Cevap Yaz Yazdır
En İyi Cevap Var|Gösterim: 152.681|Cevap: 2|Güncelleme: 30 Temmuz 2016

Ezop, Beydeba ve La Fontaine'den fabl örnekleri verir misiniz?

17 Kasım 2008 13:56   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ezop, Beydeba ve La Fontaine'den fabl örnekleri verir misiniz?
EN İYİ CEVABI _Yağmur_ verdi

EZOP


HOROZ İLE TİLKİ

Bir çiftlikte güzel bir horoz yaşıyordu. Horoz her sabah çiftliğin yakınındaki bir ağaca çıkar, güzel sesiyle… Ü!…ürü!… ü!… ürü!… ü!… diye öter. Çiftlikteki hayvanları uyandırırdı. Çiftliğin yakınında bir de tilki yaşıyordu. Tilki horozun sesini duydukça, onu yemeyi içinden geçirir,nasıl yakalayacağını hesaplardı. Tilki her sabah horozun sesini duyar duymaz yatağından kalkar, horozun çıktığı ağacın altına gelir, horozu ağaçtan indirmek için çeşit çeşit dil dökerdi. Bir gün kurnaz tilki horoza:
Sponsorlu Bağlantılar
– Sesiniz ne kadar güzel horoz kardeş. Tüyleriniz renk renk pırıl pırıl. İbiğiniz kralların tacı gibi başınızı süslüyor. Sanırım bu dünyada sizin kadar güzel bir hayvan yoktur. Sizin gibi yakışıklı bir arkadaşım olmasını çok isterdim. Benimle arkadaş olmaz mısınız? Tilkinin bu davranışlarından çok rahatsız olan, ondan kurtulmak isteyen horoz bir kurnazlık düşündü.
– Niçin olmayayım. Ben de sizin gibi kurnaz bir arkadaşım olsun isterim. Yalnız bir önerim olacak. Benim Karabaş adında çok samimi bir arkadaşım köpek var. Onu da aramıza alalım. Üç dost oluruz. O da çok azgın ve yırtıcı bir hayvandır. Bizi korur. Dilerseniz Karabaşı hemen çağıralım gelsin, der.
Kurnaz tilki:
– Hayır bu işi yarına bırakalım. Bugün benim çok işim var, deyip gider. Gidiş o gidiş. Bir daha artık hiç gelmez. Bundan sonra da horoz rahat rahat ağaçta ötmesine devam eder.

TİLKİ İLE ÜZÜMLER


Tilki çok acıkmış ve bir bağa girmiş. Üzümlerin iştah açıcı görüntülerine bakarak, karnını doyurmak İstemiş. Ancak, bîr türlü yetişip de, o güzelim üzümlerden koparıp yiyememiş. Bu sefer de, “önemli değil canım, nasıl olsa hepsi ekşiydi” demiş.
Elde edemediğimiz bir şeyi kötülemek, çok kolaydır.

ADAM İLE ASLAN


Bir adam ile bir aslan birlikte yolculuk ediyorlarmış. Hangisinin daha cesur ve güçlü olduğu konusunda tartışmaya başlamışlar. Yolda, bir aslanı boğan bir adam heykeline rastlamışlar. “Görüyor musun?” demiş adam, aslana, “Bu heykel, insanın daha üstün olduğunun en iyi kanıtı değil mi?”
“O senin yorumun” diye cevap vermiş aslan, “O heykeli bir aslan yapsaydı, aslanın pençesinde en az yirmi insan olurdu.”

DEVAMI Ezop (Aisopos)


Beydaba - Kelile ve Dimne Masalları - Arslan, Öküz Ve Çakal


Her türlü aşağılama ve kendini büyük görme somut alemin depremidir.
Vaktin birinde oldukça çalışka bir tüccar vardı.Kazanç sağlamak için gezmediği ülke kalmamıştı.Pek çok işe girmişti.Çok yorulmuştu.
Günlerce uykusuz kalmış, aç yatmıştı.
Daha çok kazanmak için ne gerekirse yapmıştı.
Aradan yıllar geçti. Tüccar çok zengin oldu.
Serveti padişahların hazinesinden daha çoktu.
İki de oğlu vardı. Onları en iyi şekilde yetiştirmek istiyordu.Bu uğurda elinden geleni esirgemiyordu.Ne gerkirse yapıyordu.
Gel zaman git zaman tüccar yaşlandı.Saçı sakalı ağardı.Beli büküldü.
Çocuklarının durumu değişmişti.Har vurup harman savuruyorlardı.Bolluk içinde yaşıyorlardı.Geleceği düşünmeden ellerine geçeni harcıyorlardı.Eğlenceler düzenliyorlar, israf içinde yüzüyorlardı.
Tüccar, çocuklarını durumuna çok üzüldü.Bu gidişle, bir ömür boyu elde ettiği serveti bir anda tüketecekti.Çocuklarına bir ders vermek istedi.
Onları yanına çağırdı.
Servetin önemini anlattı.
- Oğullarım, dedi; insanlar için servetin üç anlamı vardır.Birincisi, dünya da rahat etmek.Güçlü bir hazineye sahip olmakla sağlanabilir bu.
İkincisi, ün sahibi olmak.Bunu da ancak mal sağlayabilir.
Üçüncüsü, dünyayı ahiretin tarlası bilmek.Dünyada , öte dünya için çalışmanın bir yolu da mal ve mülk den geçer.Zengin insanlar, dünyada inançları için eserler yaptırırlar.Bu da onların öte dünyasını aydınlatır.
İşte servet bu denli önemlidir.Malı mülkü kazanmak zordur.Böylesine güç elde ettiğimiz bir şeyi kolay harcamak doğru mudur?
Sizin bu durumunuz beni çok üzüyor.Siz, . hazır serveti rahatça harcıyorsunuz.Yerine yenisini koymuyorsunuz.
Çocuklar babalarını dikkatle dinlediler.
Büyük oğul, söz aldı:
- Ben, dedi, babasına; senin anlattığını doğru bulmuyorum.Mal mülk insana Allah tarafından verilir.Eğer, Yüce Allah onu vermezse insanın yapabileceği bir şey yoktur.
Bu konuda bir hikaye biliyorum.
Tüccar, büyük oğluna, bu hikayeyi anlatmasını söyledi.
Büyük oğul,”İki Şehzade” hikayesini anlatmaya başladı.

DEVAMI Beydeba


La fontaine hikayeleri


Karga ile Tilki
Bir dala konmuştu karga cenapları;
47034d1460206981 la fontaine la fonten karga ve tilke

Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına

DEVAMI
La Fontaine (La Fonten)
Son düzenleyen Safi; 30 Temmuz 2016 20:10
1 Aralık 2010 15:58   |   Mesaj #2   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.

EZOP


HOROZ İLE TİLKİ

Bir çiftlikte güzel bir horoz yaşıyordu. Horoz her sabah çiftliğin yakınındaki bir ağaca çıkar, güzel sesiyle… Ü!…ürü!… ü!… ürü!… ü!… diye öter. Çiftlikteki hayvanları uyandırırdı. Çiftliğin yakınında bir de tilki yaşıyordu. Tilki horozun sesini duydukça, onu yemeyi içinden geçirir,nasıl yakalayacağını hesaplardı. Tilki her sabah horozun sesini duyar duymaz yatağından kalkar, horozun çıktığı ağacın altına gelir, horozu ağaçtan indirmek için çeşit çeşit dil dökerdi. Bir gün kurnaz tilki horoza:
– Sesiniz ne kadar güzel horoz kardeş. Tüyleriniz renk renk pırıl pırıl. İbiğiniz kralların tacı gibi başınızı süslüyor. Sanırım bu dünyada sizin kadar güzel bir hayvan yoktur. Sizin gibi yakışıklı bir arkadaşım olmasını çok isterdim. Benimle arkadaş olmaz mısınız? Tilkinin bu davranışlarından çok rahatsız olan, ondan kurtulmak isteyen horoz bir kurnazlık düşündü.
– Niçin olmayayım. Ben de sizin gibi kurnaz bir arkadaşım olsun isterim. Yalnız bir önerim olacak. Benim Karabaş adında çok samimi bir arkadaşım köpek var. Onu da aramıza alalım. Üç dost oluruz. O da çok azgın ve yırtıcı bir hayvandır. Bizi korur. Dilerseniz Karabaşı hemen çağıralım gelsin, der.
Kurnaz tilki:
– Hayır bu işi yarına bırakalım. Bugün benim çok işim var, deyip gider. Gidiş o gidiş. Bir daha artık hiç gelmez. Bundan sonra da horoz rahat rahat ağaçta ötmesine devam eder.

TİLKİ İLE ÜZÜMLER


Tilki çok acıkmış ve bir bağa girmiş. Üzümlerin iştah açıcı görüntülerine bakarak, karnını doyurmak İstemiş. Ancak, bîr türlü yetişip de, o güzelim üzümlerden koparıp yiyememiş. Bu sefer de, “önemli değil canım, nasıl olsa hepsi ekşiydi” demiş.
Elde edemediğimiz bir şeyi kötülemek, çok kolaydır.

ADAM İLE ASLAN


Bir adam ile bir aslan birlikte yolculuk ediyorlarmış. Hangisinin daha cesur ve güçlü olduğu konusunda tartışmaya başlamışlar. Yolda, bir aslanı boğan bir adam heykeline rastlamışlar. “Görüyor musun?” demiş adam, aslana, “Bu heykel, insanın daha üstün olduğunun en iyi kanıtı değil mi?”
“O senin yorumun” diye cevap vermiş aslan, “O heykeli bir aslan yapsaydı, aslanın pençesinde en az yirmi insan olurdu.”

DEVAMI Ezop (Aisopos)


Beydaba - Kelile ve Dimne Masalları - Arslan, Öküz Ve Çakal


Her türlü aşağılama ve kendini büyük görme somut alemin depremidir.
Vaktin birinde oldukça çalışka bir tüccar vardı.Kazanç sağlamak için gezmediği ülke kalmamıştı.Pek çok işe girmişti.Çok yorulmuştu.
Günlerce uykusuz kalmış, aç yatmıştı.
Daha çok kazanmak için ne gerekirse yapmıştı.
Aradan yıllar geçti. Tüccar çok zengin oldu.
Serveti padişahların hazinesinden daha çoktu.
İki de oğlu vardı. Onları en iyi şekilde yetiştirmek istiyordu.Bu uğurda elinden geleni esirgemiyordu.Ne gerkirse yapıyordu.
Gel zaman git zaman tüccar yaşlandı.Saçı sakalı ağardı.Beli büküldü.
Çocuklarının durumu değişmişti.Har vurup harman savuruyorlardı.Bolluk içinde yaşıyorlardı.Geleceği düşünmeden ellerine geçeni harcıyorlardı.Eğlenceler düzenliyorlar, israf içinde yüzüyorlardı.
Tüccar, çocuklarını durumuna çok üzüldü.Bu gidişle, bir ömür boyu elde ettiği serveti bir anda tüketecekti.Çocuklarına bir ders vermek istedi.
Onları yanına çağırdı.
Servetin önemini anlattı.
- Oğullarım, dedi; insanlar için servetin üç anlamı vardır.Birincisi, dünya da rahat etmek.Güçlü bir hazineye sahip olmakla sağlanabilir bu.
İkincisi, ün sahibi olmak.Bunu da ancak mal sağlayabilir.
Üçüncüsü, dünyayı ahiretin tarlası bilmek.Dünyada , öte dünya için çalışmanın bir yolu da mal ve mülk den geçer.Zengin insanlar, dünyada inançları için eserler yaptırırlar.Bu da onların öte dünyasını aydınlatır.
İşte servet bu denli önemlidir.Malı mülkü kazanmak zordur.Böylesine güç elde ettiğimiz bir şeyi kolay harcamak doğru mudur?
Sizin bu durumunuz beni çok üzüyor.Siz, . hazır serveti rahatça harcıyorsunuz.Yerine yenisini koymuyorsunuz.
Çocuklar babalarını dikkatle dinlediler.
Büyük oğul, söz aldı:
- Ben, dedi, babasına; senin anlattığını doğru bulmuyorum.Mal mülk insana Allah tarafından verilir.Eğer, Yüce Allah onu vermezse insanın yapabileceği bir şey yoktur.
Bu konuda bir hikaye biliyorum.
Tüccar, büyük oğluna, bu hikayeyi anlatmasını söyledi.
Büyük oğul,”İki Şehzade” hikayesini anlatmaya başladı.

DEVAMI Beydeba


La fontaine hikayeleri


Karga ile Tilki
Bir dala konmuştu karga cenapları;
47034d1460206981 la fontaine la fonten karga ve tilke

Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına

DEVAMI
La Fontaine (La Fonten)
Son düzenleyen Safi; 30 Temmuz 2016 20:16
Misafir
15 Şubat 2012 21:38   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Hırsızlar Ve Eşek


Sponsorlu Bağlantılar
İki hırsız, çaldıkları bir eşek yüzünden kavga etmeye başlamışlar. Hırsızlardan biri satalım, diyormuş; öteki ise satmamakta direniyormuş. Sonunda kavgaya tutuşmuşlar, Başlamışlar yumruk yumruğa kavga etmeye...

Onlar sille tokat kavga ededursun, bir üçüncü hırsız gelmiş eşeği çekip götürmüş.

Eşek, bazen bir ülkedir. Hırsızlar ise krallar.O kadar savaşırlar, uğraş verirler; fakat aldıkları . hiçbir ülke kendilerine kalmaz.Onlar savaşadursun, hatta üçü de savaşsın; bir dördüncü hırsız çıkar, üçünün de canına okur.

Yapılacak en güzel şey uzlaşmaktır. İnsanlığa faydalı olan en güzel şey ne ise onu yapmaktır.

Ne diyelim,anlayana...

Lafonten Hikayeleri La Fonten

Daha fazla sonuç:
ezop fabl örnekleri

acebook yorumları
paneli aç