Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 211.080|Cevap: 16|Güncelleme: 5 Şubat 2016

Mondros Antlaşması'ndan sonra işgal edilen şehirler ve kurulan cemiyetler nelerdir?

15 Aralık 2008 15:00   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Mondros antlaşmasından sonra işgal edilen şehirler ve kurulan cemiyetler işgale karşı yapılan kuvavayi milliye le ilgili gazete
EN İYİ CEVABI Blue Blood verdi
Antlaşmalar - Mondros Mütarekesi

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Sonra İşgal Edilen Yerler
Sponsorlu Bağlantılar

İngiltere= Musul Urfa Antep Maraş Batum Kars SAMSUN Merzifon
Fransa= Adana urfa antep maraş mersin dörtyol
İtalya =Antalya Kuşadası Fethiye Bodrum Marmaris Konya
Yunanistan =İzmir

MONDROSTAN SONRA KURULAN CEMİYETLER

I. ZARARLI CEMİYETLER :

A) Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler :

*Mavri Mira : Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakya’yı Yunanistan’a dahil ederek Megalo İdeayı gerçekleştirmek istemişlerdir. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatları ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.

*Etnik-i Eterya : Megalo İdea amacıyla 19. Yy. başlarında kurulmuş aynı amaçla Mondrostan sonra da faaliyetlerini sürdürmüş bir Rum cemiyetidir.

*Rum Pontus Cemiyeti : Fatih'in 1461'de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatorluğunu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.

*Hınçak ve Taşnak Cemiyeti : Çukurova’dan Trabzon’a çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti (Magna Armania) kurak için çalışmalar yapmışlardır.

*Alyans-İsrailit (Makkabi) Cemiyeti : Yahudi azınlık tarafından ekonomik, dini ayrıcalıklarını sürdürmek amacıyla kurulmuştur.



Türkler Tarafından Kurulan Milli Varlığa Düşman Cemiyetler :


*İngiliz Muhipler Cemiyeti : İngilizlerle iyi geçinerek ülkeyi en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyette padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.

*Teali İslam Cemiyeti : Halifeye ve İslamiyet’e kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır. İlmi, ahlaki, sosyal yollarla siyaset yapmışlardır.

*Wilson Prensipleri Cemiyeti : Amerikan mandasını savunmuşlardır.

*Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti : Kurtuluşun Osmanlı saltanatına bağlılık ve padişaha kesin itaatle mümkün olacağına inanmışlardır. Meşruti demokrasiyi ilke edinmişlerdir.

*Kürt Teali Cemiyeti : Doğu Anadoluda bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.

*Hürriyet ve İtilaf Fırkası : 20. Y.y. başlarında İttihat Terakkiye muhalif olarak kurulmuş Mondrostan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.

*Trabzon Adem-i Merkeziyet Cemiyeti : Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk devleti kurmak istemişler, zamanla milli mücadele safına geçmişlerdir.

II.YARARLI CEMİYETLER :


* Trakya ve Paşaeli Cemiyeti : Trakya ve çevresini özellikle Mavri Miranın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İlk kurulan cemiyettir.

* İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Batı Anadoluyu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmirin işgali sonrası Anadoluya milli mücadele için cephane taşımışlardır.

* Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Bir yandan Rum Pontus cemiyetine diğer yandan Adem-i merkeziyet cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.

* Kilikyalılar Cemiyeti : Çukurova bölgesini Ermenilere ve Fransızlara karşı savunmak amacıyla kurulmuştur.

* Harekat-ı Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti : İzmirin Yunanlılarca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.

* Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti : Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadeleye para ve Mal yardımı sağlamışlardır.

* Milli Kongre Cemiyeti : Türk halkının haklılığını basın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.

* Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Doğu Anadoluda Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kararı almış bir cemiyettir.

Not-1: Cemiyetlerin hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson ilkeleridir.

Not-2: Milli cemiyetler kendi bölgelerin kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.

Not-3: Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros Müterakesi’nden sonra kurulmuşlardır.

Not-4: Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.
alıntı
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:11
Blue Blood
15 Aralık 2008 15:36   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Antlaşmalar - Mondros Mütarekesi

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan Sonra İşgal Edilen Yerler

İngiltere= Musul Urfa Antep Maraş Batum Kars SAMSUN Merzifon
Fransa= Adana urfa antep maraş mersin dörtyol
İtalya =Antalya Kuşadası Fethiye Bodrum Marmaris Konya
Yunanistan =İzmir

MONDROSTAN SONRA KURULAN CEMİYETLER

I. ZARARLI CEMİYETLER :

A) Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler :

*Mavri Mira : Rumlar kurmuştur. Batı Anadolu ve Trakya’yı Yunanistan’a dahil ederek Megalo İdeayı gerçekleştirmek istemişlerdir. Yunan Kızıl Haçı, Fener Rum Patrikhanesi, okullardaki izci teşkilatları ve diğer Rum cemiyetleriyle işbirliği içindedirler.

*Etnik-i Eterya : Megalo İdea amacıyla 19. Yy. başlarında kurulmuş aynı amaçla Mondrostan sonra da faaliyetlerini sürdürmüş bir Rum cemiyetidir.

*Rum Pontus Cemiyeti : Fatih'in 1461'de ortadan kaldırdığı Trabzon Rum İmparatorluğunu yeniden kurmak için çalışmalar yapmıştır.

*Hınçak ve Taşnak Cemiyeti : Çukurova’dan Trabzon’a çizilen bir hattın doğusunda kalan bütün topraklarda bir Ermeni devleti (Magna Armania) kurak için çalışmalar yapmışlardır.

*Alyans-İsrailit (Makkabi) Cemiyeti : Yahudi azınlık tarafından ekonomik, dini ayrıcalıklarını sürdürmek amacıyla kurulmuştur.



Türkler Tarafından Kurulan Milli Varlığa Düşman Cemiyetler :


*İngiliz Muhipler Cemiyeti : İngilizlerle iyi geçinerek ülkeyi en az zararla kurtarmak isteyen ve İngiliz mandasını savunan bu cemiyette padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi kimseler de üyedir.

*Teali İslam Cemiyeti : Halifeye ve İslamiyet’e kesin bağlılıkla kurtuluşun gerçekleşeceğine inanmışlardır. İlmi, ahlaki, sosyal yollarla siyaset yapmışlardır.

*Wilson Prensipleri Cemiyeti : Amerikan mandasını savunmuşlardır.

*Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti : Kurtuluşun Osmanlı saltanatına bağlılık ve padişaha kesin itaatle mümkün olacağına inanmışlardır. Meşruti demokrasiyi ilke edinmişlerdir.

*Kürt Teali Cemiyeti : Doğu Anadoluda bağımsız bir Kürt devleti kurmak için kurulmuşsa da halkın fazla desteğini alamamıştır.

*Hürriyet ve İtilaf Fırkası : 20. Y.y. başlarında İttihat Terakkiye muhalif olarak kurulmuş Mondrostan sonra da milli mücadeleye karşı faaliyet sürdürmüştür.

*Trabzon Adem-i Merkeziyet Cemiyeti : Trabzon ve çevresinde bağımsız bir Türk devleti kurmak istemişler, zamanla milli mücadele safına geçmişlerdir.

II.YARARLI CEMİYETLER :


* Trakya ve Paşaeli Cemiyeti : Trakya ve çevresini özellikle Mavri Miranın faaliyetlerine karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İlk kurulan cemiyettir.

* İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Batı Anadoluyu Rumlara karşı korumak amacıyla kurulmuştur. İzmirin işgali sonrası Anadoluya milli mücadele için cephane taşımışlardır.

* Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Bir yandan Rum Pontus cemiyetine diğer yandan Adem-i merkeziyet cemiyetine karşı faaliyet gösteren, Trabzon ve çevresini korumaya çalışan cemiyettir.

* Kilikyalılar Cemiyeti : Çukurova bölgesini Ermenilere ve Fransızlara karşı savunmak amacıyla kurulmuştur.

* Harekat-ı Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti : İzmirin Yunanlılarca işgaliyle beraber ilhakı önlemek amacıyla kurulmuştur. İşgallere karşı fiilen karşı koymuşlardır.

* Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti : Merkezi Sivas olmak üzere kurulmuş ve kısa sürede bütün vatana yayılmıştır. İşgalleri protesto ettikleri gibi Milli Mücadeleye para ve Mal yardımı sağlamışlardır.

* Milli Kongre Cemiyeti : Türk halkının haklılığını basın yoluyla Dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlayan bir cemiyettir. Silahlı direnişi düşünmemiştir.

* Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Doğu Anadoluda Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak amacıyla ortak savunma kararı almış bir cemiyettir.

Not-1: Cemiyetlerin hemen hepsinin kuruluşunda dayandıkları nokta Wilson ilkeleridir.

Not-2: Milli cemiyetler kendi bölgelerin kurtarmak için kurulmuş, Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.

Not-3: Milliyetçilik ve bağımsızlık amacıyla Mondros Müterakesi’nden sonra kurulmuşlardır.

Not-4: Başlangıçta basın-yayın yoluyla mücadeleyi, gerekirse silahlı direnişe geçmeyi amaçlamışlardır.
alıntı
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:11
Ziyaretçi
25 Aralık 2008 11:42   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Istanbul'da kurulan zararlı cemiyetler nelerdir?

Mondros ateskes antlasması ımzalandıktan sonra istanbul'da kurulan ZararLı cemiyetler ve bunların gorevlerını yazar mısınız?
Misafir
16 Ekim 2009 18:16   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
mondros ateşkes antlaşmasından sonra halkın ve mustafa kemal in tutumunu yazar mısınız ve istanbul un işgalini
Daisy-BT
21 Ekim 2009 22:27   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
İstanbul kamuoyu anlaşma hükümlerini ağır buldu, ancak genel bir iyimserlikle karşıladı. 1 ve 2 Kasım tarihli İstanbul gazeteleri daha çok İstanbul'da savaş ihtimalinin ortadan kalkmış olduğunu vurguladılar. (Bulgaristan'ı işgal eden İtilaf ordularının o günlerde İstanbul'a yönelik taarruzu bekleniyordu.) Mustafa Kemal Paşa'nın görüşlerini yansıtan Minber gazetesi 1 Kasım'da, "Bir devletin küçülmüş bile olsa herhalde bir siyasi mevcudiyet ve milli birlik muhafaza ederek böyle bir badireden kurtulabilmiş olması en büyük siyasi başarı sayılmalıdır." yazıyordu.
Minber, başka birçok yorumcu gibi, Rus ve Avusturya imparatorluklarının parçalanıp anarşiye ve iç savaşa düşmelerini örnek gösteriyor, Türkiye'nin bu akıbetten kurtuluşunu memnunluk verici buluyordu.Fethi Bey'in (Okyar) aynı tarihli başyazısında şöyle deniyordu:
"Cihan Harbi henüz her tarafta bitmemiştir. Ne zaman sona ereceği de katiyetle hesap ve tahmin edilemez. Anlaşma koşullarının ağırlığı bundan ileri gelmiştir. Dünya durumunun fevkaladeliği karşısında İtilaf devletleri tarafından konulan bu kayıtların, bu anlaşma maddelerinin devamı olamaz. Sulh zamanına kadar alınmasına lüzum görülmüş geçici ve ihtiyati tedbirler kabilindendir."
Ancak 13 Kasım'da İtilaf donanmalarının İstanbul'a gelmesi ve Tevfik Paşa kabinesinin kurulmasından sonra anlaşma hükümlerine yönelik kuşku ve kaygılar İstanbul basınında daha sık görülmeye başlandı.
Sponsorlu Bağlantılar


Bu antlaşma aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa ve halk için Kurtuluş Savaşı'nın, yani milli mücadelenin de tetiği olmuştur.


Kaynak: Vikipedi

Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:12
Daisy-BT
7 Kasım 2009 18:42   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir kent merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır. Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır.

KURTULUŞ SAVAŞI VE GAZİANTEP: Antep, Osmanlı Dönemi'nde Halep'e bağlı bir sancaktır. 1.Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlılar'ın yenik sayılmasıyla 15 Ocak 1919'da İngilizler, ardından 29 Ekim 1919 'da Fransızlar tarafından işgal edildi. Antep halkı , Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülüğünde 1 Nisan 1920 ve 8 Şubat 1921 tarihleri arasında, 11 ay boyunca bu işgale direndi. İşgal sırasında 6317 kişi şehit oldu. 20 Ekim 1921'de yapılan Ankara Antlaşması sonucu Fransızlar 25 Aralık 1921 tarihinde şehri boşalttı.T.B.M.M'de alınan bir kararla 6 Şubat 1921'de Antep'e Gazilik unvanı verildi.Atatürk ''Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler'' sözleriyle Antep halkını övmüştür.

ŞEHİTLER ABİDESİ: Atatürk Bulvarı üzerinde 1920-1921 yıllarında Gaziantep'te kurtuluş için mücadele veren 6317 şehit adına, Kurtuluş Savaşı'nda Çınarlı (Arıburnu)Cehhesi olarak geçen ÇınarlıCamii'nin üstüne bir anıt yapılmıştı.Gaziantep savunmasının önemli cephelerinden olan Çınarlı'daki bu anıta 25 Aralık 1935 tarihinde törenle şehit askerlerin kemikleri getirilmiş ve anıtın altına konmuştur.Günümüzde, Şehitler Abidesi'nin mezarlık kısmı restore ettirilmiş ve duvarlarına Kurtuluş Savaşı'nın anlatan resimler koyulup, yazılar yazılarak ziyarete açılmıştır.

ATATÜRK'ÜN GAZİANTEP'İ ZİYARETİ: 26-27 Ocak 1933 tarihlerinde şehri ziyaret eden Atatürk, nüfus kaydını burada yaptırmış ve Anteplileri mücadelesini bir defa daha taktir etmiştir.

ŞAHİNBEY ANITI: Gaziantep Şahinbey ilçesi Anıt, dört köşe bir kaide üzerinde ,dört köşeli bir sütun halindedir. Bu sütunun üzerinde ''Gaziantep savunmasının gerçek kahramanı Şahin Bey burada şehit olmuştur.Aziz şehidin ruhuna Fatiha 20 Mart 1920'' yazılıdır.

ŞAHİNBEY(1877-1920) Gaziantep savunmasında ön saflarda çarpışmış ve şehit düşmüş. Antepli bir askerdir. Asıl adı Mehmet Sait'tir; kendisine halk tarafından Şahin Bey adı verilmiştir.Yemen cephesine er olarak katılan Mehmet Sait,orada gösterdiği başarı ve kahramanlık üzerine başçavuş oldu.Trablusgarp, Balkanlar ve Çanakkale'de çarpıştı.1917'de Sina cephesinde teğmen oldu.Buradaki şiddetli bir çatışmada esir düştü.1919'daki ateşkese kadar Mısır'da İngiliz esir kampında kaldı.Antep'in işgali üzerine kuvay-i Milliye'ye katıldı.Kendisine verilen Kilis-Antep yolunun kontrol altında tutulması görevi sırasında şehit düştü.Adına birçok türkü ve şiir yazıldı;Şahinbey ilçesindeki lise Şahin Şahin adını taşımaktadır.
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:12
Daisy-BT
21 Kasım 2009 03:30   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Yararlı Cemiyetler (Milli Cemiyetler):

İşgaller sırasında İstanbul Hükümetinin tepkisiz kalması üzerine halkın sesini duyurmak amacıyla yine halk arasından çıkan aydınlar tarafından kurulan cemiyetlerdir.Birbirlerinden bağımsız olarak kuruldukları için önceleri ortak bir faaliyet alanına sahip değillerdi.Temel amaçları bulundukları bölgelerin işgalini önlemekti.
Bu cemiyetlerden bazıları ve amaçları şunlardır:
  • Trakya-Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti:Mondros Ateşkes antlaşmasından hemen sonra kurulan bu cemiyetin amacı Doğu Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini engellemektir.Bu amaçla Lüleburgaz ve Edirne’de bölgesel kongreler düzenleyerek silahlı bir direnişi teşkilatlandırma kararı almıştır.Sivas Kongresi ile yurdun tamamındaki direniş cemiyetlerini tek çatı altında toplayan “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk cemiyeti” bünyesine girmiştir.
  • İzmir Müdafa-i Hukuk Cemiyeti:Mondros Ateşkes antlaşmasından hemen sonra İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verileceği söylentilerine karşı tepki olarak kurulmuştur.Bölgenin Türklere ait olduğunu belirten yayınlar yaparak işgali önlemeye çalışmıştır.Ancak 15 Mayıs 1919’da başlayan Yunan işgalini engelleyemedikleri için bu tarihten itibaren etkinlikleri azalmıştır.
  • Redd-i İlhak Cemiyeti:İzmir’in işgalinden önce kurulmuştur.Balıkesir ve Alaşehir’de bölgesel kongrelerde Yunan işgaline karşı silahlı direnişi teşkilatlandırıp yönetme kararı almıştır.Böylece Batı cephesi kurulmuştur.Yine ilk kez bu cemiyetin çalışmalarıyla Kuvay-ı Milliye birlikleri batı Anadolu’da Yunan İşgaline tepki olarak kurulmuş ve kısa sürede Yunan ordusuna karşı önemli başarılar elde etmiştir.
  • Kilikyalılar Cemiyeti:Adana ve çevresinde Fransız işgali ve Ermeni saldırılarına karşı halkın haklarını savunmak amacıyla kurulmuştur.
  • Trabzon Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti:Doğu Karadeniz’de Pontus Rum devletinin kurulmasını engellemek amacıyla faaliyet yürütmüştür.Silahlı mücadele kararı alarak direnişe geçmiştir.Erzurum Kongresinin toplanmasına yardım eden cemiyet bu kongrede kurulan “Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk cemiyeti” bünyesine girmiştir.
  • Milli Kongre Cemiyeti:İstanbul’daki yazar ve aydınlar tarafından kurulan bu cemiyet Anadolu’daki bütün işgallerin haksızlığını basın-yayın yoluyla dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamıştır.İşgallere karşı Avrupa’daki kamu oyunun da desteğini çekebilmek için Fransızca eserler hazırlatmıştır.Bölgesel silahlı direniş grupları için “Kuvay-ı Milliye”(Milli Kuvvetler) ifadesini ilk kullanan cemiyet olmuştur.
  • Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti:Doğu Anadolu’da Ermenilerin çalışmalarını engellemek amacıyla kurulmuştur.Doğu Anadolu’da Ermenilerin çoğunlukta olmadığını ispatlayan nüfus sayımları yapmış ve Ermenilerin iddialarının asılsızlığını ortaya koymuştur.Doğu illerindeki işgallere karşı organize olabilmek amacıyla bölgedeki direniş cemiyetlerinin de katıldığı Erzurum Kongresinin toplamıştır.Bu kongreye başkan seçilen Mustafa kemal Paşa cemiyetleri birleştirme yolunda ilk adımı bu kongrede atarak Doğu Anadolu’daki bütün direniş cemiyetlerini “Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında toplamıştır.
Yukarıdaki cemiyetlerin yanında Anadolu’daki ulusal direnişe silah kaçırmak ve istihbarat sağlamak amacıyla Karakol cemiyeti,Mim Mim Grubu,Felah Grubu gibi Cemiyetlerde kurulmuştur.

Milli Cemiyetlerin Genel Özellikleri:
  • Bulundukları bölgenin Türklere ait olduğunu bu nedenle işgallerin haksızlığını dünya kamuoyuna duyurmayı amaçlamışlardır.
  • Ulusal Mücadeledeki teşkilatlanmanın temelini oluşturmuşlardır.
  • İşgalci devletlerin azınlık cemiyetlerinin ve İstanbul Hükümetinin faaliyetlerine karşı mücadele etmişlerdir.
  • Genellikle ittihatçı düşünceye sahip olan kişiler tarafından kurulmuşlardır.
  • Birleştirici bir liderden yoksun olmaları nedeniyle önceleri bölgesel kurtuluşu savunmuşlardır.
  • Kuruluşlarında milliyetçilik duygusu etkilidir.
  • Sivas Kongresinde ”Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmişlerdir.
  • Öncelikle Basın yayın yoluyla direnişi yönlendirmeye çalışmışlar bunun yanında silahlı direnişe de destek vermişlerdir.
  • Bölgesel direnişi yönlendirmelerine rağmen seslerini daha iyi duyurabilmek amacıyla İstanbul’da faaliyet yürütmüşlerdir.
Zararlı Cemiyetler:
Mondros ateşkes antlaşması sonrasında faaliyetlerini gördüğümüz zararlı cemiyetleri başlıca ikiye ayırabiliriz:
  • Birinci grup azınlıkların kurduğu “azınlık cemiyetleri”dir.Bunlar faaliyet yürüttükleri bölgeyi Osmanlı Devletinden kopararak buralarda bağımsız devletler kurmayı ya da başka bir devletin yönetimi altına girmeyi hedeflemişlerdir.Uluslar arası kamuoyunun desteğini de kazanmak için bu isteklerini Wilson İlkelerine dayandırmışlardır.Azınlık cemiyetleri işgalci itilaf devletleri tarafından desteklenmiş zaman zaman da kullanılmışlardır.
  • İkinci grup zararlı cemiyetler ise Osmanlı yönetimindeki Müslümanlar tarafından kurulan “Milli varlığa Düşman Cemiyetler"dir.Bu kişiler işgalleri engellemenin mümkün olmadığını bu nedenle direniş yapılmaması gerektiğini savunmuşlardır.Direniş hareketleri yerine İtilaf devletleri ile iyi geçinerek tavizler koparmaya çalışılması gerektiğini savunmuşlardır.Bu ikinci gruba giren cemiyetler ulusal kurtuluş düşüncesine karşı çıkmışlardır.
1)Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler:
  • Mavri Mira Cemiyeti:İstanbul’daki Rum Patrikhanesi tarafından yönetilen bu cemiyet Yunan Hükümetinin istekleri doğrultusunda faaliyet yürütmekteydi.Bu cemiyetin amacı Trakya İstanbul Marmara bölgesi ve Batı Anadolu’yu Yunanistan’a bağlayarak “Megola İdeayı” yani Büyük Bizans’ı yeniden kurma idealini gerçekleştirmekti.Bu amaçla bu bölgelerdeki Rumları silahlandırmışlar ve Batı Anadolu da Yunan ordusunun işgallerinde yardımcı olmuşlardır.Yunan Kızılhaç Cemiyeti Yunan Göçmenler komisyonu Rum İzci Kuruluşları ile Anadolu’daki Rum Kiliseleri Mavri Mira Cemiyetine destek vermişlerdir.
  • Pontus Rum Cemiyeti:İstanbul’daki Rum Patrikhanesine bağlı hareket eden bu cemiyetin amacı Doğu Karadeniz’de 1461’de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı yönetimine katılan “Trabzon Rum Pontus İmparatorluğu”nu yeniden kurmaktı.Bölgedeki otorite bulunduğundan da yararlanan cemiyet Rumları silahlandırarak amacına ulaşmaya çalıştı.Bunun için bölgeye yurt dışından da Rum getirmişlerdir.
  • Etnik-i Eterya Cemiyeti:Yunan subayları tarafından 1894’te kurulan bu cemiyet daha önce kurulmuş olan Rum cemiyetlerinin amaçlarını daha da genişletmiştir.Rumların yaşadığı bütün toprakların Yunanistan’a katılmasını gerçekleştirmeye çalışmıştır.Girit Yunanistan’a bağlanmasında önemli faaliyet gerçekleştirmiş olan bu cemiyet Mavri Mira ve Pontus Rum cemiyetine her konuda destek vermiştir.
  • Kardos Cemiyeti:Anadolu da faaliyet gösteren Rum asıllı cemiyetler için gönüllü Rum nüfusunu bulup Anadolu’ya geçmelerini sağlamak için çalışmıştır.
  • Taşnak ve Hınçak Cemiyetleri:Ermeniler tarafından kurulmuş olan bu cemiyetler Doğu Anadolu ve Çukurova Bölgesini de içine alan bağımsız bir Ermenistan kurmayı amaçlamışlardır.Oluşturdukları silahlı çeteler ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da katliamlar yapmışlardır.Bu bölgelerde Ermenilerin çoğunlukta olduklarını iddia ederek Wilson ilkelerinden yararlanmayı ve bu sayede uluslar arası kamu oyununda desteğini sağlamayı amaçlamışlardır.TBMM’ye bağlı olarak hareket eden XV.kolordunun başarılı mücadeleleri ve Gümrü antlaşmasının imzalanmasıyla ayrılıkçı Ermenilerin kurduğu bu cemiyetler Anadolu’daki amaçlarına ulaşamamıştır.
  • Alyans İsrailit ve Makabi Cemiyetleri:Museviler tarafından kurulan bu cemiyetler Ortadoğu da bağımsız bir devlet kurmayı amaçlamışlardır.Bu amaçlarına ulaşabilmek için anadoludaki diğer azınlık cemiyetlerine maddi destek sağlamışlardır.

Azınlık Cemiyetlerinin Genel özellikleri:
  • Osmanlı Devletinin parçalanması için faaliyet yürütmüşlerdir.
  • Bağımsız devletler kurmayı amaçlamışlardır.
  • Rum ve Ermeni patrikleri ile Musevi hahambaşılığı tarafından yönlendirilmişlerdir.
  • İtilaf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
  • İtilaf Devletlerinin işgallerine zemin hazırlamışlardır.
  • Kamuoyunun tepkisini çekmemek için Wilson İlkelerine göre hareket ettiklerini savunmuşlardır.
2)Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:
  • Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası:Ülkenin kuruluşunun padişahın emrine sıkı sıkıya bağlı kalınarak sağlanabileceğini savunan kişiler tarafından kurulmuştur.Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile birlikte hareket ettikleri için İstanbul Hükümeti üzerinde etkili olmuşlardır.
  • Hürriyet Ve İtilaf Fırkası:1911’de kurulmuş olan bu fırka 1919’dan itibaren aşırı bir İttihat Ve Terakki düşmanlığı yaparak kendisine destek sağlamaya çalışmıştır. İttihat ve Terakkinin devamı olarak gördükleri Milli Mücadele hareketine karşı en sert muhalefeti yapmış ve TBMM’ye karşı çıkan bazı isyanları da desteklemiştir.
  • İslam Teali Cemiyeti:Ülkenin korunmasının dini kurallara uymakla mümkün olabileceğinin savunan bu cemiyet 1919 yılında medrese hocaları tarafından kurulmuştur.Hürriyet ve İtilaf fırkasını destekleyerek Anadoludaki ulusal direnişe karşı çıkmıştır.
  • Kürt Teali Cemiyeti:Wilson İlkelerine dayanarak Doğu Anadolu’nun bir kısmında bağımsız bir devlet kurmayı amaçlamıştır.Amerikalılar ve İngilizlerle sıkı bir ilişkiye girmiştir.Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyetine katılmayı reddetmiş bunun da etkisiyle halktan büyük oranda destek alamamıştır.
  • İngiliz Muhipleri Cemiyeti:Sömürgelerinde milyonlarca Müslüman barındıran İngiltere ile Osmanlı halifelik ve padişahlığı arasında samimiyeti kuvvetlendirmek amacıyla kurulmuştur.İngilizlerden aldıkları destekle Anadolu da ulusal direnişe karşı çıkan isyanları desteklemişlerdir.Bu şekilde ortaya çıkacak olan otorite boşluğu sayesinde ülkede İngiliz manda yönetimini kurmayı hedeflemişlerdir.
  • Wilson İlkeleri Cemiyeti:Amerikan manda yönetimini isteyenler tarafından 1919 da kurulmuştur.Bu sayede ülkenin İtilaf devletleri arasında parçalanmasını önlemeyi ve Milletler Cemiyeti içine diğer devletlerle eşit haklara sahip olunmasını sağlamaya çalışmıştır.
Milli Varlığa düşman Cemiyetlerin genel Özellikleri:
  • Müslümanlar tarafından kurulmuşlardır.
  • İşgallerin kolaylaşmasına neden olmuşlardır.
  • Ulusal direnişe karşı faaliyet yürütmüşlerdir.
  • İtilaf devletleri tarafından desteklenmişlerdir.
  • Hürriyet ve İtlaf Fırkasıyla birlikte hareket etmişlerdir.
  • Saltanat ve Hilafet yanlısıdır.
Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:13
Daisy-BT
21 Kasım 2009 13:33   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek yolunun da bölgeden geçiyor olması İl´in önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır.
Gaziantep´in tarih devirleri Kalkeotik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devrileri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür.
Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep´in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkeolotik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir.
Bir süre Babil İmparatorluğu´nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti´nin bir kenti olmuştur. “Dülük” şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktadır.
Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender´in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar´ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep; Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan İskenderun´a giden anayollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur.
Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in Arap Yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.
1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın (1389) ve Memluklular´ın (1471) eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular´a karşı yapılan Mercidabık (Kilis Yakınlarında) meydan savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş oldu.
Osmanlılar döneminde çok sayıda camii, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda imalat, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir.
1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar camii, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.
I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Nitekim Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa olarak yerini almıştır.
Gaziantep Savunması
1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır.
Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır.


Alıntı
Daisy-BT adlı kullanıcıdan alıntı



KURTULUŞ SAVAŞI VE GAZİANTEP: Antep, Osmanlı Dönemi'nde Halep'e bağlı bir sancaktır. 1.Dünya Savaşı'nın sonunda Osmanlılar'ın yenik sayılmasıyla 15 Ocak 1919'da İngilizler, ardından 29 Ekim 1919 'da Fransızlar tarafından işgal edildi. Antep halkı , Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti öncülüğünde 1 Nisan 1920 ve 8 Şubat 1921 tarihleri arasında, 11 ay boyunca bu işgale direndi. İşgal sırasında 6317 kişi şehit oldu. 20 Ekim 1921'de yapılan Ankara Antlaşması sonucu Fransızlar 25 Aralık 1921 tarihinde şehri boşalttı.T.B.M.M'de alınan bir kararla 6 Şubat 1921'de Antep'e Gazilik unvanı verildi.Atatürk ''Türküm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilirler'' sözleriyle Antep halkını övmüştür.

ŞEHİTLER ABİDESİ: Atatürk Bulvarı üzerinde 1920-1921 yıllarında Gaziantep'te kurtuluş için mücadele veren 6317 şehit adına, Kurtuluş Savaşı'nda Çınarlı (Arıburnu)Cehhesi olarak geçen ÇınarlıCamii'nin üstüne bir anıt yapılmıştı.Gaziantep savunmasının önemli cephelerinden olan Çınarlı'daki bu anıta 25 Aralık 1935 tarihinde törenle şehit askerlerin kemikleri getirilmiş ve anıtın altına konmuştur.Günümüzde, Şehitler Abidesi'nin mezarlık kısmı restore ettirilmiş ve duvarlarına Kurtuluş Savaşı'nın anlatan resimler koyulup, yazılar yazılarak ziyarete açılmıştır.

ATATÜRK'ÜN GAZİANTEP'İ ZİYARETİ: 26-27 Ocak 1933 tarihlerinde şehri ziyaret eden Atatürk, nüfus kaydını burada yaptırmış ve Anteplileri mücadelesini bir defa daha taktir etmiştir.

ŞAHİNBEY ANITI: Gaziantep Şahinbey ilçesi Anıt, dört köşe bir kaide üzerinde ,dört köşeli bir sütun halindedir. Bu sütunun üzerinde ''Gaziantep savunmasının gerçek kahramanı Şahin Bey burada şehit olmuştur.Aziz şehidin ruhuna Fatiha 20 Mart 1920'' yazılıdır.

ŞAHİNBEY(1877-1920) Gaziantep savunmasında ön saflarda çarpışmış ve şehit düşmüş. Antepli bir askerdir. Asıl adı Mehmet Sait'tir; kendisine halk tarafından Şahin Bey adı verilmiştir.Yemen cephesine er olarak katılan Mehmet Sait,orada gösterdiği başarı ve kahramanlık üzerine başçavuş oldu.Trablusgarp, Balkanlar ve Çanakkale'de çarpıştı.1917'de Sina cephesinde teğmen oldu.Buradaki şiddetli bir çatışmada esir düştü.1919'daki ateşkese kadar Mısır'da İngiliz esir kampında kaldı.Antep'in işgali üzerine kuvay-i Milliye'ye katıldı.Kendisine verilen Kilis-Antep yolunun kontrol altında tutulması görevi sırasında şehit düştü.Adına birçok türkü ve şiir yazıldı;Şahinbey ilçesindeki lise Şahin Şahin adını taşımaktadır.

Son düzenleyen Safi; 5 Şubat 2016 02:13
Daisy-BT
26 Kasım 2009 19:27   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir_ahmet adlı kullanıcıdan alıntı

mondros antlaşmasına karşı izmirdeki direniş hareketleri

İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti, Mondros Mütarekesi'nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından sonra, Anadolu'da kurulan ilk direniş örgütüdür.
İstihlasi Vatan Cemiyeti ve İlhaki Red Cemiyeti ile birleşerek gücünü artırmıştır.

Kasım 1918'de İzmir'in önde gelen tüccarları Moralızade Halit ve Nail Beyler ile arkadaşlarınca kuruldu. Ama İttihat ve Terakki'nin güçlü olduğu merkezlerden biri olan İzmir'de Mondros Mütarekesi'nin hemen ardından örgütlenmeye gidilmesi sakıncalı bulunabileceği için, kuruluş bildirgesi ancak 1 Aralık'ta vilayete verilebildi. Örgütün etkin bir yapıya kavuşması, Nurettin Paşa'nın İzmir'e vali olarak atanmasından sonra gerçekleşti. Ocak 1919'da bu dönemde kurulmuş bir başka örgüt olan Heyet-i İlmiye'yle birleşti.

İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti, daha çok diplomatik etkinliklere ağırlık verdi. İlk iş olarak İstanbul'a bir kurul gönderildi ve Sadrazam Tevfik Paşa ve İtilaf Devletleri yüksek komiserleri ile ilişki kurulmaya çalışıldı. Amaç, Paris Barış Konferansı'na (1919) katılma olanağını elde ederek büyük devletleri ikna etmek ve İzmir'in Yunanlılarca işgalini önlemeye çalışmaktı. İzmir'den İstanbul'a gönderilen kurula yalnızca öteki devletlerin saf dışı bırakmaya çalıştıkları İtalya'nın yüksek komiseri Kont Sforza yakınlık gösterdi; kurul, İzmir'in yakında Yunanlılarca işgal edileceğini de ondan öğrendi. Bu arada sağlanan bir İtalyan gemisiyle Avrupa'ya bir yolculuk hazırlıklarına girişildiyse de, örgüt içinde patlak veren bir anlaşmazlık nedeniyle bu yolculuktan vazgeçildi.

Yunan işgalinin yaklaşması ve bu konudaki söylentilerin artık gizlenemez duruma gelmesi üzerine, İzmir Müdafaa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti Mart 1919'da bir kongre düzenledi. Çevre kent ve kasabalardan delegelerin de katıldığı bu kongrede İzmir'in nüfusunun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğunu hatırlatan ve işgal söylentilerini kınayan bir uyarı bildirisi hazırlandı ve bu bildiri Barış Konferansı'nın toplandığı Paris'e iletildi. Örgüt çalışmalarını Haziran 1919'a değin İzmir'de sürdürdü. Daha sonra, Alaşehir Kongresi'nde alınan bir karar gereğince merkezini İstanbul'a taşıdı. İstanbul'un işgalinden sonra çalışmalarına son verdi. İttihatçı ve bolşevik olmakla suçlanmışlar, düzenli bir cemiyet olmamışlardır.
Daisy-BT
10 Aralık 2009 20:17   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ateşkes sonrası izmirin işgalini yazarmısınız??

İzmir'in İşgali, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris'te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla İzmir kentinin 15 Mayıs 1919'da Yunanistan tarafından işgali. 9 Eylül 1922'de Türk ordusunun kente girmesiyle sona ermiştir.
İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme yarımadası ve Belkahve'ye kadar İzmir'in hinterlandı da işgal edilmiştir. 1920 Nisan'ından sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır.
İşgal Kararı
Sponsorlu Bağlantılar

İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos'un önerisiyle, İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı, ancak 25 Mart dolayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayısta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde hemfikir oldular. Karar 15 Mayısta uygulandı,
toplarmı koplarmı
İşgale yönelik eleştiriler

İzmir'in Yunanlılarca işgali fikri Batı dünyasında birçok siyasetçi ve asker tarafından şiddetle eleştirildi. Barış Konferansındaki ABD delegasyonunun resmi raporuna göre,
...ekonomik açıdan bakıldığında Küçük Asya'nın batısındaki kıyı şehirlerinin İç Anadolu'dan ayrılması insafsızca bir darbe olacak ve Türk İmparatorluğu kendisini denize bağlayan doğal çıkışlardan kopacaktır.
Winston Churchill sonradan İzmir'in işgalini şöyle değerlendirmiştir:
"Wilson, Lloyd George, Clemenceau ve Venizelos gibi aklını, ihtiyatını ve tecrübesini yaşam karşısında sınamış seçkin devlet adamlarının Paris'te nasıl olup da böylesine acele ve ölümcül bir adım atabildiklerini halen anlayabilmiş değilim.
250px Izmir15Mayis1919

İzmir'i işgal eden Yunan askerleri.


İşgalin gerekçeleri

İşgalin en büyük gerekçesi hazırlanan sahte raporlarla bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğudur ve bu bölgenin Yunanlara verilmesinin kararlaştırılmasıdır. ABD başkanı Wilson buna önce karşı çıksada sonradan daha yumuşak bir tavır göstermiştir.



Cevap Yaz