Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 14 Haziran 2017  Gösterim: 56.863  Cevap: 2

Işık Kirliliği ve Enerji Tasarrufu

1 Aralık 2007 23:55       Mesaj #1
The Unique - avatarı
Üye

Işık Kirliliği (Karanlık Kirliliği) ve Çevreye Olan Etkileri

Ad:  3.jpg
Gösterim: 8
Boyut:  21.1 KB

Işık Kirliliği ve Nedenleri


Mekânın kimlik kazanması, görsel konfor ve estetik değerlere sahip olması, fizyolojik ve psikolojik gereksinimlere cevap verebilmesi için aydınlatma teknolojisinden doğru şekilde yararlanılmalıdır.
Sponsorlu Bağlantılar
Işık kirliliği, yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda ışığın kullanılmasıdır. Bu nedenle günümüzde büyük kentlerde geceleri yıldızları seçebilmek zorlaşmıştır.
Konut alanlarının her geçen gün büyümesi, nüfusun artması, park, bahçe ve rekreasyon alanlarının çoğalması ve bu alanların güçlü, bilinçsiz ve rastgele aydınlatılmasıyla birlikte gökyüzüne yayılan ışık miktarı da her geçen gün artmaktadır.

Işık Kirliliğinin Çeşitleri


1. Gök Parlaması:


Işık kirliliğinin temel bileşenlerinden biri gece oluşan gökyüzü parlaklığıdır (Dokuzcan, 2006). Gece gök parıltısı doğal veya yapay kaynaklardan meydana gelmektedir.
Doğal Kaynaklar:
  • Ay ve yeryüzünden yansıyan güneş ışığı
  • Atmosferde yayılan yıldız ışığı
  • Atmosferin üst tabakalarındaki alçak seviyeli hava parlaklığı
  • Gezegenler arasındaki toz bulutlarından yansıyan güneş ışığı
  • Silik ve henüz oluşmamış yıldızların oluşturduğu fon ışığıdır.
Yapay Kaynaklar:
Gök parlamasını arttıran yapay kaynak ise aydınlatma elemanlarıdır. Yapay ışık kaynakları elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştürerek yapay ışık sağlarlar. Işık armatürlerden direk olarak gökyüzüne yayılabilir veya yeryüzünden yansıyan ışık atmosferdeki toz ve gaz molekülleri tarafından atmosfere saçılarak, parlak bir fon yaratabilir. Yıldızların görünmesini engelleyici bir etkisi vardır. Gök parlaması seviyesi, hava koşulları, atmosferdeki toz ve gaz miktarı, gökyüzüne yansıyan ışık miktarı ve görüş açısına bağlı olarak oldukça değişkendir. Kötü hava koşullarında ışığı atmosfere yayan parçacık sayısı daha fazladır ve gök parlamasının oldukça yüksek olması nedeniyle ışık ve enerji miktarı gözle görülebilir hale gelir.

2. Işık Tecavüzü (Işığın Yanlış Yönlendirilmesi):


Işık kaynağının yanlış yönlendirilmesiyle istenmeyen ya da gerekmeyen yeri aydınlatması ışık kirliliğini arttırmaktadır. Aydınlatmanın, aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması sonucu, aydınlatılması istenmeyen mekânlarda olumsuz sonuçlara neden olarak dikkat dağıtıcı bir manzara yaratabilir. Ayrıca yanlış aydınlatma enerjinin boşa harcamasına da neden olmaktadır.

3. Göz Kamaşması:


Göz kamaşması gözün alışık olduğu aydınlatma düzeyini aşıp görme yetisinin bozulması ve nesnenin görünürlüğünün kaybolmasıdır. Eğer ışık kaynağı, aydınlattığı nesneden daha belirgin ise aydınlatma kötüdür. Yoğun ışık gözü rahatsız eder. Göz yoğun ışık ile karşılaştığında dengesini kaybeder ve kamaşır. Retinaya düşen ışık miktarı azalır, gözbebeği daralır. Bu durumda bu olay ortadan kalkana kadar göz görme yeteneğini kısa bir süreliğine tam olarak yerine getiremez.

kamaşma türleri:
  • Konforsuzluk Kamaşması: Görsel algılamayı etkilemeden, kişide rahatsızlık yaratan kamaşmadır.
  • Yetersizlik Kamaşması: Görsel algılamayı bozan ve ayrıntıların seçimini zorlaştıran kamaşmadır. Bu durumda kişi rahatsız olmayabilir.
  • Köreltici Kamaşma: Belirli bir süre görmeyi engelleyen kamaşma türüdür.

4. Aşırı Işıklandırma

:
Belli bir işin yapılması için gereken aydınlatma miktarını aşan ışıktır. Fazla ışık her zaman iyi aydınlatma demek değildir.

5. Düzensiz Işık Yığını:


Gereğinden fazla ışıkların bir araya gelmesiyle insanların dikkatini dağıtan ışıklardır. Bu ışıklar cadde aydınlatmanın bilinçsiz yapılması ve reklam panolarının etrafının gereksiz ışıklandırmasından kaynaklanmaktadır. Bu düzensiz ve bilinçsiz yapılan ışıklar kazalara sebep olmaktadır.

6. Dikine Işık:


Doğrudan gökyüzüne giden ışığa denir. Sözün tam anlamıyla boşa giden, uzayda kaybolan ışıktır. Astronomlar ve gökyüzünü seyretmek isteyen herkes için en kötü ışık kirliliği budur. Işığın atmosferdeki tozlar ve moleküller tarafından saçılması sonucu göğün doğal parlaklığının bozulmasına, artmasına neden olur.
Doğru ve uygun tiplerde armatürler kullanılmadığı için direkt gökyüzüne gönderilen ışık büyük enerji sarfiyatına neden olmakta, bazen enerji tüketimi fazla olmasına rağmen kullanılan alanlarda gereken düzeylerde aydınlatma yaratılamamaktadır.

7. Yanıp Sönen Gösterişli Işık:


Yanıp sönme eylemini tekrar eden bu ışıklar dikkat çekmek ve reklam yapmak amacıyla kullanılırlar. Ancak insan üzerinde olumsuz etkilere sebep olurlar. Bu etkiler; kısa süreli görme bozukluğuna, gözbebeğinin büyümesine, insanların streslerinin artmasına ve migreni olan insanlarda baş ağrısına sebep olmaktadır. Cadde ve sokaklarda bulunan bu ışıklar yayalara, bisiklet sürenlere ve şoförlerin dikkatinin dağılmasına, bundan dolayı da kazaların artmasına sebep olmaktadır (SABA, 2011).

Işık Kirliliğinin Kaynakları


Işık kirliliğinin esas kaynakları:
  • Yol, cadde ve sokak aydınlatmaları
  • Park, bahçe ve spor alanlarının yanlış ve aşırı aydınlatmaları
  • Turistik tesislerin, binaların dış cephe olması, aydınlatmaları
  • Reklam panoları
  • İç mekân, vitrin aydınlatmaları
  • Armatürlerin yanlış seçimi ve yönlendirilmeleri ile atmosfere gönderilen direk ışıklar
  • Güvenlik amacıyla yapılan aydınlatmalar
  • Evlerden, binalardan taşan ışıklar.
Dış aydınlatma modern çağdaş toplumlarda güvenlik, eğlence ve dekorasyon amaçlı vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak, kötü tasarlanmış dış aydınlatma sistemleri ve aşırı aydınlatma düzeyleri ışık kirliliğine yol açmıştır. Kullanılan armatürlerin ve lambaların yanlış seçimi ve yanlış yönlendirilmesi, bu aydınlatmalarda ışık tecavüzü, göz kamaşması, dikine ışık ve aşırı miktarda ışık oluşmasına neden olur. Bu durum, ışık kirliliğine önem verilmemesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Işık Kirliliğinin Zararları ve Doğal


Hayata Etkileri


Işık kirliliği doğal dengeyi pek çok şekilde etkilemektedir. Işık kirliliğinin ekonomiye, doğal çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerinin gittikçe artacağı gözlenmiştir.

1. Işık Kirliliğinin Astronomi İle İlişkisi


Işık kirliliğinin ilk araştırmacıları, bu kirliliğinin astronotları ilgilendirdiğini düşünürken son on beş yıl içerisinde ışık kirliliğinin çevreye olan temel zararları fark edilmiştir. Bugün şehirde yaşayan insanlar geceleri gökyüzündeki yıldızların çoğunu görememektedir. Bunun nedeni gökyüzüne yayılan ışığın miktarının artmasıdır. Ancak kentlerden yeterince uzaklaşıldığında Saman yolunu ve yıldızları görebilmek olası hale gelmektedir.
Işık kirliliği özellikle gök parlamasının yüksek olması, astronomi çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Uzayla ilgili araştırmalarda, gece gökyüzünün karanlık, açık ve havanın kuru olması gerekir. En iyi gözlem zamanı, ay gökyüzünde olmadığında; akşam karanlığı ile sabah karanlığı arasında kalan “geç gece” denilen zaman aralığıdır.

“Yapılan bir araştırmaya göre kırsal bölgelerde geceleri gözle görülen yıldız sayısı yaklaşık 2000 iken, aşırı ışıklandırılmış bir kent merkezinde bu sayı yaklaşık 5’tir. Asırlar önce görülebilen yıldız sayısı ise 5000 civarındaydı”. Şehir dışındaki yerleşim alanlarının tipik gökyüzü koşullarındaki zenit parıltısı, doğal gök koşullarındaki zenit parıltısından 5 ile 10 kat daha fazladır. Şehir merkezlerinde ise zenit parıltısı doğal geri plan parıltısından 25-50 kat daha parlak olabilir. Az sayıda optik ve kızıl ötesi ölçümlerin alındığı ana astronomi gözlem istasyonu vardır ve bu mekânların ışık kirliliğinden korunmaları gerekmektedir. Uzay teleskopları kullanımı yeryüzü gözlem istasyonlarının önemini azaltmamıştır. Oysa yeryüzü astronomi istasyonlarına ihtiyaç vardır ve bu istasyonlar sağlıklı çalışmalar yapabilmek açısından oldukça önemlidirler.

2. Işık Kirliliğinin İnsan Yaşamı Üzerindeki Etkisi


İnsan özerindeki en önemli olumsuz etkisi ise Melatonin hormonunun ışıklı, aydınlık ortamda salgılanmaması ya da azalmasıdır.

Melatonin beyinde 23.00 ile 05.00 saatleri arasında salgılanan, hücreleri koruyucu etkisi olan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik ritmini ayarlamaktır. Geceleri aydınlık ortamlarda bulunanlarda melatonin salgısı azaldığından yıllar içerisinde hücrelerde kalıcı hasarlara neden olmaktadır. Özellikle kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanserinin risk oranı artmaktadır.

Yapılan araştırmalarda yalnızca kanser değil; stres, vücudun biyolojik saatinin bozulması, cilt kanserleri, ciltte meydana gelen renk değişiklikleri ve lekelerin artması, bağışıklık sisteminin zayıflaması, düşünce yeteneğinin zayıflaması ve göz hasarları, şeker, yüksek tansiyon gibi hastalıklarda önemli rol oynayabileceği saptanmıştı.

3. Işık Kirliliğinin Doğal Yaşam Üzerindeki Etkisi


Canlı yaşamını tehdit eden en önemli unsur ekolojik dengenin bozulması, buna bağlı olarak da popülasyon değişikliği ve bazı canlı türlerinin neslinin tükenmesine yol açabilmesidir. Bu konuyla ilgili bazı örnekler aşağıda verilmiştir.

Göçmen Kuşlar


Işık kirliliği göçmen kuşlar için önemli bir tehdittir. Geceleri yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan kuşlar, şehir ışıklarının cazibesine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Geceleri gökyüzündeki ışıklılık, kuşların gece gündüz algılama mekanizmalarını etkileyebilmekte ve bunun sonucu olarak süregelen davranışlarını bozabilmektedir. Bu şekilde meydana gelen kuş ölümleri hiç azımsanamayacak kadar fazladır. Bu durum kısa vadede çok tehlikeli algılanmasa da ekolojik denge açısından uzun vadede oldukça geniş çaplı bir tahribat oluşmasına yol açacaktır.

Böcekler


Bazı böcek türleri ışığa karşı duyarlı iken, bazı böcekler ise yaşamları için mutlak fazla ışığa ihtiyaç gösterirler. Tarlalarda, ormanlarda, göllerde yapılan aydınlatmalar böcek popülasyonlarını artırmakta ya da duyarlı olan türlerin yok olmasına neden olmaktadır. Böcekler ışığa verdikleri tepkiye göre; gündüzcü, alaca karanlıkta faal, gececi türler olmak üzere 3’e ayrılırlar. Işıkta yaşayan larvalar, ışık yokluğunda daha yavaş gelişir, karanlıkta yaşamaya alışmış olanların ise ışık karşısında gelişme gecikmesi gösterirler. Böcekler için önemli olan diyapoz (kışlama), polimorfizm (çok şekillilik), çoğalma, göç hareketleri gibi yaşamsal olayları da fazla ışık olumsuz etkilemektedir. Dişi ateş böcekleri akşamları ateşleriyle 14 metreden erkek ateş böceklerinin dikkatini çekerler. Ancak yapay ışık bu iletişimin kurulamasını engellemektedir.

Kaplumbağalar


Bazı deniz canlılarının yavrulama alışkanlıkları ışık kirliliği ya da yapay aydınlatma nedeniyle tehlikededir. Denizkaplumbağalarının da ışık kirliliğinden olumsuz etkilendikleri bilinen bir gerçektir. Sahilde yumurtalarından çıkan minik kaplumbağalar, geceleri kara ile deniz arasında ki aydınlık farkından faydalanarak, denize ulaşmaktadır. Sahile yakın yerleşim yerlerindeki kuvvetli aydınlatma, kaplumbağaları deniz yerine tam tersi yöne yönlendirmekte ve ölümlerine sebep olmaktadır.

Mercanlar


Avustralya'da yapılan bir araştırmaya göre mercanlar, üzerlerine düşen aşırı ışık yüzünden kendilerine renklerini veren mikroskobik bitkileri reddetmekte, beyazlaşmakta ve strese girmektedirler.

Balıklar


Işık kirliliğinin balıklar üzerinde de ulumsuz etkisi büyüktür. Balık türlerinin ışığa verdikleri tepki ışığın şiddetine, balığın cinsine göre değişiklik göstermektedir. Fazla ışıkta tutulan balıklarda aktivite çok yükselmekte ve bu yüksek aktiviteye bağlı olarak da balık aldığı enerjinin bir kısmını büyüme yerine aktivitede kullanmaktadır. Ayrıca fazla ışık özellikle alabalıklarda yumurtlama dönemini değiştirmekte ve yumurta kalitesini bozmaktadır. Örneğin Washington akarsularında yaşayan Somon balığı 1/10 lüksün üzerinde ışığın etkisi altında kalınca ışın az olduğu taraflara doğru yüzmektedir. Bu da Somon balıklarını yakalamak için yapılan bir tuzaktır ve Somon balığının popülasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir.

Kurbağalar


Yapılan araştırmalara göre ışıklandırılmış spor sahalarının etrafında yaşayan kurbağaların çiftleşme dönemini yaşamadıkları ve bu durumunda popülasyonlarının azalmasına sebep olduğu gözlemlenmiştir.

Bitkiler


Bitkilerin büyüme ve çiçeklenme döneminde ışığın miktarı, süresi ve ışığın geliş açısı önemlidir. Işık bitkiler için sadece fotosentez de enerji kaynağı olmayıp, aynı zamanda birçok farklı gelişim sürecini kontrol ve yönlendirici bir faktördür. Işığın miktarı, şiddeti, süresi, bitkinin gelişmesini, kaliteli ve bol çiçek vermesini etkiler. Bu yüzden yapılacak aydınlatmalarda bitkinin türüne ve yerine bağlı olarak dalga uzunluğu, intensitesi, mevsimine bağlı olarak zamanı iyice düşünülmelidir. Fazla ışık olan yerlerde yetişen bitkiler morfolojik (bitki sapında kalınlaşma, internod (boğum arası) kısalması, dallanmada artış, kütikula ve hücre çeperinde kalınlaşma, köklerde uzama vb.) ve fizyolojik (klorofil miktarında azalma, respirasyon (solunum) artışı, transpirasyon artışı, tuz oranı ve osmatik basınçta artış, erken çiçeklenme vb.) özelliklerinde değişiklikler gösterirler.

Sürekli gece aydınlatmaları bazı bitki türlerinde dinlenme dönemine girmeme, erken yaprak-çiçek oluşumu gibi etkilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bazı ağaç türleri sonbahar renklerini oluşturmada başarısız kalmaktadır
Örneğin, İran'da yapılan bir araştırmaya göre, doğal olarak yaprak döken ağaçlar sonbaharın başlangıcıyla yapraklarının renklerini değiştirerek kışın yapraklarını dökmeye hazırlamaktadır. Ancak yapay ışıkların etkisiyle bu ağaçlarda ritim bozukluğu gözlenmiştir. Bu ışıkların etkisiyle ağaçların yapraklarını dökme zamanı uzamış ve kışın yağan kar taneleri özellikle geniş yapraklı ağaçların dallarının kırılmasına sebep olunmuştur.

4. Işık Kirliliğinin Ekonomiye Etkisi


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enerji gereksinimi hızla artmaktadır. Gelişen teknoloji, nüfus artışı, tüketim gibi faktörler dış aydınlatmanın elektrik tüketimindeki payını her geçen gün arttırmaktadır. Işık, üretilirken kömür, petrol ve su gibi doğal kaynaklar kullanıldığı için boşa giden ışık doğal kaynakları da boşa harcamak demektir. Bu ışık enerjisi üretilirken çevre kirliliği de yaratılmaktadır. Bu kirliliklerin hepsi bir zincirin halkaları gibidir ve birbirlerini yakından ilgilendirir. 1999 yılı istatistiksel verilerine göre Türkiye’de tüketilen 91222 Gwh’lik elektrik enerjisinin %4,7’si genel aydınlatma amacı ile kullanılmıştır”. Bu tüketimin büyük bir bölümü yol, park ve bahçe aydınlatmalarında harcanmaktadır.

İyi bir aydınlatma tesisatından, ihtiyaca göre ışık göndermesi beklenir. Kullanılmayan alanların aydınlatılması, kullanılan alanlarda gereğinden fazla aydınlatma yapılması enerji savurganlığına yol açarak maliyetleri arttıracaktır. Işığın üretim maliyeti yüksektir. Yapılan yanlış uygulamalarla dış aydınlatmada ışığın %30 kadarı boşa gitmektedir. Böylelikle maliyet daha da yükselmektedir.

Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği’nin yaptığı bir araştırmaya göre, yanlış aydınlatma uygulamaları maliyetinin yılda ABD’de 2-4,5 milyar dolar, İngiltere’de yılda 53 milyon sterlin olduğunu bildirmektedir. Türkiye’de ise bu kayıpların parasal karşılığı Kasım 2001 itibariyle 13.000 TL olarak belirlenmiştir.

5. Işık Kirliliğinin Hava Kirliliği Üzerindeki Etkisi


Colorado Üniversitesi ve National Oceanicand Atmospheric Administration (NOAA) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, geceleri kentlerde fazla ışık hava kirliliğine neden olabilir. Araçların egzozlarından ve diğer kirletici kaynaklardan çıkan kimyasal gazlar, gece saatlerinde Oksit Nitrojenin bir türü olan Radikal-Nitrat reaksiyonu aracı ile ozon, partiküller madde ve diğer kirleticilere dönüşmekten engelleniyorlar. Bu etki atmosferin yüksek tabakasında daha fazladır. Bu sebepten dolayı ışığın gökyüzüne yansıması ve atmosferin üst tabakalarında ışık emisyonunun azaltılması önemli ölçüde bu etkiyi azaltabilir. Güneş ışığı, Radikal Nitratın yok olmasına neden olmaktadır. Bu sebeple, bu reaksiyon gece boyunca gerçekleşmektedir. Los Angeles şehrinde yapılan bir araştırmaya göre gece boyunca kente yayılan ışık, güneşten on bin kat daha aşağıda olmasına rağmen havanın temizlenme oranını %7 azalmakta ve ertesi gün hava kirliliği %5 oranında artmaktadır

Işık Kirliliğinin Önlenmesi


Işık kirliliği ile ilgili ilk araştırmalar bundan yaklaşık 36 yıl önce yapay ışıkların etkisiyle gece gökyüzündeki yıldızların görülmemesi nedeniyle astronotlar tarafından ortaya atılmıştır. İtalya, Çek Cumhuriyeti ve ABD bu konuda ilk araştırmaları yapan ve ilk yasaları çıkaran ülkelerdir. Günümüzde dünya üzerinde ışık kirliliğinin önlenmesi açısından pek çok komite ve dernek kurulmuştur. Işık kirliliğiyle ilgili ilk uluslararası kongre 1995 yılında İtalya da “Işık Kirliliğinin Boyutları ve Olasılıkları” adı altında düzenlendi. Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği (IDA10), gece çevreyi koruma, kaliteli dış mekân aydınlatması ve karanlık gökyüzünü miras bırakmayı hedefleyen ışık kirliliği ile mücadele etmek üzere,1988 yılında ABD’de, Dr. David L. Craw ford ve Dr. Tim Hunter tarafından kurulmuştur. Günümüzde 70’den fazla ülkede örgütlenmiştir. 2000 yılında ışık kirliliğinin ilk yerel kanunu İtalya’da ‘Lombardy Bölgesi’nde istenilmeyen dış mekân aydınlatmasına karşı 25000 vatandaşın imzası ile “Lombardy Kanunu” adıyla onaylanmış ve diğer ülkelerde bir örnek olarak gösterildi.

İtalya’da ışık kirliliğine karşı bu önlemler alınırken Çek Cumhuriyetinde ışık kirliliği ile ilgili ilk yasal düzenleme 27 Şubat 2002 tarihinde yapılmıştır. Çek Cumhuriyetinde belli bir aydınlatma sınırının üstüne çıkanlara 500-150000 Çek kronu oranında (28-8400 Amerikan doları) ceza sistemi uygulanmaktadır.

Karanlık Gökyüzü Parkları


Işık kirliliğinin zararlarını azaltmak adına sadece aydınlatma konusunda yasal önlem alınması yeterli gelmemektedir, hâlihazırda insanların karanlığa ulaşabileceği bazı alanların koruma altına alınması da gerekmektedir. Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği (IDA) tarafından bazı parklar karanlık gökyüzü parkı olarak belirlenmiş ve bu parklar dâhil bazı gözlemevlerinin çevreleri koruma altına alınmıştır. Bu düşünce dünyada ilk olarak 1993 yılında, Michigan’da bir alan geçici olarak, gece karanlık gökyüzü parkı ilan edilmiştir. 1999 yılın’da Kanada Kraliyet Astronomi Topluluğu, Ontario’da

Torrance Barrens alanını daimi olarak karanlık gökyüzü parkı olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda Amerika’da yeni yapılan parklara ait kurallara, gece gökyüzü, doğanın sesi, yıldızlı gece, bulutlu gece, gibi programları da eklemişlerdir. 2005 yılın’da RASC12 gece gökyüzünü koruma konulu “gece gökyüzünün karanlığını korumak” adlı bir program yapmıştır. Bunun sonucunda, dünyada 2014 yılına kadar kırk dört alan gece gökyüzü karanlığını korumak ve bir alan da kentsel yıldız parkı resmi olarak belirlenmiştir.

Işık kirliliği rekreasyon ve park alanlarında stres kaynağıdır. Ancak bu kirlilik hava, su ve toprak kirliliği kadar konuşulmasa da en az onlar kadar olumsuz etkileri olan bir kirliliktir.

Bu kirlilik küçük boyutlarda çok kapsamlı olmayan çalışmalarla azaltılabilmektedir. RASC ve IDA bir alanın karanlık gökyüzü parkı olarak belirlenebilmesi için o bölgenin sadece karanlık olması şartının yetmediğini, belli özelliklerin de aranması gerektiğini belirtilmektedir. Aydınlatma standartlarına uygunluk, tarihi önemi olması, otoparkının bulunması, ışık kirliliğini engelleyen kurallara uyulması gibi detaylar belirlenmiştir. Bu çalışmaların amacı gelen ziyaretçilerin yapay bir ışıktan uzak bir ekosistemde karanlığı en doğal yollarla hissetmelerini sağlamak, doğal ve tarihi yerleri en iyi kalitede sunmaktır. Bu parkları ziyaret eden insanlar gece karanlığının değerini anladıkları için ışık kirliliğini azaltma çalışmalarına katkıda bulunmaktadırlar.

Yapay Işık Kirliliğine Karşı Alınabilecek Önlemler


  • Uluslararası standartlar ve öneriler çok iyi izlenerek aydınlatılacak mekana uygun optimum çözümün elde edilebileceği aydınlatma kriterleri ve kullanılabilecek armatür tipleri yönetmeliklerce belirlenmelidir.
  • Mümkün olduğunca monokromatik (tek renkli) ışık kaynakları kullanılmalıdır. Özellikle yol, park alanları ve güvenlik aydınlatmasında oldukça etkin olarak kullanılan sodyum buharlı lambalar, günümüzde kullanılan monokromatik ışık kaynaklarına örnek olarak verilebilirler.
  • Harekete duyarlı lambalar ve zaman kontrollü aydınlatmaların kullanılması önerilebilir.
“Ne kadar çok ışık, o kadar iyi aydınlatma” düşüncesi doğru bir aydınlatma yaklaşımı değildir. Aydınlatılması gereken bölgenin gereksinimini karşılayacak kadar aydınlatma yapılmalıdır.

Peyzaj tasarımında özel bir mekân, bir plastik eleman ya da özel bir bitki geceleri de vurgulanmak isteniyorsa, ışığın gökyüzüne yönelmesi engellenerek aydınlatılacak mekan ya da objeye doğru şekilde yönlendirilmelidir. Çok gerekmedikçe bu tür spot aydınlatmadan kaçınılmalıdır.
Ad:  2.jpg
Gösterim: 7
Boyut:  41.8 KB

Peyzaj mimarları parklar, bahçeler, meydanlar, çocuk oyun alanları ve rekreasyon alanları gibi mekan tasarımlarında dekoratif amaçlı kullanılan küre tipi armatürler yerine, bulundukları yatay düzlemin üst tarafına ışık saçmayan, perdeli aydınlatma lambaları kullanılmalıdır.

Işık kaynaklarının yaydığı ışığın, yönlendirilmesi dikkate alınmalıdır. Bina dış cephe ve reklam panoları mümkün olduğunca yukarıdan aşağıya doğru aydınlatmalıdır.

Ana gözlem istasyonlarının çok yakınında yerleşimi önlemek gereklidir. Ayrıca gözlem istasyonlarının çevresinde yerleşim konusunda sıkı denetlemeler yapılmalıdır.
Çevre kirliliği sorunun çözümü için insanlar küçük yaşlardan itibaren eğitilmeğe başlanmalıdır. Burada aileye ve eğitim kurumlarına büyük rol düşmektedir. Ayrıca eğitim de toplumun çevre ile ilgili bilinçlendirilmesi için TV’de reklamlar yapılabilir, afişler asılabilir, panel yapılabilir.

Sonuç
Günümüzde önemli bir konu olan çevre sorunları içerisinde, çevreciler, doğa bilimciler ve tıbbi araştırmacılara göre, çevre kirliliklerinin en hızlı büyüyen ve en yaygın türlerinden biri ışık kirliliğidir. Işık kirliliği diğer kirlilikler gibi ışığa bir şeyler eklenerek ışığı kirletmemekte, aksine ışığın kendisi bir kirlilik olarak gece karanlığını ortadan kaldırmaktadır. Bazı araştırmalara göre ışık kirliliği adlandırması doğru olmayıp “Karanlık Kirliliği” adlandırmasının daha uygun olması gerektiğini düşünmektedir.

Işık kirliliği birçok ülkede henüz önemli çevre sorunları arasında görülmemektedir. Gelişmiş ülkelerde ışık kirliliği sorunu önemsenirken gelişmemiş ülkelerin çoğunda önemsenmeyen bir kirliliktir. Işık, belirli seviyenin üzerinde kirliliğe dönüşerek, özellikle kentsel alanlarda yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir. Aydınlatma elemanları ve tesisatı tüm koşullar göz önünde bulundurularak ışık kirliliğine yol açmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Işık kirliği konusunda daha bilinçli olunmalıdır. Işık kirliliği ciddi bir sorun olmakla birlikte, ışık kirliliğinin oldukça etkili çözümleri mevcuttur. Kanada ve ABD gibi gelişen ülkelerde yapılan karanlık gökyüzü parkları diğer ülkelerde de örnek alınmalı ve geliştirilerek uygulanmalıdır. Bütün bunların yanı sıra ışık kirliliğinin ortadan kaldırılması noktasında yapılacak önlemlerle, enerji tüketiminin azalması, nükleer, termik veya elektrik santrallerinin sayısının azaltılması sağlanabilir. Yoğun kentleşmenin etkili olduğu alanlarda bina çatılarının uygun teknikler ile bitkilendirilerek güneşten gelen ışığın tekrar gökyüzüne yansımasına engel olunmalıdır.
Ad:  1.jpg
Gösterim: 6
Boyut:  13.2 KB

Kentsel dış mekânlarda bitkisel tasarım ve ilkelerine uygun bitkilendirme ile ışığın olumsuz etkisi azaltılmalıdır. Ayrıca ışık kaynakları gökyüzüne değil aydınlatılacak yüzeylere yönlendirilmelidir. Işıklandırmalarda hareket sensorlu aydınlatma elemanları kullanılabilir. Ayrıca gece yarısı belirli bir saatten sonra (örneğin: 24.00 ya da 01.00) aydınlatma elemanlarının bir kısmının devre dışı kalması güvenlik amaçlı az sayıda armatürün açık olmasını sağlayacak otomasyon sistemlerine geçilir. Işığı yansıtan sert, parlak yapı yüzeylerine çok fazla yer verilmemelidir. Işık kirliliği sorunu ve diğer kirlilik sorunlarının çözülmesinde en etkili yol eğitimdir. Bu sorunlar küçük yaştan başlanarak aşılanmalı ve bu konuda bilinçli ve duyarlı bir nesil yetiştirilmelidir. Bunun yanı sıra, günümüz teknolojisi kullanarak basit çözümlerle ışık kirliliğinin olumsuz etkileri kontrol altına alınabilir. Bu önlemleri alabilmek için, en zor olanı ama en gerekli olanı politik bir yaklaşımdır. Diğer bir ifade ile yöneticilerin bu soruna duyarlı yaklaşmalarıdır.

Ç.Ü.Z.F. Dergisi

Son düzenleyen Safi; 14 Haziran 2017 23:56


kalo_mira
2 Mart 2010 09:43       Mesaj #2
kalo_mira - avatarı
Ziyaretçi
Günümüzde, şehirde veya şehir yakınlarında yaşayan insanlar geceleri gökyüzündeki yıldızların çoğunu görememektedirler. Şehirde yaşayan nüfusun hızla artmasıyla, açık alan aydınlatmaları yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak gökyüzüne yayılan ışığın miktarı artmıştır. Ancak şehirden yeterince uzaklaşıldığında Samanyolunu ve pek çok yıldızı görebilmek mümkün olabilmektedir. Gökyüzünün aydınlatılmasının çevreye zarar verdiği ve doğal mucizelerden biri olan evreni görme hakkını engellediği bilinen bir gerçektir.

Kentlerdeki gök ışıklılığı amatör ve profesyonel astronomi için ciddi bir tehdittir. Çevreyi ve astronomik araştırmaları olumsuz yönde etkileyen gökteki ışıklılığa ışık kirliliği adı verilmektedir. Gökyüzünün aydınlatılmasıyla geceleri insanların güvenliği açısından artış sağlanmadığı gibi, boşa harcanan ışık enerjisi kamaşmaya, enerji israfına ve bunların sonucu olarak doğal kaynakların tahribine sebep olmaktadır.

Işık kirliliğinin kontrolünde en büyük problem, ışık kirliği kavramından haberdar olunmamasıdır. Dış aydınlatmanın özenli yapılması ile ışık kirliliğinin önüne geçilebilir. Alınabilecek önlemler arasında, geceleri yapılan aydınlatmanın ancak çok gerekli ise yapılması, varlık algılayıcılarının veya zaman sayaçlarının kullanımının yaygınlaştırılması, ışığın gökyüzüne değil yere doğru yönlendirilmesi, renksel geri verim özelliği çok önemli değilse alçak basınçlı sodyum buharlı lambaların kullanılması ve gözlem istasyonları etrafında yerleşimden kaçınılması yer almaktadır.

1. Işık Kirliliği Nedir?
Işık kirliliği kısaca dış aydınlatmanın bir yan ürünü olarak da tanımlanabilir. Işık kirliliğini azaltmak için aydınlatılması zorunlu bölgelerin, yalnızca aydınlatılması gereken zaman diliminde ve gereken düzeyde aydınlatılması gereklidir. Işık kirliliği hakkında bilgi verirken, üç temel bileşenden bahsetmek gerekmektedir.
  1. Gök parlaması
  2. Işığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması
  3. Kamaşma
Gece Gök Parıltısı
Gece gök parıltısı doğal veya yapay kaynaklardan meydana gelebilmektedir. Doğal kaynaklar:
  • Ay ve yeryüzünden yansıyan güneş ışığı,
  • Atmosferin üst tabakalarındaki alçak seviyeli hava parlaklığı (geçici düşük dereceli aurora),
  • Gezegenler arasındaki toz bulutundan yansıyan güneş ışığı,
  • Atmosferde yayılan yıldız ışığı
  • Silik, henüz oluşmamış yıldızlar ve nebulanın oluşturduğu fon ışığıdır.
Nebula, belli belirsiz ışık lekeleri şeklinde görülen uzay objeleri veya yayınık kozmik toz kütleleri ve gazdır.
Gök parlamasını arttıran yapay kaynak ise elektriksel aydınlatmadır. Işık armatürlerden direkt olarak gökyüzüne yayılabilir veya yeryüzünden yansıyan ışık atmosferdeki toz ve gaz molekülleri tarafından atmosfere saçılarak, parlak bir fon yaratabilir. Yıldızları görmeyi engelleyici bir etkisi vardır. Gök parlaması seviyesi, hava koşulları, atmosferdeki toz ve gaz miktarı, gökyüzüne yansıyan ışık miktarı ve görüş açısına bağlı olarak oldukça değişkendir. Kötü hava koşullarında ışığı atmosfere yayan parçacık sayısı daha fazladır ve gök parlamasının oldukça yüksek olması sebebiyle israf edilen ışık ve enerji miktarı gözle görülebilir hale gelir.

Gök parlamasının yüksek olması, özellikle astronomi çalışmalarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Uzaydaki cisimlerin gözlemlenememesi sakıncasını beraberinde getirir. Gök parlamasının artması gökyüzündeki karanlık bölgelerin parıltısının da artması anlamına gelir. Siyah gök fonunun üzerinde yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin oluşturduğu kontrast azalır. Astronomlar gözlem yapacaklarında havanın kuru, gözyüzünün açık olduğu, karanlık geceleri tercih ederler. Şehir dışındaki yerleşim alanlarının tipik gökyüzü koşullarındaki zenit parıltısı, doğal gök koşullarındaki zenit parıltısından 5 ila 10 kat daha fazladır. Şehir merkezlerinde ise zenit parıltısı doğal geri plan parıltısından 25-50 kat daha parlak olabilir. Profesyonel ve amatör astronomların ölçüm sonuçlarına göre, gök parlaması değerleri tüm dünyada hızla artış göstermektedir.
Işık kirliliği konusunda bilinçlenmenin artmasıyla, profesyonel olarak aydınlatma ile ilgilenen kişiler, gök parlamasını, elektriksel aydınlatmayla ilişkisini kurmaya çalışarak, ölçmeye başladılar. Bu oldukça çaba isteyen bir çalışmadır çünkü gök parlamasını etkileyen pek çok faktör vardır. Sadece aydınlatmanın varlığı değil, armatürden yayılan ışığın açısal dağılımı, yeryüzünden yansıyan ışık ve açısal dağılımı, nem ve aerosollerin atmosferik etkileri gibi oldukça sık değişen hatta anlık değişen olayların göz önünde bulundurulması gereklidir. Aerosoller yapay kirlilik, yangın, volkanik patlamalar etkisiyle oluşan atmosferdeki parçacıklardır.

Gece gökyüzünü incelerken, profesyonel astronomlar genellikle gökyüzünün karanlık bölgesinin ölçüm değerlerini alırlar. Amaç arka fon üzerindeki yıldız sinyalini kontrast farkı yardımıyla belirleyebilmektir. Profesyonel astronomlar ölçümlerini zenit noktasında alırlar. Gök parlaklığını ölçme yöntemleriyle ilgili hazırlanmış teknik raporlar mevcuttur.
Pek çok amatör ve profesyonel astronom gök parlaması değerlerini, bu değerlerdeki artışı gözlemlemek amacıyla kaydetmişlerdir. Toplanan bu veriler kullanılarak, gök parlaması öngörüsünün yapılabilmesi amacıyla çeşitli hesap yöntemleri geliştirilmiştir. En kaba yaklaşım yöntemlerinden biri, Büyük Ayı takım yıldızının gözlemlenmesi ve çıplak gözle kaç yıldızın görülebildiğinin sayılması prensibine dayanır. Garstang (1986) ve Walker (1977) tarafından önerilen bir diğer yöntemde, gök parlaması değerinin öngörüsünü aydınlatmayı hesaba katmak amacıyla, kişi başına belirli bir parıltı değerinin çarpım katsayısı olarak kullanması düşünmüştür. Ancak ışık kaynaklarının ışık dağılım eğrileri, ışık kaynaklarının sayısı, gücü ve yansıyan ışık bilgileri hesaplara dahil edilmemiştir. Ayrıca sayılan parametreler dahilinde aydınlatma modelinin çıkarılmaması sebebiyle, mümkün olduğunca az yapay ışık kullanmak dışında, gök parlamasının nasıl azaltılabileceği konusunda detaylı bilgi verilmemektedir.

Işık kirliliği göçmen kuşlar için de ciddi bir tehlikedir. Geceleri yıldızlardan faydalanarak yollarını bulan kuşlar, şehir ışıklarının cazibesine kapılıp yollarını kaybedebilmektedirler. Bu şekilde meydana gelen kuş ölümleri hiç azımsanamayacak orandadır. Deniz kaplumbağalarının da ışık kirliliğinden olumsuz etkilendikleri bilinen bir gerçektir. Sahilde yumurtalarından çıkan minik kaplumbağalar, geceleri kara ile deniz arasındaki aydınlık farkından faydalanarak, denize ulaşmaktadırlar. Sahile yakın yerleşim yerlerindeki kuvvetli aydınlatma, kaplumbağaları deniz yerine tam ters istikamete yönlendirebilmekte ve ölümlerine sebep olabilmektedir .

Işığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması
Işık Kirliliği geceleri çevre için gittikçe büyüyen bir tehdittir. Aydınlatmanın aydınlatılacak bölge sınırlarının dışına taşması sonucu, aydınlatılması istenmeyen mekanlarda olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilir ve dikkat dağıtıcı bir manzara yaratabilir. Ayrıca enerji israfı da oldukça yüksek maliyetleri beraberinde getirir.
En önemli nokta, kaliteli aydınlatma yapılmasıdır. Önlemler alındığı taktirde aydınlatmanın kalitesi arttırılabilir. Böylece gece görüş kalitesi artar, daha güvenli ve daha estetik görünümlü bir çevre yaratılabilir, enerji tasarrufu beraberinde daha az maddi külfet getirir.

Kamaşma
Dış aydınlatma armatürleri fizyolojik ve psikolojik kamaşma yaratmayacak şekilde yerleştirilmelidirler.

Işık Kirliliği Astronomi İlişkisi
Az sayıda optik ve kızıl ötesi ölçümlerin alındığı ana astronomi gözlem istasyonu vardır ve bu mekanların ışık kirliliğinden korunmaları gerekmektedir. Uzay teleskopları kullanımı yeryüzü gözlem istasyonlarının önemini azaltmamıştır. Yeryüzü astronomi istasyonlarına ihtiyaç vardır ve bu istasyonlar sağlıklı çalışmalar yapabilmek açısından oldukça önemlidirler.
Işık kirliliği ciddi bir sorun olmakla birlikte, oldukça etkili çözümleri mevcuttur. Bu çözümler sayesinde yeryüzü optik astronomi istasyonlarından etkin ölçüm sonuçları alınabilir ve gelecekte önemli çalışmalar yapılabilir.

Işık Kirliliği ve Enerji İsrafı
Geceleri havadan ışıl ışıl görülen bir şehir göze hoş gelse de , bu , sokaklardaki üstü kapatılmamış lambaların ışıklarından enerjinin ne kadar boşa gittiğinin de bir göstergesidir. Yukarıdan belirgin biçimde görülen bu ışıklandırma , enerjinin ve enerji üretimin de kullanılan pahalı ve yinelenemez kaynakların nasıl boşa harcandığının da en açık kanıtıdır. Enerji kaynaklarının bu şekilde harcanması , termik santrallerde minimumda tutulması gereken sera gazlarının üretimini de artırır.

IŞIK KİRLİLİĞİ NASIL ÖNLENİR
Işık kirliliğinin kontrol altına alınmasının önündeki asıl engel bu soruna gösterilen ilgisizlik ve duyarsızlıktır. Henüz hava kirliliği ya da gündemdeki diğer çevre sorunları kadar ciddi boyutlara ulaşmadığı için olsa gerek , ışık kirliliği acilen üzerinde durulması gereken bir problem olarak görülmüyor. Geceleri sokakların , yolların ve toplum tarafından sıklıkla kullanılan yerlerin aydınlatılması elbette gerekli. Unutulmaması gerekense , fazla ışığın iyi ve kaliteli aydınlatma anlamına gelmediğidir.
Işık kirliliğin en aza nasıl indirgenebilir ? önce şu gerçeği kabul ederek işe başlayalım : “ göğü aydınlatma “ nın hiçbir yararı yoktur. Malımızı canımızı güvende hissetmemize de bir katkı sağlamaz. Yani ışıklandırma , suç işleyecek olanların suç işlemesini engelleyen bir öğe değildir. O halde ilke olarak öncelikle şunlar yapılmalıdır;
  • Işığın göğe yönelmesini önlemek ve aydınlatılacak yere doğru göndermek. Yeryüzüne paralel ışığın yayımını önlemek için mümkün olduğunca ışık ya tüm kesilmeli ya da çok düşük profilli muhafazalarda tutulmalıdır.
  • Enerji tasarrufu eden ve ışığı her yöne saçmayan lambalar kullanılmalıdır. Astronomlar ışık kaynağı olarak düşük basınçlı sodyum lambaları tercih etmektedirler. Düşük basınçlı sodyum lambalar ışığı tam kesmez veya çok düşük profilli bir muhafaza değildir. Yüksek basınçlı sodyum lambalar ise gökyüzüne paralel ışık miktarını çok azalttığından daha fazla kabul görmektedir.
  • Fazla ışıklandırmadan kaçınılmalıdır. Kabul edilen standartlara göre herhangi bir iş için doğru ışık miktarının kullanılması , ışık kirliliğine neden olan yansıtılmış ışık miktarını azaltacaktır.
  • Gereksiz gece ışıklandırması , kısmen dekoratif amaçlı projektör , ticari ve reklam amaçlı ışıklandırma , spor sahalarında kullanılan projektörler gece yarısından sabahın erken saatlerine kadar kapatılmalıdır.
  • Bina dış cephe ve reklam panolarının aydınlatılması amaçlı kullanılan projektör tipi armatürler uygun açılarla sadece aydınlatılmak istenilen alanı aydınlatacak tipte seçilmeli ve yönlendirilmelidir. Mümkün olduğunda aydınlatma yukarıdan aşağıya doğru yönlendirilerek yapılmalıdır.
  • Park ve bahçelerde büyük oranda gökyüzüne ışık gönderen glop tipi armatürlerin kullanılmasından kaçınılmalıdır. Bunların yerine yürüyüş yollarında uluslar arası önerilerce verilen değerlerde yatay ve düşey aydınlık düzeylerini yaratan uygun tasarımlı direkt veya yarı-direkt armatürler kullanılmalıdır.
Alınabilecek Önlemler
  • Park ve bahçelerde dekoratif amaçlı kullanılan küre tipi armatürler yerine, bulundukları yatay düzlemin üst tarafına ışık saçmayan, perdeli aydınlatma lambaları kullanmalıyız.
  • Bina dış cephe, reklam ve ilan panolarının aydınlatılması yukarıdan aşağıya doğru yapılmalı.
  • Bazı park alanlarında çok kısa direklerin üzerinde çok yoğun ışıklı projektörler kullanılmaktadır. Bu tip projektörler en az 15 m yükseklikteki direkler üzerinde uygun açılarla yönlendirilerek kullanılmalı.
  • İki yanında binaların bulunduğu cadde ve sokaklarda enine çelik halat askı sistemine takılan ve sadece yola ışık gönderen armatürler kullanılmalı.
  • Güvenlik amaçlı aydınlatmalarda harekete duyarlı, kendini otomatik olarak açan sistemler kullanmalıyız. Bu sistemler elle de kullanılabilmektedir. Böylece enerji giderimizi azalttığımız gibi ışığın caydırıcı etkisinden yararlanabiliriz. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki göğü aydınlatma, suç işlemeyi engellemiyor. Suçun nedeni ışık ya da karanlık değildir. Suçlular gökte aranmamalıdır.
  • TSE standartlarını yeniden belirleyerek üretilecek yeni lamba ve armatürlere uygulamalıyız.
  • Hangi çeşit lambaların nerelerde kullanılacağını kurallara bağlayarak, yasal önlemler almalıyız.
  • Vitrin aydınlatmalarında zamanlayıcılar kullanmalıyız, ışık kaynakları gece 11'den sonra otomatik olarak kapanabilmeli.
  • Gözlemevlerimizin bulunduğu bölgelerde ışık kirliliğine karşı belli bir koruma alanı belirleyerek bu bölgeler için daha sıkı yasa ve yönetmelikler uygulamalıyız. Örneğin Arizona'daki Kitt Peak Ulusal Gözlemevi'nin ise 35 millik yarıçapa sahip bir çember koruma alanı bulunmakta.
  • Renk ayrımının önemsiz olduğu yerlerde düşük basınçlı sodyum lambalarını tercih etmeliyiz.
DOĞRU AYDINLATMA NEDİR ?
“ Daha fazla ışık “ ın her açık hava ışıklandırması için tek çözüm diyenlere verilecek cevap ; gerçekte istediklerinin daha fazla ışık değil daha iyi görülebilirliktir. Eğer yanlış yerde iyi bir şey çok fazla yapılırsa , o , kötü bir şey haline gelir. Gereksiz yönlere veya aşırı miktarda gönderilen ışık dikkat dağıtıcı ve hareketsiz kılıcı olabilir. Belki toplam ışıkta bir artış daha iyi görmemizi sağlayacaktır. Fakat daha sıklıkla ihtiyaç duyulan daha iyi perdeleme veya hedeflemedir , böylece ışık veren lambaların göz kamaştırıcı yüzeylerini değil insanlar ve alanları daha iyi görebiliriz. Işıklar parlak ampuller halinde değil , yalnızca aydınlatılmış yerin görüleceği şekilde perdelenmelidir. Bu doğru görülebilirliktir. Bu , aynı zamanda , tam da astronomların gökyüzünü ışık kirliliğinin çoğundan kurtarmak için ihtiyaç duyduğu özelliktir.

Herhangi büyük bir kentin merkezinde gece yapılan kısa bir yürüyüşte kötü tasarlanmış birçok dış aydınlatma örneğine rastlanılabilir. Nedense güçlü bir ışığın iyi aydınlattığına ilişkin yanlış bir inanış vardır. Bu da aydınlatılan bölgede göz kamaştırıcı bir parlaklığın oluşmasına yol açarak o bölgenin net olarak görülmesinin önüne geçer. Bu güçlü lambalar çoğunlukla perdelenmemiş ve yanlış yönlendirilmiş perdesiz armatürlerden çıkan ışık , aydınlatılması düşünülen bölgeden çok daha geniş bir alanı gereksiz yere aydınlatır. Yanlış açıyla yönlendirilen ışık kaynaklarıysa çok uzaklardan bile gözü alır. Özellikle yol aydınlatılmasında bu durum sürücülerin işini güçleştirir. Araba sürerken önünüzde bir sokak ışığının göz kamaştıran lambasını görmemeniz gerekir. Yola gitmekten çok doğrudan sizin gözünüze gelir. Güvenli biçimde aydınlatılmış sokaklar için buna engel olmanın yolu tam kesici perdeli ışık düzenekleridir. Estetik olduğu için birçok park , otel ve kamu binasının çevresi küresel lambalarla aydınlatılır. Küresel lambanın üst kısmından yayılan ışık doğrudan uzaya gider. Reklam panolarının çoğu aşağıdan yukarıya doğrultulmuş projektörlerle aydınlatılır. Bu tür aydınlatmanın da büyük bir bölümü yine doğrudan uzaya gider. Yukarı yönlü ışınların en azından % 90 ‘ ı belirlenmiş hedefini ıskalıyor görünüyor. Neredeyse hiç kimse bu anormal israfa aldırmıyor. Çünkü bu hemen hemen görülmeden kayboluyor. Dikkati çeken ise , ıskalayan ışık değil bir şeye isabet eden ışıktır. Eğer doğru dizayn edilmiş sadece iş için biçimlendirilmiş dar , keskin ışınlar gönderecek ışıldaklar seçilirse ve belki ; eğer aydınlatma tatmin edici düzeye indirgenirse , çok miktarda ışık kirliliği engellenip elektrik tasarrufu yapılabilir.

Basit bir kural olarak eğer ışık kaynağı uzaktan doğrudan görülüyorsa bu kötü bir aydınlatmadır. İyi bir aydınlatmada göz kamaştırıcı lambayı görmezsiniz. Yalnızca lambanın aydınlattığı alanı görürsünüz. İyi düzenlenen bir dış aydınlatmada aydınlatılan bölgede gözü alan bir parlaklık oluşmaz. Gereksiz ve aşırı güçlü ışık kaynakları kullanılmaz. İyi bir dış aydınlatma sistemi olan kentlerde ışık kirliliği sorunu yaşanmaz. Buna en güzel örnek Tucsondur.

Tucson , Arizona'nın en büyük kentlerinden biri. Buna karşı Tucson da sokakta yürürken binlerce yıldızı ve samanyolunu görmek olası. Çünkü kent tıpkı La Palma ‘ da olduğu gibi bilinçli bir şekilde aydınlatılıyor. Tüm sokak lambaları perdeli ve yalnızca aydınlatmaları gereken alanları , yolları ve sokakları aydınlatıyor. Uzaya ışık kaçışı engellenmiş , kayıplar en aza indirilmiş durumda. Böyle olunca da kentin üzerindeki parlaklık çok az ve yıldızlar rahatlıkla görülebiliyor.
Tucson‘daki bu şaşırtıcı ve etkileyici durum 1944 ‘de çıkarılan bir yasayla gerçekleştirilmiş. Bu yasanın iki amacı var : birincisi , gökbilim gözlemlerini nedensiz yere bozmayacak dış aydınlatmanın sağlanması. İkinci amaç ise ; kentteki güvenliği ve üretimin niteliğini bozmadan , enerji tasarrufu sağlayacak aydınlatma aygıtlarının kullanımını teşvik etmek.
Yasaya göre her iki gözlemevini merkez kabul eden 55 km çaplı daireler içinde 50 Watt ‘ ın üzerindeki tüm dış aydınlatma lambaları tümüyle perdeli olmak zorunda reklam panolarının aydınlatılmasında 40 Watt ‘ ın üzerinde ışık kaynağı kullanılmıyor. Bu tür aydınlatmalar aşağıdan yukarıya doğru değil de yukarıdan aşağıya doğru yapılmak zorunda. Dış aydınlatmalarda cıva buharlı lamba kullanımı ve satışı yasak. Eğlence ya da reklam amacıyla lazer ve benzeri yüksek yoğunlukla ışık kaynakları da ancak ışınları yatayı aşmayacak biçimde yönlendirilirse kullanılabiliyor. Yasaya bir gecelik karşı gelişin cezası 500 dolar.

Bu yasanın çıkışıyla kentin gece görünüşü tümüyle değişmiş ve kent halkı çok şey kazanmış. Her şeyden önce her yıl milyonlarca dolarlık enerji tasarrufu yapılıyor. Işık kirliliği ortadan kalkmış durumda ve kentin gece görünümü güzelleşmiş. Trafikteki araçların sürücüleri , yayaları çok daha rahat görüyorlar. Gökyüzü parlaklığı çok azalmış ve karanlık gökyüzünde samanyoluyla birlikte binlerce yıldız çıplak gözle rahatlıkla görülebiliyor. Ayrıca gözlemevleri de rahat rahat gözlemlerini yürütüyorlar. Benzer uygulamaları yaşama geçiren kent ve eyaletlerin sayısı ABD‘de her geçen gün artıyor.
Son düzenleyen Safi; 14 Haziran 2017 22:59
14 Haziran 2017 22:31       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ișık kirliliği gün geçtikçe hayatımızı daha da fazla etkilemeye bașlamıștır. Kușların göç yolu üzerinde olan İstanbul’ da, oldukça fazla sayıda göçmen kuș, ıșık kirliliği sonucu gökdelenlere ve İstanbul Boğazı üzerindeki köprülere çarparak hayatını kaybetmektedir. Ișık kirliliği doğal dengeyi bozmasının yanında, görsel konforsuzluğa neden olabilmekte, astronomi çalıșmalarını olumsuz yönde etkileyebilmekte, kısıtlı enerji kaynaklarının israf edilmesine sebep olmakta ve ülke ekonomisine ek yük getirmektedir. Bununla birlikte, ülkemizde ıșık kirliliğine ilișkin bilinç henüz yerleșmemiștir. Bu çalıșmada ıșık kirliliğini önlemek amacıyla tercih edilmesi gereken armatür tipleri hakkında bilgi verilecektir.

IȘIK KİRLİLİĞİNİN


BİLEȘENLERİ


Șehirlerde yașayan nüfusun hızla artmasıyla, açık alan aydınlatması yapılmaya bașlanmıștır. Park, bahçe, yol, otopark, reklam panosu, dıș cephe, tarihi eser ve bina aydınlatmalarının yapılmaya bașlanmasıyla, yan ürün olarak ıșık kirliliği sorunuyla karșılașılmıștır.
Ișık kirliliği konusunda üç temel bileșenden bahsetmek mümkündür. Bu bileșenler șunlardır;
  • Gök parlaması,
  • Ișığın aydınlatılacak bölge sınırlarının dıșına tașması,
  • Kamașma.
Gök parlaması bileșenini, geceleri gökteki ıșık-lılık olarak da tanımlayabiliriz. Gök parlamasını arttıran yapay kaynak, elektriksel aydınlatmadır. Ișığı doğrudan gökyüzüne yayan armatürler buna örnek olarak verilebilir. Aydınlatma armatürlerinin verdiği ıșık, aydınlatılacak bölge sınırlarının dıșına tașmamalıdır. Tașma olduğu taktirde olumsuz sonuçlarla karșılașılabilinir. Bahçe aydınlatması için kullanı-lan armatürlerin komșu binaların pencerelerini de aydınlatması sonucu, ev sakinlerini rahatsız etmek olasıdır. Dıș aydınlatma armatürleri ayrıca fizyolojik ve psikolojik kamașma yaratmayacak șekilde yerleștirilmelidirler. Örneğin șehirler arası yol üzerindeki bir lokantanın dıș cephe aydınlatmasını sağlamak amacıyla kullanılan bir armatürün, yoldan tașıtlarıyla geçmekte olan sürücülerde kamașma etkisi yaratması sonucu, çok ciddi trafik kazaları meydana gelebilir.

Tüm dünyayı kapsayan ıșık kirliliği haritaları mevcuttur. Șekil 1’ de 22 Ağustos 2004 tarihine ait dünya ıșık kirliliği haritası verilmiștir.
Ad:  1.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  24.5 KB

Ișık Kirliliğinin Doğal Hayat Üzerindeki Etkileri


Gece ve gündüz, yani günün aydınlık ve karan-lık geçen saatleri, canlıların biyolojik ve psikolojik bir ritim olușturmasını sağlar. Ișık kirliliği doğal hayatı pek çok açıdan etkilemektedir. Örneğin göçmen kușlar dıș cepheleri aydınlatılmıș olan binalara çarparak hayatlarını kaybedebilmektedirler. Geceleri gökyüzündeki ıșıklılık, kușların gece-gündüz algılama mekanizmalarını etkileyebilmekte ve bunun sonucu olarak süregelen davranıșlarını bozabilmektedir. Küçük uçan böceklerin ıșıktan etkilenmeleri sonucu, bilinçsizce ıșık kaynaklarına doğru yönlenmeleriyle, toplu ölümler gerçekleșebilmektedir. Șehir merkezlerindeki uçan böcek sayısının azalması bu sebebe bağlanmaktadır. Ayrıca gün uzunluğuna bağlı olarak gerçekleșen ağaç ve bitki davranıșlarının düzensizleștiği de gözlemlenmiștir. Örnek olarak yaprakların dökülmesi ile bitki ve ağaçların çiçek açma zamanlarının değișimi verilebilir.

Dıș Aydınlatmada Kullanılan Projektörler ve Güvenlik


Yerleșim bölgelerinde dıș aydınlatma amacıyla kullanılan yüksek güçlü projektörler, güvenlik projektörleri olarak adlandırılsalar da, projektörler tarafından aydınlatılan bölgelerin çok daha güvenli olduklarına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Hatta projektörlerin yerleștirildikleri bölgelerde ve projektörlerin tam altında soygun vakaları gerçekleșebilmektedir. Bu durumun muhtemel sebebi, armatürlerin doğru yerleștirilmemeleridir. Projektörlerin konumlandırılmalarından kaynaklanan keskin gölgeler sebebiyle, çevredeki kișilerin soygun gerçekleșirken olayı görememeleri mümkün olabilmektedir. Yerleștirildikleri çevreyi kullanan kișilerde kamașma etkisi yaratan projektörler, ıșık kirliliğine sebep oldukları gibi, bu tarz olayların görülmesini de engelleyerek, suç eyleminin o bölgede yapılmasının caydırıcılığını azaltabilirler. Suç ișleyen kișilerin bu durumun farkına varmalarıyla, özellikle bu bölgelerde eylemlerini gerçekleștirmeleri ve yanlıș konumlandırılmıș projektörleri paravan olarak kullanmaları söz konusu olabilmektedir.
Yapılan araștırmalarda, optimum aydınlık düzeyini sağlamayan ve doğru șekilde konumlan-dırılmamıș armatürlerle yapılan dıș aydınlatmanın, suç ișlemeyi caydırıcı etkisi bulunmadığı sonucuna varılmıștır.

İSTANBUL’DA IȘIK KİRLİLİĞİ


İstanbul, pek çok ticari ve tarihi bina ile, açık alan aydınlatması yapılmasının zorunlu olduğu bölgeleri içeren bir kenttir. İș merkezleri, șehir içinde yer almaktadırlar ve șehirdeki yüksek yapıların sayısı hızla artmaktadır. Özellikle gökdelenlerin, cami, köprü, saray aydınlatmalarının, ıșık kirliliği yaratmayacak șekilde yapılmaları çok önemlidir.

IȘIK KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK AMACıYLA TERCİH EDİLMESİ ÖNERİLEN ARMATÜR TİPLERİ


Ișık kirliliğinin önlenebilmesi amacıyla, mümkün olduğunca üst yarı uzaya ıșık vermeyen armatürler tercih edilmelidirler. Șekil 4’ te ıșık kirliliği yaratan bir yol armatürüne ilișkin șema verilmiștir. Șekil 5, 6 ve 7’ de tercih edilmemesi gereken ve önerilen armatür tiplerine ilișkin bilgiler yer almaktadır.
Ad:  2.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  51.7 KB
Ad:  3.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  72.3 KB
Șekil 5’de görüldüğü gibi, panoları aydınlatmak için kullanılan projektörler, yere monte edildikleri takdirde, sadece panoya değil, gökyüzüne de ıșık vermekte ve ıșık kirliliğine sebep olmaktadırlar. Armatürler, panoyu üstten aydınlatacak șekilde yerleștirildikleri ve dikkatlice panoya doğru yönlendirildikleri takdirde, gökyüzüne ıșık kaçırmadan pano aydınlatması yapılabilir. Șekil 5’de görülen bir diğer yanlıș aydınlatma șekli de direk üstü armatürlerdir. 1800 lm’den daha yüksek ıșık akısı veren bu armatürlerin üst kısımları geçirgen olduğundan, gökyüzüne ıșık vermeleri kaçınılmazdır.
Bu tip armatürlerin mevcut olması durumunda, ıșık kirliliğine karșı alınabilecek önlem, armatürlerin üzerine opak bir bașlık geçirmektir. Lambaların bu bașlığın içinde kalmasına dikkat edilmelidir. Böylece armatürün yalnızca alt yarı uzaya ıșık vermesi sağlanabilir.
Ad:  4.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  70.7 KB
Șekil 6’nın ilk sütununda verilen armatür çeșitleri, genellikle bahçe, avlu, bina girișleri gibi alanlarda, duvara monte edilerek ve güvenlik sağlamak amacıyla kullanılan armatürlerdirler. Bu armatürlerin yarattıkları ıșık kirliliğini, armatürlerde yapılacak ufak değișikliklerle önlemek mümkündür. Birinci örnekte, armatür üzerine kapalı bir kutu yerleștirilmesi, ikinci örnekte, lambanın opak yansıtıcılı bir bașlık içine yerleș-tirilmesi, üçüncü örnekte ise, bașlıklı bir projektör kullanılması tavsiye edilmektedir. Böylece, ıșığın gökyüzüne yönlenmesi engellenecek ve ıșık kirliliği yaratmayacak bir aydınlatma sağlanacaktır. Amaç, amaca uygun aydınlatma sağlamayan ve duvardan yansıyan ıșığı, kullanıcıyı rahatsız etmeyecek șekilde sınırlandırmaktır.
Ad:  5.JPG
Gösterim: 18
Boyut:  56.3 KB
Mevcut dıș aydınlatma armatürlerinde ufak değișiklikler yapılarak, etkin șekilde çalıșan ve sadece aydınlatılması gereken bölgeyi aydınlatan armatürler yaratmak mümkündür. Șekil 7’de görüldüğü gibi, mevcut projektörlerin yerleștirilme açılarının değiștirilmesi, duvar armatürlerinin üzerine bașlık yerleștirilmesi ve șekilde görülen avlu armatürlerinin yerine opak yansıtıcılı bașlık veya kapalı kutu içeren armatürlerin kullanılması, yapılabilecek değișiklikler arasındadır. Bu değișiklikler sayesinde, daha güvenli, daha verimli, canlılar ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri daha az olan ve ıșık kirliliği yaratmayan bir aydınlatma sağlamak mümkündür.

8’den 12’e kadar olan șekillerde, ıșık kirliliğini önlemek amacıyla, aydınlatma tasarımında dikkat edilmesi gereken hususlar özetlenmiștir. Bunlar;
i. Tüm uzaya ıșık dağıtan armatürler yerine, sadece alt yarı uzaya ıșık gönderen bașlıklı armatürlerin kullanılması;
Ad:  6.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  21.3 KB
ii. Projektörlerin bașlık içine alınması veya yerleștirilme açılarının değiștirilmesi;
Ad:  7.JPG
Gösterim: 19
Boyut:  36.6 KB
iii. Yansıtıcılı sistemler içine yerleștirilmiș lambalar söz konusu olduğunda, yansıtıcı konumlarının, üst yarı uzaya ıșık verilmeyecek șekilde ayarlanması;
Ad:  8.JPG
Gösterim: 17
Boyut:  20.6 KB
iv. Aydınlatılacak alana bağlı olarak, armatürlerin yerleștirildikleri yüksekliğe ve yerleștirilme açılarına dikkat edilmesi;
Ad:  9.JPG
Gösterim: 18
Boyut:  22.5 KB
v. Pano aydınlatmalarının panoyu üstten aydınlatacak armatürlerle yapılması; armatürlerin yere monte edilmesi durumunda ise, sadece panonun aydınlatıldığına dikkat edilmesi çok önemlidir.

SONUÇ
Doğal dengenin korunabilmesi amacıyla, ekolojik standartlar gelecekte daha da önemli olacaktır. Ülkemizin büyük șehirlerindeki ıșık kirliliği problemi gittikçe artmaktadır. Ișık kirliliği can ve mal güvenliğini tehlikeye atmakta, enerji israfına sebep olmaktadır. En kısa zamanda armatür üreticilerinin, aydınlatma tasarımcılarının ve sivil toplumun, ıșık kirliliği konusunda bilinçlenmesine yönelik çalıșmalara bașlanmalıdır.

İstanbul Teknik Üniversitesi


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç