| | #1 (mesaj-linki) | |
| Besin Grupları - Karbonhidratlar Karbonhidratlar Vücudun temel enerjisini karşılayan karbonhidratlar, yapılarında C (karbon), H (Hidrojen) ve O (Oksijen) bulunan besin öğeleridir. Karbonhidratlar genel olarak; monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olarak üçe ayrılır. Basit şekerler olarak adlandırılan monosakkaritler; glikoz, fruktoz ve galaktoz olarak ayrılır. Disakkaritler; sükroz, maltoz ve laktoz olarak ayrılırken, polisakkaritler içinde, nişasta ve posa yer alır. Sindirimleri ağızda başlayan karbonhidratlar, polisakkaritlerden monosakkaritlere parçalanır. Örneğin nişasta gibi bir polisakkaritin ağızda başlayan sindirimi, bir monosakkarit olan glikoza parçalana kadar sürer. Vücudun tüm hücrelerinde enerji kaynağı olarak kullanılacak olan glikoz, karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır. Monosakkaritler, kana çabuk geçtiği için şeker hastaları tarafından kullanılmamalıdır. Vücuda besinlerle giren karbonhidratlar, basit ve kompleks olarak ikiye ayrılır. Karbonhidratların fazlası, vücutta yağ olarak depolanır. Ne işe yararlar?
Vücudun enerji ihtiyacının yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan karşılanmalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için, monosakkaritler yerine, polisakkaritlerden olan nişasta ve posanın tüketilmesi gerekir. Hangi besinlerde bulunur? Ekmek, tahıllar, kurubaklagiller, şeker ve şekerli gıdalar, meyveler, süt ve süt ürünleri, sebzeler. Yani et ve yağ dışındaki tüm besinlerde karbonhidratlar bulunur. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Besin Grupları - Karbonhidratlar Karbonhidratlar Yiyeceklerdeki en büyük enerji kaynağı karbonhidratlardır. Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örneğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbonhidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhidratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiyeceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sırasında parçalanarak glikoza indirgendiğinden, yiyeceklerdeki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerektiğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır . Bazı karbonhidratlı yiyecekler oldukça karmaşık işlemlerden geçirilerek hazırlandığı için, bileşimlerindeki vitamin ve mineraller kaybolur, geriye yalnızca enerji değeri kalır. Sofra ya da çay şekeri, pekmez ve reçel bu gruptandır. Daha basit işlemlerden geçirilerek hazırlanan, hatta bazıları hiç pişirilmeden yenen ekmek, bulgur, patates, baklagiller ve meyveler gibi karbonhidratlı yiyeceklerde ise enerji verici besinlerin yanı sıra vitamin ve mineral gibi yararlı besinler de bulunur. Bitkilerin hücre duvarını oluşturan ve yalnız bitkisel besinlerde bulunan selüloz, 3.000 kadar glikoz molekülünün birbirine bağlanmasıyla oluşmuş karmaşık bir karbonhidrattır. Ama insanın sindirim sisteminde parçalanıp dokularca emilemediği için gerçek anlamda bir besin maddesi sayılmaz. Bununla birlikte, sindirim artıklarından oluşan dışkıyı yumuşatıp hacmini artırarak bağırsak hareketlerini hızlandırmak ve besinlerin emilmesini kolaylaştırmak gibi önemli bir işlevi vardır. Bol selüloz içeren bitkisel liflere beslenmede yer verilmesi kabızlığın ve bazı bağırsak hastalıklarının önlenmesinde etkili olur. Bilim adamları, insanın ilk atalarının bol selü-lozlu yiyeceklerle beslendiğini ve sindirim sisteminin bu tip beslenmeye uyarlanmış olduğunu düşünürler. İnsanlar zamanla birçok yiyeceği doğal haliyle yemeyip, selülozun parçalanmasına yol açan karmaşık işlemlerden geçirdikleri için, bağırsakları artık selülozu sindirme yeteneğini yitirmiştir. Midede şişerek tokluk duygusu veren, dokularca emilmeyen ve besin değeri olmadığı için insanı şişmanlatmayan bitkisel lifler, özellikle bol selüloz içeren kepekli tahıllar, çiğ sebze ve meyveler, zayıflamak isteyenler için hazırlanan rejim listelerinin temel öğesidir. Oysa dengeli bir beslenmede bu tür yiyeceklere her zaman yer vermek gerekir. Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica | |
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Besin Grupları - Karbonhidratlar Karbonhidratlar MsXLabs.org & Temel Britannica Karbonhidratlar, en basitinden en gelişmişine kadar bütün canlıların hücrelerinde bulunan ve karbon, hidrojen ile oksijenden oluşan çok önemli organik bileşiklerdir. Örneğin "şeker" adı altında toplanan çeşitli bileşikler ile nişasta ve selüloz birer karbonhidrattır. Bu bileşikler moleküllerindeki karbon atomlarının sayısına göre sınıflandırılır ve karbon sayısı arttıkça bileşiğin yapısı da giderek karmaşıklaşır. Bu sınıflandırmaya göre karbonhidratların en basit üyeleri glikoz (üzüm şekeri), früktoz (meyve şekeri) ve galaktoz gibi altı karbon atomu içeren basit şekerler ya da monosakaritlerdir. İki monosakaritin birleşmesiyle sakaroz ya da sükroz (bildiğimiz sofra ya da çay şekeri), laktoz (süt şekeri) ve maltoz (malt şekeri) gibi disakarit-ler, çok sayıda monosakaritin birbirine bağlanmasıyla da nişasta ve selüloz gibi karmaşık yapılı polisakaritler oluşur. Hemen hemen bütün karbonhidratlarda hidrojenin oksijene oranı ikiye birdir. Başka bir deyişle, su molekülünde (H2O) olduğu gibi karbonhidrat moleküllerinde de her oksijen atomuna karşılık iki hidrojen atomu bulunur. Örneğin en basit karbonhidratlardan biri olan glikozun kimyasal formülü C6H12O6'dır. Bu formül, her glikoz molekülünde 6 karbon [C], 12 hidrojen [H] ve 6 oksijen [O] atomu bulunduğunu gösterir. Glikoz ve früktoz gibi basit şekerler meyvelerin pek çoğunda, bitkilerin balözünde ve balda bulunur. Pastane ve fabrikalarda büyük çapta üretilen tatlı, reçel ve şekerlemeler de genellikle evlerde kullandığımız şekerden (sakarozdan) daha ucuz olan glikozla yapılır. İnsan ve hayvanların kanında çözünmüş olarak bütün hücrelere taşınan şeker de gene glikoz biçimindedir. Çünkü, yiyeceklerle alınan nişasta gibi daha karmaşık karbonhidratlar sindirim sırasında parçalanarak glikoza dönüşür. Kandaki glikoz miktarı insanın sağlıklı ya da hasta olduğunun önemli göstergelerinden biridir. Örneğin şeker hastalığında kandaki şeker miktarı normal değerin çok üstüne çıkabilir. Evlerde yiyecek ve içeceklerimizi tatlandırmak için kullandığımız tozşeker ya da kesme-şeker, şekerpancarının köklerinden ve şeker-kamışının gövdesinden elde edilen sakaroz ya da sükrozdur. C12H22O11 formülüyle gösterilen bu disakarit bir glikoz ile bir früktoz molekülünün birleşmesiyle oluşur. Birbirine bağlanmış iki glikoz molekülünden oluşan maltoz (malt şekeri) çimlenmiş arpadan, yani malttan elde edilir. Glikoz ile galaktozun birleşmesiyle oluşan laktoz (süt şekeri) ise bütün memelilerin sütünde bulunur. Yiyeceklerle alınan bu karmaşık şekerler de gene sindirim sırasında parçalanır ve birbirine bağlanmış olan basit şekerlere indirgenir. İster basit, ister birleşmiş halde bulunsun bütün şekerler tatlıdır ve hepsi suda kolayca çözünür. Bütün karbonhidratların temel kaynağı yeşil bitkilerdir. Yeşil bitkiler, yapraklarındaki klorofil pigmentinin yardımıyla ve güneş ışığından sağladıkları enerjiyi kullanarak, karbon dioksit ile sudan glikoz üretirler. Fotosentez denen bu süreçte oluşan glikozun binlerce molekülü birbirine bağlanarak nişastaya dönüştürülür ve fasulye ile buğdayda olduğu gibi bitkinin tohumlarında, patates ve havuçta olduğu gibi köklerinde ya da yumrularında yedek besin olarak depolanır. Hücrelerin içinde depolanan nişasta çok küçük tanecikler biçimindedir. Eğer üstlerine iyodun sudaki çözeltisi damlatılırsa nişasta taneciklerinin rengi laciverde ya da siyaha döner. Yiyeceklerde nişastanın varlığı bu yöntemle saptanır. Bitkiler bir yandan da binlerce glikoz molekülünü birleştirerek hücre duvarlarını oluşturan selülozu yapar. Bitkiler şeker ve nişasta ürettiklerinde, güneş ışığındaki enerji bu maddelerde depolanmış olur. İnsan gibi dışbeslek canlıların en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Bu temel besinleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerden, işlenmiş şekerden ve tatlılardan alırız. Hatta birçok uzmanın görüşüne göre gereğinden çok alırız. Sindirimden sonra, bağırsaklardan emilen glikoz kan dolaşımıyla karaciğere taşınır. Glikoz molekülleri glikojen oluşturacak biçimde birbirine bağlanarak karaciğerde ve kaslarda depolanır. Vücudun glikoza gereksinimi olduğunda glikojen glikoza parçalanır ve bu dönüşümdeki kimyasal tepkimeler sonucunda, örneğin kasları hareket ettirmek için gerekli enerji sağlanmış olur. Eğer aşırı çaba, hastalık ya da açlık nedeniyle vücudun glikojen yedeği tükenirse, bu kez depolanmış olan yağlar, hatta bazen proteinler karbohidratlara dönüştürülerek enerji kaynağı olarak kullanılır. Buna karşılık gereğinden çok karbonhidratla beslenen kişilerde tüketilemeyen glikoz fazlası yağa dönüştürülerek vücutta depolanır ve insan giderek şişmanlar. Uzmanlar aşırı miktarda alınan işlenmiş şekerin diş çürümelerine, şeker ve kalp hastalıklarına yol açtığı kanısındadırlar. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| Yok |
| besin guruplari, bol karbonhidratli yiyecekler, karbonhidratlar, karbonhidratli besinler, karbonhidratli yiyecekler, |
Besin Grupları - Karbonhidratlar Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Besin Grupları - Vitaminler | virtuecat | Sağlıklı Yaşam | 14 | 1 Gün Önce 13:32 |
| Besin Grupları - Proteinler | Blue Blood | Sağlıklı Yaşam | 2 | 04-10-2009 14:52 |
| Besin Grupları - Mineraller | Karamel82 | Sağlıklı Yaşam | 8 | 28-07-2009 23:31 |
| Besin Grupları - Su | _PaPiLLoN_ | Sağlıklı Yaşam | 2 | 04-04-2008 21:41 |
| Besin ve Besin Grupları | Blue Blood | Sağlıklı Yaşam | 1 | 23-03-2008 10:59 |