Arama

Kemik Nedir - Kemiğin Yapısı Ve Görevleri - Sayfa 3

Güncelleme: 2 Ekim 2017 Gösterim: 51.637 Cevap: 22
perlina - avatarı
perlina
Ziyaretçi
29 Ekim 2016       Mesaj #21
perlina - avatarı
Ziyaretçi

Kırıkların iyileşmesi (Kaynaması)



Sponsorlu Bağlantılar

Kırık iyileşmesi kırık olduğu andan itibaren başlar ve 3 aşamadan oluşur:

  1. İnflamatuvar dönem
  2. Tamir dönemi
  3. Remodelizasyon dönemi
Bu üç dönem biri bitmeden diğeri başlayarak devam eder ve en uzun süreni remodelizasyon dönemidir

İnflamatuvar dönemde

kırık uçlar arasında hematom oluşur ve hematom periost tarafından veya periost yırtılmışsa sağlam yumuşak dokular tarafından çepeçevre kolluk şeklinde sarılır. Bu dönem ilk 3-4 günlük süreyi kapsar. Oluşan bu hematom kırık iyileşmesi açısından son derece önemlidir ve kırık hematomunun boşalması bazı sorunlara neden olabilir. Kırık hematomu intramembranöz sağladığı gerginlikle kırık uçlarını birarada tutma görevini de kısmen üstlenir. Kırık uçlarda 1-5 mm arasında nekroz gelişir. Nekrotik kemik uçlarından ve kırık hematomunda bulunan ölü hücrelerden salınan inflamatuvar mediatörler kapiller membran permeabilitesini artırarak inflamatuvar hücrelerin kırık bölgesine gelmesine yol açarlar (polimorf çekirdekli lökositler , makrofaj ve lenfositler).
İnflamatuvar hücreler nekrotik dokuları rezorbe ederken fibroblastlar bölgeye gelerek Tamir dönemini başlatırlar. Tamir döneminde ilk 48 saat içinde periost, endeost ve kırığa yakın yerlerdeki havers kanallarının tabakalarından hücre proliferasyonu başlar ; kırık hattı boyunca rezorbsiyon devam eder. Hücre proliferasyonu sonucu kırık uçlardaki boşluklar hücrelerle dolar. Kırık hattına dolan hücreler kemiğin hücresel devamlılığının onarımına yardım eder. Proliferasyonla birlikte kondroblastlar ve osteoblastlar gelişerek kıkırdak ve kemik doku oluşur. Osteoblastlar osteosite dönüşerek (intramembranöz) veya enkondral kemikleşmeyle kemik devamlılık sağlanır. Nekrotik kemik rezorbe olur ve yerini yeni kemik dokusu alır.
Tamir döneminde özetleyecek olursak hematom içine yayılan makrofajlar ve osteoklastlar ölü kemiğin ortadan kaldırılmasını sağlar ve osteoblastlar kemik oluşumunu sağlar.

2-6 hafta arasında kırık uçlar arasında ve çevresinde sert osteoid doku gelişir. Kallus oluşumu hem subperiosteal hem de endeosteal gelişim gösterir. 6-12 haftada kemikleşme olur, fragmanlar arasında sert bir köprü oluşur ve mekanik zorlamalara oldukça dayanıklıdır. 12-26 haftada kallus dokusu olgunlaşır. 6-12 ayda fragmanlar arası kortikal kaynama tamamlanır.
Bu şekilde kallus formasyonu ile kemikleşmeye indirekt veya sekonder kırık iyileşmesi denilir. İnternal fiksasyonla tam anatomik redüksiyon yapılan kırıklarda veya fissür gibi ayrılmamış kırıklarda kallus formasyonu gelişmeksizin doğrudan kortikal uçların birbirine kaynaması ile iyileşme sağlanır ve buna direkt veya primer kemik iyileşmesi denilir.

Bundan sonra 1-2 sene içerisinde yeniden şekillenme Remodelizasyon olur, kırık çevresi fazla kemik dokusu rezorbe olur, medüller kanallar açılır ve normal kemik yapısı kazanılır. Remodelizasyon Wolff kanunlarına göre olur. Normalin dışında bir konveksite ve konkavite kalmışsa konveks tarafta gerilme ve kemik rezorbsiyonu, konkav tarafta sıkışma ve yeni kemik yapımı meydana gelir. Burada oluşan elektriksel aktiviteye göre rezorbsiyonun ve kemik yapımının meydana geldiği bulunmuştur. Remodelizasyon tamir döneminin sonlarına doğru başlayıp , kırık kaynadıktan sonra yıllarca devam edebilir. Remodelizasyonla çocuk kırıklarında 15-20○ ye kadar açılanmalar düzelebilir. Fakat rotasyon düzelmez. Ayrıca erişkinlerde açılanmalar daha zor düzelir; fakat sonuçta iş görür bir kemik haline tekrar gelir. Ekleme yakın kırıklarda, eklemin yaptığı major hareketleri istikametine aykırı kırıklarda düzelme daha zordur.

Kırık İyileşme Belirtileri


Kırıkların iyileşme süreçleri çok iyi takip edilmelidir. Bazen kırığın iyileşmesinin uzun sürmesi ters bir durumun olduğunun göstergesi olabilir. Kırığın yanlış şekilde kaynaması, bölgede ödem oluşması gibi durumlar kişinin iyileşme süresince acı çekmesine sebep olmaktadır.

Kırık kemik düzgün bir şekilde iyileşmeye başlayınca kişinin kırık bölgesinde bulunan ağrı ve sızısı azalmaya başlar. Aynı zamanda bu bölgede oluşan morluk, kızarıklık ve ödem gibi şikayetler de zaman içerisinde hızla gözden kaybolur.

Kişi alçı çıkmadan iyileşme olumlu yönde gidiyor ise kırığın olduğu bölgeyi daha rahat hareket ettirmeye başlar. Buraya gelen herhangi bir darbe eskisi kadar kişinin canını yakmaz. Tüm bunların tersi özellikler gözleniyor ise kişinin uzman bir doktora giderek tekrar muayene olmasını ve kırığın kontrol edilmesini tavsiye ederiz.
Kırık sonrası iyileşme süresi kırığın bulunduğu bölgeye göre değişiklik gösterebilmektedir. Normal bir kırık yani basit ve tek bir yerde meydana gelen kırık genellikle 4-6 hafta içerisinde iyileşmektedir.

Kırığın iyileşmesinde etkili birçok çevresel faktör ve kişinin kendisinden kaynaklı bireysel faktörler bulunmaktadır. Bu faktörlerin etkisi ile kırığın iyileşme süresi değişiklik gösterebilir.

Kırık sonrası iyileşme bazen beklenilen zamanda gerçekleşmez. Özellikle yaşlı kişilerde meydana gelen kırıkların birçoğu, tahmini iyileşme sürecinden daha geç sürede iyileşirler.

Yaşlı kişilerde kemik erimesi gibi hastalığın bulunması kırığın iyileşme sürecini uzatacağı gibi aynı zamanda kırığın iyileşme sürecinde kişinin ağrı ve acı duymasına sebep olabilmektedir.

Kırık sonrası iyileşmede;


Kişi kırığın olduğu bölgeyi zorlu hareketlerden ve ters hareketlerden sakınmalıdır.
Kişinin beslenmesi kırığın daha çabuk iyileşmesine etki eden bir faktördür. Kişi protein yüklü beslenir ise kırık çok daha hızlı iyileşme gösterebilir.
Kemik erimesi, kalsiyum eksikliği olan kişiler kesinlikle tedavi görmeli, doktor kontrolünde ilaç kullanmalıdır.

Kırık iyileşmesini olumsuz etkileyen faktörler:


Yüksek enerjili travmalar ve geniş yumuşak doku hasarı bulunması, kırık uçların birbirinden ayrılması, araya yumuşak dokuların girmesi (interpozisyon), besleyici damarların hasar görmesi, cerrrahi redüksiyon yapılmışsa aşırı disseksiyon ve yumuşak doku hasarı yapılması, kırığın transvers , parçalı veya segmenter olması (spiral ve oblik kırıklar daha çabuk kaynar) , açık kırık olması (hematomun boşalması, kontaminasyon ve enfeksiyon olasılığı ve aşırı yumuşak doku hasarı nedeniyle), redüksiyonun başarısızlığı, iyi stabilizasyon yapılmaması, yeterli süre immobilizasyon yapılmaması, kırık yerinde enfeksiyon olması, hastanın ileri yaşta olması, eklem içi kırık olması (sinovyal sıvının kırık iyileşmesini bozucu etkisi nedeniyle), kemikte önceden var olan patolojik bir durum olması, spongioza ihtiva etmeyen veya kortikal kemik içeriği yüksek kırık olması, beslenme ve sağlıklı metabolizmayı etkileyen her türlü sistemik hastalık (diabet, maligniteler, sistemik enfeksiyonlar, anemiler vb), kemoterapi, radyoterapi, sigara bağımlılığı (nikotin) ve kortikosteroidler kırık iyileşmesini olumsuz etkiler.

Kırık iyileşmesini olumlu etkileyen faktörler:


Olumsuz etkileyen faktörlerin tam tersi durumların olumlu etkilemesinin yanısıra; elektrik akımları, manyetik alan, ultrason, hiperbarik oksijen uygulamaları, düşük kuvvette lazer uygulaması, anabolik steroidler, D vitamini, kalsitonin, parathormon, prostoglandinler, BMP (Bone morphogenetic protein), büyüme hormonu , büyüme faktörleri , kafa travması , ameliyatla uygulanan kemik grefti ve demineralize kemik matriksi, gen tedavisi olumlu etkileyen faktörlerdir.

Kırığa iyi gelen besinler


Süt ürünleri:

Yoğurt, süt ve peynir gibi ürünler içerisinde en fazla kalsiyum bulunduran besinlerdir. Kemiklerin güçlenmesinde ve kırıkların iyileşmesi içinde kalsiyum ihtiyacı en üst noktalara ulaşır. Bu yüzden süt ürünleri tüketilerek kemiklerin daha kısa süre içerisinde kaynaması sağlanabilir. Süt ürünlerine ek olarak d vitamini bakımından zengin olan besinler beslenme zincirine eklenirse bu durum kemiklerin daha kısa süre içerisinde kaynamasını sağlayacaktır.

Sardalya

: Dvitamini bakımından dünyanın en zengin besin türü olan sardalye aşırı derecede küçük balık türü olmasına rağmen d vitamini bakımından şaşırtıcı derecede zengindir. Süt ürünleri ile yeterli oranda kalsiyum alan kişiler ayrıca beslenme zincirlerine sardalye gibi d vitamini bakımından zengin olan besinleri ekleyecek olursak bu durum kemik kırıklarının daha kısa süre içerisinde iyileşmesini sağlayacaktır. Ayrıca somon balığı gibi balık türleri de d vitamini bakımından zengindir. Beslenme zincirinize somon balığını da ekleyerek d vitaminini alabilirsiniz.

Yumurta:

yüksek oranda d vitamini içerdiği gibi yumurtanın ayrıca protein bakımından zengin olduğu ve bu sayede kas sistemini güçlendirerek kırılan kemiklerin daha ağrısız bir şekilde iyileşmesini sağladığı bilinmektedir. Uzmanlar özellikle kahvaltılarda tüketilen yumurtanın kemik kırıklarını daha hızlı bir şekilde iyileştirdiğini tespit etmiştir. Bu yüzden kemik kırıklarını iyileştirmek adına yumurta tüketecek olan kişilerin özellikle kahvaltılarda yumurta tüketmesi daha yerinde bir karar olacaktır.

Kuru incir

: Kalsiyum değeri yeterince yüksek olan kuru incir kemik kırıklarını iyileştirme konusunda en eski zamanlardan beri kullanılan bir yiyecek türüdür. Gün içerisinde yaklaşık olarak 10 tane kuru incir tüketecek olursanız günlük olan kalsiyum ihtiyacınızın yaklaşık olarak yüzde 25’lik kısmını karşılamış olursunuz. Süt ürünlerine ilave olarak kuru incir tüketilmesi bu etkisi sayesinde gereksinim duyulan kalsiyum miktarının kolay bir şekilde alınmasına yardımcı olmaktadır.
Aynı şekilde kabuklu kuruyemişlerin de kalsiyum bakımından zengin oldukları bilindiğinden dolayı kuru incire ek olarak kabuklu yiyecekler de tüketilebilir.

Kemik Çatlaması Nedir?


Nasıl Anlaşılır?


Kemik çatlaması; kemiğin kırılma olayının başlamış olup tamamen kırılmamış olmasıdır. Kemik tamamen kırılmadığı için ve kırılma olayı yarım kaldığı için çatlama meydana gelir. Çatlağın kırığa göre farkı yani anlaşılmasını belli eden özelliği ilk darbenin alındığı zaman eğer kırık değilse yani çatlaksa tam şişmez daha sonra yavaş yavaş şişmeler başlar. İlk başta pek fazla şişlik olmadığı için çoğu kişi tarafından anlaşılmayarak dikkate alınmaz fakat şişlik ve ağrılar saatler geçtikçe artar ve o zaman çatlama olduğu anlaşılır.

Kemik Çatlamasının Tedavisi Nasıl Olur?


Tedaviyi bizim kendi kendimize yapmamız imkânsız değildir fakat kesinlikle doğru da değildir. Çatlama oluştuğu zaman doktora gidilmeli ve doktorun size yapacağı tedavi sonucunda belirli bir süre içerisinde çatlağınız iyileşir. Yaş ilerledikçe çatlağın kaynama süresi artar, küçük bir çocuğun çatlağının kaynama süresi daha azken yaşlı birinin çatlağının kaynama süresi daha fazladır. Tedavide en önemli olaylardan birisi çatlak olan yerin alçıdayken uyuşmaması için sık sık hareket ettirilmesi gerekmektedir. Bunun yanında kolu çatlamış ve alçıya alınmış bir kişinin alçıya alınan bölgeyi havada tutması gerekir aksi takdirde kemiğin kaynaması tam olarak gerçekleşmeyebilir.
Derlemedir

BEĞEN Paylaş Paylaş
Bu mesajı 2 üye beğendi.
Son düzenleyen perlina; 29 Ekim 2016 13:27
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
2 Ekim 2017       Mesaj #22
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye

Kemik


Omurgalılarda sert hücrelerarası dolgu dokusunda gömülü hücrelerden oluşan katı doku. Başlıca işlevleri vücudun iskelet yapısını oluşturarak dokulara destek olmak; yüzeyine tutunan kaslarla birlikte bir kaldıraç sistemi oluşturarak vücudun hareketliliğini sağlamak; beyin, omurilik ve iç organları korumak; vücuttaki başlıca kan yapıcı doku olan kemik iliğini barındırmak ve vücuttaki birçok süreç için gerekli olan kalsiyumu depolamaktır.
Sponsorlu Bağlantılar

Ad:  Kemik nedir.jpg
Gösterim: 468
Boyut:  12.3 KB

Kimyasal bileşimi.


Kemik dokusunun hücrelerarası bölümü kollajen adlı lifsi bağdoku proteini ile kalsiyum, fosfat ve karbonat kristallerinden oluşur. Bu organik ve inorganik bileşenler birbiriyle yakın ilişki içindedir; mineral kristalleri kollajen liflerinin çevresini sarar. Kemiğe yük taşıyabilecek dayanıklılığı, büyük bir sıkışma dayanımı sağlayan sert kristaller verir. Öte yandan, kollajen lifleri esneklik ve gerginliğe katkıda bulunarak kemiğin gerilme güçlerine dayanabilmesini sağlar.

Kemik hücreleri, kemik dokusunun canlı bileşenleridir ve erişkin insanda iskeletteki toplam kemik hacminin yalnız yüzde 1-5’ini oluşturur. Dört tür kemik hücresi vardır:
1). Kemiğin dış ve iç yüzeyinde yer alan ve hücrelerarası dokunun yenilenmesine katkıda bulunan osteoblastlar,
2) kemiğin yüzeyinde yer alan ve hücrelerarası dokunun yıkılmasını sağlayan osteoklastlar,
3) hücrelerarası dokuda gömülü osteoblastlardan türeyen ve kemiğin canlılığını sürdürmesini sağlayan osteositler,
4) öncelikle periostta (kemik dışzarı) ve kemiğin içindeki boşluklarda yer alan ve kendisinden yeni osteoblastlar ya da osteoklastlar türeyen farklılaşmamış kemik hücreleri.

Yapısı.


Hemen bütün kemiklerde, özellikle de uzun kemiklerde iki farklı yapı bulunur. Kemiğin gövdesi (diyafiz) yoğun kemik dokusu içerirken, uçları (epifiz) ince bir yoğun kemik katmanıyla sarılı gözenekli kemik yapısından oluşur. Bu düzenleme,
kemiklere yüklenen ağırlık ve gerginliğin kemik gövdesinden eklemlere aktarılmasını sağlar.

Yoğun kemiklerdeki başlıca yapı birimi osteon ya da havers sistemi olarak adlandırılır. Mikroskopla görülebilecek boyutlarda sütun ve dallanmalardan oluşan bu yapının merkezinde, kalın duvarların çevrelediği dar bir kanal bulunur. Genellikle kemiğin uzun eksenine paraleldir ve bir ya da daha çok kan daman içerir. Osteonların duvarı kollajen ve mineral kristallerinden yapılı pulcuklann katmanlar yaparak üst üste binmesiyle oluşur. İçinde yer alan küçük boşluklarda osteositler ve kemiği besleyen sıvılann dolaştığı küçük kanalcıklardan oluşan bir şebeke bulunur. Osteon içermeyen süngersi kemik dokusu boşluklar, birbiriyle çaprazlaşan plakalar ve trabekül adı verilen iğneciklerden oluşan karmaşık bir yapı içerir.

Kemik oluşumu.


İnsanda kemik oluşumu dölütte, gebeliğin üçüncü ayında başlar, ergenliğin sonlarına doğru tamamlanır. Yoğun ve gözenekli kemik dokuları için iki farklı kemikleşme süreci söz konusudur.

Embriyonda yoğun kemik oluşumu kıkırdak yapısında bir iskelet modelinin ortaya çıkmasıyla başlar; zamanla kemik dokusu kıkırdağın yerini alır. Kıkırdaktaki osteoblastlar, kollajen ve mukopolisakarit yapısında bir dolgu maddesi salgılar. Bu maddenin içinde yerleşen ve depolanan organik tuzlar bu aşamadan sonra kemik olarak adlandırılabilecek sert dokuyu oluşturur. Yıkılan ve ölen kıkırdak hücrelerinin yerini, kemikleşme merkezi olarak bilinen bölgelerde, osteo- blast kümeleri alır. Kemikleşme bu merkezlerden dışa doğru ilerler. Kısa kemiklerin çoğunda kemiğin ortasına yakın tek bir kemikleşme merkezi bulunur. Kol ve bacak kemikleri gibi uzun kemiklerde biri ortada, öbürleri iki uçta olmak üzere üç merkez vardır. Uzun kemiklerde kemikleşme gövde ile epifizlerin arasında ince bir kıkırdak bandı kalana değin sürer; kemiğin erişkindeki boyuna ulaşmasından sonra, bu kıkırdağın yerini kemik dokusu alır.

Kafatasındaki yassı kemikler ile öbür gözenekli kemikler kıkırdaktan değil, kollajen ve kan damarları içeren lifsi zarlardan gelişir. Osteoblastların bu zarların arasına salgıladığı dolgu sıvısıyla sünger yapısında bir trabekül şebekesi oluşur. Bu süreç zardaki kemikleşme merkezlerinden dışa doğru ışınsal biçimde yayılır. Kafatasında birden çok kemikleşme merkezi vardır; yenidoğanda kemikleşme henüz tamamlanmamış olduğundan kafadaki bu noktalar dışarıdan dokunulduğunda ele daha yumuşak gelir. Kemikler gelişip büyüdükçe yumuşak bölgeler kaybolur; erişkinde kafatasında görülen zikzak birleşme çizgileri ortaya çıkar.
Her iki kemikleşme sürecinde de kemik hücreleri ile organik ve inorganik maddelerin gelişigüzel biçimde bir araya gelmesiyle olgunlaşmamış kemik yapısı oluşur. Olgun kemiğin dayanıklılık kazanması için kemiğin daha düzenli birimler halinde yapılanması gerekir; bu da bir yıkım ve yeniden yapım sürecinin sonucunda gerçekleşir.

Kemiğin yapısındaki inorganik bileşenler, öbür dokularda olduğu gibi hücre bölünmesi yoluyla büyümeyi engeller; osteoklastlar kemiğin iç yüzeyinde, kemik iliği boşluğunda ve gözenekli kemik dokusundaki boşluklarda yıkıma yol açarak kemiğin biçiminin ve boyunun değişmesini ve giderek erişkin boyutlara varmasını sağlarken, bir yandan da dış yüzeylerde etkinlik göstererek, örneğin uzun kemiklerin uçlarındaki epifiz çıkıntılarının küçülmesini sağlar. Epifizdeki büyüme kıkırdağının gerisinde yer alan kemik yıkımı, kemik yüzeyindeki çıkıntıları yok ederek gövdenin kalınlığının her bölgede aynı kalmasını sağlar. Kemiğin içindeki yıkım ise, osteon gelişimi için merkez oluşturan ve uzun eksene paralel boşluklar açarak olgunlaşmamış kemik dokusunun erişkindeki halini almasına yardımcı olur.

Osteoklastlar kemikte yer yer yıkıma yol açarken, osteoblastlar iskeleti oluşturmak üzere yeni kemik yapımını üstlenir. Çocukluk döneminde, büyüme oldukça hızlı olduğundan kemik yapımı yıkımdan daha fazladır. İskelet belirli bir olgunluk düzeyine eriştikten sonra yapım ve yıkım süreçleri birbirini dengelemeye başlar. Bu dengenin işlevi yalnızca kemiğin biçimini ve boyutlarını değiştirmek değildir; bu süreçler kandaki ve dokulararası sıvıdaki kalsiyum iyonu düzeylerinin ayarlanmasını da sağlar. Sinirlerde iletinin sağlanması, hücre zarlarının geçirgenliğinin ve kanın pıhtılaşma özelliğinin korunması için kalsiyum düzeyinin belirli sınırlar içinde olması gerekir. Vücuttaki kalsiyum miktarı düşerse, paratiroit hormonu osteoklastların etkinliğini uyararak kemik yıkımını hızlandırır ve kemikteki kalsiyumun bir bölümünün kana geçmesine neden olur. Öte yandan kan ve öbür vücut sıvılarındaki kalsiyum miktarı aşırı derecede artarsa kalsitonin hormonu kemik yıkımını yavaşlatır. Vücuttaki kalsiyum depolarının korunması ve dokuların kalsiyum gereksiniminin kemik yıkımıyla sağlanmaması için yiyeceklerle alman kalsiyumun yeterli olması gerekir.

Kemik hastalıkları.


Kemik dokusunun hastalığa yakalanma yatkınlığı yaşa göre değişir. Çocuklarda en sık görülen kemik hastalıkları gelişme bozukluklarıdır. Genç erişkinlerde romatoit artrit ve omurganın yapı bozuklukları, yaşlılarda ise kemiğin kimyasal bileşimini değiştiren metabolizma bozuklukları, kemik ve eklem iltihapları ile çeşitli dolaşım bozuklukları önem kazanır.

Kemik hastalıklarının çoğu kemik dokusunun bileşimiyle ve yapısıyla ilgilidir. Kemikteki mineral miktarı yetersizse çocuklarda raşitizm, erişkinlerde kemik yumuşaması (osteomalasi) olarak bilinen durum ortaya çıkar. Hastalıktan etkilenen kemiklerin biçimi kolayca bozulabilir, sık sık kırılabilir. Çocuklarda bu durum sıklıkla D vitamini eksikliği nedeniyle ortaya çıkar. En sık rastlanan kemik hastalığı ise kemik dokusunun yeterince yoğun olmamasından kaynaklanan ve özellikle yaşlılarda görülen kemik kırıklarının başlıca sorumlusu olan osteopo- ruzdur. Yaşlılarda daha sık rastlanan bir kemik hastalığı da kemiklerde yapı ve biçim bozuklukları ile kalsiyum dengesinde değişmelere yol açan Paget hastalığıdır. Kemiği etkileyen öbür hastalıklar arasında kemik dokusundaki kan dolaşımının herhangi bir nedenle kesintiye uğramasıyla ortaya çıkan kemik nekrozu, darbe ve yaralanmaların neden olduğu kırıklar, osteomiyelit (kemik iltihabı), doğuştan bozukluklar ile kemik urları sayılabilir. Kemikte ortaya çıkan urlar iyi ya da kötü huylu olabilir; ayrıca özellikle akciğer, meme, böbrek ve prostat gibi organlardan kaynaklanan kanserler sıklıkla kemiklere yayılır ve metastaz yapar.

MsXLabs.org & Ana Britannica

"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.
_Yağmur_ - avatarı
_Yağmur_
VIP VIP Üye
2 Ekim 2017       Mesaj #23
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye

Kemik İliği

Ad:  kemik iliği.jpg
Gösterim: 408
Boyut:  14.4 KB

Kemikteki boşlukları dolduran yumuşak jelatinimsi doku, içerdiği damar ve yağ dokusunun miktarına göre kırmızı ya da sarı olabilir. İnsanda kırmızı ilik, lenf dokusunda yapılan lenfositler dışında bütün kan hücrelerinin yapımından sorumludur; ayrıca karaciğer ve dalakla birlikte yaşlanmış alyuvarların yıkılmasını üstlenir. Sarı ilik, öncelikle bir yağ deposudur; ağır kan kaybı ve ateş gibi durumlarda kırmızı iliğe dönüşebilir. Doğumdan yedi yaşına değin kan yapımına gereksinim fazla olduğu için kemik iliğinin tümü kırmızıdır. Zamanla yağ dokusu kırmızı iliğin yerini alır. Erişkinde kırmızı ilik yalnızca omurgalar, kaburgalar, göğüs kemiği, kalça kemiği, kafatası ile kol ve bacaklardaki uzun kemiklerin uçlarında bulunur. Öbür gözenekli kemikler ve uzun kemiklerin gövdesindeki boşluklar sarı ilikle doludur.

Kırmızı ilik, çeşitli kan hücreleri ile makrofajlar biçiminde farklılaşabilen retiküler hücreleri içeren, ince, yoğun damarlı lifsi dokudan oluşur. Farklılaşma sürecinin ilk aşamasında retiküler hücreler çeşitli kan hücrelerinin öncüllerine, miyeloblast ve lenfoblast adını alan bu öncül hücreler ise alyuvarlara ve akyuvarlara dönüşür. Trombositler ise megakaryosit adını alan dev ilik hücrelerinden türer. Yeni yapılan kan hücreleri kemiğin toplardamarına açılan ve sinüzoit adı verilen geniş, ince duvarlı kanallara bırakılır. Memelilerde, erişkinde kan yapımını öncelikle kemik iliği üstlenir. Basit yapılı omurgalılarda, başka dokularda da kan yapımı sürerken, sürüngenler ve amfibyumlarda kan hücrelerinin bazıları kan dolaşımında kendiliğinden oluşur. İnsanda alyuvarlar ve trombositler de içinde olmak üzere birçok hücrenin gelişme ve büyümesi ilikten ayrıldıktan sonra durur.

Kemik iliğinde yapılan hücrelerin çoğu vücudun bağışıklığı ile ilgili olduğundan, bağışıklık eksikliğine neden olan birçok hastalıkta tedavi amacıyla kemik iliği nakli yapılır. Belirli hastalıkların tanısının konmasında kemik iliğinin mikroskop altında incelenmesi yardımcı olabilir. Bunun için erişkinlerde göğüs kemiğinden, çocuklarda kaval kemiğine batırılan iğne ile ilikten yaklaşık 0,2-0,3 mİ doku alınır. Bu işlemin gerekli olup olmadığına önceden yapılan kan tahlillerinin sonucu değerlendirilerek karar verilir. Kemik iliği incelemesi özellikle bazı lösemi I türleri, myelomatoz, Gaucher ve Niemann-Pick hastalıkları ile alyuvarların aşırı derecede büyüdüğü bazı kansızlık türlerinde tanı açısından önem kazanır.

MsXLabs.org & Ana Britannica
"İnşallah"derse Yakaran..."İnşa" eder YARADAN.

Benzer Konular

18 Nisan 2014 / Misafir Cevaplanmış
28 Nisan 2016 / ener Biyoloji
28 Nisan 2016 / me_myself Tıp Bilimleri
23 Mart 2009 / ahmetseydi Biyoloji
12 Ekim 2018 / AndThe_BlackSky Biyoloji