Üye Ol - Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türk Dünyası :: > Osmanlı İmparatorluğu
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 17-02-2007   #1 (mesaj-linki)

Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Mahmud

SULTAN İKİNCİ MAHMUD
1808 - 1839

Babası : Sultan Birinci Abdulhamid
Annesi : Nakşidil Valide Sultan
Doğumu : 20 Temmuz 1785
Ölümü : 01 Temmuz 1839
Saltanatı : 28 Temmuz 1808 - 1839
İKİNCİ MAHMUD
HAYATI
Sultan İkinci Mahmud, 20 Temmuz 1785 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid, annesi Nakşidil Valide Sultan'dır. Orta boylu, geniş omuzlu, beyaz sakallı, zarif ve sevimli yüzlüydü. Diğer Osmanlı padişahları gibi kuvvetli bir tahsil gördü. Öğrenimi ile Sultan Üçüncü Selim padişahlığı sırasında bizzat meşgul olmuştu.

Cesur, temkinli, sabırlı ve azimli bir kişiliğe sahip olan Sultan İkinci Mahmud, Alemdar Mustafa Olayı sonrasında, 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında 23 yaşındaydı. Zeki ve bilgili bir insan olan Sultan İkinci Mahmud, Avrupa'daki yenileşme hareketlerini benimsemişti. Adalet işlerine gereken önemi verdi, yeni kanun ve tüzükler hazırlattı ve bu sebeple kendisine "Adli" sanı verildi.

Şiiri, edebiyatı ve bilimi seven, halk arasında dolaşmayı ve onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören Sultan İkinci Mahmud, Osmanlı İmparatorluğu'nu gerek sosyal bakımdan, gerekse uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. Sultan İkinci Mahmud yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü dinlenmek için gittiği kardeşi Esma Sultan'ın Çamlıca'daki köşkünde, 54 yaşında vefat etti. Büyük bir cenaze töreni ile halkın gözyaşları arasında Divan Yolu'ndaki türbesine defnedildi.

Erkek Çocukları: Abdülmecid, Abdülaziz, dört tane Ahmed isimli Şehzade, Bayezid, Abdülhamit, Süleyman, Mehmed, Murad, Nizameddin, Mehmed, Abdullah, Osman
Kız Çocukları: Emine Sultan, Hamide Sultan, Hayriye Sultan, Şah Sultan, Saliha Sultan, Ayşe Sultan, Atike Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Adile Sultan
OSMANLI - RUS İLİŞKİLERİ
Sultan İkinci Mahmud tahta geçtiği zaman Osmanlılar Ruslarla savaş halindeydi. İngiltere ile 1809'da yapılan antlaşma sonucu Ruslarla savaşa devam kararı alındı. Rusların Fransa ile olan sorunları, Osmanlı Devleti ordularının yıllarca süren savaştan yorgun düşmesi yüzünden iki devlet de barış imzalamaya mecbur kaldılar.

28 Eylül 1812 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması ile Rusya, Eflak ve Boğdan'dan çekilecek, Baserabya bölgesi ise Ruslara bırakılacaktı. Osmanlılar Bosna ve Eflak'dan iki yıl vergi almayacak, Sırplar kendi içlerinde serbest kalacaktı. Tuna nehrinde hem Osmanlı, hem de Rus gemileri serbestçe dolaşabilecekti. Prut ve Tuna nehirlerinin sol sahilleri iki ülke arasında sınır kabul edilecekti.
SIRP İSYANI
Fatih zamanında fethedilen Sırbistan, Osmanlının adaletli ve hoşgörülü yönetiminden çok memnundu. Ancak Rusya ve Avusturya'nın kışkırtmaları, 17.yy'da Osmanlı yönetimindeki otorite zayıflığı, yeniçerilerin halka iyi davranmaması ve Fransız İhtilalinden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımları sonucu Sırp isyanı çıktı. 1804 yılında Kara Yorgi'nin başlattığı Sırp isyanını Rusya desteklemişti. Osmanlı Devleti Rus savaşı ile meşgul olduğu için, Sırp isyanı 1812'den sonra ancak bastırılabildi. Osmanlı ve Rusya arasında imzalanan Bükreş antlaşması ile Sırplara bazı imtiyazlar verildi.

Sırbistan'daki ikinci isyanı Miloş Obronoviç çıkardı. Osmanlı Devleti Miloş'u Sırp Prensi olarak kabul etti. 1828-29 yılları arasında yapılan Edirne antlaşması ile Sırbistan yarı bağımsız hale geldi.
NAVARİN OLAYI
Çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu'nda, Yunanlılar da Fransız İhtilali'nin etkisi altında kalmışlardı. Rusya ve Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ile birlikte, Etnik-i Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları sonucu Yunanlılar Osmanlı Devleti'ne karşı harekete geçtiler. Etniki Eterya cemiyetinin amacı Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurmaktı. Rus Çarının yaveri Alexander İpsilanti'nin kurduğu bu cemiyet Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa'nın varlığından dolayı rahat hareket edemiyorlardı. Tepedelenli Ali Paşa'nın Osmanlı yönetimine karşı isyan etmesini fırsat bilen Yunanlılar ayaklandılar. Eflak'da başlayan bu ayaklanma kısa bir sürede bastırıldı.

İkinci isyan Mora'da çıktı. Kısa sürede genişleyen bu isyanı bastırması için, başarılı olduğu takdirde Mora ve Girit valilikleri vaad edilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa görevlendirildi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetli bir ordu ve donanmayı Mora'ya gönderdi ve isyanın bastırılmasını sağladı. Yunan İsyanın bastırılması Avrupa'da büyük üzüntü yarattı.

Ayrıca Mora ve Girit'in Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın eline geçmesi İngitere'nin işine gelmemişti. Zayıf bir Yunan Devleti'nin kurulması İngiltere ve Rusya'nın çıkarlarına daha uygundu.

İngiltere, Rusya ve Fransa aralarında bir antlaşma yaparak Yunanistan'a bağımsızlık verilmesini istediler. Sultan İkinci Mahmud'un bu isteği reddetmesi üzerine Mora'nın Navarin Limanında demirlemiş olan Osmanlı donanması yakıldı.
EDİRNE ANTLAŞMASI
Rusya, Sultan İkinci Mahmud'un Navarin'de Osmanlı donanmasının yakılması ile sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtı.

Sultan İkinci Mahmud bu arada Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye isimli yeni bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan bu ordu Rus kuvvetleri karşısında önemli bir varlık gösteremedi. Eflak ve Boğdan'ı işgal eden Ruslar, Tuna'ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya, batıda Edirne, doğuda ise Erzurum'a kadar ilerledi. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti barış istedi. Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması sonunda, Yunanistan'a bağımsızlık verildi. Eflak, Boğdan ve Sırbistan'a imtiyazlar tanındı. Ruslar işgal ettikleri yerleri geri verdiler. Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş hakkı tanındı. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
KAVALALI İSYANI
Kavalalı Mehmed Ali Paşa Napolyon tarafından işgal edilen Mısır'ı kurtarmak için Mısır giden gönüllülerdendi. Okur yazar değil fakat zeki bir kimseydi. Askeri yeteneklere de sahip olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Kahire'de başı bozuk askerin belli bir disiplin altına alınmasını sağlamış, gösterdiği başarılardan sonra Mısır'a vali olmuştu (1804).

Kavalalı Mehmed Ali Paşa valililiği sırasında önemli hizmetleri bulunan değerli bir devlet adamıydı. Kölemen beylerini ortadan kaldırmıştı. Fransızların desteğiyle kuvvetli bir ordu ve donanma kurmuş, sulama kanalları açarak tarıma önem vermiş ve Mısır'ın kalkınmasını sağlamıştı.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mora isyanı sırasında Mora ve Girit valiliklerinin kendisine verilmesi şartıyla Sultan İkinci Mahmud'a yardım etmişti. Mora isyanını bastıran Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Osmanlı Rus savaşlarında Osmanlı Devleti'nin yardım istemesine rağmen kuvvet göndermedi. Mora valiliği yerine Suriye valiliğini isteyen Kavalalı Mehmed Ali Paşa, bu isteğinin reddedilmesi üzerine Suriye'yi işgal etti. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu olan İbrahim Paşa, isyan sırasında Suriye'yi aldı. Torosları geçen İbrahim Paşa Adana ve Konya'da Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.

Bu başarılardan sonra Mehmet Ali Paşa kuvvetlerini İstanbul'a kadar durdurabilecek herhangi bir güç kalmamıştı. Sultan İkinci Mahmud Ruslardan yardım istedi. Rus donanmasının İstanbul'a gelmesinden tedirgin olan İngilizler ve Fransızlar, Mısır ile Osmanlı Devleti arasında bir barış antlaşması imzalanmasını sağladılar. Osmanlı Devleti ile Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasında imzalanan Kütahya antlaşmasına göre, Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya Mora ve Girit valiliklerinin yanı sıra Suriye valiliği, Oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine olarak Adana Valiliği de verildi.

Mısır'da güçlü bir yönetimin bulunması İngilizlerin işine gelmemişti. Çünkü Mehmet Ali Paşa İngilizlerin bu bölgede ticaret yapmalarını engelliyordu. Bu sorunun o bölgede tekrar Osmanlı Devleti'nin hakim olmasıyla çözüleceğine inanan İngiltere, Sultan İkinci Mahmud'u Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya karşı kışkırttı. Nizip'te Osmanlı ordusu ile yapılan savaşta Osmanlı ordusu bir kez daha yenildi. Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa Osmanlı donanmasını Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya teslim etti (1839). Artık Osmanlı Devleti'nin, kendi valisine karşı yaptığı savaşlar sonunda ne ordusu, ne donanması kalmıştı. Bu gelişmelerin yaşandığı günlerde Sultan İkinci Mahmud öldü, yerine oğlu Abdülmecid Osmanlı padişahı oldu.
BOĞAZLAR
Sultan İkinci Mahmud Mehmed Ali Paşa isyanı sırasında boğazlara gelen Ruslarla, Hünkar İskelesi Antlaşmasını imzaladı (1833). İmzalan bu antlaşma ile aşağıdaki maddeler kabul edildi;

1- Hem Osmanlı Devleti, hem de Rusya herhangi bir savaşa girdiğinde birbirlerine yardım edeceklerdi.

2- Osmanlı Devleti, savaş tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı zaman Rusya, Osmanlı Devleti'ne kuvvet gönderecekti.

3- Rusya'ya karşı bir saldırı olduğu zaman, Osmanlı Devleti Çanakkale ve İstanbul Boğazlarını kapatarak diğer ülke donanmalarının Karadeniz'e açılmalarına engel olacak ve Rusya bu sayede güneyden deniz yoluyla gelecek saldırılarla uğraşmak zorunda kalmayacaktı.

4- Bu antlaşma sekiz yıl boyunca yürürlükte kalacaktı

Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son antlaşmadır. Ayrıca Ruslar bu antlaşma sayesinde Karadeniz'de güvenliklerini sağlamış oluyorlardı.
ISLAHAT HAREKETLERİ
Sultan Üçüncü Selimin yanında yetişmiş olan Sultan İkinci Mahmud ondan etkilenmiş, padişahlığı döneminde de ıslahatlar yapmanın gerekliliğine inanmıştı. Askeri ve İdari alanda ıslahatlar yapmaya çalışan Sultan İkinci Mahmud, Sekban-ı Cedit adı verilen yeni bir askeri teşkilat kurdu (14 Ekim 1808). Ancak yeniçeriler kendilerine tehlike olabilecek alternatif bir askeri kuvvet istemiyorlardı. Ayaklanarak Sekban-ı Cedit'in kaldırılmasını sağladılar.

Eşkinci adı verilen yeni bir askeri teşkilat kuran Sultan İkinci Mahmud'a karşı yeni bir yeniçeri ayaklanması oldu. Sultan İkinci Mahmud, artık Osmanlı Devleti için kanayan bir yara haline gelen yeniçeri ocaklarını Vaka-i Hayriye adı verilen olayla ortadan kaldırıldı (15 Haziran 1826). Yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra, onun yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adı verilen yeni bir askeri teşkilat oluşturuldu.

Yapılan yeniliklerin merkezden uzakta bulunan valiler ve idareciler tarafından da benimsenmesi gerektiğine inan Alemdar Mustafa Paşa, Sultan Mahmud döneminde Ayanlarla Sened-i İttifak'ı imzaladı. Buna göre ayanlar merkeze sadık kalacak ve yenilik hareketlerini destekleyecek, padişahlar da ayanların elde etmiş oldukları hakları tanıyacaktı. Sened-i İttifak ile ayanlar padişahın mutlak otoritesine karşı siyasi bir meşruiyet kazanmış oluyorlardı. Padişah otoritesinin başka herhangi bir güçle ortaklık kabul etmesi mümkün değildi ve Osmanlı idari yapısının hem ruhuna, hem de tabiatına aykırıydı. Bu sebeple zaten ölü doğan Sened-i İttifak çok uzun ömürlü olmadı. Kısa bir süre sonra Sultan İkinci Mahmud, idareyi tamamen eline alarak ayanları bir bir ortadan kaldırarak merkezi otoriteyi güçlendirmeye çalışmıştır.

Sadece askeri alandaki yeniliklerle bir yere varılamayacağını düşünen Sultan İkinci Mahmud, Divan Teşkilatı'nı kaldırarak onun yerine Bakanlıklar (nazırlık) kurdu. 30 Mart 1838'de Sadrazamlık makamına "Başvekalet", Sadrazama "Başvekil" denilmesi kararlaştırıldı. Ölen ya da azledilen devlet memurlarının mallarına el konması anlamına gelen "Müsadere" usulünü kaldırdı. Ayrıca devlete ıslahat hareketlerinde yardımcı olmak, yeni teklifler getirmek, memurların terfi ve yargılanmasıyla uğraşmak üzere Darü'ş Şuray-ı Bab-ı Ali kuruldu.

Sosyal alanda da bazı yenileşme hareketlerine ve ıslahatlara girişen Sultan İkinci Mahmud, 3 Mart 1929'da kıyafet değişikliği hakkında bir ferman yayınlandı. İlk Türk gazetesi Takvim-i Vekayi yayın hayatına başladı (1 Kasım 1831). Medreselerin yanında Avrupalı tarz eğitim veren yeni okullar açıldı ve Avrupa'ya öğrenciler gönderildi.

Posta teşkilatının kurulması ve Karantina uygulaması da yine Sultan İkinci Mahmud döneminde gerçekleştirildi. Avrupalı tüccarlarla rekabet edebilmeleri için Türk tüccarlara gümrük kolaylıkları getirildi. İlk nüfus sayımı yapıldı. Bu sayım sonucunda Anadolu'da 2.500.000'dan fazla, Rumeli'de de 1.500.000 erkek vatandaşın yaşadığı tespit edildi.

Ülke içinde ve dışında yapılacak seyahatlar için, bazı esaslar kabul edildi. Buna göre ülke içinde seyahat yapacak yurttaşlar Mürur Tezkiresi (geçiş belgesi) taşıyacaklar, ülke dışına çıkacak yurttaşlar da Hariciye Nezaretinden (Dış İşleri Bakanlığı) pasaport alacaklardı.
MİMARİ ESERLER
Sultan İkinci Mahmud döneminde, mimari alanda da yeni bir gelişmenin başladığı görülür. İmparatorluğun değişik bölgelerinde birbirinden güzel yapılar inşa edildi. Sultan İkinci Mahmud'un yaptırdığı eserlerden bazıları şunlardır;
Rodos Süleymaniye Camii,
İzmir Bıyıklıoğlu Mahmud Camii,
hayatını kurtaran Cevri Kalfa'nın adını verdiği mektep,
Nusretiye Camii,
İstanbul Kocamustafapaşa Küçük Efendi Camii ve Külliyesi,
Taş Kışla,
Gülhane Parkı girişindeki Alay Köşkü.

Sultan İkinci Mahmud ayrıca, İstanbul'daki bütün büyük camilerin tamirini de yaptırdı.
Unkapanı köprüsü yine onun zamanında yapıldı.
Mekke-i Mükerreme'de bir medrese yaptırdı ve
Mescid-i Aksa'yı tamir ettirdi.

Aynı zamanda hattat, bestekar ve şair olan Sultan İkinci Mahmud yazdığı şiirlerde Adli mahlasını kullandı.

İKİNCİ MAHMUD(Tuğrası)


II. Mahmud döneminde Osmanlı sınırları
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 26-11-2007   #2 (mesaj-linki)
Cvp: Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Mahmud


Sultan İkinci Mahmud, 20 Temmuz 1785 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid, annesi Nakşidil Valide Sultan'dır. Orta boylu, geniş omuzlu, beyaz sakallı, zarif ve sevimli yüzlüydü. Diğer Osmanlı padişahları gibi kuvvetli bir tahsil gördü. Öğrenimi ile Sultan Üçüncü Selim padişahlığı sırasında bizzat meşgul olmuştu.
Cesur, temkinli, sabırlı ve azimli bir kişiliğe sahip olan Sultan İkinci Mahmud, Alemdar Mustafa Olayı sonrasında, 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında 23 yaşındaydı. Zeki ve bilgili bir insan olan Sultan İkinci Mahmud, Avrupa'daki yenileşme hareketlerini benimsemişti. Adalet işlerine gereken önemi verdi, yeni kanun ve tüzükler hazırlattı ve bu sebeple kendisine "Adli" sanı verildi.
Şiiri, edebiyatı ve bilimi seven, halk arasında dolaşmayı ve onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören Sultan İkinci Mahmud, Osmanlı İmparatorluğu'nu gerek sosyal bakımdan, gerekse uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. Sultan İkinci Mahmud yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü dinlenmek için gittiği kardeşi Esma Sultan'ın Çamlıca'daki köşkünde, 54 yaşında vefat etti. Büyük bir cenaze töreni ile halkın gözyaşları arasında Divan Yolu'ndaki türbesine defnedildi.
Erkek Çocukları: Abdülmecid, Abdülaziz, dört tane Ahmed isimli Şehzade, Bayezid, Abdülhamit, Süleyman, Mehmed, Murad, Nizameddin, Mehmed, Abdullah, Osman
Kız Çocukları: Emine Sultan, Hamide Sultan, Hayriye Sultan, Şah Sultan, Saliha Sultan, Ayşe Sultan, Atike Sultan, Fatma Sultan, Münire Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Adile Sultan
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 10-10-2008   #3 (mesaj-linki)
Cvp: Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Mahmud

MAHMUD II (1785-1839). Osmanlı Devleti' nin 30. padişahı olan II. Mahmud İstanbul'da doğdu. Babası 27. Osmanlı Padişahı I. Abdül-hamid, annesi Nakşıdil Sultan'dır. Babası 1789'da ölünce Mahmud'un çocukluğu ve gençliği amcasının oğlu III. Selim'in padişahlığı döneminde geçti. Mahmud, III. Selim'in yenilik­çi girişimlerini yakından izledi ve destekledi. Erkek çocuğu olmayan III. Selim de çok sevdiği yeğeninin eğitimiyle özel olarak ilgi­lendi, iyi yetişmesi için çalıştı. Ne var ki, III. Selim 1807'de Kabakçı Mustafa Ayaklanması sonucunda tahttan indirildi {bak. selim III). Yerine geçen Mahmud'un ağabeyi IV. Musta­fa ayaklanmacılarla işbirliği yaparak III. Selim' in kurduğu Nizam-ı Cedid ordusunu {bak. nizamıCedİd) dağıtmaya girişti. Bunun üzeri­ne Rumeli'ye kaçan Nizam-ı Cedid yanlıları Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın çev­resinde toplanarak bir güç oluşturdular.

III. Selim'i yeniden tahta çıkarmak amacıy­la Haziran 1808'de yola çıkan Alemdar Mus­tafa Paşa İstanbul'a gelip Kabakçı Mustafa'yı ve yandaşlarını dağıtınca IV. Mustafa, Top-kapı Sarayı'nda tutulan III. Selim'i öldürttü. Şehzade Mahmud saray ağalarının yardımıyla kaçmayı başardı. Topkapı Sarayı'na gelen Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim'in öldürül­müş olduğunu görünce 28 Temmuz 18()8'de IV. Mustafa'yı indirip Mahmud'u tahta çıkar­dı. II. Mahmud da Alemdar Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa getirdi.

Alemdar Mustafa Paşa'nın İstanbul'da çok sıkı önlemler alması, II. Mahmud'un da Nizam-ı Cedid'i canlandırmak amacıyla Sek-ban-ı Cedid adını verdiği yeni bir ordu kurma­ya kalkışması yeniçerilerin ayaklanmasına yol açtı. Alemdar Mustafa Paşa'nın 18()8'de ölü­müyle sonuçlanan ayaklanma sırasında II. Mahmud da yeniden tahta çıkarılmasını önle­mek içiri ağabeyi eski Padişah IV. Mustafa'yı öldürttü. Böylece Osmanlı hanedanında baş­ka erkek kalmadığından tahtın tek sahibi oldu. II. Mahmud Yeniçeri Ocağı'na dokun­mayacağına, Sekban-ı Cedid'i de dağıtacağına söz vererek ayaklanmayı yatıştırdı.

II. Mahmud, III. Selim'in başlattığı yenilik hareketlerini sürdürebilmek için güçlü bir yönetim kurmanın gerektiğini anlamıştı. Ama bunu başarması kolay olmadı. İç sorunlar kadar dış sorunlar da atılımlarını zorlaştırdı. Dış sorunların başında savaşlar ve ayaklan­malar geliyordu. 1809'da başlayan Osmanlı-Rus Savaşı ancak 1812'de Fransa İmparatoru I. Napolyon'un Rusya'ya saldırması üzerine imzalanan Bükreş Antlaşması ile sona erdi. 1804'ten beri süren Sırp ayaklanması 1817'de yatıştırılabildi. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1805'te patlak veren Hicaz'daki Vehhabi ayaklanmasını uzun savaşlardan son­ra 1818'de kesin olarak bastırdı. Yunanis­tan'ın Epir bölgesinde başına buyruk bir yönetim kuran Tepedelenli Ali Paşa da 1822'de yenilgiye uğratıldı. 1821'de önce Ef-lâk'da ardından da Mora'da patlak veren Yunan ayaklanması 1822'de bağımsızlık ila­nıyla sonuçlandı. Osmanlı Devleti'nin elinde­ki ordu ve donanma bu olaylara karşı duracak güçte değildi. II. Mahmud gene Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım isteyerek 1825'te Yunanistan'a karşı harekete geçti. 1827'de Atina ele geçirildi ve bağımsız Yunan Devleti'ne son verildi. Ama bu olaya büyük tepki gösteren İngiltere, Fransa ve Rusya'nın birleşik donanması 20 Ekim 1827'de Mora Yarımadası'nın güneybatı ucundaki Navarin' de demirlemiş olan Osmanlı-Mısır donanma­sını bir baskınla yok ettiler. Ardından 1828'de Rusya, Osmanlı Devleti'ne savaş açtı.

Balkanlar ve Kafkasya'da karadan, Kara­deniz'de de denizden başlayan Rus saldırıları karşısında Osmanlı orduları ve donanması geriledi. Fransa da Yunanistan'ı desteklemek amacıyla Mora'ya asker çıkardı. Osmanlı Devleti 1829'da Yunanistan'ın bağımsızlığını tanıdı. Rus orduları doğuda Erzurum'a, batı­da Edirne'ye kadar ilerleyince Osmanlı Dev­leti barış istemek zorunda kaldı. 15 Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması ile Os­manlı Devleti, Tuna Irmağı'nın kuzeyi ile Kafkasya'daki topraklarının büyük bölümünü Rusya'ya bıraktı. Bu fırsattan yararlanan Fransa da 183()'da Cezayir'i işgal etti. Bundan sonraki en önemli dış sorun 1831'de başlayıp ancak 1841'de sonuçlanan Kavalalı Mehmed Ali Paşa ayaklanması oldu.
II. Mahmud dış sorunlarla uğraşırken içeri­de de önemli olaylar yaşandı. 1808-20 arasın­da ayanların gücünü kırarak merkezi yöneti­mi güçlendiren II. Mahmud'un asıl hedefi Yeniçeri Ocağı'ydı. 100 yılı aşkın bir süreden beri savaşlarda hiçbir başarı gösteremeyen, buna karşılık, bir başıbozuk topluluğu halinde özellikle İstanbul'da sık sık ayaklanan, büyük bölümü askerliği unutup esnaflıkla uğraşan ya da zorbalık yapan yeniçerilerin varlığı artık devlet için büyük bir yük olmuştu. 1826'da ulemanın ve devlet adamlarının da desteğiyle harekete geçen II. Mahmud kısa sürede Yeniçeri Ocağı'nı dağıttı. Osmanlı tarihinde Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) olarak anılan Yeniçeri Ocağı'nın dağıtılmasından sonra II. Mahmud batılı tarzda yeni bir ordu kurmaya girişti. Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammed'in Zafer Kazanmış Askerleri) adı verilen bu ordu kısa zamanda örgütlendi, bazı başarılar da elde etti.

Bundan sonra devlet yönetimindeki deği­şikliklere hız veren II. Mahmud 1829'da devlet memurlarına fes, pantolon, ceket giy­me zorunluluğunu getirdi. Merkez ve taşra örgütlerini düzenledi. Divan-ı Hümayun'un {bak. divan) yetkilerini yeni kurulan nezaret­lere (bakanlıklara) devretti. Danışma kurulla­rı niteliğinde meclisler oluşturdu. Devletin taşra kuruluşunu eyaletler (geniş iller) biçi­minde örgütledi. 1830-31'de ilk nüfus sayımı­nı yaptırarak vergi ve asker kaynağını sapta­maya çalıştı. İtfaiye, posta, karantina gibi hizmetleri ülkeye getirdi. 1831'de devletin resmi gazetesi olarak Takvim-i Vekayi'yi çı­karttı. Eğitim alanında da yeniliklere girişildi. İlköğrenim zorunlu kılındı. 1827'de modern tıp öğrenimini başlatan Tıphane-i Amire açıl­dı. 1834'te yeni ordunun subay gereksinmesi­ni karşılamak amacıyla Mekteb-i Harbiye (bugün Kara Harp Okulu) kuruldu. Batıdaki yenilikleri, gelişmeleri öğrenmek, izlemek için dışarıya öğrenciler, devlet adamları gön­derildi. Ülkeye yabancı uzmanlar çağrıldı. Ekonomi alanında önemli atılımların olmadı­ğı bu dönemde, 1838'de önce İngiltere ile ardından da başka Avrupa devletleriyle imza­lanan serbest ticaret antlaşmalarının getirdiği ayrıcalıklar, geleneksel üretim yapısının geri­lemesine yol açtı.

II. Mahmud bu yenileşme çabalarını sürdü­rürken Mısır'da bağımsız bir yönetim kuran Kavalalı Mehmed Ali Paşa da egemenlik alanını genişletmeye çalışıyordu. 1832-33 yıl­larında ve 1839'da Osmanlı ordularını iki kez yenilgiye uğratan Kavalalı Mehmed Ali Paşa gücünü daha da pekiştirdi (bak. kavalalı Mehmed Al! Paşa). II. Mahmud, bu son yenil­ginin haberi İstanbul'a ulaşmadan öldü.

Osmanlı Devleti'nin batılılaşması yolunda ilk atılımları yapan II. Mahmud'un açtığı yolda, yerine geçen oğlu Abdülmecid daha büyük bir kararlılıkla yürüdü (bak. abdülme­cid; tanzimat).

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
17. yy padişahları, 2. mahmut döneminde olan gelişmeler, 2. mahmut döneminde yapılan yenilikler, 2.mahmut döneminde yapılan yenilikler, hayriye sultan, ikinci mahmudun hayatı, ikinci mahmut dönemi yenilikleri, navarin olay osmanl tarihi, osmanlı padişahları ve yenilikleri, padişahlar ve yenilikleri,
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Mahmud Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Ahmed kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 26-11-2007 14:50
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Süleyman kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 26-11-2007 13:45
Osmanlı Padişahları - Sultan Birinci Mahmud kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 26-11-2007 13:37
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Selim kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 24-11-2007 16:44
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Murad kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 0 17-02-2007 15:00
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 15:00Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.11913705 saniyede (60.98% PHP - 39.02% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz