Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 31 Aralık 2016  Gösterim: 3.638  Cevap: 5

Camiler - Sultan Ahmet Camii

14 Haziran 2011 00:01       Mesaj #1
AndThe_BlackSky - avatarı
VIP VIP Üye
Yer: İstanbul, Türkiye
Mimar: Sedefkar Mehmet Ağa
Mimari tür: Cami
Sponsorlu Bağlantılar
Mimari biçim: Osmanlı
İnşaat başlangıç yılı: 1609
Sultan Ahmed Külliyesi, İstanbul’da, bugünkü Sultanahmet semtinde I. Ahmed’ in yaptırdığı cami, medrese, darülkurra, sıbyan mektebi, türbe, arasta, dükkânlar, hamam, darüşşifa, imaret ve üç sebilden oluşan külliye.

Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılmış, 1609’da başlanan cami ve arasta 1617’de, öbür yapıların çoğu 1620’de tamamlanmıştır.
Ad:  Sultan Ahmet Camii1.jpg
Gösterim: 272
Boyut:  101.3 KB
Duvarlarla çevrili bir dış avlunun içinde yer alan cami, her ikisi de kareye yakın planlı bir ibadet mekânı ile bir şadırvan avlusundan oluşur. İbadet mekânını örten 22 m çapındaki orta kubbe dört yandan yarım kubbelerle çevrilmiş, boş kalan dört köşeye de birer küçük kubbe getirilerek tam bir merkezî plan şeması oluşturulmuştur. Büyük kubbeyi taşıyan kemerlerin oturduğu daire kesitli dört filayağı dilimli yapılarak kalınlık etkisinin azaltılmasına çalışılmıştır. Kubbeye geçiş büyük pandantiflerle sağlanmıştır. Caminin duvarlan, ikinci pencere sırasına kadar mavi rengin egemen olduğu çinilerle kaplıdır. Duvarların ve filayaklannın yandan yukarısı, kemerlerin, pandantiflerin, yanm kubbelerin ve büyük kubbenin içi gene mavi ağırlıklı kalem işleriyle bezenmiştir. Bu yüzden cami özellikle AvrupalIlar arasında Mavi Cami olarak bilinir.

Dört yanı revaklı şadırvan avlusunun dış avluya bakan iki yan duvanyla, caminin iki katlı revaklarla zenginleştirilmiş yan duvar- lannm üstünde, zemin hizasında abdest muslukları sıralanmıştır. İkisi iç avlunun dış köşelerinde, dördü de cami kütlesinin köşelerinde yer alan minarelerin ilk ikisi ikişer, öbürleri üçer şerefelidir.

Dış avluda, caminin güneydoğu köşesinde yer alan ve bir rampayla çıkılan hünkâr kasn bu uygulamanın ilk örneğidir. Burası bugün Hah Müzesi olarak kullanılmaktadır. Caminin bodrumunda da Kilim ve Düz Yaygılar Müzesi açılmıştır.
İçinde I. Ahmed’le oğullarının ve annesinin yattıkları türbe, sıbyan okulu ve medrese dış avlunun kuzeydoğu köşesinde bir grup oluşturur. Tek kubbeli türbenin önünde (doğu) üç gözlü bir giriş revakı, arkasında da (batı) çıkıntılı bir bölüm vardır. Sıbyan mektebi merdivenle çıkılan, tek mekânlı, fevkani (yükseltilmiş) bir yapıdır. Medrese, revaklı avlusunu dört yandan çeviren hücreleriyle klasikleşmiş plan şemasını yineler; dershanesi kuzeydoğu köşesinde ana kütleden dışarıya taşar. Gene buradaki türbedar evinin, külliyenin darülkurrası olduğu sanılmaktadır.

Arasta caminin kıble duvarının ilerisinde, doğu-batı doğrultusunda, üzeri açık bir yolla bunun iki yanındaki tonozlu dükkân sıralarından oluşur. O da külliyenin bütün yapıları gibi Bizans Dönemine ait Büyük Saray’ın kalıntıları üstünde kurulmuştur. Batı ucuna yakın bir yerde 1933’te başlanan kazılarda ortaya çıkan bu saraydan kalma büyük taban mozaiği duvarla çevrilip üzeri kapatılarak korumaya alınmıştır. Başka kazılarda ele geçen mozaiklerin de öbür dükkân hücrelerine konmasıyla burası Mozaik Müzesi haline getirilmiştir. Daha sonra onarılan dükkânların doğu ucu da bugün turistik bir çarşıdır. Varlığı kayıtlardan bilinen külliye hamamının, arastanın batı ucundaki kalıntı olduğu sanılmaktadır.

Mutfak, kiler ve fırın yapılarından oluşan imaret ile bitişiğinde bir de hamamı bulunan darüşşifa ikinci bir grup halinde Sultanahmet Meydam’nın batı ucunda, bugün Marmara Üniversitesi Rektörlüğü (eskiden Mekteb-i Sanayi) olan yapının arkasındadır. Bu yapılar, 19. yüzyılın sonlarında sanayi mektebi yapılırken kısmen yıkılmış, günümüze ancak mutfak ulaşabilmiştir. Kayıtlardan darüşşifanın da bir avlu çevresindeki revaklarla bunların arkasındaki hücrelerden kurulu olduğu anlaşılmaktadır.

Külliyedeki üç sebilden ikisi cami dış avlusunun Sultanahmet Meydam’na açılan kapılarının yanında, biri de arastanın doğu ucundadır.

Sultan Ahmed Külliyesi, İstanbul’daki Fatih ve Süleymaniye külliyeleri kadar olmasa da büyükçe bir yapılar topluluğudur. Onlardan en büyük farkı ise yapılarının düzgün ya da simetrik bir plana göre konumlandınlmayıp daha çok belli gruplar halinde bir araya getirilmiş olmasıdır. Büyük olasılıkla, külliyenin var olan bir mahalle dokusunun içinde yer alması bu sonucu doğurmuştur.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 31 Aralık 2016 00:04
1 Ekim 2013 11:38       Mesaj #2
Valeria - avatarı
VIP Çilekli
Sultan Ahmet Camii
İstanbul'da I. Ahmet zamanında 1609-1616 yılları arasında Mimar Mehmet Ağa tarafından yapılan cami. Eski bir Bizans sarayının arsası üzerine kurulan caminin orta kubbesi dört filayağına oturmuş ve dört yarım kubbeyle çevrelenmiştir.
Ad:  Sultan Ahmet Camii3.jpg
Gösterim: 186
Boyut:  125.0 KB
Sponsorlu Bağlantılar
Çok sayıda penceresi vardır. İçi 20.000'den fazla mavi renkli çiniyle kaplı olduğundan Batı'da "Blue Mosque" (Mavi Cami) olarak bilinir. Caminin 4'ü üçer, 2'si ikişer şerefeli 6 minaresi vardır.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Son düzenleyen Safi; 31 Aralık 2016 00:04
31 Aralık 2016 00:02       Mesaj #3
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Sultanahmet külliyesi

Ad:  Sultan Ahmet Camii4.jpg
Gösterim: 187
Boyut:  50.7 KB

İstanbul'da, Sultanahmet meydanında cami (Batı'da, bezemelerinden ötürü Mavi cami olarak ünlüdür), medrese, arasta (Sipahiler çarşısı), darüşşifa, bımarhane, imaret, sübyan mektebi, sebiller, dükkânlar ve türbeden meydana gelen yapılar topluluğu; XVII. yy.’da selatin külliyeleri geleneğini sürdüren en önemli ve eı ı büyük yapıttır. Sedefkâr Mehmet Ağa’nın eseri olan külliyenin yapımına 1606'da başlanmış, caminin açılış töreni Ahmet l’in de katılımıyla 1617 haziranında gerçekleştirilmiş, yalnızca medrese, imaret, türbe ve dış avlu duvarları 1620'de bitirilmiştir.

Sponsorlu Bağlantılar
Geniş bir alana yayılan yapılar Atmeydanı’nın çevresinde herhangi bir düzen gözetilmeden yerleştirilmiştir. iç avlu, cami ve hünkâr kasrı alçak duvarlarla çevrili çok geniş bir dış avlu içindedir. Cephede ve yanlarda yer alan birkaç basamaklı üç kapıdan girilen iç avlu yüksek tutularak caminin öteki yapılara hâkim bir görünüm elde etmesi sağlanmıştır. Sedefkâr Mehmet Ağa yapının planında ve mimarisinde Mimar Sinan’ın klasik üslubuna bağlı kalmakla birlikte kimi yenilikler de getirmiştir. 2 700 m2'lik ana mekân, dört yarım kubbe ve köşelerde yivli kubbeli ağırlık kuleleriyle desteklenen, 23, 50 m çapında, 43 m yüksekliğinde büyük bir kubbeyle örtülüdür. Burada Mimar Sinan’ın Şehzade camisi’nde uyguladığı dört ayaklı şema yinelenerek, büyük kubbe 5 m çapında, dikey yivli dört ayağı bağlayan dört büyük kemere ve küresel bingilere oturtulmuştur. Yanlardaki yarım kubbeli ekoylumlar ve beş sıra halinde düzenlenmiş yuvarlak kemerli çok sayıda pencereyle iç mekânda ferah bir görünüm elde edilmiştir.

Duvarlar beyaz zemin üzerine mavi, yeşil, kırmızı, firuze; ve siyah renkli, lale, sümbül, karanfil gibi çiçek ve kıvrıkdal motifli çini levhalarla kaplıdır (camiyle ilgili kayıtlara göre 21 043 levhadan oluşan bu çiniler saray nakkaşhanesinde Haşan adında bir usta yönetiminde hazırlanmıştır). Kemerler, kemer araları, kubbeler ve yarım kubbeler, payelerin üst bölümleri çokrenkli kalem işleriyle süslüdür. Caminin tüm mimari öğeleri zengin ve ince işçilikleriyle birer sanat ürünüdür. Sedefkâr Mehmet Ağa’nın eseri olan kapı ve pencere kanatları zengin sedef kakmalıdır. Mermer mihrabın yanlarındaki sütunçeler üzerine selvi motifi işlenmiştir. Altın yaldızlı minber geometrik geçmeler ve kabartmalarla süslüdür. On mermer sütun üzerinde yükselen hünkâr mahfili altın yaldızlı, ayet yazılı çinileri, kalem işi süslemeli tavanı ve sedef kakmalı kapısı ile dikkati çeker; müezzin mahfili ise geometrik oymalı korkuluğu dışında yalındır. Caminin celi yazıları dönemin ünlü hattatı Kasım Gubari’nin eseridir. Bu yapıda karşılaşılan önemli bir yenilik hünkâr kasrıdır; XVII. yy.’a değin camiye bağlı bir bölüm olan bu mekân, burada bağımsız bir yapı olarak ele alınmıştır (daha sonra Yeni cami'de ve öteki barok üsluptaki camilerde uygulandı). Caminin G.-D. köşesinde bulunan hünkâr kasrı mihrap duvarının D. köşesindeki hünkâr mahfiline revaklı bir geçitle bağlanır. Bu yapının bir başka önemli özelliği ilk kez bu camide görülen 6 minaredir; bu minarelerin caminin köşelerine yerleştirilenleri üçer, avlu köşesine yerleştirilenleri ise ikişer şerefelidir. 26 sütuna oturan, 30 kubbeyle örtülü revaklarla çevrili iç avlunun ortasında, 6 sütunlu zarif bir şadırvan vardır.

Dış avlu duvarının D.’sunda tek dershaneli yalın bir yapı olan sübyan mektebi, K.-D.'da klasik şemada medrese, türbe ve sebil ile, XVIII. yy.’da eklenmiş bir muvak- kıthane vardır. Külliyenin vakıf defterlerinde, sübyan mektebinin yanında bulunduğu bildirilen dükkânlar yıkılmıştır. Kare planlı, kubbeli, önü revaklı bir yapı olan türbenin duvarları dıştan mermer, içten çinilerle kaplıdır, kapısı sedef kakmalıdır, içinde Ahmet I, Osman II, Kösem Sultan, Murat IV ve OsmanlI hanedanının öteki kişilerine ait 36 sanduka bulunmaktadır. G.’de külliyenin arka yönünde arasta (günümüzde Mozaik müzesi), bir sebil, B. uçta hamam vardır. Darüşşifa, bimarhane ve imaret Atmeydam'nın B. uçundaydı. Revaklı avlu çevresine dizili hücrelerden meydana gelen ve döneminin önemli sağlık kuruluşlarından olan darüşşifa 1870'te yıkılmıştır.

Kaynak: Büyük Larousse


31 Aralık 2016 00:05       Mesaj #4
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sultan Ahmet Camii

Ad:  Sultan Ahmet Camii2.jpg
Gösterim: 192
Boyut:  135.4 KB
31 Aralık 2016 00:05       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sultan Ahmet Camii

Ad:  Sultan Ahmet Camii5.jpg
Gösterim: 151
Boyut:  166.7 KB
31 Aralık 2016 00:10       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Sultan Ahmet Camii

Daha fazla sonuç:
Camiler - Sultan Ahmet Camii

Hızlı Cevap
Mesaj:


Mimarlık forumu 'Camiler - Sultan Ahmet Camii' konusunu görüntülüyorsunuz: Yer: İstanbul, Türkiye Mimar: Sedefkar Mehmet Ağa Mim ari tür: Cami Mimari biçim ...

Aramalar: Camiler - Sultan Ahmet Camii

Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç
Paylaş