Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 75.810|Cevap: 2|Güncelleme: 23 Temmuz 2016

Yüksek tansiyon hastaları nasıl beslenmelidir?

11 Şubat 2009 19:16   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Yüksek tansiyon hastaları nasıl beslenmelidir?
EN İYİ CEVABI Safi verdi
TANSİYON KONTROLÜNDE TUZUN AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR
47457d1460822077 tansiyon nedir tansiyon5

Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden beri bilinmektedir. Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 kat daha fazla tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.
Sponsorlu Bağlantılar
Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg kan basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

Bu yüzden, günde 2.4 g'dan daha az sodyum yani 6 gr'dan daha az sofra tuzu tüketilmesi salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama kalp yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.
  • Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna...) bu çok işe yarayabilir.
  • Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.
  • Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.
  • Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.
  • Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.
  • Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.
Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, “tuza direnç” olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.

Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

BESİN GRUBU - SODYUM (mg)
Tahıllar ve tahıl ürünleri
  • ½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav, makarna - 0-5
  • 1 su bardağı hazır tahıl gevreği - 100-360
  • 1 dilim ekmek - 110-175
Sebzeler
  • ½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş - 1-70
  • ½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş - 140-460
  • ¾ su bardağı konserve domates suyu - 820
TANSİYONU OLANLAR ALKOLLÜ İÇKİLERİ DE AZALTMALIDIR.
Az miktarda alkol almanın etkisi konusunda, tıp dünyasında farklı görüşler vardır. Kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. Bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. Tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. Ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır.
Buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üstündeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.


TANSİYONA ETKİLERİ TARTIŞILAN DİĞER ŞEYLER
Tansiyona etkisi en fazla tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. Üstünde en çok durulanlar potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Ama tuzdan yani sodyum mineralinden farklı olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması tavsiye edilmektedir.
Bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon için, daha fazla alınması gerektiği konusunda, herkesin üstünde anlaştığı bir maddedir. Günde 3.5 gramın üstüne çıkılması önerilmektedir. Sodyum ne kadar düşük, potasyum ne kadar fazlaysa, tansiyon o kadar iyi olmaktadır. Gerçekten de, bir çalışmada, potasyum alımını yalnızca yarım gr kadar artırmanın, felç riskini %40 azalttığı gösterilmiştir. Ama, bunu potasyumlu tuzlar alarak başarmak tavsiye edilmemektedir. Doğru olan şey potasyumdan zengin besinlerle bunu başarmaktır. Bunun içinse, bol sebze-meyve tavsiye edilmektedir. Özellikle, 100 gr'daki potasyum açısından, kahve, kuru baklagiller, fındık, marul, maydanoz, ıspanak, patates, enginar, muz, havuç başta gelen besinler olarak sayılabilir.


Kalsiyum için tavsiye edilen miktar günde 800-1200 mg, magnezyum için 280-350 mg'dır. Bu minerallerin en yoğun olduğu besinlerse süt ve süt ürünleridir. Ayrıca kalsiyum için pekmez, susam, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kurutulmuş meyveler; magnezyum için ıspanak, kuru baklagil, ekmek, badem, fıstık sayılabilir.

Daha az yağ ve daha çok lif tüketmenin, kilo vermenin ötesinde, tansiyona yarar sağladığı iddia edilmektedir. Gerçekten de, yalnızca bitkisel besinlerle beslenenlerde (vegan), her türlü besinle beslenenlere (omnivor) göre, - tuz tüketimleri anlamlı farklı olmasa bile- daha az tansiyon yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. Buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. Kimileri kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.


YÜKSEK TANSİYON İÇİN TANIMLANMIŞ KAPSAMLI BİR DİYET: DASH DİYETİ
Tıp çevrelerinde tansiyona yönelik diyetlerden en bilineni DASH diyetidir. Adı, “yüksek tansiyonu durdurmaya yönelik beslenme yaklaşımı” karşılığı, İngilizce “Dietary Approaches to Stop Hypertension” kelimelerinin kısaltımından gelmektedir.

DASH diyeti, şu ana kadar saydıklarımızın bir toplamı gibidir.
  • Doymuş yağlar ve kolesterol başta olmak üzere yağların azaltıldığı,
  • Tuzca fakir,
  • Potasyum, magnezyum ve kalsiyumdan zengin bir diyettir.
Bu amaçla,
  • Hayvansal yağlar ve kırmızı et azaltılır,
  • Azalan kalori, -posadan zengin- taneli tahıl ve karbonhidratlarla telafi edilir,
  • Potasyum, magnezyum ve posa kaynağı olarak bol sebze ve meyve tüketilir,
  • Protein ve kalsiyum, potasyum, magnezyum kaynağı olarak az yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri tüketimi artırılır,
  • Protein, posa, potasyum, magnezyum kaynağı olarak yağlı tohumlar ve kuruyemiş ile baklagiller arttırılır.
DEVAMI Tansiyon Nedir?
Son düzenleyen Safi; 23 Temmuz 2016 20:29
11 Şubat 2009 19:46   |   Mesaj #2   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye

Hipertansiyon diyeti yüksek tansiyon


hipertansiyon diyeti yüksek tansiyon beslenme - Yüksek Tansiyonda Beslenme : Yuksek tansıyonda yiyeceklerin seçim ve hazırlanmasında bazı kurallara dikkat etmek gerekir: Tuz tüketimi kısıtlanmalı, diüretik (idrar söktürücü) etkisi olan bitkisel besinlere öncelik tanınmalı ve kilo almaya yol açabilecek yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Sistolik (büyük) ve/ya da diyastolik (küçük) kan basıncının sürekli normal değerlerin üstünde bulunmasına yüksek tansiyon denir. Hastayı yüksek tansiyonlu kabul etmek için tansiyon ölçümünün bir kez yüksek çıkması yeterli değildir; ama bu bir uyarı işareti olarak kabul edilmelidir. Çünkü yüksek tansiyonun kalıcı hale dönüşmesinden önce genellikle geçici yüksek tansiyon saptanır. Yalnızca büyük tansiyonun yükselmesi kansızlık, damar sertliği ve hipertiroidizm (tiroit bezinin aşın çalışması) gibi bozukluklarda görülür. Tedavi temel olarak asıl hastalığın iyileştirilmesi-ne bağlıdır. Küçük tansiyonun yüksek olması ise organizmada çok ağır bozukluklara yol açabilir.

Yüksek tansiyon çok sık görülür. Olguların yüzde 90ında kesin bir neden saptanamamıştır, ama birçok etken bu duruma yol açabilir. Her şeyden önce kalıtsal bir yatkınlık söz konusudur. Ayrıca hormon iç salgı sistemi, beslenme ve ruhsal-sinirsel etkenler belirleyici olabilir. Olguların kalan yüzde 1O'unda ise kesin nedenler saptanabilir. Bunlar temel olarak böbrekler, iç salgı sistemi ya da kalp-dolaşım sisteminden kaynaklanır. Organlarda geriye dönüşü olmayan zararlar ortaya çıkmadan tanı koymak önemlidir.

Uzun süreli yüksek tansiyon, değişik organları besleyen küçük atardamarlardaki yıkıma bağlı lezyonlara neden olabilir. Bunlar, anjina pektoris, kalp yetmezliği, miyokart enfarktüsü, beyin kanaması ile daha yavaş ve geç oluşan böbrek yetmezliğidir. Sonuçların ağırlığı göz önüne alınırsa, bütün yüksek tansiyon olgularında zaman yitirmeden uygun bir diyete ve ilaç tedavisine başlamanın önemi açıkça ortaya çıkar.

DİYET

Yüksek tansiyonlu hastanın kilo almaması için beslenme sınırlı olmalı, ama genel durumu bozacak uygulamalardan kaçınılmalıdır. Aşırı yenen öğünler ve fazla alkol almak tehlikelidir. Yüksek tansiyonu olanlarda kalp-damar komplikasyonlannın ziyafet sofralarından kalktıktan sonra daha sık ortaya çıktığı bilinmektedir.

Karbonhidrat ve yağ alımı sınırlanmalı, bitkisel ağırlıldı bir beslenmeye ağırlık verilmelidir. Omeğin düşük kalorili enginar ve soğanın bileşiminde yüksek tansiyonlu hastaya yararlı olan idrar söktürücü maddeler vardır. Bütün yüksek tansiyonlularda sodyum klorür, yani sofra tuzu kullanımını sınırlamak gerekir. Böylece hem fazla tuzun böbreklerdeki geri emilim sürecini artırarak damar içi sıvısını çoğaltması, hem de damar duvarlarında aşırı sodyum birikimine yol açması önlenir. Bu birikme damar duvarını büzen hormonal ve sinirsel uyarılar için gerekli ortamı hazırlayarak yüksek tansıyonun yerleşmesini kolaylaştırır.

Ozellikle idrar söktürücü ilaçlarla tedavi gören yüksek tansiyonlu hastalarda, organizma için bir başka temel tuz olan potasyumun günlük alım miktarı da büyük önem taşır. Bu elementin başlıca kaynakları turunçgiller, muz, ceviz, kamabahar, ıspanak, peynir, süt, bazı et ve balıklardır.

Yüksek tansiyonda beslenme için besinlerin seçim ve hazırlanışında bazı kurallara uymak gerekir.
Her şeyden önce yemekleri pişirirken tuz kullanmamalı, sofraya da tuz konmamalıdır. Taze sebze tüketimine ağırlık verilirken pancar, kereviz, şalgam gibi sodyum içeriği yüksek sçbzelerden kaçınılmalıdır.

Taze meyve ise yenebilir. Süt, süt ürünleri ve yumurta yüksek kolesterol içerdikleri için dikkatli alınmalıdır. Kaymağı alınmış süt ve tuzsuz, az yağlı peynir tüketilebilir. Ayrıca tuzsuz ekmek yenmeli, krakerler ve pişmiş tahıllar beslenmeden bütünüyle çıkarılmalıdır. Ozellikle konserve yiyecekler, kuru sebze ve meyveler, tuzlanmış balık ve deniz ürünleri, yağlı peynir ve süt ürünlerinden kaçınılması önerilir.

İşlenmiş ya da kutuda saklanan besinlerde sofra tuzunun yanı sıra sodyum açısından zengin birçok bileşik kullanıldığı unutulmamalıdır. Et suyu tabletleri ve hazır salçalardan kaçınmak gerekir. Son olarak içme suyuna da dikkat edilmelidir. Bazı içme suları yüksek oranda sodyum içerebilir. Omeğin yumuşatmak için kalsiyum giderici maddelerle işlem gören sular, sodyum açısından zengindir.Ceviz fazla potasyum içerdiğinden tüketimi sınırlı olmalıdır.
Son düzenleyen Safi; 23 Temmuz 2016 20:30
23 Temmuz 2016 20:34   |   Mesaj #3   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
TANSİYON KONTROLÜNDE TUZUN AZALTILMASI ÇOK ÖNEMLİDİR
47457d1460822077 tansiyon nedir tansiyon5

Tansiyon konusunda en çok konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun esasıdır. Hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha düşük değerlere sahip olması ya da tansiyonunun yükselmemesi için tuzun kısıtlanması gerektiği çok eskiden beri bilinmektedir. Buna rağmen toplumlar, ihtiyaçlarının çok çok üstünde, 5-10 kat daha fazla tuz tüketmektedir. Buna biraz da, eskiden yalnızca yüksek tansiyonluların az tuz yemeleri gerektiği ama normal tansiyonluların dikkat etmelerine gerek olmadığı inancı katkıda bulunuyordu. Ama şimdi, bunun herkes için gerekliliği kabul edilmeye başlandı.
Sponsorlu Bağlantılar
Bir araştırmada daha sonra söz edeceğimiz DASH diyeti yapıp, tuzun kısıtlanmasıyla, yüksek tansiyonlularda 12, tansiyonu normal olanlarda 7 mmHg kan basıncı düşüşü sağlandı. Oysa aynı diyeti yapıp tuzda kısıtlamaya gitmeyenlerinki yalnızca 2-3 mmHg düştü.

Bu yüzden, günde 2.4 g'dan daha az sodyum yani 6 gr'dan daha az sofra tuzu tüketilmesi salık verilmektedir. Bu da yaklaşık bir çay kaşığı kadar tuz demektir. Ama kalp yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

Tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.
  • Bazı hekimler, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. Özellikle sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna...) bu çok işe yarayabilir.
  • Tuzluğun deliğinin küçük olması da yardımcıdır.
  • Tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.
  • Hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.
  • Et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; tazeler yeğlenmelidir.
  • Tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden olabildiğince uzak durmalıdır.
Ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. Tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. Bu durum, “tuza direnç” olarak adlandırılır. Tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. Üstelik bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.

Tablo: Çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

BESİN GRUBU - SODYUM (mg)
Tahıllar ve tahıl ürünleri
  • ½ su bardağı tuzsuz pişmiş tahıl, pilav, makarna - 0-5
  • 1 su bardağı hazır tahıl gevreği - 100-360
  • 1 dilim ekmek - 110-175
Sebzeler
  • ½ su bardağı taze veya dondurulmuş, tuzsuz pişirilmiş - 1-70
  • ½ su bardağı soslu konserve ya da dondurulmuş - 140-460
  • ¾ su bardağı konserve domates suyu - 820
TANSİYONU OLANLAR ALKOLLÜ İÇKİLERİ DE AZALTMALIDIR.
Az miktarda alkol almanın etkisi konusunda, tıp dünyasında farklı görüşler vardır. Kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. Bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. Tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. Ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır.
Buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üstündeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.


TANSİYONA ETKİLERİ TARTIŞILAN DİĞER ŞEYLER
Tansiyona etkisi en fazla tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. Üstünde en çok durulanlar potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Ama tuzdan yani sodyum mineralinden farklı olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması tavsiye edilmektedir.
Bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon için, daha fazla alınması gerektiği konusunda, herkesin üstünde anlaştığı bir maddedir. Günde 3.5 gramın üstüne çıkılması önerilmektedir. Sodyum ne kadar düşük, potasyum ne kadar fazlaysa, tansiyon o kadar iyi olmaktadır. Gerçekten de, bir çalışmada, potasyum alımını yalnızca yarım gr kadar artırmanın, felç riskini %40 azalttığı gösterilmiştir. Ama, bunu potasyumlu tuzlar alarak başarmak tavsiye edilmemektedir. Doğru olan şey potasyumdan zengin besinlerle bunu başarmaktır. Bunun içinse, bol sebze-meyve tavsiye edilmektedir. Özellikle, 100 gr'daki potasyum açısından, kahve, kuru baklagiller, fındık, marul, maydanoz, ıspanak, patates, enginar, muz, havuç başta gelen besinler olarak sayılabilir.


Kalsiyum için tavsiye edilen miktar günde 800-1200 mg, magnezyum için 280-350 mg'dır. Bu minerallerin en yoğun olduğu besinlerse süt ve süt ürünleridir. Ayrıca kalsiyum için pekmez, susam, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kurutulmuş meyveler; magnezyum için ıspanak, kuru baklagil, ekmek, badem, fıstık sayılabilir.

Daha az yağ ve daha çok lif tüketmenin, kilo vermenin ötesinde, tansiyona yarar sağladığı iddia edilmektedir. Gerçekten de, yalnızca bitkisel besinlerle beslenenlerde (vegan), her türlü besinle beslenenlere (omnivor) göre, - tuz tüketimleri anlamlı farklı olmasa bile- daha az tansiyon yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. Buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. Kimileri kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.


YÜKSEK TANSİYON İÇİN TANIMLANMIŞ KAPSAMLI BİR DİYET: DASH DİYETİ
Tıp çevrelerinde tansiyona yönelik diyetlerden en bilineni DASH diyetidir. Adı, “yüksek tansiyonu durdurmaya yönelik beslenme yaklaşımı” karşılığı, İngilizce “Dietary Approaches to Stop Hypertension” kelimelerinin kısaltımından gelmektedir.

DASH diyeti, şu ana kadar saydıklarımızın bir toplamı gibidir.
  • Doymuş yağlar ve kolesterol başta olmak üzere yağların azaltıldığı,
  • Tuzca fakir,
  • Potasyum, magnezyum ve kalsiyumdan zengin bir diyettir.
Bu amaçla,
  • Hayvansal yağlar ve kırmızı et azaltılır,
  • Azalan kalori, -posadan zengin- taneli tahıl ve karbonhidratlarla telafi edilir,
  • Potasyum, magnezyum ve posa kaynağı olarak bol sebze ve meyve tüketilir,
  • Protein ve kalsiyum, potasyum, magnezyum kaynağı olarak az yağlı veya yağsız süt ve süt ürünleri tüketimi artırılır,
  • Protein, posa, potasyum, magnezyum kaynağı olarak yağlı tohumlar ve kuruyemiş ile baklagiller arttırılır.
DEVAMI Tansiyon Nedir?

Daha fazla sonuç:
tansiyon hastaları ne yemeli

acebook yorumları
paneli aç