Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 62.932|Cevap: 3|Güncelleme: 18 Temmuz 2016

Arşiv Nedir? Arşiv Hakkında

Mesaja atla
Daisy-BT
16 Mayıs 2011 17:04   |   Mesaj #1   |   
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Arşiv

Ad:  arşiv2.jpg
Gösterim: 362
Boyut:  62.7 KB

Eski belge ve yazıların saklandığı yer, belgelik.

Sponsorlu Bağlantılar
Arşivlerde saklanan belgeler kil ya da tunç tabletler, papirüsler, parşömenler, elyazmaları, daktilo edilmiş ya da basılmış yazılar, mikrofilmler, fotoğraflar ve ses bantları biçiminde olabilir. Türkiye Cumhuriyeti'nin zengin bir arşivi vardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinden başlayarak devlet belgeleri torba ve sandıklarda saklandı. Tanzimat döneminde Mustafa Reşit Paşa ilk arşiv binasını yaptırdı. Cumhuriyet döneminde Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü kurularak eski Hazine-i Evrak, bu genel müdürlüğe aktarıldı.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 18 Temmuz 2016 23:04
18 Temmuz 2016 09:19   |   Mesaj #2   |   
Finn and Jake - avatarı
VIP Antika adam
Ad:  arşiv3.jpg
Gösterim: 352
Boyut:  54.0 KB

ARŞİV

a. (fr. archives).
1. Bir topluluğun, bir ailenin ya da bir kimsenin tarihine ilişkin belgeler bütünü.
2. Sürekli olarak kullanılmayan ancak olası başvuruları karşılamak için düzenlenip saklanan belgeler bütünü.
Sponsorlu Bağlantılar
3. Üretilen ve sınıflandırılan çok sayıda belgeler bütünü.
4. Özel ya da resmi arşivlerinin saklandığı yer; onları denetiminde tutan hizmet birimi. (Eşanl. BELGELİK.)

-Sine. Arşiv çekimi, arşiv belgelerinden çekilen film görüntüleri (ingilizce karşılığı stock-shot'dur.)
-ANSİKL. Arşiv, bir kişinin ya da kurumun durumunu ve faaliyetini yansıtan ve bu yüzden dağılmaması gereken bir bütünün, yani arşiv fonu denen tek bir kaynağın bir bölümünü oluşturur. Yazının icadıyla birlikte toplum yaşamı için gerekli belgelerin saklanmaya başlanması, devlet arşivleri (Mısır'da. Ninova'da, Yunan tapınaklarında, Roma'da Aerarium ve Ta-bularium'da) ya da aile arşivlerinin (Roma evlerinin tabliunum'unda) kurulmasını gerektirdi.

Türkiye, arşivlerin sayısı bakımından olduğu kadar nitelikleri bakımından da dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasıyla ortaya çıkan devletlerin merkez ve taşra örgütlerine ait belgeler Türkiye'dedir. Bu belgeler, bugün ayrı devletler kurmuş olan Orta ve Yakın Doğu, Balkan, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinin kültürel, ekonomik ve siyasal tarihlerinin aydınlatılmasında büyük önem taşırlar. Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğunun ilk dönemlerinden beri arşiv düşüncesi devlet bürokrasisi içinde var olmuştur. Ancak modern anlamda arşivcilik. 1846 yılında Hazineı evrak'ın kuruluşuyla başlar. Daha çok devletin idari işlemlerine ait belgelerin bürokratik amaçlarla korunması için kurulmuş olan Hazinei evrak, daha sonra Hazinei evrak müdürlüğü adını aldı ve imparatorluğun sonuna kadar varlığını korudu. Cumhuriyetten sonra Mahzeni evrak mümeyyizliği adı ile bir daire kuruldu. 1943 yılında başbakanlığa bağlı Arşiv umum müdürlüğü, 1984 yılında da Devlet arşivleri genel müdürlüğü kuruldu.

Başbakanlık örgütü dışındaki belli başlı arşivler şunlardır


  • Topkapı sarayı müzesi arşivi
  • Deniz müzesi arşivi
  • İstanbul Belediyesi arşivi
  • Tapu ve Kadastro genel müdürlüğü arşivi
  • Vakıflar genel müdürlüğü arşivi
  • Genelkurmay askeri tarih ve stratejik etüd başkanlığı arşivi
  • Türkiye Büyük millet meclisi arşivi
Osmanlı döneminden kalan arşiv malzemesi bugün dağınık ve düzensiz olanlar, torba ve sandıklar içinde olanlar, dos-yalı evrak ve defter biçimde olanlar olmak üzere çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır Arşiv malzemesinin saklandığı depolar toza, güneşe, neme ve parazitlere karşı iyice korunmuş değildir. Arşiv hizmetlerinde çalışacak uzman personel sayısı yetersizdir. Arşiv malzemesinin büyük bir bölümü henüz sınıflandırılmamış durumdadır. Bu yüzden arşivlerimizden yararlanmak çok güç, sınırlı ve yetersiz düzeydedir. Son yıllarda yeterli tesis ve uzman personel konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

Kaynak: MsXLabs.org & Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 18 Temmuz 2016 23:05
18 Temmuz 2016 09:29   |   Mesaj #3   |   
Finn and Jake - avatarı
VIP Antika adam
Arşiv genel müdürlüğü kütüphanesi (Başbakanlık), İstanbul Cağaloğlu’n- da, başbakanlığa bağlı kitaplık. 1860’ta arşivle birlikte kuruldu, 1943 te günümüzdeki adını aldı. Kitaplıkta türkçe, eski yazıyla türkçe, arapça, farsça ve başka dillerde, 8 000 kitap bulunmaktadır (1982). Kitaplar tarih, sanat tarihi, arkeoloji, iktisat ve edebiyat konularındadır. Alfabetik fiş kataloğu ve Dewey ondalık sistemiyle hazırlanmış bir konu kataloğu vardır. Mikrofilm ve fotokopi olanakları da olan kitaplıktan, başbakanlıktan izin alarak yararlanılabilir.

Kaynak: MsXLabs.org & Büyük Larousse
18 Temmuz 2016 23:04   |   Mesaj #4   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

arşiv


(Fransızca: archives “belgeler bütünü”),
resmî ve yarı-resmî kurumların, organların, ticari kuruluşların, özel birimlerin çalışmalarıyla ilgili kayıt ve belgelerin düzenli bir bütün olarak saklandığı yer.
Sponsorlu Bağlantılar
Ad:  arşiv1.jpg
Gösterim: 350
Boyut:  55.3 KB

Kökeni eski çağlara değin giden arşivleme kurumu ve birimlerinin günümüzdeki anlamıyla oluşumu Fransız Devrimi ile başlamıştır. Var olan belge ve kayıt depoları ile bunların bulunduğu kurumların tümünü kapsayan bir arşiv idaresi Fransa’da ilk kez 1789’da Devlet Arşivi ve 1796’da İl Arşivleri’nin kurulmasıyla gerçekleşti. Bu gelişmenin bir başka sonucu da, devletin kendi belge mirasını koruma sorumluluğunun bilincine varması ve arşivin halka açık olması ilkesinin benimsenmesi oldu.

Uygulamada ülkeden ülkeye bazı değişiklikler görülmekle birlikte, arşiv modeli genelde merkezî bir arşiv ve il arşivleri temeline dayanır. İngiltere’de 1838’de çıkarılan Kamu Arşivi Yasası ile bağımsız derleme ve arşivlerin tümü bir araya getirilip Evrak Dairesi’nin (Master of the Rolls) sorumluluğu altına alındı. Bu bakımdan İngiltere, merkezîleşme konusunda en yetkin örnektir. Yeni Zelanda, Hindistan ve Pakistan gibi eski İngiliz sömürgelerinde de merkezî arşivler görülür. Japonya’da ulusal ölçekte bir arşiv yoktur; her bakanlık kendi belgelerini korumakla yükümlüdür. Hollanda’da hem merkezî bir devlet arşivi, hem de il arşivleri vardır.

Almanya’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra bölünmesi, Almanya Federal Cumhuriyeti’ nin Koblenz’de bir Devlet Arşivi, Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin de Potsdam’ da bir merkezî arşiv kurmasına yol açmıştır. Ayrıca her iki ülkede eyalet arşivleri de vardı. İtalya’da ise tek bir merkezî arşiv yerine, içişleri bakanlığına bağlı bir dizi büyük arşiv bulunur. ABD’de eski belgeleri korumak amacıyla 1934’te Ulusal Arşiv Dairesi kurulmuştur. Aynca her eyaletin bağımsız birer arşivi vardır. Kanada’da da benzer biçimde hem Ottowa’daki federal yönetimin hem de eyaletlerin kendi arşivleri bulunur. Avustralya’nın ise, merkezi Canberra’da olan ve tüm eyalet merkezleri ile Danvin ve Townsville’de birer şubesi bulunan bir arşiv sistemi vardır; eyaletler de genelde kütüphanelerce yönetilen kendi arşivlerine sahiptir.

Türkiye’de arşivcilik Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinde başlar. 18. yüzyıla değin devletin belgeleri sandık ve torbalarda saklanır ve korunurdu. Tanzimat Döneminde, 1846’da, Mustafa Reşid Paşa, Hazine-i Evrak Nezareti’ni kurdu ve sadaret evrakı için Hazine-i Evrak binası inşa edildi. 1839’dan önceki belgeler genel konu başlıkları altında, sonrakiler ise daha ayrıntılı olarak burada arşivlendi.

Hazine-i Evrak’ı (sonradan sadrazamlığa bağlı bir müdürlük olmuştur) örnek alan öbür nezaretler 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra kendi arşivlerini kurmaya başladılar. 1864’te Tuna valisi Midhat Paşa, Tuna ilindeki ilk arşivi kurdu, bunu başkaları izledi. 1870’te Sadrazam Âli Paşa, I. Mahmud ve II. Mahmud dönemleri arasındaki 112 yıllık belgeyi arşive kaldırdı. II. Meşrutiyet Döneminde, 1911’de, arşiv belgelerinin dökümü, araştırılması ve yayımlanması gibi görevleri de olan Tarih-i Osma- ni Encümeni’nin kurulması ile arşivcilik çalışmalarında belirli bir ilerleme sağlandı. Ancak savaş nedeniyle bu gelişmeler sınırlı kaldı. 1923’te sadrazamlık evrakının ve eşyasının korunması için Başvekâlet Özel Kalem Müdürlüğü’ne bağlı Mahzen-i Evrak Mümeyyizliği adında bir daire kuruldu, ama bu dönemde Osmanlı geçmişine duyulan ilgi azaldığından arşive fazla önem verilmedi. 1931’de maliye deposundaki bir bölüm belgenin dışarıya satılmasının uyandırdığı tepki üzerine, 1932’de Muallim Cevdet başkanlığında yeni bir düzenleme kurulu oluşturuldu. 1936’da Macar arşivci Lajos Fekete’nin gelmesiyle Başbakanlık Ârşivi’nde modern arşiv tekniklerine uygun çalışmalara başlandı. 1943’te, 4443 sayılı yasayla Başbakanlık Arşiv Umum Müdürlüğü oluşturuldu. Başbakanlık Arşivi yalnızca Türkiye’nin değil, Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan 20’den fazla devletin de arşivi durumundadır. Divan-ı Hümayun, sadrazamlık, merkez daireleri belgeleri, Dahiliye, Maliye, Evkaf, Ticaret, Orman, Nafıa, Hazine-i Hassa nezaretleri ve Şura-yı Devlet belgelerini içeren bu arşiv kayıtlarının hemen tümü eski harflerle yazılıdır. Biçimsel olarak defterler ve evrak adı altında iki ana gruba ayrılabilecek bu belgelerin yanı sıra, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin haritalar, fotoğraflar ve albümler de bulunmaktadır.

Türkiye’de arşiv sorununa temelden çözüm getirecek bir yasa bütün uğraşlara karşın çıkartılamadı. Bu gereksinim 1975’te çıkarılan Devlet Arşiv Yönetmeliği ile giderilmeye çalışıldıysa da yeterli olmadı. 1977’de Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlığının kurulması ise yalnızca Başbakanlık’a ait arşiv sorununu çözdü. 1982’de Başbakanlık Arşiv Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’na dönüştürüldü. 1984’te de Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü kuruldu ve her iki daire başkanlığı da bu genel müdürlüğe bağlandı. Türkiye’nin başlıca arşivleri arasında, Başbakanlık arşivinin yanı sıra, Topkapı Sarayı, İstanbul Belediyesi, Beşiktaş Deniz Müzesi arşivleri ile Tapu ve Kadastro Dairesindeki eski evrak ve defterler, Muallim Cevdet’in Belediye Kitaplığı, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı arşivleri sayılabilir.

Arşivcilik günümüzde bilimsel ve teknolojik gelişmelerden de yararlanarak oldukça hızlı bir gelişme göstermektedir. Arşiv yönetimini başlıbaşına bilimsel bir dal olarak ele alan uzmanlar, şimdiye değin beş temel sorunla uğraşmak durumunda kaldılar:
1) Kaynak kuruluşlardan alınacak belge türlerinin saptanması,
2) belgeleri arşive yerleştirme zamanı,
3) yerleştirme ve düzenleme yöntemi,
4) bazı belgeleri ayıklama ve ortadan kaldırma,
5) arşivlerin geniş kesimlerce kullanılır duruma getirilmesi.

20. yüzyılda arşivciler yazılı belgelerin yanı sıra fotoğraf, film, ses kaydı ve bilgisayar kaydı gibi yeni belgeleri de düzenlemek ve korumak için uğraşmaya başlamışlar ve yeni yöntemlerden yararlanmışlardır. Bunlardan mikroform yöntemi en kullanışlı ve yararlısı olarak yaygınlaşmaktadır. Belgelerin filminin çekilmesi, belgenin güvenli olarak korunma ve saklanmasını sağladığı gibi, çoğaltılmasını ve uluslararası alanda alışverişini de kolaylaştırır. Aynı zamanda onarım, ciltleme ve depolama giderlerini düşürür. Asıl arşivleri ikinci derecede önemli belgelerle tamamlamada kolaylık sağlar. Mikroform yönteminden arşiv belgelerini yayımlamada da yararlanılır.

Toplumsal, ekonomik ve kültürel tarih kavramlarının gelişmesi, sanayileşmenin ulusal ve uluslararası ilişkilerde giderek artan bir rol oynaması ve demokratikleşmenin dünya çapında yaygınlaşması, ticari arşivlere, kurum arşivlerine ve sıradan özel arşivlere duyulan ilgiyi de artırmış bulunmaktadır.
Ticari arşivlerin önemini kavrayan ilk ülke Almanya oldu. Çok geçmeden Belçika, İsviçre ve Hollanda onu izledi. Sonraları da Fransa, İngiltere, Danimarka ve ABD gibi ülkeler değişik ölçülerde olmakla birlikte, ticari arşivlere yöneldiler.

Arşivciliğin yaygınlaşması giderek örgütlenme sorununu da gündeme getirmiştir. Ülkelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler ve birçok uluslararası örgüt de arşiv kurmaya ve var olan arşivlerini geliştirmeye çalışmaktadır. 1948’de UNESCO’nun desteğiyle Paris’te toplanan profesyonel arşivciler, Uluslararası Arşiv Konseyini kurdular. Arşiv çalışmalarını düzenlemek ve geliştirmek, bilimin hizmetine sunmak ve uluslararası düzeyde yardımlaşma olanaklarını artırmak amacını güden bu konseye profesyonel arşivcilerden başka, merkezî arşiv müdürlükleri, idarelerin, ulusal ya da uluslararası bölgesel arşiv dernek ve kurulularının temsilcileri de üye olabilmektedir.

kaynak: Ana Britannica

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç