Arama

Anlam Bakımından Kelimeler (Sözcükler)

Güncelleme: 20 Kasım 2016 Gösterim: 34.554 Cevap: 1
TUZCUAY - avatarı
TUZCUAY
Ziyaretçi
13 Kasım 2009       Mesaj #1
TUZCUAY - avatarı
Ziyaretçi

SÖZCÜKTE ANLAM


Sözcüklerin tek başlarına anlamları olmakla beraber cümle içinde de farklı anlam özellikleri kazanabilirler. Hatta aynı sözcük farklı cümlelerde farklı anlama gelebilmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar
Ör: Üzerinde ince bir gömlek vardı. (kalın değil)
Bu yaptığın çok inçe bir davranıştı. (kibar)

GERÇEK ANLAM


Bir sözcüğün söylendiğinde aklımıza gelen ilk anlamıdır. Sözlükte ilk anlam olarak verilir.
Ör: Kağıtların hepsini tek tek yaktı.
Yere düşen çocuğun burnu kanadı.
Kuşun kanadında kırmızı bir tüy var.

YAN ANLAM


Sözcüğün gerçek anlamına bir yönü ile benzeyen yeni anlamıdır. Mutlaka gerçek anlam ile şekil, özellik, renk gibi bir bağlantısı vardır.
Ör: Yine bizimki yemeği yaktı.
Ayakkabının burnunu eskitiyor.
Uçağın kanadını maviye boyamışlar.

MECAZ ANLAM


Bir sözcüğün gerçek anlamı ile hiçbir ilişkisi olmadan o sözcüğü yepyeni bir anlama gelecek şekilde kullanmaktır.
Ör: Ayrılık acısı ciğerimizi yaktı.
Ne kadar da burnu havada bir kızsın sen.
Rıfkı Bey, mahallenin yetimlerini kanatları altına aldı.

AD AKTARMASI


Bir kavramı uzun uzun anlatmak yerine, o kavramla alakalı bir yada birkaç sözcüğü kullanıp tamamını kastetmedir. Ör: Bizler Yahya Kemal okuduk. (Yahya Kemal şiirleri)
Yine sobayı yakmamış. (Sobanın içindeki odunları)
Beş dakikada üç tabak yedi. (Üç tabak yemek)

DUYULAR ARASI AKTARMA


Bir duyu organının bir bir özelliğini başka bir duyu organınınkini karşılayacak şekilde kullanmaktır.
Ör: Adamın açı bir sesi vardı. (Acı - tat alma)

DOLAYLAMA


Tek sözcükle ifade edilebilecek bir kavramı, birkaç sözcükle anlatmaktır.
Ör: Kaleci - file bekçisi Kömür - kara elmas
Sinema - beyaz perde Turizm - bacasız sanayi

GÜZEL ADLANDIRMA


Söylenince insanlarda korku, üzüntü, uğursuzluk gibi duyguları uyandıran sözcüklerin yerine başka sözcüklerin kullanılmasıdır.
Ör: Verem - ince hastalık Ölüm - son yolculuk
Cinler - üç harfliler doğa üstü varlık - iyi saatte olsunlar

EŞ ANLAM (ANLAMDAŞ)


Yazılışları farklı; anlamları aynı olan sözcüklerdir.
Ör: öğrenci - talebe konuk - misafir

EŞ SESLİ (SESDEŞ)


Yazılışları aynı; anlamları farklı olan sözcüklerdir.
Ör: Yaz: yazma eylemi Yaz: bir mevsim

ZIT ANLAMLI


Birbirine karşıt anlamları karşılayan sözcüklerdir.
Ör: Güzel - çirkin ağla - gül
Not: Bir sözcüğün olumsuzluk eki almış hali ile zıt anlam
yapılmaz.
Ör: gel - git ( gelme zıt anlam olmaz)
Not: Her sözcüğün eş anlamlısı, eş seslisi, ya da zıt anlamlısı yoktur.
Not: sözcüklerin bu anlam özellikleri cümledeki kullanılışı ile bulunur. Örneğin “ince" sözcüğünün zıt anlamlısı “kalıri’dır. Oysa "çok inçe bir insansın" cümlesindeki “ince" sözcüğünün zıt anlamlısı “kaba''dır.

GENEL VE ÖZEL ANLAM


Dar kapsamlı sözcüklere özel; geniş kapsamlı sözcüklere genel anlamlı denir. Aşağıda genelden özele bir sıralama yapılmıştır.
Varlık-canlı-bitki-ağaç-çam ağacı-diken yapraklı çam ağacı NİCEL VE NİTEL ANLAM
Nicel sayılabilen, ölçülebilen özelliği olan kelimelerdir; nitel sayılamayan, ölçülemeyen özelliği olan kelimelerdir.
Ör: Eve gelince bir tabak yemek yedi. (Nicelik)
Bu çok lezzetli bir yemek. (Nitelik)

SOYUT VE SOMUT ANLAM


Beş duyu organımızdan herhangi biri ile algılayamadığımız varlıklar soyuttur. Beş duyu organımızdan herhangi biri ile algılayabildiğimiz varlıklar somuttur.
Ör: Akıl, zeka, sevgi, ilgi, nazar, öfke... - soyut anlamlı Kalem, okul, taş, hava, yazı, gül.. - somut anlamlı

TERİM ANLAM


Bilim, sanat ya ada meslekle alakalı özel kelimelerdir.
Bir sözcüğün günlük anlamdaki kullanımı terim değildir.
Ör: Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir. (Terim)
Bu olaya bakış açını beğenmedim. (Terim değil)

SÖZCÜK ÖBEKLERİ (GRUPLARI)


Birkaç sözcüğün bir araya gelmesi ile oluşmuş, kendi içinde kalıplaşıp artık bir bütün olmuş sözcükleridir.

DEYİMLER


En az iki sözcüğün bir araya gelerek kendi anlamlarından başka bir anlamı karşılayarak oluşturduğu bütündür. Tüm deyimler mecaz anlamlıdır. Deyimler genellikle eylem bildirdikleri için, genellikle sonlarına “-mek,-mak" eki alırlar. Ör: Aldığı her işi yüzüne gözüne bulaştırır.
Bu yaptıklarınla öğretmenin gözünden düştün.

ATASÖZÜ


Söyleyeni belli olmayan, deneyimlere dayanan, bizlere öğüt veren ve her zaman bir cümle şeklinde olan kalıplaşmış kelime gruplarıdır.
Ör: Dost ile ye iç; alışveriş etme.
Horoz ölür gözü çöplükte kalır.
Not: Kimi atasözleri sadece gerçek; kimileri hem gerçek hem de mecaz; kimileri ise sadece mecaz anlamlıdır.
Ör: Son pişmanlık fayda vermez (gerçek)
Ağaç yaşken eğilir (hem gerçek hem mecaz)
Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır (mecaz)
Not: Deyimleri ve atasözlerini oluşturulan kelimeler kesinlikle atılamaz ya da değiştirilemez.

ÖZDEYİŞLER (VECİZE)


Ünlü biri tarafından söylenmiş özlü sözlerdir. Atasözlerinden farkı söyleyenin belli olmasıdır.
Ör: Bir Türk dünyaya bedeldir (Atatürk)

İKİLEMELER


İki sözcüğün bir araya gelerek kalıplaşması ile oluşan gruplardır. Şu şekillerde oluşur:
❖ Aynı sözcüğün tekrarı ile,
Ör: Her tarafa sarı sarı yapraklar dökülmüş.
❖ Yakın anlamlı sözcüklerin tekrarı ile,
Ör: Yalan yanlış sözlerle beni oyalama.
❖ Zıt anlamlı sözcükler ile,
Ör: Elindeki irili ufaklı taşları denize atıyor.
❖ Anlamsız sözcüklerle,
Ör: Abur cubur yemekten midesi bozuldu.
❖ Biri anlamlı diğeri anlamsız iki sözcükle,
Ör: Bu sorunu para mara çözemez.

YANSIMA SÖZCÜKLER


Doğada duyulan seslerin taklidiyle oluşur.
Ör: Ağaçlardan gelen hışırtı beni korkutuyor.
Not: Önemli olan bir sesten yola çıkarak oluşmasıdır.
Ör: Masa gıcır gıcır ediyordu. (Yansıma)
Evi temizledi, her yer gıcır gıcır oldu. (Yansıma değil) Sabahleyin pırıl pırıl güneşte uyandım. (Yansıma değil) Not: İsim ve sıfat tamlamaları da birer söz öbeğidir.


Son düzenleyen Safi; 20 Kasım 2016 19:02
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
13 Nisan 2012       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi

DOLAYLAMA


Bir varlığın kendisi söylenmeden onu çağrıştıracak bir biçimde başka kelimelerle ifade etmeye denir. (Herkesçe bilinen takma ad diyebiliriz.)
Sponsorlu Bağlantılar

Örnek:
Ulu Önder = Atatürk
File bekçisi = Kaleci
Yavru kurt = İzci
Meşin yuvarlak = Top
Ormanlar kralı = Aslan
Minik Serçe = Sezen Aksu
Yavru Vatan = Kıbrıs
Bacasız sanayi = Turizm
Boyun bağı = Kravat
Beyaz perde = Sinema
Derya kuzusu = Balık
On bir ayın sultanı = Ramazan
Kara elmas = Kömür
Beyaz cam= Televizyon
İnce Hastalık = Verem

TERİM ANLAM


Bilim, sanat, spor veya herhangi meslek alanında kullanılan özel anlamlı kelimelere denir.
Edebiyat: ölçü, tema, uyak, özne, yüklem…
Müzik: solfej, nota, es, sol anahtarı…
Tiyatro: sahne, perde, suflör, aktör,
Matematik: çarpma, rasyonel sayı, denklem…

Not: Bir terim birden çok alanla ilgili olabilir.
Kök halindeki bir kelime yapım eki alırsa türemiş olur. (Türkçe terimi)
Verilen denklemin kökleri 3 ve 4’tür.(matematik terimi)
Ay, Dünya’nın uydusudur. (Coğrafi terim)
Bu tiyatro beş perdeden oluşuyor. (Tiyatro terimi)

Not 2: Kelimelerin çok anlamlı olmasından dolayı kelime bazen terim anlamlı bazen gerçek anlamlı olur.
Fizik dersinde makaraları işledik. (Terim)
Beyaz makarayla gömleğin düğmesini dikti. (Gerçek Anlam)

SOYUT VE SOMUT ANLAM


Somut Anlam:
Beş duyumuzun –tatma, işitme, koklama, görme, dokunma- biri yada birkaçı ile algılanılabilen kelimeler somut anlamlıdır.
Örnek: hava, ışık, ısı, lamba, kalem, defter, koku.

Soyut anlam:
Beş duyumuzla algılayamadığımız varlığını sezgi ve akıl yoluyla kabul ettiğimiz kelimeler soyut anlamlıdır.
Örnek: rüya, zeka, endişe korku, sevgi, öfke, melek, şeytan vb.
Not: Kullanıldıkları cümleye göre soyut anlamlı kelimeler somut, somut anlamlı kelimelerde soyut anlam kazanabilir.
Kalp: somuttur. “Çok kalpsiz bir çocukmuş” cümlesinde soyut anlam kazanmıştır.
Güzel: soyuttur. “Güzeller çeşmenin başına toplanmışlar.” cümlesinde somut anlam kazanmıştır.

Olayları birde bu gözle değerlendirmelisin. (Somuttan soyuta)
Yaptığı işleri kitaba uydurmanın yolunu bulurdu. (Somuttan soyuta)
Bu işte, yine onun parmağı vardır. (Somuttan soyuta)
Eski cezaları ödemeden o belgeyi alamazsın. (Soyuttan Somuta)
Özlem, bu haberi duyunca çok sevindi. (Soyuttan Somuta)

MECAZ ANLAM


Bir kelimenin gerçek anlamından uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir.
Sözcükler tek başınayken sadece gerçek anlamlı olabilirler. Hiçbir kelime tek başına mecaz anlam taşımaz. Mecaz anlamı cümle içerisinde kazanır.
Onun karanlık bir kişiliği var. ( karanlık gerçek anlamının dışında bilinmeyen, kötü anlamında kullanılmıştır.)

Evine vardığımızda bize çok soğuk davrandı.
Bende politikaya soyunacağım.
Ortalıkta savaş kokusu var.
Öğretmen öğrencilerine patladı.
Tatlı hatıralarla avunup durdu.
Senin yüzünden azar işittik.
Bu iş ince hesaplarla yürüyor.
Bu suçu örtmemiz doğru değil.
Çocuğu kavgada iyice benzetmişler.
Bize boş gözlerle bakıyordu.

Yemeğini büyük bir iştahla yedi. (gerçek)
Kitapları büyük bir iştahla okuyor. (mecaz)

Not: Bir çok kelimenin birden çok gerçek anlamı vardır. Biz onlara “sesteş” kelimeler diyoruz. Sesteş kelimeler mecaz anlamlı değildir.
Yüz, aç, sağ, daire, bağ, satır vb.

YAN ANLAM


Sözcüğün gerçek anlamıyla kazandığı yeni anlama yan anlam denir.
Bir sözcüğün birden fazla yan anlamı olabilir. Yan anlamla gerçek anlam arasında anlamca bağlantı vardır.
Örnek: “Kol” kelimesinin gerçek anlamı “insanın bir organı”dır.
“Çocuk kapının kolunu çıkardı” cümlesinde “nesnelerin tutulmaya yarayan bölümü” olarak kullanılmıştır. Yan bir anlam kazanmıştır.

Uçağın kanadındaki motor bozulmuş.
Seninle mağaranın ağzında buluşuruz.
Paragraf başı yapmayı unutmayın.
Kuşu uzun süre kafeste tutmayın.
Dağın eteklerine kar yağmıştı.
Uçurtmasına sarı bir kuyruk bağlamıştı.
Ayakkabının burnunu yere vurdu.
Masanın gözündeki kitapları getir.
Defterin yaprağını yırtmışlar.
Boru dirseğinden su sızdırıyor.

Çocuğun çürük dişi çekildi.( Gerçek Anlam)
Testerenin dişi kırılmış.( Yan Anlam)
Sarımsakta iki diş var. ( Yan Anlam)

GERÇEK ANLAM


Bir kelimenin herkes tarafından bilinen, tek başınayken de taşıdığı ilk anlamına denir. Buna sözlük anlamı ve temel anlamı da denir.
Karanlık: ışığın olmayan,ışıktan yoksun anlamına gelir. Bu kelimenin gerçek anlamıdır.

Örnek:
Işıklar sönünce karanlıkta kaldık.
Soğuk su içtiği için hasta oldu.
Ayağı kayınca yere düştü.
Bebeğin küçücük bir ağzı var.
Eve geldiğinde yüzü sapsarıydı.
Böyle derin bir çukur hiç görmemiştim.
Taşıdığı paketler çok ağırdı.
Son düzenleyen Safi; 14 Ekim 2016 22:17

Benzer Konular

20 Aralık 2014 / kalomira_25 Türkçe Dil Bilgisi
15 Ekim 2016 / By_Dark Edebiyat
6 Aralık 2011 / Misafir Cevaplanmış
26 Kasım 2014 / Firuze Cevaplanmış