Arama

Çizgi Film

Güncelleme: 14 Şubat 2017 Gösterim: 18.832 Cevap: 8
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Eylül 2008       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

ÇİZGİFİLM

Ad:  Çizgi Film1.jpg
Gösterim: 584
Boyut:  41.1 KB

a. Sine. Bir hareketin art arda gelen evrelerini çözümleyen resimlerin tek tek filme alınmasıyla gerçekleştirilen film. (Bk. ansikl. böl.) Çizgifilm tekniği, desen (ya da kuklaları) resim resim filme alma ve saniyede 24 resim göstererek perdede oynatma tekniği.
Sponsorlu Bağlantılar

—ANSİKL. Sine. Çizgifilmin kökeni, Çin’ deki eski gölge oyunlarına ve büyülü fenerin XVII. ve XVIII. yy.'larda gelişmesine dek uzanır. Ancak, bilginlerin çizgifilm kuramlarını uygulamaya geçirmeleri, XIX, yy.’da ve fotoğrafçılığın gelişmesine koşut olarak yavaş yavaş gerçekleşebildi. Plateau (fenakistiskop) ve Horner'ın (zo- gtrope) buluşlarından yararlanan fransız Emile Reynaud, "optik tiyatro"suyla çizgifilmin gerçek öncüsü kabul edilir; 1892'de, Paris’teki Grövin müzesi’nde, elle çizilmiş ve guvaşla boyanmış desenleri perdeye yansıtarak ışıklı bir pantomim gösterisi düzenledi Unbonbock.Pauvre Pierrot. Bu gösteriler başlangıçta büyük ilgi gördü ama sinemanın bulunuşu, el becerisine dayanan bu araştırmaları çok geçmeden gölgede bıraktı.

Amerikalı J. Stuart Blackton, resim resim görüntüleme tekniğini bularak çizgifilme büyük bir atılım kazandırdı (The Haıgnted HoteL 1906). Aynı yöntemi fransız Emile Cohl da başarıyla uyguladı (Fanlasmagorie, 1908). ABD'de deneme niteliğindeki çizgifilmler, 1909'dan sonra Wİnsor McCay'ın çabalarıyla aşıldı (Gertie the Tralned Dinosaur). Sanatçı, dokuz yıl sonra ilk uzun metrajlı çizgifilmi gerçekleştirdi: The Sinking of the Lusitania. 1910’lu yıllar boyunca teknik deneyler ve geliştirme çalışmaları birbirini izledi (John R. Bray, Earl Hurd). ilk çizgifilm “kahramanları" 1919 (Pat Sullivan'ın Felix the Çat’ı) ve 1920'de doğdu (Max ve Dave Fleischer kardeşlerin Out of the inkvvell dizisinin kahramanı Koko the Clown).

Birkaç yıl sonra, ileri görüşlü bir yaratıcı olan Walt Disney, çok ilgi çeken bu yeni sanatın büyük olanaklarını kullandı, insan biçimli fare Miki'nin (Mickey) beyazperdede ilk kez görünmesiyle çocuklar ve yetişkinler için bir düş fabrikasının temelleri atılmış oldu (1926). 1930’dan başlayarak ses ve desenin, çok geçmeden de rengin buluşmasıyla çizgifilm tüm dünyada yayıldı.
Amerika'da, Walt Disney'in gerçekçi ve akıcı üslubu benimsendi. Uzun metrajlı yapıtı Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (Snow White and the Seven Dwarfs, 1937) büyük bir başarıya ulaştı. Disney, eksiksiz hayvanlar dünyası ve gösterişli bitkiler evreniyle süslü, mutlu bir doğanın sözcüsü olmayı amaçladı. Walt Disney atölyeleri, yavaş yavaş dev bir kuruluş durumuna geldi ve sonraki yıllarda yadsınamaz bir başarı elde etti.
Ad:  Çizgi Film2.jpg
Gösterim: 746
Boyut:  35.5 KB

"imparator” Disney, Fleischer kardeşler ve onların gözde dizileri denizci Temel Reis (Popeye) dışında, çok az rakiple karşı karşıyaydı. Atölyesindeki kimi sanatçılar sonraları bağımsız çalışmaya başladı. Bunlardan Tex Avery, çizgifilm konularına şiddet, güldürü ve coşkunluk kattı, Stephen Bosustovv, çağdaş resim araştırmalarından esinlenen ve gülmeceye yönelen yeni biçimler geliştirdi. Amerikalı seyirciler, 1960’a değin, Tex Avery ve yandaşlarının yıkıcı çılgınlığını, Bosustow'un kurduğu United Productions of America'nın (UPA) zarif yapıtlarını ve Walt Disney'in büyük filmlerinin (Fanlasıa dan [1940] 101 Dalmaçyah'ya [101 Dalmatians], 1960) tükenmez sevimliliğini yaşadılar.

Çizgifilm tekniği başka alanlarda da kullanıldı. 1920'lerde Almanya'da Viking Eggeling, Hans Richter, Walter Ruttman ve Oskar Fischinger araştırmalarını soyut sanata yönelttiler. Aynı ülkede Lotte Reiniger, çin gölge oyunlarının canlandırılmasında uzmanlaştı. Yeni ZelandalI Len Lye, boş film üstüne desen çizme tekniğini buldu (1935). Fransa’da Berthold Bartosch (Ttdee, 1932) ve Alexandre Alexeieff (Üne nuit sur te mont Chauve, 1933) ilginç deneylere girişirlerken, kukla filmci Ladislav Stareviç on yılı aşkın bir çalışmanın ürünü olan te Roman de Renart (1928-1939) adlı uzun metrajlı yapıtı gerçekleştirdi.

Çizgifilmin çehresi


özellikle ikinci Dünya savaşı sonrasında büyük değişikliklere uğradı. Ulusal çizgifilm okulları gelişti ve yaygınlaştı. Kanada'da, Norman McLaren canlandırılmış pastel resim, doğrudan film üzerine desen çizimi, üç-boyutlu kabartma filmler, insan, eşya ve rakamların resim, resim canlandırılması, hileli filmler, geometrik soyutlamalar gibi teknikler denedi. Mamaia ve Annecy gibi uluslararası şenliklere Orta Avrupa ülkelerinden Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya, daha sonra da Macaristan, Bulgaristan ve Romanya, kendi evrenlerini yansıtan yapıtlarla katıldılar. Praglı iki kukla filmcisi Jir'ı Trnka ve Karel Zeman, peri masalı ve efsane öğelerinden yararlandılar.

Zagreb’de açılan çizgifilm okulu, tuhaf, sert ve alegorik uygulamalarıyla dikkati çekti. Her Avrupa ülkesinden yetişen sanatçılar önemli üretim güçlüklerini aşmak zorunda kaldılar. Çizgifilm deneysel filmden sanayi ya da reklam filmine dek çeşitlendiyse de, yaratıcılarının düşleri için sığınak olma durumunu korudu. Giderek, pop müzik, resimli roman ve bilim-kurgu tutkunlarına yöneldi (George Dunning The Yellow Submarine [1968]; Ralph Bakshi Fritz, the Cat [1972]; Renö Laloux ve Roland Topor la Planöte sauvage [1968-1973]). Çağdaş çizgifilmin dünyadaki en iyi temsilcileri arasında şu adlar sayılabilir: Saul Bass, Chuck Jones, Peter Foldes, Robert Godfrey, Richard [Dick] Williams, Paul Grimault, Robert Lapoujade, Jari Lenica, İon Popesco-Gopo, Dusan Vukotid, Zlatko Crgid, Vatroslav Mimica, Bruno Bozzetto, Helmut Herbst, Raoul Servais, Kuri Yoci. 1980’li yılların ortalarından beri, çizgifilmde bilgisayar hem bir hareketin ara desenlerinin kendi kendine çizilmesinde, hem de desenlerin tümüyle otomatik olarak üretilmesinde önemli bir işlev yüklendi.
Çizgifilm, günümüzde hiç şüphesiz, sanatçı kişiliği ve hayalinin en az engellendiği bir sanat dalıdır.
Ad:  Animated.gif
Gösterim: 364
Boyut:  12.2 KB

Çizgifilm tekniği.


Resimler, genellikle, mahmuzlarla tutturulmuş selüloit yapraklar üzerine çizilir. Selüloıtın saydamlığı, çizimi kolaylaştırır ve özellikle de tüm çekim için bir kez çizilen dip dekoru önünde kahramanın çeşitli hareketlerinin resmedilmesini sağlar. Kuramsal olarak film üzerindeki kare sayısı kadar değişik resim çizmek gerekir. Bu da gösterim saniyesi başına yirmi dört resimdir. Yine de pek çok hileyle, gerekli resim sayısını azaltmak mümkündür. Örneğin çevrimsel canlandırma böyle bir uygulamadır. Burada, yürüyüş ya da koşma gibi yinelemeli bir hareket içinde, çevrimin resimler dizisi arka arkaya birçok kez filme alınır. Televizyon için hazırlanan çizgifilmlerde yaygın olarak uyğulanan basitleştirilmiş canlandırma'da ise saniyede sekiz resme dek inilir; her resim art arda üç karede görüntülenir. Bu durum biraz kesikli hareketlere yol açar.

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 14 Şubat 2017 23:52
ener - avatarı
ener
Ziyaretçi
27 Şubat 2009       Mesaj #2
ener - avatarı
Ziyaretçi
Çizgi Film
Çizilen resimlerin ya da hareketsiz cisimlerin art arda filme çekilmesiyle oluşan ve figürlerin hareket ettiği izlenimini veren film. Çizgi filmler her kare için ayrı bir çizim yapılmasını ve figürün hareket ettiği izlenimini vermek için her çizimin bir öncekinden farklı olmasını gerektirmektedir. Çizgi film ilk olarak 20. yüzyıl başlarında Fransız Profesör Emile Renauld tarafından yaratılmıştır. Ancak çizgi filmin tüm dünyada yaygınlaşması 1928 yıllarında başladı. O dönemlerin çizgi film babası olarak bilinen Walt Disney, yarattığı Miki Fare'siyle büyük bir başarı kazandı, bu başarısını "Kül Kedisi" (1950), "Alis Harikalar Ülkesinde" (1951),"Peter Pan" (1953) adlı uzun çizgi filmleriyle sürdürdü.
Sponsorlu Bağlantılar

Daha çok çocuklara seslenen çizgi filmler düşündürücü, öğretici ve genellikle eğlendirici özellikler gösterir. En tanınmış çizgi film kahramanları arasında William Hanna ve Joseph Barbera'nın yarattığı "Tom ve Jerry", Max Fleischer'in yarattığı "Temel Reis" ve Pete Burness'in yarattığı "Mr. Magoo" sayılabilir.
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs
Emile Cohl - Fantasmagorie 1908


BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Son düzenleyen Safi; 9 Şubat 2017 04:50
MeLL - avatarı
MeLL
Ziyaretçi
28 Şubat 2009       Mesaj #3
MeLL - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Çizgi Film3.jpg
Gösterim: 552
Boyut:  37.0 KB
Çizgi Film

çizgi film, bir hareketin bütün evrelerinin önce resimlerinin yapılıp, sonra bunların tek tek filme aktarılmasıyla gerçekleştirilen film. Canlandırma sinemasının en yaygın dalıdır.

Çizgi film, ayrı ayrı yapılmış çok sayıda resmin tek tek filme alınmasından sonra, bunların bir hareket yanılsaması yaratmak üzere ekranda birbiri ardı sıra gösterilmeleriyle gerçekleştirilir. Çizgi filmde kullanılacak resimler genellikle selüloit yapraklar üzerine çizilir. Selüloit saydam olduğu için çizimi kolaydır. Uzun bir süre aynı kalacak fondaki dekor bir kez çizilerek, bunun üzerine uygula­nan selüloite kahramanların çeşitli hareketleri resmedilir. Filmdeki kare sayısı kadar resim çizildiğinde, gösterim sırasında ekrandan sa­niyede 24 resim geçer. Böylece ekranda hareket izlenimi sağlanır.

Çizgi filmin tarihçesi Eski Çin'deki gölge oyunlarına kadar uzanırsa da, ancak 19. yüzyılda, fotoğrafçılığın gelişmesiyle bugünkü çizgi film tekniğine ulaşılabildi. Bir nesnenin gözün ağtabakasına düşen görüntüsünün nesne ortadan kalktıktan sonra da bir süre kalması ilkesi dolayısıyla, görüş alanından hızla geçen resimler görsel bir hareket yanıl­samasına neden olur. 1830'larda bu ilkeye dayanan birtakım oyuncaklar geliştirildi. Bunlardan biri, üzerine resimler çizili döner bir disk olan fenakistiskop, öbürü ise içindeki resimler dış yüzündeki deliklerden bakılarak izlenen döner bir silindir olan zootrope'tu.

1892'de bu buluşları daha da geliştirerek, resimleri bu kez bir ekrana yansıtma yoluyla bir "optik tiyatro" gösterisi düzenleyen Fran­sız Emile Reynaud çizgi filmin öncüsü sayılır. Resimlerin birer birer filme alınması tekniğini bulan ABD'li J. Stuart Blackton'un The Haunted Hotel (1906; "Perili Otel") ve tahta üstüne tebeşirle çizdiği resimlerden filme aldığı Humorous Phases of Funny Faces (1907; "Komik Yüzlerin Gülünç Evreleri") adlı filmler ilk çizgi film örneklerindendir. Sonraki yıl Fransız Emile Cohl küçük kibrit çöplerini siyah bir fon önünde dans ettirerek Fantasmagorie adlı çizgi filmi gerçekleştirdi.

Bunu izleyen yıllarda ABD'de, gazetelerde yayımlanan birçok çizgi roman film haline getirildi. Yalnızca filme alma amacıyla resim­ler çizen Winsor McCay'in Gertie the Dinosaur (1909; "Dinozor Gertie") ve gerçekleştirilmesi dokuz yıl süren ilk uzun metrajlı çizgi filmlerden olan The Sinking of the Lusitania (1918; "Lusitania'nın Batışı") bu alanda önemli aşamalardır. İlk çizgi film kahraman­ları ise, Avustralyalı Pat Sullivan'ın Felix the Cat (1919; "Kedi Felix") ile Max ve Dave Fleischer'in yarattığı Koko the Clown'dur ("Soytarı Koko"). 1926'da Alman Lotte Rei-niger'in eski gölge oyunu tekniklerini uygula­ma gerçekleştirdiği Die Abenteuer des Prinz Ahmet ("Prens Ahmet'in Serüvenleri") de gene ilk uzun metrajlı çizgi filmlerdendi.

Çizgi film alanında en ünlü kişi ABD'li Walt Disney'dir. Sesli ve daha sonra renkli sinemaya geçişle birlikte, ses ve rengi başarıyla kullanan Walt Disney'in yarattığı, tıpkı insan gibi konuşup gülen hay­van kahramanlar kısa zamanda çocukların gönlünü kazandı. Bunlar arasında en ünlü olanı Miki Fare'dir (Mickey Mouse). Tex Avery şiddet ve güldürü öğeleri taşıyan, Stephen Bosustow da çağdaş resim anlayışı ve gülmeceye dayanan çizgi filmler gerçekleştir­diler.

Çizgi film alanında başka ülkelerde de çalışmalar yapılıyordu. SSCB'de Aleksandr Ptuşko'nun gerçekleştirdiği The New Gulli-vefda (1935; "Yeni Gulliver") gerçek oyun­cularla çizgi kahramanlar ekranda bir arada görünüyordu; Polonyalı Ladislav Stareviç, Le Roman de Renart (1928-39; "Tilkinin Roma­nı") adlı uzun metrajlı çizgi filmini 10 yılda gerçekleştirdi.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra çizgi film alanında daha önemli gelişmeler oldu. Norman McLaren Kanada'da, doğrudan film üzerine resim çizimi, üç boyutluluk izlenimi yaratan teknikler ve hileli filmler yapmayı denedi. McLaren'ın öğrencilerinden George Dunning'in gerçekleştirdiği The Yellow Submarine (1968; "San Denizaltı") bilimkurgu türünde bir çizgi filmdi.

Doğu Avrupa'da, tıpkı çizgi filmdeki gibi hareket yanılsamasına dayanan canlandırma sineması alanında, Macar George Pal ve Çek Jiri Trnka gibi sanatçılar kuklaları kullanarak başarılı filmler yaptılar.Giderek ticari alana kaydırılan bu teknik, 1950'ler ve 60'larda reklam ve tanıtma ama­cıyla kullanılmaya başlandı.
1980'lerden başlayarak, çizgi film teknikleri bilgisayar ve elektronik video araçlarından da yararlanılarak daha da geliştirildi.

MsXLabs.org & Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 9 Şubat 2017 20:13
Teusa - avatarı
Teusa
Ziyaretçi
22 Ekim 2011       Mesaj #4
Teusa - avatarı
Ziyaretçi

Çizgi Film nedir, nasıl yapılır?

Ad:  Çizgi Film4.jpg
Gösterim: 653
Boyut:  37.2 KB
Çizgi film (animasyon), birkaç resmin arka arkaya hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen hareketli görüntüdür.

Geçmişte animasyonlar birkaç kağıda istenen resimlerin çizilmesi ve kağıtların hızlıca geçirilmesi veya bir çemberin içine konup döndürülmesi ile yapılıyordu.
Günümüzde bilgisayar teknolojisi hem vektör hem de piksel tabanlı animasyonlar yapılmasına olanak sağlamaktadır. 2D animasyon tekniğinde saniyede 12 kare çizilerek yapılır. Limited animasyon tekniğinde ise daha az kare çizilerek yapılmaktadır. Bir animasyon filmi yapılmadan önce karakter tasarımları arkasından senaryonun storyboard çalışması ve en son layout çalışması yapılmaktadır. Profesyonel bir şekilde yapılması planlanan bir animasyon filmine bu aşamalar geçilmeden başlanamaz. Animasyon teknikleri son zamanlarda yapılan işlerle teknikte sınır tanımadığını göstermiştir. Fakat genel olarak kategorize etmek gerekirse 3D, 2D, stop motion, cut-out en yaygın tekniklerdir.

"Saniyede 12 kare çizilir ve limited çalışmalarda daha da az sayıda çizilir" ibaresi yerine "daha yoğun animasyonlarda saniyede 24 kare çiziliyor" ve aslında, "gerektiği kadar kare" çiziliyor. Hareket çok hızlıysa tek kareden, normal hızda iki kareden yapılıyor.

Animasyonu, bilgisayar tekniğine göre kategorize etmek, yanlıştır. Çünkü, animasyon, öncelikle bir SANATtır. Bir sanat biçimini, onun aracı olan bir teknikle ifade etme biçimi, ancak ve ancak Türkiye'ye özgü bir çarpık sosyo-kültürel gelişimin sonucu olabilir. Bu itibarla, 2D animasyon-3D animasyon şeklinde ikiye ayırarak, animasyon açıklanamaz.

Animasyon (canlandırma) sanatı, üç temel kategoride icra edilir: Klasik, CG (Karakter jenerasyonu -3d olarak bilinir) ve stop-motion. Canlandırma (filmi) sanatçıları, ayrı ayrı uzmanlık ve bilgi gerektiren bu üç kategoriden birinde çalışmalarını gerçekleştirebileceği gibi, bazen karışık teknikler de kullanılmaktadır. Örneğin, klasik animasyon ile birlikte, CG tekniklerinin aynı filmde birlikte kullanımı, son yıllarda çok sık görülen bir karışık teknik uygulamasıdır. Zira, özellikle konulu uzun metraj animasyonlar, ekip çalışmasına uygun olduğundan, sinema kurallarını göz ardı etmeyen tecrübeli bir yönetmen gözetiminde, rahatlıkla karışık uygulamalar gerçekleştirilebilir. Keza, sinema filmlerinde animasyonun kullanımı, hem çok eskidir, hem de son yıllarda giderek gelişen CG tekniklerinin foto gerçekçiliğinin ürettiği görsel efektler sayesinde, artık birbirinden ayrılmaz olmuşlardır.

Animasyon, aslında sinemanın atasıdır. 1870'li yıllarda, ortasında bir lamba bulunan (ışıklı) dönen diskler üzerindeki şeffaf alanlara çizilen ve bugünün çizgi film karakterlerine benzeyen çizgi tiplerin çeşitli hareketlerini perdeye yansıtan araçlar vasıtasıyla, ilk sinema, daha doğrusu, ilk çizgi film gösterileri düzenlenmiştir.

Klasik animasyon teknikleri ise Lumiére Kardeşler'in sinema makinesini icat etmelerinden sonra daha gelişerek, bugünkü biçimini almıştır. Klasik animasyon tekniği, bu itibarla, hayli eski olmakla birlikte, hiç bir zaman "bilgisayar tekniklerinin gelişmesi" yüzünden terk edilmiş, arkaik bir sanat biçimi değildir. Halen, gerek ışıklı masa, gerekse de, tablet kullanılarak, klasik animasyon, yani çizim yoluyla animasyon yapılmaktadır. Elbette, bilgisayar tekniklerinin gelişmesi, bundan yaklaşık on yıl öncesine kadar (1997) yaygın olarak kullanılan asetata boyama tekniğini ortadan kaldırmış, ayrıca kurgu tekniklerinde çok daha ileri teknikler ile görsel efektlerin rahatlıkla kullanılmasını sağlamıştır. Fakat, klasik animasyonun veya el çizgili animasyonun bilgisayar teknikleri ile ikamesi hiç bir zaman söz konusu olmamıştır. Böylesine bir karşılaştırma veya bu abzürd ikame etme biçimi, kalemin insan beyninin yerine geçmesi gibi bir ilişki ile açıklanabilir ki, her yönüyle saçma bir ilişkilendirmedir. Oysa, animasyon konusunda meslekî hiç bir bilgisi olmayan insanların özellikle internet yoluyla sanal toplulukları yanlış yönlendirmesi yüzünden, böyle bir ikamenin gerçekten yaşanmış olduğu zannedilmektedir.

Geleneksel animasyon örneği. Eadweard Muybridge'in 19.yüzyılda rotoskopi yöntemiyle anime ettiği at resmi.
Ad:  Animhorse.gif
Gösterim: 604
Boyut:  24.6 KB

Son düzenleyen Safi; 9 Şubat 2017 20:16
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
9 Şubat 2017       Mesaj #5
Safi - avatarı
SMD MiSiM

ÇİZGİ FİLM SANATI

Ad:  Çizgi Film5.jpg
Gösterim: 443
Boyut:  50.3 KB

Çin’in ve Türklerin eski gölge oyunlarına dayanan çizgi film, 19. yüzyılın başlarında Fransız Emile Reynaud’un çalışmalarıyla hız kazandı. Emile, “Theatre Optique” adında Paris’te ilk sinema salonunu açtı. 1830 senelerinde, resimleri hareket ediyormuş gibi gösteren bâzı oyuncaklar yapıldı. Bu oyuncaklar, 1832’de Joseph Plateau adlı bir Fransız ve “hayat tekerleği” anlamına gelen Zoetrope’un yapımcısı Pierre Devignes tarafından geliştirildi. 1930 senelerinde ses ve desenin az bir zaman sonra da rengin bulunmasıyla çizgi film bütün dünyâya yayıldı.

İlk çizgi film denemelerini 1908 senesinde Fransız Emile Cohl yaptı. Beyaz bir kâğıt üzerine siyah renkle çizdiği çöpten adamlarını filme aldı. Ancak projeksiyonda negatif film kullanarak siyah fon üstünde hareket eden beyaz figürler elde etti. Bunu, Amerikalı Winson Mclav “Gertie the Trained Dinasaur” adlı filmi tâkib etti. 1913-17 yılları arasında ise, dünyada yeni sanatçılar ve yeni filmler ortaya çıktı. Artık seyirci, çizgi filmi bir eğlence çeşidi olarak görüyordu.

Sesli sinemanın ortaya çıkmasıyla, çizgi filmde yeni bir altın dönem başladı. 1923 senesinde stüdyosunu kuran Walt Disney (1901-1966) “Mickey Mouse-Miki Fare” adlı ilk sesli filmini ve “Donald Duck= Vakvak Kardeş” dizisini ve nihâyet “Snov White and the Seven Dwarfs= Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” adlı uzun bir çizgi film yaptı. Disney’in hayvan tiplerine insan karakteri vererek, gerçeğe yakın bir biçimde filme hareketlilik kazandırması ve çocukları eğlendiren, güldüren, canlı ve müzikli oyunlar sergilemesi, kısa sürede şöhret bulmasına sebeb oldu. Disney’in bu çalışmalarını, Norman Mc. Laren, Alex Alexieff ve Claire Parkef gibi kimseler yeni tekniklerle tâkib ettiler.

İçinde bulunduğumuz asırda, film yapımı oldukça pahalı olmasına rağmen, yine de bütün dünya ülkelerinde gelişmekte ve yayılmaktadır.

Çeşitli gösteriler ve yarışmalar yapılmakta, üniversitelerde ve okullarda film ile ilgili dersler konmaktadır. Çizgi film, artık eğlendirici olmaktan ziyâde, çeşitli tanıtım vâsıtası ve reklâm görevi yapmaktadır. Bu konuda dergi ve kitaplar yayınlanmakta, okullarda eğitici filmler, propaganda filmleri yapılmaktadır.

Türkiye’de sinema sanatının gelişmesiyle birlikte, çizgi filmde de yeni bir gelişme göze çarpıyor. İstanbul Reklâm Ajansı, değişik bir takım çizgi film hazırlatmak için, bâzı karikatür sanatçılarını kadrosuna alarak çalışmalarına başladı. Hazırladıkları bâzı çizgi filmler çok basit olmasına rağmen, büyük ilgi gördü. Bu ajans, yurt dışından bâzı sanatçıların getirdiği yeni teknikleri alarak, çalışmalarına hız verdi. Bu arada Radar Reklâm bir animasyon bölümü açarken Ali Ulvi de bâzı ressamlarla Kare Reklâm ismini verdikleri yeni bir stüdyo kurdular. Stüdyo Çizgi, yeni film çalışmalarına başlarken, öte yandan Ferruh Doğan ve Oğuz Aral gibi isimler, Canlı Karikatür adını verdikleri bir stüdyo kurarak “Koca Yusuf” ve “Direklerarası” filmlerini çizdi. Bütün bu stüdyolar, reklâm filmlerini hazırlamak maksadıyla kurulmuştur. Yer yer başarılı olan stüdyolardan, bir kısmı zamanla dağıldı.

Çizgi film, çok sabır ve titizlik gerektiren bir sanattır. Zîrâ birkaç dakikalık bir film gösterisi yapmak için, binlerce resim çizmek gerekir. Yapımının zorluğuna rağmen herkes tarafından televizyonda ilgiyle seyredilmektedir. Bu ilgi üzerine TRT, yabancı kaynaklı çizgi filmler getirmeye başladı. Bu arada kendi sanatçılarımıza yerli çizgi film hazırlatma çalışmaları başlatılmakla beraber yetersiz kalmaktadır. 1987’den sonra Kültür Bakanlığının kendi kahramanlarımızı çizgi film yaptırma çalışmaları, devâm etmekte, yeni bir takım stüdyolar açılmaktadır. Türkiye’de ilk defâ büyük bir kuruluş kendi adına kendi millî konularını işleyecek bir çizgi film atölyesi kurdu. Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonunun bir ünitesi olarak vazîfeye başlayan TGRT Animasyon “Abdullah” isminde 15’lik deneme filminden sonra “Deli Balta”, “Kemankeş-Dayıbey” çizgi filmini de tamamlayarak bu sâhada bir boşluğu doldurmaya aday olduğunu ispatladı.
Ad:  3d.gif
Gösterim: 299
Boyut:  30.3 KB

Canlandırma teknikleri:


Çizgi film sanatçıları, kendi sanatlarıyla ilgili her şeyi sahalarında kullanmışlardır. Çok çeşitli teknikler uygulamış ve zamanla bu durum değişik türlerde devam etmiştir. Kullanılan malzemeye göre, canlandırma örnekleri de değişmiştir. Çizgi film, özel ışıklı animasyon masalarında tasarlanıp çizilir. Çizimde selüloit yapraklar kullanılır. Selüloitin saydamlığı çizimi kolaylaştırmaktadır.

Çizgi filmin en bilinen tekniği “Celanimation” tekniğidir. İkinci bir çizgi film tekniği, asetat kullanmadan doğrudan kâğıtlara çizilip boyayarak hazırlanan “Paper Animation” tekniğidir. Bunlardan başka; Simplified Cel System, üç boyutlu bir teknik olan Kukla filmler, Clay Animation, Object Animation= Nesnelerle yapılan animasyon, Kolaj (Collage) ve Kinestasis ile bizdeki Karagöz oyununu andıran Kesme Animasyon (Cut Dut) ve Silüet Animasyon, Kum Tekniği, Time-Lapse Animation, Cameraless Animation, Computer Animation, Pixilation, Rotoscoping ve Pın Screen teknikleri mevcuttur.

Çizgi filmde araç ve gereç olarak; çeşitli kalemler, boyalar, standart delikli kâğıt, pim ve zımba, asetat, ışıklı masa, kamera ve kadraj (çerçeve) kullanılır.

1970’li yıllardan başlayarak 1980 ve sonrasında bilgisayar ve video âletlerinin gelişmesi, çizgi film için yeni bir imkân getirmiştir. Bütün dünyâda çizgi film yapımı yeni metodlarla hızla artmaktadır.

Çizgi filmin safhaları:


  1. Sinopsis: Senaryonun ana teması doğrultusunda, senarist ve yönetmen tarafından hazırlanır.
  2. Story-board (Resimli senaryo): Yönetmenin düşündüğü çizgi film sahneleridir.
  3. Timing (Zamanlama): Plânlanan sahnelerin süresinin tesbitidir.
  4. Fon müziği: Filmin atmosferine ve ritmine göre besteci tarafından hazırlanır.
  5. Lay-out: Yönetmen veya vazifelendireceği bir yardımcı tarafından story- board’a uygun olarak dekor ve tiplerin son şeklini almasıdır.
  6. Animasyon (hareketlendirme): Story board’daki hareketli sahneler animatörler tarafından gerçekleştirilir. Bir sâniyelik çizgi film elde edebilmek için 24 kare resim çizmek lâzımdır. Gözümüzün görme özelliğinden faydalanarak daha az resimle (24 kare yerine 12 kare çekim yapılmaktadır).
  7. Dekorlar: Bacg-round Story-board’daki sahnelerin geri plânları, hâdiselerin geçeceği yer ve mekanlar, Bacg-roundcular tarafından çizilir.
  8. Kopya ve renklendirme: Animatörlerce hazırlanan hareketli figürler, çini mürekkeple veya fotokopi ile asetat’a kopye edilir. Renklendirmeciler tarafından boyanır.
  9. Görüntüleme: Çizgi filmi meydana getiren şahıslar ve hâdiseler geçeceği mekanlar, çekim plânına göre tek kare çekim yapılabilecek bir kamera yardımıyla 8 mm-16 mm-35 mm veya video olarak görüntülenir.
  10. Kurgu: Görüntü, ses, gürültü, müzik, Story-board’a göre yerlerine konur.
  11. Eşleme: Değişik seslerin sahnelerdeki dozlarının ayarlanması.
  12. Laboratuar: Çekim video dışında film olarak yapılmışsa, negatiflerden pozitif filmler elde etme.
Son düzenleyen Safi; 9 Şubat 2017 20:16
SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
9 Şubat 2017       Mesaj #6
Safi - avatarı
SMD MiSiM
ilk çizgi filmleri

SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
9 Şubat 2017       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Walt Disney

SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
9 Şubat 2017       Mesaj #8
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Looney Tunes Cartoons Compilation



SİLENTİUM EST AURUM
Safi - avatarı
Safi
SMD MiSiM
9 Şubat 2017       Mesaj #9
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Tom and Jerry Cartoon Network

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 1 üye beğendi.
SİLENTİUM EST AURUM

Benzer Konular

21 Temmuz 2016 / Morrigan Anime Sanatı
1 Haziran 2016 / KisukE UraharA Sinema-TV
29 Kasım 2016 / AlCoLiC Forum Oyunları
10 Eylül 2014 / Kidzo Sinema-TV
15 Haziran 2011 / Misafir sude Cevaplanmış