Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 91.406|Cevap: 6|Güncelleme: 12 Mayıs 2016

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

22 Mart 2009 07:26   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Kan bağışı nedir ve kan bağışı nasıl yapılır?


Kan bağışı, gönüllü ve kan bağışına uygun bir bağışçıdan (donör) çeşitli kan ürünleri elde etmek amacıyla kan merkezleri tarafından kan alınmasıdır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı, Kızılay, SSK, Üniversite hastanelerine bağlı bir çok kan merkezi ve kan istasyonu bulunmaktadır. 18-65 yaşı arasında, vücut ağırlığı 50 kg'ın üzerinde sağlıklı kişiler kan bağışı yapabilirler. Bir seferde yarım litreden az kan alınmaktadır. Bu miktar vücutta bulunan kanın yaklaşık olarak %8-9'u kadardır. Erkekler en sık 2 ayda bir, kadınlar ise 3 ayda bir olmak üzere ve yılda en fazla 4 ünite kanı rahatlıkla bağışlayabilirler.
Ad:  kan bağışı1.jpg
Gösterim: 549
Boyut:  50.2 KB

Kan bağışlamak için kan merkezlerine başvurulduğunda bir form doldurulur. Burada kaydedilen kişisel bilgiler gizli olarak tutulur. Sorgu formunda kan vermeye kesin veya geçici olarak engel hastalıkların bulunup bulunmadığı araştırılır. Önce steril şartlarda parmaktan alınan kan ile kan grubu ve hemoglobin miktarı tayin edilir. Tansiyon ölçülerek genel bir muayene yapılır. Kan vermeye engeli bulunmayanlardan tamamen steril şartlar altında ve kan almakta uzmanlaşmış personel tarafından yaklaşık 10 dakikalık süre içinde kan alınır. Yiyecek ve içecek ikramı ile birlikte 15-20 dakikalık bir dinlenme süresinin ardından kan verme işlemi tamamlanır. Aşırı efor ve dikkat gerektiren işlerle uğraşanlara 1 günlük dinlenme süresi yeterlidir. Bu durum dalıcılar için de geçerlidir. Kan verme işlemi sırasında bağışçıya hastalık bulaşması tehlikesi bulunmamaktadır. Kan bağışına bağlı olarak seyrek de olsa baygınlık, soğuk terleme, bulantı gibi geçici ve önemsiz reaksiyonlar görülebilir. Kan bağışı yapanlar, kan gruplarını, hemoglobin miktarlarını öğrenirler. Ayrıca kendilerinde Hepatit B, Hepatit C, Sifiliz ve AIDS bulunup bulunmadığını da öğrenirler. Kan bağışlayanlara verilen Kan Sigorta Kartı sayesinde kendileri veya aynı soyadını taşıyan yakınlarına kan gerektiğinde öncelikli olarak, sosyal güvencesi bulunmadığı durumlarda ücretsiz olarak sağlanır. Birçok kan merkezi, gruplar halinde kan verildiğinde gezici ekipler oluşturmakta ve kan bağışlayanların çalıştığı/bulunduğu yerlere gidebilmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar


Bağışlanan kanlar nasıl kullanılır?


Toplanan kanlar uygun koşullar altında saklanarak çeşitli formlarda tüketilir. Bir kısmı tam kan olarak kullanılırken bir kısmı çeşitli kan ürünleri yapımında kullanılır. Alyuvarlar, akyuvarlar, trombositler ayrı ayrı hazırlanırlar. Kanın sıvı kısmı (plazma) da atılmaz, bundan da çeşitli hastalıklarda yararlanmak üzere plazma solüsyonları hazırlanır. Ayrıca ileri teknik yeteneğe sahip kan merkezlerinde bir çok hastalıkta yaşam kurtaracak kan ürünleri elde edilir. Sonuç olarak bağışlanan kanın her damlası kullanılır ve kan ürünleri sayesinde bir bağışçının verdiği kan yalnızca bir hastanın değil bir çok hastanın yaşamını kurtarır.

Kan grubunuzu biliyor musunuz?


Kan bağışlandığında kan grubunu öğrenmek de mümkündür. Genel olarak A, B sistemi ve Rh sistemi kan gruplarını belirler. Böylece insanlar A, B, AB ve 0 kan gruplarından birine ve Rh faktörü açısından da (+) veya (-) olarak sekiz kan grubundan birine dahildir. Bu kan gruplarından başka bir çok alt grup bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda ülkemizde kan grubu sıklığı görülmektedir. A ve 0 kan grupları ile Rh(+) pozitifliğine en sık rastlanmaktadır. Bu bir anlamda bu tip kanlara da en fazla ihtiyaç duyulacağı anlamına gelir. Kural olarak her grup kendi grubundan kan alır. Pratik uygulamada, okullarda öğretildiği gibi genel verici-genel alıcı kan grupları yoktur.
A.....B.....AB.....0
Rh pozitif.. %37,8 %14,2 %7,2 %29,8
Rh negatif..%4,7 %1,6 %0,8 %3,9
Ülkemizde kan grupları sıklığı

Kan bağışında engeller nelerdir?


Kan bağışının dinen sakıncalı olduğu görüşünü savunan ve aslı astarı olmayan bağnaz görüşleri bir yana bırakırsak kan bağışının önündeki en büyük engel toplumsal duyarsızlıktır. Eskişehir Kan Merkezi tarafından daha önce hiç kan bağışı yapmamışlar arasında yapılan bir anket çalışmasında kan bağışı yapmayı düşünenlerin oranı %61, hiç düşünmemiş olanların oranı ise %49 olarak bulunmuştur. Kan vermeyi düşünmüş olmalarına rağmen bu kişilerin kan vermemiş olmalarının nedenleri ise aşağıdaki tabloda yer aldığı şeklide çıkmıştır:

  • Bağış yapacak kadar çok kanım yok % 26,7
  • İhmal ediyorum % 20,2
  • Bir hastalık bulaşacağından korkuyorum % 20,1
  • Bir yakınıma lazım olursa, veririm % 6,1
  • İğnenin canımı acıtacağından korkuyorum % 3,4
  • Diğer sebepler % 23,5
Nedenler tek tek ele alındığında genel bir bilgi eksikliği ve duyarsızlık dikkati çekmektedir. Herşeyden önce kan bağışı yapacak kadar kanı bulunmayanlardan zaten kan alınmamaktadır. Ayrıca kan verme sırasında bir hastalık bulaşma tehlikesi de bulunmamaktadır. İğneden korkmak kan alınma sırasında lokal anestezi talep etmekle aşılabilir. Bu nedenler iyi bir bilgilendirme ile ortadan kolaylıkla kaldırılabilir. Ancak 'ihmal etmek' veya 'bir yakınıma gerekirse, veririm' yaklaşımlarının ortadan kaldırılması tamamen toplumsal kültür ve duyarlılıkla ilgilidir ve kolayca yenilmesi ne yazık ki oldukça güç görünmektedir.

Ülkemizdeki durum nedir?


Ülkemizde yılda yaklaşık olarak 500 bin ünite kan bağışlanmaktadır. Genel nüfusa orantılandığına kan bağışı oranının %1,49 olduğu görülmektedir. Bu oran Danimarka'da %8,61, Fransa'da %6,55, Macaristan'da %5,86'dır. Aslında ülkemizdeki toplam kan bağışlarının %35'inin askerlerden alındığı düşünülecek olursa sivil bağış oranı daha da düşük, %1'ler civarındadır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen son zamanlarda sevindirici girişimler de bulunmaktadır. Gelişen iletişim olanakları sayesinde son bir kaç yıl içinde bir çok sanal kan bankası kurulmuştur. Ticari amaç gütmeyen bu kan bankalarına kayıtlı bulunan gönüllülere internet yoluyla ulaşılabilmektedir. Yazının sonunda bu sanal kan bankalarından bir kısmının internet adresi verilmiştir. Kan bağışı ile ilgili ayrıntılı bilgilere bu sayfalardan ulaşılabilir. Ayrıca bazı kan merkezlerinin web sitelerinin adresleri de yazının sonunda yer almaktadır. Eskişehir Kızılay Kan Merkezinin mükemmel sitesi mutlaka ziyaret edilmelidir.

BAKINIZ
Kan Nedir - Kanın Yapısı, Özellikleri ve Görevleri
Kan Hücreleri Nedir - Kan Hücrelerinin Yapısı ve Görevleri

Kan Pıhtılaşması (Koagülasyon)
Kan Nakli (Kan Transfüzyonu)

Son düzenleyen Safi; 20 Haziran 2016 23:32
22 Mart 2009 07:26   |   Mesaj #2   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye
Kimler kan verebilir?
Donör: Kan bağışı yapan kişi.
Yaş:
18 - 65 yaşları arasında olan her sağlıklı kişi kan verebilir.
Sıklık:
Erkekler,en sık 2 ayda bir; kadınlar ise, en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilirler.
Vücut Ağırlığı:
50 kg'ın üzerinde olan herkes kan bağışı yapabilir.
Miktar:
Bağışlanan kan standart olarak 450 mL'dir. İnsan vücudunda toplam 5000-6000 mL kan olduğu düşünülürse, bu miktar, toplam kan hacminin sadece % 7,5-9' u kadardır.Kan bağışını takiben, eksilen sıvı hacmi, damar dışındaki sıvının, damar içine geçmesiyle saatler içerisinde karşılanır. Hücrelerin yenilenmesi süreci ise, 2 ay kadardır. Düzenli aralıklarla yapılan kan bağışının sağlık açısından herhangi bir sakıncası olmadığı gibi, aksine bir çok yararı mevcuttur.
Anemi:
Kansızlık, elbetteki kan bağışı için engeldir. Günlük yaşamın olağan sayılabilecek ve çoğunlukla psikolojik kaynaklı olan halsizlik, bitkinlik gibi durumlar, anemi olarak algılanmamalıdır. Anemi tanısı, kan testleriyle yapılmaktadır. Kan bağışı için kriter hemoglobin değeridir..
Saklama:
Kanın saklanma süresi, torba içindeki antikoagülan solüsyonun niteliğine bağlıdır. Bugün kullanılmakta olan torbalarda bu süre 35-42 gündür.Bu süre, kanın tüketimi için fazlasıyla yeterli bir depolama süresidir.
Sterilite:
Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında donöre herhangi bir hastalık bulaştırılması söz konusu değildir.
Yan Etki:
Kan bağışının, kilo aldırma, zayıflatma, halsiz bırakma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur.
İlaç Kullanımı:
Almış olduğunuz ilaçlar, kanınıza geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engel teşkil eder.Kan bağışından önce, eğer sağlığınız açısından mecbur değilseniz, ilaç almayınız. Almak durumundaysanız, kan verip veremeyeceğinizi kan merkezi doktorlarımıza danışabilirsiniz.
1.
Aspirin kullanımı: Kan bağışına engel değildir. Sadece, trombosit amaçlı kal alımında veya tromboferezde dikkat edilmelidir.
2.
Tegison (Sedef hastalığında kullanılan bir ilaç) kullananlar, ilacı kestikten 3 yıl sonra kan verebilir.
3.
Accutan veya benzeri retinoik asit türevi ilaçları kullananlar, ilacı bıraktıktan 4 hafta sonra gönüllü donör olabilir.
4.
Faktör konsantresi kullananlar, donör olamazlar.
Tansiyon:
Sistolik kan basıncı 180 mmHg'yı, diastolik kan basıncı ise, 100 mmHg'yı aşmamalıdır.
Hastalıklar:
Yine bazı hastalıklar da ilaçlar gibi kan bağışına sürekli veya belli bir dönem için engel oluşturmaktadır. Bu hastalıklara ilişkin bazı bilgiler aşağıda belirtilmiştir.( Aşağıda olmayan hastalıklar için, kan merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.)
Ad:  kanbağışı3.jpg
Gösterim: 189
Boyut:  40.1 KB

Kimler kan veremez?
1. Hepatit B (Hiçbir zaman kan veremezler)
2. Hepatit C (Hiçbir zaman kan veremezler)
3. AIDS (Hiçbir zaman kan veremezler)
4. Sıtma (Tedavinin sağlanmasından 3 yıl sonradan itibaren kan verebilirler)
5. Frengi geçiren hastalar, iyileşmeden 1 yıl sonra kan verebilirler.
6. Creutzfeldt-Jacob hastalığı olanlar, hiçbir zaman kan veremez.
7. Chagas Hastalığı ( Alınan kan sadece fraksinasyon amaçlı kullanılabilir)
8. Tüberküloz (Tedavinin sağlanmasından 5 yıl sonra kan verebilirler)
9. Diabet (İlaç kullanmayan veya ilaç kullandığı halde, kan şekeri regüle edilmiş olanlar kan verebilir)
10. Anemi (Anemi teşhisi konmuş kişiler kan bağışçısı olamazlar)
11. Gebeler kan veremez. Doğum veya gebeliğin sonlan(dırıl)masından 6 hafta sonra kan verebilirler.
12. Koroner kalp hastalığı, angina pektoris, ciddi kardiyak aritmi, serebrovasküler hastalıklar, arteriyal tromboz veya rekküren venöz trombozu olan kişiler kan veremezler.
13. Allerji ( Astım hastaları kan veremez. Polen allerjisi olanlar ise, sadece allerjileri oldukları dönemde kan veremezler.)
14. Otoimmün hastalığı olanlar kan veremezler.
15. Kanama diatezi (Kanama eğilimi) olanlar ömür boyu kan veremezler.
16. Bronşit (Kronik bronşit hastaları kan veremez)
17. Kronik nefrit ve pyelonefritli hastalar kan veremez. Akut glomerulonefrit geçirmiş olanlar ise, iyileşmeden 5 yıl sonra bağış yapabilir.
18. Malign (Habis) hastalığı olanlar, gönüllü donör olarak kabul edilmezler.
19. Brusella almış olanlar, tam iyileşmeyi takiben iki sene sonra kan bağışı gönüllüsü olabilirler.
20. Epilepsi hastaları, kan veremezler.
21. Osteomyelit geçirmiş hastalar, tam düzelmeden 5 yıl sonra kan verebilirler.
22. Cerrahi: Büyük ameliyatlardan sonra 6 ay boyunca kan bağışı alınmaz.Mide rezeksiyonu geçirenler ise, hiçbir zaman donör olamazlar.
23. Transfüzyon: Kan veya kan ürünü alan donörler, 1 yıl boyunca kan veremezler.
24. Attenüe virus aşısı yapılmış olanlar 3 hafta kan veremez.( Su çiçeği, sarı humma, kızamık, kızamıkçık, oral polio, kabakulak)
25. Ölü bakteri aşısı olanlar, 5 gün donör olamazlar.( Kolera, tifo, antrax)
26. İnaktif virus aşısı ve toxoid alanlar ise 3 gün kan veremezler ( Polio-injeksiyon , influenza, rabies, difteri, tetanoz)



Kan Bağışı nasıl yapılır?
Kan merkezine gelen gönüllüler yani donörler, ilk olarak donör formunu doldurur. Bu form, kişinin donör olup olamayacağını anlamaya yönelik bazı sorulardan oluşmaktadır. Formun ikinci sayfasında ise, kişiye ait kimlik, adres ve bağış bilgileri bulunmaktadır. Donör olabilmek için gerekli koşullardan biri, Hemoglobin düzeyinin istenilen değerlere sahip olmasıdır. Toplumumuzda oldukça sık rastlanan anemi hastalığı, yani kansızlık, elbetteki kan bağışı için en sık karşılaşılan engeldir. Erkeklerde 13,5 g/dL'nin, kadınlarda ise,12,5 g/dL'nin üzerindeki hemoglobin değerleri donör olunması için yeterlidir. Bu testler, kan merkezlerinde Bakır Sülfat Solüsyonu kullanılarak yapılmaktadır.

Kişinin hemoglobin düzeyi, kan bağışı için uygunsa, arteriyal tansiyon ölçümüne geçilir. Sistolik tansiyon 180 mmHg'nın, diyastolik tansiyon ise 100 mmHg'nın üzerinde olmadığı sürece, kan bağışı yapılabilir. Kan alma yatağına uzanan gönüllü donörler, kan alımı için uygun bir damar belirlenir ve antiseptik bir solüsyonla, içten dışa doğru dairesel olarak cilt temizliği yapılır. Antiseptik solüsyonun etkinliğini sağlayabilmesi için kuruması beklenmelidir. Bu süre, kullanılan sıvıya bağlıdır, ancak genellikle 30-45 sn kadar beklemek yeterli olur. Ardından sterilite şartlarını bozmamak kaydıyla, damara girilir.

İğnenin damara sokulmasıyla birlikte kan torbası dolmaya başlar. Torba içindeki antikoagülan sıvı ile kanın iyice karışması sağlanmalıdır. Bu işlem manuel olarak yapılabileceği gibi, otomatik kan alma cihazları (Sağ alttaki fotoğraf) ile daha sağlıklı olarak gerçekleştirilebilir.

Kan alma işlemi yaklaşık olarak 6-10 dakika kadar sürer. Bu süre komponent imalatı açısından önemlidir. İğnenin damardan çıkarılmasınından sonra, cilt bölgesi tekrar dezenfekte edilir ve steril bir gazlı bezle kapatılır. Donörün birkaç dakika kompres yapması sağlanır. Kan torbasının seti kapatıldıktan sonra iğneye doğru olan kısım kesilir. Setin bu kısmından alınan kan örneği test çalışmalarında kullanılır. İğne kısmı da kesilerek setten ayırılır.
Gönüllü donör,bağıştan sonra ikram bölümüne alınır ve yiyecek-içecek ikramı yapılır.

Kan Vermenin Faydaları

  • Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
  • Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
  • Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
  • Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
  • Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
  • Kan bağışçısı her kan verdiğinde: AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.
  • Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.
Sürekli ve düzenli kan bağışlayanlara:
10 bağışta Bronz Madalya
25 bağışta Gümüş Madalya
35 bağışta Altın Madalya
40 bağışta Plaket verilerek taltif edilir.

Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezlerinden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.
Kan bağışı tecrübeli hekimlerimiz tarafından muayene edilerek gerçekleştirilir.

Son düzenleyen Safi; 12 Mayıs 2016 23:52
22 Mart 2009 07:28   |   Mesaj #3   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye

Kan Bağışı Yapmanın Zararı Var mıdır ?


Kan günümüzdeki bilimsel imkanlar çerçevesinde yapılması mümkün olmayan, dolayısıyla yalnızca gönüllü kişilerin kan bağışlarıyla temin edilebilen, doğru kullanıldığında hayatlar kurtarabilen, yanlış kullanıldığında ise alıcıda çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen değerli bir tedavi maddesidir.
Bu nedenlerle kan bağışı sağlıklı bireyler için bir toplumsal sorumluluk, doğru ve dikkatli kan kullanımı ise hekimler için bir görevdir. Kan bağışı yapacak kişiler dikkatli bir sağlık sorgulamasından geçirilmektedir. Sağlıklı kişilerde kan bağışlamanın korku ve endişeden kaynaklanabilen reaksiyonlar dışında sağlık üzerine olumsuz etkisi yoktur.
Şiddetli kanamalarda, hastanın yaşamını tehlikeye sokan ya da yaşam kalitesini bozan ve ilaç tedavileriyle makul bir sürede düzeltilme ihtimali az olan kansızlıklarda, kan pulcuğunun (trombosit) sayısının tehlikeli düzeylere düştüğü hallerde, kan pulcuğu veya kandaki pıhtılaşma proteinleri azalmış olan kişilerde bazı kanamalı hallerde ya da kanama olması beklendiğinde kan ürünleri transfüzyonu gerekebilmektedir.
Şiddetli kanamalar dışında genellikle tam kan nakli yapılmaması, hastalara yalnızca vücutlarında eksik olan komponentin nakledilmesi tercih edilir.

KAN VERMENİN GÜVENLİĞİ


Ortalama bir yetişkin vücudunda, sürekli olarak yenilenen 10 ila 12 pint (5 ila 6 litre) kan bulunur. Bir ya da 2 pint (ünite) kan bağışlamak, vücudunuzda hiçbir soruna neden olmaz. Nadiren, insanlar kan verdiklerinde bayılırlar. Bu kişiler, kan kaybı bayılma­larına neden olduğu için değil, korktuklarından ötürü bayılırlar.

Kan bağışlamak kolay ve güvenlidir, immunodefisiter akiz sendromu (AİDS) da dahil olmak üzere, kan bağış­lamak herhangi bir hastalık kapmanıza neden olmaz. Kan bağışlamak için, yerel (bölgenizde bulunan) Kızılay şubesiyle ya da bir hastaneyle temasa geçiniz. Genel olarak, kan bağışında bulunmak için en az 17 yaşında olmanız; sağlıklı olmanız ve kilonuzun en az 110 pound (50 kg) olması gerekir.

Kan bağışlarken size, sağlığınız ve sağlığınızı etkileyen faktörler hakkında bazı sorular sorulacaktır. Bu sorular, kanın güvenliğinden emin olmak için sorulur.

Kan bağışı alınmamasının (bağışında bulunama-manızın) en yaygın nedenleri; anemik (düşük kan sayımınız olması) olmanız; ateşinizin, nabzınızın ya da kan basıncınızın (tansiyonunuzun) yüksek olması; malaryanın (sıtmanın) yaygın olduğu bir ülkeye seyahat etmiş olmanız (malarya (sıtma), kan bağışıyla bir kişiye bulaşabilir) ve insan immun yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonu riskinizin bulunmasıdır. Sağlıklıysanız, tüm yıl boyunca düzenli olarak kan bağışında bulunabilirsiniz; ancak, bir kan bağışından sonra tekrar kan bağışında bulunmadan 56 gün bekleyiniz.
Son düzenleyen Safi; 11 Mayıs 2016 21:09
Eylül
28 Aralık 2009 23:40   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Kan bağışının önemi


Kan bağışı yapmak yalnızca bir saat gibi bir vaktinizi alır fakat karşılığında bir hastanın hayatını kurtarabilirsiniz.
Bağışlanan kanlar; ciddi bir kaza ile veya ameliyat nedeniyle hastanın kaybettiği kanı yenilemek veya Hemofili ( kanın pıhtılaşamadığı hastalık), Lösemi ( kan kanseri ) ve Cooley Anemisi gibi kan hastalıklarının tedavisi için kullanılmaktadır. Kanın diğer kısımları ise yanıkların tedavisinde veya sarılık ve tetanos hastalıklarından korunmak için yapılan enjeksiyonlarda kullanılmaktadır.
Her toplumun kan bağışçılarına ihtiyacı vardır ve gerekli olan kan miktarı da her geçen gün artmaktadır. Tıbbi teknikler ilerledikçe ve nüfusumuz arttıkça daha fazla miktarda kan gereklidir. Kan bağışı yapmayı düşünüyorsanız aşağıdaki bilgiler sizin için yararlı olabilir.

Kan Bağışlarımız Nerelerde Kullanılıyor?

Ad:  kan bağışı.jpg
Gösterim: 970
Boyut:  37.5 KB

Kan nakli (transfüzyon), tedavide çok önemli yeri olan ve aranan kan elde edilemediği taktirde başka alternatifi olmayan bir tedavi aracıdır. Hemen hemen bütün ameliyatlarda transfüzyona ihtiyaç olabilir. Bazı ameliyatlarda ise kan, kan bileşenleri (komponentleri) ve kan ürünlerine aynı anda ihtiyaç olabilir. Örneğin bir kalp ameliyatı olan koroner by-pass ameliyatında; 4-6 ünite eritrosit süspansiyonu, 5-6 ünite plazma, 2-4 ünite trombosit süspansiyonu aynı ameliyat sürecinde hastaya gerekli olabilmektedir. Görüldüğü gibi böyle bir durumda sadece 1 hasta için ortalama 10 kişinin kan bağışı yapması gerekmektedir.
Kan nakli sadece ameliyatlarda değil pek çok hastalıkta gerekli olmaktadır. Çeşitli yaralanmalara bağlı kan kayıpları (trafik kazaları başta olmak üzere çeşitli yaralanmalar), iç organların çeşitli hastalıklara bağlı kanamaları (mide kanaması gibi), çoğu kanser tipleri, organ nakilleri, ortopedi ve omurga ameliyatları, doğumlarda görülen kanamalar, kan uyuşmazlığına bağlı bebeğin kanının değiştirilmesi için acil olarak çok miktarda kan nakli gerekebilir. Bir de hastalıklarının seyri gereğince hayatı boyunca kan nakline ihtiyacı olan hastalar vardır; talasemi hastaları, hemofili hastaları, diyaliz hastaları, bazı kanser hastaları bu gruba girerler.

TALASEMİ


Kalıtsal bir kan hastalığıdır. Hemoglobin yapımında bir bozukluk söz konusudur. Bu durum kansızlığa yol açar. Talasemi Akdenize kıyısı olan ülkelerde daha sık görülür. Talasemi hastalığında hemoglobin yapımını kontrol eden genlerde bozukluk vardır. Hemoglobinin b zincirinin yapımından sorumlu 2 gen vardır. Eğer genlerden birinde kusur varsa bu kişi sağlıklı Beta-traitdir (Beta-talasemi minör), bu kişinin genetik yapısı heterozigottur; yani bu kişiler hastalığın taşıyıcısıdırlar, sağlıklı olurlar ancak kusurlu gen yapısını çocuklarına aktarırlar. Eğer söz konusu genlerin ikisinde de kusur varsa kişi genetik olarak homozigottur, bu kişiler hastadırlar ve bu durum Beta-talasemi major olarak adlandırılır. Hastalığın sonraki nesile geçişi cinsiyete bağlı değildir, Mendel genetik kurallarına göre olur.

Talasemi; çocuklarda gelişme geriliği, diyabet, kalp yetmezliği, hepatit gibi bir çok organ ve sistemi etkileyen hastalıkların eşlik ettiği kronik (süreğen) bir tablodur.
Kemik iliği nakli ile tedavisi mümkün olan bir hastalıktır, kemik iliği nakli mümkün olmayan hastalar için ne yazık ki kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Uygulanan tedavi hastanın yaşam süresini ve yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Talasemili hastalar yaşamları boyunca belirli aralıklarla kan nakli almak durumundadır, kan naklinde en çok eritrosit süspansiyonu kullanılır.
Ayrıca tedavi sürecinde dalağın ameliyatla alınması ve desferoksamin denilen ilacın kullanımı söz konusu olabilir.

ANEMİ


Kansızlık olarak bilinen çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar grubunun genel adıdır. Temel olarak sorun alyuvarlarda ve/veya hemoglobindedir. Alyuvarların yapım eksikliği, alyuvar hücrelerinin zamanından önce hızlı bir şekilde ölmesi, çeşitli kanamalara bağlı kan kayıpları kansızlığa neden olur. Hemoglobin yapımındaki bozukluk, hemoglobin yapısına giren maddelerin eksikliği, genetik nedenlerle hemoglobinin yapılamaması yada kusurlu yapılması, alınan gıdalarda hemoglobin yapımı için gerekli maddelerin olmaması, hemoglobinin görevini yapmasını engelleyen zehirlenmeler gibi pek çok neden anemiye yol açar.

Alyuvarların ana görevi akciğerlerden alınan oksijeni atardamarlar yoluyla dokulara taşımak ve dokularda biriken karbondioksiti toplar damarlar yoluyla akciğerlere götürerek vücuttan atılmasını sağlamaktır. Oksijen, yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesi için çok önemlidir. Kansızlık durumunda dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için buna bağlı birçok rahatsızlık ve belirti görülür:
• çabuk yorulma
• halsizlik
• çarpıntı
• baş ağrısı, baş dönmesi, göz kararması, kulaklarda çınlama
• iştahsızlık
• tırnakların kolayca kırılması, saç dökülmesi
• sarılık (alyuvar yıkımına bağlı anemilerin belirtisi olabilir örneğin kan uyuşmazlığındaki sarılık bu tiptir )
En sık rastlanan kansızlık tipi demir eksikliği anemisidir. Demir elementi alyuvarlarda yer alan ve oksijen taşımakla görevli hemoglobin proteininin yapısında bulunur ve oksijen taşınmasında çok önemli görevi vardır. Demir gıdalarla alınamaz veya vücuttan kaybı çok olursa (Aşırı adetkanamaları, hemoroid gibi sürekli ve dikkat çekmeyecek kadar az olan kan kaybına yol açan gizli kanamalar vb) anemi ortaya çıkar. Bu tip anemiler kadınlarda daha sık görülür. Demir eksikliği anemisinin tedavisi kolaydır. Ağızdan alınan ve demir içeren ilaçlar kullanılır. Ancak tedavisi uzun sürer.
Diğer anemiler sebeplerine yönelik olarak tedavi edilirler ve hastalığın gidişi aneminin tipine göre değişir.
Ağır anemilerde bazen tek tedavi kan nakli yapılmasıdır. Özellikle bazı anemi tiplerinde (talasemi hastaları, böbrek yetmezliği olan hastalar vb) hasta hayatı boyunca belirli aralıklarla düzenli olarak kan nakli almak zorundadır.

HEMOFİLİ


Kalıtsal bir kanama hastalığıdır. Hemofili, önemsiz bir darbenin yarattığı sıyrıktan vücut dışına yada içine kanamaya (eklem içi, kas içi, göz içi vb kanamalar) yol açabilen bir hastalıktır. Kalıtsal geçişte X cinsiyet kromozomundaki bir gen sorumludur. Kadınlar (XX) taşıyıcı, erkekler (XY) ise hasta olurlar. Hasta bir baba ile taşıyıcı bir annenin hasta kızları doğabilir ama bu yaşamla bağdaşmayan çok ağır bir tablodur. Hasta çoğunlukla doğumu takip eden sürede belirti vermez. Ancak her zaman risk altındadır. En hafif darbede bile büyük morluklar oluşur. Diş çekimi gibi küçük girişimlerden sonra durdurulamayan ölümcül kanamalar görülebilir. İç organ, eklem içi kanamalar sıklıkla görülür.
Hastalığın sebebi kanın pıhtılaşma mekanizmalarında rol alan pıhtılaşma faktörü denilen plazma proteinlerinin eksikliğidir. İki tip hemofili vardır:
Hemofili A: Faktör 8 (antihemofilik faktör veya antihemofili A faktörü) denilen pıhtılaşma proteini eksiktir.
Hemofili B: Faktör 9 eksiktir, hemofili B daha nadir görülür. Hastalığın tedavisi kanama durumunda eksik olan plazma proteinlerinin hastaya verilmesidir. Tedavi hastaya plazma veya plazmadan saflaştırılmış faktör 8 veya faktör 9 ‘un verilmesiyle sağlanır. Plazma pıhtılaşma proteinleri plazma fraksinasyon tesislerinde üretilebilmektedir.

LÖSEMİ


Tam olarak bilinmeyen bir nedenle akyuvarların ani ve denetlenemez biçimde üremesiyle ortaya çıkan ve genel olarak kan kanseri diye bilinen bir grup hastalığın genel adıdır.
Bütün kanserlerde olduğu gibi lösemide de kesin neden henüz saptanabilmiş değildir. Lösemileri kolaylaştıran bazı faktörler vardır:
• Irk: bazı ırklarda daha sıktır.
• yaş: 3-5 yaşta ve 70-75 yaşta görülme sıklığı artar.
• erkeklerde daha sık görülür
• radyasyona maruz kalma. Özellikle Japonya'da atom bombasından sonraki yıllarda lösemi sayısının çok arttığı gözlenmiştir.
Hastalığın belirtileri:
• kanama eğiliminde artış
• ciltte morumsu küçük lekeler
• ateş
• kansızlık belirtileri
• kanserli hücrelerin çeşitli dokuları istila etmelerine bağlı belirtiler (kemik erimesi, felç, menenjit, lenf bezlerinde büyüme vb)
Hastalığın kesin tanısı kan testleri ve kemik iliğinden parça alınıp incelenmesi ile konulur.
Erken tanı ile özellikle çocuklarda tedaviden yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.
Tedavide kanser ilaçlarının (kemoterapötikler) yanısıra kemik iliği nakli yer almaktadır. Hastalara çoğunlukla kan ve kan komponentleri kullanılması gerekir. Özellikle trombosit süspansiyonlarının tedavi sürecinde çok önemli bir yeri vardır. Türkiye Kızılay Derneği bu konuda çok önemli çalışmaları olan Lösev vakfı hastanesine her ay belirli sayıda ücretsiz kan ve kan ürünü vermektedir.
Son düzenleyen Safi; 12 Mayıs 2016 23:59
11 Mayıs 2016 21:05   |   Mesaj #5   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

BAĞIŞÇI SEÇİMİNDE AMAÇ VE GENEL İLKELER


  • Kan Bağışçısı: Tam kan veya bileşenlerini veren kişidir.
  • Kan Bağışı: Tam kan veya kan bileşenleri verme işlemidir.
  • Ret: Kan veya kan bileşenleri bağışçısının uygunluğunun sürekli veya geçici olarak askıya alınmasıdır.
  • Bağışçının Kendini Reddi: Kan bağışçısının, kan bağışı sürecinin herhangi bir anında, herhangi bir neden sunma ihtiyacı duymadan kan bağışından vazgeçmesidir.
  • Kalıcı Ret: Kişinin kalıcı olarak kan bağışından men edilmesidir.
  • Geçici Ret: Bağışın geçici olarak, belirli bir zaman süresi için askıya alınmasıdır. Bu zaman süresi sonunda hekim tarafından yeniden yapılacak değerlendirme sonucu uygun olursa kan bağışçısı kan bağışında bulunabilir.
  • Kan Bağışçısı Bilgilendirme Formu: Kan bağışının niteliği, tıbbi ve hukuksal boyutları hakkında kan bağışçısının bilmesi gereken hususları içeren bilgilendirme belgesidir.
  • Kan Bağışçısı Sorgulama Formu: Kan bağışçısı tarafından doldurulan ve bağışçı değerlendirme ve seçiminde kullanılan soruları içeren formdur.
    Ad:  kan bağışı2.jpg
Gösterim: 162
Boyut:  43.0 KB

Maksat


Sponsorlu Bağlantılar
Kan bağışçısı seçiminin iki maksatı vardır:
  • Kan bağışı işlemi sonucu bağışçıyı direkt olarak etkileyen olası zararlardan korumak,
  • Kanı alacak hastaları enfeksiyon bulaşı veya bağışçının kullandığı ilaçların yan etkisinden veya diğer tıbbi durumlardan korumak.

Temel İlkeler

  • Kan, kan bileşenleri ve ürünlerinin temininde karşılıksız ve gönüllü bağış esastır, “Kendi özgür iradesi ile gönüllü olarak, nakit para veya paraya dönüşebilecek değerler gibi hiçbir maddi çıkar gözetmeden kan, plazma veya hücresel kan bileşeni bağışlayan kişidir. Bağışçıya maddi değer taşımayan meyve suyu, kalem, kupa gibi küçük promosyonlar hediye edilebilir”
  • Tedavi amacıyla kullanılacak kan, yalnızca sağlıklı kişilerden alınabilir,
  • Bağışçıların değerlendirilmesi ve seçimi genel görünümüne, tıbbi geçmişiyle ilgili basit sorulara verdiği yanıtlara, genel sağlık durumu ve yaşam tarzına, temel laboratuvar testlerine dayanılarak verilir,
  • Kan toplamaktan sorumlu olan hizmet birimleri ve gezici ekiplerde, kan bağışçılarının
  • değerlendirilmesi ve seçiminden sorumlu, konuyla ilgili eğitim almış doktor bulunmalıdır,
  • Bağışçı değerlendirilmesi ve seçimi her seferinde ve bağıştan hemen önce “kan bağışçısı seçim ölçütleri” kullanılarak doktor tarafından gerçekleştirilir,
  • Tedavi maksatlı kan vermek için başvuran hastalardan kan bağışı kabul edilmez,
  • Herhangi bir sebeple tetkikleri süren, bir uzmanın muayene ve görüşlerini bekleyen veya bir hastanede yatış sırası bekleyen kişilerden kan alınmaz,
  • Bağışçılara sağlıkları ve yaşam şekillerine yönelik mahrem sorular sorulur ve bunlar gizli tutulur. Bu nedenle kan bağışından önce görüşmeler başka kişilerin duyamayacağı bir ortamda yapılmalıdır.

KAN BAĞIŞÇISI SEÇİMİ


Bağışçıya Ait Genel Bilgilerin Değerlendirilmesi
Kan Bağışı Yaş Aralığı
  • Başlangıç: Bağışçı 19 yaşından gün almış olmalı,
  • Bitiş: 66 yaşından gün almamış olmalı.
  • İlk kez kan verecek olan bağışçılar için üst yaş sınırı: 61 yaşından gün almamış olmalı.
  • Düzenli kan bağışçıları için üst yaş sınırı: 70 yaşından gün almamış düzenli kan bağışçısı, yılda en fazla 1 kez olmak üzere kan bağışlayabilir.

Bağış Sıklığı


Tam Kan Bağış Sıklığı:
  • Erkeklerde; Bağış aralığı 90 günde birdir.
  • Kadınlarda; Bağış aralığı 120 günde birdir. Tam kan bağışı ve bağış aferezi uygulamaları için bağış aralıkları tabloda verilmiştir.
Ad:  kan bağoşı1.JPG
Gösterim: 162
Boyut:  101.6 KB
Ad:  kan bağışı1.JPG
Gösterim: 143
Boyut:  39.8 KB

Meslekler ve Uğraşılar:


Aşağıdaki işlerde çalışanların ve uğraşıları olanların kan bağışladıktan sonra en az 12 saat işlerine ya da bu uğraşılarına ara vermesi gerekir:
Meslekler
• Pilotlar,
• Hava trafik kontrolörleri,
• Ambulans sürücüleri,
• Petrol tankeri, otobüs ya da tren sürücüleri,
• Vinç operatörleri,
• Yüksek yerlere tırmanmayı gerektiren veya düşme tehlikesi olan yerlerde (yapı iskeleleri vb) çalışanlar,
• Yeraltı madencileri,
• Dalgıçlar,
• İtfaiyeciler.
Uğraşılar
• Dalma,
• Tırmanma (dağcılık),
• Planör,
• Paraşüt sporu,
• Motorlu sporlar.

Kan Bağışçısı Sorgulama Formunun Değerlendirilmesi
  • Sorgulama formu doktor tarafından değerlendirilir.
  • Değerlendirme sırasında açıklığa kavuşması gereken durumlar doktor tarafından irdelenmeli ve tamamlayıcı sorular bağışçıya sorulmalıdır.

Bağışçının Hayati Bulgularının Değerlendirilmesi


Genel Görünüm
  • Bağışçılar aç olmamalı, tercihen kan bağışından iki-üç saat önce tam bir öğün yemiş olmalıdır.
  • Kan alma bölgesinde lokalize egzama gibi herhangi bir lezyon olmamalıdır.
  • 12 saat öncesine kadar alkol alınmamalıdır.
  • Kas içi veya damar içi kullanılan yasadışı uyuşturucu aldığına dair kuvvetli şüphe uyandıranlar, sorgulamada mental yönden tam kooperasyon sağlayamayanlar kalıcı olarak reddedilmelidir.
Nabız - Düzenli ve dakikada 50 ile 100 arasında olmalıdır.
Vücut Sıcaklığı - 37,5 °C üzerinde olmamalıdır.
Ağırlık - En az 50 kg olmalıdır.
Kan Basıncı - Sistolik basınç 90-180 mm Hg ve diastolik basınç 60-100 mm Hg’yı aşmamalıdır.
Hemoglobin Seviyesi - Hemoglobin düzeyi, erkeklerde en az 13,5 g/dl en çok 18,0 g/dl ve kadınlarda en az 12,5 g/dl en çok 16,5 g/dl olmalıdır.
Bağışlanacak Kan Hacmi - Eritrosit süspansiyonu hazırlamak üzere yapılacak kan bağışının hacmi antikoagülan solüsyon hariç 450 mL ± %10’dur. Toplam vücut kan hacminin %13’ünden fazla kan alınmamalıdır.
Son düzenleyen Safi; 11 Mayıs 2016 22:33
11 Mayıs 2016 21:24   |   Mesaj #6   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

BAĞIŞÇILARIN ANAMNEZİ


Bağışçının Ret Edilmesi
Temel İlkeler

• Rehberde tanımlanmamış durumlar için değerlendirme yapan hekim karar verme yetkisindedir.
• Bağışçının kan vermemesi gereken bir durum söz konusu ise kalıcı veya geçici ret nedenleri bağışçıya izah edilmeli ve kayıt edilmelidir.
• Kan güvenliği açısından tehdit oluşturan, yaşam biçimi, alışkanlıklar ve çevre gibi özellikler göz önüne alınarak belirlenen ve toplumda belli bir hastalığa sahip olma yönünden beklenenden daha yüksek risk taşıyan ‘risk grupları’ kan bağışından men edilir.
• Risk gruplarına dahil kişilerle kondom kullanarak ya da kullanmaksızın vajinal, oral ya da anal yolla gerçekleştirilen her türlü cinsel ilişkiler kan güvenliği açısından sorgulanmalıdır.
• Bağışçı seçiminden sorumlu olan doktor görüşme yaptığını formu imzalayarak teyit eder.
Sadece sağlıklı kişilerin kan bağışçısı olarak kabul edileceği dikkate alınarak, ret ölçütleri aşağıdaki şekilde gruplandırılır:
1. Kalıcı ret gerektiren durumlar,
2. Kişinin sağlığına göre değerlendirilerek kalıcı ret verilebilecek durumlar,
3. Tanımlanmış bir zaman aralığı için geçici ret gerektiren durumlar.

Kalıcı Ret Gerektiren Durumlar


- Addison hastalığı,
- Anaflaksi,
- AIDS,
- Amfizem,
- Arteryel tromboz,
- Asbestosis,
- Babesiosis,
- Chagas hastalığı (Trypanosoma cruzi),
- Creutzfeldt -Jacob hastalığı (CJD),
- Crohn hastalığı,
- Demans,
- Diabetes İnsipitus,
- Erkek erkeğe cinsel ilişki (kondom kullanarak ya da kullanmadan ve bir defalığına bile olsa oral veya anal yolla cinsel ilişki),
- Seks işçileri,
- Glikoz 6 fosfat dehidrogenaz (G6PD) eksikliği,
- HBV taşıyıcıları, HCV taşıyıcıları,
- Hepatit B ve Hepatit C hastalığı geçirmiş olanlar.

Hepatit B ve Hepatit C: Hepatit B ve Hepatit C öyküsü olanlar kan bağışçısı olarak kabul edilmez. Hepatit A öyküsü olanlara tam şifadan sonraki 1 yıla kadar geçici ret verilir. Hepatit öyküsü veren fakat hepatit türü hakkında net bilgi veremeyen kişilerden durumunu Enfeksiyon hastalıkları polikliniği olan bir hastaneden alınmış test raporları ile belgelemesi talep edilir. Kan bağışının kabul edilebilmesi için hepatit öyküsünün üzerinden en az 24 ay geçmiş olmalı ve ayrıca HBsAg negatif, Anti-HBc negatif, Anti-HCV negatif olmalıdır.

Hepatit B enfeksiyonu
(akut ya da kronik) olan biriyle yakın teması (aynı evi ya da öğrenci yurdu vb ortamlarda aynı odayı paylaşanlar vb) ya da cinsel teması bulunan (eşi ya da cinsel partneri) kişilerden ve bu özellikteki hastalarla teması olan sağlık personelinden, aşı ile bağışıklanmış olduğunu belgelemesi şartı ile kan bağışı kabul edilebilir. Enfeksiyon hastalıkları polikliniği olan bir hastaneden alınmış test raporlarında Anti-HBc’nin negatif, An- ti-HBs’nin pozitif olması durumunda kan bağışı kabul edilir.

Hepatit C enfeksiyonu
(akut ya da kronik) olan biriyle yakın teması (aynı evi paylaşanlar) ya da cinsel teması bulunan (eşi ya da cinsel partneri) kişilerden, en son temasından bu yana 12 ay geçmiş ise kan bağışı kabul edilebilir.
Görevi gereği Hepatit C enfeksiyonu (akut ya da kronik) olan hastalarla sürekli teması olan sağlık personelinden kan bağışı kabul edilmez. Böyle bir hasta grubundan uzaklaşmış sağlık personelinin son temasından bu yana 12 ay geçmiş ise kan bağışı kabul edilebilir.
Yukarıda bahsedilen şartların dışında, hastaların vücut salgıları ile doğrudan inokülasyon ya da müköz membran teması olan sağlık personeline 1 yıl süre ile geçici ret verilir.
- Hemofili hastaları,
- HIV 1 ve 2 taşıyıcılığı,
- HIV 1 ve 2 taşıyıcısı kişilerin ve AIDS hastalarının cinsel eşleri.
- HIV yönünden coğrafi risk bölgeleri olan Kamerun, Orta Afrika, Çad, Kongo, Ekvator- yal Gine, Gabon, Nijer ya da Nijerya’da 1977 yılından sonra doğmuş ya da 6 aydan uzun süre yaşamış kişiler ve bu ülkelerde 6 aydan az kalan ancak bulunduğu süre içinde kan ve kan ürünü ile tedavi olanlar veya bu ülke vatandaşları ile cinsel ilişkide bulunmuş olanlar HIV riski yönünden kan bağışçısı olamazlar.
- HTLV 1 ve 2
- İlaç bağımlılığı veya şüphesi (kas içi veya damar içi kullanılan yasadışı uyuşturucular)
- İlaç suistimali veya şüphesi (kas içi veya damar içi kullanılan vücut geliştiriciler ve ste- roidler)
- İlaçlar:
  • Tamoxifen
  • Hayvan kaynaklı insülin
  • • Kadavra kaynaklı büyüme hormonu
  • Digoxin
  • İnsan pıhtılaşma etkenleri
  • İnsan immünglobulinleri
- İnme (Stroke)
- Kadavra kaynaklı doku-organ nakli:
  • Böbrek, kalp, karaciğer, ve her türlü kadavra doku ve organı nakli
  • Dura Mater grefti
  • Kornea nakli
- Kadavra Kaynaklı ilaç kullanımı:
  • Growth hormonu (büyüme hormonu)
- Kanser/Malignite
- Kalp hastalıkları
  • Aort stenozu,
  • Anevrizma,
  • Kardiyomyopati
  • Koroner tromboz
  • Kronik kalp yetmezliği
  • Aritmi (Ağır kardiak aritmi öyküsü veya tedavi gerektiren aritmi)
  • Myokard enfarktüsü öyküsü
  • Kardiak stent takılması
- Kronik böbrek yetmezliği
- Kronik nefrit
- Kronik karaciğer yetmezliği/siroz
- Q ateşi
- Kala-azar (Leishmaniasis)
- Kişinin akıl sağlığı yönünden yasal ehliyetinin olmaması
- Sorgulamada kişinin mental yönden tam kooperasyon sağlayamaması
- Multipl Skleroz
- Myasthenia Gravis
- Narkolepsi
- Orak Hücre Anemisi ve taşıyıcısı
- Polisitemi Vera
- Piruvat kinaz eksikliği
- Sarkoidoz
- Serebrovasküler hastalık öyküsü, serebral emboli
- Sferositoz
- Stent takılması
- Talasemi major
- Tekrarlayan venöz tromboz
- Ülseratif kolit
- Von Willebrand hastalığı
- Temporal Arterit
- Xenotransplant (Ksenotransplant) alıcıları

Kişinin Sağlığına Göre Değerlendirilerek Kalıcı Ret Verilebilecek Durumlar:


- Splenektomi: Travma nedeniyle yapılmışsa kan bağışı için engel değildir. Bir hastalığın tedavisi için yapılmışsa sebebe göre değerlendirilmelidir.
- Otoimmün hastalıklar: Organ tutulumu kalıcı ret nedenidir.
- Marfan Sendromu: Kalp ve damar tutulumu varsa kalıcı ret nedenidir.

Tanımlanmış Bir Zaman Aralığı İçin Geçici Ret Gerektiren Durumlar:


Ad:  kan bağışı2.JPG
Gösterim: 125
Boyut:  131.8 KB
Ad:  kan bağışı3.JPG
Gösterim: 138
Boyut:  117.7 KB
Ad:  kan bağışı4.JPG
Gösterim: 134
Boyut:  49.7 KB
Ad:  kan bağışı5.JPG
Gösterim: 142
Boyut:  109.0 KB
Ad:  kan bağışı6.JPG
Gösterim: 112
Boyut:  56.3 KB
Ad:  kan bağışı7.JPG
Gösterim: 112
Boyut:  131.6 KB
Ad:  kan bağışı8.JPG
Gösterim: 111
Boyut:  53.3 KB
Ad:  kan bağışı9.JPG
Gösterim: 112
Boyut:  95.1 KB
Ad:  kan bağışı10.JPG
Gösterim: 115
Boyut:  84.7 KB
Ad:  kan bağışı11.JPG
Gösterim: 113
Boyut:  110.4 KB

11 Mayıs 2016 22:00   |   Mesaj #7   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

COĞRAFİ RİSK BÖLGELERİ


Sıtma Yönünden Riskli Ülkeler:
Ad:  kan bağışı12.JPG
Gösterim: 165
Boyut:  93.9 KB

Sponsorlu Bağlantılar
Yönünden Riskli Ülkeler: 1.1.1980 ile 31.12.1996 yılları arasında toplam olarak 6 ay Birleşik Krallıkta (İngiltere, Kuzey İrlanda, Galler, İskoçya) yaşamış kişiler vCJD riski taşıdıklarından kan bağışında bulunamazlar.

İlaç Kullanımı ve Geçici Ret Süreleri


Bağışçının kullandığı ilaçların kendisi genel olarak bağış için engel oluşturmaz. Bununla birlikte ilaç kullanımının sebebinin, bağışçı reddini gerektiren bir hastalığın habercisi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Teratojenik etkisi kanıtlanmış ilaçları kullanan bağışçılar, ilacın
farmakokinetik özelliklerine uygun süre boyunca reddedilmelidir. Bağış açısından risk içeren ilaçlar ve ret süreleri tabloda verilmiştir.
Ad:  kan bağışı13.JPG
Gösterim: 156
Boyut:  115.9 KB


KAN BAĞIŞÇISI SORGULAMA FORMU”NU DOLDURMADAN ÖNCE AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMALARI LÜTFEN DİKKATLE OKUYUNUZ!
"Kan Bağışçısı Sorgulama Formu"ndaki sorular sizi ve sizin kanınızı alacak olan hastaları korumak amacıyla düzenlenmiştir. Kan bağışına uygun olduğunuzun belirlenmesi için geçirdiğiniz hastalıklar, aldığınız ilaçlar ve cinsel yaşamınızla ilgili sorular sorulacaktır. AIDS (HIV), sanlık gibi hem kan hem de cinsel yolla bulaşan hastalıklar için enfeksiyon bulaşmın gerçekleştiği andan testlerde pozitif hale gelinceye kadar geçen ve tanı ko- nulamayan bir dönem vardır. Bu döneme pencere dönemi denilmektedir. Pencere dönemindeki bir kişinin test sonuçları temiz gözükmekle birlikte kan bağışında bulunduğu zaman hastalara enfeksiyon geçebilmektedir. Bu nedenle formu doldururken vereceğiniz yanıtların doğru ve samimi olması sizin ve kanınızı alacak olan hastaların uğrayacağı zararın önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Unutmayınız ki; bağışlayacağınız kan, korumasız, şuuru kapalı, kanı reddetme şansı olmayan bir kişiye veya yeni doğmuş bir bebeğe verilebilir. Vereceğiniz tüm yanıtlar, kişisel bilgileriniz, sağlık durumunuz ve test sonuçlarınız 5624 sayılı Kan ve Kan Ürünleri Yasası ve ilgili yönetmelik gereğince gizli tutulacaktır.

Aşağıdaki Durumlardan Biri Sizin İçin Geçerli ise Lütfen Kan Vermekten Vazgeçiniz !
• Sebebi açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, büyümüş lenf bezi veya kitlesi, deride mor lekeler, ağız ve boğazda beyaz döküntüler, uzun süren ve iyileşmeyen öksürük veya ishaliniz varsa,
• Son 1 yıl içinde kondom (prezervatif, kılıf) kullanarak ya da kullanmadan para karşılığı cinsel ilişkide bulunmuşsanız,
• Para kazanmak için cinsel ilişkide bulunmuşsanız,
• Kondom (prezervatif, kılıf) kullanarak ya da kullanmadan ve bir defalığına bile olsa oral veya anal yolla erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunmuşsanız,
• Frengi (sifilis), bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalık geçirmişseniz veya son 1 yılda böyle biriyle cinsel ilişkide bulunmuşsanız,
• Geçmişte damar yolu ile uyuşturucu kullanmışsanız veya halen kullanmaktaysanız,
• Son 1 yıl içinde 3 günden fazla tutuklu kalmışsanız veya böyle biriyle son 1 yılda cinsel ilişkide bulunmuşsanız,
• Hemofili hastası veya pıhtılaşma probleminiz olmuşsa ya da bu kişilerle son 1 yılda cinsel ilişkide bulunmuşsanız kan bağışından vazgeçiniz!
Herhangi bir hastalık şüphesi duyuyor ve sadece test yaptırmak için kan bağışlıyorsanız kan bağışından vazgeçiniz ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümüne başvurunuz.

Kan Bağışçısı Sorgulama Formunda yanlış beyanda bulunmanız kendi sağlığınıza da zarar vermenize yol açabilir.
İhtiyacı olan hastalara kullanılacak kan/kan bileşenlerinin temin edilmesi ve hazırlanması gibi aşamalarda kan bağışı merkezi çalışanları olarak bizler, kan bağışlayıcısı olarak sizler, hastalara karşı çok büyük sorumluluklar taşımaktayız.
Kan ve Kan Ürünleri Kanunu kapsamında bilinçli olarak yanlış bilgi verilmesi suçtur. 5624 sayılı yasa Madde 6 / 10 da “Kan yolu ile bulaşan bir hastalığı veya böyle bir hastacık taşıma riski olduğunu bilip, bu durumu saklayarak kan verenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş yüz gün adli para cezası verilir.” ibaresi yer almaktadır.
Vermiş olduğunuz bilgilerin doğruluğunu hür iradeniz ile kan bağışında bulunduğunuzu, formu imzaladığınızda kabul etmekle birlikte, aynı zamanda Kan Bağışı Merkezimizi, kan bankacılığı hizmetlerini sağlaması için yetkilendirmiş olacaksınız.Yapılan tıbbi değerlendirmede siz ve kanı alacak hasta açısından belirgin bir risk olduğu takdirde geçici ya da kalıcı olarak kan bağışından alıkonabilirsiniz.

KİMLER KAN BAĞIŞINDA BULUNABİLİR?


Aşağıda sıralanan koşullar yerine getirilmelidir;
• Yasal mevzuat gereğince bağışçılar; isim-soyisim, doğum tarihi (gün/ay/yıl), TC kimlik numarasını içeren resimli bir kimliği ve kalıcı adres bilgilerini vererek kendilerini tanıtmalıdır.
• 18 ile 65 yaş arasında olanlar kan bağışlayabilir.
• Nabız ölçüldüğünde, düzenli ve dakikada 50 ile 100 arasında olmalıdır.
• Kan basıncı pek çok etkene bağlı olarak değişmekle birlikte esasen sistolik basınç bü
yük tansiyon) en az 90 mmHg, en çok 180 mmHg ve diastolik basınç (küçük tansiyon) en az 60 mmHg, en çok 100 mmHg olmalıdır.
• Hemoglobin değerleri kadınlarda en az 12,5 g/dl, en çok 16,5 g/dl, erkeklerde en az 13,5 g/dl, en çok 18,0 g/dl olmalıdır.
• Kadınlara 12 ay içerisinde en fazla 3 , erkeklere ise en fazla 4 kez tam kan bağışında bulunulması önerilmektedir.
• Kan bağışçısının vücut ağırlığı en az 50 kg olmalıdır.
• Kan bağışçısının vücut sıcaklığı 37,5 °C’nin üstünde olmamalıdır.

KAN BAĞIŞINDA BULUNMADAN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?


• Kan bağışçıları tercihen kan bağışından en az iki saat önce tam bir öğün yemiş olmalıdır.
• 12 saat öncesine kadar alkol alınmamalıdır.
• Normal, yağsız besinler alınmalı ve mümkün olduğunca fazla sıvı tüketilmelidir.
• Bağıştan önceki yarım saat içinde kafein içeren içecekler (kahve, kola, kahveli içecekler vb) içilmesi tavsiye edilir.

KAN ALMA İŞLEMİ;


“Kan Bağışçısı Sorgulama Formu”na göre kan bağışına engel durumunuz yok ise; genel durumunuz değerlendirilecek, kan basıncınız ve nabzınız ölçülecek, kan sayımı için küçük bir kan örneği alınacaktır. Kan bağışı için uygunsanız, kolunuz antiseptik madde ile temizlenecek ve tek kullanımlık steril iğne ile damarınıza girilerek ortalama 450 mL kan alınacaktır.
Kan alma işlemi tamamlandıktan sonra iğne koldan çıkarılır. Hemen ardından iğnenin çıkarıldığı bölgeye uygun ve temiz pansuman malzemesiyle baskı uygulanır. Kan bağışçısı, en az 10 dk. bağışçı koltuğunda bekletilir.

KAN BAĞIŞI İLE İLGİLİ ORTAYA ÇIKABİLECEK SORUNLAR;


Kan bağışı sırasında ve sonrasında önemli bir sorunla karşılaşılması beklenmemektedir. Nadiren baş dönmesi, terleme, çarpıntı, bulantı-kusma, bayılma, kas spazmları, iğne giriş yerinde şişme ve morarma gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Kalp ya da sinir sistemi kaynaklı hayati tehlike arz eden sorunlar ise çok nadir olarak görülebilmektedir. Kan merkezi personeli bu tür durumlarda gerekli müdahaleyi yapabilecek bilgi ve deneyime sahiptir. Bağışçı, bağış esnasında ve sonrasında yetkili personelin tıbbi tavsiye ve yönlendirmesine uymalıdır.

KAN BAĞIŞINDAN SONRA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER;


• Kan bağışında bulunulan günde bol sıvı alınmalı, bağışı izleyen 2 saat boyunca sigara kullanılmamalıdır.
• Araç kullanılacak ise kan bağışı sonrası 30 dakika içerisinde araç kullanılmamalıdır.
• Yaranın iltihap kapmaması için banyo ertelenebilir.
• Kan bağışım takip eden 1 saat boyunca, kan dolaşımı reaksiyonlarının önlenmesi amacıyla uzun süreli ayakta durulmamalıdır.
• Kan vermiş olduğunuz kolunuza yapıştırılmış olan koruyucu bant 2 saatten önce çıkarılmamalıdır.
• Kan bağışı yapılan günde ağır uğraşılarda bulunulmamalıdır. Örneğin; planörcülük, paraşüt sporları, araba ve motosiklet yarışı, dağcılık, dalgıçlık vs.
• Bağış günü, vücudu aşın yoran ve sıvı kaybına yol açan aktivitelerden (sauna, spor vb) kaçınılmalıdır.
• Kan verilmiş olan kolla ilk birkaç saat ağır eşyalar taşınmamalıdır. Bu durum kanamaya yol açabilir.
• Kan bağışından sonra baş dönmesi, baygınlık hissi olursa yere uzanılmalı veya baş iki dizinizin arasına alınacak şekilde oturulmalıdır.
• Alkol, ikinci yemek öğününden önce kullanılmamalıdır.
• Tren makinistleri, ağır yük şoförleri, otobüs şoförleri, ağır iş makinesi operatörleri, vinç operatörleri, pilotlar, işleri gereği portatif merdiven veya şantiye iskelesine tırmanmak zorunda olan kişiler, yer altında çalışan madenciler gibi uzun süre bitkinlik ve yorgunluğa neden olan mesleklere sahip olan kişiler kan bağışında bulunduktan 24 saat sonra bu işleri yapabilirler.
Kan Bağışı Merkezi personeline merak ettiğiniz konuda istediğiniz zaman soru sorabilirsiniz.
Kan bağışı için verdiğiniz kanda AIDS, sifilis (frengi), Hepatit B ve Hepatit C için testler yapılacaktır. Test sonuçlarınızdan herhangi biri pozitif çıkarsa kanınız kullanılmayacak, size ve Sağlık Bakanlığı'na durum hakkında bilgi verilecektir.
Kan verme konusunda kuşkularınız varsa istediğiniz zaman kimseye açıklama yapmadan kan bağışı merkezini terkedebilir veya kan bağışı merkezi personeliyle özel olarak görüşebilirsiniz.
Yukarıdaki bilgileri okudum ve anladım.
Bu bilgiler ışığında gönüllü ve karşılıksız kan bağışında bulunmayı istiyorum
Adı-Soyadı:
TARİH:
İMZA
Not: Kan bağışçısı tarafından adı, soyadı, tarih ve imza kısmı kendi el yazısıyla doldurulacaktır.

kaynak: Ulusal Kan

Son düzenleyen Safi; 13 Mayıs 2016 00:36

Daha fazla sonuç:
kan bağışı nedir

acebook yorumları
paneli aç