Arama

Türkiye Ekonomi Tarihi

Güncelleme: 1 Haziran 2007 Gösterim: 39.654 Cevap: 2
virtuecat - avatarı
virtuecat
Ziyaretçi
22 Eylül 2006       Mesaj #1
virtuecat - avatarı
Ziyaretçi
1923-1980 Türkiye Ekonomisi

Sponsorlu Bağlantılar

1920'lerden günümüze kadar Türkiye ekonomisi tarihini incelerken üç iktisat kongresinin de ekonomi politikalarında önemli değişimlerin yaşandığı dönemlerin başlarına rastladığı gözlenmektedir. Bu açıdan iktisat kongrelerinin ekonomik hayata yön verme işlevleri olmuştur.

Birinci İktisat Kongresi'nin düzenlendiği 17 Şubat 1923 tarihinde, Kurtuluş Savaşı'ndan galip olarak çıkan Türkiye, iktisadi açıdan Osmanlı İmparatorluğu'ndan devraldığı "Duyunu Umumiye" ile karşı karşıya kalan, halkın büyük çoğunluğu fakir ve eğitimsiz, sanayi kuruluşları yok denecek kadar az ve sermaye birikiminden yoksun, geri kalmış bir ülke konumundaydı. Bu kongrenin ortaya konulan fikirler açısından o dönemin Türkiye ekonomisini yeniden inşa etmede büyük katkıları olmuştur.

1981 yılında düzenlenen İkinci İzmir İktisat Kongresi ise, iktisadi ve siyasi bunalımların gözlendiği, iktisadi olarak içe dönük sanayileşmenin yarattığı bunalımların biriktiği ve hemen ardından bu alanlarda büyük değişimlerin gözlendiği bir dönemde düzenlenmiştir.

21. yüzyıla girmekte olan dünyada gözlenen siyasi ve teknolojik değişim rüzgarları içerisinde, 1992 yılında düzenlenen Üçüncü İzmir İktisat Kongresi, bu değişim ortasında olan ve coğrafi açıdan etrafında siyasi çalkalanmaların gözlendiği Türkiye için, iktisadi açıdan gelecek yüzyıla hazırlanmada, hedefleri belirlemede, kamu ve özel kesimin fikirlerini ortaya koymada önemli bir yere önemli sahiptir.

Birinci Dünya Savaşı'ndan 5 yıl sonra, dünyanın kendine bir düzen vermeye çalıştığı uluslararası konjonktürde toplanan Birinci İktisat Kongresi, daha çok içerdeki dengeleri tesis etmeye ve iktisadi yapıyı oluşturmaya yönelikti. Kongrede sanayici, tüccar, çiftçi, işçi "murahhaslarının" oldukça çekişmeli ve kulisli bir çalışma ortamından sonra, ana sektörler itibariyle belirlenen "Misak-ı İktisadi Esasları" başlığı altında bütünleşmeleri, bir ittifak arayışının kanıtı olarak sayılabilir.

Bu çerçevede, Kongre kapsamı içinde, siyasi bağımsızlığın iktisadi bağımsızlıkla birleştirilmesi ve Türk girişimcisinin güçlendirilmesi en temel hedeflerdi.

Kongre'de milliyetçi ve liberal politikaların temelleri benimsenmişti. Gerçekten, 1923-29 dönemi, tüm dünyada görüldüğü gibi liberal politikaların uygulandığı bir dönem olmuştur. Bunun nedeni, uygulanan politikaların, özel girişim öncülüğünde ve dışa açık bir ekonomik yapı içinde gelişmesiydi.

Dışa açık politikaların benimsenmesinin bir diğer nedeni ise Lozan Antlaşması'nın iktisadi hükümleriydi. Antlaşmanın eki olan ticaret sözleşmesi, 1916 yılında Osmanlı gümrük tarifelerinin 5 yıl daha yürürlükte kalmasını ve yeni yasaklar getirilmemesini öngörüyordu. Bu nedenle, 1929 yılına kadar gümrük tarifelerinde artışlar gerçekleştirilememiştir.

1923-29 yılları arasında devlet özel girişimi teşvik etmek için yoğun çaba harcamıştır. Bu amaçla yapılanların başında, devlet tekelleri kurularak daha sonra bunların işletmesini özel sektöre devretmek gelmektedir. Ayrıca, bu dönemde, milli sanayii geliştirmek için Teşvik-i Sanayi Kanunu ile birlikte çeşitli hammaddelerin ithalatını kolaylaştıran gümrük tedbirleri alınmıştır.

Milli bankalar kurularak (İş Bankası, Tütüncüler Bankası. Sanayi ve Maadin Bankası), İstanbul Ticaret ve Tahıl Borsası açılmıştır. Bu dönemde anonim şirketlerin kurulmaları da kolaylaştırılmıştır.

Madenler ve sigara üretimi devletleştirilerek milli üretime dönük bir biçimde işletilmeye başlanmış, şeker fabrikaları için teşvik kanunu çıkartılmıştır. Ancak, bu dönemde, devletin en az düzeydeki müdahaleci tutumuna rağmen, özel sektör istenilen gelişmeyi sağlayamamıştır.

Tüm dünyayı iktisadi açıdan büyük bir çıkmaza sokan 1929 dünya ekonomik bunalımı ise liberal iktisat politikalarını izleyen ülkemizi de etkilemiştir. Bu dönemde, Türk parasının değerinin düşmesi sonucu, tarım ürünlerimizin dünya piyasalarında fiyatları düşmüştür.

1924-1929 döneminde GSMH yılda ortalama %10,9, sınai üretim ise %8,5 oranında artış kaydetmiştir. Bu sonuç, üretim kapasitesine yapılan ilavelerden çok, geçmişte meydana gelen kapasite boşluklarının kullanılmasının bir sonucudur. Bu dönemde tarımsal üretimde görülen hızlı artış ise, aktif nüfusun savaş sonrasında toprağına geri dönmesinden kaynaklanmıştır.

1930 yılından sonra tüm dünyada, devletçi, müdahaleci ve korumacı politikalara yönelinmeye başlanmıştır. Türkiye de bu doğrultuda hareket ederek, bunalımdan çıkmak ve iktisadi genişlemeyi sağlamak amacıyla çeşitli tedbirler almıştır. Öncelikle, 1930 yılında Merkez Bankası kurulmuş ve Türk Parasını Koruma Kanunu TBMM'de kabul edilmiştir. 1931 yılında ise ithalata kota konulması ve ihracatın denetlenmesi hakkında çıkan kanunla, korumacılığın ilk adımları atılmıştır. Yine aynı yıl, Sanayi Kongresi düzenlenmiş, bunu takiben, 1932 yılında iktisadi hayatta devletin denetimini artıran bir dizi kanun çıkarılmıştır.

1933 yılında ise, Sümerbank'ın kurulması ve Mevduatı Koruma Kanunu ile Ödünç Para Verme İşleri Kanunlarının kabul edilmeleri başlıca iktisadi olaylardır. Devlet. bu tarihte ilk defa faiz oranlarını belirlemeye başlamıştır.

Devletin iktisadi hayata girişi, doğrudan doğruya devlet işletmeciliğine başlaması, 1934-1938 yılları arasında uygulanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile başlamaktadır. Bu plan döneminde, öncelikle, büyük kısmı yabancıların elinde bulunan demiryolları, Tramvay, Tünel Şirketi, Zonguldak Kömür Şirketi, İzmir Telefon Şirketi millileştirilmiş ve kamulaştırılmıştır.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı döneminde toprak reformu yapılarak tarıma teşvik sağlanmış ayrıca hammaddesi yurtiçinde bulunan malları işleyecek sanayi kuruluşları ile devletçe finanse edilmesi mümkün olan kuruluşların kurulmasına öncelik verilmiştir.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planının başarılı uygulaması ve hedeflere ulaşılması üzerine 1938 yılında İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlanmıştır. Bu planın uygulanacağı yıllarda II. Dünya Savaşı'nın başlamış olması, devletin savaş ekonomisine uygun bazı tedbirler almasına yol açmıştır. II. Dünya Savaşı dönemine, olası bir tehlikeye karşı savaş ekonomisi uygulanmıştır. Bu çerçevede, hükümete, olağanüstü koşullarda fiyat saptama, özel işletmelere el koyma, zorunlu çalıştırma gibi araçlarla, ekonomiye doğrudan müdahale yetkisi veren 1940 Milli Koruma Kanunu ile, devlet gelirlerini artırmak için Varlık Vergisi Kanunu çıkarılmıştır. Varlık Vergisi Kanunu 1942 yılında gördüğü yoğun tepkiler nedeniyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Savaşın bitmesi ve tüm dünyada liberal politikaların etkin olmaya başlamasıyla birlikte Türkiye'de de bazı değişiklikler olmaya başlamıştır. Çok partili sisteme geçişle birlikte başlayan liberal akım, 1945-1950 yılları arasında, Türk ekonomisinde devlet müdahaleciliğinin belirli sınırlar içinde tutulması ve daha liberal bir ekonomi uygulanması yolundaki girişimleri ön plana çıkarmıştır.

1946 yılında yapılan devalüasyon ile TL'nin değeri %53,6 oranında düşürülerek 1 Amerikan Doları karşılığı 2,80 TL olarak kur sabitlenmiştir. Bu dönemde yapılan devalüasyonun nedeni, savaş sonrası uluslararası fiyat düzeylerine ve yeni ekonomi politikalarına uyum sağlayarak ihracatı artırmaktır. Ancak bu devalüasyon. istenilen sonuçları vermemiş, ithalattaki aşırı artışlar, birikmiş olan döviz rezervleri ve daha sonra dış yardımlarla finanse edilerek 1953 yılına kadar sürmüştür.

Türk ekonomisini dar kalıplardan ve kısır kaynaklardan kurtarmak için 1947 yılında liberal karakterde bir Kalkınma Planı (1948-1952) hazırlanmıştır. Bu planda özel kesime büyük önem verilmiştir. Planın 1948-1952 dönemi için öngördüğü toplam harcama miktarında en büyük payı %44 ile ulaştırma almıştır. Bu dönemde ulaştırma sektöründe ağırlık verilen kesim demiryollarından ziyade karayolları olmuştur.

Tarım ve tüketim malları sanayine önem veren, özel girişimin öncülüğünü savunan ve dış ticaret ile kambiyo rejimlerinde serbestleşmeyi öngören bu stratejiler, 1947 yılında üye olunan IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların görüşleriyle de uyumlu idi. Yine de, 1947 yılından itibaren askeri ve 1948 yılından itibaren ekonomik yardımlar alan Türkiye'nin 1945-1950 yılları arasında reel GSMH'sinde istenilen büyüme sağlanamamıştır.

1950-1953 döneminde gerek tarımda gerekse sanayileşmede önemli gelişmeler sağlanmıştır. Tarımın makineleşmesi, kredi imkânları ve tarım için belirlenen yüksek fiyat politikası ile birlikte iklimin elverişli olması, bu dönemde tarım üretimini artırmıştır. Aynı zamanda, yabancı sermaye girişini kolaylaştırıcı uygulamalar, para arzının artırılması, ithalatın sınırlandırılması ve dış krediler ile yardımlar sayesinde de hızlı bir gelişme gözlenmiştir. Bu dönemde, büyük kamu yatırımlarına ağırlık verilmiştir.

1954'den sonra plansız yatırımların yapılması nedeniyle artan ithalatın finansmanında, dış yardımlara paralel olarak döviz rezervlerinin kullanılması sonucu zorluklarla karşılaşılmıştır. Dış ticaret hadleri aleyhimize gelişirken, fiyatların hızla artması ile birlikte ekonomik büyüme geçen 4 yıla göre aynı oranda olmamıştır.

Bankaların tarım ve sanayi sektörüne açtığı kredilerin yükseltilmesi yanında plansız yatırımların yapılması ve 1956 yılında Milli Koruma Kanunu'nun yeniden yürürlüğe konulması sonucunda, fiyatlar üzerinde suni bir baskı yaratılmış, enflasyon körüklenmiştir.

1958 yılında tekrar ekonomik istikrarı sağlamak için sıkı para ve maliye politikaları ve ihracatı teşvik tedbirleri gibi bir takım ekonomik tedbirler alındıysa da enflasyonist gidiş önlenememiştir. Bu ekonomik koşullarda, siyasi bunalımla birlikte 1960 yılında yeni bir Anayasa hazırlanarak, uzun vadeli bir ekonomik planın yapılması çalışmalarına yeniden başlanmıştır. Bunun için ilk önce 1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur. Ayrıca, 1958 yılında alınan istikrar önlemleri, 27 Mayıs 1960'dan sonra eskisinden daha sıkı bir biçimde uygulanmaya devam etmiştir. 1962 yılında ise, bir yıl süreli bir plan hazırlanmış ve planın başarılı olması üzerine, bundan sonra, beş yıllık planlar hazırlanmaya başlanmıştır.

1963-1967 yılları arasındaki Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile 1968-1972 yıllarını kapsayan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, ekonomik ve siyasi bunalımların sonunda istikrarlı bir büyüme hızı ve kalkınma sağlanması amacıyla 15 yıllık bir perspektif içinde hazırlanmıştır. Bu iki dönem içinde 10 adet yıllık program da uygulanmıştır. Bu 15 yıllık perspektif içinde başlıca hedefler şöyle sıralanabilir:

Yılda %7'lik bir büyüme sağlanması.
İstihdam sorunun çözümlenmesi.
Dış ödemeler dengesinin sağlıklı bir yapıya kavuşturulması.
Her alanda yeterli sayıda ve üstün nitelikli bilim adamı ve teknik eleman yetiştirilmesi.
Bu hedeflerin sosyal adalet ilkesiyle uyumlu bir biçimde sağlanması.
Bu hedefler çerçevesinde ele alınan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın yürürlüğe konulmasıyla, ithal ikameci sanayileşme de yeni bir evreye girmiştir. Sıkı maliye ve para politikaları, kaynakların tam olarak kullanılmasına ve en iyi biçimde tahsisine engel olan enflasyonist ve deflasyonist eğilimlerin gelişmesini önleyecek biçimde tespit edilmiştir.

Kamu yatırımlarının, vergiler, kamu teşebbüslerinin yaratacağı fonlar ve dış alemden sağlanacak kaynaklar gibi gerçek tasarruflarla finanse edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca, para ve kredi politikaları, özel sektör yatırımlarının gerçek kişi ve kurum tasarrufları ile finansmanını mümkün kılacak biçimde tespit edilmiştir. Bu planın öngördüğü dönem sonunda Türk ekonomisinde şu gelişmeler olmuştur:

Sanayi için yıllık %12,3 gelişme hızı öngörülmüş, bu oran %10,6 olarak gerçekleşmiştir.

Dış finansman kaynaklarının hedeflenen ölçüde sağlanamamış olması ve tarım kesiminin gelişiminin büyük ölçüde hava şartlarına bağlı bulunması nedeniyle %7'lik büyüme hızına ulaşılamamış, yılda ortalama %6,5 oranında büyüme gerçekleştirilmiştir.

Toplam yatırımların GSMH içindeki payı başlangıç yılı olan 1963'te %18'e yükselmiştir.

Kamu gelirleri artmış olmakla birlikte öngörülen seviyeye ulaşılamamış; bu da kamu harcamalarının kısılması sonucunu doğurmuştur. Ödemeler dengesi açığı ise, ihracatın düşünülen seviyenin üstünde gerçekleşmesi nedeniyle plan hedefinin altında kalmıştır.

Bu plan döneminde yatırımları ve ihracatı teşvik amacıyla bazı kanunlar çıkarılmıştır. Yatırımları teşvik amacıyla Gelir Vergisi Kanunu'na eklenen bazı maddelerle kalkınmada öncelikli yörelerde daha yüksek oranlarda yatırım indirimi uygulamasına başlanmış ve Vergi Usul Kanunu'na eklenen bir madde ile hızlandırılmış amortisman yöntemine geçilmiştir.

Yatırımlarda kullanılacak hammaddelerin ithalatını kolaylaştırıcı gümrük indirimleri gibi kolaylıklar sağlanmıştır. İhracatı teşvik için ise, ihracatta vergi iadesi uygulaması başlatılmıştır.

1968-1972 yılları arasında uygulaması gerçekleştirilen İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planını birinci plandan farkı çok kesimli olmasıdır. Tarım, madencilik, imalat sanayi, inşaat, hizmetler ve kamu kesimi tek tek ele alınırken, plan ulusal ve uluslararası kesim olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu planın amacı, Türk ekonomisinde hızlı bir gelişme sağlamak ve bu gelişmeyi sürekli hale getirmektir. Ayrıca, bu planın birinci plandan farklı olarak sanayi sektörüne özel bir önem verdiği görülmektedir.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda sanayi sektörü, ekonomik büyüme için "sürükleyici sektör" konumuna geçmektedir. Bu plan döneminde, bir taraftan "ithalat" yerine "yerli üretim" ikame edilirken, diğer taraftan "ara mallar" üretimi önem kazanmıştır. Ayrıca, vergi iadesi, döviz tahsislerine öncelik tanınması gibi ihracat teşviklerine önem verilmiş, ihracatçı birlikleri kurulmuştur.

Birinci ve ikinci planda öngörülen kalkınma hızları eşit olmakla birlikte, Birinci Plan'da hizmetler kesimi için öngörülen kalkınma hızı %7,2'den %6,8'e indirilmiştir. Her iki planda temel sektörlerin payları öngörülen yönde gelişmekle birlikte beklenenden daha düşük seviyede olmuştur.

Yatırımların sektörlere dağılımına baktığımızda, ikinci planın imalat sanayi, ulaştırma ve turizm yatırımlarına ağırlık verdiği görülmektedir. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı 1973-1977 yıllarını kapsamakta ve 15 yıllık uzun dönemli bir perspektifin üçüncü kısmını oluşturmaktadır.

Türkiye ile AT arasında 1963 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması'nın 1 Ocak 1973 yılında kanuni olarak yürürlüğe girmesi ile birlikte gümrük indirimlerinin gerçekleşmesi ve geçen on yıllık dönem içinde ulaşılan sonuçlar ve karşılaşılan sorunlar, özellikle sanayide hedeflenen artış hızının gerçekleştirilememesi, belirli bir yapısal değişikliği zorunlu kılmıştır. Bu yüzden plan 15 yıllık bir perspektif içerisinde değil, yeniden hazırlanan ve 22 yılı kapsayan yeni bir stratejinin ilk dilimi olarak hazırlanmıştır. 1973-1995 yıllarını kapsayan bu yeni stratejiyle ulaşılmak istenen başlıca hedefler şunlardır:

GSMH'nin yılda ortalama %9 dolayında artması.

Sanayinin milli gelir içindeki payının %23'ten %40'a çıkarılması, buna karşılık tarım kesiminin payının %28'den %10'a indirilmesi.

Toplam çalışanlar içinde sanayi kesiminin payının %11'den %22'ye yükseltilmesi, tarım kesiminin payının ise %60'tan %20'ye düşürülmesi.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plan döneminin belirgin niteliklerinden birisi, başta altyapı olmak üzere, ekonominin darboğazlara girmesidir. Bunun temelinde 1960-1973 döneminde kesintisiz büyümeyi sağlayan ithal ikameci stratejilerin bulunduğu görülmektedir. İthal ikameci politikalar. dayanıksız tüketim mallarına (işlenmiş gıda ürünleri, tekstil gibi) yönelik olduğu sürece büyüme devam etmiş, fakat 1960'ların ortalarından itibaren ithal ikameci politikalar dayanıklı tüketim malları (taşıtlar, beyaz eşya gibi) ve ara mallar (çelik, rafine edilmiş ürünler, petrokimya ürünleri gibi) hedef alındığında elde edilen sonuçlar tatmin edici olmaktan uzak kalmıştır.

Sınırlı iç piyasa ve ihracata yönelmedeki yetersizlik, sermaye yoğunluğu daha yüksek yatırımlardaki artış ve sınırlı kapasite kullanımları, büyüme hızının sürdürülmesini gittikçe daha yüksek maliyetli hale getirmiştir.

1973-1974 yılları arasında dört katına çıkan petrol fiyatları Türkiye'yi derinden etkilemiştir. Ardarda gelen hükümetler, birinci petrol şokundan önce yavaşlama eğilimine giren ekonomik büyüme hızını artırmak için, en azından başlangıçta, genişletici politikalar izlemişlerdir. Kamu sektörü yatırımları hızla büyümüştür. Ancak, aynı dönemde tüketim sınırlanamadığından, bu politika, reel olarak %8 gibi bir büyüme sağlanmasına rağmen istikrarsızlığa sebep olmuştur.

1970'lerin sonuna doğru ulusal tasarruflar ve yatırımlar arasındaki uçurum genişlemiştir. İthalat, durgun ihracat karşısında hızla büyümüştür. Kamu İktisadi Teşebbüslerinin dengesi çarpıcı bir şekilde bozulmuştur. Bunun sonucunda bütçe açığı büyümüş ve enflasyonda hızlı bir artış olmuştur. Cari işlemler dengesi önemli ölçüde açık vermiştir. Bu açık, 1977'de GSMH'nin %8'ine ve döviz gelirlerinin %92'sine ulaşmıştır. Bu açıklar özel yabancı sermaye ve rezervlerle finanse edilmiştir. Fakat bu finansman şekli, dış borçların artması, borçlanma yapısının bozulması ve konvertibl döviz rezervlerinin azalması şeklinde üç alandakötüleşmeye neden olmuştur. Bu ekonomik dengesizlikler sonucunda 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları alınmıştır.



1980-1982 Türkiye Ekonomisi


Yaşanan ekonomik dengesizlikler sonucunda alınan 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile, ihracatın ve döviz gelirlerinin artırılması, enflasyonun kontrol altına alınması ve ekonominin dışa açılarak uluslararası rekabet ortamına uygun dinamik bir yapıya kavuşturulması amaçlanmıştır. İstikrar Programı ile öngörülen başlıca tedbirler şunlardır:

Döviz gelirlerini artırıcı tedbirler.
İthalatın libere edilmesine yönelik tedbirler.
Fiyat oluşumu ile ilgili tedbirler.
Yabancı sermaye ile ilgili tedbirler.
İdari tedbirler.
Para politikası ile ilgili tedbirler.
Döviz Gelirlerini Artırıcı Tedbirler

24 Ocak 1980 tarihinde, Türk Lirası, Dolar karşısında yaklaşık %49 oranında devalüe edilerek Dolar kuru 47 TL'den 70 TL'ye çıkarılmıştır. 1 Temmuz 1981'den sonra ise günlük kur ayarlamalarına başlanmıştır.

İhraç ürünlerimize dış pazarlarda rekabet gücü kazandırılması ve ihracatta sanayi mamullerinin payının artırılması amacıyla, yeni teşvikler uygulamaya konmuştur. Bu çerçevede ihracatta vergi iadesi sistemi yeniden gözden geçirilmiştir. İhracatçıların döviz tutma yetkisi (kazandıkları dövizin %50'sini kendileri ya da diğer üreticilerin girdi ithalatında kullanma olanağı) kapsamı genişletilmiştir. İhracata yönelik üretimde kullanılacak girdilerin ithalatı gümrük vergisinden muaf tutulmuştur. T.C. Merkez Bankası nezdinde "İhracatı Teşvik Fonu" kurulmuş, teşvik belgesi alan ihracatçılara bu fondan kredi sağlanmıştır.

Ticari bankaların kredilerinin %15'ini sınai ürün ihracatında kullanmaları zorunluluğu getirilmiştir. İhracatta kullanılmak üzere yurtdışından getirilen prefinansman dövizlerine, döviz cinslerine göre "Libor" faiz oranları ve azami %1,25'e kadar "faiz farkı (spread)" verilebilmesine olanak sağlanmıştır. Ayrıca ihracatın artırılması amacıyla serbest bölge, gümrüksüz antrepo kurulması ve işlemlerin kolaylaştırılması yönünde önlemler alınmıştır.

Bu uygulamalar sonucunda ihracat gerek döviz getirisi açısından gerekse miktar açısından üç yılda iki katına yakın artmış, ihracatın GSMH içindeki payı 1979'da %4,1'den 1982'de %10,5'e yükselmiştir.

İthalatın Libere Edilmesine Yönelik Tedbirler

İthalatta alınan damga vergisinin oranı %25'den %1'e indirilmiştir. 1981 yılında "Tahsisli İthal Malları Listesi" uygulamadan kaldırılmış, I ve II sayılı Liberasyon Listelerinin kapsamı genişletilmiştir. İthalatta alınan teminat oranları düşürülmüş ve tahsili konusunda bazı kolaylıklar sağlanmıştır. Liberasyon listelerinden ithalatçıların 20 bin dolara, sanayicilerin 40 bin dolara, imalatçı-ihracatçıların ise 10 bin dolara kadar olan taleplerinin, ithal müsadesi düzenlenmeksizin, doğrudan yetkili bankalara yapılmasına ve transferlerin de bu bankalarca yerine getirilmesine imkan sağlanmıştır.

Fiyat Oluşumuna İlişkin Tedbirler

24 Ocak kararlarının en önemli ve belirleyici öğelerinden biri fiyat politikalarının piyasa koşullarında belirlenmesidir. Bu çerçevede fiyat denetimi ile ilgili komisyonun görevine son verilmiştir. Kamu kesiminin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatı %100-400 arasında artırılarak, temel malların kapsamı sınırlanmıştır.

Gübre, kömür, elektrik, demir ve denizyolu "yük" taşımacılığı dışında kalan tüm mal ve hizmetlerin fiyatının ilgili kamu kuruluşu tarafından serbestçe saptanabilmesine imkan tanınmıştır. İstikrar programında iç pazarın rekabete açılmasının gerekliliği belirtilmiştir. Programın belirleyici özelliklerinden biri de işgücü ve sermaye gibi temel üretim faktörlerinin fiyatının piyasa koşullarına göre belirlenmesidir. Ücretler, istikrar programının uygulandığı ilk iki yılda gerilemiştir.

Yabancı Sermaye ile İlgili Tedbirler

Yabancı sermaye girişini özendirmek amacıyla ise yönetimsel ve yasal düzenlemelere gidilmiştir. Yabancı Sermayeyi Teşvik Kararı (6224 sayılı) ve Çerçeve Kararnamesi doğrultusunda daha sonra çıkarılan kararlarla yabancı sermaye teşvik edilmiştir. 1980'de 97 milyon Dolar olan yabancı sermaye girişi izni, 1981 yılında 337 milyon dolara yükselmiştir.

Para Politikası ile İlgili Tedbirler

Faiz oranlarının piyasa koşullarına bırakılması ile faiz oranları hızla artmış, 1 Temmuz 1980 tarihinden sonra kredi faizleri ile vadeli tasarruf mevduatı faizleri tümüyle serbest bırakılmıştır. 24 Ocak İstikrar Programı'nda hedeflendiği gibi para arzı artış oranı ilk üç yılda giderek azaltılmıştır. Bunda Merkez Bankası kredilerinin önceki yıllara oranla daha az kullanılması etkili olmuştur.

Bankalar sistemi aracılığı ile kaynak yaratılmaya başlanmasıyla kamu kesimi yerini özel sektöre bırakmaya başlamıştır. GSMH içerisinde kamu harcamalarının oranı %27-28'den, %20-21 dolayına inmiş, kamu gelirlerinin GSMH'ye oranı da vergi düzenlemeleri sonucu %18 dolayına yükselmiştir.

1 Ocak 1981'de yürürlüğe giren yeni vergi düzenlemeleriyle gelir dilimleri yeniden düzenlenerek ücretli kesim üzerindeki vergi yükü azaltılmıştır.

Sermaye ortaklıkları, kooperatifler ve vakıf gibi kuruluşlardan alınan vergilerde de yeni düzenlemeler yapılarak ortaklıkların pay sahiplerine dağıttıkları karlar üzerinden alınan vergi oranları azaltılmıştır.

İhracata yönelik mal ve hizmetleri üretenler ve ihracatçılar için özel istisna ve bağışıklıklar getirilmiştir. Ek olarak, taşınmaz mal alım-satımıyla, dayanıklı tüketim mallarının alım-satım vergisi ve yıllık vergiler artırılmıştır.



1983-1987 Türkiye Ekonomisi


1984 yılında, kur politikalarında esneklik sağlanmıştır. Bankaların, alış ve satış kurlarının, T.C. Merkez Bankası'nca günlük olarak belirlenen esas kurun dövizlerde %6, efektiflerde ise %8 altında veya üstünde belirlenmesine izin verilmiş, ancak döviz alış ve satış kurları arasındaki farkın %2'yi aşmaması şart koşulmuştur.

1985 yılı Haziran ayında ise, bankalar kur tespiti konusunda tamamen serbest bırakılmıştır. Ancak, 1986 yılı başlarında bu serbesti daraltılmış ve bankalar tarafından belirlenecek kurların T.C Merkez Bankası kurlarının %1 altında ya da üstünde olması öngörülmüştür.

1986 yılının sonlarına doğru kur belirleme sistemi yeniden gözden geçirilmiş ve bankaların, döviz satış kurunda T.C. Merkez Bankası kurunu aşmamak koşuluyla, döviz alış kurlarını sebestçe belirleyebilecekleri açıklanmıştır.

Türkiye, 1985 yılında GATT'ın Sübvansiyon Kodu Anlaşması'nı imzalamış ve bu anlaşma gereğince de ihracatta doğrudan teşviklerin azaltılmasına başlanmıştır. İhracatta vergi iadesi oranları kademeli olarak indirilmeye başlanmış ve 1989 yılında vergi iadesi sistemine son verilmiştir. 1984 yılında "Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu" kurulmuş, 1986 yılı sonunda ise bu uygulamaya son verilmiştir.

1980 yılında T.C Merkez Bankası nezdinde kurulan "Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu" ihracatın doğrudan teşvikinde en önemli araç olmuştur. 1992 yılı başlarında bu uygulama da son bulmuştur.

1986 yılında yürürlüğe giren "İhracat Reeskont Kredisi"nden dış pazar bilgi ve deneyimine sahip ihracatçı veya imalatçı-ihracatçılar yararlandırılmıştır. Sözkonusu kredi. 1989 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. "İhracatta Vergi, Resim ve Harç İstisnası" ile "İhracat Karşılığı Dövizlerden Mahsup" şeklindeki teşvik tedbirlerinin uygulaması bu dönemde de devam etmiştir.

1987 yılında tüzel kişiliği aynen devam etmek üzere, Devlet Yatırım Bankası'nın, özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket haline dönüştürülerek "Türkiye İhracat Kredi Bankası" ünvanını taşıması hükme bağlanmıştır. Bu dönemde ithalat rejiminde önemli değişiklikler yapılmıştır. 1984 yılında I ve II sayılı Liberasyon Listeleri yürürlükten kaldırılmış ve tamamen yeni bir sisteme geçilmiştir. Yeni sistemde ithali yasak olan mallara "İthaline Müsaade Edilmeyen Mallar Listesi"nde yer verilirken, ithali izne tabi mallar "Müsaadeye Tabi Mallar Listesi"nde gösterilmiştir. Söz konusu listelerin dışında kalan malların ithali ise serbest bırakılmıştır.

Ayrıca "Fona Tabi Mallar Listesi" açıklanmış ve bu listede yer alan malların ithali sırasında alınan fon tutarlarının Toplu Konut Fonu'na yatırılması öngörülmüştür. Daha sonraki dönemlerde ithali yasak mallar, uyuşturucu maddeler başta olmak üzere bir kaç kalemle sınırlandırılmıştır. Benzer şekilde Müsaadeye Tabi Mallar Listesi'nin kapsamı daraltılmış, 1990 yılında ise uygulamadan kaldırılmıştır.

1983 yılından sonra kambiyo rejiminin serbestleştirilmesi konusunda önemli gelişmeler sağlanmış, kısıtlama ve yasakların büyük bir bölümü kaldırılmıştır. Bu konuda ilk adımı 7.7.1984 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu (TPKK) hakkında 30 sayılı Karar oluşturmuş; ikinci ve en önemli adım ise 11.8.1989 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 32 sayılı Karar olmuştur. 30 sayılı Kararı yürürlükten kaldıran 32 sayılı Kararın bazı maddelerinde de daha sonra bazı değişiklikler yapılmıştır.

Bu dönemde kambiyo rejiminde yapılan başlıca değişiklikler şunlardır: Türkiye'ye döviz ithali tümüyle serbest bırakılmıştır. Türkiye'de yerleşik kişilerin döviz bulundurmaları, hesap açmaları, döviz satın almaları serbest bırakılmıştır. Kıymetli maden, taş ve eşyaların, dış ticaret rejimi esasları dahilinde, Türkiye'ye ithali ve ihracatı serbest bırakılmıştır.

Ekonominin tümünü kapsayan bu İstikrar Programı başarıyla uygulanmış ve 1980-1987 döneminde olumlu gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmeler şu şekilde özetlenebilir; 1980 yılında reel GSMH büyüme oranı negatif %2,3 (yeni seri) iken, 1982 yılında %3,1, 1984 yılında %7,1, 1985 yılında %4,3 olarak gerçekleşmiştir.

1986 yılında iç talepteki artış ve petrol fiyatlarındaki düşmenin yarattığı uygun koşulların da katkısıyla büyüme hızı hedefin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu süreç, 1987 yılında da devam etmiş, 1986 yılında %6,8'i bulan büyüme hızı izleyen yıl %9,8 olmuştur. Ekonomik büyüme oranlarında görülen bu artış, kamu kesimi yatırım-tasarruf farkının artmasına neden olmuştur.

Kamu kesiminin borçlanma gereği ise 1980 yılında GSMH'nın %8,8'i (yeni seri) iken 1983 yılında GSMH'nın %6'sı, 1986 yılında GSMH'nın %3,7'si 1987 yılında ise GSMH'nın %6,1'i olarak gerçekleşmiştir. Bu dalgalanma, piyasalarda arz-talep dengesizlikleri yaratarak enflasyon haddlerinin yükselmesine neden olmuş ve 1981-1987 yılları arasında deflatör ortalama olarak %38 artarken, 1988 yılında %69,7 seviyesine çıkmıştır.

Kişi başına milli gelir ise 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolara yükselmiştir. 1980 yılında %17,2 (yeni seri) olan kamu gelirlerinin GSMH içindeki payı 1983 yılında %16,5, 1985 yılında %13,0 ve 1987 yılında %13,9 olarak gerçekleşmiştir. 1980 yılında %20,3 (yeni seri) olan kamu harcamalarının GSMH içindeki payı 1983 yılında %18,8, 1985 yılında %15,3 ve 1987 yılında %17,4 olarak gerçekleşmiştir.

1980'li yıllarda uygulanan liberal politikalar sonucunda dış ticaret hacmimiz hızla genişlemiştir. 1980 yılında 2.9 milyar dolar olan ihracatımız 1987 yılında 10.2 milyar dolara ulaşarak yaklaşık 4 kat artmıştır. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 1980 yılında %30 seviyesinden 1987 yılında %72'ler seviyesine yükselmiştir. İhracatımızdaki kompozisyonda da hızlı bir değişim meydana gelmiş ve sanayi ürünleri ihracatı hızla artarak toplam ihracatımız içerisindeki payı %70'ler seviyesine yükselmiştir.

İhracatın pazar açısından analizi yapıldığında ise en büyük pazarın Avrupa Birliği ülkeleri olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ithalatı ise 1980-1987 döneminde, 1982 ve 1986 yılları dışında devamlı artmıştır. 1986 yılında ise petrol fiyatlarında meydana gelen düşüşten dolayı azalmıştır. 1980 yılında 7.9 milyar dolar olan ithalat 1987 yılında 14.2 milyar dolara yükselmiştir. İthalatın içerisinde en büyük paya hammadde ithalatı sahip olup, AB ülkelerinden yapılan ithalat toplam ithalat içerisinde ilk sırayı almaktadır.

1978, 1979 ve 1980 yıllarında Paris'te OECD üyesi ülkeler ve Japonya ile imzalanan ertelemeler dış borç stokumuza ek yük getirmiş, bunun sonucunda 1982 yılında dış borç stoku 17.6 milyar dolara yükselmiştir. 1982 yılından itibaren dış borçlar devamlı artmış ve 1987 yılında 40.3 milyar dolara yükselmiştir.

1980 sonrası dönemde, kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilmesinin enflasyon üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle, genelde iç borçlanma yolu tercih edilmiştir. Özellikle 1984 yılından sonra iç borçlar giderek artış göstermiştir. 1980 yılında 721 milyar TL olan iç borç stoku 1987 yılında 17.2 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir.

1971-1980 döneminde Türkiye'ye gelen toplam yabancı sermaye tutarı 100 milyon dolar civarında iken, 1980 yılından itibaren hızla artmıştır. 1981 yılında izin verilen yabancı sermaye tutarı 337 milyon dolar iken bu tutar 1987 yılında 655.2 milyon dolara yükselmiştir.

1980 yılında %8,5 olan hizmetler sektörünün toplam yabancı sermaye izinleri içerisindeki payı, 1987 yılında %52,9'a yükselmiştir. Fiili yabancı sermaye girişi ise 1980 yılında 35 milyon dolar iken 1987 yılında 239 milyon dolara yükselmiştir. Yabancı sermayeli kuruluşların sayısı ise 1980 yılında 78 iken 1987 yılında 836'ya yükselmiştir.

1980 sonrasında sermaye piyasasında da önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1981 yılında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe konulmuştur. 1982 yılında Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuş, 1986 yılı başlarında ise İstanbul Menkul Kıymetler Borsası faaliyete geçmiştir.



1987-1993 Türkiye Ekonomisi


1986-1989 döneminin ilk yarısında ekonomide canlılık, ikinci yarısında ise durgunluk görülmüştür. 1986 yılında iç talepteki artış, petrol fiyatlarındaki düşmenin yarattığı uygun uluslararası koşulların da katkısıyla, ekonominin hedeflenen uzun dönem büyüme hızının üzerinde büyümesine yol açmıştır. Bu süreç, 1987 yılında da devam etmiş ve büyüme hızı %9,8 olarak gerçekleşmiştir.

Ekonomik büyüme oranlarında görülen bu yükselme, özellikle kamu kesimi yatırım-tasarruf farkının artmasına neden olmuş ve sonuçta kamu kesiminin borçlanma gereği 1986 yılında GSMH'nın %3,6'sı iken, 1987 yılında %6,1'ine ulaşmıştır. Bu durum, piyasalarda arz-talep dengesizliklerine yol açarak enflasyon oranının yükselmesine neden olmuş ve 1981-1987 yılları arasında deflatör ortalama olarak %38 artarken, 1988 yılında %72,3 seviyesine çıkmıştır. Yine aynı şekilde, toptan eşya fiyat endeksi bu dönemde ortalama %35,6 artarken 1988 yılında %68,3 düzeyine yükselmiştir.

İç borç stoku 1988 yılında 28.4 trilyon TL, dış borç stoku ise 41 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 1987 yılında Türkiye'nin ihracatı 10 milyar dolar, ithalatı ise 14 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve dış ticaret açığı 4 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yıl cari işlemler dengesindeki açık 1986 yılına göre bir düşüş kaydederek 806 milyon dolara inmiştir.

Ekonomideki dengesizlikleri gidermek amacıyla 1987 yılı sonunda kamu tarafından üretilen mal ve hizmetlerin fiyatları önemli ölçüde yükseltilmiş ve piyasalardaki dengenin yeniden kurulabilmesini sağlamak üzere Şubat 1988'de bir dizi önlemler alınmıştır. Bu önlemlerin amacı, Türk Lirası cinsinden tutulan tasarrufların çekiciliğini ve dolayısıyla Türk Lirası'na olan talebi artırmak, ithalatı frenlemek, ihracatı tekrar canlandırmak ve kamu harcamalarını kısarak ekonomideki aşırı ısınmayı gidermek şeklinde özetlenebilir.

Kamu açıklarını kısmak için kamu yatırımlarının azaltılması, özel kesimin üretim ve yatırım kararlarını da olumsuz etkilemiştir. Faizlerin yükselmesi ise finansman maliyetlerini artırıcı ve üretimi yavaşlatıcı bir etken olmuştur.

1988 yılında reel GSMH büyüme hızı %1,5 olarak gerçekleşmiştir. Reel GSMH büyüme hızının 1987 yılına göre bu denli düşüşünün en önemli nedeni; sanayi sektörü ve hizmetler sektörünün büyüme hızlarındaki gerilemedir. Ayrıca KİT ürünlerindeki fiyat ayarlamalarının büyük ölçülerde ve şok biçiminde olması, ekonomideki enflasyonist beklentileri artırmıştır. Böylece ekonomi, 1988 yılının ikinci yarısından itibaren, özellikle imalat sanayiinde belirginleşen bir durgunluğa girmiş ve daralan iç talebin etkisi ile ortaya çıkan tasarruf fazlası 1.6 milyar dolar cari işlemler fazlasına dönüşmüştür.

1988 yılında Türkiye'nin dış ticaretine bakıldığında; ihracatın 11.6 milyar dolar, ithalatın ise 14.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği görülmektedir. 1988 yılında cari işlemler dengesinin fazla vermesinde, bir önceki yıla kıyasla dış ticaret açığının önemli ölçüde azalması ve turizm gelirleri ile diğer mal ve hizmet gelirlerinin (yurtdışı müteahhitlik hizmetleri, navlun gelirleri gibi) önemli ölçüde artış göstermesi etken olmuştur. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı 1988 yılında %4,8 oranında gerçekleşmiştir.

1988 yılına kadar bu politikaları başarıyla uygulayan Türkiye, mevcut kurulu kapasitesini artıramaması ve kısa ömürlü sermaye stokunu yenileyememesi nedeniyle dur-kalk diye tanımlanabilecek istikrarsız bir büyüme ortamına girmiştir.

1988 ve sonrasında, ödemeler dengesindeki olumlu gelişmeler dışında, işsizlik yüksek seviyesini korumuş, bütçe açıkları artmış ve buna paralel olarak fiyat artışları hızlanmıştır. 1989 yılında bu gelişmeler paralelinde toptan eşya fiyatları endeksi %63,9 oranında artarken, reel GSMH büyüme hızı %1,6 oranında gerçekleşmiştir.

Plan döneminin son yılında, kamunun, alt yapı yatırımlarında belli hedeflere ulaştıktan sonra bu alana yönelik kaynak tahsislerini azaltması, cari işlemler dengesinde elde edilen fazla, yeni bir ekonomik döneme geçişe imkan vermiştir. 1989 yılı bu durumu itibariyle bir geçiş yılı olma özelliğini taşımaktadır. Bu yılda kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı %5,3'e yükselmiştir.

Kamu kesimi borçlanma gereğinin artışının en önemli nedeni KİT'lerin borçlanma gereğindeki artıştır. Ücretlerin yükselmesi, tarım ürünleri stoklarının artması, bütçeden yapılan transferlerin azalması ve bunun yanında artan faiz yükü, KİT'lerin borçlanma ihtiyacını artırmıştır. 1989 yılında iç borç stokunda 1988 yılına göre önemli bir artış olmuş ve iç borç stoku 42 tilyon TL'na ulaşmıştır. Dış borç stoku ise 42 milyar dolar olmuştur.

1989 yılında ihracat bir önceki yıla göre aynı seviyesini koruyarak 11.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, ithalat ise yükselme eğilimini sürdürerek 15.8 milyar dolar olmuştur. Bu durum, dış ticaret açığımızın artmasına neden olmuştur. Dış ticaret açığındaki önemli artışa karşın, görünmeyen işlem gelirlerinde sağlanan olumlu gelişmeler sonucunda cari işlemler dengesi, 1989 yılında da 961milyon dolar fazla vermiştir.

1989 yılında büyüme hızının konjonktürel olarak düşük olması ile birlikte, tarım sektöründen elde edilen gelirdeki artış ve uygulanan bazı tedbirler sonucunda 1990 yılında reel GSMH artış hızı, %9,4 olarak gerçekleşmiştir. Bu denli yüksek büyüme hızının yanı sıra, aynı yıl Körfez Krizi'nin de etkisiyle Ekim 1990'da petrolün varilinin 15 dolardan 31 dolara çıkması, ithalatı önemli ölçüde artırmıştır. Bu gelişmeler sonucunda, 1990 yılında toptan eşya fiyatları endeksi bir önceki yıla göre düşüş kaydederek %48,6 düzeyinde gerçekleşmiştir.

İç talepteki canlılık, 1990 yılında tüketici fiyatlarının, toptan eşya fiyatlarından daha hızlı artmasına neden olmuştur. Bu yıl. tüketici fiyatları endeksi %60,4 oranında artmıştır. Diğer önemli bir özellik ise, bütçe açıklarının finansmanının dış borçlanmanın yanı sıra yüksek düzeylerdeki iç borçlanma ile sağlanmış olmasıdır. 1990 yılında iç borç stoku 57 trilyon TL'na, dış borç stoku ise 49 milyar dolara yükselmiştir. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı %7,6 olarak gerçekleşmiştir.

1990 yılı sonunda ihracat 12.9 milyar dolar, ithalat ise 22.3 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve dış ticaret açığı 9.3 milyar dolara ulaşmıştır. Dış ticaret açığındaki bu büyük artış nedeniyle cari işlemler dengesi 2.6 milyar dolarlık açık vermiştir. Ayrıca, petrolünü büyük ölçüde Irak'tan alan Türkiye, boru hattının kapatılmasıyla öncelikle Irak'ın üçüncü ülkelere sattığı petrolden sağladığı navlun gelirlerinden mahrum kalmıştır.

Körfez Savaşı'nın olumsuz etkileri sonucunda 1991 yılında büyüme hızında bir yavaşlama görülmüştür. Bu yıl, reel GSMH büyüme hızı, 1990 yılına göre çok büyük bir düşme kaydederek %0,3 oranında gerçekleşmiştir. Körfez Krizi, Ortadoğu ülkelerine yapılan nakliye faaliyetlerini olumsuz etkilemiştir. Yoğun rezervasyon iptalleri sonucunda turizm sektörü durgunluğa itmiştir.

Bu dönemde, bankaların kredi faiz oranlarını yükseltmeleri sonucunda kredi talebi ve kullandırılabilir miktarlar azalmıştır. Yüksek düzeydeki para talebi ve para çekilmeleri de bankalardaki mevduat düzeyinde reel olarak %9'luk bir düşüşe yol açmıştır. Bu dönemde iç borç stoku 94 tilyon TL, dış borç stoku ise 50 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı da %10,3'e yükselmiştir.

Enflasyon, 1991 yılında da yükselmeye devam etmiş, toptan eşya fiyat endeksi %59,2, tüketici fiyat endeksi %71,1 oranında artmıştır. Körfez Krizi nedeniyle sağlanan hibelerden 1990 yılında 745 milyon dolar, 1991 yılında ise 1.785 milyar dolarlık giriş olmasına rağmen Merkez Bankası rezervleri önemli kayba uğramış, kısa vadeli dış borçların ödenmesinde zorluklar olmuştur.

1990 yılında dış ticarette görülen olumsuz gelişmeler 1991'de tersine dönmüştür. Yıl içinde ekonomideki durgunluk nedeniyle iç piyasanın daralması ve döviz kurlarının bir önceki yıla göre daha hızlı yükselmesi, ihracatı sürekli uyarırken, aynı nedenlerle ithalatta önemli bir yavaşlama meydana gelmiştir.

1991 yılında ihracatımız 1990 yılına göre %4,9'luk bir artışla 13.6 milyar dolara yükselirken ithalatımız ise %5,6'lık bir azalışla 21 milyar dolara gerilemiştir. Cari işlemler dengesi ise 258 milyon dolar fazla vermiştir. Bu gelişmelerden sonra 1992 yılında ekonomide iyileşme belirtileri görülmeye başlanmıştır. 1992 yılında reel GSMH'da elde edilen %6,4'lük artış hızı, Türkiye ekonomisinin uzun dönemli ortalama kalkınma hızının üzerinde bir orandır.

Haziran 1992'de toplanan Üçüncü İzmir İktisat Kongresi'nde de bu gelişmeler paralelinde Türkiye'nin 21. yüzyıla gelişmiş ilk 15 ülke içinde girme hedefi ortaya konulmuştur. Bu hedefe ulaşmanın temelinin, demokrasiyle birlikte gelişen bir serbest pazar ekonomisi olduğu vurgulanarak dışa açılma politikasından hiçbir taviz vermeden, devletin ekonomiye müdahalesini asgariye indirmenin şart olduğu belirtilmiştir.

1992 yılında Türkiye'nin ihracatı 14.7 milyar dolar, ithalatı ise 22.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 1992 yılında cari işlemler dengesi 942 milyon dolar açık vermiştir. Bu yıl, toplam dış borç stokumuz 55 milyar dolara, iç borç stokumuz ise 194 trilyon TL'na yükselmiştir. Kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı da %10,6 olarak gerçekleşmiştir.

1992'de enflasyon artış eğilimini sürdürmüş ve toptan eşya fiyatları endeksi %61,4, tüketici fiyatları endeksi ise %66,0 düzeyinde gerçekleşmiştir. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın dördüncü dilimi olan 1993 yılında, reel GSMH büyüme hızı %8,1 olarak gerçekleşmiş ve böylece program hedefi aşılmıştır.

1992 yılında 2.708 dolar olan kişi başına ulusal gelir, reel olarak önemli ölçüde artmış ve 1993 yılında 3.004 dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu kesimi finansman açığının GSMH'ye oranı yükselmiş, dış ticaret ve cari işlemler açıkları büyük boyutlara ulaşmıştır.

Bu yıl, kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı %11,2 olmuştur. 1993 yılında ihracatımızda büyük bir artış gözlenmezken ithalatımızda önemli bir artış gerçekleşmiştir. Bu dönemde ihracatımız 15.3 milyar dolar, ithalatımız ise 29.4 milyar dolar olmuştur. İthalatımızdaki bu artışın başlıca nedeni, iç talepteki canlanmadır. Ayrıca, 1993 yılında cari işlemler dengesi 6.4 milyar dolarlık açık vermiştir. İç tasarruflar reel olarak azalmış, önemli boyutta dış açığa karşı yatırımların GSMH'ye oranı sabit fiyatlarla gerilemiştir. Bu dönemde dış borç stoku 67 milyar dolara yükselmiş, iç borç stoku ise 356 trilyon TL olarak gerçekleşmiştir.

1993 yılında tüketici fiyatları endeksi bir önceki yıla göre %71,1 oranında artarken toptan eşya fiyatları endeksindeki artış %62,5 oranında gerçekleşmiştir. Yine aynı yılda konsolide bütçe gelirlerinin GSMH'ye oranı %17,6, konsolide bütçe giderlerinin GSMH'ye oranı ise %24,3 olarak gerçekleşmiştir.

1993 yılında TL mevduatlarında bir gerileme gözlenmiştir. Buna karşın, ekonomik faaliyetteki hızlanmaya paralel olarak kredilerde kayda değer bir hızlanma gerçekleşmiş, bu hızlanmada mevduat banka kredilerindeki artış ana etken olmuştur.



5 Nisan Kararları


1994 yılının başına gelindiğinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük cari açığı ve kamu açığı makroekonomik dengesizliklerin boyutu görmek açısından yeterlidir. Orta-uzun dönemde sürdürülemeyecek olan bu yapı ve politikalar 1994 yılı Nisan ayında içine düşülen ağır iktisadi krizin oluşumundaki nedenlerdir.

Diğer yandan kriz sinyallerinin alınmaya başlandığı 1993 yılının son ayları ile 1994 yılının Nisan ayı arasında geçen sürenin incelenmesi krizin yönetimi açısından da oldukça yanlış uygulamalara başvurulduğunu göstermektedir. Aşırı spekülatif sermaye girişinin ekonomik dengeler üzerindeki olumsuz etkilerini Türkiye kadar ağır yaşamış olan bazı gelişmekte olan ülkelerde krizin ortaya çıkmasıyla birlikte alınan önlemler ile krizin daha hafif atlatılması mümkün olmuştur. Ancak Türkiye'de başvurulan uygulamalar ve iktisadi kararlar krizin boyutunu artırıcı etki yaratmıştır denilebilir.

Bir başka deyişle, 1993 sonu ve 1994 başını kapsayan dönemde Türkiye, kriz yönetiminde de başarısız olmuştur. 1993 yılının ortalarında siyasi otorite kamunun faiz yükünün çok yüksek olduğunu ve kısa dönemde uygulanacak politikaların faiz oranlarını düşürme amacı taşıyacağını açıklamaya başladı. Bu aşamada ekonomiye likidite enjekte edilmeye başlandı ancak yüksek likidite ve düşmesi beklenen döviz talebini hızla artırmaya başladı. Diğer yandan yüksek cari açık da devalüasyon beklentilerini kamçılamakta ve döviz talebini artırıcı işlev görmekteydi.

Siyasi otorite dövize olan talebi yüksek döviz rezervlerini satarak sınırlamanın mümkün olacağı, bu şekilde piyasada dolaşan paranın İMKB'ye yönlendirilebileceği varsayımı ile hareket etmekteydi. Bu varsayımlar iki nedenle geçerli olmadı. Bunlardan birincisi büyük bankalar yüksek bir devalüasyon olacağı bilgisi ile hareket etmekteydiler. Dolayısıyla piyasaya sürülen döviz talebi kırma işlevini yerine getirmekten uzak kalmakta ve piyasaya sürülen döviz giderek artan fiyatta alıcı bulmaktaydı.

Diğer yandan İMKB, o dönem için 52 milyon dolar gibi dar bir işlem hacmine sahipti ve piyasada dolaşan spekülatif sermayeyi mas etme kapasitesine sahip olmaktan çok uzaktı. Sonuç olarak Ocak 1994'te döviz kuru 19 000 TL/$ Merkez Bankası rezervleri 7 milyar dolar iken Nisan 1994'te döviz kuru 38 00 TL/$'a çıkarken, uluslararası rezervler 3 milyar dolara düştü.

5 Nisan 1994'te hükümet dengeleri yeniden kurmak amacıyla yeni kararlılık önlemleri paketini ilan etti. Dövize olan akını kesmek ve kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek için Mayıs 1994 tarihinde %400 faizli borçlanma kağıtlarını piyasaya sürmek zorunda kaldı. Dengeleri düzeltmeden yapay yolla faiz oranlarını düşürme çabası faiz oranlarında çok daha yüksek oranda bir sıçramaya neden olmuştur. Sonuç, ücretlerin düşürülmesi, işsizlikte artış, yüksek bir devalüasyon ve üç basamaklı enflasyon döneminin açılması olarak kendini gösterdi.

Uygulamanın İçeriği

İstikrar programı, enflasyon oranını azaltma, TL'ye kazandırma, dışsatımı artırma ve bunları gerçekleştirerek, 'sürdürülebilir'bir ekonomik ve toplumsal gelişme sürecini elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçlara ulaşılması, başta kamu kesimi açıklarının azaltılması ve bir dizi yapısal yeni düzenlemelerle gerçekleştirilecektir.

Yaklaşım 'temel ilke'olarak 'üretim yapan, sübvansiyon dağıtan bir devlet yapısından, ekonomide piyasa mekanizmasının tüm kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlayan ve sosyal dengeleri gözeten bir devlet yapısına geçmeyi'almaktadır.

Uygulama programı, ek olarak, döviz kurunun fiyat artışıyla uyumlu kılınmasını, TCMB'nin giderek 'özerk bir yapıya'kavuşturulmasını sağlıklı bir para politikası düzenlenmesi, sermaye piyasasında spekülatif işlemlerin sınırlandırılmasını ve dışsatımın ve yabancı sermaye girişlerinin artırılmasını öngörmekteydi.



19 Şubat Krizi


Kasım 2000'in ikinci yarısında artan likidite sıkışıklığı ile su yüzüne çıkan kriz, mali piyasaları derinden sarstı. Bankalar hakkında ortaya atılan dedikoduların artması, bazı bankacı ve işadamlarının tutuklanmasıyla başlayan süreç piyasalar üzerindeki gerginliği artırdı.

Borsa satışların etkisi altında kalarak 1999 yılı seviyelerine gerilerken gecelik faizlerde rekor artış yaşandı. Kısa bir süre içinde Türkiye'den 7 milyar dolarlık döviz çıkışı gerçekleşti. Hükümetin krizin önünü kesebilmek için aldığı tedbirler işi yaramazken IMF'den Aralık başında sağlanan 10.4 milyar dolarlık ek destek gerginliği biraz olsun yatıştırdı.

ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI

2000 yılının başında IMF ile yapılan stand-by çerçevesinde yürürlüğe giren yeni programın amacını enflasyonla mücadele oluşturuyordu. Enflasyon artışına paralel olarak döviz artışı makul görülürken TL cazip hale getiriliyordu. Güven unsurunun ön planda olması hükümetin iç borçlanmada sorun yaşamamasını kolaylaştırıyor, düşen faizler talebi canlandırırken ucuzlayan döviz ithalatı patlatıyordu. Ama bu olayların sadece bir yüzüydü.

Arka planda ise vahim sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkmaktaydı. Durumu gittikçe kötüleşen kamu bankaları sistemi yıpratıyordu. Bir türlü gerçekleşmeyen reform ve düzenlemeler ise sıkıntıları artırıyordu. Makro dengelerdeki sorun açığa çıktıkça yabancı yatırımcının da gözü korkmaya başladı.

KRİZ BAŞLIYOR

Kasım 2000 ortalarında piyasadaki sıkıntı artarak hissedilmeye başladı. Bankalar hakkındaki dedikodu sistemin daha da tıkanmasına neden oldu. 8 Kasım 2000'de Global Menkul'un sahibi Kutman'ın banka operasyonları çerçevesinde tutuklandığı söylentileri, 13 Kasım'da Egebank'ın eski sahibi Hüseyin Bayraktar'ın gözaltına alması ve Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner ile oğlu Hakan Balkaner'in Mali Şube'de sorgulanması panik havasını körükledi.

Bu gelişmeler yatırımcıların bono piyasasından kaçmasına yol açarken, 16 Kasım'da repo faizleri hızla yükseldi. 17 Kasım günü Türkiye'den 109 milyon dolar çıktı. Merkez Bankası piyasaya para vererek sıkışıklığı gidermeye çalıştı. 20 Kasım günü mali piyasalardaki krizin ilk kıvılcımı Borsa'da yaşandı.

İMKB Ulusal-100 Endeksi yüzde 7.1 oranında geriledi. Gelişmelerden rahatsız olan yabancılar borsa ve bonodaki portföylerini bozup dövizlerini alarak Türkiye'yi terk etmeye başladı. Bono faizleri yüzde 50 seviyelerinde kalırken gecelik repo faizler yüzde 100'ün üzerine çıktı.

PİYASA DEDİKODULARA TESLİM OLDU

Demirbank'ın içine düştüğü bunalım daha da artarken banka hakkındaki söylentiler iyice yayıldı. Gelişmeler karşısında Başbakan Ecevit ekonomide dedikodulara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. BDDK Başkanı Temizel de bazı bankaları uyarırken bu kadar dedikoduya ABD'deki bankaların bile dayanamayacağını söyledi. Piyasalar, hükümetten gelen uyarılara kulak asmadı.

28 Kasım günü Borsa yüzde 9 daha düşerek, 9.646 seviyesine geldi. Yüzde 90'lara kadar gerileyen gecelik faizler bir anda yüzde 240'a fırladı. Bazı bankalar piyasaya likidite vermek istemedi. Merkez Bankası'nın döviz rezervi hızla erdi. BDDK Başkanı Temizel ve Merkez Bankası Başkanı Erçel, 19 piyasa yapıcı bankanın temsilcileri ile İstanbul'da toplandı. Ertesi gün ise Başbakan Ecevit, ekonomi kurmaylarını toplayarak piyasalardaki dalgalanmayı masaya yatırdı. IMF ile acil yardım paketi için görüşmeler başladı. Sistemden çıkan para 6 milyar dolara yaklaştı.

IMF YARDIMA KOŞTU...

30 Kasım'da Merkez Bankası'nın döviz karşılığı piyasaya para vereceği açıklaması, piyasalarda gecelik faizleri yüzde 400'e tırmandırırken, Borsa yüzde 8 daha geriledi. IMF, Türkiye'ye yardım için acilen toplandı. Bu arada IMF'nin istekleri doğrultusunda Bakanlar Kurulu, Telekom'un yüzde 33.5'lik bölümünün özelleştirilmesi ve yönetim yetkisinin verilmesi ile, motorlu taşıtlar vergisi ve taşıt alım vergisinin yılbaşından itibaren yüzde 60 yükseltilmesi, bunun LPG'li araçlar için 5 kata kadar artırılabilmesini kararlaştırdı. Kamu bankaların özelleştirilmesi amacıyla yeniden yapılandırma komisyonu oluşturuldu.

Merkez Bankası 1 Aralık günü piyasaya likidite vermekten vazgeçti. Dövize hücum azalırken ciddi boyutlara varan TL sıkışıklık nedeniyle gecelik repo faizleri yüzde 1.700'lere çıktı. Borsa 7.977 seviyesine kadar indi. Bu gelişmelerin ardından gelen IMF ile anlaşıldığı yönündeki haberler Borsa'yı yüzde 20 yükseltti. Gecelik faiz oranları yüzde 1.500'lerden 180'lere indi. 6 Aralık günü ise Başbakan Ecevit'in IMF'den 10.4 milyar dolar geleceğini söylemesi ile piyasalar sonunda rahat bir nefes aldı. Aynı gün Demirbank ve Park Yatırım Bankasına da el konuldu.

İŞADAMLARI HÜKÜMETİ ELEŞTİRİYOR

Programa destek veren işadamları Kasım krizinin ardından hükümete yönelik eleştirilerini artırdılar. TÜSİAD, ATO ve TOBB arasında destek konusunda tartışma başladı. Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, son günlerde yaşanan bazı olumsuzluklar karşısında yılmamak gerektiğini, Türkiye'nin bu mücadeleden galip çıkmaktan başka alternatifi olmadığını söyledi.

ULUSLARARASI DESTEK

Aralık ayında uluslararası kuruluşlardan Türkiye'ye yönelik olumlu destek moralleri artırdı. Moody's, Türkiye'nin ülke döviz ve döviz cinsinden mevduat notlarını B1 ve B2 olarak teyit etti. Moody's açıklamasında, ülke görünümünün de olumlu (pozitif) olarak korunduğu bildirildi. Hazine, uluslararası bankalardan sağladığı 1 milyar dolarlık sendikasyon kredisine ilişkin anlaşma imzalandı. Türkiye'nin, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) sağladığı 10.4 milyar dolar kredinin 2.8 milyar dolar tutarındaki dilimleri 28 Aralık'ta Hazine hesaplarına geçti.

YENİ YIL YENİ UMUTLAR

Borsa yeni yıla 9.437, dolar 677 bin, mark da 322 bin liradan başladı. Bankacılık sektörünün sorunlarının ciddiyetini anlayan hükümet bu konuda çalışmalar başlattı. Bankaları yakından izleyen hükümet, ihalelerde yüksek faiz teklifi verilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Sakinleşen piyasalarda faizler yüzde 50'nin altına düşünce, İMKB 11 bin puanı da aştı. Hala üzerindeki tedirginliği atamayan piyasalara moral verme sırası IMF ve Dünya Bankası'na geldi.

IMF 1. Başkan Yardımcısı Fischer, Türkiye'nin krizden hızla çıktığını söyledi. Ardından Dünya bankası Başkanı James Wolfenson Türkiye'nin krizden çıkmaya başladığını bildirdi. 3 Şubat'ta açıklanan enflasyon rakamlarına göre TEFE yüzde 28.3, TÜFE ise yüzde 35.9'a indi. 2002 yılının finans sektöründeki ilk operasyonunda İhlas Finans'ın faaliyet izni kaldırıldı.


sedat sencan - avatarı
sedat sencan
VIP VIP Üye
30 Mayıs 2007       Mesaj #2
sedat sencan - avatarı
VIP VIP Üye
BÜROKRASİ
Son yıllarda devlet dairelerine yolum düşmedi.
Sponsorlu Bağlantılar
Şimdi işlerin hızlı yapıldığını söylüyorlar.
Ama eskiden işler hızlı yürümezdi.
'Bu gün git,yarın gel'sözünü herkes bilirdi.
İki kişinin rahatça yapabileceği iş için ,on kişinin çalıştığı servisler vardı.
İlginç olan şey,işler gene de yavaş yürürdü.
Veya tam tersi,on kişilik işi iki kişi yapardı.
Saçınızı başınızı yolduracak uygulamalara şahit olurdunuz.
Örneğin her türlü işlem bitmiş,gereken paraflar alınmış,sadece yetkili kişi imzalayacak.
Ama o kişi yerinde yok.Diyelim ki bir toplantıda.Gün boyu yerine dönmeyecek.
Ertesi gün de yerinde olmayacak.
Siz istediğiniz kadar derdinizi anlatmaya çalışın.
Sadece bir imza için işlerinizin geciktiğini haykırın.
Başka bir yetkili kişinin niye olmadığını söyleyin.
Hiçbir çaresi yoktur.Zira mevzuat böyledir.İlle de o yetkilinin imzası şarttır.
Bir de bürokratik işlemlerde bir aksama olmuşsa,suçlu mutlaka siz idiniz.
Yapılan araştırmalarda elde edilen sonuç,sizin eksikliğiniz olurdu.
İlgili kurumun yeterince bilgi vermemiş olması önemli değildi.
Yaşı kırkları aşmış kişilere sorun,mutlaka anlatacağı bir anısı vardır.
1980'li yıllardaydı.
Bir gün,çalıştığım işyerine,bir vergiyi ödemediğimize dair yazı geldi.
Oysa o vergiyi bizzat kendim ödemiştim.
Hem de vergi dairesinin kendi veznesine.
Makbuzu alıp gittim.
Temmuz ayının ortalarındaydık.
Vergi dairesi 5 kat.Gideceğim servis en üst katta.
Asansör var ama çalışmıyor.O sıcakta merdivenleri tırmandım.
Memura makbuzumu gösterdim.
--'Tamam.Şimdi bana bunun fotokopisini çektirip getir' dedi.
O zamanlar bilgisayar falan yok.
Fotokopi çekilen yer,2 sokak ötede.
Üstelik saat 12'ye yaklaşıyor.
1,5 saatlik öğle tatili başlamak üzere.
Memura:
--'Ben bu vergiyi ödedim.İşte makbuzu gördün.
Tarihini ve numarasını not edip bakamaz mısın?
Hem iş çabucak biter,hem de ben yorulmam.’
Dedim.Memur dediklerimi anladı mı,bilmiyorum,ama:
--'Talimat böyle.İstersen müdür yardımcısı ile görüş'
Dedi.
Müdür yardımcısına da aynı şeyleri söyledim:
--'Makbuzun fotokopisini getirmeniz lazım.Aksi halde dosya kapanmaz'
Demesin mi?
Şimdi siz olsanız:
--'Arkadaş,ben bu vergiyi ödedim.Hem de iki kat aşağıdaki vezneye.
Sizin birbirizden haberiniz yoksa bana ne?
Demez misiniz?
Ben de bunları söyledim.
Müdür yardımcısı haklı olduğumu kabul etti.
Ama ne yazık ki mevzuat böyle imiş.
Zaten saat 12 olmuştu. 1,5 saat dışarıda vakit geçirdim.
Sonra fotokopiyi çektirip memura verdim.
Böylece vergiyi ödemiş olduğumu kanıtladım.
DrAm3vLH - avatarı
DrAm3vLH
Ziyaretçi
1 Haziran 2007       Mesaj #3
DrAm3vLH - avatarı
Ziyaretçi
Ekonomi Tarihi

1923'ten bugüne Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomi tarihi
ok miktarda sahte 50 bin liralık sürüldüğünü belirleyen polis yurt çapında operasyonlara başladı. İstanbul, İzmit, Nevşehir ve Ankara'da çok sayıda kişi gözaltına alındı.
22 Mart 1990: İthalatta haksız rekabeti değerlendirme kurulu, üç ithal malı için damping soruşturması açtı. Soruşturma Polonya, Sovyetler Birliği ve çekoslavakya'dan ithal edilen torna aynaları, Romanya'dan ithal edilen ploat camları ile Taiwan çıkışlı makaralı zincirler üzerinde yürütülüyor. - TSE, çiklete standart getirdi. Buna göre şekerli çikletlerde maya miktarlarının en az yüzde 15, şekersizlerde ise en az yüzde 80 olması gerekiyor. - Elazığ'da 9 mühendis, ayrılıkçı PKK örgütü militanları tarafından öldürüldü. - İSO Meclis Başkanı İbrahim Bodur, işçileri 'Fazla ücret istemeyin' diye uyardı. Bodur, 'Yüksek ücret talebi tavuğu kesip yumurtadan olmaya benzer' dedi.
26 Mart 1990: Olağanüstü Hal Bölgesi'ndeki 5 ilde çitosan'a bağlı işyerlerinde bugün başlaması gereken grev valilik kararıyla ertelendi. Diyarbakır, Elazığ, Ergani, Van, Siirt, Kurtalan ve Adıyaman'daki çimento fabrikalarındaki grev bir ay süreyle durduruldu. çitosan'a bağlı diğer 17 fabrika ile özel sektöre ait 21 çimento fabrikasında çalışan çimse-İş Sendikası'na üye yaklaşık 15 bin işçi ise bugün greve başladı.
28 Mart 1990: çitosan, çimentoya 385 lira zam yaptı. Böylece 1000 lira nakliye parası ile birlikte 50 kiloluk bir torba çimentonun İstanbul'daki perakende satış fiyatı 7 bin 875 lira oldu.
29 Mart 1990: Ekrem Pakdemirli'nin istifasıyla boşalan Maliye ve Gümrük Bakanlığı'na Adnan Kahveci atandı. - çimento grevinin birinci gününde çimento karaborsası başladı. çimentonun torbası 10-14 bin liradan satılıyor. - Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanlığı'na yeniden Nezih Demirkent seçildi. - Ankara 6. Bölge İdare Mahkemesi USAŞ'ın özelleştirme şeklini hukuka aykırı bularak SAS'a satış işlemini iptal etti. Bu konuya ilişkin dava CHP Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin tarafından açılmıştır.
30 Mart 1990: İstanbul'un Anadolu Yakası Elektrik İşletmesi AKTAŞ Firması'na devredildi. Elektrik Mühendisleri Odası, 3096 sayılı yasayla elektrik enerjisi üretimi, iletimi, dağıtımı ve satışının yerli ve yabancı sermayeye açılmasını protesto ederek, yasanın iptali için Bölge İdare Mahkemesi'ne baş vuracaklarını açıkladı.
1 Nisan 1990: ABD Uluslararası Kalkınma Dairesi (AID), ABD Kongresi'ne Türkiye'nin ekonomik durumuyla ilgili bir rapor sundu. Raporda bu konudaki olumlu gelişmeler şöyle sıralanıyor: 1. 1988'e kadar başarıyla uygulanan esnek kur politikası. 2. İhracat gelirlerinin 1980-85 arası üç katına yükselmesi. 3. Cari hesapların 88 ve 89'da fazlalık vermesi. 4. Ticaretteki kısıtlamaların kaldırılması. Olumsuz gelişmeler: 1. Yapısal uyum sürecinin henüz tamamlanamamış olması, 2. Yüksek enflasyon, 3. Yatırım dışındaki alanlarda görülen harcamaların sınırlandırılması, 4. Gümrük oranlarının (indirime rağmen) yüzde 50-60 gibi yüksek düzeyde olması.
2 Nisan 1990: Marmara Ekici Tütün Piyasası Bursa'da açıldı. A grad tütün 11 bin 500 lira, B grad6200 lira, koppa 1600 liradan işlem görmeye başladı. 3 Nisan 1990: Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı, çin Halk Cumhuriyeti menşeli porselenden mutfak eşyası, diğer ev eşyaları ve tuvalet malzemelerinin Türkiye'ye dampingli fiyatlarla girdiği iddiaları üzerine soruşturma açtırdı.
4 Nisan 1990: Ankara 1 Nolu Bölge İdare Mahkemesi, kısa adı çitosan olan Türk çimento ve Toprak Sanayi AŞ'ye ait beş fabrikanın 'Societe çiments Français' adlı Fransız şirketine satışıyla ilgili olarak Yüksek Planlama Kurulu Kararı'nı iptal etti. Bu konudaki dava DYP Zonguldak Milletvekili Tevfik Ertüzün ve 7 arkadaşı tarafından açılmıştır.
5 Nisan 1990: Koç Grubu'na bağlı Bekoteknik Sanayi AŞ, Amerika Hughes Aircraft Company Şirketi ile gece görüş sistemleri üretmek üzere ortak şirket kurdu. 'Enternasyonal Elektro Optik Sanayi AŞ' adlı şirketin sermayesi 690 milyon lira olarak belirlendi.
9 Nisan 1990: Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi tarafından bugün İş Bankası'nın bilgisayarlı şubelerinde satışa sunulan Erdemir hisse senetleri kapışıldı. 11 bin 750 liradan satışa sunulan senetlerden bir tasarrufçu en fazla 10 milyon liralık, en az 235 bin liralık alabiliyor. Satışa sunulan hisse senetlerinin toplam tutarı 131 milyar lira. - Etibank'a bağlı Seydişehir Alüminyum Tesisleri'nin kullandığı elektriğe uygulanan sübvansiyon kaldırıldı. TEK, bu kuruluşa yüzde 50 indirimli elektrik veriyordu.
10 Nisan 1990: Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazete'de yayınlanan kararına göre Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı ikiye ayrılarak 'Toplu Konut İdaresi Başkanlığı' ve 'Kamu Ortaklığı İdaresi' olarak iki ayrı başkanlık haline getirildi.
11 Nisan 1990: Bakanlar Kurulu'nun Resmi Gazete'de yayınlanan kararıyla 111 çeşit malın ithalinde alınan Gümrük Vergisi ile fon kesintileri değiştirildi, kararla 62 malın gümrük vergisi kaldırıldı. Otobüs ve iki katlı otobüs ithalindeki yüzde 20 olan gümrük vergisi muafiyete çekildi. Külotlu çoraplar ile kısa ve uzun konçlu çoraplar, soketler ve örme patikleri ithalinde yüzde 15 olan gümrük vergisi yüzde bire indi. - Yem sanayii, yeni satış fiyatlarında kilo başına 20 lira indirim yaptı. Piliç yeni 690 (etlik), yumurtalık piliç yeni ise 440 liraya düştü.
12 Nisan 1990: Bakanlar Kurulu, 1 yaşındaki otomobillerden 950 kg net ağırlıklı olanların alım vergisini 1 milyon 68 bin 750 liraya Tofaş'ın ürettiği Doğan ve Kartal ile Ford ve Renault 9 ve 11 modellerinin vergisini de 1 milyon 781 bin 250 liraya çıkardı. Zam oranı yüzde 50-110 arasında değişiyor.
14 Nisan 1990: Kayserili işadamı Hüseyin Bayraktar, özakat Grubu'na, Egebank Grubu'na ortak olup yönetimini aldığını açıkladı. Bayraktar, bankanın sermayesini 40 milyardan 110 milyara çıkararak merkezini İstanbul'a taşıyacağını bildirdi.
15 Nisan 1990: Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik hisselerinin bir kısmını bugün satışa sundu. çukurova hisselerinden asgari 237 bin 500 lira karşılığı 10 hisse satın alınabilecek. En fazla alınabilecek hisse miktarı ise 500, Kepez Elektrik'te ise 11 bin 520 liradan azami 800, asgari 144 hisse senedi alınabilecek. - Tekstil sanayicisi Halit Narin'ın konkordato talebinde bulunduğu beş şirketinden Gernar Şirketi için mahkeme bu isteği kabul etti. Böylece Narin'in Narin Kadife'den sonra ikinci şirketi için de kondordato talebi kabul edilmiş oldu.
16 Nisan 1990: Türk bilimadamları üç yıl süren çalışmalar sonunda halen 14 ülkede üretilebilen nükleer araştırma reaktörünü yapmayı başardılar. Küçükçekmece'de ilki 1961 yılında Amerikalılar, ikincisi 1977 yılında Türk-Fransız ortaklığıyla gerçekleştirilen nükleer reaktörlerden üçüncüsü kendi teknisyenlerimizce yapıldı. 'Türk reaktörü-1' adı verilen reaktör 450 metreküp su bulunan bir havuzla 18 metre 70 santim derinlikte kuruldu. Beş megavat gücündeki reaktörün çalıştırılması için gerekli uranyum - 235 yakıtı da Fransa'dan sağlandı.
17 Nisan 1990: Bakanlar Kurulu'nun çimento grevini ertelemesinden sonra 22 özel çimento işyerinde anlaşma sağlandı. Varılan anlaşmaya göre işçi ücretlerine birinci yıl yüzde yüz artı 675 bin lira, ikinci yıl yüzde altmış artı 255 bin lira zam yapılacak. Giyim ve izin yardımı olarak da birinci yıl içinde her ay 150, ikinci yıl için ise 165 bin lira sağlandı.
21 Nisan 1990: Maliye ve Gümrük Bakanlığı işçi maaşlarını ödeyemeyen belediyelere 4.1 milyar lira yardım yapıldığını açıkladı. Yardımdan toplam 63 belediyede çalışan 8253 işçinin yararlanacağı belirtildi.
24 Nisan 1990: SEK ürünlerine yüzde 20-100 arasında zam yapıldı. Yarım kiloluk süt fiyatı 750 liradan 850 liraya çıktı.
25 Nisan 1990: Mevduat munzam karşılık oranları 1 puan düşürüldü. 1 ay vadeli ve vadesiz mevduatın bir kısmı için 30 Mart itibariyle yüzde 21 oranında bulunan karşılık oranı 27 Nisan'da yüzde 20'ye düşecek. Bankaların halen 200 milyarlık avantajı da bu kararla 700 milyara çıkmış olacak.
30 Nisan 1990: Arçelik, Bolu çimento ve çelik Halat hisse senetlerinin İş Bankası şubelerinden satışına başlandı. Arçelik senetleri 21 bin 500, Bolu çimento 12 bin 750, çelik halat ise farklı temettü oranlı senetlerden oluştuğu için 13 bin 750 ve 13 bin 460 liradan satıldı. Alınabilecek azami senet miktarı Arçelik'te 500, diğerlerinde 800 adet. özellikle Arçelik senetlerine ilginin büyük olduğu bildirildi. - Tarımsal kooperatiflere yatırımlar için kullandırılacak düşük faizli kredi limitleri yenilendi. öncelikli yörelerdeki kooperatiflerin yatırım tutarının yüzde 80'i kadar kredi veriliyor. Ziraat Bankası'nın uyguladığı hayvancılık kredi faizinin yarı faiziyle iki yılı ödemesiz 12 yıla kadar vadeyle kredi açılacak.
1 Mayıs 1990: Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 'özel eğitim kurumları öğrenci tespit ve tahsil yönetmeliği'ne göre kolejlerde ücretler tamamen serbest bırakıldı. ücretler, bundan sonra okulların eğitim imkanlarına, yatırımlarına, personel ve işletme giderlerine ve DİE'nin açıkladığı en son yıllık tüketici fiyat endeksine göre belirlenecek. - Renault otomobillere yüzde 12.3-15.9 oranında zam yapıldı. Zamla R-12 Toros (5 vites) 20 milyon 300 binden 23 milyon 450 bin liraya, R-9 GTE Broadway 25 milyon 150 bin liradan 31 milyon 700 bin liraya, R-11 Txe Flash 31 milyon 900 bin liradan 35 milyon 850 bin liraya çıktı.
2 Mayıs 1990: İzmir'de 7 dernek yüzde yüze varan fiyat artışlarını protesto amacıyla pepsi ve Coca-Cola satmama kararı aldı. İzmir'de 200 bin üyesi olan esnaf ve sanatkarlar birliği de eylemi destekliyor. İzmir Bakkallar ve Bayiler Derneği'nin kampanya süresince dağıtılacağı broşürler arasında şu sloganlar yer alıyor: 'Coca Cola içme ayran iç', 'Süt içtim ağzım yandı, Cola içtim cebim yandı'.
3 Mayıs 1990: TüSİAD Başkanı Cem Boyner, Adana Rotary Kulübü'nde yaptığı konuşmada 10 yılın tembellikle geçiştirildiğine dikkati çekerek, Türkiye'nin sürekli küçük sokak kavgalarını kazanıp meydan savaşlarını kaybettiğini söyledi. Boyner, 'Herşeyi piyasaya bırakmak bir çocuk masalıdır' dedi.
6 Mayıs 1990: Aliağa Termik Santralı yapımına ilginç protesto. Yaklaşık 50 bin kişi, İzmir'le Yeni Foça arasındaki yolda elele tutuşarak insan zincirini oluşturdu.
7 Mayıs 1990: çevrecilerin zaferi: Aliağa Termik Santralı'nın yapımı durduruldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın açıklamasına göre yöre halkının aleyhte gösterilerine yol açan ve Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı alınan santralın yapımı durduruldu.
8 Mayıs 1990: Yatırım Kalkınma Bankası, ilk yatırım fonunu bugün piyasaya çıkardı. Kalkınma Fonu-1 adlı fon, 5 milyarlık bir portföyden oluşuyor ve her an paraya çevrilebilir nitelikte. - Destekleme fiyat istikrar fonundan rafine ayçiçeği yağı için ihracatta ton başına yapılan 30 dolarlık ödemenin kapsamı genişletildi. 5 kilonun üzerindeki ambalajlı ihraç malları da teşvik kapsamına alındı.
10 Mayıs 1990: İstanbul Ticaret Odası'nın, silahlı saldırı sonucu ölen eski başkanı Niyazi Adıgüzel'in iflas eden 'Türkmen kadife' fabrikası, Nuri Yönden tarafından 16.9 milyar liraya satın alındı.
11 Mayıs 1990: Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) yılın en verimli altı işçisini seçti. Tulomsaş Genel Müdürlüğü: Fahrettin Bolat, Mutlu çelik: Altınyıldız İstanbul, Mehmet İlhan STFA İnşaat İstanbul, Kazım Karaman TEK İşletme Müdürlüğü Trabzon, Hasan Hüseyin örencik Arçelik, Tevfik ünal PEG. Profilo AŞ.
15 Mayıs 1990: Yaş çay yaprağı alım fiyatları açıklandı. çay-Kur çay yaprağının kilosuna birinci sürgün döneminde 900, ikinci sürgün döneminde 950, üçüncü sürgün döneminde 1025 lira ödeyecek. - Hububat alım fiyatları açıklandı. Yeni fiyatlar geçen yıla göre yüzde 60-71 zamlı. 550 lira olan makarnalık Anadolu buğdayı her hafta kiloda 4 lira artış kaydederek 27 Ağustos'ta kiloda 580 liraya ulaşacak. 510 lira olan beyaz sert buğday 27 Ağustos'ta 540 liraya, arpa, çavdar ve yulafın fiyatı da alım döneminde 400 liradan başlayıp 27 Ağustos'da 424 liraya ulaşacak. 115 lira olan pancar alım fiyatı 125, mısır ise 460 liraya yükseltildi. Fiyatlar üreticileri ve muhalefeti memnun etmedi.
16 Mayıs 1990: İş Bankası'nın 19 bin personeli için bugün imzalanan toplu iş sözleşmesi bazı çalışanlarca 'Yemek' boykotu yapılarak protesto edildi. İş Bankası ile Basisen ücretlerde ortalama yüzde 118'lik artışa imza atmışlardı. Yeni sözleşmeyle ücretlerin ilk 250 bin lirasına yüzde 125, ikinci 250 bin lirasına yüzde 115, geri kalana da yüzde yüz oranında zam yapıldı.
20 Mayıs 1990: Tüketici ve kadın derneklerinin öncülüğünde 15 günlük et boykotu bugün Ankara, İstanbul ve İzmir'de başladı. Tüm Tüketicileri Koruma Derneği Başkanı Mehmet Borak, boykotla keyfi fiyat artışlarının önüne geçileceğini ve tüketicinin sesinin duyulacağını belirtti. - Cankurtaran Holding, 'FNA-First National Bank of Rochester'i bünyesinde bulunduran ABD'nin FNP Rochester Holding'in yüzde 70 hissesini satın aldı. Böylece çukurova Holding İktisat Bankası'ndan sonra ABD'de banka satın alan ikinci kuruluş oldu. Hisseler için 29 milyon dolar ödendiği bildirildi.
21 Mayıs 1990: Askeri Elektronik Sanayi AŞ, (ASELSAN) halka açıldı. Tasarruf sahiplerinin ilgi gösterdiği hisseler 4200 liradan piyasaya çıkarıldı. Senetler daha sonra borsada da işlem görecek.
24 Mayıs 1990: İstanbul'da Kurumlar Vergisi rekortmenleri belli oldu. Tofaş 66 milyar 332 milyon 059 bin 565 lira ile birinci, Aksa Akrilik 55 milyar 567 milyon 744 bin 152 lira ile ikinci, NV. Türkse Shell 53 milyar 640 milyon 740 bin 571 lira ile üçüncü, IBM 47 milyar 287 milyon 826 bin 920 lira ile dördüncü sırada yer aldı.
28 Mayıs 1990: İngiliz Polly Peck Grubu bünyesinde bulunan ve Türkiye'de faaliyet gösteren Vestel Elektronik Sanayi'nin hisse senetleri bugün satışa çıkarıldı. 298 milyar liralık toplam 22 milyon 500 bin hisse senedinden ilk gün 145 milyarlık bölümü satıldı.
29 Mayıs 1990: İşadamı Sakıp Sabancı'nın gazetelerde yayınlanan 'ANAP sağın en güçlü partisidir. Seçime kadar dirilecek' sözleri muhalefetten, özellikle Demirel'den sert tepki buldu. DYP lideri 'Lastik fabrikatörü bu ölmüş ANAP'ı diriltemez' dedi. SHP Genel Başkanı Erdal İnönü ise 'İşadamlarının konuşabilmesi güzel bir şey. Ancak sendikalar, dernekler de konuşabilmeli' dedi.
31 Mayıs 1990: Facto Finans Şirketi kuruldu. Şirket alacak alımında faaliyet gösteriyor.
1 Haziran 1990: Global Menkul Değerler kuruldu. Kuruluş aracılık hizmetleri yapıyor.
1 Haziran 1990: İstanbul'da 2.5 aydır süren temizlik işçileri grevi anlaşmayla sonuçlandı. Belediye İş Sendikası ile Büyükşehir Belediyesi arasında 26 bin işçiyi kapsayan anlaşmayla 5 yıllık bir temizlik işçisinin aylığı 350 bin, 10 yıllık işçinin aylığı ise net 1 milyon liraya yükseldi. - Pamukbank'ın 'Bank-24' adıyla uygulamaya soktuğu 24 saat kesintisiz bankacılık hizmetleri veren bilgisayarlı para-çekme-yatırma sistemi devreye girdi. Pamukbank'ta hesabı olan herkese istenirse anında Bank 24 kartı veriliyor.
4 Haziran 1990: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin lastik tekerlekli taktik araç ihtiyacını karşılamak amacıyla açılan ihaleyi Otomansan kazandı. Otomarsan, TSK için önümüzdeki 6 yılda toplam değeri 342 milyon Alman Markı olan 3 bin 50 adet taktik araç üretecek.
4 Haziran 1990: Aktif Finans Faktoring kuruldu. Doğun grubu bünyesinde yer alan firma yurt içi ve yurt dışı işlemlerde görev yapıyor.
6 Haziran 1990: Garanti Bankası hisse senetlerinin 236 milyarlık bölümü satışa çıkarıldı. İlk gün 100 milyar liralık hisse senedi satıldı.
7 Haziran 1990: Trafik sigorta tarifelerinde yüzde 1900, primlerde de yüzde 733'e varan artış yapıldı. Yeni prim ve tarifeler 1 Temmuz'dan itibaren yürürlüğe girecek.
8 Haziran 1990: Töbank, Türkiye'de ilk kez 'Hesap-T' adıyla yeni bir uygulama başlattı. Kişilere açılacak, diğer adıyla 'Tek hesap'ta hem tasarruf, hem çek, hem kredi kartı ve ferdi kredi hesapları birleştiriliyor. - Ataköy-Regatta açıldı. Galleria'dan sonra ikinci büyük alışveriş merkezi olan Regatta Ataköy Marina'ya gelen yatlara hizmet verecek. 20 milyara mal olan Regatta 46 bin metrekarelik bir alan üzerinde kuruldu ve içinde toplam 45 dükkan bulunuyor. Ancak halen bu dükkanlardan 18'i hizmet veriyor.
9 Haziran 1990: Sağlık-İş Kolu'nda çalışan 8500 işçinin toplu iş sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu'nda karara bağlandı. İlk altı ay brüt 730 bin, ikinci altı ay ise 900 bin lira artış sağlandı. Türk-İş tarafından tepkiyle karşılanan anlaşmaya göre işçiler ikinci yılın ilk altı ayında yüzde 25, ikinci altı ayında yüzde 20 zam alacaklar.
11 Haziran 1990: Ayrılıkçı PKK örgütü Şırnak'ın çevrimli köyünü basarak 27 kişiyi öldürdü. ölenlerden 12'si çocuk, 7'si kadın. PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada 4 korucu şehit oldu, bir terörist öldürüldü.
12 Haziran 1990: İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda dün başlayan düşüş bugün de sürdü. Endeks 100 puanlık düşüşle 3926 puana geriledi. Uzmanlar düşüş nedeni olarak, özel sektörün arka arkaya borsaya açılıp senet sürmesini, Petkim hisselerinin halka satılacağının açıklanması ve şirketlerin temettü dağıtmasını ve Tahtakale'nin dövize yönelmesini gösteriyor.
13 Haziran 1990: Akaryakıta yüzde 3 ile 11.8 zam yapıldı. İstanbul'da süper benzinin satış fiyatı 1263 liradan 1410 liraya, normal benzinin satış fiyatı ise 1222 liradan 1264 liraya yükseldi. Zam oranı süper benzinde yüzde 11.6, normal benzinde yüzde 3.4.
19 Haziran 1990: İş Bankası aracılığıyla satışa çıkarılan Petkim hisse senetlerinin 250 milyarlık bölümü 40 bin kişiye satıldı. Yetkililer toplam 500 milyarlık hisse senedinin satışının planlandığını ve ilginin büyük olduğunu belirttiler.
20 Haziran 1990: Dünya Ekonomik Forumu ve Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü'nün yıllık raporunda Türkiye'nin 'Rekabet gücü yüksek sanayileşmiş ülkeler arasında 21'inci sırada yer aldığı' açıklandı. Rapora göre ilk dört sırada Japonya, İsviçre, ABD ve Almanya yer alıyor. - Ziraat Bankası'ndan yeni kredi kartı: Ziraat-Visa adıyla yeni bir kredi kartı uygulaması başlattı. Bu kartla otomatik makinelerden para çekmenin yanı sıra, ücretsiz sigorta olanaklarından yararlanılabilecek.
27 Haziran 1990: Hazine tarafından Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü'ne bastırılan madeni 1000 liralıklar bugün tedavüle çıkarıldı. Madeni paralar, banknot bin liralıklarla birlikte tedavülde olacak. - çimentodan ton başına alınan 5500 liralık fon 8500 liraya çıkarıldı. Yeni açılan fabrikalar ilk üç yıl için 6 bin lira fon ödeyecekler.
28 Haziran 1990: Uluslararası Bankalar Konsorsiyumu'nca ilk kez bir Türk özel bankasına toplam 75 milyon dolarlık orta vadeli kredi verildi. Yapı Kredi Bankası ile Gulf İnternational Bank'ın aranjörlüğünde imzalanan mali yükünü ABD, Avrupa Japonya ve Körfez Bankaları üstleniyor.
1 Temmuz 1990: NET Holding, borsada aracılık yapmak üzere 'Global Menkul Değerler' adıyla yeni bir şirket kurdu. 5 milyar lira sermaye ile kurulan şirketin hisse senetlerinin yüzde 99.75'i NET Holding'e ait.
2 Temmuz 1990: Mekke'de büyük facia! 2 kilometre uzunluğundaki El Muaysem Tüneli'nde Mina'da şeytan taşlamaktan dönen hacı adayları, Mina'ya giden grupla karşılaşınca meydana gelen sıkışıklık, ve panikte 1426 kişi öldü. ölenlerden 609'u Türk. Tünelin havalandırma sisteminin arızalı olmasının ve paniğin can kaybının artmasına yol açtığı ifade edildi.
6 Temmuz 1990: Enflasyonun üzerinde fiyatı artan malların teşhirine başlandı. DİE, haziran ayı enflasyon oranı olan yüzde 1.4 oranının üzerinde fiyat artışı olan malları kamuoyuna teşhir etmek üzere bir liste hazırladı. Yetkililer bu uygulamayla keyfi fiyat artışlarının önüne geçilebileceğini bildirdiler. Bu mallar arasında petrol, tereyağı, dana eti, yoğurt, çimento, patates, portakal ve kolonya da bulunuyor.
8 Temmuz 1990: Dünya Bankası'nın finanse ettiği 60 milyon dolarlık Doğu'da tarım ve hayvancılığın kalkınmasını öngören Kırsal Kalkınma Projesi yüzde 90 fiziki gerçekleşme oranıyla tamamlandı. 2 yıl gecikmeyle tamamlanan projeyle köylüye düşük faizli krediler açıldı.
9 Temmuz 1990: Memur maaşlarına yılın ikinci dilimi için yüzde 25 zam yapılacağı açıklandı. Yapılacak zamla 15. derece birinci kademedeki memurun maaşı 373 bin 663 liradan 467 bin 078 liraya, birinci derecede dördüncü kademedeki memurun maaşı 2 milyon 343 bin liradan 2 milyon 929 bin liraya çıkacak.
12 Temmuz 1990: İMKB kurulduğundan bu yana bugün ilk kez 4000 puan sınırını geçti ve günü 4229 puanla kapattı. Bu yükselişte Koç Holding hisselerinin aşırı artışı etkili oldu.
14 Temmuz 1990: İthal sigara ve içkiye zam yapıldı. Zamla Marlboro ve Camel sigaralarının satış fiyatı 3100 liradan 3700 liraya, Samsun 216, 2500 liradan 3 bin liraya, ithal viski 30 bin liradan 36 bin liraya yükseldi.
16 Temmuz 1990: Kısa adı OECD olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın 24 ülkeyi inceleyen yarı yıl raporunda Türkiye ile ilgili iyimser ifadeler kullanıldı. 'Türkiye'de enflasyon düşerken sınai üretim artıyor', 'Borsa 1989'da iyi bir performans göstermiştir', 'Yılın ilk 4 ayında yabancı sermaye miktarı geçen yıla oranla yüzde 20 artış gösterdi.' - Kınalı - Sakarya paralı otoyolunun, Mahmutbey-Kumburgaz bölümü bugün Cumhurbaşkanı Turgut özal tarafından ulaşıma açıldı. özal, törende yaptığı konuşmada 'Bu yolların kilometresi 3 milyon dolara mal oluyor. Hedefimiz 11 bin kilometrelik otoyol projesini tamamlamaktadır' dedi. Otoyoldan alınacak ücret 7 bin lira.
20 Temmuz 1990: Otomarsan, 354 beygir gücünde, 42 ton ağırlığı taşıyabilen Mercedes-Benz 1935 S model bir çekici üretti. Firma yetkilileri fiyatı 239 milyon lira olan çekiciden yılda 200-300 adet üretmeyi hedeflediklerini açıkladılar.
24 Temmuz 1990: Asgari ücret Tespit Komisyonu sanayi ve hizmet kesimi ile tarım ve orman kesiminde çalışanlar için günlük ücreti, yüzde 84'lük bir artışla brüt 13 bin 800, aylık 414 bin lira olarak belirledi. Asgari ücret 16 yaşından küçükler için yüzde 96 zamla 303 bin 750 lira oldu.
25 Temmuz 1990: ABD-Türk ortak tesislerinde Harp-İş'in 17 Temmuz'da grev kararı almasından sonra, süren pazarlıkların anlaşmayla sonuçlanmaması üzerine işveren lokavt kararı aldı. 26 yerde faaliyet gösteren tesislerde 4 bin Türk işçisi çalışıyor.
30 Temmuz 1990: Alo-Mintax Deterjan Fabrikası'nın Halkalı'daki fabrikası, arıtma tesislerini yaptırmadığı, bacalardan çıkan atık gazlar çevre sağlığını tehdit ettiği gerekçesiyle Küçükçekmece Belediyesi tarafından süresiz olarak mühürlendi. - Borsa bugün 184 puan artarak 5164 puana ulaştı ve yeni bir rekor daha kırdı. Bu gelişme 100 milyarlık işlem hacmiyle sağlandı.
31 Temmuz 1990: Alarko Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı kuruldu. Kuruluş Alarko Holding'e bağlı olarak çalışıyor.
2 Ağustos 1990: Irak, Kuveyt'i yuttu. Irak Ordusu 18 bin kilometrekarelik, 967 bin nüfuslu ülkeyi 4 saatte işgal etti. Irak Devlet Başkanı Saddam, işgale gerekçe olarak Kuveyt'in bol petrol üretip fiyatları düşürmesini gösterdi, Kuveyti Irak'ın ili olarak ilan etti. İşgal tüm dünyadaki tepki yaratırken, Türkiye-Irak petrol boru hattının kapatılması gündeme geldi.
5 Ağustos 1990: Irak Başbakan birinci yardımcısı Taha Yasin Ramazan Ankara'ya geldi. Taha Yasin, yetkililerle yaptığı görüşmede Türkiye'nin bu olayda tarafsızlığını korumasını ve petrol boru hattını kapatmamasını istedi. Bakanlar Kurulu toplantısında ise Birleşmiş Millet Güvencesi Konseyi'nden bir karar çıkması ya da uluslararası bir eylem birliği halinde petrol boru hattının kapatılabileceği görüşü ağır bastı.
6 Ağustos 1990: Erdemir (Ereğli Demir çelik Fabrikaları) ürünlerine yüzde 3.1-5.8 arasında zam yaptı. Zamdan sonra tenekenin tonu 2325 liraya, soğuk sacın tonu ise 1130 liraya yükseldi.
7 Ağustos 1990: Türkiye, Irak petrol boru hattını kapattı. Bakanlar Kurulu'nda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Irak için aldığı ambargo kararları görüşüldü. özal, Birleşmiş Milletler Kararları'na uyulacağını açıkladı. Bu arada petrol fiyatları yükselirken, İMKB'ninde hisse senetleri düşmeye başladı. Paranın altına yöneldiği bildirildi.
8 Ağustos 1990: Körfez krizi nedeniyle borsada başlayan düşüş bugün de sürdü. Endeks 434 puan gerileyerek 4449 puana kadar düştü.- Merkez Bankası, Irak ve Kuveyt vatandaşları ve şirketlerine ait banka hesap ve alacaklarının dondurulduğunu açıkladı. - İstanbul'da yaşanan su sıkıntılarını gidermek amacıyla Yalova'da 'Oba Vega' adlı gemiyle getirilmeye başlanan su, Beşiktaş ve Beyoğlu şehir şebekesine pompalanmaya başlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen bu yöntemle günde 60 bin ailenin su ihtiyacının karşılanacağını açıkladı.
9 Ağustos 1990: ABD Dışişleri Bakanı James Baker Ankara'ya gelerek olası bir çatışma halinde Türkiye'deki üslerin Irak'a karşı kullanılması talebinde bulundu. - Mobil ve Shell benzine zam yaptı. Zamla süper benzin 2019, normal benzin 1847 liraya yükseldi.
12 Ağustos 1990: TBMM'nin gizli oturumunda, Akbulut Hükümeti'ne Irak'ın Türkiye'ye saldırısı halinde Silahlı Kuvvetleri kullanma ve Irak'a savaş ilan etme yetkisi verildi. - Türk Standartları Enstitüsü 'Yumurtacı tavuk' ve 'Etlik piliç' standartlarını yürürlüğe koydu.
14 Ağustos 1990: TEKEL'in bu hafta içinde piyasaya sürdüğü İzmir Sigarası tiryakiler tarafından beğenilmedi. Maliye Bakanı Kahveci'nin 'öldürülmek istenen Türk tütününün yaşam ümidi' olarak nitelendirdiği İzmir Sigarası yabancı markalara rakip olarak piyasaya sürüldü ve 2 bin liralık fiyatıyla yabancı sigaralardan 1100 lira daha ucuza satılıyor.
17 Ağustos 1990: Geçen yıl 1050 lira olan haşhaş taban fiyatı bu yıl yüzde 138'lik artışla 2500 lira olarak açıklandı. - Hisse senedi basımına borsa denetimi geldi. SPK'nın Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğine göre IMKB'ninde işlem gören hisse senetleri ilgili ortağın ve borsanın talebi üzerine borsanın aracılığı ve kontrolünde basılacak. Hisse senetlerinin basımında hassas kağıt kullanılacak.
18 Ağustos 1990: ABD İhracat Kredi Bankası Eximbank, Türkiye'deki helikopter ihalesinin Skorsky şirketine verilmesi halinde Türkiye'ye 1 milyar dolarlık kredi açma kararı aldı.
21 Ağustos 1990: Fındık taban fiyatı çeşidine ve bölgelere göre 3050-3500 lira olarak açıklandı. Yağlık ayçiçeği alım fiyatı 850 lira, Ege pamuğu 2050 lira, kütlü pamuk 2050 lira olarak saptandı.
23 Ağustos 1990: Alman Seyahat Acentaları Birliği'nin (DRV) Körfez krizi nedeniyle bir TV programında Türkiye'nin riskli ülke olduğunu öne sürmesi ve turların iptal edilmesini istemesi paniğe yol açtı. Halen Almanya'da 250 bin turist Türkiye'ye gelmek için rezervasyon yaptırmış durumda. Daha sonra yapılan açıklamada durum düzeltildi. Ve bir yanlış anlamanın olduğu söylendi.
25 Ağustos 1990: Türkiye - Sovyetler Birliği Tıp İşbirliği Anlaşması yürürlüğe girdi. 5 yıl süreyle yürürlükte kalacak anlaşmaya göre Türkiye, SSCB'ye her yıl 200 milyon dolar tutarında ilaç, tıbbı malzeme ve aygıt ihraç edecek.
28 Ağustos 1990: THY, Japon turistleri Türkiye'ye çekebilmek için Japon Havayolları Şirketi ANA (Ail Nippon Airways) ile çok yönlü bir anlaşma yaptı. İki ülke arasında yapılacak uçak seferlerinde İpekyolu güzergahı kullanılacak. Uçuş süresi ilk etapta 20 saatten 14 saate, uzun menzilli uçaklarda 11.5 saate indirilecek. İki şirket gerekirse uzun menzilli uçak kiralayıp ortak işletilecekleri anlaşma THY Genel Müdürü Cem Kozlu ile ANA Genel Müdürü Tokuji Wasaka arasında iyi niyet mektubu şeklinde imzalandı.
1 Eylül 1990: SEK ürünlerine yüzde 5.2-20 arasında zam yapıldı. Şişe sütün fiyatı 850 liradan yükseldi.
3 Eylül 1990: İstanbul Anakent Belediyesi'nin ekmek fiyatlarını serbest bırakmasının ardından Ekmek İşverenleri Sendikası'na bağlı 600 fırıncı bir araya gelerek ekmeğin fiyatını yeniden belirlediler. 320 gramlık ekmeğin fiyatı yüzde 50 artışla 600 liraya çıkarıldı. Anakent Belediyesi yetkilileri ekmeğin fiyatının koşullu olarak serbest bırakıldığını, kararın yeniden gözden geçirileceğini bildirdiler.
4 Eylül 1990: Gazeteci yazar Turan Dursun, İstanbul Koşuyolu'ndaki evinden çıkarken, kimliği belirsiz kişilerin silahlı saldırısı sonucu öldürüldü. Saldırganlar olaydan sonra kaçtı. Şeriat karşıtı yazılarıyla tanınan Turan Dursun'un bir süreden beri aşırı dinciler tarafından ölümle tehdit edildiği öğrenildi. Cinayeti 'İslam Mücahitleri' adlı bir örgüt üstlendi.
5 Eylül 1990: TBMM, bugün yapılan gizli oturumda hükümete 'ülke dışına asker gönderme ve yabancı askerlerin Türkiye'de bulundurulması' konusunda yetki verdi.
6 Eylül 1990: Toprak Holding ilaç üretmek ve satmak amacıyla yeni bir şirket kurdu. 'Toprak İlaç ve Kimyevi Maddeler AŞ' adıyla kurulan şirketin sermayesi 100 milyar, merkezi İstanbul.
7 Eylül 1990: Körfez krizinden zarar gören ülkelere yardım konusunu görüşmek üzere Roma'da toplanan AT Dışişleri Bakanları Türkiye'ye 720 milyon dolarlık yardımın serbest bırakılmasını kabul etti. Ancak Yunanistan'ın itirazı üzerine yardım bloke edildi. Karar 17 Eylül'de yapılacak toplantıda netleşecek.
9 Eylül 1990: DPT'nin hazırlandığı rapora göre Türkiye'de 1983-87 yılları arasında gerileyen işsizlik tekrar yükselme trendine girdi ve 1989'da yüzde 10.4'e kadar yükseldi.
10 Eylül 1990: Sena Tekstil AŞ kuruldu. Tokat'taki fabrikasında her türlü tekstil malzemesi üreterek pazarlıyor.
12 Eylül 1990: TEKEL ürünlerine yüzde 14-25 zam yapıldı. Samsun Sigarası'nın fiyatı 1100 liradan, 1300 liraya, TEKEL 2000, 2600 liradan 3200 liraya, Marlboro ve Camel sigaraları 3700 liradan 4500 liraya yükseldi. Büyük Yeni Rakı'nin fiyatı 13 bin 500 lira oldu. - İşletme sermayesi yokluğundan kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Van Entegre Et Sanayi (Van - Et) kurtarıldı. Ortaklardan Türkiye Kalkınma Bankası, hisse oranını yüzde 10'dan 49'a çıkardı ve şirkete 8.5 milyar kredi açtı. Şirketin Toplu Konut ve Ziraat Bankası'na olan 4.5 milyarlık faiz borcu da silindi.
13 Eylül 1990: Adalet personeline 'Adalet hizmetleri tazminatı' adı altında yüzde 25 net zam yapıldı.
17 Eylül 1990: 27 Mayıs 1960 Askeri Harekatı sonrasında Yassıada'da yargılanarak ölüm cezasına çarptırılan, 16 ve 17 Eylül 1961 günleri İmralı Adası'nda idam edilen Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatih Rüştü Zorlu'nun naaşları devlet töreniyle Topkapı'da yaptırılan anıtmezara nakledildi. Törene, aileleri, çok sayıda eski ve yeni politikacı ve vatandaşlar katıldı.
18 Eylül 1990: İstedikleri zam verilmediği için iki gündür kontak kapatan İstanbul Taksi esnafı, Anakent Belediye Başkanı Sözen'le anlaştı. Daha önce 1000 lira olan taksimetre açılış ücreti ise 1250 liraya çıkarıldı.
19 Eylül 1990: TüSİAD, Eğitim Raporu'nu açıkladı: Nüfusun yüzde 95'i meslek eğitimi olmadan hayata atılıyor. Türkiye çeşitli okullar modeli ile pahalı bir yol seçmiş, meslek eğitimi sistemi işbirliği modeline dönüştürülmemiştir. Demokrasiye yapısal uyum için nüfusun eğitim düzeyini yükseltmek ve eğitim sistemini demokratikleştirme gerekmektedir. Hedefleri ve kaynakları ile tutarlı entegre bir eğitim politikasının olmaması mali kriz yaratmış, bu da diğer sorunların da çığ gibi büyümesine yol açmıştır.
24 Eylül 1990: Bakanlar Kurulu'nca belirlenen yeni düzenlemeye göre genel KDV oranı yüzde 10'dan 11'e yükseltildi. KDV temel gıda maddelerinde yüzde 5'e, lüks mallarda ise yüzde 20'ye çıkarıldı. - IMF, Körfez krizinden zarar gören ülkelere yardım yapılması için çaba gösterilmesini onayladı. En çok zarar gören Türkiye, Mısır ve ürdün'e gelecek yıl sonuna kadar 13-16 milyar dolar yardım yapılması öngörülüyor.
1 Ekim 1990: Akaryakıta zam. Zamdan sonra Ankara'da süper benzinin litresi 2606, normal benzin 2330 lira oldu. 12 kg lık tüpgazın satış fiyatı 19 bin 200 liraya yükseldi.
6 Ekim 1990: Doçent Doktor Bahriye üçok, kendisine kargoyla gönderilen paketi açarken, paketteki bombanın patlaması sonucu öldü. Eski milletvekillerinden, SHP Parti Meclisi üyesi Bahriye üçok laiklik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmış, laikliği savunarak türbana karşı çıkmıştı. Suikastı 'İslami Hareket örgütü' adındaki örgüt üstlendi.
9 Ekim 1990: ünlü Japon firmalar, Türkiye'de Japon lokantaları kurmak amacıyla İstanbul'da, Japon Gıda Satış ve Servis Limited Şirketi adında bir şirket kurdu. Şirkette en büyük pay 1 milyar 24 milyon lira ile Japon O - Nlandscape Dvelopmont Inc sa şirketine ait. 1 milyar 750 milyon lira sermayeli şirkette Tur-Yat AŞ'nin de 375 milyon liralık payı bulunuyor.
13 Ekim 1990: Türkiye İş Bankası 100 milyon liraya kadar konut kredisi açma uygulaması başlattı. Kredinin vadesi 3 ay ile 2 yıl arasında değişiyor.
15 Ekim 1990: Yeni KDV oranları bugünden itibaren uygulanmaya başlandı. Temel gıda maddelerinde yüzde 3'ten 5'e çıkarılan oran, küsüratlı rakamların tam liraya çevrilmesi yüzünden fiyatları yüzde 8-10 oranında yükseltti. KDV oranı lüks tüketimde de yüzde 15'ten yüzde 20'ye çıkarıldı.
16 Ekim 1990: Halk Bankası, Esnaf Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla verdiği kredi faiz oranlarını 7-10 puan arasında yükseltti. Böylece kısa vadeli ve senet karşılığı verilen kredilerde faiz oranı yüzde 45'ten 52'ye çıkmış oldu.
18 Ekim 1990: Metal-İş Kolu'nda faaliyet gösteren çelik-İş ve özdemir - İş sendikalarının, Otomobil - İş Sendikası çatısı altında birleşmesi kararlaştırıldı.
20 Ekim 1990: Ziraat Bankası'ndan CNN'e reklam. Sabah ve akşam saat 08.00 - 09.00 arası günde 4 kez verilen reklamlarda 'Türkiye'ye yatırım yapacaksanız Ziraat'e uğrayın' mesajı veriliyor.
22 Ekim 1990: OECD Türkiye Konsorsiyumu çerçevesinde, Almanya'dan dört ayrı projede kullanılmak üzere toplam 130 milyon marklık kredi sağlandı. Krediler, Ankara Merkez Kanalizasyon Arıtma Tesisi, İstanbul'a su temini, Konya Demiryolu ve Yeni Galata Köprüsü projelerinin finansmanında kullanılacak. - Trakya Cam'ın bugün satışa sunulan 205 milyarlık hisse senedi ilk gün tükendi. Hisse senetleri 7 bin liradan satıldı. Şişe Cam böylece Trakya Cam'daki yüzde 27'lik hissesini satmış oldu. - İstanbul'da su sıkıntısının had safhaya varması üzerine yağmur bombası uygulamasına başlandı. ömerli ve Darlık Barajı üzerindeki bulutların içine uçakla gümüş iyödür püskürtülmesinden yarım saat sonra yağış başladı, ancak bu yağış barajlardaki su seviyesini iki santimetre yükseltti. Yağmur bombası uygulaması sürdürülecek.
28 Ekim 1990: Sanayi odası devam eden ve başlayacak toplu sözleşmelerle ilgili bir deklarasyon hazırladı. Deklarasyonda toplu sözleşmelerin işçi sendikalarının 'Anormal ve ölçüsüz talepleri' nedeniyle büyük bir çıkmaza girdiği belirtilerek, ücretlerin enflasyon oranında yükseltilmesi, yan ödemelerin çıplak ücretle birleştirilmesi, beklenen enflasyona göre ikinci yıl zammının belirlenmesi önerildi. Deklarasyonun TOBB tarafından başta hükümet olmak üzere ilgili kuruluşlara iletileceği bildirildi.
30 Ekim 1990: Petrolün varili 35 doları aştı. Körfez krizine ilişkin barış çabalarının sonuçsuz kalması, petrolün varilini Tokyo Borsası'nda 35.7 dolara yükseltti.
3 Kasım 1990: Bakanlar Kurulu, 66 üründe vergi ve fonları değiştirdi. Deterjanda fona ödenecek prim ton başına 85 dolardan 50 dolara çekilirken, tuğlada 10 dolara indirildi. Pirinç ithalinde fon, ton başına 25 dolardan 50 dolara, süttozu ithalinde 700 dolardan 1000 dolara çıkarıldı. İthal otoların gümrük vergisi de arttırıldı. Buna göre 2000 santimetreküpe kadar olan otolarda vergi yüzde 4'den 10'a, silindir hacmi 2 bin santimetreküpü geçen otolarda yüzde 25'ten 30'a çıkarıldı.- Tofaş otomobillere yüzde 7-12 zam yapıldı. Zamdan sonra Serçe 18 milyon 288 bin, Doğan L 33 milyon 408 bin, Tempra Sx 42 milyon 696 bin lira oldu.
4 Kasım 1990: THY Mali işler Müdürü Günseli Tarhan, kurumun körfez krizi nedeniyle petrol fiyatlarının ve turizm iptallerinin artması sonucu toplam 98 milyar lira zarar ettiğini açıkladı.
6 Kasım 1990: Aselsan tarafından üretilen 'Otoyol acil yardım telefon sistemleri' ilk olarak Kınalı - Sakarya otoyoluna kuruldu. Herhangi bir kaza, ya da yolda kalma vs. acil durumlarda sistem aracılığıyla hızlı bir şekilde yardım yapılabilcek.
7 Kasım 1990: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Milliyet, Tercüman ve Cumhuriyet gazetelerinde grev kararı aldı. Kararın, Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası ile 20 Ağustos'tan bu yana sürdürülen toplu sözleşme görüşmelerinde bir sonuç alınmaması üzerine verildiği bildirildi.
8 Kasım 1990: DİE tarafından satın alma gücü paritesi esas alınarak yapılan hesaplanmaya göre Türkiye'de kişi başına milli gelir 5 bin doları geçti. DİE raporuna göre milli gelir son on yılda 2 kat arttı. DİE 1989 yılı içi kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılayı 1410 dolar olarak açıklarken, satın alma gücü paritesine göre bu rakam 4514 dolar olarak bulundu.
10 Kasım 1990: Otuz yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Simtel Grubu, 150 milyar lira sermayeli bir holding haline dönüştü. Yeni holding grup içindeki 32 şirketten ancak altısının yüzde 51'ine sahip bulunuyor. - Alman Federal Meclisi, Körfez krizinden büyük zarar gören ülkelere yönelik destek çerçevesinde Türkiye'ye 110 milyon Mark avans verilmesini kabul etti. Türkiye bu parayı silah ve lüks tüketim malı ithali dışındaki alanlarda kullanacak.
11 Kasım 1990: Körfez krizi nedeniyle borsada başlayan düşüş sürüyor. Endeks 3500 puan seviyelerine kadar gerilerken, alternatif yatırım aracı olarak döviz ve altın gösterildi.
12 Kasım 1990: Ankara'da Gazi üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nin tüm öğretim üyeleri ve yardımcıları türbanın serbest bırakılmasını protesto amacıyla Anıtkabir'e yürüdü. Hacettepe üniversitesi'nde de bazı öğretim üyeleri aynı gerekçeyle derslere girmedi. Rektör Yüksel Bozer, eylemi kınayarak 'Böyle bir eylem hukuka aykırıdır' dedi.
13 Kasım 1990: Kalkınmada öncelikli yörelerde gerçekleştirilecek yatırımlara sağlanan kaynak kullanımını destekleme primi 10 puan azaltıldı.
14 Kasım 1990: İhracat rejimi ve yönetmeliği basitleştirildi. Daha önce rejim ve yönetmelik kapsamında düzenlenen bazı konularda yetki doğrudan Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'na verildi. Hazine'nin halen bağlı olduğu ve Güneş Taner'in başında bulunduğu Devlet Bakanlığı şu yetkilere sahip olacak: İhracatla ilgili her türlü bilgi ve belge istemek, ihracatı izne veya kayda bağlamak, ihracatın gözetim, denetim ve yönlendirilmesine dair her türlü önlemi almak.
17 Kasım 1990: Temeli 1985 yılında atılan ve perşembe pazarı esnafını bünyesinde barındıracak olan PERPA, bitirilişinden aylar sonra bugün hizmete girdi. 150 bin nüfuslu adeta bir şehir olarak doğan PERPA, aynı zamanda dünyanın en büyük mono blok binası olma özelliğini taşıyor. 45 dönüm arazide yer alan PERPA'da 48 kilometre oto yolu, 25 ile 450 metrekare arasında değişen büyüklükte tek kat veya tripleks 4500 işyeri, 6 banka, 15 lokanta, 2 bin araçlık otopark, 24 yürüyen merdiven, 32 asansör ve 50 hatlı telefon santralı bulunuyor.
17 Kasım 1990: Genel Maden - İş Sendikası toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine çeşitli işyerlerinde çalışan toplam 48 bin üyesi için grev kararı aldı.
18 Kasım 1990: Körfez krizi nedeniyle borsada haftalardır yaşanan panik hafifledi ve yerini tırmanışa bıraktı. Geçen hafta ortalama yüzde 2.64 artış kaydeden endeks 3771 puana ulaştı.
19 Kasım 1990: Türkiye Kalkınma Bankası'nın yüzde 20'sini kapsayan hisse senetlerinin satışına bugün Vakıflar Bankası şubelerinde başlandı. 3 bin liradan satılan senetlere fazla ilgi yok. İlk gün daha çok 500 bin lirayla 1 milyon liralık alımlarının fazla olduğu gözlendi.
21 Kasım 1990: Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı Ankara Eryaman'da yaptırılan ikinci parti 1076 konutu metrekaresi 1 milyon liradan ve yüzde 30'u peşin, kalanı da 100 eşit taksitle satışa sundu. Satışlar aralık sonuna kadar devam edecek ve taksit tutarları her altı ayda bir yeniden belirlenecek.
21 Kasım 1990: Dünya Halı San ve Tic A.Ş kuruldu. çorlu'daki fabrikasında halı üretimi yapan fabrika iç ve dış pazara ürünlerini sunuyor.
23 Kasım 1990: Politika sahnesinde yeni bir isim: Prof. Dr. Tansu çiller. Boğaziçi üniversitesi İktisat profesörlerinden Tansu çiller Doğruyol Partisi'ne katıldı. çiller, özal'ın izlediği ekonomik politikaya yaptığı eleştirilerle tanınmıştı. - Tarım ürünlerinin ihracatında vergi kaybını önlemek ya da azaltmak için ticaret borsalarının müteselsil sorumluluk sınırı genişletildi. Maliye Bakanlığı'nın tebliğine göre borsalarda kote edilen ürün ihracatında gelir vergisi tevkifatının yapılması için borsa tescil beyannamesi istenecek.
27 Kasım 1990: Hisse senedi borsasındaki düşüş ve gayri menkul alımlarındaki durgunluk boşta kalan parayı çekmek isteyen bankaları hareketlendirdi. Osmanlı, Garanti, Emlak, İktisat Bankaları ile Etibank ve Türkbank faizleri birer puan arttırdıklarını açıkladı. Osmanlı Bankası yıllık mevduata yüzde 58, Emlak Bankası yüzde 59, Etibank ise yüzde 60 faiz uygulayacak.
28 Kasım 1990: 'Raks Holding AŞ' kuruldu. Kuruluş sermayesi 400 milyon lira olan holdingin ortaklarını Aslan Tekin önel, Ataman Bükey, Mahmut Bükey, Abdullah Rasim önel ve Benim Bükey oluşturuyor.
28 Kasım 1990: Türkiye'nin en büyük porselen üreticisi İstanbul porselen çin tabaklarıyla rekabette yenik düştü. Şişe Cam fabrikaları aylık zararı 1 milyar 800 milyon liraya ulaşan bünyesindeki İstanbul Porselen'i kapatmaya karar verdi ve tesislerde çalışan 639 işçiyi tazminatlarını ödeyerek işten çıkarmaya başladı.
1 Aralık 1990: İlk Türk robotu 'Altınay' İTü Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nde üretildi. 1.90 metre boyundaki Altınay hiç hata yapmıyor, 4 kiloya kadar her yükü istenilen yere taşıyor, ortalama büyüklükteki bir odayı 15, bir otomobili 12 dakikada boyuyor ve insandan 10 kat daha hızlı ve kusursuz davranıyor. - Türkiye Taşkömürü Kurumu'na bağlı 48 bin maden işçisi ile MTA arasındaki sözleşmede anlaşma sağlanamayınca greve başlayan işçiler madene inmediler. Maden işçisine fırıncılar bedava ekmek dağıtacak, belediye su parasını tahsil etmeyecek, işçilere gıda yardımı başlıyor. Maden İşçileri Sendikası Başkanı Şemsi Denizer 'Taleplerimiz karşılanıncaya kadar greve devam' dedi.
3 Aralık 1990: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay, istifa etti. Torumtay istifa gerekçesini 'İnandığım prensiplerle ve devlet anlayışımla hizmete devamı mümkün görmediğim için istifa ediyorum' sözleriyle açıkladı. İstifanın nedeni özal'la Körfez politikası konusunda ters düşmesi olarak gösteriliyor. Genelkurmay Başkanlığı'na Orgeneral Doğan Güreş atandı.
7 Aralık 1990: Bursa'da doğal gazla çalışan bir fabrika Tofaş oldu. Doğalgaza dönüşüm için 780 milyon lirası kazan ve şebekeye olmak üzere 1 milyar lira harcandı.
12 Aralık 1990: Tahtakale'de dolar ve markın hızlı yükselişini durdurmak için Merkez Bankası piyasaya müdahalesini arttırdı ve bu sabah saatlerinde bankalar arası döviz piyasasına 20-30 milyon dolar birden sürdü. Bu müdahale üzerine kısmi bir düşüş gözlendi ve dolar 2955 liradan 2915 liraya mark 2010 liradan 1975 liraya düştü.
13 Aralık 1990: KİT'lerde çalışan sözleşmeli personelin tavan ücreti yüzde 20 oranında arttırıldı. Memur maaşlarına da 1991 yılının ilk 6 ayı için yüzde 20 zam öngörüldü. - Türk Metal Sendikası, 85 bin işçi adına MESS'le sürdürülen toplu pazarlığın kilitlenmesi üzerine 26 Aralık'ta 230 işyerinde greve gitme kararı aldı. Grev kararı İstanbul'daki 62 işyerine bugün asıldı.
15 Aralık 1990: İTü Maden Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Celal Şengör Avrupa Bilimleri Akademisine üye seçildi. Akademiye seçilen ilk Türk olan Şengör'ün tamamı yabancı dille hazırlanmış yayınları bugüne kadar 250 çalışmada örnek gösterildi.
18 Aralık 1990: Jak Kamhi'nin sahibi olduğu Profilo Holding'in Mecidiyeköy Telra Fabrikası'nın TV deposunda elektrik kontağı sonucu çıkan yangın, TV tüplerinin depolandığı bölüme de sıçrayınca korkulu saatler yaşandı. Zararın 5 milyar lira dolayında olduğu tahmin ediliyor.
20 Aralık 1990: Türkiye'de yaklaşık 60 bin belediye memurunu kapsayacak tüm Belediye Memurları Sendikası (Tüm-Bel-Sen) için kurucu 5 bin üyenin imzasını taşıyan başvuru İstanbul Valiliği'ne verildi ve sendika resmen kurulmuş oldu. Kuruluş dilekçesi çeşitli büyük kentlerden İstanbul'a gelen 500 memur tarafından valiliğe teslim edildi. Bazı vergi faiz ve cezalarına kısmi af getirilmesini de kapsayan 6 vergi yasasındaki değişiklikleri öngören yasa Resmi Gazete'de yayınlandı. Yasayla götürü vergi verenlerin asgari yıllık kazanç tutarları ücrete endekslendi. Hayat standart dilimleri yeniden belirlenirken, ihtilaflı halde olan bu dava açma süresi geçmemiş vergi cezalarına kısmi af getirildi. - Ziraat Bankası, Alman DG Bankası ile ortak bir banka kurmak için anlaşma imzalandı. Deutsche-Turkische Bank AG'nin sermayesi 33 milyon mark olacak ve banka dış ticaret işlemleriyle uğraşacak.
26 Aralık 1990: Türk Metal Sendikası'nın 85 bin üyesi ile Bağımsız Otomobil İş ve çelik-İş Sendikası'nın 42 bin 500 işçisi, toplu sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması nedeniyle bugün greve başladı. - İktisat Bankası, 10 milyonun üzerindeki mevduatlara yüzde 65 faiz uygulamasına başladı. Garanti Bankası da, üç ay vadeli mevduat faizini yüzde 52'den 53'e çıkardı.
27 Aralık 1990: Türkiye'de ilk özel limanın yapımına başlandı. Gemlik Limanı ve depolama tesislerinin temeli bugün Cumhurbaşkanı özal tarafından atıldı. Finansmanını Pamukbank'ın üstlendiği tesise Bisaş firması yüzde 86, Gemlik Belediyesi yüzde 14 oranında ortak. 142 bin metrekarelik alan üzerinde kurulan liman RO-RO taşımacılığına da cevap verebilecek ve 36 milyar liraya mal olacak.
28 Aralık 1990: Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın (EBSO) son meclis toplantısında ANAP iktidarı istifaya çağırıldı. Bazı üyelerin yaptığı çağrıyla ilgili olarak Oda Başkanı Şinasi Ertan da, 'çok şükür özgür bir ülkede yaşıyoruz. önemli olan istifa muhatabı olanların bu mesajları almalarıdır' dedi.
29 Aralık 1990: Koç Grubu'nda yeni atamalar yapıldı. 31 üst düzey yönetici terfi etti. Can Kıraç, Holding İdare Meclisi Başkanvekili oldu. Kıraç'tan boşalan İdare Komitesi Başkanlığı'na Yüksel Pulat atandı. Sanayi-ticaret-enerji şirketleri başkanlığına ise Uğur Ekşioğlu getirildi.
30 Aralık 1990: Bakanlar Kurulu, motorlu taşıt vergisi ile taşıt alım vergisini yüzde 60 oranında artırdı. Serçe, Şahin, Doğan ve Renaultlar'ın alım vergisi 1 milyon 710 bin lira ile 3 milyon 990 bin lira arasında değişiyor. Motorlu taşıt vergisi modeli yaş ve ağırlıklarına göre, 28 bin ile 2 milyon 240 bin lira arasında.
31 Aralık 1990: Toptan Eşya Fiyatları Endeksi: DİE 52.3, İTO 49.6. Tüketici fiyatları endeksi: DİE 60.3. Dolar bazında İMKB endeksi: 642.63.

Benzer Konular

15 Ağustos 2018 / AreX Ekonomi
17 Mayıs 2017 / ThinkerBeLL Tarih
20 Ocak 2009 / Misafir Siyasal Bilimler
10 Ağustos 2017 / ThinkerBeLL Ekonomi
7 Mayıs 2014 / _EKSELANS_ Mimarlık