Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Miryokefalon (Miryakefalon) Savaşı

Bu konu Satırlarla Türkiye forumunda GusinapsE tarafından 11 Mayıs 2006 (02:30) tarihinde açılmıştır.
98945 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 16 Haziran 2010 (21:27) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 11 Mayıs 2006, 02:30

Miryokefelon Savaşı

#1 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Miryokefelon Savaşı

17 Eylül 1176 tarihinde Salı günü olmuştur

Türklerin kazandığı bu zafer Anadolu'nun Türk hakimiyeti altında kalmasını kesinleştiren savaş olarak bilinmektedir.

Bizans İmparatoru Manuel I Komnenos Bizans sınırlarında özellikle Eskişehir yörelerinde yoğun bir şekilde çoğalan Türkmenlerin, Denizli, Kırkağaç, Bergama ve Edremit'e değin Bizans memleketlerine akınlarda bulunmaları üzerine bu akınları önlemek amacıyla Anadoluya yeni kuvvetler göndermekle birlikte düzenleyeceği bir sefer için de askeri hazırlıklara başladı. Manuel, papaya bir mektup yazarak, zamanın yeni bir haçlı seferi için elverişli olduğunu ve Anadoludan geçen yolun artık güven altına alınacağını bildirdi. Onun bu hazırlılarını haber alan II. Kılıç Arslan, bir elçi heyeti göndererek Daha önce yapılan barış antlaşmasının yenilenmesini önerdi, fakat imparator, Bizansa yöneltilen Türkmen akınlarının durdurulması, Bizansa sığınan Danişmendli emiri Zünnun ile şehzade Şahinşah'ın, daha önce yönetiminde bulunan memleketlerin Bizansa bırakılması şartıyla buna razı olacağını sultana bildirdi. Bu şartları kabule yanaşmayan sultan, atlı kuvvetler sevkedip Denizli yörelerine kadar olan Bizans topraklarını ağır bir şekilde tahrip etti. İmparator, Bizans kuvvetleri eşliğinde, önce şehzade Şahinşahı daha sonra da Zünnunu Anadoluya gönderme girişiminde bulundu ise de II. Kılıç Arslan'ın aldığı önlemler karşısında başarılı olamadı; Şahinşah ve Zünnun yeniden Bizans'a kaçmak zorunda bırakıldılar.

Bunun üzerine sultanın ikinci barış önerisini de reddeden Manuel, amcasının oğlu Andronikos Batatzesi bir orduyla Paphlagoniaya doğru yola çıkardı ve kendisi de içinde Frank, Peçenek, Macar ve Sırp kuvvetleri bulunduğu büyük bir orduyla, Anadolu Seçuklu Devleti'nin başkenti olan Konya üstüne yöneldi. Bunun üzerine uçlarda bulunan kalabalık Türkmen kuvvetleri, Bizans ordusunu şiddetle mukavemet ederek yıprattılar. Kılıç Arslan, Bizans ordusunu, dar ve sarp Miryokefalon(Kumdanlı)vadisinde karşıladı meydan savaşında, Bizans ordusunu ağır bir şekilde mağlub etti

Ağır bir yenilgiye uğrayan Manuel, Selçuklulara karşı inşa ettirdiği Eskişehir ve Uluborlu'nun doğusundaki Sublaion müstahkem mevkilerine geri çekilmeyi kabul etmesinden başka, Selçuklu devletine savaş tazminatı olarak 100 bin altın ödemek zorunda kalmıştır. Bu zafer sonucunda, Bizansın Selçuklular karşısında savunmada kalması sağlanmış ve dolayısıyla üstünlük Türk Anadolu Selçuklu Devletine geçmiştir.

Zaferden sonra sultan II. Kılıç Arslan, başta Bağdat Abbasi halifesi olmak üzere, bütün İslam hükümdarlarına birer fetihname göndererek Bizansa karşı kazandığı büyük zaferi müjdelemiştir.


Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 12 Kasım 2006, 01:09

Miryokefalon (Miryakefalon) Savaşı

#2 (link)
BARIŞ
Ziyaretçi
BARIŞ - avatarı
Miryokefelon Savaşı
  • 17 Eylül 1176 tarihinde Salı günü olmuştur.
  • Türklerin kazandığı bu zafer Anadolu'nun Türk hakimiyeti altında kalmasını kesinleştiren savaş olarak bilinmektedir.
  • Bizans İmparatoru Manuel I Komnenos Bizans sınırlarında özellikle EskişehirTürkmenlerin, Denizli, Kırkağaç, Bergama ve Edremit'e değin Bizans memleketlerine akınlarda bulunmaları üzerine bu akınları önlemek amacıyla Anadoluya yeni kuvvetler göndermekle birlikte düzenleyeceği bir sefer için de askeri hazırlıklara başladı. Manuel, papaya bir mektup yazarak, zamanın yeni bir haçlı seferi için elverişli olduğunu ve Anadoludan geçen yolun artık güven altına alınacağını bildirdi. Onun bu hazırlılarını haber alan II. Kılıç Arslan, bir elçi heyeti göndererek Daha önce yapılan barış antlaşmasının yenilenmesini önerdi, fakat imparator, Bizansa yöneltilen Türkmen akınlarının durdurulması, Bizansa sığınan Danişmendli emiri Zünnun ile şehzade Şahinşah'ın, daha önce yönetiminde bulunan memleketlerin Bizansa bırakılması şartıyla buna razı olacağını sultana bildirdi. Bu şartları kabule yanaşmayan sultan, atlı kuvvetler sevkedip Denizli yörelerine kadar olan Bizans topraklarını ağır bir şekilde tahrip etti. İmparator, Bizans kuvvetleri eşliğinde, önce şehzade Şahinşahı daha sonra da Zünnunu Anadoluya gönderme girişiminde bulundu ise de II. Kılıç Arslan'ın aldığı önlemler karşısında başarılı olamadı; Şahinşah ve Zünnun yeniden Bizans'a kaçmak zorunda bırakıldılar. yörelerinde yoğun bir şekilde çoğalan
  • Bunun üzerine sultanın ikinci barış önerisini de reddeden Manuel, amcasının oğlu Andronikos Batatzesi bir orduyla Paphlagoniaya doğru yola çıkardı ve kendisi de içinde Frank, Peçenek, Macar ve Sırp kuvvetleri bulunduğu büyük bir orduyla, Anadolu Seçuklu Devleti'nin başkenti olan konya üstüne yöneldi. Bunun üzerine uçlarda bulunan kalabalık Türkmen kuvvetleri, Bizans ordusunu şiddetle mukavemet ederek yıprattılar. Kılıç Arslan, Bizans ordusunu, dar ve sarp Miryokefalon(Kumdanlı)vadisinde karşıladı meydan savaşında, Bizans ordusunu ağır bir şekilde mağlub etti.
  • Ağır bir yenilgiye uğrayan Manuel, Selçuklulara karşı inşa ettirdiği EskişehirUluborlu'nun doğusundaki Sublaion müstahkem mevkilerine geri çekilmeyi kabul etmesinden başka, Selçuklu devletine savaş tazminatı olarak 100 bin altın ödemek zorunda kalmıştır. Bu zafer sonucunda, Bizansın Selçuklular karşısında savunmada kalması sağlanmış ve dolayısıyla üstünlük Türk Anadolu Selçuklu Devletine geçmiştir. ve
  • Zaferden sonra sultan II. Kılıç Arslan, başta Bağdat Abbasi halifesi olmak üzere, bütün İslam hükümdarlarına birer fetihname göndererek Bizansa karşı kazandığı büyük zaferi müjdelemiştir.
Kösedağ Savaşı
3 Temmuz 1243 (14 Muharrem 641) Cuma günü, Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhusrev'in (1223-1246) ordusu ile, Baycu Noyan'ın komutasındaki Moğol ordusunun Kösedağ'daki savaşı sonunda, Selçuklu ordusu bozguna uğradı ve Anadolu Selçuklu Devleti Mogolların hakimiyetine girdi.
1242 yılında Baycu Noyan komutasındaki 30 bin kişilik bir moğol ordusu, ErzurumSivas dolaylarına ilerleyen II. Gıyaseddin Keyhusrev, komşu devletlerden takviye askeri birliklerin gelmesini beklemeden Moğol kuvvetlerine saldırmaya karar vermiştir. Moğol kuvvetleri konusunda Sultan'a ulaşan bilgi, 40 bin dolayında bir kuvvet olduğu yolundadır, Sultan bu yüzden zaman yitirmeden saldırmanın avantajlı olacağına karar vermiştir. Gerçekte Moğol ordusu, aldığı takviyelerle 60 bin mevcutlu bir güç haline gelmişti. kalesini kuşatmış, kale komutanı Sinanüddin Yakut komutasındaki savunmaya karşın kenti ele geçirmiş ve yağmalamıştı. Bu olay üzerine II. Gıyaseddin Keyhusrev, derhal Moğolları karşılamak için bir ordu düzenlenmesi ve Moğol tehdidiyle karşı karşıya olan diğer komşu devletlerden yardım istenmesine karar vermiştir. 1243 yılının temmuz başında 50 bin kişilik bir süvari ordusuyla
Sivas'ın Zara ilçesinin kuzeyindeki Kösedağ dolaylarında gerçekleşen savaş, Selçuklu ordusunun dağılmasıyla sonuçlanmıştır.
Bu zaferlerinin ardından Moğol ordusu Sivas ve Kayseri'ye yönelmiştir. Sivas şehri direnmeden teslim olduğundan Erzurum'da olduğu gibi katliam yapılmamış, fakat kent üç gün süreyle yağmalanmıştır. Kayseri ise iki haftalık direnmenin ardından düşmüştür.
Kayseri'nin düşmesinden sonra Moğol ordusu, Azerbaycan'daki Batı Moğol Orduları karargahına dönmüştür.

Ankara Savaşı
Ankara Savaşı, Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıt ile Timur Han'nın 1402 yılında Ankara'da yaptıkları savaştır.
Yıldırım Bayezit Han; Niğbolu zaferiyle Rumeli'de Osmanlı egemenliğini sağladıktan sonra, Anadolu'da birliği sağlamak için harekete geçti. Bu niyetle Aydın, Menteşe, Karaman ve İsfendiyaroğulları beyliklerine son verdi. Ancak bu beyliklerin başındaki beyler, Asya'da kuvvetli bir devlet kurup, batıya yönelen Timur Han'a sığındılar.
Aynı şekilde Timur Han'nın hükümdarlığına son verdiği Karakoyunlu Beyi Kara YusufTebriz hükümdarı Ahmed Bey de Yıldırım Bayezid'e sığınmış, Erzincan beyi Mütahharten de akrabalarını Yıldırım Bayezid'e göndererek yardım istemiştir. ile
Timur Han'a sığınan Anadolu beyleri, Osmanlı sultanı hakkında; Timur Han'nın işgalinden kaçan beylerde Yıldırım Bayezid'e Timur'la ilgili olmadık şeyler söyleyip kötüleyerek, her iki müslüman Türk hükümdarının arasını açtılar, iki taraf da karşılıklı kendilerine sığınanları kayırdılar. Timur Han, Yıldırım Bayezid'e mektup göndererek kendisine sığınanların geri verilmesini. Bu mektuplarda her iki hükümdarın birbirlerine hakaret dolu sözlere yer verdikleri bilim adamları döğrulamamaktadır. Bu gün bilinen hakaret dolu mektupların sahte olduğu bilinmektedir. Yıldırım Bayezıd, Timur Han'nın isteğını kabul etmeyince savaş kaçınılmaz oldu.
Timur Han, kuvvetli bir ordu ile, Anadolu içlerine doğru harekete geçti. Bunu haber alan Yıldırım Bayezid de, İstanbul kuşatmasını kaldırarak, kuvvetlerini Bursa'da toplamaya başladı. Bursa'dan hareket eden Osmanlı ordusu, iki koldan yürüyerek Ankara önüne geldi. Bu sırada Timur Han Sıvas'ı ele geçirmişdi.timur birçok Anadolu Şehrini yakıp, yağmalamıştır. Onun, Sivas'da olduğunu haber alan Yıldırım Bayezid, ağirlıklarının bir kısmını Ankara'da bırakarak Akdağmadeni ve Kadışehri dağlık mıntıkaşında mevzi almak istedi, iki ordunun öncü kuvvetleri Sivas ve Tokat bölgelerinde karşılaştılarsa da, Osmanlı Sultanı Sivas ile Tokat arasındaki geçitleri tuttuğundan, burada karşılaşma yapmayı kendisi için tehlikeli gören Timur Han Kayseri'ye doğru yürüdü. Timur Han, Bayezid'i kendisine doğru çekmek istediyse de durumu anlayan Yıldırım Bayezid bu oyuna gelmedi ve yapacağı saldırının zamanını bekledi
Timur Han. Kırşehir üzerinden hızla Ankara önlerine gelerek kaleyi kuşattı. Kale koruyucusu Yakup Bey, kaleyi ölümüne korudu. Timur Han. Osmanlı ordusunun geleceğini düşündüğü yolu güvenceye aldı Osmanlı ordusu ise önün hıç beklemediği taraftan ve düşündüğünden çok erken Ankara önlerine geldi.
Osmanlı ordusunun merkezinde sultan Yıldırım Bayezid bulunuyordu. Yanında sadrazam Çandarlızade Ali Paşa, Şehzade İsa, Mustafa ve Musa Çelebiler yer alıyordu. Sağında bulunan Anadolu birliklerini Vezir Timurtaş Pasa, solunda yer alan Rumeli birliklerini Şehzade Şüleyman Şah yönetiyordu, yedek birliklerin başında da Şehzade Mehmed Çelebi bulunuyordu. Sol cepenin yedek birliklerini, Sırbistan Despotu ve Sultan'nin Kayınbirade'i Stefan Lazreviç'in yönetiminde yirmi bine yakın zırhlı sırp askeri meydana getiriyordu. Merkez Yedeğinde Karakoyunlular, sağ çepenin yedeğinde Karatatarlar denilen Türkleşmiş Moğollar (Savaşı Timur'un kazanmasındaki nedenlerden biride Timur'un Tatar kökenli olup Moğol Devletinin Generalı olmasıdır. Böylece savaşın ilerleyen zamanlarında Timur bu Tatar birliğını kendi yanına çekecektir.) yer alıyordu. Ayrıca Şüleyman Şah'ın kumandaşında akıncı birlikleri de vardır. Osmanlı askerinin sayısı yetmiş binden fazladır.
Timur Han, ordusunun merkezinde yer almıştı. Torunu Muhammed Mirza, zırhlı ve atlı olan Maverahünnehir askeri ile yedekte idi. Diğer torunları Pır Muhammed ve İskender Mirza, Muhammed Mirza'nın yanında yer alıyorlardı. Sağ cepeye üçüncü oğlü Miranşah, sol çepeye ise dördüncü oğlu Sahruh Mirza kumanda ediyordu. Zırhlı otuz iki fil, ordunun önünde dizilmiştir. İkiye ayrılmış olan merkez kuvvetlerin sağ tarafına Timur Han'nın ikinci oğlu Ömer Şeyh Mirza, sol tarafına ise Emir Celal İslam yönetiyordu. Akkoyunlu sultanı Osman Bey ile Emir Cihan Şah'ın tümenleri sağ çepenin önünde yeralmıştı. Mütahharten Bey Karamanoğlü, Aydınoğlu, Menteşeoğlü, Germiyanoğlü, Saruhanoğlu ve Candaroğlu, sağ cepede bulumaktaydı. Çağatay sultana Mahmud Han, Timur'un yanında idi.
Muharebe günü sabah namazından sonra Yıldırım Bayezid, askerlerine kısa ve özlü bir konuşma yaptı. Fakat karşı taraf da Müslüman ve Türk olduğu için; askerin, Hıristiyan ordularına karşı gösterdiği başarıyı gösteremiyeceği ortada idi.
İki ordu, Ankara'nın kuzey doğusundaki Çubuk ovasında 20 Temmuz 1402 tarihinde karşılaştı. Burada, o devrin en büyük kumandanlarından ikisi arasında tarihin en büyük savaşlarından birisi oldu. Fil görmemiş Osmanlı atları ürktü. Osmanlı ordusundaki Kara tatarların aniden Timur tarafına geçip, Rumeli sipahilerinin arkasından ok atmaya başlamaları, Osmanlının saldırı gücünü kırdı. Bu sırada Osmanlı ordusundaki Karaman, Candar, Germiyan, Aydın, Menteşe ve Saruhanlı sipahileri karşı tarafta bayrak açmış olan beylerini görünce, Timur Han'in tarafına geçtiler. Yıldırım Bayezid'in yanında az bir asker kaldı. Osmanlı ordusunun bir kısmı geri çekildı. Kara Timurtaş ve Firuz Paşalar, birlikleri tamamen bozuluncaya kadar dayandılar. Yıldırım Bayezid gün batarken üç bin kişi ile Çataltepe'de çenge devam ediyordu. Burada süren üç saatlık vuruşmadan sonra yenilgiyi anlayınca etrafındaki askerleri yararak kurtulmak istedi. Yıldırım Bayezid'in atı yaralanınca öğlu ile beraber Çağatay hani sultan Mahmüd Han'in kumanda ettiği birlik tarafından esir alındı.
Timur Han kendisini iyi karşıladı ve tesellide bulundu. Bir Osmanlı padişahına yaraşır şekilde, izzet ve ikramda bulundu. Timur'un, Yıldırım Bayezid'e iyi davranmadığı ve hatta bayezid'in yüzüğündeki zehirle intahar ettiği bazı kaynaklarda geçmektedir. Ancak tutsaklığın acısını çekemeyen Yıldırım Bayezid Han, kederinden ve nefes darlığından kırk dört yaşında vefat etti.(Bazı kaynaklara göre Timur Yıldırım'ın gözde hatunu ile evlenmiştir, bazı kaynaklara göre de Yıldırım kafes içerisinde Anadoluda gezdirilmiştir. Yıldırımın yüzüğü içerisinde ki zehiri içerek intihar ettiği de söylentiler arasındadır.)
Ankara savaşı ortaçağın en büyük meydan savaşıdır. İki yüz binden fazla Türk askeri birbiri ile savaşmiştir. Anadolu topraklarında iki Altay Kökenli ve Müslüman devlet araşında yapılmış olan büyük meydan savaşlarındandır. Ankara şavasının önemli sonuçları araşında; Anadolu Türk Birliği'nin parçalanması, Bizans ve istanbul fethinin elli yıl daha uzaması ve Osmanlı Devleti'nin gelişmesinin en azından yarım yüzyıl daha fazla gecikmesi sayılabilir.
Timur Han, Ankara savaşında kırk bine yakın zarar vermiştir. Oysaki o bu savaşa kadar altı binden fazla kayıp vermemiştir. Buna Osmanlı ordusundaki sevk ve idarenin kusursuzluğu sebeb ölmüştür. Bazı tarihçiler, Yıldırım Bayezid ile savaşdığı için Timur Han'ı haksız olarak kötülemekte, cenk sahasında olanları, zulüm ve ortalığı kana boyamak şeklinde bildirmektedir. Oysaki bunun iki devlet arasında bir egemenlik ve savaşı olduğu unutulmamalı, bu savaş tarafsız ele alınıp değerlendirilmelidir.
Son Düzenleyen virtuecat; 12 Kasım 2006 @ 03:53.
Rapor Et
Eski 26 Ocak 2007, 05:55

Miryokefalon (Miryakefalon) Savaşı

#3 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Miryokefalon (Miryakefalon) Savaşı

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru Manuel I Komnenos arasında, Denizli yakınlarında Miryokefalon'da (Myriokephalon) yapılan savaş (17 Eylül 1176).
Suriye ve Musul hükümdarı Atabeg Nureddin Mahmud Zengî'nin ölümü üzerine (1174), büyük bir rakipten kurtulan II. Kılıç Arslan, ertesi yıl, Orta Anadolu'da Sivas ve Tokat bölgelerine hâkim olan Danişmendli Türk beyliğine son verdi. Türklerin Bergama ve Edremit'e kadar ilerlemeleri, Bizans İmparatoru Manuel'in, Kılıç Arslan'ı ezmek ve Türk hâkimiyetine kesin bir şekilde son vermek için hazırlıklara girişmesine sebep oldu. Manuel, papaya bir mektup yazarak, zamanın yeni bir haçlı seferi için elverişli olduğunu ve "Anadolu'dan geçen yolun artık güven altına alınacağını" bildirdi. Manuel, amcasının oğlu Andronikos Batatzes'i bir orduyla Paphlagonia'ya doğru yola çıkardı ve kendisi de büyük imparatorluk ordusuyla, Kılıç Arslan'ın başkenti olan Konya üstüne yöneldi. Kılıç Arslan, imparatora elçiler göndererek barış isteğinde bulundu, fakat Manuel bunu kabul etmedi. Paphlagonia üstüne giden Andronikos Batatzes, eylül ayı başlarında, Niksar surları önünde Türklere ağır bir şekilde yenildi. Batatzes'in kesilen başı, bir zafer nişanesi olarak II. Kılıç Arslan'a gönderildi. Bundan birkaç gün sonra Manuel'in ordusu, Menderes vadisinden geçerek Eğridir gölü ucundaki Sultandağı dizisine giden dağlık bölgeye girdi. Kuşatma araçları, erzak fazlalığı ve ağır arabalar, ordunun ilerlemesini yavaşlatıyordu. Ayrıca geçmek zorunda oldukları bölge, Türkler tarafında tahrip edilmişti. Bizans ordusunun ilerlediği yol üzerinde, Tribritze denilen ve çıkış yerinde, tahrip edilen Miryokefalon kalesinin bulunduğu bir geçit vardı. Türk ordusu, burada bir dağ yamacında toplu olarak bulunuyordu. Manuel'in ileri görüşlü subayları, bu ağır hareketli orduyu, çukur yoldan geçirmemesi için imparatoru uyardılar. Fakat ordudaki genç ve tecrübesiz prensler, kendilerine güveniyor, şan ve şöhret kazanmak istiyorlardı. Bunlar, imparatora baskı yaparak onu bu yolda ilerlemeğe zorladılar. Kendine bağlı küçük beyliklerden yardımcı kuvvetler alan Kılıç Arslan'ın ordusu, hemen hemen Manuel'in ordusuna eşit, ancak daha kötü teçhizatlıydı. Fakat, Türk ordusunun daha fazla hareket imkânı vardı. Bizans öncü kuvvetleri, zor kullanarak geçide girdi (17 Eylül 1176). Türkler, geri çekilerek dağlara saptılar, sonra da imparatorluk ordusu dar yola girdiği sırada, yamaçlardan aşağı inerek geçit içine saldırdılar. İmparatorun kayınbiraderi, bir süvari alayı başında, Türklere karşı saldırıya geçti. Fakat, bütün adamlarıyla birlikte kılıçtan geçirildi. Geçidin aşağısında bulunan askerler, onun durumunu görüyorlar, fakat sıkışık durumda oldukları için yardım edemiyorlardı. Manuel, cesaretini kaybederek paniğe kapıldı ve geçitten çıkmak için geriye kaçtı. Bunun üzerine, bütün ordu onu takip etti. Fakat, ağırlıklar yolu kapamıştı. Askerlerden çok azı kurtuldu. Akşama kadar süren savaş sonunda, II. Kılıç Arslan, Manuel'e bir haberci göndererek, derhal geri dönmesi, Eskişehir (Dorylaion) ve Gümüşsu (Sublaion) kalelerini yıkması şartıyla ona barış teklif etti ve kalan ordusuyla geçitten çıktı. Manuel, Bizans'a dönerken, yolda Türkmenlerin sürekli saldırılarına uğradı.

Miryokefalon savaşı, Selçuk ve Bizans tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türklerin, Malazgirt'ten sonra Bizans'a vurdukları bu ikinci darbe sonucu Bizans, Anadolu'da üstünlüğünü kaybetti.
Rapor Et
Eski 16 Haziran 2010, 21:27

Maddelerle Tarih

#4 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Miryakefalon Savaşı:
(1176 )

  • II Kılıçarslan döneminde, Anado­lu Selçuklu Devleti Bizanslıları 1176'da Miryakefalon savaşıyla yenerek Anadolu'ya kesin yerleşmişlerdir.
  • Anadolu Selçuklu Devleti'nin denizlerdeki en parlak dönemi; I. Gıyaseddin Keyhüsrev, I. İzzettin Keykavus, I.Alaadin Keykubat dönemleridir.

Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.268 saniyede (79.80% PHP - 20.20% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 00:23
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi