Arama

Arkeojeofizik

Güncelleme: 25 Temmuz 2013 Gösterim: 6.181 Cevap: 1
buz perisi - avatarı
buz perisi
VIP Lethe
11 Haziran 2012       Mesaj #1
buz perisi - avatarı
VIP Lethe
Arkeojeofiziğin Bilimleri

Sponsorlu Bağlantılar
Arkeolojide jeofizik yöntemler, uygulama alanı olarak kalıntı arama, kalıntı kurtarma, kalıntı yaşlandırma olmak üzere üçe ayrılır.

Kalıntı arama
Kalıntı arama kendi içinde; a- Yerleşim yerinin belirlenmesi için bölgesel; b- Belirlenen yerleşim yeri içinde sürdürülen ayrıntı çalışmalar olmak üzere ikiye ayrılır. Çoğunlukla uygulamalar halihazırda belirlenen yerleşim alanlarında, kazı izlencesini yönlendirici, yerel yüksek ayrımlı jeofizik yöntemlerle yeraltı haritalamaları biçimindedir. Bölgesel yerleşim yerlerinin bulunmasında kullanılan yöntemler ise; hava ya da uzaydan çekilen fotoğraflar yakın kızılötesi çekimler ya da sayısal imgeleme (imargery) yöntemleridir. Kalıntıların derine gömülü olduğu ya da yersel ve politik koşullar nedeniyle yaklaşılamayan yerlerde Isısal Kızılötesi (Thermal Infrared) yöntemleri uygulanır. Elektrik, Yapay Uçlaşma (IP), Elektromagnetik (EM), Elektromagnetik Radar, Radiometrik, Magnetik Gravite ve Sismik yöntemler, arkeojeofizikte ençok kullanılan yüzey arama yöntemleridir.

Kalıntı Kurtarma
Geleneksel arkeolojik kazılar, daha önce insanın yaşadığını belli eden, yüzeyde kalıntılar içeren ya da yerleşim üzerine tarihsel bilgilerin ya da jeofizik belirteçlerin olduğu yerlere yoklama çukurları ya da delmeler yaparak sürdürülür. Kazının amacı, daha sonraki deneyler, istatistik çalışmalar ve diğer buluntularla ilgili üçboyutlu ilişkiyi belirlemek üzere kültürel ve biyolojik belgelerin derlenmesidir.

Bu üç boyutlu ilişki:
1. Kazı Yeri:
Seçilen bir alanda yüzey belirteci içersin ya da içermesin kazının nereden başlayacağı sorundur. Her yana çakma ya da delme yaparak yitirilen zaman ve artan giderler arkeologları mutlu etmez. Yönlendirmenin, kazı öncesi, jeofizik ölçümlerle belirlenmesi hedefe daha kısa sürede, daha ekonomik varmak için tercih edilir.

2. Kazı Süresi:
Arkeologlar için üzücü yan, yıllarca gömülü olarak korunan eserlerin kazı ile yüzeye çıkarak bozuşması, küflenmesi ya da yağma edilmesi ya da birbirlerine göre konumlarının değiştirilmesidir. O nedenle, kazının zarar vermeden, birbirleri ile ilişkili yerlerde başlanıp bitirilmesi istenir.

3. Eski Yerleşim Alanının Yeni Kullanıma Açılması:
Günümüzde ise, insanlık, gerek çevrecilerin baskısı ile gerekse yasalarla arkeolojik alanların yerlerinin belirlenmesi ve bu gibi yerlerin tümüyle yitirilmeden korunmaya alınmasına özen göstermektedir.
Jeofizik yöntemlerin uygulanmasıyla eski bina temelleri, daha önce toprak ya da kaya içine kazılan yerler, boş odalar, gömüler, taş, kil ve kireç ocakları, gömülü sütunlar, çöp döküm alanları, eski kentler, kolay, çabuk ve ekonomik olarak bulunabilmektedir.

Kalıntı Yaşı Belirleme
Arkeomagnetizma kapsamındaki bu işlemde, kil ve kireç ocağından toplanan örneklerin son yakma zamanında kazandıkları yerin o günkü mıknatıslanma yönünün, yer magnetik alanının seküler değişim tarihçesine göre olduğu yere bakarak uygarlığın son bulduğu tarih belirlenebilir.

Arkeojeofiziğin Kullanım Araçları

Yukarıda sözü edilen fiziksel parametrelerdeki değişimler araştırılarak, izlenen arkeolojik amaçlara ulaşılabilir.

A) Elektrik Yöntem Özdirenç Araştırır:
1. Sit alanlarının sınırlarını belirlemede.
2. Gömülü kalıntıların yerlerini, derinliklerini, geometrilerini belirleme ve eski kent planını görüntülemede.
3. Tümülüslerin yapısını çıkarma ve kazı yönlendirmede.
4. Yeraltına çizili boş odaların yer ve boyutlarını belirlemede.
5. Eski su yolları ve yeraltı donanımını belirlemede.
B) Elektromagnetik Yöntemi İletkenlik Araştırır:
1. Gömülü definelerin yer, derinlik ve boyutlarını.
2. Yeraltındaki eski ve tesisatların uzanımlarını belirlemede.
C) Magnetik Yöntem: Mıknatıslanma Araştırır:
1. Kalıntı yeri, eski kil üretim ocak ve fırınları.
2. Uygarlık yaşı belirlemesi.
D) Gravite Yöntemi Yoğunluk Araştırır:
1. Sit alanı sınırları.
2. Yeraltı boşlukları, gömülü odalar, yer, boyut ve derinlikleri.
3. Tümülüs araştırması.
E) Sismik Yöntem Hız Araştırır:
1. Akıntı kanalları, körfezler, göller, lagünler, ayırıcı engeller, tuz ya da şeyl domları ve karstik boşluklar.
2. Denizin karaya doğru ilerlediği (trangressive) ya da gerilediği (regressive) yerler belirlenir.
3. Yeraltı boşlukları.
Arkeojeofizik ve Jeofizik

Arkeolojik aramalarda, çevre dostu olan jeofizik, yoklama (sondaj) kazılarından önce başvurulan ve yeraltında gömülü kalıntıların yer, biçim, uzanım, derinlik özelliklerini üç boyutta veren tek bilimsel yöntemdir. Jeofizik aygıtlarla yeraltının hız, iletkenlik, yoğunluk, mıknatıslanma, sıcaklık gibi fiziksel özellik değişimleri, yeraltına im (sinyal) yollanarak saptanır. Çok gelişmiş elektronik ve bilgisayar teknolojisi ürünü olan bu aygıtlar; yeraltı radarı, mikrogravimetre, magnetometre, termal infrared, NMR, elektro çeker, spectral elektromagnetik, uydu çekimleri, sismik ve metal detektörler olarak sayılabilir.

Jeofiziğin; arkeoloji, kent tasarlanması (planlanması) ve arazi kullanımında dünyada çok yaygın uygulama alanları vardır. Jeofizik bilimi ile arkeolojik kazı yönlendirilerek, kalıntılar bozulmadan, daha çabuk, daha az giderle çıkarılır. Bugün dünyada, kentsel tasarımlar (planlar) yapılmadan önce yeraltı jeofizik haritaları mutlaka istenmektedir. Batı ve Doğu Berlin'in birleşmesiyle, bugünlerde yeniden kent tasarımı ve alan kullanımı yapılan Berlin'de özel bir jeofizik işletmesi Berlin yeraltı kalıntıları için benzer jeofizik araştırmalar yapmaktadır. İstanbul Boğazı gibi değerli boş arsaların olduğu yerlerde eski bir yapının temellerinin olup olmadığına bakılması yine jeofizik teknikler ile araştırılıyor.

Türkiye'de arkeojeofizik çalışmalar 1960'lı yıllarda Keban kurtarma kazıları ile başladı. Bugünlere değin antik kent oturma alanlarının belirlenmesi, yeraltı odalarının, kazı alanlarının çıkarılması, gömülerin bulunması, yatır (tümülüs) ve höyük araştırmaları, uygarlık yaşı belirleme gibi uygulamalarla, özel girişimci. üniversite Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile sınırlı ilişkiler içinde sürüyor. Ancak, henüz koruma kurullarının müzelerinin ve bakanlığın, ne kadrosunda bir jeofizik mühendisi, ne danışmanı, ne de jeofizik uygulamalar için bir zorlayıcı yönetmenliği vardır. Buna karşın tüm yabancı kazıcılar, jeofizik hizmetlerini genellikle yurtdışından almaktadır.

Arkeojeofizik
Yurdumuzda Jeofizik Mühendisliği içinde gelişmiş olan 'arkeojeofizik'in tanıtımı aşağıda yapılmıştır.
Arkeolojik kalıntıların aranmasında kullanılan jeofizik yöntemlere arkeojeofizik araştırmalar denir.
Arkeojeofizik, eski ile yeni uygarlıkların arasında tarihin oynadığı "ben sakladım sen bul" oyunudur. Nereye saklanmış? Ne zaman saklanmış ise jeofiziğin ve arkeolojinin arayışıdır.
Bu tür aramada jeofizik; arkeoloji biliminin kılavuzluğunda, yeraltının fiziksel özelliklerinde değişimin belirlenmesini izler. Bu fiziksel özellikler, elektrik dirençte, sıcaklık soğurmada, mıknatıslanma duyarlığında, yoğunlukta, dielektrik özellikte, sismik yansıtmada farklılıklardır. Buna göre jeofizik yöntemler sırası ile; elektrik, termal, elektromagnetik, magnetik, gravite, yeraltı radarı ve polarizasyon (uçlaşma) ve sismik yöntem gibi, sınıflandırılır.

Arkeolojik kalıntılarda elektriksel dirençteki farklılıkların nedenleri; kalıntı ve gömü ile çevrenin direnç ayrılığı, nemlilik, gözeneklilik ve iyon yoğunluğu, toprağın gevşek ve sıkılığı, taşın ve toprağın mineral katkılarıdır. Arkeolojik katkılarda mıknatıslanma kaynakları ise; gömü ve kalıntı içindeki mıknatıslanır minerallerin oranı, uygarlık yaşında sıcaklıkla hematitin magnetite dönüşü ile kazanılan ısıl kalıcı (thermo remanent) magnetizma, ya da biyolojik olarak organizmaların eski çöplüklerdeki hematiti ayrıştırma ile magnetite dönüştürmesi, metal yığınları ve benzer mıknatıslanma özellikleridir.
Arkeolojik kalıntılarda yoğunluk ayrılığının kaynağı; yoğun taş ile yeğin toprak arasındaki farklılık, dolu ve boş gömülü hacimler gibi özelliklerdir.

Dielektrik ayrılık kaynağı; nemlilik, su, hacimsel ve saçılmış minerallerin yarattığı dielektrik özelliktir. Arkeolojik kalıntılarda yansıtma, özelliğindeki değişimin kalıntı sıklığı ve yoğunluğunun ses ve elektromagnetik dalgayı yansıtma ve geçirme özelliğindeki değişimlerdir.

gozlemci.net

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
In science we trust.
_Ceyda_ - avatarı
_Ceyda_
Ziyaretçi
25 Temmuz 2013       Mesaj #2
_Ceyda_ - avatarı
Ziyaretçi
Arkeojeofizik
MsXLabs.org
Sponsorlu Bağlantılar

Arkeolojik kazılar yüksek maliyetli ve zaman alıcı çalışmalardır. Ayrıca arkeolojik yapı kalıntılarının yer altındaki konumlarının, derinliklerinin ve uzanımlarının tahmin edilmesinin arkeologlar için oldukça güç olması, kazılara tam olarak nereden başlanacak olacağı konusundaki sorunların yanı sıra, kazı sırasında tarihi yapıların zarar görebilme veya harcanan iş gücü ve maddiyat sonucunda olumlu sonuç almama riskide bulunabilmektedir. Jeofizik çalışmalar, arkeolojinin yukarıda sıralanan sorunların çözümünde; arkeolojik yapı kalıntısına herhangi bir hasar vermeden yüzeyden yürütülen çalışmalarla kalıntının yeri, derinliği ve yapının büyüklüğü ile konumunu belirleyerek arkeolojik kazıya katkı sağlamaktadır. Uygulamalı jeofiziğin geleneksel uğraşlarına oranla jeofizikte aranan yapıların boyutlarının ve derinliğinin çok küçük olması hassas bir çalışmayı gerektirmektedir.Arkeojeofizik araştırmanın başarısı, arkeolojik yapı kalıntısı özelliklerine göre seçilecek jeofizik yöntemle doğrudan ilişkilidir. Gömülü antik yapı kalıntılarını aramada çözüm gücü yüksek birkaç yöntemin birlikte uygulanması ile daha başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ayrıca uygulanan yöntemle birlikte, gerçek yeraltı modeline yakınsayabilecek ve çalışmanın amacına uygun sonuçlar üretebilecek veri-işlem teknikleri kullanılmalıdır. Arkeojeofizik araştırmalarda Yer Radarı (Ground Penetrating Radar-GPR) yöntemi, bulunduğu ortamda yüksek belirti üreten arkeolojik kalıntıları kolaylıkla belirlemenin yanısıra, uygulama kolaylığı, az sayıda personel gerektirmesi ve kısa sürede çok geniş alanların taranabilmesi gibi nedenlerle oldukça sık kullanılan ve tercih edilen yöntemdir.

Hızlı Cevap
Mesaj:

Etiketler: Arkeojeofizik