Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 23 Nisan 2016  Gösterim: 21.415  Cevap: 14

Doğal Afetler Nedir? Doğal Afetler Hakkında

arwen
1 Kasım 2006 03:44       Mesaj #1
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Doğal Afet
Ad:  afetler6.jpg
Gösterim: 1188
Boyut:  19.6 KB

MsXLabs.org

Sponsorlu Bağlantılar
Doğal afetler ve felaketler her an meydana gelebilen, sebep doğal da olsa, insan kökenli kaza da olsa kazayı geçiren, yakınlarını veya evlerini kaybeden aile için sonuçlar ağırdır. Sık meydana gelen doğal afetler arasında; depremler, sel, kasırga, volkanik patlamalar, insan kökenli felaketler arasında; nükleer kazalar, kimyasal kazalar, trafik kazaları ve yangınlar sayılabilir.

Doğal Afet ve Felaketlerde Çalışma Alanı
Kurtarma ekiplerinin çalışma alanına vardıklarında ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri önemlidir. Çalışma alanı 3 kısma ayrılmıştır.

1. İç Kısım: Afet Merkezi
Burası afetin meydana geldiği yerdir. Bu alanda ölü ve yaralılarla karşılaşabiliriz. Ama burada hayatta kalanları da görebilirsiniz. Hayatta kalanlar yaşanan afetin ruh haline etkisi ile; tepkisiz, hareketsiz, veya amaçsız geziyor olabilirler.

2. Orta Kısım: Yakın Alan
Buradan gelen insanlar yardım etmek amacıyla etkilenen alana doğru bilinçsizce koşuşurlar, Bu alana gelen insanlar çok heyecanlıdırlar. Ama fazla bir şey yapmazlar.

3. Dış Kısım: Yardım Ekiplerinin Alanı
Bu dairenin içinde Kurtarma Çabaları planlanır ve organize edilir. Sağlık ekipleri ile beraber ilkyardım gönüllülerinin toplandığı ve yönlendirildiği alandır.

Doğal Afetlerde ve Felaketlerde Toplanma ve Ulaşım

Doğal afet ve felaket öncesi planlanan konuma göre yer alınması gerekmektedir. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi İlkyardım Gönüllüleri doğal afetlerde, afet kendi bölgelerinde ise hemen göreve başlayabileceği gibi, toplanma ve ulaşım için Hızır Acil İstasyonlarına, İtfaiye İstasyonlarına, İlçe Belediyeleri gibi birimlere ulaşarak Belediye Kriz Merkezinin planlarına öncelik verilebilir.

Doğal Afet ve Felaketlerde Ayırım
Sağlık personeli ve ilkyardım gönüllüleri, etkilenen bölgeye girer girmez yaralıların bakımı başlamalıdır. Önce hangi yaralılarla ilgilenmesi gerektiğinin anlaşılması için ayırma yapılır. Çok sayıda yaralının olduğu durumlarda ümitsiz derecedeki çok ağır yaralılarla vakit kaybetmeyin.
  • Vuku bulan olay ile ilgili olarak, mevcut tehlikeleri bilin, öğrenin (Yangın, Trafik İkinci Çökme, vs.)
  • Yaralı ile konuşun, bilincinin yerinde olup olmadığını belirleyin.
  • Uzmanlaşmış ekiplerin gerekli olup olmadığını belirleyin: Kurtarma veya trafik ekibi gibi.
  • Yaralının hayati fonksiyonlarını kontrol edip belirlemeye çalışın.
  • Yaralının solunumunu kontrol edin.
  • Yaralının dolaşımını kontrol edin.
  • Yaralının Boyun ve Omurgasının durumunu, sakatlıklarını kontrol edin.
  • Çevresel etkenleri kontrol edin Hava şartları, Kurtarma imkanları vs.
Doğal Afet ve Felaketlerde Yaralanmaların Oluşması
Kitlesel kazalarda veya Afetlerde oluşan yaralanmalar, Trafik kazalarınınkine benzemez. İnsan bedeni inanılmaz derecede kendini yenileme ve hayatta tutuma kabiliyetine sahip bir sistemdir. Bir depremden sonra ciddi yara aldıkları halde ve bazen günlerce enkaz altında sıkıştıkları halde yaşayan insanlar olmuştur. Kurtarma sırasında yaralanmanın sebebine ve kazazedenin bulunduğu yere göre belli yaralanma tarzlarının varolduğu anlaşılacaktır. Yaralanmanın oluşma şekli genellikle hastanın yaşama şansını etkileyecektir. Çöken bir binada bir çok tür yaralanmanın oluşması mümkündür.

Doğal Afet ve Felaketlerde İlkyardım
  • Ekipler olay yerine vardıklarında (veya İlkyardımcı olay yerinde ise) ilk belirlemeleri yaparak kazazedelere yardıma başlarlar. Bu önce hayati ögelerin belirlenmesi anlamına gelir.
  • Solunum yolunu açık tutun. (Başı hafifçe yükseltin, çeneyi kaldırın, ağzı açın.)
  • Nefesi kontrol edin yoksa suni solunum yaptırın.
  • Dolaşım (Nabzı) kontrol edin. (Yoksa Kalp Masajı Yapın)
  • Başı ve boynu hareket ettirmeye çalışmayın. Bulduğunuz pozisyonda sabitleyin.
  • Sakatlık ve Komplikasyon olup olmadığına bakın (kendinde, sözle cevap veriyor, acı halinde tepki veriyor, vermiyor. El ve ayaklarını oynatabiliyor.)
  • Kazazedeyi çıkarın.
  • Enkaz altında kalan yaralılarda oluşacak durumları göz önünde bulundurun
  • Enkaz altından çıkarılan yaralının mutlaka kimliğini belirleyecek kayıtları tutun
  • Yaralıyı sakinleştirin
  • Yaralıyı en yakın hastaneye nakledin.


Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:40 Sebep: Düzenlendi.


fadedliver
26 Aralık 2008 19:26       Mesaj #2
fadedliver - avatarı
Ziyaretçi
DOĞAL AFETLER
Ad:  afetler5.jpg
Gösterim: 568
Boyut:  23.7 KB

Oluşumları tabiat olaylarına dayanan afetlerdir. Ancak bu tür afetlerin bazısında insan etkisi bulunabilmektedir. Hatta olayın meydana gelmesinde tetik rolü oynayan etken insan olabilmektedir. Ancak olayı hazırlayan faktörler ve olayın hazırlanışı, oradaki doğal özelliklere dayanır.

DEPREMLER

Deprem, yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "Sismoloji" denir

DEPREM TÜRLERİ
Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir. Depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa başka doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yerkabuğunu oluşturan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "Tektonik" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında oluşurlar. Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler "Volkanik" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler. Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır

DEPREMLERİN ÖLÇÜMÜ

Sismologlar depremi çıplak gözle ve doğrudan gözlemleyemediklerinden bazı sayısal verileri veya çeşitli ölçümleri esas alarak depremleri analiz ederler. Bu yüzden temel olarak birbirinden farklı ama eşit derecede önemli iki ölçüm sistemiyle depremleri analiz ederler: büyüklük ve şiddet. Bir depremin sahip olduğu enerji, büyüklük sistemiyle, herhangi bir noktadaki sarsıntı yoğunluğu ise şiddet sistemiyle ölçülür.

DEPREMLERİN BOYUTLARI VE OLUŞUM SIKLIĞI
Dünyanın pek çok bölgesinde her gün küçük depremler olmaktadır, hatta ABD'deki Alaska ve California'da, Endonezya'da veya Japonya'da bir gün içinde birden çok sayıda deprem olmaktadır. Büyük depremler ise daha az görülmektedir. İngiltere yapılan hesaplamalar şu sonucu ortaya çıkarmıştır:
• Her yıl 3,7 veya daha büyük bir deprem
• Her 10 yılda bir 4,7 veya daha büyük bir deprem
• Her yüz yılda bir 5,6 veya daha büyük bir deprem
Dünyadaki depremlerin %90'ı ve büyük depremlerin ise yaklaşık %80'i Pasifik Bölgesi'nde meydana gelmektedir.

DEPREMİN ETKİLERİ

• Camlar kırılabilir
• Binalar çökebilir
• Yangınlar çıkabilir
• Tsunamiler görülebilir
• Heyelanlar görülebilir
• Salgın hastalıklar görülebilir
• Temel gıda maddelerinin ve temel ihtiyaçların temininde zorluklar yaşanabilir Ruhsal ve psikojik zarar görebilir

SEL
Sel, bir bölgede toprağı belirli bir süre için tamamen veya kısmen su altında bırakan; ani, büyük ve düzensiz su akıntılarına verilen isimdir. Bir akarsu veya deniz, göl gibi büyük su kitleleri kimi zaman fazlasıyla suyla yüklenir, bunun sonucunda taşarak yatağından çıkar ve "sel" adı verilen bir doğal felakete sebebiyet verir.

SEL´İN SEBEPLERİ
İnsanlar tarih öncesi çağlardan beri yaşamak için hep nehir kıyılarını ve deniz kenarlarını tercih etmiştirler, çünkü suya yakın olmak demek aynı zamanda kolay ulaşım, daha yumuşak bir iklim ve daha verimli topraklar demekti. Zaten eğer insanlar taşabilecek bu sulara yakın olmasalardı sel bir afet olarak sayılmayacaktı.

HEYELAN

Heyelan ya da Toprak kayması, zemini kaya veya yapay dolgu malzemesinden oluşan bir yamacın yerçekimi, eğim, su ve benzeri diğer kuvvetlerin etkisiyle aşağı ve dışa doğru hareketidir.
Heyelan aynı zamanda toprak kaymasıdır. Toprağın yer değiştirmesinden oluşur. Toprak altı fidelerinin topraktan çıkması, aynı zamanda toprağın aşağıya doğru inerek sürtünme kuvveti oluşturmasına heyelan denir.

KURAKLIK
Bir bölgede nem miktarındaki geçici dengesizliğin o bölgedeki su kıtlığı ile ilişkisi olarak kabaca tanımladığımız kuraklık doğal bir iklim olayıdır ve herhangi bir zamanda herhangi bir yerde meydana gelebilir. Kuraktan nemli iklim tiplerine kadar her yerde görülebilir. Bununla beraber kurak iklimler nem eksikliğinden ve yüksek değişkenlikteki yağıştan dolayı kuraklığa karşı daha hassas konumdadırlar. Ekstrem olaylar içinde kuraklık genellikle yavaş gelişir, sıklıkla uzun bir süreklilik gösterir ve atmosferik tehlikeler içinde tahmini en az olanı olması ile birlikte etkileri çok geniştir.
Kuraklık yalnızca fiziksel bir olay veya bir doğa olayı olarak görülmemelidir. Onun, insan ve faaliyetlerinin su kaynaklarına olan bağımlılığı nedeniyle toplum üzerinde çeşitli etkileri vardır.
Uzun süreli kuru hava nem azlığı yaratarak bitki, orman ve su kaynaklarında azalmaya sebep olur ve neticede, ciddi çevresel, ekonomik ve sosyal problemlerin ortaya çıkar

KURAKLIK TİPLERİ
  • Meteorolojik kuraklık
  • Tarımsal kuraklık
  • Hidrolojik kuraklık
KURAKLIĞIN ETKİLERİ
1.Ekonomik etkileri
  • Üründe kayıp
  • Süt ve çiftlik hayvanları kaybı
  • Kereste üretiminde kayıplar
  • Ulusal büyümede kayıp, ekonomik gelişmede gecikme
  • Yiyecek üretiminde düşüş-Yiyecek stoklarının azalması
  • Çiftçi gelirlerinde kayıplar
  • Eğlence iş alanlarında kayıplar
  • Tarımsal üretimin direk bağlı olduğu endüstrilerde kayıplar
  • Üretimdeki düşüşe bağlı işsizlik
  • Hükümetlerin vergi gelirinde kayıplar
2.Çevre etkileri
  • Topraktaki su ve rüzgâr erozyonu
  • Bitki alanlarına zarar
  • Suyun kalitesine zarar
  • Hayvan kalitesine etki
  • Hayvan doğal yaşamlarına etki
3.Sosyal etkileri
  • Yiyecek kıtlığı
  • Yoksullukta artış
  • Göç
  • Sosyal huzursuzluk
  • Kırsal alanlardaki yaşam seviyesinde düşüş
ORMAN YANGINI
Ormanda bulunan ot, ibre, yaprak, kütük gibi yanıcı maddelerin tutuşarak ormandaki yaşam birliği içindeki canlı-cansız tüm varlıkları yok eden, serbestçe yayılma ve büyüme eğilimi gösteren yangınlara orman yangını denir.
Orman yangınının oluşabilmesinin üç şartı (Yangın üçgeni)
1-Yanıcı madde(yeterli miktarda varsa)
2-Oksijen(% 15’ten fazla olması gerekir)
3-Tutuşma sıcaklığı(260–400 C derece)

Rüzgâr; havanın yatay hareketidir. Rüzgâr hızı km/saat olarak ifade edilir. Rüzgârlar geldiği yöne göre isimlendirilir. Rüzgârın şiddeti ve yönü orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarında çok önemlidir. Rüzgârlar,
• Yanıcı maddelerin kurumasını hızlandırır.
• Oksijeni arttırır.
• Alevleri yanıcı maddelere doğru eğer.
• Yangının yayılma ve ilerleme yönüne etki eder.
• Yanan parçaları taşır, kıvılcım atmayı sağlayarak yangının büyümesine etki eder

Orman yangınlarının çıkış nedenleri

Ülkemizde ve buna paralel olarak Karabük’te çıkan orman yangınları irdelendiğinde, yangınların % 99 unun insanların sebep olduğu faktörlerden çıktığı anlaşılmaktadır.
Bunlar;
1-İhmal ve dikkatsizlik (piknik ateşi, çoban ateşi, avcı ateşi, anız yakma, iyice söndürülmeden atılan sigaralar, enerji nakil hatları vb.)
2-Kasıt (tarla açmak, sabotaj, terör vb.)
3-Kaza
İnsan unsurlu olmayan yangın nedeni ise bir doğa olayı olan yıldırımdır.
Çok sıcak ve kurak iklimlerde cam kırıklarının da mercek görevi görerek yangınlara sebebiyet verdiği kayıtlara geçmiştir.

TSUNAMİ
Tsunami okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasını temsil eder.
Tsunami ilk oluştuğunda tek bir dalgadır ancak kısa bir süre içerisinde üç ya da beş dalgaya dönüşerek çevreye yayılmaya başlar. Bu dalgaların birincisi ve sonuncusu çok zayıftır ancak diğer dalgalar etkilerini kıyılarda şiddetli biçimde hissettirebilecek bir enerjiyle ilerlerler. Bu nedenle depremlerden kısa bir süre sonra kıyılarda görülen yavaş ama anormal su düzeyi değişimi ilk dalganın geldiğini gösterir. Bu değişim, arkadan gelecek olan çok kuvvetli dalgaların ilk habercisi de olabilir.

HORTUM
Hortum, kümülüs bulutları ile bağlantılı olarak silindir şeklinde dönerek gezen bir rüzgâr türüdür. Bu "hortum" bulutlardan yere kadar uzanır ve büyük yıkıcı güce sahip olan bir doğa felaketidir. Hortumlar hakkında bir bilimsel teori ilk olarak 1917 yılında Alfred Wegener tarafından üretilmiştir ve bu teori günümüzde de doğru olarak kabul edilmektedir.
Bir denizin ya da gölün üzerinde meydana gelen bir hortum, yerden emdiği sular ile bir "Su hortumu" oluşturur
BİR HORTUMUN OLUŞMASI
Bir hortumun meydana gelmesi çok karmaşıktır ve hala tatmin edici bir bilimsel açıklama ortaya sürülememiştir. Ayrıntılara yönelik soruların hepsi cevaplandırılamamış olmasına rağmen, bir hortum'un mekanik özellikleri iyi tanınmaktadır. Belli koşullar altında dünyanın her yerinde ve her zaman hortumlar oluşabilir. Atmosferin bir hortum üretmesinde, ne belli bir zaman ne de belli bir coğrafya sınırı bulunur. Ama bir hortum oluşma olasılığı az veya çok olan bölgeler ve zamanlar kabaca şekilde belirlenebilir.

ÇIĞ
Çığ, farklı nedenlerden dağdan aşağıya kayan büyük bir kar miktarıdır. Bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu, Rüzgârın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu Ve bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu çığ oluşabilir.

ÇIĞIN OLUŞUMUNDA ETKİ EDEN FAKTÖRLER
. Arazi: Eğim ne kadar fazlaysa, tehlike o kadar büyüktür. Yüzde 30'luk bir eğim çığ oluşumu için yeterlidir. Gölgede kalan sırtlarda çığ tehlikesi, güneş gören yerlere göre daha fazladır.
Taze kar: Taze kar tabakası ne kadar kalınsa, çığ tehlikesi o kadar büyüktür. Kötü hava şartlarından sonra güneşin açtığı ilk gün çok risklidir.
Fırtına: Kar fırtınası olduğunda, kar tanecikleri dönerek uçuşur ve rüzgârsız sırtlarda birikir. Tepe üstlerinde dalga şeklinde birikmiş kar, alttaki sırtta çığ tehlikesini gösterir.
Kar tabakası: Karın tabaka halinde kaydığı yerlerden uzak durmak gerekir. Dipten gelen boğuk sesler de tehlike işaretidir.
Isı: Kar yağışından sonra ısı birden düşerse, yeni kar tabakası alttakine iyi işleyemez. Hava ısındığında da kar gevşer ve tehlike artar. Bu nedenle baharda daha çok çığ olur

ÇIĞ TİPLERİ

Kopma şeklini esas alan bir kıstasa göre Gevşek Kar Çığı ve Kar Dilimi Çığı olmak üzere iki türe ayrılır. Her birinin karışımı kuru veya ıslak kar ve su içerebilir. Her iki türde de kopma, genellikle kar örtüsünün üste yakın tabakalarında gerçekleştiği için yüzey çığları içinde sınıflandırılırlar.
1.Gevşek Kar Çığı
Kar örtüsü içindeki zayıf tabaka yüzeyde veya yüzeye yakın bir yerde oluştuğunda gevşek kar çığı meydana gelir. Kar örtüsü tek bir noktadan kopar, ufak kar döküntüleri saçarak yuvarlanmaya başlar. Yuvarlandıkça daha fazla kar toplar ve bir üçgene benzer biçimde aşağı doğru genişler. Gevşek kar çığlarına doğada çok sık rastlanır. Genellikle çok fazla kar içermezler. Büyük ölçüde can ve mal kaybına neden olacak kadar tehdit oluşturmazlar.

2.Kar Dilimi Çığı
Zayıf kar tabakası, güçlü bir tabakanın hemen altında oluştuğunda kar dilimi çığları meydana gelir. Kar örtüsü bir çizgi boyunca tek birim halinde kopar. Kütle halindeki kar, kütüphane rafında duran kitapların aniden yere boşalması gibi dökülür, çatlayarak kırılır ve kar dilimleri şeklinde yamaçtan aşağı kayar.

YANARDAĞ

Bir yanardağ (ya da volkan), magmanın (dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla ergimiş ya da erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir

YANARDAĞ TÜRLERİ
Yanardağların sınıflandırılması, yanardağın şeklini etkileyen püskürtünün türüne göre yapılabilir. Eğer püsküren magma yüksek oranda (%65'ten fazla) silika içeriyorsa, lava "felsik" denir. Bu durumda lav çok ağdalıdır ve nispeten hızlı bir şekilde katılaşan bir kabarcık halinde yukarıya doğru itilir. Kaliforniya'daki Lassen Peak ve Martinik'teki Mount Pelée buna örnektir. Bu tür yanardağlar, kolayca tıkandıkları için patlama eğilimi gösterirler.

YANARDAĞIN ETKİNLİKLERİ

Yanardağların püskürmeleri ve volkanik etkinlikler farklılık gösterir
• Freatik (buhar) püskürmeleri
• Yüksek silika içerikli lavın patlamalı püskürmeleri (ör. Riyolit)
• Düşük silika içerikli lavın dökülmeli püskürmeleri (ör. Bazalt)
• Piroklastik akıntılar
• Laharlar (döküntü akıntıları)
• Karbondioksit çıkışı
Tüm bu yanardağ etkinlikleri insanlara zarar verebilir.
Yanardağ etkinlikleri genellikle depremler, sıcak su kaynakları, çamur kazanları ve gayzerler gibi yer etkinlikleriyle beraber görülürler. Püskürmelerden önce genellikle düşük şiddette depremler görülür.

YILDIRIM
Havanın iyi bir iletken olmaması bünyesinde elektrik yükleri bulunduran bulutları oluşturur. Fiziksel nedenlerden ötürü, bulutun yüklenmesi sırasında yere yakın olan kısmında %70-%90 olasılıkla negatif elektrik yükleri yer alır. Bu durumda yer de bulutun negatif yüklerine bakan bölümünde pozitif yükler toplanır. Bazı koşullarda bunun tersi yüklenme de olabilmektedir (%10-%30 olasılıkla). Fırtınanın, hava akımlarının artmasıyla buluttaki negatif yük oranı ve buna bağlı olarak da yerdeki pozitif yük toplanması hızlanarak devam eder
Bulutla yer arasındaki potansiyel farkı arttıkça aradaki havanın da delinmesi kolaylaşır ve belli bir değerden sonra havanın delinmesiyle oluşan iletken kanal boyunca buluttan toprağa veya topraktan buluta elektriksel boşalma başlar. Bulutla bulut arasında olan elektriksel boşalmaya şimşek ve bulut – toprak boşalmasına ise yıldırım denir.

DOLU

Dolu,çapları 5-50mm. Bazı durumlarda çok daha büyük küresel veya düzensiz buz parçacıklarının yağışıdır. Dolu, içerisinde çok güçlü dikey alçaltıcı ve yükselici hava hareketlerinin olduğu Cumulonimbus bulutundan düşer, kısa sürede sağanak şeklinde yağar ve fazla su bırakır. Soğuk hava kütlesinin, sıcak havanın yerini almaya çalıştığı anda, genellikle sağanak hattı boyunca meydana gelir Atmosferin sıcaklığı ve Cumulonimbus bulutunun gelişmesine bağlı olarak bazı bölgelerde oldukça etkilidir. Dolunun yeryüzünde görüldüğü yerlerle Cumulonimbus bulutunun dağılışı arasında yakın ilgi vardır. Kutuplar soğuk olduğundan Cumulonimbus bulutu ve dolu oluşmaz. Fazla sıcak ve soğuk bölgelerde dolu yağmaz. Orta enlemlerin kış mevsiminde de durum böyledir. Havanın ılık olduğu bahar ve yaz aylarında doluya sıkça rastlanır. Ayrıca serin tropikal bölgelerde de dolu görülür. Bilhassa ilkbahar ve yazın ilk aylarında meydana gelen şiddetli oraj ve fırtınalarla beraber dolu görülür. Dolayısıyla hava sıcaklığının, çok düşük olduğu durumlarda dolu, çok az veya zayıf olarak meydana gelir. Ülkemizde havanın nemli ve alttan sıcak üstten serin olduğu bahar ve yaz mevsimlerinde dolu sıkça yağar.

SİS
Sis yeryüzündeki yatay dönüş mesafesini 1km’nin altına düşüren meteolojik bir olaydır. Sis, bir alçak seviye bulutu olan stratus bulutunun yerde veya yere yakın seviyede oluşması olarak ta bilinir. Sis, su buharının donarak kristalleşmesi sonucu oluşan çok küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Sis çeşitleri
  • Radyasyon sisi
  • Adveksiyon (Yatay hava hareketi) Sisi
  • Oroğrafik (Yer şekili) Sis
  • Cephe sisleri

KASIRGA
Büyük çaplı ve çok şiddetli Beufort ölçeğine göre saatte 75 milden fazla hızla ve dönerek esen tropik rüzgâr. Doğu Pasifik ve Güney Atlantik hariç subtropikal ve tropikal iklim kuşağındaki bütün sıcak denizlerde sık sık meydana gelir. Ağustos, eylül aylarında Antillerde görülür. Batı Pasifik Okyanusu’nda Tayfun adını alır. Başlangıç ve mevsim sonu kasırgaları, Karaiplerin batısında görülür. Orta Amerika kıyılarının biraz açıklarında Pasifik Okyanusunda ve Meksika Körfezinde de sık sık rastlanır
Kasırgalar, mahallî fırtınalar kadar şiddetli sayılmazlar. Orta kuşakta meydana gelen ekstratropik siklonlar kadar da geniş çaplı değildirler. Fakat bunlar nisbeten geniş çapta ve kesafette olursa, bütün fırtınaların en tehlikelisi ve tahrip edicisi hâlini alırlar. Atlantikte ortalama yılda yedi kasırga vuku bulduğundan doğu Pasifikte de yaklaşık aynı sayıda kasırga vuku bulur. 1890–1910 arası çok, 1910–1930 arası az, 1930–1950 arası çok sık kasırga vuku bulmuştur. Kasırgaların ekseni kuzeybatı istikametinde eser.

BORA

Ansızın ortaya çıkan, çoğunlukla ardından yağmur getiren geçici ve sert rüzgâr.

TAYFUN

Büyük okyanus’un batısında ve Çin denizi’nde görülen şiddetli kasırga, tropikal siklon.

TORNADO

Tornadolar, ortaya çıktıkları enlemler bakımından bazı ortak noktalara bağlıdır(hava kararsızlığı, harekete geçirici bir etmenin varlığı).Sağanak hatlarına bağlı olan Afrika tornadoları, muson havası içinde meydana gelir ve sağanaklarla birlikte görülür. Bununla birlikte, olayı en belirgin biçimde açıklayan tornadolar ABD’de ortaya çıkmıştır. Amerikan tornadosu, yere kadar inebilen bulutların şiddetli bir dönme hareketiyle birlikte görülen çok küçük yarıçaplı (100m düzeyinde)bir burgaç hareketidir; dalların kopması, ağaçların sökülmesi ve evlerin yıkılması sonucu oluşan kulakları sağır edici bir gürültüye yol açar.
Çok büyük zararlara yol açan tornadolar, tam geçiş yerlerinde gerçek bir yıkıma neden olabilirler(birkaç yüz metre genişliğinde ve onlarca kilometre uzunluğunda).
Tornadolar, Mississippi ovalarını kırıp geçirir; buralarda bazen bir günde 1000’den fazla can kaybının olduğu görülmüştür.

KÜRESEL ISINMA

200 MİLYON İNSAN EVSİZ KALACAK
Küresel ısınma engellenmezse, kıyı kentleri haritadan silinecek. Toplu göçler başlayacak. Ormanlık alanlar çölleşecek.
Dünyanın ortalama ısısı geçtiğimiz 100 yıl içinde 0.6derece arttı. Birleşmiş Milletler´e göre
Mucizevî bir şekilde, insanoğlu bugün atmosferi kirletmeyi durdursa bile ortalama ısı önümüzdeki 100 yılda da 1,2 derece artacak. BM uzmanları kritik eşiğin ise 2 derece olduğunu ifade ediyor. Bir başka değişle dünya önümüzdeki yıllarda, 2 dereceden daha fazla ısınırsa, artık küresel ısınmayı önleme şansı kalmayacak. Peki, küresel ısınma durdurulamazsa ne mi olacak? Dünyanın en saygın 3 kurumunun hazırladığı raporlar, bu durumda insanoğlunun karşılaşacağı korkunç felaketleri gözler önüne serdi:

ORTADOĞU’DA SU İÇİN SAVAŞLAR ÇIKACAK

  • Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un raporuna göre,2020yılından itibaren dünyada su ve enerji kıtlığı baş gösterecek.
  • Avrupa’daki Venedik gibi kıyı kentleri su altında kalacak. Su ve enerji kaynaklarını korumak için Japonya, Almanya, Kuzey Kore, Güney Kore, İran ve Mısır nükleer silah geliştirecek.
NOT: Dünyada deniz seviyesinin 1metre altında 100 milyon insan yaşıyor
  • Tarım alanlarının ve su havzalarının korunması ve ele geçirilmesi nedeniyle çıkacak çatışmalar, terör örgütleri kanalıyla bölgesel savaşlara dönüşecek
İSTANBUL KIYILARI SULAR ALTINDA KALACAK
  • 15 yıl içinde küresel ısınma nedeniyle sıcaklığı ortalama 2 derece artması dünya ekonomisinde 7 trilyon dolar zarara yol açacak.
  • 200 milyon kişi evsiz kalacak, Sahra Çölü Afrika’yı kaplayacak.
NOT:100 yılda 10bin kuş türünden 1’nin nesli tükeniyordu. Bu oran 100 kat arttı
  • Deniz seviyesi 1metre yükselecek. Kıribati, Tuvalı gibi ülkeler haritadan silinecek İstanbul, Los Angeles ve Venedik sular altında kalacak.
BİR MİLYON CANLI TÜRÜ YERYÜZÜNDEN YOK OLACAK
  • Birleşmiş Milletler’in Küresel Isınma Raporuna göre 65 milyon yıl önce yok olan dinozorlardan sonra ilk kez hayvan ve bitki türleri bu kadar hızlı siliniyor.100 yıl içinde yeryüzündeki tüm canlı türlerinin yarısı yok olacak.
  • Küresel ısınma bu hızla devam ederse 2050 yılına kadar yeryüzündeki bitki türlerinin yüzde 37’si,yani 1 milyon hayvan ve bitki türü ortadan kalkacak.
NOT: Munich RE’ ye göre, küresel ısınmanın yıllık maliyeti 150 milyar dolar.
  • Okyanus suları ısınacak. Bu da aşırı nemli iklimlere, kasırgalara neden olup kıyı bölgelerinde yaşayanları tehdit edecek.
DÜNYADA NELER OLUYOR
  • Atmosfere yılda ortalama 21 milyar ton karbondioksit salınıyor ve bu miktar giderek artıyor.
  • Ortalama bir Amerikalı yılda 6 ton, bir İngiliz 3 ton, bir Çinli 0,7 ton, bir Hintli 0.25 ton karbondioksit üretiyor.
  • Türkiye atmosfere yılda 220 milyon ton karbondioksit bırakacak, dünyayı en çok kirleten ülkeler sırasında 20. 2010’da bu rakam 400 milyon tona ulaşacak.
  • Avustralya kıyılarındaki 134 bin nüfuslu Mikronezya adasında deniz her yıl 2.1cm yükseldi. Deniz seviyesi 30cm olan ülke 15 yıl sonra batacak.
  • 20 yıl sonra önlem alınmazsa Afrika’da 400milyon insan kuraklık nedeniyle açlıkla karşı karşıya kalacak.
ATMOSFER KARBONA BOĞULDU
Sanayi Devrimi’nin başladığı 1780’lerde atmosferdeki karbondioksit oranı yüzde 0.02’ydi.Günümüzde bu oran 0.04’e yükseldi. Gelecek yüzyılda bu oran yüzde 0.08’lere varacak.

EN BÜYÜK SUÇ ENERJİDE
Küresel ısınmanın baş nedeni olan sera gazları üretiminde birincilik elbette enerji santrallerinin elinde. Başta karbon olmak üzere atmosfere yayılan sera gazlarının yüzde 21,3’lük bölümünden elektrik elde etmek için kömür, petrol gibi fosil yakıtlarının kullanıldığı enerji santralleri sorumlu. Ev içi tüketimin için de ise ısınma, ışıklandırma ve yiyecek içecek tüketimi bulunuyor.
BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLER
EVİNİZDEKİ AMPULLER ÇEVRE DOSTU OLSUN
Ampullerinizi değiştirin. Enerji dostu yeni nesil ampuller, standartlardan %66 daha az enerji harcıyor. Geleneksel ampullerinizden sadece 3’ünü,yeni çevre dostu ampullerle değiştirdiğinizde, hem yılda 135 kilo karbon gazının atmosfere salınmasını önlemiş hem de tasarruf yapmış oluruz
CİPLER BİNEK OTODAN 2 KAT DAHA ZARARLI
Ortalama bir cip, şehir içinde 10kilometre 3kg karbon gazını atmosfere salıyor.94 model bir Ford Escort için bu oran 1.8kg yani ortalama bir arazi aracı, binek otomobilden %47 daha fazla karbon üretiyor. Ayrıca inik lastikler otomobilin yılda 115kg karbonu atmosfere yayması anlamına geliyor
ELEKTRONİK CİHAZLARI STAND BY’DA BIRAKMAYIN
Fiyatları düştüğü için satışları da artan düz ekran televizyonlar, normal televizyonların 3 katı elektrik harcıyor. Ayrıca evde ortalama 8 saat stand up moduna bırakılan TV, DVD player, müzik seti gibi elektronik cihazlar, yılda 450 kilo karbon gazının atmosfere yayılmasını anlamına geliyor.
UÇAKLA GİTMEK YERİNE DEMİRYOLUNU TERCİH EDİN
Ortalama 3 saatlik bir uçuşta Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı 2 bin ton karbon gazını atmosfere yayıyor. Bu nedenle seyahatlerinizde mümkün olduğu kadar treni tercih edin. Alışverişe giderken de, yanınızda bez alışveriş torbası götürün. Böylece atık madde oranını azaltmış olursunuz
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:41
19 Ocak 2009 16:52       Mesaj #3
Keten Prenses - avatarı
Üye
DOĞAL AFETLER
  • Jeolojik Afetler
  • Meteorolojik Afetler
Doğada hiçbir şey durağan değildir. Gerçekte doğa, düzenli değişimlere sahiptir.
Bu değişimler bazen önceden tahmin edilebilir gelişmelerdir veya mevsimsel hava koşullarında olduğu gibi normal bir döngüsel olaylar dizisidir. Buna rağmen büyük çoğunluğu önceden tahmin edilememektedir. Önceden tahmin edilemeyen bir olay meydana geldiğinde ve bu olay olağanüstü bir özellik gösterdiğinde hem insanlar, hem de çevrenin diğer öğeleri için bir tehlike halini alır. Bu durumda, böylesi bir olay, doğal afet olarak tanımlanır.
Doğal afet kavramının ortaya çıkışı ile ilgili bir diğer özellik ise, doğal bir çevrede varlığını sürdüren toplumların beklenmedik bir anda canlarının, mallarının ya da güvenliklerinin tehlikeye girmesi veya yok olmasıdır. Bunlar çığ, kıyı erozyonu, kuraklık, deprem, sel, sis, don, dolu, toprak kayması, yıldırım, kar, kasırga (tropikal siklon, tayfun), hortum, volkanik patlamalar, tsunami ve rüzgârdır. Bazı çevresel bozulmalar da bir afet nedeni olabilir veya bunların yayılmaları bir afetin ortaya çıkmasına sebep olabilir (sözgelimi, ormanların yok edilmesi ve çölleşme gibi ).
En genel tanımıyla afet; insanların yaralanmalarına ya da yaşamlarını yitirmelerine neden olan ve/veya mal, tarım ve çevreye zarar veren tehlikeli durumlar veya olaylardır.
Sıklık ve tehdit: Bazıları çok sık meydana gelirler ve bu nedenle de diğerlerine göre çok daha büyük bir tehdit oluştururlar
Etki süresi: Bazıları uzun bir dönem sonrasında biterken, bazıları ise süre sınırlamasına sahip değildir (bir hortum sınırlı bir sürede sona ererken, bir kuraklık yıllarca sürebilir).
Başlangıç hızı: Bazı felaketler aniden bazıları da günler ya da saatler öncesinden uyararak meydana gelirler
Etki alanı: Bazı felaketler küçük bir alanda etkili olurken bazıları ülkenin tamamını etkileyebilirler. Bazıları ise tek bir afetin neden olduğu ve başlangıçta küçük bir alanda etkili olan fakat zincirleme reaksiyonlarla diğer birçok afete de sebep teşkil eden ve böylece çok daha büyük alanlarda etkisini gösteren felaketlerdir
Tahrip gücü: Bu durum çoğunlukla zararın tipine göre değişir.
Önceden tahmin edilebilirliği: Bazı afetler belirli bir düzende ve belirli bir yolu izlerler, bazıları ise aniden ortaya çıkarlar ve etkileri tahmin edilemez (sözgelimi, bir nehir taşkını, genellikle, taşkın ovası olarak bilinen bir alanla sınırlıyken, zehirli gaz sızıntıları sınır tanımazlar ).
Kontrol edilebilirliği ve insanlara zararı: Bazı felaketlerde, bizler, tamamen çaresiz kalırız ve felaketleri kendi doğal akışlarına bırakmak zorunda oluruz. Bazılarında ise, oluşumlarını önleyemesek bile etkilerini en aza indirebilecek önlemleri almamız mümkündür (sözgelimi,
tornadolar ve orman yangınları için önceden tedbir alınabilir ve kontrol altında tutulabilir.).

Doğal Afetler Nelerdir?
a) Deprem
b) Kuraklık,
c) Su Baskını (sel),
d) Volkan Patlaması
e) Kaya Düşmesi,
f) Fırtınana, Kasırga, Tayfun, Hortumlar,
g) heyelan,
h) Tsunami (Dev dalgalar),
i) Çığ.
j) Göktaşı düşmesi
k) Ani iklim değişimleri
l) Doğal radyasyon

JEOLOJİK AFETLER

  • Yer Kürenin Yapısı
  • Levha Hareketleri
  • Deprem ve Faylar
Yer hareketlerinin meydana getirdiği Afetlere, Jeolojik afetler denir.
Bunlar deprem, volkan patlamaları, toprak kayması, Tsunami ve benzerleri dir.

Yerküre'nin Yapısı
Yerküre’nin içi ile ilgili bilgilerimiz en üst katmanlar dışında ikinci elden. Yerbilim (jeoloji) çalışmaları ile yapısı anlaşılmaya çalışılan Yerküre’ye ait bilgilerin çoğu, sismik dalgaların incelenmesi sayesinde elde ediliyor. Depremler sonucu oluşan doğal veya bilim adamlarının oluşturduğu yapay sismik dalgaların, farklı yapılardaki katmanlarda farklı davrandıkları biliniyor. Yerküre içinde hareket eden bu dalgaların davranışlarının incelenmesi sonucunda Yerküre’nin iç yapısı anlaşılabiliyor.
Ad:  1.jpg
Gösterim: 501
Boyut:  20.3 KB
Yerküre’nin merkezinde katı haldeki nikel ve demirden oluşan İç Çekirdek bulunuyor. Bu çekirdeği çevreleyen Dış Çekirdek ise, içindeki sülfür ve oksijen nedeniyle ergime noktası düştüğü için sıvı halde bulunan nikel ve demirden oluşuyor. 4.5 milyar yıldır soğumasına rağmen hala çok sıcak olan çekirdek, Yerküre’nin manyetik alanının oluşmasındaki etken. Daha sonra gelen ve Alt Manto ve Üst Manto diye ikiye ayrılan Manto ise, kısmen ya da tümüyle eriyik durumdaki kayaçlardan oluşan magmayı içeriyor. Demir, magnezyum, silikat ve oksijence zengin mineralleri içeren Manto’dan sonra, bu katmanların en incesi olan ve okyanuslar ile kıtaları barındıran Yerkabuğu bulunuyor. Oksijen ve silikatca zengin Yerkabuğu’nda, okyanus kabuğunu oluşturan bazalt, en çok
bulunan kayaç. Kıtalardan oluşan kabuk kısmı ise bazalt ile daha az yoğun olan granit, kumtaşı, kireçtaşı gibi kayaçları barındırıyor..
Yerküre’nin üst katmanları fiziksel olarak ayrı bir bölümlemeyle de incelenebilir. Litosfer (taşküre) adı verilen sert katman, Yerkabuğu ve Üst Manto’nun en üst kısmından oluşur. Astenosfer ise Litosfer’in altındaki, plastik özellikleri gösteren akışkan Üst Manto bölümüdür. Litosfer tek parça değildir, okyanus ve kıtaların sınırlarından farklı şekilde levhalara bölünmüştür.
Ad:  2.jpg
Gösterim: 459
Boyut:  9.8 KB
Manto katmanı, yeryüzündeki hareketliliğin en büyük nedenidir. Manto’nun alt bölümleri üst bölümlerine göre çok daha sıcaktır. Burada oluşan konveksiyonda, daha sıcak olan magma yükselir, soğur, katılaşır ve Üst Manto’daki daha soğuk kayaların batmasına neden olur. Batan bu kayalar, tekrar ısınır, ergir ve yükselir. Henüz tam anlamıyla modellenemeyen bu devinim, Litosfer’deki levhaların hareket etmesine neden olur.

Levha Hareketleri
Yerküre’nin üst katmanları, bir bütün halinde olmayıp, sürekli hareket halinde olan levhalardan oluşuyor. Manto’daki ısı akımlarının neden olduğu bu hareketler sırasında levhalar birbirinden uzaklaşır, yaklaşır birbirlerine çarpar veya birbirlerine göre yanal olarak kayarlar . Bu hareketlilik sonucunda, levha sınırlarında, uzun zaman dilimleri ile baktığımızda yeni okyanuslar, yeni kıtalar, sıradağlar ve yanardağlar oluşur. Depremler ve volkanik aktivitelerin nedeni de tüm bu hareketliliktir.
Ad:  3.jpg
Gösterim: 494
Boyut:  30.3 KB
Günümüzde Litosfer’de 1 ila 15 cm/yıl arasında hızlarla hareket halinde bulunan 7 ana ve birçok küçük levha vardır. Bunların hareketleri çok karmaşıktır ve bu hareketlerin niteliğinin tam olarak saptanması, depremlerin zamanının önceden kestirilmesi için gereklidir.
Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Uzaklaşma-ayrılma; yakınlaşma-çarpışma; yanal yer değiştirme-sıyırma. Bu hareket türleri, aynı zamanda bu sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini de belirler.

Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar
Birbirinden uzaklaşan levhaların aralarındaki yarıktan , Astenosfer’den gelen magma yeryüzüne yayılır. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Doğu Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de, gidiş o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiğin katılaşarak taşlaşmasına ve levhaların büyümesine neden olur.
Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır.
Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar
Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir:
Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal levha (yoğunluğu 2.8 - 3.0 gr/cm3) , kıtasal levhanın (yoğunluğu 2.7 gr/cm3) altına dalar. Alta dalan kısım derinlere indiğinde ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ kümelerinin oluşumuna neden olur. Güney Amerika Levhası’nın altına dalan Nazca Levhası’nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir.
İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin altına dalar. Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar. Eğer bu aktivite devam ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve adalar oluşur. Filipinler’deki birçok volkanik ada bu şekilde oluşmuştur.
İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diğerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni dağlar oluşturur. Himalayalar’ın halen süren oluşumu buna iyi bir örnektir. Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir. Özellikle bir levhanın diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler oluşur.
Yanal Yer Değiştirme-Sıyırma
İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer’de artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir.
Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir.

Sıcak Noktalar
Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur.
Ad:  4.jpg
Gösterim: 488
Boyut:  15.9 KB
Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar.
Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin % 90’nın nerelerde olacağını bilebiliyoruz. Ancak zamanlarını kestirmek için levha sınırlarındaki davranışların detaylı olarak araştırılması gerekiyor.

Depremler ve Faylar
Hareket eden levhalar birbirleri üzerine kuvvet uygularlar. Bu kuvvet yerkabuğundaki kayaçların direnç göstermesi yüzünden belli bölgelerde enerji birikimine yol açar. Bu enerji, kayaçların kırılma sınırını aştığı anda da kırılma (faylanma) olur ve biriken enerji açığa çıkar. Levha hareketleri yüzünden birikmiş gerilme enerjisinin aniden boşalmasına deprem diyoruz. (Ayrıca aktif volkanların içindeki hareketlilik nedeniyle oluşan ve yapıları farklı olan küçük depremler de vardır.)

Ad:  5.jpg
Gösterim: 464
Boyut:  3.9 KBAd:  6.jpg
Gösterim: 460
Boyut:  4.0 KBAd:  7.jpg
Gösterim: 462
Boyut:  3.7 KB
Normal Fay
Ters Fay

Doğrultu Atımlı Faylar


Ad:  8.jpg
Gösterim: 458
Boyut:  4.9 KBAd:  9.jpg
Gösterim: 437
Boyut:  4.5 KB
Çöküntü: İki normal faylanma arasındaki bloğun çökmesi sonucu oluşur
Yükselti: İki normal faylanma arasında yüksekte kalan bloğa denir

Deprem sırasında açığa çıkan enerji, ses veya su dalgalarına benzeyen ve sismik dalgalar adı verilen dalgalar ile yayılır. Bu dalgalardan Cisim Dalgaları, P dalgaları ve S dalgaları olarak ikiye ayrılır. P dalgaları, en hızlı yayılan bu yüzden deprem kayıt aletlerinde (sismograf) en önce görülen dalgalardır. P dalgalarında, titreşim hareketi yayılma doğrultusu ile aynıdır. Daha yavaş yayılan S dalgaları, kayıt aletlerinde ikincil olarak görülen ve titreşim hareketi yayılma doğrultusuna dik olan dalgalardır. S dalgaları sıvı içinde yayılamazlar. Yüzey Dalgaları ise Cisim Dalgaları’na göre daha yavaş yayılırlar ancak genlikleri daha büyüktür. Hızı daha fazla olan Love ve genliği daha büyük olan Rayleigh dalgaları olarak ikiye ayrılırlar. Yapılarda yıkıma yol açan dalgalar S dalgaları ile yüzey dalgalarıdır.
Ad:  10.jpg
Gösterim: 442
Boyut:  11.0 KB

Deprem sırasında yer yüzeyinde de çeşitli değişimler gözlenir:
Yüzey Kırıkları: Deprem odağı eğer yüzeye yakınsa yüzeyde de kırılmalar görülür.
Heyelanlar, Çökmeler: Sağlam olmayan zeminlerde, sismik dalgalar nedeniyle toprak hareket eder.
Çamur Akıntıları: Yeraltı sularının harekete geçmesiyle oluşur.
Zemin Sıvılaşması: Suya doygun zeminler sismik dalgalar nedeniyle sıvı gibi davranır.
Tsunamiler: Okyanus kıyılarında dev deniz dalgaları oluşur.


METEOROLOJİK AFETLER
  • Seller ve Nehir Taşkınları
  • Kar ve Buzlanma
  • Çığ Tehlikesi
  • Kuraklık, Çölleşme ve Küresel Isınma
  • Çevre Kirliliği ve Kıtlık Tehlikesi
Diğerleri
Atmosfer olayları sonucu ortaya çıkan afetlerdir.
Başa dön
Bunlar, atmosfer olaylarının, insan için yararlı olduğu en uygun sınırı aşmasıyla meydana gelirler. Meteorolojik olaylar, atmosfer olayları ve özelliklerinin insana yararlı olma sınırını aştığı andan itibaren afet özelliğini kazanmaktadır. Başka bir ifadeyle bunlar normale göre; aşırı, fazla şiddetli ya da eksik olduğu zaman, zararlı olmakta ve artık afet şeklinde nitelendirilmektedir.
Yeryüzündeki doğal afetlerin çok büyük bir bölümü meteorolojik tehlikelerden kaynaklanır. Atmosferdeki hava hareketleriyle, okyanus yüzeyi ve yeryüzü şartlarına bağlı olarak gelişir, yer yer büyük zararlar doğururlar. Ülkeler ve mevsimlere göre değişen etkileri vardır. Bazıları başlı başına doğal afettir. Bireysel veya toplum düzeyde zaman zaman hayati derecede etkili sonuçlar doğuruyor.
Meteorolojik ve Hidrolojik Karakterli Doğal Afetler
1) Seller- Nehir Taşkınları-Su Baskını
2) Kar, Buzlanma ve Tipi
3) Çığ
4) Don-aşırı soğuk
5) Fırtına Şiddetli rüzgârlar, Hortumlar, Tayfunlar,
6) Dev dalgalar, Tsunami
7) İklim değişikliği, Kuraklık , küresel ısınma
8) Yıldırım
9) Sıcak hava dalgaları,
10) Sağanak yağış, Dolu
11) Sis
12) Orman yangını

1) SELLER ve NEHİR TAŞKINLARI
Sel hasarı
Aşırı yağışlar veya diğer nedenlerle bir yerin geçici olarak sular altında kalması sonucu meydana gelen hasar ve kayıplardır. Yerleşim bölgelerinde, ekili alanlarda, ulaşım güzergâhlarında etkili olur.
Ani sel
Kısa süreli ve şiddetli yağışlar neticesinde nehirlerde, su kanallarında yağmur sularının hızla yükselerek, cadde ve sokaklarda akmasıyla oluşan hasarlar su altında bırakarak ve ulaşımı aksatarak etkili olur.
Nehir taşkınları
Meteorolojik nedenlerle kendiliğinden gelişen hallerde veya baraj kapaklarının açılmasıyla nehrin normal yatağının dışına taşarak çevreye zarar vermesi durumu su altında bırakarak, evleri ve altyapıyı yıkarak etkili olur.
Nasıl etkiliyor
  • Bir karış sel suyu bile insanı düşürebilir,
  • Diz seviyesindeki sel suyu otomobili sürükler,
  • Güçlü seller, ağaçları ve kayaları yuvarlar,
  • Enerji ve iletişim hatlarını tahrip eder,
  • Sellerin getirdiği çamur ve mil tabakası çevreyi kaplar,
  • Toprak kaymalarına neden olur,
  • Toprak kaymalarıyla akarsu yatağı genişler,
  • Nehir yataklarında bulunan yerleşim alanlarını ve endüstriyel tesisleri yıkar,
  • Altyapıyı kullanılmaz hale getirir,
  • Hayvan barınaklarında kayıplara neden olur,
  • Sulara kapılan canlılar boğulup ölebilir veya kaybolabilir,
Neler yapılmalı
  • Nehir ve dere yatakları mutlaka ıslah edilmelidir,
  • Sel tehlikesine maruz alanlar yerleşime ve endüstriye kapatılmalıdır,
  • Var olan yerleşimler daha güvenli bölgeleri nakledilmelidir,
  • Meteorolojik gözlem ve tahminler dikkatle takip edilmelidir,
  • Sürekli tehdit altında olan yerlerde erken uyarı sistemi oluşturulmalıdır,
  • Erken uyarı mesajıyla tehlikeli bölge tahliye edilmelidir.

2) KAR VE BUZLANMA
Sıfır derecenin altındaki hava sıcaklığında, buz kristalleri halinde yere ulaşan yağışın donarak buzlanması ve yaşamı olumsuz etkilemesi.
Tipi
Kar yağışı ve şiddetli rüzgâr nedeniyle görüş mesafesinin ortadan kalkmasının, yarattığı hayati tehlike.
Nasıl etkiliyor
  • Hava, deniz ve kara ulaşımı yavaşlar veya tamamen durur,
  • Enerji hatları ve dağıtım noktaları sorunlar çıkar,
  • Kazalar nedeniyle önemli ekonomik kayıplar oluşur,
  • Donma sebebiyle can kaybına neden olur.
Neler yapılmalı
  • Meteorolojik tahminler ve uyarılar doğrultusunda davranılmalıdır,
  • Zorunlu olmadıkça seyahat edilmemelidir,
  • Ulaşıma çıkan araçlar gerekli tedbirleri almalıdır,
  • Sağılıkla ilgili tedbirleri almadan evden dışarı çıkılmamalıdır.

Don:
Hava sıcaklığının kritik değerin altına düşmesi bitkilerin gelişimini engellediği için özellikle meyve ve sebze yetiştiriciliğinde bir çok zararlara neden olur. Ülkemizde don olayı, daha çok Akdeniz ve Ege Bölgesinde Mart, İç Anadolu ve Trakya’da Nisan, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Haziran ayına kadar görülebilmektedir.
Don gerekli önlemler alınmadığında üretimin düşmesine neden olarak ülkemizin ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir. Don tahmini ve uyarıları özellikle hem tarım hem de ulaşım sektörleri için önemlidir.
Dolu:
Kümülonimbus gibi konvektif bulutlardan yere düşen, farklı şekil ve büyüklüğe sahip, topa benzer veya düzensiz parçalar halindeki sert buz şeklindeki yağış türü. Büyüklükleri ve hızlı düşüşleri nedeniyle insan, hayvan ve bitkiler için tehlike yaratabilirler. Aynı tehlike uçaklar içinde söz konusudur. Dolu kış yağışı değil yaz yağışıdır.
Kar erimesinin etkileri
Hidrolojik-Atmosferik modeller ve yeni izleme ve veri işleme teknolojilerin kullanımı ile kar suyundan sağlanacak faydalar ve taşkın zararlarının azaltılması önemli bir konudur. İlkbahar mevsimlerinde, dağlık bölgelerde kar erimesinden kaynaklanan su potansiyelinin belirlenmesi ve taşkınların doğuracağı zararların önlenmesi yurdumuz açısından önemlidir. Karla kaplı alanlar, uydu teknolojileri ile tespit edilebilir ve yüksek kotlara yerleştirilecek otomatik kar-meteorolojik rasat parkları ile su potansiyeli saptanarak ani erimelerden ve sağanak yağışlardan oluşacak sel felaketleri azaltılabilir.

3) ÇIĞ TEHLİKESİ
Dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında, tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve dış etkilerle aşağı doğru hızla kayması çığ olarak adlandırılır.
  • Kendiliğinden gelişen,
  • Yer hareketleri (deprem, volkan patlaması vb.) ile tetiklenen,
  • Kayakçılar tarafından oluşturulan,
  • Ses sonucu meydana gelen, çığ olabilir.
Nasıl etkiliyor
  • Çığ, Ülkemizde genellikle kış aylarında oluşur,
  • Hızla harekete geçerek yerleşim yerlerini, tesisleri ve yolları tamamen kapatabilir,
  • Çığ altında kalanların yaşama şansı çok az olur,
Neler yapılmalı
  • Meteorolojik gözlemlere bağlı olarak çığ uyarılar takip edilmelidir,
  • Çığ tehlikesi ve risk haritaları hazırlanmalıdır,
  • Çığ tehlikesi olan yerlerde çığ kalkanları ve tüneller yapılmalıdır,
  • Tetikleyici olabilecek gürültülere sebep olunmamalıdır.
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:48
19 Ocak 2009 16:53       Mesaj #4
Keten Prenses - avatarı
Üye
4) KURAKLIK, ÇÖLLEŞME ve KÜRESEL ISINMA
Kuraklık
İklimin nem yönünden olumsuz değişmesi sonucu (bir bölgede nem miktarındaki geçici dengesizliğin o bölgedeki su kıtlığına neden olması) su kaynaklarını, tarımı ve tüm canlıları olumsuz etkilemesidir. Kuraklık, yavaş gelişen ancak çok derin zararlara neden olan doğal afettir. Kuraklık doğa kanunudur.
ETKİLERİ
  • Su kaynakları azalır,
  • Nüfus artışıyla birlikte artan su ihtiyacı yeterince karşılanamaz,
  • Tarımsal üretim düşer, giderek nüfusunun ihtiyacına yetmez.
Neler yapılmalı
  • Var olan su kaynaklarının yönetimi için planlar geliştirilmeli,
  • Suyun dünyadaki dolaşımı olan “Hidrolojik Çevrim” bozulmamalı,

Çölleşme
Kuraklık nedeniyle dünya üzerindeki verimli toprak miktarının belirli bölgelerde hızla azalması, çorak hale gelmesidir. Çölleşen toprağı bir daha geri kazanmak mümkün olmaz.

Ne yapılabilir

  • Akarsu havzaları ve rejimleri kontrol altına alınmalı,
  • Ağaçlandırma ve orman geliştirme programları uygulanmalı,
  • Uluslar arası anlaşma ve sözleşmelere uyulmalıdır.

Küresel ısınma
Atmosferdeki doğal sera etkisinin, insan faaliyetleri sonucunda daha da artarak küresel boyutta aşırı ısınmaya neden olmasıdır.
Nedenleri;
  • Fosil yakıtların dumanı ve endüstri gazları dengeyi bozması,
  • CO2, metan, vb gazlar kontrolsüz olarak atmosfere salınması,
  • Yer atmosfer arasında, doğal “Karbon Döngüsü”nün dengesinin bozulması,
  • Maliyet artışları getireceği için yeterli derecede önlem alınmamasıdır.
ETKİLERİ
  • Her yıl milyonlarca ton “Karbon”un atmosferde birikmesi,
  • Atmosferdeki fazla ısınmanın hızlı bir iklim değişimi yaratması,
  • Kutupların ve dağ buzulların erimesine sebep olması,
  • Kıyılarda deniz seviyesinin yükselmesi,
  • Okyanus akıntılarının değişimi ile iklim dengesizliği,
  • 1998 yılı tarihteki en sıcak yıl olarak kayda geçmiştir.
Deniz Seviyesi Değişimleri
Günümüzün en önemli çevre sorunlarından biri küresel ısınma ve küresel iklim değişimidir. İklim değişimi senaryolarına göre iklim değişikliğinden en fazla, deniz seviyesinin yükselmesinden dolayı, kıyı bölgelerimiz etkilenecektir. Özellikle deniz su seviyesi artan bir hızla yükselmeye devam ederse gelecekte tuzlu deniz suyu ve dalgalar, denizlerin fırtınalardan dolayı kabarmaları çok daha yıkıcı etkilere sahip olabilecektir. Bu etkiler,
a. Alçak arazinin su altında kalması,
b. Plajlar ve dik sahillerde erozyon,
c. Yeraltı ve yüzey sularının tuzlanması,
d. Taban suyunun yükselmesi,
e. Fırtına ve sel tahribatının artması,
f. Deniz suyu seviyesindeki yükselme şeklinde özetlenebilir.

Neler yapılmalı
  • Atmosfere salınan gazlar kontrol altına alınıp azaltılmalı,
  • “Kyoto Protokolü” hükümleri istisnasız uygulanmalı,
  • Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin uygulaması denetlenmeli,
  • İhlal eden ülkelere ağır yaptırımlar getirilmelidir.

5)ÇEVRE KİRLİLİĞİ ve KITLIK TEHLİKESİ



Kıtlık tehlikesi
Kıtlık, tarımsal üretimin sağlıklı bir hayat sürmek için gerekli beslenmeye imkan vermeyecek düzeye düşmesidir.
SEBEPLERİ
  • Kuraklık ve yetersiz sulamanın, ürün verimini düşürmesi,
  • Çevre kirliği ve tarım alanlarının yerleşime açılmasının üretimi azaltması,
NELER YAPILABİLİR
  • Uzun vadeli kuraklıkla mücadele planları hazırlanıp uygulanmalı.
6)DİĞERLERİ
Hortum ve su hortumu:

Hortum (tornado), dünyanın her yerinde meydana gelen insanların canı ve malı için önemli tehlikeler oluşturan atmosfer olaylarından biridir.

Orman Yangınları:
Orman yangınlarının çoğuna bilerek veya bilmeyerek insanlar neden olur; hava şartları ise yangınlarda önemli bir çevre ve tetik faktörüdür.

Sıcak Hava Dalgaları:
Çok sıcak ve nemli havalarda, havadaki yüksek nem vücuttan terin buharlaşmasını yavaşlatır. Terin buharlaşması canlılar için doğal bir soğuma mekanizmasıdır. Sıcak, nemli hava sadece bunaltıcı değil aynı zamanda insan sağlığı için de tehlikelidir. Yüksek sıcaklık ile nemin birlikte oluşması ölümlere sebep olabilir. Küresel ısınma ile birlikte ülkemizde sıcak hava dalgaları daha sık, daha uzun süreli ve şiddetli olabilecektir.

Yıldırım:
Tek bir yıldırım, 100,000 amper kadar büyüklükte elektrik akımı oluşturabilir çarptığında insanları ve hayvanları elektrikle yükleyebilirler. Birçok kurban tarlada çalışırken, ata binerken, dışarıda oynarken, spor veya çobanlık yaparken, dağlarda gezerken ya da küçük teknelerle denize açılmışken dolaylı veya doğrudan yıldırım tarafından çarpılmıştır. Yıldırımlardan dolayı olan can ve mal kayıplarını azaltabilmemiz için insanlarımızın açık arazide, bina içinde ve otomobilde nasıl davranmaları gerektiği ve yıldırımla ilgili uyarıların, ilk yardım hakkındaki bilgilerin, gerekli zamanlarda hava durumu programları ile verilmesi gerekir.
Meteorolojik-Hidrolojik karakterli doğal afetleri deprem gibi diğer doğal afetlerden ayıran en önemli özellik, meteorolojik afetlerin “Önceden Tahmin Edilerek Erken Uyarılarının Yapılabilmesi" dir. Bu özellikten de yararlanarak, gelişmiş ülkelerin afet yönetim programlarının bir parçası olan meteorolojik tahmin ve erken uyarı, planlama ve eğitim ile can kayıplarında önemli azalmalar ve ekonomik zararlarda da önemli düşüşler sağlamıştır. Bu nedenle ülkemizde de meteorolojik karakterli sel, taşkın, çığ düşmesi dolu ve fırtına gibi doğal afetlerin zararlarını azaltmak ve gerekli tedbirleri alabilmek için bu tür afetlere yönelik tahminlerin yapılması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu tehlikeler hakkında bilgili olmak ve önerilen önlemleri uygulamakla etkileri azaltır.
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:49
LaDy
23 Şubat 2010 21:26       Mesaj #5
LaDy - avatarı
Ziyaretçi
İnsan Nedenli Afetler

İnsanların neden olduğu afetlerin başında nükleer patlamalar gelir. Plansız ve dikkatsizliğin neden olduğu bu afetler kısa sürede büyük alanları etkisi altına alarak zararları yıllarca devam eder.
Ormanların insanlar tarafından bilinçsizce yok edilmesi sayısız afetlere yol açar. Ağaçsız kalan toprak erozyona uğrar. Verimli toprakların erozyonla yok olması sonucu açlık felaket meydana gelir. Kaybolan toprakların büyük bölümü denizlere veya göllere taşınarak orada yaşayan canlıların yaşam ortamını bozmaktadır.
Doğal olaylar sonucu heyelanların meydana gelmesi yanında ormanların kesilmesi sonucu çıplak kalan eğimli bölgelerde heyelan ( toprak kaymaları) meydana gelir. Heyelanlar yer yüzünde vadileri tıkayabilir. Yolları tıkayarak ulaşımı engelleyebilir, yerleşim yerlerinin harap olmasına neden olabilirler.
İnsanlar tarafından çok fazla ve plansız olarak çıkarılan kömür yüzünden zemin düzeyinde çökmeler meydana gelir. Bunun yanında denetimsiz kömür çıkarma işlemleri grizu patlamalarına neden olmaktadır. Bunun yanında çöplük patlamaları, yangınlar ve salgın hastalıklarda insan nedenli afetler olarak büyük zararlara yol açar.
Son düzenleyen Safi; 12 Mart 2016 19:15
27 Aralık 2010 15:31       Mesaj #6
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Doğal Afet
Ad:  afetler4.jpg
Gösterim: 491
Boyut:  17.9 KB

Doğal afet, en geniş anlamı ile insanlara zarar veren olaylara denir. Başka bir ifade ile can ve mal kaybına yol açan doğal olaylardır. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, don ve bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür.


Doğal Afetler

Jeolojik doğal afetler

Deprem
Deprem, yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayıdır. Magma üzerinde yüzen levhalar konveksiyonel akım sayesinde sürekli hareket halindedir. Kıtaların hareketi ile plato sınırlarında kaynama ve ayrılmadaki sürtünmeden oluşan kinetik enerjinin aniden büyük bir güçle boşalabilir. Yer katmanlarında oluşan şok dalgalarının sebep olduğu doğa olayına deprem denir. Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "Sismoloji" denir.

Heyelan

Heyelan ya da toprak kayması, zemini kaya veya yapay dolgu malzemesinden oluşan bir yamacın yerçekimi, eğim, su ve benzeri diğer kuvvetlerin etkisiyle aşağı ve dışa doğru hareketidir. Kayalardan, döküntü örtüsünden veya topraktan oluşmuş kütlelerin, çekimin etkisi altında yerlerinden koparak yer değiştirmesine heyelan denir. Bazı heyelanlar büyük bir hızla gerçekleştikleri halde bazı heyelanlar daha yavaş gerçekleşirler. Heyelanlar yer yüzünde çok sık meydana gelen ve çok yaygın bir kütle hareketi çeşididir ve aşınmada önemli rol oynarlar. Büyük heyelanlar aynı zamanda topografyada derin izler bırakırlar.Türkiye'de en fazla görülen yerler Karadeniz Bölgesi'nde özellikle Doğu Karadeniz şerididir.

Yanardağ patlamaları

Yanardağ ya da Volkan, magmanın (dünyanın iç tabakalarında bulunan, yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkla erimiş kayalar), yeryuvarlağının yüzeyinden dışarı püskürerek çıktığı coğrafi yer şekilleridir. Güneş sisteminde bulunan kayalık gezegen ve aylarda (bazıları çok aktif olan) birçok yanardağ olmasına rağmen, bu olgu, en azından dünyada, genellikle tektonik plaka sınırlarında görülür. Ne var ki, sıcak nokta yanardağlarında önemli istisnalar vardır.Yanardağların araştırıldığı bilim dalına volkanoloji (yanardağbilimi) denir.
Endonezya'daki Java Adasında bulunan Semeru Yanardağı. Öte yandan, eğer magma düşük oranlarda (%52'den az) silika içerirse, lava "mafik" adı verilir ve püskürürken çok akışkan hale gelir ve uzun mesafelerce akabilir. Mafik lav akışının iyi bir örneği, İzlanda'nın neredeyse coğrafî merkezindeki bir püskürme yarığının aşağı yukarı 8.000 yıl önce oluşturduğu Büyük Thjórsárhraun akıntısıdır. Bu lav akıntısı, 130 km ötedeki denize varıncaya kadar akmaya devam etmiş ve 800 km²'lik bir alanı kaplamıştır.


Meteorolojik doğal afetler (Hava olayları)



Sel
Sel, bir bölgede toprağı belirli bir süre için tamamen veya kısmen su altında bırakan; ani, büyük ve düzensiz su akıntılarına verilen isimdir.Bir akarsu veya deniz, göl gibi büyük su kitleleri kimi zaman fazlasıyla suyla yüklenir, bunun sonucunda taşarak yatağından çıkar ve "sel" adı verilen bir doğal felakete neden olur.

Çığ

Çığ, farklı nedenlerden dolayı dağdan aşağıya doğru kayan büyük kar kütleleridir. Bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu,rüzgarın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu, ve bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu çığ oluşabilir.

Fırtına

Hızlı esen rüzgar kendi kuvvetinin yanında çevresini de etkiler. Öncelikle estiği denizde veya okyanusta suları kabartarak büyük dalgalar oluşturur. Fırtınaya yakalanan yelkenli tekneler, herhangi bir liman ya da marinaya sığınamayacak kadar açıktaysalar, fırtınaya hazırlık yapmaları gerekir. Şiddetli rüzgara karşı yapılacak en etkili önlem, yelkene camadan vurmaktır. Bunun anlamı yelkenin alanını küçülterek, rüzgardan daha az faydalanmaktır. Bu şekilde rüzgarın tekneyi bayıltıcı etkisinin birazda olsa önüne geçilmiş olunur. O da yetmiyorsa teknedeki ana yelken indirilir ve ön yelkenle (flok veya cenova) seyire devam edilir.

Kuraklık

Bir bölgede nem miktarının geçici dengesizliğin kaynaklana su kıtlığı olarak tanımlanabilen kuraklık, doğal bir iklim olayıdır ve herhangi bir zamanda ve yerde meydana gelebilir. Kuraklık genellikle yavaş gelişir ve sıklıkla uzun bir dönemi kapsar. Kurak iklimlerin hüküm sürdüğü yerlerdeki hayvanlar ve bitkiler, nem eksikliğinden ve yüksek değişkenlikteki yağıştan dolayı olumsuz etkilenirler.

Orman Yangını

Orman yangını, doğal ya da insani sebeplerden ortaya çıkan ormanların kısmen veya tamamen yanmasıdır. Yıldırım düşmesi,yanardağ patlaması ve yüksek sıcaklık gibi doğal sebeplerle çıkan yangınlar ve sigara, tarımsal ürünler nedenli çıkan insan kaynaklı orman yangınları vardır. Ormanların yanması ekolojik olarak bir çok zarara sebep olur. İklim değişikliği ve kuraklık başlıca sonuçlardır.

Hortum

Hortum, kümülus bulutları ile bağlantılı olarak silindir şekilinde dönerek gezen bir rüzgâr türüdür. Bu "hortum" bulutlardan yere kadar uzanır ve büyük yıkıcı güce sahip olan bir doğa felâketidir. Hortumlar hakkında bir bilimsel teori ilk olarak 1917 yılında Alfred Wegener tarafından üretilmiştir ve bu teori günümüzde de doğru olarak kabul edilmektedir. Bir denizin ya da gölün üzerinde meydana gelen bir hortum, yerden emdiği sular ile bir "Su hortumu" oluşturur.
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:49
Sasuke Uchiha
15 Mart 2011 19:36       Mesaj #7
Sasuke Uchiha - avatarı
Ziyaretçi
Bazı doğal afetlerin meydana gelmesinde ise insanoğlunun doğrudan ya da dolaylı olarak etkisi vardır. Bunlar;
  • Heyelan
  • Sel
  • Çığ
  • Kuraklık
  • Orman yangınları
Ormanların insanlar tarafından bilinçsizce yok edilmesi sayısız afetlere yol açar. Ağaçsız kalan toprak erozyona uğrar. Verimli toprakların erozyonla yok olması sonucu açlık felaket meydana gelir. Kaybolan toprakların büyük bölümü denizlere veya göllere taşınarak orada yaşayan canlıların yaşam ortamını bozmaktadır.
Doğal olaylar sonucu heyelanların meydana gelmesi yanında ormanların kesilmesi sonucu çıplak kalan eğimli bölgelerde heyelan (toprak kaymaları) meydana gelir. Heyelanlar yer yüzünde vadileri tıkayabilir. Yolları tıkayarak ulaşımı engelleyebilir, yerleşim yerlerinin harap olmasına neden olabilirler.
İnsanlar tarafından çok fazla ve plansız olarak çıkarılan kömür yüzünden zemin düzeyinde çökmeler meydana gelir. Bunun yanında denetimsiz kömür çıkarma işlemleri grizu patlamalarına neden olmaktadır. Bunun yanında çöplük patlamaları, yangınlar ve salgın hastalıklarda insan nedenli afetler olarak büyük zararlara yol açar.
İnsanların neden olduğu afetlerin başında nükleer patlamalar gelir. Plansız ve dikkatsizliğin neden olduğu bu afetler kısa sürede büyük alanları etkisi altına alarak zararları yıllarca devam eder.
Son düzenleyen nötrino; 30 Aralık 2015 20:42 Sebep: Alıntı soru kaldırıldı!
_AERYU_
8 Haziran 2013 10:18       Mesaj #8
_AERYU_ - avatarı
Ziyaretçi
Doğal Afet Nedir?

Doğal afet, büyük oranda veya tamamen insanların kontrolü dışında gerçekleşen, mal ve can kaybına neden olabilecek tehlikeli ve genellikle büyük çaplı olay. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, donma gibi bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür

Doğal Afet Türleri

Jeolojik kökenliler:
Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yer kabuğu ya da yerin derinliklerinden alan doğal afetlerdir. Bunlar şunlardır:
  • Deprem
  • Heyelan
  • Yanardağ patlamaları
  • Tsunami
Meteorolojik kökenliler:
Atmosferdeki doğa olayları sonucunda meydana gelirler. Bunlar şunlardır;
  • Sel
  • Su taşkını
  • Çığ
  • Fırtına
  • Kuraklık
  • Orman yangını
  • İklim değişiklikleri
  • Hortum
Meteorolojik afetlerin oluşumunu hazırlayan temel etkenler atmosfer kökenli olmasına rağmen, bazılarında afetin oluştuğu yerin özellikleri de etkili olmaktadır. Sel, çığ ve sis buna örnek olarak verilebilir.


Son düzenleyen Safi; 12 Mart 2016 19:18
Boyvipgold
8 Aralık 2014 22:08       Mesaj #9
Boyvipgold - avatarı
Ziyaretçi
Doğal afet, büyük oranda veya tamamen insanların kontrolü dışında gerçekleşen, mal ve can kaybına neden olabilecek tehlikeli ve genellikle büyük çaplı olay. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, donma gibi bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür.
Ad:  afetler3.jpg
Gösterim: 447
Boyut:  17.1 KB


Doğal Afet Çeşitleri

Sel, bir bölgede toprağı belirli bir süre için tamamen veya kısmen su altında bırakan; ani, büyük ve düzensiz su akıntılarına verilen isimdir. Bir akarsu veya deniz, göl gibi büyük su kitleleri kimi zaman fazlasıyla suyla yüklenir, bunun sonucunda taşarak yatağından çıkar ve "sel" adı verilen bir doğal felakete neden olur.
İnsanlar tarih öncesi çağlardan beri yaşamak için hep nehir kıyılarını ve deniz kenarlarını tercih etmiştirler, çünkü suya yakın olmak demek aynı zamanda kolay ulaşım, daha yumuşak bir iklim ve daha verimli topraklar demekti. Zaten insanlar taşabilecek bu sulara yakın olmasalardı sel bir afet olarak sayılmayacaktı.

Çığ , farklı seslerden dolayı dağdan aşağıya doğru kayan büyük kar kütleleridir. Bol kar yağışı olduğunda, taze kar tabakasının alttaki eski tabakayla iyi kaynaşmaması sonucu, rüzgarın kaldırdığı büyük bir kar kitlesinin aşağı inerek alttaki kar tabakası üzerinde kayması sonucu, bir hayvan veya kayakçının oynak kar tabakasını çiğneyerek harekete geçirmesi sonucu çığ oluşabilir.

Erozyon
, diğer adıyla aşınım, yer kabuğunu üzerindeki toprakların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etkenlerle aşındırılıp, yerinden koparılması, bir yerden başka bir yere taşınması ve biriktirilmesi olayıdır.
Tarımda kullanılan alanların %70'i özelliklerini kaybederek dünya genelinde toplam kara üzerinde %30 civarında çölleşmeye sebep olmuştur. Dünyada erozyon sebebiyle çölleşme tehlikesi bulunan 110 ülke bulunmaktadır. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan hesaplamalarla, dünyada çölleşme ve erozyonun önüne geçebilmek için yılda 42 milyar dolar harcanması gerektiği bulunmuştur.

Türkiye topraklarının ise, %90'ı su erozyonu, %1'i de rüzgâr erozyonuna maruz kalmaktadır. Tarım topraklarında bu oran su erozyonu için %75 civarındadır. Türkiye'deki erozyon sonucunda yılda 500 milyon ton verimli toprak kaybedilmektedir.[2]

Doğal şartlarda gerçekleştiğinde kaybedilen verimli topraklar, doğal döngü çerçevesinde telafi edilebilmektedir... Erozyon bilinçsizlik ve insan etkisiyle telafi edilemez boyutlara ulaşabilmektedir. Erozyonun etkisi sebebiyle kaybedilen verimli topraklar tarımsal üretim kapasitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Erozyonun oluşması doğal faktörler ile gerçekleşmekte ancak erozyonun telafi edilemez zararlara sebep olması, insanların bu faktörleri hızlandırmasıyla gerçekleşmektedir.

Erozyon çeşitlerinden olan su erozyonu en etkili erozyondur. Bu erozyonda yağmur damlalarının aşındırmasının yanında yüzey akışa geçen sularında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diğer bir erozyon çeşidi olan rüzgar erozyonu ise rüzgarın etkisiyle gerçekleşen aşınım ve taşınım olayıdır.

Erozyonun verimli toprakların kaybına yol açmasının yanında peri bacalarının oluşumuna yol açması, doğal bir güzelliğin meydana gelerek turizm bölgeleri oluşturmasına ve bir tezat oluşturmasına neden olmaktadır. Uzun yıllar sonunda özel erozyon çeşitlerinden olan korunmuş sütun erozyonu bu oluşumlara sebep vermektedir.

Diğer Afetler Wikipedide Vardır.
Son düzenleyen Safi; 23 Nisan 2016 02:50
Misafir
30 Aralık 2015 19:45       Mesaj #10
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Doğal afetlere neden olan uygulamalarla korunma yolları

Çevre Sorunları
Çevre sorunları, insanların yaşadıkları doğal ortamı bozmaları ile ortaya çıkar. İnsanlar kendilerine daha iyi yaşama koşulları sağlamak için çevreye zarar verirler.

Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği meydana gelmektedir. Fabrikalardan ve evlerden çevreye atılan bazı maddeler (poşet gibi) toprak kirliliğine neden olur.

Özellikle sanayi bölgelerinin yakınındaki kentlerin kanalizasyonları akarsular, deniz ve göllerin kirletilmesine neden olmaktadır. Ayrıca gemilerden boşaltılan bazı maddeler ve deniz kazaları bu kirlenmeyi artırmaktadır.

Su ve toprak kirliliğine neden olan maddelerin bir kısmıda katı atıklardır. Katı atıklar; plâstik maddeler, cam ürünleri, metalik maddeler (konserve ve meşrubat) ve ağaç ürünleri (kağıt, karton gibi).

Özellikle büyük kentlerde arabaların motor ve klakson gürültüleri ile bazı eğlence yerleri ve bazı iş yerleri de gürültü kirliliğine neden olmaktadır.

Çevre sorunlarının çözümünde bize ve devlete düşen görevler;
  • Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız.
  • Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır.
  • Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız.
  • Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız.
  • Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız.
  • Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir.
  • Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır.
  • Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir.
  • ağaç kesilmesi
  • yere pil atılması
  • plansız keçi otlatılması
  • dere yakınlarına evler yapılması
  • ağaçların yanına cam şişe atılması
  • barajların sağlam yapılmaması
  • dik yamaçların eteklerine evler yapılması
  • tarla kazanmak amacıyla ormanların tahrip edilmesi
  • plansız yerleşim yapılması
  • eğimi fazla olan arazilerde tarım yapılması
  • ormanlarda yakılan ateşin söndürülmemesi
  • boş alanlara ağaç dikilmemesi
Son düzenleyen Safi; 14 Mart 2016 18:42



Cevap Yaz
Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç