Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 19 Ekim 2016  Gösterim: 819  Cevap: 0

Çocuk Ve Vicdan

Kısaca
Cezayla bir sonraki hatayı işlemesini önleyecek pişmanlığı alırsınız çocuğun içinden. En büyük ceza, verilmemiş cezadır. Kişinin vicdanı içten içe yanar. Vicdan işlevselse döner dolaşır adaleti bulur.
19 Ekim 2016 00:22       Mesaj #1
perlina - avatarı
MOD Selket

Çocuk Ve Vicdan


MsXLabs.org

Sponsorlu Bağlantılar
Vicdan; anahtarı cebimizde olan bir hapishanedir .
Çocugun vicdanı yoktur ,davranislarini bir otoritenin ödül - cezalarına göre ayarlar.
İsviçreli eğitim bilimci, tıp ve felsefe doktoru Hans Zulliger, 'Çocuk Vicdanı ve Biz' isimli kitabında çocukluk yıllarında vicdan oluşumu, vicdan çatışmasına yol açan nedenleri, itirafın zorluğu, kendi kendini cezalandırma gibi konuları ilk kez ele alan uzmanlardan biri (1960). Zulliger'in kitabında vicdan mekanizmasını en çok olumsuz etkileyen durumun ceza olduğu anlatılıyor. Sebebini ise şöyle açıklıyor yazar: "Biz çocukları eğitirken pek çok cezalandırma yöntemine başvururuz. Vicdan gelişimine böylece çok zarar veririz. Acele cezalandırmalarla çocuğun vicdanında hesaplaşmaya koyulmasını, bu yolla içindeki ahlaki yargı organında (vicdan) mükemmelleşmeye gitmesini önleriz. Çünkü çekilen cezadan sonra kişinin vicdanı olaya kapanır, kefaretini ödemiştir artık ve daha fazla üzerinde durmaz."
Ad:  vicdan.jpg
Gösterim: 156
Boyut:  142.4 KB
New York University'de lisans ve yüksek lisans eğitimi almış Klinik Psikolog Reyhane Dağlar, cezaların çocuğu sertleştirdiği, ödeşmişlik hissi vererek rahatlattığı görüşünde: "Cezayla bir sonraki hatayı işlemesini önleyecek pişmanlığı alırsınız çocuğun içinden. En büyük ceza, verilmemiş cezadır. Kişinin vicdanı içten içe yanar. Vicdan işlevselse döner dolaşır adaleti bulur. Anne-babalar, eğitimciler çocuğa yönelip 'Bu davranış yanlıştı' dese ve onu içindeki sesle yalnız bıraksa. Vicdan bu işi başarır, doğruyu bulur. Allah mekanizmayı kurmuş. Aksi her uygulama vicdanı sakatlıyor." Üstelik yapılan araştırmalara göre ahlaki değerler ceza ve öfkeyle verilmek istendiğinde çocuk 'sadece' kızma anına odaklanıyor. Ancak yumuşak sesle, empatiyle, iyilikle anlattıklarınız amacına ulaşıyor, çocuk duygusal olgunluğa eriştiğinde de (13 yaş ve üstü) öğrendiklerini ahlaki değer olarak özümsüyor.

Bahaneler vicdanı öldürür


Gündelik hayatta yaptığınız hataları kendinize ya da başkasına anlatırken 'ama, fakat, lakin' gibi bağlaçlarla başlayan cümleleri ne kadar az kuruyorsanız vicdanınızın sesini o kadar duyuyorsunuz demektir. Çünkü uzmanlara göre bahaneler vicdanı öldürüyor. Peki, bu bahaneler nasıl ortaya çıkıyor? Tabii ki cezayla. Şöyle düşünün: Küçük oğlunuz/kızınız komşunun çocuğunu dövmüş, komşu da gelip etraflıca size şikâyette bulunuyor. O hınçla evladınıza haddini bildiriyorsunuz. Çocuğun duygu dünyası bu esnada ciddi sarsıntı geçiriyor. Bu duyguyu atlatabilmek, vicdanına da cevap verebilmek için otomatikman 'Ama annem de bana vurdu', 'Öyle demeseydi ben de arkadaşımın kafasına tekme atmazdım', 'Zaten annem hep böyle yapıyor' gibi bahaneler üretiyor. Böylece vicdanının sesini bastırmaya çalışıyor, bunu başarıyor da. Dolayısıyla içindeki sesi bahanelerle bastırabileceğini öğrenen kişi, aynı yöntemi her fırsatta kullanıyor. Sürekli susturulan vicdan zamanla konuşamaz hâle geliyor. Hâlbuki yapılması gereken oldukça basit. Yaptığının yanlış olduğunu ikna edici bir şekilde anlatmak, hatasının farkına varmasını sağlamak. Ayrıntıları Klinik Psikolog Dağlar anlatıyor: "Arkadaşına vurmak doğru değil. 'Başka türlü acaba nasıl davranılabilirdi?' diye hem kendisine sorun hem de siz doğru olanı belirterek çocuğa yardım edin. Zaten kendisiyle sakince konuşmaya başladığınızda hislerini ifade etmeye başlayacak, vicdanında o yanlışı görüp 'Evet, öyle yapmayabilirdim' diyecektir."

Akşam yemeğini hazırlarken yavrusu masada duran çikolatayı ister. Ebeveyn 'Hayır, şimdi yemek yiyeceğiz' diyerek sorun çıkmasını istemediği için çikolatayı alıp camdan dışarı 'atıyormuş gibi' yapar. Az sonra komşusu gelir. Onu güler yüzle karşılayıp ikramlarda bulunur. Ama o gittikten sonra 'Öf, kalkmak bilmedi' der. Ya da bir tanıdığın evine taziyeye gider. Orada ağlayıp üzülür. Eve dönerken 'Karısına az çektirmedi. Zaten akrabalar da sevmezdi onu.' diye kritik yapar. Tüm bu samimiyetsizlik silsileleri ergenlik dönemindeki bir çocuğun (5-7 yaş arası da dâhil) yanında geçer. Acaba çocuklar anne-babalarının pembe-beyaz yalanları, ikiyüzlülüklerinden vicdanen nasıl etkilenir? Cevabını Güney Kore'de eğitim almış, Ufuk Koleji'nde görevli Çocuk ve Ergen Psikoloğu Serpil Yeşilkurt'tan dinliyoruz: "Doğallıktan uzak tavırlar, yalan söyleyen-samimiyetsiz insanlarla bir arada bulunmak çocuğun vicdanını katılaştırır, zehirler. Hiçbir vicdan, yalan, ikiyüzlülük karşısında sessiz kalmaz, rahatsız olur. Vicdanın konuşmasından bunalan kişi, sonunda o sesi bastırmaya ya da söylenenleri zihninde normalleştirmeye girişir. Bu da vicdanın dumura uğramasıdır. Üstelik çocuk yalan ve ikiyüzlülüğü de ebeveyninden öğrenir."
Derlemedir



Daha fazla sonuç:
Çocuk Ve Vicdan

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:

Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç