Arama

Narsistlik (Narsistik Kişilik Bozukluğu)

Güncelleme: 1 Mart 2018 Gösterim: 26.058 Cevap: 8
Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
22 Ekim 2007       Mesaj #1
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi
Narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir. Sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir.

Sponsorlu Bağlantılar
Narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları control etmeyi isterler. Başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar. Kendileri hakkında mükemmelliyetçidirler. Dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler. Bu kişiler herkesin ve herşeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfederler. Birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler.

Diğer taraftan bazı Narsistik kişiler ihtiyaçları olan tüm ilgi ve dikkati çekmelerine yetecek kadar yetenekli ve başarılı olabilirler. Böylece her hangi bir problem yaşamazlar ve gayet sağlıklı görünebilirler. Bu durumda bile hala kendilerinden bekledikleri normal üstü beklentileri nedeniyle tam olarak tatmin olmayabilirler.

Narsistik kişiler genelde kendi değerlerini fazlası ile abartırlar. Sürekli olarak yeteneklerini olduğundan fazla gösterirler, ukala, gösteriş meraklısı ve kendini beğenmiş görünürler. Kendilerinin herkesten daha üstün olduğuna inanırlar. Bu şekilde düşündükleri sürece kendilerini güvende ve mutlu hissedebilirler. Kişiliklerinin olumsuz taraflarını genelde inkar ederler yada mantıklı açıklamalar getirirler. Fakat kişi eğer önemli başarılara imza atamaz ise büyük bir ikilem yaşamaya başlarlar. Bunun sonucunda kendilerini sahtekar, boş ve mutsuz hissederler.

Bu kişiler duygusal olarak uç noktalarda yaşarlar; dolayısıyla ya kendilerini mükemmel görürler ya da utanç içinde kahrolurlar. Başka insanların onaylaması ile kendilerini mükemmel hissederler, gururlu, kibirli ve mağrur olurlar, kendi kendilerine yetebilirler. Başkalarının onayı olmaz ise yada kesilirse birden kendilerini aşağı hissederler, çirkin olduklarını düşünürler, kıskançlık ve haset duyarlar ve kendilerine olan tüm güvenlerini yitirirler.

Narsistik kişiler başkaları ile işbirliği yapmakta zorlanırlar çünkü dikkatleri hep kendi üzerlerinde olur. Yaptıkları her işte insanların hayranlığını kazanmaya ve mükemmelliklerini ve üstünlüklerini ıspatlamaya çalışırlar. Başka insanların duygularını yada ne yaşadığını algılayamazlar. Empati yapamazlar ve ender olarak bir insana duygusal olarak bağlanabilirler. Eğer başkalarının ihtiyaçlarını sezebilirlerse bunu o kişilerin zayıflıkları olarak değerlendirirler.

Narsistik kişiler başkalarının kendi rahatları ve mutlulukları için başka insanların isteklerinden vazgeçmeleri gerektiğine inanırlar. Sadece bir şeyi istiyor olmaları elde etmek için yeterli bir nedendir. Başkalarından özel muamele görmeyi hakettiklerine inanırlar. Bu insanlar genelde başkalarına haset ederler ve diğer insanlarında sürekli kendisini kıskandığını düşünür. Başka insanların sahip oldukları değerleri ve başarıları kıskanır.

Bu kişiler çoğunlukla başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dikkat ederler, dolayısıyla değerli, üstün saydıları, özel yada yüksek statüye sahip insanlar ile olarak kendi değerini arttırmaya çalışırlar.

Narsistik kişilerin başkaları ile olan ilişkileri sorunludur çünkü aşırı ilgi ihtiyaçları ve başkalarının duygu ve düşüncelerini umursamamaları yüzünden insanlar uzaklaşırlar. Sosyal olarak aktif, keyifli ve cazip olabilirler fakat insanlara karşı sorumsuz ve kibirlidirler.

Özel ilişkilerinde narsistik kişiler eşlerinden karşılıksız sevgi ve ilgi isterler buna karşılık hiç bir sorumluluk almazlar. Bu kişilerin bir ilişkiye girmesinin iki nedeni vardır; ya arzu ettikleri bir noktaya ulaşmak (mevki, para, pozisyon vs) yada mükemmelliklerini sürekli onaylayıp destekleyecek birine duydukları ihtiyaç. Narsistik kişiler ile birlikte olan insanlar çoğunlukla daha once Narsistik bir anne yada babaya sahip olmuş kişilerdir, öyle ki çocukluklarında sömürünün ve ilgisizliğin sevgi olduğunu öğrenmişlerdir. Dolayısıyla Narsistik bir eş ile birlikte olduklarında kendi haklarını aramayı düşünmezler ve ilişkilerinde kalarak eşlerinin kendilerini hiç bir karşılık vermeden kullanmalarına izin verirler.

Narsist kişiler toplumsal sorumlulukların kendileri için geçerli olduğuna inanmazlar. Karşılığında hiç bir şey vermeden başkalarının kendilerine hizmet etmesini beklerler. İstekleri olmadığında sözlü saldırılar, sinir krizleri, duygusal, fiziksel yada cinsel taciz ile tepki verebilirler. Birisi çıkıp bencil ve sömürgen yapılarını yüzlerine vurmaya kalkarsa aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.

Mükemmel olduklarına dair inancı koruyabilmek için her tür davranışı gösterebilirler; değerlerini değiştirebilir, yalan söylemek, aldatmak, inkar etmek ve hatta gerekirse suç işlemek.

Tam olarak hastalığın sebebi bilinmiyor ama bazı araştırmacılar çocuklukta yaşanılan tecrübeler ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Hastalık genelde ergenlik çağının başında ortaya çıkmaya başlamaktadır.

_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
6 Kasım 2007       Mesaj #2
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
NARSİSİSTİK KİŞİLİK

Sponsorlu Bağlantılar
Kişilik, bir kişinin kendine özgü düşünce, duygu ve davranış kalıplarını ifade etmek için kullanılır. Kişilik ilk çocukluk yıllarında şekillenir ve çoğu zaman sonraki yıllarda da önemli değişiklikler göstermeden süregider. Kişilik özellikleri insanların kendisini, başka insanları ve olayları algılama ve yorumlama biçimlerinde; duygusal tepkilerinde; diğer insanlarla ilişkilerinde; gereksinim, istek ve dürtülerini doyurma biçimlerinde kendini gösterir. Bir insanı tanımlarken “kendini beğenmiş”, “yalancı”, “titiz”, “arkadaş canlısı”, “soğuk”, “alıngan” gibi çeşitli sıfatlar kullanırız. Bu tanımlamalar o kişinin kişilik yapısını oluşturan özelliklerdir. Ancak her hangi bir davranış biçiminin kişilik yapısı sayılabilmesi için bunun süreklilik göstermesi gerekmektedir. Kişide genel olarak gözlenmeyen ve belli bir olay karşısında gösterdiği davranış biçimi kişilik özelliği olarak sayılmaz. Kişilik yapısı insanların diğer insanlarla ilişkilerini, toplum içindeki uyumunu, kendini algılayış biçimini etkiler. O nedenle bir insanı değerlendirirken onun huyuna ya da kişilik yapısına ister istemez dikkat edilir. Bazılarının kişilik özellikleri ise diğer insanlarla ilişkilerini, kendini ve çevresinde olup bitenleri uygun biçimde algılama ve yorumlamasını belirgin biçimde olumsuz etkilemektedir. Bu durumda kişilik bozukluğundan söz etmek mümkün olmaktadır. Ancak kişilik özeliklerinin ne zaman kişilik bozukluğu sayılabileceği konusunda sınırlar son derece belirsizdir.
Kişilik bozukluğundan söz edilebilmesi için kişiliği oluşturan davranış kalıplarının ya da davranış örüntüsünün kişinin içinde yaşadığı kültürün normlarından belirgin biçimde farklı olması; esneklik taşımaması, uzun süredir bulunması (en azından ergenlik ya da genç erişkinlik döneminden beri); kişinin diğer insanlarla ilişkilerini, toplumsal ve mesleki yaşamını olumsuz etkilemesi gerekmektedir. Ancak günlük yaşamda bir kişinin davranış örüntüsünün kişilik bozukluğu sayılıp sayılmayacağı çok yararlı bir tartışma değildir. Kişinin ne tür kişilik yapısına sahip olduğunu ve bunun yaşamını nasıl etkilediğini anlamaya çalışmak daha uygun gibi görünmektedir. Diğer yandan bir insanda hiçbir zaman bir kişilik yapısı saf olarak bulunmaz, her zaman bir çok kişilik yapısının özelliklerinin bir karması bulunur.
Günümüzde Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ruhsal hastalıkları sınıflandırma sisteminde paranoid, şizoid, şizotipal, antisosyal, borderline, histriyonik, narsisistik, çekingen, bağımlı ve obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olmak üzere on kişilik bozukluğu tanımlanmıştır.

Narsisistik kişilik bozukluğu tanı ölçütleri

Narsisistik kişilik bozukluğunun temel özelliği genç erişkinlik döneminde başlayan ve süreklilik gösteren, davranışlarda gözlenen ya da hayal edilen büyüklenmecilik, beğenilme gereksinimi ve eşduyum yapamamadır. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-IV tanı ölçütlerine göre narsisistik kişilik bozukluğu denebilmesi için aşağıda verilen kişilik özelliklerin en az beşinin bulunması gerekmektedir (Amerikan Psikiyatri Birliği 1994):

1.Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (örn. başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler)
2.Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar
3.“Özel” ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin (ya da kurumların)
kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır
4.Çok beğenilmek ister
5.Hak kazandığı duygusu vardır: kendisinin özellikle kayırılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu
beklentilerine göre uyum gösterme
6.Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır: kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır
7.Empati yapamaz: başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdir
8.Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanır
9.Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler



Narsisistik kişilik yapısı olanlarda görülen özellikler

Büyüklenmecilik:

Narsisistik kişilik bozukluğunun temel özelliği büyüklenmeciliktir. Kendilerini diğer insanlardan daha farklı, üstün ve önemli bir insan olarak görürler. Kendilerine hayrandırlar. Bu kişiler kendilerini olduğundan daha başarılı, daha güzel, daha zeki olarak değerlendirirler. Büyüklük düşüncelerine gerçek yaşamda karşılık bulamazlarsa, bunu hayallerinde gerçekleştirmeye çalışırlar. Kendilerinin herkesten farklı ve özel oldukları hayalleri kurarlar. Fakat bu büyüklük duygusu özgüven taşıyan bir büyüklük duygusu değildir; sürekli dışardan onay görme beklentisi içindedir.

Bu kişiler derinlerde bir değersizlik duygusunu hissetmezler ya da kabullenemezler. Kırılgandırlar, fakat bu kırılganlıklarının büyüklük duygularına olan güven duygularının zayıflığından kaynaklandığını göremezler; kırgınlıklarına sürekli başkalarını suçlama ve değerinin anlaşılmadığı duygusu eşlik eder.
Narsisistik kişilik yapısının en önemli özelliklerinden birisi büyüklenmecilik ve üstünlük duygusudur. Fakat büyüklenmecilik ve üstünlük duyguları yalnız narsisistik kişiliğe özgü değildir. Kişide hiçbir psikiyatrik hastalık bulunmadan da bulunabileceği gibi bir çok psikiyatrik durumda da görülebilmektedir.
Olağan psikolojik tepki olarak çeşitli yaşantılar sonrasında hissedilen başarı, kendine değer verme ve kendini sevmenin narsisistik kişilikte görülen büyüklenmeden ayırt edilmesi gerekmektedir. Sağlıklı narsisistik doyumun en önemli özelliği, başkalarına da değer verebilmeyi, başkalarını da sevebilmeyi, başkalarının da gereksinimlerini anlayabilmeyi taşımasıdır. Sağlıklı olmayan narsisistik doyumun en önemli özelliği kendini değerli hissedebilmek için diğerlerini değersizleştirmeyi, aşağılamayı içermesidir.
Büyüklenmenin görülebildiği psikiyatrik durumlardan birincisi duygudurum bozukluklarında görülen hipomani ve mani durumlarıdır. Narsisistik kişilik bozukluğundan farklı olarak burada görülen büyüklenmecilik dönemler halinde görülür. Hastalığın iyileştiği dönemlerde gözlenmeyen bu büyüklenmecilik, hastalığın alevlendiği dönemlerde yeniden ortaya çıkmaktadır.
Narsisistik kişilik bozukluğu olanlarda görülen büyüklenmenin paranoid kişilik bozukluğu olan kişilerdeki kuşkuculuktan kaynaklanan başkalarına tepeden bakmadan ayırt edilmesi gerekir. Paranoid kişiliği olanlarda görülen kıskançlık, narsisistik kişilerde görülen kıskançlıktan farklılık gösterir. Paranoid kişideki kıskançlık daha çok eşinin sadakati ile ilgili kuşkulardan kaynaklanırken, narsisistik kişideki kıskançlık değerlilik duygusundan kaynaklanır. Narsisistik kişi, başkasının başarılarını, öne çıkmasını kıskanır. Kendisinin üstünlüğü ile ilgili kuşkular yaratabileceğinden, narsisistik kişi başkasının daha değerli olduğu düşüncesine katlanamaz. Eleştiriye katlanamama da her iki kişilik yapısında da görülmektedir.
Şizoid kişilik bozukluğu olan kişilerde görülen diğer insanlarla ilişkiye girmekten kaçınma ve sosyal ilişkilerden kaçınma, kendini beğenme ve başkasını küçük görme şeklinde yorumlanarak narsisistik kişilik yapılarında görülen büyüklenme ile karıştırılabilir. Narsisistik kişilik yapısı olanlardan farklı olarak başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü hiç önemsemezler.
Obsesif kompulsif kişilerde görülen mükemmeli arama ile narsisistik kişilerdeki mükemmel olduğuna inanmadan farklıdır. Obsesif kompulsif kişinin mükemmeliyetçiliği sonu olmayan bir mükemmeliyetçiliktir, kolay kolay kendisinin ve başkasının mükemmeli gerçekleştirdiğine inanmaz. Narsisist kişi ise her yaptığının mükemmel olduğunu düşünür. Diğer insanları küçümseme, kıskançlık obsesif kompulsif kişilerde yoktur. Obsesif kompulsif kişiler için mükemmele ulaşmak, kafasındaki düzeni kurmak amacıyla diğer insanları kontrol altında tutmaya çalışırken; narsisistik ise diğer insanları kendi büyüklenmeciliğini beslemesi için elinin altında tutmaya çalışır.


Eşduyum yapma yetisi eksikliği

Fakat büyüklüklerinin sürekli olarak dışardan onaylanması gereksinimi ve beklentisi içindedir. Diğer insanlarla ilişkileri de bu gereksinim ve beklenti üzerine kurulmuştur. Bunları karşılayan insanlarla, bunları karşıladığı sürece ilişkilerini sürdürürler. Bir çeşit bu gereksinimlerini karşılamak için bu insanları kullanırlar. Bu insanların gereksinimleri, duyguları, istekleri onun için önemli değildir. Başkalarını sevebilme ve başkalarına eşduyum yapabilme yani başkalarının yerine koyarak onları anlamaya çalışma yetenekleri yoktur. Bu nedenle başkalarının yaşadığı duyguları anlayamaz. Bu nedenle insan ilişkilerinde iki kişinin birbirinin gereksinimlerini karşılıklı olarak anlayan ve karşılayan bir ilişki değil, büyüklüklerini onaylamak için diğerinin varolduğu bir ilişki söz konusudur. Yani bir çeşit istismar söz konusudur; nitekim gereksindiği onayı alamadığı zaman narsisistikler o kişilerle ilişkilerini bitirirler.
Çok sayıda insanla ilişkisi var gibi görünse de bunlar yüzeyel ilişkilerdir. Başkalarına sürekli bağlanamazlar. Başkalarının isteklerini, gereksinimlerini anlamayan, eşduyum yapamayan narsisistik; başkalarının övgülerine gereksinim duyar. Başkalarını küçümsediği ve onlara güvenmediği için grup etkinliklerine gerçek anlamda katılamaz.
Başkasının istek ve gereksinimlerini dikkate almayan yani eşduyum yapma yeteneği olmayan diğer bir kişilik yapısı antisosyal kişilik yapısıdır. Ancak çoğu zaman narsisistik kişilik yapısından ayırt etmek zor olmaz. Antisosyal kişilik yapısında olanlarda görülen yasaları ve toplumun genel ahlak kurallarını tekrar tekrar çiğneyerek karakolluk olma ve tutuklanma narsisistik kişilik yapılarında görülmez.
İlgi odağı olma, başkalarının dikkatini üzerinde toplama, beğenilme ve övgü alma arayışı histriyonik ve narsisistik kişilik yapılarının ortak özellikleri arasında bulunur. Ancak iki kişilik yapısında aynı davranışa yönlendiren nedenler farklıdır: histriyonik kişi daha çok ilgi arayışında iken, narsisistik kişi büyüklüğünün onaylanması arayışı içindedir. Diğer yandan histriyonik kişi ilgiyi elde etmek için çok çeşitli tutum ve davranışlar içine girebilirken, narsisistik kişi bunun en doğal hakkı olduğunu düşünür ve insanların ona göre davranmasını bekler.


Hak kazandığı duygusu

Kendilerini herkesten üstün olarak görmeleri nedeniyle diğer insanlarla ilişkilerinde herkese göre kendilerine farklı, özel biri olarak davranılmasını beklentisi içindedirler. Her şeye hakları olduğunu düşünürler.


Eleştiriye duyarlılık

Eleştirilmeye karşı çok duyarlıdırlar. Başkalarının kendisi hakkındaki düşünceleri onlar için çok önemlidir. Sürekli olumlu değerlendirilme beklentisi içindedirler. En ufak olumsuz değerlendirme, onlarda büyük bir hayal kırıklığı yaratır.
Başkalarının bilgisini kendine mal etme konusunda çok ustadırlar; hiç bir rahatsızlık duymadan, elde edilen bir başarıda başkalarının rolünü hiçe sayarlar. Başkalarının haklarına aldırmaz davranırlar.
Eleştiriye duyarlılık ve kırılganlık narsisitik kişilik yapısı olanların yanısıra çekingen kişilik yapısında olanlarda da görülen bir özelliktir. Ancak çekingen kişi kendini değersiz olarak hissettiği, narsisistik kişi ise kendini aşırı değerli hissettiği için kırılgandır. Çekingen kişi başkalarının kendisini beğenmeyeceği ve istemeyeceği kaygıları yaşarken, narsisistik bir kişinin böyle bir şey aklından bile geçmez.




Kaynaklar
1. Akhtar S (1989) Narcissistic personality disorder. Descriptive features and differential diagnıosis. Psychiatr Clin North ** 12; 505-530, 1989.
2. Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, dördüncü baskı (DSM-IV), Amerikan Psikiaytri Birliği, Washinhton
DC 1994’den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara 1994.
3.Doğaner İ (1996) Narsisistik kişilik bozukluğu: tarihçe, tanı ve ayırıcı tanı. Ege Psikiaytri Sürekli Yayınları 1: 341-351.
4.Sorias S (1998) Kişilik bozuklukları. Psikiyatri Temel Kitabı’nda, C. Güleç, E. Köroğlu (ed.ler). Hekimler Yayın Birliği, Ankara

Son düzenleyen _PaPiLLoN_; 11 Şubat 2009 20:38
_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
27 Aralık 2007       Mesaj #3
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
Narsistik Kişilik Bozukluğu ve tedavisi

Kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve yargılanmaktan korkmak

Nedir

Narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir. Sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir.

Narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları control etmeyi isterler. Başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar. Kendileri hakkında mükemmelliyetçidirler. Dikkati üzerlerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler. Bu kişiler herkesin ve herşeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarfederler. Birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler.

Diğer taraftan bazı Narsistik kişiler ihtiyaçları olan tüm ilgi ve dikkati çekmelerine yetecek kadar yetenekli ve başarılı olabilirler. Böylece her hangi bir problem yaşamazlar ve gayet sağlıklı görünebilirler. Bu durumda bile hala kendilerinden bekledikleri normal üstü beklentileri nedeniyle tam olarak tatmin olmayabilirler.

Narsistik kişiler genelde kendi değerlerini fazlası ile abartırlar. Sürekli olarak yeteneklerini olduğundan fazla gösterirler, ukala, gösteriş meraklısı ve kendini beğenmiş görünürler. Kendilerinin herkesten daha üstün olduğuna inanırlar. Bu şekilde düşündükleri sürece kendilerini güvende ve mutlu hissedebilirler. Kişiliklerinin olumsuz taraflarını genelde inkar ederler yada mantıklı açıklamalar getirirler. Fakat kişi eğer önemli başarılara imza atamaz ise büyük bir ikilem yaşamaya başlarlar. Bunun sonucunda kendilerini sahtekar, boş ve mutsuz hissederler.

Bu kişiler duygusal olarak uç noktalarda yaşarlar; dolayısıyla ya kendilerini mükemmel görürler ya da utanç içinde kahrolurlar. Başka insanların onaylaması ile kendilerini mükemmel hissederler, gururlu, kibirli ve mağrur olurlar, kendi kendilerine yetebilirler. Başkalarının onayı olmaz ise yada kesilirse birden kendilerini aşağı hissederler, çirkin olduklarını düşünürler, kıskançlık ve haset duyarlar ve kendilerine olan tüm güvenlerini yitirirler.

Narsistik kişiler başkaları ile işbirliği yapmakta zorlanırlar çünkü dikkatleri hep kendi üzerlerinde olur. Yaptıkları her işte insanların hayranlığını kazanmaya ve mükemmelliklerini ve üstünlüklerini ıspatlamaya çalışırlar. Başka insanların duygularını yada ne yaşadığını algılayamazlar. Empati yapamazlar ve ender olarak bir insana duygusal olarak bağlanabilirler. Eğer başkalarının ihtiyaçlarını sezebilirlerse bunu o kişilerin zayıflıkları olarak değerlendirirler.

Narsistik kişiler başkalarının kendi rahatları ve mutlulukları için başka insanların isteklerinden vazgeçmeleri gerektiğine inanırlar. Sadece bir şeyi istiyor olmaları elde etmek için yeterli bir nedendir. Başkalarından özel muamele görmeyi hakettiklerine inanırlar. Bu insanlar genelde başkalarına haset ederler ve diğer insanlarında sürekli kendisini kıskandığını düşünür. Başka insanların sahip oldukları değerleri ve başarıları kıskanır.

Bu kişiler çoğunlukla başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dikkat ederler, dolayısıyla değerli, üstün saydıları, özel yada yüksek statüye sahip insanlar ile olarak kendi değerini arttırmaya çalışırlar.

Narsistik kişilerin başkaları ile olan ilişkileri sorunludur çünkü aşırı ilgi ihtiyaçları ve başkalarının duygu ve düşüncelerini umursamamaları yüzünden insanlar uzaklaşırlar. Sosyal olarak aktif, keyifli ve cazip olabilirler fakat insanlara karşı sorumsuz ve kibirlidirler.

Özel ilişkilerinde narsistik kişiler eşlerinden karşılıksız sevgi ve ilgi isterler buna karşılık hiç bir sorumluluk almazlar. Bu kişilerin bir ilişkiye girmesinin iki nedeni vardır; ya arzu ettikleri bir noktaya ulaşmak (mevki, para, pozisyon vs) yada mükemmelliklerini sürekli onaylayıp destekleyecek birine duydukları ihtiyaç. Narsistik kişiler ile birlikte olan insanlar çoğunlukla daha once Narsistik bir anne yada babaya sahip olmuş kişilerdir, öyle ki çocukluklarında sömürünün ve ilgisizliğin sevgi olduğunu öğrenmişlerdir. Dolayısıyla Narsistik bir eş ile birlikte olduklarında kendi haklarını aramayı düşünmezler ve ilişkilerinde kalarak eşlerinin kendilerini hiç bir karşılık vermeden kullanmalarına izin verirler.

Narsist kişiler toplumsal sorumlulukların kendileri için geçerli olduğuna inanmazlar. Karşılığında hiç bir şey vermeden başkalarının kendilerine hizmet etmesini beklerler. İstekleri olmadığında sözlü saldırılar, sinir krizleri, duygusal, fiziksel yada cinsel taciz ile tepki verebilirler. Birisi çıkıp bencil ve sömürgen yapılarını yüzlerine vurmaya kalkarsa aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.

Mükemmel olduklarına dair inancı koruyabilmek için her tür davranışı gösterebilirler; değerlerini değiştirebilir, yalan söylemek, aldatmak, inkar etmek ve hatta gerekirse suç işlemek.

Tam olarak hastalığın sebebi bilinmiyor ama bazı araştırmacılar çocuklukta yaşanılan tecrübeler ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Hastalık genelde ergenlik çağının başında ortaya çıkmaya başlamaktadır.

Belirtiler


1.Kritize edilmeye karşı öfke, utanç ve aşağılanma hissi duyar
2.Kendi çıkarları için başkalarını kullanır
3.Sadece kendini düşünmek
4.Yeteneklerini ve başarılarını abartır
5.Başarı, güç, güzellik, zeka yada ideal aşk ile ilgili fantaziler kurar
6.Başkalarının kendisine farklı davranması gerektiğine dair beklentiler
7.Sürekli insanların dikkatinin ve beğenisinin üzerinde olmasını beklemek
8.Başkalarını kıskanmak ve haset etmek
9.Aşırı gurur ve mükemmel olduklarına dair inanç
10.Suçunu kabul etmez yada eleştiriyi kaldıramaz
11.Fedakarlık yada iyilik yapmaz ama gösteriş amacı ile küçük davranışlarda bulunabilir
12.Empati yapamaz
13.Herşeye hakkı olduğuna inanır
14.Yüzeysellik
15.Sürekli şöhret, zenginlik ve başarı hayalleri kurar
16.Dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ve övülmek arzusu

Tedavi

Narsistik kişiler genelde psikoloğa yada psikiyatriste kişilik problemleri dışında başka sorunlar için gelirler. Genelde başka insanlar ile yaşadıkları problemleri kendi davranışlarının bir sonucu olarak düşünmezler aksine dış etkenlerin yada o insanların hataları sonucu olduğuna inanırlar. Bu kişiler çoğunlukla duygusal problemlere tahammül edemezler ve depresyon yaşadıklarında terapiye gelirler. Çoğunlukla gerçekler ile hayalleri arasında fark olduğunu gördüklerinde yada mükemmel olduklarına dair inançlarını sarsacak bir kriz yaşadıklarında (eşlerinin terketmesi, iş kaybı gibi) depresyona girerler.

Terapiye girmek genelde bu kişiler için zor olabilir çünkü yardıma ihtiyaçları olduğu fikri onlar için aşağılayıcı bir olaydır. Fakat ciddi bir kriz yaşıyorlarsa, kendilerine olan güvenlerini kazanmak, mükemmel oldukları inancına ve fantazilerine yeniden kavuşmak için tedaviye gelebilirler. Kendileri hakkındaki düşünceleri, geçmişleri, şu anki durumları ve tedavinin ne için gerektiği konusunda ki fikirleri itibarlarını yükseltme arzusu ile çarpıtılmıştır. Dolayısıyla gerçeklere dayalı yorumları redderler ve yeterince egoları beslenmezse terapiyi bırakabilirler. Dolayısıyla belli bir ölçüye kadar kişinin gururunun okşanması tedavinin devamını sağlamak açısından önemli olabilir.

Psikoterapi başkaları ile ilişkilerinde daha pozitif ve faydalı şekillerde davranmayı öğrenmesi, kendisi ve başkaları hakkında daha gerçekçi düşünceler geliştirmesi açısından faydalı olabilir, fakat doktorun hasta ile oldukça dengeli bir iletişim geliştirmesi çok önemlidir.

_PaPiLLoN_ - avatarı
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
11 Şubat 2009       Mesaj #4
_PaPiLLoN_ - avatarı
Ziyaretçi
TOPLUMUMUZDA GÖRÜLEN NARSİSİSTİK DAVRANIŞ ÖRNEKLER

Eleştiriye duyarlılık, eleştirememe

Türk insanı eleştirmeyi bilmez, hele eleştirilmeye hiç tahammülü yoktur. İlgisiz yerlerde, ilgisiz kişilere, ilgili kişiyi acımasızca eleştirir. İlgili kişiyle karşı karşıya iken susar. İlgili kişi de onun gibi eleştirilmeye katlanamaz, eleştiriyi belli bir konuyla ilgili değil de kendisi aleyhine bir etkinlik gibi algılar. Çoğu zaman en ufak eleştiri iması bile köprülerin yıkılmasına neden olur. Alıngandır, kendisine dokunan bir şey olduğunu düşündüğünde de içerler, kırılır.

En doğrusunu bildiği inancı / Herkesin her konuda bilgili olması

Toplumumuzda her konuda görüş sahibi olan insanlara çok rastlanır. Memleketi kurtaracak görüşleri vardır. Takımının antrenörünü yerden yere vurur, takım kafasındaki gibi oynatılsa her şey farklı olacaktır oysa. Türk insanı kendi siyasal görüşünü taşımayan herkese bir çeşit kandırılmışlar olarak bakar, bir yolu bulunsa, gerçek gösterilebilse onun siyasal görüşünün hemen kabul edileceğini düşünür. Çünkü o en doğru siyasal görüşe sahiptir.
İnandığının yanlış olabileceğini düşünmeye / dinlemeye tahammülü yoktur. En iyisini bilir, her şeyden anlar, onun düşündüğü en iyisidir. Her konuda fikir sahibidir. Kahve sohbetlerinde, arkadaş tartışmalarında her şeyi bildiği gözlenir. Dinlerken, anlattıklarından hiçbir şüphe duymadığı açık biçimde görülür. Kendisi ve kendisi gibi düşünenler dışında herkes bir şekilde kandırılmıştır. Bir yolu bulunsa ve onlara gerçekler gösterilse herkesin doğru yolu bulacağına inanır.

Otoritenin gücüyle bütünleşme ihtiyacı

Türk insanı otorite ile ilişkilerinde ikirciklidir. Bir yandan otoritenin gücüyle bütünleşme, onunla özdeşleşme gereksinimi içinde iken, bir yandan da otoriteye karşı isyan duyguları içindedir. Fakat, isyanını / muhalefetini edilgin biçimde gösterir. Amir olmadığı zaman işleri yapmaz, zorlama olmadıkça işi kaytarma eğilimindedir. Otorite kendisiyse ya da otorite ile bütünleştiyse diğerlerine birer kul gibi davranır. Otorite ile bütünleşme ihtiyacı narsisistik büyüklenme gereksiniminden kaynaklanmaktadır.


Övülme gereksinimi

Türk insanı içten içe kendisini güçsüz ve çaresiz hissettiği için başkalarının övgüsüne gereksinir. Önemsenmek, adam yerine konulmak, takdir edilmek çok önem taşır onun için. Kendisini değerli hissedebilmesi için başkalarının onayına gereksinim duyar.


Liderlerin değişmezliği

Ülkemizde parti başkanları, çeşitli kurumların başkanları pek değişmez. Onlar en doğrusunu bilen insanlardır. Kendilerinden farklı düşünen ve biraz yükselme potansiyeli taşıyanlar anında alaşağı edilir. Büyüklüklerini tehlikeye düşüren bu kişiler kıskançlık yaratır; yükselmelerine izin verilmez.

Trafikte tehlikeli araç kullanımı araç kullanımı ve kurallara uymama

Kurallar onun için değil de sanki başkaları için vardır. Trafikte kendisini etkileyecek tarzda bir başkası kuralları çiğnediğinde fırsatı olsa karşıdakini öldürebileceği gözlenir; kendisi ise her fırsatta kendi lehine olacak tarzda kuralları çiğner. İç disiplini yok gibidir; disiplin ancak dıştaki bir güç ile sağlanır. Başkası bir haksızlığa uğradığında ise çoğu zaman sadece seyreder.

Kişinin yaptığına kendince bir gerekçe bulması bir başka nedendir. Kendince mantıklı bir neden bulunduğunda kolayca esnetilir kurallar ve değerler. Örneğin kural anlamsız / yersiz bulunur. “Buraya bu trafik ışığının konulmasının hiçbir anlamı yok” diye düşünen bir sürücü, kırmızı ışığa uymayacaktır elbette. Kuralları çiğnerken kendi mantığına göre kuralı çiğnemesine olanak tanıyan bahaneler ruhsal yapıdaki omnipotense ve narsisizme işaret eder. "Bana bir şey olmaz", "benim gördüğüm en doğrusudur", “benim bildiğim en iyisidir” anlayışı bu görüşü desteklemektedir.


“En büyük asker bizim asker”


Yüce olmak, büyük olmak gereksinimi damarlarındaki her damlaya kadar işlemiştir. Kendi başına bunu sağlayamadığından takım tutar, parti tutar. Türk olma, şanlı geçmiş, büyük Türkiye, Avrupa Avrupa duy sesimizi ilacı gibidir bu hastalığın. Askere giden bir genç en büyük askerdir.

Erol Özmen
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri AD Öğretim Üyesi
AndThe_BlackSky - avatarı
AndThe_BlackSky
VIP VIP Üye
15 Eylül 2011       Mesaj #5
AndThe_BlackSky - avatarı
VIP VIP Üye
Bazı insanlar dikkatleri üzerine de toplamaktan zevk almaktadır. Bu durum büyük bir kişilik bozukluğunun oluşmasına neden olmaktadır. Bu tarz insanlar sürekli olarak kendi laflarının dinlenmesini isterler ve bu hususta toplumda bulunan bireylere doğrudan etki etmekten de büyük bir zevk alırlar. İşte bu kişilere narsist kişiler denmektedir.

Narsist olan insanların amaçları her zaman için kendilerini en mükemmele ulaştırmak ve diğer insanların arasında parmak ile gösterilmektedir. Bu durum çevresinde ki diğer insanların dikkatini çektiğinde bazı olumsuzluklara neden olmaktadır. Narsist olan insanlar çevrelerinde ki insanların ne düşündüğünü hiçbir zaman için önemsemezler. Onlara asla saygı göstermezler. Yani birliktelik gerektiren işlemlerde diğer insanları küçümsediklerinden dolayı onlardan yardım istemek çok yanlış olacaktır. İş birliği içinde bulunmaktan kaçarlar bu özelliklerinden dolayı toplumdan dışlanırken kendilerine başka insanları arkadaş olarak seçmektedirler. Ama katıldığı yeni grupta da çok fazla tutunamayacağı ve dışlanacağı açıktır. Bu durumun bir den fazla sebebi bulunmaktadır. Başlıca sebebi başkalarının haklarını hiçe saymalarından kaynaklanmaktadır.

Yapı olarak kendi isteklerini diğer insanların isteklerinden daha öne koyduklarından dolayı değersiz olarak görülmektedirler. Narsist olan insanların en büyük ortak özellikleri ise şöhret ve para uğruna yapamayacakları şeyin olmamasıdır. Bu yanlarından dolayı kendilerini kolaylıkla tanıyabilirsiniz. Genel bir çoğunluğu egoisttir. Dünya’da bulunan herkesi kendi altlarında görmektedir.

Kendilerini başkalarının yerine koymak ve çektikleri acıyı anlamak gibi özellikleri bulunmamaktadır. Empati yapılacak noktalara narsist olan insanlar ile asla gelinmez.

Bu insanlar başarılı olan insanlara açık ve net bir şekilde kin beslemektedir. Bunun sebebi ise başarılı olan insanları kıskanmalarından kaynaklanmaktadır. Yine kesinlikle ve kesinlikle eleştiriye açık olmayan bir halleri de bulunmaktadır. Eksiksiz yaratıldıklarını da sıklıkla söyleyebilmektedirler.


Dergipdr - avatarı
Dergipdr
Ziyaretçi
28 Eylül 2011       Mesaj #6
Dergipdr - avatarı
Ziyaretçi
Havalanmanın Teknik Adı:Narsisizm | Dergi Pe Dr
Bu da narsisizm ile ilgili başka bir yazı
AndThe_BlackSky - avatarı
AndThe_BlackSky
VIP VIP Üye
3 Ekim 2011       Mesaj #7
AndThe_BlackSky - avatarı
VIP VIP Üye
kültürümüzde her ne kadar narsisizmin etkileri görülse de bizler gurur değil, onur toplumunun insanlarıyız. Bireyci kültür değerlerini yansıtan gurur toplumlarında kimlik, kişisel seçenekler ve başarılar üzerine bina edilirken; onur toplumlarında benlik olgusu sosyal temellere dayanır.
Onur Toplumunun İnsanlarıyız

“Benlik” kavramı, insanın kendi hakkındaki duygu, düşünce ve tutumlarının bir araya gelmesinden oluşur. Benliğin ancak bilinçle birlikte var olabilmesi, onun insana özgü ve insanı değerli kılan özelliklerden biri olduğunun göstergesidir. Bu yönüyle olumlu bir kavram olan benlik, kendi kendisini gereğinden fazla sahiplenmeye başladığında insan için tehlikeli bir durumu, bir kişilik bozukluğunu ortaya çıkarır ki bunun adı “Narsisizm”dir.

Kişinin, benliğini gereğinden fazla sahiplenmesi, zaman içerisinde kişide benliğini etkileyebilecek her türlü unsuru kontrol altında tutma isteğini oluşturacaktır. Bu istekle beraber yaşamının her sahasını idealize etme yolunda kendisine olağandışı standartlar belirleyen kişi, sınırlılığını farkettiğinde benlik yapısında değersizlik, reddedilmişlik hissi, düşük benlik saygısı gibi bozulmalar meydana gelir. Bunlara karşı geliştirilen savunmacı ve telafi edici yapılar ise narsisizmi ifade eden, davranış ve düşüncede büyüklenmecilik, kendisine hayranlık duyulması ihtiyacı, başkalarına ve başkalarının yaşadıklarına duyarsız kalma gibi özelliklerdir.

Winnicott’un yaklaşımında iki benlik durumu vardır. Bunlar yapay ve gerçek benlik durumlarıdır. İnsanlar geliştirdikleri yapay benlikle gerçek benliklerini korumaya çalışırlar. Bu yaklaşımla ele alındığında bir narsisisti en iyi tanımlayabilecek iki kavram, varlık ve hiçliktir. Yani narsisist, dışarıdan görülen, büyüklenen sahte benliği ile görülmeyen, değersizleştirilmiş gerçek benliğini tek bedende barındırır. Ancak bu ikisi hiçbir zaman birlikte ortaya çıkmaz, biri varken diğeri yoktur. Ve kişi çoğu zaman büyüklenen sahte benliğin yönetimindedir.

Bundandır ki, narsisistler eleştirilere katlanamazlar. Savunma olarak başkalarının fikirlerini önemsemediklerini belli eden küstah bir tavır takınırlar. Eşi bulunmaz ve önemli biri olduklarına kendilerini inandırabilmek için başkalarının da öyle düşünmesini sağlamaya çalışır; devamlı onay, ilgi, beğeni beklerler. Beklentileri karşılanmadığında öfkelenirler. Kendileri üstün ve özel insanlar oldukları için, onları anlayabilecek olanlar da yalnızca toplum açısından önemli görülen kişilerdir ve arkadaşlık tercihlerini bu yönde kullanırlar. Grup içindeyken başarılarının farkedilmeyeceği düşüncesi ve öne çıkamayacakları endişesi, grupla çalışma yapmaktan hoşlanmamalarının sebebidir. Yine eşsiz oldukları inancı, başkalarıyla yakınlık kurabilme, özdeşleşebilme yetilerinin önünü keser. Kişilerarası ilişkilerinde kendilerine dönük bir tutum izledikleri için empati kuramazlar.

Narsisizm kavramını kültürle birlikte düşündüğümüzde, çok da yabancısı olmadığımız manzaralarla karşılaşırız. Mesela, “güç sende”, “hiçbir şey senin mutluluğundan daha önemli değil”, “ânı yaşa” gibi mesajlar narsisizm kültürünün ürünüdür ve bizim benliklerimizi narsisistleştirmeye yöneliktir. Evet, ânı yaşamak, değerlendirmek elbette önemlidir ancak tarihsel zaman duygumuzu yitirmeden, geçmişi ve geleceği de hesaba katarak… Düşünmeden, şimdinin ve zevkin peşinde koşmak bizi hedonist bir anlayışa götürür ki hedonizm; acıya, sıkıntıya tahammülü olmayan ve hemen mutlu olmak isteyen narsisizm kültürünün vazgeçilmez ilkelerindendir.

Narsisizm kültürünün etkilerini kişilerarası ilişkilerde de görmek mümkündür. İnsanların sohbetlerine dikkat ettiğimizde, konuşmaların karşılıklı, birbirini dinlemeye dayalı olduğu diyalogtan çok, önemsenmek adına kişilerin kendini anlattığı monologlar şeklinde olduğunu farkederiz.

Yeri gelmişken şunu da belirtmek gerekir ki; narsisizm kültüründe önemsenmenin tek yolu olumlu görünen başarı, güç, zekâ, güzellik gibi özellikler değildir. Amaç dikkat çekmek, göz önünde olmak, ilgi toplamak olduğu için bu çaba olumsuz özellikler üzerinden de yürütülebilir. Narsisist kişiler, hastalıklarını, başlarına gelen kötü olayları, sıkıntılarını birbirlerine anlatırken, en çok acıyı kendilerinin çektiğini ispatlama gayesi taşırlar, en çok kendilerine acınmasını isterler. Anlattıkları karşısında ilgi gördükçe mutlu olurlar ancak bu beklentileri hiç bitmediği için mutlulukları kısa sürer.

Unutmamalıyız ki; kültürümüzde her ne kadar narsisizmin etkileri görülse de bizler gurur değil, onur toplumunun insanlarıyız. Bireyci kültür değerlerini yansıtan gurur toplumlarında kimlik, kişisel seçenekler ve başarılar üzerine bina edilirken; onur toplumlarında benlik olgusu sosyal temellere dayanır. Sosyal karşılıklı bağlılık, onur toplumlarında benimsenen en önemli değerlerdendir ve bireyciliğin aksine kollektif şuur önemlidir. Belki de artık benliğimizi narsisizmin etkilerinden arındırıp; tevazunun, karşımızdakini anlayabilmenin, birlikte olmanın, beraberliğin tadına varmak vaktidir. Ne dersiniz?…

TUBANUR KÖKTÜRK

Gazi Üniversitesi
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
7 Mart 2017       Mesaj #8
Avatarı yok
Yasaklı

'Kolektif Narsisizm' İnsanı Nasıl Şekillendiriyor?


Ulusunuz hakkında ne düşünüyorsunuz? Başkaları ülkenizi eleştirdiğinde kızıyor musunuz? Ülkenize daha fazla söz hakkı verilse dünya daha iyi bir yer olurdu kanısında mısınız? Ülkenizin otoritesinin daha fazla tanınmasını mı istiyorsunuz? Sosyal psikologlar bu sorulara 'evet' cevabı verenlerin milliyetleri konusunda "kolektif narsisizm" belirtileri gösteriyor olabileceğini söylüyor. Bunu tespit etmek için Kolektif Narsisizm Testi bile var.

Narsisizmin psikolojik olarak bireyde ne şekilde ortaya çıktığını az çok biliyoruz. Dışarıdan bakınca fazlasıyla kendisine güvenen, gösterişli olan bu insanlar aslında kolay incinebilen, muhtaç insanlardır. Ama kolektif narsisizm daha farklıdır: İster çete, ister dinsel ya da ulus düzeyinde olsun, kişi mensup olduğu grubun üstünlüğüne inanır; ama öte yandan derinde bir yerde grubun prestiji konusunda şüpheleri vardır ve bu yüzden başkalarının bu üstünlüğü kabul etmesini ister.Kolektif narsisizmi insanın kendi ülkesiyle gurur duymasından ayıran şey işte bu "kırılganlık"tır. Bireysel narsisizmi sağlıklı bir özsaygıdan ayıran da aynı şeydir.

Test Nasıl Yapılıyor?


Psikologlar kolektif narsisizmi "İçkin Bağlantı Testi" (Implicit Association Test, IAT) ile ölçüyor. Bu testte farklı tuşlara basarak bir kelimenin hangi kategoriye ait olduğuna karar veriliyor. Burada temel tez şu: Kendimizle bağlantılı kategorileri gösteren tuşlara basarken daha çabuk davranıyoruz. Örneğin özsaygınız yerindeyse, hem pozitif kelimeleri hem de kendinizle ilgili kelimeleri ifade eden tuşa daha hızlı basıyorsunuz.

Bu testin kolektif narsisizme nasıl uygulandığını gösteren bir örnek verecek olursak, kolektif narsisizm belirtisi gösteren Polonyalılar, Polonya ile ilgili sembolleri pozitif kelimelerle ilişkilendirme konusunda ortalamadan yavaş davranıyordu. IAT testinin yorumlanması konusu tartışmalı olmakla birlikte, elde edilen bulgular Polonyalı kolektif narsistlerin kendi uluslarını pozitif değerlendirmediğini ortaya koyuyordu. Bu insanların kendi ülkelerinin değerini başkalarının ağzından duymaya bu kadar çok ihtiyaç hissetmesi bundandı.

Kolektif narsisizmin bazı özellikleri, kişisel yetersizlik duygusunu gidermek amacıyla da ortaya çıkabilir; tıpkı bireysel narsistlerin kendi endişelerini örtmek için olduklarından daha önemli görünme çabasında bulunmaları gibi. Kent Üniversitesi'nden Aleksandra Cichocka, hayatını kontrol altında tutma konusunda sorunu olanların kolektif narsisizme daha kolay başvurabileceğini belirtiyor. Deneklerden hayatlarını kontrol altında tutmadıkları dönemleri düşünmeleri istendiğinde kolektif narsisizm puanları daha yüksek, tersi durumda ise daha düşük çıkıyordu.

Komplo Teorilerine Yatkınlık!


Kolektif narsisizm olgusu yeni bir şey değil. İlk kez 1930'larda Psikanalist Erich Fromm ile Sosyolog Theodor Adorno tarafından ileri sürülmüştü. Günümüzdeki siyasi altüst oluşlar bu kavrama ilgiyi artırdı. Cichocoka'nın araştırma ortağı Agnieszka Golec de Zavala, kolektif narsistlerin Donald Trump ya da Brexit için oy kullanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtiyor.
Kolektif narsistler komplo teorilerine inanmaya daha yatkındır.

Zavala ve Cichocka tarafından yapılan ve geçen yıl yayımlanan başka bir araştırmada, kolektif narsisizm özellikleri konusunda yüksek puan alan Polonyalıların, 2010'daki Smolensk uçak kazasının Rusya le bağlantılı olduğuna inandıklarını gösteriyordu.Araştırmacılar kolektif narsisizmin ülkeler arası düşmanlıkları körükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Zira onlar gruplarının küçük düşürüldüğü hissine kapılırsa intikam peşinde koşmaya daha yatkınlar.

İntikam Duygusu!


Geçen yıl yapılan bir araştırmada, kolektif narsisizm konusunda yüksek puan kaydeden Türk deneklerin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmamasını milli bir utanç olarak görmesi ve AB'nin yaşadığı ekonomik sorunlardan zevk alması ihtimalinin daha yüksek olduğu görüldü. Aynı şekilde kolektif narsisizmi yüksek Portekizliler AB'nin dayattığı kemer sıkma politikalarından Almanya'yı sorumlu tutuyor ve onu tehdit olarak görüyor, Almanlara misillemede bulunma fırsatını yakalamanın hoşlarına gideceğini söylüyordu. ABD'de yapılan başka bir araştırmada ise kolektif narsisizm puanı yüksek öğrencilerin, başka ülkelere karşı askeri saldırıları destekleme oranının da daha yüksek olduğu görülüyordu.

Kabul Görme Arzusu!


Kolektif narsisizmin diğer milli gurur hislerinden farklı olduğunu belirtmek gerekir. İnsanın kendi ülkesiyle ilgili pozitif duygular taşımasının birçok yararı olabilir. Cichocka, insanın kendisini daha büyük bir grubun parçası olarak görmesinin olumlu olduğunu söylüyor. Bu durumda grubun genel yararı için bir şeyler yapması ona daha anlamlı gelecektir. Ayrıca sağlıklı bir yurtseverlik başka uluslara karşı daha toleranslı ve anlayışlı davranmaya yol açar.

Kolektif narsisizmi bunlardan ayıran şey ise savunmacı ve paranoyak özelliği ile başkalarından kabul görme arzusudur.Kolektif narsisizm konusunda yapılan araştırmalarda çeşitli psikolojik ve sosyolojik etkenlerin tek tek incelenmesi söz konusudur. Gerçek hayatta ise her şey daha karmaşık olduğu gibi inanç ve tavırlarımız zamanla değişebilir de. Bu şerhleri de göz önünde bulundurarak siyasi yelpazenin neresinde olursa olsun herkesin bu sonuçları dikkate alması gerekir.

Kaynak: BBC Future (7 Mart 2017)
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
1 Mart 2018       Mesaj #9
Avatarı yok
Yasaklı

Kişilik Bozukluğu Narsistlik!


Kişilik bozukluğu bağlamında ileri seviyede bir psikolojik hastalığa dönüşebilen narsistlik için, bireyin kendini aşırı beğenmesi, aşırı bencil ve megaloman bir özellik taşıması, kendisinden başka hiç kimsenin ilgi odağı olmasına katlanamaması, sürekli gereksiz yere övülmek ve beğenilmek istemesi, sebepsiz yere sürekli kıskançlık krizine girmesi...vb şekilde bir tanım yapılabilir.

Narsist Kişilerin Özellikleri!

  • Sürekli ilgi odağı olmak isterler ve dünya sadece kendileri için dönüyormuş gibi bir davranış sergilerler!
  • Bu tür şahısların çevresi kendi çıkarlarına uygun nitelikte bireylerden oluşur!
  • Başka bireylerin beğenilmesine ve takdir edilmesine asla katlanamazlar, onları aşırı kıskanır ve bu bireylere yönelik gereksiz karşıt tepki oluştururlar!
  • Olumsuz eleştirilere asla tahammül edemezler, duymazdan gelirler!
  • Söz konusu şahıslarda sürekli ilgi görmeye ve takdir edilmeye karşı aşırı bir meyil vardır!
  • Beğenilmeme ve takdir edilmeme durumunda öfke krizi geçirirler!
  • Amaçlarına ulaşmak için bu şahıslara göre her yol mübahtır!
Ntrn7
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

23 Ekim 2013 / Pasakli_Prenses Psikoloji ve Psikiyatri
15 Mayıs 2011 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
24 Eylül 2016 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
14 Ağustos 2016 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri
15 Mayıs 2011 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri