Arama

Baskı Teknikleri - Gravür

Güncelleme: 5 Şubat 2017 Gösterim: 41.992 Cevap: 7
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
6 Ekim 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Gravür

Sponsorlu Bağlantılar
Bir baskı tekniği olarak matbaacılıkta ve sanat ürünlerinin yaratımında kullanılan gravür, bir kazıma şekli, çukurbaskı veya oyma baskı olarak adlandırılabilir. Baskı yapılacak görüntü ahşap, metal veya taş levha üzerine çeşitli yöntemler (elle kazıyarak veya asite yedirme) aktarıldıktan sonra levha mürekkep ile sıvanır. Levhanın yüzeyi temizlenince mürekkep yalnız çukur yerlerde kalır ve levhanın üzerindeki görüntü baskı uygulanarak kağıda aktarılır.

15. yüzyıldan sonra ortaya çıkışından itibaren gravür, günümüze kadar sanatçıları tarafından yaygın bir biçimde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Günümüzde birçok sanatçı gravür baskı tekniğinden sanat baskılarının üretilmesinde yararlanmaktadır. Matbaacılıkta ise 19. Yüzyılın sonlarına kadar basımı yapılan kitaplarda yer alan resimlerin kaliteli reprodüksiyonu için kullanılan gravür, bir baskı tekniği olarak günümüzde fotogravür ya da tiftruk baskı (rotagravür) biçiminde kullanılmaktadır.

1. Gezi eserleri ve gezi albümleri
Genel olarak gezi eserleri içine serpiştirilen gravürler kimi eserlerde ayrı bir ciltte albüm ya da taşbaskılarını albüm şeklinde yayınlamıştır.

2. Dergiler ve yıllıklar
Batı dünyasında yayınlanan kaliteli dergilerde Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili daha çok haber niteliğindeki yazılar gravürlerle süslenerek zenginleştirilmiştir. 1854-1856 Kırım Savaşı ve 1877-1878 Türk-Rus savaşı sırasında başta İstanbul Ve İstanbul’da günlük yaşam olmak üzere, İmparatorluğun diğer kentlerinin görüntüleribu dergilerde oldukça çoktur.Bu dergilere örnek olarak Pariste yayınlanan “L’Illustration”, Londra’da yayınlanan “The illustrated London news” ve “The graphic” i gösterebiliriz. Bunun yanısıra İstanbul ile ilgili nefis gravürler içeren Leipzig’de yayınlanan “Hesperos” da ve Londra’da yayınlanan “He brettanikos aster” adlarında kaliteli iki Rumca dergi vardır.İstanbul’da çıkan Servet-i Fünun da gravür ve taşbaskı resimleriyle yayınlanan dergilerden biridir.

3. Özel konularda yazılmış eserler
Bu tür eserlerin başında Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili tarihi ve sosyal içerikli yayınlar gelir. Mouradgea d’Ohsson’un “Tableau général de l’Empire Othoman”, Dimitri Kantemir’in “The history of the growth and decay of the Ottoman Empire”, 1877-1878 Türk-Rus savaşı kaleme alınan “Cassell’s illustrated history of the Russo-Turkish war” ve "Russed et Turcs: la guerre d’Orient” adlı eserleri örnek olarak gösterebiliriz.


Baskı Teknikleri - Gravür

Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
6 Ekim 2006       Mesaj #2
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Gravür Sanatı Nedir ?
Tanım :
Sponsorlu Bağlantılar
Fransızca "Gravure" sözcüğünden alınan gravür, kazıma resim sanatı demektir. Ağaç, metal ve muşamba gibi çeşitli materyal üzerine kazınarak ya da taş üzerine yağlı kalem ile işlenerek ve baskı ile elde edilen resim ya da yazıya "gravür" adı verilmektedir.
Gravür sanatı, çinko, bakır, madeni veya tahta ya da linolyum (=muşamba) gibi plakalara kazıma tekniğini içerir ve kazınan resimlerin kağıda basılması ve çoğaltılmasıyla elde edilir.
Tarihçe :
Grafik sanatların bir kolu olan ve Osmanlıcada hakk (=kazıma-kabartma) sözcüğü ile ifade edilen resim tekniğinin, XV. yüzyılda, Hollanda'da başladığı sanılıyor. Daha sonra diğer coğrafyalara yayılan bu sanat, Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa'da yapıla gelmiştir. İlk bilinen gravürler XV. yüzyılda Ren kıyılarında ağaç üzerine kazınarak yapılmış olan figürlerdir. XV. Yüzyılda Alman Albert Dürer, ağaç ve bakır üzerine yaptığı gravürlerle tanınır. İtalya'da Marca Antonio, maden üzerine çelik uçla kazıyarak yaptığı eserleriyle bilinir. Fransa'da gravür sanatının ilk temsilcisi Jean Duvet'tir. XVI. Yüzyılda Avrupa'da çok ünlü gravür sanatçıları yetişmiştir. Thomas Leu, Robert Monteuil, Andran'lar, Jean Pesne, Edelinck, Callot, Claude ve Brebiette bunlardandır. Ressam Rubens renkli gravürü ile tanınırken, Rembrandt, bakır üzerine yaptığı desenlerde büyük ifade gücüne ulaşmıştır.
XVIII. Yüzyılda gravür sanatı gelişmiş ve renkli ağaç baskılar dünya üzerinde görülmeye başlamıştır. Bu sanat Japonya'da da ileri gitmiş ve Avrupalı sanatçıları etkilemiştir. Türkiye'de II. Abdülhamit devrinde azınlıklar ve daha önceleri Avrupa ülkelerinin elçileri tarafından başlatılan gravür sanatı, saray çevresinde gelişmiştir. XVII. yüzyıl ve daha sonraları, özellikle İstanbul'u tasvir eden batılı elçi ve gezgin sanatçılar, çok sayıda renkli ve siyah-beyaz gravür çalışması yapmışlardır. Bu çalışmalar, Avrupa ve ABD kütüphanelerinde nadir eserler olarak korunmaktadır. İstanbul, İzmir ve diğer büyük merkezleri gravürlerle tasvir eden belli başlı sanatçılar şunlardır:
Jean-Baptiste van Mour, Antoine Ignace Melling, Eugene Flandin, Thomas Allom, William Bartlett, Gaspare Fossati, Louis-François Cassas, Joseph Schranz, Germain-Fabius Brest, Amadeo Pireziosi ve CarI Gustaf Löwenhielm. İstanbul ve çevresinin tarihini, mimarisini, yaşayışını, hayatın pek çok detaylarıyla tasvir etmişlerdir.
İstanbul'da, azınlıklar, evlerindeki özel preslerle gravür baskıları yaparken, Türkler de bu sanata ilgi duymuş ve çeşitli baskılar gerçekleştirmişlerdir. Fakat, bunların yaptıkları baskılar konusunda belge mevcut değildir.
Bilinen ilk gravürler, Osman Hamdi Bey'in açtığı Güzel Sanatlar Akademisinde taş baskı yöntemiyle yapıldı. Yapılan bu gravürlerin en iyi örnekleri Ressam Hoca Ali Rıza'nın yaptığı çalışmalardır.
Cumhuriyet döneminde, 1937'de, Güzel Sanatlar Akademisinde açılan gravür atölyesinde, ilk Türk gravürcüleri yetiştirildi. Burada metal plakalar üzerine, iksilografi [Resim Basma] ve litografi [Yazı Basma] çalışmaları başlatıldı. Sabri Berkel özellikle gravür çalıştı. Daha sonra Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Nevzat Akoral, Cemal Tollu Turgut Zaim ressamlar da gravür çalıştılar. Bunlar arasında sayılmayan ve gravür sanatında isim yapan sanatçılar ise Muzaffer Aslıer, Aliye Berger, Muammer Bakır, Gündüz Gölönü ve Mustafa Plevneli'dir.
Teknik :

Gravür, esas olarak iki teknikle yapılır :
Tahta üzerine kabartma gravür ve metal üzerine oyma gravür.

1- Tahta Üzerine Kabartma Gravürler:
a- Lifli tahta üzerine kazıma gravür tekniği
b- Uç tahta gravür tekniği
c- Tümsek gravür tekniği
d- Japon gravür tekniği
1- Metal Üzerine Oyma vb. Gravürler:
a- Kazı gravür tekniği

b- Kalburlama gravür tekniği
c- Kuru uç gravür tekniği
d- Siyah usul veya mezzo tinto tekniği
e- Ofort tekniği
f- Acqutinta teknikleri
g- Kalem tarzı gravür veya ruletli gravür tekniği
h- Yumuşak vernik tekniği
i- Bakır üzerine silme tekniği

Sonuç :

Milli Kütüphane Başkanlığı Kitap Dışı Materyaller Şubesinde arşivlenmiş olan ve orijinalinden kopya yöntemiyle elde edilerek (2.320 adet Türkiye ve özellikle İstanbul gravürleri) hizmete sunulan bu gravürler, Türkiye, Mısır, Yunanistan, İsrail, Filistin vb. Osmanlı Coğrafyası ülkelerinin kültürü, taşınmaz varlıkları ve folklorünü kapsamaktadır.
Ayrıca büyütülerek çerçeveleştirilmiş

Son düzenleyen asla_asla_deme; 15 Kasım 2008 13:51
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
7 Ekim 2006       Mesaj #3
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
İSTANBUL GRAVÜRLERİ

19yy
19.yy

araba

araba


ayasofya ayasofya

bagazici19yuzyil

bagazici19yuzyil


nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
25 Mart 2008       Mesaj #4
nünü - avatarı
Ziyaretçi
Gravür

Tahta maden ya da taş üstüne şekiller veya harfler çizerek, bu motifi kâğıt üzerine basma tekniği ve sanatıdır. Tahta, gravürcünün ilk malzemesidir. Ağacın lifleri yönünde kesilerek hazırlanmış olan gravür tahtası'na ancak ana çizgileriyle çizilmiş, basit bir desen yapılabilir.

Bu az-çok pürtüklü yüzeyde, kâğıt üzerine çıkması istenen hatlar siyahla belirlenir ve çevreleri çakıyla kazınarak şeklin yüzeyden daha kabarık olması sağlanır; sonra beyaz kalan kısımlar oluklu oyma kalemi'yle kazınarak gravüre bir kabartma görünüşü verilir. Tahta üzerine yapılan bu çeşit yontma gravür Dürer'in eserleriyle doruğuna erişmiştir.

Sırsız boyalı gravür ya da uç tahta gravür'de, baskı altında birleştirilmiş veya birbirine yapıştırılmış kare veya dikdörtgen biçiminde küçük tahta parçaları kullanılır. Bu pürüzsüz, her yönde kazınması kolay yüzey, yassı oyma kalemiyle (yassı çapla) veya içi dolu oyma kalemiyle (yuvarlak çapla) işlenir.

Uç tahta, gravürcüye, desenin en ufak inceliklerini ve her renk boyayı (açık kurşunîden koyu siyaha kadar) kullanma olanağını verir. Bugün fotomekanik teknikleriyle tahtından indirilmiş olan gravür, XIX. yy .da, çok büyük ustalık isteyen kopya gravürcülerinin uzmanlık konusu olmuştu. Günümüzde, kalın linoleum da (mantarlı muşamba) aynı teknikle, çakı veya oluklu oyma kalemiyle işlenir.

Maden Üzerine Gravür

Tahtanın tersine, maden üzerine gravür, kalemle oyularak yapılır. Maden olarak asıl gereç bakırdır, ama çelik, çinko ve pirinç de kullanılır.

Maden üzerine gravür yapan gravürcüleri birbirinden ayıran nitelik her şeyden önce kullandıkları kalemdir. Dürer ile İtalyan gravürcüsü Mantegna kazı kalemi ustasıydılar, Rembrandt hakkak kalemi'yle ünlüdür, buna karşılık beşik kalem (ucu çok dişli geniş kalem) XVIII. yy. İngiliz gravür sanatının belirgin özelliğidir.

Kezzapla gravür yapma yöntemi XVI. yy.da ortaya çıktı. Verniğe bandırılmış bakır levhalar çelik kalemle oyuluyor, sonra asit banyosuna daldırılıyordu; kalemle verniği kazınan yerler asitten etkilenerek eriyip oyuluyordu.

Kazı kaleminden daha kolay, hattâ daha aslına sadık iş gören kezzap pek çok ressamın ilgisini çekti, Jacques Callot, Claude Lorrain, İtalyan mimarı Piranesi gibi bir kısım sanatçılar ikinci bir ifade aracı olarak ondan yararlandılar.

Estamp

Estamp, sanat eserlerinin birçok kopyasını çıkarmak ihtiyacından doğdu: Hıristiyan keşişler kiliselerin duvarlarını süsleyen dinsel resimleri yanlarında taşımak istiyorlardı. Gezici vaizlerin, her biri için bir hikâye anlatmak üzere albüm şeklinde biraraya getirdikleri bu gravürler, Gütenberg'in bastığı ilk kitapların (1475) öncüsü oldu.

XIV. yy.ın sonunda, kâğıt parşömenden daha ucuz olduğundan estamp yapımı yaygınlaştı ve resim çoğaltmada en geçerli usul oldu. Eserlerinden birçok kopya yapmak isteyen sanatçılarca çok kullanılan estamp sanatı, büyük sanatçılar tarafından da uygulandı, hattâ eskiden yapılmış eserleri çoğaltmak isteyen basit kopyacılar ve kitap resimleme ustaları da ondan yararlandılar.

Bugün bu çeşit gravürcülüğün yerini fotoğrafçılık almıştır. Buna karşılık modern ressamların gözde anlatım araçlarından biri olan asıl gravür, etkisini daha da artırdı. Şimdi gravür yapma usulleri, özellikle fotogravür gibi başka tekniklerin işe karışması nedeniyle karmaşıklaşmış, plastik maddeler gibi yeni malzemenin kullanılması nedeniyle de kabartma estamp sayısı zenginleşerek çeşitlenmiştir.
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
15 Kasım 2008       Mesaj #5
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
Çok eski zamanlardan beri ağaç ya da metal yüzeyleri çeşitli desenlerle süslemekte kullanılan oymacılık sanatı, de­senlerin bu yüzeyler üzerine keskin bir aletle oyulmasına dayanır. Hakkâklık da denen oymacılık günümüzde daha çok oymabaskı yöntemiyle yapılan baskıların kalıplarının ha­zırlanmasında kullanılır. Gravür olarak da bilinen oymabaskı yönte­minde, basılacak olan desen tahta ya da metal bir levha üzerine oyularak çizildikten sonra levhanın yüzeyine özel bir mürekkep sürülür. Daha sonra levhamn üzerine bir tabaka kâğıt serilir ve sıkıca bastırılarak levha üzerindeki mürekkepli desenin kâğıda çıkması sağlanır (bak. Basim). Oymabaskı, mürekkebin kalıba sürülüş yöntemine göre, kabartma baskı ve çukur baskı denen iki farklı biçimde yapılır.
Kabartma Baskı. Bu tür oymabaskı yap­mak için desenin oyulduğu ağaç ya da metal kalıbın yüzeyi çok düzgün ve pürüzsüz olmalı­dır. Bu pürüzsüz yüzey üzerine bir merdaney­le matbaa mürekkebi sürülünce mürekkep dengeli bir biçimde dağılarak yüzeyin her yerini ince bir katman halinde kaplar. Ama basılacak desenin kazınmış olduğu çukur yer­lere mürekkep gitmez. Daha sonra baskı kâğıdı mürekkepli yüzey üzerine özenle yayı­larak iyice bastırılır. Böylece kalıptaki mürek­kep kâğıda geçer. Deseni oluşturan ve kalıp üzerine oyulmuş olan çizgilerde mürekkep olmadığı için bunlar kâğıt üzerinde beyaz çizgiler olarak kalır. Bu yöntemle basılan resimler beyaz çizgilerin siyah fon üzerinde oluşturduğu desenler biçimindedir.
Çukur Baskı. Kabartma baskının tersine, çukur baskı türünde basılan resim, beyaz fon üzerinde siyah bir desen biçimindedir. Bu baskıda kullanılan kalıp kabartma baskıdaki-nin aynıdır; ama bu kez kalıba mürekkep bir merdaneyle değil yumuşak bir fırçayla sürülür ve kalıp üzerindeki oyma çizgilerin içine de dolar. Sonra kalıbın yüzeyi silinerek üzerin­deki mürekkep iyice temizlenir. Sürülmüş olan mürekkep yalnızca oyuk çizgilerin içinde kalır. Daha sonra kalıbın üzerine nemlendiril­miş baskı kâğıdı serilir ve kalıp metal bir yatağa yerleştirilerek ağır merdanelerin ara­sından geçirilir. Merdaneden geçerken kalıba iyice bastırılan kâğıt, kalıbın üzerindeki çukur çizgilerde bulunan mürekkebi emer. Bu tür bir oymabaskı resme yakından bakılırsa, si­yah çizgilerin kâğıt yüzeyinden hafifçe kaba­rık olduğu görülür.


oymabasksp5



MsxLabs & TemelBritannica
BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
ener - avatarı
ener
Ziyaretçi
12 Eylül 2011       Mesaj #6
ener - avatarı
Ziyaretçi
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs.org

Estamp

Maden, tahta, taş, muşamba vb. üzerine kazıldıktan sonra basılan resim. Teknik özelliklerine ve kullanılan araçlara göre gravür, ofort, taşbasması (litografya), klişe baskı (ofset) gibi adlar alır. Avrupa'da 15. yüzyılda gelişmiş, özellikle İtalya ve Fransa'da yaygınlaşmıştır. Japonlar tarafından yapılan ünlü estamplar serbest ve sade çizgilerden oluşur, gölge yoktur, insan biçimleri ilkeldir. Gravür, mağara çağından bu yana kullanılmış, ilk estamp örnekleri kâğıt kullanarak elde edilmiştir. 15. yüzyıl başındaki estamplar, tahta ve bakır üzerine gravür biçiminde yapılmıştı. Daha sonra bakır üzerine gravür büyük bir gelişme gösterdi. Mantagna ve Pallajuolo gibi sanatçılar, bu gravür türünü büyük bir ustalıkla uyguladılar. Çoğaltma gravürünün kaynağı, desenlerin estampla çoğaltılması geleneğine dayanır. 16. yüzyılda hem tahta hem de bakır üzerinde çalışan büyük sanatçı Albrecht Dürer, 17. yüzyılda bakır üzerinde harikalar yaratan Rembrandt yetişti. 18. yüzyılda çoğaltma gravür baskı büyük bir gelişme gösterdi. Utamuro ve Hokusai gibi Japon estampçılar tüm modern Batı sanatını etkiledi. Piranesi ve Goya, yüzyılın iki büyük ustası olarak tanındı. 19. yüzyılda Géricault, Daumier, daha sonraları Odilen Redon, litografya türünün başyapıtlarını yarattılar. Delacroix özellikle yalama kazı resimde (aquatinta) başarı gösterdi. Çoğaltma gravür yapımında gerileme başlayınca Gustave Doré ile rakipleri ucuz kitapları ve dergileri resimlemeye giriştiler. Sonunda bu sanat, yerini fotogravüre bıraktı. Buna karşılık 19. yüzyılın sonunda yetişen ressam gravürcüler (Manet, Fantin-Latour, Jongkind vb.) üstün nitelikte yapıtlar verdi. Whistler ve Félix Bracquemond özellikle afort resimleriyle ün yaptılar. 20. yüzyılda hemen bütün büyük sanatçılar gravür üzerinde çalıştılar. Bunlar arasında Picasso, Jacques Villon, James Ensor, Derain, Dunoyer de Segonzac, Boussingault ve Gromaire'in ofortlarını; Roualt, Luc-Albert Moreau, Goerg, Lotiron, Minaux'nun litografilerini; Raoul Dufy'nin tahta levha işlerini sayabiliriz.
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
14 Eylül 2011       Mesaj #7
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Gravür

Ağaç ve maden levha üzerine kazılarak ya da taş üzerine yağlı kalemle işlenerek baskıyla yapılan resim.

Sanat olarak gravür, tahta üzerine kabartma ve metal üzerine oyma teknikleriyle yapılır. Başlıca gravür biçimleri, kuru gravür, helyogravür, ofort, progravür, linolyumdur. İlk bilinen gravürler, 15. yüzyılda Ren kıyılarında ağaçlar üzerine kazılarak yapılmış olanlardır.

16. yüzyılda Albrecht Dürer ağaç ve bakır üzerine, Maro Antonio maden üzerine çelik uçla kazıyarak yaptıkları gravürlerle ünlü olmuşlardır. Wierix kardeşler, Claude, Rubens, Rembrandt, Demarteau, Goya, Picasso, Derain, Moreau, Decaris en ünlü gravürcülerdendir. Türkiye'de Cumhuriyet'ten önce azınlıklar, evlerindeki özel preslerle gravür baskıları yapmışlardır. 1937 yılında Leopold Levy'nin gelişiyle ilk gravür atölyesi, Güzel Sanatlar Akademisi'nde açıldı. Sabri Berkel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Fethi Kayaalp, Mustafa Plevneli, Nurullah Berk, başarılı gravür çalışmaları yaptılar.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Avatarı yok
nötrino
Yasaklı
5 Şubat 2017       Mesaj #8
Avatarı yok
Yasaklı

38 Bin Yıllık Gravür Keşfedildi!


Ad:  38-bin-yillik-gravur-kesfedildi,hoXxiGglgka7ZvbyKVRhHA.jpg
Gösterim: 713
Boyut:  19.7 KB
Uluslararası araştırmacılar, Fransa'da 38 bin yıllık gravür keşfetti. Fransa'nın güneybatısında bir kaya üzerine çizilmiş 38 bin yıllık gravürün, Batı Avrasya'da keşfedilmiş en eski sanat eserlerinden biri olduğu tahmin ediliyor.

Newyork Üniversitesi'nden kazının sorumlusu Antropolog Randall White, Fransa'nın güneybatısında yer alan Vezere Vadisi kazısında, 38 bin yıl önceye ait kaya üzerine çizilmiş bir gravür keşfedildiğini duyurdu.

White, yeni keşfin, ilk modern insanın batıya doğru ilerleyişi sırasında Avrupa boyunca süsleme ve desenleme sanatına ışık tuttuğunu dile getirdi. Eserin 43 bin ila 33 bin yıl öncesinde yaşandığı bilinen üst paleolitik devrin kültürüne ait olduğu tahmin ediliyor. Gravür, Batı Avrasya'da keşfedilmiş en eski sanat eserleri arasında da yer alıyor.

Kaynak: AA / Quaternary International (28 Ocak 2017)

Benzer Konular

28 Kasım 2009 / nünü Sanat
8 Nisan 2009 / KisukE UraharA Sanat
27 Nisan 2009 / Misafir Sanat
2 Ekim 2012 / nünü Sanat
30 Nisan 2012 / Mira Sanat