Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 22 Aralık 2009 (00:36) tarihinde açılmıştır.
15858 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 29 Nisan 2012 (19:10) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 22 Aralık 2009, 00:36

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar Sponsorlu Bağlantılar
hava,su,gürültü ve görüntü kirliliğinin sebepli ve sonuçlarını yazıp ayrsanız daha iyi olucak bence
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

hava,su,gürültü ve görüntü kirliliğinin sebepli ve sonuçlarını yazıp ayrsanız daha iyi olucak bence
KİRLİLİKTEN ETKİLENENLER
1-)SU
2-)HAVA
3-)TOPRAK


KİRLETEN KAYNAKLAR
*Zehirli Maddeler
*Radyoaktif Maddeler
*Petrol Ve Petrol Ürünleri
*Evsel Ve Kentsel Atıklar
*Endüstriyel Atıklar
*Gürültü

1-) SUYUN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Hücrenin büyük bir bölümü (2/3) sudan meydana gelmiştir. Hücrede meydana gelen biyokimyasal olaylar için su gereklidir.
Ayrıca dünyanın ¾ ü suyla kaplıdır. Bu suların ancak %0,003 ü içilecek niteliktedir. İçilecek su kaynakları,yer yüzü suları/baraj,göl,gölet) ve yer altı suları (kaynar,artezyenler)dır.

SU KİRLİLİĞİNİN SEBEPLERİ
*Endüstriyel kuruluşlarca bırakılan artıklar(petrol,boya,deterjan,ağır metaller,kanalizasyon...)
*Tarımda kullanılan zehirler ve fazla kullanılan gübreler
*Hayvansal ve evsel artıklar
*Sulara bırakılan kurşun,civa
*Lağımların sulara karışması

SU KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ
*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyi politikalar geliştirilmeli,plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalıdır

2-) HAVANIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Hava,canlılar için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Özellikle havada bulunan oksijen canlılarda besinlerin yıkımında rol oynadığından çok önemlidir.
Havada bulunan gazların;
%78 i Azot
%21 i Oksijen
%1 i Diğer gazlardan oluşur.

HAVA KİRLİLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Hava kirliliğine sebep olan etkenler şunlardır;
*Sanayiden çevreye bırakılan gazlar
*Araçların egzosundan çıkan gazlar
*Fosil yakıtlardan (petrol,kömür vs.)çıkan gazlar
*Fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan karbondioksit, azot oksitleri,kükürt oksitleri asit yağmurlarına neden olur.
*Hava kirliliğinin zararları bitki,hayvan ve insanlara daha fazladır.

İnsanlarda hava kirliliği;
*Solunum yolu rahatsızlıkları
*Astım-bronşite
*Vücudun savunma mekanizmasının zayıflamasına neden olur.



HAVA KRİLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Hava kirliliğinin en önemli nedenlerinden olan fosil yakıtlar olabildiğince az kullanılmalı. Bunun yerine doğalgaz, güneş enerjisi, jeotermal enerji vb. enerjilerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
*Karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmelidir.Büyük kentlerde toplu taşıma hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece otomobil egzoslarının neden oılduğu kirlilik azaltılabilir.
*Sanayi kuruluşlarının atıklarını havaya vermeleri önlenmelidir.
* Yeşil alanlar arttırılmalı, orman yangınları önlenmelidir.
* Ozon tabakasına zarar veren maddeler kullanılmalıdır.

TOPRAĞIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Yeryüzünün en üst tabakasını oluşturan örtüye toprak denir. Toprak tüm canlıların besin ve hayat kaynağıdır. Bitkiler;insan ve hayvanların,toprakta bitkilerin besin kaynağıdır. Çünkü bitkiler ihtiyaç duyduğu inorganik besin ve suyu topraktan alırlar.
Toprağın canlılara sağladığı faydalardan biri de yer altı sularının süzülerek canlıların kullanabileceği hale getirilmesidir.(doğal arıtma)

TOPRAK KİRLİLİĞİ
Toprak kirliliğine neden olan başlıca etmenler;
Ev, iş yeri ve hastahane atıkları,
Radyoaktif atıklar,
Hava kirliliği sonucu oluşan asit yağmurları,

Gereksiz yere ve aşırı miktarda yapay gübre, tarım ilacı vb. kullanılması.
Tarımda gereksiz yere ya da aşırı hormon kullanımı
Suların kirlenmesi. Su kirliliği toprak kirliliğine neden olurken, toprak kirliliği de özellikle yer altı sularının kirlenmesine neden olur.

TOPRAK KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Toprak kirliliğinin önlenmesi için yapılabilecek bazı şeyler şunlardır;
*Verimli tarım topraklarında yerleşim ve sanayi alanları kurulmamalı yeşil alanlar arttırılmalıdır.
*Ev ve sanayi atıkları toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanıp depolanmalı ve toplanmalıdır.
*Yapay gübre ve tarım ilaçlarının kullanılmasında yanlış uygulamalar önlenmelidir.
*Nükleer enerji kullanımı bilinçli şekilde yapılmalıdır.

SES KİRLİLİĞİ
Sanayileşme ve modern teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan çevre sorunlarından biri de ses kirliliğidir. Gürültü de denilen ses kirliliği, istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sesler ya da insanı rahatsız eden düzensiz ve yüksek seslerdir. Ses kirliliğinin yaratan önemli etmenler;
*Sanayileşme
*Plansız kentleşme
*Hızlı nüfus artışı
*Ekonomik yetersizlikler
*İnsanlara, gürültü ve gürültünün yaratacağı sonuçları konusunda yeterli ve etkili eğitimin verilmemiş olmasıdır.
Ses kirliliği, insan üzerinde çok önemli olumsuz etkiler yaratır. Bu etkileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

SES KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Ses kirliliği aşağıdaki uygulamalarla önlenebilir;
*Otomobil kullanımını azaltacak önlemler alınmalıdır.
*Ev ve iş yerlerinde ses geçirmeyen camlar(ısıcam gibi) kullanılmalıdır.
*Eğlence yerleri vb. ortamlarda yüksek sesle müzik çalınması engellenmelidir.
*Gürültü yapan kuruluşlar şehirlerin dışında kurulmalıdır.

RADRASYON

Radyoaktif element denilen bazı elementlerin atom çekirdeğinin kendiliğinden parçalanarak etrafa yaydığı alfa, beta,ve gama ışınlarına radrasyon denir. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek mutasyon denilen genlerdeki bozulmaya neden olur. Çok yoğun olmayan radrasyon, canlının bazı özelliklerinin değişmesine neden olurken yoğun radrasyon, canlının ölümüne neden olabilir. Örneğin; 1945’te Japonya’ya atılan atom bombasın, atıldıktan sonra 7 gün içinde, vücutlarının tamamı 10 saniye radrasyon almış insanların %90’ı hiçbir yara ve yanık izi olmadan öldü. 26 Nisan 1986’da Çernobil’deki nükleer kazanın; ani ölümler, gebe kadınlarda düşük olayları kan kanseri, sakat doğumlar gibi olumsuz etkileri oldu.
Bir çevredeki belli bir dozun üzerinde olan radrasyon, canlının vücut hücrelerini etkileyerek doku ve organlarda bozulmalara ,anormalliklere, üreme hücrelerini etkileyerek doğacak yavrularda sakatlıklara neden olur. Uzun süre radrasyon etkisinde kalmanın yaratacağı sonuçlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

RADRASYONUN ETKİLERİ


* Kanser oluşması
* Ömrün kısalması
*Katarakt oluşması,

RADRASYONUN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Özel giysiler(kurşun önlük,özel maske)kullanılmalıdır.
* Radrasyon kaynağından uzak durulmalı, en kısa sürede radrasyonlu ortam terk edilmelidir.
*Radrasyonlu cihazlarla yapılan teşhis ve tedaviye sık sık başvurulmalıdır.

Alıntı:
Çevre Kirliliği
MsXLabs.org & Temel Britannica

Çevrebilimciler çevreyi canlı, cansız bütün doğal varlıkların ve doğa­daki insan yapısı öğelerin bütünü olarak tanımlarlar. Bu çevre, çeşitli insan etkinlikleri sonucunda oluşan atıklar, duman, zehirli kim­yasal maddeler ve öbür zararlı maddelerle sürekli kirlenmektedir. Toprak, su ve hava kirliliğinin yanı sıra gürültü ve radyoaktiflik gibi daha yeni öğeleri de kapsayan çevre kirliliği günümüzde tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmiştir. Özellikle büyük kent­lerde ve sanayi bölgelerinde insan sağlığını tehdit eden ciddi boyutlara ulaşan ve 1970'lerden başlayarak geniş kitlelerin ilgisini çeken çevre kirliliği aslında yeni bir sorun değildir. Yeni olan, bu kirliliğin tüm dünyada ulaştığı ciddi boyutlar ve insanların bu tehli­kenin bilincine varmaya başlamalarıdır.
Ortaçağda özellikle kentler çok pisti, su kaynakları kirliydi ve salgın hastalıklar hızla yayılırdı. Kentlerin koşulları zamanla iyileşti­rildi, ama Sanayi Devrimi'nden bu yana hızla büyüyen sanayi üretiminin ortaya çıkardığı atıklar çevre kirliliğine yeni boyutlar getirdi. Artan ve belirli kentsel alanlarda yoğunlaşan nüfusun çeşitli etkinlikleri sonunda ortaya çıkan atıkların yok edilmesi gittikçe daha karmaşık bir soruna dönüştü. Artan enerji gereksinimini karşılamak için kullanılan ya­kıtların dumanı havayı, akarsu ve denizlere boşaltılan atıklar suları kirletti. Kısa sürede çürüyüp ayrışarak doğaya karışan organik atıklara, uzun yıllar bozulmadan kalan plas­tik, metal, cam gibi sanayi atıkları eklendi. Çöplükler geniş alanlara yayıldı. Zehirli kimyasal ve radyoaktif maddelerden olu­şan atıklar bütün canlı varlıklar için tehlike oluşturmaya başladı. Kirliliğin en yoğun oldu­ğu yerlerde insanlar ve hayvanlar ölmeye başladı, bitkiler kurudu. Doğadaki dengelerin bozulması yaşamı tehdit etmeye başlayınca, daha çok sayıda insan çevre kirliliğinin tehli­kesini gördü ve bunun önlenmesini istemeye başladı. Çevre kirliliğini önlemenin yolları aranıp bulundu. Ama kirliliği önleyecek bü­tün önlemler ek harcamalar gerektirdiği ve sanayi üretimini daha pahalı hale getirdiği için bunların her zaman istekle uygulandığı söyle­nemez.
Çevre kirliliğini azaltmak için en iyi çözüm atıkların sanayinin hammadde gereksinimini karşılamakta kullanılmasıdır. Örneğin, kulla­nılmış şişe ve camlar, metal, kâğıt ve plastik atıklar bu maddelerin yeniden üretiminde hammadde olarak kullanılabilir. Öte yandan, denizlere bo­şaltılan atıklar önceden arıtılarak zararlı mad­delerden temizlenmeli, radyoaktif ve zehirli kimyasal atıklar özel koruyucular içinde yer­altına gömülmelidir. ABD'deki Love Canal olayı bu tür atıkların tehlikelerini açıkça ortaya koymuştur. New York eyaletinde, Niagara Çavlanı yakınında plastik ve kimya­sal maddeler üreten bir fabrika, 1940'lardan başlayarak atıklarını fabrika yakınındaki eski bir su kanalına boşaltmış, daha sonra doldu­rulan ve üzeri killi toprakla kapatılan kanalın üstünde okullar, evler yapılmıştı. Ancak 1971'de, zehirli kimyasal atıkların killi top­raktan sızdığı ve bölgenin, bazıları kansere neden olan kimyasal maddelerle kirlendiği belirlendi. Sonunda Love Canal yöresi felaket bölgesi ilan edilerek boşaltıldı. Sızıntıyı önle­mek ve kirlenmenin zararlarını gidermek için 20 milyon dolardan fazla para harcandı.

Çöp Sorunu
Büyük bir kentten bir günde toplanan çöpler dağ gibi bir yığın oluşturur. Hastalık taşıyan sinek, böcek ve farelerin üremesi için elverişli bir ortam oluşturan bu çöplerin kısa sürede ortadan kaldırılması insan ve çevre sağlığı açı­sından zorunludur. Üstelik bu çöplerin artık eskisi gibi yalnızca organik atıklardan oluşma­ması sorunun boyutlarını gittikçe genişlet­mektedir. Yenen sebze ve meyvelerin kabuk­ları, eti için kesilen hayvanların postları, boy­nuzlan, kemikleri, bağırsakları ya da çöpe atı­lan ekmek parçalan ile yemek artıkları za­manla bileşenlerine ayrılarak doğaya karışa­bilen atıklardır. Oysa doğada uzun yıllar hiç bozulmadan kalan metal, cam ve plastik eşya­lar çevre kirliliği yaratan etkenlerin başında gelir.
Sokak ve caddelerde biriken çöpler yalnız kentleri çirkinleştirmekle kalmaz, insan sağlı­ğını tehdit eden birçok tehlikeyi de beraberin­de getirir. Örneğin sokağa atılan şişe kırıkları ya da paslanmış metal parçalan tehlikeli ke­sikler açabilir. Ayrıca çöplerdeki sebzeler ve hayvansal atıklar çok çabuk çürüdüğünden hem çevreye pis kokular yayar, hem de fare­lerin ve sineklerin üremesini kolaylaştırarak hastalıkların yayılmasında etkili olur. Bu yüz­den, çevreyi temiz tutmak ve sağlığı korumak amacıyla çöplerin toplanmasını ve yok edil: meşini birçok ülkede belediyeler üstlenmiştir. Çöp toplama hizmetinin sıklığı belediye büt­çesinden bu işe ayrılan paraya, çöp kamyonla­rı ile temizlik işçilerinin sayısına ve iklime bağlıdır. Çöplerin daha çabuk çürüyüp kokuş­tuğu sıcak ve nemli iklim kuşağındaki ülkeler­de çöplerin daha sık toplanması gerekir. Mo­dern çöp kamyonlarında, çöpleri parçalayıp sıkıştırarak her kamyonun daha çok çöp top­lamasını sağlayan sıkıştırma düzenekleri var­dır. Evlerdeki çöpleri kanalizasyon sistemine bağlı çöp öğütme makineleriyle yok etmek daha da sağlıklı bir yöntemdir. Bu düzeneğin bulunduğu evlerde çöpler hiç biriktirilmeden mutfak lavabolarına dökülür ve küçük bir elektrik motoruyla çalışan öğütücüde öğütü­lür. Böylece ince toz haline gelen çöpler suyla birlikte kanalizasyon borularına akar. Yalnız, metal ve plastik atıklar bu makinelerde öğütülemediği gibi çok iri kemikler de sorun ya­ratabilir.
Toplanan çöpler eskiden denize dökülürdü. Ancak denizlerin kirlenmesinin sonuçlan or­taya çıkınca birçok ülkede denize çöp dökül­mesi yasaklandı. Bugün en çok gömme ve yakma yöntemleri kullanılmaktadır. Çöplerin kullanılmayan taşocaklarına ve benzeri çu­kurlara gömülmesini içeren gömme yönte­minde çöp katmanlar halinde yayıldıktan son­ra üstü toprakla kapatılır. Daha sonra toprak yüzeyi düzenlenerek buraları park ve yeşil alan olarak değerlendirilebilir. Yakma yönte­minde ise çöpler yakılarak bir enerji kaynağı olarak değerlendirilir. Eski Mısır'da yüzyıllar boyunca Kahire'deki hamamların yakılan çöplerden sağlanan ısıyla ısıtıldığı bilinir. Gü­nümüzde özel fırınlarda yakılan çöpler önce magnetik' ayıklayıcıdan geçirilerek içindeki metal parçaları ayrılır. Çöp yakma fırınlarının hava kirliliğine neden olmaması için bacaları­na filtre takılır.

Su Kirliliği
Her yıl milyonlarca ton çöpün döküldüğü denizler zamanla birer çöplüğe dönüşmüş, kuşkusuz bunun en büyük zararını deniz ve okyanuslardaki canlılar görmüştü. Çok mik­tarda pislik arıtılmadan kanalizasyonlardan deniz, göl ve ırmaklara akıtıldığı zaman su bu kadar çok pisliği arıtamaz. Sudaki tüm oksi­jen tükendiği için, balıklar ve atıkları ayrıştı­rarak zararsız maddelere dönüştüren bakteri­ler ölür. Sularda yalnızca oksijensiz yaşayabi­len, hastalık yapıcı bakteriler kalır. Özellikle sanayi bölgelerine yakın olan Akdeniz ve Japon Denizi ile Kuzey Amerika'daki Büyük Göller'de görülen kirlilik bütün okyanusları etkilemektedir.
1950'lerde Japonya'da görülen Minimata hastalığının denize dökülen cıvalı atıklardan etkilenen ton balığının yenilmesinden kay­naklandığı belirlenmiştir. Fabrikaların denize döktüğü kimyasal atıklann içindeki ava önce kü­çük deniz canlılarının, sonra bunları yiyen daha büyük balıkların vücudunda birikiyor ve en sonunda o balıkları yiyen insanlara zarar verecek düzeye ulaşıyordu. 1986'da Kuzey Denizi'nde yapılan bir araştırmada, incelenen yassı balıkların beşte ikisinden fazlasında kan­ser hastalığına benzer belirtiler bulunmuştur. Kuşkusuz, kirlenme yalnızca insan sağlığını değil öteki canlıları da etkilemektedir.

Hava Kirliliği
Fabrika bacalarından çıkan duman ve motor­lu taşıtlardan çıkan egzoz gazları hava kirlili­ğinin temel etkenleridir. Havaya karışan kü­kürt dioksit gibi kimyasal maddeler havadaki nemle birleşerek asitlere dönüşür. Havadaki asit taş ve tuğlaları aşındırarak yapılara zarar verir. Egzoz gazlarıyla havaya karışan karbon monoksit ve hidrokarbonlar da insan sağlığı­na zararlıdır.
Güçlü güneş enerjisinin etkisiyle havadaki yoğun duman içinde oluşan kimyasal tepki­meler de boğucu bir sise yol açar. Özellikle astımı ve akciğer hastalıkları olanlara çok zararlı olan bu sis ağaçları ve öteki bitkileri de zehirleyebilir. Londra, Los Angeles ve Tokyo gibi kentlerde hava kirliliğine bağlı sis büyük ölçüde denetim altına alınmıştır. Ama azgelişmiş ülkelerdeki Kalküta ve Meksiko gi­bi kentlerde hava kirliliği gittikçe artmak­tadır.
Kömür, petrol gibi yakıtların dumanındaki kükürtdioksidin havadaki su buharı ile birle­şerek oluşturduğu sülfürik asit, asit yağmuru olarak yeryüzüne iner. Hava akımlarıyla sürüklenen duman yüzlerce kilometre uzakta bile asit yağmuruna yol aça­bilir. Asit yağmuru suların asitlilik derecesini artırarak canlılara zarar verir.
Hava kirlenmesinin bir başka tehlikeli so­nucu atmosferin yüksek katmanlarında bir karbondioksit tabakasının oluşmasıdır. Kö­mür, odun, mazot gibi yakıtların yanmasıyla açığa çıkan karbon dioksitin oluşturduğu bu tabaka, yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını engelleyerek atmosferin ısınmasına yol açar. Sera etkisi denen bu olgu Dünya'nın sıcaklığı­nın artmasına neden olmaktadır. Eğer enerji üretimi için odun, kömür ve petrol ürünleri­nin yakılması bugünkü düzeyde sürerse, 50 yıl içinde dünyamızdaki ortalama sıcaklığın 3°-5°C yükseleceği sanılıyor. Bunun sonucunda iklim özellikleri değişecek, bazı bölgeler çoraklaşacak, kutuplardaki buzlar eriyerek deniz düzeyi 5 metre kadar yükselecek, bir­çok liman ve Hollanda, Bengal gibi çok geniş alçak alanlar sularla kaplanacaktır.
Hava kirliliğinin bir başka etkeni de aerosollerde ve soğutucularda kullanılan bazı gaz­ların havaya karışmasıdır. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, bu olay sonucunda Dünya'da tüm canlılar Gü­neş'ten gelen morötesi ışınların zararlı etkileri karşısında korumasız kalabilir.

Kimyasal Kirlilik
Tarımda kullanılan gübreler ve böcek öldürü­cü ilaçlar da çevre kirliliğine neden olur. Gübrelerdeki kimyasal maddeler topraktan akarsulara karışarak su kaynaklarında ve denizlerde toplanır. Bunlar yosunların hızla büyüyerek sudaki tüm oksije­ni kullanmasına yol açar ve sonuç olarak sudaki yaşam sona erer. Zararlı böcekleri öldürmek için kullanılan zehirli ilaçlar yararlı canlıları da öldürmekte, bu tür ilaçların kulla­nıldığı tarlalardaki ürünleri yiyen hayvanlar da zehirlenmektedir.
Bu konuda çok bilinen bir örnek DDT ile zehirlenme olayıdır. Böcek öldürmede kulla­nılan bu zehirli kimyasal bileşik doğada kolay­ca yok olmaz. Sulara karışarak; önce küçük su canlılarının, sonra onları yiyen balıkların vücuduna geçer. Beslenme zinciri boyunca ilerledikçe DDT balıkların vücudunda, yoğunluğu artarak birikir. Böy­le balıklan yiyen insanlar tehlikeli miktarda DDT almış olurlar. Bunun sonucunda kanser ve sakat bebek doğumları gibi olaylar ortaya çıkabilir. Pek çok gelişmiş ülkede DDT kulla­nımı yasaklanmıştır. Ama zararının pek iyi bilinmediği azgelişmiş ülkelere satmak için gelişmiş ülkeler DDT üretimini sürdürmek­tedir.
Çevremizi kirleten çok çeşitli kimyasal maddeler vardır. Bunlar arasında dioksin, dieldrin ve öteki tarım ilaçları, hidrolik yağ ve plastik yapımında kullanılan poliklorodifenil (PCB) sayılabilir. Kadmiyum, kobalt, çinko, kurşun, nikel, cıva da aynı biçimde canlıların vücudunda birikerek insan ve hayvan sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Radyoaktif Kirlilik
Nükleer enerjinin en büyük sakıncası, orta­dan kaldırılması gereken radyoaktif atıkların ortaya çıkmasıdır. Bir başka temel sakınca da, 1986'da SSCB'deki Çernobil'de olduğu gibi kaza sonucu çok tehlikeli radyoaktif sızıntıların olabilmesidir. Rad­yoaktif kirlenme binlerce yıl sürebilir. Günümüzde radyoaktif atık­lar çok sağlam beton koruyucular içinde top­rağa ya da deniz dibine gömülmektedir; ama bunu sonsuza dek sürdürmek de olanaksızdır.

Sorunların Çözümü
Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972'de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı'na 130'dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye'de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu'nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası'nın 56. maddesinde ise "çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir" hükmü yer alıyordu. 1983'te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978'de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü'nce yürütülmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 22 Aralık 2009, 00:39

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#2 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

hava,su,gürültü ve görüntü kirliliğinin sebepli ve sonuçlarını yazıp ayrsanız daha iyi olucak bence
KİRLİLİKTEN ETKİLENENLER
1-)SU
2-)HAVA
3-)TOPRAK


KİRLETEN KAYNAKLAR
*Zehirli Maddeler
*Radyoaktif Maddeler
*Petrol Ve Petrol Ürünleri
*Evsel Ve Kentsel Atıklar
*Endüstriyel Atıklar
*Gürültü

1-) SUYUN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Hücrenin büyük bir bölümü (2/3) sudan meydana gelmiştir. Hücrede meydana gelen biyokimyasal olaylar için su gereklidir.
Ayrıca dünyanın ¾ ü suyla kaplıdır. Bu suların ancak %0,003 ü içilecek niteliktedir. İçilecek su kaynakları,yer yüzü suları/baraj,göl,gölet) ve yer altı suları (kaynar,artezyenler)dır.

SU KİRLİLİĞİNİN SEBEPLERİ
*Endüstriyel kuruluşlarca bırakılan artıklar(petrol,boya,deterjan,ağır metaller,kanalizasyon...)
*Tarımda kullanılan zehirler ve fazla kullanılan gübreler
*Hayvansal ve evsel artıklar
*Sulara bırakılan kurşun,civa
*Lağımların sulara karışması

SU KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ
*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyi politikalar geliştirilmeli,plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalıdır

2-) HAVANIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Hava,canlılar için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Özellikle havada bulunan oksijen canlılarda besinlerin yıkımında rol oynadığından çok önemlidir.
Havada bulunan gazların;
%78 i Azot
%21 i Oksijen
%1 i Diğer gazlardan oluşur.

HAVA KİRLİLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Hava kirliliğine sebep olan etkenler şunlardır;
*Sanayiden çevreye bırakılan gazlar
*Araçların egzosundan çıkan gazlar
*Fosil yakıtlardan (petrol,kömür vs.)çıkan gazlar
*Fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan karbondioksit, azot oksitleri,kükürt oksitleri asit yağmurlarına neden olur.
*Hava kirliliğinin zararları bitki,hayvan ve insanlara daha fazladır.

İnsanlarda hava kirliliği;
*Solunum yolu rahatsızlıkları
*Astım-bronşite
*Vücudun savunma mekanizmasının zayıflamasına neden olur.



HAVA KRİLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Hava kirliliğinin en önemli nedenlerinden olan fosil yakıtlar olabildiğince az kullanılmalı. Bunun yerine doğalgaz, güneş enerjisi, jeotermal enerji vb. enerjilerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
*Karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmelidir.Büyük kentlerde toplu taşıma hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece otomobil egzoslarının neden oılduğu kirlilik azaltılabilir.
*Sanayi kuruluşlarının atıklarını havaya vermeleri önlenmelidir.
* Yeşil alanlar arttırılmalı, orman yangınları önlenmelidir.
* Ozon tabakasına zarar veren maddeler kullanılmalıdır.

TOPRAĞIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Yeryüzünün en üst tabakasını oluşturan örtüye toprak denir. Toprak tüm canlıların besin ve hayat kaynağıdır. Bitkiler;insan ve hayvanların,toprakta bitkilerin besin kaynağıdır. Çünkü bitkiler ihtiyaç duyduğu inorganik besin ve suyu topraktan alırlar.
Toprağın canlılara sağladığı faydalardan biri de yer altı sularının süzülerek canlıların kullanabileceği hale getirilmesidir.(doğal arıtma)

TOPRAK KİRLİLİĞİ
Toprak kirliliğine neden olan başlıca etmenler;
Ev, iş yeri ve hastahane atıkları,
Radyoaktif atıklar,
Hava kirliliği sonucu oluşan asit yağmurları,

Gereksiz yere ve aşırı miktarda yapay gübre, tarım ilacı vb. kullanılması.
Tarımda gereksiz yere ya da aşırı hormon kullanımı
Suların kirlenmesi. Su kirliliği toprak kirliliğine neden olurken, toprak kirliliği de özellikle yer altı sularının kirlenmesine neden olur.

TOPRAK KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Toprak kirliliğinin önlenmesi için yapılabilecek bazı şeyler şunlardır;
*Verimli tarım topraklarında yerleşim ve sanayi alanları kurulmamalı yeşil alanlar arttırılmalıdır.
*Ev ve sanayi atıkları toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanıp depolanmalı ve toplanmalıdır.
*Yapay gübre ve tarım ilaçlarının kullanılmasında yanlış uygulamalar önlenmelidir.
*Nükleer enerji kullanımı bilinçli şekilde yapılmalıdır.

SES KİRLİLİĞİ
Sanayileşme ve modern teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan çevre sorunlarından biri de ses kirliliğidir. Gürültü de denilen ses kirliliği, istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sesler ya da insanı rahatsız eden düzensiz ve yüksek seslerdir. Ses kirliliğinin yaratan önemli etmenler;
*Sanayileşme
*Plansız kentleşme
*Hızlı nüfus artışı
*Ekonomik yetersizlikler
*İnsanlara, gürültü ve gürültünün yaratacağı sonuçları konusunda yeterli ve etkili eğitimin verilmemiş olmasıdır.
Ses kirliliği, insan üzerinde çok önemli olumsuz etkiler yaratır. Bu etkileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

SES KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Ses kirliliği aşağıdaki uygulamalarla önlenebilir;
*Otomobil kullanımını azaltacak önlemler alınmalıdır.
*Ev ve iş yerlerinde ses geçirmeyen camlar(ısıcam gibi) kullanılmalıdır.
*Eğlence yerleri vb. ortamlarda yüksek sesle müzik çalınması engellenmelidir.
*Gürültü yapan kuruluşlar şehirlerin dışında kurulmalıdır.

RADRASYON

Radyoaktif element denilen bazı elementlerin atom çekirdeğinin kendiliğinden parçalanarak etrafa yaydığı alfa, beta,ve gama ışınlarına radrasyon denir. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek mutasyon denilen genlerdeki bozulmaya neden olur. Çok yoğun olmayan radrasyon, canlının bazı özelliklerinin değişmesine neden olurken yoğun radrasyon, canlının ölümüne neden olabilir. Örneğin; 1945’te Japonya’ya atılan atom bombasın, atıldıktan sonra 7 gün içinde, vücutlarının tamamı 10 saniye radrasyon almış insanların %90’ı hiçbir yara ve yanık izi olmadan öldü. 26 Nisan 1986’da Çernobil’deki nükleer kazanın; ani ölümler, gebe kadınlarda düşük olayları kan kanseri, sakat doğumlar gibi olumsuz etkileri oldu.
Bir çevredeki belli bir dozun üzerinde olan radrasyon, canlının vücut hücrelerini etkileyerek doku ve organlarda bozulmalara ,anormalliklere, üreme hücrelerini etkileyerek doğacak yavrularda sakatlıklara neden olur. Uzun süre radrasyon etkisinde kalmanın yaratacağı sonuçlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

RADRASYONUN ETKİLERİ


* Kanser oluşması
* Ömrün kısalması
*Katarakt oluşması,

RADRASYONUN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Özel giysiler(kurşun önlük,özel maske)kullanılmalıdır.
* Radrasyon kaynağından uzak durulmalı, en kısa sürede radrasyonlu ortam terk edilmelidir.
*Radrasyonlu cihazlarla yapılan teşhis ve tedaviye sık sık başvurulmalıdır.

Alıntı:
Çevre Kirliliği
MsXLabs.org & Temel Britannica

Çevrebilimciler çevreyi canlı, cansız bütün doğal varlıkların ve doğa­daki insan yapısı öğelerin bütünü olarak tanımlarlar. Bu çevre, çeşitli insan etkinlikleri sonucunda oluşan atıklar, duman, zehirli kim­yasal maddeler ve öbür zararlı maddelerle sürekli kirlenmektedir. Toprak, su ve hava kirliliğinin yanı sıra gürültü ve radyoaktiflik gibi daha yeni öğeleri de kapsayan çevre kirliliği günümüzde tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmiştir. Özellikle büyük kent­lerde ve sanayi bölgelerinde insan sağlığını tehdit eden ciddi boyutlara ulaşan ve 1970'lerden başlayarak geniş kitlelerin ilgisini çeken çevre kirliliği aslında yeni bir sorun değildir. Yeni olan, bu kirliliğin tüm dünyada ulaştığı ciddi boyutlar ve insanların bu tehli­kenin bilincine varmaya başlamalarıdır.
Ortaçağda özellikle kentler çok pisti, su kaynakları kirliydi ve salgın hastalıklar hızla yayılırdı. Kentlerin koşulları zamanla iyileşti­rildi, ama Sanayi Devrimi'nden bu yana hızla büyüyen sanayi üretiminin ortaya çıkardığı atıklar çevre kirliliğine yeni boyutlar getirdi. Artan ve belirli kentsel alanlarda yoğunlaşan nüfusun çeşitli etkinlikleri sonunda ortaya çıkan atıkların yok edilmesi gittikçe daha karmaşık bir soruna dönüştü. Artan enerji gereksinimini karşılamak için kullanılan ya­kıtların dumanı havayı, akarsu ve denizlere boşaltılan atıklar suları kirletti. Kısa sürede çürüyüp ayrışarak doğaya karışan organik atıklara, uzun yıllar bozulmadan kalan plas­tik, metal, cam gibi sanayi atıkları eklendi. Çöplükler geniş alanlara yayıldı. Zehirli kimyasal ve radyoaktif maddelerden olu­şan atıklar bütün canlı varlıklar için tehlike oluşturmaya başladı. Kirliliğin en yoğun oldu­ğu yerlerde insanlar ve hayvanlar ölmeye başladı, bitkiler kurudu. Doğadaki dengelerin bozulması yaşamı tehdit etmeye başlayınca, daha çok sayıda insan çevre kirliliğinin tehli­kesini gördü ve bunun önlenmesini istemeye başladı. Çevre kirliliğini önlemenin yolları aranıp bulundu. Ama kirliliği önleyecek bü­tün önlemler ek harcamalar gerektirdiği ve sanayi üretimini daha pahalı hale getirdiği için bunların her zaman istekle uygulandığı söyle­nemez.
Çevre kirliliğini azaltmak için en iyi çözüm atıkların sanayinin hammadde gereksinimini karşılamakta kullanılmasıdır. Örneğin, kulla­nılmış şişe ve camlar, metal, kâğıt ve plastik atıklar bu maddelerin yeniden üretiminde hammadde olarak kullanılabilir. Öte yandan, denizlere bo­şaltılan atıklar önceden arıtılarak zararlı mad­delerden temizlenmeli, radyoaktif ve zehirli kimyasal atıklar özel koruyucular içinde yer­altına gömülmelidir. ABD'deki Love Canal olayı bu tür atıkların tehlikelerini açıkça ortaya koymuştur. New York eyaletinde, Niagara Çavlanı yakınında plastik ve kimya­sal maddeler üreten bir fabrika, 1940'lardan başlayarak atıklarını fabrika yakınındaki eski bir su kanalına boşaltmış, daha sonra doldu­rulan ve üzeri killi toprakla kapatılan kanalın üstünde okullar, evler yapılmıştı. Ancak 1971'de, zehirli kimyasal atıkların killi top­raktan sızdığı ve bölgenin, bazıları kansere neden olan kimyasal maddelerle kirlendiği belirlendi. Sonunda Love Canal yöresi felaket bölgesi ilan edilerek boşaltıldı. Sızıntıyı önle­mek ve kirlenmenin zararlarını gidermek için 20 milyon dolardan fazla para harcandı.

Çöp Sorunu
Büyük bir kentten bir günde toplanan çöpler dağ gibi bir yığın oluşturur. Hastalık taşıyan sinek, böcek ve farelerin üremesi için elverişli bir ortam oluşturan bu çöplerin kısa sürede ortadan kaldırılması insan ve çevre sağlığı açı­sından zorunludur. Üstelik bu çöplerin artık eskisi gibi yalnızca organik atıklardan oluşma­ması sorunun boyutlarını gittikçe genişlet­mektedir. Yenen sebze ve meyvelerin kabuk­ları, eti için kesilen hayvanların postları, boy­nuzlan, kemikleri, bağırsakları ya da çöpe atı­lan ekmek parçalan ile yemek artıkları za­manla bileşenlerine ayrılarak doğaya karışa­bilen atıklardır. Oysa doğada uzun yıllar hiç bozulmadan kalan metal, cam ve plastik eşya­lar çevre kirliliği yaratan etkenlerin başında gelir.
Sokak ve caddelerde biriken çöpler yalnız kentleri çirkinleştirmekle kalmaz, insan sağlı­ğını tehdit eden birçok tehlikeyi de beraberin­de getirir. Örneğin sokağa atılan şişe kırıkları ya da paslanmış metal parçalan tehlikeli ke­sikler açabilir. Ayrıca çöplerdeki sebzeler ve hayvansal atıklar çok çabuk çürüdüğünden hem çevreye pis kokular yayar, hem de fare­lerin ve sineklerin üremesini kolaylaştırarak hastalıkların yayılmasında etkili olur. Bu yüz­den, çevreyi temiz tutmak ve sağlığı korumak amacıyla çöplerin toplanmasını ve yok edil: meşini birçok ülkede belediyeler üstlenmiştir. Çöp toplama hizmetinin sıklığı belediye büt­çesinden bu işe ayrılan paraya, çöp kamyonla­rı ile temizlik işçilerinin sayısına ve iklime bağlıdır. Çöplerin daha çabuk çürüyüp kokuş­tuğu sıcak ve nemli iklim kuşağındaki ülkeler­de çöplerin daha sık toplanması gerekir. Mo­dern çöp kamyonlarında, çöpleri parçalayıp sıkıştırarak her kamyonun daha çok çöp top­lamasını sağlayan sıkıştırma düzenekleri var­dır. Evlerdeki çöpleri kanalizasyon sistemine bağlı çöp öğütme makineleriyle yok etmek daha da sağlıklı bir yöntemdir. Bu düzeneğin bulunduğu evlerde çöpler hiç biriktirilmeden mutfak lavabolarına dökülür ve küçük bir elektrik motoruyla çalışan öğütücüde öğütü­lür. Böylece ince toz haline gelen çöpler suyla birlikte kanalizasyon borularına akar. Yalnız, metal ve plastik atıklar bu makinelerde öğütülemediği gibi çok iri kemikler de sorun ya­ratabilir.
Toplanan çöpler eskiden denize dökülürdü. Ancak denizlerin kirlenmesinin sonuçlan or­taya çıkınca birçok ülkede denize çöp dökül­mesi yasaklandı. Bugün en çok gömme ve yakma yöntemleri kullanılmaktadır. Çöplerin kullanılmayan taşocaklarına ve benzeri çu­kurlara gömülmesini içeren gömme yönte­minde çöp katmanlar halinde yayıldıktan son­ra üstü toprakla kapatılır. Daha sonra toprak yüzeyi düzenlenerek buraları park ve yeşil alan olarak değerlendirilebilir. Yakma yönte­minde ise çöpler yakılarak bir enerji kaynağı olarak değerlendirilir. Eski Mısır'da yüzyıllar boyunca Kahire'deki hamamların yakılan çöplerden sağlanan ısıyla ısıtıldığı bilinir. Gü­nümüzde özel fırınlarda yakılan çöpler önce magnetik' ayıklayıcıdan geçirilerek içindeki metal parçaları ayrılır. Çöp yakma fırınlarının hava kirliliğine neden olmaması için bacaları­na filtre takılır.

Su Kirliliği
Her yıl milyonlarca ton çöpün döküldüğü denizler zamanla birer çöplüğe dönüşmüş, kuşkusuz bunun en büyük zararını deniz ve okyanuslardaki canlılar görmüştü. Çok mik­tarda pislik arıtılmadan kanalizasyonlardan deniz, göl ve ırmaklara akıtıldığı zaman su bu kadar çok pisliği arıtamaz. Sudaki tüm oksi­jen tükendiği için, balıklar ve atıkları ayrıştı­rarak zararsız maddelere dönüştüren bakteri­ler ölür. Sularda yalnızca oksijensiz yaşayabi­len, hastalık yapıcı bakteriler kalır. Özellikle sanayi bölgelerine yakın olan Akdeniz ve Japon Denizi ile Kuzey Amerika'daki Büyük Göller'de görülen kirlilik bütün okyanusları etkilemektedir.
1950'lerde Japonya'da görülen Minimata hastalığının denize dökülen cıvalı atıklardan etkilenen ton balığının yenilmesinden kay­naklandığı belirlenmiştir. Fabrikaların denize döktüğü kimyasal atıklann içindeki ava önce kü­çük deniz canlılarının, sonra bunları yiyen daha büyük balıkların vücudunda birikiyor ve en sonunda o balıkları yiyen insanlara zarar verecek düzeye ulaşıyordu. 1986'da Kuzey Denizi'nde yapılan bir araştırmada, incelenen yassı balıkların beşte ikisinden fazlasında kan­ser hastalığına benzer belirtiler bulunmuştur. Kuşkusuz, kirlenme yalnızca insan sağlığını değil öteki canlıları da etkilemektedir.

Hava Kirliliği
Fabrika bacalarından çıkan duman ve motor­lu taşıtlardan çıkan egzoz gazları hava kirlili­ğinin temel etkenleridir. Havaya karışan kü­kürt dioksit gibi kimyasal maddeler havadaki nemle birleşerek asitlere dönüşür. Havadaki asit taş ve tuğlaları aşındırarak yapılara zarar verir. Egzoz gazlarıyla havaya karışan karbon monoksit ve hidrokarbonlar da insan sağlığı­na zararlıdır.
Güçlü güneş enerjisinin etkisiyle havadaki yoğun duman içinde oluşan kimyasal tepki­meler de boğucu bir sise yol açar. Özellikle astımı ve akciğer hastalıkları olanlara çok zararlı olan bu sis ağaçları ve öteki bitkileri de zehirleyebilir. Londra, Los Angeles ve Tokyo gibi kentlerde hava kirliliğine bağlı sis büyük ölçüde denetim altına alınmıştır. Ama azgelişmiş ülkelerdeki Kalküta ve Meksiko gi­bi kentlerde hava kirliliği gittikçe artmak­tadır.
Kömür, petrol gibi yakıtların dumanındaki kükürtdioksidin havadaki su buharı ile birle­şerek oluşturduğu sülfürik asit, asit yağmuru olarak yeryüzüne iner. Hava akımlarıyla sürüklenen duman yüzlerce kilometre uzakta bile asit yağmuruna yol aça­bilir. Asit yağmuru suların asitlilik derecesini artırarak canlılara zarar verir.
Hava kirlenmesinin bir başka tehlikeli so­nucu atmosferin yüksek katmanlarında bir karbondioksit tabakasının oluşmasıdır. Kö­mür, odun, mazot gibi yakıtların yanmasıyla açığa çıkan karbon dioksitin oluşturduğu bu tabaka, yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını engelleyerek atmosferin ısınmasına yol açar. Sera etkisi denen bu olgu Dünya'nın sıcaklığı­nın artmasına neden olmaktadır. Eğer enerji üretimi için odun, kömür ve petrol ürünleri­nin yakılması bugünkü düzeyde sürerse, 50 yıl içinde dünyamızdaki ortalama sıcaklığın 3°-5°C yükseleceği sanılıyor. Bunun sonucunda iklim özellikleri değişecek, bazı bölgeler çoraklaşacak, kutuplardaki buzlar eriyerek deniz düzeyi 5 metre kadar yükselecek, bir­çok liman ve Hollanda, Bengal gibi çok geniş alçak alanlar sularla kaplanacaktır.
Hava kirliliğinin bir başka etkeni de aerosollerde ve soğutucularda kullanılan bazı gaz­ların havaya karışmasıdır. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, bu olay sonucunda Dünya'da tüm canlılar Gü­neş'ten gelen morötesi ışınların zararlı etkileri karşısında korumasız kalabilir.

Kimyasal Kirlilik
Tarımda kullanılan gübreler ve böcek öldürü­cü ilaçlar da çevre kirliliğine neden olur. Gübrelerdeki kimyasal maddeler topraktan akarsulara karışarak su kaynaklarında ve denizlerde toplanır. Bunlar yosunların hızla büyüyerek sudaki tüm oksije­ni kullanmasına yol açar ve sonuç olarak sudaki yaşam sona erer. Zararlı böcekleri öldürmek için kullanılan zehirli ilaçlar yararlı canlıları da öldürmekte, bu tür ilaçların kulla­nıldığı tarlalardaki ürünleri yiyen hayvanlar da zehirlenmektedir.
Bu konuda çok bilinen bir örnek DDT ile zehirlenme olayıdır. Böcek öldürmede kulla­nılan bu zehirli kimyasal bileşik doğada kolay­ca yok olmaz. Sulara karışarak; önce küçük su canlılarının, sonra onları yiyen balıkların vücuduna geçer. Beslenme zinciri boyunca ilerledikçe DDT balıkların vücudunda, yoğunluğu artarak birikir. Böy­le balıklan yiyen insanlar tehlikeli miktarda DDT almış olurlar. Bunun sonucunda kanser ve sakat bebek doğumları gibi olaylar ortaya çıkabilir. Pek çok gelişmiş ülkede DDT kulla­nımı yasaklanmıştır. Ama zararının pek iyi bilinmediği azgelişmiş ülkelere satmak için gelişmiş ülkeler DDT üretimini sürdürmek­tedir.
Çevremizi kirleten çok çeşitli kimyasal maddeler vardır. Bunlar arasında dioksin, dieldrin ve öteki tarım ilaçları, hidrolik yağ ve plastik yapımında kullanılan poliklorodifenil (PCB) sayılabilir. Kadmiyum, kobalt, çinko, kurşun, nikel, cıva da aynı biçimde canlıların vücudunda birikerek insan ve hayvan sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Radyoaktif Kirlilik
Nükleer enerjinin en büyük sakıncası, orta­dan kaldırılması gereken radyoaktif atıkların ortaya çıkmasıdır. Bir başka temel sakınca da, 1986'da SSCB'deki Çernobil'de olduğu gibi kaza sonucu çok tehlikeli radyoaktif sızıntıların olabilmesidir. Rad­yoaktif kirlenme binlerce yıl sürebilir. Günümüzde radyoaktif atık­lar çok sağlam beton koruyucular içinde top­rağa ya da deniz dibine gömülmektedir; ama bunu sonsuza dek sürdürmek de olanaksızdır.

Sorunların Çözümü
Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972'de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı'na 130'dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye'de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu'nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası'nın 56. maddesinde ise "çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir" hükmü yer alıyordu. 1983'te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978'de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü'nce yürütülmektedir.
Rapor Et
Eski 21 Ocak 2010, 21:54

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
gürültü kirliliği ve su kirliliğinin sonuçları desem
Rapor Et
Eski 19 Şubat 2010, 07:53

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
goruntu kirliliginin nedenleri

arkadaşlar görüntü kirliliğini nasıl önleriz lütfen yazın!!!!!!!
Rapor Et
Eski 19 Şubat 2010, 08:12

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#5 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

arkadaşlar görüntü kirliliğini nasıl önleriz lütfen yazın!!!!!!!
GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ
Single_vision
İnsanın görme alanına girdiğinde insan tabiatına hoş gelen, onu rahatsız etmeyen görüntülere güzel; insanı rahatsız eden, bir şekilde olumsuz etkileyen görüntülere de çirkin denilebilir. Bu tanıma uygun olarak insanların doğal çevrede yapmış olduğu olumsuz değişikliklerle sağlıklı insanların görüntü alanlarının kişileri rahatsız edici hale getirilmesine "görüntü kirliliği" denilmektedir.

Günümüzde sanayileşmenin, nüfusun ve çarpık kentleşmenin hızla artması insanları etkileyen görüntü kirliliklerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Sanayileşme beraberinde görüntü kirliliği ve çevre kirliliğini getirmektedir. Gelişi güzel kurulmuş ve çevresel olarak hiç bir önlem almamış sanayiler aynı zamanda çevrede yaşayan ve o çevrede zorunlu olarak bulunmak zorunda kalan insanların yaşamlarında kötü görüntülerin oluşmasına neden olmaktadır. Nüfusun hızla artması ile birlikte plansız kentleşme sıklığı da artmaktadır. Düzensiz imar alanları, göze ve görüntüye hitab etmeyen binalar, çevre düzenlenmesi yeterli olmayan kentler olumsuz görüntülerin oluşmasına neden olmaktadır. Hızlı kentleşme sürecinin yarattığı sorunların çözümlenemediği, kır ve kent ilişkilerinin nesnel boyutlarının belirlenmesinde ilkelerin konulamadığı ülkemizde, kent yerleşmelerinin kontrolsüz bir gelişim ve değişime terk edildiği malumdur. Bu bağlamda kentlerimiz nüfus yığılmalarının oluştuğu birimler konumundadır.
1950’ den sonra hızlanmaya başlayan kentleşme olgusu, büyük kentlerde yığılmalara neden olmuş, dengeli bir kentsel dağılım oluşamamıştır. Bu durum, önemli sosyal ve ekonomik yapı değişikliği sorunlarına ve hızla artan kentsel yatırım ihtiyaçlarına yol açmıştır.

Kentleşmede yeşil alanların insan sağlığı açısından büyük önem taşıyan ekolojik alanlardır. Öncelikle bu alanların işlevlerini yerine getirebilmeleri ve kendi yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan temiz havanın sağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan makro ya da mikro düzeyde gerçekleştirilecek kent içi ve çevresi planlama ve uygulama çalışmalarında, söz konusu hususların önemle göz önüne alınması gerekmektedir. Kentlerde yeşil alan oluşturulmasında başarıya ulaşmak için temel koşul bitki ve ortam koşulları arasındaki ekolojik ilişkileri ortaya koyacak bir değerlendirmenin yapılabilmesidir. Bu yönde yapılacak sağlıklı bir ekolojik değerlendirme, mevcut ortam koşullarına, uyum sağlayabilecek bitki türlerinin doğru olarak seçimini sağlar. Bunu gerçekleştirmek ise bitki türlerini yetiştirme ortamı isteklerinin bilinmesi ile sağlanır. Bu bakımdan mevcut kentlerde yapılacak yeni düzenlemelerde ve yeni kurulacak kentlerde sağlıklı bir yaşam ortamının oluşturulması, kent plancılarının, mimarların ve peyzaj mimarlarının yanında ekolog ve meteorologların da katkılarına yer veren kombine bir planın yapılıp uygulanması ile mümkündür.

Diğer yandan özellikle büyük kentlerde gelişi güzel tasarlanmış ve düzensiz olarak binaların dış yüzeylerine, iş yeri önlerine, cadde ve sokaklara asılmış ilan ve reklam tabelaları da görüntü kirliliği oluşturmaktadır. Bu tabelaların belirli düzen çercevesinde ve metrekareye uygun düşecek şekilde yerleştirilmesinin düzenlenmesi gerekmektedir. Bu konuda yetkili olan kurum ve kuruluşlar denetimlerini sıklaştırarak bu durumun daha uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Bu tür çirkin görüntülü alanlarda yaşamak zorunda bırakılan insanlar, sıklıkla aşağıdaki görüntü kirliliklerine maruz kalırlar.
- Geniş çevrede istenmeyen görüntüler;
Yanmış orman alanları
Yeşilliğe sahip olmayan boş alanlar
Erozyone sahalar
Kirletilmiş kıyı ve sular
- Kentlerdeki kirli görüntüler;
Hava kirliliği
Yeşil alan yokluğu
Monoton ve içice yapılaşma
Görüş alanı darlığı
Dış cephe görüntüsündeki karmaşa
Enkazlar (afet, savaş)
Düzensiz trafik
Plansız köprü ve altgeçitler
Gelişi güzel atılan atıklar
Levha ve tabelalardaki oransızlık ve gelişigüzellik
- İç mekanlarda;
Darlık-basıklık
Yetersiz aydınlatma
Yapıların aşırı köşeliliği
Yapılarda fazla sayıda gereksiz kolonların bulunması
Renk uyumsuzluğu
İhtiyaca uymayan düzenlemeler
Kullanıcının kültür, ekonomi ve zevkiyle bağdaşmayan eşya düzeni
TV yayınlarına ait görüntü kirlilikleri
Sigara içimine bağlı görüntü
Topluma açık yerlerde kirli malzeme kullanılması
- İnsan ve insanla ilgili görüntüler;
Kirli ve bakımsız bir bedene ait görüntüler (yüz, saç, diş, tırnak)
Kirli ve bakımsız giyim eşyaları
Kendine yabancılaşma tezahürü giyim ve tutumlar
Kötü davranış ve uygunsuz hareketler
Yoksulluğun istismarı (dilencilik)
Cinselliğin istismarı

GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİNİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Görüntü olarak çirkin ortamlar insanda hoşnutsuzluk, bezginlik meydana getirir. Gün boyu bu tür ortamlara ve görüntülere maruz kalan insanlarda psikolojik olumsuzluklar görülmektedir. Bu insanların çalışmaları ve yaşamlarına konsantrasyonunu zorlaşmaktadır. Özellikle çarpık kentlerde ve birbirine çok yakın olarak imar edilen binalarda yaşayan insanların gün boyu uzak alanları görmemeleri çeşitli sağlık bozuklukların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nitekim, psikiyatri kliniklerinde tabiatla uyumlu, göze hitap eder tarzda düzenlemeler yapılarak, ortam tedavisinde kullanılmaktadır. Görüntü kirliliğinin çeşidi ve kişisel farklılıklara göre daha başka etkiler de ortaya çıkar.
- Düzensizlik sonucu dikkat dağılması, gözlerde yorgunluk, isteksizlik, verimsizlik.
- Biteviyelik sebebiyle uyarılmada azalma, duygusal dönüşüm ve düşünce çeşitliliğinde azalma,
- Karmaşa sebebiyle adaptasyon güçlüğü, sinirlilik, öfke, davranış bozukluğu,
- Sürekli nahoş manzaralarla karşı karşıya kalma sonucu kötümserlik, yaşama sevincinde azalma
ve psikosomatik hastalıklarda artış,
- İstenmeyen görüntüler sonucu ruhi travma, bulantı, baş dönmesi görülebilir.
Rapor Et
Eski 16 Ocak 2011, 19:51

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hava,su,gürültü ve görüntü kirliliğinin sebepli ve sonuçlarını yazıp ayrsanız daha iyi olucak bence
Rapor Et
Eski 16 Ocak 2011, 19:56

SU KİRLİLİĞİ

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
su kirliliğinin sonuçları nelerdir LÜTFEN YAZIN
Rapor Et
Eski 23 Nisan 2011, 12:45

Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
çevre kirlilği sonuçlarını nolur yazın
Rapor Et
Eski 29 Nisan 2012, 19:10

Cvp: Hava, su, ses ve görüntü kirliliğinin sebep ve sonuçları nedir?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
TOPRAK KİRLİLİĞİ

Gelişen sanayi,hızla artan nüfus ve bunlara bağlı ortaya çıkan atıklar toprak kirliliğine neden olmaktadır.Kirlenen toprak,canlı çeşitliliğinin azalmasına neden olurken,erozyonla yok olmaktadır.

Toprağın yanlış kullanılması,fazla sulanması,eğim,erozyonun şiddetini artıran etkilerden bazılarıdır.Toprağın,suyun akımına engel olacak şekilde sürülmesi su erozyonunu engeller.Toprak alanlarının çevresinin ağaçlandırılması,rüzgar erozyonunu engeller.Toprak yapısına uygun bitkilerin ekiminin yapılması,gerekli miktarda ve gerektiği türde gübre kullanılması da erozyonu önler.

Toprak gereğinden fazla sulanırsa,kısa bir süre sonra toprakta tuzlanma başlar.Tuzlu topraklarda bitki yetişmez.Bu bölgelerde erozyon gerçekleşir.


UMARIM İŞİNİZE YARAMIŞTIR...
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.494 saniyede (90.01% PHP - 9.99% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 22:51
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi