Arama

Yalnızlığıma (Yalnızlık) - Sayfa 41

Güncelleme: 21 Ekim 2014 Gösterim: 308.825 Cevap: 1.891
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Aralık 2006       Mesaj #401
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Kimbilir Nasıldır

Sponsorlu Bağlantılar

Ne ki, usumda kodu kazılı işte
Senliğin... Silinmedi.

Seninle olmadığımdan değil yakınmam
Alıştırdı seneler

İçimde ukde kalan tek...

Karının sürdüğü pusette
uzaklaşan çocuğun

Eminim sana çok benzediğini
Göremedim, seçemediğim yüzünü...

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
19 Aralık 2006       Mesaj #402
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
RAZIYIM

Sponsorlu Bağlantılar
Gündüzleri kişeledim gidiyorum,
Sensizliği şişeledim içiyorum,
Sayende seni sensiz yaşıyorum,
RAZIYIM sevgin varken sensizliğe.

Kapattım gözlerimi uykulara,
Yolum düştü hep karşılıksız sevdalara,
Bir bakışın çıkarırda bulutlara
RAZIYIM ben bu karşılıksız sevdaya

Küllükleri tepeledim,
Kadehleri sıraladım,
Hayatımdan vazgeçtim,
RAZIYIM aşkından ÖLMEYE...
Yusuf Emre YAVUZ

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
20 Aralık 2006       Mesaj #403
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Uzun zamandır yüreğim bir kuytuda
Uzun zamandır suskunluğum sorguda
Kilitlendim karmaşık bir duyguda
Her geçen gün biraz daha eksiliyorum

Vakit gül mevsimidir şimdi
Geceler hanımeli kokar
Bütün isyanlar benimdir
Hasretin zincirler kırar

Vakit gül mevsimidir şimdi
Gül yapraklarına benzer sabahlar
Yağmurlar zamansız dindi
Yasaklarıma benzer günahlar
featherAhmet ALTAN
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
20 Aralık 2006       Mesaj #404
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Sensizliğin İlk Sabahı

Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım..
Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında..
Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için..
Gidişine sabahlar bile isyan etti....
Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde..
Zaman acımasız, zaman hain....
Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda..
Atmış gitmişsin beni bir köşeye..
Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım..
Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim..
Yokluğunun ilk sabahında...
Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden..
Ama ozamana kadar bin kere ölürüm..
Bin kere dar ağacına asarım duygularımı..
Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime..
Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız..
Matemini dalga dalga yazarım gecelerime..
Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar..
Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde..
O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler..
İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet..
Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma..
Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine....
Benim olmayacağını bilerek yazacağım..
Ve benim hiç olmadığına içeceğim..
Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka..
Ama sen beni anlamadın istemedin asla...
Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez..
Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez..
Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum..
Ben seni esen yellerden bile soruyorum...
Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa..
Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa..
Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa..
Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında..
Sana hasretim sarılmasa..


Fikret Malkoç
nazlisu - avatarı
nazlisu
Ziyaretçi
24 Aralık 2006       Mesaj #405
nazlisu - avatarı
Ziyaretçi
yüreği yüreğimde
yırtılan bir göğün gürlemesiydi
dudağı dudağımda
gül goncası
can yongası
aşk huzmesiydi
oysa nice kumdan evler kurmuştum
yellerde savruldu
aldı dalgalar
gün oldu unuttu bakışlarımı
ardımdan ağlayanlar
başka hesaplarla
başka adamlarla
zamanda kayboldular
tanıksın yaşlı çınar
dudağı dudağımda
ay aylasıydı
öpüşü toprağımda
su damlasıydı
büyüdü
patladı
ve orada aşk çatladı
kıyamet başladı
bu kentin sokakları
benim yokluğumun farkında olmayacak
ardımdan hüzün kusacak deniz
ey gökyüzü kardeşim-ey yaşlı çınar
ansızın yanınızdan
bir kelebek olarak geçtiğimde
hayrete düşeceksiniz
gözlerinizin önünde
kendimi ateşe attığım zaman
yanışın
o müthiş güzelliğini
yalnızca siz göreceksiniz...


Adnan Durmaz
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
24 Aralık 2006       Mesaj #406
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Yabancıyım

Ne seni sevdim aslında,
Ne de çicekleri...
Doğan güneşi, kuşları...
Hiçbirini sevemedim...

Bir yer vardı bilmediğim;
Ama özlemini çektiğim...
Ve hep biri vardı,
Beni bekleyen,
İhanet edemediğim...

Tüm insanlar gibi,
İşime gidiyorum,
Yolda gazetemi okuyor,
Sonra yemeğimi yiyorum...
Tanıdıklara selam verip,
Çocukların başını okşuyorum.
Herkes beni iyi bilsin diye,
Kendimden veriyorum...

Aslında yabacıyım buralara..
ReberamiN - avatarı
ReberamiN
Ziyaretçi
24 Aralık 2006       Mesaj #407
ReberamiN - avatarı
Ziyaretçi
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
25 Aralık 2006       Mesaj #408
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Yiğit harmanları, yığınaklar,
Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
Dize getirilmiş haydutlar,
Hayınlar, amana gelmiş,
Yetim hakkı sorulmuş,
Hesap görülmüş.
Demdir bu...

Demdir,
Derya dibinde yangınlar,
Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...

Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası koruganların.
Ölünmüş, canım, ölünmüş
Murad alınmış...
Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müşiş
Genciz, namlu gibi,
e çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuz iki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe, yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
O Malta bıçağı, kınsız, uyanık,
Ve genç bir mısradır
Filinta endam...
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık...
featherAhmed Arif
AriThmetiCs - avatarı
AriThmetiCs
Ziyaretçi
26 Aralık 2006       Mesaj #409
AriThmetiCs - avatarı
Ziyaretçi
Dün gece düşüncelerim yine sen kokuyordu
Beynimin her köşesini esir almıştın
Yine içime girmişti yokluğun
Yine kendi kendimle seni konuşmaya başladım
Biliyor musun, sen gittikten sonra hayat bulanık bir hayal
Ev soğuk, çayın tadı yok
Sen gittikten sonra ne uyku var gözümde
Ne de merakla okuduğum kitabın son yedi sayfası
Sarı bir hüzün şimdi firara meyilli aklımın rakibi
Seni daha da ısıtmak için içimde
Gözlerimi kapatıp yüzüne sürüyorum yüzümü
Sözlerin gözlerimde birkaç damla yaş
Dudağında bakire bir gülümseme
Ve tenime işliyor tenin kokusu
Ellerin ateş topu sen dokundukça ben eriyorum
Gözlerimi açsam gideceksin, biliyorum
Dün gece kafatasım dar geldi beynime
Beynim dar geldi düşüncelerime
Bir infilak arifesi terkettim evimi
Yollara düştüm, şuursuzca değil
Dümeni sana kırdım
Rotam geçici vuslat, yalancı bahar, bir kelebeğin hiç göremiyeceği mevsim
Yağmur başlamadı ben yürürken
Hani filmlerdeki gibi
Kuruydu hava, kuruydu yollar, kuruydu gözlerim
Nasıl bir cesaretti dün geceki bilemezsin
Gel yine bir parçam ol, demeye gelmemiştim
Senden aşka dair hiçbir şey istemiyecektim
Geldim çünkü sen herşeyimi bilenimsin
Sen benim kapısı olmayan, duvarı olmayan
Dört bir yanı açık hanemsin
Dün gece bildik bir yüz görmek istedim
En bildik yüz sendin
Aşka mı esirim sana mı bilemedim
Aşk sende mi anlam buluyor dersin ?

İşte dün gece sana bunları anlatmaya geldim
Defalarca çaldım kapını
Kapı aşındı, elim aşındı, yüreğim aşındı
Dün gece sana geldim, çaldım kapını
Açan olmadı...
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
26 Aralık 2006       Mesaj #410
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Efkar

Gökten kar değil taş yağsa;
Gözlerim damla damla yaş olsa
Yüreğim hasretinle alev alev yansa
Unutma ki seni hergün seveceğim.

Heryerde adını anıyorum
Seni düşündükçe hep ağlıyorum
Hep seninle olmak istiyorum
ÇÜNKÜ SENİ ÇOK SEVİYORUM

Benzer Konular

27 Ekim 2008 / Misafir Genel Galeri
26 Temmuz 2009 / Misafir Genel Galeri
14 Mayıs 2007 / Misafir Genel Galeri
12 Nisan 2012 / Misafir Genel Galeri
17 Eylül 2016 / ThinkerBeLL Genel Galeri