanlı donanması Mora'ya gönderildi ve İstanbul'a yardım gelmesi engellendi. Eflak ve Sırbistan ile var olan barış antlaşmaları yenilendi. Macarlarla da üç yıllık bir antlaşma yapıldı. Osmanlıların bu hazırlıkları karşısında, Bizanslılar da boş durmuyordu. Surlar sağlamlaştırılıyor ve şehre yiyecek depolanıyordu. Ayrıca Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç'e bir zincir gerdirerek, buradan gelecek tehlikeyi önlemeye çalıştı. Aynı zamanda Haçlı dünyasından yardım isteniyor, Papa ise yapacağı yardım karşısında Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesini istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine bağlanmak istemiyor, "İstanbul'da Kardinal Külahı görmektense, Türk Sarığı görmeye razıyız" diyorlardı. KUŞATMA VE SAVAŞ Fatih Sultan Mehmed, hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Bizans İmparatoru Konstantin'e bir elçi göndererek, kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi. Fakat İmparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine, İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu, 6 Nisan 1453'de kuşatmayı başlattı. Osmanlı donanması ise Haliç'in girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu; merkez, sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisan'da yapılan ilk saldırıda, tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetlere Rumeli ve Anadolu beylerine bağlı çeşitli kuvvetler de katılmıştı. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor, Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Venedik ve Cenevizliler de donanmalarıyla Bizans'a yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Osmanlı donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılamadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbul'un Haliç tarafındaki surlarının zayıf olduğu biliniyordu. Bizans bu bölgeye zinciri bu nedenle germişti. Yüksekten atılan taş gülleler Bizans donanmasından bazı gemileri batırmıştı fakat bir kısım donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliç'e indirilecekti. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşa'ya kadar ulaşan bir güzergah üzerine kızaklar yerleştirildi. Gemilerin, kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için, Galata Cenevizlilerinden zeytinyağı, sade yağ ve domuz yağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan gecesi 67(yada 72) parça gemi düzeltilmiş yoldan Haliç'e indirildi. Haliç'teki Türk donanmasına ait toplar, surları dövmeye başladı. Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savaşı, ok, tüfek atışları, lağım kazmalar, büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşılamaması askerler arasında endişe yarattı. Ancak, İstanbul'u her ne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmed kumandanların ve alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi. Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra, 29 Mayıs'ta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı. Çarpışmalar sırasında Bizans'ı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlamıştı. Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor, ancak geri püskürtülüyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul surları, artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan, 6 Mayıs, 12 Mayıs ve 29 Mayıs'ta yapılan dört büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nun 1125 yıllık başkenti olan İstanbul, 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi. FETHİN SONUÇLARI İstanbul'un fethi, çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'un fethinden sonra batıdaki hakimiyeti pekiştirmek, sınırları genişletmek, İslam'ı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine bir çok seferler düzenledi. Sırbistan (1454,1459), Mora (1460), Eflak (1462), Boğdan (1476), Bosna-Hersek, Arnavutluk, Venedik (1463-1479), İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki hakimiyetini pekiştirdi. Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline getirildi, Mora tamamen fethedildi, Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı, Bosna tekrar Osmanlı hakimiyetine alındı, Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz Savaşları sonunda Venedik barış imzalamayı kabul etti. İtalya'ya yapılan sefer sırasında Roma'nın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto, fethedildi ancak Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine kaybedildi. KIRIM'IN FETHİ VE KARADENİZ Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz'e de hakim olmak istiyordu. Venedik ve Cenevizlilerin İslam dünyasının aleyhine yaptıkları esir ticaretini önlemek, İstanbul'a gelen ticari malların taşınmasında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek, Karadeniz'i bir Türk Gölü haline getirmek amacıyla hareket eden Fatih, işe 1459'da Amasra'yı fethederek başladı. 1460'da Candaroğulları Beyliği'ne son verildi. 1461'de Trabzon'un, 1475'de de Kırım'ın fethiyle Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. Bu sayede Karedeniz'deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu'nun tüm denetimi Osmanlı Devleti'ne geçti. OTLUKBELİ SAVAŞI Karamanoğlu İbrahim'in 1464'te ölmesi üzerine oğulları birbirlerine düşmüşlerdi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın yardımıyla İshak Bey Karamanoğlu beyliğine sahip oldu. Bunun üzerine diğer oğlu Pir Ahmed Bey Fatih Sultan Mehmed'den yardım istedi ve gelen yardım sayesinde Beyliği ele geçirdi. Fakat Pir Ahmed Bey bir süre sonra gidip Venediklilerle anlaşınca, bu duruma sinirlenen Fatih Sultan Mehmed, Karaman Seferi'ne çıkmaya karar verdi. Konya ve Karaman alınarak Osmanlı'ya bağlandı. Karaman halkı İstanbul'a ve çeşitli yerlere göç ettirildiler. Pir Ahmed Bey kaçarak Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a sığındı. Bu olay Osmanlılarla Akkoyunluların arasının açılmasına neden oldu. Osmanlılar Avrupa ve Anadolu'daki topraklarını genişletirken, Akkoyunlular Devleti'de Doğu Anadolu, Kafkasya, İran ve Irak üzerinde hakimiyet kurmuşlardı. Sınırlarını genişleten iki Türk Devleti arasında büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu. Otlukbeli mevkiinde 11 Ağustos 1473'de yapılan savaşta, devrin en kuvvetli savaş tekniğine ve araçlarına sahip olan Osmanlı ordusu, Uzun Hasan'ın kuvvetli süvarilerden kurulmuş olan ordusunu birkaç saatte dağıttı. Bu savaştan sonra Akkoyunlular bir daha kendilerini toparlayamadılar. Fatih Sultan Mehmed, Akkoyunlu tehlikesini bu şekilde engellemiş oldu. Anadolu'da ve Rumeli'de birçok sefer düzenleyip pek çok zafer kazanmıştı. Buna rağmen güneyde güçlü bir devlet konumunda olan Memlüklerle problemler yaşandığı halde sıcak bir savaştan kaçınmıştı. DENİZLERDE DURUM İstanbul'un fethiyle ticaret yollarının hakimiyeti Osmanlılara geçmişti. Ancak denizlerde Venedik ve Cenevizliler'in etkinliği devam ediyordu. Fatih ticaret yollarının güvenliğini sağlamak ve korsanlardan kurtulmak için Ege adaları üzerinde siyasetini ağırlaştırdı. Ege adalarına seferler düzenlendi. Yeni tersaneler ve gemiler inşa edildi. Rodos seferine çıkıldıysa da alınamadı. İDARİ DÜZENLEMELER Fatih Sultan Mehmed, klasik manada Osmanlı devletinin idari kurucusu sayılabilir. İstanbul'un fethinden sonra kendisini Kaiser-i Rum (Doğu Roma İmparatoru) ilan etmiş ve devlet müesseselerini yerleştirmiştir. Fatih, Kanunnamesi ile Atam-Dedem Kanunu dediği gelenekleri yazılı hale getirmiş ve buna Kanunname-i Ali Osman denmiştir. Divanın idaresini sadrazamlara bırakarak, işleri kafes arkasından takip etmeye başlamış, mutlak vekilim dediği sadrazamı geniş yetkilerle donatmıştır. Ayrıca defterdar, kazaskerler ve diğer üst düzey devlet erkanının görevleri tarif edilmiştir. Yeniçeri ordusu 10.000'e çıkarılarak güçlü bir merkezi ordu teşkil edildiğinden uç beylerinin önemi azalmış, böylece merkezi idare sağlamlaştırılmıştır. Anadolu ve Rumeli'nin en kudretli devletinin hükümdarı olarak "Han" ünvanını ilk defa o kullamıştır. İstanbul'un fethinden sonra Yıldırım Bayezid zamanında elden çıkan topraklar yeniden kazanılmış, hatta Rumeli ve Karadeniz kıyılarında yeni yerler fethedilmiştir. Kırım'ın fethi ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirilmiş, Anadolu birliği tamamlanmış ve Rumeli'deki Türk varlığı Belgrad'a kadar uzanmıştır. İstanbul, Fatih zamanında bir ilim ve sanat merkezi haline gelmiş, Fatih medreseleri klasik Osmanlı medreselerinin temelini oluşturmuştur. Şairler ve ilim adamları için bir cazibe merkezi haline gelen İstanbul'a bütün İslam dünyasından bilginler gelmeye başlamıştır. MİMARİ ESERLER Fatih Sultan Mehmed, otuz yıl kadar süren padişahlığı sırasında Osmanlı Devleti'ni bir cihan devleti konumuna çıkardı. Fatih Sultan Mehmed, eşsiz bir komutan olmakla beraber, büyük bir devlet adamıydı. Yapmış olduğu çalışmalar ile memleketinde büyük çapta bir imar hareketini gerçekleştirdi. Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli şehirlerinde 300 kadar cami, 57 medrese, 59 hamam, 29 bedesten, çeşitli saray, hisar, kale, sur, han ve köprüler yaptırdı. İstanbul'u fethettiği zaman başta Ayasofya olmak üzere sekiz tane kiliseyi camiye çevirdi. Bugünün üniversitesi olan Fatih Külliyesi'ni 1470 yılında tamamladı. Hz.Eyyub-i Ensari'nin kabri, Fatih'in hocası Akşemseddin tarafından keşfedildi ve üzerine Eyüp Camii yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'un Fatih semtinde yaptırılan Fatih Camii, 1470 yılında yine onun tarafından ibadete açıldı. Fatih zamanında inşa edilen Kapalıçarşı, ilerde İstanbul'un en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelecekti. Devrin mimari eserleri arasında bulunan Yeni Bedesten de çok ünlüdür. Saray-ı Cedide-i Amire adı verilen Yeni Sarayı (Topkapı Sarayı) da Fatih Sultan Mehmed yaptırdı. ![]() FATİH SULTAN MEHMED(Tuğrası) ![]() Fatih Sultan Mehmed�in ölümünde Osmanlı Devleti�nin sınırlarını gösteren harita | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed![]() İlk hükümdarlık tecrübesini 12 yaşında tattı. Bu ilk tecrübesi çok kısa sürse de, 19 yaşında yeniden tahta geçti ve 21 yaşında İstanbul'u fethedip, Osmanlı Devleti'ni bir imparatorluğa dönüştürdü... O artık karaların sultanı ve iki denizin hakanı Fatih Sultan Mehmed idi... Edirne Sarayı. 575 yıl önce. Çok uzun geçen bir gece. Güneş, dünya denilen bu çileli gezegenin insanlarının yedi günle sınırladığı haftalardan bir diğerine, herhangi bir pazar gününe daha ha doğdu ha doğacak. Karanlık koridorlarda bir koşturma, bir telaş... Gece, en sonunda, tüm karanlığını toplayıp gitmeye yeltenir ve yeni gün, cılız ışıklarıyla, aşabildiği her boşluktan saray duvarlarını aşıp loş koridorları olabildiğince aydınlatma telaşına düşerken, beklenen haber nihayet salınıyor ve fısıltılar halinde kulaktan kulağa yayılıyor. Çok geçmeden fısıltılardan oluşan bir dere çağıldayarak saray duvarlarını aşacak ve önce başkent sokaklarına, sonra da Osmanlı'nın tüm kuytularına, köşelerine minik şehzade dünyaya gözlerini açtı haberini yayacak... O şimdilik, II. Murad'ın üçüncü oğlu olması gibi çok önemli bir istisna dışında, bildiğimiz herhangi bir bebek. Ancak, kimliği üzerine pek de fazla bilgi olmayan Hüma Hatun'un dünyaya getirdiği bu küçük şehzade, büyümekte hiç de gecikmeyecek. 12 yaşında ilk hükümdarlık tecrübesini tadacak. Evet, bir ara hükümdarlıktan uzaklaştırılacak. Ama sonra geri gelecek. Çok yol alacak. Önüne çok büyük hedefler koyacak. Ve bunun için aslında çok da beklemeyecek. Henüz 21 yaşında iken İstanbul'u fethedip, Osmanlı Devleti'ni bir imparatorluğa, imparatorluğun kuruluş dönemini yükselişe, dünyanın ortaçağ olarak adlandırdığı dönemi de yeniçağa dönüştürüp, Osmanlı'nın en büyük hükümdarı diye anılacak ve bundan böyle "Fatih" diye adlandırılacak... Peki, bizler, bürokrasiden saray teşkilatına, maliyeden askeri örgütlenmeye, mimariden eğitime kadar devlet ve sosyal kurumların oluşmasında önemli rol oynayan Fatih'e dair bundan fazla ne biliyoruz? Nasıl bir çocukluk yaşadı örneğin? Nasıl yetiştirildi? Askeri başarılarının ardında yatan, onu, çocuk yaşıyla kıyaslandığında neredeyse boyundan büyük işlere kalkışmaya iten güdü neydi? Tarihin tozlu sayfalarında çocukluk döneminin ilk günlerine, ilk yıllarına dair büyük harflerle düşülmüş yığınla not yok. Öyleyse, en iyisi elimizdeki net bilgilerle yetinmek ve İstanbul'un fethi dışında daha pek çok başarıya da adını yazan bir hükümdarın izinde zaman tünelinde adım adım ilerlemek... Yıl 1443. 30 Mart 1432'de dünyaya gözünü açan küçük şehzade artık 11 yaşında... Gelenek onun için de işletilecek ve Osmanlı geleneklerine göre devlet yönetimini öğrensin diye Manisa'ya sancakbeyi (vali) olarak gönderilecek. 11 yaşında bir çocuk böylesi bir durumda neler hisseder, ne tür duygularla boğuşur? Bunu bilmiyoruz. Ancak, bildiğimiz bir şey var. Çok daha ağır bir sorumluluk biraz ileride onu bekliyor. Ve tarih sayfaları bizlere, Manisa'ya yerleştikten yaklaşık bir yıl sonra -bitip tükenmek bilmeyen savaşlar ve küçük yaşlarında yitirdiği ilk oğlu Ahmed'in ardından büyük oğlu şehzade Alaeddin'in de ölümüyle artık iyice yıpranmış olan- babası II. Murad tahtı bıraktığında, henüz 12 yaşında, Osmanlı padişahı olduğunu söylüyor. Peki bu yaşta bir çocuk, hükümdarlığı nasıl algılar? Bir devleti yöneten kişi olarak görülmek, onun için nasıl bir anlam ifade eder? Tarih, kimsenin merak etmeyeceğini düşündüğünden olsa gerek, duygulara çok az yer veriyor. Bu yüzden çocuk yaştaki hükümdarın ilk iktidarının ilk yıllarındaki duygularını da es geçiyor ve yine iyi bildiğimiz bir yere geliyoruz: 12 yaşındaki hükümdarın bu ilk iktidarı uzun sürmeyecek ve küçük padişah, iktidara sahip olmak isteyen vezir grupları arasında otorite kuramayınca, iki yıllık hükümdarlığının ardından, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa'nın bir oldu bittisiyle tahtı babasına terk etmek zorunda kalacak. Ama anlaşılan o ki, II. Mehmed, henüz çok genç yaşta olmasına rağmen oldukça hırslı, kendini hâlâ hükümdar olarak görüyor; Manisa sancakbeyliği sırasında bir hükümdar gibi davranmaya devam ediyor. Kim bilir, belki de daha o yaşta, sadece Osmanlı hanedanının en büyük padişahı olmakla kalmayıp, aynı zamanda III. Roma İmparatoru olarak anılmayı kafasına çoktan koymuş, sabırla günlerin geçmesini bekliyor... 18 Şubat 1451... II. Mehmed 19 yaşında ikinci kez tahta çıkıyor. Artık aklında, bir rüyayı gerçekleştirmek var: İstanbul'u fethetmek... KAYNAK:NATIONAL GEOGRAPHIC | |
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| Fatih Sultan Mehmet Hangi Olaydan Dolayı Yargılandı?
İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet, cami inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Sinan Atik isimli Rum mimara teslim eder. Mimar, sütunları 3’er arşın kesip kısaltır. Fatih de buna sinirlenerek mimarın elini kestirir. Mimar, padişah aleyhine dava açar. Fakat ne Galata ne de Eyüp kadılığı padişahı yargılamayı göze alamaz. Şikâyeti Üsküdar Kadısı Hızır Bey kabul eder ve davayı açar. Mahkemede celb edilen büyük padişah, baş köşeye geçmek istediyse de davacıyla birlikte mahkeme huzurunda ayakta bekletilir. Yargılama sonunda padişah suçlu bulunur. Ceza olarak mimara yapılan haksızlığın aynısının tatbik edilmesine, yani padişahın elinin kesilmesine karar verilir. Rum mimar, mahkemenin verdiği bu büyük karar karşısında şaşkına döner ve davasından feragat eder. Mimar, kısası istemediği için Fatih, günde 10 altın tazminata mahkûm olur ve tazminatı kendiliğinden 20 altına çıkarır. Böylece padişahın eli kesilmekten kurtulur. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, karardan sonra Fatih, çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; “Eğer sen Allah’ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkum etmeseydin bununla başını paramparça ederdim.” der. Kadı Hızır Bey de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir: “Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik deşik ederdim.” | |
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed Fatih Sultan Mehmed 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed 1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi. 20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı. Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi. Devlet Sınırları : 2.214.000 km2 | |
|
| | #6 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed![]() (1432-1481). Osmanlı Devleti'nin 7. padişahı olan Fatih Sultan Mehmed 1432'de o zamanki başkent Edirne'de doğdu. Babası 6. Osmanlı Padişahı II. Murad, annesi Hüma Hatun'dur. Fatih çocukluğunda çok yaramazdı. Bu yüzden babası eğitimi için sertliğiyle tanınan Molla Gürani'yi görevlendirdi. Dönemin tanınmış bilginlerinden dersler alarak yetişen küçük şehzade daha 11 yaşındayken 1443 ilkbaharın da hocaları ve danışmanlarıyla birlikte Manisa sancakbeyliğine gönderildi. Ama Macar-lar'ın Sofya'yı alıp Edirne'ye doğru ilerlemeleri, Balkanlar'da baş gösteren ayaklanmalar, Karamanoğullan'nın Ankara'ya yürümeleri ve bu sırada büyük şehzade Amasya Sancakbeyi Alaeddin'in ölümü üzerine II. Murad küçük şehzade Mehmed'i 1444 ilkbaharında Edirne'ye çağırarak tahtı ona bıraktı. 12 yaşında deneyimsiz bir çocuğun padişah olması Osmanlı Devleti ile çatışma durumunda olan devletleri umutlandırdı. Macarlar ile Sırplar'ın önderliğindeki büyük bir Haçlı ordusu hemen harekete geçerek Tuna Irmağı'nı aştı. Bunun üzerine başta Sadrazam Çandarlı Halil Paşa olmak üzere telaşa kapılan devlet adamları Anadolu'da bulunan II. Murad'ı Edirne'ye çağırdılar. II. Murad Anadolu askerini de yanına alarak Rumeli'ye geçti ve 10 Kasım 1444'te Varna önlerinde Haçlı ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Edirne'ye dönünce de devlet adamlarının isteği üzerine yeniden tahta çıktı, oğlu Mehmed'i de sancakbeyi olarak gene Manisa'ya gönderdi. Mehmed bu dönemde bir yandan eğitimini sürdürdü; bu arada babasının buyruğuyla 1448 ve 1450'deki Arnavutluk seferlerine katıldı. 1451'de de babasının ölümü üzerine Edirne'ye giderek II. Mehmed sanıyla tahta çıktı. 19 yaşındaki bir gencin devletin başına geçişi önceki padişahlığında olduğu gibi hem Avrupa devletlerini ve Bizans'ı, hem de Osmanlılar'ın Anadolu'daki rakipleri Kara-manoğulları'nı umutlandırdı. Karamanoğulla-rı hemen harekete geçerek Seydişehir ve Akşehir'i ele geçirdiler. Bizanslılar da papaya başvurarak yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesini istediler. Ama ne papadan, ne de bölünmüş durumdaki Avrupa'dan olumlu bir yanıt aldılar. Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması imzalayan II. Mehmed 1452'de Anadolu'ya geçerek Karamanoğulla-n'nın üzerine yürüdü. Karamanoğlu İbrahim Bey'i ağır bir yenilgiye uğratarak Edirne'ye döndü. Bundan sonraki hedefi Bizans'tı. Bir yandan İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında Rumeli Hisan'nın yapımına girişirken, bir yandan da Edirne'de savaş hazırlıklarına başladı. 1452-53 kışı bu hazırlıklarla geçti. İstanbul'un (Konstantinopolis) güçlü surlarında gedikler açabilmek için Macar usta Urban'a o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürdü. Kuşatma hazırlıkları bütün ayrıntılarıyla bittikten sonra 23 Mart 1453'te Edirne' den İstanbul'a doğru yola çıktı. Kuşatma 6 Nisan günü başladı. Bizans'ın bütün gücünü kullanarak aldığı savunma önlemleri karşısında zaman zaman duraksamalar oldu ve kuşatma 53 gün sürdü. Bu arada Bizanslılar Halic'i zincirlerle kapatarak Osmanlı donanmasının buraya girmesini önlediler. Buna karşılık II. Mehmed, gemileri karadan aşırtıp Kasımpaşa'dan denize indirterek Halic'e bakan deniz surlarını da zorlamayı başardı. Donanma da Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alarak Bizans'a deniz yoluyla yardım gelmesini önledi. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. 1.000 yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. Mehmed de "Fatih" (fetheden) sanını aldı . Avrupa'da büyük yankılar uyandıran bu olaydan sonra Edirne'ye dönen Fatih Sultan Mehmed, 1454 ve 1455'te düzenlediği iki seferle Güney Sırbistan'ı aldı, Ege Denizi'nde ki bazı önemli adaları ele geçirdi. 1459'da Sırbistan Krallığı'nın varlığına son verdi. 1457'den beri direnen Mora Despotluğu da 1460'ta Fatih'e boyun eğdi. Aynı yıl Karadeniz seferine çıkan Fatih Cenevizliler'in önemli üslerinden Amasra'yı, İsfendiyaroğulları'nın elindeki Sinop'u aldıktan sonra 1461'de Pontos Devleti'nin başkenti Trabzon'u ele geçirerek bu devleti de ortadan kaldırdı. 1462'de yeniden Rumeli'ye geçerek önce Eflâk üzerine yürüdü. Eflâk Voyvodahğı'nı Osmanlı Devleti'ne bağladıktan sonra 1463'te Bosna' nın fethini tamamladı. Aynı yıl Ege Denizi'nde önemli bir geçit noktasında bulunan Midilli Adası'nı alması Venedikliler ile 1479'a kadar sürecek olan savaşın başlamasına yol açtı. Rumeli'deki fetihlerini sürdüren Fatih 1465'te Hersek'in büyük bölümünü, 1466'da da Arnavutluk'taki bazı kaleleri aldıktan sonra Edirne'ye döndü. Bu arada Karamanoğullan iyice güçlenen Osmanlı Devleti'ne karşı Mısır'daki Memlûklar ve Doğu Anadolu'daki Akkoyunlular'la işbirliği arayışı içine girmişlerdi. 1466'da Anadolu seferine çıkan Fatih başkent Konya'yı alarak Karamanoğulları'na önemli bir darbe indirdi. Ama İstanbul'a dönüşünden az sonra Karamanoğullan kaybettikleri yerleri geri aldıkları gibi Akkoyunlu Hükümdan Uzun Hasan'dan da yardım istediler. Osmanlı Veziri Gedik Ahmet Paşa 1471'de Karamanoğullan'nı bir kez daha yenilgiye uğrattıysa da Uzun Hasan kendisine sığınan Karamanoğul-lan'ndan Pir Ahmed Bey ile Kasım Bey'i desteklemeyi sürdürdü. Fatih Sultan Mehmed Uzun Hasan'la hesaplaşmadan Karamanoğullan sorununun çözülemeyeceğini gördüğünden 1473 ilkbahannda büyük bir orduyla Anadolu seferine çıktı. 11 Ağustos 1473'te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli'de Akkoyunlu ordusunu ağır bir yenilgiye uğratan Fatih, Uzun Hasan'ın barış önerisini kabul ederek İstanbul'a döndü. Gedik Ahmed Paşa 1474'te son kez Karaman seferine çıkarak artık Uzun Hasan'ın da desteğini yitiren Karamanoğullan'nın bütün topraklarını ele geçirdi. Fatih Sultan Mehmed 1477'de Kırım Hanlığı'm Osmanlı Devleti'ne bağladıktan sonra 1478'de Arnavutluk seferine çıkarak İşkodra ve Kruje (Akçahisar) kalelerini kuşattı. 1479'da Venedik'le karada ve denizde 16 yıldan beri süren savaşı sona erdiren bir antlaşma imzaladı. Venedikliler Arnavutluk' taki kalelerini Osmanlılar'a bıraktılar. Buna karşılık Mora'da bazı iskelelerle belirli bir para karşılığında Osmanlı karasularında ticaret yapma imtiyazı elde ettiler. Böylece Venedik'le ilişkilerini düzelten Fatih, İtalya'nın öteki önemli kent devletlerinden Napoli ve Milano dukalıklarına karşı savaşa girişti. Gedik Ahmed Paşa'nın 1480'de İtalya'nın güneyindeki Otranto limanını ele geçirmesi Avrupa'da büyük yankı yarattı. Bunun nedeni Osmanlılar'ın Hıristiyan dünyasının en önemli dinsel merkezi olan Roma'ya giden yolda bir köprübaşı elde etmiş olmalarıydı. Ama Gedik Ahmed Paşa daha fazla ilerlemeyerek yalnızca bulunduğu yerde tutunmaya çalıştı. Fatih 1481 ilkbaharında, Mısır'a yönelik olduğu sanılan sefer için büyük bir orduyla İstanbul'dan yola çıktı. Ama daha yolun başlangıcında hastalandı ve Gebze'deki ordugâhta öldü. Küçük oğlu Cem'i tahta çıkarmak istemesinden dolayı büyük oğlu Bayezid (daha sonra II. Bayezid adıyla tahta çıktı) yanlısı devlet adamlarınca ya da İtalya'ya yeni bir sefer düzenlemesinden korkan papanın casuslannca zehirlendiği de öne sürülmüştür Fatih Sultan Mehmed Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biridir. Askeri alanda kazandığı basanlarla Osmanlı Devleti'ni büyük bir imparatorluk durumuna getirmiştir. Bilime düşkünlüğüyle tanınır, tarihe ve felsefeye özel bir ilgi duyardı. Kitaplığında Türkçe'den başka Arapça, Latince ve Rumca birçok kitap vardı. Güzel sanatlarla da ilgiliydi. "Avni" takma adıyla şiirler yazmış, İtalyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da İstanbul'a çağınp konuk ederek resmini yaptırmıştı. Bilim adamlarını ve edebiyatçılan koruması altına alan Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmed Paşa'yı vezirliğe kadar yükseltmiş, ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu' yu Tebriz'den İstanbul'a getirtmişti. Fatih hazırlattığı bir kanunnameyle Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkeleri belirlemiş, bu ilkeler Tanzimat dönemine kadar birçok alanda geçerliliğini korumuştur. Döneminde Osmanlı ülkesinde 500'den fazla mimari yapıt ortaya konmuş, kendisi de İstanbul'da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan büyük bir külliye yaptırmıştır. MsxLabs & Temel Britannica | |
|
| | #7 (mesaj-linki) | |
| FÂTIH SULTAN MEHMED DEVRI (II. MEHEMMED)![]() FÂTIH SULTAN MEHMED (II. MEHEMMED) Bu bes senelik müddet zarfinda o, bir yandan akademik bir faaliyet devresine girerek liyakatli hocalarin refakatinda malumatini genisletmis, felsefe ve riyaziye (matematik) okumustu. Döneminin önemli iki dili olan Arapça ve Farsça'yi ana dili gibi ögrenmisti. Bu meyanda o, Latince, Yunanca ve Sirpça ögrenme imkânlarini da bulmustu. Tarih, cografya ve askerlik bilgisine de iyice vâkifti. Bir yandan da dünya cihangirlerinin biyografilerini dikkatle tedkik ederek her birinin dogru ve yanlis taraflarina parmak koymustu. Böylece, yasanmis tarih maceralarinin muhasebe ve yekûnu, onu, plan ve sistem fikrinin lüzumuna esasli bir sekilde inandirmisti.Devletin, gelecekteki ihtiyaçlarini karsilamak yolunda kendini geregi gibi hazirlamak için gece uyumamis, gündüz dinlenmemis, hayatinin bir solugunu dahi bos geçirmemis olan genç sehzâde, hesapli ve sistemli gelecegin genç fâtihi, saltanatinin devaminca, daima baslanacak bir isin plani ve bitecek bir isin endisesi ile yorulacakti. Babasi, II. Murad'in vefati üzerine 16 Muharrem 855 (18 Subat 1451) Persembe günü Edirne'de Osmanli tahtina geçen II. Mehmed'in dogum tarihi 27 Receb 835 (30 Mart 1432) olarak kabul edilmekle birlikte, buna yakin farkli tarihler de verilmektedir. Dogum tarihi hakkinda farkli görüslerin bulunduguna temas edilen Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin kimligi hakkinda da degisik görüsler bulunmaktadir. Bu farkli görüsler, Batili yazarlarca öne sürülmüslerdir ki, kaynaklarimiz bu görüslerin tamamini reddedecek sekilde açik ve net bilgiler vermektedirler. Zira kaynaklarimiz, konuyu, II. Murad'in evliliginden itibaren takib ederler. Nitekim kaynaklarimiz, Fâtih Sultan Mehmed'in annesinin Müslüman Türk oldugu ve Isfendiyar Beyi'nin kizi veya torunu oldugu, isminin de Hüma Hatun oldugunu belirtirler. Ayni sekilde Ismail Hami Danismend de Bursa mahkeme (ser'iyye) sicillerine dayanarak konuyu tafsilatli bir sekilde ele alarak söyle der: "Fâtih'in annesi olarak gösterilen Türk prensesi, Kastamonu ve Sinop'ta hüküm süren Candarogullari hanedanindan Isfendiyar Bey'in kizi veya torunu Halime, veyahut Hatice Hatun'dur. Ikinci Murad'in bu kizla izdivaci hicretin 827 (m. 1424) yilindadir." Müellif, arastirmasinda bu ihtilaflarin sebeplerini de açiklar. Ama konuyu fazla dagitmamak için biz bunun üzerinde fazla durmayacagiz. Bununla beraber yeni arastirmalarin ortaya çikardigi gerçek isim ve hüviyeti ile ilgili bilgiyi aynen nakletmeden geçemiyecegiz. "Daha sonralari Bursa mahkeme sicillerinde yapilan tedkiklere göre Fâtih'in muhterem annesi, Hüma Hatun'dur. Bu bahtiyar kadinin türbesi Bursa'da Muradiye Câmii'nin sark tarafinda müze idaresince istimlak edilen bir bahçe içindedir. Câmiden çarsiya dogru gidilirken bu zarif âbide, câmiden yüz metre kadar ilerdedir. Memduh Turgud Koyunluoglu'nun Bursa Halkevi nesriyati içinde çikan "Iznik ve Bursa Tarihi"nin 152-153. sayfalarinda "Hâtuniye Künbedi" ismiyle bahsedilen bu türbeyi Fâtih, babasi Sultan Ikinci Murad daha hayatta iken ölen annesi için hicrî (m. 1449) tarihinde, yani Istanbul'un fethinden dört sene evvel yaptirmistir. Kitabesi Arapça'dir. Bu kitâbenin en büyük kiymeti, Fâtih'in annesinin yabanci rivayetlerde iddia edildigi gibi Istanbul'da medfun olmayip türbesinin Bursa'da bulundugunu ve yine ayni yabanci masallarinda iddia edildigi gibi Hiristiyan olarak öldügü için türbesi kapali olmayip, Müslüman oldugunun kitâbe ile sabit oldugunu artik hiç bir tereddüde imkân birakmayacak bir kesinlikle ortaya koymasidir. Yalniz kitâbede bu Hatun'un ismi yoktur, ancak bu da Bursa mahkeme sicillerinin 31,201 ve 370 sayili defterlerinin 35, 64 ve 40. sayfalarinda bulunmustur. Fâtih'in annesinin ismi Hümâ Hâtun'dur. ![]() ![]() Fatih zamaninda Osmanli NoT: Arkadaslar baska bir siteden buldum sanirim alinti oluyor ama onemli olan sizinle paylasmak... | |
|
| | #8 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed Fatih Sultan Mehmet'in Devlet Politikası Fatih Sultan Mehmet'le başlayıp II.Beyazıt,Yavuz Sultan Selim,Kanuni Sultan Süleyman'la II.Selim'e dek süren döneme Osmanlı Devleti'nin Yükseliş Dönemi diyoruz.Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu dünyanın üç kıtasına yayılan en güçlü imparatorluğu oldu.Sınırlar Asya'da bugünkü İran sınırlarımızdan başlıyor.Irak,Suriye,Arabistan, Yemen,Filistin ve Ürdün'ü içine alarak Mısır,Tunus,Cezayir ve Fas ile bütün Kuzey Afrika'yı kaplıyordu. Avrupa'da da bütün Balkanlar,Romanya ile Macaristan ve Avusturya'nın başkenti Viyana'ya dek bütün Avrupa toprakları Osmanlı Devleti sınırları içindeydi.Karadeniz ve Akdeniz birer Türk gölü haline gelmişti. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu,yalnız sınırları bakımından değil,ekonomik bakımdan da Dünya'nın en güçlü devletiydi.Tüm kara ve deniz ticaret yollarını elinde tutuyordu.Yeniçeri ordusu ise,dünyanın yenilmez,karşı durulmaz, en güçlü ordusuydu.Osmanlı Devleti'nin VII. padişahı olan Fatih 1432'de o zamanki başkent Edirne'de doğdu.Fatih küçüklüğünde çok yaramazdı.Bu yüzden babası II.Murat sertliğiyle tanınan Molla Gürnani'yi eğitimiyle görevlendirdi. 1444'te babası II.Murat Edirne-Segedin Anlaşmasıyla devletin güvende olduğunu sezerek tahtı 12 yaşındaki oğlu II.Mehmet'e bıraktı.Tahtın 12 yaşındaki küçük bir çocuğa bırakıldığını öğrenen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu anlaşmayı bozarak Osmanlı Devletine saldırdı.Bunun üzerine tahta babasının geçmesini isteyen II.Mehmet babasına bu durumu bildirdi.II.Mehmet tahta geçmeyi istemeyince II.Mehmet padişahlığını kullanarak babasının tahta geçmesini emretti. Bunun üzerine tahta geçen II.Murat 1444'te Haçlıları Varna'da yenilgiye uğrattı.II.Mehmet tekrar tahta geçtiğinde 19 yaşında deneyimli bir padişahtı. II. Mehmet'in fetih politikası önemli ticari yerleri ele geçirip devleti zenginleştirmek ve Roma İmparatorluğu'nu ele geçirmekti.Bu yüzden işe İstanbul'dan başladı. İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri; ·İstanbul'un Osmanlı topraklarını 2'ye bölmesi. ·Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtması ve taht kavgalarına karışması . ·İstanbul'un ipek yolunun ve Karadeniz ticaretinin geçiş noktasında olması. ·İslam dinine göre İstanbul'u fetheden hükümdarın kutsanması. ·Bizans'ın,Osmanlı'nın Avrupa'daki ilerleyişine büyük engel teşkil etmesi. İstanbul'un 1453'te feth edilmesiyle dünya tarihinde yeni bir çağ başladı. İstanbul'un Fethi'nin Sonuçları: ·Bizans'ın yokoluşu. ·Türklerin Balkanlardan çıkmayacağı kesinleşti. ·Türklerin Avrupa içlerine ilerlemesi kesinleşti. ·Osmanlı arasında birlik,bütünlük sağlandı. ·İstanbul Boğazı ve Karadeniz Ticareti Türklerin eline geçti. ·Kale ve surların toplarla yıkılabileceği anlaşıldı. ·Avrupa batıya doğru Coğrafi Keşifler düzenlendi. ·İstanbul başkent oldu. ·Osmanlı yükselme dönemine girdi. ·II.Mehmet "Fatih" ünvanı aldı. ·Ortaçağ bitti ;yeniçağ başladı. ·Ortodoks kilisesi Osmanlı himayesin girdi.Hristiyan birliği bozuldu. ·İstanbul'dan kaçan Bizanslı bilim adamları Avrupa'da Rönesans ve Reform başladı. Avrupa'daki Fetihler: Avrupa'da büyük yankılar uyandıran bu olaydan sonra Edirne'ye dönen Fatih Sultan Mehmet 1454 ve 1455'te düzenlediği iki seferle Güney Sırbistan'ı aldı.1459'da Sırbistan Krallığı'nın varlığına son verdi.1457'den beri direnen Mora Despotluğu 1460'ta Osmanlı yönetimine geçti.1462'de Eflak Voyvodalığı'nı aldı.1463'te de Bosna Fatih'e boyun eğdi.Daha sonra Fatih 1465'te Hersek'i 1479'da da Arnavutluğu aldı. Anadolu'daki Fetihler: Bu arada Anadolu'da 1466 Karamanoğullarının başkenti Konya'yı aldı.Fatih İstanbul'a döndüğünde Karamanoğulları kaybettiği toprakları geri aldıkları gibi Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'dan da yardım istediler.Osmanlı 1471'de Karamanoğulları'nı tamamen ele geçirdiysede Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Pir Ahmed Bey ve Kasım Bey'i destek lemeyi sürdürdü.Fatih Akkoyunlularla karşılşmadan bu sorunu çözemeyeceğini biliyordu.Bu yüzden 1473'te Erzincan yakınlarındaki Otlukbeli'de Akkoyunluları büyük bir yenilgiye uğrattı. Aynı zamanda Amasra'yı,Sinop'u almış,Pontus Rum Devleti'ni yıkmıştır. Denizlerdeki Fetih Politikası; ·Deniz ticaretini ele geçirmek, ·Akdeniz'de üstünlük sağlamak, ·Venediklilerin Akdeniz'deki üstünlüklerine son vermek. Bu amaçlarla 1472-1477 yıllarında Ege Adaları fethedildi.Kırım(1475)alındı.1480'de İtalya Seferi'ne çıktı.Otranto'yu aldı.Ancak 1481 yılında Fatih'in ölümüyle İtalya Seferi yarım kaldı. Fatih Osmanlı padişahlarının en büyüklerinden biridir.Askeri alanda kazandığı başarılarla Osmanlı Devleti'ni büyük bir imparatorluk durmuna getirmiştir.Bilime düşkünlüğüyle tanınır,tarihe ve felsefeye özel bir ilgi duyardı.Kitaplığında Türkçe'den başka Arapça,Latince,Rumca kitaplar bulunmaktadır.Güzel sanatlar ile ilgiliydi."Avni"takma adıyla şiirler yazmıştır. Bilimadamlarını korumuş,nesir ustası Sinan Paşa ile Şair Ahmed Paşa'yı vezirliğe kadar yükseltti.Ünlü matematikçi ve astrolog Ali Kuşçu'yu Tebriz'den İstanbul'a getirtmiştir. Ayrıca büyük devletlerin taht kavgaları yüzünden yıkıldığını veya zayıfladığını bilen Fatih Şeyh'ül İslam'a "kardeş katli vaciptir" diye fetva verdirdi. Aynı zamanda ilk altın parada Fatih döneminde bastırıldı Rumeli Hisarı,Topkapı Sarayı,Eski Saray,Kapalıçarşı,Çinili Köşk'ü yaptırmış,Ayasofya'yı camiye çevirmiştir. kaynak | |
|
| | #9 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed![]() Fatih Sultan Mehmet,gerçek mânâda bir devlet adamıdır.Tarih kirapları onu,İstanbul'u fethetmesiyle yâd eder.Oysa,arşiv belgeleri,onun çok farklı yönleri olan bir yönetici olduğunu ortaya koymaktadır. İşte sağlıkla ilgili olan vasiyetnamesi: "Ben ki,İstanbul'u fetheden aciz bir kul olan Fatih Sultan Mehmet,bizzat alın teri ile kazanmış olduğum parayla satın aldığım,İstanbul'un Taşlık bölgesinde bulunan,sınırları belli 136 adet dükkanımı,aşağıdaki şartlar çerçevesinde vakfısahih eyledim.Şöyle ki: Bu gayrimenkullerimden elde edilecek gelirlerle İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin ettim.Bunlar,ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu kömür külü olduğu halde günün muayyen saatlerinde sokaklarda gezecekler!Yere tükürenlerin tükürükleri üzerine bu tozu dökecekler.Bu işi yapacak olanlar günlük yirmi akçe alacaklar! Ayrıca,on cerrah,on hatip,üç de hasta bakıcı hasta tayin ettim.Bunlar,ayın muayyen günlerinde İstanbul’u gezecekler!İstinasız her kapıyı çalacak ve içeride hasta olup olmadığını soracaklar;var ise, hastanın şifa bulmasını sağlayacaklar!Durumları ciddi ise hiçbir masraf ettirmeden hastaneye kaldırıp tedavi ettirecekler! Allah korusun! Herhangi bir gıda maddesi buhranı yaşanabilir.Böyle bir durum yaşanırsa,bırakmış olduğum yüz silah,usta avcılara verilecek.Bunlar,hayvanların yumurtada veya yavruda olmadığı zamanlarda,ormanlara ava çıkacaklar ve hastaları gıdasız bırakmayacaklar! Ayrıca,külliyemde inşa ettirdiğim imarethanede şehitlerimizin aileleri ve İstanbul’un fakirleri yemek yiyeceklerdir! Yemek yemeye veya almaya gelemeyen olursa ,bizzat görevliler ,yemekleri hava aydınlanmadan,kimsenin sokaklarda olmadığı zamanlarda,kapalı kaplarla evlerine götüreceklerdir! | |
|
![]() |
| Etiketler |
| fatih, mehmed, osmanlı, padişahları, sultan |
| osmanli hukumdarlarinin gorevleri, osmanli padisahinin gorevleri, osmanli padisahlarin gorevleri, osmanli padisahlarinin gorevleri, |
Osmanlı Padişahları - Fatih Sultan Mehmed Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Osmanlı Padişahları - Sultan Mehmed Vahdetdin | kompetankedi | Osmanlı İmparatorluğu | 5 | 25-05-2009 04:02 |
| Fatih Sultan 2. Mehmed Han (Video 5) | BARIŞ | Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye | 0 | 25-01-2008 16:07 |
| Osmanlı Padişahları - Sultan Dördüncü Mehmed | kompetankedi | Osmanlı İmparatorluğu | 1 | 26-11-2007 13:46 |
| Osmanlı Padişahları - Sultan Üçüncü Mehmed | kompetankedi | Osmanlı İmparatorluğu | 1 | 24-11-2007 17:07 |
| Osmanlı Padişahları - Sultan Mehmed Reşad | kompetankedi | Osmanlı İmparatorluğu | 1 | 18-02-2007 00:25 |