Masaüstü Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Soru-Cevap > Anadolu'nun Türkleşmesinde Yunus Emre'nin rolü nedir?
«Önceki KonuSonraki Konu»
Misafir20:38, 23 Aralık 2010 
ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİNDE YUNUS EMERENİN ROLÜ NEDİR
En iyi cevap ThinkerBeLL tarafından gönderildi

Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİNDE YUNUS EMERENİN ROLÜ NEDİR
Yunus Emre’nin hayatı hakkında elimizdeki bilgiler yetersizdir. Hakkındaki kaynakların en önemlisi yazdığı şiirlerdir. Doğum ve ölüm tarihleri, genellikle 1240 ve 1320 yılları olarak kabul edilmektedir. Yunus Emre’nin kişiliğini ve şiirlerini daha iyi anlayabilmek için yaşadığı devir hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
11. yüzyılın ortalarında Horasan’da kurulan Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun sınırları Anadolu’ya kadar dayanmıştı. Bu dönemde Anadolu’ya hâkim bulunan Bizans İmparatorluğu, Türk tehdidinden kurtulmak için Haçlı seferleri düzenlemeye başladı. Bu savaşlarda Selçuklular, Haçlılara üstün geldi ve Anadolu’yu fethettiler. Bir süre sonra Büyük Selçuklu İmparatorluğu, yerini Anadolu Selçuklu Devletine bıraktı. Haçlı seferleri bu dönemde de devam etti. Bu savaşlarda Türkler başarılı oldularsa da, hem Anadolu harap oldu, hem de devlet ciddî şekilde zayıfladı.
Batıdan Haçlılar tarafından yıpratılmış olan Anadolu halkı, doğudan da Moğolların saldırılarına maruz kalmaya başladı. Moğollar 1231 tarihinde Sivas’a kadar gelmiş, halkın pek çoğunu öldürmüş, ordu gelinceye kadar çekilip gitmişlerdi. Bu saldırılarını zaman zaman tekrarlıyorlardı. Moğol istilasıyla iyice yıpranan halk, devlet korumasının yetersizliği sebebiyle kendi beyleri etrafında toplandı. Beyliklerin kuvvetlendiği ve birliğin bozulduğu bir süreç başladı. Beylikler bir yandan birbirleriyle, bir yandan Moğollarla, bir yandan da Selçuklu Devleti’yle mücadele ettiler.
Sonuç olarak, istilalar, isyanlar ve yerleşme sıkıntıları ile çeşitli sosyal rahatsızlıkların ve iç huzursuzlukların boy gösterdiği bir manzara Anadolu’ya hâkim oldu. Anadolu, Haçlı seferleri, Moğol akınları, çeşitli isyanlar ve saltanat kavgaları ile kaynayan bir kazan hâline geldi. Yunus Emre’nin kişiliğini, şiirlerini, manevî dünyasını şekillendiren yaşadığı devir, çok karışık ve insanların büyük acılar çektikleri bir dönemdi.
Yunus Emre böyle bir devirde hayatını, fikirlerini ve çabalarını Anadolu’da birlik ve beraberliğin kurulmasına harcamıştır. Tüm beylikleri gezmiş, onlara birlik olmanın önemini anlatarak büyük bir hizmet vermiştir. Daha gençlik yıllarında, bilinmez sebeplerin dertlerini içinde biriktirmeye başlamıştır. Derdi arttıkça, yalnızlık dostu, dertliler yoldaşı olmuştur. Kimin derdi olsa ona gitmiş, derdini O'nunla paylaşmaktan garip bir zevk amıştır. O, devamlı, Yaradan'a yalvararak dertlilerin derdine çareler aramıştır. Anadolu halkı onu çok iyi anlamış, kendine yakın bulmuş ve bağrına basmıştır. Bunun sebebi, Yunus’un halkın dertlerine, halkın gerçeğine yakın olmasıdır. O, halkın diliyle halka yönelmiş bir hakikat şairidir. O, en karmaşık, en derin hakikatleri bile halkın diliyle anlatmış, onları anlaşılır kılmıştır.
Yunus Emre, eserlerinde sevgiyi, hoşgörüyü anlatmıştır. Bu iki konuyu Türk halkına en etkili şekilde anlatan, onları bu konularda eğiten tasavvuf büyüklerinden biridir. O, hür fikirli, samimî, saf ve derindir. Şiirlerinde gösteriş ve süsten uzak durmuştur. İfadesi alabildiğine etkili ve kuvvetli; ancak dili çok sade bir Türkçe’dir. Türk dilini seçmekle, Türk kültürüne büyük bir hizmet yapmıştır. Anadolu'da millî edebiyatın doğmasına sebep olanlardan ve bu hususta en büyük rolü oynayanlardan birisidir.
Yunus, şiiri bir araç olarak görmüştür. Şiirleri öğretici ve gerçekçidir. Şiirlerinde, sanat yapmayı bir amaç olarak gözetmese de, hem halka en güzel şekilde hitap etmiş, hem de sanat dolu eserler vermiştir. O sürekli, sade halktan en üst düzeyde kültürlü ve eğitimli topluluklara kadar herkese seslenerek, vermek istediği mesajları hedeflerine ulaştırmıştır. Yollara düşmüş, şehir şehir, köy köy gezerek insanlara ulaşmış ve insanlara gerçekleri anlatmıştır. Yunus, hitap ettiği insanların toplumdaki seviyelerine bakmadığı gibi, onları dinine, mezhebine, ırkına, rengine göre de ayırmamıştır. İnsanlar arasında hiçbir ayırım gözetmemiştir. Tüm insanlığı kucaklayan bir tutum izlemiştir. O, ayrılıkçı değil; birlikçi, birleştirici bir insandır. Tasavvufu şiirlerinde en ince ayrıntılarına kadar anlatmıştır. Dilindeki sadelik, tasavvuf gerçeğinin halka ulaşmasını kolaylaştırmıştır.
Cevap
ThinkerBeLL21:19, 23 Aralık 2010 
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİNDE YUNUS EMERENİN ROLÜ NEDİR
Yunus Emre’nin hayatı hakkında elimizdeki bilgiler yetersizdir. Hakkındaki kaynakların en önemlisi yazdığı şiirlerdir. Doğum ve ölüm tarihleri, genellikle 1240 ve 1320 yılları olarak kabul edilmektedir. Yunus Emre’nin kişiliğini ve şiirlerini daha iyi anlayabilmek için yaşadığı devir hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
11. yüzyılın ortalarında Horasan’da kurulan Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun sınırları Anadolu’ya kadar dayanmıştı. Bu dönemde Anadolu’ya hâkim bulunan Bizans İmparatorluğu, Türk tehdidinden kurtulmak için Haçlı seferleri düzenlemeye başladı. Bu savaşlarda Selçuklular, Haçlılara üstün geldi ve Anadolu’yu fethettiler. Bir süre sonra Büyük Selçuklu İmparatorluğu, yerini Anadolu Selçuklu Devletine bıraktı. Haçlı seferleri bu dönemde de devam etti. Bu savaşlarda Türkler başarılı oldularsa da, hem Anadolu harap oldu, hem de devlet ciddî şekilde zayıfladı.
Batıdan Haçlılar tarafından yıpratılmış olan Anadolu halkı, doğudan da Moğolların saldırılarına maruz kalmaya başladı. Moğollar 1231 tarihinde Sivas’a kadar gelmiş, halkın pek çoğunu öldürmüş, ordu gelinceye kadar çekilip gitmişlerdi. Bu saldırılarını zaman zaman tekrarlıyorlardı. Moğol istilasıyla iyice yıpranan halk, devlet korumasının yetersizliği sebebiyle kendi beyleri etrafında toplandı. Beyliklerin kuvvetlendiği ve birliğin bozulduğu bir süreç başladı. Beylikler bir yandan birbirleriyle, bir yandan Moğollarla, bir yandan da Selçuklu Devleti’yle mücadele ettiler.
Sonuç olarak, istilalar, isyanlar ve yerleşme sıkıntıları ile çeşitli sosyal rahatsızlıkların ve iç huzursuzlukların boy gösterdiği bir manzara Anadolu’ya hâkim oldu. Anadolu, Haçlı seferleri, Moğol akınları, çeşitli isyanlar ve saltanat kavgaları ile kaynayan bir kazan hâline geldi. Yunus Emre’nin kişiliğini, şiirlerini, manevî dünyasını şekillendiren yaşadığı devir, çok karışık ve insanların büyük acılar çektikleri bir dönemdi.
Yunus Emre böyle bir devirde hayatını, fikirlerini ve çabalarını Anadolu’da birlik ve beraberliğin kurulmasına harcamıştır. Tüm beylikleri gezmiş, onlara birlik olmanın önemini anlatarak büyük bir hizmet vermiştir. Daha gençlik yıllarında, bilinmez sebeplerin dertlerini içinde biriktirmeye başlamıştır. Derdi arttıkça, yalnızlık dostu, dertliler yoldaşı olmuştur. Kimin derdi olsa ona gitmiş, derdini O'nunla paylaşmaktan garip bir zevk amıştır. O, devamlı, Yaradan'a yalvararak dertlilerin derdine çareler aramıştır. Anadolu halkı onu çok iyi anlamış, kendine yakın bulmuş ve bağrına basmıştır. Bunun sebebi, Yunus’un halkın dertlerine, halkın gerçeğine yakın olmasıdır. O, halkın diliyle halka yönelmiş bir hakikat şairidir. O, en karmaşık, en derin hakikatleri bile halkın diliyle anlatmış, onları anlaşılır kılmıştır.
Yunus Emre, eserlerinde sevgiyi, hoşgörüyü anlatmıştır. Bu iki konuyu Türk halkına en etkili şekilde anlatan, onları bu konularda eğiten tasavvuf büyüklerinden biridir. O, hür fikirli, samimî, saf ve derindir. Şiirlerinde gösteriş ve süsten uzak durmuştur. İfadesi alabildiğine etkili ve kuvvetli; ancak dili çok sade bir Türkçe’dir. Türk dilini seçmekle, Türk kültürüne büyük bir hizmet yapmıştır. Anadolu'da millî edebiyatın doğmasına sebep olanlardan ve bu hususta en büyük rolü oynayanlardan birisidir.
Yunus, şiiri bir araç olarak görmüştür. Şiirleri öğretici ve gerçekçidir. Şiirlerinde, sanat yapmayı bir amaç olarak gözetmese de, hem halka en güzel şekilde hitap etmiş, hem de sanat dolu eserler vermiştir. O sürekli, sade halktan en üst düzeyde kültürlü ve eğitimli topluluklara kadar herkese seslenerek, vermek istediği mesajları hedeflerine ulaştırmıştır. Yollara düşmüş, şehir şehir, köy köy gezerek insanlara ulaşmış ve insanlara gerçekleri anlatmıştır. Yunus, hitap ettiği insanların toplumdaki seviyelerine bakmadığı gibi, onları dinine, mezhebine, ırkına, rengine göre de ayırmamıştır. İnsanlar arasında hiçbir ayırım gözetmemiştir. Tüm insanlığı kucaklayan bir tutum izlemiştir. O, ayrılıkçı değil; birlikçi, birleştirici bir insandır. Tasavvufu şiirlerinde en ince ayrıntılarına kadar anlatmıştır. Dilindeki sadelik, tasavvuf gerçeğinin halka ulaşmasını kolaylaştırmıştır.

Cevap
Misafir21:31, 23 Aralık 2010 
ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİNDE YUNUS EMERENİN ROLÜ NEDİR YARDIM EDEBİLİRMİSNİZ ?
Cevap
Misafir13:56, 8 Kasım 2012 
ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİNDE YUNUS EMERENİN ROLÜ NEDİR
Yunus Emre’nin hayatı hakkında elimizdeki bilgiler yetersizdir. Hakkındaki kaynakların en önemlisi yazdığı şiirlerdir. Doğum ve ölüm tarihleri, genellikle 1240 ve 1320 yılları olarak kabul edilmektedir. Yunus Emre’nin kişiliğini ve şiirlerini daha iyi anlayabilmek için yaşadığı devir hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
11. yüzyılın ortalarında Horasan’da kurulan Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun sınırları Anadolu’ya kadar dayanmıştı. Bu dönemde Anadolu’ya hâkim bulunan Bizans İmparatorluğu, Türk tehdidinden kurtulmak için Haçlı seferleri düzenlemeye başladı. Bu savaşlarda Selçuklular, Haçlılara üstün geldi ve Anadolu’yu fethettiler. Bir süre sonra Büyük Selçuklu İmparatorluğu, yerini Anadolu Selçuklu Devletine bıraktı. Haçlı seferleri bu dönemde de devam etti. Bu savaşlarda Türkler başarılı oldularsa da, hem Anadolu harap oldu, hem de devlet ciddî şekilde zayıfladı.
Batıdan Haçlılar tarafından yıpratılmış olan Anadolu halkı, doğudan da Moğolların saldırılarına maruz kalmaya başladı. Moğollar 1231 tarihinde Sivas’a kadar gelmiş, halkın pek çoğunu öldürmüş, ordu gelinceye kadar çekilip gitmişlerdi. Bu saldırılarını zaman zaman tekrarlıyorlardı. Moğol istilasıyla iyice yıpranan halk, devlet korumasının yetersizliği sebebiyle kendi beyleri etrafında toplandı. Beyliklerin kuvvetlendiği ve birliğin bozulduğu bir süreç başladı. Beylikler bir yandan birbirleriyle, bir yandan Moğollarla, bir yandan da Selçuklu Devleti’yle mücadele ettiler.
Sonuç olarak, istilalar, isyanlar ve yerleşme sıkıntıları ile çeşitli sosyal rahatsızlıkların ve iç huzursuzlukların boy gösterdiği bir manzara Anadolu’ya hâkim oldu. Anadolu, Haçlı seferleri, Moğol akınları, çeşitli isyanlar ve saltanat kavgaları ile kaynayan bir kazan hâline geldi. Yunus Emre’nin kişiliğini, şiirlerini, manevî dünyasını şekillendiren yaşadığı devir, çok karışık ve insanların büyük acılar çektikleri bir dönemdi.
Yunus Emre böyle bir devirde hayatını, fikirlerini ve çabalarını Anadolu’da birlik ve beraberliğin kurulmasına harcamıştır. Tüm beylikleri gezmiş, onlara birlik olmanın önemini anlatarak büyük bir hizmet vermiştir. Daha gençlik yıllarında, bilinmez sebeplerin dertlerini içinde biriktirmeye başlamıştır. Derdi arttıkça, yalnızlık dostu, dertliler yoldaşı olmuştur. Kimin derdi olsa ona gitmiş, derdini O'nunla paylaşmaktan garip bir zevk amıştır. O, devamlı, Yaradan'a yalvararak dertlilerin derdine çareler aramıştır. Anadolu halkı onu çok iyi anlamış, kendine yakın bulmuş ve bağrına basmıştır. Bunun sebebi, Yunus’un halkın dertlerine, halkın gerçeğine yakın olmasıdır. O, halkın diliyle halka yönelmiş bir hakikat şairidir. O, en karmaşık, en derin hakikatleri bile halkın diliyle anlatmış, onları anlaşılır kılmıştır.
Yunus Emre, eserlerinde sevgiyi, hoşgörüyü anlatmıştır. Bu iki konuyu Türk halkına en etkili şekilde anlatan, onları bu konularda eğiten tasavvuf büyüklerinden biridir. O, hür fikirli, samimî, saf ve derindir. Şiirlerinde gösteriş ve süsten uzak durmuştur. İfadesi alabildiğine etkili ve kuvvetli; ancak dili çok sade bir Türkçe’dir. Türk dilini seçmekle, Türk kültürüne büyük bir hizmet yapmıştır. Anadolu'da millî edebiyatın doğmasına sebep olanlardan ve bu hususta en büyük rolü oynayanlardan birisidir.
Yunus, şiiri bir araç olarak görmüştür. Şiirleri öğretici ve gerçekçidir. Şiirlerinde, sanat yapmayı bir amaç olarak gözetmese de, hem halka en güzel şekilde hitap etmiş, hem de sanat dolu eserler vermiştir. O sürekli, sade halktan en üst düzeyde kültürlü ve eğitimli topluluklara kadar herkese seslenerek, vermek istediği mesajları hedeflerine ulaştırmıştır. Yollara düşmüş, şehir şehir, köy köy gezerek insanlara ulaşmış ve insanlara gerçekleri anlatmıştır. Yunus, hitap ettiği insanların toplumdaki seviyelerine bakmadığı gibi, onları dinine, mezhebine, ırkına, rengine göre de ayırmamıştır. İnsanlar arasında hiçbir ayırım gözetmemiştir. Tüm insanlığı kucaklayan bir tutum izlemiştir. O, ayrılıkçı değil; birlikçi, birleştirici bir insandır. Tasavvufu şiirlerinde en ince ayrıntılarına kadar anlatmıştır. Dilindeki sadelik, tasavvuf gerçeğinin halka ulaşmasını kolaylaştırmıştır.

Kaynak: Anadolu'nun Türkleşmesinde Yunus Emre'nin rolü nedir?
Cevap
Misafir21:34, 24 Kasım 2012 
yunus emrenin eğitim aldığı kişiler kimlerdir
Cevap
Misafir22:36, 1 Aralık 2012 
anadolunun türkleşmesine katkılarını çok kısa yazmam lazım zamanım da yok yardımcı olurmusunuz yani bu yazıyı kısalta bilir misiniz....
Cevap
Misafir18:14, 13 Kasım 2013 
yunus emrenin anadolunu türk yurdu olmasına katkıları nelerdir
Cevap
Misafir14:45, 14 Kasım 2013 
yunus emrenin eğitim aldığı kişiler kimlerdir????acill cevap
Cevap
«Önceki KonuSonraki Konu»
Tüm Soru-Cevap Konuları
Benzer Konular
Anadolu'nun Türkleşmesinde Hacı Bektaş-ı Veli'nin rolü nedir?
Anadolu'nun Türkleşmesinde Mevlana'nın rolü nedir?
Yunus Emre'nin fotoğraflarını bulur musunuz?
Yunus Emre'nin okuduğu okullar nelerdir?
Yunus Emre'nin yaşadığı yüzyıldaki sanat anlayışı nedir?