Arama

Kur'an-ı Kerim'e göre Akıl

Güncelleme: 4 Şubat 2011 Gösterim: 5.641 Cevap: 1
merdyen2 - avatarı
merdyen2
Ziyaretçi
4 Şubat 2011       Mesaj #1
merdyen2 - avatarı
Ziyaretçi
AKILSIZLIĞIN GETİRDİĞİ KAYIPLAR

Sponsorlu Bağlantılar


Akılsızlığın sebep olduğu en büyük kayıplardan biri, kuşkusuz insanları Allah'ın dininden uzaklaştırmasıdır. Dinden uzaklaşan insanlar ise cennetten de uzaklaşır ve sonsuz bir cehennem hayatına sürüklenirler. Akılsızlıkları bu insanlara doğru olanı yanlış, yanlış olanı da doğru gösterir; bu nedenle dünyadaki hayatı gerçek hayat zanneder ve asıl olan ahiret hayatını uzak görürler. Burada bulundukları süre boyunca Allah'ın rızasını ve cennetini kazanabilmek için çaba harcamaz ve cehennem azabının kendilerine de dokunabileceğini hiç hesaba katmazlar. Ahirette bu gerçeklerle karşılaştıklarında ise "keşke akıl etmiş olsaydık" diyerek pişmanlıklarını dile getirir ve akılsızlığın kendilerini nasıl büyük bir kayba soktuğunu itiraf ederler. Kuran'da onların bu pişmanlığına şöyle yer verilmiştir:

O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim." (Fecr Suresi, 23-24)

Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." (En'am Suresi, 27)

Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)

Tüm bunlardan çıkarılması gereken sonuç ise şudur; akılsızlık insanı cehenneme sürükleyen büyük bir beladır. Cehennem ise ölüp kurtulmanın dahi mümkün olmadığı sonsuz bir azap ortamıdır. Bu gerçek, hiçbir insanın "bundan bana birşey olmaz" diyemeyeceği kadar kesin ve bir o kadar da dayanılmazdır. Kuran'da cehennemdeki insanların kemiklerini çatırdatan acı dolu çığlıklardan, yandıkça tekrar tekrar değiştirilen derilerden, susadıkça içmek için kan ve irin karışımından başka bir şey bulamayan inkarcılardan çok detaylı olarak bahsedilmiştir.

Bunun yanında aklını kullanmayan bir insanın mahrum kalacağı cennet nimetlerini de şimdiden düşünmesi gerekir. Akılsız insanlar cehennem ile karşılaşmadan önce cennetin güzelliğinin de şuuruna varmış ve akıllı insanların cennetle müjdelendiklerinde yaşadıkları sevinci görmüş olacaklardır. Altından ırmaklar akan yüksek köşklerde, mücevherler içinde, tahtlar üzerinde zevk süren müminlerin durumunu bilmek de ahirette akılsız insanların kalbinde derin bir acı ve pişmanlık oluşturacaktır.

Bunlar, akılsızlığın ahirette getirdiği kayıplardır. Ancak akılsızlıkları sebebiyle dinden uzaklaşan insanlar, ahireti terk edip dünya nimetlerini yaşamaya çalışırken, burada da istedikleri gibi bir ortama sahip olamazlar. Yaşamları boyunca maddi manevi pek çok kayba uğrarlar. Öncelikle Allah'a ve kadere teslim olamamanın getirdiği tevekkülsüzlük ve bundan kaynaklanan huzursuzluk içinde yaşarlar. Sürekli geleceğe yönelik korkular, sahip olduklarını kaybetme, yoksul düşme endişesi, sevdikleri insanlardan uzak kalma, insanlar karşısında küçük düşme gibi tedirginlikler içinde hayatlarını sürdürürler.

Kuran ahlakını yaşamadıkları için hiç kimseyle gerçek anlamda dost olamaz; gerçek sevginin, saygının, sadakatin ve diğer güzel ahlak özelliklerinin güzelliğini kavrayamazlar. Kuran'a göre bir yaşam sürmedikleri için dinden uzak cahiliye sisteminin zorlukları içinde yaşarlar. Hayatlarında sürekli pişmanlık hakimdir; bir gün ya da bir saat önce yaptıklarından dahi sürekli olarak yakınıp, pişmanlıklarını dile getirirler.

Akıllarını kullanmadıkları için güzel ve hikmetli konuşamazlar. Saatlerce konuşup bir işin içinden çıkamaz, seri tedbirler alamaz ve akılcı çözümler getiremezler. İnsanlardaki güzellikleri ve incelikleri göremez ve bunları güzel bir üslupla dile getiremezler. Sanat ve estetikten ince bir zevk alamaz, akılcı yenilikler üretemezler. Yaşadıkları klasik kalıplardan, alışkanlıklardan vazgeçemez, kendilerini yenileyip geliştiremezler.

Akılsız insanların durumu Kuran'da verilen şu örnekle açıklanmaktadır:

Allah şu örneği verdi: İki kişi; bunlardan birisi dilsiz, hiçbir şeye gücü yetmez ve herşeyiyle efendisinin üstünde (bir yük), o, onu hangi yöne gönderse bir hayır getirmez; şimdi bu, adaletle emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunanla eşit olabilir mi? (Nahl Suresi, 76)

Kuşkusuz bu örnek akılsız bir insanın içerisinde bulunduğu durumu ifade etmektedir. Zira akılsız kişi, ayette belirtildiği gibi, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve kendine bir faydası olmadığı gibi, çevresine de yük olan bir insandır. Bu nedenle söz konusu kişi, hayatı boyunca hep kayıp içerisinde yaşamak zorunda kalır. Allah akılsız insanların durumunu bir ayetinde şöyle haber vermiştir:

Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme (imkanı) yoktur. O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (Yunus Suresi, 100)

Akılsız insanlar aynı zamanda akılsız toplumlar oluştururlar. Akılsız toplumlarda ise din ahlakından uzak olmanın getirdiği kargaşa, zulüm, adaletsizlik, kin, şiddet, hoşgörüsüzlük, kısacası her türlü olumsuzluğun birarada bulunduğu bir ortam meydana gelir. İnsanlar akılsızlıkları nedeniyle Allah'ın kudretini takdir edemez ve bundan dolayı Allah'tan korkmazlar.

İşte bunlar da akılsızlığın insanlara dünyada getirdiği zararların kısa bir özetidir. Bu nedenle akılsızlık, bir insanın önemsemeyeceği ve razı olabileceği bir durum değildir. Her insan aklı örten engelleri düşünmeli, bunlardan sıyrılmak için elinden gelen tüm gayreti sarf etmeli ve aklın dünyada ve ahirette kazandıracağı nimetlerin güzelliğini yaşamalıdır.

(alıntı harun yahya Kuran'a göre gerçek akıl)

merdyen2 - avatarı
merdyen2
Ziyaretçi
4 Şubat 2011       Mesaj #2
merdyen2 - avatarı
Ziyaretçi
KURAN'A GÖRE GERÇEK AKIL

Sponsorlu Bağlantılar


SONUÇ



Dünyada iken akıllarını gereği gibi kullanmadıkları için ahirette pişmanlık duyarak yakınan akılsız kimselerin durumundan Kuran'da şöyle bahsedilmiştir:

Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık. (Mülk Suresi, 10)

Kuşkusuz insanın, böyle bir ihtimalin kendisi için de söz konusu olabileceğini düşünmesi, büyük bir korku duymasını ve pek çok şeyi henüz vakit varken idrak etmesini sağlayacaktır. Bu durumda insan, eğer cehennem gibi bir sonla karşılaşırsa muhtemelen aklından pişmanlıkla şu düşünceler geçecektir:

Dünyada iken vicdanıyla açıkça gördüğü, belki de kendisine defalarca hatırlatıldığı ve önünde hiçbir engel olmadığı halde, bile bile aklın yolundan yüz çevirmiştir.

Ama o sırada artık geri dönüp de durumunu telafi edebilmesinin kesinlikle mümkün olmadığı cehennem ateşinin içindedir.

Dünyada iken Allah'ın azabı kendisine hatırlatılmış, ama kendisi kibiri sebebiyle bu uyarıları dinlememiştir.

"Nasıl olsa önümde daha uzun bir hayat var, daha sonra telafi ederim" diyerek doğru olan davranışları sürekli ertelemiştir.

Dünyada sahip olduğu zenginlik, güzellik veya bilgi kendisini büyüklük hissine kaptırmış ve Allah'a itaat etmesini engellemiştir.

Ama o anda artık içerisinde bulunduğu ateşten ve azaptan kurtulabilmek için yapabilecek hiçbir şeyi yoktur, apaçık bir çaresizlik içindedir.

Ve artık her ne yaparsa yapsın, içini yakan pişmanlıktan sonsuza kadar hiçbir şekilde kurtulamayacak ve sürekli olarak akılsızlığına yanıp yakılacaktır.

İşte insanın henüz dünyada iken bu durumla karşılaşabileceğini düşünmesi, hemen o anda derin bir pişmanlık duymasına neden olur. Ateşin içinde pişmanlıkla bu ve benzeri sözleri söylememek için, hemen o andan itibaren vicdanlı davranmaya karar verir. Çünkü vicdanına başvurarak düşündüğü zaman, her insan ertelediği, önemsemeyerek üzerinden geçtiği ya da doğru olduğunu bildiği halde bile bile yapmadığı küçük büyük pek çok olayla karşılaşır. Ve tüm bunları hemen şimdi telafi edebilmek her insan için mümkündür.

Bir insana, "Bu vicdan muhasebesini, dayanılmaz bir pişmanlıkla ateşin içerisinde iken mi yapmak daha akılcıdır, yoksa şu anda telafi imkanı varken mi?" diye sorulsa, samimi davranan her insan mutlaka "Elbette ki şu anda, hem de hemen şimdi" yanıtını verecektir. Ardından da aklını kullanacak ve bugüne kadar vicdansızlık yaptığı her olayı bir an bile ertelemeden düzeltmeye çalışacaktır.

Yapılması gereken en akılcı tavır da budur zaten. İnsanın, bir an için bile olsa cehennem ateşinin içinde olduğunu düşünmesi, bu samimi kararı alması için yeterli olacak ve vicdanını harekete geçirecektir. O ana kadar yapılan akılsızca ve vicdansızca tavırları telafi etmek ise Allah'a güvenip dayanan bir insan için çok kolaydır. Allah ayetlerinde insanlara bu kolaylığı şöyle bildirmiştir:

(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)

Ancak insan bu konuda acele etmeli ve aklını kullanmak için başına bir sıkıntı gelmesini ya da ölüm ile karşılaşmayı beklememelidir. Allah Kuran ayetlerinde insanlara, bu konuda hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeleri gerektiğini şöyle hatırlatmıştır:

Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azap apansız size gelip çatmadan evvel. (Zümer Suresi, 54-55)

Unutulmamalıdır ki vicdanına başvurarak doğruyu gören bir insan hemen içinde bulunduğu durumu telafi edebilir. Fakat aklını kullanmamakta direten her insan ahirette bu gerçekle kesin olarak karşılaşacak ve telafisi asla mümkün olmayan bir pişmanlığa sürüklenecektir. Bir ayette bu kimselerin, ateşin içinde duydukları bu derin pişmanlığı şöyle dile getirdiklerinden bahsedilmiştir:

Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün): "Allah yanında (ku1llukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim." (Zümer Suresi, 56)

İşte bu kitap ile amaçlanan da insanları, böyle bir kayıpla karşılaşmamak için şimdiden ellerinden geleni yapmaları konusunda teşvik etmekti. Bu amaç doğrultusunda kitabın başından bu yana aklın ve akılsızlığın kıyası yapılmış ve insanlara akıl ile orantılı olarak kazançları ve kayıpları bildirilmiştir. Kitabın sonunda ise, akılsızlığın insanı dinden uzaklaştırdığı ve bu yüzden cehennem azabına sürüklediği, aklın ise sonsuz cennet nimetlerine ulaştırdığı bir kez daha hatırlatılmaktadır. Vicdansızlığın ve akılsızlığın pişmanlığını yaşamamak için herkes bir kez daha aklını kullanmaya ve doğruyu bulmaya davet edilmektedir.

(alıntı harun yahya Kuran'a göre gerçek akıl)


Benzer Konular

11 Temmuz 2013 / Misafir Soru-Cevap
7 Aralık 2009 / zegamemati Kur'an-ı Kerim
8 Ağustos 2011 / asla_asla_deme Kur'an-ı Kerim
27 Kasım 2013 / Cevaplayıcı Kur'an-ı Kerim
21 Mart 2009 / asla_asla_deme Kur'an-ı Kerim