Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 6 Mart 2017  Gösterim: 56.144  Cevap: 4

Bitkilerde Üreme, Büyüme ve Gelişme

Kısaca
Bitkilerde büyüme, bitki hücrelerin çoğalması ve hücrelerin büyümesi ile meydana gelen olay. Bitkilerde gövde ve dalların ucunda ve iletim demetlerinde olduğu gibi belli yerlerde meristematik hücreler vardır.
KENCISii
17 Kasım 2007 03:38       Mesaj #1
KENCISii - avatarı
Ziyaretçi

BİTKİLERDE ÜREME ve GELİŞME

Bitkilerde döllenmeyi sağlayan gerçek gametler mayoz bölünmeyle değil, mayozu izleyen mitoz bölünmeli hazırlık dönemiyle meydana getirilir. Bu hazırlık dönemine monoploit gelişme evresi denir.

A. ÇİÇEKSİZ BİTKİLERDE ÜREME


Sponsorlu Bağlantılar
Çiçeksiz bitkilerin hemen hepsi spor meydana getirir. Sporlar çimlenerek haploid bitkicikleri (gametofitleri) oluştururlar. Üremelerinde eşeysiz ve eşeyli üremenin birbirini takip etmesi yani döl almaşı (=¤¤¤¤genez) görülür.
  • Su yosunlarının çoğunda zigot mayoz geçirerek sporlar oluşur ve haploid evre hakimdir.
  • Kara yosunlarında döllenme sonucu oluşan zigottan mitoz bölünmelerle meydana gelen sporofit bitki gametofit bitki üzerinde gelişir ve mayozla sporlar oluşturur. Sporlar mitozla çimlenerek gametofit bitkiyi meydana getirir. Haploid evre hakimdir.
  • Eğrelti otlarında döllenmeyle oluşan zigot mitoz bölünmelerle sporofit bitkiyi oluşturur. Sporofit fotosentez yapabilir, üzerindeki spor keselerinden mayoz bölünmeyle oluşan sporlar çimlenerek gametofiti oluşturur. Diploid evre hakimdir.
Bitkilerde Üreme, Büyüme ve Gelişme
Şekil : Kara Yosunlarının Hayat Devri

B. ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME



1. Çiçeğin Yapısı
Çiçekli bitkide, eşeyli üremeyi sağlayacak organların meydana geldiği yer çiçektir.

2. Embriyo Kesesi ve Yumurtanın Oluşumu
Dişi organın yumurtalığında (ovaryum) bir veya bir kaç tane tohum taslağı bulunur.
Her tohum taslağı içerisinde 2n kromozomlu megaspor (makrospor) ana hücresi vardır. Bu hücre mayoz ve mitoz bölünmeler geçirerek, yumurtanın da içinde bulunduğu 8 çekirdekli embriyo kesesini oluşturur.
Bitkilerde Üreme, Büyüme ve Gelişme
Şekil : Erselik Bir Çiçeğin Yapısı
3. Çiçek Tozu (Polen) Oluşumu
Erkek organın anter (başcık) kısmındaki polen keseleri içerisinde 2n kromozomlu polen ana hücreleri (mikrospor ana hücresi) bulunur. Polen ana hücresi mayoz bölünmeye uğra¤¤¤¤¤ 4 tane n kromozomlu mikrospor hücresini oluşturur. Her mikrospor bir defa mitoz geçirerek iki çekirdekli hale gelir. Oluşan bu yapılara polen denir. Polendeki çekirdeklerden biri mitoz geçirerek iki adet sperm oluşur. Diğer çekirdek ise, tozlaşma sonrasında polen tüpünü oluşturur.
Bitkilerde Üreme, Büyüme ve Gelişme
Şekil : Çiçeklerde Polen ve Yumurta Hücresinin Oluşması

4. Tozlaşma ve Döllenme
Çiçek tozlarının (polenlerin), hazırlandığı yer olan erkek organ başcığından dişi organ tepeciğine; yağmur, rüzgâr, böcekler, diğer bazı hayvanlar ve su aracılığıyla taşınmasına tozlaşma denir.

5. Döllenme Sonucu oluşan Yapılar
Polen tüpüyle taşınan sperm çekirdeklerinden birisi yumurta hücresiyle döllenerek zigot’u oluşturur. Zigot mitoz bölünmelerle gelişerek embriyoyu (2n) meydana getirir.
bitki sekil04

Şekil : Bitkilerde Döllenme
Polen tüpüyle taşınan diğer sperm hücresi embriyo kesesinin ortasındaki diploid polar hücre (başlangıçta iki haploid polar çekirdek halindeyken sonradan birleşmişlerdir) ile döllenerek triploid hücreyi (3n) meydana getirirler. Triploid hücre mitozla gelişerek endospermi (besin dokusunu) oluşturur.

6. Tohum ve Meyve Oluşumu
Döllenmelerden sonra embriyo kesesinin dış kısmındaki tohum taslağı örtüsü gelişerek tohum kabuğu ve zarını (testa) oluşturur.
Meyve, tohum gelişimini tamamlamış yumurtalıktan ve dişi organın çeperinden meydana gelir. Meyveler, tohumlarıyla beraber yenilerek veya çeşitli yollarla taşınarak, tohumların geniş alanlara dağıtılmasını sağlar. Her meyvede yumurtalıktaki tohum taslağı sayısı kadar tohum bulunur.

C. ÇİMLENME ve GELİŞME


Gelişme döllenmeden hemen sonra ana bitkiye bağlıyken başlar. Zigotun bölünmeleriyle ilk yapraklar, çenekler, embriyonik kök ve embriyonik gövde meydana gelir.

bitki sekil05
Şekil :
İki Çenekli Bir Tohumun Yapısı
Embriyo çimleninceye kadar tohumun içinde bu şekilde kalır. Beslenmesi ise tohum içinde endosperm tarafından olur. Ayrıca yüksek yapılı bitki embriyolarında çenekler vardır.
Genç bitkinin fotosentezle kendine yeterli besin üretmesine kadar bitki taslağını besler. Tohum uygun koşullarda çimlenir. Bunlar uygun bir nemlilik (su), sıcaklık ve oksijendir.

bitki sekil06
Şekil : Bir Fasulye Tohumunda Çimlenme ve Gelişme Evreleri
Böyle uygun bir ortamda, tohum ilk olarak su emerek şişer. Bu sayede enzimler daha aktif hale geçer. Nişasta gibi depo besinler yıkılır. Hücresel solunum ve peşinden mitoz bölünme hızlanır.
Bölünmelerin hızlanmasıyla ilk kök oluşur. Sonra sırasıyla ilk yapraklar ve gövde gelişmeye başlar. Ortam ışıklıysa klorofil sentezi yapılır ve fotosentez başlar. Belirli bir süre gelişen bitkide, en son olarak çiçek oluşumu sağlanır.
Bitkide gelişme ve büyüme hayat boyu devam eder. Dökülen yaprakların yerine yenileri oluşur. Meristem dokular hayat boyu korunduğu için, göde ve dalların uzaması sınırsızdır.


Son düzenleyen _Yağmur_; 8 Aralık 2016 17:57


24 Ocak 2013 15:23       Mesaj #2
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Bitkilerde Büyüme ve Gelişme


Her canlı gibi, bitkiler de doğar, büyüyüp farklılaşarak gelişir ve sonuçta ölür. Bitki veya bitki organlarına yeni maddelerin eklenmesiyle oluşan hacim artışı olayına büyüme denir. Büyüme sonucunda kazanılan yeni maddelerle hacim artışı olduğu gibi farklılaşma da meydana gelir. Büyüme olayı birbirini takip eden iki evreden oluşur. Bunlar:
  • Büyüme
  • Gelişme ve farklılaşma
Bu iki olay bitkilerin en küçük birimi olan hücrelerden en çok farklılaşma gösteren organlarına kadar bütün doku ve organlarda görülür.

Çimlenme


Tohumlar oluştukları ana bitkiden ayrıldıktan sonra serbest veya meyve içinde olarak belli bir süre dinlenme evresi geçirir. Bu sırada tohum soğuk ve sıcak gibi dış etkilere ve diğer mekanik darbelere karşı direnç gösterecek yapıdadır.Tohumu yapan hücrelerin sitoplazmasının su miktarı en az düzeye inmiş, hayati işlevleri de ayırt edilemeyecek kadar azalmıştır.Tohum bu hâlde iken özel ve çeşitli olan araçları ile uzak veya yakın bir yolculuğa hazırdır. Tohum, çimlenmeye uygun ortam bulduğunda yaşam belirtileri hemen hızlanmaya başar.Tohum içindeki bölünebilir, embriyonik hücrelerden yapılmış embriyonun gelişmesini sağlayacak bu biyolojik olaya çimlenme denir. Çimlenme için gereken ortamı iç ve dış şartlar olmak üzere iki kısımda toplamak mümkündür. iç şart, tohumun oluşumu ve yapısı bakımından gelişebilme yeteneğidir. Dış şartlar ise başta su olmak üzere, ısı ve havanın oksijenidir. Ayrıca ileri devrelerde ışığa da ihtiyaç vardır.
Çimlenme, önce tohumun ortamdan su alarak şişmesiyle başlar. Bunu tohumların besi dokularındaki maddelerin özel enzimler aracılığı ile eritilmesi, gerekli yerlere gönderilerek kullanılması gibi fizyolojik olaylar izler. Üçüncü kademede ise besin maddelerinin alınmaya başlaması ve bunların sağladığı büyüme ve gelişme olayları takip eder.
Bu olaylar sürecinde embriyonun genç, bölünebilen hücreleri bir taraftan hızla bölünerek embriyoda hücre sayısı artar. Diğer taraftan bir kısım hücreler uzar, genişler ve sonunda embriyonun çeşitli organları büyüyerek belirgin bir hâle geçer. Çimlenmede tohumdan dışarı çıkan ilk organ embriyonun kökçüğüdür. Bu esnada tohumun sert kabuğu şişme sonucunda çatlamış ve embriyo kısımlarının dışarı doğru uzanması sağlanmış olur. Kökçük, toprağa doğru uzanır ve hızla gelişir.
Genç bitkinin büyümesi için kendine gerekli besin maddelerini topraktan alacak olan organ köktür. Kökün gelişmesinden sonra gövde ve yaprakçıkların toprak üstünde yükseldiği görülür. Tohum embriyosundan meydana gelen kök, gövde ve yapraklardan oluşan genç bitkiye fide denir.

Bitkilerin Büyümesi


Tohum çimlenmesi ile gelişen fidede çeşitli organların her hücresi önce hacimce genişler, gelişir, farklılaşır ve sürekli bölünerek hücre sayısını artırır. Böylece embriyonun tüm büyümesi sağlanır. Bütün bu olayların tekrarı ve sürekli oluşumu ile fidecik gitgide daha gelişmiş duruma geçer. Fideciği yapan çeşitli organlar ve onları oluşturan hücreler de aynı büyüme ve gelişme kademelerini durmadan devam ettirerek daha yüksek gelişme ve farklılaşma evrelerine ulaşacak ana bitkiyi oluşturur. Kök, gövde ve yaprak gibi organların tam oluşup farklılaşması ile bitkinin yapısal büyüme ve gelişme dönemi biter.

Büyümeye Etki Eden Faktörler


Bitkilerin büyüme ve gelişme olayları, ortamın çeşitli faktörleri ve her bitkinin kendine özgü olan iç özelliklerine bağlıdır.

Dış Faktörler


Çeşitli dış faktörler büyüme ve gelişme üzerine farklı etkiler gösterirler. Özellikle ışık, sıcaklık, su ve yerçekiminin etkileri en önemli dış faktörlerdir.

Işık
Yeşil bitkilerin, büyüme ve gelişmeleri için belli bir ışık gereklidir. Ancak bazı ilkel bitkiler ışık istemez. Fazla ve Ģiddetli ışık, çoğu zaman büyüme üzerinde durdurucu etki yapmaktadır. Fazla güneşli ortamlarda bitkilerin bodur oluşu bu sebeptendir. Buna karşılık ışıksızlık büyümeyi hızlandırır. Bitkinin anormal gelişmesine neden olur. Karanlık ortamda yaşamaya zorlanan bir bitki fazla uzar, rengi sarı ve yaprakları küçük olur.
Her bitkinin yapısal büyümesinde gerek duyduğu ışık değişkendir ve ışık şiddeti büyümede önemli bir etkendir. Işık şiddeti isteği bitki türlerine göre değişir. Bu bakımdan bitkiler, gölge seven ve güneş seven bitkiler diye ayırt edilir.

Sıcaklık

Her bitkinin büyüyüp gelişmesi için bulunduğu ortamda belli bir sıcaklığın olması gerekir. Genel olarak 0 ile 40 0C arasında bitkiler gelişme ve büyüme gösterebilir. Her bitkiye göre değişen uygun ısı derecelerinin altında ve üstünde gelişme ve canlılık sona erer. Her bitkinin soğuğa ve sıcağa dayanması farklıdır.

Su ve Nem
Su bitkilerin yaşaması için zorunlu maddelerden biridir. Bitkilerin büyüyüp gelişmesi için belli miktarda suya ihtiyaç vardır. Su fazlalığı genel olarak büyümeyi hızlandırır. Buna karşılık kurak ortamlarda yetişen bitkilerde büyümede gerilik görülür. Dolayısıyla bodurluk göze çarpar. Su azlığı ayrıca farklılaşmayı olumsuz etkiler.

Yer Çekimi
Yerçekimi bitkilerde hormon salgısını hızlandırır. Bu olay büyüme ve gelişmeye etki eder. Dolayısıyla yer çekiminin etkisi dolaylı olarak gerçekleşir.

İç Faktörler


Her bitkinin genetik özellikleri büyüme ve gelişmede etkilidir. Bunun için dış ortam ne olursa olsun, bir bitki kendi kalıtsal yeteneğinin sonucu olarak kendi türüne uygun bir birey meydana getirir.
Bitkilerde büyüme ve gelişmeye etki eden faktörlerden biri de hormonlardır. Hormonlar, üretildikleri yerlerden başka tarafa taşınabilen, çok az olmalarına rağmen etkileri çok olan organik maddelerdir. Bitkisel hormonları üç farklı grupta inceleyebiliriz.
  • Büyüme hormonları: Oksinler, giberellinler, sitokininler
  • Organ yapıcılar: Bu hormonlar çiçek, kök , gövde, yaprak oluşumuna etki eder.
  • Yara hormonları: Bitkinin yaralandığı durumlarda salgılanır. Yaranın iyileşmesini sağlar.
Bitkilerde büyüme ve gelişmeye etki eden faktörlerden biri de vitaminlerdir. Vitaminler, hormonlar gibi çok az miktarları bile büyüme ve gelişmeyi etkileyen organik bileşiklerdir.

Megep

Son düzenleyen _Yağmur_; 9 Aralık 2016 09:36
8 Aralık 2016 03:38       Mesaj #3
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam

Bitkilerde Büyüme ve Gelişme


Bitkiler büyüme sırasında, topraktan ve havadan aldıkları ham maddelerle sentezle dikleri organik bileşiklerin bir kısmını, solunumla harcamak üzere, yedek besin maddesi olarak depo ederler.

Geri kalan kısmını da yeni maddeler halinde yapılarına katarak büyüyüp gelişirler.İşte bitki ya da bitki organlarının, yapılarına yeni maddeler ilave ederek geri dönüşümsüz bir şekilde yapılarına katmaları olayınabüyüme denir.

Ormanlık veya kırlık bölgelere gittiğimizde pek çok bitki çeşidini bir arada görmek mümkündür. Bu bitkilerin bazısı çiçeksiz bazısı ise çiçekli bitkilerdir. Örneğin ; nemli kayaların üzerinde yeşil kadife gibi gördüğümüz bitkiler kara yosunları dır. Bunun yanında evlerde de yetiştirilebilen halk arasında “aşk merdiveni” olarak bildiğimiz bitkiler eğrelti otlarıdır. Bu bitkileri incelediğimizde çok basit yapıda bitkiler olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz. Bu bitkiler çiçeksiz bitkilerdir. Bunların dışında iri gövdeli meyve veren veya kozalaklı bitkileri de görmek mümkündür.

Bu bitkiler ise çiçekli bitkilerdir. Çiçeksiz bitkiler ve çiçekli bitkilerin şekillerinde ve yapılarında görülen farklılıkların yanında gelişimlerinde de farklılıklar vardır. Çiçeksiz bitkilerde sporların geliştiği bitki sporofittir. Gametlerin geliştiği bitki ise gametofittir. Sporofitten meydana gelen sporlar, nemli toprağa düşer ve çimlenerek gametofiti oluşturur. Gametofitten mitoz bölünmeler ile yumurta ve sperm gelişir. Yumurta ve spermin döllenmesi ile meydana gelen zigot yeni bir bitki olan sporofiti oluşturur.

Çiçekli bitkilerde embriyonal gelişim tohum içerisinde başlar. Sperm ve yumurtanın döllenmesi sonucu oluşan zigot, art arda mitoz bölünmeler geçirir. Zigotun mitoz bölünmeleri sonucunda meydana gelen hücrenin üst kısmından ilk yapraklar ve embriyonik gövde (gövde meristemi), alt kısmından ise embriyonik kök (kök meristemi) gelişir.

Gelişme, embriyonun yapı ve görev karmaşıklığının yavaş yavaş artmasıdır. Başka bir deyişle; döllenmiş yumurtanın (zigotun), yeni bireyler halinde büyümesine gelişme denir. Gelişmede üç etmen rol oynar:

1- Hücre bölünmesi: Oluşan zigot, mitozla bölünerek çoğalmaya başlar. Canlıda hücre bölünmesi, yaşamı boyu sürer.

2- Büyüme : Canlının madde miktarının artmasına büyüme denir. Büyüme; organizma belirli bir boya ulaşınca durur. Ancak”bazı bölümler büyümeye devam eder.

3- Farklılaşma: Hücre bölünmesiyle büyüyen organizmadaki hücreler, değişik görev yapmak üzere farklılaşırlar ve ayrı özellikler kazanırlar. Böylece özelleşmiş hücre grupları yani dokular oluşur.

Ad:  Bitkilerde büyüme.jpg
Gösterim: 1094
Boyut:  44.7 KB
Bitkilerde gelişme, döllenmeden sonra başlar. Tohum oluşuncaya değin ana bitkide sürer. Gelişmenin tamamlanması ise toprakta olur.

Yüksek yapılı bitki tohumlarında, gelişme sonucu oluşmuş katiledonlar (çenek) ve embriyo bulunur. Embriyonun, embriyonik kök ve embriyonik gövde gibi iki bölümü bulunduğundan tohumlar üç bölümde incelenir:

Embriyonik kök: Gelişme sonrasında kök ile gövdenin alt bölümünü oluşturur.

Ebriyonik gövde : Gelişerek gövdenin üst bölümünü(dalları, yaprakları, çiçekleri ve meyveyi) oluşturur.

Kotiledonlar : Embriyo hücreleri,farklılaşıp klorofil oluşturuncaya değin besin yapamaz. Bu sırada kotiledonlarda depolanmış besinden yararlanarak solunum yapar.(ATP üretir). Kotiledonlarda”besi doku”nun (Endosperm) depoladığı nişasta, yağ, protein gibi enerji verici besinler bulunur. Bu besinler hidrolizle kiiçiik moleküllere parçalanıp embriyo hücrelerine alınır. Bu nedenle çimlenmenin başlayabilmesi için su gereklidir.

Bitkilerin bazılarında çenekler tek parçadan oluşuktur. Bunlara bir çenekli (monokotiledon), bazılarında ise iki parçadan oluşuktur. Bunlara da ikiçenekli (dikotiledon) bitki denir.

Monokotiledonlar genellikle (buğday, arpa; mısır gibi) bir yıllık otsu bitkilerdir.

Dikotiledonlar ise (elma, armut, erik gibi) çok yıllık odunsu bitkilerdir.

Çimlenmenin başlamasıyla embriyo hücreleri mitozla çok hızlı bölünür. Oluşan hücreler farklılaşarak, meristem (sürgen) dokuya dönüşürler. Bitkilerde bulunan öteki bütün dokular meristemin farklılaşmasıyla oluşur. Gelişmiş bitkilerde meristem doku, kök uçlarında, gövde ucunda ve dal uçlarında bulunur.

Meristem doku hücreleri bölünme yeteneğini hiçbir zaman yitirmezler. Bu yüzden kök ve gövde uçlarında hücre bölünmesi bitki yaşadığı sürece olacağından, bitki büyümesi ömür boyu sürecektir. Hayvanlarda ise boyca büyümenin belirli bir yaşa değin sürdüğüne, yani sınırlı olduğuna dikkat ediniz.

Bitkilerde öteki bütün dokuların meristemden oluştuğunu belirtmiştik. Bunlardan birisi de kambiyum dokudur. Bu doku, bitkilerde suyun taşınmasını sağlayan “ksilem” (odun borusu) ve besinleri taşıyan “floem” i (soymuk borusu) de oluşturur. Odun boruları, gövdede halka şeklinde görülür. Bu halkalara, “yıllık halkalar” (yaş halkaları) denir.

Her yıl bu halkalardan iki tane yapıldığından (ilkbahar ve sorıbalar), bir bitkinin gövdesinde yirmi halka varsa, bu bitki on yaşındadır.

Odun boruları her yıl dışa doğru oluştuğundan, yaşlı bitkilerin ortası çürüse bile bu bitkiler yaşamlarını sürdürürler.

Kambiyum doku ikiçeneklilerde bulunur. Bir çeneklilerde bulunmadığından bunlar boyca büyüdüğü halde kalınlaşamazlar.

a. Uygun sıcaklık : Tohumun çimlenmesinden sorumlu reaksiyonların yürüyebilmesi için enzimler gereklidir. Enzimler ise uygun sıcaklıkta aktif görev yapar.

b. Uygun nem : Endosperm içerisindeki nişasta, protein, yağ gibi besinlerin hidrolizi için su gereklidir. Hidroliz sonucu besinler su ile parçalanır. Enzimlerin görev yapabilmesi için nemin uygun olması gerekir.

c. Yeterli oksijen : Endosperm içerisindeki besinlerin parçalanması için oksijen gereklidir. Besinlerin oksijenle yıkımı sonucu açığa çıkan enerji tohumun çimlenmesini sağlar.

B. Bir ve iki Çenekli Bitkilerde Gelişme-Büyüme Özellikleri



a. Bir Çenekli Bitkilerde Gelişme :Bir çenekli bitkilerde embriyonik gövde doğrudan toprak üzerine çıkarak gelişir.Çenekler ise toprak altında kalır.

b. Çift Çenekli Bitkilerde Gelişme :Çift çenekli bitkilerde embriyonik kökün kıvrılıp yukarı doğru büyümesi ile embriyonuk gövde ve çenekler yerçekimine zıt yönde toprak üzerine çıkarak gelişir.

Embriyonik gövdeden gövde, yaprak, çiçek ve meyve gelişir.

Bitkilerde büyümenin sınırsız olması, bölünür dokular (meristem) sayesinde olur.Bitkilerde bölünür doku iki çeşittir:

a. Birincil bölünür doku (Uç sürgen doku)

b. İkincil bölünür doku (Kambiyum ve mantar kambiyum)

Birincil bölünür doku bitkinin kök ve gövde ucunda bulunur. Bu doku, bitkinin boyuna uzamasını sağlar.

İkincil bölünür doku, kambiyum ve mantar kambiyumudur. Kambiyum, kök ve gövdenin iç yapısında bulunur. Kambiyum kök ve gövdenin enine büyümesini sağlar. Kambiyum sadece çift çenekli bitkilerde bulunur. Kambiyumun gövdede her büyüme mevsiminde mitozla oluşturduğu hücre tabakaları gövdenin enine kesitinde halka şeklinde görülür. Bunlara yıllık halkalar denir. Bu halkalardan ağacın yaşı hesaplanır.

Büyümeye Etki Eden Faktörler


Bitkilerin büyüme ve gelişme olayları, ortamın çeşitli faktörleri ve her bitkinin kendine özgü olan iç özelliklerine bağlıdır.

Bitki Büyümesinde Hormonların Etkisi


Bitkiler, kök ve gövde uçları, meyveler ve genç yapraklarda belirli kimyasal bileşikler üretirler. Bu kimyasal bileşikler vücudun diğer bir kısmına iletilerek orada büyüme ve başka fizyolojik olayları kontrol ederler. Bitkide değişik kısımların koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan bu kimyasal habercilere hormonlar denir.

Bitki hormonların en önemlileri oksinler, sitokininler, giberellinler, etilen, absisik asittir.

Oksinler: Özellikle büyüme bölgesinde (sürgün ucunda) üretilir ve aşağı doğru taşınarak hücre uzama bölgesinde hücrelerin büyümesini uyarır. Bitkinin ışığa doğru büyümesi (fototropizma) olayından sorumludur. Meyve gelişmesi, yaprak dökümünün engellenmesi, iletim dokusunun farklılaşması üzerinde etkilidir. Doku kültüründen yeni bitkilerin oluşmasında önemli rol oynar. Oksin ayrıca kesik gövdelerde saçak kök oluşumunu uyarır. Sentetik olarak üretilen bazı oksin çeşitleri yabani otları öldürmek için kullanılır.

Sitokininler: Köklerde üretilir ve ksilem yoluyla etkili olacağı yerlere (hedef hücrelere) taşınır. Sürgün ve kök meristemlerinde hücre bölünmesini uyarır. Yanal tomurcuk büyümesini hızlandırır. Yaprakların yaşlanmasını geciktirici etkiye sahiptir. Hücre döngüsünün düzenlenmesinde görev yapar.

Giberellinler: Apikal (uç) tomurcuklar, kökler, genç yapraklar ve bitki embriyolarında üretilir. Gövdelerde hücre bölünmesi ve hücre uzamasını uyarır. Yapraklarda büyümeyi teşvik eder. Tohum çimlenmesini uyarır. Bazı bitkilerde çiçeklenmeye etki eder. Başta üzüm olmak üzere bazı meyvelerin büyümesini sağlamak amacıyla giberellin hormonu kullanılmaktadır.

Etilen: Yüksek bitkilerin hemen hemen tüm organları etilen üretmekle beraber en fazla etileni yaşlı dokular, olgunlaşan meyveler ve gövdelerin nodyumları üretir. Etilen, gaz formunda bir hormondur. Bitkiler bu hormonu patojen saldırısı, kuraklık, su baskını gibi streslere yanıt vermek amacıyla üretir. Etilen, ayrıca meyvelerin olgunlaşmasını artırır. Yaprakların ve çiçeklerin yaşlanmasında etkilidir.

Absisik Asit: Yapraklar, gövdeler, kökler ve yeşil meyveler absisik asitin üretildiği yerlerdir. Bu hormon, tohum ve tomurcuklarda uyku halini artırır. Uygun olmayan büyüme koşullarında tohumların erken çimlenmesini engeller.

Tropizma Hareketleri


Bitkinin uyaranın yönüne bağlı olarak gösterdiği yönelme hareketidir. Tropizma hareketleri, bitkilerin sadece büyüyen ve uzayan kısımlarında meydana gelir. Hareket uyarana doğru ise pozitif, zıt yönde ise negatif tropizmadır.

Fototropizma: Bitkinin ışık etkisinde yaptığı yönelim hareketidir. Bitkinin yapraklarının güneşe doğru yönelmesi pozitif tropizmadır.

Ad:  Bitkilerde büyüme-2.jpg
Gösterim: 1030
Boyut:  30.2 KB
Fototropizma hareketinde oksin hormonu aktif rol oynar. Oksin hormonu güneşin olduğu yerde sentezlenmez; bu sayede gölgede kalan kısımda oksin hormonu salgılanır ve o taraftaki hücrelerin bölünmesi hızlanır. Bir tarafın uzamaması ve diğer tarafın uzaması sayesinde bitki güneşe yönelir. Aşağıdaki resimde oksinle yapılan deneyleri görebilirsiniz.

Geotropizma: Bitkinin yer çekime karşı uyguladığı yönelim hareketidir. Bitkilerin gövdeleri negatif geotropizma, kökleri pozitif geotropizma yapar.

Haptotropizma: Bitkilerin dokunmaya karşı gösterdiği tepkiye denir. Örnek olarak sarmaşık bitkilerinin desteklere tırmanması verilebilir.

Kemotropizma: Bitki köklerinin topraktaki maddelere göre hareketine kemotropizma denir. Kökler kimyasallara karşı pozitif (gübre) veya negatif (asit) kemotropizma gösterirler.

Travmatropizma: Bitkinin darbe aldığı yönlerden kaçınma hareketine denir. Bu şekilde kökler toprakta daha az taşlı alanlara yönelebilir.

Hidrotropizma: Bitkinin suya yönelme hareketlerine denir.
Ad:  Bitkilerde büyüme-3.jpg
Gösterim: 1062
Boyut:  19.2 KB
B) Nasti Hareketleri

Bitkilerin uyaranın yönüne bağlı olmaksızın gerçekleştirdikleri harekettir. Nasti hareketleri turgor değişimleri ile sağlanır.

Fotonasti: Çiçeklerin ışığın şiddetine göre kapanıp açılması fotonasti olarak adlandırlır.

Termonasti: Bitkilerin sıcaklığa göre verdikleri tepkilere termonasti denir. Yine çicek açma da etkilidir.

Sismonasti: Dokunulmaya karşı verilen tepkiler sismonasti olarak adlandırılır.

Fotoperiyodizm


Bitkilerin gün uzunluğuna bağlı olarak gelişim göstermesi olayına fotoperiyodizm, gelişim gösterdikleri evreye de fotoperiyot denir. Fotoperiyot, bitkilerde büyüme, gelişme, çiçeklenme, yaprakların dökülmesi ve durgunluk döneminin başlaması gibi fizyolojik olayları etkilemektedir. Ayrıca gün uzunluğu bazı bitkilerin dünya üzerindeki yayılışını da belirler.
Ad:  Bitkilerde büyüme-4.png
Gösterim: 1051
Boyut:  36.8 KB
Kısa gün bitkileri(c4 bitkileri): 13-14 saatten az fotoperiyotta çiçeklenme olurken, daha uzun ışık sürelerinde yapraklanma (vejetatif büyüme) görülür.Mısır, darı, çeltik, sorgum vs…( yalnızca kısa gunlerde çiçeklenirler veya bu bitkilerde çiçeklenme kısa günler tarafından daha da aktifleştirilirler.)

Uzun gün bitkileri(c3 bitkileri): 13-14 saatten fazla ışık almaya başlayınca çiçek açar; daha az sürelerde ise ancak vejetatif olarak gelişirler.(yapraklanma gösterirler)Arpa, buğday, yulaf, yonca vs…(yalnızca uzun günlerde çiçeklenirler veya çiçeklenmeleri uzun günler tarafından daha da aktifleştirilir.)

Nötr bitkiler:fotoperiyot süresine bağlı olmaksızın çiçek açan bitkilerdir.Pamuk, tütün, ayçiçeği vs…

MsXLabs.org
-derlemedir.
Son düzenleyen _Yağmur_; 9 Aralık 2016 09:33
9 Aralık 2016 09:32       Mesaj #4
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Bitkilerde üreme ve gelişme konusunun videolu anlatımı


6 Mart 2017 21:50       Mesaj #5
nötrino - avatarı
VIP SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI

Bitkiler Sıcaklığı Nasıl Algılar? / Bitkilerde Büyüme!


Ad:  arabidopsis_bitkisi.jpg
Gösterim: 704
Boyut:  79.0 KB
Bitkilerin davranışları ortam sıcaklığına bağlı olarak değişir. Örneğin turpgillerden arabidopsis adı verilen bir bitki 22 santigrad derece sıcaklık altındayken daha derli toplu büyür. Sıcaklık birkaç derece arttığındaysa bir yönde uzar ve yaprakları büyür. Böylece organların buharlaşma yoluyla ısı kaybetmesi kolaylaşır. Bugüne kadar bitkilerin sıcaklık değişikliklerine hangi mekanizmalar sonucunda uyum sağladığı bilinmiyordu.

Almanya, İngiltere, Arjantin ve ABD’deki çeşitli üniversitelerde çalışan bir grup araştırmacının yaptığı çalışmalar, fitokrom B adlı ışık almacının bitkilerde aynı zamanda sıcaklık almacı görevini de yerine getirdiğini gösterdi.

Fitokromlar ışıkla çalışan moleküler açma/kapama düğmeleridir. Güneş ışığındaki kırmızı ışık tarafından etkinleştirilen fitokrom B, bitkinin bir yönde uzayarak değil daha derli toplu büyümesine sebep olur. Bir süredir fitokromların ışık koşullarından bağımsız olarak aktif ve inaktif durumlar arasında geçiş yapabildiği biliniyordu.

Karanlık tersinme olarak da anılan bu süreçte yer alan biri yavaş diğeri hızlı iki tepkime var. Yavaş tepkime aktif fitokrom B miktarının gece vakti yavaş yavaş azalmasını sağlıyor. Yüz kat daha hızlı olan diğer tepkimeyse fitokrom B’nin kırmızı ışık altında etkinleşmesini sağlayan tepkimeyle yarışarak bitkinin gündüz vakti ortamdaki ışık miktarını ölçmesini sağlıyor. Araştırmalar, bu iki tepkimenin hızının sıcaklığa bağlı olarak değiştiğini gösterdi. Yakın zamanlarda yapılan çalışmalar, hızlı karanlık tersinme tepkimesinin yüksek sıcaklıklarda daha etkin olduğunu gösteriyor. Hızlı tepkime sayesinde fitokrom B’nin inaktif hale gelmesiyle bitki derli toplu değil bir yönde uzayarak büyüyor. Böylece bitki ortamdaki sıcaklık değişikliklerine uyum sağlıyor.

Kaynak: Bilimgenç / TÜBİTAK / Science


Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç