Arama

Paradoksal Hikayeler

Güncelleme: 9 Nisan 2013 Gösterim: 1.938 Cevap: 0
ROSE - avatarı
ROSE
Ziyaretçi
9 Nisan 2013       Mesaj #1
ROSE - avatarı
Ziyaretçi
Paradoksal Hikayeler
Msxlabs.org
Sponsorlu Bağlantılar

Kanuni Sultan Süleyman’dan:
Kanuni, şehzadelerini muhteşem bir törenle sünnet ettirir.
Kısa bir süre sonra da veziri İbrahim Paşa’nın oğlu sünnet olur.
Törene Kanuni de davetlidir. Birara Kanuni, vezirine der ki: -”Söyle bakalım İbrahim Paşa. Senin tören mi daha muhteşem, benimki mi?”
-”Elbette benimki sultanım”
Kanuni şaşırır. Sebebini sorar.
Vezir: -“Benim oğlanın düğününe koskoca cihan padişahı davetliydi ve geldi. Sizinkinde böyle bir davetli var mıydı?” der.


Kanuni Sultan Süleyman’dan:
Süleymaniye Camiinin inşaası sırasında bir ermeni usta, yanlış duvar yapması sonucu,
Kanuni tarafından cezalandırılır. Ermeni usta, sultandan şikayetçi olur. Kadı,
ikisini de huzuruna çağırır.
Kanuni ve usta, kadının karşısında ayakta beklemektedirler. Karar açıklanır:
“Kısas!” yani Kanuni de aynı şekilde cezalandırılacaktır. Ermeni usta, adalete
hayret eder ve:
-”Madem dininiz bu kadar adil, hem davamdan vazgeçiyorum hem de müslüman oluyorum”
Davadan sonra Kanuni, kadıya:
-”Eğer ben padişahım diye benim lehimde bir karar verseydin, seni bu kılıcımla öldürürdüm”
Kadı, oturduğu minderin altından bir hançer çıkarır ve:
-”Sultanım siz de eğer ‘ben padişahım’ diye kararıma itiraz etseydiniz ben de bu hançeri sizin kalbinize saplardım.


Bir Derviş:
Garip dervişin biri büyük bir köşkün önünden geçerken evin ‘av meraklısı ve zalim’ olan beyi, yardımcıları ile ava gitmek için evden çıkıyorlardır.
Dervişle selamlaşırlar. Aksilik bu ya o gün hiç birşey vuramadan dönerler. Bey çok sinirlidir: -”Sabah ava giderken karşılaştığımız o dervişi bulun çabuk! Onun yüzünden işlerim ters gitti. Uğursuzu getirin bana!”
Yardımcıları hemen dervişi bulup beyin huzuruna çıkarırlar. Bey kükrer:
-”Bre uğursuz adam! Senin yüzünden elimiz boş geldik! Hiçbir şey vuramadık! Tez vurun kellesini!”
Derviş, beye şöyle der:
-“Beyim sabah selamlaştık. Siz hiçbir şey vuramadınız. Ben ise kellemi kaybediyorum.
Siz söyleyin, hangimiz daha uğursuzuz?”


Yaşanmış Bir Olay:
1974′teki Kıbrıs çıkarmasına katılan bir asker anlatıyor:
“Çok şiddetli bir taarruz vardı. Mermiler kulağımızın dibinden geçiyordu. Siperde daha önce hiç görmediğim bir asker yanıma yaklaştı. Belli ki bizim birlikten değildi. Bir zarf çıkardı ve:
-"Memlekete dönünce bu zarfı, üzerindeki adrese bırakır mısın?”
-"kimiz de döneriz inşallah” dedim.
Israrla kendisinin dönemeyeceğini, benim ise memleketime ve aileme kavuşacağımı söylüyordu.
Biraz isteksiz de olsa zarfı aldım. Ancak o çatışma sırasında birbirimizi kaybettik. Taarruz bitip memlekete döndüğümden bir-iki yıl sonra eski eşyaları karıştırırken o zarfı buldum.
Unuttuğum görevi, geç te olsa yerine getirmek için İstanbul’a gittim. Üzerindeki adres,
Aksaray’da eski bir eve götürdü beni. Kapıyı yaşlı bir amca açtı.
-"Merhaba amca. Ben Kıbrıs’ta savaşan oğlunuzdan bir mektup getirdim. Belki kendisi de gelmiştir.”
-"Bizim Kıbrıs’ta savaşan bir oğlumuz yoktu”
Beni içeri davet ettiler. Eşi, bir fotoğraf albümü ile geldi. Fotoğrafları gösterip:
-"Sana zarfı bu genç mi verdi?”
-"Evet. Çok iyi hatırlıyorum. Buydu.” ve işte o an beni şok eden ve hala aklımı başımdan alan şu cevabı verdi:
-"Bu çocuk benim oğlumdu. Fakat onu 15 sene önce Kore harbinde şehit verdik.


Fatih Sultan Mehmet’ten:
Bilindiği gibi Fatih, genç yaşta padişah olmuştur. Yaşı gençtir ama zekası ve
inançları çok kuvvetlidir. Yeni sultan olduğu yıllardır. Birgün bir sefere gidilecekken ordunun başında babasının olmasını ister.
Ancak babası bu teklifi kabul etmez. Fatih’in maksadı babasının ilminden ve tecrübesinden
yararlanmaktır.
-“Eğer sen padişahsan geç ordunun başına. Yok eğer ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin!”
Babası Sultan Murat, başka çare bulamaz ve orduya komutanlık yapar.


Müfettiş Paradoks
Bir işyerini, önümüzdeki on gün içinde vergi müfettişleri denetlemeye gelecektir. Müfettişler, mantık oyunlarını sevdikleri için işyeri yetkilisine telefon açarlar ve:
-”Hangi gün geleceğimizi, o günün sabahında tahmin edebilirseniz, denetimden kurtulacaksınız“ derler.
Defterleri denetimden geçemeyecek kadar karışık olan işyerinin yetkilisi, biraz düşünür ve müfettişlere:
-"Galiba bu denetimi yapamayacaksınız efendim. Çünkü buraya geleceğiniz günü çok kolay tahmin edebilirim. Şöyle ki:
Denetimi, onunucu ve sonuncu güne bırakmazsınız. Çünkü ben ilk dokuz gün gelmediğiniz
takdirde onuncu gün geleceğinizi hemen bilirim. Dokuzuncu gün de gelmezsiniz. Çünkü ilk sekiz gün içinde gelmezseniz, dokuzuncu gün geleceğiniz açıkça belli olur. (Onuncu gün gelmeyeceğinizi az önce ispatlamıştım). Onuncu ve dokuzuncu gün gelemeyeceğinize göre denetimi, sekizinci güne de bırakamazsınız. Çünkü ilk yedi gün içinde gelmediğiniz takdirde sekizinci gün geleceğinizi hemen anlarım."
Yetkili, mantık oyunlarına müfettişlerden daha meraklıymış.


Ağanın atları:
Zengin bir köy ağası vefat eder. Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını (1/2) büyük oğluna, dörtte birini (1/4) ortanca oğluna ve beşte birini (1/5) küçük oğluna bırakmıştır. Bütün mallar paylaşılır ancak Ortada 19 tane de “at” vardır. 19′u ne ikiye, ne dörde, ne de beşe bölmek mümkündür.
Köyün en akıllı adamına gidip akıl danışırlar. Adam da onlara yardımcı olabileceğini söyler. Der ki:
-”Benim de bir atım var. Alın bunu size veriyorum. Oldu mu 20 at? Yarısını sen al bakalım (10). Dörtte birini de (5) ortanca kardeşin alsın. Beşte birini de (4) en küçüğünüze verelim.
On, beş daha onbeş. Dört daha ondokuz. Verin bakalım şu bizim geriye kalan düldülü…!


Hızlı Kaplumbağa:
Bu paradoks, Zenon Paradoksu olarak ta bilinir:
Hikaye bu ya, kaplumbağanın biri yolda Carl LEWİS’le (Bu ismin gerçek hayatla hiçbir ilgisi yoktur!) karşılaşır. Kısa bir sohbetten sonra kaplumbağa, Lewis’e 100 metre yarışı teklif eder. Önce bu teklife gülüp geçen Lewis, kaplumbağanın gayet ciddi ve ısrarcı olması üzerineisteksiz bir şekilde teklifi kabul eder:
– Tamam yarışalım ama neyine güvenip benimle yarışmaya kalkıyorsun be birader?
Kaplumbağa, yalnız bir şartı olduğunu söyler:
– Senden tek isteğim, ben yarışa 10 metre önden başlayacağım. Bu şartla beni kesinlikle geçemezsin. Ne o yoksa korkuyor musun?
Lewis kaplumbağanın şartını kabul eder. Yalnız kaplumbağa bir açıklamada bulunur:
- Yarışa başladığımızda sen benim ilk başladığım noktaya geldiğinde ben biraz önde olacağım (mesela 10 metre). Bu anda filmi dondurup farkı göre biliriz. Tekrar harekete başladığımızda sen ikinci kez yarışa başladığım noktaya geldiğinde ben biraz daha önde olacağım (mesela 10 cm). Tekrar hareket ettiğimizde benim son olarak geldiğim yere geldiğinde ben mutlaka senin önünde olacağım. Dolayısı ile sen
hiçbir zaman beni geçemeyeceksin.
Bu sözleri duyan Carl LEWİS, yarışma fikrinden vazgeçer. Mâlum, itibar meselesi…




BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

17 Şubat 2016 / Misafir Genel Mesajlar
3 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
11 Haziran 2013 / Misafir Forum Oyunları
24 Şubat 2016 / Ziyaretçi Taslak Konular