Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 31.183|Cevap: 3|Güncelleme: 24 Şubat 2016

Osmanlı Devleti'nin gerilemesinin nedenleri nedir?

Ziyaretçi
15 Kasım 2008 20:51   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Osmanlı Devleti'nin gerilemesinin nedenleri nedir?
EN İYİ CEVABI Safi verdi
Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme nedenleri birkaç gruba ayrılabilir:

Merkezi Yönetimin Bozulması
Sponsorlu Bağlantılar

Osmanlı merkezi yönetiminin bozulmasında;
  • 17. yüzyıldan itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve genellikle ordunun başında sefere çıkmamaları ve zevki-i sefa yapmaları.
  • Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri.
  • Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları.
  • Küçük yaşta tahta çıkmaları (4. Mehmed 6 yaşında tahta çıkmıştır).
  • Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması gibi nedenler etkili olmuştur.
Devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Deneyimsiz kişiler tahta geçmiş, bu nedenle merkezi yönetim bozulmuştur.

Ekonominin Bozulması

16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ekonomisinin bozulmasında;
  • Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması
  • 17. yüzyılda Avusturya ve İran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması
  • İhracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi
  • Sömürgelerden Avrupa’ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması
  • Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları
  • Saray masraflarının artması
gibi nedenler etkili olmuştur. Köyden şehre göçler sonucu üretim azalmıştır fazladan asker alımı ile askeri masrafların artması gibi nedenlerde etkili olmuştur.

Askeri Sistemin Bozulması

  • III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması
  • Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları
  • İltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi
  • Askeri bilgisi olmayan insanların komutanlık rütbelerine getirilmesi
  • Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi
  • Yeniçerilerin sayılarının artmasıyla kendilerini büyük bir güç olarak görmesi.
gibi etkenler Osmanlı askeri sisteminin bozulmasına neden olmuştur.

Sosyal Alandaki Bozulmalar

Tımar sisteminin bozulması, nüfusun artması ve Anadolu’da çıkan Celali isyanları halkın devlete olan güvenini sarsmıştır. 17. yüzyılda başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin nüfusları hızla artmış, bu durum şehirlerde işsizliğe ve güvenliğin bozulmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, devlet bu isyanları güçlükle bastırdı ve halkın devlete güveni azaldı.

Eğitim Sisteminin Bozulması

  • Eğitim sisteminin temelini oluşturan medreselerin çağın gerisinde kalması ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen yeniliklerin takip edilmemesi
  • Pozitif bilimlerin medreselerin müfredatından çıkarılması
  • Medrese öğrenimi görmemiş pek çok kişiye ilmi rütbeler verilmesi
  • Yeni doğmuş çocuklara müderrislik unvanının verilmesi ve beşik uleması diye adlandırılan bir sınıfın ortaya çıkması
Dış Etkenler

  • Coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’daki teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramamış, Avrupa’nın gerisinde kalmıştır.
  • İmparatorluğun batıda iyana,doğuda İran'a kadar ulaşmasıyla imparatorluğun doğal sınırlara ulaşması.
  • Avrupalıların Haçlı anlayışıyla Osmanlı İmparatorluğu’na hep birlikte saldırmaları duraklamaya neden olmuştur.
17. yüzyılda Osmanlı–Avusturya İlişkileri şu şekilde gelişmiştir:

1593–1606 Devlet-i Aliye(Osmanlı)–Avusturya Savaşları

silici mehmet paşa döneminde imzalanan antlaşma tarafların karşılıklı saldırılarıyla bozulmuş ve iki devlet arasında savaşlar başlamıştır. İki devlet arasındaki savaş Avusturya’nın isteğiyle Zitvatorok Antlaşması imzalanarak sona erdirilmiştir (1606). Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti;
  • keje, Eğri ve Estergon kaleleri Osmanlıya bırakılacak.
  • Avusturya vergi ödemeyecek ama sembolik bir savaş tazminatı ödeyecek. (Savaşın yıllarca sürmesinden dolayı iki devletin de hazinesi boşalmıştı)
  • Avrupa’daki 1533 İstanbul Barış Antlaşması ile kesin olan büyük siyasi üstünlüğünü kaybetmiştir.Ancak askeri ve stratejik üstünlüğü 1683 İkinci Viyana Kuşatması ve 1699 Karlofça Barış Antlaşması'na kadar devam etmiştir.
  • Avusturya arşidükü(Kral demektir.)Osmanlı padişahına denk hale gelmiştir. Böylece, Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle hukuki eşitlik dönemi başlamıştır. (İstanbul Antlaşması ile başlayan siyasi üstünlük resmiyette bu antlaşma ile son buluyor gibi gözükse de daha uzun yıllar 2 devlet arasındaki haberleşmelerde Osmanlı Devleti'nin üstünlüğü devem edecekti).
II. Viyana Kuşatması ve Osmanlı - Almanya-Avusturya Savaşı

Ana madde: II. Viyana Kuşatması Avusturya, Orta Avrupa’da gücünü artırmak için Macaristan’a egemen olma politikası izlemiştir. Macarlara yardım etmeyi kabul eden Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıkarak Viyana’yı ikinci defa kuşatmıştır (1683). Osmanlı orduları Viyana önlerinde bozguna uğrayarak geri çekilmiştir.
Osmanlıların Viyana önlerinde bozguna uğraması, Avrupa’da büyük bir sevinç meydana getirmiş ve Papa’nın gayretleriyle Türkleri Avrupa’dan atmak amacıyla Kutsal İttifak kurulmuştur (1684). Bu ittifaka; Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta şövalyeleri ve sonradan Rusya katılmıştır. 16 yıl devam eden savaşlarda Osmanlı Ordusu yenilmiş, kutsal İttifak devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Karlofça Antlaşması imzalanmıştır (1699). Karlofça Antlaşması'yla;
  • Osmanlı Devleti batıda ilk kez toprak kaybetmiştir.
  • Osmanlı Devleti Orta Avrupa'daki egemenliğini kaybetmiştir
  • Avrupa devletleri savunmadan saldırıya geçmiş ve askeri bakımdan üstünlükleri ortaya çıkmıştır.
  • Osmanlı Devleti Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar savunma durumuna geçmiş, kaybettiği toprakları geri alma ve yeni toprak kaybetmeme siyaseti izlemeye başlamıştır.
İstanbul Antlaşması

Karlofça Antlaşması’ndan sonra Rusya ile Osmanlı Devleti arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır (1700). Osmanlı Devleti, Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları’yla kaybettiği toprakları geri alabilmek amacıyla 18. yüzyılda Avusturya, Venedik ve Rusya ile savaşlar yapmıştır.

İç İsyanlar ve Sonuçları



İstanbul isyanları kapıkulu askerlerinden yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. İstanbul isyanlarının çıkmasında;
  • Devlet yönetimindeki otorite boşluğundan yararlanan yeniçeri ağaları ve saray kadınlarının yönetimi olumsuz yönde etkilemeleri
  • Kapıkulu sisteminin değişmesi ve ocağa askerlikle ilgisi olmayan kişilerin alınması
  • Kapıkulu askerlerinin maaşlarının zamanında ödenmemesi veya ayarı düşük paralarla ödenmesi
  • Yeniçerilerin cülus bahşişi almak için sık sık padişah değiştirmek istemeleri
  • Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtması
  • Yeniçeri ve sipahilerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyen padişah ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri
  • Kapıkulu askerlerinin disiplin altında tutulamaması
gibi nedenler etkili olmuştur. İstanbul isyanları devlet düzeni değiştirmeye yönelik olmayıp, yönetimi şahıslara karşı yapılmıştır.İstanbul isyanları sonucunda;
  • İsyanların zayıflaması
  • Kadı ve sancak beylerinin kanunlara aykırı davranarak halkı zor duruma düşürmeleri
  • Osmanlı–İran ve Osmanlı–Avusturya savaşları
gibi nedenler etkiancılar, daima isteklerini yaptırmayı başarmışlar ve Osmanlı merkezi idaresi üzerinde kapıkulu (özellikle yeniçeriler) askerlerinin etkisi artmıştır.
  • İsyancılar, padişah ve devlet adamlarını görevden almışlar, hatta öldürmüşlerdir.
  • İsyanlar İstanbul’da asayişin bozulmasına, halkın zor durumda kalmasına, şehirde yangınların çıkmasına ve yağmalamaların yapılmasına neden olmuştur

Celali İsyanları Yavuz Sultan Selim zamanına kadar uzanır. 17. yüzyılda Anadolu’da çıkan isyanlara “Celali İsyanları” denilmiştir. Celali isyanlarının sebepleri;
  • Eyaletlerde devlet yönetiminin bozulması ve vergi toplamada adaletsiz davranılması
  • Dirlik sisteminin bozulması ve dirliklerin dağıtımında haksızlıkların yapılması
  • 17. yüzyılda savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlanmasından dolayı askerden kaçanların Anadolu’da eşkiyalığa başlaması
  • Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu halkıyla kaynaşamamaları
  • Merkezi otoriteli olmuştur. Celali isyanlarının sonucunda;
  • Anadolu’da devlet otoritesi sarsılmıştır.
  • Anadolu’da huzur ve güvenlik bozulmuş, birçok şehir ve kasaba harap olmuştur.
  • Üretim faaliyetleri azalmış, ekonomi bozulmuştur.
  • Vergiler toplanamamış ve devletin gelirleri azalmıştır.
  • Psikolojik değerlerin bozulması

vikipedi

Son düzenleyen Safi; 23 Şubat 2016 22:53
Diğer Konular:
Blue Blood
15 Kasım 2008 20:54   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Yukarıda ifade ettiklerimizin yanı sıra Osmanlı Devleti'nin gerileme sebepleri içinde sayılan ögelerin başlıcalarını şu şekilde özetlemek mümkündür:
1- Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra Osmanlı yöneticilerinde ve yönetiminde bozulma başlamıştır.
2- Macaristan'ın fethinden sonra imparatorluk doğal sınırlarına ulaşmış, daha fazla gelişme şansı bulamamıştır.
3- Osmanlı Devleti Avrupa'da gelişen savaş teknolojisine ayak uydurmamış ve düzenli Avrupa orduları karşısında yenilgiye uğramaya başlamıştır.
4- Kapitülasyonlarla gayri müslim Osmanlı tebaasının bir nevi himayesine hak kazandıklarını iddia eden yabancı devletlerin tesirleriyle, muhtelif mezheplere mensup Hıristiyan tebaanın hükümet tarafından idaresinde bazı problemlerin ortaya çıkması,
5- XVII. asrın ortalarından sonra, harplerin bir gelir kaynağı olmaktan ziyade büyük masraflara yol açması,
6- Büyük devletlerin tamamı gibi muhtelif dinlere, mezheplere inanan, muhtelif dillerle konuşan birçok kavimlere hakim Osmanlı İmparatorluğu'nun tebaasını, maddî, manevî tesirlerle uzlaştırarak birleştirmeye muvaffak olamaması,
7- Ordu ve maliyenin bozulması v.b.
Bütün bu ve benzeri söylenenlerde gerçek payı yok değildir. Ancak bize kalırsa, bunlar birer neden değil sonuçturlar
23 Şubat 2016 22:53   |   Mesaj #3   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme nedenleri birkaç gruba ayrılabilir:

Merkezi Yönetimin Bozulması

Osmanlı merkezi yönetiminin bozulmasında;
  • 17. yüzyıldan itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve genellikle ordunun başında sefere çıkmamaları ve zevki-i sefa yapmaları.
  • Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri.
  • Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları.
  • Küçük yaşta tahta çıkmaları (4. Mehmed 6 yaşında tahta çıkmıştır).
  • Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması gibi nedenler etkili olmuştur.
Devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Deneyimsiz kişiler tahta geçmiş, bu nedenle merkezi yönetim bozulmuştur.

Ekonominin Bozulması

16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ekonomisinin bozulmasında;
  • Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması
  • 17. yüzyılda Avusturya ve İran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması
  • İhracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi
  • Sömürgelerden Avrupa’ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması
  • Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları
  • Saray masraflarının artması
gibi nedenler etkili olmuştur. Köyden şehre göçler sonucu üretim azalmıştır fazladan asker alımı ile askeri masrafların artması gibi nedenlerde etkili olmuştur.

Askeri Sistemin Bozulması

  • III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması
  • Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları
  • İltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi
  • Askeri bilgisi olmayan insanların komutanlık rütbelerine getirilmesi
  • Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi
  • Yeniçerilerin sayılarının artmasıyla kendilerini büyük bir güç olarak görmesi.
gibi etkenler Osmanlı askeri sisteminin bozulmasına neden olmuştur.

Sosyal Alandaki Bozulmalar

Tımar sisteminin bozulması, nüfusun artması ve Anadolu’da çıkan Celali isyanları halkın devlete olan güvenini sarsmıştır. 17. yüzyılda başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin nüfusları hızla artmış, bu durum şehirlerde işsizliğe ve güvenliğin bozulmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, devlet bu isyanları güçlükle bastırdı ve halkın devlete güveni azaldı.

Eğitim Sisteminin Bozulması

  • Eğitim sisteminin temelini oluşturan medreselerin çağın gerisinde kalması ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen yeniliklerin takip edilmemesi
  • Pozitif bilimlerin medreselerin müfredatından çıkarılması
  • Medrese öğrenimi görmemiş pek çok kişiye ilmi rütbeler verilmesi
  • Yeni doğmuş çocuklara müderrislik unvanının verilmesi ve beşik uleması diye adlandırılan bir sınıfın ortaya çıkması
Dış Etkenler

  • Coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’daki teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramamış, Avrupa’nın gerisinde kalmıştır.
  • İmparatorluğun batıda iyana,doğuda İran'a kadar ulaşmasıyla imparatorluğun doğal sınırlara ulaşması.
  • Avrupalıların Haçlı anlayışıyla Osmanlı İmparatorluğu’na hep birlikte saldırmaları duraklamaya neden olmuştur.
17. yüzyılda Osmanlı–Avusturya İlişkileri şu şekilde gelişmiştir:

1593–1606 Devlet-i Aliye(Osmanlı)–Avusturya Savaşları

silici mehmet paşa döneminde imzalanan antlaşma tarafların karşılıklı saldırılarıyla bozulmuş ve iki devlet arasında savaşlar başlamıştır. İki devlet arasındaki savaş Avusturya’nın isteğiyle Zitvatorok Antlaşması imzalanarak sona erdirilmiştir (1606). Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti;
  • keje, Eğri ve Estergon kaleleri Osmanlıya bırakılacak.
  • Avusturya vergi ödemeyecek ama sembolik bir savaş tazminatı ödeyecek. (Savaşın yıllarca sürmesinden dolayı iki devletin de hazinesi boşalmıştı)
  • Avrupa’daki 1533 İstanbul Barış Antlaşması ile kesin olan büyük siyasi üstünlüğünü kaybetmiştir.Ancak askeri ve stratejik üstünlüğü 1683 İkinci Viyana Kuşatması ve 1699 Karlofça Barış Antlaşması'na kadar devam etmiştir.
  • Avusturya arşidükü(Kral demektir.)Osmanlı padişahına denk hale gelmiştir. Böylece, Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle hukuki eşitlik dönemi başlamıştır. (İstanbul Antlaşması ile başlayan siyasi üstünlük resmiyette bu antlaşma ile son buluyor gibi gözükse de daha uzun yıllar 2 devlet arasındaki haberleşmelerde Osmanlı Devleti'nin üstünlüğü devem edecekti).
II. Viyana Kuşatması ve Osmanlı - Almanya-Avusturya Savaşı

Ana madde: II. Viyana Kuşatması Avusturya, Orta Avrupa’da gücünü artırmak için Macaristan’a egemen olma politikası izlemiştir. Macarlara yardım etmeyi kabul eden Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıkarak Viyana’yı ikinci defa kuşatmıştır (1683). Osmanlı orduları Viyana önlerinde bozguna uğrayarak geri çekilmiştir.
Osmanlıların Viyana önlerinde bozguna uğraması, Avrupa’da büyük bir sevinç meydana getirmiş ve Papa’nın gayretleriyle Türkleri Avrupa’dan atmak amacıyla Kutsal İttifak kurulmuştur (1684). Bu ittifaka; Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta şövalyeleri ve sonradan Rusya katılmıştır. 16 yıl devam eden savaşlarda Osmanlı Ordusu yenilmiş, kutsal İttifak devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Karlofça Antlaşması imzalanmıştır (1699). Karlofça Antlaşması'yla;
  • Osmanlı Devleti batıda ilk kez toprak kaybetmiştir.
  • Osmanlı Devleti Orta Avrupa'daki egemenliğini kaybetmiştir
  • Avrupa devletleri savunmadan saldırıya geçmiş ve askeri bakımdan üstünlükleri ortaya çıkmıştır.
  • Osmanlı Devleti Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar savunma durumuna geçmiş, kaybettiği toprakları geri alma ve yeni toprak kaybetmeme siyaseti izlemeye başlamıştır.
İstanbul Antlaşması

Karlofça Antlaşması’ndan sonra Rusya ile Osmanlı Devleti arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır (1700). Osmanlı Devleti, Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları’yla kaybettiği toprakları geri alabilmek amacıyla 18. yüzyılda Avusturya, Venedik ve Rusya ile savaşlar yapmıştır.

İç İsyanlar ve Sonuçları



İstanbul isyanları kapıkulu askerlerinden yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. İstanbul isyanlarının çıkmasında;
  • Devlet yönetimindeki otorite boşluğundan yararlanan yeniçeri ağaları ve saray kadınlarının yönetimi olumsuz yönde etkilemeleri
  • Kapıkulu sisteminin değişmesi ve ocağa askerlikle ilgisi olmayan kişilerin alınması
  • Kapıkulu askerlerinin maaşlarının zamanında ödenmemesi veya ayarı düşük paralarla ödenmesi
  • Yeniçerilerin cülus bahşişi almak için sık sık padişah değiştirmek istemeleri
  • Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtması
  • Yeniçeri ve sipahilerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyen padişah ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri
  • Kapıkulu askerlerinin disiplin altında tutulamaması
gibi nedenler etkili olmuştur. İstanbul isyanları devlet düzeni değiştirmeye yönelik olmayıp, yönetimi şahıslara karşı yapılmıştır.İstanbul isyanları sonucunda;
  • İsyanların zayıflaması
  • Kadı ve sancak beylerinin kanunlara aykırı davranarak halkı zor duruma düşürmeleri
  • Osmanlı–İran ve Osmanlı–Avusturya savaşları
gibi nedenler etkiancılar, daima isteklerini yaptırmayı başarmışlar ve Osmanlı merkezi idaresi üzerinde kapıkulu (özellikle yeniçeriler) askerlerinin etkisi artmıştır.
  • İsyancılar, padişah ve devlet adamlarını görevden almışlar, hatta öldürmüşlerdir.
  • İsyanlar İstanbul’da asayişin bozulmasına, halkın zor durumda kalmasına, şehirde yangınların çıkmasına ve yağmalamaların yapılmasına neden olmuştur

Celali İsyanları Yavuz Sultan Selim zamanına kadar uzanır. 17. yüzyılda Anadolu’da çıkan isyanlara “Celali İsyanları” denilmiştir. Celali isyanlarının sebepleri;
  • Eyaletlerde devlet yönetiminin bozulması ve vergi toplamada adaletsiz davranılması
  • Dirlik sisteminin bozulması ve dirliklerin dağıtımında haksızlıkların yapılması
  • 17. yüzyılda savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlanmasından dolayı askerden kaçanların Anadolu’da eşkiyalığa başlaması
  • Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu halkıyla kaynaşamamaları
  • Merkezi otoriteli olmuştur. Celali isyanlarının sonucunda;
  • Anadolu’da devlet otoritesi sarsılmıştır.
  • Anadolu’da huzur ve güvenlik bozulmuş, birçok şehir ve kasaba harap olmuştur.
  • Üretim faaliyetleri azalmış, ekonomi bozulmuştur.
  • Vergiler toplanamamış ve devletin gelirleri azalmıştır.
  • Psikolojik değerlerin bozulması

vikipedi
24 Şubat 2016 02:29   |   Mesaj #4   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN ÇÖKÜŞ NEDENLERİ

İÇ NEDENLER
Sponsorlu Bağlantılar
1 Başlangıçta devletin kuruluşunda itici bir güç olarak kullanılmış olan din faktörü yorum farklılığı nedeniyle daha sonraları yıkılışta önemli bir etkiye sahip olmuştur. Özellikle ULEMA adıyla ortaya çıkan din adamları sınıfı batıdaki Katolik kilisesi gibi hareket etmiştir. Bu durum devleti tüm alanlarda özellikle eğitim alanında bir yıkılışa götürmüştür.
2 Devleti yöneten kadrolar başlangıçta Türk kadrolardan oluşuyordu. Fatih’ten sonra devşirme sistemiyle kul adamlar kullanılmaya başlanınca milletle devlet arasında kopukluklar baş göstermiştir.
3 Başlangıçta olan gelir fazlalığı daha sonraki dönemde çeşitli nedenlerle azalınca ekonomi oldukça bozulmuştur. Ekonomi bozulunca toprak sistemi bozuldu. Nüfus artışı nedeniyle ve toprak düzeninin bozulmasıyla göçler başladı. Bu durum iç güvenliği oldukça olumsuz etkilemiştir.
4 Celali Ayaklanmaları, Anadolu insanı başlangıçta devletle hiçbir sorunu olmadığından rahat yaşıyordu. Ancak toprak düzeninin bozulması sonucu halk üzerine yüklenen vergiler artınca halk ya toprağı terk etmiş ya da çevredeki köylülerin birleşmesiyle ayaklanma yolunu seçmiştir. Bu durum Anadolu’nun kan gölü haline gelmesine neden oldu.
5 Sufi Ayaklanmaları, Devlet daha önce medreselerinde okuyan öğrencileri öğrenimleri bitince görevlendirebilirken öğrenci sayısının artışıyla her öğrenciye iş bulamaz hale gelince mezun olan öğrenciler köylülerle birleşerek ayaklanma çıkarmaya başladılar. Bu ayaklanmalara sufi ayaklanmaları denir.

DIŞ NEDENLER

1 Avrupa’da ortaçağın bitmesiyle önemli bir gelişme yaşandı. Rönesans ve Reformla Avrupa dünya uygarlığının yeni lokomotifi haline gelmiş ve teknoloji üretmeye başlamıştır. Doğudan getirilen barut, saat, kağıt, pusula, matbaa daha da geliştirilerek büyük bir gelişme gösterilmiştir.
2 Avrupa’da güçlü devletlerin kurulması. Osmanlı’nın yükselişi sırasında Avrupa'daki karışıklık ve küçük devletlerin oluşu olumlu bir etki sağlarken daha sonraki süreçte büyük ve orta ölçekli ve köklü devletler kurulmaya başladı. Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, Fransa Krallığı, Avusturya Macaristan İmp'luğu Rus Çarlığı, İngiltere Krallığı ,İspanya Krallığı gibi ülkeler güçlü devletler olarak Osmanlı Devleti için tehdit oluşturmaya başlamıştır.
3 Rönesans ve Reformun sonuçlarından olmak üzere Deniz keşifleri yine Osmanlı Devletini olumsuz etkilemiştir. Denizden dünyanın keşfedilmesi yeni kıtalar ve yeni yaşam alanları Avrupa’nın fazla nüfusunu buralara göndererek rahatlamalarını sağlamış, Avrupa devletleri bu yerlerden altın, gümüş gibi değerli madenler elde etmişlerdir. Buralardan gelen kaynaklar içerde değerlendirilmiş gelişme hızlandırılmıştır. Deniz yollarının bulunması doğuya gidişi basitleştirmiş ve buradan mal alışverişi kolaylaşmıştır.
Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç