Arama

Şeyh Galip

Güncelleme: 16 Şubat 2013 Gösterim: 11.789 Cevap: 2
HipHopRocK - avatarı
HipHopRocK
Ziyaretçi
2 Nisan 2009       Mesaj #1
HipHopRocK - avatarı
Ziyaretçi
Şeyh Galip

Sponsorlu Bağlantılar
Şeyh Galip (1757 İstanbul - 3 Ocak 1799) Türk divan edebiyatı şairi, mutasavvıf.

Hayatı

Mustafa Reşid Efendi babası, Emine Hatun ise annesidir. Daha çok küçük yaşlarda büyük bir kabiliyet ve başarı gösteren şair, ilköğrenimini babasından görmüş, daha sonraları dönemin ünlü şairlerinden Farsça'nın inceliklerini öğrenmiştir. Ailesinin etkisiyle Mevlâna Dergâhı'nda (Konya) çileye girdi, sonra yine ailesinin etkisiyle çilesini tamamlayamadan İstanbul'a geri döndü. İstanbul'a döndüğünde Yenikapı Mevlevihanesi'nde çilesini tamamlamıştır. Daha sonra, 1791'de Galata Mevlevihanesi Şeyhliği yapmıştır. Ansızın, 3 Ocak 1799'da, İstanbul'da ölmüştür; ölümünün nedeni bilinmemektedir. Türbesi bu mevlevihanenin bahçesindedir.

Tarzı ve Edebiyatı

Esed ve Galip mahlaslarıyla yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında iken divanını meydana getirdi (1780). Şeyh Galip, hiç kuşkusuz Nedim'den sonraki dönemin en önemli şairlerindendir. Sembolizm benzeri bir tarzın Türk edebiyatındaki öncüsü olmuş, birçok buluşu ve yarattığı manzumlarla divan edebiyatının gelişmesinde büyük bir rol oynamış olmasına rağmen divan şiirinin geleneklerinden de kopmamıştır. Bugün Şeyh Galip'in şiirleri gösterdiği harika sembolizm ve betimlemelerle özellikle Batıda fazlasıyla beğeni toplamaktadır. Şeyh Galip'in eserlerinin en önemli yönlerinden birisi de tasavvufi temellere sahip olmasıdır. Şeyh Galip tasavvuf edebiyatı açısından çok önemli bir isimdir.

Eserleri
  • Divan (Şiirler)
  • Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk)

Eserlerinden Örnek

Dûzah behâr-ı hüsnüne bir gül-sitan senin
Kulzüm şirâr-ı aşkına bir katre kan senin

Bir gevherim var eşk midir dil midir desem
Peydâ benimdir ol dür-i yektâ nihan senin

Bir mihribân gûşederiz âdı mihr ü dâd
Gelmez mi subh-ı sînene ol mîhman senin

Cânan mısın belâ mısın âşub-ı can mısın
Ey bî amân gayrı elinden aman senin

Gâlib durûğ imiş tutalım va'di ol bütün
Îman getür ki dînine sığmaz yalan senin


Biyografi Konusu: Şeyh Galip nereli hayatı kimdir.
Mira - avatarı
Mira
VIP VIP Üye
9 Eylül 2012       Mesaj #2
Mira - avatarı
VIP VIP Üye
ŞEYH GALİP (1757 İstanbul - 1799 İstanbul)
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Sponsorlu Bağlantılar

Asıl adı Mehmet Esat'tır. Babası şair ve Mevlevî Mustafa Reşit Efendi'nin çevresinde güçlü bir öğrenim görerek yetiştirildi. Bir süre Beylikçilik Kalemi'nde kâtip yardımcılığı yaptı. Konya'da Mevlâna Dergâhı'nda (1784), İstanbul'da Yenikapı Mevlevîhanesi'nde çilesini doldurdu (1787). Galata Mevlevîhanesi'nde şeyh oldu. Konya'daki Mevlevî mümessili Mehmet Çelebi'nin tutumunun aksine "Müceddid olduğu Sultan Selim'in dîn ü dünyâye/Nümâyandır bu nev pûşidesinden kabr-î Mollaye" beytiyle III. Selim'i övdü ve Nizamıcedit'e taraftarlık etti. Mevlâna'nın beyit ve rubaileriyle birlikte birkaç rubaisini besteleyen padişah tarafından da çok sevilerek korundu. Şeyh Galip, divan şiirinin kendi kendini tekrar geleneğini aşarak çağdaşı Nedim gibi öz ve biçim yönlerinden getirdiği yeniliklerle bu şiir anlayışına katkıda bulunan az sayıda şairden biridir. Yenilik gücü, kendisinden önceki şairlerin kalıplaşmış manzumlarını değiştirmesiyle belirir. Mevlevî geleneklerinden kazandığı yeni yönelişlerle içtenlik kaynağını "öz"ünden alır. Söyleyiş ustalıklarını biçim yönünden bilinçli çalışmalar sonucu elde eder. "Divan"ı (1837) ve "Hüsn ü Aşk"ı (1887, 1923) A. Gölpınarlı tarafından yeni dile çevrilerek 1968'de basıldı.

theMira
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
16 Şubat 2013       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Asıl adı Mehmed’dir. Şiirlerinde önce “Es’ad” daha sonra da “Gâlib” mah­lasını kullanmıştır. Babası ve dedesi Mustafa Reşid ve Mehmed efendiler de kendisi gibi Mevlevî, ilim-irfan sahibi ve şair kimselerdi. İlk eğitimini babasın­dan görerek ondan Farsça öğrenen Gâlib, daha sonra Galata Mevlevîhânesİ Şeyhi Hüseyin Dede ve Hoca Neş’et Efendi’den dil ve edebiyat dersleri almış, genç yaşlarda şiire başlamıştır.

Çocukluk yıllarından itibaren Vak’anüvis Pertev, Reisülküttâb Râşid gibi çağdaşlarına; Fuzûlî, Hayalî Beğ, Nâbî ve Nedîm gibi es­ki üstatların şiirlerine nazireler yazıyor ve İran şairlerinden Şevket-i Buhârî’nin Sebk-i Hindî üslûbunu uygulamaya özen gösteriyordu. Henüz 24 yaşındayken ilk şiirleri divan oluşturacak bir yekûn oluşturan Gâlib, bundan iki yıl kadar sonra da Hüsn-ü Aşk’ı nazmetmiştir.

Otuz yaşlarındayken ailesine haber vermeden an­sızın Konya’ya giderek çileye başladıysa da anne ve babasının ısrarlı mektupla­rı ve Ebûbekir Çelebi’nin ricası üzerine çilesinin geri kalan kısmını Yenikapı Mevlevîhânesİ’nde tamamlamak üzere İstanbul’a döndü. Binbir günlük çile so­nucunda 11 Haziran 1787′de “dede” ve “hücre-nişîn” oldu ve Ali Nutkî Dede’den hilâfet aldı. Çile süresince şiirle uğraşmayan Gâlib, tekrar yazmaya baş­ladı. Şiir ve musikîden çok hoşlanan ve Mevlevîliğe ilgi duyan Sultan III. Selim, Gâlib’in şiirlerini beğenenler arasındaydı.

Benzer Konular

18 Haziran 2008 / Bluesorrow Sanat tr
4 Şubat 2008 / Mystic@L Basın/Magazin tr
9 Ekim 2008 / Kral_Aslan Asker tr