Cevap Yaz Yazdır
Güncelleme: 23 Aralık 2016  Gösterim: 25.981  Cevap: 9

Meksika ve Meksika Tarihi

5 Ekim 2006 19:45       Mesaj #1
kompetankedi - avatarı
SMD Bir Dünyalı

Meksika

Ad:  Meksika1.jpg
Gösterim: 551
Boyut:  67.5 KB

resmi adı MEKSİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, İspanyolca MEXİCO ya da ESTADOS UNİDOS MEXİCANOS, Latin Amerika’nın en kuzeyde kalan, üçüncü büyük ülkesi.

Sponsorlu Bağlantılar
Kuzey Amerika anakarasının güneyinde 1.958.205 km2’lik bir alanı kaplar. Kuzeyde ABD, batı ve güneyde Büyük Okyanus, güneydoğuda Guatemala ve Belize, doğuda da Meksika Körfezi ve Antil Deniziyle çevrilidir. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yaklaşık 3.220 km boyunca uzanır. Kuzeyde 1.920 km’yi geçen genişliği, Tehuantepec Kıstağında ancak 215 km’ye yaklaşır. Kabaca kuzeyden güneye daralan bir üçgeni andırır. Nüfusunun yarıdan fazlası orta kesiminde toplanmıştır; kıraç kuzey ve tropik güney bölgeleri seyrek bir yerleşme dokusu gösterir. Meksika zengin maden kaynaklan, sınırlı tarım alanları ve hızla artan nüfusunun yanı sıra karmaşık ve değişken bir doğal yapı üzerinde biçimlenmiş ekonomik, toplumsal ve kültürel çeşitliliğiyle de dikkati çeker. Başkenti Batı Yarıküresi’nin en büyük kentlerinden biri olan Mexico, 1992 tahmini nüfusu 83.439.000’dir.

DOĞAL YAPI


YÜZEY ŞEKİLLERİ.


Dev tektonik levhaların etkileşim alanı içinde kalan Meksika, volkanik ve sismik hareketlerin etkin biçimde sürdüğü bir bölgede yer alır. Özellikle orta ve güney kesimleri jeolojik oluşum bakımından son derece genç sayılır. Yüzey şekillerinin olağanüstü çeşitliliğinin sonucu olarak ülke sekiz coğrafi bölgeye ayrılır.

ABD sınırından Tehuantepec Kıstağına kadar uzanan Meksika Platosu, yüksek bir merkezî plato ile bu platoyu kuşatan parçalanmış sıradağlardan oluşur. Kuzeyde ortalama yüksekliği 900-1.200 m olan merkezî plato, güneye doğru hafif bir eğimle yükselerek Mexico’nun aşağısında 2.400 m’nin üzerine çıkar. Platonun Mesa del Norte olarak bilinen kuzey kesiminde bolson denen, dağlarla çevrili, yarı kurak ve düz tabanlı vadiler bulunur. Daha güneyde uzanan Mesa Central ise aşınmış volkanik dorukların birbirinden ayırdığı küçük, ama verimli vadileri barındırır. Bu kesimdeki Guanajuato Havzası ülkenin geleneksel tahıl ambarıdır.

Merkezi platonun batı kenarını ortalama yüksekliği 2.400-2.700 m arasında değişen Batı Sierra Madre oluşturur. Bu dağları yararak batıya doğru akan ırmaklar boyunca barranca denen bir dizi derin kanyon sıralanır. Merkezî platoyu doğudan kuşatan Doğu Sierra Madre’nin bazı doruklan 3.600 m’yi geçer. Platonun güney sınırını çizen Neo-Volcânica Cordillerası’nda ülkenin en yüksek dorukları olan Citlaltepetl (Orizaba, 5.700 m), Popocatepetl (5.465 m) ve Ixtacflıuatl (5.230 m) yer alır.

Meksika Platosunun doğu ve batısı boyunca kıyı düzlükleri uzanır. Meksika Körfezine bakan Körfez Kıyı Ovasının ABD sınırındaki bölümü bataklıklar ve lagünlerle kaplıdır. En kuzeyde genişliği 160 km’yi geçmekle birlikte güneye indikçe daralan ova, Tampico’nun kuzeyinde dağlık bir çıkıntıyla kesintiye uğrar. Daha sonra düzensiz bir biçim alarak Tehuantepec Kıstağının kuzey ucunda yeniden genişler ve Yucatân Yarımadasını çepeçevre kuşatır. Daha dar olan batıdaki Pasifik Kıyı Düzlükleri Mexicali Vadisinde başlar ve büyük bölümünde California Körfezini izler. Genelde kıyı sekileri, yassı tepeler ve küçük havzalardan oluşan bu şeridin arasına yer yer ırmak deltaları ve kumsallar sokulur.

Şerit boyunca Acapulco ve Manzanillo gibi bir dizi korunaklı doğal liman bulunur.
Pasifik Kıyı Düzlüklerine koşut olarak Büyük Okyanusa doğru uzanan Baja (Aşağı) California Yarımadasının belkemiğini dev bir granit kırık bloku oluşturur. Bazı dorukları 2.700 m’yi geçen bu blokun batı kenarı hafif bir eğimle alçalırken, doğu kenarı sarp kayalıklar biçiminde California Körfezine doğru iner. Büyük Okyanustaki volkanik kökenli Revillagigedo Adaları, Baja California’nın 480 km güneyinde, Manzanillo limanının da 720 km batısında yer alır.

Meksika Platosunun hemen güneyinde yer alan Balsas Çöküntüsü tepelik çıkıntılarla ayrılmış küçük havzaları kapsar. Tehuantepec Körfezinin güney kıyılarında Güney Sierra Madre yükselir. Kristalin kayaklardan oluşan bu alçak sıradağın denizle birleşen kesimindeki girintili çıkıntılı kıyılar Meksika Rivierası olarak bilinir. Kuzeydoğuya düşen Mesa del Sur akarsuların aşındırdığı sırtlarla ıssız, küçük ve yüksek vadilerden oluşur. Güzel manzaralı Oaxaca Vadisi daha çok Yerlilerin oturduğu güzel manzaralı, ama yoksul bir yöredir.

Orta Amerika sıradağlarının bir uzantısı olan Chiapas Yaylası, yüksek bir çöküntü vadisini çevreleyen kırık bloku biçimindeki bir dizi dağdan oluşur. Kristalin bir yapısı olan alçak Soconusco Dağlan Büyük Okyanus kıyısı boyunca uzanır. Bu sıradağın kuzeybatısında, içinden Grijalva Irmağının aktığı, kıyıya koşut bir çöküntü vadisi bulunur. Vadi ile Tabasco Ovası arasında son derece parçalanmış, kıvrılmış ve kınlmış bir grup dağ yer alır.

Tabasco Ovasının kuzeydoğusunda Meksika Körfezine doğru bir çıkıntı oluşturan Yucatân Yarımadasının, seyrek olarak 150 m’yi geçen kireçtaşı oluşumlu bir yüzeyi vardır. Yarımadada yeraltı sularının etkisiyle oluşmuş çok sayıda karstik mağaraya ve düdene rastlanır.
Meksika’nın güneyi sık sık şiddetli depremlere ve volkanik etkinliklere sahne olur. Son yıllarda çok sayıda can kaybına yol açan ve ekinlerle hayvanlara büyük zarar veren geniş çaplı doğal felaketler arasında 1985’te Mexico’da meydana gelen deprem ile 1982’de Mexico’nun 650 km güneyindeki El Chichon Yanardağının püskürmesi sayılabilir.

AKARSULAR, GÖLLER VE TOPRAK DOKUSU.


Meksika’daki akarsuların çoğu kısa ve hızlı akışlıdır. Başlıca ırmaklar ülkenin orta kesiminde toplanmıştır. Mexico’nun batısındaki Toluca Havzasında doğan Lerma Irmağı batıya doğru akarak ülkenin en büyük gölü olan Chapala Gölüne girer. Gölden çıktıktan sonra Santiago adını alır ve Batı Sierra Madre’yi aşarak Büyük Okyanusa dökülür. Mesa Central’ın doğu kesimindeki suları toplayan ve doğuya doğru akan Moctezuma-Pânuco ırmak sistemi Doğu Sierra Madre’de derin boğazlar oyarak Meksika Körfezine ulaşır. Çeşitli kollarla beslenen Balsas Irmağı önemli bir hidroelektrik enerji kaynağıdır.

Güneydoğudaki Grijalva-Usumacinta ırmak sisteminin kolları Chiapas Yaylasından doğar. Bu iki ırmak Veracruz’un güneyinde Meksika Körfezine dökülen Papaloapan Irmağıyla birlikte ülkedeki akarsuların toplam su miktarının yüzde 40’ını taşır.

ABD sınırının büyük bölümünü çizen ve Meksika’da Rio Bravo del Norte olarak bilinen Rio Grande kuzeydeki başlıca akarsudur. Rio Grande’nin Meksika’daki kolu olan Conchos Irmağı Mesa del Norte’nin sularını toplar. Pasifik Kıyı Düzlüklerinden geçen Yaqui, Fuerte ve Culiacân ırmakları sulama açısından önem taşır. Topraklan geçirimli Yucatân ve kurak Baja California yarımadalarında kalıcı yüzey suları yok gibidir.

Meksika’nın güneyindeki tropik alanlarda lateritli topraklar egemen toprak dokusunu oluşturur. Güneydoğuda verimsiz kırmızı ve san topraklar uzanır. Mesa Central’ın çernozemi andıran volkanik toprakları son derece verimlidir. Kuzeydeki kurak bölgelerde kurşuni-kahverengi çöl topraklan geniş bir alanı kaplar. Kireç ve çözülebilir tuz oranı yüksek olan bu topraklann verimlilik düzeyi sulamaya bağlıdır.

İKLİM.


Meksika’nın yüzey şekillerindeki çeşitlilik iklim koşullarında da kendini gösterir. Ülkenin yarıdan fazlası Yengeç dönencesinin güneyinde kalır. Bu kesimde kara üzerindeki görece alçak basınç nedeniyle denizden gelen tropik hava kütleleri mayıstan ağustosa değin süren yoğun yağışlara yol açar. Ağustos-ekim arasında kıyılarda sık sık tropik kasırgalar görülür. Buna karşılık ülkenin kuzey kesimi yağışları en alt düzeye indiren ve yarı kalıcı bir özellik gösteren Büyük Okyanus kökenli astropik antisiklondan güçlü bir biçimde etkilenir.

Mevsimler arasındaki sıcaklık farkının ancak 5°C’yi bulduğu güneydeki tropik kuşakta, iklim koşullarının sınıflandırılmasında yükseklik temel alınır. Düzlük ve tepelik alanlardan oluşan 900 m’nin altındaki “sıcak topraklar”da (tierra caliente) yıllık ortalama sıcaklık 25°C’dir. Bu düzey tropik platoların yer aldığı 900-1.800 m arasındaki “ılıman topraklar”da {tierra templada) 19°C’ye, merkezî plato ile Chiapas Yaylasının bulunduğu 1.800-2.100 m arasındaki “soğuk topraklar”da {tierra fria) 17°C’ye iner. 4.200 m’nin üzerindeki dorukları içine alan “donmuş topraklar”da {tierra helada) sıcaklık ender olarak 10°C’yi geçer.

Tropik kuşağın kuzeyinde mevsimler arasındaki sıcaklık farkı daha yüksektir. Özellikle iç kesimde aşın sıcaklar ve soğuklar görülür. Baja California’nın orta kesiminde ve bazı çöllük alanlarda temmuz ve ağustos sıcaklığı 43°C’yi geçer. Yüksek dağlık alanlarda ve Mesa del Norte’nin ortakuzey kesiminde kışın sıcaklık 0°C’nin altına iner.

Meksika’nın yansında yıllık yağış miktan 600 mm’nin altında kalır. Bu kurak bölgenin yanı sıra ülke topraklannın beşte ikisi de yarı kurak sayılır. Yıl boyunca yeterli yağış alan kuşak Körfez Kıyı Ovası, güneydeki bitişik dağlar, Chiapas Yaylası ve Yucatân Yarımadasının güneyiyle sınırlıdır. Kuzey ve kuzeybatıdaki bazı eyaletlerde ancak 250 mm olan yıllık yağış miktarı, kıyı ovalarında 1.000-2.900 mm’ye, Chiapas Yaylasında ise 5.000 mm’nin üzerine çıkar.

BİTKİ ÖRTÜSÜ VE HAYVAN VARLIĞI.


Kuzeydeki çöl alanlarında çalılardan oluşan seyrek bir bitki örtüsü egemendir. Step görünümünü taşıyan kuzey, kuzeybatı ve orta kesimlerde kısa otların yanı sıra kaktüs, Agave cinsi bitkilerle öteki etli bitki türleri yetişir. Yüksek yağış alan güney ve doğu bölgeleri, Yucatân ve batı kıyıları yağmur ormanları ve savan örtüsüyle kaplıdır. İğneyapraklı ve karışık ormanlara or- tagüney kesimdeki dağlarla Batı ve Doğu Sierra Madre’nin 1.500-3.900 m arasındaki kesimlerinde rastlanır. Güneydeki kıyılarda geniş mangrov bataklıktan bulunur. Büyük Okyanus kıyılarındaki bazı ormanlar yaprakdöken tropik ağaçlardan oluşur.

Tropik ormanlarda maymun, jaguar, tapir ve karmcayiyen gibi, kuzey deki kurak bölgelerde ise armadillo, geyik, puma ve kır kurdu gibi memeliler yaşar. Kuş, sürüngen ve böcek varlığı son derece zengindir. Doğu Sierra Madre’nin kuzey kesimlerine kışın çok sayıda kaz ve ördek göç eder.
Ad:  Meksika11.jpg
Gösterim: 459
Boyut:  74.5 KB

YERLEŞME DOKUSU.


Meksika geleneksel olarak Ispanyol-Mestizo ağırlıklı kuzey ve Yerli-Mestizo ağırlıklı güney olarak ikiye ayrılır. Bu farklılaşma Mesa Central ve güneyin son derece gelişmiş Yerli uygarlıklannı kuzeydeki ilkel topluluklardan ayıran Kolomb öncesi sınıra da kabaca denk düşmektedir. Kolomb sonrası dönemde doğal yapıya ve etnik bileşime bağlı olarak ortaya çıkan geleneksel bölgeler bu temel farklılaşmanın izlerini taşır. Yerlilerin dağınık küçük topluluklarla sınırlı olduğu Kuzey, Kuzeydoğu ve Kuzeybatı bölgeleri madenciliğin ve hayvancılığın belirlediği alanlar olarak öne çıkar. Tarih boyunca ıssız bir bölge olan ve geri Yerli toplulukları erken bir dönemde ortadan kalkan Baja California’da yerleşim alanları verimli düzlüklerle sınırlıdır.

Mesa Central ile çevresindeki dağlık yöreleri içine alan Orta bölge eski uygarlıkların beşiği olmanın yanı sıra günümüzde ekonomik yaşamın ve kentleşmenin merkezidir. Etnik karışımın yoğun olduğu bu bölgede geleneksel yapısını korumuş az sayıda Yerli topluluğu modern kentlerle çarpıcı bir karşıtlık oluşturur. Guadalajara kentini çevreleyen Batı bölgesi ülkenin en önemli tanm merkezi olmakla birlikte sanayide de önemli bir gelişme göstermiştir. Meksika’ya özgü kültür öğelerinin çoğu bu bölgeden çıkmıştır. Kurak Balsas bölgesinin ekonomisi temelde sığır besiciliğine dayanır. Yerlilerin en yoğun olarak yaşadığı Güney Yükseltileri bölgesi, kıyılardaki modern turizm merkezlerine karşın yoksulluğu ve geriliğiyle dikkati çeker. Körfez Kıyısı bölgesinde Mestizolar büyük çoğunluğu oluşturur; bölgenin ekonomisinde en önemli yeri ticari ürünlere dayalı tanm tutar. Genelde öteki bölgelerden kopuk olan Chiapas bölgesinin kuzeyinde Yerliler, güneyinde ise Mestizolar ağırlıktadır. Maya uygarlığının beşiği sayılan Yucatân bölgesi kırsal bir nitelik taşır.

Batıkların gelişinden önce Yerlilerin büyük bölümü Orta, Batı ve Güney Yükseltileri bölgelerinde yoğunlaşmıştı. Yerli işgücünden yararlanmak isteyen Ispanyollar da genellikle bu bölgelere yerleştiler. Nüfusun öteki bölgelere yayılmasında itici gücü madencilik oluşturdu. Geniş ölçekli hayvancılığa bağlı yerleşim hareketi ise 19. yüzyıl ortalarında başladı.

Doğal yapının bir sonucu olarak kırsal kesimde geniş alanlar yerleşim dışında kalmıştır. Dolayısıyla kırsal yerleşme dokusuna toplu ve kümeleşmiş köyler egemendir. Meksika son derece hızlı bir kentleşme süreci yaşamaktadır. Hızlı büyüme özellikle küçük ve orta çaplı kentlerde belirgindir. Nüfusu 50 bini geçen kentlerin sayısı 100’ün üzerindedir. En önemli kentleşme eksenini ülkenin orta kesiminde Puebla ile Guadalajara arasındaki dar şerit oluşturur. Kuzey sınırındaki kentlerde de çarpıcı bir gelişme gözlenmektedir.


Son düzenleyen Safi; 23 Aralık 2016 00:12


9 Ekim 2006 23:23       Mesaj #2
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

NÜFUS


ETNİK VE DİNSEL YAPI.


Avrupahlann gelişinden önce bugünkü Meksika topraklarında çoğu Aztek imparatorluğu’na bağlı çeşitli Yerli halklar yaşıyordu. Yerlilerin ileri uygarlıkları İspanyol fatihlerce yıkılırken, kolonileşmeyle birlikte gelişen etnik karışım ortaya yeni bir halk çıkardı. Bazı bölgelerde ise etnik kimliklerini koruyan Yerli topluluklar ülke nüfusunun önemli bir öğesi olarak kaldı. Sömürgecilikle birlikte beyaz göçmen sayısının artışı ülke nüfusuna yeni bir öğe kattı.
Ad:  meksika1.JPG
Gösterim: 442
Boyut:  53.2 KB

Meksika’nın bugünkü etnik bileşimi sömürge dönemindeki bu biçimlenmeyi yansıtır. Iber-Yerli karışımı bir kökene dayanan Mestizolar toplam nüfusun (1981) yüzde 55’ini oluşturur. Etnik karışım sürecinde beyaz nüfusun düşük olması nedeniyle Meksika Mestizolannda Yerli özellikleri daha ağır basar. Ülkenin kuzeyinde hem kırsal, hem de kentsel alanlarda Mestizo çoğunluğu büyük bir orana varır. Değişik dil topluluklarına ayrılan Amerika Yerlilerinin toplam nüfus içindeki oranı yüzde 29’u bulur. Yucatân’m kırsal alanlarıyla Chiapas Yaylasında Mayalar en büyük etnik topluluktur. Oaxaca Vadisi ile Güney Sierra Madre’nin ıssız yörelerinde de kalabalık Yerli (özellikle Zapotek) toplulukları yaşar.

Mesa Central’ın doğu kenarındaki dağlık yörelerde adacıklar biçimindeki Yerli yerleşim alanları hâlâ önemli bir yer tutar. 20. yüzyılda göç edenleri de kapsayan beyazların toplam nüfus içindeki oranı yüzde 15’tir. Beyazların büyük bölümü başta Mexico olmak üzere kentlerde ve Batı bölgesinde toplanmıştır. Siyahlar başlıca azınlık topluluğu oluşturur. Son yıllarda Guatemala’dan gelen mülteciler önemli bir sayıyı bulmaktadır.
Toplam nüfusun yüzde 95’ten fazlası resmî dil olan İspanyolca konuşur. Yalnızca Yerli dili bilen Yerlilerin oranı çok düşüktür. Bununla birlikte ülkede konuşulan Yerli dillerinin sayısı 50’yi geçer.

Katolikler toplam nüfusun (1990) yüzde 89,7’sini oluşturur. Ülkenin koruyucu azizesi Guadalupe Meryemi’nin anısına inşa edilmiş olan bazilika her yıl çoğu köylü olmak üzere yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edilir. Katolikliği benimsemiş Yerlilerin önemli bir bölümü geleneksel inanç ve âdetleri sürdürür. Yüzde 5 dolayında bir azınlığı kapsayan Protestanlık özellikle kentli yoksullar arasında yaygındır.

DEMOGRAFİK YÖNELİMLER.


Meksika nüfusunun en önemli özelliklerinden biri 1940’tan sonra gözlenen yüksek doğal nüfus artış hızıdır. Bugünkü nüfusun 1915’teki düzeyin beş katını aşmış olması bu durumu yansıtan çarpıcı bir göstergedir. 1980’lerde artış oranı bir ölçüde azalmış olmakla birlikte hâlâ dünya ortalamasının çok üzerindedir. Bu gelişmenin temelinde sağlık koşullarındaki düzelmeye bağlı olarak ölüm oranının düşmesinin yanı sıra doğum oranının yüksek düzeyde kalması yatar.

Doğum ve ölüm oranları (1990) sırasıyla binde 31,2 ve binde 5’tir. Yüksek nüfus artışının ekonomi üzerinde yarattığı baskı nedeniyle hükümetin 1970’lerin başlarında uygulamaya başladığı aile planlaması programı pek başarılı olamamıştır. Öte yandan yasayla sınırlanmış olan kürtaj yaygın biçimde başvurulan bir yöntemdir. Yüksek doğurganlığın bir başka sonucu da nüfusun son derece genç olmasıdır; 15 yaşın altındaki grubun toplam nüfus içindeki oranı (1990) yüzde 38,3’tür. Artan nüfusun refah düzeyini korumak ve geliştirmek açısından yeni iş olanaklarının açılması ve gelir dağılımının yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

İç göçler nüfusun dağılımını önemli ölçüde değiştirmiştir. Kırsal kesimde oturanların oranı 1960’larda yüzde 50 dolayındayken, son verilere göre (1990) yüzde 28,7’ye kadar inmiştir. Nüfus yoğunluğu (1992) kilometrekare başına 43,1 kişi olmakla birlikte coğrafi bölgelere göre son derece dengesiz bir dağılım gösterir. Toplam nüfusun yaklaşık yüzde 20’si, ülkenin dört büyük kenti olan Mexico, Guadalajara, Ciudad Netzahualcöyotl ve Monterrey’de yaşar.

Meksika’dan ABD’ye yönelik göç dalgası özellikle 1970’lerin sonlarında hızla yükselmiştir. Ekonomik nedenlerden kaynaklanan göçlerin büyük bölümü yasadışı yollardan gerçekleştirilmektedir. 1970-85 arasındaki dönemde sının geçen göçmen sayısına ilişkin tahminler 4-8 milyon arasında değişmektedir.

EKONOMİ


Meksika’da büyük ölçüde imalat, toptan ve perakende ticaret, tanm ve madencilik sektörlerine dayanan karma bir ekonomi yürürlüktedir. Devlet ekonomiyi yönlendirmede mali ve parasal politikaların yanı sıra ithalat izni, üretim kotası ve belirli mallarda uygulanan fiyat denetimi gibi araçlardan yararlanır. Yan özerk devlet kuruluşlarının etkinlik gösterdiği alanlar arasında petrol sanayisi, elektrik üretimi ve dağıtımı, bankacılık ve haberleşme sayılabilir, imalat sanayisi genelde özel sektörün elindedir. Yerli sermaye özel yatırımlann büyük bölümünü denetler. Sigortacılık, petrol üretimi ve ormancılık gibi belirli alanlar yabancı sermayeye kapatılırken, bazı alanlarda da yabancı sermaye payına kısıtlamalar getirilmiştir.

Meksika 1960-80 arasında yüzde 7’ye yaklaşan ortalama yıllık büyüme hızıyla kalkınma yolundaki ülkelerin ön safında yer alır. Bununla birlikte 1970’lerde petrol gelirlerine ve dış kredilere bağlı olarak girişilen geniş çaplı yatırımlann ardından petrol fiyatlarındaki düşüşle ağırlaşan borç yükü 1980’lerde Meksika tarihinin en büyük ekonomik bunalımına yol açmıştır. 1990 verilerine göre ülke gayri safi milli hasılası (GSMH) 214,5 milyar ABD Doları, kişi başına düşen milli gelir ise 2.490 ABD Doları’dır. Milli gelir artışının nüfus artışının gerisinde olmasına karşılık, Meksika milli gelir açısından Latin Amerika’da Brezilya’dan sonra ikinci sırayı alır.

TARIM, ORMANCILIK VE BALIKÇILIK.


Gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) içindeki payı (1989) yüzde 9 olan tarım sektöründe toplam işgücünün (1990) yüzde 22’si çalışır. Ekili alanlar ülke topraklarının yaklaşık yüzde 13’ünü oluşturur. Yeni projelere karşın sulama olanakları yetersizdir. Sömürge döneminin ürünü olan hacienda’ların (büyük çiftlik) erken bir dönemde tasfiye edilmiş olması nedeniyle kırsal kesimde küçük çiftçilik son derece yaygındır. Arazilerin 4-8 hektarlık çiftliklere bölünmesine ve emek-yoğun üretime dayanan ejido sistemi, tarımda verimlilik düzeyinin düşük olmasında önemli bir etkendir. Bununla birlikte kırsal kesimin büyük bölümü pazara açılmıştır. Devlet tarımsal üretimi artırmak amacıyla kolektif çiftliklerin oluşturulmasına geniş çapta destek vermektedir. Meksika tarım ürünleri bakımından kendine yeterli olmadığından, gıda gereksiniminin önemli bir bölümü ithalat yoluyla sağlanır. Yetersiz beslenme bazı bölgelerde önemli bir sorun durumundadır.

Temel gıda ürünlerinin başında mısır, buğday, pirinç ve fasulye gelir. Genelde iç tüketime dönük olan önemli ürünler arasında şekerkamışı, kocadan, muz, domates, portakal ve patates sayılabilir. Önemli ticari ürünlerden kahve, pamuk ve tütün ile bazı meyve ve sebzeler az miktarda ihraç edilir. Mobilya ve halat yapımında kullanılan heneken lifi ile mescal ve tekila gibi alkollü içkilerin elde edildiği maguey Meksika’nın özel ürünlerini oluşturur.

Ülke topraklarının yaklaşık beşte ikisini kaplayan otlak ve çayırların büyük bölümü kuzeyde toplanmıştır. 1960’larda modern tekniklerin ve ithal cinslerin benimsenmesiyle köklü bir dönüşüm geçiren büyükbaş hayvan yetiştiriciliği önemli miktarda et ihracatına olanak verir. Öteki önemli çiftlik hayvanlan domuz, keçi ve koyundur. Meksika aynı zamanda dünyanın en büyük bal üreticilerinden biridir.

Ormanla kaplı alanlar ülke topraklannın yaklaşık dörtte birini oluşturur. Geniş biçimde yararlanılan ormanlardan değişik nitelikte kerestelerin yanı sıra çiklet yapımında kullanılan chicle ve başka ürünler de elde edilir.
Balıkçılık önemli bir gelir kaynağıdır. 1960’larda bir balıkçılık filosunun kurulmasından sonra özellikle Büyük Okyanus kıyılarının açıklarındaki zengin balık varlığı eniş çapta değerlendirilmiştir. Avlanan alık türlerinin başında sardalye, hamsi ve tonbalığı gelir. Meksika ve California körfezlerinden çıkarılan karidesin önemli bir bölümü dondurularak ihraç edilir.

MADENCİLİK VE SANAYİ.


Meksika’nın zengin doğal kaynakları geniş hidroelektrik potansiyelin yanı sıra birçok değişik maden ve metali kapsar. 1970’lerin ortalarından bu yana en önemli gelir kaynağını oluşturan petrol yataklarının büyük bölümü Körfez Kıyısı ve Kuzeydoğu bölgelerindedir. Meksika petrol rezervleri bakımından dünyada beşinci sırada yer alır. Doğal gaz rezervleri de önemli bir miktarı bulur. Geçmişte en önemli maden olan gümüşün çıkarıldığı başlıca bölge, Mesa Central’dan Mesa del Norte’ye kadar uzanan Gümüş Kuşağı’dır. Meksika günümüzde de dünyanın en büyük gümüş üreticisidir. Latin Amerika’da doğrudan koklaştırmaya elverişli kömür Kolombiya’yla birlikte yalnızca Meksika’da bulunur. Ekonomik bakımdan önem taşıyan öteki madenler arasında çinko, kurşun, altın, cıva, kadmiyum, demir cevheri ve bakır sayılabilir.
Ad:  Meksika8.jpg
Gösterim: 447
Boyut:  46.3 KB

Son derece gelişmiş olan madencilik sektörünün GSYİH’ye katkısı (1991) yüzde 2,3 dolayındadır. Petrol üretimini elinde tutan yarı özerk kamu kuruluşu Petröleos Mexicanos (Pemex), aynı zamanda yatırım hacmi ve işçi sayısı bakımından ülkenin en büyük işletmesidir. Ham petrolün büyük bölümü boru hatlarıyla ABD’ye ihraç edilir; bazı önemli merkezlerde petrol arıtım tesisleri de vardır. Devlet birçok başka madenin çıkarımına da Madenciliği Geliştirme Komisyonu aracılığıyla mali katkıda bulunur. Madencilik sektöründe gümüş, demir cevheri, çinko, bakır, cıva, kadmiyum ve altının yanı sıra selestit, arsenik, flüorit, antimon, bizmut, doğal grafit, kükürt, feldispat ve doğal sodyum sülfat da önemli bir yer tutar.

Meksika Latin Amerika’nın en sanayileşmiş ülkelerinden biridir. GSYİH içindeki payı (1991) yüzde 22,2 olan imalat sektöründe toplam işgücünün (1990) yüzde 18,7’si çalışır. Petrol üretimindeki büyümeye bağlı olarak petrokimya sanayisi önemli bir gelişme göstermiştir. Önde gelen öteki sanayi dallarını gıda işleme, otomotiv sanayisi, elektrikli makine yapımı, kimya sanayisi, dokumacılık, basımcılık ile kâğıt, metal eşya ve demir-çelik üretimi oluşturur. Elektriğin dörtte üçü petrol ve öteki yakıtlardan, geri kalanı hidroelektrik ve jeotermik santrallardan elde edilir; yıllık elektrik üretimi (1992) yaklaşık 131 milyar kW-sa düzeyindedir.

Sanayi kuruluşlarının büyük bölümü geniş pazarı ve gelişmiş altyapısıyla Mexico metropoliten alanında toplanmıştır. İşçi sendikalarının çoğu ülkenin egemen siyasal gücü Kurumsal Devrimci Parti’yle (PRI) yakın ilişki içindeki İşçi Kongresi’ne üyedir.
Turizm ülke ekonomisine önemli katkıda bulunur. Geçmişte daha çok tarihsel yerler ve eski uygarlık kalıntılarıyla sınırlı olan turizm etkinlikleri, tatil sayfiyelerinin geliştirilmesiyle geniş bir alana yayılmıştır.

Altyapı, ulaşım ve konut projelerinin inşaat sektöründe yarattığı canlılık, 1980’lerin başındaki bunalıma bağlı olarak başvurulan kısıntılar nedeniyle önemli ölçüde gerilemiştir. Bununla birlikte 1985’te Mexico’da meydana gelen deprem, geniş çaplı bir yeniden inşa programını gündeme getirmiştir.

FİNANS VE TİCARET.


Özel bankaların 1982’de devletleştirilmesinden sonra finans sektörü bütünüyle devletin denetimi altına girmiştir. Meksika Merkez Bankası para basmanın yanı sıra kredi denetimi, ihtiyat hadlerini belirleme ve altın satışı gibi işlevleri de yerine getirir. Öteki kamu finans kuruluşlarının en önemlisi olan Ulusal Kalkınma Bankası, yabancı kaynakların sanayi projelerine aktarılmasında belirleyici rol oynar.

Petrol gelirlerine dayanarak 1970’lerin sonlarında üçte ikiye varan bir artışla geniş çaplı kamu harcamalarına girişen federal yönetim, 1980’lerin başlarında petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte ortaya çıkan bütçe açığı karşısında yaygın tasarruf önlemlerine başvurmak zorunda kalmıştır. Öte yandan 1970-80 arasında 10 kattan fazla bir artış gösteren dış borçlar mali güçlüklerin daha da ağırlaşmasına yol açmıştır. Ödemeler dengesini düzeltmek amacıyla son yıllarda uygulanan sıkı para politikası çerçevesinde alman önlemler arasında ithalatın kısıtlanması, döviz kurlarının düşürülmesi, tüketici sübvansiyonlarının kaldırılması ve ücret artışlarının düşük düzeyde tutulması sayılabilir. Meksika ekonomisi bu önlemleri sonucunda 1990’ların başlarında belirli bir toparlanma sürecine girdi.

Meksikanın ihracatı büyük ölçüde petrol ve petrole bağlı sanayilere dayanır. İthalat kalemlerinin başında ise makine, özel sanayi donanımı, ulaşım araçları ve kimyasal maddeler gelir. Dış ticarette en önemli yeri hem ihracat, hem de ithalat içindeki payı üçte ikiyi bulan ABD tutar. Ticaret yapılan öteki ülkelerin başlıcaları Japonya, Kanada, Fransa ve İngiltere’dir.

ULAŞIM.


Demir ve kara yollarının odak noktasını Mexico oluşturur. Yük ve yolcu taşımacılığında daha çok karayollarından yararlanılır. 1992’de toplam uzunluğu 244 bin km’ye yaklaşan karayollarının yalnızca yüzde 35’i kaplanmıştır. Ülke içinde havayolu ulaşımı yaygındır. Gelişen turizmin etkisiyle ülkenin birçok yerinde yeni havaalanları açılmıştır.

YÖNETSEL VE TOPLUMSAL KOŞULLAR DEVLET YAPISI.


Meksika’nın yönetim biçimi federal cumhuriyettir. 1917’den beri yürürlükte olan anayasa yürütme, yasama ve yargı erkleri arasında güçler ayrılığı ilkesine dayanır. Kişi hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasada temel ekonomik ve siyasal ilkeler de yer alır. On sekiz yaşını geçmiş bütün yurttaşlar için oy kullanma zorunluluğu vardır.

Devletin ve hükümetin başı konumunda olan başkan, yalnızca bir dönem görev yapmak üzere altı yılda bir doğrudan halk tarafından seçilir. Başkanlık makamına uzun yıllardan beri sürekli olarak Kurumsal Devrimci Parti’nin (PRI) başkanı seçilmektedir. Geniş yetkilerle donatılmış olan başkan, bakanlar kurulu üyelerinin yanı sıra Federal Bölge valisini, başsavcıyı, yüksek rütbeli subayları ve yüksek mahkeme yargıçlarını atar. Başkanın belirli ekonomik ve mali konularda yasa gücünde kararnameler (reglamento) çıkarma, yasaları ve eyalet valilerini veto etme yetkisi de vardır.

Yasama organı Temsilciler Meclisi ile Senato’dan oluşur. Ülke genelinde seçilen 500 üyenin yer aldığı Temsilciler Meclisi’nin görev süresi üç yıldır. Federal Bölge ile 31 eyaletin ikişer üyeyle temsil edildiği 64 üyeli Senato ise altı yıllık bir dönem için görev yapar. Yasama organı üyeleri üst üste iki dönem seçilemez. Ülkenin siyasal yaşamına egemen olan merkez sağ eğilimli PRI, 1929’dan beri bütün başkanlık ve eyalet valiliği seçimlerini kazanmanın yanı sıra federal ve yerel meclislerde de her zaman ezici bir çoğunluğu elinde tutmuştur. Öteki önemli siyasal partiler Demokratik Devrim Partisi (PRD) ile Ulusal Eylem Partisi’dir (PAN). Bölünmüş sol kanat içindeki bazı gruplar 1987’de Meksika Sosyalist Partisi (PMS) adı altında birleşmiştir.
Federal yönetimin yetkisi dışında kalan bütün hizmet ve işler eyaletlerin seçilmiş organlarınca yerine getirilir. Bununla birlikte gelir kaynaklarının sınırlılığı eyaletlerin gücünü önemli ölçüde sınırlar. Eyalet valileri altı, tek meclisli yasama organları da üç yıl görev yapar.

Yargı sisteminin başında Yüksek Adalet Mahkemesi yer alır. Eyaletlerin de üst mahkemeleri vardır. Ordu öteden beri siyasetin dışında tutulmuştur. Ordunun iç güvenliği sağlama işlevi önde geldiğinden, toplam asker sayısının dörtte üçü kara kuvvetleri içinde yer alır. Zorunlu askerlik hizmeti süresi bir yıldır.

SAĞLIK, SOSYAL REFAH VE EĞİTİM.


Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi temelde federal yönetimin yetkisine girer. Devlet hastaneleri bütün yurttaşlara düşük ücretle sağlık hizmeti verir. Sağlık kuruluşları genelde büyük kentsel merkezlerde toplanmıştır. Kırsal kesimde sağlık personeli açığının yanı sıra araç gereç yetersizliği de önemli boyuttadır. Sağlık koşullarının giderek düzelmesine karşın, başta paraziter ve bulaşıcı mide ve bağırsak hastalıkları olmak üzere bazı ciddi hastalıklar hâlâ sorun oluşturmaktadır. Verem, öteki solunum hastalıkları, sıtma, grip ve cinsel hastalıklar da yaygındır. Ortalama ömür H990) kadınlarda 73,1 yıl, erkeklerde ise 6o,5 yıldır. Bebek ölüm oranı (1988) binde 46,6 düzeyindedir.

Sosyal sigorta sistemi çalışanlar için emekli aylığı, hastalık ve işgörmezlik yardımı gibi hizmetleri kapsar. Meksika toplumunda gelir dağılımı dengesizliği son derece belirgindir. Yaygın bir yoksulluğun görüldüğü kırsal kesimin yanı sıra kentlerde de geniş bir katman geçim düzeyinin altında bir yaşam sürer. Konut açığı sorunu özellikle kentlerde ciddi bir boyuttadır. Öte yandan var olan evlerin büyük bölümü gerekli standartların altındadır. Devletçe yürütülen konut inşaat programları daha çok orta gelirli aileleri desteklemeye yöneliktir.

Okuryazarlık oranı (1990) yüzde 87 dolayındadır. Altı yıllık ilköğretim ve üç yıllık ortaöğretim zorunlu ve parasızdır. Özel okullarda eğitim düzeyi devlet okullarına göre daha yüksektir; bu nedenle gelir dağılımındaki dengesizlik okuma olanaklarına da yansır. Sayıca 50’yi geçen üniversitelerin beşte biri Mexico’dadır. En büyük yükseköğretim kurumlan Meksika Özerk Ulusal Üniversitesi, Guadalajara Üniversitesi ve Ulusal Politeknik Enstitüsü’dür.

KÜLTÜREL YAŞAM


Tarihsel, etnik, toplumsal ve ekonomik etkenlerden kaynaklanan bölgesel farklılaşmalara karşın, yerel halk sanatlarının yanı sıra Avrupa kaynaklı klasik sanatlara dayanan özgün bir Meksika kültüründen söz edilebilir. 1930’larda güçlenen Indigenis- mo(*) akımı Yerli kültür mirasına ilgiyi canlandırmıştır.

Daha çok kırsal kesimde yaygın olan ve hem günlük kullanıma, hem de süslemeye dönük işlevler taşıyan geleneksel halk sanatları ülke çapında çok tutulur. En ilginç örnekler arasında Oaxaca Vadisine özgü kil çömleklerle Tornala köyünde üretilen kuş ve hayvan figürleri sayılabilir. Renkli süslemeler taşıyan pamuk giysilere, pamuk ya da yünden yapılan omuz atkılarına (rebozo) ve serape’lere, renkli sepetlere ve değişik desenli kilimlere ülkenin hemen her yanında rastlanır. Halk müziği Meksika tarihi boyunca en önemli sanat biçimlerinden biri olmuştur. Eski charro’lar (sığır çobanı) gibi giyinen şarkıcılar, günümüzde de şenliklerde ve özel günlerde gitar ve davul eşliğinde şarkılar söyler.

Meksika Devrimi’ne ilişkin temalar uzun bir dönem Meksika edebiyatına damgasını vuran başlıca öğe olmuştur. Köylülerin sorunları ve acılan günümüzde de Juan Rulfo gibi yazarlann yapıtlanna konu olmakla birlikte, Meksika edebiyatında evrensel temalara yöneliş belirgin bir ağırlık kazanmıştır. Bu yeni kuşak edebiyatçılar arasında uluslararası düzeyde ün kazanmış Samuel Ramos, Octavio Paz, Carlos Fuentes, Gustavo Sainz ve Juan Jose Arreola gibi adlar öne çıkar. Oyun yazarı Rodolfo
Usigli’nin yapıtlannda da benzer bir yönelim görülür. Meksika tiyatrosuna katkıda bulunmuş öteki çağdaş yazarlar arasında
Luisa Josefina Hernândez ve Emilio Carballido sayılabilir. Müzikte evrenselleşme çığırma öncülük eden Carlos Châvez’i başka bazı genç besteciler de izlemiştir.

Duvar resmi Meksika’nın dünya çapında adını duyurduğu sanat dallarının başında gelir. Diego Rivera, Jose Clemente Orozco ve David Alfaro Siqueiros gibi ressamlar Meksika tarihi ve kültürünü kalabalık, canlı, figüratif kompozisyonlarla yansıtan yapıtlarıyla tanınmıştır.
Önde gelen kültür kurumlarından Ulusal Güzel Sanatlar Enstitüsü güzel sanatları yaymaya ve bu alandaki incelemeleri desteklemeye yönelik etkinlikler yürütür. Meksika Senfoni Orkestrası ve çeşitli bale toplulukları da devletten önemli çapta destek görür. Yerli Enstitüsü geleneksel el sanatlarını korumak ve geliştirmekle görevlidir.

Boğa güreşi Meksika’da günümüzde de çok sevilen bir eğlencedir. En yaygın spor olan futbolun yanı sıra beyzbol da büyük ilgi toplar. Meksika hafif sıklette birçok dünya şampiyonu boksör yetiştirmiştir.
Yasalarla düzenlenmiş olan basın dünyasına özel sektör egemendir. En etkili gazetelerin başında Mexico’da yayımlanan Excelsior, Novedades ve El Universal gelir. Basın özgürlüğü yönetimin serbestçe eleştirilmesine olanak verir. Radyo ve televizyon yayınlan devletin denetimindedir.

kaynak: Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:07
Misafir
1 Nisan 2007 21:59       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

TARİH

Ad:  Meksika2.jpg
Gösterim: 439
Boyut:  71.7 KB

KOLOMB ÖNCESİ.


Bugünkü Meksika topraklannda avcılıkla geçinen ilk insan topluluklarının ortaya çıkışı günümüzden 23 bin yıl öncesine gitmektedir. Bu topluluklarca kullanılan ve İÖ 9000’lere tarihlenen bazı aletler günümüze ulaşmıştır. Avcılığın yanı sıra yabanıl bitki toplayıcılığının gelişmesi İÖ 7500’lere rastlar. IÖ 5000’lerde başlayan toprak ekimi zamanla avcılığa ve toplayıcılığa ağır basarak İÖ 1500’lere doğru göçebe yaşam biçiminden köylere dayalı yerleşik tarıma geçiş için gerekli koşullan yarattı.
Basit köy toplulukları İÖ 900-300 arasında yerini daha karmaşık ve gelişkin kültürlere bıraktı. Odağında kentlerin yer aldığı toplumsal ve siyasal-dinsel örgütlenmelerin yanı sıra el sanatlan, yazı ve takvim gibi alanlarda büyük ilerlemelere sahne olan bu dönemin ardından, İS 100-900 arasında Ölmeklerin, Mayaların ve Tolteklerin kurduğu daha büyük uygarlıklar biçimlendi.

12. yüzyıl başlarında Toltek uygarlığının çöküşünü izleyen genel göç hareketi sırasında kuzeyden gelerek ülkenin orta kesimine yerleşen Aztekler, yoğun ekime ve sulamaya dayanan ileri bir tarım sistemi kurdular. Bu sistemin ve stratejik konumlarının sağladığı üstünlüğü kullanarak ticari ilişkiler ve fetihler yoluyla çevredeki Yerli halkları geniş bir imparatorluk altında topladılar. Dev bir askeri ve dinsel bürokrasiyle ayakta duran Aztek egemenliği, 16. yüzyıl başlarında daha üstün silahlar kullanan İspanyolların saldırılan ve bağımlı Yerli halkların başlattığı genel ayaklanma karşısında kısa sürede yıkıldı.

İSPANYOL FETHİ VE YAYILMASI.


İspanyol- lann Meksika’yı fethi, Küba genel valisi Diego Velâzquez’in 1517’de Francisco Hernândez de Cördoba’yı keşif için Yucatân kıyılanna göndermesiyle başladı. Yeni bir sefer için Şubat 1519’da Küba’dan aynlan Hernân Cortes, Veracruz kentini kurarak askeri vali unvanını aldıktan sonra İspanya kralı I. Carlos adına ülkenin iç kesimlerini fethetmeye girişti. İki yıl süren bu seferin sonunda Ağustos 1521’de Aztek başkenti Tenochtitlân ele geçirildi ve aynı yerde bugünkü Mexico kenti inşa edildi. Sonraki birkaç yıl içinde Meksika’nın orta ve güney kesimleri bütünüyle İspanyol yönetimine girdi.

Yucatân’daki Maya direnişine Francisco de Montejo’nun yürüttüğü askeri harekâtla 1526’da son verileli. Bunu izleyen dönemde İspanyol yayılması zengin gümüş yataklarının bulunduğu kuzey bölgelerine yöneldi. Aynı dönemde denetim amacıyla çeşitli yerleşmeler kurulurken, Fransisken ve Cizvit papazların misyonerlik çalışmaları da hız kazandı. İspanyol fethinin büyük ölçüde tamamlandığı 1540’larda Nueva Espana olarak adlandırılan yeni toprakların yönetimi ayrı bir genel valiliğe bağlandı.

İngilizlerin ve Fransızların yayılmasını durdurma ve bölgedeki Yerli ayaklanmalarını bastırma çabaları, Nueva Espana sınırlarının 16. yüzyıl sonlarından başlayarak kuzeye doğru genişlemesi sonucunu doğurdu. 18. yüzyıldaki çatışmalar sırasında bölgedeki bazı topraklar birkaç kez el değiştirdi. Uzun bir dönem belirsiz kalan Nueva Espana’nın kuzey sınırları Adams-Oms Antlaşması’yla (1819) kesin olarak çizildi. Böylece bugünkü Texas, New Mexico ve California toprakları üzerindeki İspanyol egemenliği ABD tarafından resmen tanındı.

SÖMÜRGE DÖNEMİ (1701-1821).


İspanyolların Nueva Espana ve öteki Güney Amerika kolonilerinde alcalde ve corregidor adı altında toplanan bir dizi krallık görevlisi aracılığıyla uyguladığı bölünmüş, karmaşık ve hantal yönetim sistemi, İspanya Veraset Savaşı (1701-14) sonunda Habsburg hanedanı yerine Bourbon hanedanının başa geçmesiyle köklü bir değişikliğe uğradı. Merkezî ve etkili bir yönetimle geniş imparatorluk kaynaklarını İspanya’ya aktaracak bir sömürge sistemi kurmayı amaçlayan Bourbonlar, Fransız kurumlannı örnek alan çeşitli yönetsel reformlara giriştiler. Kumpanyalara dayanarak ticari bağlar geliştirilirken, vergi sisteminde yeni düzenlemelere gidildi. Özellikle intendente sisteminin kurulduğu III. Carlos döneminde (1759-88) Meksika hızlı bir değişim sürecine girdi.

Madencilik ve tanm alanlarında sağlanan gelişmeler, Amerikan Bağımsızlık Savaşı ve Fransız Devrimi’nin etkisiyle yayılan liberal düşünceler ve Kreol subayların komutasında oluşturulan yerel milisler Meksika toplumunda yeni güçleri sahneye çıkardı. Öte yandan Napoleon Savaşları (1792-1815) sırasında Ispanya’da çıkan karışıklıklar sömürgeci denetimi büyük ölçüde zayıflattı. Napoleon’un 1808’de VII. Fernando’yu tahttan indirerek kardeşi Joseph Bonaparte’ı başa geçirmesinden sonra, Meksika’daki İspanyol görevlileri hedef alan bir bağımsızlık hareketi gelişti. Bu dönemde İspanyol Cortes'inin devrik kral adına ilan ettiği liberal anayasanın yarattığı özgürlükçü havaya karşın, sömürge yönetimi bu bağımsızlık hareketini sert biçimde bastırma yoluna gitti.

Katolik papaz Miguel Hidalgo y Costilla’ mn Eylül 1810’da başlattığı ayaklanma, önceleri bazı başarılar elde ettiyse de örgüt- süzlük nedeniyle Ocak 1811’de yenilgiyle noktalandı. Ardından Hidalgo’nun yardımcılarından Jose Mana Morelos y Pavön, Chilpancingo (1813) ve Apatzingân (1814) kongrelerini toplayarak cumhuriyetçi bir anayasayla bağımsızlık ilan edilmesine ön ayak oldu. Bu sırada Fernando’nun tahta dönmesiyle Ispanya’dan gönderilen birlikler Aralık 1815’te devrimci kuvvetleri bastırdı. Ama gerilla savaşı biçimini alan bağımsızlık hareketi, Vicente Guerrero’nun önderliğinde varlığını sürdürdü.

1820’de İspanya’da Fernando’nun bir darbeyle 1812 Anayasası’nı geri getirme girişimi, Meksika’daki güç dengelerini de değiştirdi. Gelişmeleri kendileri için bir tehdit olarak gören tutucu çevreler Ispanya’dan ayrılma çabasına yöneldiler. Daha önce bağımsızlık hareketinin bastırılmasında görev alan Agustm de Iturbide, kralcı kuvvetlerin başına geçerek Guerrero’yla gizli görüşmelere girdi. İki taraf Şubat 1821’de hemen bağımsızlık ilan edilmesini, Katolikliğin tek din kabul edilmesini ve İspanyollarla Kreoller arasında eşitlik sağlanmasını öngören Iguala Planı çerçevesinde anlaşmaya vardı. Bu doğrultuda oluşturulan ordu kısa sürede bütün ülkeyi denetim altına aldı. Ülkeye gönderilen yeni askeri valinin 24 Ağustos 1821’de Cördoba Antlaşmasını imzalamasıyla İspanyol sömürge yönetimi sona erdi.

BAĞIMSIZLIK DÖNEMİ (1821-1910).


Siyasal istikrarsızlık ve toprak kayıpları. Bağımsızlık sonrasında kabul edilen meşruti monarşiyle yönetime tutucu çevreler egemen oldu. Mayıs 1822’de I. Agustm adıyla imparator unvanı alan Iturbide, keyfi yönetimiyle çok geçmeden bütün siyasal çevreleri karşısına aldı. General Antonio Löpez de Santa Anna’nın önderliğinde birleşen muhalefet Iturbide’yi tahttan çekilmeye zorlayarak Aralık 1823’te cumhuriyet ilan etti. Ardından ABD’yi örnek alan federal bir anayasa benimsendi. Yeni anayasada temsili kurumlara ve bazı özgürlüklere yer verilmesine karşın, sömürgeciliğin kalıntısı olan ayrıcalıkların temeline dokunulmadı.

Cumhuriyetle birlikte iktidar mücadelesi yürüten iki ana siyasal akım ortaya çıktı: Ordu ve kiliseye dayanan tutucu çevrelerin oluşturduğu Merkezciler ile eyaletlere daha geniş özerklik verilmesini ve sömürge kuramlarının kaldırılmasını savunan Federalistler. İktidarın iki grup arasında sürekli el değiştirdiği cumhuriyetin ilk 10 yılında, bozuk ekonomi nedeniyle Meksika giderek artan bir borç yükü altına girdi. Bu durum köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini güçleştirirken, ABD’nin sınırlan yeniden belirlemeye yönelik dayatmalarına da elverişli bir ortam hazırladı.

1833’te Federalistlerin desteğiyle başkan seçilen Santa Anna, başlangıçta bazı liberal adımlar atmasına karşın 1836’da baskıcı bir yönetim biçimine yöneldi. Aym yıl ABD’li göçmenlerin Texas’ta başlattığı ayaklanma, bu toprakların Meksika’dan kopmasıyla sonuçlandı. Bağımsız bir cumhuriyet ilan eden Texas, 1845’te yeni bir eyalet olarak ABD’ye bağlandı. Sorunu görüşme yoluyla çözmeye çalışan Santa Anna başkanlıktan uzaklaştırıldı. Nisan 1846’da sınır devriyeleri arasında çıkan çatışmalar Meksika Savaşı’na yol açtı.

ABD birliklerinin New Mexico ve Yukarı California topraklarını ele geçirmesinden sonra, yeniden başkanlığı üstlenen Santa Anna komutasındaki Meksika ordusu Şubat 1847’deki çarpışmada yenilgiye uğradı. Güneye inerek Mexico’yu işgal eden ABD birlikleri, Santa Anna’nın yeriıli alan yeni yönetimi barışa zorladı. Şubat 1848’de imzalanan Guadalupe Hidalgo Antlaşmasıyla Rio Grande ve Gila Irmağının kuzeyindeki topraklar ABD’ye bırakıldı. 1853’te iktidara gelen tutucu çevrelerin çağrısı üzerine sürgünden geri dönerek bir diktatörlük kuran Santa Anna, orduyu büyütmek için, Gadsen Alımı olarak bilinen anlaşmayla Gila Irmağının güneyindeki bir toprak şeridini ABD’ye sattı.

Reform hareketinin yükselişi. Meksika Savaşı’ndan sonra aydınlar arasında liberal görüşler hızla güç kazanmaya başladı. 1855’te Santa Anna’nın diktatörlüğüne son veren Juan Âlvarez ve Ignacio Comonfort, bu aydınları önemli görevlere getirerek Meksika tarihinde “La Reforma” olarak bilinen dönemi açtılar. Askerlerin ve din adamlarının yargı ayrıcalıklarının kaldırılmasından (Kasım 1855) ve dinsel amaçlarla kullanılmayan kilisfe topraklarının satışa çıkarılmasından (Haziran 1856) sonra, liberal aydınların öncülüğünde yeni bir anayasa hazırlandı (Şubat 1857). Reformlara yasal bir dayanak kazandıran ve özgürlükleri genişleten anayasa din adamlarının, ordunun ve büyük toprak sahiplerinin sert tepkisiyle karşılaştı.

Tutucuların Ocak 1858’de giriştiği ayaklanmayla bir iç savaş başladı. Mexico’nun tutuculara bağlı kuvvetlerin eline geçmesi üzerine Comonfort’un yardımcısı olarak başkanlığı üstlenen Yerli kökenli Benito Juârez, Veracruz’a çekilerek cumhuriyetçi kuvvetleri toparlamaya çalıştı. İspanya, Fransa ve İngiltere tutucuları desteklerken, ABD Juârez yönetiminin yanında yer aldı. Temmuz 1859’da kilise mülklerini kamulaştırma, din ve devlet işlerini birbirinden ayırma ve kilisenin toplumsal yaşamdaki rolünü sınırlama gibi köklü reformları yürürlüğe koyan Juârez siyasal dengeyi lehine çevirmeyi başardı. Aralık 1860’ta kazanılan önemli bir çarpışma, liberalleri askeri bakımdan da üstün duruma getirdi. Juârez 11 Ocak 1861’de Mexico’ya dönerek resmen başkanlığa seçildi.

Fransız müdahalesi.


Juârez’in mali sorunları çözmek için dış borç ödemelerini iki yıl süreyle ertelemesini fırsat bilen Fransa imparatoru III. Napoleon, ABD’nin iç savaşla uğraşmasından da yararlanarak, öteden beri tasarladığı, Meksika üzerinden Güney Amerika’ya yayılma planını uygulamaya girişti. İngiltere ve İspanya’nın da bu serüvene katılmasıyla üç ülkenin birlikleri Meksika yönetimini cezalandırmak üzere Ocak 1862’de Veracruz’a çıktı. Bu sırada Napoleon’un asıl amacının Meksika’yı ele geçirmek olduğunu gören İngiltere ve İspanya birliklerini geri çekti. İç kesimlere doğru ilerleyen takviye edilmiş Fransız kuvvetleri Haziran 1863’te Mexico’yu aldı. Juârez hükümetiyle birlikte kuzeye çekilmek zorunda kaldı.

Napoleon’un bir kukla olarak Meksika imparatoru ilan ettiği Avusturya arşidükü Maximilian, Haziran 1864’te Mexico’ya ulaştı. Ama kendisine bağlı bir ordu oluşturma çabası ve eski konumuna kavuşmak isteyen kiliseye pek ödün vermemesi, tutucu çevrelerdeki dayanağının kısa sürede zayıflamasına yol açtı. Cumhuriyetçileri sert önlemlerle sindirme politikası direnişin daha
da yaygınlaşması sonucunu doğurdu. Meksika serüveni Fransa’ya hiçbir yarar getirmediği gibi büyük bir yük oluşturmaya başladı. Fransız kamuoyunda sert eleştirilere hedef olan Napoleon, ABD’nin de artan baskısıyla Şubat 1867’de Fransız birliklerini Meksika’dan çekti. Asıl desteğinden yoksun kalan Maximilian, başurısız bir direnişin ardından teslim oldu. Önde gelen generalleriyle birlikte Haziran 1867’de idam edildi.

Cumhuriyete dönüş.


Aralık 1867’de yeniden başkan seçilen Juârez, eğitim sistemini modernleştirme çabalarının yanı sıra ekonomiyi düzeltmeye ağırlık verdi. Ulaşım ağını ve madenciliği geliştirmeye yönelik projelerle birlikte yabancı sermayenin ülkeye girişi başladı. Vergi sisteminde ve gümrük tarifelerinde yeni düzenlemeler yapıldı. Aynı dönemde yönetimde otoriter eğilimlerin belirmesi liberaller arasında hoşnutsuzluğa yol açtı.

1871’deki çekişmeli ve gergin bir seçim kampanyasının ardından başkanlık makamını koruyan Juârez, siyasal karışıklıkları önlemeye çalışırken 1872’de öldü. Aynı yıl yerine geçen ve reform programını sürdürmeye çalışan Sebastiân Lerdo de Tejada, giderek güçlenen bir tutucu muhalefetle karşı karşıya geldi.

Porfirio Dıaz yönetimi.


Başkan Lerdo de Tejada’nın 1875’te yeniden başkanlığa aday olması, muhalefeti ayaklanmaya yöneltti. Eski bir asker ve siyasal muhalif olarak hareketin başına geçen Porfirio Dıaz, yönetimi devirerek Kasım 1876’da başkanlığı üstlendi. Liberal çevrelerin giriştiği yerel ayaklanmaları bastırarak konumunu pekiştirdikten sonra, 1880’de başkanlığı kendi belirlediği bir aday olan Manuel Gonzâlez’e bıraktı. Ama perde arkasından işleri istediği gibi yönlendiremeyince, 1884’te seçim yoluyla yeniden başkan oldu ve izleyen beş dönem boyunca ciddi bir muhalefetle karşılaşmadan bu makamı elinde tuttu. Anayasal düzeni biçimsel olarak korumakla birlikte hemen hemen bütün yetkileri elinde toplayan Dıaz, devlet işlerini pozitivist aydınlardan oluşan ve cientificdlar olarak bilinen dar bir grup aracılığıyla yürütme yoluna gitti.

Kırsal kesimde güvenliği sağlamak üzere oluşturulan Rurales örgütünü orduyla birlikte yönetimin başlıca dayanağı durumuna getirdi. Öte yandan çeşitli güç odaklarını ve çıkar gruplarını ustaca kullanarak kendisine bağladı. Bazı ödünler karşılığında büyük toprak sahiplerinin ve kilisenin desteğini kazanırken, pan o palo (ekmek ya da sopa) mekanizmasına dayanarak bürokrasi üzerinde sıkı bir denetim kurdu. Bu düzenlemelerle kurumlaşan diktatörlük yönetimini ayakta tutan bir başka önemli öğe de bütün özgürlüklerin rafa kaldırılmasıydı.

Dıaz’ın güçlü bir istikrar sağlaması ve mali yapıyı bir ölçüde düzeltmesi yabancı yatırımlar için elverişli bir ortam yarattı. Geniş ayrıcalıklar tanınan yabancı şirketlerin gerçekleştirdiği projeler ekonomik bir büyümeye zemin hazırladı. Ama bu büyümeden yalnızca yabancı sermayeyle yakın ilişki içindeki dar bir bürokrat ve asker kesimi yararlandığından, gelir dağılımındaki uçurum daha da büyüdü. Özellikle küçük çiftçilerin ve tanm işçilerinin durumu hızla bozuldu. Diktatörlüğe karşı gelişen tepkiler derinleştikçe baskıcı önlemler de ağırlaştı.

MEKSİKA DEVRİMİ VE SONRASI (1910-40).


Devrimi hazırlayan gelişmeler. Dıaz yönetimini hedef alan ilk etkili muhalefet hareketi, anarkosendikalist eğilimli Yenilenme grubunun 1890’larda giriştiği yayın ve örgütlenme çalışmalarıyla ortaya çıktı. Çeşitli baskılarla karşılaşan bu radikal aydınlar ABD’ye kaçtıktan sonra 1906’da kapsamlı bir program çerçevesinde daha örgütlü bir mücadele başladı. Meksika Liberal Partisi adını alan Yenilenme grubunun programı başkanlığın bir dönemle sınırlandırılması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, kilisenin gücünün kırılması, parasız genel eğitim, toprak reformu ve çalışma koşullarının düzeltilmesi gibi talepleri içeriyordu. Bu talepler çok geçmeden geniş bir kesimde yankı uyandırdı.

Bu sırada Veracruz dokuma işçileriyle Sonora madencilerinin düzenlediği grevlerin kanlı biçimde bastırılması diktatörlük rejimini güç duruma düşürdü. Yoğun iç ve dış tepkilere hedef olan Dıaz, Şubat 1908’de bir ABD’li gazeteciyle yaptığı görüşmede 1910’da demokratik bir başkanlık seçimine izin vereceği yolunda bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın etkisiyle siyasal hava yumuşarken, muhalefet yeni bir başkan adayı arayışına girdi. Bu adaylardan biri de varlıklı ve aydın bir işadamı olan Francisco Madero’ydu. 1907’ye değin Yenilenme grubuna destek vermekle birlikte daha ılımlı bir program öngören Madero, 1909 yazında açtığı kampanyada coşkulu bir kitle desteği buldu. Bu gelişme karşısında Dıaz rejimi yeniden sertliğe yöneldi. Madero’nun Haziran 1910’da tutuklanmasından sonra yandaşlan silahh bir ayaklanma hazırlığına girişti. Ekim 1910’da Temsilciler Meclisi Dıaz’ı yeniden başkanlığa seçti.

Hapisten kaçmayı başaran Madero, halkı 20 Kasım’da silahh ayaklanmaya çağırdı. Bu sırada Coahuila valisi olan, ülkenin önde gelen devlet adamlanndan Venustiano Carranza da Madero’ya katıldı. Beklenen kitlesel ayaklanmanın gerçekleşmemesine karşm, ülkenin kuzeyinde Pancho Villa, güneyinde de Emiliano Zapata gibi önderlerin köylülerden oluşturduğu gerilla gruplan ordu birliklerini yenilgiye uğratarak stratejik demiryolu hatlarını ele geçirdi. ABD sınırı giderek devrimcilerin bir üs bölgesi durumuna geldi. Ordu birliklerinin toplandığı Ciudad Juârez kuşatma altına alındı.

Devrim ve iç savaş.


Siyasal iktidara yönelik bir hareket olarak başlayan ayaklanma çok geçmeden toplumun geniş bir kesimini içine alan bir devrime dönüştü. Madero’nun Şubat 1911’de sının geçmesinden sonra, devrimci kuvvetler düzenli bir komuta altında birleşti. Ciudad Juârez’in düşmesiyle, disiplinsiz ve bölünmüş ordu birliklerine dayanan Dıaz rejimi hızla çözüldü. İki taraf arasında vanlan anlaşma çerçevesinde geçici bir yönetim altında seçime gidilmesi ve devrimci kuvvetlerin dağıtılması koşuluyla Dıaz başkanlıktan çekildi. Ama Zapata ve öteki bazı gerilla önderleri silah bırakmayı reddetti.

Siyasal kanşıklıklann sürdüğü bir ortamda başkan seçilen Madero, daha çok yeni yönetime yönelik saldırılarla uğraşmak zorunda kaldı. Şubat 1913’te olaylar Mexico’ ya sıçradı. General Victoriano Huerta kendisini başkomutanlığa getiren Madero’ya ihanet ederek onu devirmeyi amaçlayan bir komploya katıldı. Başkanlığı ele geçirdikten kısa bir süre sonra Madero’yu öldürttü. Bunun üzerine Venustiano Carranza kuzeye çekilerek Zapata ve Villa’nın kuvvetleriyle birleşti. ABD birlikleri de Veracruz’u işgal edince, Huerta kaçmak zorunda kaldı.

Başkanlığı üstlenen Carranza, toplumsal reformlar için dayatan Zapata ve Villa kuvvetlerini ancak General Âlvaro Obre- gön’un yardımıyla Nisan 1915’te yenilgiye uğratabildi. Yerel düzeyde süren direniş 1919’da Zapata’nm öldürülmesi ve Villa’nın da mücadeleyi bırakmasıyla sona erdi.

Carranza’nın, konumunu güçlendirdikten sonra 1916’da topladığı kurucu kongre, kitleler arasında devrimin hâlâ güçlü olması nedeniyle ileri sayılabilecek bir anayasa hazırladı. Geçmişteki reformlarla biçimlenen devlet yapısını temel alan yeni anayasada toprak reformu, doğal kaynakların denetimi, devletin ekonomik ve sosyal görevleri, çalışma mevzuatı gibi konularla ilgili hükümler de yer aldı. Ama 1917’de yürürlüğe giren bu anayasa uyarınca başkan seçilen Carranza toplumsal reformlar için gerekli adımları atmaktan kaçındı. Bunun üzerine askeri önderlerin desteğini alan Obregön, kansız bir darbeyle Carranza’yı devirerek Aralık 1920’de başkanlığa getirilmesini sağladı.

Obregön’un yönetimi anayasanın öngördüğü reformların uygulanması yolunu açtı. Bürokrasiye düzen verilerek köylülere toprak dağıtımı başlatıldı. İşçi sendikalarına geniş çapta destek verildi. Eğitimi yaygınlaştırma hareketine kültürel alanda da bir canlanma eşlik etti. 1924’te Obregön’un yerini alan Plutarco Elıas Calles, bu reformları sürdürmenin yanı sıra petrol sanayisini ulusal çıkarlar doğrultusunda düzenleme yoluna gitti. Ayrıca kilisenin gücünü kısıtlamaya yönelik önlemlere başvurdu. Bu politikanın yol açtığı anlaşmazlıklar ancak 1929’da çözüldü.

Bu arada 1928’de altı yıllık bir dönem için ikinci kez başkanlığa getirilen Obregön’un göreve başlamadan suikasta uğraması siyasal bir boşluk doğurdu. Ertesi yıl nüfuzlu askeri ve siyasal çevrelerle işçi ve köylü önderlerini Ulusal Devrimci Parti (PNR; 1938’den sonra Meksika Devrimci Partisi [PRM1; 1946’dan sonra Kurumsal Devrimci Parti [PRI]) altında birleştiren Calles, altı yıl içinde kısa sürelerle görev yapan üç başkanı perde arkasından yönlendirerek siyasal istikran korumayı başardı. Dünya çapındaki bunalımın Meksika ekonomisini de etkilediği bu dönemde, devrimin hızı kesilirken radikal uygulamalar da giderek törpülendi.

Yeni reform atılımı.


1930’da PNR’nin başına getirilen Lâzaro Cârdenas, partinin geniş bir kitle temelinde örgütlenmesinde önemli rol oynadı. Bu süreçte parti içinde güçlenen sol kanadın baskısıyla, Calles 1934 seçimlerinde Cârdenas’ın partinin başkan adayı olarak gösterilmesini desteklemek zorunda kaldı. Başkan seçildikten sonra öncelikle Calles’i ve öteki nüfuzlu çevreleri etkisiz duruma getiren Cârdenas, toprak dağıtımını hızlandırarak köylülerin ejido sistemi çerçevesinde örgütlenmesini sağladı. Dağınık ve küçük işçi örgütlerinin Meksika İşçi Konfederasyonu (CTM) altında birleşmesine ön ayak oldu.

Ertesi yıl da yabancı petrol şirketlerini millileştirerek ulusal bir petrol sanayisinin temelini attı. 1937’de yabancıların elindeki demiryollarına el koydu. Bu adımlar Meksika’nın ekonomik alanda bağımsızlaşması yönünde önemli bir dönüm noktası oldu.
1940’ta Cârdenas’ın adayı olarak başkanlığa seçilen Manuel Âvila Camacho, toplumsal reformları pekiştirmekle birlikte istikran sağlamak için ılımlı bir iç politika izledi. Öte yandan ABD ile bir yakınlaşmanın başlamasına öncülük etti. Bu dönemde Meksika Devrimi’nin getirdiği kazanımlar kurumsallaşırken, Cârdenas’m sol çizgisinden sağa doğru bir kayış da başladı.

II. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASI.


Meksika ile ABD arasındaki anlaşmazlıklara son veren Genel Anlaşma (Kasım 1941) aynı zamanda karşılıklı ticaretle ekonomik ve siyasal işbirliğinin geliştirilmesini sağladı. ABD’den alman askeri yardımla profesyonelleştirilen ordu giderek siyasal yaşamdaki ağırlığını yitirdi. Almanların iki tankerini batırması üzerine ABD’den birkaç ay sonra Müttefiklerin safında savaşa giren Meksika, batı kıyılarını olası Japon saldırılarından korumak amacıyla ABD ile ortak bir harekât komitesi oluşturdu. Ayrıca küçük bir hava birliğiyle Filipinler’deki çarpışmalara katıldı. Meksika’nın savaştaki asıl rolü ABD sanayisine düzenli hammadde sağlamak oldu. Bu arada savaşın getirdiği sıkıntılar yerel hafif sanayinin gelişmesinde önemli rol oynadı.

Savaş sonrasında Miguel Aleman’ın yönetimi altında sanayileşmeye daha büyük bir ağırlık verildi. Buna bağlı olarak hızlı bir kentleşme süreci başladı. Kırsal kesimde de tarımsal üretimi artırmak amacıyla geniş çaplı sulama ve taşkın denetimi projeleri gerçekleştirildi. Ekonomik bütünleşme ve yaygın ulaşım ağıyla iç pazar genişledi. Aynı dönemde ordunun bütünüyle siyaset sahnesinden uzaklaşması, sivil rejim geleneğinin yerleşmesini sağladı. Başkan Adolfo Ruiz Cortines’in çıkardığı yasayla kadınlar ilk kez 1958 seçimlerinde oy kullandı. Sonraki yıllarda yeni reformlarla siyasal katılımın genişlemesine karşın, muhalefet partileri PRI karşısında önemli bir varlık gösteremedi.

Meksika 1970’lerin ortalarında Başkan Jose Löpez Portillo’nun yönetimi altında dünyanın önde gelen petrol üreticileri arasına girdi. Artan petrol gelirlerinin sağladığı elverişli ortamda, ekonomik büyümeyi finanse etmek için alman dış borçlar zamanla dev boyutlara ulaştı. Petrol fiyatlarındaki düşüşlere bağlı olarak borç ödemelerinde ortaya çıkan tıkanıklık, işsizlik ve enflasyonla ağırlaşan bir bunalıma yol açtı. Birçok MeksikalI işadamı yatırımlarını başta ABD olmak üzere dış ülkelere kaydırma yoluna gitti. 1982’de başkan seçilen Miguel de la Madrid Hurtado, yatırını ve harcamaları kısmaya dayalı bir program uygulamaya çalıştı. 1988’de yapılan seçimler sonucunda ise Carlos Salinas de Gortari Meksika’nın yeni başkanı oldu.

Salinas yönetimi yürürlüğe koyduğu önlemlerle ekonomi alanında bazı olumlu sonuçlar elde ettiyse de, 1990’lann başlarında insan hakları ihlalleri için Uluslararası Af Örgütü ve öteki kuruluşların sert eleştirilerine hedef oldu. 1991’de yapılan ara seçimlerde oyların büyük bölümünü iktidardaki PRI aldı. 1992’de ülkedeki 32 eyaletten sekizinde yapılan valilik seçimlerinde de, biri dışında bütün eyaletlerde valiliği PRI’nın adayları kazandı.

kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:01
1 Haziran 2008 17:17       Mesaj #4
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye
Meksika
Ad:  Meksika3.jpg
Gösterim: 390
Boyut:  57.0 KB

Latin Amerika'nın en kuzeyinde bulunan Meksika Birleşik Devletleri, ABD' nin güneyinde yer alır. 3.100 km uzunluğun­daki Meksika-ABD sınırının büyük bölümü­nü Rio Bravo del Norte adıyla bilinen Rio Grande Irmağı çizer. Kuzeybatıdan güneydo­ğuya 3.220 km kadar uzanan Meksika'nın güneydoğudaki komşuları Guatemala ile Belize'dir. Batısında Büyük Okyanus, doğusun­da ise Meksika Körfezi ile Karayib Denizi yer alır.
  • Yüzölçümü: 1.958.201 km²
  • Nüfus: 84.275.000(1989)
  • Yönetim: İki meclisli federal cumhuriyet
  • Başkent: Meksiko
  • Doğal yapı: Ülke kuzeyi açık, doğusu ve batısı güneyde birleşen dağ sıraları ile çevrilmiş yüksek bir yayladır. Kıyı boyunca dar ova şeritleri bulunur.
  • Önemli kentler: Meksiko, Guadalajara, Monterrey, Ciudad, Juârez, Puebla, Merida, Leön, Tijuana, Chihuahua.
  • Başlıca ürünler: Petrol, mısır, buğday, kahve, pamuk, şeker, pirinç, tütün, çikle, kereste, gümüş, kurşun, çinko, demir cevheri, kömür.
  • Dışarıya satılan başlıca ürünler: Petrol, pa­muk, kahve, karides, kimyasal maddeler, kükürt, makine donanımı, et.
  • Eğitim: Dokuz yıllık temel eğitim parasız ve zorun­ludur.
Doğal Yapı
Meksika'nın büyük bölümü denizden yüksek­liği 910-2.440 metre arasında değişen bir yayladan oluşur. Meksika Yaylası, iki yanın­da yükselen Batı ve Doğu Sierra Madre sıradağlanyla, sıcak kıyı ovalarından ayrılır. Ülkenin en yüksek dağı doğu kıyısı yakınla­rındaki Citlaltepetl'dir. 5.700 metre yüksekli­ğindeki doruğu karla kaplı olan bu dağ, tıpkı Popocatepetl ve Ixtacıhuatl dağları gibi eski bir yanardağdır. Dünyanın en genç yanardağ­larından biri de Meksika'dadır. 1943'te baş­kent Meksiko'nun 300 km kadar batısındaki bir mısır tarlasının içinden çıkan Paricutı'n yanardağının yüksekliği bir yıl içinde 455 metreyi bulmuş, püskürmesinin sona erdiği 1952'deyse 2.808 metre olmuştu. Volkanik ülkelerde olduğu gibi Meksika'da da deprem­ler çok sık görülür. Özellikle Büyük Okyanus kıyısında çıkan bu depremlerden biri 1985'te büyük bir şiddetle Meksiko'yu sarstı. Deprem sonucunda binlerce insan öldü, pek çok insan yaralandı ve evsiz kaldı.

Uzun ve dar Baja California (California Yarımadası), güneydoğudaki dağlık Chiapas Yaylası ve denizden yüksekliği fazla olmayan Yucatân Yarımadası, Meksika'nın doğal yapı açısından özgün yöreleridir.

Meksika'nın güney yarısı Yengeç dönence­sinin güneyindeki tropik bölgede yer alır. Ama yüksek yörelerde iklim oldukça serindir. Yüksekliğe bağlı olarak başlıca üç farklı iklim görülür. Deniz düzeyinden yüksekliği 2.130 metreyi aşan Meksiko'dan güneydeki sıcak deniz kıyısına doğru motorlu bir taşıtla gider­ken bu üç iklim kuşağını bir günde yaşamak olanaklıdır. 1.800-2.100 metre yükseklikte olan "soğuk topraklar"da (tierra fria) geceler serin geçer, ara sıra da don görülür. Meşe, çam ve köknar ağaçlarının bulunduğu bu bölgede buğday, mısır ve fasulye tarımı yapılir. 900-1.800 metre arasında kahve yetiştiri­len "ılıman topraklar" (tierra templada) yer alır. 900 metrenin altında kalan bölgelerse "sıcak topraklar" (tierra caliente) adıyla bili­nir. Burası, çiçekli sarmaşıkların tropik ağaç­lara dolandığı sık bitki örtüsüyle sıcak ve yağmurlu bir bölgedir. Kıyı kesimini de kap­sayan bu bölgenin verimli toprakları pamuk, kakao, pirinç, kauçuk, şeker, muz ve ananas gibi tropik ürünler yetiştirmeye uygundur. Hazirandan ekime kadar süren Meksika yazı yağmurlu geçer.

Büyük iklim farklılıkları nedeniyle Meksi­ka'da bitki yaşamı çeşitlilik gösterir. Sıcak topraklarda abanoz, maun ve gülağacı gibi çok değerli ağaçlar vardır. En yaygın olan bitkiler, bazıları 100 yılda bir çiçek açtığı için "yüzyıl bitkisi" adıyla tanınan agave türleridir. Bunların bazılarından sisal, heneken ve kantala gibi ticari değeri yüksek lifler elde edilir, bazılarından çıkarılan özsu da pulque (Meksika birası), tekila ve mescal gibi alkollü içkilerin yapımında kullanılır. Domatesin anayurdu Meksika'dır. Mısır ve kakaonun da ilk kez bu ülkede yetiştirildiği sanılmaktadır.

Meksika'da yaşayan hayvanlar içinde jagu­ar, puma, maymun, tapir ve oselo da bulunur. Çeşitli kuşlar arasında değişik papağan türle­ri, tukan ve alaycıkuş sayılabilir. Yılan, ker­tenkele ve kelerler oldukça yaygındır. Ama en ilgi çekici hayvan Meksiko yakınındaki soğuk göllerde yaşayan ve bir amfibyum olduğu halde larva özelliklerini koruyarak bütün yaşamını suda geçiren aksolottur. Yucatán Yarımadası ile Chiapas Yaylası'nın bazı kesimlerinde kan emici vam­pir yarasalar çok yaygın olduğundan buralar­da at ve sığır yetiştirilmesi çok güçtür.


Halk ve Kültür
300 yıl İspanyol egemenliği altında kalmış olan Meksika'da, son yıllarda yerleşenler dışında, İspanyol soyundan gelen Meksikalı­ların sayısı çok azdır. Nüfusun yüzde 55'ini İspanyol-Yerli karışımı mestizolar oluşturur, yüzde 30'a yakını da Yerli'dir. Beyazların oranı yüzde 15 dolayındadır. Ülkedeki başlıca azınlık grubu Siyahlar'dır. Meksika'nın nüfu­sunda son yıllarda hızlı bir artış gözlenmek­tedir.
1910'da başlayan Meksika Devrimi sonu­cunda ülkeyi yöneten eski varlıklı ailelerin toprakları kamulaştırıldı. Ne var ki, günü­müzde de hacienda adı verilen büyük çiftlikler ve ticaret, zengin bir yönetici sınıfın elindedir. Kırsal kesimde insanların çoğu yol kenarların­daki ağaçların altına öbek öbek kurulmuş, damları saz örtülü kulübelerde yaşar. Kulübe­lerin içinde eşya olarak uyumak için yere serilen hasırlardan başka, yemek pişirmek için bir kömür sobası vardır. Meksikalıların başlıca yiyecekleri mısır unuyla yapılan gözle­meye benzer bir hamur işi olan
tortilla ile acı biberli fasulyedir. Meksikalı erkeklerin gele­neksel giyimi pamuklu bir pantolon, bol bir gömlek, baştan geçirilerek omuzlan koruyan bir atkı (sarape) ile geniş bir hasır şapkadan (sombrero) oluşur. Kadınlar pamuklu bol bir bluzla uzun ve geniş bir etek giyer; omuzları­nı, bebeklerini ve yüklerini taşımaya yarayan geleneksel şalları (rebozo) örter. Bu giysilerin hepsi de çekici ve renkli geleneksel desenlerle bezelidir.

Meksikalılar'ın büyük çoğunluğu Katolik' tir ve İspanyolca konuşur. Altı yıllık ilköğre­tim ve üç yıllık ortaöğretim zorunlu ve para­sızdır; ne var ki, erişilmesi güç kırsal bölgeler­de eğitimin yürütülmesinde önemli güçlükler­le karşılaşılır. Aynı nedenden ötürü buralarda yaşayan Yerliler yalnızca kendi dillerini konu-şur, İspanyolca bilmez. Çoğu köyde okul, çocuklar kadar büyüklerin de eğitim için gittikleri bir yerdir. Yetişkinler okulda sağlık ve tarımla ilgili bilgiler edinir. Meksika'da 35'in üstünde üniversite vardır. En yaygın spor futbol olmakla birlikte geleneksel boğa güreşi de çok sayıda izleyici çekmektedir.

Meksikalılar sanatçı bir halktır. Dünyaca ünlü modern ressamlardan Diego Rivera, José Clemente Orozco ve David Alfaro Siqueiros gibi ressamlar Meksikalı'dır. Bu sanatçı­ların Meksika'nın tarihini, kültürünü ve özel­likle Meksika Devrimi'ni işleyen büyük duvar resimleri ülkelerine sanat alanında özgün bir yer açmıştır. Edebiyatta Octavio Paz ve Car­los Fuentes, halk müziğinden esinlenen beste-leriyle Carlos Châvez, Meksika'nın sınırları­nın ötesinde adlarını duyuran sanatçılardır.

Kentler ve Ekonomi
Meksika'nın başkenti ülkenin orta kesiminde­ki yaylanın güney ucundaki bir vadide yer
alan Meksiko'dur (bak. Meksiko). Öbür önemli kentlerin de çoğu bu yaylada ya da yaylanın çevresindedir. Ülkenin ikinci büyük kenti olan Guadalajara'da İspanyol sömürge döneminden kalma pek çok yapı vardır. Atlas Okyanusu kıyısındaki başlıca limanlar Vera­cruz ile bir petrol limanı olan Tampico'dur. Büyük Okyanus kıyısındaki en önemli liman ise Mazatlân'dır.
Meksika'nın yaklaşık sekizde yedisinin ço­rak ve kayalık olmasına karşın çalışan halkın dörtte birine yakını tarımla uğraşır. Ekilebilir toprakların yaklaşık yarısı çok sayıda ailenin paylaştığı ejido adı verilen parsellere ayrılmış­tır. Büyük çiftliklerde ücretli olarak çalışan topraksız köylülerin sayısı da oldukça yüksek­tir. Başlıca tarım ürünleri mısır, fasulye, kahve, buğday, pamuk, şekerkamışı ve çeşitli sebzelerdir. İp ve sicim yapımında kullanılan sisal ve heneken Meksika'ya özgü tarım ürünleridir. Yucatân ormanlarındaki sapodilla ağaçlarından çiklet yapımında kullanılan çikle elde edilir.
Özellikle kuzeyde, eti için sığır beslenir. Meksika dünyanın en önemli bal üreticilerin­den biridir. Başlıca deniz ürünleri sardalye, hamsi, orkinos ve karidestir.

Mineral bakımından çok zengin olan Mek­sika dünyanın en büyük gümüş üreticisidir ve dünya gümüş üretiminin yaklaşık beşte birini karşılar. Ülkede ayrıca kükürt, çinko, altın, bakır, cıva, kadmiyum ve kurşun da çıkarılır. Meksika, kendi kullandığı çeliği üretmek için yeterli demir ve kömüre sahiptir. Eskiden yabancı şirketlerin işlettiği madenlerin çoğu, bugün Meksika şirketlerinin elindedir. Meksi­ka 1970'lerde ve 1980'lerde dünyadaki en büyük dört petrol üreticisinden biri durumu­na geldi. Ülkenin doğu kıyılarındaki ovalarda çok büyük petrol yatakları bulundu. Meksika' da bütün petrol kuyularını devlet işletir.
II. Dünya Savaşı'ndan bu yana barajlar yaparak ülkenin su gücünden elektrik elde etme konusunda büyük çabalar harcanmıştır. Baraj ların arkasında oluşan yapay göllerden alınan su tarım alanlarını sulamada, elde edilen elektrik enerjisi de fabrika ve maden­lerde kullanılır. Meksika'da kullanılan mallar büyük oranda ülkedeki fabrikalarda üretilir. Bu mallar arasında motorlu taşıtlar, kimyasal maddeler, çimento, kâğıt, ev ve giyim eşyala­rı, ayakkabı, sabun, çanak çömlek sayılabilir. Başlıca sanayi bölgeleri Meksiko ve çevresiyle Monterrey'de, ayrıca Meksiko ile Veracruz arasındaki demiryolunun çevresindedir.
Engebeli yüzey şekillerinin ulaşımı güçleş-tirdiği Meksika'da gelişme ağır olmuştur. Ülkede demiryolları 19. yüzyıl sonlarında İngiliz ve ABD şirketlerince yapıldı. Daha sonra geliştirilerek yaygınlaştırıldı. Meksika, ABD'ye kara ve demiryollarıyla bağlıdır. ABD'den ve başka ülkelerden gelen turistler her yıl Meksika'ya yüksek bir turizm geliri sağlar. Önemli kent ve kasabalar birbirine karayollarıyla bağlıdır. Ne var ki, bu yolların büyük bir bölümü topraktır. Ülkenin ticaret filosundaki gemilerin çoğu petrol tankeridir. Hava ulaşımında büyük adımlar atmış olan Meksika'da büyük kent ve kasabalardaki gelişkin havalimanlarının yanı sıra uzak yöre­lerde de çok sayıda küçük havaalanları vardır. Ama, ülkede hâlâ ancak binek hayvanlarıyla ulaşılabilen kuş uçmaz kervan geçmez yüzler­ce köy de bulunmaktadır.

Tarih
Eski Meksika uygarlıklarının başlangıç tarihi Mısır ve Mezopotamya'dan daha sonradır. Bu uygarlıkların hepsinde de Orta Amerika'da gelişmiş olan Maya uygarlığının etkisi sezilir (bak. Mayalar). Güney'de Oaxaca kenti dolaylarında ve Mitla'da, Puebla yakınlarında Cholula'da, başkente pek de uzak sayılmayan Teotihuakan'da, Yucatán'da Çiçen İtza'da eski Meksika yapılarının kalıntılarına rastla­nır. İS 10. ve 12. yüzyıllar arasında yaptıkları piramitlerle ünlü Toltekler, Orta Meksika'ya egemen olmuştu. Toltekler'in kurduğu uygar­lık Aztekler'in bölgeyi ele geçirmesiyle sona erdi (bak. Aztekler). Aztekler'in başkenti yaklaşık 1325'te bugünkü Meksiko'nun bu­lunduğu yerde kurulmuştu. Büyük bir uygar­lık kuran Aztekler aynı zamanda savaşçı bir halktı. Ama, 1519'da Hernán Cortés yöneti­minde gelen, tepeden tırnağa silahlı 500'ün üstünde İspanyol askeriyle başa çıkacak du­rumda değildiler. Cor­tes ve adamları iki yıl içinde Aztek ülkesini ele geçirdiler ve Meksika 300 yıl boyunca Yeni İspanya adıyla İspanya Krallığı'nın bir parçası oldu. İspanyollar Meksika'da Hıristiyanlık'ı yaymaya çalıştılar. Ama asıl amaçları gözlerini kamaştıran altın ve gümüş madenle­rine sahip olmaktı. Yeni yerleşmeler kuran İspanyollar toprağı aralarında paylaştılar ve Meksika Yerlileri'ni köleleştirdiler.

Fransız Devrimi'nin sonucu olarak Meksi­ka'ya yeni düşüncelerin gelmesi gecikmedi. 1808'de Napolyon İspanya'yı işgal ederek kralı tahttan indirdi. İspanyollar'ın Fransa'ya karşı bağımsızlık mücadelesine girişmesinin ardından Amerika'daki İspanyol toprakların­da da ayaklanmalar baş gösterdi. Meksika halkı devrimden söz etmeye başladı. 1810'da "Toprak ve Özgürlük" anlamına gelen Tierra y Libertad belgisiyle ilk kez başkaldıranlar Yerli köylüler oldu. Ne var ki, ayaklanma kısa sürede bastırıldı. Meksika 1821'de ba­ğımsızlığını kazandı. Yönetim Meksika'da do­ğan İspanyol asıllı Kreoller'in eline geçti. 1822'de tutucu çevrelerin desteğiyle başa ge­çen imparator, halkın tepkisiyle tahttan çekil­mek zorunda kaldı. Aralık 1823'te cumhuri­yet ilan edildi. Halka bazı özgürlükler tanındıysa da sömürge yönetiminden kalma ayrıca­lıklar da sürdü ve köylülerin durumunda eski­ye göre bir iyileşme olmadı.

Meksika Savaşı
Meksika bağımsızlığını kazandıktan sonra çe­şitli iç ve dış sorunlarla karşı karşıya kaldı. ABD'nin Texas eyaleti önceleri Meksika'nın bir parçasıydı. Texas halkı 28 Aralık 1836'da Meksika' ya başkaldırarak bağımsız bir cumhuriyet kurdu ve ABD'nin bir eyaleti olmak için bu ülkeye başvuruda bulundu. 1845'te Texas'in eyaletliğe kabul edilmesi ABD ve Meksika arasında savaşa yol açtı. 1846'dan 1848'e kadar süren savaş Meksika'nın yenilgisiyle sonuçlandı. Savaşın sonunda imzalanan Guadalupe Hidalgo Antlaşması'na göre Texas'in güneyinden geçen Rio Grande Irmağı ABD ile Meksika arasında sınır oldu. Meksika Texas'tan başka California, Nevada ve Utah'ı, ayrıca Arizona, Wyoming, Colorado ve New Mexico eyaletlerinin bazı bölümlerini de ABD'ye bırakmak zorunda kaldı. Böylece ABD 1.300.000 km²'lik toprak kazanarak sınırlarını Büyük Okyanus'a kadar genişletti.
1857'de liberal eğilimli Benito Juârez, bü­yük çiftliklerin bölünmesini ve tüm halkın yasalar karşısında eşit olmasını amaçlayan yeni bir hareket başlattı. Büyük toprak sahip­leri ve ordu bu reformlara karşı çıkınca 1858'de iç savaş başladı.

1861'de Juârez yanlı­larının üstün gelmesine ve Juârez'in başkan seçilmesine karşın bir sonraki yıl, Meksika' nın Fransa'ya olan borcundan dolayı Fransız askerleri ülkeyi işgal etti. Fransızlar Meksika' da, Avusturya Arşidükü Maximilianen yöne­timinde bir imparatorluk kurdu. Halkın bu olaya tepki göstermesinden dolayı Fransız askerleri çok geçmeden ülkelerine döndü. Desteksiz kalan Maximilian 1867'de Meksika­lılar'ca tutuklanarak idam edildi. Juârez yeni­den başkan seçildiyse de reformlarını tamamlayamadan 1872'de öldü.
1876'da General Porfirio Dîaz iktidarı ele geçirdi ve 1911'e kadar acımasız bir diktatör olarak ülkeyi yönetti. Bu yıllarda ülkenin gelişmesi yolunda bazı girişimlerde bulunul­du. Dış ülkelerden alınan borçlarla fabrikalar kuruldu, madenler işletildi, demiryolları ve karayolları yapıldı. Bu süreç içinde ülke zenginleştiyse de halk yoksul, topraksız ve eğitimsiz kaldı.

Meksika Devrimi
1910'da Francisco Madero, Pancho Villa ve Emiliano Zapata gibi önderlerin başlattığı Meksika Devrimi'nin üç ana hedefi kilisenin gücünü azaltmak, köylülere toprak sağlamak ve ülkeyi yabancıların değil, ülke halkının yararına kalkındırmaktı. Zapata Yerliler'den çalın­mış olan toprakların geri verilmesini istiyor­du. Toplumun geniş bir kesimince destekle­nen devrim sırasında Porfirio Dîaz iktidardan düşürüldü. Madero başkanlığa seçildi. Ne var ki, çok geçmeden öldürüldü. 1917'de bir dizi reform öngören yeni bir anayasa hazırlandı. Direnişlerin sürmesine karşın 1919'da Zapata'nın öldürülmesi ve Villa'nın çekilmesiyle mücadele son buldu. Bugün aradan 70 yılı aşkın zaman geçtikten sonra, devrimin amaç­larından birçoğunun başarıya ulaştığı söylene­bilir. Büyük çiftlikler paylaştırılarak binlerce Yerli toprağa kavuşmuş, 1938'de ise yabancı şirketlerin denetimindeki petrol alanları kamulaştırılmıştır.

1970'ten sonra petrol üretiminin artmasına karşın Meksika hâlâ dünyanın en çok borcu olan ülkeleri arasındadır. 1970-85 yıllarında, 4-8 milyon insan ABD'ye göç etti. Gerekli izni alamayanlar yasadışı yollardan sınırı geçti.
Meksika federal bir cumhuriyettir. Devle­tin ve hükümetin başı olan başkan altı yıl için halk tarafından seçilir. Ülke 31 eyaletten olu­şur. Kongre adı verilen parlamentoyu oluştu­ran Temsilciler Meclisi ile Senato'nun üyeleri­ni halk seçer.

Meksika Körfezi
Ad:  MEKSİKA KÖRFEZİ.jpg
Gösterim: 441
Boyut:  69.4 KB

Kuzey Amerika'nın güneydoğusunda yer alan Meksika Körfezi, Atlas Okyanusu'nun büyük bölümü karayla çevrilmiş bir koludur. Körfez yaklaşık 1.300.000
km²'lik bir alanı kaplar ve en derin yeri 5.203 metreyi bulur.
Meksika Körfezi, açık denize çıkan iki kanal dışında her yandan karayla çevrilmiştir. Yucatân Boğazı Karayib Denizi'ne, Florida Boğazı da Atlas Okyanusu'na açılır. Bu ka­nalların arasında Küba Adası yer alır. Körfez, ABD ve Meksika'nın Körfez Kıyı Ovası adı
verilen kıyı düzlükleriyle çevrilidir. Florida' dan Yucatân Yarımadası'na kadar 5.000 kilo­metreye yaklaşan kıyı şeridi boyunca tuzlu lagünleri kuşatan uzun ve dar kum setleri görülür.

Meksika Körfezi'nde işe yarayan doğal liman sayısı azdır. Bunların en iyileri Meksi­ka'da Veracruz ve Tampico, ABD'de ise Corpus Christi, Galveston, Mobile, Pensacola ve Tampa'dır. İkisi de önemli birer iç liman olan Houston ve New Orleans kentleri de körfezle bağlantılıdır. Houston bir kanalla, New Orleans ise Mississippi Irmağı yoluyla körfeze bağlanır. Bütün bu limanlara her gün petrol, pamuk, tahıl, ma­den cevheri ve meyve taşıyan gemiler gelip gider. Körfez bölgesinde büyük petrol ve gaz rezervleri bulunmaktadır. Körfezdeki ticari balıkçılıkta yassıbalıklar, kefal, istiridye, kari­des ve yengeç önemli bir yer tutar. Tarpon gibi büyük balıklar da spor amacıyla avlanır.

Körfez bölgesinin iklimi genel olarak nemli ve ılımandır. Körfezin yüzey suları Atlas Okyanusu'nun aynı enlemde yer alan kuzey sularından ortalama birkaç derece daha sıcak­tır. Meksika ve Texsas kıyılarının bazı kesim­leri dışında bölge çok yağış alır. Kışın kuzey­den gelen soğuk hava kütleleri bazen güneye doğru ilerleyerek körfez bölgesine girer. Yaz sonlan ile sonbahar, körfez bölgesinde kasır­ga mevsimidir. Bu kasırgaların çok azı karaya ulaşır.
Mississippi dışında körfeze dökülen en önemli akarsu Rio Grande'dir. Bu ırmak ABD topraklarında doğar ve Meksika sınırı boyunca akarak körfeze dökülür.
MsXLabs.org & Temel Britannica
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:02
Misafir
2 Haziran 2008 12:18       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Meksika4.jpg
Gösterim: 386
Boyut:  66.5 KB
MEKSİKA

  • DEVLETİN ADI: Mesika Birleşik Devletleri
  • BAŞŞEHRİ: Mexico City
  • NÜFUSU: 84.439.000
  • YÜZÖLÇÜMÜ: 1.972.546 km2
  • RESMİ DİLİ: İspanyolca
  • DİNİ: Katolik
  • PARA BİRİMİ: Meksika Pesosu
Batıda Pasifik Okyanusu, doğuda Karayip Denizi ve kuzey doğuda Meksika Körfezi arasında yer alan Orta Amerika ülkesi. Meksika, kuzeyde Amerika Birleşik Devletleri sınırında geniş olup, Guatemala ve Belize ile komşu olduğu güneydoğuya doğru daralarak, bir üçgeni andırır. Yucatan Yarımadası ve kuzeybatıdan Pasifik Okyanusuna sokulan Baja (Aşağı) Kaliforniya bu görüntüyü bozar. Yengeç dönencesi, ülkeyi hemen hemen eşit iki parçaya ayırır. Yüzölçümü bakımından Latin Amerika’nın üçüncü büyük ülkesi olan Meksika, 14° ve 32° 43’ Kuzey enlemleri ile 86° 47’ ve 117° 07’ Batı boylamları arasında yer alır.

Târihi
Meksika, Kuzey Amerika’da târihi çok öncelere dayanan tek ülkedir. M.Ö. birinci yüzyıla doğru körfez bölgesi, Oaxaca, merkezî yayla, çok gelişmiş bir kültür ve sanata şâhit oldular. Bu durum eski Maya İmparatorluğunun doğuşuna tesir etti. Bu imparatorluk, 4. yüzyılda târih sahnesine çıkarak yedinci asırdan sekizinci asır sonuna kadar, Yucatan’dan Guatemala’ya kadar genişledi. Aynı dönemde birinci ve dokuzuncu yüzyıl arasında ekonomik ve sosyal yönden Mayalar derecesinde teşkilâtlanmış çeşitli medeniyetler, Oaxaca da, merkezî yaylada ve körfez kıyısında geliştiler. Bunlara klasik medeniyetler adı verilir.

Sonra, 9. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar gelişen Tula Toltekleri ortaya çıktı. Fakat bunların medeniyeti yeni kabîlelerin tesiri altında değişikliğe uğradı. 987 yılında Maya-Toltek karışımı yeni bir medeniyetin doğmasına sebep olan, yeni Maya İmparatorluğu kuruldu. Aynı dönemlerde kuzey kabîleleri yayla üzerine yerleşerek şehir hayatına geçtiler. Aztlan’dan gelen Mexica kabîleleri 1325’te Tenochtitlon (Mexico) şehrini kurarak, 50 yıl sonra ilk hükümdarlarını seçtiler. Aztekler, kabîleler arası rekâbetten faydalanarak 1430’dan 1521’e kadar genişleyen büyük bir imparatorluk kurdular. Sâdece Michoacan Taraskları önünde başarısızlığa uğrayan Aztekler; Totonaktası, Zopatekleri ve Mikstekleri hâkimiyeti altına aldılar.

İspanyollar ülkeyi ele geçirmek için, Azteklere karşı duyulan kinden faydalandılar. 1519’da İspanyollar, Cortès komutasında çıkarma yaptılar ve Veracruz şehrini kurdular. Meksika, 1535’te İspanyanın genel vâliliği hâline geldi. İspanyol istilâsı, kuzeye ve güneye doğru uzanarak 17. asır sonuna kadar, devâm etti. Ekseriyâ acımasız olan Hıristiyanlaştırma geleneksel dinlerle mücâdele etti ve yerli medeniyet yok edildi. 1571’de Mexico’da engizisyon kuruldu. 1519’larda kesin olarak bilinmemekle beraber, 25 milyon olduğu tahmin edilen yerli nüfus, 1650’ye doğru 1.500.000’e düştü. Ekonomik reformlara rağmen İspanyol idâresi, yerliler ve melezler kadar beyazlar için de dayanılmaz bir hâle geldi. 1810’da İspanyolları ülkelerinden kovmak için harekete geçtiler. 11 yıl süren bir bağımsızlık savaşı sonunda, 1821’de Kral Nâibine Cordoba Antlaşması imzâlatıldı. 1824’te bağımsızlık îlân edildi. Bağımsızlığı, iç ve dış savaşların sebep olduğu yarım yüzyıllık karışıklıklar dönemi tâkip etti. Santa Anna’nın diktatörlüğü esnâsında yapılan ABD ile savaş sonucunda, 1848 Guadalupe Antlaşması ile New Mexico, Teksas, Kaliforniya kaybedildi. 1855’te liberaller başarı kazandı. Bir iç savaş sonunda Juarez muhâfazakârları kazandı, fakat bunlar dış borçları tehir etmek zorunda kaldı. Bunun üzerine Fransa, İngiltere ve İspanya askerî müdâhalede bulundu.

Juarez’in tekliflerini, Lâtin Amerika’da Fransa yararına Katolik bir imparatorluk kurmak isteyen Üçüncü Napolyon reddetti ve Meksika’yı istilâ etti. Juarez’in başkanlığından sonraki Porfino Diaz’ın uzun diktatörlüğü sırasında (1876-1911) ekonomi, sosyal adâletsizlik ve yerli köylülerin sömürülmesi pahasına gelişti. Diaz’ı düşüren liberal Madero, ihtilâlci halk akımlarını bastıramadı ve 1913’te katledildi. Carranza karışıklıklar ortasında 1917 anayasasını kabûl ettirdi ve halka yönelik bir siyâset tâkip etti. Obrago’nun başkanlığında (1920-1924) tarım reformunun uygulanması başladı. Bunun bir katolik tarafından katledilmesi ve şiddetli Katolik direnişi sonucunda, kiliseye karşı son derece katı ve bâzan öldürücü bir siyâset başladı. Lazoro Cardenasi, Başkanlığı (1934-1940) sırasında dînî mücâdeleleri yatıştırarak modernleşme politikası tâkip etti. İkinci Dünyâ Savaşından sonra sanâyileşmeye büyük önem verildi.

Fizikî Yapı
Topraklarının yarısından fazlası deniz seviyesinden 900 m yüksek olan Meksika, çok dağlık bir ülkedir. Dağların çoğu, Amerika’daki dağların birer uzantısıdır. Meksikanın en hâkim coğrafî manzarasını kuzey sınırından Tehvantepec, Berzahına (ince uzun kara parçasına) kadar uzanan yüksek arâzi teşkil eder. Berzahın ötesinde Orta Amerika’ya doğru devâm eden Chiapas dağlık arâzileri bulunur. Genellikle dağlık olan Aşağı Kaliforniya, üçüncü bir bölge meydana getirir.

Üç alçak arâzi Meksika yeryüzü şekillerinin büyük bileşenlerini tamamlar. En büyük doğuya ve kuzeye doğru genişleyen 200 km genişliğindeki Yucatan Yarımadasıdır. İkinci büyük ova Texas kıyı ovalarının bir devâmı olan körfez kıyı ovasıdır. Bu ova kuzeyde geniş olup, Veracruz yakınında güneye doğru daralır, sonra Mexico Körfezinin güney tarafında tekrar genişleyip Yucatan Yarımadasının kireçtaşı platformuna ulaşınca birdenbire son bulur. Büyük alçak arâzilerin en küçüğü ve en fazla dalgalısı Pasifik kıyı ovasıdır. Bu da kuzeyde geniş olup, güneye doğru daralır. Tehvantepec Berzahının doğu bölgesinden îtibâren ova bir kere daha devamlı hâle gelir ve genişler. Meksika coğrafyası, yüksek arâzileri, çok sayıda havza ve dağları ihtivâ eder. Bunların en büyüğü, kuzey sınırından Mexico City enlemine kadar uzanan merkezî yayladır. Bu yayla doğudan ve batıdan Sierra Madre Oriental, güneyden Sierra Volconica Transversal Dağları ile kuşatılmıştır. Yayla üzerindeki dağ silsileleri, zemini, kuzeyde yükseklikleri 900 ilâ 1200 m arasında değişen, güneyde ise 2150 ilâ 2450 m’ye ulaşan çeşitli havzalara böler.

Güney Meksika’daki dağlık arâzilerin batı kısmını, dar vâdileri ve pek az yüksek arâzi havzaları ile bir dağ sistemi meydana getiren Sierra Madre Del Sur teşkil eder. Doğu kısmında, 1850 ilâ 2500 m yüksekliğe erişen, güneyden Chiapas Vâdisi kuzeyden körfez kıyı ovası ile çevrili bir yayla yer alır. Bu yaylanın batı kısmında, verimli Oaxaca yüksek arâzileri bulunur. Chiapas Vâdisinin güneyinde Sierra Madre de Chiapas mevcut olup, Guatemala sınırı boyunca 4000 m’ye ulaşan volkanlardan meydana gelir.

Üçüncü yüksek arâzi olan Baja Kaliforniya, 1300 km uzunluk ve 50 ilâ 240 km genişlikle yarımadayı kaplayan bir dağdır. Yükseklikleri kuzeyde 3000 m’yi ve daha güneyde ise 2000 m’yi aşar. Yarımadanın kuzeydoğusunda Colorado Deltası büyük bir alçak arâzi meydana getirir. Üçüncü yüksek arâzi olan Baja Kaliforniya, 1300 km uzunluk ve 50 ilâ 240 km genişlikle yarımadayı kaplayan bir dağdır. Yükseklikleri kuzeyde 3000 m’yi ve daha güneyde ise 2000 m’yi aşar. Yarımadanın kuzeydoğusunda Colorado Deltası büyük bir alçak arâzi meydana getirir.

Meksika yalnız dağlık değil aynı zamanda volkaniktir. Geçmişteki volkanik faâliyetlerin varlığı ülkenin hemen hemen bütün kısımlarında görülür. En büyük volkanik unsur Meksikayı batıdan doğuya doğru ortadan bölen Sierra Volcanica Transversal’dir. Bu bölgedeki manzara binlerce eski kül konileriyle ve yüksek volkanik tepelerle karakterize edilir. Bunların pek azı devamlı kar tutacak kadar yüksektir. Hâlâ faal volkanik tepelere rastlanır. 1943’teki büyük bir patlama sonucunda Michoracan eyâletinde deniz seviyesinden 2808 m yüksekliğinde Parieutin Tepesi ortaya çıkmıştır.

Zelzeleler bilhassa Pasifik kıyısında ve Kaliforniya körfezinde olmak üzere Meksika’da yaygındır. Sierra Volcanica Transversal üzerinde de sık sık vukû bulan zelzeleler, çok yoğun nüfuslu bu bölgede büyük zararlara sebep olur.

Kuzey Meksika’da pek az nehir bütün sene boyunca akar. Bunların çoğu, ovaların ve yaylaların üzerinde yükselen nemli dağlardan doğar. Colorado Nehri, Kaliforniya Körfezi başlangıcında büyük bir delta meydana getirir fakat suyun çoğu, bitki sulamasında kullanıldığından denize ulaşmaz. Kuzeybatı Meksika’daki diğer büyük nehirler Yaqui ve Fijerte’dir. Orta ve güney Meksikadan Pasifik Okyanusuna dökülen nehirler daha nemli bölgelerden geçer ve suları daha gürdür. En önemlileri Santiago ve Balsas’tır.

En önemli nehir, büyük bölümü Meksika’yı ABD’den ayıran ve Meksika Körfezine dökülen Rio Grande’dir (veya Rio Bravo). Daha güneyde Panisco, Tecolutla, Papalcapan, Grijavala ve Uslumaeinta’dır. Merkezi yaylada, denize çıkışı olmayan birçok nehirler, kapalı havzalar meydana getirir.

Orta Meksika birçok büyük ve çekici gölleri ihtivâ eder. En büyüğü Guadalajora yakınındaki 1080 km2lik Chapola Gölüdür.

Meksika kıyılarının uzunluğu 9995 km olup, bunun üçte ikisinden fazlası Pasifik Okyanusu ve bunun birer parçası olan Kaliforniya ve Tehuantepec Körfezindedir. Kalan kıyılarsa Meksika Körfezi ve Karayib Denizindedir.

İklim
Meksika tropikal bölgede yer alır, iklimi (alçak kesimlerde, Yucatan Yarımadası) sıcak ve nemli olup, yüksekliğe bağlı olarak değişiklikler arzeder.

750 ilâ 900 m’den daha alçak tropikal arâziler sıcak bölgeyi meydana getirmekte olup, bu yerlerde yıllık sıcaklık ortalaması 24°C’nin üstündedir. Ilıman bölge yıllık sıcaklık ortalaması 18° ilâ 24°C arasında değişen ve yüksekliği 1850 m’ye ulaşan yerlerdir. Meksika yüksek arâzilerinin çoğu bu sıcaklık bölgesindedir. Daha soğuk bölgede yıllık sıcaklık ortalaması, 13° ilâ 18°C arasındadır. 3000 ilâ 3300 m arasında 10°C, 4200 ilâ 4500 m’nin üstünde ise 0°C’nin altındadır.

Güneydoğuda yazın meydana gelen oldukça nemli Atlantik-Karayib sıcak hava akımının sonucu olarak mevsimlik yağış 1016 mm’yi aşar. Yağış, kuzey ve kuzeybatıya doğru azalarak, kuzeybatı ucunda yağış miktarı 130 mm’ye düşer.

Kışın Kuzey Meksika’da atmosfer basıncı yüksek ve nisbî nemlilik azdır. Ara sıra ekim ve ocak ayları arasında Merkezî Kanada’dan Meksika içine ve Meksika Körfezi üzerine doğru soğuk hava dalgası eser. Soğuk hava fırtınalı bir cephenin arkasına Tehuantepec Berzahından geçer. Bu kuzey fırtınaları zamanında kıyı ovalarında don görülür.

Yazın kuzey ve kuzeybatı sıcak ve kuraktır. Bilhassa Kaliforniya Körfezinin başlangıcına yakın olan arâziler oldukça sıcaktır. Her yıl en az 15 günde bir 43°C veya daha üstüne ulaşır. Burası Meksika’nın en sıcak bölgesidir.

Tabiî Kaynakları
Meksika’nın güney ve güneybatısında bitki örtüsü, tropikal ormanlar, gür çalılıklar ve otlaklardan meydana gelir. Kuzeyde ve kuzey batıda ise bitki örtüsünü bozkır veya gür çalılıklar teşkil eder. 4000 m’nin üstünde Tundraya rastlanır. Meksika tropikal ormanlarının çoğu Meksika Körfezi kıyı ovasında, Yucatan Yarımadasının güney kısmında ve bunlara komşu olan yüksek arâzilerin aşağı yamaçlarında yer alır. Bu ormanların ekonomik değere hâiz ağaçları arasında en çok bilinenleri, sedir, bakkam ağacı, kopal (vernik îmâlâtında kullanılan bir reçine), koyu kırmızı ve güzel kokulu odunları olan ağaçlardır.

Meksika’da, hem Kuzey Amerika’ya hem de Güney Amerika’ya mahsus hayvanlara rastlamak mümkündür. Kurt, kır kurdu (ABD’de bulunan bir çeşit çakal), yaban sığırı, ayı, kunduz gibi Kuzey Amerika hayvanları çok raslananlardır. Her iki taraftaki alçak arâzilerde ve güneye doğru Jaguar (Amerika’ya has kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan), puma, maymun bulunur. Bunlardan başka vaşak, porsuk, su samuru, tapir, kokarca (Kuzey Amerika’da bulunan sansargillerden bir hayvan), geyik, fok bulunur.
Meksika zengin yeraltı kaynaklarına sâhiptir. Önemli mâdenleri demir, gümüş, altın, petrol ve kömürdür.

Nüfus ve Sosyal Hayat
Günümüz Meksika halkı, eski ve yeni dünyâ insanlarının birbiriyle karışmasından meydana gelmiştir. Nüfûsun % 15’ini beyazlar, % 25’ini yerliler, geri kalanını ise melezler teşkil eder. Yerlilerin çoğu şu bölgelerde yaşar: Mahuatlar Orta Meksika’da; Zapotekler, Mikstekler, Mazetekler ve diğerleri Oaxaca ve Veracruz dağlarında; Tzetzal ve Tzotziller Orta Chiapas’ın yüksek arâzilerinde bulunur. Yerlilerin yüksek arâzilerde toplanmasına büyük istisnâ olarak Mayalar, Yucatan Yarımadasında yerleşmişlerdir. Merkezî yayla büyük grupların pekçoğunu ihtivâ eder. En büyük iki şehir olan Mexico City ve Guadalajora burada bulunur.

Meksika’da ölüm oranı binde sekiz, doğum oranı ise binde kırk ikidir. Bu da dünyânın en büyük nüfus artış oranlarından biri olan % 3,4’e tekâbül eder. Yüksek nüfus artış oranının bir sonucu olarak çok genç bir nüfus ortaya çıkmıştır. Nüfûsun % 46’sı 15 yaşının altındadır. Bu oran devam ederse nüfus her 22 yılda iki kat artacaktır.

Köylü nüfûsundaki doğum oranı daha yüksek olmasına rağmen, şehir hayâtına geçiş muntazaman artmaktadır. Günümüzde şehirde yaşayanlar, halkın % 59’unu meydana getirir.

Her ne kadar Meksikalılar yıllardır ABD’ye kaçak giriş yapmakta iseler de, bu olay günümüzde yüksek miktardaki kaçak işçi sayısı sebebiyle, büyük bir devlet meselesi hâline gelmektedir. Çoğu uzmanlar bugün, ABD’de 6 ilâ 8 milyon kaçak işçi olduğunu söylemektedir. Bunun üçte ikisi Meksikalıdır. Tevkif edilen kaçak Meksikalı sayısı 1965’lerde 50 bin iken, 1975’li yıllarda 700 bine ulaşmıştır.

Meksika bir aaaatlar ülkesi olarak bilinir. Halkın % 95’inin Katolik olduğu bu ülkede, her ne kadar şiddetli olarak uygulanmasa da; anayasa, kiliseye karşı ağır şartlar ihtivâ eder. Hiçbir kilise toprak sâhibi olamaz, hattâ bütün kilise binâları devlete âittir.

Meksika’da resmî öğretim programı iki yıllık okul öncesi veya ana okulu denilen öğretimle başlar. Bunu 6 yaşından îtibâren 6 yıllık bir öğretim tâkip eder. İlk öğretime kayıtlı öğrenciler, toplam kayıtlı öğrencilerin % 75’ini, yüksek öğretimdekiler bunun % 3’ünü meydana getirir.

Ülkenin resmî dili İspanyolcadır. Bundan başka yerliler arasında Nahuatl, Aztek, Maya, Zapotek, Totonok, Chinantek, Mazatek, Chorotega, Farask dilleri konuşulur.

Siyâsî Hayat
1910’da diktatör Porfino Diaz’ın düşmesi ile Meksika’nın siyâsî, ekonomik ve sosyal hayâtında değişiklikler olmuştur. Bir halk ayaklanması ve yaygın kargaşa ortasında 1917 Anayasası hazırlanmıştır. Anayasa milliyetçilik prensiplerini, sosyal adâleti, siyâsî liberalizmi din ve ırk hürriyetlerini ortaya koymuştur. Anayasa’ya göre; devlet başkanı ikinci kez seçilemez, kiliseyle devlet birbirinden ayrılmıştır, eğitim mecbûridir. Kuvvetler ayrılığı prensibi geçerlidir. Yâni yasama, yürütme ve yargı organları birbirinden bağımsızdır. Fakat uygulamada siyâsi güç, büyük yetkilere sâhip başkanın elinde toplanmıştır. Altı yıllık bir süreden sonra tekrar seçilememesine rağmen, meclise hükmeder ve kendisinden sonra geleni fiilen seçer. Siyâsî faaliyetler halka yakın gözükmekle birlikte, halk gerçekte Meksika siyâsî hayâtına pek az iştirak eder. Toplumu; büyük iş sâhipleriyle orta sınıf şehirli işçiler ve köylüleri temsil eden teşkilatlanmış çıkar grupları temsil eder. Bunların bir sonucu olarak Meksika’nın rejimi bâzıları tarafından, bürokratik-otoriter ve halkçı-birleştirici olarak kabûl edilir.

Meksika siyâsî hayâtının çarpıcı bir unsuru Kurucu İhtilalci Partidir (Partido Revulicianasio Institocional veya PRI). PRI hemen hemen bütün seçimleri kazanır ve düzenli olarak başkanlık ve kongre seçimlerinde oyların % 90’ından fazlasını alır.

Kongre, Millet Meclisi ve Senato’dan müteşekkildir. Her milletvekili, özel temsil hakkı tanınmış azınlık partileri tarafından seçilenler hâriç, bir seçim bölgesinden oy sâhipleri tarafından seçilir. Her eyâletteki oy sâhipleri kendilerini temsil etmek üzere iki senatör seçer. Başkandan farklı olarak Parlamenterler peş peşe seçilmeyip, aralıklarla defâlarca seçilebilir. Toplam oyun % 2,5’ini kazanan herhangi bir parti Millet Meclisinde beş sandalye elde eder, sonraki her % 0,5’lik artı oy için bir sandalye kazanır.

Eyâletler, kuruluş ve uygulama bakımından zayıftır. Bunların görevi federal hükümetin programlarını yürütmekle sınırlıdır.

1917 Anayasası belediyelerin hür ve bağımsız olduğu prensibini ortaya koymuştur. Fakat bunlar uygulamada büyük ölçüde federal hükümete bağlıdır.

Ekonomi
Meksika’nın nüfus artışı, ülke ekonomisine büyük ölçüde tesir eder, her yıl yaklaşık 800.000 kişilik net iş gücü artışı vardır. Bunlara iş temin edilmesi gerektiğinden büyük bir mesele ortaya çıkar.

Meksika’da gelir dağılımında büyük eşitsizlik vardır. Sanâyi işçileri, tarım işçilerine nazaran beş misli fazla gelire sâhiptir. Bu büyük fark, mâmul tüketim maddelerinin iç piyasada yaygın olarak satılmasını geciktirmektedir.

Meksika sanâyisi büyük ölçüde ülkenin yeraltı zenginliklerini işlemeye dayanır. Çelik, sanâyi sektöründe önemli bir rol oynar. Yıllık çelik üretimi beş milyon tonun üstündedir. Çelik, uzun zamandan beri öncelikle Kuzey Meksika’da (Monclova ve Montorkrey) üretilmektedir. Veracruz’da, Ciuda Lazaro Carden’da yeni çelik fabrikaları açılmıştır. Kömür üretimi yetersiz olup, 11.000.000 ton civârındadır. Yeni bulunan petrol yatakları (Poza Rica, Panuco, Veracruz’un kuzeyi) ile petrol üretimi yılda 910.137.000 varile çıkmıştır. Tabiî gaz ve petrol iç ihtiyaçlara cevap verir ve çoğu sanâyi tesislerinin temelini teşkil eder (Tampico, Poza Rica, Mexico City’de petrol rafinerileri). Meksika, gümüş üretiminde (2400 ton) Kanada’dan sonra dünyâda ikincidir. Flor, baryum oksit ve tuz, ABD’ye ihraç edilir. Sodyum güçlü bir selüloz sanâyiine imkân verir. Bu sanâyi bilhassa Mexico City’de Veracruz’da, Colima’da ve Chihvahua’da gelişmiştir. Ülkede kimyevî gübre sanâyii de gelişmiştir. Çimento, kauçuk otomobil sanâyileri de önemlidir.

1910 ihtilâlinden önce köylü âilelerin % 95’inin toprağı olmadığı tahmin edilmektedir. Bu ihtilâlin getirdiği tarım reformuyla köylüye toprak dağıtılmıştır. 1910’dan beri önceden toprağı olmayan üç milyon tarım işçisi 90 milyon hektarlık toprak sâhibi olmuştur. Tarım sektöründeki üretim artışı, nüfus artışını karşılayacak seviyede değildir. İç piyasadaki talep, dayanıklı mallar, tahıl (buğday ve mısır) süt tozu, yağ tohumları ithal edilerek karşılanmaktadır. Pamuk, şeker, sebze, meyve, tâze süt, iç tüketime ayrılmıştır.

Mısır, Meksika’nın her tarafında yetiştirilir. Ülke topraklarının ekime elverişli olan kısmının yaklaşık yarısı bu bitkiye ayrılmıştır. Fasulye, en çok ekilen ikinci bitkidir. Diğer bitkiler sınırlı miktardaki topraklarda yetiştirilir. 800.000 hektardan fazla bir arâzide, bilhassa kuzeybatının sulanan vâdilerinde ve Merkezi Bajio bölgesinde buğday ekilir. Süpürge darısı (sorghum) üretimi artırılmaktadır. Kış sebzeleri bilhassa kuzeybatıdaki Sinalova eyâletinde yetiştirilir. Tropikal bitkiler kıyı bölgelerinde ve güneyde yetişir.

Meksika’da ithâlât ve ihrâcat dengesizdir. Ticâret açığı, çok fazladır. En çok mâmül maddeler ithal edilir. Tarım ürünleri (bilhassa sığır, kahve kış sebzeleri) ihraç mallarının % 25’ini teşkil eder. Meksika’nın en büyük müşterisi ABD olup, ihraç mallarının % 63’ü bu ülkeye gider. İthâlatın büyük çoğunluğu da bu ülkeden yapılır. Turizm ülkeye her yıl bir milyar dolarlık gelir sağlamaktadır. Ayrıca artan iş gücüne, iş sahaları temin edilmektedir.

Ulaşım: Meksika 26.000 km’lik demiryolu ağına sâhiptir. Karayollarının uzunluğu 235.431 km’ye ulaşır. Karayollarının % 45’i asfalt kaplanmıştır. Meksika Körfezi kıyısındaki Veracruz ve Pasifik kıyısındaki Acapulco, Meksika’nın eski deniz limanlarıdır. Diğer büyük limanlar, körfez kıyısındaki Tampico ve Pasifik kıyısındaki Mazotlan, Manzanillo ve Cindada Lazero Cardenas’tır.

Ülkede hava ulaşımı çok yaygındır. Birçok şehirlerinde havaalanı olup, sayısı 78’i bulmaktadır.
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:03
26 Mart 2013 13:23       Mesaj #6
bekirr - avatarı
VIP VIP Üye

MEKSİKA DEVRİMİ

Ad:  Meksika6.jpg
Gösterim: 428
Boyut:  72.7 KB

Meksika Devrimi yirminci yüzyılın ilk büyük siyasal ve toplumsal devrimiydi. Ayrıca yaklaşık aynı dönemde Rusya, Çin, Osmanlı imparatorluğu ve İran’da meydana gelen bir dizi devrimden biriydi. Bu devrimlerin, özellikle de Rusya ve Çin’dekilerin yirminci yüzyıl tarihine muazzam bir etkisi oldu.

Kan dökücülük, ihanet ve zalimliğin yanı sıra sınıf mücadelesi, ABD’nin müdahalesi ve efsanevi bir renkli devrimciler topluluğu Meksika Devrimi’nin 1910-1920 arasındaki devrimci on yılın özellikleriydi. Bunlar genel olarak, devrimin ilk bölümde ele alınan niteliklerini sergiler. En önemlisi, devrim Meksika tarihinin bir ürünü, Porfirio Díaz rejiminin yarattığı siyasal duruma tepki göstermenin bir yoluydu. Bu devrim, yirminci yüzyılın geri kalanında siyaset yapma yöntemini biçimlendirdi.

Devrimci on yıldaki kargaşa ve altüst oluşu izleyen yirmi yılda, devrim sürecinde iktidara sahip olan Meksikalılar, ülkelerini yeniden inşa etmede ve biçimlendirmede bu gücü, bazen anlayışlı ve düşünceli bir biçimde, bazen de basit bir kurnazlıkla kullandılar. Bu, özellikle 1920’lerde sıkça şiddet ve zorbalıkla kesintiye uğrayan, mücadeleyle dolu bir süreç oldu. Hem idealizm hem oportünizm gelişip serpildi. Devrimci ivmenin, amaçlarına yakınlık duyan Lázaro Cârdenas’ın şahsında bir lider bulduğu 1930’larda idealizm galip gelmiş gibi görünüyordu. Ne var ki, 1940’tan sonra devrim yolunu şaşırdı. Carlos Fuentes’in Artemio Cruz’un Ölümü adlı muhteşem romanında betimlediği gibi, oportünistler en tepeye yükselerek devrimin özünü öldürdüler. Devrimin cesedini mumyalayıp sergilediler. Yüzyılın geri kalan bölümünde, devrim çoğunlukla biçim ve söylemden ibaretti. 1980’lerde sistem çözülmeye başladığında bile, hiç kimse yirminci yüzyıl sonunda Meksika’da yaşamı niteleyen kısır siyaset ve toplumsal adaletsizliğin ötesine geçmenin bir yolunu bulamamıştı.

Ekonomik sorunlar ve Meksika milliyetçiliğinin gelişmesi, yirminci yüzyılın ilk on yılında rejimin popülerliğini azaltmakla birlikte, ilk bocalama continuismo, yani Diaz’ın makamında kalmasına olanak veren anayasal düzenlemelerdeki değişiklik konusunda gerçekleşti. Meksika’da liberaller yirminci yüzyılın ilk on yılın serbest seçimler ve işlerliği olan bir anayasa için çağrıda bulunarak geçirdiler. 1906’da Meksika Liberal Partisi’nde (PLM) örgütlenerek, Meksika’da ve ABD’de sürgündeyken Diaz rejimine son vermeye çalıştılar. Coahuila eyalet seçkinlerinden, çoğu zaman “Demokrasi Havarisi” olarak anılan toprak sahibi, sanayici ve bankacı Francisco Madero, “1910 Başkanlık Hale fiyatı” (1908) başlıklı bir kitapla continuismoya meydan okudu. Daha sonra 1910’da Diaz’a karşı kampanya yürüttü. Devrimin doğmasına yardım ettiği ölçüde, Meksika Devrimi’ni başlangıçta etkileyen ideoloji, anayasalar, temsili meclisler ve serbest seçimler isteyen o eski liberal ideolojiydi.

1917 Anayasası, Meksika’da yeni bir yönetim sisteminin temellerini oluşturan bir dizi reform getirdi. Kilise ve devletin birbirinden ayrılmasını, devlet okullarında eğitim görme hakkını, çalışma koşullarının yasal olarak düzenlenmesini, işçilerin sendika kurma ve grev hakkım içeriyordu. Aynı zamanda, devlete toprağı yeniden dağıtma yetkisi de veriyordu. Bu yalnızca köylülerin yasadışı olarak el konulan topraklarının geri verilmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda, yararlı bir amaca hizmet etmeyen toprağa el konulmasını da mümkün kılıyordu. Son olarak, bu anayasa yeraltı kaynaklarında kamusal mülkiyeti getiriyordu.

Meksika Devrimi’ndeki hemen her grup, bu belgede uğruna savaşmış olduğu bir şeyleri buldu. Laissez-faire (bırakınız yapsınlar) liberalizminin apaçık reddi olan anayasa, sözünü ettiğimiz planlara, özellikle de Orozquista ve Ayala planlarına çok şey borçluydu. Gene de, bu bir devrim değil, reform belgesiydi.

Devrimin maliyeti çok büyüktü. Kabaca 15 milyon nüfuslu bir ulusta, 1,5-2 milyon kişi yaşamını yitirdi. Devrim liderlerinin birçoğu suikasta kurban gitti. Kurbanlardan ilki, Nisan 1919’da öldürülen ve bir kutsal şehit haline gelen Emiliano Zapata oldu. Zapata’nın ölümünden sorumlu tutulan Carranza popülerliğinden çok şey yitirdi. Ertesi yıl Carranza halefini kendisi belirleme girişiminde bulundu. Birçoklarına, işçilere, köylülere, hatta Amerikalılara göre, bu ancak, ülkenin temel sorunlarıyla baş edemediği görülen bir rejimin sürekliliği anlamına gelecekti. Carranza’nn, Zapata suikastından sonra istifa etmiş olan eski kurmayı Obregon, Meksiko’ya bir yürüyüş düzenledi; bu yürüyüş sonunda, zaten yalnız kalmış olan Carranza görevden alındı. Aynı yıl daha sonra bir suikastta öldürüldü.

Meksika Devrimi, Birinci Dünya Savaşı’yla ve dünyanın diğer yerlerindeki devrimlerle aynı dönemde meydana gelmekle birlikte, kendi yolunu çizmiş ve izlemişti. Siyasetin alanını genişletmiş, yalnız bölgesel ve yerel seçkinlere değil, aynı zamanda kentli orta sınıflara ve işçilere seslerini duyurma olanağı vermişti. En az şeyi, nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan köylüler için yaptı. Ama onlara bile bazı sözler verdi ve bu vaatler doğrultusunda eyleme geçmek için bir anayasal zemin yarattı. 1917 Anayasası temelde demokratik ve ilerici bir gündem oluşturdu. Devrimciler iktidara el koydu ve onu yeniden inşa etti. Şimdi sıra, bu iktidarı ne kadar etkili kullandıklarım görmeye geldi.

Meksika Devrimi elbette mumyalanıp sergilenen tek devrim değildi. Bununla birlikte, yirminci yüzyılda bu amaçla en becerildi biçimde kullanılan o oldu. Görüleceği üzere, gerek Rusya’da gerek Vietnam’da çok daha fazla kan dökülmesinin ve şiddetin ardından, onlar da kendi devrimlerini, başlangıçtaki idealleriyle alay eden sistemler içinde mumyaladılar. Aynı şey Çin ve Küba devrimleri için de söylenebilir. Meksika Devrimi, 1930’larda Cardenas döneminin idealizm ve radikalizmiyle bir çeşit orta noktaya ulaşmayı başardı. Carlos Salinas de Gotari reformculuk zihniyeti açısından Mihail Gorbaçov’a daha çok benzeseydi, belki devrim en sonunda süresiz siyasal evrime izin verecek bir aşamaya varabilirdi.

2000’de Vicente Fox’un başkan seçilmesinin ardından, şu anda Meksika’da var olan kurum ve düzenlemelerin siyaset ve ekonomide herhangi bir evrimci yeniden biçimlendirmeye uygun olup olmadığı henüz belli değil. Yirmi birinci yüzyılda Meksika, ya yirminci yüzyıl Meksika Devrimi’nin yararlı bir çeşitlemesini yeniden yakalayacak ya da siyaset ve hükümet için yeni bir temelin oluşturulmasında o devrimin cesedini artık ardında bırakacaktır.

Meksika Devrimine Özet Bakış:


Meksika Devrimi’nin sebepleri arasında şiddet, ihanet, sınıf farkları, ABD etkisi vardı.
Meksika Devrimi Diaz rejimine karşı tepki gösterme şekliydi. Devrim bazen şiddet ve baskıyla sekteye uğratılmaya çalışılsa da mücadele edilerek devam ettirildi. Bir süre sonra devrim sadece bir söylentiden ibaret olmaya başladı.

1910-1920 yılları arasında Diaz rejiminin ortaya çıkardığı sorunlar baş gösterdi. Bu rejim uygulandığı süre zarfında başarı getirmişti fakat bu rejim sayesinde dışa bağımlı bir ekonomi oluştu. Meksika’da bir parti bu rejime son vermek istedi. Rejim için tek tehlike bu parti değildi rejim kendi içinde tehlike barındırıyordu. Çünkü artık yabancılar ülke topraklarının bir kınsına sahiptiler. Bu durum ülke ekonomisinde olumsuzluklar doğurdu. Devrimin artık iki amacı vardı; birincisi ekonomiyi düzeltmek ikincisi ise köylülerin ve işçilerin haklarını teslim etmekti. Devrimi bazıları adalet mücadelesi olarak görürken bazılarının somut hedefleri vardı.

Madero başkanlık koltuğuna oturdu ve getirdiği yenilikler köylülerin çıkarı içindi. Madero’nun sorunsuz başkanlığı uzun sürmedi. Feliks Diaz, Madero’ya karşı ayaklandı. İki kez bu ayaklanma başarısız oldu.Bir süre sonra göreve Huerta getirildi. Huerta yönetimi ülkeyi iç savaşa sürükledi. Huerta yönetimine karşı Zapata bir topluluk kurdu. Bu topluluk çobanlar, madenciler, odunculardan oluşuyordu. Zapata bu topluluğun önderiydi. Devrime yön veren diğer bir etken de ABD donanmasının saldırılarıydı. ABD ordusu Meksika’ daki bir kentin limanına saldırdı, daha sonra da kenti ele geçirdi. Amerika ordusu kendi çıkarlarına uygun olduğu için Carranza’nın ordusuna destek verdi. Bu orduya her türlü desteği verdi.Bu orduyla birlik içinde çalışarak Huertayı ülkeden kaçırdılar.

Obregon Carranza’nın vazgeçilmez kişisi oldu. Çalışmaları neticesinde devrimin en önemli kişisi oldu. Obregon Sanero’da başarmış olduklarını tekrar başaracağına inanıyordu. Obregon aynı zamanda farklı gruplarla da ittifak kurdu. Bir süre sonra siyasi bir lider olarak kabul görse de devrimci orduyla baş etmek zorunda kaldı. Obregon görev süresini tamamlarken ülkesinde barışçıl bir geçiş yapmak istiyordu. Aynı zamanda dış ilişkileri de geliştirip Meksika’nın tanınmasını sağlamaya çalıştı. Bu çalışmalarına rağmen iki suikast girişiminden kurtuldu üçüncü saldırıda hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra ülkedeki kargaşayı önlemek için yeni bir başka göreve getirildi. Altı yıl içinde üç başkan göreve geldi. Birinci başkan ayaklanmalara son verdi. İkinci başkan ikinci bir devrim yaptı ve en önemli amacı ülkeye ulusal bir kimlik kazandırmaya çalışmak oldu. Üçüncü başkan döneminde ise toprak reformu çalışmaları hızını kaybetti. Bunun neticesinde tarım özel sektöre geçti.
Meksika Devrimi mumyalanıp sergilenen bir devrim oldu.Şu an ki Meksika için bu devrim sadece bir ceset niteliğindedir.

kaynak: . Devrimler
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:03
22 Aralık 2016 20:52       Mesaj #7
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ad:  Meksika5.jpg
Gösterim: 380
Boyut:  63.1 KB

MEKSİKA


isp Mexlco
Latin Amerika'da devlet. 87,8 milyon (1991) nüfusu ve 1 970 000 km2'lik yüzölçümüyle Meksika, Latin Amerika'nın en büyük ülkelerinden biridir: yüzölçümü bakımından üçüncü, nüfus açısından, Brezilya’dan sonra ikinci sırada yer alır. Başkenti Mexico. Resmi dili İspanyolca.

COĞRAFYA


fiziki coğrafya


Meksika, hem yüzey şekilleri hem de iklim bakımından üç geniş bölgesel bütün oluşturan, birbirinden çok farklı doğal bölgelere ayrılır.
Kuzeydeki kuru topraklar, ülke yüzölçümünün % 60'ını kaplar; belirgin özelliği, özellikle K.B.'da (Aşağı Kaliforniya, Sonora, Sinaloa, Chihuahua) yer yer çoraklığa kadar varan kurak.iklimidir. Doğu Sierra Madre ve Batı Sierra Madre’yle çevrili ortadaki plato yarı çoraktır: yavaşça tuzlu çöküntü alanlarına (playas ya da bolsones) doğru inen üstü kabuk bağlamış şevler. Sadece Kuzey-doğu bölgesi, her yerde 700 mm'den fazla yağış alır ve Atlas okyanusu iklimine özgü yaz yağmurları sayesinde kuraklıktan kurtulur.

Orta Meksika'daki volkanik yüksek topraklar, ülkenin can damarıdır. Orta kesimdeki yanardağ kökenli ve kırılmış platonun en yüksek noktaları buradadır: Puebla, Mexico ya da Toluca havzalarında 2 200 - 2 600 m. Ama bu havzaların kenarında, birçoğu 5 000 m'yi aşan görkemli yanardağlar yükselir: Pico de Orizaba (5 700 m, Meksika'nın en yüksek noktası), Popocatöpetl, vb. Yanardağlar, belirgin bir şekilde kırılmış, Büyük Okyanus'tan (Corrientes burnu) Meksika körfezine kadar uzanan “yeni volkanik eksen" denen, 19° K. enleminin geçtiği enine bir eksen boyunca uzanırlar. Büyük dik yamaçlar, bu ekseni güneyden sınırlar.

Yükseltiye ve yöne bağlı olarak Orta Meksika’daki yüksek topraklar, yağış ve sıcaklık açısından büyük farklılıklar gösterir. Çok güzel çam ormanları, 2 500 - 3 000 m’nin üstündeki yamaçları kaplar; daha az yüksek kesimlerde yerlerini karışık meşe ve çam ormanlarına bırakırlar. En kurak havzalarda, dikenli ağaççıklar ve kaktüslerden oluşan bir bitki örtüsü görülür Yükselti bir iklim kuşakları sıralamasının ortaya çıkmasına yol açar: Atlas okyanusu ve Büyük Okyanus kıyısındaki ovalarda tierras calientes (sıcak topraklar), 800-1 600 m arasında tierras templadas (ılıman topraklar), daha yüksek kesimlere tierras heladas (buzlu topraklar) ile bağlanan 1 600 m'nin üstündeki tierras frias (soğuk topraklar). Bu iklim çeşitliliğinin tarım için çok elverişli koşullar yaratacağı açıkça ortadadır.

Güney Amerika'nın başlıca özelliği sıcak ve nemli iklimidir Veracruz ovaları, Orta Meksika'nın batısındaki sıcak topraklar, yeniyanardağ ekseni büyük dikliğinin güneyinde bulunan bütün toprakları kapsayan geniş bir tropikal bütün halinde kuzeye doğru Atlas okyanusu ve Büyük Okyanus boyunca devam eder: Oaxaca ve Guerrero dağları ve havzaları, körfezin güneyindeki ovalar, Yucatân yarımadası, Guatemala sınırına kadar uzanan yüksek topraklar ve Chiapas ovaları. Meksika'nın güneyi, yüzey şekilleri, iklim ve bitki örtüsü farklılıklarının büyük çeşitlilik gösterdiği bir bölgedir: kuraklığın etkisindeki kireçtaşlı alçak Yucatân platosu; sıcak, nemli ve ormanlık Tabasco toprakları; otlaklarla çam ve meşe ağaçlarıyla örtülü, bulutları delen yüksek Chiapas toprakları.

yerleşme ve nüfus


Meksika insanının kişiliği, amerind uygarlıkları, İspanyol sömürgeciliği ve modern amerikan dinamizminin birleşmesiyle oluşmuştur; nitekim, Mexico'daki las Tres culturas meydanı bunu simgeler.

Hızlı nüfus artışı.
1519’da Meksilâ'da yaşayan Kızılderililerin sayısına ilişkin tahminler 2-20 milyon arasında oynar. Ancak kesin olan iki şey vardır: sömürgecilerle temasa giren Kızılderili sayısındaki ani azalış; kızılderili halkın, bugünkü Meksika nüfusu üzerindeki güçlü bedensel etkisi (melezlerin sayısı çok fazladır: % 80). Buna karşılık Kızılderililer nüfusun ancak % 10'unu temsil ederler. Bunların yarısı yalnızca kızılderili dilleri, öbür yarısı iki dil konuşur. Zenci ve zenci-beyaz melezlerinin sayısı azdır (% 1): Beyazlar'ın oranı ise yaklaşık % 10'dur.

Nüfus, 1940'a kadar yavaş artmıştı. 1910'da 15 milyon olan Meksika nüfusu. 1930'da ancak 16,5, 1940'ta da 19,8 milyon oldu. Bu tarihten sonra demografik büyüme birden hızlandı; 1960'ta 35 milyon, 1970'te 48,5 milyon, 1991'de 87,8 milyon. Ülkede nüfus her yıl yaklaşık 2 milyon artmaktadır: yıllık doğal nüfus büyümesi oranı yüzde 2'dir. Doğum oranının çok yüksek seyretmesi (1975'te %» 40, 1981'de %o 38, 1991'de %, 20) ve ölüm oranının düşmesi (1930'da %» 26, 1960'ta %o 12 ve 1989'da %„ 6) bu nüfus patlamasını açıklayan nedenlerdir. Nüfusun % 42'si 15 yaşın altındayken, sadece % 4'ü 65 yaşın üstündedir. Hükümet onbeş yıldır çekingen bir doğum kontrol politikası izlemektedir, ama güçlü gelenekler karşısında elde edilen sonuçlar sınırlı kalmaktadır. İnsan sayısının, kırdaki ve kentteki istihdam olanaklarının çok üstünde olması, Meksika'yı Üçüncü dünya’ya bağlayan özelliklerden biridir. Nüfus yoğunluğunun tarım havzalarında çoğunlukla km2,de 100 kişiyi geçtiği Orta Meksika, aşırı bir nüfus artışıyla karşı karşıyadır; bu nedenle hükümet, eski Meksika’yı ferahlatmak amacıyla tropikal güneydeki ‘yeni topraklarca yerleşimi teşvik etmektedir ("denize doğru yürüyüş").

Kırsal nüfus fazlalığı
çok hızlı bir kentleşme hareketine yol açmıştır. Meksika kent nüfusu 1960-1990 arasında % 60, kırsal kesimde ise ancak % 17 arttı. Göç edenlerin beşte dördü en önemli on yerleşim alanına yığıldı; sadece Mexico kenti, bu göçmenlerin yarısını barındırmak zorunda kaldı. 1910'da ancak % 20 olan kentleşme oranı, 1991'de % 73'e ulaştı 1989'da her dört MeksikalIdan üçü kentliydi. ABD'nin güney-batısına doğru kesin ya da geçici göç, bir emniyet supabı rolü oynadı. ABD'ye yerleşmiş meksika asıllı 5-7 milyon amerikalı vardır. Ama bracero'ların iş için göçtükleri dönemler artık geride kalmış bulunuyor. 1950'li yıllarda, her yıl 400 000 mevsimlik işçi sınırı aşıyordu. ABD'nin göçe getirdiği sınırlamalar, bu hareketi büsbütün durduramadıysa da yavaşlattı. Yasadışı bir duruma düşen kaçak göçmenler (wet-backs), her an sınırdışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar (1970-1976 arasında 3,5 milyon MeksikalI geri gönderildi), hatta bu durum iki ülke arasında gerginliklere yol açtı.

ekonomi


Gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYİH) 1950- 1975 arasında 25 kat arttı. 1991 yılında, kişi başına düşen gelir, 2 970 dolardı Bu durum Meksika'yı gelişmekte olan ülkeler grubuna sokmaktadır. 1920-1940 döneminin yapısal reformlarıyla hazırlanan Meksika'nın iktisadi hamlesi, ikinci Dünya savaşı’nda başladı ve ancak kırk yılda gerçekleşti.

iktisadi gelişmenin etkenleri.
Bu konuyu 70'li yılların ortasındaki petrol patlamasından öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemde ele almak gerekir.
1940-1975 arasında meydana gelen "Meksika iktisadi mucizesinin birçok derin nedeni vardır. Bu nedenlerin ilki. Devrimci kuruluş partisi iktidarının sağladığı dikkate değer siyasal istikrar; İkincisi, tüm yöneticilerin Meksika’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için iktisadi büyümeyi sağlama ve peso’yu güçlü, istikrarlı, güven verici bir para yapma istemidir. Bir başka etken güdümlü ve planlı bir devlet sosyalizmiyle, kapitalist anlayışta serbest girişimci bir özel kesimin bir arada varlığını sürdürmesidir. Örneğin, devlet bankalarıyla özel bankalar, bankacılık sisteminin tüm kaynaklarını aşağı yukarı yarı yarıya paylaşırlar. Bu sistem sayesinde Meksika hiçbir zaman yatırım kredisinden yoksun kalmamıştır. Meksika dış ticaretinde hem satıcı, hem alıcı olarak büyük bir rol oynayan (tüm değişimlerin yüzde 62’si) ABD’nin yakınlığı, çok önemli bir iktisadi büyüme etkeni oldu: meksikalt fâcn/co'ların ABD' de eğitilmesi, Meksika'daki büyük amerikan yatırımları, tüketim ve turizm alanındaki etkileşimler. Titiz meksika milliyetçiliğine ve sosyalizme ve Üçüncü dünya'ya sempatisini gizlemeyen bir politikaya karşın, ABD ve Meksika ekonomilerinin karşılıklı bağımlılığı giderek artmaktadır.

1973-1976’ya doğru bulunan çok zengin hidrokarbür yatakları, çeşitli büyüme etkenlerinin görece önemini altüst etti. 1973’te, Meksika, petrol tüketiminin yüzde 10'unu ithal yoluyla karşılıyordu. 1972’ de kıstakta, Chiapas ve Tabasco eyaletlerinde, önemli rezervler belirlenmişti. Sistemli bir arama tarama sonunda Campec- he körfezinde, Tamaulipas eyaletinde, Coahuila'da ve Aşağı Kaliforniya'da petrol ve gaz bulundu. Varlığı belirlenen rezervler 6 yılda (1975-1981) 11 kat arttı. Kesin olarak belirlenen petrol rezervleri 8,2 milyar tondu. Olanaklı rezervler, aşağı yukarı buna yakındı; potansiyel petrol rezervleri ise, 40 milyar tondan fazlaydı: 1974 te 30 milyon tonu bulmayan petrol üretimi, 1981'de 120 Mt'a, 1986'da 140 Mt'a çıktı, 1990 yılına gelindiğinde, 147 Mt'a ulaşan yıllık üretimle petrol, Meksika ihracatının % 32'sini oluşturuyordu. Bu durumda petrol, ülkenin büyümesinin ekseni durumuna geldi. Çok önemli doğal gaz kaynakları da buna ekleniyordu (yılda yaklaşık 30 Gm3 üretim, tahmini rezervler 2 000 Gm3).

Ne var ki "petrol devrimi" istikrarsızlığa ve krizlere yol açtı. 1973’te, brüt petrol fiyatındaki ani artışı, 1981'de dünya piyasasında aşırı üretimden kaynaklanan bir düşme izledi. Bu düşüş ve paraya uygulanan yüksek faiz oranları, pesonun birkaç kez devalüe edilmesine yol açtı. Petrol sektörünün almak zorunda kaldığı ek borç Meksika'nın dış borç tutarını artırdı; devalüasyon gerçek bir ulusal dram boyutuna ulaştı ve parada istikrar ilkesi iflas etti. Cumhurbaşkanı Löpez Portillo'nun deyişiyle, "petrol çözümü", “petrol sorunu”na dönüştü. Petrol başdöndürücü bir zenginlik sağlamıştı, ama aynı zamanda sürekli dalgalanan uluslararası piyasaya mali ve ticari bağımlılığı, ticaret dengesiyle ödemeler dengesinde gittikçe artan bir bozukluğu, borçlanmayı, hızlı enflasyonu, vb. birlikte getirmişti.

İktisadi büyümenin belli başlı yönleri.
Devrim sonundan, özellikle 1940’tan bu yana harcanan çabalar sonucu, Meksika ulaşım alanında iyi bir altyapı kazandı: demiryolu ağı, karayolları, limanlar ve havalimanları. Üretim alanında, GSYİH’nın artış oranı, dönemlere göre değişti, ama öbür Latin Amerika ülkelerinin çoğuna oranla her zaman yüksek oldu: uzun süre yüzde 6-7-olarak seyrettikten sonra, 1979 ve 1980'de yüzde 8'e yükseldi. Sonraki yıllarda daha düşük gerçekleşti. Tarım, diğer iktisadi sektörlere göre gittikçe artan bir gerileme göstermektedir. Bugün de nüfusun % 36'sının tarımda çalışmasına karşın bu sektörün GSYİH'daki payı ancak % 9'dur. Bu da kentlerle kırsal alanlar arasındaki gelir dağılımındaki eşitsizliğini göstermektedir. Devrimin büyük hedeflerinden biri olan tarım reformu, iktisadi ve sosyal planda, kamu topraklarından ejidolar yararlananların çoğu için fiyaskoyla sonuçlandı; buna karşılık özel mülkiyet duruma uyum sağlamayı başardı: ekilen toprakların yüzde 10'unu kaplayan büyük üretim birimleri tarımsal üretimin yarıdan fazlasını sağladı. Tarımsal üretim, tahıl (bunun 12 Mt'u mısır), meyve (2,2 Mt turunçgil), sanayi bitkileri (260 000 t pamuk, 330 0001 kahve, 3,8 Mt şeker) üretimi ve önemli sayıda sığırdan (28 milyon baştan fazla) oluşur. Ancak Meksika zaman zaman mısır, buğday, süt, yumurta gibi temel besin maddelerinin dışalımı yapmak zorunda kalmıştır.

Modern Meksika'nın büyük başarısını oluşturan sanayi sektöründe (maden sanayisi [petrol, doğal gaz, gümüş (2 300 t), kükürt, kurşun, bakır, vb.], temel sanayiler ve farklılaşmış sanayiler) durum daha iyidir. Demir-çelik (Monterrey, Lâzaro Cârdenas) [toplam 7,7 Mt çelik], petro-kimya ve kimya sanayileri tam gelişme durumundadır. Farklılaşmış sanayiler, iç tüketimin gereksinimlerini karşılamaya yöneliktir: dokuma, otomobil (228 000 binek otomobili), elektrik ve elektronik malzemesi, radyo ve televizyon, ilaç, vb. Bu sanayiler, gerekli işgücünü sağlayan başlıca kentlerde toplanmıştır: özellikle Mexico, sonra Puebla, Netzahualcoyotl, Guadalajara, Monterrey. GSYİH'nin yüzde 33'ünü sağlayan sanayi, çalışan nüfusun ancak yüzde 21 'ini istihdam etmektedir. Hizmet sektörü ise, GSYİH'nin yüzde 67,7'sini sağlamakta ve çalışan nüfusun yüzde 55,4'ünü istihdam etmektedir. Sanayi ve hizmet sektörlerindeki ilerlemeler ve önemli boyutlara ulaşan kentleşme (14- 15 milyon nüfuslu bir megapol olan Mexico; nüfusu 3 milyonu aşan diğer iki kentsel alan: Puebla ve Netzahualcoyotl; nüfusu 450 000-650 000 arasında 5 kent), Meksika’nın geçirdiği iktisadi ve toplumsal değişimin başlıca görüntülerini oluşturur.

Milli gelirin bozuk dağılımı.
Kırsal alanın büyük bölümünde yüzlerce yıldan beri JEOMORFOLOJİK sürüp gelen yoksulluğun yanı sıra, kent BÖLGELER varoşlarında işsizlik ve eksik istihdam yüzünden çok düşük yaşam koşulları içinde yaşamak zorunda kalan milyonlarca Meksikalı'nın acıklı durumu milli gelirin bozuk dağılımından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, iktisadi büyüme, tüketim toplumu içinde yer alan önemli bir orta sınıfın gelişmesine yol açmıştır.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:04
22 Aralık 2016 20:52       Mesaj #8
Safi - avatarı
SMD MiSiM

TARİH

Ad:  Meksika10.jpg
Gösterim: 380
Boyut:  50.7 KB

kolomb öncesi Meksika


Meksika'ya ilk yerleşenler, geçmişi I.Ö. 10 000 yıllarına dayanan Tepexpan insanının temsil ettiği göçebe avcı toplayıcılardı.
Yaşam koşullarını temelden değiştiren mısır tarımı aşamalı olarak ortaya çıktı. Mısırın bilinen en eski kullanımı Tehuacân'da Coxcatlân evresindedir (I.Ö. 5200 -3400). Bundan sonra, geçim kolaylaştı, avcılar küçük köylere yerleşmeye başladılar. Mısırdan başka biber, fasulye ve kabak da ekiyorlardı. Yerleşik küçük çiftçiliğe dayalı bu yaşam biçimi klasiköncesi dönemin (I.Ö. 2000-1000) ilk yarısında görüldü. Orta klasiköncesi dönemde (I.Ö. 1500-300) Meksika körfezi kıyılarında ölmeklerdin ilk Orta Amerika uygarlığı ortaya çıktı. Takvimi, hiyeroglif yazısını, top oyununu, pazarları ve tapınak yapımını ilk Olmekler’in çıkardığı söylenir.

En görkemli uygarlıklar klasik dönemde (İ.S. 250-950) ortaya çıktı. Orta Meksika'da Teotihuacân uygarlığı boy gösterdi. 11 km2’lik yüzölçümüyle gerçek bir metropol olan Teotihuacân kenti bütün Mexico vadisini birleştirmeyi başardı ve etkisini Guatemala'ya kadar duyurdu.
Meksika körfezi kıyısında (günümüzde Veracruz eyaleti) El Tajfn tören merkezi vardır. Bu merkezdeki en önemli yapı nişli piramittir.
Bugünkü Oaxaca eyaleti topraklarında Zapotekler'in başkenti Monte Albân vardı. Klasik dönemde Zapotekler 200'ü aşkın kent kurdular. Monte Albân'da, Zapo tek uygarlığı orta klasiköncesi dönem boyunca, Ölmek, daha sonraları da Maya ve Teotihuacân uygarlıklarının etkisinde kaldı.
İ.S. 900’e doğru Monte Albân terk edildi, Zapotekler Oaxaca'nın güney-batı'sında Mitla adlı yeni bir merkez oluşturdular.
Maya uygarlığının ortaya çıkışı klasiköncesi döneme kadar gider. Mayalar klasik dönemde dikkate değer bir uygarlık geliştireceklerdi. Öteki Orta Amerika halklarından farklı olarak, büyük imparatorluklar değil, site devletler kurdular. Orta Meksika'da Palenque ve Toninâ bunlar arasındaydı. Kuzey sınırında (Yucatân) Rio Bec, Chenes ve Puuc üsluplarıyla yerel bir mimari gelişti. Burada, Guatemala’daki, Pöten bölgesi mimari üslubuna bağlı Cobâ gibi kentler de vardı.

Klasik sonrası dönemde (İ.S. 950-1500)


Kuzey’den gelen göçebe Çiçimekler kabilelerinin istilalarıyla, bir kargaşa evresi başladı.
Mexico vadisinde İ.S. 600'e doğru yıkılan Teotihuacân hegemonyası, klasik sonrası dönemin ilk yarısında Toltekler’in merkezi Tula'ya geçti. Toltek imparatorluğu XII. yüzyılda Orta Meksika'ya kadar uzandı. Yeni çiçimek toplulukları bölgeyi işgal ettiler ve 1168’de Tula’yı yıktılar. Toltek sanatı da, klasiksonrası dönemin Orta Amerika kültürlerinin çoğu gibi, kendisini yaratan toplumun savaşçı özelliklerini yansıtır. XIII. yy.’da Mikstekler’ Zapotek bölgesine girdiler. Monte Albân’ı önderlerinin mezar yeri olarak kullandılar. Mikstek üslubu, klasiksonrası dönem boyunca büyük bir yaygınlık kazanacaktı. Cholula’da mikstek-puebla üslubu yeniden karşımıza çıkar, Milta'da renkli resimler ve katışıksız mikstek üslubunda taş mozaikler vardır.

Körfez kıyısında klasiksonrası dönemin en önemli merkezi olan Cempoala, Totonaklar tarafından kuruldu. Huastecler bölgesi, tam gelişmesine klasiksonrası dönemde ulaştı. Kralların, din adamlarının ve tanrıların taş heykelleri ve özellikle Pânuco kökenli seramikler bu döneme damgasını vurdu. Maya kronikçilerine göre Yucatân'daki maya uygarlığını yaratanlar, büyük olasılıkla, Topiltzin Ğuetzalcöatl önderliğindeki Toltekler'di. Bölgede siyasal ve sanatsal üstünlüğü 1224 yılı dolaylarında terk edilmesine kadar elinde tutan Chichân itzâ bu uygarlığa tanıklık eder. Yucatân'ın başkenti daha sonra Mayapân oldu, burası da 1450’ye doğru terk edildi. Bu tarihte yanmada, yönetimi ellerine geçirmek için birbirleriyle çatışan çeşitli sitelerin iç savaşına sahne oldu. Doğu kıyısındaki Tulum bu dönemde kuruldu. Son gelen çiçimek dalgası, Aztekler oldu. Aztlân’dan gelen küçük bir kabile olan Meksikalar (Mexicas) bütün Orta Meksika yaylasına egemen oldular ve etkilerini Meksika topraklarının büyük bölümünde duyurdular. Becerikli yöneticiler ve usta savaşçılar olan Aztekler, mirasçıları olduklarını ileri sürdükleri eski kültürlerle öteki Orta Amerika kültürlerinin bir karışımı olan özgün bir uygarlık yarattılar. Ne var ki, bu sırada İspanyol fethi de başlamak üzereydi.

fetih


Francisco rernândez de Cördoba’nın maya kıyılarındaki başarısızlığından sonra, Cortes önce Tabasco’ya (1519), sonra Veracruz’a çıktı. Yakın geçmişteki fetihleri nedeniyle Aztekler’in yarattığı nefretten yararlanarak boyun eğdirilmiş halkların ve bağımsız Tlaxcala Cumhuriyeti'nin ittifakını sağladı. Hiçbir direnişle karşılaşmadan Mexico'ya girdi. Aztek imparatoru Moktezuma II, dinsel bir korku içindeydi (dünyanın sonunun geldiğine ilişkin bir kehanetten, tanrı Ouetzalcöatl’ın dönüşünden korkuyordu). Aztek ayaklanması İspanyollar'ı kısa bir süre için Mexico'dan uzaklaştırdı (haziran 1520). ispanyollar, müttefikleri Tlaxcaltekler'le birlikte geri döndüler, çetin bir kuşatmadan sonra, salgın hastalıklar halkı kırıp geçirirken Tenochtitlân’ı aldılar (temmuz). Moktezuma’nın yerine geçen Cuauhtâmoc’un direnişi bir sonuç vermedi. Kari V tarafından 1522'de genel vali ve komutan olarak atanan Cortes, daha sonra da ardılları, Aztekler’in başlatmış olduğu toprak bütünlüğünü sağlama çabalarını sonuçlandırarak Meksika’yı XVI. yy.'da fethettiler. Kâşifler, Mississippi ve Arkansas'a bile ulaştılar. Ama tropikal ormanlarla korunan Mayalar 1527'den 1546'ya kadar direndi. Bu soyun son temsilcileri ancak 1697’de ortadan kaldırıldı. Kuzey’de birçok kabile XX. yy.’a kadar bağımsız kaldı, çünkü Yeni ispanya XVI. yy.'da, Aztek imparatorluğu’nun çekirdeğini oluşturan yerleşik halkların bulunduğu Meksika ile sınırlıydı.
1524’te Cortes tarafından çağrılan Martin de Valencia önderliğindeki on iki fransisken, 1526’dadominikenler, 1533'tede augustinusçular ülkeye geldi. Bu misyonerler, etkinliklerinin sınırlı olmasına karşın (örneğin yerlileri din adamı yapmayı reddetmek) Meksika'yı dindar bir ülke durumuna getirdiler.
Ama Amerindler ile Avrupa arasındaki çatışma, bölgede bir nüfus yıkımına yol açtı. Salgın hastalıklar, savaşlar, zorunlu çalışma, toplumsal hiyerarşinin çöküşü yerlileri neredeyse tümüyle yok etti.

sömürge dönemi


Cortes gözden düşünce, Yeni ispanya daha 1528'den başlayarak audiencia'lar (Mexico, 1528; Guadalajara, 1548) ve 1535'ten sonra da Madrid Hint adaları konseyi’nin kararlarını uygulamakla görevli bir kral naibi tarafından yönetilmeye başladı: bunların ilki Antonio de Mendo- za'ydı. Metropolden gelen yüksek yöneticiler, kolonların bağımsızlık anlayışıyla çalıştılar, XVI. yy.’ın sonunda kolonların güçleri azaldı. Belediye yönetimi (ayurıtamientos ya da cabildos) kısa sürede özerkliğini yitirdi, ilk fatihler, altın yokluğunda encomiendaîat (yerlilerden ya da yerli köylerden bedava hizmet bekleme hakkı) istediler. Kari V, Bartolomö de Las Casas’ın isteği üzerine, bu sistemi kaldırdı (Leyes Nuevas'ın [Yeni yasalar] çıkarılması, 1542). Bununla birlikte, sözkonusu sistem XVII. yy.'a kadar sürdü. Kuzey’de (Guanajuato, Zacatecas, 1546) gümüş yataklarının bulunması ispanyollar'ı yerleşik çiftçi Meksika'sının sınırları dışına yöneltti ve Yeni ispanya’yı 1570 yıllarına kadar dünyanın bir numaralı gümüş üreticisi durumuna getirdi. Daha sonra XVII. yy. başlarında jiido’lara (köylerdeki kolektif topraklari Torla elkonması ve nüfus azalması nedeniyle boş kalan toprakların işgal edilmesiyle, hacienda’lar oluştu. Hacienda’lar borçlu yoksul köylüler tarafından ekilip biçiliyor ve bu topraklarda tropikal ürünler yetiştiriliyordu: şekerkamışı, çivit fidanı, kakao, mısır, vb. Göçebelerin saldırılarına açık olan Kuzey’de ispanyollar XVI. ve XVII. yüzyıllarda estancia’lar oluşturdular. Bunlar da, yoksul ve borçlu köylülerin buğday tarımı yaptıkları ve büyükbaş hayvan yetiştirdikleri çok geniş topraklardı. Estancia’nın ortasında, mülk sahibinin oturduğu gerçek bir kale yükselirdi. Mülk sahibinin silahlı adamları vardı ve genellikle, kurallarını kendisinin saptadığı kişisel adaletini uygulamaktaydı.

XVII. yy. ve XVIII. yy.’ın ilk yarısı bir içe kapanma ve pekişme dönemi olarak dikkati çekti. Madenler azaldı, ispanya’yla ticaret hacmi düştü, yönetimdeki bozulma ve çözülme kreoller'e belli bir özerklik getirdi. Meksika toplumu, onların bazı özelliklerini edindi. Kuzey’de, beyazlardan ve melezlerden oluşan ve madencilikle geçinen bir toplum oluştu. Burası, servet edinerek aristokrasiye katılan maden arayıcılarının ve işleticilerinin, özel askerler bulunduran hayvan yetiştirme hacienda’ları sahiplerinin, baş eğmeyen göçebe Kızılderililerin ve yerleşik kabileleri hıristiyanlaştıran misyonerlerin (XVII. yy. sonunda, Sonora’da ve Arizona’da rahip Kino ve daha sonra Yukarı Kaliforniya'da Junıpero Serra 1769) ülkesi olmuştu. Güney’de, yerli toplulukları hacienda'larta ve kentlerle ve özellikle Mexico ile yan yana bulunuyorlardı. ispanyollar'ın ve melezlerin çoğunluğu Mexico'da yaşıyordu (krallık görevlileri, büyük toprak sahibi kreoller, zenginleşmiş madenciler, ispanya'yla ticareti denetleyen Mexico ve Veracruz konsolosluk tüccarları, lonca zanaatkarları ve çoğunlukla kaynaşan karmakarışık yoksul kentli yığınları). Bu dönem aynı zamanda yerli süs motiflerini özümleyen barok üslubun taşkın özelliklerinin görüldüğü kilise ve saraylarıyla meksika sanatının da parladığı dönemdir. Rahibe Juana inös de la Cruz'un yazılarındaki klasik yetkinlik de bu dönemin ürünüdür.

Meksika, XVIII. yy.'ın ikinci yarısında yeniden dünyanın birinci gümüş üreticisi oldu. Buna koşut olarak tarım ve ticaret de hızla gelişti. 50 yıl içinde nüfus iki katına ulaştı (1800’de 60 milyon; 780 000’i İspanyol). Mexico Amerika'nın en büyük kenti oldu ve eğitim kurumlarıyla (1551'de kurulan üniversite, 1782’de kurulan Madencilik okulu, vb.) ünlendi. Bağımsızlığın eşiğinde Yeni Ispanya, İspanyol imparatorluğumun geri yanına eşit değerdeydi.

bağımsızlık


Ekonomik gelişme ve nüfus artışının doğurduğu toplumsal gerilimler, Orta Meksika'nın özellikle maden bölgelerinde XIX. yy.’ın başında patlak veren maden bunalımı sırasında dayanılmaz boyutlara ulaştı. Orta sınıfların hoşnutsuzluğu, 1786 yönetim reformlarından (12 yönetim bölgesi kurulmuştu) sonra arttı. Bu reformlar, İspanyol memurlarla desteklenen krallık yönetiminin önemini artırmış ve kreol seçkinlerin özerkliğini zayıflatmıştı, ispanya1 nın 1808’de Napoleon tarafından istila edilmesi ve Fernando Vll'nin tahttan indirilmesi ispanya'da ve bütün İspanyol imparatorluğumda yasallığa bağlı olanlarda bir tepki doğurdu. İktidar boşluğunu doldurmak isteyen cuntalar ortaya çıktı ve çeşitli sömürge yönetici grupları arasında çatışmalar baş gösterdi. Meksika'da, cabildo'ya egemen olan kreollerle genel vali iturrigaray'ı görevden alan (eylül 1808) ve ispanya merkezi cuntasından yana bir tutumu benimseyen asıl ispanyollar arasındaki savaşım Dolores rahibi Miguel Hidalgo y Costilla'nın başkaldırmasıyla (16 eylül 1810) kısa sürede önemini yitirdi. Kurulu düzeni temelinden sarsan (Guanajuato’da ve Valladolid’de İspanyolların ve kreollerin öldürülmesi) ve "Yaşasın Guadalupe Meryemi! ispanyollar’a ölüm!” sloganlarıyla yürütülen bir melez ve yerli ayaklanması baş gösterdi. Kreol seçkinleri ve asıl ispanyollar ayaklanmacılara karşı birleşti. Büyük bölümü kreollerden oluşan ve onlar tarafından yönetilen krallık ordusu, ayaklanmacıları ezdi ve Hidalgo kurşuna dizildi (temmuz 1811). Ama başkaldırı eylemi, melez bir rahip plan Morelos’la sürdü. Morelos 1813’te bağımsızlık ilan etti, ancak 1815’te yakalanabildi. Birbirleriyle savaşmaktan vazgeçmeyen önderlerin kurbanı olan başkaldırı eylemi başarısızlığa uğramış gibiydi. Ama krepi aristokrasisi ve subaylar, bağımsızlığı, ispanya'da 1820’den sonra başarıya ulaşan liberal devrime yeğ tuttular. Genel vali tarafından ordunun başına getirilen Agustln de iturbide son ayaklanmacılarla ve Guerrero'yla uzlaşmaya vardı (iguala planı ya da Uç Garanti antlaşması, şubat 1821). Buna göre, katoliklik resmi din olarak kabul edilecek; Meksika bağımsız olacak, MeksikalIlar, ırklarına bakılmaksızın eşit olacaklardı. Daha sonra görevden alınacak olan son genel vali O'Donojü Meksika'nın bağımsızlığını tanıdı (Cördoba antlaşması, ağustos 1821).

bağımsız Meksika


Siyasal bunalımlar ve Porfirio.


iç savaş ülkeyi harap etti: maden ocaklarının çoğu çalışamaz duruma geldi. İspanyolların Meksika'dan çıkarılması (1829), ekonomi ve yönetim kadrolarını zayıflattı. Ticaret serbestliğiyle Ispanya’nın yerini İngiltere aldı. Monarşi düzeninin bozulmasıyla uzun bir siyasal istikrarsızlık dönemine girildi. Oy vermenin hiçbir geçerliği yoktu, sık sık ordu müdahaleleri görülmeye başlandı. Eşitlik bir efsane olarak kalırken, parlamenter rejim komediye dönüştü. Memurlar iyi ücret alamayınca, rüşvet olayları arttı. Sayıları çok kabarık olan subaylar, pronunciemento'lara yöneldiler. Böylelikle iturbide, ordunun desteğiyle imparator oldu (mayıs 1822). Ama cumhuriyet ilan eden Santa Anna adında bir subayın ayaklanmasıyla krallıktan vazgeçti (mart 1823). Santa Anna bir askeri darbeler dönemi başlattı böylece 1855’e kadar dönem dönem iktidara geçti. Santa Anna, merkezci muhafazakârlar ve federalist liberaller arasındaki çatışmadan yararlanmaya çalıştı. 1823’te çoğunluğu ele geçiren federalistler, 1824 Federal anayasasını onaylattılar. Santa Anna, önce bağımsızlığını ilan eden (1836), sonra ABD’ ye katılan (1845), Texas'ın kaybedilmesine engel olamadı. Bundan sonra çıkan savaş (1846-1848), Meksika’nın Texas'tan başka Yukarı Kaliforniya’yı ve Yeni Meksika'yı da (Guadalupe Hidalgo antlaşması, 1848) kaybetmesine neden oldu.

Liberaller, Ayutla de Juan Alvarez planına (1854) göre Santa Anna’yı iktidardan kesin olarak uzaklaştırdıktan sonra (1855) Benito Juârez yönetiminde reformlara giriştiler. Ortak mülkiyet kaldırıldı (Lerdo yasası, 1856), Kilise, mallarını satmak zorunda kaldı. Yerliler, ortak köy mülkiyetinden yoksun kılındı. Radikal'yeni bir federal anayasa yürürlüğe girdi (1857). Ama Miramön ve Mejfa yönetimindeki muhafazakârlar ayaklandı ("üç yıl savaşları”, 1858 -1861). Juârez, kilise mallarına elkoydu ve amerikan yardımıyla iktidarı ele geçirdi (ocak 1861). Mali güçlüklerin üstesinden gelebilmek için dış borç faizlerini iki yıl için ertelemek isteyince, İngiltere, ispanya ve Fransa ortak bir askeri saldırı düzenlediler (aralık 1861). Katolik bir imparatorluk kurmak isteyen Napolâon III Juârez’in önerilerini geri çevirdi. Meksika'yı fethettirdi (1862-1863) [MEKSİKA SAVAŞI] ve tahtı arşidük Maximilian’a verdi (Miramar sözleşmesi, 1864). Yalnızca muhafazakârlar tarafından tanınan yeni imparator, Amerikan ayrılık savaşı sonunda Washington’ın düşmanca tutumu nedeniyle geri çağrılan transız birliklerinin desteğiyle ayakta kalabildi. 1867 haziranında Juârez birlikleri tarafından Ûuerâtaro’da yakalandı ve kurşuna dizildi. Juârez yeniden Cumhuriyet düzenini getirdi, ama ülke iç savaşla ve zafer kazanmış liberal generallerin anlaşmazlıklarıyla harap olmuştu. Juârez’in ölümünden sonra yerine geçen Lerdo de Tejada (1872-1876) yeni köylü ayaklanmalarına yol açan kilise düşmanı bir siyaset başlattı ve Porfirio Dıaz tarafından 1876’da devrildi.

Dıaz, 1911’e kadar ülkeyi kesintisiz olarak yönetti (yalnız 1880-1884 arasında sadık adamlarından biri yönetimin başındaydı). iktidarında hem anayasal kurumlar korundu, hem de çeşitli toplumsal gruplarla uzlaşılarak kişisel güce dayalı bir yönetim biçimi gerçekleştirildi. Katolikle- rin rejime bağlılıklarına karşılık kilise aleyhindeki yasalar uygulanmadı. Kreol aristokratlara ve liberal caudillo’lara zenginleşme olanağı tanındı. Beyaz olsun, melez olsun, orta sınıflar huzura kavuştular ve devlet dairelerinde çeşitli işler buldular. 1890’dan sonra yeni bir siyasal ekip (ıcierıtfficos), bakanlıklara yerleşti. Başlarında Maliye bakanı Josâ Yves Limantour vardı. Nüfus 9 milyondan 15 milyona yükseldi. Yabancı yatırımlar hızla arttı. Döşenen 19 000 km’lik demiryoluyla ulusal bir pazar oluştu. Madencilik, ticaret tarımı ve sanayi de hızla gelişti. Etkin bir kamu yönetimi oluştu; mali durum düzeldi; ulusal eğitim yaygınlaştı.

Meksika devrimi.


Ne var ki yüzyılın ilk yıllarından başlayarak kırsal alanda toplumsal gerilimler artmıştı. Bu kesimde büyük toprak sahipleri köylülerin sırtından zenginleşmişler, köylüler ejido'larının büyük bölümünü ellerinden çıkarmak zorunda kalmışlardı. Beyaz ve melez küçük işletme sahipleri de gittikçe geriliyordu.
Kentlerde, hızla büyüyen bir kent proletaryası oluştu. Daha kalabalık ve eğitimli olan, ancak siyasal görevler alamayan orta sınıfların huzursuzluğu da gittikçe artmıştı. Seçkin siyasiler arasındaki bölünme Porfirio Dfaz'ın yaşlılığı Francisco i. Madero’nun demokratik hareketine yol açtı. Madero'nun sloganı, “bütün yurttaşlara oy hakkı, yeniden seçime hayır"dı. Ayaklanma çağrısı (kasım 1910), Kuzey’de (Pascual Orozco ve Pancho Villa) ve Güneyde (Emiliano Zapata) karşılık gördü. Dıaz düşürüldü (mayıs 1911) ve Madero başkan oldu (kasım 1911). Ama Zapata daha adil bir toprak bölüşümü isteyerek (kasım 1911, Ayala planı) savaşımını sürdürdü. Orozco da yeniden başkaldırdı (mart 1912). Madero 1913 şubatında general Huerta'nın düzenlediği bir askeri darbeyle öldürüldü. Kyzey'de Carranza intikam için ayaklandı; Alvaro Obregön ve Villa, Mexico üstüne yürüdüler. ABD'nin araya girmesiyle Huerta kaçmak zorunda kaldı (temmuz 1914). Carranza’yla bozuşan Villa, Zapata’nın da yardımıyla başkenti işgal etti (aralık 1914). iç savaşta, Obregön yönetimindeki Carranza birlikleri Villa’yı bozguna uğrattı (1915). Savaşımı bir süre daha sürdüren Zapata 1919’da öldürüldü. Carranza bir toprak reformu önerdi ve ocak 1915 yasalarıyla, ejido'ların Reform yasalarıyla elkonulan toprakları geri verildi. Carranza, sendikaların da desteğini sağladı. Ama 1917’de kabul edilen sosyalist eğilimli anayasa (ejido’ların başkalarına devredilip, satılamaması, yeraltı servetlerinin ulusallaştırılması) uygulanmadı. iktidar gerçekte devrimi gerçekleştiren askerlerin elindeydi, Carranza bunlar tarafından devrilip 1920'de öldürüldü. Önderleri Obregön birbirleriyle savaşmakta olan bütün devrimcileri birleştirerek Meksika işçileri bölgesel konfederasyo’nun, askerlerin ve tarımcıların desteğiyle Başkan seçildi (1920-1924).

Yeni Başkan barış ve güvenliği sağladı.


Köylülere toprak dağıttı. Kırsal kesimde eğitim ve öğretimi yaygınlaştırdı. Aydınlar eski yerli uygarlık kaynaklarından yararlanılmasından yana bir tutuma yöneldiler. Obregön’un yerine kimin geçeceği sorunu dolayısıyla Huerta’nın başlattığı askeri ayaklanmayla yeni bir iç savaş dönemi başladı (aralık 1923-1924). Savaşı, Calles kazandı (1924-1928). Otoriter bir devlet kurma siyaseti uygulayan Calles dine karşı bir propaganda başlatmak zorunda kaldı. Kilise buna dinsel görevlerini yerine getirmeyerek, köylüler de ayaklanarak karşılık verdiler. "Cristeros” savaşı üç yıl sürdü, sonunda devletle Kilise arasında bir uzlaşma sağlandı. Calles Anayasacı devrimci parti’nin kaynağı olan ve kendisinin kurduğu Ulusal devrimci parti’yle iktidarı elinde tutmayı başardı. Ama daha sonra Başkanlığı eline geçiren general Cârdenas (1934-1940) partinin sol kanadının desteğiyle Calles’i sürgüne'yolladı (1936). Kilise’yle gerginlik azaldı. On yedi milyon hektar toprak dağıtılarak toprak reformu tamamlandı. Topraklan sulamak (1926-1946 arası 900 000 hektar) ve kooperatifler kuran köylülerin tarım tekniklerini geliştirmek için büyük çabalar harcandı. Yabancı petrol şirketleri tazminat ödenerek devletleştirildi (1938).

Rejimin temelleri kesinlikle atılmıştı. Anayasaya göre "devrimci ailenin” bütün eğilimlerini uzlaştıran PRİ’den çıkan Başkan altı yıllığına seçiliyordu. Başkanın elindeki mutlak iktidar, siyasal görevlilerin değişip yenilenmesini sağlayan yeniden seçilmeme kuralıyla sınırlandırılıyordu. Siyasal değişiklikler, siyasal sistemin ulusal çerçeveye oturtulmasından ve kuvvet ilişkilerine göre ayarlanmasından başka bir şey değildi. Her zaman PRİ adaylarının kazandığı sözde seçimler hiçbir önem taşımıyordu.

Avila Camacho (1940-1946) ABD’yle iyi ilişkiler kurdu ve sanayileşmenin gelişmesi için İkinci Dünya savaşı'ndan yararlandı. Bu siyaset Miguel Alemân (1946-1952) tarafından daha da geliştirildi ve özel kesim güçlendi. Yabancı sermaye ülkeye girmeye başladı. Ticari tarım gelişti. Bu siyasetin getirdiği zorluklar (enflasyon, devletin kullanılabilir mali kaynaklarının kısıtlı kalması, açık veren ödemeler dengesi) Ruiz Cortines (1952-1958) tarafından çözümlendi. 1954'te peso’nun değerinin düşürülmesi, ekonomiye soluk aldırdaysa da (dolarla değişim değeri eşitliği 1976'ya kadar değişmeyecekti) toplumsal bir huzursuzluğun ortaya çıkmasını engelleyemedi. Löpez Mateos (1958-1964) demiryolu görevlilerinin grevini bastırmak için orduyu kullandı; köylüleri işgal ettikleri topraklardan çıkardı. Ama bu arada elektriği devletleştirdi ve ABD'nin baskısına karşın Küba’yla iyi ilişkiler kurdu. Ardılı Dlaz Ordaz (1964-1970) döneminde öğrenci sorunları doruğa ulaştı. Öğrencilerin 1968 yılında gerçekleştirdikleri bir dizi gösteriye, işçiler ve orta sınıflar da katıldı. Başkan, askerlere ateş açma emri verdi ve yüzlerce kişi öldü.

Luis Echeverrfa (1970-1976) döneminde siyasal ibre sola doğru eğildi. 1971’de önceki yönetime bağlı militanların öğrencileri kurşunlamasından sonra Başkan Diaz yandaşlarından kurtuldu ve siyasetini daha radikal bir temele oturttu. Toprak reformuna girişti (500 000 hektar toprak ulusallaştırıldı), bakır madenlerini devletleştirdi, Küba'yla iyi ilişkiler kurdu. Çin'le yeniden diplomatik ilişkiler kurulmasını sağladı (1972). Dünyada yeni bir ekonomik düzene geçilmesini savundu, vb. Bunların yanı sıra aşırı sola karşı bir baskı siyaseti uygulandı ve PRİ dışındaki siyasal partilerin iktidara gelebilme şanslarını artıracak siyasal reformlara girişildi. Echeverrıa dönemi, kötü bir ekonomik tablo ve paranın yüzde otuzluk bir değer yitirişiyle kapandı.

1976’da Başkanlığa seçilen Josâ Löpez Portillo iş çevrelerinin güvenini yeniden sağladı. ABD ile iyi ilişkiler kurdu ve enflasyonu durdurmak için sert önlemler aldı. Sonuç olarak halkın satınalma gücünde bir düşüş görüldü, ama dış ticaret açığı azaldı. 1977’de, PRİ’nin sol kanadından gelen bakanların uzaklaştırılmasıyla düzen yeniden sağa dönüş yaptı. Ama 1977 Anayasa reformuyla bir siyasal özgürlük ortamı doğdu ve 1979 seçimleriyle birlikte üç parti (Komünist parti, Sosyalist parti, işçi partisi, Meksika Demokrat partisi) yasallaştı. Küçük partiler, 100 sandalye kazanarak Meclis'in yapısını değiştirdiler. 1974’ten sonra yeni petrol yataklarının bulunmasıyla, Meksika dünyanın belli başlı petrol satıcısı ülkelerinden biri durumuna geldi. Bununla birlikte Löpez Portillo'nun başkanlık döneminin son aylarında ekonomik alanda önemli bir gerileme görüldü. Kurların düşmesiyle petrol gelirleri de düştü. Yabancı sermaye azaldı, enflasyon arttı, borçlar hızla yükseldi ve ülke iflasın eşiğine geldi. Hükümet 1982 eylülünde bankaları devletleştirdi ve kambiyo işlemlerini denetim altına aldı. Aralıkta Başkan olan Miguel de la Madrid, bu önlemleri yumuşattı, ama toplumsal gerilimi artıran sıkı bir ekonomik siyaset uygulamaya başladı. OPEP’e katılmayı reddetmesi, Nikaragua’da sandinista rejimine destek vermesi, Salvador'da da devrimci demokratik cepheyi desteklemesiyle Meksika dış siyasette kendine ayrı bir yer belirledi.

Yeni Başkanın karşılaştığı en büyük sorun, büyük yatırımlara girişilen bir dönemde, en önemli gelir kaynağını oluşturan petrol fiyatlarındaki düşme ve bunun doğurduğu iktisadi bunalım oldu. Yükselen enflasyon karşısında işçilerin ücret artırımı istekleri sürdü. Eski Cumhurbaşkanı Josâ Löpez Portillo, parasal istikrarın sağlanması için bütün özel bankaların devletleştirilmesini önerdi. Cumhurbaşkanı de la Madrid ise, İMF’nin önerileri doğrultusunda tasarruf önlemleri uyguladı. Kasım 1986'da İMF ile stand by anlaşması yapıldı; 103 milyar doları bulan dış borçların faiz ödemeleri yeni bir plana bağlandı (ağustos 1987). 6 temmuz 1988'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini Kurumsal devrimci parti adayı Carlos Salinas de Gortari kazandı. Yeni başkan gerek ekonomik gerek siyasi alanda yenilikler yapmayı amaçladı. 1991 ve 1992’de yapılan ekonomik reformlar, ülkenin daha istikrarlı hale gelmesi için atılan önemli adımlardı. % 3,6'lık büyüme hızı sağlandı. 1991 sonunda % 18,8 olarak gerçekleşen enflasyon 1992 sonunda % 16,4'e geriledi. 1991 genel seçimlerinde, Gotari'nin partisinin % 61,4 oranında oy alması, başkana anayasada da dilediği değişiklikleri yapma olanağı sağladı. 1992'de yapılan düzenlemelerle, devletin kiliseyle ilişkisi normalleştirildi, Vatikan'la diplomatik ilişkiler yeniden kuruldu; 1917 toprak reformunun bugün çağdışı kalan uygulamaları yeniden düzenlendi; işçi-işveren ilişkilerini ve çalışma şartlarını, çalışanların lehinde düzenleyecek anayasal değişiklikler yapıldı. Aynı yıl ABD, Kanada ve Meksika’yı kapsayan bir ortak pazarın kurulması için çalışmalar sürdürüldü.

KURUMLAR
Meksika otuz bir eyalet ve başkent Mexico’nun bulunduğu federal bölgeden oluşan federal bir cumhuriyettir. Ülke, 5 şubat 1917 Anayasası’ndan sonra başkanlık rejimiyle yönetilmektedir. Başkan altı yıl için doğrudan genel oyla seçilir ve ikinci kez seçilme hakkından yoksundur. Devlet bakanları, Başkanın yardımcısıdır. Yasama gücü iki meclisten oluşan Kongre' nin elindedir. 64 üyeli Senato’ya altı yılda bir yapılan genel seçimlerle, 6 yıllık süre için, her eyaletten iki, federal bölgeden de iki üye seçilir. Millet meclisi basit çoğunluğa dayalı genel seçimlerle seçilen 400 üye ve nispi çoğunlukla seçilen 100 üyeden oluşur.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:06
22 Aralık 2016 21:01       Mesaj #9
Safi - avatarı
SMD MiSiM
Ad:  Meksika7.jpg
Gösterim: 369
Boyut:  63.9 KB

EDEBİYAT


Kolomb öncesi edebiyatlar için TEKLER. MAYALAR.
Sömürge döneminin iki büyük adı, yaşamının önemli bir bölümünü Ispanya'da geçiren oyun yazarı Juan Ruiz de Alarcön y Mendoza (1581-1639) ve şair rahibe Juana inös de la Cruz'dur (1651-1695). Özgürlük savaşları sırasında, Josö Joaqufn Fernândez de Lizardi (1776-1827) yaşam ve mizahla dolu, gelenekleri yansıtan ve Meksika'daki halk edebiyatı akımına kaynak oluşturan ilk ispanyol-amerikan romanı El periquillo sarniento'yu (1816) yazdı. Rahip Servando Teresa de Mier'in (1765 -1827) anılarıysa bu çağa tanıklık eden başka bir nefis çalışma ürünüdür. Klasik gelenek kendisini Manuel Eduardo de Gorostiza'nın (1789-1851) komedileri ve Josö Joaqufn Pesado'nun (1801-1860) şiirlerinde gösterirken, romantizmin etkisi şair ignacio Rodrfguez Galvân'da (1816 -1842) ortaya çıkar.

Ardından, El Nigromante denilen ignacio Ramlrez (1818 -1879), Guillermo Prieto (1818-1897), Ignacio Manuel Altamirano (1834-1893) ve Juan de Dios Peza (1852-1910) gibi şairlerle, meksika şiiri özgün anlatımına kavuşur Ama romantik dönem her şeyden önce, Manuel Payno (1810-1894), Justo Sierra O’Reilly (1814-1961), Luis G. inclân (1816 -1875), Fernando Orozco Berra (1822 -1851), Josö Tomâs de Cuellar (1830 -1894), Juan Dfaz Covarrubias (1837-1859) ve El Zarco’nun yazarı İgnacio Manuel Altamirano gibi düzyazıcıların meksika romanına ulusal kişiliğini kazandırışlarına tanık olur. Bu romancıların çağdaşı olan Joaquin Garda icazbalceta (1825-1894) ise XIX. yy.'ın en büyük bilginlerinden biridir. Bu yüzyılın sonunda, Emilio Rabasa (1856-1930), kırsal yaşamı öyküleyen Josö Löpez Portillo (1850-1923) ve Rafael Delgado (1853-1914) gerçekçi eğilimin temsilciliğini üstlenirken, Federico Gamboa (1864-1939) Santa adlı yapıtıyla meksika edebiyatına natüralizmi soktu.

Tarihçi ve eğitimci Justo Sierra'nın (1848 -1912) etkisiyle şiir, Salvador Dıaz Mirön (1853-1928) ve aynı zamanda mükemmel bir öykücü ve genç şairlerin sesi Revista azui'un (1894) kurucularından Manuel Gutiörrez Nâjera'nın (1859-1895) sayesinde yenilikçi akıma açılmış oldu. Manuel Josö Othön (1858-1906) incelikle işlenmiş şiirleriyle doğayı dile getirirken Jesüs Valenzuela (1856-1911) ile birlikte Revista mo derna'yı (1896) kuranlardan Amado Nervo’nun (1870-1919) çevresinde bir lirik hareket gözlenir. Bu gruba giren şairler arasında Francisco de Asis de icaza (1863 -1925), Luis Gonzaga Urbina (1868-1934), ve özellikle modernizmin son büyük şairi Enrique Gonzâlez Martlnez (1871-1952) gibi adlar öne çıkar.

1910 devrimi, "devrim romanları” konusunda büyük bir artışa yol açmasıyla kültür alanında önemli bir rol oynadı. Josö Rubön Romero (1890-1952), Gregorio Löpez y Fuentes (1895-1966), Josö Mancisidor (1895-1956), Vamanos con Pancho Villa!’nın yazarı Rafael F. Muhoz (1899 -1972), Mauricio Magdaleno (doğm. 1906) gibi toplumsal sorunlara ve yerli temasına da değinen yazarlarla birlikte Mariano Azuela (1873-1952) ve Martin Luis Guzmön (1887-1976) bu devrimci edebiyatın en önemli temsilcileridir. Artemio de Valle Arizpe (1888-1961), Francisco Monterde (doğm. 1894). Ermilo Abreu Gömez (1894 -1971) ise konularını geçmişteki sömürge döneminden alırlar. Düşünce alanında, Josö Vasconcelos (1881-1959) ve Antonio Caso (1883-1946), uzun süre güçlü bir olgucu akımın etkisinde kalmış olan felsefi düşüncenin yenilenmesine katkıda bulundular. Ancak, en köklü etki Alfonso Reyes'inkidir (1889-1951). Engin bir kültüre sahip olan ve Visiön de Anâhuacta tartışılmaz yazarlığını gösteren bu hümönist sanatçı XX. yy. meksika şiirinde yeni ufukların açılmasına da katkıda bulundu. Ramön Löpez Velarde (1888-1921) çağdaş- çılıktan'aynlır ve Josö Juan Tablada (1871 -1945) meksika edebiyatına japon haikai'sini sokarken, Contemporâneos (1928 -1931) adlı derginin çevresinde fransız ve İngiliz edebiyatlarıyla beslenen ve estetik kaygısı güden bir grup şair toplanır. Bunlar Bernardo Ortiz de Montellano (1899 -1949), tropikal dünyadan çizgiler veren Carlos Pellicer (1899-1977), Josö Gorostiza (1901-1973), bilgin ve incelikli yazar Jaime Torres Bodet (1902-1974), her ikisi de oyun yazarı ve yaratıcı olan Xavier Villaurrutia (1903-1950) ile Salvador Novo (1904-1974) ve öncü tiyatrolar grubundan Celestino Gorostiza'dır (1904-1967).

El gesticulador (1937) adlı piyesi klasikleşmiş olan ve siyasal taşlama alanında ürünler veren Rodolfo Usigli’nin (doğm. 1905) ardından birçok yetenek Meksika'daki tiyatro hareketinin önemini kanıtlar: Elena Garro (doğm. 1917), Sergio Magaha (doğm. 1924), Emilio Carballido (doğm 1925), ÜJİsa Josefina Hernândez (doğm. 1928) ve Viçente Lehero (doğm. 1933). Şiir alanında özellikle, Taller dergisi (1938 -1940) çevresinde toplanan ve en önemli temsilcisi Octavio Paz (doğm. 1914) olan şair topluluğunun meksika geleneklerini evrensel kültüre katma konusunda büyük çaba içerisinde oldukları görülür. Efraın Huerta (doğm. 1914) şiire siyaset karıştırırken, Tierra Nueva (1940-1942) dergisinde yazan AK Chumacero (doğm. 1918) biçimin ağırlığını ve imgelerin klasikliğini hedefler. Bugünün şiirinde Jesüs Arellano (doğm. 1923) ya da Jaime Sabines (doğm. 1926) gibi kişisel, Rosario Castellanos (1925-1975) ve Tomâs Segovia (doğm. 1927) gibi ateşli, Rubön Bonifaz Nuho (doğm. 1923) ve Jaime Garda Ter- rös (doğm. 1924) gibi toplumsal başkaldırı izleri taşıyan değişik sesler duyulmaktadır. Marco Antonio Montes de Oca (doğm. 1932) gibi gerçeküstücülüğün sınırlarındaki lirizmlerinin taşkınlığı, ya da Gabriel Z’aid (doğm. 1934) gibi dillerinin yoğunluğuyla tanınan öteki şairleri de saymak gerekir. Homero Aridjis (doğm. 1940) duyusal, erotik bir şiir ortaya çıkarırken, Josö Emilio Pacheco'da (doğm. 1939) yoğun ve kesin üsluplu, çoğunlukla alayın da eksik olmadığı şiirler yazar.

Roman her ne kadar yabancı etkilere, özellikle de Joyce ve Faulkner'dan miras kalan anlatı tekniklerine açıksa da, sevecenlik ve gaddarlık karışımıyla ve ölüm temasına duyulan tutkuca Meksika'ya özgü yapısını korur. Yeni romancı kuşağının önderleri Augustln Yâhez (1904-1980) ve Juan Rulfo (doğm. 1918) ile Josö Revueltas (1914-1976), Juan Josö Arreola (doğm. 1918), Rubön Salazar Mallön (doğm. 1905) ve Fernando Benltez (doğm. 1912) bu yapıyı koruyan romancılar arasında sayılabilir. Daha 50'li yıllarda Kızılderililerin yaşamına duyulan ilgi, Ricardo Pozas'ın (doğm. 1912) Juan Perez Jolote'si ya da Francisco Rojas Gonzâlez’in (1904-1951) El Diosdero'su gibi röportaja yakın bjr dizi romanla kendini gösterir. Rosario Castellanos ve Elena Poniatovvska (doğm. 1933) aynı eğilimi gösterirken, Uıis Spota (doğm. 1925) ve özellikle yapıtlarında ülkesinin çok mükemmel toplumsal görünümlerini veren Carlos Fuentes (doğm. 1928) gibi romancılar da kentlerin akıl almaz bir şekilde büyümelerine'tanıklık eder ve orta sınıfı anlatırlar. 60’lı yıllarda Los albafıiles (1964) ve El grafölogo (1967) gibi romanlar yazan ve daha sonra tiyatro alanında yapıtlar veren Vicente Lehero ile El grafögrafo’da (1973) çok yeni bir üslup kullanan Salvador Elizondo (doğm. 1932) gibi yetenekler görülür. Daha önce şairler arasında adı geçen Josö Emilio Pacheco, Ricardo Garibay (doğm. 1923), Sergio Galindo (doğm. 1926), Juan Garela Ponce (doğm. 1932), joycecu roman Josö Ungo'nun (1966) yazarı Fernando del Paso (doğm. 1935) ve denemecilerden Carlos Monsivâis (doğm. 1936) anılması gereken adlar arasında yer alır. Gazapo'nun yazarı Gustavo Sâinz (doğm. 1940) ve inventando que sudho'yu yazan Joöe Agustln (doğm. 1944) ile meksika romanı yeni biçimler kazanır.

GÜZEL SANATLAR


Meksika, fetihten sonra, XVI. yy.'ın hıristiyan misyonerlerince zorla benimsetilen avrupa kültürünün etkisi altında kaldı. Savunma öğeleriyle donatılmış ağırbaşlı üslupta manastır ve kiliseler (bunların önünde, dprf köşesinde posas adı verilen küçük oratoriumlar bulunan bir giriş avlusu yer alıyordu) inşa edildi. Bu yapıların genellikle grizay tekniğindeki süslemelerinde birbirini tutmayan avrupa modelleri ile yerli zihniyet bir arada görülür Fransisken (Huejotzingo) ve dominiken (Tepoztlân) manastırlarının yanında augustinusçu manastırlar (Actopan, Acolman, Yuriria, Epazoyucan) bu bakımdan daha zengin görünüşlüdür. XVI. yy.'ın ikinci yarısında avrupalı "görgülü" ressamların gelişiyle, romanist maniyerizm (Flaman Simön Pereyns'in Huejotzingo sunakarkalığı, 1586) ve plateresco üslubu (Andrös de la Concha'nın Yanhuitlön sunakarkalığı) ülke sanatına girdi.

XVII. yy. sonundan itibaren barok tarz kendini kabul ettirdi ve XVIII. yy.'da gelişti; Guanajuato'daki Valenciana, Taxco'daki S. Prisca, Puebla bölgesindeki S. Francisco Acatepec ve S. Marfa Tonantzintla kiliseleri buna tanıklık etmektedir. Resim, en iyi örneklerinde, Murillo'nun etkisini taşır (Josö de ibarra) ve portreciliğe yönelir (SorJuana Inâs de la Cruz, Miguel Cabrera, 1750, Mexico). XVIII. yy.'ın sonuyla XIX. yy.'ın başlarında yeniklasik- çilik, ressam, heykelci ve mimar olpn Francisco Eduardo Tresguerras gibi sanaiçıları etkisi altına aldı (Nuestra Sehora del Carmen kiliseleri [Celaya], 1802-1807). Bağımsızlığın kazanılması (1821),, ispanya'yla olan bağları kopararak, akademik bir resim anlayışının yanı sıra daha ulusal bir resim sanatının gelişmesine elverişli bir zemin sağladı. Bu sanat XIX. yy. sonlarında, meksika manzaralarından (J. M. Melasça") ya,da halkın dehasından esinleniyordu (gravurcü J. G. Posada).

XX. yy.'da, devrimden sonra, Meksika modern eğilimlere-açıldı. Mimarlık, işlevselciliğe doğru yöneldi. Josö Villagrân Garda, Mario Pani, J. O'Gorman, F. Candela Outeriho, M. Goeritz vb. gibi en tanınmış mimarların katkısıyla inşa edilen Mexico yeni üniversitesi ile üniversite sitesi (1949-1954) bu eğilimin ortaya koyduğu en başarılı örneklerden biridir. Ancak, üniversite sitesinin süslemelerinde de varlığını gösteren barokçuluk, Goeritz ve O’Gorman’ın ön ayak olmasıyla, çok geçmeden, özgün bir mimari ifade kazandı. Çeşitli toplumsal programların yanı sıra, 1968 Olimpiyat oyunları için göz alıcı bazı inşaatlar gerçekleştirildi (Pedro Ramfrez Vâzquez ve Rafael Mijares’in yaptıkları stad, Antoni Peyri ve Candela'nın gerçekleştirdiği spor sarayı). 20'li yıllardan başlayarak, duvar resmi büyük bir gelişme gösterdi; Rivera Orozco ve Siqueiros“ ile, Meksika’nın toplumsal, kültürel ve insansal gerçeğine kök salan popüler ve siyasal bir sanat haline geldi.

Bu sanatçıların anıtsal kompozisyonları, yenilenmiş bir barokçuluktan ve anlatımcılıktan kaynaklanan sert ve güçlü bir üslupla, ulusal bilinci coşturup yüceltti. 501i yıllardan bazı başarılı yapıtlar ortaya koyan bu sanat türü (Alfredo Zalce, Josö Châvez Morado, Raül Anguiano, vb.) günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Anlatımcı ve gerçek- üstücü akımların (Alberto Gironella) yanı sıra, Tamayo, deriameksikalı kökleri olan özgün ve ince bir sanatın öncülüğünü yapmakta; beri yandan soyutlama, Vıcen- te Rojo, Günther Gerzso, Manuel Felguörez (aynı zamanda heykelcidir), Antonio Pelâez vb. gibi ressamların elinde gelişirken, Josö Luis Cuevas ve Francisco Toledo yeni bir figürasyon anlayışıyla çalışmaktadırlar. Çok gelişmiş olan gravür sanatı, birçok atölyede (Leopoldo Möndez’ in Taller de Grafica Popuiar'ı gibi) uygulanmaktadır.

MÜZİK


Avrupa müziğinin karmaşık bir folklorla karşılaşması, Meksika'da karma bir müziğin doğmasına yol açtı. Çeşitli kuşaklardan birçok besteci, İspanyol, İtalyan, hatta avusturya etkisinin neden olduğu bir duraksamadan sonra, bu müzikten yararlandı. Manuel de Zurnaya (1678'e doğr. -1756) ve Josö Marla Aldana (1758 -1810), gerçekte, zarif üsluplu klasik senfoni türüne ağırlık verdiler Ama XIX. yy.'da meksikalı besteciler, potpurilerde, folklorik temalar üzerine etütlerde ya da piyano için meksika danslarında (Tomas Löon [1826-1893], Melesio Morales [1838-1908]) ülkelerinin halk müziğinden büyük ölçüde yararlandılar. Bu dans müzikleri, Julio ituarto (1845-1905), Ernesto Elorduy (1853 -1912), Felipe Villanueva (1862-1893), Ricardo Castro (1866-1907) gibi bestecilerin bağlandıkları bir türün, gitar eşlikli romantik şarkı türünün kökeninde yatar. Cenobio Paniagua (1821-1882), Aniceto Ortega (1825-1875), Luis Baca (1826-1855) gibi yaratıcılar, aynı dönemde, konularıyla yerli, ama melodileriyle İtalyan kalan, milliyetçi bir operanın doğmasını sağladılar. Hem derin bir kültürle, hem de sanatçı duyarlığıyla kreol folkloruna eğilen ilk besteci Manuel M. Ponce’dir (1882-1948). Juliân Carillo (1875-1965), mikroaralıkların kullanımına dayalı besteleme yöntemiyle, meksika müziğini, öncü müzikler düzeyine çıkardı.

Çağdaş meksika müziği, Josö Rolön (1883-1945) ile izlenimci akımı izledikten sonra, meksika şarkısıyla dansının ayırte- dici özelliklerini birleştiren Silvestre Revueltas (1899-1940) ile canlılık kazandı. Revueltas, sezgisel ve doğal bir yönelimle, Musorgskiy çizgisinde, son derece gerçekçi bir müziğe ulaştı. Ülkeye Rodolfo Halffter'in (doğm. 1900) tanıttığı onikiton müziği "Nueva Müsica de Möxico” (“Yeni Meksika müziği") adlı grubu ve Luis Herrera de la Fuente gibi bağımsız bestecileri etkiledi. Milliyetçilik duygusuysa hiç kaybolmadı. Meksika müziğinin en parlak dönemi, 1921'de Carlos Châvez (1899 -1978) ile başladı. Châvez, yerli müziğinin etkilerini taşıyan yalın ve sert üsluplu yapıtlarında bölgesel çalgıları, ritimleri ve gamları kullandı. Châvez'in ilk izfeyicileri, Daniel Ayala Pörez (1906-1975), Blas Galindo (doğm. 1910), Salvador Contreras (doğm. 1912), Josö Pablo Moncayo'dur (1912-1958). Meksika müziği, 1960'lardan bu yana, Carlos Jimönez Mabarak gibi besteciler sayesinde, Avrupa'da doğan yeni elektroakustik müzik akımlarıyla ve rastlantısal müzikle dolaysız olarak ilişkiye girdi. XX. yy.’ın sonuna doğru, meksika müziğini, Eduardo Mata, Höctor Quintanar, Manuel Jorge de Elfas, Jesus Villasehor, Francisco Nühez gibi bestecilerden oluşan “Taller de composiciön de Conservatorio'' (“Konservatuvar besteleme atölyesi”) adlı grup temsil etmektedir.

MEKSİKA körfezi


Kuzey Amerika’da kıyı denizi, kıtayla Küba arasında. Amerika ’’Akdeniz"inin parçasıdır; 1 602 000 km2’lik bir alanı kaplayan körfez, Yucatân kanalıyla (ya da boğazı) Antiller denizi, Florida kanalıyla da (ya da boğazı) Atlas okyanüsu’yla birleşir. Yaklaşık 4 000 m derinlikle çökmüş olan ve K. kenarında Mississippi şevinin uzandığı Sigsbee orta ovasının çevresinde iki tip kenar oluşmuştur: Florida ve Yucatân önlerinde kireçli mercanlardan oluşmuş kalın temel arazi dik bir eğim ve geniş bir kıta platformuyla uzanır; öte yandan, büyük ovalar, deniz altında, yer yer kubbeler ve diyapir kıvrımlarıyla biçimi bozulmuş öndelta birikintileri halinde devam eder. Antiller denizi’nden gelen tuzlu (% 36,7) ve sıcak sular, 90° meridyeninin D.’sunda, Florida akıntısını besleyen bir antisiklon döngüsüyle büyük bir kıvrım çizer. D.’ya doğru saatin ibreleri ya da tersi yönünde dönüşler meydana gelir. Deniz etkinlikleri (liman ve sanayi) canlıdır. Texas ve Meksika’nın doğu kıyısı önlerinde hidrokarbür yatakları işletilir.

Kaynak: Büyük Larousse
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:06
22 Aralık 2016 22:14       Mesaj #10
Safi - avatarı
SMD MiSiM

Meksika Savaşı

Ad:  Meksika9.jpg
Gösterim: 437
Boyut:  78.7 KB

ABD ile Meksika arasında, ABD’nin 1845’te Teksas’ı ilhakı ve sımr anlaşmazlıktan nedeniyle çıkan savaş (Nisan 1846-Şubat 1848). ABD’nin kesin zaferi ve Rio Grande’den Büyük Okyanusa kadar uzanan geniş Meksika topraklarını (1,3 milyon km2) ele geçirmesiyle sonuçlanmıştır.
Texas’m ilhak edilmesinin yarattığı gerginliğin ardından, ABD başkanı James K. Polk, John Slidell’ı tartışmak Texas sının konusunu ve Meksika’nın elindeki New Mexico ile California’nın satın alınmasını görüşmek üzere Mexico’ya gönderdi. Meksika yöneticilerinin bu görüşmeyi reddetmesinden sonra, General Zachary Taylor komutasındaki birliklere Nueces ile Rio Grande arasındaki tartışmalı bölgeyi işgal etme emrini verdi (Ocak 1846). Kongre’den Meksika’nın bu tutumu nedeniyle savaş açılmasını isteyeceği bir sırada, Meksika birliklerinin 25 Nisan’da Rio Grande’yi geçerek Taylor’ın birliklerine saldırdığını öğrenince, 11 Mayıs’ta Meksika’nın “ABD topraklarında Amerikalı kanı döktüğü” temasını işleyen bir konuşma yaptı. Kongre 13 Mayıs’ta savaş ilanını büyük çoğunlukla onayladı. Demokratlar savaşı coşkuyla desteklerken, girişimi haksız bir toprak gaspı olarak gören Whig’ler ile köleciliğin yeni topraklara yayılmasından kaygı duyan kölecilik karşıtı çevreler savaşa karşı çıktı.

ABD kamuoyundaki derin bölünmeye karşın, ABD birlikleri sayıca daha üstün olan Meksika ordusunu bütün önemli çarpışmalarda yenilgiye uğrattı. Taylor’ın kuvvetleri Meksika’nın kuzeydoğusunu işgal etti. Albay Stephen Keamy New Mexico ve Califomia’yı ele geçirdi. General Winfield Scott Veracruz’dan Mexico üzerine yürüdü. Mexico’nun 14 Eylül 1847’de düşmesiyle savaşın askeri aşaması sona erdi.
Barış görüşmelerini yürütmek üzere Scott’m kuvvetleriyle birlikte Mexico’ya giden Nicholas Trist, Meksika’da yeni bir yönetimin kurulmasından sonra 2 Şubat 1848’de Guadalupe Hidalgo Antlaşması’m imzaladı. Antlaşmayla bugünkü New Mexico, Nevada, Arizona ve California eyaletlerini oluşturan topraklar 15 milyon ABD Dolan karşılığında ABD’ye bırakıldı.
Savaştan ulusal bir kahraman olarak çıkan Zachary Taylor 1849’da Polk’un yerine başkan oldu. Öte yandan savaş ABD’de köleliğe ilişkin tartışmaların daha da yoğunlaşması sonucunu doğurdu.

Meksika Devrimi


Porfirio Dfaz’ın 30 yıllık askeri diktatörlüğünün devrilmesi ve anayasal bir cumhuriyetin kurulmasıyla sonuçlanan uzun ve kanlı devrim (1910-20).

Varlıklı toprak sahipleri ve sanayicilerin çıkarlarını kollayan, seçkinci ve oligarşik politikalara tepki olarak başlamış, ittifakları sürekli değişen birçok hizbin mücadelesi biçiminde gelişmiştir.
İstifa etmeyi ve açık başkanlık seçimlerine izin vermeyi reddeden Dıaz’ın yeniden seçilmesine karşı olanların (Antireeleccionista) lideri olarak ortaya çıkan Francisco Madero,1910’da başkanlığa adaylığını koydu. Madero’yu tutuklatan Dıaz, göstermelik bir seçim sonunda başkanlığı kazandığım açıkladı. Madero serbest bırakıldıktan sonra Texas’taki San Antonio’ya giderek halkı 20 Kasım’da ayaklanmaya çağırdı. Ayaklanma başarısız olduysa da birçok yörede devrimcileri harekete geçirdi. Kuzeyde Pascual Orozco ile Pancho Villa düzensiz kuvvetleriyle garnizonları basmaya başladı. Güneyde Emiliano Zapata cacique'lere (yerel önderler) karşı kanlı bir hareket başlattı. 1911 ilkbaharında Ciudad Juârez’i ele geçiren devrimci kuvvetler Dıaz’ı istifaya zorladı ve Madero’yu başkan ilan etti.
Madero yönetimi daha başlangıçta iki cephe arasında kaldı. Zapata, Yerlilere ellerinden alınmış toprakların hemen geri verilmemesi nedeniyle Madero’nun aleyhine döndü. Başlangıçta Madero’yu destekleyen Orozco da toprak reformunun ağırdan alınması üzerine kuzeyde devrimci hareketin başına geçti. Öte yandan ABD Madero’nun kararsızlığı yüzünden gelişen iç savaş ortamının çıkarlarına zarar vermesinden korkarak Madero’dan desteğini çekti. Başkent Mexico’da eski diktatörün yeğeni Felix Dıaz’ın önderliğindeki asiler ile Victoriano Huerta komutasındaki federal birlikler arasında başlayan çarpışmalarla gerilim doruğuna ulaştı. La Decena Trâgica (On Trajik Gün) olarak bilinen karışıklıkların dokuzuncu gününe rastlayan 18 Şubat 1913’te Huerta ile Dıaz, Madero’yu devirip Huerta’yı başkan ilan etme konusunda anlaşmaya vardılar.. Ertesi gün Madero’yu tutuklatan Huerta başkan oldu. Madero birkaç gün sonra öldürüldü.

Huerta’nın despotik yönetimine karşı muhalefetin geliştiği kuzeyde Pancho Villa, Âlvaro Obregön ile Venustiano Carranza anlaşmazlıklarını bir yana bırakarak Huerta’ya karşı birleştiler. 1914 ilkbaharı ve yazında saldırılarım Mexico üzerinde yoğunlaştıran ayaklanmacılar Huerta’yı kaçmaya zorladı. Carranza, Villa’nın itirazına karşın 20 Ağustos’ta kendini başkan ilan etti. Bunu yeni karışıklıklar ve kanlı olaylar izledi. Sonunda Villa’nın Obregön ve Zapata ile yaptığı toplantıda çatışmayı önlemek için Eulalio Gutierrez’in geçici başkanlığa getirilmesi kararlaştırıldı. Ama Carranza’yla yeniden ittifak kuran Obregön Nisan 1915’teki kanlı çarpışmada Villa’nm kuvvetlerini bozguna uğrattı. Bundan sonra hem Zapata, hem de Villa güç yitirmeye başladı. Bu yenilgiyi ABD başkanı Woodrow Wilson’ın Carranza’yı desteklemesine bağlayan Villa, intikam almak amacıyla Meksika’daki ABD’lilere ve ABD sınır kasabalarına karşı saldırılara girişti. Villa’yı yakalamak için Meksika’ya geçen ABD birlikleri bir sonuç alamadı.

Yeniden başkan olan Carranza 1917’de başkana diktatörlük yetkileri veren, varlıklı toprak sahiplerinin arazilerine el koyma hakkını getiren, işçi haklarını güvence altına alan ve Katolik Kilisesi’nin ayrıcalıklarını sınırlayan bir anayasa hazırladı. Muhaliflerini tasfiye ederek ve Zapata’yı 1919’da öldürterek konumunu sağlamlaştırdı. Ama 1920’de Sonora’daki bir demiryolu grevini şiddete başvurarak kırmaya kalkınca muhalefet doruğuna çıktı. Obregön’un ve öteki yandaşlarının da desteğini yitiren Carranza, 21 Mayıs’ta başkentten kaçmaya çalışırken öldürüldü. Ardından başkanlığa Obregön getirildi.
Birçok tarihçinin Meksika Devrimi’nin 1920’de sona erdiğini kabul etmesine karşın, 1934’te başkan olan Lâzaro Cârdenas’ın devrimin kazanımlannı bir dizi yasayla kurumsallaştırmasına değin federal birliklerle çeşitli ayaklanmacı kuvvetler arasında çatışmalar sürdü.

Meksika Körfezi


Kuzey Amerika’nın güneydoğu kıyısında, Florida Boğazıyla Atlas Ökyanusuna, Yucatân Boğazıyla da Antil Denizine bağlanan su kütlesi.

Kuzey, kuzeybatı ve kuzeydoğusunda ABD, batı, güney ve güneydoğusunda Meksika, doğusunda Küba yer alır.
Oval biçimli olan körfezin yüzölçümü yaklaşık 1.300.000 km2, su hacmiyse 2.332.000 km3’tür. En derin yeri, deniz düzeyinin 4.023 m altında bulunan Sigsbee Çukurudur. Yucatân Boğazı aracılığıyla Antil Denizinden gelen ve Florida Boğazından Atlas Okyanusuna çıkan Gulf Stream, körfezdeki başlıca okyanus akıntısıdır. Körfeze dökülen en büyük ırmaklar ise Mississippi ile Rio Grande’dir. Tuzluluk oranı açık sularda yaklaşık binde 36, kuzeyde, Mississippi’nin döküldüğü yerin yakınlarında ise binde 14-20’dir. Yazın yüzeyde 18°C-24°C arasında değişen su sıcaklığı, kışın kuzeyde 18°C, güneyde Yucatân kıyısı açıklarında 24°C’dir. Haziran-ekim arasında bölgede şiddetli harikanlar görülür.

Önemli bir besin, enerji ve mineral kaynağı olan Meksika Körfezinin kıyılan turizm ve çeşitli atıklar nedeniyle kirlenmektedir. Ticari amaçla avlanan başlıca deniz ürünleri dilbalığı, karides, kefal, istiridye ve yengeçtir. Kıta sahanlığındaki petrol rezervinin 326 milyon ton, gaz rezervinin de 960 milyar metreküp olduğu tahmin edilmektedir. Körfezdeki başlıca limanlar, Meksika’da Veracruz, ABD’de ise Galveston, New Orleans, Pensacola ve Tampa’dır.

Kaynak: Ana Britannica
Son düzenleyen Safi; 22 Aralık 2016 23:24


Daha fazla sonuç:
Meksika ve Meksika Tarihi

Hızlı Cevap
Mesaj:


Kaynak:


Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç