Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 12 Kasım 2007  Gösterim: 22.943  Cevap: 1

Çoklu Zeka Teorisi

Misafir
14 Ocak 2007 20:23       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Çoklu Zeka Teorisi

Çoklu zeka teorisi, kişisel gelişim alanında ortaya atılmış en önemli teoridir. Teorinin özü yaşam boyu gelişimi ve öğrenmeyi içerir. Çoklu zeka teorisinin eğitim ve öğretim ortamlarında kullanılmasıyla hayatın daha ilk yıllarında öğrencilerimize tüm zekalarını geliştirebilecekleri etkin bir yol sunmuş oluruz. Çoklu zeka ile her insanın kendine özgü olan öğrenme yolunu kullanarak en etkili sonucu çıkarabiliriz. Çoklu zeka teorisinin uygulandığı sınıflarda okul, duvarların dışına gerçek yaşama taşınır. öğrencilere bir yandan öğrenme potansiyellerini yükseltme fırsatı sunulurken, bir yandan da kendini tanıma, kendine güven, etkili iletişim kurma gibi kişisel ve sosyal pek çok alanda da gelişim için destek verilir.
Sponsorlu Bağlantılar
Çoklu zeka teorisini eğitim ve öğretim ortamlarında kullanılması 21.yy'da toplumsal gelişmeler için bir başlangıçtır. Çünkü, çoklu zeka teorisi kişisel farklılıkların geliştirilmesi için bir araçtır.
Çoklu zeka alanının tanımı, özellikleri, alanları ve bunların sınıf yönetimine nasıl uygulanacağı, öğretmenin konuyu farklı zeka alanlarına sahip çocuklara anlatırken nasıl bir yol izleyeceği hakkında bilgiler ve örnekler verilmekte, konu ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir.

a. Çoklu Zeka Teorisi

Sınıflarımızdaki öğrenciler hep aynı yapıda değildir: Hiçbir öğrenci birbirinin özdeşi değildir. Her insanın öğrenme tarzı da farklıdır. Gardner’in (1983) ortaya attığı “Çoklu Zeka Teorisi” ni inceleyerek, eğitimde bireysel farklılıklar ilkesi tartışmaktır. Bu sayede öğretmenler, sınıflarında karşılaşabilecekleri öğrenci tiplerini daha iyi tanıma ve anlama fırsatını bulabilecek ve onlara yönelik sunacakları eğitimin kalitesini arttırabileceklerdir. Dolayısıyla cevaplandırılmaya çalışılan başlıca sorular şunlardır:
  • Zeka Nedir?
  • Zekanın özellikleri nelerdir?
  • Çeşitli zeka alanlar nelerdir?
  • Çoklu zeka teorisinin dayandığı temeller nelerdir?
  • Öğrencilerdeki çok yönlü zeka alanları nasıl belirlenebilir?
  • Çoklu zeka teorisi nasıl uygulanabilir?
Zeka Nedir?
Gardner’a (1983) göre, zeka, bir kişinin bir veya birden fazla kültürde değer bulan bir ürün ortaya koyabilme veya günlük yada mesleki hayatında karşılaştığı bir problemi etkin ve verimli bir şeklinde çözümleme yeteneğidir. Bazı eğitimciler, insanı zihinsel işlevlerini ve performanslarını baz alıp insan zekasını ölçtüğünü varsayan çeşitli ölçme araçları geliştirerek, zekayı, kendilerinin hazırladıkları bu “Testlerin Ölçtüğü Nitelik” olarak tanımlarken, diğer bazıları da zekayı “İnsanın Öğrenme Gücü” olarak yorumlamışlardır.
1. Zekanın özellikleri nelerdir?
İnsan zekasının özellikleri ve sınırlıkları hakkında son yıllarda yapılan araştırmalar ve elde edilen bulgular, insanın sahip olduğu zeka potansiyeline ilişkin şu görüşleri ileri sürmektedirler.
1.İnsan, kendi zekasını arttırma ve geliştirme yeteneğine sahiptir.
Çok yakın zamana kadar, insan zekasının bütünüyle doğumla kazanıldığı, hayat boyu devam ettiği ve en önemlisi de bireyle birlikte doğan bu zekanın geliştirilmesine yönelik hiçbir şeyin mümkün olamadığı görüşü hakim iken, günümüzde insan zekasının yine insanın yapabilecekleri ile ilgili düşüncelerle veya kendisi hakkında sahip olduğu ufkuyla paralellik gösterdiği kabul edilmektedir.
2.Zeka, sadece değişmekle kalmaz, aynı zamanda başkalarına da öğretilebilir.
Bu anlayışa göre, hangi yaş ve seviyede olursa olsun, insanın zihinsel işlevleri iyileştirilebilir ve geliştirilebilirler. Çünkü gerçekte insan, genelde kullandıkları dışında kendinde varolan yetenekleri tanıyarak ve bunları harekete geçirerek daha zeki olabilmektedir.
3.İnsan zekası, insandaki beyin ve zihin sistemlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkan çok yönlü bir olgudur.
Diğer bir deyişle, insan zekasının insanın içinde yaşadığı fiziksel, sosyal ve kültürel çevresini algılamasını, tanımasını, anlamasını ve kontrol etmesini sağlayan bir çok yönü vardır.
4.İnsan zekası çok çeşitlilik ve çok yönlülük göstermesine rağmen kendi içinde bir bütündür.
Dolayısıyla, bir birey günlük hayatta çözmesi gereken bir problemle karşılaştığında bu bireyin zekasının çeşitli alanları bir bütünlük göstererek uyum içinde çalışırlar. Bu durumda, insan zekasının güçlü alanları, karşılaşılan problemi çözmede üzerlerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri için güçsüz alanları eğitime eğilimindedirler (SABAN, s,35-37).

2. Çoklu Zeka Öğrenen Olarak Çocuklar
Bir öğretmen olarak öğretme eylemi, çoğumuzda bildik duygulara neden olur. Öğrencilerimizin bir insan ve bir öğrenci olarak sahip oldukları belki de tek ortak özellik benzersiz olmalarıdır.
Sınıfımızdaki bu çocuklar kimdir?
Nereden gelmişlerdir ?
İlgi ve yetenekleri nelerdir?
Yaşadıkları evin özellikleri okul yaşamlarını olumsuz olarak etkiliyor mu?
Çocuklar farklı boy, şekil, renk, cinsiyet ve kişiliklere sahip olarak karşımıza çıkarlar. Hepsinin farklı tercihleri, ilgi alanları, öğrenme türleri, yetenek düzeyleri, gelişim evreleri, özgeçmişleri, güçlü ve zayıf yanları vardır. Bazen farklı bir kültür ve dilden de olabilirler. Fakat hepsi de doğal bir öğrenme kapasitesine sahiptirler. Her birinin özel bir yeteneği ve güçlü olduğu bir yanı vardır.
Hepsinin sınıf içinde kendini güvende hissetmeye ve başarıyı tatmaya gereksinimleri vardır.
Yine hepsinin kendini değerli hissetmeye, sevilmeye ve kabul edilmeye gereksinimleri vardır.
Her çocuğun benzersiz olduğu ve hepsinin okula öğrenme kapasitesine sahip olarak geldiği bu nedenle de hepsinin öğrenebileceği yaklaşımı ile yola çıkarsak, bir öğretmenin bütün öğrencilerini tanımadan, onların gereksinimleri ile örtüşecek bir öğretim planı yapamayacağı açıktır (BAL 1999, s.17,19).

3. Çeşitli Zeka Alanları Nelerdir?

Gardner, 1983’te yayımlanan “Frames of Mind (Zihnin Çerçeveleri)” adlı eserinde, bir insanı en az yedi temel zeka alanları çeşitlemesinden oluşan geniş bir yetenekler yelpazesine sahip olduğunu öne sürmüştür. Gardner’in (1983) ileri sürdüğü yedi türdeki zeka alanları şunlardır:
  • Sözel-Dil Zekası
  • Mantıksal-Matematiksel Zeka
  • Görsel-Uzaysal Zeka
  • Bedensel-Kinestik Zeka
  • Müziksel-Ritmik Zeka
  • Kişiler Arası ve Sosyal Zeka
  • Kişiye dönük Zeka
  • Doğacı-Varoluşçu Zeka
3.1. Çoklu Zekalar
3.1.1. Sözel-Dil Zekası (Okuma, yazma ve konuşma zekası)
Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki kompleks anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.
Bu zekası yüksek olan kişiler;
· Her hikayeyi, masalı, fıkrayı anlatır. İyi bir hafızası vardır.
· Kelime oyunlarını sever. İyi bir kelime hazinesi vardır.
  • Sözel olarak iyi iletişim kurar.
  • Öğrenmede daha çok kitaplar, teypler, yazma materyalleri, görüşme ve tartışmalar, konuşma ve dinleme materyallerine ihtiyaç duyar.
  • Farklı kelimeleri, sesleri, ritimleri dinler ve tepkide bulunur. Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir.
  • Cümleleri dinler, yorumlar, farklı bir tarzda ifade eder ve söylediklerini hatırlar. Okuduklarını anlar, özetler ve kolaylıkla hatırlar.
  • Farklı zamanlarda, farklı amaçlar için, farklı gruplara etkili bir biçimde hitap edebilir. Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler.
  • Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.
  • Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.
  • Hikaye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır. Yeni dil formları oluşturur.
  • Etkili dinleme becerilerine sahiptir.
Öğrenme yolu: Kelimelerle oynayarak, yazarak, okuyarak, konuşarak, mizahı kullanarak, ikna ederek öğrenme.
Çalışma alanları:
Edebiyat, Yazarlık, Şair, Arşivcilik, hatip, Dil Bilim, Hukuk, Siyaset gibi alanlarda başarıyla çalışırlar (ilkbahar.k12.tr).
Sözel Dilsel zekayı geliştirmek için;
·Hoşlandığınız bir hikayeyi okuyun ve hikayenin sonunu kendiniz getirin.
·Başkalarının fikirlerini dinleyin ve onlarla bir tartışmaya girin.
·Her gün, yeni ve ilginç bir kelimenin anlamını öğrenin ve onu kullanmaya çalışın.
·Sizi en çok ilgilendiren ve heyecanlandıran bir konuda, bir söylev verin.
·Bir dergiye abone olun ya da günlük olaylarla ilgili izlenimlerinizi bir günlüğe yazın. (adana.meb.gov.tr).

3.1.2. Mantıksal-Matematiksel Zeka (Sayı, anlama ve mantık zekası)
Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar, geometrik şekiller gibi soyut sembollerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir.
  • Nesnelerin nasıl çalıştığına dair sorular sorar.
  • Hızlı bir şekilde zihinsel matematik yapar. Matematik aktivitelerini, strateji oyunlarını, mantık bulmacalarını sever.
  • Yüksek düşünme tekniklerini kullanır. Zeka oyunlarında başarılıdır.
  • Deney yapma, sınama, sorgulama ve araştırmalardan zevk alır. Öğrenmede daha çok keşifler, düşünme, tümevarım ve problem çözmeden yararlanır.
  • Neden-sonuç ilişkilerini çok iyi kurar.
  • Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.
  • Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır.
  • Hipotezler kurar ve sınar. Miktar tahminlerinde bulunur.
  • Grafikler ya da şekiller halinde verilen (görsel) bilgileri yorumlar.
  • Bilgisayar programları hazırlar. Grafik, şema, şekillerle çalışmaktan hoşlanır.
Öğrenme yolu: Akıl yürüterek, soyut modelleri tasarlayarak, sayılarla düşünerek, ilişkileri ve bağlantıları kurgulatarak öğrenme.
Çalışma alanları:
Muhasebeci-satın alma, matematik ve mühendislik bilimleri, Bilim adamı, İstatistik, bilgisayar, ekonomi ve fen bilimleri alanlarında başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).
Matematiksel/Mantıksal zekayı geliştirmek için;
Hobinizin 4 ana noktasını belirleyin ve bu ana noktaların her biri altında 4 a!t başlık ve bu alt başlıkların her birinin altında da 4 alt nokta daha oluşturun.
·İki nesneyi kıyaslama ve karşılaştırma yoluyla çözümsel düşünme egzersizleri yapın. Örneğin bir daktilo ve bilgisayarın kendine özgü 4 özelliğini ve sonra da bu iki nesnenin ortak 4 özelliğini bulun.
·Genelde saçma olduğu düşünülen bazı konularda; gerekçeleri ile ikna edici bir açıklama yapın. Örneğin; futbolu basketbol topuyla oymamanın yararları, vb.
·"Bilimsel yöntem" kullanımı gerektiren bir projede yer alın. Eğer bir aşçı değilseniz yemek yapmaya, tarifin en başından başlayın (adana.meb.gov.tr).

3.1.3.
Görsel-Uzaysal Zeka
(Resim, renk ve şekil zekası)
Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutlu nesneleri algılama ve muhakeme etme becerisidir.
· Resimler ve şekillerle düşünür. Hayalinde gördüğü resimleri anlatabilir.
· Harita, tablo ve diyagramları anlayabilir.
· Çok hayal kurar. Sanat ve Proje aktivitelerini, görsel sunuşları sever.
· Okurken kelimelerden çok resimlerden anlar. Tasarım, çizim ve görsellikten zevk alır.
· Öğrenmede daha çok sanat, video, filmler, bulmacalar ve haritalardan yararlanır. · Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.
· Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır.
· Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır. Origami ve maketler hazırlar.
· Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir. Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.
Öğrenme yolu:
İmgeleri düzenleyerek, zihinsel resimler oluşturarak, çizerek, desen oluşturarak, hayal ederek öğrenme.
Çalışma alanları:
Ressam, Artist, Fotoğrafçı, Mühendis, Kameraman, Mimar, Heykeltıraş, Tasarımcı, Dekoratörlük, İzci, Rehber gibi meslek alanlarında başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).
Görsel/Uzamsal zekayı geliştirmek için ;
·Fikir veya düşüncelerinizi ifade etmek için "estetik araçlar" la (boya, kil, renkli ve keçeli kalemler gibi) çalışın. Örneğin 21. yüzyılın neye benzeyeceği hakkındaki düşüncelerinizi bu araçlarla anlatın:
·Bilerek düş kurun; örneğin hayaliniz, ideal bir tatil yeri ve oranın olabildiğince görsel detaylarıyla ilgili olmalıdır.
·Hayal gücünüzü artıracak çalışmalar yapın; kendinizi tarihin farklı bir döneminde hayal edin ya da kahramanınızla hayali bir sohbet yapın.
·Fikir veya düşüncelerinizi başkalarına anlatmak için resim, maket, grafik ya da bir poster yapımı gibi çeşitli tasarım becerilerini kullanın (adana.meb.gov.tr).

3.1.4.
Bedensel-Kinestik Zeka ( Beden, hareket ve denge zekası)
Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir.
· Bir veya birden çok sporla uğraşır. Uzun süre hareketsiz oturamaz.
· Nesneleri parçalayıp bütünlemeyi sever. Yeni tanımadığı nesnelere dokunur .
· Hareket ederek öğrenir. Dinleme, konuşma, dans, koşma, dokunma ve hareket etmeyi sever.
· Öğrenmede role-play, drama, tiyatro ve hareket etmeye ihtiyaç duyar.
· Sağlıklı yaşam konusunda vücutlarına özen gösterirler.
· Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zarafet, maharet ve dakiklik gösterirler.
· Çevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler.
· Öğrendiklerine dokunmayı, ellemeyi ya da onları kullanmayı tercih ederler.
· Fiziksel maharet isteyen alanlarda (dans, spor...) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarırlar.
· Rol yapma, atletizm, dans, dikiş-nakış gibi alanlarda yetenekleri vardır.
· Aktif katılımla daha iyi öğrenirler. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlarlar.
· Gezi-inceleme-model/maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alırlar.
· Organizasyon yapma özellikleri gelişmiştir. Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdırlar ve sorumlu davranırlar.
Öğrenme yolu:
Zihinle bedeni birleştirerek, mimiklerle, vücudu geliştirerek, dokunarak, dans ederek, üç boyutlu tasarımlar oluşturarak öğrenme.
Çalışma alanları:
Spor, Dans, Heykeltıraş, Teknik direktör, Kareografi, Oyunculuk, Cerrahlık, Pandomimcilik, Sanatçılık gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).
Bedensel/Devin duyusal zekayı geliştirmek için ;
· Dramatik bir oyunda görev alın, bir fikir, düşünce veya duyguyla ilgili bir rol yapın.
Güncel olayları ya da modern buluşları inceleyerek mimiklerle anlatın (sessiz film oynamak gibi).
· Fiziksel etkinlik ve fazla hareket gerektiren, yarışma olmayan bir oyun oynayın, örneğin, düşündüklerini el, kol hareketleriyle:ifade eden bir gurup içindeki insanların isimlerini öğrenin.
· Halk dansı, koşma, yüzme ve yürüme gibi fiziksel aktivitelere katılın. Ruh halinizi değiştirmek ya da karşılaştırmak için farklı yollardan yürümeyi deneyin.
· Vücudunuzun bildiklerini ve fonksiyonlarının neler olduğunu daha da iyi anlamak için her gün yaptığınız ve fiziksel güç gerektiren kar küreme, çim biçme, bulaşık yıkama, aracınızı park etme gibi işlerde dikkatlice kendinizi gözleyin (adana.meb.gov.tr).

3.1.5. Müziksel-Ritmik Zeka (Ses, melodi ve ritim zekası)
Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir.Ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.
· Notasını görmediği müziği tanır. Melodileri tanır. Enstrüman çalar, koroda söyler.
· Çalışırken tempo, ritim tutar. Seslere karşı duyarlıdır.
· Şarkıları kolaylıkla öğrenir. Şarkı söyleme, mırıldanma ve dinlemeyi sever.
· Öğrenmede müzik, teyp-recorder, kasetler ve ritimlere ihtiyaç duyar.
· İnsan sesi çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur.
· Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar oluşturur.
· Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir.
· Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir. Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.
Öğrenme yolu:
Melodi ve ritim yaratarak, empati kurarak, seslere duyarlı olarak, enstrüman kullanarak, müziğin yapısını kavrayarak öğrenme.
Çalışma alanları:
Şarkıcı, Besteci, Müzisyen, Orkestra şefi, Müzik eleştirmeni gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler.(ilkbahar.k12.tr).
Müziksel Ritmik zekayı geliştirmek için ;
·Ruh halinizi düzeltecek farklı türde müzikler dinleyin; örneğin, stresli bir durumda ya da sınav gibi korku yaratan durumlar öncesinde gevşemek için, enstrümantal müzik çalın.
·Duygularınızı anlatmak için duşta bile şarkı söyleyin. Güncel bir melodi kullanın ve ailenizle ilgili basit bir şarkı besteleyin.
·Mırıldanarak, kafanızın içinde değişik titreşimler oluşturun; örneğin, her seferinde ünlü harflerden birini değişik yükseklikte ve kalınlıkta kullanın.
·Doğadan farklı sesler içeren kasetler çalın (deniz dalgaları, bir şelale, rüzgar, kar fırtınası ve hayvan sesleri gibi).
·Kendinize doğanın örüntüsünden ve ritminden ne öğrenebileceğinizi sorun (adana.meb.gov.tr).

3.1.6. Kişiler Arası ve Sosyal Zeka (İnsan, ilişki ve uyum zekası)
Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama, paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir.
· Arkadaşları ile birlikte olmaktan hoşlanır. Doğal lider olarak davranır.
· İkna becerisine sahiptir. Kulüp dernek ve komitelerde zevkle çalışır.
· Çok arkadaşı vardır. Dinlemeyi ve konuşmayı sever.
· Yönetme ve organize etmeden zevk alır.
· Öğrenmede arkadaşlar, grup oyunları ve sunuş yapmaya ihtiyaç duyar. Yaşıtlar ile ya da farklı yaş grupları ile olmaktan zevk alırlar.
· Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdırlar. Diğer insanları konuşmaları ile etkilerler.
· Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak; gruplar halinde çalışmaktan zevk alırlar.
· Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdırlar.
· Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilirler.
· Güçlü bir espri yeteneğine sahiptirler.
· Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilirler.
· İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidirler.
· Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanırlar.
· Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilirler.
· İnsanları organize etme yetenekleri vardır. Liderlik vasıflarını taşırlar.
Öğrenme yolu:
Sinerji oluşturarak, sempati kurarak, işbirliği yaparak, kaynaşarak, iletişim kurarak öğrenme.
Çalışma alanları: Öğretmenlik, Yönetim, İşletme, Danışmanlık, Psikologluk, Rehberlik uzmanı ve Politika gibi alanlarda başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).
Kişiler arası zekayı geliştirmek için ;
·Başarıyla tamamlanması gereken bir proje için farklı görevdeki güvenilir insanlarla bir araya gelin (takım aktivitesi ya da komite çalışması gibi).
·Bir başkasını derinden ve olduğu gibi dinleme çalışması yapın.
·Konuşan birini dinlerken genellikle "aklı kurcalayan" düşüncelere engel olun ve sadece bir noktaya, "onların ne dediğine dikkat edin.
·Bir kimsenin mimiklerinden, sözsüz ipuçlarından onun ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışın ve daha sonra tahmininizin doğruluğunu kontrol edin.
·Herhangi biriyle konuşmadan iletişim kurmak için farklı yollar bulun. Örneğin yüz ifadeleriyle, vücut şekilleriyle, jestlerle ve seslerle (adana.meb.gov.tr).

3.1.7. Kişiye dönük Zeka ( Ben, karakter ve kişilik zekası)
İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyle ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.
· Özgürlüğüne düşkündür. Bireysel çalışmalardan zevk alır.
· Kendisi hakkında düşünmeyi sever. Kendi ilgi ve becerilerinin farkındadır.
· Başarı ve başarısızlıklardan zevk alır. Kendini sever ve kendisiyle gurur duyar.
· Yalnız kalmaktan hoşlanır. Kendi iç dünyasını düşünür.
· Hedefler oluşturma ve hayallerden zevk alır.
· Öğrenirken kişisel çalışmalar, kendini değerlendirme ve kişisel farkındalığa ihtiyaç duyar.
· Yaşadıkları her olay veya deneyim üzerinde çok fazla düşünürler.
· Kendi içlerinde bir değer ve anlayış sistemi oluştururlar.
· Her şeyde kendilerinden bir şey ararlar.
Yaşam felsefelerini oluşturmaya yönelik bir arayış içindedirler. Yaşamlarında motivasyon kaynakları, hedefleridir.
Öğrenme yolu:
Yoğunlaşarak, duygu ve düşüncelerinin farkına vararak, ruhsal gerçekliklerin farkına vararak, düşünmeyi düşünerek, benliğini geliştirerek, özgün bireysel etkinlikler yaparak öğrenme.
Çalışma alanları:
Yazar, Psikoterapist, Sosyal hizmet uzmanı, Dini lider, sanatçı, İş adamı, Ressam, heykeltıraş vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).
İçsel Zekayı geliştirmek için ;
·Rutin bir aktivite sırasında yoğun dikkat göstermeye çalışın. Bu, olup biten her şeyin farkında olmaktır. Örneğin düşünceler, duygular, hareket değişiklikleri ve ruhsal durumlar.
·Eğer tarafsız olabiliyorsanız, dışarıdan bir gözlemci gibi duygu, düşünce ruh halinizi izlemeye çalışın.
·Belirsiz durumları, bilinen örneklere uydurmaya çalışın. Örneğin '"kızgınlık durumu", "şakacılık durumu", "korku durumu"'.
·Problem çözme stratejileri ve çözümsel düşünme süreci gibi durumlardaki çeşitli düşünme stratejilerinde taraflısı olun.
·"Ben kimim" sorusuna 25 kelimeyle ya da daha kısa bir cevap yazın.
·Sizi tatmin edene kadar üzerinde çalışmaya devam edin. Bir hafta süreyle her gün yeniden gözden geçirin ve gerekli olduğunu düşündüğünüz düzeltmeleri yapın (adana.meb.gov.tr).

3.1.8.
Doğacı-Varoluşçu Zeka ( Doğa, çevre ve canlı zekası)
Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.
· Araştırmalar yapmayı sever.
· Doğadaki canlıları incelemekten hoşlanır.
· İnsanın varoluşunun nedenlerini ve kendi varoluşunu düşünür.
· Doğadaki hemen her canlının yaşamına ilgi duyarlar.
· Farklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidirler,çiçek türleri hayvan türleri onlar için çok çekicidir.
· Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanırlar.
· Kendilerine özgü out-door etkinlikler düzenlerler doğayla her şeyi paylaşırlar.
· Doğadaki bitki türlerine karşı duyarlıdırlar.
· Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenirler.
Öğrenme yolu:
Doğayı ve doğada olup bitenleri gözlemleyebilme yeteneği kazanarak, kendisinin de bu dünyanın bir parçası olduğunun farkına vararak öğrenme.
Çalışma alanları:
Zooloji, Botanik, Organik Kimya, Biyoloji, Jeoloji, Meteoroloji, Arkeoloji, Çiçekçilik, Tıp, Fotoğrafçılık, Dağcılık, İzcilik vb. alanlarda başarıyla çalışabilirler (ilkbahar.k12.tr).

4.Çoklu Zeka Teorisinin İlkeleri
· İnsanlar çok farklı zeka türlerine sahiptir.
· Her insan aktif olarak kullandığı zekaları ile özel bir karışıma sahiptir. Her insanın kendine özgü bir zeka profili vardır.
· Zekaların her biri insanda farklı bir gelişim sürecine sahiptir.
· Bütün zekalar dinamiktir.
· İnsandaki zekalar tanımlanabilir ve geliştirilebilir.
· Her insan kendi zekasını geliştirmek ve tanımak fırsatına sahiptir.
· Her bir zekanın gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.
· Her bir zeka hafıza, dikkat, algı ve problem çözme açısından faklı bir sisteme sahiptir.
Bir zekanın kullanımı esnasında diğer zekalardan da faydalanılabilir.
· Kişisel altyapı, kültür, kalıtım, inançlar zekaların gelişimi üzerinde etkiye sahiptir.
· Bütün zekalar, insanın kendini gerçekleştirmesi yolunda farklı ve özel kaynaklardır.
· İnsan gelişimini değerlendiren tüm bilimsel teoriler çoklu zeka teorisini desteklemektedir.
· Şu anda bilinen zeka türlerinden daha farklı zekalar da olabilir.
Çoklu zeka kuramı eğitimde iki önemli yara sağlamaktadır. Bunlar; öğrencileri istendik durumlara getirebilmek için eğitim programlarını planlama olanağı sağlaması ve farklı disiplinlerde önemli kuram ve konuları öğrenmeye çalışan daha fazla sayıda öğrenciye ulaşmayı sağlamasıdır. Yaşamda hiçbir aktivite yoktur ki tek bir zeka bölümü içersin. Yaptığımız çok basit işlerde bile farklı zeka bölümlerini kullanırız (KAYA, 2004, s.27,29).

5. Çoklu Zeka Alanları nasıl belirlenebilir?
Öğrencilerin çoklu zeka alanlarının belirlenmesinde kullanılabilecek yöntemler çeşitlidir. Bunlardan ilki ve muhtemelen de en etkili olanı, öğretmenin sınıfta yaptığı kişisel gözlemlerdir. Bunu gerçekleştirmenin bir yolu,öğrencilerin sınıftaki olumsuz davranışlarını gözlemektir. Örneğin,yüksek düzeyde sözel-dil zekasına sahip olan bir öğrenci sürekli olarak yanındakilerle konuşma eğiliminde olurken, güçlü bedensel-kinestik zekaya sahip öğrenciler sürekli olarak kıpırdanma,yerinde duramama ve yanındakileri rahatsız etme eğiliminde olacaklardır. Diğer bir yol da, öğrencilerin okuldaki boş zamanlarını nasıl harcadıklarını ve kimsenin onlara ne yapmaları gerektiğini söylemediği durumlarda onların hangi faaliyetlere katıldıklarını gözlemektedir. İkinci olarak, öğretmenler, öğrencilere birkaç soru yönelterek onların zeka eğilimlerini ortaya çıkarabilirler.örneğin:
İçinizden kaç kişi iyi hikayeler yazabilir?
İçinizden kaç kişi matematik problemlerini çözmeyi sever?
İçinizden kaç kişi güzel resim çizebilir?
İçinizden kaç kişi en azından bir yakın arkadaşa sahiptir?
İçinizden kaç kişi bir müzik aletini iyi çalar?
İçinizden kaç kişinin yalnız kalmak için gittiği gizli bir yeri vardır?
Son olarak,öğretmenler çizelge 1’deki envateri kullanarak öğrencilerin zeka alanlarını tespit edebilirler. Bu envanter, öğrencilerin kendi kendilerini değerlendirmelerine fırsat tanıyarak, onların hangi zeka alanlarına daha yatkın olduklarını ortaya çıkartmak için geliştirilmiştir. Envaterdeki 1, 2 ve 3 sayılarının değerleri, sırasıyla “katılmıyorum, az katılıyorum ve çok katılıyorum” düzeyleri olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, bir öğrencinin belli bir zeka alanında aldığı en yüksek puan, o öğrencinin o zeka alanına daha yatkın olduğunu ortaya koyacaktır.

Çizelge 1: Öğrencilere Yönelik Çok Yönlü Zeka Alanları Envateri
Ad:  1a.PNG
Gösterim: 939
Boyut:  29.9 KB
Ad:  1b.PNG
Gösterim: 584
Boyut:  42.8 KB

6. Çoklu Zeka Teorisi nasıl uygulanabilir?
Çizelge 2 çoklu zeka teorisinin ileri sürdüğü öğrenme tiplerinin nasıl düşündüklerini, hangi türdeki etkinliklerini daha çok sevdiklerini ve sınıfta en çok nelere gereksinim duyduklarını göstermektedir. Aşağıda ayrıca ilköğretim birinci kademesinde okuma öğretiminin, çoklu zeka teorisinden faydalanarak, nasıl daha etkili hale getirilebileceğine ilişkin bir örnek uygulama verilmektedir.

Çizelge 2 Çoklu Zeka Teorisi ve Öğrenme Tipleri
Ad:  1c.PNG
Gösterim: 1152
Boyut:  38.2 KB

7. Öğrencilerin Zeka Alanlarının Ölçülmesi
Çoklu zeka kuramı, zekanın sayısal olarak sabitlenmesine karşı olduğu için, testlere de karşıdır. Bu nedenle zeka alanlarının saptanmasında test dışı tekniklerin kullanılması önerilmektedir. İşte bunlardan bir kaçı;
1. Gözlem
2. İşaretleme Ölçekleri ve Dereceleme Ölçekleri
3. Anekdot Kaydı
4. Kimdir Bu?
5. Görüşme

1. Gözlem
Yüksek gözlem becerisine sahip yetişkinler için son derece kullanışlı bir tekniktir. Her an her yerde kullanılabilir. Çocuklar olumlu ya da olumsuz bir çok davranışlarıyla bize kendileri hakkında bilgi vermektedir. Örneğin gözleriyle öğretmeni ve tahtayı takip etmeye çalışan bir öğrenci görsel bir öğrenme olduğu mesajını vermektedir. Sıklıkla öğretmenine ve arkadaşlarına dokunmaya çalışan ya da gördüğü her şeyi eline alıp dokunmak isteyen bir öğrenci ise, büyük olasılıkla kinestetiktir. Olumlu davranışlarda olduğu gibi, olumsuz davranışlarda da gözlenebilecek. Çok fazla ip ucu vardır.Örneğin derste sıklıkla dalan, hayal kuran bir öğrenciye öğretmeni kızdığında o öğrenci ona şöyle demek istemektedir.
" Sevgili öğretmenim, ben sıklıkla dalıyor ya da hayal kuruyorum. Çünkü sen dersini sadece sözel-dilsel olarak sunuyor ve işliyorsun. Benim doğal öğrenme kanalım olan görsel uyarıcılarla dersi sunmadığın için bende kendi ihtiyacımı hayal kurarak kendim gidermeye çalışıyorum.Anlasana.."

Derste devamlı hareket eden , hiçbir şey bulamazsa kalemini açmak için çöpe giden öğrenciyi öğretmeni suçlarsa, o öğrenci öğretmenine şöyle seslenebilir;
" Canım öğretmenim. Ben kinestetik, harekete dayalı bir öğrenciyim. Oysa sen; susun, kıpırdamayın, çiçek olun diyorsun. Ama ben hareket ederek öğrenebiliyorum. Sen derste sadece konuşuyorsun. Ben sıkılıyorum, Konuyu harekete dayalı işlesen ben de hareket ihtiyacımı gidermiş olacağım. Siz günlük planlarınıza hareketi sokmayınca ben kendimi sokuyorum."
Öğretmenler sınıf içinde çocukların neler yapmaktan hoşlandığına bakarak bazı öngörülerde bulunabilirler. Örneğin, Atatürk hakkında istediğiniz bir etkinliği yapın denildiğinde çocuklar farklı etkinliklere yönelebilir. Bir çocuk Atatürk hakkında bir komposizyon ya da şiir yazabilir. Bir başka çocuk Atatürk' le ilgili resim çizebilir. Bir diğeri dramayla duygularını ifade edebilir. Atatürk' ün sevdiği şarkılardan y da fotoğraflarından koleksiyon yapan bir öğrencide çıkabilir. Bu tür gözlemler birkaç kez yapıldığında oldukça sağlıklı verilere ulaşılabilir.
2.
İşaretleme Ölçekleri ve Dereceleme Ölçekleri İşaretleme listeleri, öğrenciler hakkındaki gözlemlere dayalı olarak ya da öğretmenler, anne-baba ya da öğrencilerin kendileri tarafından doldurulabilir. Ekte zeka alanlarına ilişkin bir işaretleme listesi verilmiştir. Bu form kesinlikle bir zeka testi değildir. Sadece bu forma bakarak bir öğrenciyle ilgili bir yargıya asla ulaşılamaz. Öğrencilerin hangi alanlara daha fazla yakın olduklarına ilişkin yüzeysel bir fikir verebilir. Bu form öğrencilerin birbirleriyle kıyaslanmalarında , derecelendirilmelerinde ya da belirli sınıflara yerleştirilmelerinde kullanılamaz.
3. Anekdot Kaydı
Anekdot, herhangi bir öğrencinin belli bir ortamda özgül bir davranışının ayrıntılı olarak betimlenmesidir. Anekdotların gözlenen olayla ilgili objektif betimlemelere dayalı olması gerekmektedir. Çünkü , davranışları yansıttığı ölçüde yararlı olmaktadır. Öğretmenler sınıfta , koridorda, bahçede dikkate değer davranışlar için anekdot kaydı tutabilirler. Bu form öğrencilerin istikrarlı olarak gösterdiği bazı davranışların kaydında kullanılabilir. Bu kayıtlar daha sonraki öğretmenler için verimli bir kaynak olacaktır. Her bir anekdot kaydı sadece bir öğrenci için tutulmalıdır. Bazen bir olay iki öğrenci arasında geçebilir. Bu tür durumlarda aynı kaydın iki öğrenci için de çoğaltılması ve onun dosyasına da konulması gerekir. Ayrıca, kayıt formunun alt kısmına bu kaydın iki öğrenci içinde dosyalandığı belirtilmelidir.
Anekdot kayıtları açık uçlu olduğu için gözlemcinin ön yargılarını kayıtlara yansıtması muhtemeldir. Elbette önyargılardan tamamen arındırılmış kayıt tutmak tam anlamıyla mümkün değildir. Ancak, gözlemcinin eğitilmiş olması, duygularını denetleyebilmesi, davranışlar arasında nesnel olmayan ayrımlar yapmaması kaydın gerçeğe uygun olmasını kolaylaştırır. Bir öğrencinin ilk defa yaptığı tekrarlanmayan sıra dışı bir davranış üzerinde yoğunlaşmamak ve hatta bu tür davranışlar tekrarlanmadığı sürece kaydetmemek gerekir.
4. Kimdir Bu? Tekniği
Zeka alanlarına ilişkin olarak "kimdir bu?" tekniğini uygulamaya başlamadan önce , hangi amaçla ya da hangi türde bilgi edinmek istediğine karar verilmelidir. Kimdir bu anketinde yer alacak sorular buna göre hazırlanmalıdır. Bu proje çalışmasında kimlerin ne tür göreve ve etkinliklere yatkın olduğunu saptamak için proje yöneticisi, organizasyon sorumlusu, yazman, arabulucu, araştırmacı vb. kategorilere yer verilir ve bu kategorilere en uygun ismin kim(ler) olduğu sorulur. Örneğin, projede liderlik yapabilecek kişi kimdir? Tarzında bir soru yöneltilebilir. Bu suretle akran değerlendirmesi yoluyla hangi öğrencinin hangi zeka alanlarındaki işlere yatkın olduğu anlaşılabilir. Bu amaçla sosyometriden de yararlanabiliriz.
5. Görüşme
Öğretmenler, anne-baba ve diğer öğretmenlerle tekniğine uygun görüşmeler yaparak çocukların sahip oldukları zeka alanları hakkında geniş bilgi edinebilirler. Anne ve babalar yıllarca çocuklarıyla ilgili zengin yaşantılara şahit olurlar . Bu görüşmelerde velilerin bilgilerinden yararlanılmalı ve onlara çocuğun zeka alanlarını geliştirme konusunda bilgiler verilmelidir. Görüşmelerde öğrencinin hangi konularda başarısız olduğu değil, neleri daha iyi yaptığı üzerinde odaklanma yararlı olabilir.Öğretmenler, farkında olarak yada olmadan öğrencinin zayıf olduğu dersleri öncelikle vurgulama eğilimindedir. Oysa bu durum hem velinin hem de öğrencinin enerjisini azaltacaktır. Diğer öğretmenlerle yapılan görüşmeler öğrenciler hakkında daha nesnel sonuçlara ulaşma olanağı sağlar. Bir derste yeterli olmayan bir çocuk başka bir derste kendisini daha iyi ifade edebilir. Bunun tersi de olabilir. Öğretmenler odası, öğrenciler hakkında en çok konuşulan mekanlar arasındadır. Genellikle en iyi ya da en kötü denilen öğrenciler hakkında konuşulma olasılığı daha yüksektir. Bu tür konuşmalar etiketlemeye yol açmaktadır. Öğretmenler olumlu ya da olumsuz olarak birbirlerinin görüşlerinden kolaylıkla etkilenmektedirler. İlke olarak asla bir öğrencinin yetersizliklerini ön plana çıkarmamakta yarar vardır (fenokulu.com).

Son düzenleyen Blue Blood; 12 Kasım 2007 21:21


Misafir
14 Ocak 2007 20:54       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
B. Sınıf Yönetimine Uygulanması
Çoklu zeka teorisine dayalı öğretim stratejileri çeşitlilik arz eder. Çünkü, bu teori hiçbir öğretim stratejisinin tek başına her zaman bütün öğrenciler için uygun olamayacağını savunur. Bu bölümde, toplam 40 olmak üzere her zeka alanına ait 5 öğretim stratejisi tanıtılmaktadır. Bütün bu stratejiler herhangi bir öğretim kademesinde uygulanabilecek nitelikte genel, fakat aynı zamanda da belli bir disiplin alanına uyarlanabilecek nitelikte de özel bir yapıya sahiptir.bu öğretim stratejileri, çoklu zeka teorisinin sınıf ortamında uygulanmasına ilişkin olarak yayımlanan çeşitli kaynaklardan (örneğin; Armstrong, 2000,Champbell, 1994, Lazear, 1999,2000, Nicholson-Nelson ,1998) yararlanılarak derlenmiştir.

1. Sözel-Dil Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
1.1. Hikayeleştirme
Hikayeler insanlığın var oluşundan beri hemen her kültürde değer bulan en etkili iletişim araçlarından birisidir. Nitekim, sınıfında hikayeleştirmeye yer veren bir öğretmen belli öğretim amaçlarını , kavramlarını veya fikirlerini bir öykü etrafında organize edebilir. Hikayeler sadece sözel derslerde değil, matematik, fen gibi derslerde de belli kavramları açıklamak için kullanılabilir. Örneğin; matematikte ‘katlama’ kavramını öğretmek için öğretmen, sihirli güçleri olan kardeşlerin hikayesini anlatabilir. Bu hikayeye göre, bu kişilerin dokundukları her şey ikiye, üçe veya dörde katlanmaktadır. Hikaye anlatmada önemli olan nokta, öğretmenin derste işlemek istediği ana fikirlerin,kavramların veya olguların bir listesini çıkarıp daha sonra onları yaratıcı bir üslupla belli bir yer, olay ve kahramanlar seçerek hikayeleştirmektir.
1.2. Beyin Fırtınası
Beyin fırtınası, bir grup öğrencinin mantıklı olup olmadığı endişesine kapılmadan açık fikirli olarak bir konu,olay veya problem durumu hakkında düşünmesi ve olabildiğince çok sayıda fikir üretmesidir. Beyin fırtınası stratejisi, herhangi bir olay, konu ve olgu hakkında uygulanabilir.(örneğin;bir hikayeye başlık bulunması) ayrıca, tersine beyin fırtınası aktivitelerinde örenciler problemleri tersinden ele alarak irdeleyebilirler. Bu yolla eğitimdeki bazı olayların yanlış veya olumsuz yönleri vurgulanarak dolaylı çözüm önerileri geliştirmek amaçlanır. Ör: öğrencileri kopma çekmeye nasıl yönlendirebiliriz. Beyin fırtınası stratejisinin başarısı için ilgili veya ilgisiz, konuya ilişkin ilk akla gelen bütün fikirlerin dile getirilmesine fırsat tanımak, ortaya atılan fikirleri asla eleştirmemek ve bütün öğrencilerin fikirlerini değerli görmek önemlidir.
1.3. Ses Kayıt Cihazı
Ses kayıt cihazı, bir sınıftaki en değerli öğrenme araçlarından birisidir. Çünkü, öğrencilerin kendi sözel güçlerini ve potansiyellerini keşfetmelerine fırsat tanır. Örneğin, yazma becerisi çok iyi gelişmiş öğrenciler düşünce ve duygularını bir kasete kaydederek ses kayıt cihazını düşünce ve duyguları ifade etmede bir ‘sözel mektup aracı’ olarak kullanabilirler. Ör: öğretmen öğrencileri sınıfta oluşturduğu belli etkinlik merkezlerine dağıtarak onların ses kasetlerine belli bir konu hakkında kaydedilen bilgileri dinlemelerini isteyebilir.
1.4. Günlük Tutma
Günlük tutma, bir öğrencinin belli bir konu alanına ilişkin periyodik olarak yazılı kayıtlar tutmasıdır. Günlükler, genel veya açık uçlu olabileceği gibi (örn: gün boyunca derslerle ilgili hislerinizi ve düşüncelerinizi yazın.), oldukça odaklanmış veya spesifik bir konu hakkında olabilirler. (örn: tarih dersinin bir projesi olarak öğretim yılı boyunca tarihsel müzelere yapılacak olan bütün gezilerin bir değerlendirmesini yapın.) Günlük Türkçe dersinde de tutulabilir. (örn: okuduğunuz kitaplara olan kişisel tepkini belirtin.) günlükler, tamamıyla özel veya bireysel olabilir, yalnızca öğretmen ve öğrenci arasında paylaşılabilir veya sınıftaki diğer öğrencilere de okunabilir.
1.5. Yayınlama
Yazı, fikirleri paylaşmak ve insanları etkilemek için kullanılabilecek en güçlü araçlardan birisidir. Dolayısıyla, öğretmenler, öğrencilere yazdıklarını yayınlama fırsatı vererek onların yazma konusundaki düşüncelerini olumlu yönde etkileyebilirler. Yayınlama , bir çok şekilde gerçekleşebilir. Ör: öğrenciler daktilo ve bilgisayarda yazdıklarını fotokopi ile çoğaltıp başkalarına dağıtabilirler. Öğrenciler,yazılarını sınıf veya okul gazetesine veya öğrenci çalışmalarını kabul eden diğer yayın organlarına gönderebilirler. Ayrıca, öğrencilerin yazıları bir kitaba dönüştürülerek sınıfın veya kütüphanenin özel bir bölümünde sergilenebilir.

2. Mantıksal-Matematiksel Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
2.1. Ölçme ve Hesaplama yapma
Günümüz öğretmenleri, fen ve matematik alanlarıyla birlikte diğer derslerde de sayıları ve rakamları nasıl kullanabilecekleri konusunda düşünmeye teşvik edilmektedir. Böylelikle tarih ve coğrafya gibi derslerde öğretmenler düzenli olarak sayısal ve istatiksel işlemlere odaklanabilirler. (ör: savaşlarda kaybedilen insan sayısının veya çeşitli ülkelerin nüfuslarının hesaplanması gibi. ) ve Türkçe ve edebiyat gibi derslerde de sayıları ve hesapları içeren zaman, edebi yazılar ve hikayeler kullanabilirler. Bu sayede öğretmenler , öğrencilerin matematiksel işlemlerin sadece matematik dersinin değil, aynı zamanda hayatın da vazgeçilmez bir parçası olduğunu görmelerini sağlayabilirler.
2.2. Sınıflandırma
Sınıflandırma stratejisi, basit olarak öğrencilerin belli nesneleri, fikirleri veya olayları belli kategorilere yerleştirmelerini sağlamaktır. Bu kategoriler öğretmen veya öğrenciler tarafından oluşturulabilir. Bu stratejinin temel amacı, öğrencilerin analiz ve sentez becerilerini kazanmalarını ve pratik etmelerini sağlamaktır. Bu stratejiye göre, birbirinden ayrı küçük bilgi parçalarının daha iyi anlaşılması ve daha kolay hatırlanması için onların temel bir fikrin veya temanın etrafında toplanarak belli bir mantık çerçevesinde organize edilmesi gerekir. Bu stratejinin temel felsefesi şudur: ‘Mantıksal beyin, belli bir bilginin belli bir mantık çerçevesinde işlendiği her an uyarılabilir.
2.3. Benzerlik Nedir? Fark Nedir?
Bu öğretim stratejisi, öğrencilerin iki veya daha fazla maddenin, fikrin veya olayın birbirinden nasıl veya hangi yollarda ayrıldığını ve birbirleriyle nasıl ve hangi yollarla benzeştiğini kavramalarını sağlamaktır. Ör: Türkçe dersini işleyen bir öğretmen öğrencilerden fiil ile tümleci,fıkra ile hikayeyi, nokta ile virgülü veya edat ile özel ismi karşılaştırmalarını isteyebilir.
2.4. Sokratik Sorgulama
Sokratik sorgulamada öğretmen, öğrencilerin görüş açılarını sorgulayan bir role bürünür. Öğrencilere hitap etmek yerine, öğretmen öğrencilerle birlikte diyaloğa girerek onların fikirlerinin ve pozisyonlarının doğruluğunu veya yanlışlığını açıklığa kavuşturmayı amaçlar. Sokratik sorgulamada önemli olan husus,öğretmenin tartışmanın sonunda öğrencilerin neyi kazanmaları veya öğrenmeleri gerektiği konusunda kendi zihninde açık bir vizyona sahip olmasıdır. Bu stratejinin temel amacı, asla öğrencileri yaptıkları tercihler veya sahip oldukları fikirler için yargılamak veya küçük düşürmek değil, onların eleştirel düşünme becerilerini kazanmalarını ve pratik etmelerini sağlamaktır.
Elkind ve Sweet’in (1997) de işaret ettiği üzere,bu stratejinin amacı öğrencilerin hem zihinlerini hem de karakterlerini geliştirmelerine yardım etmektir. Bu stratejinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için aşağıdaki ilkelerin göz önünde bulundurulması gerekir.
· Hayali bir durum üretin ve bu durumu dersin veya tartışmanın başlangıç noktası yapın.
· Öğrencilerin tartışmanın sonunda hangi fikri edinmelerini, hangi dersi almalarını veya hangi anlayışı kazanmalarını istediğinizi açık olarak tanımlayın.
· Zihninizde oluşturduğunuz sonuca öğrencileri çekmek veya yönlendirmek için bir dizi sorular tasarlayın.
· Öğrencilerinizin ‘eğer…ise ne yapardınız? ‘sorusuyla bir pozisyon almalarını sağlayın.
· Diyalogun veya tartışmanın birkaç farklı yönde gelişmesi için iyi bir plan yapın.
· Her aşamada, öğrencilerinizin zihinlerini ‘ Şimdi ne yapardın?’ veya ‘Bu durumda ne yapardın?’gibi sorularla harekete geçirin.
· Sürprizlere açık olun.
· Öğrencilerinizi dinleyin ve onlara karşı yargılayıcı davranmayın.
· Öğrencilerinizi ciddiye alın ve onların görüşlerine, fikirlerine saygı gösterin.
2.5. Bilimsel Düşünme Mantığı
Bilimsel düşünme mantığından kastedilen, bilimsel problem çözme sürecidir. Bu süreç, problemi tanımlamak,problemi belli parçalarına ayırmak ve varsayımlar oluşturmak, probleme ilişkin bütün verileri toplamak, toplanan verileri analiz etmek ve yorumlamak ve problemi belli bir çözüme kavuşturmak olmak üzere belli başlı aşamalardan oluşur. Bu strateji en yaygın olarak matematik ve fen bilgisi alanlarında kullanılmakla birlikte, diğer alanlarda da bilimsel fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamak için kullanılabilir. Ör: öğrenciler belli bilimsel fikirlerin ve buluşların dünya tarihi üzerindeki etkisini inceleyebilirler. (Atom bombasının geliştirilmesi 2. Dünya savaşı’nın sonuçlarını nasıl etkilemiştir?)

3. Görsel-Uzaysal Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
3.1. Zihinde Canlandırma
Öğrencilerin okudukları kitaplar ve dinledikleri sunularla ilgili materyalleri resimlere ve imgelere dönüştürmenin en kolay yollarından birisi, onlardan belli bir süreliğine gözlerini kapatarak öğrendiklerini zihinde canlandırmalarını istemektedir. Bu stratejinin uygulanması, öğrencilerin kendi zihinlerindeki ‘yazı tahtalarını’ yine kendi zihinlerinin bakış açısıyla oluşturmalarını sağlar. Daha sonra, öğrenciler zihinlerinde oluşturdukları bu yazı tahtasına hatırlamak istedikleri her şeyi kaydedebilirler.(örneğin. Kavramlar, matematik formülleri veya tarihler) bu etkinlikten sonra öğrenciler öğrenme sürecinde kazandıkları deneyimleri bir resme dökebilirler veya başkalarıyla paylaşabilirler.
3.2. Renklendirme
Yüksek düzeyde görsel-uzaysal öğrenciler, renge karşı aşırı hassas ve duyarlıdır. Ne yazık ki, çoğu öğrencinin okul günleri siyah-beyaz ders kitapları, yazı tahtası örnekleri ve metin çalışmaları ile tüketilmektedir. Öte yandan, rengi sınıfta bir öğrenme aracı olarak kullanmanın birçok yaratıcı yolu bulunmaktadır. Ör: öğretmen öğrencilerin önünde tepegözü kullanırken veya yazı tahtasında yazı yazarken çeşitli renkteki tebeşirleri ve kalemleri kullanabilir ya da öğretmen öğrencilerden ödevlerini ve diğer çalışmalarını raporlaştırırken farklı renkteki kağıtları ve kalemleri kullanmalarını isteyebilir. Son olarak, öğretmenler renkleri kendi öğretimsel sunuları sırasında belli ilişkileri, kuralları veya kategorileri vurgulamak için kullanabilirler.
3.3. Görsel Metaforlar
Sözel bir metafor, bir fikri veya düşünceyi başka bir fikir veya düşünceyi ima etmek veya kastetmek için kullanılır. Görsel metaforda, bir fikri veya düşünceyi görsel bir imge benzerlikler kurarak açıklamaya çalışır. Metaforlar, bir öğrencinin öğrenmekte olduğu bir konuyu, halihazırda o konu hakkında sahip olduğu bilgi ile ilişki kurmasını sağlar. Fen bilgisi dersinde,ör:öğretmen öğrencilerden vücudun organları ile hayvanların arasında bir ilişki kurmalarını isteyerek öğrencilerin kendi metaforlarını geliştirmelerine yardımcı olabilirler. (Eğer vücudumuzdaki en önemli organlar belli hayvanlar olsaydı, sizce hangi organlarımız hangi hayvanları temsil ederdi? Neden?)
3.4. Zihin Haritaları
Haritalar, hayatımızın en temel rehberleridir. (Örn: yol haritaları,müze ve park haritaları, hava durumu haritaları. Coğrafik bilgilerin bir harita üzerine aktarılması sayesinde, dağlar, ovalar ve nehirler arasındaki ilişkilerin farklı yansımalarını görmek mümkündür.) Aynı şekilde, zihin haritaları farklı kavram ve fikirler arasındaki ilişkileri oluşturmak ve temsil etmek için kullanılabilir. (Hyerle, 1996) Zihin haritaları kavramlar arasındaki ilişkileri, etkileşimleri ve bağlantıları bir kuş bakışı yaklaşımı ile görmemizi sağlarlar. Nasıl ki coğrafik haritalar dünyanın fiziksel modelini açıklıkla gözler önüne seriyorsa, zihin haritaları da belli bir konu, olgu veya probleme ilişkin öğrenciler tarafından geliştirilen ilişkilerin zihinsel modellerini görselleştirmektedir. Coğrafik haritalar ile zihinsel haritalar arasındaki en belirgin fark ise, coğrafik haritalar göreceli olarak statik fiziksel varlıkları temsil ederken, zihinsel haritalar daha esnek, değişken ve yüksek düzeyde üretken zihinsel ilişkileri temsil etmektedir.
3.5. Grafiksel Semboller
En geleneksel öğretim stratejilerinden birisi, tahtaya yazı yazmaktır. Öte yandan, görsel zeka potansiyeline sahip öğrencilerin bir konuyu anlamalarına yardımcı olmasına rağmen tahtaya konu ile ilgili bir resim veya grafik çizmek ise tahtaya yazı yazmak kadar yaygın olan bir uygulama şekli değildir. Bu strateji, basit olarak, bir öğretmenin öğrettiği kavramları bir grafiksel sembol ile görselleştirmesi gerektirir. (Örn: sütun grafiği, zaman grafiği) Grafikler, bilgileri ve sayısal verileri görselleştirecek veriler arasındaki belli ilişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırır. Ör, öğretmenin bir hikayenin konusunu veya tarihsel bir olayı bir zaman çizgisi ile görselleştirmesi gibi. Böyle bir zaman çizgisinin üzerinde sadece belli tarihler, isimler veya olaylar yer olmaz, bu olayları sembolize eden resimlerden de faydalanır.

4. Müziksel-Ritmik Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
4.1. Ritimler, Melodiler ve Şarkılar
Bu öğretim strateji, basit olarak sözel yollarda öğretilen bazı konuların müziksel bir formada dönüştürülerek öğretilmesini içerir. Bu stratejinin en temel düzeyinde, öğretmen,sözcükleri belli bir ritimle heceler ve çarpım tablosuna da toplumda popüler bir şarkı ile eşleştirerek öğretir. Öğretmen ayrıca sunusu sırasında vurgulamak istediği bir noktayı ve bir hikayenin ana fikrini belirleyerek onu ritmik bir yolla öğretebilir. Öğrencileri, öğrenmekte oldukları konuları özetlemek, sentezlemek veya pratik etmek için ritim, melodi ve şarkı üretmeye özendirmek demek,öğrenmenin daha ileri düzeyde gerçekleşmesini sağlamak demektir. Bu strateji,aynı zamanda çeşitli müziksel enstrümanlarla da desteklenebilir.
4.2. Müziksel Koleksiyonlar
Öğretmen, öğretim sürecinde faydalanabileceği kaynakları veya materyalleri, programdaki konuları örneklendiren ve zenginleştiren çeşitli müziksel koleksiyonlarla (ör: ses kasetleri ve CD’lerle) destekleyebilir.
4.3. Hafıza Müziği
Birçok araştırmacı, eğer öğrencileri öğretmenin sunusunu bir fon müziği ile dinlerse onların bilgiyi hafızalarına daha kolay kaydettiklerini bulmuştur. Bu araştırılmacılar, ayrıca basok veya klasik türdeki müziksel eserlerin bu bağlamada özellikle çok etkili olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu uygulamadaki asıl amaç, öğrencilerin kendilerini rahat hissedebilecekleri bir sınıf ortamı oluşturmak ve işlenen konunun öğrenciler için daha anlamlı ve kalıcı olmasını sağlamaktır.
4.4. Müziksel Ton
Birçok konuya ilişkin kavramları, ilişkileri veya zihinsel şemaları açıklamada müziksel ton yaratıcı bir araç olarak kullanabilir. Örn: ‘daire’ fikrini müziksel olarak öğretmek için öğretmen eliyle daireyi havada çizmeye başladığı anda belli bir tonda vızzz’lı ve mımm’lı sesler çıkartmaya başlayabilir. Dairenin eğrisini vurgulamak için, öğretmen tonu yavaş yavaş alçaltarak belli bir süreden sonra da tekrar yavaş yavaş yükseltmeye başlayabilir. Bu ve buna benzer teknikler, geometrideki diğer şekilleri açıklamada da kullanılabilir.
4.5. Duygusal Müzik
Belli bir konuya veya üniteye uygun bir duyguyu harekete geçirmek ya da sınıfta duygusal bir ortam oluşturmak için müzik eserleri kullanılabilir. Bu tür müzik parçaları, belli bir duyguyu oluşturmak için doğadaki sesleri, klasik müziği veya modern müziği de içinde barındırabilir. Ör: Türkçe dersinde deniz kenarına yakın bir yerde geçmekte olan bir hikayeyi okumaya hazırlanan öğrenciler için öğretmen, dalgaların ve martıların seslerini ihtiva eden müziksel parçayı sınıfa dinletebilir.

5. Bedensel-Kinestetik Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
5.1. Bedensel Tepkiler
Öğrencilerden, kendilerini ifade etmenin bir yolu olarak,
öğretim sürecine bedenlerini kullanarak tepkide bulunmaları istenebilir. Bu stratejinin en basit ve en çok kullanılan örneği, öğrencilerden bir şeyi anladıklarını göstermek için ellerini havaya kaldırmalarını istemektir. Öğrenciler,ayrıca, bir sunu sırasında öğretmene çeşitli bedensel tepkilerde bulunabilirler. Örneğin, anladıklarını göstermek için öğrenciler, bir parmağını şakaklarına koyabilirler ve anlamadıklarını ima etmek için de başlarını kaşıyabilirler.
5.2. Ssınıf Tiyatrosu
Sınıfta her öğrencinin aktörlüğünün dışa vurmak için onların okudukları materyallerin, hikayelerin veya olayların içeriğini dramatize ederek ya da rol oynayarak canlandırmaları istenebilir. Oyunlar ve gösteriler herhangi bir materyal kullanılmadan sahneye konabileceği gibi, birçok eşyanın yapımını veya belli malzemelerin kullanımını da gerektirebilirler.ayrıca bazı oyunlar öğrencilerin kendileri tarafından sergileneceği gibi, diğer bazılarında da kuklalardan veya minyatürlerden faydalanabilir. Bu strateji öğrencilerin belli bir konu, olay ve durum hakkında kendi duygu ve düşüncelerini başka bir kimliğe bürünerek ifade etmelerini sağlayan bir öğretim tekniğidir.
5.3. Kinestetik Kavramlar
Kinestetik kavramlar stratejisi, tıpkı sözcük bulma oyunlarında olduğu gibi, öğrencilere belli kavramları belli fiziksel gösteriler yoluyla öğretmeyi veya öğrencilerin sunularda dinledikleri ya da kitaplardan okudukları belli kavramları çeşitli bedensel hareketlerle örneklendirmelerini içerir. Bu strateji öğrencilerin tamamıyla sözel olan bir bilgiyi el-kol hareketleri, jestler ve mimikler yardımıyla tamamıyla bedensel olan bir formata dönüştürerek başkalarına iletmeyi gerektirir.
5.4. El Becerisine Dayalı Düşünme
Bedensel- kinestik zeka alanına eğimli olan öğrencilerin el becerilerini kullanarak öğrenmelerine fırsat tanınmalıdır. Bu amaç için, öğrencilerin fen bilgisi laboratuarında çeşitli deneyleri gerçekleştirmelerini ve iş eğitimi gibi derslerde de üç boyutlu modeller veya yapılar oluşturmalarını sağlayacak projelere yer verilmelidir. Bu yolla öğrenciler karmaşık yapılı bazı kavramları veya fikirleri,çamuru yoğurarak veya odunları yontarak oluşturdukları belli yapılarla açıklayabilirler.
5.6. Bir Referans Kaynağı olarak Beden
İnsan vücudu, belli bir bilgi boyutunun referansı şeklinde transfer edildiğinde çok uygun pedagojik bir araç olarak kullanılabilir. Bu yaklaşımın en yaygın örneklerini birisi,parmakların sayma ve hesaplama işlemindeki kullanımlardır. Aynı şekilde, coğrafya dersinde insan vücudu Türkiye haritasını temsil edebilirler. (Örn: eğer başımız Türkiye’nin kuzeyini temsil etseydi, Antalya bu haritanın neresinde yer alırdı?) Ayrıca, öğrenciler bir fikri, bir kavramı veya bir olguyu birlikte öğrenmek için fiziksel olarak bir araya geldikleri her durumda, kendi bedenlerinden faydalanabilirler. Türkçe dersinde,örneğin,bir grup öğrenci belli kavramları, cümleleri veya paragrafları öğrenmeye çalışırken gruptaki her öğrenci sırasıyla kavram için bir harfi, cümle için bir kelimeyi veya paragraf için bir cümleyi temsil edebilir.

6. Sosyal Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
6.1. Fikir Paylaşma Çiftleri
Fikir paylaşma çifteleri stratejisi, öğrencilerin belli bir ders, konu, olay, film veya gösteri öncesinde, esnasında ya da sonrasında fikirlerini paylaşmak ve birlikte çalışmak için bir araya getirilmiş ikili gruplardır (Harmin,1994). Bu öğretim stratejisinin temel amacı, öğrencilerin kendi fikirleri hakkında konuşmalarına ve diğerlerinin fikirlerini dinlemelerine fırsat tanımaktır. Bu stratejinin en etkili uygulaması ise, öğrencilerin ikili gruplar içinde fikirlerini paylaşmalarını istemektir. Çünkü eşli gruplarda öğrencilerden birisi konuşan, diğeri de aktif dinleyendir ve dolayısıyla da hiçbirisi dışlanmaz. Bu strateji öğrencilerin zihinlerinde ki belirgin ve ya net olmayan fikirlerini de anlaşılır cümlelere dökmelerini sağlar.
6.2. Eşli Okumak
Bu stratejide, iki öğrenci dönüşümlü bir şekilde birbirlerine sesli olarak okur. Bu stratejinin amacı, öğrencilere temel okuma becerisini ve okuma alışkanlığını kazanmaları için mümkün olduğunca çok miktarda pratik imkanı sağlamaktır. Bu strateji, basit olarak sınıftaki her öğrencinin kendisine bir eş seçmesini ve öğretmenin belirlediği bir okuma parçasını dönüşümlü olarak birbirine okumasını gerektirir. Öğrenciler okumayı bitirdiklerinde de onların yapmakla yükümlü oldukları görevler açıklanır. Örneğin, okuduğunuz parça, materyal veya hikaye ile ilgili olarak hoşlandığınız veya ilginç bulduğunuz noktaları tartışın.
6.3. Proje Çalışması
Proje çalışması, öğrencilerin genellikle somut bir ürüne ulaşmak için tek başına veya küçük gruplar halinde bir görev üzerinde uzun bir süre için bireysel veya birlikte çalışmaları olarak tanımlanır (Champbell,1997). Projelerin temel amacı, öğrencilerin kendi öğrenmelerinden sorumlu olmalarına yardım etmek ve onları başkalarıyla işbirliği içerisinde çalışmaya motive etmektir. Proje çalışmalarının başarılı olabilmesi için, onların belli bir odak noktası etrafında yoğunlaşmaları gerekir. Bu odak noktası, belli bir kavram,tema veya disiplinler arası bir konu olabilir.
6.4. İşbirlikçi Öğrenme
İşbirlikçi öğrenme stratejisi, öğrencilerin kendi ve diğer öğrencilerin öğrenmelerini en yüksek düzeye çıkarmak için birlikte çalışmayı sağlayan küçük grupların öğretimsel kullanımıdır. (Jahnson,Johnson ve Holubec,1994). Bu stratejiyle ilgili olarak hatırlanması gereken en önemli ilke şudur: “Küçük grup her zaman için daha verimlidir.” Dolayısıyla işbirlikçi öğrenmenin başarısı için grubun büyüklüğü önemlidir. İşbirlikçi öğrenme gruplarının üye sayısı genellikle iki ile dört öğrenci arasında değişir. Bir işin görevin veya ödevin daha yaratıcı bir şekilde çok farklı açılardan ele alınması gerekiyorsa, dört üyeli gruplar tercih edilmelidir. Dört üyeyi aşan gruplar ise genellikle pasif katılımla suçlanır;çünkü, zaman faktörü gruplardaki bazı öğrencileri sessiz kalmaya itebilmektedir. Grup çalışmaları için zaman kısıtlı ise, küçük gruplar oluşturmak her zaman için daha faydalıdır.
6.5. Simülasyonlar
Simülasyon, bir grup öğrencinin bir araya gelerek bir “sanki” durumunu oluşturması olarak tanımlanabilir. Örneğin, tarihsel bir dönemi birlikte çalışmak için bir araya gelen öğrenciler o döneme ait elbiseleri giyerek ve sınıftaki ortamı o dönemi temsil eder bir görüntüye büründürerek “sanki” o dönemde yaşıyormuş gibi davranmaya başlayabilirler. Bu strateji, birden çok zeka alanını (sözel,görsel ve bedensel zeka alalarını) kapsamakla birlikte, öğrencilerin daha ziyade diğer öğrencilerle iletişimleri ve etkileşimleri sayesinde yeni anlamları oluşturmasını sağladığından sosyal zeka alanına daha uygun bir yapı arz etmektedir.

7. İçsel
Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
7.1. Bir dakikalık Yansıma Periyotları
Sunular, tartışmalar, proje çalışmaları vb. etkinlikler sırasında öğrencilerin içe yansımak, öğrenilen materyali içselleştirmek ve işlenen konu hakkında derinden düşünmek için sık sık ara vermeye ihtiyaçları vardır. Bir dakikalık yansıma periyotları, öğrencilerin öğrenmekte oldukları belli bir bilgiyi sindirmek ve onu kendi kişisel hayatı ile ilişkilendirmek için gerekli olan zamana sahip olmalarını sağlarlar. Bu stratejinin özellikle kavranması güç olan bir bilginin sunumundan hemen sonra uygulanması çok faydalıdır. Sessizlik. İçe yansıma zamanları için en iyi sınıf ortamıdır. Ancak, ara sıra fon müziği de kullanılabilir.
7.2. Seçenek Zamanı
Öğrenme sürecinde öğrencilere seçenek sunmak, etkili öğretimin en temel ilkelerinden birisidir. Bir öğrenciye konuyla ilgili ne öğrenmek istediğini sormak ,örneğin, onun en azından bir merakını veya ilgisini gidermek için çaba göstermek demektir. Bu strateji temel olarak öğrencilerin kendi öğrenme yaşantıları hakkında karar vermelerine fırsat tanımak ve kendi öğrenmelerinden sorumlu olmalarını sağlamaktır. Öğrencilere ne kadar sıklıkla bu fırsatlar sağlanırsa, onların sorumluluk bilinci de o derce arttırılmış olur.
7.3. Konuşmak veya
Geçiniz Demek
Bazen, sınıfta pek çok öğrencinin belli bir konu hakkında söz almasını ve konuşmasını isteriz, sadece birkaç gönüllü öğrencinin değil, bu gibi durumlarda, öğrenciler “Haydi, pencere kenarındaki öğrencilerle başlayalım.” Sıra size geldiğinde de ya görüşünüzü bildiriniz yada “geçiniz” deyip konuşma sırasın bir başka arkadaşınıza devrediniz. Çünkü eğer konuşmak istemiyorsanız, konuşmak zorunda değilsiniz” diyerek onların enerjilerini harekete geçirebiliriz. Bu strateji bir dersin tamamı veya sadece belli bir bölümü için kullanılabilir. Ayrıca başka türlü konuşma cesareti olmayan utangaç öğrenciler için de uygundur. Nitekim, ilk başlarda sürekli “geçiniz” seçeneğini tercih eden öğrencilerin zamanla derste konuşmayı tercih ettikleri görülmektedir. Buna ek olarak bu strateji öğrencilerin kendi kendilerini kontrol etme ve yönetme becerilerini de geliştirir (örneğin, “Riski göze alıp konuşmalı mıyım? Yoksa susmayı mı tercih etmeliyim?”).
7.4. Duygusal Anlar Yaratmak
Bir çok sınıf ortamının en üzücü yanlarından birisi de, öğrencilerin yeterli miktarda duygulu anları (örneğin, heyecanı, coşkuyu veya üzüntüyü) yaşamalarına ve duygularını diğerleriyle paylaşmalarına fı9rsat tanınmasıdır. Öte yandan, Goleman’a(1995) göre , insanlar zihinsel olduğu kadar (hatta bazen ondan daha etkili olan) duygusal bir beyne sahiptirler. Bu nedenle öğretmenlerin “duygularla öğretim” yapmaları gerekmektedir. Öğretmenler, öğrencilerin sınıfta gülmek ,kızgın olmak veya bir şey hakkında heyecanlanmak gibi bir çok duyguyu yaşayabilecekleri anları yaratmakla sorumludurlar. Bu anlar çeşitli yollarla oluşturulabilir:
  • Öğretmenin öğretirken bu duyguları kendisinin modelleştirmesi,
  • Öğretmenin öğrencilerin kendi duygularını açıklamak için eleştiriden uzak , güvenli bir sınıf ortamını oluşturması,
  • Öğretmenin öğrencilerin çeşitli duygularını harekete geçiren öğrenme yaşantılarını sunması (örneğin, videolar filmler veya romanlar).
7.5. Sonuç Cümlesi Yazma
Bir dersi sona erdirmenin çeşitli yolları vardır. Bunlardan birisi ve belki de en etkili olanı, sonuç cümlesi yazma stratejisidir. Bu strateji , öğrencilerin bir dersin veya kişisel bir deneyimin üzerinde yansıyarak sonuç cümleleri yazmalarını istemek olarak tanımlanabilir.(Harmin,1994). Bu stratejinin amacı , öğrencilere kendileri için anlamlı öğrenme yaşantıları sağlamlarına ve bir deneyimden öğrenme alışkanlığı kazanmalarına yardım etmektir. Örneğin, sınıfın bir köşesinde, bir “öğrendim” kartı bulundurun ve bu kartta öğrencilerin sonuç cümleleri yazmalarına yardımcı olacak ifadeler veya ibareler yazın.
Sonuç cümlesi yazma örnekleri:
Ben bu derste ............. öğrendim.
Bu öğrendiklerimin ışığında …......… merak etmeye başladım.
Öğrendiklerimin ……… yeniden keşfetmemi sağladı.
……… hakkında da daha fazla öğrenmek isterim.
Şimdi daha iyi anlıyorum ki, ………
Sonuç olarak, ………
8.Doğacı Zeka Alanı için Öğretim Stratejileri
8.1. Doğa Yürüyüşleri
Nobel ödülü sahiplerinden ünlü fizikçi Richard Feynman’a göre , onun bilime olan merakı periyodik olarak babasıyla birlikte doğada yaptığı yürüyüşleri sonucundadır;çünkü,ondaki bilimsel sorgulama mantığı bütün bu yürüyüşler sırasında babasının sürekli ona çeşitli sorular yöneltmesi sayesinde gelişti(örneğin,şu gördüğün çukuru hangi hayvanın eştiğini düşünüyorsun?) (Armstrong,1998). Benzer şekilde öğretmenler, sınıfta öğrenilen materyali desteklemek için doğa yürüyüşlerini öğretim repertuarlarına entegre etmeyi düşünebilirler. Bu strateji genellikle hemen her konu için uygundur. Örneğin, herhangi bir doğal bölgenin geçtiği bazı edebiyat ve tarihle ilgili konuların söz konusu yerlere yapılan doğa yürüyüşleriyle pekiştirilmesi, öğrenci öğrenmesini daha kalıcı yapacaktır.
8.2. Alan Gezileri
Geleneksel eğitime yapılan en önemli eleştirilerden birisi, öğretim işinin daima kaplı kapılar ardında gerçekleşmesidir. Alan gezisi stratejisi ile belli öğretim amaçlarının karşılanabilmesi için önceden hazırlanmış bir plan çerçevesinde belli varlıkların, olayların veya durumların gerçek dünyada gözlenmesine ve incelenmesine yönelik olarak gerçekleştirilen bütün faaliyetler kastedilir.(örneğin, fabrika, müze veya dağlık ve ormanlık bölgelere sınıf veya okul tarafından düzenlenen ziyaretler olabilir). Bu stratejinin başarılı olabilmesi için öğretmenin gezilecek yerler hakkında bir ön inceleme yapması , harcanacak zamanın , paranın ve emeğin değmesi açısından son derce önemlidir. Gezi yeri ve zamanı ,gezi yerine nasıl gidileceği ve gezi sırasında nelerin gözleneceği gibi hususlarda mutlaka ayrıntılı bilgiler verilmelidir. Son olarak öğrencilerin gezi sırasında gerçekleştirdikleri gözlemleri anlatan rapor hazırlamaları alan gezisi sırasında edindikleri deneyimlerini daha anlamlı ve kalıcı kılacaktır.
8.3. Sınıftaki Öğrenme Penceresi
Sınıfta dikkati dağılan bir öğrencinin sergilediği en belirgin davranış, sırasında otururken büyük bir özlemle pencereden dışarıya bakmasıdır. Böyle durumlarda , muhtemelen bu öğrenci sınıfta olmak yerine dışarıda yapabileceği şeylerinde hayalini kurmaktadır. Buradaki soru şudur: Neden bazı öğrenciler büyük bir özlemle pencereden dışarıya bakam ihtiyacını hissetmektedirler? Çünkü, öğrencilerin dışarıda gördükleri, onlara sınıf içinde olup bitenlerden muhtemelen daha ilginç gelmektedir. O halde bu durum nasıl olumlu bir öğretim stratejisi olarak kullanılabilir. Diğer bir ifadeyle , pedagojik olarak öğrencinin pencereden dışarıya bakmasıyla ne başarılabilir? Örneğin, 14 sınıfta bir hava durumu istasyonu kurularak bir grup öğrencinin hava durumuyla ilgili ölçmeleri yapmaları sağlanabilir ya da bir grup öğrenci dört mevsimin ağaçlar ve diğer bitkiler üzerindeki etkisini inceleyebilir. Genellikle, bu tür uygulamalar yıl boyu süren projeler haline dönüştürülebilir.
8.4. Sınıftaki Bitkiler ve Hayvanlar
Eğer öğrencileri sınıf dışına götürmek her zaman olanaklı değilse, doğal ortamın sınıf içine taşınması alternatif bir yol olarak düşünülebilir. Bu amaç için öğretmenler, pencere kenarlarındaki eşikleri çeşitli bitkilerle veya çiçeklerle süsleyebilir. Bu uygulama, öğrenme ortamını sadece cazip hale getirmekle kalmaz, öğretim açısından bir çok pratik avantaj da sağlar. Örneğin, çiçekler ve bitkiler bir sınıf tiyatrosu için iyi bir fon oluşturabilir yada okuldaki yönetim sisteminin çeşitli boyutlarını açıklamak için öğretmen, sınıftaki bir bitkiyi doğal bir metafor olarak kullanılabilir. Doğal dünyayı sınıfa taşımanın diğer bir yolu da öğrencilerin bir sınıf hayvanı (örneğin, balık) besle4melrine fırsat tanımaktır. Bu stratejinin en az iki eğitimsel avantajı söz alanına sahip öğrenciler için güvenli bir sınıf ortamı oluşturur. Ve onların “doğadaki canlıları önemseme” ihtiyacını karşılamalarına yardım eder. İkinci olarak, öğrenciler sınıftaki hayvanın çeşitli davranışlarını ve gelişimini gözleyerek bilimsel gözlem yapma becerilerini de geliştirirler.
8.4. Ekolojik Çalışmalar
Ekolojik çalışmalar, öğrencilerin doğal dünyaya “saygı” geliştirmelerini sağlamak ve onlarda “çevre” bilincini oluşturmak amacıyla yapılan bütün faaliyetleri kapsar. Bu stratejiye göre, sınıfta işlenen her konunu mutlaka dünyanı ekolojik yapısı ile ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Örneğin, matematikte yüzdelikler konusu işlenirken , öğretmen öğrencilerden yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan canlıların şu anki oranlarını daha önceki yıllara ait oranlarla bir kıyaslama yapmalarını isteyebilir.

SONUÇ
Bilgi çağı olan günümüzde bilinin sürekli yenilenmesi, yeni yorumlarla yeni değerler kazanıp şekillenmesiyle de eğitim ve öğretim alanında farklı teoriler ortaya çıkmıştır.
Çoklu zeka teorisi bu uygulamaların en önemlisidir. Çocuğun bilgi öğrenmesinde sadece IQ seviyesi ya da EQ seviyesi tek başına bir önem arz etmez. Çoklu zeka teorinin kurucusu olan Gardner'a göre sekiz farklı zeka türü vardır. İnsanlar bu zeka türlerinin sadece birine değil birkaçına sahip olabilirler; fakat, baskın zeka türü kişiden kişiye değişir. Bu nedenle anlatılan bir olay, durum vs.'yi öğrenirken herkes kendine özgü bir şekilde öğrenir. Her öğretmen mutlaka öğrencisini zeka türünü bilmeli ve bunu dikkate alarak dersi düz anlatımla anlatmamalı, anlatacağı konuyla ilgili çeşitli materyaller kullanarak her öğrencinin sahip olduğu zekalara hitap edecek şekilde anlatmalıdır.
Eğitimin ve öğretimin seviyesini yükseltmek için bu teorini uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte öğrenme güçlükleri ortadan kalkacak, farklı zeka türlerine sahip olan öğrenciler de dersi zevkle takip edeceklerdir. Böylece eğitim ve öğretim tekdüze olmaktan kurtulacak ve dersin etkinliği artacaktır.


Daha fazla sonuç:
Çoklu Zeka Teorisi

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç