Arama

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Güncelleme: 27 Aralık 2012 Gösterim: 40.280 Cevap: 8
Kral_Aslan - avatarı
Kral_Aslan
VIP MsXTeam
14 Kasım 2006       Mesaj #1
Kral_Aslan - avatarı
VIP MsXTeam
daglarcab

Sponsorlu Bağlantılar
1914'te İstanbul’da doğdu. Babası subay olduğu için ilk ve orta öğrenimini Türkiye'nin değişik yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi ve Harp Okulu’nu bitirdi. Orduya katıldı. 15 yıl asker olarak hizmet yaptı, Doğu ve Orta Anadolu, Trakya'yı dolaştı. Önyüzbaşı rütbesinde iken kendi isteğiyle ordudan ayrıldı. Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde kısa bir süre görev yaptı. Çalışma Bakanlığı İş Müfettişi olarak İstanbul’da çalıştı. 1959'da İstanbul Aksaray’da "Kitap" Kitabevini açtı. Yayıncılık yaptı, 1960-1964 arasında "Türkçe" isimli bir aylık dergi çıkardı. 1970'te yayınevini kapattı, sadece şiirle uğraşmaya başladı. Yayınlanan ilk yazısı Yeni Adana Gazetesi'nin 1927'de düzenlediği yarışmada birincilik alan bir öyküydü. İlk şiiri "Yavaşlayan Ömür" 1933'te İstanbul Dergisi'nde çıktı. Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Peyami Safa'nın da dikkatini çeken şiirleri Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı, Gençlik, Yeditepe, Türk Dili, Yenilik, Vatan, Çağrı, Türkçe, Ataç, Türk Yurdu, Yön, Devrim gibi dergilerde yayınlandı. İlk şiirlerinde Necip Fazıl Kısakürek etkisinde kaldı. "Havaya Çizilen Dünya" (1934) şiir kitabındaki şiirlerinde bu etki görülür. Kendi şiir çizgisine yönelişi "Çocuk ve Allah", "Daha" (1940) kitaplarıyla başlar. Şiiri "sezgi" ve "us" olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Sezgi dönemi eserleri "Havaya Çizilen Dünya" (1934), "Çocuk ve Allah" ile "Daha"yı (1940) izleyen "Çakırın Destanı" (1945), "Taş Devri" (1945) kitaplarını kapsar. "Asû" (1955) ile başlayan ikinci dönem günümüze kadarki şiirlerinde etkin olan "usçu" dönemdir. Sezgi döneminde kendine has bir şiir dili ve biçemi yaratmaya çalıştı. "Us" dönemi ise güçlü bir Türkçe tutkusuyla dikkat çeker. Dağlarca bu dönemde dilin arılaştırılması çabalarına katıldı, evrensel temalara ağırlık vermeye başladı. 1970 sonrasında yoğunlukla çocuk şiirleri yazdı. Hem Türkiye'de hem uluslararası düzeyde birçok ödül kazandı, bir çok ülkede şiirleri okundu. Kitapları birçok dile çevrildi.



ESERLERİ:

ŞİİR:
Havaya Çizilen Dünya (1935)
Çocuk ve Allah (1940)
Daha (1943)
Çakırın Destanı (1945)
Taş Devri (1945)
Üç Şehitler Destanı (1949)
Toprak Ana (1950)
Aç Yazı (1951)
İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951)
İstiklal Savaşı- İnönüler (1951)
Sivaslı Karınca (1951)
İstanbul-Fetih Destanı (1953)
Anıtkabir (1953)
Asu (1955)
Delice Böcek (1957)
Batı Acısı (1958)
Mevlana’da Olmak (Gezi) (1958)
Hoo’lar (1960)
Özgürlük Alanı (1960)
Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961)
Aylam (1962)
Türk Olmak (1963)
Yedi Memetler (1964)
Çanakkale Destanı (1965)
Dışarıdan Gazel (1965)
Kazmalama (1965)
Yeryağ (1965)
Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966)
Kubilay Destanı (1968)
Haydi (1968)
19 Mayıs Destanı (1969)
Vietnam Körü (destan-oyun) (1970)
Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970)
Malazgirt Ululaması (1971)
Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)
Horoz (1977)
Hollandalı Dörtlükler (1977)
Çukurova Koçaklaması (1979)
Nötron Bombası (1981)
Yunus Emre’de Olmak (1981)
Çıplak (1981)
İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
Uzaklarda Giyinmek (1990)
Dildeki Bilgisayar (1992)

ÖDÜLLERİ

1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü
1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla
1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla
1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile
1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla
1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
Amerika) tarafından "En İyi Türk Şairi" seçildi
1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü




Mod Notu: Bu gün (15 ekim 2008) Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, İstanbul'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Son düzenleyen kompetankedi; 15 Ekim 2008 19:03
Biyografi Konusu: Fazıl Hüsnü Dağlarca nereli hayatı kimdir.
Hayatın ne anlamı var.. Yanımda sen olmayınca....
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Ekim 2008       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA YAŞAMINI YİTİRDİ

Sponsorlu Bağlantılar
"Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
kompetankedi - avatarı
kompetankedi
VIP Bir Dünyalı
15 Ekim 2008       Mesaj #3
kompetankedi - avatarı
VIP Bir Dünyalı
Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, İstanbul'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Altunizade'deki Başkent Üniversitesi İstanbul Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kürşad Tokel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 94 yaşındaki şair Dağlarca'nın, kronik böbrek yetmezliği ve kateter enfeksiyon sebebiyle 28 Eylül 2008 tarihinde bir başka hastaneden hastanelerine getirildiğini belirtti.
O tarihten buyana hastanede tedavi altında bulunan Dağlarca'nın enfeksiyonun antibiyotiklere yanıt vermemesi sebebiyle bugün yoğun bakıma alındığını kaydeden Prof. Dr. Tokel, tüm müdahalelere rağmen durumu giderek kötüleşen Dağlarca'nın saat 16.50 itibariyle vefat ettiğini söyledi.
jöly - avatarı
jöly
Ziyaretçi
15 Ekim 2008       Mesaj #4
jöly - avatarı
Ziyaretçi
edebiyatımıza büyük katkıları olmuştur...Allah rahmet eylesin,mekanı cennet olsun...
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
25 Kasım 2008       Mesaj #5
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Fazıl Hüsnü Dağlarca (1914-2008)


daglarca


Bütün yaşamını şiire adayan, kendisini anlatmak için başka hiçbir edebiyat türünü düşünmeyen Fazıl Hüsnü Dağlarca, diğer edebiyatçıların farklı türlerde yapmayı seçtikleri çalışmaları hep şiirde denedi. Düş gücüyle kendine özgü alegoriler, semboller yaratan, tasarılar ortaya atan ozanın ayağı hep yurdunun, insanlığın yaşadığı ortamın toprağında oldu.

Tam doğum tarihi 26 Ağustos 1914 olan ozanın gerçek adı Mehmet Fazıl Dağlarca’dır. Süvari Yarbayı Hasan Hüsnü Bey’in oğlu olan Dağlarca ilk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesini (1933) ve Harp Okulunu (1935) bitirdi. II. Dünya Savaşı yıllarında bölük komutanı olarak Trakya’da görev yaptı. 1950’de, 15 yıllık askeri görevden sonra emekli olarak Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Çalışma Bakanlığı’nda çalıştı. Emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul’da “Kitap Kitabevi”ni kurdu. 1960-64 arasında, 43 sayı devam edecek Türkçe adında bir dergi çıkardı. 1970’te, kurduğu yayınevini kapattı. Dağlarca’nın edebiyata olan ilgisi çok genç yaşlarda başladı; henüz 13 yaşındayken Yeni Adana gazetesinin öğrenciler arasında açtığı öykü yarışmasında birinci oldu. İlk şiiri olan “Yavaşlayan Ölüm”, 1933’te İstanbul dergisinde çıktı. Edebiyat dünyasında adını duyurması 1934’te, Harp Okulu öğrencisiyken Varlık’ta yayımladığı şiirlerle oldu. Şiirlerini Yücel, İnkılâpçı Gençlik, Türk Dili, Yeditepe, Çağrı, Ataç, Yön gibi dergilerde yayımladı.

Bazı eleştirmenler Dağlarca’nın şiirinin üç devre geçirdiğini belirtir: “Sezgisel Dönem” (1933-45), “Geçiş Dönemi” (1945-55) ve bugüne dek uzanan “Akılcı Dönem”. Ş. Kurdakul, Dağlarca’nın değişik dönemlerinde şiirine kaynak olan duyarlılıkların üç yönde geliştiğini söyler. Birincisi tek olarak insanın evren karşısındaki şaşkınlığını, yalnızlığını, korkularını ölüm gerçeğine karşın yaşarken duyduğu bunalımları işlemeye çalıştığı daha çok içe dönük şiirler; ikincisi insanın doğa ve aykırı toplum güçleri, kurulu düzenin görülen görünmeyen yasaları içinde günlük yaşamlarını saran sıkıntı ve acıları, buhran ve patlamaları işlediği dışa açık, toplumsal şiirler; üçüncüsü ise destanlar ve çocuk şiirleridir.

1960’lardan sonraki şiirlerinde ülkede yaşanan toplumsal değişime paralel olarak Dağlarca iç ve dış sorunlara daha duyarlı, ulusal çıkarlara sahip çıkma bilincinin geliştirildiği, sömürüye ve ezilen halkların mücadelesine yakınlık duyan ve emperyalist baskıya karşı çıkan şiirler kaleme aldı. Dayak (1965), Pulsuz Dilekçe (1965), adlı şiirlerinde sömürüye karşı savaş çağrısında bulunurken, Dev Yürümeden Önce adlı alegorik şiirinde emperyalist baskıya karşı çıktı. Vietnam Savaşımız adlı kitabında Vietnamlılara duyduğu yakınlığı dile getirdi. Dağlarca’nın en özel yanlarından biri Cumhuriyet’i izleyen yıllarda, çok özlenmiş olan destan şiirini yaratması, Mustafa Kemal’i eylemi içinde şiirleştirmesi oldu. Ozan, bir toplumu ulus yapan bütün acıların yasıyla zaferlerin sevincini şiirlerinde işledi. Eserlerinde olayları tarihsel gelişimi içinde ve savaşlar çizgisi düzeyinde ele aldı. Bu durum, destanların bütünlüğünü zedelemese bile, her parçanın ayrı ayrı yüklendiği işlevin daha çok önemsenmesine yol açtı.

Dağlarca’nın bir başka özelliği de şiirlerinde çocukları en çok barındıran ozan olmasıdır. Dağlarca’nın, “Çocuklarda” dizisi kapsamında yayımlanan 20’nin üzerinde kitabı bulunuyor. Dizinin ilk kitabı Açıl Susam Açıl 1967’de yayımlandı ve yazar o günden sonra çocuk kitapları yazmaya hep devam etti. Çocuk şiirleri yıldızları, kuşları, okulu, doğayı ama asıl olarak hiçbir şeye indirgenemeyecek sonsuz bir evreni anlattı. “Çocuk severliğim şiir severliğime eşittir” diyen şair, bu yapıtları yazarken kendisinin ilk yaşamını, büyümeyen yanını aydınlığa çıkarttığını söyler.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en verimli şairlerinden biri olan Dağlarca’nın bir özelliği de bütün edebi yaşamını sadece şiire adamasıdır. Kendisini anlatmak için başka hiçbir türü denememiş, şiir dışında bir yol düşünmemiştir. Dağlarca’nın şiirleri bugüne dek pek çok dile çevrildi, birçok ödül kazandı. Ayrıca Türkolog Giselle Kraft tarafından Dağlarca üzerine “Dağlarca’da Hayvan Sembolü” adlı bir doktora tezi hazırlandı.

2007’de Yapı Kredi Yayınları tarafından Dağlarca’nın toplu eserlerini yayımlama çalışmaları başlatıldı. 2007-08’de daha önceden kitaplaşmamış şiirlerini içeren Orada Karanlık Olurum, Arkası Siz, Genç ve İçeri Sait Faik yayımlandı, Dağlarca’nın seçme şiirlerini içeren Dört Kanatlı Kuş’un yeni basımı yapıldı, ayrıca “Dağlarca Çocuklarda” dizisinde Ozanın çocuklar için yazdığı kitapların 16’sı yayımlandı. YKY, Dağlarca’nın 3 ciltlik toplu eserlerinin ilk cildi 2008 güzünde yayımlayacak.

Dağlarca’nın yapıtlarından bazıları

Havaya Çizilen Dünya, 1935; Çocuk ve Allah, 1940; Daha, 1943; Çakırın Destanı, 1945; Taş Devri, 1945; Üç Şehitler Destanı, 1949; Toprak Ana, 1950; Sivas’lı Karınca, 1951; İstanbul Fetih Destanı, 1953; Anıtkabir, 1953; Asu, 1955; Delice Böcek, 1957; Batı Acısı, 1958; Mevlana’da Olmak: Gezi, 1958; Özgürlük Alanı, 1960; Hoo’lar, 1960; Cezayir Türküsü, 1961; Çanakkale Destanı, 1965; Vietnam Savaşımız, 1966; Haydi, 1968; 19 Mayıs Destanı, 1969; Hiroşima, 1970; Malazgirt Ululaması: 26 Ağustos 1071-1971, 1971; Bağımsızlık Savaşı, 1973; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1973; Horoz, 1977; Çukurova Koçaklaması, 1979; Nötron Bombası, 1981; Yunus Emre’de Olmak, 1981; Çıplak, 1981; Dildeki Bilgisayar, 1992; O’1923/Tapınağa Asılmış Gövdeler, 1998; Seviştilerken, 1999; İmin Yürüyüşü/Biçimlerle Soyunmak, 1999; Ötekinde Olmak (Oralarda/İkisi) 2000; Dün Geceki/En Sevmek (Şeyh Galib’e Çiçekler), 2000; İçimdeki Şiir Hayvanı, 2007.

Büyük şairin vasiyeti: Evimi müze yapın

Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu yılın ilk aylarında yaptığı bir röportajda ölümünden sonra Kadıköy’de yaşadığı evin müze haline getirilmesini vasiyet etmişti. Evini Kadıköy Belediyesi’ne bağışlayan Dağlarca, Mühürdar Caddesi’ndeki evinde kendisini ziyaret eden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’e, evinin müzeye dönüştürülmesi için vasiyette bulundu.

Dağlarca, Öztürk’e, "Barış Manço’nun evinin belediye tarafından müze olarak düzenleneceğini öğrenip memnun oldum. Ben de yıllardır içinde yaşadığım, şiirlerimi yazdığım evimin ölümümden sonra yaşamaya devam etmesini istiyorum. Evimi alıp müze olarak düzenlesinler" dedi.

Ünlü şair, müzenin yaşayan bir müze olması, bir bölümünde kitapları ve eşyasının sergilenmesi, bir kısmının da kafeterya gibi olmasını dileğini Öztürk’e aktararak, "Buraya gelip gençler, kadınlar, kızlar otursun, kitap okusun, bir şeyler içsinler. Tabii burayı belediye işletsin" diye konuştu.

Dağlarca, vasiyetinin nedenini ise şu şekilde açıkladı: "Ben İstanbul’un birçok yerinde ikamet ettim. Gezdim, gördüm, yaşadım. Ama en çok Kadıköy’ü sevdim. Tabii Kadıköy eskiden bir başka güzeldi. Güzellik sergisiydi; çirkin kadın, çirkin adam, çirkin çocuk yoktu. Ya da biz göremezdik. Kadıköy’e Moda’ya çıktığımız zaman, üstümüze başımıza ayrı bir özenirdik. Kadıköy’ün kadınları hep güzel kokardı." Dağlarca, çocukları çok sevdiğini belirterek, "Onlar için çok kitap yazdım. Okullara gittiğimde etrafımı sarıp imza istemeleri de beni çok mutlu ediyor. Ama artık sokağa çıkamadığım için gidemiyorum. Evim müze olursa çocuklar gelsin burada iyi vakit geçirsinler istiyorum" şeklinde konuştu.

CEZAYİR TÜRKÜSÜ

Ya Allah
Ya Allah derim ki
Titrerim
Kara sesimden
Ya Allah.
Ya su
Akar da aydınlığın uzak anılarımdan
Şırıldar yüreğimde ünlü korsanların dalgaları.
Yüce sultanlarin kılıçları parlar yüzümde
Ya su, anlıyor musun?
Burası Cezayir, ya çöl,
Develerin binlerce yıl taşıdığı, atalardan,
Sevgi,
Us,
Kişiliğim ya çıngırak.
Yıldızlar kötü olacakların üçgenlerinde
Yok etmiş üç yönü.
Yedi yönü var etmiş mutsuz kişiliginde yıldızlar,
Ama uyukluyorum işte
Ya dönence, ağlamak dururken.
Ya hurma, tadın yok gayri,
Nice saklasan yalnızlığı
Koyu yeşilliğini büyütsen nice,
Yitmiş güzelliğimiz
Ya hurma, elim ayağım acı.
Nasıl haykırıyor çiğnenmis kumlar, duyuyor musun?
Ya ana kalk
Ya kadın yürü
Ya oğul koş
Bir anlamın gereken kurtuluşuna.
Kurt iskeletlerince çirkindirler şimdi,
Ölülerim vurulmuşlar alınlarından,
Düşmüşler Akdenize doğru.
Özgürlükleri kalmamış artık
Al benim ölülerimi, ya gece.
Ya toprak ko beni gideyim gideyim,
Varmışların ardına öcül öcül.
Ve küçücük ve eski ve yırtık bayraklar arasından,
Ya gök
Al beni.
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
31 Temmuz 2009       Mesaj #6
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Beklesem

Seni değil görsem de tek,
Hayalini çiçeklesem.
Hem güneş, hem ay bilerek,
Seni beklesem, beklesem.

Gönül sevgi denen çağda,
Hangi tılsım var bu bağda.
Yazın kırda, kışın dağda
Seni beklesem, beklesem.

Ölüm gözlerimde solsa,
İçim mısralarla dolsa
Ne gün olsa, ne yıl olsa;
Seni beklesem, beklesem.


Fazıl Hüsnü Dağlarca
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
20 Ocak 2010       Mesaj #7
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Fazıl Hüsnü Dağlarca

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Doğum tarihi 26 Ağustos 1914 Doğum yeri İstanbul Ölüm tarihi 15 Ekim 2008 Mesleği Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca (d. 26 Ağustos 1914, İstanbul - ö. 15 Ekim 2008), ünlü Türk şairidir.
26 Ağustos 1914 İstanbul doğumlu. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur, ilköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde 1933 yılında tamamladı.Aile, Ataç, Çagri, Devrim, Inkilapçi Gençlik, Kültür Haftasi, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlik, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön, gibi dergi ve gazetelerde siirlerini yayimladi. 1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da "Kitap" kitapevini açtı ve yayıncılığa başladı. Ocak 1960-Temmuz 1964 yılları arasında dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine bir çok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından "En iyi Türk Şairi" seçilmişti.Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.
Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını örer. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır.
Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler:
“ Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir. ”
"Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. [1] Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu yılın ilk aylarında yaptığı bir röportajda ölümünden sonra Kadıköy'de yaşadığı evin müze haline getirilmesini vasiyet etmişti. Evini Kadıköy Belediyesi'ne bağışlayan Dağlarca, Mühürdar Caddesi'ndeki evinde kendisini ziyaret eden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e, evinin müzeye dönüştürülmesi için vasiyette bulunmuştu. 20 Ekim 2008'de Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir.
180px Daglarca 1030107
Fazıl Hüsnü Dağlarca Mozolesi


180px Daglarca 1030118
Fazıl Hüsnü Dağlarca Mozolesi ve Kitap



Eserleri

Bir zamanlar Sözcü dergisinde 1960 ve Vatan dergisine 1961-1962 yazdığı, özdeyiş niteliğinde kısa düzyazıları bir yana bırakılırsa, yalnız şiirle uğraşan ve şiirlerini Türkiye’nin hemen bütün edebiyat dergilerine yaymış olan Dağlarca’nın kitapları.
  • Havaya Çizilen Dünya (1935)
  • Çocuk ve Allah (1940)
  • Daha (1943)
  • Çakırın Destanı (1945)
  • Taşdevri (1945)
  • Üç Şehitler Destanı (1949)
  • Toprak Ana (1950)
  • Aç Yazı (1951)
  • İstiklâl Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya (1951)
  • İstiklâl Savaşı-İnönüler (1951)
  • Sivaslı Karınca (1951)
  • İstanbul- Fetih Destanı (1953)
  • Anıtkabir (1953)
  • Asu (1955)
  • Delice Böcek (1957)
  • Batı Acısı (1958)
  • Hoo'lar (1960)
  • Özgürlük Alanı (1960)
  • Cezayir Türküsü (1961)
  • Aylam (1962)
  • Türk Olmak (1963)
  • Yedi Memetler (1964)
  • Çanakkale Destanı (1965)
  • Dışardan Gazel (1965)
  • Kazmalama (1965)
  • Yeryağ (1965)
  • Vietnam Savaşımız (1966)
  • Açıl Susam Açıl (1967)
  • Kubilay Destanı (1968)
  • Haydi (1968)
  • 19 Mayıs Destanı (1969)
  • Hiroşima (1970)
  • Malazgirt Ululaması (1971)
  • Kuş Ayak (1971)
  • Haliç (1972)
  • Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
  • Bağımsızlık Savaşı-Sakarya Kıyıları (1973)
  • Bağımsızlık Savaşı-30 Ağustos (1973)
  • Bağımsızlık Savaşı-İzmir Yollarında (1973)
  • Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)
  • Arka Üstü (1974)
  • Yeryüzü Çocukları (1974)
  • Yanık Çocuklar Koçaklaması (1976)
  • Horoz (1977)
  • Hollandalı Dörtlükler (1977)
  • Balinayla Mandalina (1977)
  • Yazıları Seven ayı (1978)
  • Göz Masalı (1979)
  • Yaramaz Sözcükler (1979)
  • Çukurova Koçaklaması (1979)
  • Şeker Yiyen Resimler (1980)
  • Cinoğlan (1981)
  • Hin ile Hincik (1981)
  • Güneş Doğduran (1981)
  • Çıplak (1981)
  • Yunus Emre'de Olmak (1981)
  • Nötron Bombası (1981)
  • Koşan Ayılar Ülkesi (1982)
  • Dişiboy (1985)
  • İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
  • Takma Yaşamalar Çağı (1986)
  • Uzaklarla Giyinmek (1990)
  • Dildeki Bilgisayar (1992)
Ödülleri

  • 1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması Üçüncülük
  • 1956 Yeditepe Şiir Armağanı
  • 19?? Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
  • 19?? Türkiye Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Armağanı
  • 19?? International Poetry Forum Yaşayan En İyi Türk Şairi (A.B.D.)
  • 19?? Arkın Çocuk Edebiyatı Üstün Onur Ödülü
  • 19?? Struga 13. (XIII) Şiir Festivali Altın Çelenk Ödülü (Yugoslavya)
  • 19?? Milliyet Sanat Dergisi Yılın Sanatçısı
  • 19?? Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
6 Haziran 2011       Mesaj #8
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Fazıl Hüsnü Dağlarca


Doğum: 26 Ağustos 1914, İstanbul
Ölüm: 15 Ekim 2008,istanbul
Şair.

Ortaöğrenimini Kuleli Askerî Lisesi'nde (1933), yükseköğrenimini Harp Okulu'nda tamamladı (1935). Subay olarak orduya katıldı. Önyüzbaşıyken kendi isteğiyle askerlikten ayrılarak (1950), bir yıl kadar Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. Daha sonra Çalışma Bakanlığı İş Müfettişliği örgütüne geçti (1953). Bu son görevinden emekli oldu (1960). İstanbul'da Kitap Kitabevi'ni kurdu. Türkçe dergisini (Ocak 1960-Temmuz 1964) ve Kitap Kitabevi yayınlarını yönetti. Yeni Adana gazetesinin düzenlediği bir yarışma sonucu armağan kazanarak yayımlanan (1927) bir öyküsünden sonra, "Yavaşlayan Ömür" (İstanbul dergisi 1933) adlı şiiriyle yazın dünyasına giren Dağlarca, Harp Okulu'ndaki öğrencilik yıllarında Varlık dergisinde çıkan şiirleriyle adını duyurmaya başladı. Daha sonra Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe, Türk Dili, Yenilik, Vatan, Kültür Dünyası, Çağrı, Türkçe, Ataç, Türk Yurdu, Yön, Devrim, Varlık (1934-1972) dergilerinde yayımladığı şiirlerle tek başına bir okul kimliği gösterdi. Topluma, dış gerçeğe bakarken, evren karşısında kişioğlunun "muhteşem yalnızlığını" duyarak insanî gerçekleri kendinde aramaya çalışırken dili, kavram ve imge zenginliği, alabildiğine yoğunlaşmış düşünce atmosferi, değişik çağrışımları, gerçekçi temaları işlediği zaman bile yitirmediği duyarlığıyla şiirimizin çağdaşlaşma savaşı verdiği son otuz yılda ulaştığı aşamaların simgelerinden biri oldu.

Yapıtları:
  • "Havaya Çizilen Dünya" (1934),
  • "Çocuk ve Allah" (1940),
  • "Daha" (1943),
  • "Çakırın Destanı" (1945),
  • "Taş Devri" (1945),
  • "Üç Şehitler Destanı" (1949),
  • Toprak Ana" (1950),
  • "Aç Yazı" (1951),
  • "İstiklâl Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya" (1951),
  • "İstiklâl Savaşı-İnönüler" (1951),
  • "Sivaslı Karınca" (1951),
  • "İstanbul-Fetih Destanı" (1953),
  • "Anıtkabir" (1953),
  • "Asû" (Yeditepe 1966 Şiir Armağanı, bas. 1955),
  • "Delice Böcek" (Türk Dil Kurumu 1958 Şiir Ödülü, bas. 1957),
  • "Batı Acısı" (1958),
  • "Mevlâna'da Olmak-Gezi" (1958),
  • "Hoo'lar" (1960), "Özgürlük Alanı" (1960),
  • "Cezayir Türküsü" (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle, 1961),
  • "Aylam" (1962), "Türk Olmak" (1963),
  • "Yedi Memetler" (1964),
  • "Çanakkale Destanı" (1965), "Dışardan Gazel" (1965),
  • "Kazmalama" (1965),
  • "Yeryağ" (1965),
  • "Vietnam Savaşımız" (1966, İngilizcesi "Our Wietnam war" adıyla, 1966),
  • "Açıl Susam" (çocuk şiirleri, Üsküp 1967),
  • "Kubilay Destanı" (1968),
  • "Haydi" (1968),
  • "19 Mayıs Destanı" (1969),
  • "Vietnam Körü" (destan-oyun, 1970),
  • "Hiroşima" (Fransızca, İngilizce çevirileriyle 1970),
  • "Dört Kanatlı Kuş" (şiirlerinden seçmeler, 1970),
  • "Malazgirt Ululaması" (şiirler, 1971),
  • "Kuş Ayak" (çocuklar için şiirler, 1971),
  • "Kınalı Kuzu Ağıdı" (1972),
  • "Gazi Mustafa Kemal Atatürk" (1973),
  • "Arkaüstü" (çocuklar için, 1974),
  • "Yeryüzü Çocukları" (çocuklar için, 1974),
  • "Yanık Çocuklar Koçaklaması" (çocuklar için, 1976),
  • "Horoz" (1977),
  • "Balina ile Mandalina" (çocuklar için, 1977),
  • "Hollandalı Dörtlükler" (1977),
  • "Yaramaz Sözcükler" (çocuklar için, 1979),
  • "Göz Masalı" (çocuklar için, 1979),
  • "Yazıları Seven Ayı" (çocuklar için, 1980),
  • "Nötron Bombası" (şiirler, 1981),
  • "Kubilay Destanı" (1986).
  • "Dişiboy" (1985),
  • "Takma Yaşamalar Çağı" (1986),
  • "Uzaklarla Giyinmek" (1990),
  • "Dildeki Bilgisayar" (1992).
Ayrıca Cem Yayınevi Dağlarca Dizisi'nde 14 kitabı yeniden toplu olarak basıldı (1964-1982). Dağlarca'nın tüm eserleri 1999 yılından başlayarak Doğan Yayıncılık tarafından tekrar yayımlandı. Türkiye Millî Talebe Federasyonu'nun 1966 Turan Emeksiz Armağanı'nı kazandı. Amerika'da Pittsburg kentindeki "İnternational Poetry Forum" (Uluslararası Şiir Forumu) tarafından 1967'de, yaşayan en iyi Türk ozanı seçildi. Struga (Yugoslavya) XIII. Şiir Festivali'nde Altın Çelenk Ödülü'nü kazandı (1974). Aynı yıl Milliyet-Sanat dergisince, yılın sanatçısı seçildi. "Horoz" adlı kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Ödülü'nü Peride Celal ile paylaştı (1977).

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
ahmus11 - avatarı
ahmus11
Ziyaretçi
27 Aralık 2012       Mesaj #9
ahmus11 - avatarı
Ziyaretçi
Daha kısa olsaydı keşke :'(

Benzer Konular

11 Kasım 2016 / Misafir Cevaplanmış
20 Ocak 2008 / KisukE UraharA Siyaset tr
27 Eylül 2016 / Kral_Aslan Müzik tr
22 Eylül 2015 / Safi Spor tr
7 Haziran 2015 / nötrino Basın/Magazin tr