Arama

Kibirlilik nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 5 Aralık 2014 Gösterim: 14.250 Cevap: 7
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
5 Mart 2010       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
kibirlik nerede yazıyor
EN İYİ CEVABI Daisy-BT verdi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

kibirlik nerede yazıyor


Kibir
Sponsorlu Bağlantılar

Kibir, kendini beğenmek, kendi­ni başkalarından üstün görmektir.

Büyüklenme ve azamet de. aynı an­lamda kullanılmaktadır. Kendini be­ğenen kimseye de mağmr ve mütekebbir denir.

İnsanlar, bilindiği gibi, iyilikleri olduğu kadar, kötülükleri de işleme­ye yatkın olarak yaratılmıştır. Benlik­lerinde, kin, haset, kıskançlık gibi dince yasaklanmış nice kötülükleri barındırırlar. Kibir de bunlardan bi­ridir. Bütün kötülükler arasında, ben-lendiğimizin, ruhumuzun ilk olarak arındırılması gereken kötülük kibir­dir. Şeytanın, Allah'ın emrine rağmen Hz. Adem'e secde etmemesinin sebebi kibirdir. Kibir, şeytanın en önemli sı­fatıdır. İnsan, işlediği veya kişiliğin­de mevcut her kötülük için bir gerek­çe ileri sürebilir. Fakat kibirin gerek­çesi olamaz. Niçin kibir? Kime karşı kibir? Bunun mantıklı bir cevabı yok­tur

Kibirlenen kimse, niçin kibirlenir? Genellikle başkalarından farklı olarak sahip olduğu bir ayrıcalıktan dolayı kibirlenir. Ya çok güzeldir, ya çok bil­gilidir, ya önemli bir mevki sahibidir, vb... Halbuki, düşünülürse bütün bu ayrıcalıkların daha üstününe sahip olan her zaman bulunabilir. Bunu ki­birlenen de bilir ve kabul eder. Kişi, kendisi için kibir nedeni olan şeyin da­ha üstününün başkalarında bulundu­ğuna inandıktan sonra niçin kibirlen­men? Üstelik kibir nedeni olan şeyle­rin çoğu gelici-geçicidir. Söz gelişi, gü­zellik belirli bir yaşa kadar sürer. On­dan sonra insan sanki güzel bir çağı, bir dönemi olmamışa döner. Ataları­mız, "Yüz güzelliği, hamamdan eve (kısa sürer, geçicidir), öz güzelliği Urum'dan, Şam'a" demişlerdir.
Zenginlik ve sertvet için de durum farklı değildir. İş ve ticaret hayatın­da yanlış bir adım, bir dikkatsizlik, beklenmedik bir olay, insanın bütün mal ve mülkünü yitirmesine sebep olabilmektedir. Bir şair, şu dizeleriy­le buna işaret etmiştir:

"Güzelliğinle övünme, / bir sivilce yok eder, / Servetinle övünme, / Bir kıvılcım kül eder."
Kişinin sahip olduğu ayrıcalıkla­rın bir an için kendinden başkaların­da bulunmadığını varsaysak bile, İs-lami anlayışta Cenab-ı Hak, sonsuz güzelliklerin, üstünlüklerin sahibi de­ğil midir? özetle, akıl ve izan dahi­linde konuya bakınca, kibirlenmenin açıklamasını yapmak mümkün değil­dir. Bunun için, yüce İslam dini, ki­bir ve azameti yasaklamış, haram kıl­mıştır.

"Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğen­miş, övüngen kimseleri asla sevmez."

"Yeryüzünde böbürlenerek (büyüklenerek) dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri göçer-tebilir, ne de dağlarla ululuk yarışma girebilirsin" (2) anlamındaki ayetler, kibiri yasaklayan ayetlerden ikisidir.

Kendini beğenenleri, büyüklenenleri Rabbimiz sevmez de, insanlar se­ver mi?

Kendini beğenenlerden bırakın ya­bancıyı, en yakınları bile hoşlanmaz. Onunla birlikte olmak istemez. Çün­kü kibirli kimse, aynı zamanda ben­cildir. Her güzel şeyi kendine layık gö­rür. Hep saygı görmek ister. Her yap­tığının beğenilmesini bekler. En kö­tüsü de, hata kabul etmez. Bütün bunlar, diğer insanlar için tahammül edilecek şeyler değildir. Bunun için en yakınları dahi, kendini beğenmiş kim­se ile arasında bir mesafe bırakır. Mağrur, kimselere ancak riyakârlık­la katlanılabilir. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Kendini beğenen hiç kimse, hiçbir zaman yürekten, sami­mi olarak sevilmemiştir.

İmam Gazali, kibri üçe ayırıyor:

1) Allahü Teâlâya karşı kibir.
Nemrud'un Firavun'un kibirleri
böyledir. Bunlar, kendilerini tanrı saymışlar, kul olduklarını reddetmişlerdir.

2) Peygamberlere karşı kibir,
Peygamberimiz Hz. Muham-med'e karşı Kureyş putperestlerinin tutumu buna örnektir. "Biz, bizim gi­bi bir insanın emrine uymayız, niçin meşhur biri değil de, bir yetim bey-gamber olarak gönderildi" dediler.

3) Kulun, kula karşı kibri.
Bizim üzerinde durduğumuz kibir, budur.

Kulun, kulu küçümsemesi, ona yukardan bakması kadar anlamsız bir şey yoktur.

Hz. Ali, "İnsanlar, yaradılış ba­kımından birbirine denktir. Babaları Adem, anneleri Havva'dır. Eğer asıl-larındaki bir şerefle övünüyorlarsa, su ve toprak ile övünüyorlar demektir. Zira insanın evveli bir damla su, so­nu ise toprak olmaktır" diyor.

Bizim dinimizde kimsenin kimse­ye üstünlüğü kabul edilmemiştir. Pa­ra, güzellik, soyluluk gibi hiçbir şey de üstünlük sebebi olarak değerlendi­rilmez. Dinimizin bu konuda koydu­ğu tek ölçü şudur: Kim Allah'a en çok bağlı ise, o en üstündür.

Din açısından kibrin en kötü ya­nı, imanı gölgelemesidir. Peygambe­rimizin "kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez" (3) buyurmuştur.

Şeyhülislam Yahya
1) Lokman Suresi, ayet 18
2) Isra Suresi, ayet 17
3) Müslim, İman 147


İslam Ansiklopedisi

_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
5 Mart 2010       Mesaj #2
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

kibirlik nerede yazıyor

Kibirli olma durumu.

Sponsorlu Bağlantılar
peki kibirli nedir?
kibirli
sıfat
1. Kendini büyük gören, büyüklenen, gururlu:
RivaN - avatarı
RivaN
Ziyaretçi
5 Mart 2010       Mesaj #3
RivaN - avatarı
Ziyaretçi
Kibir çeşitlidir. Her insanın kibirlendiği yerler farklı olabilir. Bir insan kendinin kibirli olduğunu bilebilir mi? Çok kolay bilir. Bir kimse herhangi bir hususta kendini başkasından üstün görüyorsa kibirlidir. Çünkü büyüklük ve üstünlük ancak Allaha mahsustur.
Yanına başkasının oturmasını istememek ve hastalarla birlikte oturmamak evinin işini alıp evine getirmemek ve kullanılmış elbisesini tekrar giymekten hoşlanmamak iş başında iş elbisesi giymek istememek fakirlerin davetine gitmek istemeyip zenginlerinkini tercih etmek akrabasının ve çocuklarının ihtiyaçlarını temin etmemek doğru sözü haklı tenkidleri kabul etmeyip münakaşa etmek kusurunu kabahatini bildirenlere teşekkür etmemek içeri girince oradakilerin ayağa kalkmaları hoşuna gitmek gibi şeyler kibir alametidir.
Bir yere giderken arkadaşı önce girince ona (İnsan nezaket icabı olsun siz buyurun demez mi?) demek veya düşünmek yahut önce arkadaşının selam vermesini beklemek kibir alametidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Selamı önce veren kibirden beridir.) [Beyhekî]
Bir yere girerken arkadaşına (Sen gir) diye emir vermek önce girmesi için ısrar etmek de ekseriya kibir alametidir. Orada tevazu göstermesi yapmacıktır. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri (Tevazu göstermeye çalışmak da kibirdir. Çünkü kendinde bir varlık hisseden tevazu göstermeye çalışır. Gerçek tevazu ehli kendinde bir varlık hissetmez ki tevazu göstermeye çalışsın. Onun tevazuu tabiidir yapmacık değildir.) buyuruyor.
Bir kimse tevazu göstermek için (Ben Besmelenin "Be"sinin altındaki noktayım.) deyince Şibli hazretleri (Kendine bir mevki mi gösteriyorsun?) buyurdu. Kendini birşey zanneden kimsenin tevazudan nasibi olmadığını bildirdi.
Bazısı da (Bu günahkâr bu fakir) diyerek kendinin tevazu ehli olduğunu göstermeye çalışır. Bir günahını söyleyince hemen kızar. O zaman sözünde yapmacık olduğu anlaşılır. Din büyükleri de "bu fakir" diye kullanırlar. Fakat bunlar böyle sözlerinde samimidir.
Tevazu göstermekle tevazu sahibi olmak çok farklıdır. Tevazu sahibi övülmüş tevazu göstermeye çalışan ise yerilmiştir. Kibirlenmekle kibirli görünmek de böyle farklıdır. Kibirliye karşı kibirli görünmek sevabdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kibirliye kibirli görün! Böylece onu hakir ve küçük düşürmüş olursun.) [İ. Gazalî]

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
5 Mart 2010       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

kibirlik nerede yazıyor

KİBİR

Büyüklenmek, büyüklük taslamak, ululuk iddia etmek. Kendini başkalarından yüksek görerek onları aşağılamak.
Şeytan'a ait bir özellik olan kibir, onun Hz. Adem'e secde etmesini engellemişti. Cenab-ı Allah bunu Kur'ân-ı Kerim'de şöyle anlatmaktadır:
"(Hz. Adem'e) secde etmekten yalnızca İblis kaçındı. Kibirlendi ve kâfirlerden oldu" (el-Bakara, 2/34).
Küfür ve inkârın en önemli sebebi kibirdir. Bunu Hz. Adem (a.s)'ın kıssasında görmek mümkündür. Nitekim şeytan'ın kibrinden dolayı isyanından sonra, inkâr ve isyan edenlerin çoğu kibir nedeniyle isyan etmişlerdir. Hz. Musa'nın apaçık delilleri karşısında Firavun inkâr etmişti. "Sonra da Musa'yı ve Harun'u, firavun ve topluluğuna mucizelerimizle gönderdik. fakat onlar, kibirlendiler ve suçlu bir kavim oldular" (Yûnus 10/75). Hz. Peygamber (s.a.s) döneminde inkâr eden zengin ve ileri gelen insanlar kibir neticesinde inkar etmişlerdir. Bu durum Kur'an-ı Kerim'de şöyle anlatılmaktadır: "En sonunda da sırt çevirdi. Büyüklük tasladı ve şöyle dedi: "Bu eskilerden kalan bir sihirden başka bir şey değildir" (el-Müddesir, 74/23-24), Zenginlik, ululuk ve makam sahibi olmakla kibrin yakın alakası, Allah Teâlâ'nın beytan'a şu hitabında görülmektedir: "Kibirlendin mi, yoksa kendini yüce mi zannettin?" (Sâd, 38/75),
Kibir inkârda önemli bir rol oynadığından Allah Teâlâ Kur'ân'da kibirden ve bu kelimenin türevleri olan istikbâr, müstekbir ve kibriya'dan sık sık bahsetmektedir,
Hz, Nuh (a.s) oğluna vasiyet ederken "iki şeyden seni menederim, biri şirk diğeri kibirdir" buyurmuştur (Ahmed b. Hanbel, I, 170). Ebu Reyhâne (r,a) Hz. Peygamber (s.a.s)'den şöyle rivayet etmiştir: "Cennete kibirden hiçbir şey giremez". Orada bulunanlardan biri şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasülü! Ben, kamçımın şaklaması ve ayakkabımın sağlamlığı ile güzel görünmekten hoşlanırım, bu kibir midir?" Hz, Peygamber (s.a.s) "Hayır bu kibir değildir. Allah güzeldir güzeli sever Kibir hakkı küçük görmek ve başı gözü ile insanlarla alay etmektir" (Müslim, İman, 47; Ahmed b Hanbel, lV, 133-134) buyurdu. Bu hadis-i şerif hakk karşısındaki alaycılık ve inkârın kibir olduğunu anlatmakla birlikte insanlarla alay etmenin kibirden kaynaklandığına işaret etmektedir. Hz. Peygamber yanında sol eli ile yemek yiyen bir adama "sağınla ye" demiştir. Adam "sağımla yiyemiyorum" deyince Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Yiyemez ol; Bu adamın sağıyla yemek yiyemiyorum demesi yalnızca kibrindendir" (Müslim, Eşribe, 107).
Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiç bir kimse cehenneme girmez; kalbinde hardal tanesi kadar tekebbür bulunan hiç bir kimse de cennete giremez" (Müslim, İman, 147, 148, 149; Ebû Dâvud, Libâs, 26; Tirmizi, Birr, 610; İbn Mâce Mukaddime, 9; Zühd, 16), Bu hadis-i şerifin Müslim'in es-Sahih'indeki bab başlığı, "kibrin haram olması ve bunun açıklanması" şeklindedir. Buradan da anlaşılacağı gibi kibir haram olan kötü huylardan birisidir. Hadisteki ifade kibirli insanın cennete giremeyeceğini anlatmaktadır. Ancak buradaki kibir, Allah'a ve Peygamber (s.a.s)'e karşı olan kibirdir. Ahlâkî bir özellik olarak kibir, başkalarını küçük görmek ve onlarla alay etmek anlamıyla düşünülürse bu özellik insanı dinden çıkaran bir özellik değildir. Ancak haramdır, insanı dinden çıkarabilecek fiiller işlenmesine sebep olabilir. Böyle bir özellik sahibi de cehennemde kibrinin cezasını çektikten sonra Allah'ın afv ve mağfiretiyle cennete girecektir, Nitekim bir âyet-i kerime'de Allah Teâlâ: "Biz onların kalblerindeki kin ve hasedi çıkaracağız" (el-Hicr, 15/47) buyurarak, cennete giren insanların kalbinden dünyadaki ahlâkî kusurlarının temizleneceğini anlatmaktadır.
Bu konudaki bir başka hadis-i şerif şöyledir: "Kendini büyük gören yahut kibirli kibirli yürüyen kimse Allah'ın huzuruna, Allah kendisine gazablanmış olarak çıkar" (Ahmed b. Hanbel, II, 118). Bu hadis kibirlinin âhiretteki durumunu gözler önüne sermektedir. Bu tür bir gazab-ı ilâhiye sebep olarak Hz. Peygamber insanın elbisesini sürüyerek çalım satmasını ve kibirlenmesini de göstermiş ve: "Elbisesini kibirle yerde sürüyen kimseye Allah merhamet nazarı ile bakmaz" (Müslim, Libâs, 42) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifler ahlâkı bir kusur olan kibrin Allah nezdinde ne derece kötü kabul edildiğini anlatmaktadır. Bir başka kibir şekli olan hakka karşı büyüklenmek ise kâfirlikle bir kabul edilmiş ve lanetlenmiştir. Hz, Peygamber şöyle buyurur: "Mütekebbirler kıyamet gününde, insan yeklinde küçük karıncalar gibi hasredilir. Bütün her taraflarından zillet onları kuşatır..." (Tirmizî, Kıyâme, 47; Ahmed b Hanbel, II, 179).
Hz, Peygamber, kibirlilerin cehenneme gireceğini şöyle anlatmıştır: "Cennet ile cehennem münakaşa ettiler. Cehennem şöyle dedi: "Bana zâlimlerle kibirliler girecek" Cennet onu şöyle cevapladı. "Bana zayıflarla yoksullar girecek" Bunun üzerine Allah (c.c) berikine "Sen benim azabımsın seninle dilediğime azab ederim" buyurdu. Ötekine de "Sen benim rahmetimsin, Seninle dilediğime rahmet ederim Sizin her biriniz için dolu dolu insanlar var" (Müslim, Cenne, 34, 35, 36) buyurdu. Bu konudaki kudsi bir hadis-i şerifte Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Kibriyâ ridam, azâmet izârımdır. Kim bu ikisinden herhangi birinde benimle çekişirse onu cehenneme atarım" (Ebû Dâvud, Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16). Hz. Peygamber (s.aş) kibri zemmettiği gibi, kibrin müspet karşıtı olan tevâzuyu da övmüştür. Bir hutbelerinde Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Allah azze ve celle bana şöyle vahyetti: Mütevâzî olun, öyle mütevâzî olun ki, biriniz diğerine karşı övünmede bile bulunmasın" (ibn Mâce, Zühd, 16)
İslâm bir ahlâkî kusur olan kibri yasaklamıştır. Böyle bir kibir haramdır, Allah'ın rahmetinden kovulma sebebidir. Ancak bir kibir daha vardır ki Kur'an bunu "Müstekbir" ifadesiyle ifade etmiştir. Müstekbirler Allah'ın arzında bizzat kendi güzelliklerini tesis etmek için gayret gösteren azgınlar ve zorbalardır. Bunlar Allah'ın kullarını kendi köleleri yapmak için Allah'ın dinine karşı büyüklenirler. Allah Teâlâ bu çeşit insanlar için şöyle buyurmaktadır: "İşte âhiret yurdu; Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) sonuç muttakilerindir" (el-Kasas, 28/83). (Ayrıca bk. İstikbar, Müstekbir maddeleri).


Zübeyr TEKKEŞİN
Şamil İslam Ansiklopedisi
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
2 Aralık 2010       Mesaj #5
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

kibirlik nerede yazıyor


Kibir

Kibir, kendini beğenmek, kendi­ni başkalarından üstün görmektir.

Büyüklenme ve azamet de. aynı an­lamda kullanılmaktadır. Kendini be­ğenen kimseye de mağmr ve mütekebbir denir.

İnsanlar, bilindiği gibi, iyilikleri olduğu kadar, kötülükleri de işleme­ye yatkın olarak yaratılmıştır. Benlik­lerinde, kin, haset, kıskançlık gibi dince yasaklanmış nice kötülükleri barındırırlar. Kibir de bunlardan bi­ridir. Bütün kötülükler arasında, ben-lendiğimizin, ruhumuzun ilk olarak arındırılması gereken kötülük kibir­dir. Şeytanın, Allah'ın emrine rağmen Hz. Adem'e secde etmemesinin sebebi kibirdir. Kibir, şeytanın en önemli sı­fatıdır. İnsan, işlediği veya kişiliğin­de mevcut her kötülük için bir gerek­çe ileri sürebilir. Fakat kibirin gerek­çesi olamaz. Niçin kibir? Kime karşı kibir? Bunun mantıklı bir cevabı yok­tur

Kibirlenen kimse, niçin kibirlenir? Genellikle başkalarından farklı olarak sahip olduğu bir ayrıcalıktan dolayı kibirlenir. Ya çok güzeldir, ya çok bil­gilidir, ya önemli bir mevki sahibidir, vb... Halbuki, düşünülürse bütün bu ayrıcalıkların daha üstününe sahip olan her zaman bulunabilir. Bunu ki­birlenen de bilir ve kabul eder. Kişi, kendisi için kibir nedeni olan şeyin da­ha üstününün başkalarında bulundu­ğuna inandıktan sonra niçin kibirlen­men? Üstelik kibir nedeni olan şeyle­rin çoğu gelici-geçicidir. Söz gelişi, gü­zellik belirli bir yaşa kadar sürer. On­dan sonra insan sanki güzel bir çağı, bir dönemi olmamışa döner. Ataları­mız, "Yüz güzelliği, hamamdan eve (kısa sürer, geçicidir), öz güzelliği Urum'dan, Şam'a" demişlerdir.
Zenginlik ve sertvet için de durum farklı değildir. İş ve ticaret hayatın­da yanlış bir adım, bir dikkatsizlik, beklenmedik bir olay, insanın bütün mal ve mülkünü yitirmesine sebep olabilmektedir. Bir şair, şu dizeleriy­le buna işaret etmiştir:

"Güzelliğinle övünme, / bir sivilce yok eder, / Servetinle övünme, / Bir kıvılcım kül eder."
Kişinin sahip olduğu ayrıcalıkla­rın bir an için kendinden başkaların­da bulunmadığını varsaysak bile, İs-lami anlayışta Cenab-ı Hak, sonsuz güzelliklerin, üstünlüklerin sahibi de­ğil midir? özetle, akıl ve izan dahi­linde konuya bakınca, kibirlenmenin açıklamasını yapmak mümkün değil­dir. Bunun için, yüce İslam dini, ki­bir ve azameti yasaklamış, haram kıl­mıştır.

"Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğen­miş, övüngen kimseleri asla sevmez."

"Yeryüzünde böbürlenerek (büyüklenerek) dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri göçer-tebilir, ne de dağlarla ululuk yarışma girebilirsin" (2) anlamındaki ayetler, kibiri yasaklayan ayetlerden ikisidir.

Kendini beğenenleri, büyüklenenleri Rabbimiz sevmez de, insanlar se­ver mi?

Kendini beğenenlerden bırakın ya­bancıyı, en yakınları bile hoşlanmaz. Onunla birlikte olmak istemez. Çün­kü kibirli kimse, aynı zamanda ben­cildir. Her güzel şeyi kendine layık gö­rür. Hep saygı görmek ister. Her yap­tığının beğenilmesini bekler. En kö­tüsü de, hata kabul etmez. Bütün bunlar, diğer insanlar için tahammül edilecek şeyler değildir. Bunun için en yakınları dahi, kendini beğenmiş kim­se ile arasında bir mesafe bırakır. Mağrur, kimselere ancak riyakârlık­la katlanılabilir. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Kendini beğenen hiç kimse, hiçbir zaman yürekten, sami­mi olarak sevilmemiştir.

İmam Gazali, kibri üçe ayırıyor:

1) Allahü Teâlâya karşı kibir.
Nemrud'un Firavun'un kibirleri
böyledir. Bunlar, kendilerini tanrı saymışlar, kul olduklarını reddetmişlerdir.

2) Peygamberlere karşı kibir,
Peygamberimiz Hz. Muham-med'e karşı Kureyş putperestlerinin tutumu buna örnektir. "Biz, bizim gi­bi bir insanın emrine uymayız, niçin meşhur biri değil de, bir yetim bey-gamber olarak gönderildi" dediler.

3) Kulun, kula karşı kibri.
Bizim üzerinde durduğumuz kibir, budur.

Kulun, kulu küçümsemesi, ona yukardan bakması kadar anlamsız bir şey yoktur.

Hz. Ali, "İnsanlar, yaradılış ba­kımından birbirine denktir. Babaları Adem, anneleri Havva'dır. Eğer asıl-larındaki bir şerefle övünüyorlarsa, su ve toprak ile övünüyorlar demektir. Zira insanın evveli bir damla su, so­nu ise toprak olmaktır" diyor.

Bizim dinimizde kimsenin kimse­ye üstünlüğü kabul edilmemiştir. Pa­ra, güzellik, soyluluk gibi hiçbir şey de üstünlük sebebi olarak değerlendi­rilmez. Dinimizin bu konuda koydu­ğu tek ölçü şudur: Kim Allah'a en çok bağlı ise, o en üstündür.

Din açısından kibrin en kötü ya­nı, imanı gölgelemesidir. Peygambe­rimizin "kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez" (3) buyurmuştur.

Şeyhülislam Yahya
1) Lokman Suresi, ayet 18
2) Isra Suresi, ayet 17
3) Müslim, İman 147


İslam Ansiklopedisi
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
1 Nisan 2011       Mesaj #6
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
kibirlilik kendini beğenmiş kişiye denir vb
mihrimah sultan - avatarı
mihrimah sultan
Ziyaretçi
8 Mayıs 2013       Mesaj #7
mihrimah sultan - avatarı
Ziyaretçi
kibirlilik (büyüklenme) nedir bana yardımcı olun daha kapsamlı bi bigiye ihtiyacım varMsn Embarrassed
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
5 Aralık 2014       Mesaj #8
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
kibir kendiğini beğenme ,kendini üstün görme

Benzer Konular

17 Ocak 2013 / nötrino Müslümanlık/İslamiyet
24 Şubat 2010 / _KleopatrA_ X-Sözlük