Arama

Türk Devletleri - Akkoyunlu Devleti (Akkoyunlular)

Güncelleme: 25 Temmuz 2015 Gösterim: 17.029 Cevap: 3
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
6 Ekim 2006       Mesaj #1
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Akkoyunlular (Akkoyunlu Devleti)

Sponsorlu Bağlantılar
Akkoyunlu oymağının Doğu Anadolu'ya geliş tarihi hakkında güvenilir bilgiyi, Akkoyunlu hanedanının tarihi olan, Ebû Bekr-i Tihrânî'nin Kitâb-ı Diyarbekriyye'sinde bulmak mümkündür. Devletin kurucusu Karayülük Osman Bey'i, Bayındır Han vasıtasıyla, 52. göbekte Oğuz Han'a bağlayan yazar, oymağın ilk önce XIII. asrın başlarında Doğu Anadolu'da göründüğünü, Moğol istilâsına karşı koyduklarını, giderek Diyarbekir havâlisine hâkim olup, bu arada Trabzon Rum Devleti'ne ve Gürcülere karşı da seferlere giriştiklerini kaydeder.Konar-göçer bir Türkmen topluluğu olan Akkoyunlular'ın adlarının, besledikleri sürülerden verilmiş olması muhtemeldir. Çeşitli Farsça ve Arapça kaynaklar, Akkoyunlular'ın menşe'lerinden bilgi vermeksizin, Selçuklu ve Artuklu beylerinden olduklarını ifade etmelerine karşılık, yukarda zikredilen Akkoyunlu tarihi olan Kitab-ı Diyarbekriye'de, Akkoyunluların, Oğuz Han neslinden geldikleri belirtilmektedir.
Buna göre, Oğuzlar'ın Bayındır boyunun bir oymağı olan Akkoyunlular'ın, Peygamber efendimiz devrinde (VII. yüzyıl) Kıpçak ülkesine, oradan da Ârran Ovası'na geldiklerini, Selçuklular döneminde bu devletin hizmetine girdiklerini ve Diyarbakır bölgesinin kendilerine ikta olarak verildiğini kaydetmektedir.
Oğuzlar'ın Bayındır boyundan inen Akkoyunlular'ın tarihi, 1300 yıllarından itibaren bilinmektedir. Akkoyunlular'dan, bilinen ilk tarihi simâ, Tur-Ali Bey'dir. Karakoyunlu devletini yıkarak (1469), onun yerine büyük bir Türkmen devleti haline gelen Akkoyunlular'ın, bu tarihe kadar başlarında bulunan reisleri şunlardır:
1) Tur-Ali Bey (?-1360): Babası Akkoyunlu Beylerinden Pehlivan Bey'dir. Kendisine bağlı Türkmenler'le Diyarbakır'da yurt tuttuğu bilinmektedir. İlhanlı Gazan Han (1248-1291)'a genç yaşta intisap ettiği ve onun maiyetinde Suriye seferine katıldığı bilinmektedir.
2) Fahreddin Kutlu Bey (1360-1389): Babası Tur-Ali Bey'den sonra, Akkoyunlular'ın reisliğine gelmiştir. Devri oldukça hareketli geçmiş, Sivas hakimi Kadı Burhaneddin, Trabzon Rum İmparatorluğu, Mısır Memlûk Sultanlığı ve amansız rakipleri Karakoyunlular'la mücadele etmiştir. 1389 yılında ölen Fahreddin Kutlu Bey'in mezarı, Bayburt'un Sinor köyündedir.
3) Ahmed Bey (1389-1397): Fahreddin Kutlu Bey'in oğludur. Babasının ölümü üzerine, Akkoyunlular'ın reisliğine getirilmiştir. Uzun süre, Kadı Burhaneddin'in yüksek hakimiyetini kabul etmek zorunda kalan Ahmed Bey, 1397 yılında onun tarafından öldürülmüştür.
4) Fahrüddin/Bahaüddin Kara-Yülük Osman Bey (1397-1435): Akkoyunlular'ın, Doğu Anadolu'da hakimiyetini perçinleyen reisleridir. Fahreddin Kutlu Bey'in oğullarındandır. Rakipleri ve ağabeyi Ahmed Bey'i öldürten Kadı Burhaneddin'i mağlûp ve katletmiş, daha sonra Karakoyunlu Kara-Yusuf'la, Türkmenler üzerindeki hakimiyet ve Doğu-Güneydoğu Anadolu'yu elde etmek için, amansız bir mücadeleye girmiştir.
5) Celâlüddin Ali Bey (1435-1438): Kara-Yülük Osman Bey'in veliaht tayin ettiği oğlu olup, babasının yerine Akkoyunlu reisliğine getirilmiştir.
6) Nurüddin Hamza Bey (1438-1444): Kara-Yülük Osman Bey'in diğer oğludur.
7) Cihangir Bey (15/10/1444-1453): Celâlüddin Ali Bey'in oğludur. Hakim olduğu Urfa'dan hareketle, Akkoyunlu beyliğini tekrar toplamayı başarmıştır.
8) Nusretüddin Ebû-Nasr Uzun Hasan Bey (1435-6/1/1478): Akkoyunlular'ı bir devlet haline yükselten, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey olmuştur.
Karakoyunlular'ın büyük hükümdârı Cihân-şâh'ı (1467), Türkistan hükümdârı Ebu Said'i (1469) ortadan kaldırarak bütün İran'a, Irak'a, Kafkasya'ya ve Doğu Anadolu'ya sahip oldu.
Batı Anadolu'ya doğru olan hedefi, Osmanlı hükümdârı Fatih Sultan MehmedOtlukbeli (11 Ağustos 1473) yenilgisi ile neticesiz kaldı. Bu yenilgiye rağmen ayakta kalmayı başaran Uzun Hasan, Orta ve Batı Anadolu'dan tamamen elini çekmekle beraber, Tebriz taht merkezi olmak üzere diğer Akkoyunlu topraklarını elinden bırakmadı. (1451-1481) karşısında aldığı
1478 yılında vefat eden Uzun Hasan, büyük devlet adamlığı vasfı yanında, memlekette uzun süreden beri ihmal edilmiş olan imâr faaliyetlerine hız verdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu harap eden aşiret kavgalarına, mera, otlak anlaşmazlıklarına son verebilmek için, birçok kanunlar düzenledi. Bu kanunlar, uzun süre, bölgede "Hasan Padişah Kanunları" olarak anılagelmiştir. Osmanlılar dahi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesini ele geçirdikleri zaman, bu kanunlarda çok az değişiklikler yaparak yürürlükte bırakmışlardır.
9) Sultan Halil (6/1/1478-24/12/1490):Uzun Hasan Bey oğlu.
10) Sultan Yâkub (15/7/1478-24/12/1490): Uzun Hasan Bey'in diğer oğlu olup, son dirayetli Akkoyunlu hükümdarıdır. Ölümünden sonra devlet, inkırâza yüz tutmuştur.
Sultan Yakub'dan sonra sırasıyla Sultan Baysungur (24/12/1490-1492 Mayıs), Sultan Rüstem (Mayıs 1492-1496 yılı başı), Sultan Dâmâd/Ahmed Göde/(1496 başı-1498), Sultan Mehmed (1498-1500), Sultan Elvend (1500-1504), Sultan Murad (1504-1508) hükümdarlık yapmışlardır. Akkoyunlu devletine diğer bir Türk teşekkülü olan Safevî hanedanı son vermiştir.

Kaynak: Genel Türk Tarihi / dallog.com

Son düzenleyen Blue Blood; 23 Ocak 2007 22:33
Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
17 Haziran 2010       Mesaj #2
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Akkoyunlular:
Sponsorlu Bağlantılar
( 15 yy. 1508 )

  • 15. yy'da Doğu Anadolu'da kurulmuş Türk Devletidir.
  • Karakoyun ve Memlüklüler ile savaştı.
  • Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet'le 1453'de Otlukbeli savaşını yaparak yenildiler.
  • Kuran-ı Kerim'i ilk kez Türkçe'ye çeviren devlet Akkoyunlulardır.


Daisy-BT - avatarı
Daisy-BT
Ziyaretçi
17 Nisan 2011       Mesaj #3
Daisy-BT - avatarı
Ziyaretçi

Akkoyunlular

Doğu Anadolu'da devlet kuran bir Türk oymağı.

Akkoyunluların soyu, Oğuzların Bayındır boyuna bağlanır. Bazı tarihçilere göre bunlar Karakoyunlular ile birlikte 13. yüzyılın sonlarında Maveraünnehir'den Azerbaycan ve Doğu Anadolu'ya göç ettiler. 15. yüzyıl başlarında bağımsız bir devlet kurdular. Diyarbakır yöresini anayurt seçtiler ve topraklarını Horasan, Fırat ve Kafkas Dağları'ndan Basra Körfezi'ne kadar genişlettiler.

Akkoyunlu Devleti'nin en ünlü hükümdarı Uzun Hasan'dır. 1453'te başa geçen Uzun Hasan, en büyük düşmanları olan Karakoyunlular ile savaşa girdi. Karakoyunluların topraklarını ele geçirdi (1467). İki yıl sonra Timur'un torunlarından Ebu Said Mirza'yı da yenerek devletin sınırlarını genişletti. Osmanlılar ile savaşan Venedikliler ile anlaştı. Kendisine sığınan Karaosmanoğullarını korudu. Hatta Karaman Beyliği'ni korumak için Konya üzerine asker gönderdi. Fakat ordusu, Fatih'in oğlu Konya valisi Şehzade Mustafa tarafından mağlûp edildi (1472). 1473 yılında Anadolu'ya düzenlediği ikinci seferinde, Otlukbeli'nde Fatih tarafından kesin bir yenilgiye uğratıldı. Uzun Hasan bu yenilgiden sonra Akkoyunlu merkezini Diyarbakır'dan Tebriz'e taşıdı. Bu savaştan 5 yıl sonra Uzun Hasan öldü, yerine geçen oğulları ve torunları zamanında Akkoyunlu Devleti taht kavgalarıyla iyice zayıfladı. Safevi hükümdarı Şah İsmail tarafından ortadan kaldırıldı (1508).

Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs
Hera - avatarı
Hera
VIP A'mour
25 Temmuz 2015       Mesaj #4
Hera - avatarı
VIP A'mour
AKKOYUNLULAR, Doğu Anadolu ve Batı İran'da imparatorluk kurmuş bir Türk oymağı (1403 -1508). Akkoyunlu oymağı, başta Bayındır olmak üzere, Bayat, Döğer, Çepni vb. boylardan oluşuyordu. Dede Korkut hikâyelerine de yansıyan Bayındır ya da Bayındur adına ilk kez Bizans kaynaklarında rastlanır (1352). Bu oymak, islamiyetin sûnni mezhebini benimsedi ve birçok kez, Trabzon Rum imparatorluğu’na saldırıda bulundu. Bunlardan Tur Ali Bey'in oğlu Kutlu Bey, imparatorun kızıyla evlendi, bu evlilikten Karayülük Osman dünyaya geldi. Kutlu Bey’in ölümünden sonra yerine oğullarından Ahmet Bey geçti. Ahmet Bey Eretnaoğulları’ndan Erzincan emiri Mutahharten'e saldırdıysa da, ağır bir yenilgiye uğradı, Kadı Burhanettin'e sığındı. Kadı Burhanettin, Erzincan'ın yönetimini, kentin alınışında kendisine yardım eden Ahmet Bey'e verdi. Ahmet Bey'in kardeşi Karayülük OsmarTda Kadı Burhanettin’in hizmetine girdi ve onun buyruğuyla Şebinkarahisar’ı zapt etti. Ancak, sonradan Kadı Burhanettin ile arası açıldı ve onu öldürttü (1398). Arkasından Sivas'ı kuşattıysa da, Osmanlılar’a yenildi; önceleri düşmanı olduğu Mutahharten’e sığındı. Arkasından Timur’a bağlandı, onun Anadolu seferine katıldı. Hizmetlerine karşılık kendisine Malatya verildi. Timur'un yanında Ankara savaşı'na (1402) katıldıktan sonra bütün Diyarbakır yöresi ona bırakıldı. Burada Akkoyunlu devletini kurdu (1403). Zamanla, Mezopotamya, Doğu Anadolu, Irakı arap ve Irak-ı acem'le Horasan dışında İran Akkoyunlu egemenliğine girdi.
Karayülük Osman, 1435’e kadar önce Timur’a, sonra da onun oğlu Şahruh’a bağlı kaldı. Bu arada Mısır Memluk hükümdarlarını da metbu tanıdı ve OsmanlIlarla iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Ölümünden sonra (1435), yerine geçen Ali Bey, yine Timurlular ve Memiuklar’a bağlı olarak devleti yönetti, ancak dönemi karışıklık içinde geçti. Karakoyunlular'a ve Mardin valisi olan kardeşi Hamza Bey’e yenildi; önce Osmanlılar’a sonra Memluklar’a sığındı. Yerine geçen Hamza Bey, ülkenin birliğini sağladı. Ölümünden sonra yerine, Ali Bey'in oğlu Cihangir geçmek istediyse de, başarılı Olamadı ve küçük kardeşi Uzun Haşan yönetimi ele geçirdi. Batıda, Osmanlılar'a yenilen (Otlukbeli* savaşı, 1473) Uzun Haşan, Gürcistan ve İran’da yaptığı savaşlarla ülkesini imparatorluk haline getirmeyi başardı. Devletinin başkentini Diyarbakır’ dan Tebriz’e taşıdı. Ülkesinin her yanında görev verdiği şehzadelerine adeta bağımsız beylik hakkı tanıması, dolayısıyla devletinin kabile ve aşiret devleti olması, imparatorluğunun ilerdeki çöküşünü hazırladı. Uzun Haşan ölünce (1478) yerine geçmek isteyen oğulları arasındaki savaşı Sultan Yakup kazandı. Onun döneminde, şiiler arasında huzursuzluk arttı; Safeviler'den Şeyh Haydar ayaklandı. Sultan Yakup, bu ayaklanmayı bastırdı ve Haydar öldürüldü. Sultan Yakup'un ölümünü izleyen dönemde sırasıyla Baysungur (1491-1492), Uzun Hasan’ın torunu Rüstem (1492-1497), Bayezit ll’nin damadı olup, ufak tefek olduğundan ötürü gölde denilen Ahmet (1497), Elvent (Azerbaycan'da: 1497-1504), Muhammet Mirza (Yezd’de: 1497-1499), Murat (Şirvan’ da: 1497-1508) hükümdar oldular. Ancak bunların hemen hepsi, kendi yakınlarıyla savaştı; ülkede dirlik düzenlik kalmadı. Sonunda Safevi hükümdarı Şah İsmail, Akkoyunlu devletine son verdi. Ele geçirdiği Akkoyunlular’ı öldürdü. Şah İsmail’in elinden kurtulanlar osmanlı ülkesine sığındılar. Bunlar Osmanlılar’ın İran’ la yaptığı savaşlara katıldılar. Göçebe oldukları için de zaman zaman Osmanlı devletine karşı ayaklandılar.
Moğol saldırısının neden olduğu korkunç yıkımdan yararlanan Akkoyunlu beyleri uzun süre etraflarına topladıkları kimseleri geçindirebilmek ya da bir yurt elde etmek amacıyla türlü yollara başvurdular. Kimi devletlerin buyruğunda para ya da ganimet karşılığı çalıştılar. Katıldıkları savaşlarda, acımasızca etrafı yağmalamaktan çekinmediler.
Akkoyunlu devleti ancak Uzun Haşan yönetiminde gerçek bir devlet niteliği kazandı. Uzun Haşan, kendinden önce bu bölgelerde egemen olan Karakoyunlu, Celayir ve Timur devletlerinin yönetim biçimini benimsedi, askeri örgütlenmede ise Osmanlılar’ı örnek aldı. Bunun yanında göçebe unsurları yerleşik duruma getirmek için sonradan "Haşan Bey kanunları" adı da verilen arazi kanunlarını çıkarttı.-Bu kanunlar Doğu Anadolu’da OsmanlIlar tarafından da uygulandı. •SANAT. Doğu ve Güney-Doğu Anadolu'da XIV. ve XV. yy.'larda egemen olan Akkoyunlular'ın sanat ve mimarlık yapıtları çok çeşitli özellikler gösterir. Yöresel coğrafya ve iklim koşulları, yaşama biçimi ve değerler, İran ve Mezopotamya ile siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel ilişkiler, sanat ve mimarlığı biçimlendiren önemli etmenlerdir. Akkoyunlular’ın Anadolu ve Anadolu dışında egemen oldukları yerleşme merkezlerindeki yapılar incelendiğinde, yapı üretiminin önemli boyutlara ulaştığı görülür. Bunlar da zorunlu etkinlikleri karşılayıcı niteliktedir. Doğudan ve güneyden gelenlerle Anadolulu sanatçılar bir arada yapı üretmiş, geleneklerini kaynaştırmışlardır. Buna karşılık bölgesel gereçlerin yeğlendiği, Selçuklu ve Artukoğutları dönemlerinden beri geliştirilen eski tasarımların kullanıldığı örnekler de vardır. Gene bu dönemde, yer yer Anadolu-Türk mimarlığının gelişim çizgisi içinde, tasarım ve bezeme açısından özgün örneklere de rastlanmaktadır.
Saray çevresi dışında değişik yörelerde egemen olan akkoyunlu soyundan beylerin, bulundukları yörelerde güçleri oranında, başta mimarlık olmak üzere çeşitli sanatsal etkinlikleri destekledikleri görülmektedir. Dönemin önemli merkezlerinden biri, bir süre başkent olan Diyarbakır, diğeri ise Mardin’dir. Bunlara aynı yoğunlukta olmamakla birlikte Hasankeyf, Urfa, Ahlat, Harput, Çemişkezek, Erzurum, Bayburt vb. eklenebilir. Uzun Haşan döneminde başkentin Diyarbakır’dan Tebriz’e taşınması yapı üretimini de etkilemiş, önemli merkezler dışında Anadolu’daki akkoyunlu yapıları azalmıştır.
Akkoyunlu sanatının bir başka özelliği, XV.ve XVI. yy.'larda gelişen osmanlı mimarlığıyla, özellikle dinsel yapılarda, biçimsel açıdan koşutluklar göstermesidir Buna bağlı olarak, değişik bölgelerde gelişen iki sanat arasında yakın ilişkiler bulunduğu söylenebilir. Osmanlı belgelerin de akkoyunlu yapıtlarını açıklığa kavuşturacak çok zengin bilgiler bulunmaktadır. Başta Diyarbakır ve Mardin’de olmak üzere zengin vakıfları bulunan birçok akkoyunlu yapıtının geçirdiği aşamalar be- lirlenebilmektedir. Bu belgelerde dikkati çeken bir nokta yapıların işlevlerine ilişkindir. Belgelerde yapılardan "zaviye ve mescit", "zaviye ve türbe”, vb. biçiminde söz edilmesi, bunların birbirine yakın işlevleri üstlendiklerini ortaya koymaktadır. Bu arada değişik işlevlerde yapılardan oluşan külliyeler de vardır.
Devletin ilk merkezi olan Diyarbakır’daki camiler, küçük, gösterişli, plan, bezeme ve taş işçilikleriyle önemli örneklerdir. Ayniminare camisi (1489), yan mekânlı ilk osmanlı camileri planında yalın bir yapıdır. Şeyhmatar camisi (1500), yöresel özellikte ak-kara taştan bir yapıdır. Minaresi, 4 sütuna oturan gövdesiyle bu türde tektir. Nebi (Peygamber) camisi (XV. yy.) yanlara doğru genişletilmiş tek kubbeli yapılara ilginç bir örnektir. Burada kubbe, yanlarda beşik tonozlarla genişletilmiştir. Yanlara doğru genişletilmiş planın daha gelişmiş bir örneği Safa (Iparlı) camisi'nde görülmektedir (XV. yy. ortaları). Burada sekiz ayağa oturan merkezi kubbe, yanlara doğru ortada tonoz, köşelerde küçük kubbelerle genişletilmiştir. Bu durum OsmanlIlarla da koşutluklar gösterir. Şeyhsafa medresesi (Muslihittin- lari medresesi) [yaklş. XV. yy. ortası) tüm birimlerin ince, uzun bir dikdörtgen plan üzerinde toplanmasıyla, klasik medrese örneklerinden ayrılır. Safa camisi’ndeki çiniler ve taş işçiliği ise, Akkoyunlular’ın bu sanatlardaki yetkinliğini gösterir. Bunların yanı sıra Diyarbakır surlarındaki yazıtlar da Akkoyunlu dönemine ilişkin önemli örneklerdir.
Kaynak: Büyük Larousse
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

4 Ocak 2012 / Misafir Taslak Konular
26 Temmuz 2012 / Misafir Türk ve İslam Dünyası
27 Temmuz 2012 / Misafir Türk ve İslam Dünyası
16 Nisan 2009 / Misafir Türk ve İslam Dünyası
23 Ocak 2007 / Misafir Taslak Konular