Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 111.573|Cevap: 5|Güncelleme: 24 Haziran 2016

Marie Curie

virtuecat
2 Ekim 2006 16:51   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Curie Marie

Ad:  Marie Curie1.jpg
Gösterim: 134
Boyut:  45.5 KB

MARİA SKLODONVSKA
(d. 7 Kasım 1867, Varşova - ö. 4 Temmuz 1934, Sallanches yakınları, Fransa)
Sponsorlu Bağlantılar
radyoaktiflik üzerine çalışmalarıyla iki kez Nobel Ödülü kazanan Polonya asıllı Fransız fizikçi.

1903’te Nobel Fizik Ödülü’nü Henri Becquerel ve eşi Pierre Curie ile paylaşmış, 1911’de ise Nobel Kimya Ödülü’nü tek başına kazanmıştır.
Henüz küçük bir çocukken son derece güçlü belleğiyle dikkati çeken Maria Sklodovvska, ortaöğrenimini bir Rus lisesinde gördü ve 16 yaşında altın madalya ödülüyle mezun oldu. Matematik ve fizik öğretmeni olan babası, tüm varlığını başarısız yatırımlarda yitirdiğinden, Maria hemen üniversite öğrenimine başlayamadı. Özel dersler vererek aile bütçesine katkıda bulunurken, bir yandan da Leh gençlerinin oluşturduğu gizli milliyetçi “özgür üniversite”de kadın işçilere lehçe kitaplar okudu. On sekiz yaşında varlıklı ailelerin yanında özel öğretmenlik yapmaya başladı, bu arada mutsuz bir aşk yaşadı. Kazandığı parayla Paris’te tıp öğrenimi gören kızkardeşi Bronia’nın giderlerini karşıladı.

1891’de Paris’e giderek Sorbonne’da Paul Appel, Gabriel Lippmann ve Edmond Bouty’nin derslerini izlemeye başladı. Orada Jean Perrin, Charles Maurain ve Aime Cotton gibi ünlü fizikçilerle tanıştı. Bu dönemde, bir öğrenci mahallesinde tuttuğu çatı katında oldukça yoksul bir yaşam süren Sklodowska, sabahlara değin sürdürdüğü zorlu bir çalışma sonunda, 1893’te fizik lisansı sınavını başarıyla vererek Lipp- mann’ın araştırma laboratuvarında çalışmaya başladı ve 1894’te de matematik lisansı sınavını ikincilikle verdi. Aynı yılın ilkbaharında Pierre Curie’yle tanıştı.

25 Temmuz 1895’te evlenen Marie ve Pierre Curie, yıllar boyu sürecek verimli bir işbirliğinin temelini de atmış oluyorlardı; nitekim birlikte, 1898 yazında polonyumu (Marie anayurduna ithafen buluşlarına bu adı verecekti), birkaç ay sonra da radyumu bularak bilim tarihinde yeni bir çığır açacaklardı. Hazırlayacağı tez için özgün bir konu arayan Marie Curie, Henri Becquerel’in 1896’da keşfettiği yeni bir olgudan kalkarak (sonradan bu olguya “radyoaktiflik” adını verecekti), uranyumda rastlanan bu özelliğin öteki elementlerde de bulunup bulunmadığını araştırmaya girişti. Bir süre sonra, toryumun da aynı özelliğe sahip olduğunu G. C. Schmidt ile aynı zamanda buldu.

Daha sonra çalışmalarını mineraller üzerinde yoğunlaştıran Curie, katışkısız uranyuma oranla çok daha etkin (aktif) bir madde olan pekblendi (uranyum oksit minerali uranititin şekilsiz, kara ve ziftli bir türü) incelemeye başladı. Pekblendin bu yüksek etkinlik özelliği, cevher içinde az miktarlarda bulunan, çok etkin bilinmeyen bir başka maddeye bağlanıyordu. Marie Curie’nin sorunu çözmek için giriştiği araştırmalara eşi Pierre de katıldı ve ortak çalışmalarının sonucunda polonyum ve radyum elementlerini buldular. Pierre Curie, temel olarak yeni ışınım türlerinin fiziksel özelliklerini araştırırken, Marie Curie de metal halde katışkısız radyum elde etme çalışmalarına girişti ve bir süre sonra eşinin öğrencilerinden A. Debierne’in de yardımıyla başarıya ulaştı. Araştırmalarından elde ettiği sonuçlara dayalı olarak hazırladığı Recherches sur les substances radioactives (Radyoaktif Maddeler Üstüne Araştırmalar) başlıklı teziyle Haziran 1903’te doktora derecesini alan Marie Curie, ayrıca Pierre ile birlikte Royal Society’nin Davy Madalyası’yla ödüllendirildi. İki bilim adamı radyoaktifliğe ilişkin çalışmalarıyla da 1903 Nobel Fizik Ödülü’nü Becquerel ile paylaştılar.

1897 ve 1904’te kızları irene ve Eve’in doğumu Marie’nin yoğun bilimsel çalışmalarını engellemedi. 1900’de Sevres’deki Yüksek Öğretmen Okulu’nun (Ecole Normale Superieure) kız öğrencilerine fizik dersi vermeye başladı ve burada deneysel çalışmaya dayalı yeni bir öğretim yöntemi geliştirdi. Eylül 1904’te Pierre Curie’nin yönettiği laboratuvara başasistan olarak atandı.
19 Nisan 1906’da Pierre Curie’nin bir trafik kazasında ölmesi Marie’yi derinden sarstı; ama bu olay aynı zamanda onun meslek yaşamında bir dönüm noktası oluşturacak ve Marie Curie artık kendisini tümüyle bilimsel çalışmalarına adayacaktı. 13 Mayıs 1906’da Curie, eşinin ölümüyle boşalan Sorbonne Üniversitesi’nin fizik kürsüsüne atandı ve bu üniversitede ders veren ilk kadın öğretim görevlisi oldu. 1908’de profesörlüğe yükseltildi ve 1910’da radyoaktiflik üzerine gerçekleştirdiği bilimsel çalışmalarını yayımladı. Katışkısız radyum elde etmeyi başarması nedeniyle de 1911’de Nobel Kimya Ödülü’nü kazandı. 1914’te Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etti.

I. Dünya Savaşı sırasında Marie Curie, kızı irene ile birlikte, Fransız ordusunda radyoloji servislerinin kurulmasına yönelik çalışmalar yaptı. 1918’de Radyum Enstitüsü’nün tüm hazırlıkları tamamlanmış ve Curie’nin yönetimi altında, Irene’in de dahil olduğu güçlü bir çalışma kadrosu kurulmuştu; bu kuruluş kısa süre içinde nükleer fizik ve kimya dalında uluslararası üne sahip bir merkez durumuna gelecekti. Bu dönemde ününün doruğuna ulaşan ve 1922’de Tıp Akademisi’nin üyeliğine seçilen Curie, bundan sonraki çalışmalarını radyoaktif maddelerin kimyasal yapılarının araştırılması ve bu maddelerin tıp alanındaki uygulamaları üzerinde yoğunlaştırdı.
Ad:  Marie Curie4.jpg
Gösterim: 116
Boyut:  86.1 KB

1921’de Marie Curie, iki kızıyla birlikte Amerika’ya görkemli bir ziyaret yaptı ve burada Başkan Warren G. Harding kendisine Amerikan kadınlarının aralarında topladıkları parayla satın aldıkları 1 gr radyumu armağan etti. Curie, Belçika, Brezilya ve Çekoslovakya’ya da geziler düzenleyerek buralarda dersler verdi. Milletler Cemiyeti Konseyi tarafından Uluslararası Düşünsel İşbirliği Komisyonu’nun üyeliğine getirildi. Ayrıca, Paris’te Curie Vakfı’nın kurulmasına öncülük etti ve Varşova’da kızkardeşi Bronia’nın yönetimindeki Radyum Enstitüsü’nün açılışını yaptı.

Marie Curie’nin en önemli katkılarından biri de, yalnızca hastalıkların iyileştirilmesi için değil, aynı zamanda nükleer fizik araştırmalarına kaynak sağlamak amacıyla radyoaktif elementlerin biriktirilmesinin zorunluğunu göstermesiydi. Onun bu çabalarının sonucunda toplanan radyoaktif maddeler, 1930’lardan sonra geliştirilen parçacık hızlandırıcılarının ortaya çıkmasına kadar yararlanılan yegane kaynak oldu. Paris Radyum Enstitüsü’nün yıllarca radyum D ve polonyum toplayarak biriktirdiği 1,5 gr radyum, 1920’lerin sonlarında ve 1930’ların başlarında gerçekleştirilen deneylerin ve bu arada irene Curie’nin, 1926'da evlendiği Frederic Joliot ile birlikte (bak. Joliot- Curie, Frederic ve irene) yürüttüğü araştırmaların başarıya ulaşmasında önemli rol oynadı. Bu çalışmalar, Sir James Chadwick’in nötronu bulmasına, özellikle de 1934’te irene ve Frederic Joliot-Curie’lerin yapay radyoaktifliği keşfetmelerine giden yolu açtı. Marie Curie bu buluştan birkaç ay sonra radyoaktif ışınların neden olduğu kan kanserinden öldü. Fiziğe olan katkıları yalnızca, kendisine iki Nobel Ödülü getiren çalışmalarıyla değil, aynı zamanda kendinden sonra gelen nükleer fizikçiler ve kimyacılar kuşağı üzerinde bıraktığı kalıcı etkilerle belirlenen Marie Curie, bilimsel buluşların hiçbir karşılık beklemeksizin insanlığın hizmetine sunulması gerektiğini ölünceye değin inançla savunarak bilim tarihindeki yerini almıştır.

kaynak: Ana Britannica


Son düzenleyen Safi; 24 Haziran 2016 05:02
Diğer Konular:
18 Şubat 2008 17:43   |   Mesaj #2   |   
KisukE UraharA - avatarı
VIP !..............!

Marie CURIE (1867-1934) ve Pierre CURIE (1859-1906)


Curie'ler, bir atom çekirdeğinin ışınım­lar yayarak kendiliğinden parçalanıp başka bir elementin atomuna dönüşmesi olan radyo­aktiflik konusundaki ilk çalışmaları gerçekleş­tirenler arasında seçkin bir yere sahiptir.
Ad:  Marie Curie2.jpg
Gösterim: 130
Boyut:  32.2 KB

Polonyalı bir fizik ve matematik profesörü­nün kızı olan Marie Sklodowska Varşova'da doğdu. 1891'de Paris'e giderek Sorbonne Üniversitesi'nde fizik ve matematik eğitimi gördü. 1895'te Fransız fiziksel kimyacı Pierre Curie ile evlendi. Pierre Curie 16 yaşındayken Sorbonne'a girmiş, iki yılda diploma alarak aynı üniversitede asistan olmuştu. Kristallerin ısıyla elektriklenmesini (piroelektrik) araştı­ran ve kristallerin basınçla elektriklenmesi (piezoelektrik) olgusunu bulan Pierre Curie, magnetizma konusundaki teziyle 1895'te dok­tora derecesini almıştı. Pierre Curie'nin bazı kristallerin titreşince elektrik ürettiğini ve elektrik verilince titreştiğini bulması kristalle­rin radyolarda kullanılmasına yol açmıştır.

Marie ve Pierre Curie evlendikten sonra bilimsel araştırmalarını birlikte sürdürdüler; Fransız fizikçi Henri Becquerel'in 1896'da uranyum elementinde varlığını ortaya koydu­ğu ve sonradan radyoaktiflik olarak adlandırı­lan olguyu incelemeye başladılar. Marie Curie toryumun da uranyum gibi radyoaktif­lik özelliği gösterdiğini buldu; çeşitli maddele­rin yaydığı radyasyonu karşılaştırmak için özel bir elektroskop geliştirdi. Uranyum elde etmekte kullanılan pekblend cevherinin uranyumdan daha rad­yoaktif olduğunu görerek, bu cevher içinde uranyumdan daha radyoaktif bir madde ol­ması gerektiği sonucuna vardı. Curie'ler, uran­yumu ayrılmış tonlarca pekblend artığı üze­rinde araştırma yaparak, bu çok radyoaktif maddeyi cevherden ayırmak için çalışmaya giriştiler. Eski bir barakada çok güç koşullar­da yürüttükleri ve sık sık para sıkıntısıyla engellenen çalışmalarında, birçok kez yinele­dikleri kimyasal işlemler sonunda 1898'de cevherdeki çok radyoaktif maddeyi ayırmayı başardılar. Tonlarca pekblend kullanarak çok az miktarda elde edebildikleri ve radyoaktifli­ği uranyuma oranla binlerce kez fazla olan bu madde iki elementten oluşuyordu. Bunlardan birine, Madam Curie'nin anavatanı Polonya'nın adını yücelt­mek amacıyla polonyum adı verildi; öbürüyse radyum olarak adlandırıldı. Ama, Madam Curie saf radyumu ancak 1910'da elde edebil­di.
Bu çalışmanın yanı sıra, Curie'ler radyum­dan yayılan radyasyonu incelediler; magnetizmanın radyasyon üzerindeki etkisini ve rad­yasyonun ısıtma gücünü araştırdılar. Curie'lerin çalışmaları daha sonraki nükleer fizik araştırmalarının temelini oluşturdu.

Pierre Curie 1900'de Sorbonne'da öğretim üyesi oldu. Marie Curie "Recherches sur les substances radioactives" (Radyoaktif Maddeler Üzerine Araştırmalar) adlı teziyle 1903'te doktora derecesi aldı. Aynı yıl, Pierre Curie ve Henri Becquerel ile birlikte Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı. Üç yıl sonra Pierre Curie bir yük arabasının çarpması sonucu Paris'te ölünce, Marie Curie kendini tümüyle araştır­malarına verdi. 1906'da, Pierre'in ölümüyle boşalan Sorbonne Üniversitesi fizik kürsüsü­ne atandı ve Sorbonne'da ders veren ilk kadın oldu. 1908'de profesörlüğe yükseldi ve 1911'de Nobel Kimya Ödülü'nü de alarak iki kez Nobel Ödülü alan ilk kişi oldu.

Marie Curie I. Dünya Sava­şı sırasında Fransız hastanelerinde radyoloji servisleri kurulması için çalıştı. Daha sonra, Paris Üniversitesi'nde kurulmasına öncülük ettiği Radyum Enstitüsü'nün araştırma bölü­mü başkanı oldu. 1922'de Tıp Akademisi üyeliğine seçilen Madam Curie radyoaktif maddelerin tıptaki kullanım olanakları konu­sunu araştırmaya yöneldi.


Bilimle uğraşan çok az kişi Curie'lerden daha güç koşullar altında çalışmıştır. Paraları­nın çoğunu gerekli aygıt ve gereçleri almak amacıyla harcadıkları için, yoksul mahalleler­de yaşadılar; çoğu zaman yeterince yiyecek bulamadılar; rüzgâra ve yağmura karşı yete­rince korunmamış bir barakayı laboratuvar olarak kullandılar. O günlerde radyoaktif maddelerin insan sağlığı için yarattığı tehlike­ler hiç bilinmiyordu. Marie Curie radyum bileşikleri ile çalışırken oluşan yanıklar yü­zünden çok acı çekti ve radyoaktif ışınımın neden olduğu kan kanserinden öldü.
Bu iki büyük öncünün anısına, bir radyoak­tiflik birimine "curie" adı verilmiştir. Büyük kızları Irene Joliot-Curie de radyoaktiflik konusunda araştırmalar yapmış ve Nobel Kimya Ödülü'nü almıştır.

MsXLabs.org & Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 24 Haziran 2016 04:44
25 Mayıs 2009 01:02   |   Mesaj #3   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Marie Curie

Ad:  Marie Curie3.jpg
Gösterim: 172
Boyut:  47.3 KB

(1867 Varşova/Polonya-1934 Saint Cellemoz/Fransa)
Marie Curie, Fransız fizikçi ve kimya bilgini.

Madam Curie, 1867 yılında Varşova`da doğdu. Onu fizikle ilgilenmeye fen öğretmeni olan ablası yönlendirdi. Polonyum ve radyum isimlerini verdiği iki tane madde buldu. Özellikle radyum kanser tedavisinde çok yararlı oldu.İlk kez bilim nobel ödülünü alan bilim insanı oldu.

Polonya asıllıdır. İlk derslerini bir matematikçi olan babasından aldı. Varşova'da öğretmenlik yaptı. 1891'de Paris'te Sorbonne Üniversitesi'ne girdi. Okulu bitirdikten sonra öğretmeni Pierre Curie ile evlendi. Üniversite bitirme tezini Henri Becquerel'in bulduğu uranyum ışınları üstüne hazırlamıştı. 1898'de kocasıyla birlikte çalışmaları sonucu polonyum ve radyum elementlerini buldular. Bu, onlara Royal Society'nin Davy Madalyası ve 1903 Nobel Fizik Ödülü'nü kazandırdı. Kocası bir kaza sonucu ölünce, yerine Sorbonne'da fizik profesörlüğüne atandı. Alman Schmidt'le birlikte toryumun radyoaktivitesini buldu ve saf radyum elde etmeyi başardı. 1911'de Nobel Kimya Ödülü de ona verildi. Paris Radyum Enstitüsü'nde laboratuvar şefliği yaptı, I. Dünya Savaşı'nda hastanelerde radyoloji servislerini örgütledi. 1921'de ABD'ye gitti. Kendisine bir gram radyum armağan edildi. Yine 1929'da ABD başkanı Hoover, ona çalışmaları için 50.000 dolar verdi. Radyoaktif maddelerle uğraşı yüzünden hastalandı ve bir sanatoryumda öldü. "Traité de Radioactivité" (Radyoaktivite Ana Kitabı) adlı bir yapıtı vardır.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Son düzenleyen Safi; 24 Haziran 2016 05:07
7 Kasım 2011 15:40   |   Mesaj #4   |   
NeutralizeR - avatarı
ADM Webmaster
Marie Curie
Ad:  curie.jpg
Gösterim: 67
Boyut:  20.0 KB
Son düzenleyen Safi; 24 Haziran 2016 04:46
26 Aralık 2011 21:08   |   Mesaj #5   |   
buz perisi - avatarı
VIP Lethe
Ad:  Marie Curie5.jpg
Gösterim: 117
Boyut:  36.9 KB

CURİE (Marie)


kızlık soyadı Sklodowska,
Polonya kökenli transız kadın fizikçi
Sponsorlu Bağlantılar
(Varşova 1867 - Sancellemoz, Sallanches yakını, 1934).

Öğrenimini Sorbonne'da sürdürmek için 1892'de Paris'e gitti. Pierre Curie ile evlendi (1895); tez konusu olarak H. Becquerel’in yeni bulduğu Uranyum ışınlarının incelenmesini (burada sözkonusu olan radyoaktifliktir) seçti ve fen bilimleri doktoru oldu. Pierre Curie'nin ölümünden sonra, Sorbonne’daki kürsüsü kapatılmadı ve Marie Curie buraya atandı; bir kadına böyle bir görev ilk kez veriliyordu. Kocasıyla birlikte yaptığı çalışmaların dışında, alman Schmidt ile aynı tarihte toryumun radyoaktifliğini buldu. Debierne ile birlikte radyumu metal halde yalıttı, institut du radium'u kurdu. Birinci Dünya savaşı sırasında orduda radyoloji servislerini örgütledi. 1903 Nobel fizik (ortak) ve 1911 kimya ödülü.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 24 Haziran 2016 04:46
24 Haziran 2016 04:04   |   Mesaj #6   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Marié Curie

Ad:  Marie Curie6.jpg
Gösterim: 147
Boyut:  45.0 KB

Hayatı
  • 1867 yılında Varşova, Polonya'da doğdu. Sorbonne Üniversitesi Fen Fakültesi'ni bitirdi. Önce fizik, ardından matematikte master yaptı. 1895'te Pierre Curie ile evlendi.
  • Marié ve Pierre Curie yıllar boyunca verimli çalışmalarıyla bilim dünyasına katkıda bulundular. Birlikte,1898 yazında polonyumu ve birkaç ay sonrada radyumu keşfettiler.
  • 1903 yılının haziran ayında “Radyoaktif Maddeler Üstüne Araştırmalar” teziyle doktora derecesini alan Marié Curie, Pierre Curie ile birlikte Royal Society’nin Davy Madalyasıyla ve Becquerel ile 1903 Nobel Fizik Ödülüyle ödüllendirildi.
  • 1904 yılında Pierre Curie’nin yönettiği laboratuara başasistan olarak atandı.
  • 1906 yılında eşinin ölümü üzerine Marié Curie, Sorbonne Üniversitesi’nin fizik kürsüsüne atanarak, eşinin yerine geçti ve bu üniversitede ders veren ilk kadın öğretim görevlisi oldu. İki yıl sonra hemen profesörlüğe yükseltildi ve 1911 yılında Nobel Kimya ödülünü tek başına aldı.
  • 1914’te Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etti. 1. Dünya Savaşı sırasında, kızı İréne ile birlikte Fransız ordusunda radyoloji servislerinin kurulmasına yönelik çalışmalarda bulundu.
  • 1922’de de Tıp Akademisi Üyeliğine seçildi. Bundan sonraki çalışmalarını radyoaktif maddelerin kimyasal yapılarının araştırılması ve bu maddelerin tıp alanındaki uygulamaları üzerine yoğunlaştırdı.
  • 1934 yılında Savoy, Fransa'da öldü.

Çalışmaları


Almanya'da Röntgen "X-ışınları" dediği katı cisimlerden bile geçen çok güçlü bir ışın keşfetmişti. Fransa'da ise yoğun çalışmalarıyla ünlü fizikçi Becquerel gündemdeydi. Becquerel, deneylerine dayanarak uranyum maden filizinde uranyum dışında başka bir elementin daha bulunduğu kanısındaydı; düşüncesini deney becerisine hayranlık duyduğu Marie Curie'ye iletti. Curie'ler söz konusu elementin bilinen bir element değil, yeni bir element olduğu sonucuna ulaştılar ve ellerindeki araştırmalarını bir yana iterek çok ilginç buldukları bu soruna açıklık getirmeye koyuldular.
1896 yılında bizmut bileşiğini elde ettiler. Bu bileşim uranyumdan 300 kat daha aktifti. Aynı yıl öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897'de, daha önce Henri Becquerel'in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı. 1898 başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti.

Temmuz 1898'de Curie yeni radyoaktif bir element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyurdu. (İsmini Marie'nin vatanı Polonya'dan esinlenerek koydular). Polonyum çıkarıldıktan sonra geri kalan posanın çok daha güçlü olduğu görüldü. Curie'lerin sürdürdükleri uğraş, sonunda hedefine ulaştı: Işın etkinliği yüksek radyum elementi bulundu. Eylül 1898'de Fransız kimyacı Eugene Demarchay'ın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu duyurdu. Yaptığı çalışma bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteriyordu.

Atom hakkındaki görüşleri
Marie Curie’nin atom üzerindeki en önemli görüşü atomun parçalanabilir olmasıdır.
Atomun parçalanamaz olduğu düşüncesinin yıkılışı Becquerel’in X-ışınımları üzerinde yaptığı çalışmalar ile başlar. Becquerel bir uranyum bileşiği olan potasyum uranil sülfat bileşiği ile yaptığı denemelerde bu bileşikten yayılan ışımaların bilinen X-ışınlarından farklı olduğunu gözlemledi. Bu ışınlar maddeden geçiyor ve havayı iyonlaştırabiliyordu. Bu yeni ışımaya Marie Curie tarafından sürekli ışıma anlamına gelen radyoaktivite adı takıldı. Marie Curie çeşitli uranyum bileşikleri üzerinde yaptığı denemelerle bu ışımanın bileşik içindeki uranyum miktarı ile doğru orantılı olduğunu belirledi. Marie ve Piere Curie birlikte yaptıkları çalışmalarda benzer ışımalar yapan polonyum ve radyum elementleri buldular. Radyumun yaydığı ışıma incelenirken radon adını verdikleri bir gazın yayıldığını gözlemlediler. Aynı zamanda bu gazla beraber helyum da bulunuyordu. Helyum bilinen bir elementti. Bu sonuçlar atomun parçalandığının habercisiydi. Bu yüzyıllardır aranan filozof taşı olmaksızın bir atomun bir başka atoma dönüşebiliyor olması demekti.


-Derlemedir-

Daha fazla sonuç:
Marie Curie

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç