Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 174.829|Cevap: 5|Güncelleme: 26 Temmuz 2016

Ömer Seyfettin

2 Ekim 2006 16:30   |   Mesaj #1   |   
Kral_Aslan - avatarı
VIP MsXTeam
Ad:  ömer seyfettin.JPG
Gösterim: 307
Boyut:  48.3 KB

Ömer Seyfettin


1884 yılında Balıkesir Gönen'de doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki bey'le Fatma hanım'ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey'in görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, ardından 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu. Piyade Asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi.

Sponsorlu Bağlantılar
1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemli bir hâdisedir. Zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik görür. Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler alır.

Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendirilir. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi kil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in "Yeni Lisan" isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlanır.

Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine zarurî olarak dağılırlar. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrılır, hatta esir düşer. Nafliyon'da geçen esaret hayatı sırasında sürekli okur. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu yıllarda yazar. Bu hikâyeler Türk Yurdu'nda yayımlanır. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazanır.

Ömer Seyfettin 1913'te esaret hayatı bitince İstanbul'a döner. Bir süre sonra da Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirilir. Burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazar. 1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başlar ve bu görevini ölümüne kadar sürdürür.

1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulur. Yazar tekrar yalnızlığına döner.

1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde hikâye ve makaleleri yayımlanır.

Hastalığı 25 Şubat 1920'de artar, 4 Mart'ta hastahaneye kaldırılır. Türk hikâyeciliğinin bu unutulmaz ismi 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumar. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya tramvay garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na nakledilir.
Ömer Seyfettin Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Otuz altı yıl gibi kısa bir ömüre çok sayıda eser sığdıran Ömer Seyfettin Türk fikir ve edebiyat alanına silinmez izler bırakmıştır.

Eserleri

  • Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910)
  • Harem (1918)
  • Efruz Bey (1919)
  • Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Tatbikat, Kaşağı

Romanları

  • Ashâb-ı Kehfimiz (1918)
  • Efruz Bey (1919)
  • Yalnız Efe (1919, 1988)

Risale


  • Yarınki Turan Devleti

Öyküleri


  • Acaba Ne idi?
  • Acıklı Bir Hikâye
  • Aleko
  • And
  • Antiseptik
  • Aşk Dalgası
  • Aşk ve Ayak Parmakları
  • Apandisit
  • At
  • Ayın Takdiri
  • Ay Sonunda
  • Baharın Tesiri
  • Bahar ve Kelebekler
  • Balkon
  • Başını Vermeyen Şehit
  • Bekarlık Sultanlıktır
  • Beyaz Lale
  • Beynamaz
  • Birdenbire
  • Binecek Şey
  • Bir Hatıra
  • Bir Hayır
  • Bir Kayışın Tesiri
  • Bir Temiz Havlu Uğruna
  • Bir Vasiyetname
  • Bit
  • Bomba
  • Büyücü
  • Cesaret
  • Çanakkale'den Sonra
  • Çakmak
  • Çirkinliğin Esrarı
  • Dama Taşları
  • Devletin Menfaait Uğruna
  • Diyet
  • Dünyanın Düzeni
  • Düşünme Zamanı
  • Eleğimsağma
  • Elma
  • Efruz Bey
  • Falaka
  • Ferman
  • Fon Sadriştayn’ın Karısı
  • Fon Sadriştayn’ın Oğlu
  • Forsa
  • Gizli Mâbed
  • Gürültü
  • Havyar
  • Hafiften Bir Seda
  • Horoz
  • Hürriyet Bayrakları
  • İffet
  • İki Mebus
  • İlk Cinayet
  • İlk Düşen Ak
  • İlk Namaz
  • İnsanlık ve Köpek
  • İrtica Haberi
  • Kaç Yerinde
  • Kaşağı
  • Kerâmet
  • Kıskançlık
  • Kızıl Elma Neresi?
  • Koleksiyon
  • Korkunç Bir Ceza
  • Kumrular
  • Kurbağa Duası
  • Kurumuş Ağaçlar
  • Külah
  • Kütük
  • Lokanta Esrarı
  • Makul Bir Dönüş
  • Mehdi
  • Mehmaemken
  • Memlekete Mektup
  • Mermer Tezgah
  • Miras
  • Muayene
  • Muhteri
  • Müjde
  • Nakarat
  • Namus
  • Nasıl Kurtarmış?
  • Nadan
  • Nezle
  • Niçin Zengin Olmamış?
  • Nişanlılar
  • Nokta
  • Öpücüğün İlkel Bİçimi
  • Pamuk İpliği
  • Pembe İncili Kaftan
  • Perili Köşk
  • Pireler
  • Primo Türk Çocuğu
  • Ruzname
  • Rüşvet
  • Rütbe
  • Sivrisinek
  • Şefkate İman
  • Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür
  • Tavuklar
  • Teke Tek
  • Terakki
  • Teselli
  • Topuz
  • Tos
  • Tuhaf Bir Zulüm
  • Tuğra
  • Türbe
  • Türkçe Reçete
  • Uçurumun Kenarında
  • Uzun Ömer
  • Üç Nasihat
  • Velinimet
  • Vire
  • Yalnız Efe
  • Yeni Bir Hediye
  • Yemin
  • Yuf Borusu Seni Bekliyor
  • Yüksek Ökçeler
  • Yüzakı
  • Zeytin Ekmek
  • Akşam Sefası
  • Yiğit Çocuk

Son düzenleyen Safi; 26 Temmuz 2016 18:51
Diğer Konular:
15 Kasım 2008 16:07   |   Mesaj #2   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Ad:  ÖmerSeyfettin2.jpg
Gösterim: 267
Boyut:  23.3 KB

ÖMER SEYFETTİN


(1884-1920)

"Kaşağı" adlı öyküsüyle hemen hemen hepimizin ilk­okul Türkçe kitaplarından tanıdığı bir yazarı-mızdır. Ömer Seyfettin Türk edebiyatında kısa öykü türünün ilk başarılı örneklerini vermiş, dilde sadeleşme hareketine de öncü­lük etmiştir.

Gönen'de doğan Ömer Seyfettin'in babası Kafkas göçmenlerinden Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'dir. İlköğrenimine Gönen'de mahalle mektebinde başladı. Babasının görev gereği sürekli yer değiştirmesi göz önüne alınarak, annesiyle birlikte İstanbul'a yerleşmesi uygun görüldü. Önce Aksaray'daki Mekteb-i Osmani adlı özel bir okula başlayan Ömer Seyfettin daha sonra Eyüp Baytar Rüştiyesi'nde (orta­okul) yatılı olarak okudu. Edirne Askeri İdadisi'ni (lise) ve 1903'te İstanbul'da Mek­teb-i Harbiye'yi (Harp Okulu) bitirerek teğ­men rütbesiyle İzmir'de göreve başladı. 1906'da İzmir Zabitan ve Efrat Mektebi'nde (Jandarma Okulu) öğretmenliğe atandı. Bu arada üstteğmenliğe yükselen Ömer Seyfettin 1908'de Makedonya'daki 3. Ordu'da görev­lendirildi. 1911'de ordudan ayrılarak Selanik'e yerleşti. Ama 1912'de Balkan Savaşları' nın başlamasıyla yeniden askere alındı. Sırp ve Yunan cephelerinde savaştı. Yanya Kalesi' nin savunmasına katıldı, kale düşünce Yu-nanlılar'a tutsak oldu. Bir yıl süren tutsaklığın ardî^ğan İstanbul'a döndü ve ölümüne değin Kabataş Sultanisi'nde (lise) öğretmen olarak çalıştı.

Ömer Seyfettin edebiyatla ilgilenmeye Edirne Askeri İdadisi'nde öğrenciyken başla­dı. İlk şiiri yalnızca "Ömer" imzasıyla Mecmua-i Edebiye adlı bir edebiyat dergisinde Harbiye öğrencisiyken yayımlandı. Daha son­raki şiir ve öykülerinde Ömer Seyfettin adını kullanmaya başladı. Ömer Seyfettin'in ilk öyküsü ise yine Harbiye öğrencisiyken Sabah gazetesinde yayımlandı. Yazar, İzmir ve Ma­kedonya'da görevliyken de çeşitli gazete ve dergilere öykü ve şiirlerini göndermeyi sür­dürdü.
Ömer Seyfettin kendini tümüyle edebiyata vermek, yaşamını kalemiyle kazanmak ama­cıyla, devlet hesabına yaptığı öğreniminin karşılığını ödeyerek askerlikten ayrılmış ve Selanik'e yerleşmişti. Önceleri nin başyazarlığını yürüttüğü Rumeli gazetesi ile dönemin edebiyat dergilerine öykü ve makaleler yazmaya başladı. Daha sonra arka­daşları Ali Canip (Yöntem) ve Ziya Gökalp' le birlikte Genç Kalemler dergisini çıkardı. Buradaki yazıları ve öyküleriyle dikkat çekti ve ünlendi. Derginin ilk sayısında yayımladığı "Yeni Lisan" adlı makalesinde savunduğu "ulusal edebiyatın ulusal dilden doğacağı, yazı diliyle konuşma dilinin birleştirilmesinin gerektiği ve Arapça, Farsça kelimelerin dil­den atılması" gibi düşünceleri geniş bir çevre­nin ilgisini çekti. Bu makale Milli Edebiyat Akımı'nın başlangıç bildirisi sayılır . Tutsaklığından sonra döndüğü İstanbul'da yazılarını Türk Sözü dergisinin başyazan olarak sürdürdü. I. Dünya Savaşı yıllarında Ziya Gökalp'in çıkardığı Yeni Mec­muamda yayımladığı öyküleri ününü daha da yaygınlaştırdı.

Ömer Seyfettin'in düşünsel yapısının biçim­lenmesinde Osmanlı Devleti'nin içine girdiği gerileme ve çökme sürecinin önemli bir etkisi oldu. Öykülerinin konuları genellikle toplum­sal yaşamdan alınan olaylardır. Öykülerinde gerçekleri olduğu gibi göstermiş, döneminin sorunlarını yansıtmıştır. Yapıtlarında yer yer alaycı, süssüz ve yalın bir anlatım egemendir. Halk deyimleri ile halk fıkra ve masallarının önemli bir yer tuttuğu öykülerinde çoğunluk­la çocukluk anılarını, halk inançlarını, tarihsel olayları ve toplumun bozuk düzenini anlatır. 1909-13 arasında Makedonya'da iken yazdığı öykülerindeyse, temel konu Balkanlar'daki ulusal kurtuluş mücadeleleridir.

Çağdaş Türk öykücülüğünün doğuşuna bü­yük katkısı olan Ömer Seyfettin'in Ashâb-ı Kehfimiz (1918), Efruz Bey (1919) adlı ro­manları ve Harem (1918) adlı büyük öyküsü ölümünden önce kitap olarak yayımlandı. Öyküleriyse kitap olarak ölümünden sonra çeşitli yayınevlerince "toplu eserler" biçi­minde yayımlandı. Gizli Mabet, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler, Bomba, İlk Düşen Ak, Mahcupluk İmtihanı bunlardan bazılarıdır.

MsXLabs & TemelBritannica
Son düzenleyen Safi; 26 Temmuz 2016 18:54
Összede
23 Şubat 2009 20:03   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ÖMER SEYFETTİN (1884-1920)
Ad:  Ömer Seyfettin1.jpg
Gösterim: 137
Boyut:  48.1 KB

1844 yılında Balıkesir'in Gönen kasabasında doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra Harbiye Mektebinden 1903 yılında teğmen olarak mezun oldu. 1908 yılına kadar İzmir' de görev yaptı. Bu tarihten sonra Makedonya ve Bulgaristan'ın değişik yerlerinde görev yaptı. 1910 yılında askerlikten ayrıldı kendisini edebiyata verdi. Ancak İkinci bir Balkan harbi daha başlayınca tekrar askerliğe başladı ve Yanya savunmasına katıldı. Bu savaşta Yunanlılara esir düştü. Bir yıllık esaretten sonra İstanbul'a döndü ve askerlikten ayrıldı kendisini hikayeciliğe verdi, geçimini yazılarıyla sağlamaya çalıştı. 1914 yılında Kabataş Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmaya başladı. 1920 yılında yakalandığı verem hastalığından öldü.
Edebiyata ilk defa şiirler yazarak başlayan Ömer Seyfettin' in ilk şiirleri Mecmua-i Edebiye'de yayımlandı. Kendisini edebiyatta şöhret yapan asıl edebi çalışmalarına Genç Kalemler dergisinde "Yeni Lisan" makalesiyle başladı.
Ömer Seyfettin 20. asır başlarındaki realist Türk hikayeciliğinin ileri simalarından biridir. Genç yaşta ölmüş olmasına rağmen, edebiyatımıza hediye ettiği eserler gerek sayı, gerekse değer bakımından Türk hikayeciliğinde kuvvetli bir adım diye sıfatlandırılabilecek özel bir ehemmiyete maliktir.

Görev dolayısıyla gezdiği değişik yerlerdeki Balkan kavimlerinin milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerini yakından takip eden Ömer Seyfettin'de bu hareketlere karşı milli bir reaksiyon uyarılmış, hikayelerindeki sağlam ve şuurlu milliyetçilikte bunun büyük tesiri olmuştur.
Balkanlıların kendi milletleri için dil ve kültür sahasında yaptığını, bizim milletimiz için de yapmamız gerektiğini anlayan sanatçının karşısına dil engeli çıkar.
Ömer Seyfettin daha önce bir çok edebi faaliyet ve yazışmalarda bulunmuşsa da asıl edebi faaliyetini "Yeni Lisan Makalesini yazdığı, 1911' de çıkan Genç Kalemler der'..)isinde başlatmıştır. Bu makale, yazarın hem dil ve edebiyat kültürünü hem de milliyetçi görüşlerini meydana koyması bakımından önemlidir.

Türk hikayeciliğinin önde gelen simalarından olan Ömer Seyfettin, hikayelerini görgü, bilgi, fikir, ve nükte unsurlarıyla veren bir sanatkardır. En çok başarı gösterdiği hikayeler tamamen destani bir ruhla yazılmış olan milli tarihi hikayelerdir.
Ömer Seyfettin Şiir hikaye ve makaleler yazmış tercümeler yapmıştır. Şiirleri gençlik ve çocukluk hevesi mahiyetinde yazılmış şiirlerdir. Makaleler ise, Ziya Gökalp'ın fikir devresi içinde yazılmıştır. Çünkü; o dönemde eser verenler Türkçülük Hareketinde­ Ziya Gökalp'ın şemsiyesi a1tındadırlar. Ömer Seyfettin yazılarında Ziya Gökalp'ın ulaştığı seviyeye ulaşmak istemiş, ancak onun kadar başarılı olmamıştır.
Ömer Seyfettin'e kadar olan hikayeciliğimizde Eski edebiyatımızda- Batılı manada hikaye yok. Ama bunların yokluğunu giderecek hikaye ihtiyacını gideren türler vardır. Batılı manada hikayeciliğimiz ise Batıya yönelişimizle başlar. Tanzimat döneminde Sami Paşazade Sezai'nin "Küçük Şeyler" adlı hikayeleri vardır. Tanzimat yıllarında daha çok roman ağırlıklıdır. Servet-i Fünun'da ise Batılı anlamdaki roman ve hikayeciliğimizin ilk ustası Halit Ziya'dır.

Batılılaşan Türk edebiyatında sanatçıların iki türlü şahsiyeti vardır: Siyasi şahsiyet, edebi şahsiyet. Mesela Namık Kemal, Ziya, Paşa, Halit Ziya vs. bu edebiyatçıların edebi şahsiyetleri de çok yönlüdür. Ömer Seyfettin ise, sadece hikayecidir. Bütün gayretini hikayeye sarf etmiş, siyasetin içine bulaşmamıştır. Türk edebiyatında kendisini tek bir edebi türe yani sadece hikayeciliğe veren ilk Türk sanatçısıdır.
Hikayelerini Maupassant tarzında yazmıştır. Bu tarz; kuvvetli bir olay üzerine küçük bir roman gibi kurulmuş hikaye türüdür. Mesela; Yalnız Efe, Bomba, Diyet, Forsa gibi hikayeler bu türe örnek eserlerdir. Ömer Seyfettin basit olaylar üzerine de kuvvetli hikayeler yazmıştır. Mesela Ant, Falaka, Kaşağı gibi. Onun hikayeleri tezlidir; vermek istediği bir mesajı ve bir iddiası vardır. Esas itibariyle hikayelerindeki tez Türk toplumunu yüceltmektir.

Ömer Seyfettin'in hikayeleri konu bakımından çeşitlilik gösterir. Şöylece tasnif edilebilir:
1) Çocukluğundan aldığı hikayeler: And, Kaşağı, Falaka, İlk Namaz.
2) Yakorit sınır bölüğündeki müşahedelerine dayanarak yazdığı hikayeler: Bomba, Nakarat, Aleko, Beyaz Lale. Ömer Seyfettin bu hikayeleri yazarken müstehcenliğe düşer. Bununla ilgili iki görüş vardır:
a- Bir olaydaki realiteyi ortaya koymak için argo kelimeler ve ifadeler kullanılabilir.
b- Diğer görüş ise argoyla müstehcen olmaz. En masum kelimelerle bile söyleseniz, eğer konu müstehcen ise söylenen söz müstehcendir.
"Beyaz Lale" en müstehcen denilen hikayelerdendir. Hikayenin konusu müstehcen değil. Konuyu Bulgarların, Türklere yaptığı zulmü ve işkenceyi- biraz fazla bir realizm anlayışı içinde anlatmıştır.
3) Türk Savaş Tarihinden çıkardığı hikayeler: Bu hikayelerinde oldukça başarılıdır. Sebebi Ömer Seyfettin subaydır. Türk Savaş Tarihini, terimini, kahramanlıklarını iyi bilmektedir. Bu yüzden başarılıdır, bunlar en çok zevkle okunan hikayelerdir: Forsa, Kütük, Başını Vermeyen Şehit gibi.
4) Folklordan ve Anadolu efsanelerinden çıkardığı hikayeler:
Yüz Akı, Kurumuş Ağaçlar, Yalnız Efe Üç Nasihat gibi.
5) Bir fikri savunmak veya yermek için yazdığı hikayeler. Bunlarda tez ağır basıyor: Efruz Bey, Sadriştayngiller, Kızıl Elma Neresi, Nadan.
6) Günlük hayattan alınmış hikayeler. Bugünkü hikayecilik yönünden ele alındığında en güzel hikayeler bunlardır. Onun hikayedeki asıl kudretini bunlar gösterir, realist eserlerde Bazen mizah çok açık bir şekilde göze çarpar. Bazen de bu hikayeler, bir fikrin baskısı altındadır. Kadın ve erkek meseleleri de fazlaca işlenmiştir: Gizli Mabet, Mahcupluk İmtihanı, Perili Köşk, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler.
Ömer Seyfettin'in hikayeleri kişileri bakımından zayıftır, hikayelerde bizi alıp götüren, kahramandan çok, olaydır. Halit Ziya'da tipler çok belirgindir. Ömer Seyfettin'de ise hikayenin ilerlemesi için kişiler bir araçtır.
Çevre bakımından İstanbul 'un dışına çıkan ilk hikayecilerdendir. Coğrafya daha çok Anadolu ve Balkanlar'dandır. çevre ve kişi tasviri bakımından pek itinalı değildir. Sebebi ise, tezli hikayeler olmalarıdır.
Zaman bakımından kendi yaşadığı gün ve zamanın hikayeleri ve eski zamana ait hikayeler teşkil eder. Eski zamana ait hikayelerini "Eski kahramanlar" adı altında toplamıştır.
Üslup bakımından kimileri Ömer Seyfettin'in üslubu olmayan bir yazar olduğunu söyler, bunun sebebi ise Ömer}Seyfettin 'in "Ben edebiyatı edebiyatsız yapacağım" sözüdür.
Son düzenleyen Safi; 19 Nisan 2016 20:02
Misafir
17 Nisan 2011 11:57   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ömer Seyfettin (1884-1920) Türk yazar, asker ve öğretmen. Türk öykücülüğünün kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Milliyetçi akımın kurucularındadır, Türkçe'de sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne çok sayıda eser sığdırmıştır. En en tanınan eseri "Kaşağı" isimli öyküsüdür.
Ad:  Omer-Seyfettin.jpg
Gösterim: 169
Boyut:  46.0 KB

1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'le Fatma Hanım'ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey'in görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi.

Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.

Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonraPiyade Asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.

Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendiridi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler}e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.

Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.

Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. Askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.

1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.

1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikaye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.

Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar [4 Mart]]'ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya tramvay garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Asri Mezarlığı'na nakledildi.

En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikayelerin içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikayeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikayler günümüzde de sevilerek okunmaktadır
Eserleri

Mahçupluk, Bomba, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Tatbikat, Kaşağı, Forsa, Gökkuşağı, Zeytin Ekmek, Topuz, Vire, , Ruzname(günlük), Tos, Ferman, Namus,And,Diyet
Son düzenleyen Safi; 19 Nisan 2016 20:02
19 Mayıs 2012 18:28   |   Mesaj #5   |   
Mira - avatarı
VIP VIP Üye

Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin, 1884 Gönen - 1920 İstanbul,
öykü yazarı

Ortaöğrenimini İstanbul Baytar Rüştiyesi ve Edirne Askerî İdadisi'nde (1900), yükseköğrenimini Harbiye Mektebi'nde tamamladı (1903). Balkan Savaşı'nın çıkması üzerine orduya katıldı (1912). Savaştan sonra İstanbul Kabataş Sultanisi'nde edebiyat ve felsefe öğretmenliği (1914), Darülfünun'da Tetkiki Lisaniye Encümen üyeliği yaptı (1918). Mecmuai Edebiye'de çıkan (14 Şubat 1900) şiiriyle edebiyata atıldı. Sebat ve Serbest İzmir (1903), Aşiyan, Kadın, Bahçe, Rumeli Teşvik, Piyano (1908-1910) dergi ve gazetelerinde yazdı. Genç Kalemler'in ikinci dizisinin ilk sayısında (11 Nisan 1911) çıkan "Yeni Lisan" makalesi büyük tartışmalara yol açtı.
Sponsorlu Bağlantılar

Yeni dil görüşüne bağlı kaldı. Türk Yurdu (1913), Yeni Mecmua (1917), Vakit, Türk Dünyası, Akşam (1918-1920), dergi ve gazetelerinde yazdı. Yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği Türk Türk düzyazısının gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. "Tabii lisan, konuşulan lisandır" ilkesi üzerinde inatla durarak öykülerinde yalın bir anlatım kurdu. Edebiyatı Cedide ve Fecri Ati'nin özentici dil beğenisine karşı çıktı. Ziya Gökalp ve Ali Canip (Yöntem) ile birlikte Genç Kalemler hareketinin en güçlü temsilcilerinden biri oldu. Öykülerinde özgünlüğü, çevresindeki insanların kişiliklerinde aradı. 1938'den günümüze kadar birkaç kez basılan yapıtlarının ilkini Şerif Hulusi, sonra Tahir Alangu basıma hazırladı. Bilgi Yayınevi, sanatçının yapıtlarını "Ömer Seyfettin Bütün Eserleri" dizisinde 8 kitapta topladı:
  • "Efruz Bey" (1970)
  • "Kahramanlar" (1970)
  • "Bomba" (1970)
  • "Harem" (1970)
  • "Yüksek Ökçeler" (1970)
  • "Kurumuş Ağaçlar" (1971)
  • "Yalnız Efe" (1971)
  • "Falaka" (1971)
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 26 Temmuz 2016 18:52
Misafir
30 Aralık 2012 16:51   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Ömer Seyfettin - Hayatı ve Eserleri


1884 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde dünyaya gelen Ömer Seyfettin, öğrenimine Gönen’de başladı. Daha sonra Ayancık’ta ve İstanbul’daki Mekteb-i Osmaniye’de devam etti. 1893 yılında Askeri Baytar Rüşdiyesi’ne geçti ve 1896 yılında bitirdikten sonra, babasının asker olmasının da etkisiyle, Kuleli Askeri İdadi’sine kayıt oldu. Bir süre sonra Edirne Askeri İdadisi’ne geçti ve eğitimini bu okulda tamamladı. 1900 yılında Edirne Askeri İdadisi’nden mezun olduktan sonra İstanbul’daki Mekteb-i Harbiye’ye kayıt oldu ve buradan piyâde asteğmeni rütbesiyle mezun oldu. Teğmen rütbesiyle 1903-1909 yılları arasında İzmir’de, üsteğmen rütbesiyle de Rumeli’de görev yaptı.

Askerlikten ayrılmasının ardından Selanik’e geçen Ömer Seyfettin, Genç Kalemler dergisinde yazı yazmaya başladı. İlk yazısı “Yeni Lisan”, 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayımlandı. Balkan Savaşının başlaması üzerine askerliğe geri döndü ve bir yıl süreyle Yunanlıların elinde esir kaldı. Esaret hayatı süresince okumaya ve yazmaya önem verdi. Bu dönemde yazdığı en önemli hikayeler olan “Mehdi” ve “Hürriyet Bayrakları” Türk Yurdu dergisinde yayımlandı.

1913 yılında esirlikten kurtuldu ve İstanbul’a döndü, kısa bir süre sonra da askerlikten yine ayrıldı. Hayatına yazarlık ve öğretmenlik yaparak devam etmeye başladı. Türkçü bir akım izleyen “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığına getirildi. 1914 yılında Kabataş Lisesinde edebiyat öğretmeni olarak başladığı görevini ölümüne kadar sürdürdü. 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti.

Ömer Seyfettin, yazılarında ve öykülerinde halkın anladığı yalın bir dil kullanmıştır. Arapça ve Farsça sözcük kullanmamaya özen göstermiştir. Edebiyatta sade bir Türkçe kullanılmasını savunan en önemli yazarlardan biri olmuştur. Bu nedenle hikayeleri günümüzde bile kolayca ve anlaşılır olarak okunabilmektedir. Hikayelerinde akıcı ve ilgi çekici bir üslup vardır. Gereksiz uzatmalardan ve süslü anlatımlardan her zaman uzak durmuştur.

Roman:
Ashâb-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Yalnız Efe

Öykü:

Harem, Yüksek Ökçeler, Gizli Mabed, Beyaz Lale, Asilzâdeler, İlk Düşen Ak, Mahçupluk İmtihanı, Dalga, Nokta, Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür

İnceleme:

Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset, Yarınki Turan Devleti, Türklük Mefkuresi, Türklük Ülküsü

Ömer Seyfettin'in hikayelerilerindeki konular:

  • Çocukluğundan aldığı hikayeler: And, Kaşağı, Falaka, İlk Namaz.
  • Yakorit sınır bölüğündeki müşahedelerine dayanarak yazdığı hikayeler: Bomba, Nakarat, Aleko, Beyaz Lale.
  • Türk Savaş Tarihinden çıkardığı hikayeler: Forsa, Kütük, Başını Vermeyen Şehit.
  • Folklordan ve Anadolu efsanelerinden çıkardığı hikayeler: Yüz Akı, Kurumuş Ağaçlar, Yalnız Efe Üç Nasihat
  • Bir fikri savunmak veya yermek için yazdığı hikayeler. Bunlarda tez ağır basıyor: Efruz Bey, Sadriştayngiller, Kızıl Elma Neresi, Nadan.
  • Günlük hayattan alınmış hikayeler: Gizli Mabet, Mahcupluk İmtihanı, Perili Köşk, Yüksek Ökçeler, Bahar ve Kelebekler. .
Son düzenleyen Safi; 26 Temmuz 2016 18:53

Daha fazla sonuç:
Ömer Seyfettin

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
Pixabay Resimleri:
paneli aç