Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 245.672|Cevap: 8|Güncelleme: 9 Nisan 2016

La Fontaine (La Fonten)

19 Ekim 2006 02:26   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Jean de La Fontaine
Ad:  la fonten3.jpg
Gösterim: 86
Boyut:  30.0 KB

Sponsorlu Bağlantılar
Jean de La Fontaine, Fransız şairi (1621-1695). Orman ve Sular idaresi yöneticilerinden birinin oğlu olan La Fontaine, babasının yerine aynı görevi almıştı; görevi ona çok boş zaman bırakıyordu, ama buradan aldığı para geçimine yetmiyordu. O da bu yüzden edebiyata atıldı ve her telden çalmağa başladı: şiir, roman, hikâye, güldürü, opera yazdı.

Yazdığı çeşitli eserler kısa bir süre içinde ona ün kazandırdı (özellikle Rabelais ve Boccaccio tarzında yazdığı Hikâyeler); maliye nazırı Fouquet onu himayesine alıp maaş bağladı. Fouquet gözden düşüp yargılandığı zaman La Fontaine ona sadık kalan birkaç kişiden biri oldu. Kırk yedi yaşında Masallar'mı yayımladı; bunların bazıları gözden düşen koruyucusunun başına gelen felâketlerden esinlenmiştir.

Çağının Tanığı
La Fontaine kendisinden önce kullanılmış (özellikle Eski Yunanistan'da Aisopos tarafından) bir biçimi benimsedi; genellikle insanların, özellikle çağdaşlarının kusurlarını (kurnazlık, cimrilik, övüngenlik v.b.) daha iyi gülünçleştirmek için kişilerini hayvanlar arasından seçti. Hattâ daha da ileri giderek, birçok masalında topluma da cesaretle el attı ve toplumun gülünç yanlarını, haksızlıklarını göz önüne serdi: «Güçlü ya da yoksul oluşunuza göre yargı kararları sizi aklar ya da karalar».

Bütün gülünçlüğüne ve görünüşteki hafifliğine rağmen, eserinin büyük bir bölümü siyasal nitelik taşır. Zaten bu durum Louis XIV'ün de gözünden kaçmamış ve saray kibarlığından yoksun bu şairi Versailles Sarayı'na kabul etmemiştir. Ne var ki, La Fontaine buna pek aldırış etmemiştir, çünkü destekten yoksun değildir. Önce Orleans düşesi, sonra evinde yazarlardan, hekimlerden ve büyük gezginlerden oluşan parlak bir topluluğu biraraya getiren Madame de La Sabliere ona ödenek bağlamıştır. La Fontaine ömrünü zengin bir Protestan bankerin evinde tamamlamıştır.

La Fontaine Masalları hemen bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Türkiye'de Şinasi'nin «Kurt ile Kuzu» çevirisi, çocuk edebiyatımızın ilk eserlerinden biri sayılır. La Fontaine çevirilerinde, ünlü Türk şairi Orhan Veli Kanık'ın ayrı bir yeri vardır.

Masalları
Ağustosböceği ile Karınca, Karga ile Tilki, Kurt ile Kuzu, Meşe ile Kamış, Toprak Çanak ve Demir Çanak, Aslan ile Fare, Tilki ile Üzüm, Altın Yumurtlayan Tavuk, Vebalılar, Sütçü Kız ile Süt Çanağı, Eskici ile Zengin.
Ad:  fables.JPG
Gösterim: 49
Boyut:  46.2 KB

Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 15:59
Biyografi Konusu: La Fontaine (La Fonten) nereli hayatı kimdir.
19 Ekim 2006 02:39   |   Mesaj #2   |   
arwen - avatarı
VIP bal gibi
Ad:  la fonten1.jpg
Gösterim: 52
Boyut:  25.1 KB
Jean de La Fontaine
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

(1621 Château-Thierry/Champagne - 1695 Paris)
Fransız şairi. Babası varlıklı bir korucuydu. İlkokuldan sonra papaz okuluna gittiyse de, papazlığa ısınamayarak okulu bıraktı. Hukuk öğrenimi gördükten sonra babasının görevini devraldı (1647). Karısını yüzüstü bırakarak Paris'e yerleşti (1658). Önemli kişilerden destek gördü. Yirmi yıl Sablière Markizi'nin yanında yaşadı. Nüktedanlığı ve renkli kişiliği sayesinde Paris salonlarının gözde kişilerinden biri oldu, ama ciddî ve disiplinli bir çalışmayı da hep sürdürdü.

Racine'in yanı sıra, büyük şairler bakımından yoksul olan çağının en önemli sanatçısıdır. Onu dünya çapında üne kavuşturan "Fables" (Fabller, 1668 - 1694) adlı yapıtıdır. Yaşadığı sürece ona belki de "Fabller"den daha büyük bir başarı getiren "Contes" (Masallar, 1665, 1666, 1671) ise, Boccaccio, Ariosto, Aretino ve Rabelais gibi yazarları örnek alarak yazılmış, açık saçık, hafif ve şık bir yapıttır.

Onun başlıca yapıtlarından biri de, mitolojik ve modern ögeleri ustalıkla bağdaştıran "Psyche" (1669) adlı romanıdır. 1668-1694 yılları arasında on iki kitapta yayımladığı 245 fabl, Aisopos'a, Lâtin şairleri Babrios ve Phaedrus'a ve Bidpai (Pilpay) ya da Beydeba adı altında tanınan Hint kaynağına dayanır.

Ancak La Fontaine bu türün yeni bir biçimini geliştirir: Kaynaklarda en geniş yeri tutan ve bu arada hayvanları da soyutlaştıran ahlâkçı öğüt vericilik, onda çok seyrek görülür. Bunun yerini, derin bir doğa sevgisinin canlandırdığı bir anlatım alır. Yazar, hayvanlara karakter özellikleri yakıştırdığı gibi, onları insanlar gibi konuşturur, insanları ise hayvanlar gibi betimler. Her fabl, bir bakıma minyatür bir insanlık dramıdır. La Fontaine'in fablleri Orhan Veli Kanık (1948), Selahattin Eyüboğlu (1960) tarafından Türkçeye çevrilmiş ve yayımlanmıştır.

Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:00
Misafir
17 Aralık 2009 17:10   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

La Fontaine Masalları

Fransız edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olan La Fontaine Masalları, tecrübe ve pratik bilgilerin eğlendirici bir şekilde anlatımından oluşmaktadır. Büyük bir şair olan La Fontaine (1621-1695), insanlar arasındaki ilişkileri ve insan karakteriyle ilgili konuları, mizahlı bir anlatımla şiirleştirmiştir. Bu masalları düz yazıya aktarırken, nükteli ifadelere ve üsluptaki bütünlüğe dikkat eder. La Fontaine'in birçok masalı, esasen Doğu ve Batı edebiyatlarından alınmıştır. La Fontaine masallarında, özellikle Kelile ve Dimne ile Ezop masallarına ait pek çok örnek yer almaktadır. Ortak temalara rağmen La Fontaine'nin farklılığı orijinal ifade biçiminden kaynaklanmaktadır.
La Fontaine'in eserinde sadece ahlaki dersler ve öğütler yer almaz. Şaiir, sık sık klasik masallerın içeriğine müdahale etmekte ve kişisel duygularını da yansıtmaktadır. O, masalları sosyal hayattaki olumsuzlukları yansıtan bir eğitim aracı olarak görmüştür. Bu bakımdan La Fontaine'in masalları, soyut ve gerçekdışı bir nitelikte çıkmaz karşımıza. Onlar hayatta sürekli olup biten olayların sembolik yorumlamalarından ibarettir. La Fontaine masalları, bilgi veren ve hayvanların karekterleri vasıtasıyla insan gerçeğini yansıtan birer şaheserdir.


İki Katır
Ad:  ki-Katır.jpg
Gösterim: 38
Boyut:  28.1 KB

İki katır yürüyormuş yan yana,
Biri yulaf yüklüymüş, biri para:
Köylülerden tuz vergisi toplamışlar,
Koca bir heybe dolusu mangır.
Para yüklü katırda bir çalım, bir çalım,
Başı havalarda,
Boynunda çıngırak şıngır mıngır:
Zenginim zengin der gibi, sağa sola.
Derken eşkıyalar sökün etmiş;
Doğru vergi katırının üstüne tabii…
Yakalamış geminden, durdurmuşlar.
Katır diretmiş, savunmaya kalkmış parayı.
Eşkıyalar da veryansın etmiş sopayı.
İşte o zaman ağlamış katır,
Ve dert yanmış tanrılara:
— Ben böyle mi olacaktım, demiş, Yulaf yüklü katıra
Fiske bile vurulmasın da, Ben dayak yiyeyim ölesiye!
— Ya, kardeş, demiş öteki;
Yüksek işler iyilik getirmez her zaman; Yulaf taşımakla kalsaydın benim gibi, Başına bir belâ gelmezdi.


Horozla İnci
Horoz çelebi bir gün
Bir inci çıkarmış çöplükten.
Hemen kuyumcuya gitmiş:
- İyi bir şeye benziyor, demiş;
Gel al şunu da,
Bir mısır tanesi ver bana.
Cahilin birine babası,
Bir kitap bırakmış ölürken,
Eski bir el yazması.
Hemen gitmiş kitapçıya:
- Bak, demiş,Kapağı meşinden.
Gel al şunu da,
Bir liracık olsun ver bana.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:01
Misafir
1 Mart 2010 19:23   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Jean de La Fotaine,
Ad:  la fonten.jpg
Gösterim: 22
Boyut:  48.7 KB

8 Temmuz 1621'de Fransa'da Chateau-Therry'de doğdu. Babası Charles de La Fontaine, bir düke ait Chateau-Thierry'de polis muaviniydi. Annesi Françoise Pidoux ise orta halli bir aileden gelmekteydi. La Fontaine, ailenin en büyük çocuğu idi. Reims'de eğitimine başladıktan sonra 1641 yılının Mayıs ayında Saint-Magloire Okulu'na geçti. Avukat olma yolunda eğitimine devam etti.
1647 yılında babasının isteği üzerine 14 yaşında olan Marie Héricart ile evlendi. Marie, genç ve güzel olmasına rağmen La Fontaine'nin sevgisini kazanmayı başaramadı. Etrafda dedikoduların artması üzerine La Fontaine, bir süreliğine evden uzaklaştı. Bundan sonra hayatını Paris'te geçirmeye devam etti. Karısı ise Chateau-Thierry'de kaldı. Tek oğulları ise annesinin yanında eğitim almaya başlamıştı.

La Fontaine, evliliği bozulmadan önce de Paris'e birkaç defa gitmişti ancak o zamanlar Paris henüz gelişmekte olan küçük bir yerdi. Şair François de Malherbe'nin şiirleri ile tanışmasıından sonra içinde inanılmaz bir edebiyat aşkı doğmuştu. 1654 yılında ilk çeviri eseri "Eunuchus of Terence" yayımlandı. Bu çeviriden aldığı bir miktar parayı ailesine gönderdi. Ancak Paris'te kendi maddi durumu hiç iyi değildi. Hatta kendine ait bazı eşyaları elden çıkarmak durumunda kalmıştı. Kısa bir süre sonra kısa bölümlerden oluşan baladı "Les Rieurs de Beau-Richard"ı yazdı.

Şanssızlığı ve yoksulluğu onu yazmaya daha da itiyordu. Kısa süre içinde yazdığı şiirlerin ve baladların sayısı arttı. 1673 senesinde tanıştığı Madam de La Sabliére, onun hayatının değişmesini sağladı. Bu zamana kadar Paris'te yoksulluk içinde şiirlerini yazan La Fontaine, artık Madam de La Sabliére'nin himayesine girerek, ilim adamları, felsefeciler ve ünlü yazarlarla tanışma fırsatı buldu.

Diğer yazarlar tarafından masal yazarı olarak görülse de La Fontaine'nin bir çok şiiri de bulunmaktadır. Yazdığı masallarda hayvanlara ahlaki değerler ve kişilik karatarak bazı kişileri tenkid etmiş ve ahlaki dersler vermiştir. Edebiyatta teşhis ve intak sanatını kullanmıştır. Bu tarz eserleriyle döneminde geç üne kavuşan La Fontaine, eserlerinde iyi ile kötüyü ayırt edici şekilde belirtir.

La Fontaine'nin masalları toplamda 238 adet olup, bunlar 12 kitapta toplanmıştır. 1668'de basılan ilk kitapta toplam 124 masal vardı. İkinci cild 1678'de en son kitap ise 1694'te basılmıştı. Masal ve şiirlerinin yanında roman ve piyes çalışmaları da olmuştu. 1695 yılında "Kontes" adlı şiirli hikayesi sayesinde Fransız Akademisi'ne kabul edilmişti. Kısa bir süre sonra 13 Nisan 1695'te Paris'te öldü.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:00
Misafir
14 Şubat 2011 14:36   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
JEAN DE LA FONTAINE
La Fontaine, tam adıyla Jean De La Fontaine, 1621 ile 1695 yılları arasında yaşamış bir Fransız yazarıdır. Masalları dilden dile dolaşan bu ünlü yazar, uzun yıllar ormanlık bir bölgede yaşamış. La Fontaine'nin masallarında anlattığı hayvanlar onun için çok önemli olsa gerek... Masallarına konu olan hayvanlar, konuşuyorlar. Bu tür, hayvanların ağzından anlatılan masallara FABL adı verilir. Olaylar şiirsel bir dille anlatılır. Çok etkileyicidirler, öyle ki, sadece çocuklar değil büyükler de severek dinler bu masalları...
Kurnaz tilkiler, kibirli arslanlar, çalışkan karıncılar ve bir dolu sevimli hayvancık La Fontaine'in masallarından bize seslenirler. Onların öykülerinden her zana kendimize uygun dersler çıkarabiliriz. En güzeli de bunu yaparken çok eğleniyor olmak...
Sponsorlu Bağlantılar

Aşağıda, La Fontain'in masallrından seçmeler var. Eğer hala okumadıysanız, bulduklarınızı hemen okumanızı öneririz.

1. Ağustosböceği ile Karınca
2. Karga ile Tilki
Ad:  la fonten5g.jpg
Gösterim: 28
Boyut:  31.1 KB

3. Kurt ile Kuzu
4. Tavşanla Kaplumbağa
5. Kurt ile Köpek
6. Tilki ile Leylek
7. Horoz ile Tilki
8. Kedi ile Fareler
9. Kurt ile Leylek
10. Tarla Faresi ile Kent Faresi
11. Kurbağa ile Korkak Tavşan
12. Güvercin ile Karınca
13. Değirmenci Oğlu ile Eşeği
14. Ayının Dostluğu
15. Altın Yumurtlayan Tavuk
17. Tilki, Horoz ve Karga
18. Fino ile Eşek
19. Yarasa ile Gelincikler
20. Aslan ile Sinek
21. Horoz ile İnci

Kaynak: Antoloji.Com - Kültür Sanat Edebiyat Kitaplar Şiirler
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:02
Misafir
15 Şubat 2011 17:18   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
La Fontaine
İsmi masal ve hikaye denince ilk akla gelen isimlerden birisi olan Jean de La Fontaine, 1621 yılında Fransa’da dünyaya gelmiştir. Özellikle fabl türünde verdiği eserlerle bilinen Jean de La Fontaine, ismini de bu tarzda yazdığı özgün eserlerle duyurmuştur.

Dünyaya ailesinden zengin olarak dünyaya gelmiş ve Paris’te kolejde hukuk tahsili yapmıştır. Ailesinin dindar olması nedeniyle papaz olması istendi fakat o, lise döneminde kiliseden bağını koparmıştır. Okul döneminde hiçbir zaman başarılı bir öğrenci olamayıp, gençlik yıllarında da orman işleriyle uğraştı. La Fontaine bu mesleği babasından öğrenmişti. Daha sonra farklı alanlarda memurluk görevi yapmış ve hayatı boyunca yaşamını düzene sokamamıştır.

Fabl alanında verdiği eserlerle tanınan La Fontaine, yazarlığa adımlarını 1673 yılında Madam de la Sabliere’nin himayesine girdikten sonra attı. Burada felsefeciler, yazarlar ve ilim adamlarıyla tanışma fırsatı buldu. Daha sonra dünyaca ünlü olacak ilk masallarını ise, burada yazmaya başladı. O, çağdaşları tarafından bir masal yazarı olarak olarak gösteriliyordu. La Fonten, yazmış olduğu eserlerinde hayvanları konuşturmaktaydı ve böylece insanlara ahlak dersi vermekteydi. Bu açıdan bakıldığında o, Dede Korkut Masallarındaki üslubu kullanıyordu. Yani onun yaptığı, konuşturma sanatı anlamına gelen intak ve kişileştirme anlamına gelen teşhis sanatlarını masallarında büyük bir ustalıkla yoğurmaktaydı.
Ad:  la fonten2.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  50.1 KB

Onun bu yaptığı ise çevresinde hemen anlaşılamamış, çok geç fark edilmiştir. Ünlü fabl adamı La Fontaine, yazılarında sadelik ve açıklık ilkelerini benimseyerek masallar yazmıştır. Tabi burada okuyucu kitlesinin çocuklar olmasının çok büyük payı bulunmaktadır. O, Fransız edebiyatına çok büyük eserler kazandırırken, aynı zamanda dünyaya da hediye sunuyordu. İncitmeden iğneleme ve eleştirme şekilleri ve hayvan tenkitleri, onun sanat anlayışına şekil vermekteydi.

La Fonten, fabllarındaki konuları şark klasiklerinden almıştır. Buna örnek verilecek olunursa eğer, Beydeba’nın yazmış olduğu Kelile ve Dimne eserinde yer alan 18 adet hikaye, La Fonten tarafından şiir türünde tekrarlanmıştır. La Fonten’in, masallarındaki anlatımına bakıldığında, karşımıza hızlı, dinamik, canlı ve nükte dolu bir anlatım çıkmaktadır. Masallardaki kişilerin çok büyük kısmı hayvanlardır ama ara sıra da olsa köylü insanları masallarına sokmayı bilmiştir. Fabllarında en çok başrolü verdiği hayvanlar ise, kurt, tilki, aslan, horoz ve eşektir.

O, fabllarında yer alan bu hayvanlar üzerinden hep kötüye örnek vermiş ve iyinin ne olduğunu anlatmıştır. Fakat bu durum şiirlerinde biraz daha karmaşıktır. Çünkü yazdığı şiirlerde, iyinin ne olduğu açıklanmazsa ters etki olduğu bir gerçektir. Fabl türünde dünyaca ünlü Fransız edebiyatçısı verimli bir şekilde çalışarak dünya edebiyatına 238 adet masal kazandırmıştır. 238 adet masal ise, 12 adet kitapta toplanmıştır.

O, daha çok yazdığı masallarla tanınırken aynı zamanda piyes ve roman da yazmıştır. Şiire de ayrı bir önem vermiş, uzun ve nakaratları olan şiirler yazmıştır. Yazmış olduğu Contes isimli şiirli hikayeler nedeniyle, Fransız Akademisine kabul edilme başarısı göstermiştir. Eserleri birçok dile çevrilen bu yazar, 1695 yılında Paris’te hayatını kaybetmiştir.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:02
Misafir
15 Kasım 2011 09:43   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
La fontaine hikayeleri

Karga ile Tilki
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ad:  karga ve tilke.jpg
Gösterim: 16
Boyut:  15.6 KB

Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına



Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:03
Misafir
2 Ocak 2012 19:47   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
La fontaine hikayeleri

Agustosböceği ile Karınca
Ağustosböceği bütün yaz
Saz çalmış, türkü söylemiş.
Ad:  agustos-bocegi-ile-karinca-.jpg
Gösterim: 18
Boyut:  15.1 KB

Karakış birden bastırınca
Şafak atmış zavallıda;
Bir şey bulamaz olmuş yiyecek:
Koca ormanda ne bir kurtçuk, ne bir sinek.
Gitmiş komşusu karıncaya:
— Aman kardeş, demiş, hâlim fena; Bir şeycikler ver de kışı geçireyim. Yaz gelince öderim,
Hem de faizi maiziyle; Ağustosu geçirmem bile. Ödemezsem böcek demeyin bana. Karınca iyidir hoştur ama Eli sıkıdır: Can verir, mal vermez.
— Sormak ayıp olmasın ama, demiş; Bütün yaz ne yaptınız?
— Ne mi yaptım? demiş ağustosböceği; Gece gündüz türkü söyledim;
Fena mı ettim sizce?
— Yoo, demiş karınca, ne . mutlu size; Ama hep türkü söylemek olmaz; Kışın da oynayın biraz.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:03
Misafir
14 Ocak 2012 17:18   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
La fontaine hikayeleri

Ad:  Kurt ile Köpek.jpg
Gösterim: 21
Boyut:  31.0 KB
Kurt ile Köpek
Sponsorlu Bağlantılar
Bir köpek ormanda gezerken kurtla karşılaşmış. Hasta ve çok zayıflamış olan kurt, ayakta zor durabiliyormuş. Köpek kurdun bu haline çok üzülmüş. "Ne kadar kötü görünüyorsun böyle kurt kardeş?" demiş. "Herkes bizi düşman bilse de, biz uzaktan akrabayız. Doğrusu sana yardım etmek isterim."
"Hiç sorma." demiş kurt. "Ağır bir hastalığa yakalandığım için uzun süre avlanamadım. Şimdi iyileştim ama bir av yakalayacak kadar gücüm kalmadı artık. Ben de böyle aç susuz dolaşıyorum artık."
"Sen hiç üzülme." demiş köpek. "Ben sana yardım edeceğim. Bu akşam sahibimin düğünü var. Akşam olunca köyün dışındaki çalılıklara gel. Ben sana düğün yemeklerinin artıklarını taşırım."
Birkaç gün boyunca köpek tarafından beslenen kurt, sonunda kendini toparlayıp eski kuvvetine kavuşmuş. Teşekkür edip vedalaştıktan sonra da ormana gitmiş.
Aradan yıllar geçmiş. Köpek iyice yaşlanınca sahibi onu dışarı atmış. Ormanda aylak aylak gezen köpek, eski dostu kurtla karşılaşmış. "Hayrola?" demiş kurt. "Çok perişan görünüyorsun."
Köpek içini çekip; . "Yaşlandım artık!" demiş. "Sahibimin işine yaramadığım için beni kovdu."
Kurt; "biz eski dost değil miyiz?" demiş. "Şimdi yardım etme sırası bende. Hatırlasana, benim hayatımı nasıl kurtarmıştın? Hemen bir plan yapmalıyız. Tamam buldum! Senin sahibinin küçük bir çocuğu vardı değil mi? Şimdi ben gidip onu kaçıracağım, sen de geri götüreceksin. Böylece sahibin seni el üstünde tutacak."
Bu sözleri söyleyen kurt, kaşla göz arasında gidip, çocuğu ormana getirmiş. Köydeki herkes silahlanıp ormana koşmuş ancak daha ormana girmeden, yaşlı ve işe yaramaz diye evden kovdukları köpeğin çocuğu geri getirdiğini görmüşler.
Bu olaydan sonra yaşlı köpeğin itibarı öyle artmış ki, insanlar onun kahramanlığını yüzlerce yıl çocuklarına anlatmışlar.
Kurtla köpek arasındaki bu danışıklı dövüşü hiç kimse anlayamamış.
Son düzenleyen Safi; 9 Nisan 2016 16:04

Daha fazla sonuç:
La Fontaine (La Fonten)

paneli aç