Arama

Erkekler Neden Aldatır? İhanet Eder? - Sayfa 2

Güncelleme: 1 Aralık 2018 Gösterim: 448.885 Cevap: 233
Avatarı yok
GusinapsE
Ziyaretçi
25 Haziran 2006       Mesaj #11
Avatarı yok
Ziyaretçi
Psikiyatri uzmanları 'Aldatma' diye bakılan meselenin, çiftlerin kendilerini aldatılmış hissetmeleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. Yani aldatma ile sadakatsizlik bazen birbirine karışabiliyor.

"İnsanlar ve hayvanlar için aldatmak kuraldır, sadakat ise istisna." Tekeşlilik Efsanesi: Hayvanlarda ve İnsanlarda Sadakat ve İhanet (The Myth of Monogamy: Fidelity and Infidelity in Animals and People) adlı kitabın yazarları, psikolog David Barash ve psikolog Judith Eve Lipton, dünya üzerine yaşayan birçok çifti yakından ilgilendiren tekeşlilik olayına böyle yaklaşıyor.

Aldatmak mı sadakatsizlik mi?


Psikiyatri uzmanları 'Aldatma' diye bakılan meselenin, çiftlerin kendilerini aldatılmış hissetmeleriyle ilgili olduğunu düşünüyor. Yani aldatma ile sadakatsizlik bazen birbirine karışabiliyor. Klinik psikoterapist Rebia Erdoğan, "Kişiler ikili ilişkilerde bir araya gelirken geçmişin aktarımı ile, koptukları ilk sevgiyi, yani anne ve babadan sonraki sevgiyi verecek sevgiliyi arıyor. Ama yaşam, doğal olarak, dürtülerle hareket ederken poligamdır ve ancak ego düzeyinde bakıldığında monogamdır. Bu, şu demek: İkili ilişki, karşındakiyle birlikte yaşamı üretebilme alışkanlığını elde etmektir. Yetişkin olamadığın zaman, dürtülerinle iç kaygılarını düzene koymaya çalışırken, istesen de istemesen de komşunun bahçesindeki erik hoş gelir. Ama bu kısa sürelidir. Aldatma, temelde bir ilişkiyi üretebilmek ve yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş insanların sonsuz bağ arayışıdır. Ve iki nedene dayanır; terk edilmişlik duygusunu kapatmak ve terk edilmek yerine kendini sürekli güvencede hissetmek, dürtüsellikteki anlık hazların sürekliliğini sağlamak" diyor.

Sadakatsizlik aldatmaya dönüyor


Prof.Dr. Psikiyatr Mehmet Sungur ise tırnak içinde 'aldatma' teriminin sorunu tanımlamayacağını savunuyor ve bu terimin adının sadakatsizlik olması gerektiğini belirtiyor. Sungur'a göre her sadakatsizlikte bir miktar aldatma vardır; ama, aldatma karşı tarafı kandırmak amacıyla yapılır. Oysa sadakatsizlikte böyle bir amaç yoktur. Ancak, sadakatsizlik devam ederken bir süre sonra amaç haline geliyor. Sadakatsizlikte eşlerden biri bir başka kişiye yöneldiği zaman, amacı beraber olduğu kişiyi aldatmak değildir. Başka kişilerle beraber olurken amaç, eşi ya da sevgiliyi aldatmak olmuyor. Sungur, "Mesela, danışanlarımız bize geldiklerinde, 'Başka biriyle beraber oluyorum, çünkü karımla seks artık eskisi kadar seksi değil' diyor. Dolayısıyla, seks artık seksi olmadığı için başkalarına yöneliyor eşlerden biri. Aldatma, eşlerden birinin başka bir partner olduğunu fark ettiği noktada başlıyor. Sorular sormaya başlıyor eş; o sorulan sorulara yalanlar geliyor ve doğrular söylenmediği zaman aldatma başlıyor. O nedenle olay bir sadakatsizlik ve aldatma da bunun bir parçası" sözleriyle durumu açıklıyor.

Aldatmanın kişiler üzerindeki etkileri


Sungur'a göre, herkesin olaydan etkileniş biçimi farklı. Bazen, insanlar tüm bu sadakatsizliği bilmelerine rağmen, eşleriyle yaşamaya devam ediyor. Bazıları ilişkiyi anında koparıyor, bazıları sürekli bocalıyor. Dolayısıyla, bunlardan hangilerinin yaşanacağı tamamen insanlara bağlı.

Sungur, aldatmaya uğramış bir kadının ifadesiyle, olaylara yaklaşımı özetlemeye çalışıyor: "Aldatılan bayan, 15 yaşında tecavüze uğramıştı; ama tecavüz, bu sadakatsizlik kadar üzmemişti onu, çünkü o bir yabancıydı. Oysa bayan, eşini en iyi arkadaşı sanıyordu. Sonuçta 'Demek ki değilmiş' kararına varmıştı. Bu hasta intihara eğilimliydi. Çünkü en iyi dostunu ve dünyaya inancını kaybetmişti. Bunun için aldatma kavramının esasını anlamak gerekiyor, insan üzerindeki etkisi nedir diye. Bir ilişki sorunun sonucu olarak mı ortaya çıkıyor, yoksa böyle bir şey olduğu için mi ilişki de sorunlar yaşanıyor? Bunun iyi kavranması lazım."
Sadakatsizliğe uğrayan kişiler neler kaybediyor?

Prof.Dr. Sungur kayıpları şöyle özetliyor: "Birincisi, kimlik kaybediyorlar. Artık aynı kişi değilim, diyorlar. İkincisi, özel olduklarına ilişkin inançlarını kaybediyorlar. Onun için özel değilmişim, beni kullandı ve attı diyorlar. Üçüncüsü, temel değerlerin kaybına bağlı olarak, kişi kendine olan saygısını yitiriyor. Burada kişiler, normal koşullarda, bir aldatmaya uğramış arkadaşlarını kınarken, kendileri bu tavra sessiz kalıyorlar.

Gidemeyişlerini utanç verici buluyorlar. Hatta bu ilişkiyi devam ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sürekli olarak sadakatsizliğe uğradıkları durumu düşünüyorlar. Bu, onların düşüncelerini kontrol edemeyişlerini de beraberinde getiriyor. Aslında kontrol etmeye çalışmamak da gerekiyor; çünkü ne kadar çabalarsanız o düşünceden kurtulmanız o kadar zorlaşıyor. Düşünceden kurtulmaya çalışmak yerine bir psikiyatrla birlikte düşünmek gerekiyor. Adalete olan inançlarında bir kayıp oluyor. Dünyanın güvenilmez bir yer olduğunu düşünüyorlar. Kendilerini en çok seven insanlar bunu yaparsa, bu dünyada kime güvenebileceklerini şaşırıyorlar."

Aldatılan kişinin başka insanlarla bağları da kopuyor. Çünkü, arkadaşları sürekli olarak soru sordukları takdirde, kendini güçsüz bulduklarını düşünüyor; sormadıkları takdirde ise kendisiyle ilgilenmediklerini düşünüyor. Amaç kaybı oluyor; ölüm düşünceleri gelişiyor. Bütün bunları düşünüp her gün bu azabı çekmek yerine, hayatlarının bitmesini istiyorlar.

Bir sadakatsizliğe uğrama durumunda bazen utanç, bazen öfke duygusu uyanıyor: "Erkekler bunu her zaman yapar lafına inanmalıydım, ama inanmadığım için kendimi affedemiyorum" durumu yaşanıyor. Bazen suçluluk duygusu yaşanıyor; kişi kendini sorumlu tutuyor ve "Onu ihmal ettim bu nedenle böyle oldu" bahanesine sığınıyor. Umutsuzluk, çökkünlük yaşanabiliyor; aldatılan kişi eş olarak yetersiz olduğunu düşünebiliyor.
Son düzenleyen perlina; 11 Temmuz 2016 10:47
Avatarı yok
GusinapsE
Ziyaretçi
25 Haziran 2006       Mesaj #12
Avatarı yok
Ziyaretçi

Uzmanlara göre şöyleymiş :


Eşini aldatmak, çapkınlık yapmak, biriyle beraberken bir başkasına 'takılmak'... Bu sadece Türkiye'nin değil bütün dünyanın en önemli sorunlarından biri. Yine de içten bir özür ve empati her şeyi halledebiliyor. Doğru zamanlama ve biraz acı da işin püf noktası.

Affetmek bir oyun


Özür dilemek ve affedilmek istiyorsanız acı çekmeyi göze almalısınız. Yani yanlış yaptığınız insan bilmeli ki, pişmansınız, üzgünsünüz ve acı çekiyorsunuz. Aslında özür dilemek ve affetmek bu açıdan bir oyun gibi. Çünkü iki taraf da birbirini kaybetmek istemiyor. Sevgililerin acı çektiğini görünce affeden büyük çoğunluk bir yandan da adalet duygusunu sağlamış oluyor. Özür dilerken en çok ben merkezci insanlar zorlanıyor ve genellikle de özür dilemekten dolayı duydukları utançla birer türlü doğrudan iletişim kuramıyorlar. Özür dilemeyi ve affedilmeyi etkileyen en büyük etken zamanlama. Araya sıkıştırılan, geçiştirilen özürler pek işe yaramıyor.

Peki affetmeli miyiz?


Affetmekle affetmemek iki uç nokta değil tam tersi yaşanılan süreçte duyguların ne yönde gelişeceği pek belli olmuyor. Affetmek son derece acılı ve zamana yayılan bir durum içeriyor.Bu konuda bir çok psikologun üzerinde birleştiği nokta çocukları ya da aileleri yüzünden yanlış kararlar alan çiftleri ilgilendiriyor. Kimse sizi zorla affetmeye zorlamasın, hiç bir kimse için affetmiş gibi görünmeyin. Affetmek son derece kişisel bir süreç içeriyor. Önce insan acı çekeceğini bilerek ve kendini kötü hissetmeyi göze alarak affetmeye karar veriyor. Ama belli etmiyor. Bu dönemde daha çok yalnız başına kalıyor; başından geçenlere ve maruz kaldığı davranışa daha geniş bir açıdan bakmaya çalışıyor. Yani aşk her şeyi affediyor.

Uzmanlar özür dilemekte daha başarılı olanların daha kolay affedildiğini söylüyor. Karşısındakinin hislerini anlayabilen ve kendini onun yerine koyabilen eşler doğru bir zamanlamayla kolayca affediliyor
Son düzenleyen perlina; 11 Temmuz 2016 10:50
Avatarı yok
Misafir
Ziyaretçi
25 Haziran 2006       Mesaj #13
Avatarı yok
Ziyaretçi
Neden Aldatıyoruz ? Hesap Verin...
Sağ Elimle Yazdım, Sol Elimle Sildim.!

Bir Türk Erkeği Olarak Kalın Kafamla Cevap Veriyorum; Banane Gardaşım Özel Yaşamımdan Ya Psikologlar Uzmanlar Anlamaz Bu İşlerden Neden Böyle Şeyleri Takip Ediyorlar Ayıp Denen Bişey Var Bazı Bazı... Msn Thinking

Kim Durdurabilir Aldatanı ?
Güzel Bir Hatunu Aldım, Bir Anda Aldattım
Aklımın Bir Yerlerinde, Farklı Farklı Bilmece
Aldatmak İçin İstediğim, Duyguları Saldığım
Hedefi Seç Bedeli Geç
Resti Çek Riski Al
Aldattım Anladım Bakmadım Kim Durdurabilir Aldatanı?
Aldatmayada Kafiye Yazdık, Tamam Ben Bir Şairim Şimdi Şeklimde Oldu.
Valla Benim Suçum Yok Aldatmıyoruz, Bunları Okutuyorsunuz Sonra Aldattı Diyorsunuz Aldatmak İsteyen Aldatır Aldatmak İstemeyen Aldatmaz Bırakın Uzmanları Psikologları Zaman Kaydı Bu İnsanın Kişiliğine Bağlı...

Sözüm Forumdan Dışarı. Msn Tongue
Son düzenleyen perlina; 11 Temmuz 2016 10:51
Avatarı yok
GusinapsE
Ziyaretçi
25 Haziran 2006       Mesaj #14
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
CrasHofCinneT adlı kullanıcıdan alıntı

Valla Benim Suçum Yok Aldatmıyoruz, Bunları Okutuyorsunuz Sonra Aldattı Diyorsunuz Aldatmak İsteyen Aldatır Aldatmak İstemeyen Aldatmaz Bırakın Uzmanları Psikologları Zaman Kaydı Bu İnsanın Kişiliğine Bağlı...

Ama Şuda Var Kız Odunsa Biz Napalım? Msn Grin

Sözüm Forumdan Dışarı. Msn Tongue

Evet Cinnet'ten Cİnnet Geçirtecek sözlerr . Bence SEn hiç konuşma burdaa Hatta bayanların safına geç Hatta Sus DinleeMsn Mad

Cİnnet'İn ölümü Gusinin Elinden olcak yoksa Msn Wink Msn Wink


Msn Party Msn Party
Avatarı yok
[email protected]
Ziyaretçi
27 Haziran 2006       Mesaj #15
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bu yazımda aldatma ya da sadakatin sürdürülememesi, ne gibi sebeplerle oluşuyor? sorusuna kadın gözüyle bir cevap vermeye çalıştım.

Genç kızlığımda biraz çapkınca sayılırdım. Gerekli altyapı olan zeka, güzellik ve cinsel cazibe de mevcut olunca hiç zor olmadı çapkınlık. (Değerlerim konusunda asla mütevazi olamadım maalesef.)

Çapkınlık derken aynı anda iki erkeği birlikte idare etmekten bahsetmiyorum. Ama birinden çabuk sıkılıp, bir diğerine fazla vakit kaybetmeden geçişten bahsediyorum. Hep de şunu gördüm ki etrafın bana ilişkin düşünceleri: "Aman bu kıza güven olmaz. Bir-iki ay arkadaşlık eder ve sallayıp atar" kapsamındaydı. Bana öyle geliyor ki bu çabuk sıkılma ve bırakma olayı biraz da; ilişki belli bir noktaya gelip te karşi taraf (erkek) daha ileri seviyede birşeyler istemeye başladığında, "- Bekaretimi evleneceğim ya da gerçekten çok fazla seveceğim, buna gerçekten değdiğine inanacağım erkeğe vermek isterim" lafı edip karşıdakini kırmamak, ancak o andaki talebi karşılıyamamak ve bunun sonucunda da "geri kafalı, çağın gerisinde kalmış kız" şeklinde damgalanmaktan bilinçaltı bir kaçış olabilirdi.

Sözü fazla uzatmayayım. Bana gerçekten inanan, sadakatime, ondan başkasına yan gözle bile bakmıyacağıma, başka erkeklere karşı nasıl davranıcağımı en iyi benim bileceğime inanan ilk erkeğe (eh tabii ki aslan gibi tabir edilen tipte, yakışıklı ve uzun boylu, güçlü kuvvetli, sağlıklı görünümünün de bunda bir etkisi vardı) bizzat ben evlenme teklifi edip, fazla nazlanmadan kabul etmesini sağlıyarak evliliğe sağlam bir adım attım.

İşin garibi, çevreme tekrar tekrar bakıyorum da hayret ediyorum, (sizin evlilikte eşinizi aldattıniz mı? Anketinin sonuçlarıyla da tamamen tezat olarak) 15 yıl süren evliliğim boyunca asla ve katiyen ihanet etmek aklımın köşesinden geçmedi. Ne zaman ki boşanmak için mahkemeye başvurdum ve boşanmamızın en iyi çözüm olacağına eşimi de inandırdım, ancak ondan sonra, onun bana yaptıklarına tek ve özet bir cevap olarak, halen onun nikahındayken, Floransa'da bir sempozyumda tanıştığım uzak doğulu masaj ustası, mühendis-ekonomistle eşime ihanet olayını gerçekleştirdim. Açıkçası hiç pişman da olmadım.

Konunun ayrıntılarını belki başka bir sefer yazarım. Tek şunu yazmadan geçemiyeceğim. Uzak doğuda cinsellik konusunda bizim en bir erkek ve güçlü kuvvetli Türk erkeklerimizinkinden çok daha fazla bilgili olanlar bulunduğu ve uygulamada da muhteşem oldukları bir gerçek. Hani "önemli olan boyut değil işlev" diyenlere pek kulak asmam ama o lafı herhalde uzak doğuluları, ya da cinsel birlikteliği onlar kadar iyi bilen erkekleri tanımak şansına erişmiş olanlar söylemiş olsa gerek diyorum bir kadın gözüyle.

Derken boşandım ve chatten benden birkaç yaş büyük bir arkadaşım oldu. İçki olayının bir erkeğe ne gibi zararlar verdiğini yaşayarak anladım. Halen anlayamadığım ise; içkinin erkekliğini öldürdüğünü anladığı halde erkekliğinin ölümüne üzüldüğü için neden o kadar çok içtiğidir. Bu çok kötü bir kısır döngüydü. İçmediği zamanlarda hiçte fena değildi oysa ki. Bu arkadaşımın içkiye ilk başlamasının eşinin kendisini aldattığını öğrenmesi nedeniyle olduğunu da anlatmadan geçemiyeceğim.

Eşinin onu neden aldattığını çok düsündüm beraberligimizde. Sunu düsündüm ki; kadinina gerçekte deger vermiyor, yanindayken bile ihmal edilmislik ve degersizlik hisleriyle bocalamasina neden oluyordu. Kendine fazla güveni olmiyan bir kadin aldatirdi böyle bir erkegi.

Ancak su da vardi ki; kendisinin aldatilmayi onca hazmedemeyisi yaninda beni aldatmakta hiçbir sakinca görmüyordu. Chatte IP numarasi kaydetmedigini bildigimden baska nicklerle özeline gidiyor ve ne kadar rahat oldugunu görüyordum. Zaten kendisi de saklamiyordu. Içince beni nasil aldattigini annesinin ona tanistirdigi bilmem kaçinci gelin adayiyla neler yaptigini anlatiyordu. Bunun nasil bir çifte deger yargisi oldugunu tarih halen çözebilmis degil. Çok sıkışınca erkekler Mars'tan, kadinlar Venüs'ten diyip isin kolayina kaçiliyor ama tanidigim insanlara bakinca bunun sadece erkeklere özgü olmadigini, tam tersi durumlar da oldugunu, kadinin hem aldattigini hem de karsisindakinin onu aldatmamasini istedigini görüyorum bazen.

Ben bizim özel iliskimizde bu durumu, onun bana yetemeyisinin kendisinde yarattigi eziklikle, daha az performansi olabilecek baska bir arkadas bulma çabasina yordum. Sonunda 27 yasinda bakire bir kizcagiz buldu ve bunu hisseden ben, onun bana her zamanki tavsiyesini tutarak kendimden epey genç biri ile birlikte oldum. Bunu da ona söyledigim anda epeyce agir hakaretler çerçevesinde olay bitti ve her ikimiz de bu izdiraptan kurtulduk.

40 yaslarinda bir kadin 26 yaslarinda bir erkekle ne paylasir? Cinsellik iyi de, yatagin ötesinde mutfakta ve sokakta, sinemada, arabada abla kardes iliskisine dönünce ne yapilir? Simdi bakiyorum da genç bir erkegin birinci ihtiyaci cinsellikse, ikincisi yemek, üçüncüsü de yaninda arkadaslarinin imrenecegi manken gibi güzel bir kizcagizla dolasmak. Olgun yastaki bir kadina yaklasimi cinsellik ötesinde de devam ediyorsa ve evlenmeye ya da beraber yasamaya dogru yöneliyorsa bunda gelecek kaygisi var. Evi, arabasi ve sürekli isi olan bir olgun bayan, ideal es kavramina giriyor bazi 26 liklarin.

Olgun yasta bir dul bayan olarak evlilik bitimindeki yasamin hizli moduna girdigimde 26 yasindaki bir gençten gece saat 3 te gelen cep telefonu mesaji ile evlenme teklifi aldigimda, cevap veremeyisimde, onun telle aramasinda da "sen ne yaptiginin farkinda misin?" diyisimde hep aldatilmak korkusu vardi. Bir 10 sene sonra, ben menapoz yollarindayken o ne yapacakti?

Yoksa toplumun deger yargilari artik önemini yitiriyor, kisi aradigini bulamadikça. O toplum bana ne verdi ki baskilari ile mutsuz etmekten baska, ben ona ne deger vereyim? Diye düsünüyor insan. "Ben bu 26-40 yas çiftlerinin evliliklerinde erkek yasliysa yürüdügüne, ama bayan yasliysa yürümeyecegine inaniyorum" demek isterdim ama gene de içimde bir yerlerde denemek denemek isteği hep taze kaldı itiraf edeyim ki.
Avatarı yok
Misafir
Ziyaretçi
27 Haziran 2006       Mesaj #16
Avatarı yok
Ziyaretçi
Öncelikle bu konunun erkek ya da bayan diye ayrılmasına karşıyım. Bence insan neden aldatır olmalıydı.Gruplandırma yapıldığında bayanlar erkeklere, erkekler bayanlara yükleniyor.

Özellikle eşler arasında görülen bu düşündürücü durum coğu zaman ilişkilerin bitmesine neden oluyor, neden aldatıldığını düşünmüyor aldatılan kişi, kimse dörtdörtlük değildir tabiki ama hatayı kabullenmek diye bir şey vardır. Hata üstüne hata karşı tarafı aldatmaya yönlendiriyor bu bir gerçek.

Diğer bir taraftan insan oğlu elinden kaybedene kadar değerini anlamıyor. Elindeyken belirli sebeplerden dolayı karşısındaki kişiden soğuması, umduğu şeyleri bulamaması, ve bunların hepsini başkasının tamamladığını ssanması insanı aldatmaya yönlendiriyor.

En büyük etken ise artık O'nu sevmemesidir....

Kendi düşüncelerim ve aldatmaya yorumum budur.
Avatarı yok
[email protected]
Ziyaretçi
27 Haziran 2006       Mesaj #17
Avatarı yok
Ziyaretçi
seven ınsanda aldatır bence.. benım cevremdekı ınsanlar en buyuk örnek bence..
tabı o senın fıkrın saygı duyarım..
sıkılmış olabılır.ıstedıgını bulamıyor olabılır..
ERKEK İŞTE..
Avatarı yok
Misafir
Ziyaretçi
27 Haziran 2006       Mesaj #18
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
SentimentaL adlı kullanıcıdan alıntı

seven ınsanda aldatır bence.. benım cevremdekı ınsanlar en buyuk örnek bence..
tabı o senın fıkrın saygı duyarım..
sıkılmış olabılır.ıstedıgını bulamıyor olabılır..
ERKEK İŞTE..



Sizler hep bu yüzden kaybediyorsunuz...(Hepiniz değil)

"Erkek işte" dersiniz, herkesi aynı kefeye koyarsınız yargılarsınız çünkü kefenizin ayarı yok Msn Wink

"Erkek işte" diyenlere aşırı antipatim var...Aynı şekilde "Kadın işte" diyenlere de !

Bu söze saygı duyamam.

O sözden öncekilere sözüm yoktur.
Avatarı yok
[email protected]
Ziyaretçi
27 Haziran 2006       Mesaj #19
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ama napalım bıde bızım taraftan bakın nedense genelde erkek aldatıyor..
Tabı dıkkat et genelde dıyorum yapmayanlarda var..
Neden genel olarak cogu bayan aldatır denmıyor sence,cunkı bayanlarda o huy pek yok..
ıstısnalar kaıdeyı bozmaz bu arada.
Msn Wink


Son düzenleyen perlina; 11 Temmuz 2016 10:59
Avatarı yok
GusinapsE
Ziyaretçi
28 Haziran 2006       Mesaj #20
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
MachMood adlı kullanıcıdan alıntı

Öncelikle bu konunun erkek ya da bayan diye ayrılmasına karşıyım. Bence insan neden aldatır olmalıydı.Gruplandırma yapıldığında bayanlar erkeklere, erkekler bayanlara yükleniyor.

Özellikle eşler arasında görülen bu düşündürücü durum coğu zaman ilişkilerin bitmesine neden oluyor, neden aldatıldığını düşünmüyor aldatılan kişi, kimse dörtdörtlük değildir tabiki ama hatayı kabullenmek diye bir şey vardır. Hata üstüne hata karşı tarafı aldatmaya yönlendiriyor bu bir gerçek.

Diğer bir taraftan insan oğlu elinden kaybedene kadar değerini anlamıyor. Elindeyken belirli sebeplerden dolayı karşısındaki kişiden soğuması, umduğu şeyleri bulamaması, ve bunların hepsini başkasının tamamladığını ssanması insanı aldatmaya yönlendiriyor.

En büyük etken ise artık O'nu sevmemesidir....
Kendi düşüncelerim ve aldatmaya yorumum budur.

Şimdi burası bensiz olmazz Ayıp olur ben yazmazsamm zaten bekliyosunuzda beni onun için söze giriyorum..

Şimdi machmood aldatmanın da çeşitleri vardır. Ama aslında bu sorunlar aldatmadanda çözülebilir .
İlk olrak demişsinki Neden aldatıldığı düşünmüyor. Eğerki aldatılan kadın hata yaptığı için aldatılıyosa bayanlar aynı şekil bunu size yapsın olurmu?? OLMAZ TABi..

Eğerki eş hatalıysa sorunlar konuşularak çözülmeli veya olmadı ortak yol bulunamıyormu konuşur ilişkini veya evliliğini bitirirsin..

En büyük neden sevginin bitmesi. Sevgi bittiyse zaten herşey bitmiştir o ilişkiye neden devam ediyo .. Bitirsin yeni Bİr ilişkiye öle başlasın buda aldatmaya sebeb değil..

Birde dedinki kaybedince değerini anlıyo insanlar. Evet sizdeki sorun bu işte geneliniz sadece zevk için değişiklik olması için HER GÜN AYNI YEMEK YENMEZ sözündeki fetvayla aldatıyorsunuz.Bizimde kızdığımız bu Erkekler aldatıyo sonra gelip özürler bilmem neler.Ya yapmayacaksın sevdiğine sadık kalıcaksın yada yaptın yedin bir haltt sonunu getiriceksinn çekip gidiceksin....
Son düzenleyen perlina; 11 Temmuz 2016 11:02
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

12 Kasım 2018 / Morrigan Sağlıklı Yaşam
29 Eylül 2012 / elma_shekeri Soru-Cevap
4 Temmuz 2016 / asla_asla_deme Genel Mesajlar
6 Ocak 2010 / volture Genel Mesajlar