Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var Güncelleme: 16 Şubat 2016  Gösterim: 59.075  Cevap: 2

Su ekosistemi nedir?

Misafir
28 Nisan 2010 17:08       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Su ekosistemi nedir, kaç bölüme ayrılır? Suda yaşayan canlılar ve su ekosistemi hakkında bilgi verir misiniz?
EN İYİ CEVABI _Yağmur_ verdi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

Su ekosistemi nedir, kaç bölüme ayrılır? Suda yaşayan canlılar ve su ekosistemi hakkında bilgi verir misiniz?

Su Ekosistemleri
Denizlerin (tuzlu suların) ve tatlı suların oluşturduğu ekosistemlerdir. Göller, sulak alanlar (bataklık, gölet, sazlık), yeraltı suları ve akarsular tatlı su ekosistemini, denizler ise tuzlu su ekosistemini oluşturur.

Sponsorlu Bağlantılar
Su ekosistemleri ikiye ayrılır:
1- Tatlı Su Ekosistemleri
• Nehir Ekosistemleri: Suyun akış hızı, su derinliği, bulunduğu yer burada yaşayan canlı çeşitliliğini belirler.
• Göl Ekosistemleri: Göl ekosistemlerinde mikroskobik canlılar, kurbağalar, sazlıklar, sinekler, balıklar, çeşitli kuşlar, balıkçıl kuşlar, çeşitli böcekler, ördek, yılan, çekirge gibi canlılar ile nilüfer, eğrelti otu, atkuyruğu ve nergis türü bitkiler bulunur.
Göl ekosisteminin büyüklüğü, bulunduğu yer, derinliği, sıcaklık, tuz miktarı, ışık miktarı ve suyun özelliği burada yaşayan canlı çeşitliliğini değiştirebilir.
• Sulak Alan Ekosistemleri: Kara ve su ekosistemlerinin birleştiği yerlerdir.

2- Tuzlu Su (Deniz) Ekosistemleri
Yeryüzünün en büyük ekosistemlerinden biri deniz ekosistemleridir. Deniz ekosistemlerinde mikroskobik canlılardan çok büyük memeli hayvanlara kadar çok sayıda canlı çeşidi bulunur. Denizdeki tuz oranı, suyun derinliği, sıcaklık ve ışık miktarı buralarda yaşayan hayvan çeşitliliğini belirler ve denizlerde farklı ekosistemlerin oluşmasını sağlar.
Denizlerde fotosentez yapan üretici canlılar ile bu canlıları yiyerek beslenen küçük canlılar (planktonlar ve hayvansal planktonlar), onlarla beslenen küçük balıklarla birlikte besinlerini diğer canlılardan karşılayan daha büyük balıklar (yunus, balina) bulunur. (Büyük balıklar genelde daha derin yerlerde yaşarlar). Hemen hemen bütün deniz canlıları güneş ışığının ulaştığı ilk 100 metrelik derinlikte yaşarlar.

Deniz ekosistemlerinden en büyüğü Hazar Denizi ekosistemidir.




_Yağmur_ tarafından gönderilmiş olan #2 numaralı mesaj 'en iyi cevap' seçilmiş ve ilk mesaja eklenmiştir.
16 Şubat 2016 23:04       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM
DENİZ EKOSİSTEMİ

Oşinograflar bu ortamı farklı ekolojik özelliklerine gore ‘Alanlara’ ve
‘Bölgelere’ayırarak incelemeyi tercih ederler.

Ekolojik şartları büyük bir çeşitlilik gösteren deniz ortamı homojen bir bütün olarak ele almak, bilimsel açıdan çok kısıtlı bir bakış açısına neden olur. öncelikle iki büyük okyanus alanı ayırt edilmektedir.bütünüyle denizleri oluşturan “su kütlesi” ve kıyılardan derin abis çukurlarına kadar dipleri kapsayan “dip alanı” ;Dip alanı derinliğine göre üçe ayrılır.
-0-200 metreler arasında uzanan ve okyanusların tabanının yüzde 7,6 sını oluşturan kıta sahanlığı;
-200 metreden 2000 metreye kadar uzanan dipteki ani eğim bölgesinden meydana gelen ve tabanın yüzde 8,1 ni oluşturan kıta şevi; ve nihayet okyanusların tabanının yüzde 84,3 ünü meydana getiren abisler. (2000-6000 metre) ve çukurlar (6000 metreden
bilinen en derin yer olan mariana çukurunda 11.000 metreye kadar) Gelgite maruz kalan ve hatta dalga serpintisiyle ıslanan kıyı şeritleri de okyanus alanına dahil edilmektedir. Gerçekten de bu bölgelerde yaşayan organizmalar, gerek gelgitler sırasında birbirini ardınca su altında ve su üstünde kalarak, gerek ortamın yüksek tuzluluğu sebebiyle, okyanus etkilerine maruz kalmaktadır.

Okyanusları ve denizleri oluşturan su kütlesi ikiye ayrılan kıta sahanlığını örten yüzey suları ve 200 metrenin altında kalan dip suları bu düzeylerde su kütlesi, güneş ışınlarının nüfuz etmesi derecesine ve mevsimlik sıcaklık değişimlerine bağlı olarak düşey bir ekolojik katmanlaşma gösterir. Işığın ulaştığı epipelojik bölge, ışık miktarının, bitkilerin fotosentez yapabilmesi için yeterli olduğu 0 ila 50-100 metrelik yüzey sularına tekabül eder. Söz konusu bu bölgenin altında dip bitkileri ve fitoplankton yaşayamaz; yanlızca etçiler veya çürükçül beslenen hayvan türleri canlı kalabilir.

Element Parts per Million
Chloride 18,980.0
Sodium 10,560.0
Sulfate 2,560.0
Magnesium 1,272.0
Calcium 400.0
Potassium 380.0
Bicarbonate 142.0
Bromide 65.0
Strontium 13.0
Boron 4.6
Flouride 1.4


Okyanus ekosisteminin alt bölümlere ayrılması, karşılaşılan ekolojik şartların çeşitliliğiyle ilişkilidir; organizmaların uyum mekanizması ve üretkenliği bir bölgeden diğerine belirgin farklılıklar gösterir.

Deniz Canlıları; Yüzeyle dip alanı arasında ve hatta jeolojik taban yapısı içinde yaşam, deniz ekosisteminin üç boyutuna da dağılmış durumdadır. Deniz ortamının ekolojik şartlarının çeşitliliği, yaşam şekillerinde ve tarzlarında da büyük değişikliğe neden olmaktadır. Okyanusun büyük bölgeleriyle bağlantılı olarak üç çeşit canlı gurubu ayırt edilir; su kütlesinde yaşan plankton ve nekton ile diğerlerde yaşayan bentos toplulukları.

PLANKTON ; Yüzeyde veya su kütlesinde asıllı duran, kısıtlı hareket yeteneğiyle su akımlarına karşı koyamayan ve bazıları bu nedenle düşey göçlere maruz kalan organizmalar topluluğudur.

NEKTON; Açık denizde yaşayabilen ve deniz akıntıları içinde hareket edebilen canlılardan oluşur; açık denizde yaşayan balık türlerinin çoğunu, kafadanbacakları ve deniz memelilerini kapsar.

BENTOS; Dibe bağlı olarak yaşayan hayvanlar ve bitkiler (bağlı bentos) ile dipte veya dibe yakın bölgelerde hafifçe hareket eden bazı hayvan türlerinden (gezgin bentos) meydana gelir. Bağlı bentos bir çok suyosunu, sünger, yumuşakça, kabuklu (Balanus) ve knildli (Mercan, deniz şakayığı gibi) türlerini kapsar.


DENİZ EKOSİSTEMLERİNDEKİ BOZULMALAR

Deniz ekosistemlerindeki bozulma bir bütün olan çevrenin yapı ve işleyişini olumsuz etkiler. Bazı varlıkların azalması diğer bazı varlıkların azalmasına da neden olur. Madde döngülerinin gerçekleşmesi zorlaşır. Sonuçta doğadaki enerji tükenmeye doğru gider.

1. Dünya Coğrafyasının Değişmesi
Ekosistemin yapı ve işleyişini oluşturan iklim, toprak, hava, bitki hayvan
gibi faktörlerin olumsuz yönde değişmesi çevrenin ekolojik özelliklerini de değiştirir.
- Uzun süren kuraklıklar sonucu bir ekosistemdeki bitki ve hayvan sayısı hızla azalır.
- Suların kirlenmesi sonucu suya ışık girişi azalır, suyun hava oranı düşer.
- Toprakta oluşan tahribat ve kirlenmeler önce bitkilerin sonrada diğer canlıların zamanla ölmesine neden olur.
- Ormanların kesilmesi ve yanması çevrenin çölleşmesine ve sonrasında küresel ısınmaya etkide bulunur.

2. İklimin Değişmesi

İklim şartlarının değişmesi , ekosistemdeki canlı yaşam ve dağılışını
etkiler. İklimi değişen bir bölgede bazı canlılar göç ederken, bazı canlılar ölür veya şartlara uymaya çalışır. Ozon tabakasının incelmesi, ormanların azalması, havanın kirlenmesi, yağışların azalması, çölleşmenin başlaması bir bölgedeki iklimin ve coğrafik yapının değişmesine etkide bulunur.

3. Erozyonların Oluşması

Toprağın su ve rüzgar etkisiyle aşınıp , taşınmasına erozyon denir.
Çevredeki bitki örtüsünün azalması, şiddetli yağmurların yağması, karların kısa sürede erimesi, fırtınaların oluşması, toprağın yanlış sürülmesi, eğimli alanlardaki ormanların yanması gibi etkenler erozyonların oluşmasına neden olur. Erozyonlar sonucu bir bölgenin toprağı tahrip olur. Tarım toprağının ürün verimi azalır. Erozyonu önlemek için en etkili yöntem eğimli ve çorak toprakların ağaçlandırılmasıdır. Çünkü bitki kökleri toprağı tutarak erozyonla sürüklenmesini önler.
Erozyona uğrayan bir bölgede toprağın yapısı değişeceği için canlıların yaşamı da tehlikeye girer.

4. Su Kaynaklarının Azalması
Suların kirlenmesi ve kuruması sonucu çevredeki kullanılabilir su oranı
azalır. Çevredeki su kaynaklarının azalmasına, yağışların düşmesine, tarımsal verimin düşmesine ve hidroelektrik santrallerdeki enerji üretiminin kısılmasına neden olur. Bu durum canlıların beslenmesini olumsuz olarak etkiler.
Su oranı azlan topraklarda daha az sayıda bitki yaşar. Ortama uyan bazı hayvanlar bu topraklarda barınır. Kısacası çevre zamanla çölleşir. Doğal özelliklerini de zamanla kaybeder.

5. Enerji Kıtlığının Başlaması

Madenlerin azalması sonucu termik santraller, su kaynaklarının azalması
sonucu hidroelektrik santralleri, petrolün azalması sonucuda ulaştırma araçlarının kullanım oran ve verimi azalır. Enerji kıtlığının başlaması durumunda insanların sosyal yaşamı felç olur.
Besin zincirinin oluşumunu sağlayan enerji nakli gerçekleşemez. Ortamın biyolojik dengesi bozulur.

6. Canlı Çeşitliliğinin Azalması
Ekosistemdeki fiziksel ve kimyasal şartların değişmesi canlıların yaşama,
yayılış ve üramesini etkiler. Bozulan şartlara uyanlar yaşarken diğerleri yok olur. Çevredeki bitki sayısının azalması besin zincirindeki canlı tür ve sayısının azalmasına neden olur.
Örneğin, ormanların yanma ve kesilmesi sonucu buralarda barınan tüketici canlıların büyük kısmı ölür.

DENİZ EKOSİSTEMLERİNİN KONTROLÜ

Rüzgar ve akımlarla gelen etkenler, bununla birlikte besin çeşitleri (katmanları) (bunlara artıklardan gelen nitrojen ve fosfor dahil), endüstriyel artıklar yosunların büyümesine elverişli koşullar oluşturur. Yosunlar deniz hayatına zararlıdır ve belli başlı hastalıklarda kaynak teşkil ederler.
Tonik planktonların ortada bulunmalarının kontrolü üzerinde iki belirgin metod vardır. Bunlar , lokal örnekleme ve biyolojik örneklemedir. Her control deniz canlılarının zehirlenmelerinin etkilerinin önlenmesinde gelişmiş kentlerde etki sağlamıştır ve bu kontroller daha az gelişmiş ülkelerde de yapılmalıdır.
Global çevre koruyucuları tarafından geniş deniz ekosistemlerinin kontrolü ilk olarak Gine Körfezi’nde programlanmış, sonra da Sarı Deniz’re geçmiş, daha sonra da dünyanın diğer 49 kıyısal deniz ekosistemleri ile devam etmiştir.

İÇME SUYU

İnsanın gelişmesi ile birlikte içme suyu da sınırlı bir kaynak haline gelmiştir. Güvenilir su kaynakları sürekli kullanım ile tükenmeye başlamıştır. Nehirlerin, göllerin, yeraltı kaynak sularının gün boyunca tükenişi artmıştır. 26 ülkede kendi su kaynakları kişi başına 1000 metreküpte azdır ve daha da azalmaktadır. Buna karşılık dünya nüfusunda % 1.7’lik artış bulunmaktadır. Şunu unutmamak gerekir ki su kaynakları tam olarak kontrol edilememektedir.

Birçok ülke kendi sınırları içinde nehir akışlarını ve seviyelerini kontrol etmektedirler. Bununla birlikte Global Rount Data Center, WMO’nun bir kolu olarak yüzlerce ülkedeki akış diyagramlarını ve göl seviyelerinin bilgilerini oralardaki istasyonlardan almaktadır. Ayrıca uydulardan ve hava istasyonlarından gelen bilgiler de kullanılmaktadır. Hidrolojik çevrim iklim değişikliklerinde hassas bir göstergedir. Değişiklikler hakkındaki bilgiler global iklim modelleri üzerinde kullanılabilmektedir.
Global kontrol GEMS ‘in sorumluluğundadır. 50 değişik veriyi inceler ve birkaç yüz istasyondan bilgi alır. Seviyelerin kontrolünde yer altı ve yer üstü sularındaki bakteri oranı endüstriyel kirlenmeleri baz alır. Okyanuslardaki yosun kirlenmesini, nehir ve göllerdeki klorofil seviyelerini ölçer ve tehlike olup olmadığını araştırır. Büyük kütleler halinde yüzen bakteriler veya mavi-yeşil algler daha fazla gözlenmektedir. Bunlar toksinlerdir ve göz hastalıkları, kas ağrıları, mide bulantılarına yol açmaktadırlar. Bu yosunların olduğu yerlerde yüzenler bu hastalıklara kolaylıkla yakalanabilirler. Yosunlar nemli zamanlarda artmaktadırlar, boğazlar ve dar alanlarda bollaşmaktadırlar.



İNSANDAN GELEN TEHLİKELER

Ortamın kimyasal yapısının değiştirilmesi ve kaynakların aşırı kullanılması gibi her darbe çok sayıda sonuçlar doğurur.

İnsan etkinlikleriyle, deniz ekosistemlerinin çalışmasına hatta bir bütün olarak biyosferin düzenine korkunç zararlar verebilir. Türler ve ekosistemleri ortadan kaldırdığı, fosil kaynaklarını tükettiği ve sonuçta önemli düzeyde kirlilik yarattığı için bu zararların çok yönlü bir etkisi vardır.




Daha fazla sonuç:
Su ekosistemi nedir?

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç